1. Bölüm
Şu düşüncede olan kardeşler var. Ben derse gelmeyen birinin sevabını da günahını da üzerime alırım. Akşam derse giderim. Zikirden af olmuş olarak kalkar. Onun da günahlarının sevaba çevrilmesine vesile olur. O da af olmuş olur. Ben de sevabını alırım. Bu düşüncede olmak doğru mu bize aydınlatır mısınız? Burası ya normalde ben derse gelmeyen birinin sevabını da günahını da üzerime alırım. Burayı anlayamadık. herkesin sevabı da günahı da kendi üzerine hiç kimse birbirinin günahını yüklenme noktasında değil. Bu normal dediğim hukuku ve hükmü. O yüzden buradaki akşam derse giderim. Zikirden af olmuş olarak kalkar. derse gelmeyen bir kimsenin günahını mı üzerine alıyor o kimse? Biraz tuhaf geldi ya da tuhaf bir soru.
Bir kimse derse gelmiyorsa bir kimse dersten sevabı olmaz. Nasibi olmaz. Derse gelmeyen bir kimsenin günahını üzerine almak ne demek? Dört adet soru soran buradaysa bunu bir bize açıklığa kavuştursun. Eğer erkekler tarafındansa. Değil mi? Dört adet soru aklımdan çıkmıyor. Bir gençliğimizde yılbaşı gelince hindi kesip pirinç pilavı yemiştik. Afiyet baş şeker olsun. Bir yılbaşı tebri birbirimize göndermişsinizdir bilmeyerek. Bunun için ne yapmalıyız? Normalde yılbaşı kutlamak, hindi yemek, hindi pirinç pilavı yemek haram değil ama yılbaşı kutlamak kastıyla. Böyle bir şey yaparsa bir kimse kendince hristiyan adetini yerine getirirse bu hoş bir şey değil. Allâh muhafaza eylesin. Bununla alakalı ulemanın ağır tehditvari fetvaları var.
Bu fetvalar da hadîs-i şeriften kim neye benzemek isterse onlara döndürülür diye. O yüzden İslam usulünde, kaidesinde, ahlakında, adabında hristiyan veya Yahudi adet ve geleneklerini icra etmek yok. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke döneminde müşriklere benzememek için mücadele ederdi. Mekke döneminde hristiyan ve Yahudilerle alakalı keskin tavır ve davranışları yoktur. O yüzden mesela bir kısım böyle meal okuyanlar veyahut da dine yüzeysel bakanlar buradan aldanıyorlar. Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine’ye hicret ettikten sonra, hatta son ölümünün 3-4 yılında komple Yahudi ve Hristiyanları da cephe almaya başladı. Mesela bu aşırı orucuyla alakalı bu konuda açık ifadeler var.
Son döneminde tutmadığına dair, oruç farz olduktan sonra tutmadığına dair muhalefet ediyor. İslam bu noktada muhalefet eder kendi inancını, imanını, ahlakını, adabını, erkanını ayakta tutmak için diğer İslam dışı kültürlere muhalefet eder. Ama bu muhalefeti böyle imanının getirdiği bir şey olarak yapar. Doğru düzgün yapar. O yüzden bilerek bilmeyerek işlemiş olduğumuz günahlara tövbe edelim. Allâh bizi affetsin. Bir kişi herhangi birini dinden çıkarmaya sebep olursa bunu manevi durumu ne kadar zarar eder. Allâh muhafaza eylesin. Bir kimsenin dinden çıkmasına vesile olmak gerçekten büyük günahı kebalilerden birisi. Çünkü kim şerden bir kapı aralarsa o şerden kaç kişi geçerse ondan nasibini alır.
2. Bölüm
Kim hayırdan bir kapı aralarsa oradan da kaç kişi geçerse ondan nasibini alır. Daha ağırını böyle eğer söyleyecek olursak bir kimsenin imanına vesile olan yerdeki insanların ve göktekinlerin, meleklerin ve cinilerin yapmış olduğu ibadetten daha evla ibadet ediyor ya. E birisinin de imanının zail olmasına sebep olan da bunun karşıtlı olarak böyle olursa gerçekten sıkıntı çok büyük. Allâh muhafaza eylesin. Benden sonra erkeklere bıraktığım en büyük fitne kadınlarınızdır diye hadîs-i şerif var mı? Dördüncü soru bir de sizin kadınlarınız azıttığı zaman sizin haliniz nice olur diye hadîs-i şerif var mı? Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Güzel koku, güzel kadın, gözümün nuru da namaz. Ya Hümeyra diyen bir peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini tanıyorsunuz.
O yüzden ben bir şey bu hadîs yoktur deme noktasında değilim. Biz kendimize ölçe alacaksak bu hadîs-i şerifleri kendimize ölçe alabiliriz. Beni nasıl seversin ya Resulallah? Kördüğüm gibi. Arada aklına geldiğinde kördüğüm ne alemde ya Resulallah? İlk günkü gibi. O yüzden kadınlarınız size Allâh’tan bir emanettir âyet-i kerime. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Onlara iyi davranın. Kim eşinden memnun bir şekilde ölürse cennet ona vacip olur. Bir erkek hadîs-i şerif bir erkek vefat ederken hanımı, ondan memnun ise cennet ona vacip olur. Bir kadın ölürken öldüğünde erkek ondan memnun ise o kadına cennet vacip olur. O yüzden bu hadîs-i şerifleri kendimize ölçe alalım. İmanetli olması şart. E tabi iman ehli olması lazım.
Allâh bizi iman ehli olanlardan eylesin. Cennet ehli yan çünkü cennet ancak iman ehline helaldir. Hristiyan bir kadın memnun olursa erkekten bu erkek için muhakkak önemli. Erkeğin lehine ama hristiyan Müslüman olmadığı müddetçe ne kadar iyi olursa olsun o cennete giremeyecek. Cennet ehli yalnızca Allâh’ı zikirsiz geçirdikleri günler için pişman olacaklar deniyor. Cennetin alt mertebelerinde olanlar üst mertebede olamadıkları için böyle bir üzüntü pişmanlık ya da imrenme temenni olacak mıdır? Üzüntü olmasa bile böyle bir temenni yahut da imrenme cennette insanın huzurunu kaçırmaz mı? İnsanoğlu haristir. Hep her şeyin daha iyisini daha güzelini ister. Bu harisliği o kimseye pozitif manada katkıda bulunur.
İyi, doğruyu, güzeli daha iyiye koşmak. Eğer bu harislik dünyayı elde etmek makam, mevki, para, pul noktasında haddi aşarsa o zaman da o kimseye helaka götürür. Cennette muhakkak ki insanlar bir üst kattaki insanlara imrenirler. Bu da işin duasında var. Cennet ehline üzüntü yoktur ama imrenme vardır. Pişmanlık vardır. Bu ona üzüntü olarak döner mi? Bunu biz hayıflanmak diyelim. kim istemez ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sofrasında oturmayı? Kim istemez ki her an Cenâb-ı Hak’ın cemalullahını müşahade etmeyi? E cennet halkına cumadan cumaya tecelli edecek eyvallâh. Ama bir kısmı var, dünya güne olarak gün buna koymak biraz sıkıntılı ama bu meselede rumuz olarak, işareti olarak bizden anlayalım diye öyle söylenmiş.
3. Bölüm
Cennette dünyadaki gibi güneş doğup patacak değil ama velakin biz algılayalım, anlayalım diye böyle tavir edilmiş. Bir kısmı cumadan cumaya Cenâb-ı Hak’ın cemalini müşahade ederken, bir kısmı günde her gün müşahade ederken, bir kısmı her an müşahade edecek. Cumadan cumaya cemalullahı müşahade eden her gün onu müşahade etmek için bir iştiyak duymaz mı? Şeyh duymaz mı? Duyar. O tat onun ağzında kalmaz mı? Kalır. O zaman keşke demez mi? Der. Allâh bizi muhafaza eylesin. Âlâ İmrân Sûresinin indiriliş sebebi nedir? Hanefi mezhebine göre karı koca ilişkisindeki sınır nedir? Âlâ İmrân’ın indiriliş sebebini bilmiyorum çünkü Âlâ İmrân’daki ayetlerin komplesinin, çünkü Âlâ İmrân hemen bir seferde veyahut bütün âyet-i kerimeler bir seferde indirilmiş değil.
Kur’ân’ın bütününde böyle bir şey yok. Genel olarak âyet-i kerime, âyet-i kerime bölüm bölüm indirildi. Âlâ İmrân bütünü bir seferde indirilmedi. O yüzden Âlâ İmrân’ın veya Bakara’nın veya bu tip surelerin indiriliş sebepleri bu noktada bütünsellik arz etmez. Konu duruma göre, konusuna göre âyet-i kerimeler zaman içerisinde indirildi. Hanefi mezhebine göre karı koca ilişkisindeki sınır nedir dediyseniz neyin sınırını soruyorsunuz bilmiyorum. sonuçta bu muallak bir soru. Soru sorarken netleşmek lazım. Karı koca arasındaki sınır cinsel ilişki mi, bakıma ait mi, kıyafete ait mi, yemeğe ait mi, yeme, içme mi, eğitim mi? O yüzden soru muallakta kalmayacak, geniş bir çerçeve olmayacak. Net, karı koca arasındaki geçimle alakalı sınır nedir, iaşeyle alakalı sınır nedir, eğitimle kültürle alakalı sınır nedir, çocuk bakımıyla alakalı sınır nedir.
Erkek evine bakmakta nereye kadar yükümlüdür, kadın eviyle alakalı ilgilenmekte nereye kadar yükümlüdür, gibi. Ticaret ahlakında neden zayıf kalıyoruz, yalan söylemekle karşı tarafa zulmediyor muyuz? Evet. Ve aldığımız malın parasını beş yıl sonra aynı paraya mı vereceğiz? Onu nasıl hesaplamalıyız? Birileri beş yıl parasını yerken diğerinin parası pul olmuyor mu? Evet. Borçla da aynı şekilde oluyor. Biraz açıklar mısınız? sonuçta İslam hukukunda bir kimsenin parayı bile bile geciktirmesi hara. Geciktirdiği her gün için ayrı yeten af dilemesi gerekiyor. Ama bugünkü ticaret sisteminde ne yazık ki geciktiren kimseler karşı tarafa zarar vermiş oluyor. Bunu kasıtlı bir şekilde yapıyorsa o kimse büyük günahı keba eriştiriyor.
Yok bunu kasıtlı yapmıyorsa, gerçekten yok ise o zaman yine de o kimsenin hakkına girmiş oluyor. Bu sistemin içerisinde İslam hukukuna göre bir ticaret sistemi kurulama bu noktada güçleşiyor. İnsanlar faiz almayan kimselere ödemiyorlar. Örneğin bu noktada problem var. Gerçekten bunu ayakta tutmak, buna dikkat etmek önemli bir mesele. İstidraç konusunu anlatır mısınız? Müslüman olmayan ülkelerin vefa içinde yaşamaları Allâh’ın istidracı mıdır? Bunu istidracı böyle bakarsak işin içinden çıkamayız. İstidraç bir kimsenin İslam’ı yaşamadığı halde onun üzerinden harikulade haller zuhur etmesi. O kimse dini yaşamıyor tam anlamıyla. Kur’ân ve sünnetten çok eksiklikleri var ama harikulade haller zuhur ediyor onun üzerinden.
4. Bölüm
İstidraç bu. Eğer bir kimse Kur’ân ve sünneti işliyorsa onun üzerinde harikulade haller tecelli ediyorsa o bir evliya kerameti. Bunu böyle genişletmek hristiyan dünya dini yaşamadığı halde çok rahat yaşıyorlar. İstidraç deme bizi tembelliğe götürür. Onlar bu noktada yapmaları gerekeni yapıyorlar. İlim olarak, bilgi olarak, fen olarak, çalışma olarak. Allâh da çalışana veriyor. Bunu ya onlara Cenâb-ı Hak istidraç veriyor dersek bizi tembelliğe iter. Biz çalışmıyoruz. Biz İslam dünyası olarak çalışkanlığımızı kaybettik. Biz Anadolu Müslümanları olarak çalışkanlığımızı kaybettik. Bakın Anadolu Müslümanları olarak biz çalışkanlığımızı kaybettik. Biz gayretimizi kaybettik, mücadelemizi kaybettik.
Biz hala da mesela Avrupa’ya gözümüzü dikip ya orada böyle tatil yapıyorlar deyip biz de öyle tatil yapmaya çalışıyoruz. Gözümüz hükümetin tatil açıklamasında. Biz daha daha tatil olsun diye bakıyoruz biz. Tatil istemiyoruz çalışmamız lazım deyip de yürüyüş yapanı gördünüz mü? Hayır biz cumartesileri de, pazar günleri de tatil olmasını istemiyoruz. Bir ülkenin kalkınması lazım. Bu ülkeye gelen bütün makineler yurtdışından ithal edilmiş. Bütün makinalara dolar vermişiz. Bu ülkenin ham maddesi dışarıdan gelmiş. Bütün ham maddesine dolar vermişiz. Biz baktığımızda bu ülkede var olan bütün her şey enerjisine dolar vermişiz. Doğalgazına dolar vermişiz. Yatırımlarına dolar vermişiz. Bu ülke borçlanmış komple.
Bir fabrika düşünün adam atıyorum bir milyon dolar adam fabrikaya örneğin yatırmış. O fabrikanın on gün çalışmadığını düşünebiliyor musunuz? Biz çalışmıyoruz. Bütün memurun işçinin iki gün tatil yaptığını düşünüyor musunuz ülke ekonomisine maliyetini? Bir mağaza düşünün mağazanın sahibi, mülkten de kendi sahibi olsun. O mağazanın haftada iki gün yatması demek büyük ekonomik kayıp demek. Ama bu kapitalist vahşi sistem insanları bu hale getiriyor. Tatil yapmamız lazım diyor. İslam’da da tatil yok. Cenâb-ı Hak âyet-i kerime de çalışın diyor. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir yazlığa gittiğini var mı Adı Şerif’te? Yok. Yaylaya gittiği var mı Adı Şerif’te? Yok. Ya bu sene biz çok cihâd ettik böyle kılıç salladık. 15 gün gideyim otelde kalayım dedi mi?
Yok. 15 gün gideyim Medine’de kurma bahçelerinin arasında dolaşayım dedi mi? Yok. Yok. Cihar yeryüzünde var mı? Yok. Cuma günü tatil mi? Değil. Cumartesi tatil mi? Değil. Pazar günü tatil mi? Değil. Bakın kapitalist sistemin çarkına çomak soktuğu şey mi? Maaş 15’den 15’e ay’dan ay’da mı? Değil. Ya günlük. Günlük günlük. Adam çalıştı o gün kaç para yövmesi? 20 lira. 20 liraya alacak o gün. Çalışan kimsenin alın teri. Kurumadan ödeyiniz. Adam 5 saat çalıştı 5 saatlik ücretini alacak hemen. 3 saat çalıştı 3 saatlik ücretini alacak hemen. İş bitti 1 saatlik ile anlaştın. 1 saat bitti ücretini alacak adam. Ne yapıyor biliyor musunuz kapitalist sistem? Bir vezneden veriyor öbür vezneden alıyor sizden.
5. Bölüm
Para cebinize girmiyor siz. Ne yapacaksınız siz? Çok affedersiniz. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Sanak adamın tekisin sen. Harcamasını bilmezsin. Senin maaşını ay sonunda bankaya yatırırım. Senin eline de bir tane kredi kartı veririm. Sen o kredi kartını da işletmelere mecbur kılarım. O işletmeler kredi kartını bulundurur. Kredi kartı bulunduran işletmelerden gidersen para değil plastik çekersin çırt çırt diye. Plastik. Şimdi plastik atıyor. Ne yapıyor? Cep telefonunu yükleyecek şimdi. Değil mi Yûnus öyle bir şey var değil mi? Var mı şimdi o? Başladılar. Şimdi adam cep telefonunu mu gösterecek biter? Plastik attı adam. Sen cep telefonunu göstereceksin. Ben tamam ödendi diyecek. para bankadan hiç dışarı çıkmayacak.
Siz hiç bankayı görmeyeceksiniz. Siz hiç parayı da görmeyeceksiniz. Hiç o size büyük bir mutluluk veriyor. Kredi kartı var. Çırt çek. Ne mutlusunuz. Gidiyorsunuz markete. Var mı marketten yarım kilo şeker alıp çıkan? Yok. Doldur. Karı kocada çalışıyorsunuz yetmiyor çünkü. Ne yapacaksınız? Haftalık alışveriş etmek lazım. Hafta sonunu global kapitalist sistemin ibadet hanelerini ziyaret edin. En ilginci de şu. bu alışveriş merkezlerinde bir de mescit istediler ya. Yakında pavyonları da mescit isteyeceğiz. Yakında meyhaneleri de mescit isteyeceğiz. şurada bir mescit olsun ya. Ne der? Mescit olsun. Arada gidelim namaz aklımıza gelsin. Kılalım orada. Burada mescit yok. Ben buraya girmeyeceğim demek yok.
Anladınız mı? Burada nerede namaz kılınacak bir yer var mı? Oraya gidip benzin istasyonuna gitmemen lazım. Gittim benzin istasyonuna adamın mescidi kötü. Alın oradan benzinini. Adam benzin istasyonunun yanına cami yapmış. Git oradan al benzinini. Ama biz gideriz. Biz alışveriş merkezlerinde mescit isteyeniz biz. Bunu da böyle nümayiş yapıyoruz. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden Avrupalıların veya gayri İslâmî yaşayan bir kısım devletlerin bu noktadaki çalışmaları gayretleri var. Bunu istihdahaç olarak görmüyoruz. Biz de çalışalım. Ben bazen örnekliyorum ya. Yaşım 17 buçuktu. 17-18’di işte. Kütahya’da azot fabrikasında Alman bir mühendis de çalıştım ben. Bütün var diye çalışanlar normalde 8 buçukta geliyordu.
Alman mühendis 7 buçukta geliyordu. 7 buçukta geliyordu. O 7 buçukta geliyordu. Ben onun normalde yanında çalışıyordum. Ben de 7 buçukta gidiyordum. Ne seviniyordu. Ne seviyordu beni. Beni gözü görecek Mustafa diye bağırıyordu. Adımı bile ezberlediydi Alman. 7 buçukta geliyordu o şantiye. O gün yapılacak olan işlerin hepsini de düzene katıyordu. Resimleri hazırlıyordu. Ne zamana kadar işçiler 8 buçukta geliyor. Bizim Türk mühendis var. O da 8 buçukta. 9 da geliyor. Ona ne kızıyordu. Ona muhatap olmuyordu. Bu mühendis değil diyordu. Makine mühendisi adam. O da. Bu mühendis değil diyordu. 9 da geliyordu. Beni söylüyordu. Ben bütün işleri, ben tanzim ettiği işleri millete tarif edeceğim tabii. Tanzim etmiş. o kalfı onu yapacak.
6. Bölüm
O kalfı onu yapacak. O kalfı onu yapacak. O kalfı onu yapacak. 3-4 tane kalfı vardı. Ondan sonra bana böyle anlatıyordu. Ben böyle dinliyordum onu. Almanca konuşuyordu. Cenâb-ı Hak anlama kabiliyetini verirdi. Ne veriyordu? Resimden de anlıyordum. Meslek tisesinde okuduğumda. Ben arkadaşlara anlatıyordum. Tarif ediyordum. Herkesin başında dolaşıyordu. Allâh sizi inandırsın. Türk mühendis vardı. Mühendis. Bildiğiniz mühendis. O şeyde yaklaşık bittiğimde 22 metre falan yüksekliğinde bir filtre yaptık. Merdivenlerden çıkmamıştır. Görmüyordum ben onu merdivenlerden çıktığını. Alman mühendisi her yapılan, çalışmış olan kaynağı gelip kontrol ediyordu. Öyle çalışıyorlar. Biz kar yağdı, yatarız. Yağmur yağdı, yatarız.
Bir kovusu dek yola, yatarız biz. Ondan sonra bunlar da istihraç var. Ne alakası var? Çalışıyor adamlar. Hem de çok disiplindiler. Çalışıyorlar. Bizim çalışacak insanlara diyorsun Cumartesi Pazar’da çalışacağız. Şu kadar fazlalık. Ben çalışmayacağım Cumartesi Pazar diyor. Ya diyorsun ki ya sen para için çalışmıyor musun? Para kazanacaksın. Para kazanacaksın ya. Çalışmıyor. Açmıyor dükkan pazar günleri millet. Açmıyor. Git aç malını say. Git aç malını düzenle. Rafları düzenle. Git malı oradan oraya kaldır ya. Hiçbir şey bulamazsan daha iyi. Yapmaz ki biz. Çalışmayız. Gayret etmeyiz biz. Mücadele etmeyiz. Allâh bizi muhafaza eylesin. Ondan sonra da istihraç deriz. Şebu Arusuz Salonlarda kutluyoruz.
Öğrenmek için soruyorum. Peygamberimizin sallallâhu aleyhi ve sellem doğum gecesi Mevlidi niye 15 gün önce salonlarda kutlamadık anlaşılır bir şekilde açıklar mısınız? Bunu biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin kutlu doğumu diye Nisan ayının 10 ile 20’si arasında Malum böyle bir kutlu doğum haftası diye bir hafta içerisinde kutlanıyor. 10 ile 20 arasında biz de 10 ile 30 arasında kutlu doğumları salonlarda yapıyoruz. Bu kardeşimiz herhalde hiç katılmadı galiba bizim kutlu doğum programlarımıza. O yüzden böyle bir şey yazmış. Ama inşâAllah Cenâb-ı Hak nasip ederse bu senede kutlu doğumları yapacağız. O yüzden normalde biz yaklaşık 6-7 yıl oldu mu sene göre? Efendim? 6-7 yıldan beri kutlu doğumları biz salonda kutluyoruz.
Sadece Bursa’da da değil çevre il ve ilçelerde bu konuda yapabildiğimiz yerlerde kutlu doğum yapıyoruz. Bu Mevlid kandilliyle alakalı bunu biz bir ara kendi aramızda istişare ettik arkadaşlarla salonda yapalım böyle bir şey diye. Ama tekkenin o mistik havasını terk etmek istemedik. Kandillerin hepsini tekke de yapmak istedik. O yüzden tekke de yapmaya devam ediyoruz. Öbür türlü kutlu doğum haftası etkinlikler içerisinde de Nisan ayında ona devam ediyoruz. Dört ay önce bir cahillik yaptık karımla boşanma kararı aldık. Geçimsizlikten dolayı iki ay geçtikten sonra ben çok pişman oldum. Barışmak istedim ama o istemedi. Dört yaşında bir oğlumuz var. Ne yaptıysam dönmedi. Aklı senin büyüklerinden de, büyüklerim de yok arayı bulacak.
7. Bölüm
Psikolojim bozuldu. Kabulenemedim. Allâh affetsin. İntihar bile düşündüm. Bana ne tavsiye edersiniz? Ne olur bize dua edin. Kaynanam o cekaranda. İstemiyor. O da annesini dinliyor. Evet. Benim bu meselede böyle size sözüm acı gelebilir. Bir adam çok iyiyse kadın onu neden terk etsin? Bir erkek çok iyi. Neden terk etsin adam onu? Kadının? Bir kadın çok iyi. Adam onu neden bıraksın? Neden onu terk etsin? Eğer bir kimse çok iyi de o seni terk ediyorsa kendine bak. sen beni terk etme diye onun peşinden koşturuyorsan o zaman sen bir yanlışlık yaptın ki o iyi kadına karşı senden körlük ettin. Kadın bırakıp gidiyor seni. Ali, nerede Ali? Bizim Karadağ. Arı baldan kaçar mı? Saldırır daha çok. Sen şimdi arı kovanın önüne bir çanak bal bıraksan arılar anında yer bitirir mi onu?
Başka kovanlarda gelir. Yağmaya gelir. Dışarıdan da gelir yani. Beş kilometre ileriden gelir. Altı kilometre bile çıktın sen şimdi. Biraz daha geçerse benim bal olursa on kilometreden gelir diyeceksin şimdi. Ne yapıyormuş arı? Balı görünce beş kilometre öteden geliyormuş. Bir şey anlaşıldı herhalde bundan değil mi? Sen bal ol. Beş kilometre öteden gelsinler seni yalamaya. Sen bal değilsen, zehirse Ali zehire balkonar mı? Arı pis su bile içmiyor. Lan neredesi bize arıcı yapacaksın şimdi ya. Nerede temiz su varsa arı onu içiyor. Pis suyu da içmiyor. Lan arı kadar olamamışız demek. Bakın arı kadar olamamışız. Sen balsan merak etme. Meydanda kalmazsın. Birisi gelir yer seni. Sen arısan Ali’nin tabirinden pis su bile içmezsin.
Gider temizini bulursun. Ama sen sivri sineksen yapacak bir şeyimiz yok. Sen kara bir sineksen yapacak bir şeyimiz yok. Sen bir kara sineksen yapacak bir şey var mı? Yok. Herkes kaçacak senden. Sen zehir koyarsan orta yere hiç kimse ondan bir şey içmeyecek ancak kim? Alaklar, aptallar, körler gidip zehri içecek. Aldananlar gidip zehri içecek. Sen bal yerine zehri koyarsan oraya bal görüntüsünde aldananlar gidecek o zehri içecek ölecek. Ama arı gibisin aldanmayacaksın. Ben balı aracağım bulacağım. E şimdi bir kadın bir erkekle geçinmek istemiyorsa ben gideceğim diyorsa ben bir ara bir araya gelmeyeceğim diyorsa adam kendine bakacak. Bir erkek diyorsa ki ben bu kadından ayrılacağım. Ben yolumu farklı çizeceğim.
Bir kadın kendine bakacak. Herkes kendine bakacak. Erkeklere sorsak şimdi hanginiz iyi ve güzel bir kadını size muti olan bir kadını bırakırsınız? Bırakmaz kimse. Kimse gerizekalı değil. Hangi kadın iyi, cömert kendisiyle iyi geçinen yumuşak huylu bir adamı bırakmak ister? Kimse bırakmak istemez. Hatta kadınlar iyi bir adamsa etrafında valla helikopter gibi döner. Kaptırmayın diye. Helikopterin her tarafına makinenulları da koyar. Önüne gelen ne varsa ateş eder. Kımıldasa bir yaprak, yaprağın üzerine bombaları yağdırırız. O zaman iyinin kıymeti herkesce biliniz. Ancak ahmaklar iyinin kıymetini bilmez. Ancak ahmaklar iyinin kıymetini bilmez. Onlar da o Cenâb-ı Hak’ın nimeti ellerinden gidince dövünürler kendi kendilerine.
8. Bölüm
Allâh bizi muhafaza eylesin. O yüzden elinizdeki nimetlere hamd edin. Kendinizi yüksekte görmeyin. Bu sözüm erkeklere eşlerinizle tepeden bakmayın. Siz Cenâb-ı Hak’ın emaneti olarak görün iyi geçinmeye gayret edin. Eşlerinizi de iyi geçindirmeye gayret edin. Onların hatalarını, kusurlarını örtmeye çalışın. Yumuşak dilli olun. Bu sözüm kadınlara. Evlenmişsin adam sana bir Cenâb-ı Hak sana bir adam vermiş adamın kıymetini bil. Onunla iyi geçin. Ona terslik yapma. Bu noktada Cenâb-ı Hak’a hamd et. Allâh cümlemizi hamd edenlerden eylesin. Bir ırgalanın bir yerleşin bakayım şu tarafa doğru. Yanaş bu tarafa doğru bakayım. Bir yanaş oradan bir yer açılsın. Yanaş bu tarafa doğru. MâşâAllah. Bugün millet şeyden ne o?
Yılbaşı kutlamalarına yılbaşı çirkefliğine düşmemek için kendini muhafaza etmek için geliyor. Allâh hepsinden de razı olsun. Bu bir cihattır çünkü. İnsan böyle sıkıntılı zamanlarda kendini gideyim bir Zikrullah alakasına deyim. Aman ben bugün günaha düşmeyeyim. Aman ben bugün şu gayri müslümlere benzemeyim deyip de kendini bir sohbete bir Zikrullah’a attıysa cihâd etti bugün. Şeytanı yendi. O yüzden bugün kalabalık herkes kendini sıkmış. Demiş ki böyle bir inşâAllah gidelim Zikrullah’a atalım kendimizi demiş. Kapının ağzını da boşaltın. Kapının ağzını da boşalsın. Kapının ağzındaki de şöyle bu tarafa doğru bir yerkellenin şöyle bir bakayım şu tarafa doğru. Hadi bakalım bir kımıldanın bakalım bir.
Yanaşın böyle duvara doğru kapının ağzını boşalsın yeni gelenlere. Şimdi kimisi cumada en son oturur ya benim gibi. farzını kıracak çekçek gidecek. onu da cemaat böyle illaki boşalır doldurun derler o da isteksiz isteksiz gider ya. Kapana doğru gidiyor adam. Sanki kurbanlık koyun gibi idam gibi böyle istemeyen istemiyor ayakları geriye gidiyor ama kimi Hacı Efendiler de var ya böyle onu kaçacak illaki. Tutuyor onu. Adam gitmek istemiyor. Farzını kılıp gidecek ama Hacı yakalamış onu. Bırakmayacak onu. Veya camide yaşlı bir kimse doldur işaret ediyor. Uyanıklarda ne yapıyor? Yandakine iyilik yapıyormuş sanki. Sen gir doldur. Onu gönderiyor oraya. Sen git neden ben gideceğim işim var benim. Sen işin safısın.
Sen git ön tarafa diyor. Ben de şimdi doldururum bu tarafa diyorum ya içimden geçen o. Kaçamayacaksınız. Koy vermeyeceğim bu gece kimseyi. İnsan Allâh’ı severse Allâh’ın dostlarını da sever. İnsan Allâh’ı sevdi mi Allâh’ın sevdiği ne varsa Allâh’ı seven ne varsa hepsini sever. Bakın bir kimse Allâh’ı sevdi mi Allâh’ı sevenleri de sever Allâh’ın sevdiklerini de sever. İkisini de sever. Onu iki gibi görmeyin de hal olarak tecelli eder ya o yüzden mesela Allâh’ı sevenler kendi üzerlerinde Allâh’ın sevdiği şeyleri tesis ederler. Bir kimse Allâh’ı seviyorsa onun üzerinde Allâh’ın sevmediği bir şeyin durmaması lazım. Siz bir kimsenin üzerinde sevmediğiniz bir hal var. Onun üzerinde durduğu müddetçe onu sever misiniz?
9. Bölüm
Müssamaha göstermek ayrı bir şeydir. Müssamaha gösterebilir ama onu sevmez. Kısa zikir tatmin etmesi uzun zikir tatmin edici. İkisini de seviyoruz. E neden yazdınız mı? Evet. Etrafımda konuşuluyor. Bir muta nikahı diye böyle bir şey caiz mi? Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem yasakladığını okudum. Evet. Ehli sünnet muta nikahının bu noktada Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin önceden buna müsaade ettiğini, sonra yasakladığını söyler. Ama bunun yasaklanmadığını söyleyen sahâbeler de var. Bu konuda İslam dünyası ortak noktayı bulamamış. Ehli sünnet bunu bunun açık açık altını çizerekten söylüyor. Caiz olmadığını söylemiş. Ve hatta daha ileri söyleyenler var. Bir kimse muta nikahını kabul ederse küfür ehli diyenler de var.
Çok azınlık da olsa. Ama muta nikahını ehli sünnet kabul etmemiş. Şia genellikle hep hep şia söylenir ama başka mezhepler de var şianın dışında bunu kabul etmişler. Buradaki muta nikahında tartışma olan şey şu süresi belli olan nikah. İki aylığına, üç aylığına, üç günlüğüne üç yılığına otuz. Buradaki ehli sünneti reddettiği yer burası. Yoksa bir kimse bugün nikahlanır yarında boşanır mı? Evet. Bakın bir kimse bugün boşanır yarın bugün evlenir yarın boşanır mı? Evet. Nikah akti yaparken gün koyarsa bütün ehli sünnet buna caiz değil demiş yani. Bir haftalığına nikahlamak gibi. Ama bir erkek bir kadını seni nikahladım dedi bitti mesela. Ertesi günde boşadım dedi boşadı. Bitti. Şimdi evli erkek ve evli kadın yabancılar nikah kıyıyorlar bu sapıklık değil mi?
Evli bir erkek evli bir kadını asla nikahlayamaz kendine. Bile bile. Evli bir kadın bir başka erkekle de kendisini nikahlayamaz. Ama kadın evli olduğunu sakladı bilmiyor. Adam da bilmiyor. kadın bunu sakladı evli olduğunu. Adam bilmiyor. Adama dedi ki ben bekarım. O esnada dedi adam onu nikahladı. Adam bunu bilmediğinden dolayı bundan sorumlu değil. Ama bu noktada adam ona nikah kıydığı için kadının o ilk eşi var ya nikahlandığı eşi aslında oradaki o ilk nikahlandığı eşinle olan nikahı facit olmuş oldu. Bir daha Müslüman sor kadın birinci eşine dönemez. Zina nedir? Bir nikahsız bir erkekle bir kadının cinsel ilişkiye tam manasıyla girmesi zina suçudur. Tam manasıyla cinsel ilişkiye girmesi lazım ki zina suçu işlenmiş olsun.
Evli erkek eşinden başka bir bayanla mehir karşılığında şahitsiz evlenebilir mi? Sonra kadın sıkıntı yaparsa erkek kadını boşayabilir mi? Bunun zamanı var mı? Mehirli şahitsiz nikah caiz mi? Evet. Bir erkek âyet kerime ile sabit dörde kadar nikahlayabilir. Ama sizin için bir eş daha hayırlıdır diye sonradan gelen bir âyet kerime var. Bu noktada tek eşlilik daha fazla metedilmiş. Bunu süreç olarak bakacak olursak insanların o dönemde 30 tane, 40 tane, 20 tane, 10 tane eşi olan bir toplumun içerisinde Kur’ân-ı Kerim önce dörde indirmiş. Ardından da bir müddet sonra sizin için tek eşlilik daha hayırlıdır demiş. Daha hayırlı bir noktaya götürmüş. Burada bir kimsenin kendince kendisine yol olarak seçeceği yol bu bir erkek.
10. Bölüm
Kendince tek eşliliği kendisine uygun görecek. Mesela Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kendi sağlığında ve Fatıma annemizin sağlığında Hz. Ali efendimizi men etti evlenmesini. Kur’ân ile bu sabitken dört eş bunu men etti. Geçenlerde bize Kur’ân yeter diyene onu söyledim. Kur’ân’a göre dört eş ne diyeceksiniz dedim. Hadîs-i şerifler bunu aşağı doğru indiriyor. Kur’ân bunu dört eşle tutuyor dedim ben kaldı. Dedim nasıl bak Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin uygulamasına ihtiyacımız var. Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri son dönemine doğru tek eşliliği insanlara söyledi. Ama bir kimse şahit olmadan bir kadını ben seni nikahıma aldım dese nikah nikah mıdır?
Evet. Nikah çünkü icaf ve kabuldür der hanefi fıkıhçıları. Bir Müslüman sûfî gayrimüslim parasını ve metasını sevebilir mi? Günümüzde örnek dolar veya euro alıp ithalat ihracat yapan hariç dolar ve euro alıp bankaya ve yastık altını biriktirmesi uygun mudur? Uygundur. Bir Müslüman beldede sizden bakamayacağınızı Müslüman beldede sizden bu konuyu açmanızı istirham ederim demiş. Buna normalde hanefilerce bir sıkıntı yok. İslam hukuku içerisinde bir sıkıntı yok. Bir kimse kendince dolar da alır, euro da alır, bekletebilir de zekatını verdiği müddetçe hiç kimse biz neden böyle yapıyorsun diyemeyiz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem böyle bir ortamda Kur’ân-ı Kerim getirdi ve onunla hak ile batılın arasını tamamen ayırdı.
Baba ile oğlunun arasını o kitapta ayırt etti. Mümin kafirdi. Hatta adam babasını, çocuğunu ve kardeşinin kafir olduğunu o kitap sayesinde görüyordu. Allâh o insanın kalbinin kilidini imanına açtı. O yakınlarının iman etmeden öldükleri zaman cehenneme gideceklerini çok iyi biliyordu. Sevdiği kimsenin ateşte olduğunu bildiği halde insanın gözü aydın olmaz. Yüce Allâh Celle Celaluhu bu sevilen kimselerle ilgili şöyle buyuruyor. Onlar derler ki ey Rabbimiz bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzü aydınlatacak insanlar ihsan et. Furkan Furkan âyet 74 Bir insan cennete girerse ve en yakınları cennete giremezse, mesela mümin olan annesi, babası, o insan cennette dahi olsa onlar için üzülür ve onların affını ister mi?
Bunların hepsi de mahşer yerinde olacak. Bu konu biraz uzun ama normalde insanlar buradaki duygularıyla bunları anneleri ve babaları olarak görüyor. Duyum. Burada eşi olarak görüyor. Duyum. İman bir kimsede oturur kemale ererse o kemale eren bir kimse ancak iman ehli olanları kendine dost ve kardeş görür. Bu onun içerisine yerleşir. Yerleşince iman etmeyenler için bir üzüntü yaşamamaya başlar. Ancak üzüntüsü şu olur der ki keşke onlar da iman etselerdi. iman edenlerin çoğalması açısından. Bunu o noktada görmek lazım. Örnek teşkil etsin diye birinin yaptığı iyiliği anlatmak ile övmek aynı şey midir? Her ikisiyle ilgili adı şerifler var. Bunu yapmamızdan herhangi bir sakınca var mı? Normalde bir kimsenin iyilik gördüğü bir kimseye iyilikle mukabele etmek gerekir.
11. Bölüm
Eğer iyilikle mukabele edemezse o kimse ona dua etmeli. Bir kimse de iyilik gördüğü kimsenin iyi insanların çoğalması iyiliğin artması için o iyilikten bahsetmesi gerekir. Bizim toplumumuz tam dini, İslam’ı yaşayan bir topluluk değil. Tam İslam’ı yaşayan iyilerin çoğaldığı iyiliklerin kol gezdiği bir yerde olsa o zaman bunlar saklanabilir. Ama şimdi öyle bir zamana geldik ki iyi insanlar çok az. İnsanların iyilikleri de çok az. O zaman iyi insanları ve iyilikleri gündemde tutup onların arkasından iyi insandır bize şöyle iyilik yaptı. İyi insandır bize böyle iyilik yaptı denmesi bu zaman için daha uygun. Çünkü iyinin ve iyiliklerin artması açısından. Kişinin üstadına ait eşyasını, sakalını, saklamasının, içtiği yediği içeceklerden içmek istemesinin sünnetteki yeri nedir?
Sakalını su ile içmesi ve üzerinde taşımasında bir sakınca var mıdır? Bunlar sahabelerinin içerisinde zaman zaman görünen şeyler. Bunlar haram değil. Ama böyle ifrat ve tefritten uzak durmak var ya müminin mümine arttığı caizdir. Hadisi var bu noktada. Bir kimse dervişler de birbirlerinin arttığını şifa niyetine içerler bu hadîs şerif noktasına. Müminin mümine arttığı caizse dökülmesin, atılmasın şifa niyetine Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri etrafına da bu noktada kendi yediğinden içtiğinden ikram edermiş. Kalın da sahâbeler kendilerince paylaşırlarmış. Sevdiği bir kimsenin üzerinde bir eşyasını taşımak, onu hatırlatmak, bunu gündemde tutmak bu konuda da caiz. Bu da haram değil.
Ya ama insanlar sufilere karşı bir ön yargıl oluyorlar ya biraz. Ya bir kimse annesinden kalma bir şeyi yıllar içinde saklıyor. Babasından kalma bir şeyi yıllar içinde saklıyor. Ve hatta annesinin babasının resmini kocaman portre halinde duvarda koyuyor. Veya evlilik fotoğraflarını bütün portreler halinde her tarafa asıyor. Bir kimse de şeyhinin fotoğrafını cüzdanında taşıyor. Siz putperestiniz. Laf hazır. Siz ilahlaştırıyorsunuz. Laf hazır. Bunun gibi. Aslında ifrattan da, tefritten de uzak durmak lazım. Ama kişi birisini seviyorsa onunla alakalı üzerinde bir şey bulundurmak ister. Bu da haram değil. Din haramlarla çevrili. Haram olmuyor bir şey. Bizim kalkıp da yasaklamamız da mümkün değil.
Ama bunu böyle Allâh muhafaza eylesin. Abartmak çok hoş değil. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretlerinin sakalından alıp sahabeden şifa niyetine yutan var. sakalı çıkmayanın böyle yarıp yanağına yatırıp sakalı çıkan var. Saçı çıkmayan yatırıp başına ondan sonra saçından sakalından oraya koyup yatırıp saçı sakalı çıkan sahâbeler var. Bunlar teberrürken olacak olan şeyler. Ben sakalından kimseyi kopattırmıyorum yalnız. Kimseyi de kestirmiyorum da. Kimse sakalıma da ondan sonra şey olmasın. Yok. Yüklenmesin bu noktada. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Biz zaten öyle şeyhlerden olamadık. Hiç de olamayacağız. Şeyh de değiliz. O yüzden Allâh bizi affetsin inşâAllah. Habab bin Halid ile Serah bin Halid sonra Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve selleme vardılar.
Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellemin duvarını tamir ediyordu. Buyurdu ki Müslüman toprak dışındaki bütün şahsımlılardan dolayı mükafatlandırılacaktır. Rica etsem bu hadîs-i şerife açıklayabilir misiniz? Allâh razı olsun. Ya bir kimse normalde ev bark yaptırıyor ya bunlardan değil, yedirdiğinden içirdiğinden mükafatlandırılacak. Müslümanlara ettiği yarından mükafatlandırılacak. Ama bir kimsenin kendi ve çocukları için hanefiler bunun caizi görmüşler. Kendisi ve çocuklarının barınabileceği bir ev yaptırması bu noktada mal biriktirme noktasına girmez. Bursa-Şebarus sohbetinde Sûfî kardeşleri, kardeşler, kötüleri iyiliğe sevk etmek işiniz. Bu dünyada bitmeyecek. Hazreti Mevlânâ gibi öldükten sonra da devam edecek.
Bu nasıl olacak? Mümkünse açıklayabilir misiniz? Öldükten sonra vazife nasıl devam eder, ne yapılır? E bu dünyada vazifelerini yerine getirenler ve bu dünyada bu noktada bir hoş seda bırakanlar ve birilerini kötülükten iyiliğe doğru nasihatleriyle, tavsiyeleriyle sebep olan kimselerin vazifeleri bitmez. Bu bir bayrak gibi. Ondan ona geçer, ondan ona geçer ama birisinin bu konuda yapmış olduğu şey asla kapanmaz. Dua eden kardeş kim dua ederse bir hat bir şerif varmış. Bağışlayacak inşâAllah. Burada hasta olan kardeşlerle alakalı dua istiyorlar. Bu da bunun sonunda, duanın sonunda bütün hastalar için ayrıca bir duamız oluyor. Ayrıca bir daha buraya gelip şu filanca hasta dua eder misiniz demenin bir anlamı yok.
Bütün hastalara toplu bir şekilde her dersin sonunda inşâAllah dua ediliyor. Cenâb-ı Hak nerede hasta varsa hepsine hayırlı şifa nasip eylesin inşâAllah. Fala wa n-nahu Fatiha Âmîn Niyetlendiğim şeyi de söyleyeyim, ondan sonra zikrullah’a kalkalım. Şebu aruslardaki bütün kardeşlerin üstün gayretlerinden dolayı hepinize de teşekkür ediyorum. Çalışan, gayret eden, koşturan katılımda bulunan, bir şekilde işin ucundan tutan kendisini getirmekle, etrafına getirmekle destek olan bütün kardeşlere teşekkür ediyorum. Denilebilir ki uzun zamandan beri komple bütün dergahın yapmış olduğu şebu aruslar hepsiyle, yapmış olduğu bütün programlarla dolu dolu çok yüksek seviyede programlar oldu. Allâh hepinizden de razı olsun.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Sünnet, Şeyh, Hamd, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı