Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamünaleyküm. Aleykümselam. Allâh gecenizi, gündüzünüzü, gündüzünüzü, namrunuzu, nefesinizi hayırla eylesin inşâAllah. Geçen haftaki biyatlaşma bizim için bir dönüm noktası mıdır? Biyatlaşmadan sonra kişi daha dikkatli davranmaya, eski hatasına davranmak eski hatasına kefaret olur. Biyatlaşma muhakkak bir sûfî daha disiplin eder. Daha böyle kendisine çekidüzen vermeyi kendisine bu noktada daha Kur’ân ve Sünnet’i uydurmaya kendince vermiş olduğu sözde durursa onu daha ileriye doğru götürür. Bunun bir de sıkıntılı tarafı şudur. O biyat o biyatlaşmayı yapan kimse o ahitleşmeyi yapan kimse bu noktada durmazsa bu sefer de manen de sıkıntı yaşar. O yüzden ııı biyatlaşmada o kimse kendince iyi davranmalı, iyi düşünmeli, kendince iyi analiz etmeli.

Önceden sûfîlik yolunda gidecek olanlar bir müddet dersleri takip ederler, bir müddet kendilerini düz ııı düzenli bir şekilde götürmeye çalışırlar. Ondan sonra bir gördükleri rüyayla gördükleri bir hal ile veyahut da yaşadıkları bir herhangi bir olağanüstü meseleyle bu zuhur ettiğinde o kimse üstadıyla biyatlaşırdı. Ve bir işaretle o biyatlaşma olurdu. Bu zaman içerisinde ııı bu usul, bu kaide kalmadı. Bunun sıra bir kısım ııı üstadlar, şehirler, pirler ııı dervişin belli bir zaman gelip gitmesine bakmaksızın gelir gelmez bir kimseye de anında ders verdiği, biyatlaştı da görülmüştür. O biyatlaşmanın bu noktada sûfî kültüründe değişik ııı gereneği, göreneği, kendince ritüeller olan bir şey. Bunu herkes her şey Kur’ân sünnet dairesinde ama üstadından gördüğünce ama üstadanın üstadından gördüğünce ama kendisi Kur’ân ve sünnet dairesinde ııı bu biyatlaşma sünnetini icra ediyorlardı.

Biz bu noktada biyatlaşma arkadaşlarla daha önce de yaptık yolun başında. Ardından ders veren kardeşler sonuçta kardeşlerle yeniden ders verirken biyatlaşıyorlar zaten. Bu biyatlaşma bizde zaten var olan bir şeydi. Perşembe gün bir örnekleme oldu. Söz konusu böyle bir hadîs-i şerif olunca biz hep beraber yeniden bir daha biyatımızı tazeledik. Bizim için dönüm noktası değildi. Öyle söyleyelim. Bu böyle bir kimse ben öyle düşünüyorum. Bir kimse bir üstade gidip intisap ettiyse intisap ettiği an onun dönüm noktasıdır. Gerçekten intisap ettiyse benim nazımda o sufinin dönüm noktası orasıdır. Benim kendimce bu benim söyleyeceğim şey o kimse Kur’ân ve sünnet dairesinde bir herhangi bir açık bariz bir yanlışlıkta ısrar görmediği müddetçe ona orada tabiri caizse liman babası gibi oturmak yakışır.

Benim bir üstade bağlılık bir üstade biatlaşmaktan anladığım bu. Tekrar söylüyorum. Kur’ân sünnet dairesindeki bir yanlışlıkta ısrar olmadığı müddetçe biatlaşan sufiye düşen vazife o kimsenin orada liman babası gibi oturup kök salmasıdır. Oturup orada kök salacak. Şunu hiçbir zaman unutmayın. Hiçbir bizim geldiğimiz yol öyle öyle söyleyeyim. Kendimize münhasır bu. Bizim dergamızda problem, sıkıntı, rüzgar, fırtına, deprem bunlar eksik olmaz bizde. Ben bu dergaha girdiğimden beri Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Bunlar zaman içerisinde olur hep böyle. yoldan kayanlar, çekip gidenler, gönderilenler Bunların hepsi de yaşanır. Ben hep kendine nefsime şunu sorardım. Mustafa Özba, sen kendini sabit tutmaya çalış.


2. Bölüm

Kendime hep o telkini verirdim. Hala da ben o telkini veriyorum. Diyorum ki Mustafa Özba, sen kendini bu noktada sabit tutmaya çalış. Burada sen kendini sabit tut. Sebep ya herkes bir fırtına, hiç kimsenin bu noktada elinde bir eminliği, bir delili yok, bir fırtına eser. Sen dersin ki liman babasına hiçbir şey olmaz. Öyle bir gemi gelir, öyle bir fırtına olur, öyle bir halat atmıştır, liman babasını da yerinden söker, götürür. tekrar söyleyeyim bunu. Öyle bir fırtına eser, öyle bir gemi sana öyle bir sağlam halat atmıştır. Seni söker, götürür. Savrulursun. Savrulmayacak. Hiç kimse yoktur. Allâh’ın muhafaza ettikleri hariç. O yüzden böyle ben çok eski dervişler gördüm, çok baba dervişler gördüm, halifeler gördüm, şehirler gördüm.

Allâh affetsin, büyüklenmek için söylemiyorum. Bir tecrübe. Ben şeyhlerin yıkıldığını gördüm, halifelerin yıkıldığını gördüm. Nakiplerin yıkıldığını gördüm. Nükabbaların yıkıldığını gördüm. Yıkılıyor adam. Ama bizim kendi dergamızdan ama başka dergahlardan bunu gördüm. O yüzden hiç kimse bunu bütün kardeşlere söylüyor. Böyle kendince eminlik peydah etmesinler. benim gibi seven yok. Buna böyle kendince öyle eminlik peydah etmesinler. Hiç ama. Dost doğru herkes yoluna devam etsin. Kur’ân ve sünneti yaşamaya devam etsin. Sufili yaşamaya gayret etsin. Sufili anlamaya gayret etsin. Bu konuda çaba göstersin. Bu konuda kendine bir yol çizsin. Ben Allâh’a yaklaşacağım. Ben Allâh’a iyi bir kul olacağım.

Ben Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin dizinin dibinde duracağım. Ben onun kokusuyla kokulanacağım. Cenab-ı Hakk’ın rengine boyanacağım diye kendince bir yol bitsin. Bu hedefte değil ama ben kendimi bu Allâh’ı zikredenlerle beraber oturtmak istiyorum. Zayıf hadisler, hadisçiler Allâh’la bir mecliste oturmak isteyenler sûfî topluluklarda otursunlar. Allâh’la oturacak olanlar sûfî topluluklarda oturacaklar. Bunu böyle zayıf hadîs. Ben mana olarak söyledim bunu. Ama mesnevi de geçer bu. Kim ehli tasavvuf ile sufilerle oturursa Allâh’la oturmuş dur der. Ve bunu normalde Kuşehir’i Risalesi’nde bunu söyler Arabi bunu fütuhatında söyler. bu sûfîler için hiç önemsiz görünecek bir mesele değildir.

O yüzden hiç olmasa insanlar kendilerini o sûfî topluluğun içerisinde durup o sûfî topluluğun içerisinde durarak da son nefesini vermeyi kendisine hedeflesin. Hiç olmazsa bir üstadın bir mürşidin terbiyesi altında onun elinin altında onun gölgesinin altında onunla beraber son nefese kadar yürüyüp orada nefes vermeyi kendine distir edilsin. Bu onu ııı inşâAllah sabitler. Yoksa bir hepimiz için geçerli bir fırtına eser, bir rüzgar eser hepimiz bir yerlere dağılabiliriz. Dağılanlar var önümüzde örnek olarak. Benim önümde. Sizin de elinizde, sizin de etrafınızda örnekler vardır. Muhakkak bir sürü derviş kardeşiniz vardır. Dağılmıştır. Derslere gelmemeye başlamıştır. Zakir’i bahane etmiştir. Çavuş’u bahane etmiştir.


3. Bölüm

Oradaki bir kardeşi bahane etmiştir. Oradaki bir meseleyi bahane etmiştir. Kendi istediği olmamıştır. Yok oradan rüzgar ters ııı no esmiştir. Yok fişmancanın fişmancası böyle olmuştur. Nefis bu tip işleri şeytanla ortaklaşa çok karıştırır. Vay Şeyh Efendi bana ters baktı, yan baktı, düz baktı. Yok biz de ilgilenmedi, telefonumuza bakmadı, mesaj çektik, cevap vermedi. Bunlar çok şimdi. o üstad herkese mesaj cevap verecek. O kimse bütün herkesin her mesajına cevap verecek. Her şeyine cevap verecek. Böyle bir zorunlu sanki. oradan yerinden kalkıp onu ziyaret edeyim, gideyim orada anlatayım. Öyle bir şey yok. sizi yolda görecek, belde görecek, telefonla işini halledecek. O kıymetli çünkü. mesela örneğin rüya anlatacağız diyorlar.

Perşembe günleri Bursa’dayım diyorum ben. Perşembe günü gelin. Rüya anlatacaksın, anlat. Ne derdin varsa burada da bekliyorum on ikiye kadar, bire kadar. Ama yok o telefonda anlatacak. Veya yazacak mektup gibi. Okuyacağım. Ben diyorum bu kadar okuyacağım ama kitap okurum, hadîs okurum. Bir şey okurum. Okuyabileceksem okuyacağım zaten. Diyor mu gözlerim sıkıntılı. Okuyamıyorum eskisi gibi. Yok. Okuyacaksın onunkumu. Ardından bir daha mesaj çekiyor. Okudunuz mu? Ardından bir daha mesaj çekiyor. Cevap yazın. Ardından bir daha mesaj çekiyor. Ne oldu? Bir rüya anlatıp üzerine seksen tane mesaj çeken var Whatsapp’tan. Ondan sonra neden mesajıma cevap vermediniz? Ben onun mesajıma cevap almadım. böyle ne o?

Allâh yolum olur. Böyle tasavvuf yolum olur. Ondan sonra hakkınızı helal edin. Selamünaleyküm. Daha ders almamış. Yüzünü tanımıyorum. Sonra yazıyorum. Siz ders almış mıydınız? Hayır diyor. Birine öyle oldu. Seksen kusur sefer mesaj çekmiş. Dedim siz bizden dersli değilsiniz. rüya yazmış. Evet ben dedi söylemek istemiyorum şimdi. Bir nakşibendi şeyhe mevzile bağlı. Söylemek de istemiyordum şimdi. E dedim ben şeyhinize yazın. Biz onlara ulaşamıyoruz ki dedi. Ha ben elinin altındayım. Dedim tasavvuf adabı senin bunu şeyhine anlatman lazım. Bu rüyanı şeyhine anlatacaksın. E yazıyor biz ona ulaşamadık ama. E git ulaş. Şeyhinin yerini biliyor musun? Biliyorsun. E toprağını biliyor musun? Biliyorsun.

Ondan sonra da yazmış. Oraya gidince de bizi çalıştırıyorlar. Bilmiyorum öyle dedi. Çalıştırıyorlarmış orada. Iş yaptırıyorlarmış. Rüya anlatmak için oraya gidemiyor. Çalışacak diye. Eee ben elinin altındayım. Bana anlatacak. Ben de mecburum ya. Ben de onun rüyasını yorumlayacağım. Yorumlamazsam seksen tane ne yorumu neydi diye bana mesaj çekecek. En sonunda diyeceğim ki sen bize derviş değilsin. Seni tanımıyorum. O da bu cevabı verecek. Ondan sonra da bu nasıl bir tasavvuf yolu diyecek? Kendi yolumu sorgulamıyor. Oturup ben şeyhime niçin ulaşamıyorum? Ben şeyhime niçin meram anlatamıyorum? Ben bir rüyamı şeyhime nasıl anlatamıyorum? Bunu sorgulamıyor. Benim yolumu sorguluyor. O yüzden bu tipte insan nefsi problemler çıkarır.


4. Bölüm

Kendinizi bu noktada hedefleyin. hadisi kutside Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ya. Allâh’ı görüyormuşçasına. Hedef bu. Bir çıtaltı ne? Diyor sen onu göremezsen dahi onun seni her an gördüğünü tefekkür ederek yaşaman ihsan nedir? O zaman hedef. Hedef. Allâh’ı görüyormuşçasına o hale halleninceye kadar yol yürümek. Ha bu noktada o kimse bu halde ulaşamasa dahi her an Allâh’ın onu gördüğünü düşünerek, tefekkür ederekten hayatı yaşama ihsan tasavvufun bu noktadaki hedefi kulu iman İslam ihsan noktasına götürmektir. Sufilin hedefi, sufilin yolu, sufilin menzili, sufilin niyeti iman İslam ihsandır. Başka bir şey değildir. Benim nazarımda. Bizim derdimiz iman, İslam, ihsan.

Bu üç hali üzerimizde bulundurmaktadır. Bulunmaktadır. Üç adım ilmelyakin, aynelyakin, hakkelyakin. Kur’anı tabirle. Ilmelyakin, aynelyakin, hakkelyakin. Kur’anı tabirle. Hadisi kutsi, hadisi kutsi. Iman nedir? İslam nedir? Ihsan nedir? Cebrail aleyhisselamın sorusu. Herkes dıyye olarak gördü. Imanı anlattı. Allâh’ın varlığına, birliğine, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe hesaba çekilmeye, hayırın ve şerrin yaratıcısının Allâh olduğuna kadere, kazaya iman etmektir. Kadere de iman etmek. Mustafa İstamoğlu kadere iman imandan imanın şartlarından değildir diyor ya. O yüzden kadere iman etmek diyorum. Kadere imanı şu anda inkar ediyorlar ya. Imanın şartlarından değil diyorlar.

Biz onlardan değiliz. Bizim yolumuz Kur’ân’a, sünnete, imamların iştahatlerine ilk sufilerin algı ve anlayışlarına uygun olacak. O zaman biz kadere de hesap gününe de hayırın ve şerrin yaratıcısının Allâh olduğuna da iman ediyoruz. İslam nedir ya Resulallah? Kelimeyi şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmektir. Sonradan âlimler bu zekat vermeyi parası olduğunda zekat vermek. Zekatın kendince ııı şeyi var ya usulü kaidesi var. Hac olunca parası olduğunda hacca gitmek diye şart düşmüşler. Ama İslam bu noktada hadisi şerifte şerh düşülmemiş. Kelimeyi şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek. Hacca gitmek, zekatı vermek, zekat vermek için çalışın, gayret edin.

Ve paramız olduğunda vereceğiz. Çalış paran olsun. Koştur. Sen çalıştın, koşturdun da Allâh vermedi mi? Sen gayret ettin de gayretinin karşılığını mı almadın? Hacca gitmek. E paramız yok. Yol bulabilen beytimi tavaf etsin. Ayeti Kerime. Para bulması şart değil. Yol bulabilen. Yol bulabilen. Yol var mı? Var. Hacca gitmek. Sûfî anlayışı bu. Ehlişehir yaz şöyle düşünür. Haktır. Ve ben normalde temel ihtiyaçlarımı göreyim. Hacca da ondan sonra giderim. Hele bir torunun da düğününü yapalım. Hacca gidelim. Kaç yaşında? Yetmiş yaşında. Ondan sonra birisi yanından tutacak. Çok affedersiniz. Çişini tutamaz, kakasını tutamaz, yerlenmeyi tutamaz, adım atamaz. Yürüyecek takatı yok. Ölmeye gönderiyor. Evlatları.


5. Bölüm

Ölmeye gönderiyor. Takatı yok. Yürücek mecali yok. Birileri elinden kolundan tutacak. O şirket sahipleri de lazım ya onlara da para lazım adam ticaretini yapıyor. Hacca gidecek olanı dese ki yüz metre koş bakayım şurada bir. Nereye koşacak? Kılını kımıldatacak hali kalmamış. O zaman yol Kur’ân ve sünneti uyacak. Ardından ne? Ihsan nedir ya Resulallah? Allâh’ı görüyormuşçasına yaşamandır. Öyle ibadet etmendir. O hal üzerinde durmandır. Görüyormuşçasına. Ihsanın zirvesi. Göremezsen de o seni her daim gördüğünü hissederek yaşamandır. Görüyormuşçasına yaşamak. Yolun kaidesi bu. E bir hadîs-i şerif daha. Kul farzları yerine getirmekle Allâh’a en sevimli işi yapar. Nafilelerle ona yaklaşır. Allâh onu sever.

Allâh onu sevince, gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen dili olur. Onunla konuşur, onunla duyar, onunla görür, onunla tutar, onunla koşturur. Sufiliğin yol disturları. O yüzden bizim için bir atlaşma bir kimse normalde hangi kardeşten vazifeli hangi kardeşten ders aldıysa aldı o alması bitti. Biz tekrar tazeledik. Ahit tazeledik. Hep beraber. Katılanlar katılmayanlar. Gönlü burada olanlar. O gün öyle niyet ettik ya. Ertesi gün bir sürü arkadaş telefon açtı. Haberleri yokmuş. Diyorlar ki biz derse gelemedik ama çok böyle gelemediğimiz için üzgündük. Rüyamızda gördük. Benim bizimle benimle biatlaştın. Şöyle oldu, böyle oldu. Bir topluluk oldu. Yok beyaz bizlere birer tane kağıt verirdi. bu yeni biatlaşma denildi.

Birisi rüya anlattı. gökten bir ondan sonra ııı halat sarkıtıldı. Biz tuttuk hepsinden. Yok birisi daha başka türlü rüya anlattı. herkes bir halata tutulmuş. Herkes biat ediyordu. Yok birisi daha rüya anlattı. Herkes toplamış. Ben de oradaydım. siz de oradaydınız, biatlaştınız gibisinde. Eee ben de dedim ki niyet ettik biz de. Iıı gönlü kalbi bizimle beraber olanların da biatlaşmasına diye onlar da manen biatlarını yapmış oldular. Bu normalde öyle kendi kendimize evet bir tekrar biatı tazeleme kendimizi tazeleme adına ondan sonra güzel bir sünnet oldu. Inşallah kardeşler bu noktada biatlarına sağlam dursunlar inşâAllah. Inşallah. internette belli bir hesaba para yatırıyorsun. Yatırılan parayla o şirket reklamcılık yapıyor.

Sana da belli miktar kar payı veriyor. Başka üyeler de buraya para yatırdığında onlardan da bir hisse alıyorsun. Bu tür ticaret caizmidir. Kardeşler bu böyle neydi o bir ara bir titan vardı değil mi? Saadetli zinciri. Ondan sonra adam tutuklandı ceza öne filan girdi dolandırıcılıktan değil mi? Öyle olması lazım. Ben bu tip işleri bilmiyorum kardeşler. O yüzden benim bildiğim bir kimse ticaret yapıyorsa alışveriş yapacak. Allâh ticareti helal faize haram kıldı. Öyle belli bir parayı yatır. Her ay sana şu kadar para. Bunlar ondan sonra bir bakmışsın bunu yapanlar orta yerden kaybolup gitmiş. Paralar da gitmiş. Tabii bunları yapanlar böyle kendilerince ilk etapta böyle paralar da veriyorlar. Insanlara tatlı geliyor bu. yurt dışından ondan sonra millet paralarını yurt içinde millet paralarında değişik şirketler vardı.


6. Bölüm

O değişik şirketlere kar payı veriyorlardı. kombatsan gibi meşhurdi ya bir ara. Ondan sonra daha birkaç tane daha çıktı. Ondan sonra bazıları da bir şeyler böyle yapmaya kalktı. Bir beni de ortak etmeye çalıştı. Dergahtan da birilerini ortak edeceklerdi. Şeyh Efendi’ye söylediler. Ondan sonra ilk önce bana dediler. Ben böyle bir şey olmaz dedim. Arkadaşlara da müsaade etmem dedim. Ben arkadaşlara da müsaade etmem deyince Şeyh Efendi’ye beni şikayet ettiler. Ondan sonra ben hiç kula karda ettim. Kula karda umuruma katmadım. Beni dinleyen arkadaşlara dedim ki asla böyle bir şeye para yatırmayacaksınız. Asla böyle bir şey olmayacak. Hatta bana gelenler teklifle gelenler dediler ki sen para vermeden ortak olacaksın.

Herkes para verip ortak olacaktı. Ben para vermeden ortak olacaktım. Sonra bir duyduk ki bu arkadaşlar bir sürü yanlış yunlu işler yapmışlar. Orta yerde büyük paralar dönüyor. Sonradan işin içerisine mafya girdi. Beni dinlemeyip de benim kinayemi hareket edenlerin paraları da gitti. Şirket de gitti. O kardeşler sonra malumiyet sahip oldu. Sonra dergahı da terk ettiler. Beni de tuğ kakayı ilan ettiler. Öyle hayatlarına devam ediyorlar şimdi. Bunların bende örnekleri var. Yok hep beraber aynı yerden alışveriş edelim. Bir market açalım. Eee bütün derviş kardeşler o marketten alışveriş etsin. Ben gene muhalefetim. Diyorum ki yok. Biz sufilimize bakalım. Biz marketçi miyiz? Hadi market açıldı. Marketin başına hayatta ticaret yapmamış bir kimse getirildi.

Ben gene bangır bangır bağırıyorum. Yapmayın, etmeyin, yanlış yapıyorsunuz. Tabii bu proje Şeyh Efendi’ye böyle yaldızlı bir şekilde gidiyor. Projeye anlatanlar yaldızlıyorlar böyle. Ardından bu meselenin içerisine girdiler tabii. Ben yine bizim arkadaşları ve kendimi bundan uzak tuttum. Bazı arkadaşlar buraya para yatırdılar. Ondan sonra bazıları kalktılar. Ben vermeyin dediğim halde kinayesine Mustafa Özbağ’a düşmanlığı için Zeytin verdiler Mudanya’dan. Çekleri aldılar. Adamlar adam başındaki müdür ömründe ticaret yapmamış. Ömründe ticaret yapmamış. Camide imanlık yapmış bir kimse. Camideki imanda ne kadar ticaret adam olursa o kadar olur. Sonra orası da battı. Minetin paraları gitti falan fişman.

Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bu internette orada burada bunlara para yatır. Karşılığında şu kadar para bunlar benim kafamı basan şeyler değil. Bilmiyorum. Ben gönlüm ardı der ki arkadaşlar da uzak dursunlar ama kendilerince kendileri karar verecekler. Biz arkadaşların ticaretlerinin helal olup olmadığına bakarız. Biz şu işi yap, bu işi yapmak bizim işimiz değil. Arkadaşların normalde ticaretlerinde bu noktada helal olup olmadığını bize danışırlarsa bu helal mıdır değil mi? Bu meselede de normalde helaldir, değildir diyemiyorum. Bilmedim bir mesele. Altını, üstünü bakmam lazım. O yüzden size tavsiyem şu. Çalışın. Emeğinizin karşılığı kadar kıymetli ve bereketli bir iş yoktur. Bir kasa limon alırsın yüz lira atıyorum.


7. Bölüm

Sayarsın, dökersin bir kasa limonu. Kaç tane var içerisinde? iki yüz tane var. Bunlar iki yüzlük iki yüz ellilik öyle limon kasaları vardır. Biraz büyükleri iki yüzlüktür, biraz küçükleri iki yüz elliliktir. Öyleydi. Şimdi bilmiyorum hala da aynı var mı? Limon satan? Kaçlık kasalar? Sen nereden alıyorsun limonu? Haldir efendim. Haldir alıyorsun. Evet. Nerede satıyorsun? Sen mâşâAllah. Cumartesi derse geliyor musun sen? Bir tane yüzlük kasa bana al. Evet. Tamam. Kaç para yüzlük kasa? MâşâAllah. İyi. Bir yüzlük kasa cumartesi bana getir. Tamam. Bak, elli lira yüzlük kasa. Tanesi kaça geldi? Kaça geldi tanesi? Nasıl satması lazım tanesini onun? Elli kuruşa, yüzde yüz para kazanacak, değil mi? Aferin, iyi.

Senin için iyi. Ben yüzde yüzde çalışmam. Iş bulamazsam böyle yapacak bir şey kalmazsa boş vaktimi geçireyim diye. Yüzde yüzde çalışırım. Gülüşümü kimse görmesin diye. Kafamın. Kim satıyor pazarda limon Çanakkale’ler? Kaldırın bakayım elinizi. Bir kişi mi satıyor? Eğitim veriyoruz dedin sen iki kişi oldu. Iki kişi mi eğitim alıyor? Açık bir şey söyleyeyim mi? Eğer pazarda limon maydanoz satamıyorsanız bu böyle bir çift daha ileri söyleyeceğim aslında da dilim varmıyor. bir kız babasına şunu demek isterim. Geldi mi kızım birisi sana kızına talip birisi evet. Evladım çık bakayım seni bir pazarda göreyim limon satarken. Pazarda maydanoz satarken bir görün. Ne iş yapıyorsun sen ben mühendisim. Harika.

Nerede çalışıyorsun? Filanca bir firmada. Harika. Ama ben kızımı pazarda limon satan bir kimseye vermek istiyorum. Nasıl yani? Basbayağı Eğer pazarda limon satabiliyorsan çaya çorbaya limon deyip sıkıp da yoldan geçenlere böyle iki kasa üç kasa dört kasa satacağım diye çırpınırsan tamam. Sen hiç önemli değil. Sen hanımına bakarsın. Eğer bunu yapmıyorsan işine son verdiler. Eee bir daha git başka yere. Oradan da son verdiler. yok bakamazsın. Evet. Çocuklarınızla dükkanın önünde bardak bir lira diye bağıttıramıyorsanız Çete başı götürüyor minnete. Yaptığını da biliyor güle güle gidiyor. Bardak bir lira diye bağıttıramıyorsanız bilin ki bu noktada sıkıntı var. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’ım cümlemizi korusun inşâAllah.

Âmîn. Ben namaz kılarken zikir yaparken hep sevdiğim kız aklıma geliyor. Benim ibadetim bu şekilde olur mu? Aklıma gelmesi aşkın bir sebebim mi? Iyi ne güzel aklına gelen bir şey var. Kimine ticaret geliyor. Şimdi siz bunu normalde kendinize olan aklına kız geliyormuş ya diye düşünürsünüz. Senin aklına ne geliyor? Çek gelmiyor mu? Senet gelmiyor mu? Evlat gelmiyor mu? Ne olacaklar demiyor musun? Herkesin aklına bir şey geliyor. Muhakkak. Onda ne güzel kız geliyormuş bak. Ibadetin ibadet devam et. Halk içinde geçen felek tabiri nedir? Kederi kaderi mesele gibi anlaşılır ama kader de değilmiş gibi açıklanır ama feleğin bir şeyleri yazıp bozduğu gibi anlaşılır. Adı varsa kendi vardır dersiniz. Öyleyse nedir?


8. Bölüm

Evet felek bir yerde kader gibi algılanır. On aylık yeğenimin rahatsızlığı var doktorlar epilepsi diyor sizden dua bekliyoruz. Allâh şifa versin. Âmîn. Epilepsi şifasız bir hastalık değil. Abdullah bin Burey’de o da babasından rivayet ettiğine göre Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Sakın münafığa efendi demeyin. Eğer münafık sizin efendiniz olursa yüce Allâh’ın gazabına uğrarsınız. Üstadım bir kimsenin münafık değil mi münafık mı nasıl anlarız? Tam olarak anlayamadığımızdan dolayı birisine münafık dememiz uygun değildir, caiz değildir. Bu noktada bir kimse açıkça söylüyorsa imani noktada, itikadi noktada münafıklığını açıkça söylüyorsa o esnadedir hüküm. Sen şu anda münafık oldun.

O esnada. Yanımdan ayrıldı, belki de adam tövbettir ona. O esnada verdiğin hüküm. Ve amelen münafıktır. işte söylediğinde yalan söyler, emanete hıyanet eder, sözünde durmaz. Bu üç hal bir kimsenin üzerinde bulunursa o münafıktır, bu amelidir. Bakın bu üçü aynı anda o kimsenin üzerinde bulunacak. Yine de onun yüzüne münafık demek uygun değildir. Iş yerimiz maaş için bir banka ile anlaştı. Banka maaş karşılığında bize promosyon veriyor. Almamızda bir sakınca olur mu? Almıyacaksan bana getirebilirsin. Bu eski fıkıh erbabının yoludur. sorarlarmış onlara. bir kuyuya bir şey düşmüş. Ölmüş hayvan orada. yazmışlar böyle böyle bu kuyunun suyundan içilir mi diye. O da cevap yazmış. Birkaç gün sonra geleceğim, bir bakayım demiş.

Neyse gelmiş ondan sonra kuyunun başına, kuyuya bakmış, içerideki suya bakmış. düşen geçmiş gün aklımda kalan bir kedimi, köpek yavrusu mu ne olacak herhalde? Kovayı daldırmış suyun içerisine içmiş kendisi ilk önce. su içilebilir dememiş. Kendisi içmiş. Kendisi içince ne olmuş oluyor? İçilebilmiş oluyor. ilk sema nerede ve ne zaman başlamıştır? Sahabede yaşanmış örnekler var mıdır? İlk başlangıç kün demeden önce Başlangıcı kün demeden önce. Bunu böyle söyledim birisine. Kün demeden önce başlangıcı kün demeden önce diye kaldı. Siz de kaldınız ya. Arkasından bir açıklama yapmadım. Durdu. O sema yoktur. Sema bu manada söylemiş. Başlangıcı ne zaman demiş? Kün demeden önce dedim ben de. Durdu şimdi.

Bunun delili dedi. Kün demeden önce başlamasaydı şimdi yapılır mıydı dedi. Yapılır mıydı? Zikrullah’ın başlangıcı kün demeden önce. Kün demeden önce. Kün senin zikrullahın başlangıcı. Soruyor. Başlangıcı kün demeden önce diyor. Ne yapacak? Küne kadar gidecek. O gitsin, öğrensin. Günümüzde miras hukuku nasıl olmalıdır? Kadın bir hisse erkek iki hisse almalı mıdır yoksa yarı yarıya mıdır? Bunu böyle yapan bir kimse eğer zina ettiyse gidip kendisini hukukun önüne koyacak, ben zina ettim, evliyken rejmedin beni diyecek. Örneğin. Miras hukukunu böyle icra eden bir kimse bütün günahları için gidip bir İslam hukukunun önünde oturup kendince o hukuka tabi olacak. Zinada İslam hukukunu aramayanlar, içkide İslam hukukunu aramayanlar, kumarda İslam hukukunu aramayanlar, faizde İslam hukukunu aramayanlar, haramlarda İslam hukukunu aramayanlar, helallarda İslam hukukunu aramayanlar, herhangi bir hayatın içerisindeki herhangi bir şeyde İslam’ın hukukunu aramayan Müslümanlar mirasa gelince hepsi de herkesten fazla mümin kesiliyor.


9. Bölüm

Bilhassa erkekler. Hemen telefona sarılıyorlar. Gece saat iki üç adam ölmüş daha yeni babaları daha ertesi gün gömülecek saat üç. Bir numara nasıl arıyor cehir cehir? Bir bakmadım, iki bakmadım, üç bakmadım, dört bakmadım, beş bakmadım, altı bakmadım, yok aynen hep dedim ya. Saat üç, üçü geçiyor. Aştım. Selamünaleyküm. Aleyküm selâm. Hocam sen beni tanımazsın. Yok dedim, tanıyamam. Tanımadım kimse için. Sizin telefonunuzu bilmem kimden aldık. İyi kardeşim, buyurun. Hocam bizim babamız vefat etti. İnna lillah, inna ileyhi raciumen şimdi. Şu anda dedi daha henüz daha evde dedi ama evde dedi miras meselesi çıktı. Daha babaları ölmüş, yatıyor orada. Nupuzu. Miras meselesi çıktı dedi. Erkek iki mi alır, bir mi alır dedi.

Soran adam ya. Dedim ara sıra alkol alıyorsun gibi geldi bana dedi. Evet hocam dedi. Her alkol aldığında dedim seksen değnek sopa yedin mi dedim ha? Hayır dedi. Peki dedim genelde alkol alanlar dedim evli bekar değişir ama dedim ha hafiften dedim öyle gayrimeşru zinaya da kayarlar dedim ben. Allâh affetsin efendim hocam oldu dedi. Her zina yaptığında dedim evliysen rejim için evli değilsen yüz değnek sopa yemeğe gittin mi dedim ha? Hayır dedi. Ulan dedim ben şimdi ben kardeşim dedim sabahın saat üçü zinada İslam hukuku aramıyorsun. İçki de İslam hukuku aramıyorsun. Evlenmede, boşanmada hiçbir şeyde İslam hukuku aramıyorsun. Miras olunca dedim daha babanı gömmeden oğlan iki kız bir alacaktı. Değil mi diyorsun dedim ben?

Sen dedim normalde evliyken zina ettiğinde rejmedilecektin. Öldürülmüş olacaktın. Öldürülmüş olsaydın dedim sen mirasa da girmeyecektin. Senin çocukların mirasa girecekti dedim. Evliyken zina yaptığında çocuğun var mıydı dedim ben? Yoktu dedi. Dedim bir tek eşin mi vardı? Evet. O da dedim bir tek eşten dolayı girecekti dedim. Senin malın mülkün de gene kardeşlerine gidecekti. Sen dedim ölü hükmündesin şu anda. Ya hocam biz vakitsiz aradık galiba dedi. Ben ölü hükmündesin deyince tabii evden de uyananlar oldu. Kim ölmüş dediler? Adama ölü hükmündesin deyince durdu. Sen ölü hükmündesin diye. Biz dedi vakitsiz aradık herhalde dedi. Hayırlı geceler hocam dedi kapattı. Allâh bizi muhafaza eylesin.

Âmîn. Fırat Kalkanı hakkında sizin görüşlerinizi alabilir miyiz? Ta önce konuştum herhalde bununla alakalı değil mi? Evet.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı