Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak Kur’ân ve Sünnet’e tabi olan, Kur’ân ve Sünnet’e hakkıyla yaşamaya çalışan kullarından eylesin inşâAllah. Resmi nikahsız bir birlik delik sonucu bir çocuk meydana geldi. Ve yaşadığım bayan bana sormadan, haberim olmadan aldırdı. Bunun günahı nedir ve benim kadında olan hakkım nedir? Bu noktada bir erkekten habersiz kadının çocuğunu aldırması haram. Çünkü çocuk babaya aittir, kadının rahmi de kocaya aittir. Kadının rahmi kocaya ait olduğundan, koca onun üzerinde tasarruf sahibidir. Böyle İslam hukukunun enteresan noktaları vardır.

Mesela cinsel ilişki esnasında erkeğin menisi kadına aittir. Kadından izinsiz onu dışarı atması, dışarı boşanması caiz değildir. Ama kadının rahmi de erkeğe aittir. Kadın da rahminde herhangi bir operasyonda erkekten izinsiz yapamaz. O yüzden normalde çocuğun alınmasıyla alakalı hanefilerin ölçüleri belli. O hanefi ölçülerine göre normalde bu caiz olmayan bir şey. Bu noktada normalde kadın günahı kebali işlediği gibi birkaç günahı kebali işlemiş. Hem erkekten izinsiz böyle bir şey yapması hem de normalde bunu aldırması, adamdan habersiz yapması ayrı, aldırması ayrı. Ama erkek ona ne kadar güvence verdi? Erkeğin bu noktada kadınınla da görüşmek lazım. Eğer erkeğin gergitleri varsa kadını tam anlamıyla maddi manevi kocalık vazifesini yerine getirmiyorsa o zaman kadının da bu noktada farklı davranma hakkı doğar.

Ama bunu adama söylemesi lazım. Demesi lazım ki sen beni bakmaya, bu çocuğa babalık yapmaya, bana kocalık yapmaya muktedir değilsin. O zaman da o nikahı sürdürmenin bir anlamı yok. Oradan da o çıkıyor. Madem muktedir değil ne yapma sen nikahını beraberliğini devam ettiriyorsun. Madem muktedir neden o zaman adamdan izinsiz yapıyorsun böyle bir şey. Madem muktedir neden çocuğu adamdan izinsiz aldırıyorsun. Madem muktedir değil neden boşanmıyorsun. Bunun her tarafı sıkıntılı. Allâh muhafaza eylesin. Bu tip bugünkü dilde çok hoşuma gitmiyor benim ama bugünkü dilde birliktelik dedikleri şeyler İslam hukukunun içerisinde, İslam hukukuna uygun işlenilmiyor. İslam hukukuna uygun davranılmıyor. burada bilhassa kadınların bazı durumlarda da erkeklerin haklarına riayet edilmiyor ama genel olarak kadınların haklarına riayet edilmiyor.

O yüzden kadınlar bu tip ilişkilerden, bu tip meselelerden kaçınsınlar. Uzak dursunlar. Kadınların kendi hakkının hukukunu koruması için. İslam müsaade etmiş, etmiş ona söyleyecek bir sözümüz yok bizim. Evliliğe de müsaade etmiş olmadık bir adamla, normal bir evlilikle de alakalı aynı şey. Olmadık bir adamla evleniyor. Kadının hukuku kayboluyor ortada. Normalde evlenirken de kadınlar isabetli evlilik yapmakta sıkıntı yaşıyorlar. bir an önce evlenecek ama isabetli değil. Veya dergâh içerisinde evlilik yapanlar, yapacak olanlar da dikkatli olsunlar. sadece dervişlik yetmiyor. İyi olmak yetmiyor. Etmiyor. Dergahtaki haline bakıyor herkes. Ay ne kadar güzel derviş sarıyla, haydarisiyle mükemmel.


2. Bölüm

Veya ne kadar güzel, iyi derviş. örtüsüyle, mantosuyla, dervişliğiyle yetmiyor. İyi ahlaklı olmak, düzgün olmak, sahip çıkmak, mücadele etmek. Bunlar lazım ama göründüğü gibi değil her şey. Allâh muhafaza eylesin. Bir anne hakkını helal etmiyorsa ne demeliyiz? Ne diyeceğiz ki? Helallaşıncaya kadar uğraşacağız. meşhur ya sahabeden bir kimse son nefesine yakın, annesi hakkını helal etmiyor. Hazreti Ebu Bekir’den bahsetmiş. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gönderiyor. Diyor ki hakkını helal etmiyor. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri son fasıl o gidiyor. Diyor ki neden hakkını helal etmiyorsun? Diyor ki ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem. Beni diyor burada bıraktı.

Medine’nin dışında, Varoş’ta. Beni diyor burada bıraktı. Benimle ilgilenmedi. O kadın benimle ilgilenmesine müsaade etmedi. Kadına uydum. Ben diyor burada fakr-ı zarfı var. O kadın benimle ilgilenmesine müsaade etmedi. Kadına uydum. Ben diyor burada fakr-ı zarfı var içerisinde oğlumu dahi göremedim. Benim yanıma gelip gitmedi. Benim halime hatırımı sormadı. O yüzden diyor ben hakkımı ona helal etmiyorum. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri oğlum toplatıyor. Ateş yaktırıyor. bir çarşaf gibi bir şeyin içerisine koyduruyor. Diyor ki ben ümmetimin mahşerde cehennem var. Her yerde cehennemde yanmasına gönlüm razı değil. Orada yanacağına burada yansın diyor. Üç dediğimde diyor açacaksınız.

Ateşin içine. Kadının evinin önünde oluyor bu. Bir, iki, üç demeden önce kadın koşa koşa gidiyor yavrum diye. Ne yürüyor? Dayanamıyor. Diyor ki her ne kadar bana zulmettiyse ben ona hakkımı helal ediyorum diyor. Adam da o esnada kelime-i şehadet getirerekten ölüyor. Erkek çocuklar anne babalarına bakmakla vazifeliler farz. Evli kadınların anne babalarına bakma mükellefi ettikleri yok. Ama gönül arzu eder ki erkekler bu konuda biraz müsehame kar davransınlar. Onlar da gitsinler anne babalarına hizmet etsinler. Biraz onlara bakıma ihtiyaçlar varsa bakımın ihtiyaçlarını görsünler. Erdemlilik, iyi huyluluk, güzel ahlaklık bu. Ama velakin kadınlar kocalarının erdemlilik, kadınlar kocalarının anne babalarına olan hizmetini onlara karşı olan saygısını, muhabbetini sakın engellemeye kalkmasınlar.

Günah-ı kebair işlemiş olurlar. Bir erkeğin anne babasına bakmasına, anne babasıyla ilgilenmesine eğer karısı engel teşkil ederse günah-ı kebair işlemiş olur. Şirkten sonra en büyük günah-ı kebair. Neydi en büyük günah-ı kebairler? Birincisi Allâh’ı şirk koşmak. İkincisi anne babaya asi olmak. İkincisi anne babaya asi olmak. Allâh’a itaat. Ondan sonra babaya itaat. Bakın, bir kimsenin birinci itaati Allâh’adır, ondan sonra babayadır. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri anne babayın bakımıyla ilgilenmeyi cihaptan evla gördü. Dedi ki senin yaşlı annen baban yok mu? Var ya Resulallah. Ondan sonra babaya itaat. Onların bakıma ihtiyacı yok mu? Var ya Resulallah. Senden başka onlara bakacak var mı?


3. Bölüm

Yok ya Resulallah. Dön dedi, annene babana bak. Anne babaya bakmayı cihaptan evla gördü. O yüzden anne babalarınıza iyi geçinin. Anne babalarınızı üftayı delirttirmeyin. Öyle. Dervişlik burada dervişlik değil. Anne babanın önünde de dervişlik yapın. Anne babanın önünde de dervişlik yapın. Üftayı deme. Değil mi? İlgilen. Ya abim yapsın da kavur kardeşler yapmıyor da. Sana gelmiş vazife. Sana gelmiş vazife. Yap. Kimse yapmasa dair sen yapacaksın. Senin annen baban. O yüzden anne babalar da çocuklarını yokuşa vurmasınlar. Anne babalarda da hata şu, tenlisini dinleyen, böyle onun emrinde duran çocuğa rampa yaptırıyor. işte diyelim ki onu dinlemeyen başka bir kardeş var. Bir de parayı da ona yediriyor.

Onun borcunu ödüyor, onun taksitlerini ödüyor, onun çocuklarına bakıyor. Kendisine bakan çocuğunun çocuklarıyla bile ilgilenmiyor. Hele bizim dervişlerde bu daha fazla oluyor. Bizim dergahın imtihanı bu. Biz komple bizim, ben kimi dinliyorsam üç aşağı beş yukarı böyle şeyler yaşıyorlar. Biz kıymetli değiliz. Aslında bu daha geniş. Biz dervişler olarak kıymetsiziz. Anne babalarımızın önünde, eşlerimizin önünde, çocuklarımızın önünde, iş arkadaşlarımızın önünde biz devletin önünde kıymetsiziz biz. Bunu normalde bazen arkadaşlar sindiremiyorlar, yediremiyorlar. Ben diyorum ki ya bak kıymet arama. Bu dünya bizim kıymet bulacağımız bir dünya değil. Burada kendinize kıymet aramayın. Siz ne kadar iyi olursanız olun, halk arasında yakın çevrenizde kıymet göreceğinizi beklemeyin.

Ve beklerseniz zaten haleti ruhiyeniz bozulur. Bakın beklerseniz haleti ruhiyeniz bozulur. Asla beklemeyin. Ummayın hiç. Ben anneme babama iyi geçiniyorum, iyi bakıyorum. Bana hürmet eder, öyle şey düşünmeyin. O gene etin en güzel yerini öbür kardeşinize yedirecek. O yine öbür kardeşlerinize bakacak, neleri eksik tamamlayacak. O yine duayı öbür kardeşlerinize ayıracak. Aynı şey eşleriniz için de geçerli. Hem kadınlar hem erkekler. öyle eşlerinizden olağanüstü bir ilgi alaka beklemeyin. Bir kıymet beklemeyin, öyle bir şey yok. Aynı zamanda da bayanlar öyle erkek eşlerinden olağanüstü bir ilgi alaka beklemesinler. Öyle bir şey yok. Biz bu alemin paryasıyız. O yüzden eşlerinizden, anne babalarınızdan, çocuklarınızdan, arkadaşlarınızdan öyle çok fazla ilgi alaka, kıymet bilme.

Beklemeyin. Yok böyle bir şey olmayacak. Veya resmi dairelerden bir iş yapıyorsunuz, bir hizmet ediyorsunuz. Öyle resmi daire sizi alkışlayacak diye beklemeyin. Öyle valilikler, belediyeler giderler onlar çok akıf edersiniz. Yırtmacı biraz daha fazla olana milyonlar yatırırlar. Yüz milyar, yüz elli milyar, iki yüz milyar. Onların kaprislerini çekerler. Siz Allâh için ücret almayacağız. Biz fi sebilillah Allâh’a anlatacağız, Resûlullâh’a anlatacağız, salallahu aleyhi ve sellemi diye. Gidersiniz ücretsiz ekmeğe yanından zeytin silmek gibi. Doğrusu budur zaten. Bakın doğrusu da budur. Ama onlar bir teşekkür dahi yapmazlar. Beklemeyin. Ama oraya bir tane, kırık bir tane bir sanatçı denilen herhangi bir kimse gelse etrafında belediyenin bütün müdürleri, amirleri, memurları, şefleri, pervane dönerler etrafında.


4. Bölüm

Veya da öyle kırık birisi gelmiş olsa o valilikte bir tane bürokrat kalmasa vayakaldırlar. Ama böyle siz bir şey yapacaksanız öyle kolay değil o. Yapmazlar, koşmazlar, kıymet görmezsiniz, bilmezsiniz. Göremezsiniz kıymet. Bu bizim biraz dergahın karakteristik böyle ne bileyim, fıtri bir hali. Ben artık bunu kendimden kaynaklandığına inanmaya başladım. Dedim ki Mustafa Özbağ bunun herhalde senden kaynaklanıyor bu dedim ben. bu dedim senin üzerinden bütün herkese tecelli ediyor dedim. Ya bakıyorsun dervişlerin kayınpederine. Ne damatlar var? Adam şeker gibi adam sövmüyor, küfür etmiyor, şunu yapmıyor, bunu yapmıyor. Neden derslere gidiyormuş diye şikayeti bu. Evine zaman ayırmıyor. Allâh’ım bakıyorsun şimdi mesela bir kadın normal kadın üfüttürüyor ortalığı derviş ya.

Bakıyorsun derviş adam kıymet vermiyor ona, kıymetsiz. Bakıyorsun çocuk ya böyle terbiyeli. Bu anne babası çocuğu böyle üfüttürüyorlar. Ya bu çocuk ya ne yapıyor sadece? Namazında abdestinde size bir laf söylediği yok, bir şey dediği yok, karşılık verdiği yok. Ben soruyorum şimdi size karşılık veriyor mu? Ya hocam şimdi dost soru söylemek lazım. Karşılık vermiyor. İyi. Hakaret ediyor mu? Hayır. Küfür ediyor mu? Hayır. Ya sizin paranızı mı çalıyor? Hayır. Yiyor mu? Hayır. Ya ne yapıyor bu çocuk? Soruyor mu? Bu çocuk ne yapıyor? Hocam derse gidiyor diyor. Allâh’ım diyorum kendi kendime nasıl bir dünyada yaşıyorum ki? bir erkek derse gidiyor diye kayınvalidesi kayınpederi utanmamışlar, arlanmamışlar, imanlarını görmemişler, İslam’ı görmemişler, geliyorlar şikayete.

Sen bunu diyorlar söyle de fazla derslere gitmesin. Diyorum bu çocuk derslere gelmezse kahveye alışır, kahveye alışır, şuraya alışır, buraya alışır, bakıyor öyle. Hatta şunu duyuyorum onlara gitseydi bir sıkıntı olmazdı. Kıymet bilinmiyor. Bu genel karakteristik bir şey bu. Şimdi anne babalara sözüm şu. Anne babalar, çocuklarınız Kur’ân ve Sünnet’i yaşıyorlar. İçki içmiyorlar, kumar oynamıyorlar. Kadına kıza gitmiyorlar. Hovardalık yapmıyorlar. İşlerinden evlerine, evlerinden dergaha, dergahtan eve, evden işe. Ya bu adamların başka bir, bu üçkenden başka bir yerleri yok, bir şey yok. Buna hamd edin, buna şükredin. Bu çocuklara eziyet etmeyin, Allâh’ı zikrediyorlar. Veya bu kadınlara, bu kızlara eziyet etmeyin, bunlar Allâh’ı zikrediyorlar.

Bunlar bara yakışırlar, pavyona yakışırlar, disko’ya yapışırlar, gece kulübüne yakışırlar. E git dolu şimdi her taraf. Yok kahve dünyası yok şudur budur var mı dolu. İçkili içkisiz her türlü mekan var mı? Var. Oraya gidebilirler mi hepsi de gidebilirler. Ya ne yapacaksın? Yok dinlemiyorum. Bakıyorsun bir genç bir çocuk veya kız uyuşturucudan kurtulmuş. Ne bileyim bataklıktan çıkmış. Namazını abdestini almaya, kılmaya çalışıyor. Vay bu çocuk nereye gidiyor? Anne baba koşa koşa geliyor. Koşa koşa geliyor. bir kız çocuğu Allâh affetsin madde kullanıyor. Ya madde kullanan 25-26 yaşındaki bir kız çocuğunu düşünün siz. Bir gidermiş evden iki gün üç gün gelmezmiş. bu çocuk böyle bir sıkıntılı bir şey olmuş.


5. Bölüm

Demiş ya Rabbi beni kurtar. Ertesi gün sabahın interneti açmış. ne halt işlediysem ne günah işlediysem tövbe et gel. Bu sözü duymuş oradan sohbette. Benim aradığım adam bu hadi ara araya araya bulurmuş ya. Aldı bu dedim tövbe et bırak her şeyi. Geldi görüştük konuştuk. Böyle bir kaç gün kullanmayınca böyle titriyor bir oda. Bakın o halde geçecek, bitecek. Şöyle yap, böyle yap, şunu çek, bunu çek. Şöyle yaşa, böyle yaşa, şuraya git, buraya git. neredeyse şeye yatırılacak o halde. Ne o tedavi merkezi var ya. Evet oraya da gitmiş oradan da bir iki sefer kaçmış zaten. Yatmamak için. Yok orası hapishane gibi hocam diyor. Oradan iyi, harika. Sen ne olsa iyi. Annesi babası sen toplan gel. Ben de kimin anası babası olduğunu bilmiyorum.

Bir oda böyle kapıda hafif açık, daldır tak girdiler. Selamünaleyküm, aleyküm selâm Mustafa hocanın yeri burasın dediler. Buyurun dedim ben. Biz filancanın anne babasıyız. Hoş geldiniz. Ben de zannettim ki kendi kendime. bu kız böyle bunlardan kurtuldu, her şeyden kurtuldu. Örtündü, namaz kılıyor şimdi. harika. diyecekler ki ben Allâh biliyor içimdekini. Bakın düştüğüm hataya bakın benim. dedim ki ben öyle düşündüm. Bana dediler ki kızımızın peşini bırak. Ne? Kızımızın peşini bırak. Ne oldu dedim. Ondan sonra. Dediler ki bu evde zikir yapıyor. Ee? Sabahtan akşama kadar sizin sohbetlerinizi dinliyor. Ee? Sabahtan akşama kadar açıyor interneti zikir dinliyor. Ee? sizin sohbetlerinizden başka bir şey dinlemiyor.

Ee? Ben şikayetler alıyorum ya. Başka? Söyle. Ne olursun? Sana ricaya geldik. Sen bizim kızımızı uzaklaştır yanında. Sebep? Ben şimdi sebep ne diyorum? Sebep ne? Biz burada böyle kafayı gir. Yok kafayı üşütür. Bakın. Adama dedim. Sen kaç yaşındasın? 60 kusur. Kız çocuğun dedim ben. Ne iş yapıyorsun şuradan emekliyim. İyi. Kadına dedim sen o da emekli. Harika. İkiniz de dedim akıllı uslu insanlarsınız. Öyle değil mi? Evet. Kızınızı da çok sevdiğiniz belli dedim ben şimdi. İkisi de çok seviyorlar. Bana söyler misiniz dedim. Bu kız 27-28 yaşında. Kaç yıldan beri dedim madde kullanıyor. Öyle değil mi? Bu nasıl sustular şimdi? Kullanmıyor muydu? Evet. Bunu biliyor muydunuz? Evet. Dedim sen babasın değil mi dedim ben?

Evet dedim. Bak dedim şimdi kızını kurtarmaya geldin değil mi? Evet. Be adam dedim. Bu kız dedim madde kullanıyor. Bana anlattığını söylüyorum sana dedim. Madde kullanırken iki gün üç gün eve uğramıyormuş. Dört gün beş gün uğramıyormuş. Evden çıkarken size bir şey söylemiyormuş. Kaçta girip kaçta çıktığı belli değilmiş. Her gün de size söylüyormuş. Beni parasız bırakmayacaksınız diye. Doğru mu? Ses yok. Kadına dedim. Mutfakta bir gün dedim sana bıçağı çekmiş. Çekti mi dedi mi? Çekti dedi. Betin benzin attı mı dedim ben attı dedi. Kolundaki bileziği kendiliğinden dedim ben istemeden. Dedim mutfak masasının üzerine koydun mu? Koydum dedi. Şimdi dedim neden kızına dedim harçlık vermiyorsun? Size getirir diye dedi.


6. Bölüm

Güldüm ben şimdi. Neden güldünüz dedi. Allâh affetsin hakkınızı helal edin. Böyle konuşmak istemem. Kapının önüne baksana dedim ben baktı bu şimdi. Seronomi bitecek. Senin kızına vereceğim paraya ihtiyacın olduğunu düşünüyor musun dedim ben? Durdu şimdi. E senden için zaten çok zengin diyorlar dedi. Elhamdülillah dedim. Dedim ben senin kızına vereceğim parayı ihtiyacın olduğunu düşünüyor musun dedim ben? Durdu şimdi. E senden için zaten çok zengin diyorlar dedi. Elhamdülillah dedim. E senden için zaten çok zengin diyorlar dedi. Elhamdülillah dedim. Dedim senin kızına vereceğim harçlığa ihtiyacım yok hamdolsun dedim. Peki dedim. Sen dedim kızına uyuşturucu için para verirken hiç düşünmedin mi dedim?

Ses yok. Adam atladı. Hocam biliyorsunuz da bu zamanda kimin ne olduğu belli değil de namustan bahsedecek. Eh geldi. Ben de normal değilim ya. Dedim ben 60 kusur yaşında adamsın. Eve dedim 3 gün 4 gün gelmeyen nerede yatıp kalktığı belli olmayan kızın hangi namusundan bahsediyorsun sen dedim. Tık yok bunlarda. Yine kızın derslere gelmesini yasaklıyorlar iyi mi? Gitmeyeceksiniz diyorlar. Ben de kıza diyorum annene babana tabi. Kız arada bana mesaj çekiyor. Hocam müsaade et bunlara diyor bir saldırma bir falçatayı çekeyim. Kız öyle diyor. Hocam müsaade et bana diyor. Kız öyle diyor. Hocam müsaade et bana diyor bir günlüğüne iki günlüğüne diyor. Ben diyor falçatayı çekeyim bunları. İkisini beraber diyor tekkenin kapısının eşine yatırayım bunları diyor.

Bunlar bu dilden anlıyorlar hocam diyor bana. Diyorum yapma. Sen sabırlı ol. Sen dervişlik yap. İnşâAllah onlar da derviş olur diyorum. Sen dervişlik yap. Kıymet bilmiyor insanlar. O yüzden anne babalar, erkekler, kadınlar. Herkes. Ya karşınızda dervişlik yapan bir kimse var ya. Kıymet bilin. Hiç olmazsa rampa vurdurmayın onlara ya. Hiç olmazsa onları zorlamayın. Allâh’ı zikrediyorlar. Hürmet ediyorlar, hizmet ediyorlar. E bir nebze kıymet bilin ya. Gelse damadınız öfüllerini öftese evde ne yapacaksın? Ne yapabilirsin? Bir tokat akşetse ne yapabilirsin? Ahlaklı, dümdüzgün çocuk. Heksiktir, kusurları hepsinde olacak. Hepsinde olacak. Ama biraz kıymet bilelim. Allâh bizi kıymet bilenlerden eylesin.

Âmîn. Bir anne ile baba öldüğünde toprak atmak günah mıdır? Ya öğlene hep toprak atıyorlar. Ne günahı uzun. Allâh günahları affeder. Affeder. Bekar bir erkek ile evli bir kadın birbirini sevip kavuşmak için Allâh’a dua edebilir mi? Bekar bir erkekle evli bir kadının bu noktada görüşmesi haram. Bu büyük günahı kebair. Serkeşlik edeceğini tahmin ettiniz. Umduğunuz, hissettiniz. Kadınları dövünüz. Bu serkeşlik namus ile alakalı. Bir kadının başka bir erkeğe mail etmesi ile alakalı. Daha zina yok ortaya da. Mail ediyor kadın. Erkek onun mailini görürse evliliğini kurtarmakla alakalı kadını dövme hakkı var. Sufiler dövmezler. Nasihat ederler. Ama maili duruyorsa hala da tövbe edip geri dönmüyorsa boşarlar.


7. Bölüm

Bir erkek, bunun da altını çizeyim bu normalde delikanlılık raconu. Bir kendini bilen bir adam evli bir kadına bakmaz. Kendini bilen bir adam evli bir kadına mail etmez. Kendini bilen bir erkek evli bir kadın ona mail etse dahi Onun mailine cevap vermez. Hatta ona nasihat eder. Der ki bacım kardeşim bak evli baktısın evine barkına bak. Adamına sahip ol. Çoluğuna çocuğuna sahip çık. Evine sahip çık. Öyle bir adam, adamın bozuntusu, o affedersiniz adamın bozuntusu, süpüntüsüdür. Evli bir kadına bakıyorsa. Evli bir kadına bakan adam, ister adam evli olsun ister bekar olsun. O böyle adam görünümünde süpüntünün tekidir o. Tekrar söylüyorum adam görünümünde süpüntüdür o. Evlenmek hakkıdır herkesin.

Gider dost doğru evlenir. Ama bir adam evli bir kadına böyle mail ediyorsa veya evli bir kadın kendisine mail ettiğinde bakıyorsa yemin ediyorum onu yeminle söylüyorum. Onun cibilliyeti bozuktur. Sütü bozuktur o. Bakın o sütü bozuktur o adam. Asla böyle bir şeye mail etmez normal bir adam. Böyle bir de dua edeceklermiş. Dünyanın çivisi yok. Düzeni hiç kalmıyor. Dünyanın çivisi yok. Düzeni hiç kalmıyor. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bunlar yanlış. Bunlar yanlış. Neden evli bir kadın zina etmiyor? Neden evli bir kadın zina etmiyor? Neden evli bir kadın zina etmiyor? Neden evli bir kadın zina etmiyor? Bunlar yanlış. Neden evli bir kadın zina ederse rejmediliyor, öldürülüyor? Çünkü evli bir kadının veya evli bir adamın zina etmesi sütü bozukluk.

İnsanlıktan, hayvanlıktan aşağı bir şey o. İnsanlıktan, hayvanlıktan daha aşağı bir şey olduğundan dolayı rejmediliyor. O insanlıktan, hayvanlıktan çıkmış vaziyette o. Hayvan hayvanken orada o sürüde bir tane erkek varsa onu öldürmedikçe orada dişiye dokunamıyorsun. Ya o erkeği, oradaki erkeği öldürecek, dışarıdan gelen veya içerden türeyen, öbür türlü o dişiler de onu kabul etmiyor. Evli bir kadının zinayı düşünmesi serkeşlik o yüzden. Başka bir erkeği düşünmesi serkeşlik. Düşünmüş de merhabalaşmış, haberleşmiş, böyle bakışıyor filan. Bunlar serkeşlik. Ama bunun suçu da adamdadır. Bunun suçu da adamdadır. Bunun birinci derecede, birinci derecede, bunun hatalısı da adamdır. Kadının başında dosdora adamlık yap.

Dur başından. Hem maddi, hem manevi, hem cinsel olarak adamlık yap başından. Adamlık yap, gözünü açtırma onu. Birinci derecede erkeklerde. E adamlık adamlık yaptığı halde hala da kadın böyle aranıyorsa o zaman diyeceğiz ki ya yok. Onun cibilleti bozuk. Katil olmaktansa boşa. Dövüp kıracağını boşa o zaman. Eyvallâh. Ama bakın tekrar söylüyorum. Bu bizim kardeşler için de önemli bir ölçü. Kimse evli bir kadına, evli bir adama gözünü dikmesin. Otursun oturduğu yerde. Herkes otursun oturduğu yerde. Sakın ha. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Kına yakmamızdaki usul nedir? Kına kınadır, usulü kaidesi nasıldır bilmem ki. Ben de bir gün kına yapmam lazım. Kadınlara ait bir sünnettir. Bizde askere gidenlere de normalde bazen sertçe parmak, bizim orada sertçe parmaklarına kına yakarlardı hani.


8. Bölüm

Kurban veriyoruz. Kurbanlık koyunlara kına yakılırdı. çünkü Hz. İsmail aleyhisselamın yerine gönderilen koçun kınalı olduğu, hatta boynundan kınalı olduğu dair rivayetler var. O yüzden normalde Türk toplumunda genelde Orta Asya’dan itibaren savaşa giderken erkekler askere, sonradan askere gönderilirken sertçe parmaklarına kına yakarlar. vatana millete kurban verdik, vatana millete gönderdik diye. Erkekler bir de düğün gecesinde Anadolu’da sertçe parmaklarını yine kına yakarlar. sünnet olurken yine sertçe parmaklarını kına yakarlar. Erkek kurbandır ya, sünnette kurbandır. Evlenirken kurbandır. Kurbandır. Askere giderken kurbandır. Ölürken kına yakmıyorlar. Bunda bir sıkıntı yok. Kadınlarda da tabi, normalde onlar da nikahlanırken kına yakıyorlar.

Kınalı el sünnet bayanlar için. El görünmesi caiz olduğundan dolayı kınalı da olsa görünmesi caiz. Sufyan’ın hanımı Hint elini uzattı biatlaşmak için. Yüzünü gözünü de sardı iyice tanınmayayım diye. Sufyan’ın hanımı olduğu bilinmesin diye. Yüzünü gözünü sardı tanınmamak için. Ama sesinden hem Hazret-i Ömer efendimiz tanıdı, hem de Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, hem de Hazret-i Ebû Bekir efendimiz tanıdı. Onlar da Sefa tepesindeler. Sefa tepesinin vetçesinde bir tarafında Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, sağ tarafında Hazret-i Ebû Bekir radıyallâhu anh hazretleri, sol tarafında Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri, bir tarafta da Hazreti Hatice annemizin kız kardeşi.

Bunların hepsi de biatlaşmaları alıyor. Mekke fethedilince. bayanların bir kısmı Hazreti Hatice annemizin kız kardeşine gidiyor. Kimse Hazret-i Ömer’e, kimse Hazret-i Ebû Bekir efendimiz’e gidiyorlar. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine de geliyorlar. Elini uzatıyor Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine. Biatlaşmak için. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, bu el diyor kadın eli midir, erkek eli midir? yüzü gözü sarılı ya, eli biraz böyle, çok affedersiniz, böyle toynaklı gibi. Hatta bazı rivayetlerde bu diyor, toynaklı gibi eli. Böyle şey yani, nasırlaşmış. Bu sefer hint gidiyor, eline kına yakıyor. Eline kına yaktıktan sonra tekrar elini uzatıyor.

Çocuklarınıza öldürmeyeceğini deyince, çocuk mu bıraktın ki diyor, dayanamıyor. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin biatlarında hırsızlık yapmamaya, zina yapmamaya, çocuklarınızı öldürmemeye diye biatlaşmaları var. Böyle normalde ona da çocuklarınızı öldürmemeye deyince, çocuklarınızı öldürmemeye deyince, normalde ona da çocuklarınızı öldürmemeye deyince, çocuk mu bıraktın ki öldürecek diyor. Hepsini sen öldürdün savaşlarda gibisinden. Onun hint olduğunu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde, Hazret-i Ömer efendimizle, Hazret-i Ebû Bekir efendimizle biliyorlar. O yüzden eğer normalde kadınların ellerine kına yakıp ellerini göstermeleri caiz olmamış olsaydı, Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Hind’in elini geri çevirirdi.


9. Bölüm

Derdi ki ben kadının elinin kınalı olmasına bakmam derdi. bir de bu tokalaşmayla alakalı meselede de ben bunu biraz ölçü olarak kullandım. Eğer normalde kadınlar ellerini uzattıklarında, Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri onların elini tutmuyordu, niçin Hind elini uzattı? Kendinden öncekinlere elini tutmamış olsaydı bütün bayanlar bilmez miydi, Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kadınların elini tutmadığına. Böyle bir açılım var orada. Ben tabi normalde tutmuştur tutmamıştır, böyle bir şey demiyorum. Sadece buradan bunu da bir ölçü olarak biyatlaşmada almıştım. Ama sonuçta biyatlaşmada bizim dergamızın genel kaidesi, usulü kadınlar ve erkekler el ele tutuşarak biyatlaşma yapmazlar.

Bunu ne Hacı Ebu Bekir Çorumi Hazretleri, ne Hacı Ali Aydar Efendi, ne Çorumi Hacı Mustafa Efendi, ne de Abdullah Efendi Hazretleri yapmadı. Ben Şeyh Efendi’nin böyle yapmadığını kendim biliyorum zaten. O da bize öncekinlerin yapmadıklarına aktardı. Bizde genelde kadınların biyatlaşmasını kadın zakirler yapar. Onun da ölçüsü yine Sefa Tepesi’nde Hazreti Hatice Annemizin kız kardeşine kadınların biyat etmesidir. Veyahut da yine Üstad’ı da biyat ederler. Üstad onlarla musaffa etmeden biyat eder. Bizim dergamızın kadınlarla alakalı biyatlaşma adabı budur. Biz öyle el ele diz dize kadınlarla biyatlaşma yapmayız. Bizim dergamızın adabında böyle bir şey yok. Bazı yerlerde varmış. Ben bilmiyorum. Hiç görmedim de zaten.

Ama kimisi öyle yapıyormuş. kimisi Şeyh Efendi sarını tutturulmuş. Bu sarını tutturma Hazreti Şeyh Efendi’nin bana naklettiği Çorumun Hacı Mustafa Efendi de Hacı Bekir Baba da ondan sonra Hacı Ali Aydar Efendi de zaman zaman bunu yaparmış. Başındaki sarıyı çıkarıp uzatırlarmış. Kadınlar da o sarıyı tutarlar biyatlaşma yaparlarmış. Şeyh Efendi bunu da yapmıyordu. Ben görmedim hiç. Başka yerlerde yaptıysa bir şey diyemem. Biz normalde uzun uzun seyahatler yaptık. Böyle bir şey hiç duymadım. Görmedim de. O yüzden daha önceki Şeyh Efendiler yapmış. Ama Şeyh Efendi yapmıyordu. Bir kimse böyle de yapabilir mi? Yapabilir. Bu da sünnetin içerisinde var mı? Biyatlaşmanın içerisinde var. İş ortamında arkadaşlar ile iletişimimizi iyi tutmak için onlar ile dünyalık konuşmalara dalıyoruz.

Allâh’ı zikredebilmek için iyi olmaya çalışırken onlara benziyoruz. Böyle bir tehlikeyi hissettiğimizde iletişimimizi kesmeli miyiz? Bunun ayarlamasını bir türlü yapamıyoruz. Tavsiyeleriniz nelerdir? Gönül arzu eder ki onlara tatlı tatlı böyle maneviyata doğru çekin. Tatlı tatlı onları Kur’ân ve sünnete doğru çekin. Ama bunu yapamıyorsanız siz de oraya dalmayın. Herkes daldıysa siz de kalben orada Allâh’ı zikrederekten ondan uzak durmaya çalışın. Pantolon üzerine tunikle namaz kılınabilir mi? Giyimimizde ölçü nedir? Namaz bayanların veya erkeklerin namaz kılmayla alakalı kıyafetleri belli. Eğer kadınlar normalde evlerinde tek başına kılıyorlarsa onların tek başına evlerinde kılarlarken örtünmeleri yeterli. yok pantolondu, yok pijamaydı, yok eşofmandı, yok dardı, yok boldu.


10. Bölüm

Bunun bir şeyi yok. Gönül arzu eder ki rahat ve bol kıyafetler tercih etsinler. Eyvallâh. Ama namazla alakalı mesele de kadının örtünmesi ile alakalı tesettürü. Namazla alakalı mesele de kadının örtünmesi ile alakalı tesettürü, tesettürü ile alakalı belli. Kadının el, ayak, yüzleri ağrıcı örtünecek neyle örtünürse örtünsün. İslam’da çünkü tesettür ile alakalı iki hal var, üç hal var daha doğrusu. Kadının normalde evinin dışındaki tesettürü ile evinin içerisindeki tesettürü ile evinin içerisinde ibadet ederkenki tesettürü farklı. Evinin dışına giderken çünkü normalde tesettür ile alakalı meselelerde dış arsıyla alakalı konular var. Bu nedir? Bu nedir? O kimse evden dışarı çıkarken kadın bir vücut hatları belli olmayacak, içi içi görünmeyecek, ince olmayacak yani.

Üç, el, yüz, ayaklar müstesna örtünecek. Hanefilerce ölçü bu. Neyle örtünüyorsa örtünsün. Kadının ev içindeki kıyafeti kadının kendi kültürü ile evi ile alakalı. İslam genel itibariyle insanların evlerinin içerisinde fıkıhsal olarak çok karışmaz. Kadının evinin içerisindeki kıyafeti dizayn etmez İslam. Burada yanılanlar var. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşlerinin husisi gelen ayetleri kendi eşlerine uygulamaya çalışanlar var. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşlerinin hukuku özel. Onlar peygamber eşi. Onların peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri boşasa da, ölse de o kadınların başka bir kimseyle evlenmeleri ve nikahlanmaları caiz değil.

Haram. O yüzden onların hukukları özel. Ya işte etrafındaki melekleri de mi görmezsin? Eyvallâh. Onlardan mı utanmazsın? Eyvallâh. Ama o bir peygamber eşi ve evinde bir peygamber var. Ve evindeki peygambere ne zaman Cebrail aleyhisselamı vahiy getireceği belli değil. O yüzden o mübarek annelerimiz her an Cebrail aleyhisselamı gelip vahiy getirebilir diye ölçülü ve nizamlı davranmak zorundalar. Onların evlerinin içlerinde de tesettüre riayet etmeleri özel hukuk. Var ya işte peygamber hanımları Allâh sizi temiz tutmak ister. O yüzden siz normal hanımlar gibi davranamazsınız. Normal kadınlar gibi davranamazsınız. Dünyalık bir şey isteyemezsiniz. Örneğin, bu peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddetlerinin mübarek zevceleri için, annelerimiz için.

Normalde kadınları bu bağlar mı? Hayır. Hatta tersten bakılırsa sıkıntı, sen peygamber eşi misin? Onunla mı boy ölçüşüyorsun? Kendini öyle mi görüyorsun? Şimdi de bu tarafı var. Allâh muhafaza eylesin. Evde iş yaparken Kur’ân dinlemek uygun mu? Uygun. Yasin, Bakara, Vakıa gibi surelerle ilgili hadisler var. Bunları dinlerken ya da evde iş sırasında da aynı sevaplar alınır mı? İnşâAllah. Duhâ on bire uç. Rabbinizden bağışlanma dileyin. Sonra da ona tövbe edin. Bağışlanma dilemek ve tövbe etmek farklı mıdır? Evet. Tövbe etmek günahtan geri dönmektir. Bağışlanma dilemek de o güne kadar işlemiş olduğu günahlardan affını istemektir. Tövbe bir günahtan geri dönmektir. Bir hatadan bir yanlıştan geri dönmektir.


11. Bölüm

Bağışlanma ise yapmış olduğu hatalardan affını istemektir. Allâh bizi bağışlananlardan ve tövbesinde hasturanlardan eylesin. Âmîn. Nefsimle bağlantı kurmakta bazen zorlanıyorum. Bazen çok hızlı oluyor bazen. Bak bu zamanla hızlanır mı ne yapmak gerekiyor? Buradaki nefsinden kastın ne? kendinle mi bağlantı kuramıyorsun? Kötülükleri emreden nefsinle mi bağlantı kuramıyorsun? İyilikleri isteyen nefsinle mi bağlantı kuramıyorsun? Hangi noktada bağlantı kuramıyorsun? Ebu Hureyre bir gün Medine çarşısına girer ve der ki ey pazarcılar ne kadar acizsiniz. Pazarda bulunanlar ne var ey Ebu Hureyre diye sorduklarında Ebu Hureyre şöyle cevap verir. Ey pazarcılar ne kadar acizsiniz. Pazarda bulunanlar ne var ey Ebu Hureyre diye sorduklarında Ebu Hureyre şöyle cevap verir.

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin mirası taksim ediliyor. Siz hala daha buradasınız. Gidip de nasibinizi almayacak mısınız? Almayacak mısınız? Bu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra olan bir hal. Onlar nerede derler? Ebu Hureyre mescidde der. Onlar süratle çıktılar Ebu Hureyre de geri dönene kadar onları bekledi. Onlar dönünce de onlara size ne oldu diye sorduğunda onlar ey Ebu Hureyre mescide vardık içine girdik. Onlara da taksim edilen hiçbir şey görmedik diye cevap verdiler. Ebu Hureyre bunun üzerine şöyle sordu. Mescidde hiçbir kimseyi görmediniz mi? Evet mescidde bir kısmı namaz kılan bir kısmı Kur’ân okuyan diğer bir kısmı da helal ve haramları müzakere eden insanlar gördük.

Bu cevaba karşılık Ebu Hureyre onlara şöyle bir ikazda bulundu. Yazıklar olsun size bu Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mirasıdır. Demek ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mirası budur. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mirası Kur’ân ve sünnettir. Size iki şey bırakıyorum birisi Kur’ân birisi sünnet kim bunlara sımsıkı yapışırsa asla delalete ve sapıklığa düşmez. Birinci derecede miras bu ve bütün Peygamberler kendilerinden sonra bir hikmet miras bırakmışlardır. Kendilerinden sonra miras olarak handı, hamamdı, saraydı, topraktı bırakmamışlar. Kendilerinden sonra miras olarak ilim, irfan, hikmet bırakmışlar. Kendilerinden sonra miras olarak hakka tabi olma, hak ve hakikatin peşinde koşmayı miras olarak görmüşler.

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de bazı adı şeriflerde size iki şey bırakıyorum. Kim sımsıkı yapışırsa kurtuluşa erer. Bu birisi Allâh’ın kitabı Kur’ân, diğeri de benim sünnetimdir der. Bazı adı şeriflerde der ki size Kur’ân benim sünnetim ve ehli beytimin yolunu der, ehli beytimi der. O zaman bize miras olarak Kur’ân sünnet ve sufilerin yolu vardır. Bir üstadın geriye bırakacağı mirası da bu olmalıdır. Bir sufilin, bir dervişin geriye bırakacağı mirası bu olmalıdır. Geriye bırakacağı mirası Kur’ân sünnet ve sufilin halleri olmalıdır. Geriye bırakacağı miras delalettir, sapkınlıktır, olmaması gerekir. Tabii bir de sufilikte bazı şeyler örtülü konuşulur. Bu da Ebu Hureyre’nin kinaye yapmak, edebiyatta kinaye yapmak veya edebiyatta bir şeyi örtülü konuşmak.


12. Bölüm

Bir şeyi söylerken aslında arkasından başka bir şeyi kinaye yapmak. Bir şeyi konuşurken aslında o konuştuğun şeyinin değil, arkasındaki hakikati gerçeği anlamaya çalışmak, yüzeysel bakmamak. O konuşulan protipleri, konuşulan figürleri, konuşulan hallerin arkasında ayrı bir hakikat arama, arkasındaki hakikati görmeye çalışma. Eğer onlar, o pazarcılar, eğer hakikati görmeye çalışsalardı, mescitte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin manevi mirasını görmüş olacaklardı. Ama onların gözlerinde maneviyat yoktur. Onların gözlerinde dünya olduğundan, onların gözleri manaya açık olmadığından oradaki zahiri gördüler. Oradaki zahiri gördüklerinde de bir şey anlamadılar. Ve Ebu Hureyre radallahu anh hazretlerinin mirası paylaşılıyor deyince onlara maddet geldi akıllarına, dünyevi hazlar geldi akıllarına.

Bu paradır, makamdır, mevkidir, bunlar geldi akıllarına. Ve onlar koşa koşa böyle bir şeyle karşılaşacaklarını tahmin ederekten koştular. Baktılar ki orada altın dağıtılmıyor, gümüş dağıtılmıyor, makam mevki dağıtılmıyor, para pul dağıtılmıyor. Ya bir kısmı namaz kılıyor, bir kısmı Kur’ân tilavet ediyor, bir kısmı helalları haramları konuşuluyor, konuşuyor. Demek ki Allâh’ın mescidinde dünya ile, dünya ile alakalı bir şeyler konuşulmayacak. Allâh’ın mescidlerinde dünyevi hazların lezzetlerin yeri olmayacak. Allâh’ın mescidlerinde insanların şeytaniyetinin heva ve hevesi konuşulmayacak. Ya Allâh’ın mescidlerinde Allâh’ın zikri konuşulacak. Kur’ân konuşulacak, helallar haramlar konuşulacak, ibadet edilecek.

Allâh’ın mescidleri bunun için var. Allâh’ın mescidleri dünyayı tamam etmek için değil. Dünyayı tamam etmek için değil. Ama Ebu Hureyre’de burada bir incelik var, perdeli konuşmak var, kinayesine konuşmak var. Bu Sûfî dilidir. Sufiler bir şeyi örtülü konuşurlar. Örtülü konuşurlar ki oradakiler hakikati arasınlar, alacaklarını alsınlar. Veyahut da Sufiler farklı bir şekilde bir şeyi, farklı bir noktadan götürürler. Orada derviş, ey Davut, uyanık ol. Diz durunca uyanık olup oradaki hakikati bulmaya çalışacak. Allâh bizi o hakikati bulanlardan eylesin inşâAllah. Ensardan bir zat vardı. Ubey bin Kaab anlatıyor. Evi mescide en uzak evdi. Bu zat Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kılına, onunla beraber kılından hiçbir namazı kaçırmazdı.

Biz uzaktan gelip gitmesi sebebiyle kendisine acıdık. Ben ona yağ falan, sen bir eşek satın alsan, da seni sıcaktan ve yerin zehirli aşağıratından korusa, rahat bir şekilde mescide gelsen, gitsen dedim. O zat da bana bak. Allâh’a yemin olsun ki evimin Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin çadır ipiyle bağlanmasını onunla yan yana olmasını istemem. Diye cevap verdi. Onun bu sözü bana çok ağır geldi. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine gelerek bu duruma haber verdim. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o zatı çağırdı. O zat Hazreti Peygamber’e aynı şeyleri söyledi ve kendisinin adım başına ecir aldığına inandığını ifade etti. Bunun üzerine Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ona gerçekten senin için hesap ettiğin ecir vardır buyurdu. yine o zat örtülü konuşmuş.

O sahabeye dememiş, ben Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin başında evim olmuş olsaydı bu kadar ecir almazdım. Benim evim uzakta ama her yürüdüğüme çünkü mescide namaz için yürüyen her kimsenin her adımına on sevap, on derece, on da günaha affolunur. Her adımda. Zikrullah’a doğru gelen bir kimsenin her adımına on sevap, on derece, on da günaha affolur. Ya Resûlullâh günahın affolmasını anladık. Sevamı da anladık. Bu derece nedir? Ey ashabım uhudda altın olsa siz onu tasadduk etseniz bir dereceye uğraşamazsınız. Uzaktan ibadete gidenler, uzaktan zikre giden, sohbete giden, uzağa zikre giden, sohbete gidenin sevabı katmerlenir. O yüzden Allâh için bu noktada seyahat edenin seyahat etmek cihâd olmuş olur.

Cihâd. Bir kimse bir sohbet için, bir zikir için seyahat etse cihâd hükmündedir. Cihâd hükmünde. Cenâb-ı Hak onu bereketlendirir, onu nimetlendirir, onu lütuflandırır. Onu katından ikram eder. Ona katından ikram eder. o sahâbe de bunun böyle olmasını, o da örtülü söylüyor. Diyor ki evimin Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hadretlerinin çadırının ipine bağlı olmasını istemezdim. Neden? Bu kadar sevap almazdım o zaman. Örtülü konuşma. Allâh bizi hakka ve hakikate giden kullarından eylesin inşâAllah. Üç ihlas bir Fatiha şerifler. Fatiha şerifler. Âmîn. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha şerifler. Âmîn. Haberdar eyle ya Rabbi. Şefaatlerini, nimetlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha şerifler.

Âmîn. Lâ ilâhe illâllah. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin ve ala alimuhammed. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Hamd, Dervîş, Dergâh, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı