Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Aile ve Evlilik(1545) — Sayfa 16/18
Bu karar alınırken dini duyarlılığı, ahlaki olgunluğu ve manevi uyumu göz ardı etmek, ilerleyen süreçte telafi edilmesi güç sorunlara zemin hazırlar mı?
Bu karar alınırken dini duyarlılığı, ahlaki olgunluğu ve manevi uyumu göz ardı etmek, ilerleyen süreçte telafi edilmesi güç sorunlara zemin hazırlar.
Kaynak: İnsanlar evlenirkerken denkliği gözardı etmemeli 15.05.25
Anne babaların hatalı tutumları, çocuklarda kaygı, korku ve Hakkında Sen zaten ne yapıyorsun ki?
Sen neyi başardın ki? Bir seferde bunu başar zaten. Bunu neden yapmadın ki? Sen etmedin, yapmadın, atmadın, çatmadın. Bak filancanın oğluna şunu yaptı. Bak filancanın kızına bunu yaptı. Bak filancanın gelinine bunu yaptı. Sen zaten hiçbir yapamazsın. Aynı şekilde o eş de çöktü. Nereye özgüven olacak? Allah muhafaza eylesin. >> E kaygı bozukluğu da sen gelecekte aç kalırsın. Sen hiçbir yapamazsın. Şöyle olursun, böyle olursun. Gelecek korkusunu biz onun içerisine yükledik. Kaygı bozukluğu da o korku. E korkuyu da biz yükledik. Anne baba yükledi hepsini de. Anneler babalar masum değil.
Kaynak: Anne babaların hatalı tutumları, çocuklarda kaygı, korku ve özgüven eksikliğine
İslam dünyası son üç yüz yıldır adım adım batmaktadır; bu batış yavaş olduğu için fark edilmemektedir. Sıra önce ailelerin çöküşüne, şimdi ise bireylerin çözülmesine gelmiştir?
Gençlerin sorumluluktan kaçması, çalışmaya isteksizlik göstermesi, sabahtan akşama kadar ekran başında vakit geçirmesi bu çözülmenin belirtileridir. Faizin hayatın her alanına sızmış olması, fuhuşun devlet eliyle vergiye bağlanması, uyuşturucunun yaygınlaşması ve adaletsizliğin sıradanlaşması toplumun kökten çürümekte olduğunu göstermektedir.
Tanrı’yı nasıl bulabilirim?
İbn Arabî bütün insanların bu soruya cevap vermesi gerektiğini söyler. Cevaplarının doğruluğunu başarılı bir şekilde teyit edenleri ehlü’l keşf ve’l vücud olarak adlandırır. Onlar kendileriyle Rab’leri arasındaki perdenin ötesine geçen ve onun huzuruna ulaşabilenlerdir. Geçtikleri bu yol herkese açıktır.
Allah’ın ahlakı nasıldır?
Arabî için Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak ile Allah’ın isimleriyle ahlaklanmak aynı şeylerdir ve sufilerin manevi yolu budur. Bir kıyas bir soru için konuyu bu kadar uzattım; gelelim konuya, soruya!
Nietzsche’nin "Tanrı ölmüştür" deyisi ne anlama gelir?
Nietzsche, hiçbir adalete sığmayan, sayısız çatışma ve acılar iyi bir tanrıya nasıl mal edilebilir düşüncesinden yola çıkarak tanrının ölümünün insanın anlaşılmaz olan doğasını yenmesi için bir üst insana ulaşabilmesi için bir mecburiyet olduğunu savunmuştur. Tanrı ölmüştür çünkü insan kendi hareketlerini yönlendirebilecek düzeydedir.
Nikahın iki kişi arasında yapılması neden kabul edilmez?
Nikah iki kişinin arasında. Aldım, verdim. İki tane de şahit diyorum, kabul etmiyor kimse bunu. Bunu hacısı, hocası, şeyhi, alimi kabul etmiyor önce. Olmaz öyle şey. Ya bu kadar. Kitap açıyorum Hanefi’den, istediğini aç, diyorum ya. İcap, kabul, iki şahit hatta diyorum, şahit olmasa da olur. Sonradan şahitlenebilir, diyorum ben Hanefi’ye göre. Olmaz diyor. Neden olmaz diyor? Onun kafasındaki tanrı olmaz diyor çünkü.
Dinler konusunda en hoşgörülü olanlardan biri kimdir?
Dinler konusunda en hoşgörülü olanlardan biri Yunus’tur.
İslam’ın diğer dinlere yaklaşımı nedir?
İslam, Müslümanlara kendi dinlerini tebliğ etme görevini yüklediği halde hiçbir azınlığı kendi din ve düşüncesini yaymaktan vazgeçmeye zorlamamıştır. Azınlık haklarına her zaman saygı göstermiştir. Bunda İbni Hişam’ın siret’indeki bir kıssayı hatırlayalım. Bir grup Hristiyan Peygamberi ziyarete geldiklerinde, O abasını yaydı ve onları üzerine oturttu.
İslam’da zorlama var mı?
Dinde zorlama yoktur; hak ile batıl birbirinden ayrılmıştır (Bakara 256). Her ümmet için yerine getirecekleri ibadetler belirledik (Hac suresi 67). İslam, Müslümanlara kendi dinlerini tebliğ etme görevini yüklediği halde hiçbir azınlığı kendi din ve düşüncesini yaymaktan vazgeçmeye zorlamamıştır. Azınlık haklarına her zaman saygı göstermiştir.
Peygamber ashabına ne dedi?
Peygamber ashabına şöyle dedi: "Dini niçin insanlara zorla empoze etmek istiyorsunuz? Halbuki din Allah tarafından hediye edilmelidir." (Kitabı Pişrefti Serîı İslam sa. 23) "O, Necran Hristiyanlarına mabetlerinin korunacağına dair bizzat güvence vermiştir" (sa. 24).
Hazreti Hüseyin Efendimizin yolu nedir?
Hazreti Hüseyin Efendimizin yolu direkt Kur’an ve sünnettir. Hazreti Hüseyin Efendimizin yolu dedesinin yoludur, Hazreti Hüseyin Efendimizin yolu babasının yoludur.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Hazreti Hüseyin’i seviyorum diyenler ne kadar Onun yolundalar?
Bana söyler misiniz, -Allah aşkına söylüyorum bunu- Onu seviyorum diyenler karşılarına Yezidi olarak aldıkları kitlenin Onu seviyorum diyenler karşılarına Muaviyeci bunlar dedikleri kitleden farklı ne yapıyorlar acaba?
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
İslam tarihinde cihadı terk etmek en büyük hastalık mı?
İslam tarihinde cihadı terk etmek en büyük hastalık ama cihaddan bahsetmeyenler de kendileri.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
İslam dünyasının en büyük handikabı nedir?
İslam dünyasının en büyük handikabıdır cihadı bırakması. İslam dünyasının en büyük handikabıdır tarikatların tekkelere tıkılması ehli tasavvufun tarikatlara tıkılması, ilmin medreselere tıkılması. Evet, İslam’ın camilere tıkılması; evet, İslam’ın devletin elinde oyuncak olması.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
İslam dünyasında 28 Şubat’ta neredeydiniz?
Anadolu Müslümanları 28 Şubat’ta neredeydiniz, şimdi neredesiniz, neredesiniz? Harıl harıl paralarınız alınırken neredeydiniz, imam hatip okulları kapanırken neredeydiniz, sizin camilerinizdeki tek merkezden vaaz edilecek dediğinde neredeydiniz?
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Hüseyniler camilerde neden değilsiniz?
Gelin, hep beraber düzeltelim. Boş Don Kişotluk yapmayalım. Var mı gecesini gündüz edecek olan? Var mı her gece saat üçte evine girip sekizde çıkacak olan? Var mı cebinden parasını kendine, yoluna harcayacak olan? Hadi evlerinizi açın saray yavrusu evlerinizi; her gece beş tane, üç tane fakir götürün. Yedirin, içirin, dini anlatın. Hadi. Kaç taneniz?
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Sesime bir kadın geldi, benim elimde kocaman bir mavzer mi?
Sabaha karşı bir rüya gördüm. Rüyamda kafirler saldırıya geçiyormuş ülkeme, canhıraş ayağa kalktım, bağırıyorum geliyorlar diye. Bugün acılı günüm benim. Etrafımda bir tane adam yok. Sesime bir kadın geldi, benim elimde kocaman bir mavzer. Ben habire mermiyi mavzere sürüp kendimce mücadele edeceğim. Siyah örtülere ve mantolara bürünmüş birisi. Dedim ki kurşun yetiştiremiyorum, bana dedim, kasaturamı ver. Bakıyorum, etrafımda bir tane kimse yok. Dedim ki Mustafa yapayalnızsın. İşte dedim, bir tane yarım bir kadın var. Yarım demedim de hani Hacı Bayram-ı Veli’ın sözüyle. Ona da bir zaman demiştim çünkü yalnız kalacaksın, yalnız yürüyeceksin diye. Nerde Hüseyniler? Nerde memleket sevdalıları?
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Bizim Hüseyin için ağlamamız da sahte mi?
Evet. Bizim Hüseyin için ağlamamız da sahte. Ben kendi nefsim için söyleyeyim, başkası için değil. Biz Hüseyin’i sevemeyiz. Sevemeyiz. Korkarız. Biz Allah’ı sevemeyiz, korkarız. Biz Muhammed-i Mustafa’yı sevemeyiz, korkarız. Seversek Onun haliyle hallenmemiz lazım, yapamayız. Biz dünyevileşmekten geçemeyiz. Biz canı feda edemeyiz, biz malı feda edemeyiz, biz hatunu feda edemeyiz, ayrı kalamayız. Biz çocuk kokusundan, torun kokusundan geçemeyiz; yapamayız. Anamız kızar, babamız kızar, karımız kızar. İflas etmekten korkarız, paramızı kaybetmekten korkarız. Aşka geliriz, bu benden olsun deriz, iki yıl sonra ti yansın yanlış yapmışız, benden olsun dediğim şeyi de isteriz. Yapamayız. Biz yol yürürken yanımızdaki kardeşin eksik noksan bir şey konuştuğunda terk ederiz, bırakırız onu. Biz Allah için yola düşmüş bir insanın arkasından namusuna varıncaya kadar konuşmaktır yaptığımız, biz Allah için kendisini feda edenlerden uzak durmaktır yaptığımız. Hazreti Hüseyin şanslıydı, Allah Onu sevmişti, O da Allah’ı sevmişti. Cenâb-ı Hakk Onu kendi düşmanlarının kılıcıyla yanına aldı çünkü O bir az daha bu dünyanın çirkefliğini ve cifesini çekebilecek noktada değildi. Biz Onun kadar da şanslı değiliz, Onun yanında 72 kişi vardı, -bu belki de benim hayatım- benim yanımda 72 kişi değil, 7 kişi bile yok bu manada. Bu zamanın garipliği de bu. Bu zamanın garipliği de bu. O yüzden bizim Hüseyin için ağlamalarımız da sahte, Onu sevdiğimiz de sahte.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Bu görüntünün altında Yezid’le el ele vermiş aynı yaşam öyküsünü mü?
Evet. Bu ülkenin sokaklarında kahrolsun şeriat diye yürünürken neredeydi Hüseyniler? Hadi şimdi deseler ki salt, salt hiç tevil yapmaksızın bütün okullarda Kur’an-ı Kerim seçmeli ders olacak; la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen mecbur okutacak desek ne olur? Hüseyni yetiştireceğiz ya(!) Demokrasiye aykırı olur öyle değil mi? Hüseyniliğe de aykırıdır değil mi? Yapamayız. Hadi çocuklarınızı birer Hüseyni yetiştirin. Nerde yetiştireceksiniz? Yetiştireceğiniz bir yer var mı? Yok. Nerde camilerde mi? Mümkün değil. Nerde imam hatipte mi? Mümkün değil. Nerde, fakültelerinde mi? Mümkün değil, mümkün değil. Açık konuşuyorum. Mümkün değil. Mümkün değil. Nerde yetiştireceksiniz, sorarım. Burada mı? Mümkün değil. Mümkün değil. Siz yetiştirmeye kalktığınız anda global güçler kafanızı ezecek zaten. Mümkün değil. Öyle nefsine gem vuracak bir kimse mümkün değil. Kaç tanenizin eşi gece saat 3’te kaç gece müsaade eder eve dönmenize? Bitti. Kaç taneniz eşini gece saat 12’de, 1’de sohbetten eve gelmesine müsaade eder kaç gece? Çok basit şeyler, bakın. Çok basit şeyler. Biz neyiz? Müslümanız elhamdülillah(!) Evet. Bu kadar bakın. Bazen bana Mehdi’yle alakalı soru soruyorlar ya işte. Mehdi çıkacak mı, çıkmayacak mı? Çıksa ne yapacaksın, diyorum ben. Çıktı. Çıktı, haydin, dedi. Var mı gidecek olan? Çok basit.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Hacca gidecek olan Müslümanlar nerede bekliyor?
Bir milyon kişi hac kontenjanında bekliyor mu? Bekliyor. Nereye gidecek? Hacca gidecek. Kim izin vermiyor? Devlet. Kim? Diyanet İşleri Başkanlığı. Sıraya koymuş, Diyanet İşleri Başkanlığı yan tarafa bir tane vakıf kurmuş, sen gidiyorsun, vakfa yazılıyorsun. Senin hacla alakalı organizasyonunu Diyanet İşleri Başkanlığının vakfı yapıyor. Bu vakfın yaklaşık bir milyar doları Türkiye Finans’ta battı. Kim hesap sordu, kim hesap sordu? Kim hesap soruyor Diyanet İşleri Vakfına? Bir milyon insan yola çıksa bir dahaki hac döneminde biz yola çıkıyoruz kardeşim. Ne oldu? Hacca gidiyoruz. Ya sıran çıkmadı. Olsun, yoldan dönerim. Haydi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini yerine getirin. Çıkın yola, kurbanlıklarınızı alın. Harika arabalarınız var hepinizin de. Arabası olan herkese hac farz. Çıkın yola. Çık yola kardeş, al eline pasaportu, git Suuda. Vize vermiyor, vermiyor. De ki vize vermesen de gidiyorum, benim orası! Beytullah Müslümanların mülkü, Allah vadetmiş ya. Her la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenin mülkü, gelecek olan Müslümanların da mülkü. 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl, 100 yıl, 200 yıl sonra gelecek olan Müslümanların da mülkü Beytullah. Hadi çıkın yola, bırakın başka bir şeyi. Gidemez, gidemez. Yapamaz Türkiye’deki Müslümanlar, yapamazlar. Bir parti çağırınca gider, toplanır millet, doğru mu? Doğru. Hangi parti olursa olsun. Örnekliyorum, İstanbul’da Ak Parti o kocaman yerde miting yaptı değil mi? Ne onun adı? Kazlıçeşme. Kaç kişi var, diyorlar 1 milyon insan mı, son mitingde 2 milyon insan mı? Harika. Haydi bu 2 milyon hacca yürüsün. Yürüyemez.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Mescid-i Aksa’da ibadetin olması için İslam dünyası ne yapmalıdır?
Bir buçuk milyar İslam dünyası, İslam alemi Mescid-i Aksa’da yeniden ibadetin olması için cihad etmesi, savaşması farz-ı ayn. Hadi Diyanet İşleri Başkanlığı bunu söylesin, ilan etsin. Siz Vatikan Kilisesi’ni ibadete kapatabilir misiniz? Hadi gidin, Anglikan Kilisesi’ni ibadete kapatın. Yapamazsınız. Biz bin tane la ilahe çekince uçtuk. Biz pazartesi, perşembe oruç tutmakla bitirdik her şeyi. Biz bir Yasin okumakla çözdük bütün meseleleri. Çok basit, bugün kaç sefer aklınıza geldi Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması? Bir sefer, iki sefer, üç sefer var mı? Biz duyarlı bir cemaatiz, diyelim. Hadi bizim günlük bir sefer, iki sefer geldi aklımıza; bitti. Ne kadar normal karşılıyoruz, değil mi? Ya bir parti için iki milyar toplananlar yürüyün. Öyle değil mi? İki milyon toplananlar, üç milyon toplananlar. Hangi parti olursa olsun. Bak, HDP inin sokaklara, dedi. 40 ölü, 50 ölü var. Ne için? Kobani’ye Türk askeri neden gitmiyor, diye. Öyle değil mi? Bak, bugün 1 Kasım’dı, bir genelge daha yayınladı, inin yeniden sokaklara, diye. Var mı Mescid-i Aksa için sokaklara inin diyen? Yok. Yok. E fazla uzağa gitmemize gerek yok, doğru yanlış tartışılır. Ayasofya. Hadi gidin, açın. Gidin, Beytullah’ın etrafında global emperyalistlerin otelleri yükselmiş, oturma eylemi yapsanıza. Yapamazsınız. Namaza bir saat varken Suud Beytullah’ın kapılarını kapatıyor, içeri almıyor. Hadi ben içeri gireceğim, deyin, yürüyün. Yürüyemezsiniz.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Velhasıl kardeşler uzun lafın kısası bizim yeniden iman etmemiz lazım mi?
Velhasıl kardeşler uzun lafın kısası bizim yeniden iman etmemiz lazım. Biz dolabı açacağız, bakacağız, diyeceğiz ki “la ilahe”, elbise dolabını açacağız diyeceğiz ki “la ilahe”, arabanın kapısını açacağız “la ilahe”, kasanın kapısını açacağız “la ilahe”. Biz hatuna bakacağız “la ilahe”, çocuğa bakacağız “la ilahe”. Ya bu sene tatili nerde geçirelim, Antalya’nın hangi oteli olsun? “La ilahe.” Ya şu pazar günü de gideyim şu alışveriş merkezine, bir şeyler alayım. “La ilahe” diyebildiğimizde imanımız kemale erecek. Sakın buradan çıkarak eşini sevme, çocuğunu sevme noktasına da getirmeyin. Herkesin eşi var, çocuğu var. Sevecek, muhabbet besleyecek ama ilahlaştırmayacak. Nereye kadar yaptığımıza bakalım. O zaman inşaallah biz Yezid’le el ele vermekten uzak duracağız.
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Hüseyin’le birlikte ölümü seçenler mi, yoksa Hüseyin’i bırakıp Yezid karşısında susmayı tercih edenler mi yaşıyor?
Muhakkak ki Hüseyniler yaşaması gerekir. Kaç tane? Kaç tane?
Kaynak: Nefes III — 1 Kasım 2014 Sohbeti
Din adına kimseden hiçbir şey istememek neden önemlidir?
Evet, şimdi ne öneririm size? Din adına hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Kendi nefsiniz adına hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Bu cemaatin okulları olmayabilir, bu cemaatin medresesi olmayabilir. Bu cemaatin zikirhânesi mezbelelik, harabe bir yer olabilir. Bu cemaatin -bizim topluluğumuzun- bir hastanesi olmayabilir. Bizim herhangi bir böyle toplanıp orda zikrullah yapacağımız veyahut da böyle sohbetler edeceğimiz bir yerimiz olmayabilir. Hep kardeşler, arkadaşlar etraftan bu tekliflerle bana geldiler hep. Para toplayalım, yer alalım, para toplayalım, kurs açalım, para toplayalım, Kur’an kursu açalım, para toplayalım, okul açalım, hastane açalım. Ben hep onlara şunu dedim: Kimin üzerine yapacaksınız burayı? Ne amaçla yapacaksınız burayı? Ben bunun için dilenebilecek bir kimse değilim. Benim dilim dönmüyor bir şey istemeye. Ben böyle diyemiyorum: Kardeşler, arkadaşlar şurada şöyle bir işimiz var; böyle bir ihtiyacımız var; şuna bir el atalım. Allah beni affetsin, diyemiyorum ben. Ben diyemeden de göçüp gideceğim. Alışmışım ben; dehlizlerde, bodrumlarda, sıkışık tepişik yerlerde zikir yapmaya; zikir yaptırmaya alışmışım ben. Horlanılmaya, itilmeye, gecenin yarısında dergâhın eşyalarının kapının önüne bırakılmasına alışmışım ben. Oradan yoldan geçen birisinin telefon açıp dergâhın malzemeleri kapının önünde gelin, toplayın, denilmesine… Haydi bir sürgün de oradan yemişim ben. Taşınmışım, taşına taşına. Eski arkadaşlar var, İsmail var, öbür İsmail var, Cevdet var, Ahmet var, Hacı Erkan var. Biz taşınıyoruz. Yüksünmüyorum hiç. Ömrümün sonuna kadar taşınacağım, ömrümün sonuna kadar.
Sarhoş olmak ne anlama gelir?
Sarhoş, yakinliğin yakinliğini istemekten uzaktır, sarhoş hakikatin hakikatine koşmaktan uzaktır. O çünkü kendisinden geçmiştir, kendisinden geçen bir kimse hakikat deryasında kulaç atamayacak hale gelir. Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri en yakin olduğu anda dahi "Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mabud" deyip, yok mu daha içirilecek şarabın, getir, bütün şişeleri bugün içmek istiyorum, deyip yakinliğin de yakinliğini istiyordu ve sarhoş olup düşmüyordu.
Kaynak: Nefes II — 9 Ocak 2016 Sohbeti
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne yapar?
Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri en yakin olduğu anda dahi "Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mabud" deyip, yok mu daha içirilecek şarabın, getir, bütün şişeleri bugün içmek istiyorum, deyip yakinliğin de yakinliğini istiyordu ve sarhoş olup düşmüyordu.
Kaynak: Nefes II — 9 Ocak 2016 Sohbeti
İslam, peygamberlerin getirdiği din midir?
İslam, Adem’den itibaren Muhammed-i Mustafa’ya kadar tüm peygamberlerin getirdiği din olarak kabul edilmektedir. Bütün ilahi kitaplar İslam’ı anlatır ve peygamberlerin getirdiklerine iman edilmesi gerekmektedir. Mehdi inanışı da geçmiş peygamberlerin ve dinlerin kabul ettiği bir inanıştır.
Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti
Peygamberlerin getirdiklerine iman etmek gerekir mi?
Evet, biz bütün peygamberlere ve peygamberlerin getirdiklerine iman ederiz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de İsa aleyhisselamdan da Musa aleyhisselamdan da İbrahim aleyhisselamdan, Yakup’tan, Yusuf’tan Kur’an-ı Kerim’de bahseder, Hazreti Muhammed-i Mustafa’da sallallahu aleyhi ve sellemde bahseder. Kur’an-ı Kerim geçmiş peygamberlerden bize hikayeler anlatır, Hazreti Muhammed-i Mustafa da onlardan bize kıssalar ve hikayeler anlatır sallallahu aleyhi ve sellem.
Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti
Mehdi inanışı nedir?
Mehdi inanışı, geçmiş peygamberlerin ve dinlerin kabul ettiği bir inanıştır. İslam Adem’den itibaren kadim bir dindir. Bütün peygamberlerin getirdikleri, söyledikleri İslam’dır. Mehdi meselesine bu gözle bakarsak geçmiş peygamberler bunu böyle söyledilerse ve kavimlerine bunu anlattılarsa Hazreti Muhammed-i Mustafa da sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bunu anlatması ve bunu söylemesi kadar doğal bir şey değildir. Bundan daha doğal başka bir şey bulamazsınız ama sırf karşı olmak için karşılar.
Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti
Mehdi inanışıyla ilgili hadisler var mı?
Mehdi inanışıyla ilgili hadisler Buhari ve Müslim’de mevcuttur. Ama adı mehdi değil. Sadece Buhari Müslim’de. İşin en ilginç tarafı şu, buna karşı gelenler laf sırası gelince İmam-ı Buhari’yi en büyük yalancı olarak görüyorlar. "Bırak zaten İslam’da fitneyi o çıkardı. Buhari’den bize bahsetme." Tavırları da bu. Ama mehdi hadisleri Buhari’de yok deyince de dört elle Buhari’ye sarılıyorlar "Buhari’de bile yok."
Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti
Mehdi inanışıyla ilgili tarihsel inanışlar nelerdir?
Mehdi inanışı, KEYSANİLİKTE, ONİKİCİLİKTE, CAFERİLERDE, ALEVİLERDE, YEDİCİLİKTE, KARMATİLERDE, FATİMİLERDE, DÜRZİLERDE de vardır. Bu inanış, Türklerde de vardır. Orta Asya Türklerinde bir Türkün çıkacağını ve bu Türkün bütün dünyayı adaletle dolduracağını ve bütün arzın bu Türk’e tanrılar tarafından hediye edildiği, tanrı tarafından görevli bir kimsenin bunu yapacağı inancı vardır. Bu inanış, İslam öncesi ve İslam sonrasındaki bütün inanışlarda vardır.
Kaynak: Nefes II — 2 Ocak 2016 Sohbeti
İslam dünyasında ne tür bir prototip oluşturulması gerekmektedir?
İslam dünyasında, Kur’an ve sünnete dayalı bir prototip oluşturulması gerekmektedir. Bu prototip, yeni bir Müslüman ve mümin prototipi olmalıdır. Bu prototipin oluşturulamaması durumunda, İslam dünyası kendi içimizde yenilemeyi mümkün kılacak olur.
Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti
İslam toplumunda adalet dengesi bozulmuş mudur?
Evet, İslam toplumunda adalet dengesi bozulmuştur. Bu bozgunluk üçyüz yıldan beri devam etmektedir. Adalet mekanizmalarının vahye dayanmaması, toplumun düzelmesini engellemektedir.
Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti
Adalet mekanizmalarının vahye dayanması neden önemlidir?
Adalet mekanizmalarının vahye dayanması, toplumun adalet dengesini koruması ve dünya insanlığı üzerindeki etkilerini düzeltmesi açısından önemlidir. Vahye dayanmayan adalet mekanizmaları, toplumun düzelmesini engellemektedir.
Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti
Vahye dayalı bir ahlak, ekonomi ve siyasetin, toplumun adalet dengesini koruması ve dünya insanlığı üzerindeki etkilerini düzeltmesi açısından çok öne midir?
Vahye dayalı bir ahlak, ekonomi ve siyasetin, toplumun adalet dengesini koruması ve dünya insanlığı üzerindeki etkilerini düzeltmesi açısından çok önemli olduğunu ifade etmektedir.
Kaynak: Nefes II — 28 Kasım 2015 Sohbeti
VELAYET’in manası nedir?
Veli, Kur’ani tabirle, Allah’a iman etmiş Resulüne iman etmiş ve Kur’an’ın ve Sünnet-i Resulullah’ın hükümlerini gücünün yettiğince yerine getirmeye çalışan Allah ve Resulünü çok seven, çok tövbe eden salih insanlar. Salih insanlar. Allah’a yakınlık, Allah’a kurbiyet tesis etmeye çalışan, müminlerin içlerinde en faziletlileri. Bütün peygamberler aynı zamanda velidir. Bütün nebiler aynı zamanda velidir. Burada peygamber, veli, resul ve nebi kavramlarını da içerir, dediği, bütün nebiler ve resuller aynı zamanda velidir. Örnek kavradığına dair, siz şimdi onu "Ya velilik nebilikten üstün mü" diye düşünürsünüz. Burada nebilik ve resullüğün bu noktada Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle hitama ermiştir. Ama velilik ebedidir. El Veli ismi şerifi Cenâb-ı Hakk’ın ebedidir. Mesela el Nebi ismi şerifi yoktur, el Resul ismi şerifi yoktur Cenâb-ı Allah’ın bize bildirilen isimlerinin arasında ama el Veli ismi şerifi vardır ve El Veli ismi şerifi bu noktada ebediyen de var olacaktır. Allah’ın isimleri bir müddet sonra inkitaya uğramaz, ortadan kaldırılmaz, şekil şemal değiştirmez. Şekil şemal değiştirmez. Allah’ın sıfatları, isimleri sonradan ilave edilmez. Vardır zaten o, biz görmemişizdir. Şimdi bu açıdan bakılırsa velilik, velilik, nebiliği ve resullüğü de içinde barındırır çünkü her nebi ve her resul bu noktada velidir aynı zamanda. İşte velayet, velayet bu manada velilik makamıdır ve velayet yolu dedikleri yol da bu yoldur. Bu veli olma yoluna, veli olma yoluna velayet yolu derler. Velilik yoluna intisap etmek iki hal ile, iki yol ile mümkündür. İki yoldan bir kimse veli olur. Bir yolu, normalde velinin velisi, onun velisi, onun velisi, şeyhuna, şeyhuna, şeyhuna yoludur. Bu yola biz velayet yolu deriz. Bir kimse direkt Kur’an ve sünnete bakmadan, bakmadan, direkt üstadına bakar. Üstadı da üstadından almıştır, o da üstadından almıştır, o da üstadından almıştır, o da üstadından almıştır, o da üstadından almıştır ilmi. Onlar için şu söz konusu değildir: "Bu konuda hadis var mı?" Üstadımız böyle söyledi. "Bu konuda ayet var mı?" Üstadımız böyle söyledi. "Bu konuda fıkıh var mı?" Üstadımız böyle söyledi. Velayet yolunun hem bu noktada kestirme tarafı aynı zamanda da büyük handikap tarafı budur. Handikap tarafı değim şey nedir? Eğer ki bir kimse kendisinin veli olduğunu iddia ettiği bir kimseye intisap etti de o kimse gerçekten veli değil ise o kimsenin yolunun sağlamasını yapması mümkün değil, sapkınlığa gitme ihtimali çok büyük. Aldatılmaya gitme ihtimali çok büyük. Bunun çünkü sağlaması Kur’an sünnet ve icma-i ümmetle olacak. Kur’an sünnet icma-i ümmet olunca o zaman o yol velayet yolu olmaktan çıktı. O zaman yol nübüvvete döndü. Bu noktada velayete gitme yani veliliğe gitmenin en sağlam, en kestirme, en güzel noktası nübüvvet yolunu tercih etmedir. Bu insanın nefsine zor gelir, bu insana acı gelir, bu insanı bu noktada biraz zorlar amma velakin bu yol sahihlik noktasında sahih, temizlik noktasında en temizi, bu noktada şek şüphe noktasında hiç şek şüphe götürmeyecek yoldur. Bu velilik yolunda her şey Sünnet-i Resulullah’a bağlanır. Kavli, hali, fiili, sünnete bağlıdır onun. Kavli sünnet dediğim hadis-i şeriflerdir. Hali sünnet dediğim, o kimsenin halinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine o kimsenin söylediği şeylerdir. Fiili sünnetler ise nasıl adım attı, nasıl yemek yedi, nasıl kolunu düzeltti, nasıl elini düzeltti, bu da fiili sünnetlerdir. Bu yol yani bu en sağlam olan yol, bu işin tercih meselesi ise içtihat noktasıysa benim içtihadım ve tercihim nübüvvet noktasından velayete, veliliğe ulaşma, nübüvvet yolu ile. Bu direkt Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlanmaktır bu. Bunun da normalde insanlar arasında handikabı şudur: insanlar taassup noktasında mezhebe bağlıdırlar. Taassup noktasında. Mezhep saplantısı vardır insanlarda. Bir şey var, bir mesele var, o meseleyi söylersin Sünnet-i Resulullah’ta başka bir veçhesi vardır, onu söylersin o kimseye, o şöyle der "Bizim hocalarımız buna fetva vermedi" velayette olanlar bunu böyle söylerler. Bu noktada velayet yolunu takip edenler şeyhlerinin sözüne bakarlar. Şeyhinin sözünü haram mı, helal mı, Kur’an ve Sünnet-in içerisinde var mı yok mu hiç araştırmadan soruşturmadan direkt tabi olup şeyhinin sözüne itimat gösterir. Onun için şeyhi itimat edilecek en önemli bir unsurdur ve itimat eder ona. Asla onun hilafına bir şey söylemez, asla onun söylediğine karşı çıkmaz, asla onun söylediğine bir ölçü, bir analiz, bir içtihat getirmez, asla onun sözünü bu noktada kendince hiç tereddütsüz yerine getirir. Hiç tereddütsüz. Millet etrafındakiler patinaj çeker, yapma, etme, öyledir, böyledir, o etrafındaki insanlara patinaj çektirir ama o şeyhine teslimdir, sorumluluk otomatikman şeyhindedir çünkü. Şeyhi al der alır, sat der satar, yık der yıkar, yap der yapar, at kendini der atar. Hani vardır ya duyarsınız ya bunu, ben duyardım şivesiyle söyleyeyim hoşuma giderdi, "Şeyhum bana uçaktan atla dese atlarum Mustafa Efendi." Allah rahmet eylesin. Bana böyle söylemişti, bende dedim "Hacı abi böyle büyük bir laf söylüyorsun Şeyh Efendi sana uçaktan atla demez, sana şunu yapma der, sana şunu yapma dediğinde de sıkıntı olur" dedim. Uçakta da gidiyoruz, ümreye gidiyoruz "Valla Mustafa Efendi bana atla dese atlarum" dedi. Ben gene söyledim "Hacı abi atla demez sana" dedim. Hangi şeyh uçaktan atla diyecek? Ama böyle dervişlikler vardır ya şatahat ederler. Derviş şatahat eder. Der ki, bana dese ki: sat, satarım ben. Bir gün gelir sana evini sat demez, ayakkabını sat, der, satamaz o kimse veyahut ta sat bu arabayı, der, arabayı satamaz. Çık bu dükkândan, der çıkamaz. Yapma bunu dediğinde, yapar. Buradan gitme dediğinde, gider. Bu büyük sıkıntıdır. Bakın bu büyük sıkıntıdır. O yüzden o yolun içerisinde o otomatikman her şeyin kutbu, dinin kutbu da şeyhidir o kimsenin. Ben sufilik hayatımda böyle velayet yolundan gidip perişan olanları çok gördüm. Eğer bu yolda şeyhi gerçekten bir mürşid-i kâmil değilse o kimsenin dünyası da ahireti de batar. Batar. Bu bugün için benim nazarımda tehlikeli bir yol. O yüzen bu fakir yolun başında bu kardeşlere yolumuzun nübüvvet olduğunu ilan ettim ben. Bu ne demek? Her şeyin temelinde Sünnet-i Resulullah olacak. Her şeyin temelinde. Bunda da üstada bağımsızlık yok, böyle bir şey yok. Üstada bağlılık var, teslimiyet var.
Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti
Vatan ve topraklara karşı olan duygular nelerdir?
Benim yaşadığım topraklarda bir şehit kokusu almam lazım. Ben yaşayamam. Ben vatansız ve milliyetsiz yaşayamam öyle bir din öyle bir sufilik anlayışım yok. Öyle bir anlayışım yok. Ben işçilik yapmak için de yurtdışına gidip çalışmam. Böyle bir anlayışım da yok benim. Gitmişler çalışmışlar, yaşayamam ben. Gençliğimde çok teklifler aldım bende, dedim “gidemem ben, maydanoz satarım memleketimde yaşarım” dedim, hem de öyle yaptım maydanoz sattım, memleketime yaşadım. Önceden beri böyle bir düşüncem yoktu.
Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti
Emperyalist güçlerin etkisiyle karşılaşılan sorunlar nelerdir?
Tarikatları birbirine kavga ettirmek, cemaatleri birbirine kavga ettirmek, mezhepleri birbirine kavga ettirmek hep emperyalist insanların, emperyalizmin işidir. Bu oyunu okuyamayan, bu oyunu bilemeyen âlim, ulema, şeyh derviş, hoca, adına ne derseniz deyin bu tezgâha düşmüştür, satılmıştır o bilerek ama bilmeyerek. Bilerek ama bilmeyerek. O yüzden Çanakkale ile alakalı konuşulacak çok şey var.
Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti
Dil ve ırk farklılıklarına ne dersiniz?
Bir lisan bilen bir insan, iki lisan bilen iki insan, üç lisan bilen üç insan dedi, üç lisan bilen insan. O zaman dilin bir üstünlüğü yok, ırkında bir üstülynüğü yok. Bunu söyleyen eski ülkücü, "En üstün ırk Türk’ün ırkıdır" diyen adam, benim geldiğim yer orası. Bakın bunu söyleyen benim. 12 Eylül ihtilalinde Bayındır Ülkü Ocakları Derneği’nde yönetim kurulunda olan kimseyim ben. Üstün ırk Türk’ün ırkı diye bir şey yok, herkes kardeş kardeşim, Acemin Arap’a, Arap’ın Aceme üstünlüğü yok, yok. Bitti. O zaman biz hepimiz de biz hepimiz de o tarağın dişlileri gibiyiz, o tarağın dişlileri gibiyiz. Üstünlüğümüz alçaklığımız yok.
Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti
Din ve milliyetin birlikte nasıl barışması sağlanmalıdır?
Benim derdim cemaat değil, tarikat değil, şeyhlik değil dervişlik değil, sufilik değil benim derdim bu. Bütün bu topraklarda yaşayan bütün renkler bizim, ayrımsız. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri "Arabın aceme acemin Araba üstünlüğü yoktur, üstünlük takvadadır" ilkesinde buluşmak. İlke bu. Bakın ilke bu, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin buyurduğu gibi: hepimiz de bir tarağın dişlileri gibiyiz, hepimiz Âdem’in çocuklarıyız. Ey insanlar kardeş olun. Bu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin nidası, hepimiz tarağın dişlileri gibiyiz, hepimiz Âdem’in çocuklarıyız. Ey insanlar kardeş olun. Bu kadar.
Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti
Vatan topraklarında insanlar arasında nasıl bir ilişki olmalıdır?
Kimsenin toprağında gözümüz olmayacak, kimsenin namusunda, şerefinde, haysiyetinde, aklında gözümüz olmayacak, kimsenin dinini yok etmeye çalışmayacağız, kimsenin milliyetini yok etmeye çalışmayacağız, kendi anadilini yok etmeye çalışmayacağız, konuşacak. Bizim Nafız’a diyorum ki "Nafız, evde Kürtçeyi konuşun abicim" diyorum "Çocuklar Kürtçe bilsin" diyorum, bakıyor bana. Sakın ha, diyorum evde Kürtçe konuşmaya devam et, asimile olma, evet. Laz Lazcasını konuşsun, Boşnak Boşnakçasını konuşsun, bizim bütün diller, bütün diller Hakk’ın dili, Hakk’ın. Dilin dile üstünlüğü mü olurmuş? bütün diller Hakk’ın, bir dilin bir dile üstünlüğü yok.
Kaynak: Nefes — 21 Mart 2015 Sohbeti
Eşinize aşık olmak ne demektir?
Eşinize baktığınızda her gün ayrı bir güzellik görüyorsanız onda eşinizi seviyorsunuz. Sevgilim dediğinize baktığınızda her gün ona hayranlığınız artıyorsa, ona karşı sevginiz var. Şeyhim dediğiniz kimseye baktıkça bakasınız geliyorsa her gün, ayrı manada, onu seviyorsunuz.
Kaynak: Nefes — 15 Kasım 2014 Sohbeti
Kadınlara evde ne söylendi?
Kadınlara bu sözüm. Başlarındaki kocalarınızın kıymetini bilin. Değer verin adamlara. Benim dedem eline banyoda sabun almadan öldü. Anneme dedim, “Ne yapıyorsunuz?” “Yıkıyoruz.” dedi. Anneannem felç olunca deden ömrü boyunca eline sabun lif almadı dedi. Anneannem felç olunca haber gönderiyor. “Neriman gelsin.” Annem gidiyor koşa koşa. “Ne yapıyorsun dedim ya? Ne yapıyorsun?” E dedi giriyor banyoya. “Sandalyesi var ya” dedi. “Evet” dedim. “Oturuyor” dedi. “E dedim ben bir güzel yıkıyorum, sabunluyorum” dedi, lifliyorum dedi. Ondan sonra o dedi hani iç donununu dedi hani lütfediyor dedi böyle kızıyor ona. Hani iç donunu lütfediyor çıkarıyor sonra yani. Eline tas bile almıyor dedi. Bildiğiniz su tası, almıyor. Bildiğiniz sabun, eline almıyor. Bildiğiniz lif, eline almıyor adam.
Evde uygulamak isteyenlerden ne söylendi?
Buradakilere diyorum. Sakın evde uygulamaya kalkmayın. Vallahi sokakta bulursunuz kendinizi. Sakın ha öyle bir şey denemeyin. Aman ha. Allah muhafaza eylesin. Eviniz başınız bozulmasın. Öyle gömleği gel ilikle filan böyle. Veyahut da işte adam ya dayım da dahil buna. Adam iç fanileyi giymiyor kendisi. Çıkıyor banyodan. Banyodan çıkmış adam. Sen onu kurulacaksın bigüzel. Ondan sonra fanilasını giydireceksin. Ne giyecekse gömleğini giydireceksin. Gömleğini ilikleyeceksin. iç donunu giydireceksin. Ardından pantolonunu giydireceksin. Onun da düğmelerini ilikleyeceksin. Kemerini de bağlayacaksın. Yemin ediyorum vallahi gözümle gördüğüm bu. Dayım kemerini bile bağlamıyor. Sakın siz ben adamlık yapacağım deyip de böyle bir şey yapmayın ha. Sakın. Aman ha. Sakın. Allah muhafaza eylesin. Kapattık parantezi. Bu kadar yeter.
Yetimlerin durumu nasıl açıklanmaktadır?
Yetimlerin durumu, özellikle analı babalı yetimlerin yaşadığı zorluklarla açıklanmaktadır. Bu yetimlerin annesi ve babası var olsa da onlar tarafından ilgilenilmemekte, çocuk onların değil gibi davranılmaktadır. Ailelerin boşanması sonucu çocuk, annesini ve babasını doğru şekilde bilmez hale gelir. Bu durum, çocuklara içler acısı bir hayat sunar. Ayrıca, yetimlerin kaderi, onların kaderinin önüne geçebilecek kadar güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, yetimlerin durumu, hem aile içi zorluklar hem de kaderin etkisiyle açıklanmaktadır.
Dindarlık nasıl tanımlanmaktadır?
Dindarlık, Kur’an’a ve sünnete sımsıkı yapışmış, yaşamak için ve yaşatmak için mücadele eden kimsedir. Dindarlık, sadece namaz kılan, oruç tutan veya derviş olan kişilerin değil, Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için mücadele eden kimsedir. Dindarlık, orası burası oynayan, aklı fikri tecavüze uğramış, ne idüğü belirsiz olan kişilerin değil, akaidi sağlam, fikri sağlam olan kimsedir. Dindarlık, rüşvet almak, haram işler yapmak gibi davranışları yapan kişilerin değil, Kur’an ve sünnete uygun fikri yapısı olan kimsedir.
Fetva ve dini uygulamalar nasıl eleştirilmektedir?
Fetva ve dini uygulamalar, özellikle mason kafalı ve muhafazakar kesimler tarafından yanlış şekilde yayılmaktadır. Bu kişiler, enflasyon miktarı kadar faizin caiz olduğunu savunmaktadır. Bu tür fetvalar, gerçek dini anlatamazlar ve dayatılmış dinin bir parçasıdır. Dindar kesim, bu tür fetvaları reddeder ve Kur’an’a ve sünnete sımsıkı yapışan, yaşamak için ve yaşatmak için mücadele eden kimseleri dindar olarak kabul eder. Bu durum, dini uygulamaların doğru şekilde anlatılmadığını ve dayatılmış dinin etkisiyle şekillendiğini göstermektedir.
Televizyon programlarında dini konular nasıl eleştirilmektedir?
Televizyon programlarında dini konular, özellikle profesörlerin ve bürokratların konuşma müsaadesi verilmesiyle eleştirilmektedir. Bu kişiler, dayatılmış dinin bir parçası olarak, gerçek dini anlatamazlar. Dindar kesim, bu tür programlarda dini konuların doğru şekilde anlatılmadığını ve dayatılmış dinin etkisiyle şekillendiğini savunur. Bu durum, televizyon programlarında dini konuların doğru şekilde eleştirildiğini ve dayatılmış dinin etkisiyle şekillendiğini göstermektedir.
Fukaralığın ve hasetin etkisi nasıl açıklanmaktadır?
Fukaralığın ve hasetin etkisi, insanları küfre götürerek kaderin önüne geçebilecek kadar güçlü bir etkiye sahiptir. Fukaralığın bir noktası, insanı küfre götürürken, haset ve kıskanmak da insanın kaderinin önüne geçer. Bu nedenle, fukaralığın ve hasetin etkisi, hem kaderin önüne geçebilecek hem de insanları küfre götürülecek kadar güçlü bir etkiye sahiptir. Bu durum, fukaralığın ve hasetin etkisinin hem kaderin önüne geçebilecek hem de insanları küfre götürülecek kadar güçlü bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
Kadınlar ne yapmalıdır?
Kadın devam ediyor: ‘Ne savaşı? Biz savaşsız öldük. Ne savaşı? Biz savaşsız öldük. Evet. Biz savaşsız ölü bir milletiz. Biz savaşsız öldük. Biz savaşmadan ölenlerdeniz. Biz bıraktık her şeyi. Bizim sokağımızda uyuşturucu satılıyor, bıraktık biz. Bizim sokağımızda fuhuş oluyor, bıraktık biz. Bizim sokaklarımız, caddelerimiz her türlü, her türlü haramla dolup taşıyor. Biz bıraktık, ne savaşı? Biz nefsimizle olan savaşı da bıraktık. Savaşmak bize göre değil. Biz entel dantel olduk çıktık. Entel dantel olduk çıktık! Üç tane terörist geliyor, istediği yerde bombayı patlatıyor. Biz savaşmayı bıraktık! Yuvalandılar. Şimdi Kuzey Irak’ta, Suriye’de, Amerika boyna harf değiştiriyor. Bugün bir açıklama daha var. PKK terör örgütüymüş. YPG Amerika’nın dostuymuş. Hadi dokun şimdi! Biz savaşmayı bırakıyoruz. PKK terör örgütüymüş, YPG Amerika’nın dostu. Hadi ne yapacaksanız yapın! Biz onu savaş sebebi saymıyoruz çünkü. O yüzden savaşmadan ölenlerdeniz biz. Evet. Biz nefsimizle de savaşmıyoruz. Biz düşmanla da savaşmıyoruz. Bizim ekmeğimiz olsun, suyumuz olsun, elimizde telefonumuz olsun. Ah ne güzel. Biz kafe kafe dolaşalım. Sinema sinema, alışveriş merkezleri dolaşalım. Aman bize bomba gelmesin. Aman bize bir şey dokunmasın. Dokunmasın. Siz böyle hayatınıza devam edin. Evet. Savaşmadan ölenlerdeniz biz.’
Ailedeki banırmak kelimesi nereden geldi?
Bizim annemin halasının oğlu vardı, Allah rahmet eylesin, adı Balcı Hüseyin’di. Uzun boylu, zaten annemin baba tarafı hep uzun boylu böyle, uzunlar yani. Bu Balcı Hüseyin abi bizim annemle tabi işte kuzen oluyorlar, kardeş çocukları. Babamla da arası çok iyi. Zaten bizim eve birisi girip çıkacaksa babamla arası çok iyi olacak, yoksa bizim eve kimse girip çıkamaz öyle. Kadın erkek hiç değişmez. isterse akraba olsun, hiç önemli değil. Babam Allah rahmet eylesin öyle bir insan. Velhasıl bizim Balcı Hüseyin abinin en büyük handikaplarından birisi, kadın dayanmıyor buna. Bizim bildiğimiz altı yedi tane eşi oldu. Evleniyor, boşanıyor, böyle bir şey oluyor, böyle yani ne zaman evlendi, "A evlenmiş Hüseyin abi!" "A boşanmış Hüseyin abi!" Boşandığını şurdan anlıyoruz: Bütün eşyalarını çuvala koyuyor, anneme getiriyor yıkanması için, ütülenmesi için. En son bir evlendi, boşanmıyor bir türlü. Ya biz bekliyoruz hani bundan da boşanacak diye, yok yani böyle merak etmeye başladık, neden boşanmıyor diye. Neyse biz artık gelin diyoruz ona tabi, yedinci mi, sekizinci miydi neydi o. Annem deşti bunu, hani nasıl gidiyor diye. Bizim yanımızda oldu muhabbet, oradan biliyorum. Diyormuş ki şimdi Hüseyin abi başlıyormuş söylenmeye, bağırmaya. "Banır Hüseyyin, banır! Banırdıkça açılırsın Hüseyin, banır Hüseyin!" diyormuş. O temelli kızıyormuş bu sefer ama o "Banır Hüseyin!" diyormuş. Bizde bu "banır" kelimesi kaldı.
Allah’a yönelen kimsenin derdi nedir?
Allah’a yönelen kimsenin derdi Allah’a yönelmek, Allah’a yakın olmaktır.
Allah’a yakın olacak olan bir kimsenin dünyevi zevkten, sefadan, arzudan, istekten, dünyevi gösterişten, şatahatından, şatafatından uzak durur mu?
Allah’a yakın olacak olan bir kimsenin dünyevi zevkten, sefadan, arzudan, istekten, dünyevi gösterişten, şatahatından, şatafatından uzak durur, içi istemez onun. Onun kalbinde böyle bir istek yoktur.
Sufi etrafına faydalı olacaksa mali yönü ve manevi yönü nasıl olmalıdır?
Bir kimse etrafına faydalı olacaksa mali yönü de iyi olacak, manevi yönü de iyi olacak. Mali yönün de iyi olacak, manevi yönün de iyi olacak. Mali yönün iyi olacak. Neden? Yardımcı olacaksın insanlara. Bir yoksulu doyuracak, bir açığı çıplağı giydireceksin, faydan olacaksın. Manevi yönün de kuvvetli olacak. Neden? Dua edeceksin, insanları zikre davet edeceksin, islam’a davet edeceksin, güzel ahlaklı olacaksın, örnek olacaksın insanlara.
Dünya ve ahiret arasında nasıl bir ilişki vardır?
Biz dünyayı terk etmeyiz. Biz dünyayı ahirete basamak yaparız ve sen Allah’a yakın olma yolunda gidiyorsan dünya senin için bir araçtır, amaç değildir. O zaman dünyayı araç yapmakla amaç yapmanın arasında fark var. Biz dünyayı bu manada ne yaparız? Araç yaparız ve o kimse müminlikte kemale erdikçe artık dünya onun için ahiretin tarlası hükmünde olur. Dünya onun için ahiretin tarlasıdır.
Dünya terk etmek ne demektir?
Dünya terk etmek yok. Dünyayı boşlamak yok. işiniz varsa işinizi çok sıkı takip edeceksiniz. Dükkanı olan çok sıkı bir şekilde dükkanını açacak, işine bakacak. Ne iş yapıyorsanız çok disiplinli, çok ölçülü bir şekilde işinizi yapacaksınız. işinize taviz vermek yok. Okulsa okuluna dikkat et. Okul, okuluna dikkat et, düzgün çalış. iş yerin var, iş yerine dikkat et, düzgün çalış. Bir mesleğin var, mesleğine dikkatli bak, dikkatli çalış. Mesleğinde zirve ol, okulunda zirve ol. Evet, ticaretinde zirve ol. Zirve ol! Desinler ki bu işi ancak bu güzel yapabilir. Bu muhteşem bir şey ama faydalı ol.
Allah’a yakın olmakla uğraşan birinin ne yapması gerekir?
Allah onun kendine olan yolunu açar. “Yolumuzda mücahede edenlere yolumuzu açarız.” Ayet-i kerime. Ona yolunu açar. Bu seninle alakalı. O yüzden ve o kimsenin en önemli özelliği şudur. Allah’a yakın olan insanın en önemli özelliği etrafına faydalı olma yolunu seçer. Bir sufi, etrafına maddi manevi faydalıdır. Maddi manevi! Etrafına faydası yoksa bir kimsenin, çok özür dilerim, sufilikte gereksiz elemandır o. Çünkü sufi etrafına faydalı olayım derken etrafın eziyetlerine de katlanır. Bizim yolumuz, etrafın eziyetlerine katlanmak, ondan şikayet etmemek, hatta o eziyete rağmen hala da faydalı olmanın yollarını aramaktır. Sen o eziyeti katlanaraktan nefsini tezkiye edersin, o eziyetlere öf demeden Allah’a yakın olmanın yolunu bulursun.
Aile bağları imanla bağlanır mı?
Demek ki aile bağı da imanla bağlanıyor. Seni doğurmuş olabilir, iman ehli ise annen. Senin baban olabilir, iman ehli ise senin baban. Senin eşin olabilir, iman ettiyse bağın var. En önemli bağ iman. En önemli bağ! Eğer iman bağı yoksa bütün bağlar fasit oldu.
Çocuğun yetişmesi için anne babanın ne yapması gerekir?
Sen kendini terbiye etmezsen çocuğundan terbiye bekleme. Sen sinirsellik yaptın, dövüştün, kavga ettin, bağırıştın, çağrıştın, o çocuk da sinirsel olarak doğdu. Hatta içeriden erkek çocuksa başladı tespih atmaya içerde, dışarı çıktığında, ortalığın dumanını çıkaracak. Yok, kız çocuğuysa hırçın bir çocuk geliyor demektir. Böyle kıracak dökecek, ufatacak. Başka bir yerde arama. Hep ben derim ya, çocuklarınızda kabahat aramayın, kendinizde arayın.
İnsanlar arasında neden kavga edilir?
Neden tartışıyorsunuz evde, neden kavga ediyorsunuz? Neden boşanma haline geldiniz? Madem ikiniz de suçsuzsunuz, bu kavga nerden çıktı? Bu tartışma nerden çıktı? Birisi demiyor ki ben nefsime uydum diye. islam toplumunda en büyük handikap bu. Karı koca arasında ben nefsime uydum diyen yok. Evlat, anne, baba arasında ben nefsime uydum diyen yok. Hele anne baba çocuğuna karşı kibirli. Kimmiş ki ondan özür dileyecek. Neymiş ki kim oluyormuş ki!
Özür dileme eğitimi neden önemlidir?
Hata yaptıysan o çocuktan özür dile, o çocukta özür dileme kültürü oluşsun. Özür dileme eğitimi oluşsun. Yanlışlık yapan, hata yapan özür dilesin ki hem de çocuğunun önünde özür dilesin ki o çocukta bu oluşsun. Anneler, babalara karşı hata yaptıysanız çocuğunuzun önünde özür dileyin. Babalar, eşlerinize karşı hata yaptıysanız çocuğunuzun önünde özür dileyin. Deki hanım senden özür dilerim, hakkını helal et, böyle konuşmamam gerekirdi benim. Neden? O kültür, o eğitim o çocuklara kalsın.
Genç neslin dini kabul etmesi neden önemlidir?
Genç bir kimsenin dini kabul etmesi kolay değildir çünkü, nefsi vurur, heva heves vurur, sokak vurur, şeytan vurur, deccal vurur, sistem vurur, her şey vurur ona. O vuruntunun içerisinde o kimse böyle namazına, abdestine, orucuna, dini hayatına dikkat ederse o muhteşemdir.
Kadınların evdeki rolü ve değerleri nelerdir?
Biz kadınlarımıza kıymet veririz, değer veririz, biz alkışlarız eşlerimizi. Sufi demek eşine değer veren, çocuklarına değer veren, evine değer veren, kıymet veren kimsedir. Sen değer verirsen kıymetlenir. Sen değer vermezsen kıymetlenmez. Baba çocuğuna değer katar, adam kadınına değer katar, adam! Evet, kadına değer katan adamdır. Adam kıymet verirse kimse onun gözünün üstünde kaşın var diyemez.
Gönül birliği neden ailede önemlidir?
Bakın, yabancıdırlar! Sıkıntı burdadır ailelerde. Anne baba çocuklar var ama gönül birliği yok ise hal birliği yok ise çocuk babasının halinden uzaksa, çocuk annesinin halinden uzaksa, anne-baba çocuğun halinden uzaksa o aile zahiren beraberler ama manen dağılmış vaziyetteler. Manevi bir birlik yok. Manevi bir dağılmışlık var.
Anne ve babanın dini çocuklara nasıl etki eder?
Büyümeye başlayınca anne ve babasının dini üzerine büyüdü. Yani anne babası hırslı ise o da hırslı büyüdü. Anne babası gayri müslimse, gayrimüslim büyüdü. Anne babası işte müslüman, adı müslüman, adı müslüman olarak büyüdü. Anne babası namaz kılıyordu, kılmıyordu, o da namazı bir öğrenmedi ya sonradan bir başkası tebliğ ettiğse öyle öğrendi.
Müslümanlar tamamiyetle tefrikaya düşmüş oluyor mu?
Bu sefer Müslümanlar olarak tamamiyetle tefrikaya düşmüş oluyoruz.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Müslümanlar birbirlerinin ayıplarını orta yere döküyor mu?
Müslümanlar birbirlerinin ayıplarını, eksiğini, kusurunu, orta yere döküyor.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
İnsanların birbirlerinin kusurlarını araştırmaları ne demektir?
Müminler birbirlerinin kusurlarını araştırmaya cak. Emir bakın. ‘Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakınınız.’ Birbirlerinizin kusurlarını araştırmayınız, emir sigarası. Birbirlerinizin kusurlarını araştırmayınız, emir sigası bu, direkt emir. Araştırma. Haram. Sen birisinin kusurunu araştırıyorsan, haram işledin, günahı kebair işledin. Ayeti kerime ile sabit. Büyük günahlardan işledin bir de.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Ailenin içerisinde birlik beraberlik kaldı mı?
Hayır. Herkes farklı cenahlarda. E şimdi odalar fazla evlerde. Herkesin bir odası var, herkesin bir havası civası var, herkesin kendi özel hayatı var.
Misafir evde nasıl davranmalıdır?
Halılarınız kirlenecek, koltuklarınız kirlenecek diye düşünmeyin. Dünyanın süsüne kanmayın. Dünya süsüne aldanmayın. Bir de övünüyorlar. Bu benim çeyizimden kaldı Hiç kullanmadın yani? Hiç kullanmadım. Ne yapmaya yaptın? israf! Bilmiyorum şimdi hala da vardır. Bizim çocukluğumuzda vardı. Büyüdüğümüzde de böyle orta yaşa, yani şeye geldiğimizde misafir odası kitlenirdi. Var mı yine? Evinde misafir odası olanlar el kaldırsın. Sadece misafir, rahat, utanmayın, bir şey demeyeceğim size, ya kaldırın elinizi. Amaaaaa! Kadınlar var değil mi misafir odanız? Elinizi kaldırın. Ellerinize bakayım. Kaldır, kaldır, kaldır, kaldır. Tamam, var işte, herkesin evinde var. Kitli bir de değil mi? Var ama kitli değil mi? Kitli, kimse oturamaz oraya değil mi? Kirlenir tabi. Cesaretli birisi de çıktı işte. Bakayım, aferim. Kitlidir değil mi? Öldür, kes, açmaz. Ancak misafir geldiğinde açacak. Onu da misafirine göre açacak. Öyle herkese de açmaz değil mi? Doğrusu bu. Dünya süsü.
Eşya kullanımında ne tür bir tutum beklenmektedir?
Dünya süsü! Ne diyor? Dünya süsüne kananlardan olma. Allah muhafaza eylesin. O zaman o kimseler kalpleri titriyor. Başına bir şey gelmiş, isyan etmiyor. Başına bir sıkıntı gelmiş, feveran etmiyor. Başına burnu kısmış, feveran yok, şikayet yok, teslimiyet var. Geleni öpüp başına koyuyor. Her şeyi lütuf görüyor. Her şeyi. Biz de ekmeğin üstüne tereyağı istiyoruz. Bazen ekmeğin üzerine acı da sür ye. Acıyı da tereyağı gibi yiyeceksin. Bir bakmışsın zehir zemberek sürmüş, tatlı niyetine yiyeceksin. Her gece yarısı kırmızı kurdele ile paketlenmiş gelecek değil ya. Öyle de gelecek, seslenmeyeceksin. Bu neden başıma geldi demeyeceksin. Bunu neden aldın demeyeceksin. Verirken iyiydi ya alırken mi kötü? Haaa! Teslim olacaksın, razı olacaksın. Teslim olacak, razı olacak mana ehliysen teslim olacaksın, razı olacaksın, namazını kılacaksın. Kendine verilenlerden tasadduk edeceksin. Tasadduk birinci derecede ehline, eşine, çocuklarına, yakın akrabalarına, yakın arkadaşlarına tasadduk edeceğin sıralama bu.
Eş, çocuk ve aile ile ilgili ne tür bir tutum beklenmektedir?
Yani konuşuyorum ben şimdi adamla, annesinden babasından ne şikayetçi, annesi ile babası ile küs. Çok özür diliyorum böyle konuşmak istemezdim ama benden yardım istiyor anne ile baba ile küs ya annesine babasını küsene Allah lanet eder. Ben lanet edilen bir kimseye mi yardımcı olacağım! Lanetlik, dolaşıyor adam! Allah lanet ediyor, melekler lanet ediyor ona, o ortalıkta dolaşıyor. O adamın işi gücü de denk gelmez, hiçbir şeyisi de denk gelmez. Hiçbir şeysi denk gelmez. Allah’ın sevmediği, Allah’ın sevmediği! Eee, kadın kocasını dinlemiyor, kocasına itaat etmiyor. Göz göre göre. Kardeş, Allah lanet ediyor sana ya! Ne dergahı, ne tekkesi. Sen kime intisab edersen et. Allah ve melekler sana lanet ediyor. Adam eşine zulmediyor. Allah lanet ediyor, Allah’ın emaneti ne hainlik ettin! O kadına ne zulmediyorsun! Senin eşin, Allah sana emanet vermiş. Eee, sen emanete düzgün bakmıyorsun? Sen ona emanet, Rabbimden gelmiş baana deyip hamd etmiyorsun. Onun yüzünü güldürmüyorsun. Allah ve melekler sana lanet ediyor. Sen ortalıkta dolaşıyorsun adamım diye. Ne adamlığından bahsediyorsun ya! Hangi adamlıktan bahsediyorsun? O, mana ehliyle düş kalk. O zaman o mânâ ehlinin yoluyla yollan. Edebiyle edeplen. Ondan öğren, onun gibi olmaya çalış. Ancak o zaman kıymetleneceksin, ancak o zaman ihsana ereceksin, ancak o zaman fetha bulacaksın.
Avamın sevgisi nedir?
Avam, Allah bana rızık veriyor, eş veriyor, çoluk veriyor, çocuk veriyor, mal veriyor, mülk veriyor diye sever. Avamın sevgisi budur. Avam yediğine içtiğine, eşine çoluğuna, çocuğuna, malına, mülküne bakar. Rahatına bakar. Onun rahatı bozulunca Yarabbi der. Rahata erince Yarabbi demeyi bırakır.
Ebeveynler çocuklarının hizmetçisi olduğunda ne demektedir?
Ebeveynler, çocuklarının hizmetçisi olduğunda kıyameti bekleyin. Oğlanın işi gücü biraz rast gitmiş, bir iş sahibi olmuş, babası kapıda oturuyor. Baba bize iki çay söyle. Çocuk iş adamı olmuş ya! Veya evlenmiş ya kızın kocasının işleri biraz düzgün gitmiş, bir şey olmuş eve de böyle temizlik lazım, anne, temizleyiciye vereceğimize yüz lisa sana verelim ya! Ya bakıcıya şimdi anne, günlük yüz lira vereceğiz, gel sen çocuğumuza sen baksan, yüz lirayı sen alsan!
Neden bir ailenin büyüğüne saygı gösterilmesi önemlidir?
Bir ailenin büyüğü vardı, büyüğüne herkes saygı gösterirdi. Bunu bizden kaldırdılar. Neden? istedikleri gibi yönetebilmek için. istedikleri algı operasyonunu yapabilmeleri için. insanları, parekende, dağınık yapmaları için. Dağınık şimdi, insanlar. Önceden on kişi toplandığında, ortak bir karar çıkıp bütün şehri bir noktaya yönlendirebilirdi. Şimdi on kişi bir şehri yönlendiremez. Maazallah ir düşman istilasına uğramış olsak, şehirlerdeki akil insanların sevk ettiği yöne hiç kimse gitmez. Neden? Hiçbir protesto yerini bulmuyor? Diyorlar ki işte yahudi mallarını protesto edelim. Neden?
Çocuğa süt yerine ekmek verirsen, yoksun çocuğu ekmek yüzünden ölecek mi?
Çocuğa sen ekmek verirsen çocuk boğazında kalacak, ölecek gidecek çocuk. Ferasetsiz. Hani neden yeni doğum yapan kadınların yanına muhakkak bir teyzesi, halası, annesi, birisi gelir. Tecrübelidir ya o, o tecrübeleriniyle ne yapar? O yeni doğum yapmış kadına tecrübelerini aktarır. Yavrum şimdi emzir. O devamlı emmek ister. Beş dakikada bir emecek. Onun midesi küçücük daha, yarım çay bardağından doyar o. Eee? O habire emecek, onu yatır yanına, habire emsin o. Ne zamana kadar? iki yıl boyunca emecek o. Nerde şimdi çocuklar emecek anneyi nereden bulacaklar şimdi? Ya çalışıyorlar, ya işe gidiyorlar, ya kadınlar fizikimiz bozulacak diyorlar emzirmiyorlar. Bir tuhaf oldu insanlar, bir alem oldu. E o çocukların psikolojileri bozuluyor. O çocukken annenin kokusuna doyacak çocuk. Akıl baliğ oluncaya kadar çocuk ana kokusuna doyacak, doyacak! E çocuk akıl baliğ oluncaya kadar ana kokusunu nereye doyacak. Duymuyor bile, görmüyor bile. Dört yaşına geldi mi haydi kreşe. Ne? Çocuğumuzu kreşe verdik. Çok matah bir şey yaptınız. Bir de övünülecek bir şey oldu bu. Övünülecek, hava atılacak bir şey. Çocuğu kreşe gönderiyoruz. Matah bir şey yapıyorsunuz, bakamadınız. Bir anne baba çocuğa bakamadı. Dedesi var, nenesi var, teyzesi var, halası var. Bakamadılar bir çocuğa. Ya? Kreşe verdiler. Çocuk anaya hasret. Lan zaten babaya hasret zaten, adam para kazanacağım diye uğraşıyor. Eee, üstüne bir de anaya hasret. Nerde çocuk? Kreşte. Nerde çocuk? Ana okulunda. Üç yaşındaki çocuk kreşte, üç yaşındaki çocuk kreşte! Çocuklar sevgisiz büyüyor, sevgisiz büyüyünce on yaşına, oniki yaşına, onbeş yaşına gelince çocuk aykırı, çocuk sinirli, çocuk stresli, çocuk uyumsuz. Sebep? Annesiz çünkü. Annesiz! Çocuk o psikolojik boşluğunu doldurabileceği bir yer yok. Çocuğun psikolojik olarak anne duygusunu alabileceği, doldurabileceği bir yer yok. Nerde? Kreşde. Kim bakıyor? Orda bir tane bakıcı bakıyor. Aa, çocuk üç yaşında sübhanekeyi okudu! Çocuğa bakıyorum ben, mimiklerine bakıyorum, çocuk üç yaşında psikolojisini bozmuş. Annesizlikten. Allah muhafaza eylesin. O zaman süt verilecek olana süt vereceksin. Feraset sahibi olacaksın. Eğer o ferasete sahib olmazsan, doğacak olan sonuç, sana ait. Kendi ellerinizle ektiğinizi biçeçeksiniz. Çocuklarınızı ellerinizle götürdünüz kreşlere, çocuklarınızdan sevgisizlik biçeceksiniz. Çocukları götürdünüz yatılı yerlere, küçücük çocukları anneden, babadan, aileden uzaklaştırdınız. çocuklardan sevgi biçmeyeceksiniz, intikam biçeceksiniz.
Salih bir ev ne demektir?
Salih ev evde misafirlerin rahat edebileceği, eşinin ve çocuklarının rahat edebileceği bir ev.
Salih bir kadın ne demektir?
Salih bir kadın, kocasının emirlerini dinleyen ve kocasının akrabalarına ve misafirlere hizmet eden kadın.
Salih bir binek ne demektir?
Salih araba menziline hızla ve güvenle götüren araç.
Müslümanların toplumda nasıl bir rol oynayacağı nedir?
Mahalleye bir ihtiyaç var. Sen hallet orada. Yol yapılacak, telefon aç benim mahalle bu, mahallenin yolu olsun de. Muhtarla git görüş. Okula git görüş. Okulu tamir et orada. Okulu tadilat ettir. Okul yönetimi ile görüş orada. Öğretmenlerle görüş. Git öğretmenleri o villana topla, yemek ver, aman bu mahallenin çocuklarına değerler eğitimi verin de. Yoksa o kenar mahalledeki çocuk, bir gün o taşı alıp senin fabrikana atacak. Bir gün o kenar mahalledeki eğitilmeyen çocuk, dini ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, bir gün nefsine uyacak, galeyana gelecek, senin fabrikanın temeline molotof kokteylini atacak.
Müslümanların toplumda nasıl bir sorumluluk taşıdığı?
Değerler eğitimi ve müslümanların kendi bulunduğu yerde olması! Müminler, kendinize gelin! Sefahate dalmayın. Müminler, kendinize gelin! Gösterişe dalmayın. Geddolaşmayın. Nerede toplanıyorlarmış? Vay! Namaz kılanların hepsi de bir villa kurmuşlar! Başınıza yıkılsın. Sabahleyin kalkıp da sabahın dördünde işe gidecek olan bir bayanı hiç görecek misin sen kapının önünde? Sen sabahleyin tiril tiril titreyen, servis bekleyen bir kız çocuğunu görecek misin? Görmeyeceksin. Nereden bileceksin onun halini? Evleneli bir ay olmuş bir kızın, bir kadının sabahleyin titreye titreye servis beklediğini görecek misin? Hayır.
Müslümanların toplumda nasıl bir etki yaratabileceği nedir?
Müslümanlar sekülerleşiyorlar, dünyevileşiyorlar. Müslümanlar, farkında değilsiniz. Demek ki içinizde sizin kapitalizme karşı bir istek varmış, bir arzu varmış. Demek ki siz kapitalistler gibi yaşamak istiyormuşsunuz. Demek ki siz, kapitalist sisteme özeniyormuşsunuz. Deniz kenarlarında villalarınız olsun, şehrin geddolaşmış kenarlarında, lüks yerlerinde villalarınız olsun, şehrin herhangi bir yerlerinde gökdelenlerde yaşayın siz, siz kocaman kocaman fabrikalar kurun işçilerin hakkını vermeyin, siz kocaman kocaman işyerleri kurun bunun zekatını vermeyin, siz kocaman koc,aman fabrikalar kurarken, imam hatip okullarını düşünmeyin, Kur’an kurslarını düşünmeyin, eğitim verecek olan belgeleri bölgeleri düşünmeyin.
Aşıkların ne anlama geldiği?
Aşık, maşukunun kokusunu alır. Eğer o kokuyu alamazsa, o kokuyu koklayacak! işte Yakup, Yusuf’un kokusunu alırdı Mısır ellerinden. Derdi ki Yusuf’un kokusu geliyor ve etrafındakiler ona derlerdi ki bu deli, bunadı. Yusuf yok orta yerde bu Yusuf’un kokusunu aldığını söylüyor ve derlerdi ki inanmayan çocukları, baba sen yine bunadın.Yakup’un eşi inanmazdı. Öbür çocuklarının annesi. Yusuf’un annesi değil. Derdi ki bunadı bey bizim. Koku aldığını söylüyor.
Aşıklık anlatılırken ne gibi bir durum söz konusudur?
Hele göz daha da fazla gülsün. O aşıklığı anlatırken görsün. O aşıklığı anlatırken görsün ki aşıklığı yaşasın ki göz olduğunu anlasın. Ağaca bakmaktan değil aşıklığa bakmaktan göz olduğunu anlasın. Bilsin ki göz aşığı görmek için yaratılmış. Göz aşığı görürse, maşuğu görecek. Aşığı görmeyen göz, maşuğu nereden görecek? Aşığı tanımayan göz, maşuğu nereden tanıyacak.
Aile içi ilişkilerde ne gibi sorumluluklar vardır?
Sahabeden bir kimse geldi, dedi ki ya Resulallah babam benim, ben dedi evliyim, benim çocuğum var, babam dedi benim malımı, benim paramı istiyor, el koyuyor tabiri caizse. Ona dedi ki: ‘Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki evlatlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyleyse evlatlarınızın kazançlarından yiyin.’ (Ebu Davud, İbn-i Mace) Babanız sizin kazancınızdan yer, erkek evlatlara söylüyorum bunu. Kız evla;t evlendi, evlendi, o babasına bir şey yedirip içirmez, o kocasına tabi. Kız evlat evlendi, o kocasına tabi, o babasına tabi değil. Bu da bayanları ilgilendiriyor. Evlendiniz, kocanıza tabisiniz, babanıza değil. Bakın babanıza değil. Evlendi, bitti, babaya tabiat bitti.
Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Kimsenin Ayıbını Görmemek
Kız evladının babaya tabiiyeti evleninceye kadardır mı?
Kız evladının babaya tabiiyeti evleninceye kadardır. Evlendi, nikâh kıyıldı, kız evladının babaya tabiiyeti kalmaz, kocaya tabiidir o Kur’an sünnet dairesinde. Kocası Kur’an sünnet dairesinde ne derse ona tabi olur. Erkek evlat öyle değildir. Babası ölünceye kadar o babasına tâbidir.
Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Kimsenin Ayıbını Görmemek
İyilik toplumun çimentosu olarak görülür mü?
Böyle sıra sıra iyiliklerden toplum içerisinde olması gereken, toplumun önemli çimento vazifesi gören iyilikleri bunlar. Neydi? Anneye, babaya, kız kardeşe ve oğlana, sonra etrafındaki insanlara. En önemli yetim, yetimlere iyilik. ‘Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz (yani orta parmağıyla başparmağını yan yana getirip aralarını açarak kapayarak işaret etmiş, böyle yani), dul ve kimsesizler için çalışan, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri oruç tutup geceleri de ibadet eden kimse gibidir.’
Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Kimsenin Ayıbını Görmemek