Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

595. Dergâh Sohbeti — Tokalaşma, Pantolon Meselesi, Sarık, Vahyin Etkisi

Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette kadın-erkek tokalaşmasının tarihsel perspektifini, el öpme fetvasını, kadınların pantolon giymesi tartışmasını, sarığın İslâm'ın alâmet-i fârikası oluşunu, Doğu Türkistan meselesini ve Ubâde bin Sâmit hadîsiyle vahyin fiziksel etkilerini anlatıyor.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünüze hayırlı eylesin. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kadın ve erkeklerin birbirleriyle tokalaşması ve el öpmesi yasak. Bu konunun içine insanı şeyhide daim midir? Resûlullâh, kadın gibi giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadını lanet etti. Bu hükmü nedir kadın için? Evet, İslam tarihi boyunca kadınla erkeklerin tokalaşması diye bir mesele olmamış hiç. Bu son 200 yıllık mesela. Çünkü normalde hiçbir yerde, hiçbir zaman kadınlar da erkekler bir yerde değiller. Bir yerde olmadıkları için onların da böyle tokalaşması söz konusu değil. normalde tokalaşma, el öpme ayrı tokalaşmayla alakalı konuşuyorum şimdi.

Hiçbir kültürün içerisinde tokalaşma kültürü yok. Hristiyanlar dahil buna, Yahudiler dahil, Müslümanlar dahil. Hatta daha böyle ileri gidebiliriz Hindularda, ondan sonra Budistlerde. Hiçbirisinde kadınla erkeğin tokalaşma kültürü yok. Hiçbir yerde göremezsiniz. bir kadınla bir erkek karşı karşıya geldiğinde merhaba deyip tokalaşlarına. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında da böyle bir şeyin olması mümkün değil. Ondan zamanında da yok. O yüzden tokalaşma dediğinizde, bir kadının bir erkekle tokalaşması zaten abeste galiba. Batı toplumunda da yok bu. Ama ne zaman modernleşme, çağdaşlaşma diyorlar ya, Batı toplumunda modernleşme, çağdaşlaşma dedikleri şey, kadının ekonomiye katılması, fabrikaların kurulması, kadınların aktif olarak fabrikalarda orada burada çalışmaya başlaması, çalışmaya başlamasıyla erkeklerle aynı ortamı paylaşması, aynı ortamı paylaşınca normalde kadından da erkekler tokalaşma Avrupa’da başlıyor.

Kadın erkek tokalaşması. Bu konuda hakkınızı helal edin, üzerinize de alınmayın. Kadın ve erkeklerin tokalaştığı Avrupa’da avan kısmı, işçi çalışanı, böyle normalde elit tabakanın tokalaşması söz konusu değil. Hala da Avrupa’da elit takımı tokalaşmaz. Tekrar söylüyorum, elit takımı Avrupa’da tokalaşmaz, merhaba merhaba deyip tokalaşmaz. Avrupa’da tokalaşanlar elit takımı değildir. Avrupa’nın elitleri asla tokalaşmazlar. Orada kadın elini uzatırsa, erkek onun elini öper nezaketle, anlığına götürmez. Bu modelleşme dediğimiz şeyle beraber avamın içerisinde tokalaşma başlıyor. Biz Avrupa’nın zaten avan kültürünü alıyoruz. Biz Avrupa’nın düşük paspayeliğini kendimize örnek alıyoruz. Bakın, Avrupa’nın paspayeliğini örnek alıyoruz biz.

Avrupa’nın düşük avam takımının yaptıklarını ettiklerini alıyoruz. Avrupa’da avam takımı tokalaşmaya başlayınca bizim de burada modelleşme, çağdaşlaşma, ileri ülkeler seviyesine gelmekten anlaşılan bu olduğundan Türkiye’de de tokalaşılmaya başlanıyor. Tokalaşmak. kadın erkek tokalaşıyor. Kadın erkek bulunduğu yerde, durduğu yerde tokalaşıyor. Erkek elini uzatıyor, o kadının elini tutacak tokalaşıyor. Kadın elini uzatıyor, erkekle tokalaşıyor. Tokalaşmaya başlayınca Türkiye’de de çağdaşlığı, ilericiliği, aydınlanmayı savunan kesim, o zaman ülkenin içerisinde, Müslümanların içerisinde tokalaşma caiz mi değil mi diye tartışma çıkıyor. E bunu şimdi geriye doğru döndüğümüzde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine zamanında böyle bir adet, böyle bir gelenek, böyle bir görenek insanların içerisinde böyle bir şey yok ki insanlar durdukları yerde kadın erkek tokalaşsınlar veya karşılaştıklarında tokalaşmaya ihtiyaç duymuyorlar ki tokalaşsınlar veyahut da hala da bugün bir kırsal kesime gitse insan, küçük kazalara gitse karşı karşıda mahallede bir teyzeyi görünce aa teyze nasılsın deyip tokalaşmıyor ki gene.


2. Bölüm

Böyle bir şey yok yine. Siz Konya’nın, Sivas’ın, Ankara’nın bir köyüne gitseniz orada bir bayanla tokalaşmaya ihtiyaç duymazsınız ki. Veya Çanakkale’nin köyüne gitseniz, Tekirdağ’ın köyüne gitseniz veya İzmir’in herhangi bir köyüne, kasabasına gitseniz orada tokalaşmazsınız ki gördüğünüz, tanıdığınız bir kimse dahi olsa. Bu nerede kaynaklanıyor? İş yerlerinde kaynaklanıyor. ne bileyim şirketlerde kaynaklanıyor, bankalarda ve hatta devlet teşkilatında da kaynaklanmıyor ki. Siz girip de vergi dairesinde veznadarla bir bayansa tokalaşmıyorsunuz ki. Veya vergi dairesindeki bir memure hanımla gittiğinizde kim tokalaşacak? Yüzünüze bakmıyor zaten o sizin. Zaten memure bayanlar veya vergi dairesinin veya devlet kurum ve kuruluşların halka vatandaşa bakış açısı o vatandaşın eli sıkılacak bir noktada değil ki zaten.

Öyle bir anlayış da yok. O zaman tokalaşma aslında bize sonradan gelmiş. İslam’ın kendi içerisinde bir kültür olan bir şey değil. Ama bir şeye haram dememiz için de elimizde ayetten, hadisten bir şey lazım, ölçü lazım. Bir de şimdi bu tarafı var. Şimdi el öpme, bununla alakalı fetva var. El öpme ile alakalı. Bu fetva nereden çıkıyor? İnsanlar el öpüyorlar. Ya nasıl el öpüyor? Çocuk babasının elini öpüyor, annesinin elini öpüyor. büyüyor, evleniyor, kayınvalidesinin elini öpüyor, kayınpederinin elini öpüyor. Veya âlim bir zat oluyor, onun elini öpüyor. El öpme ile alakalı böyle bir şey var. Tabii normalde yabancı erkeklerin elini öpüp öpülmemesi çıkıyor meydana. Kimlerin eli öpülür? Kimlerin eli öpülmez.

Hadi kimlerin eli öpülür? insanın annesinin, babasının, dayısının, amcasının, kayınvalidesinin, kayınpederinin elini öpebilir. âlim, usta bunların elini öpebilir fetva bu konuda. Kadınların ve erkeklerin normalde bir şeyhin eli öpülür mü öpülmez mi? Veya bir bayan üstadının elini öper öpmez mi? Bununla alakalı tartışma çıkıyor. Bir kısmı demiş ki öpemez, cahiz değil. Bir kısmı demiş ki öpebilir. Bunun da normalde tekrar geriye döndüğümüzde bunu bir atlaşmadan çıkarıyoruz. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve sahabenin bir atlaşması. Bu normalde bu haram diyenlerin dayandıkları bir tek hadisi var. O hadîs de Hazreti Ayşe annemizin tespiti. Diyor ki Hazreti Ayşe annem, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eli hiçbir mahrem kadının eline değmedi.

Hadîs bu. Eyvallâh. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından çıkan böyle bir yasaklama yok benim okuduklarımın içerisinde. Hazreti Ayşe annemizin tespiti var bu konuda. Ama diğer tespitler var. Medine-i Münevvere’de kadınlar toplanıyorlar. Kadınlar toplandıklarında biat etmek istiyorlar. İslam’a girecekler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Hazret-i Ömer efendimizi gönderiyor. Hazret-i Ömer efendimiz gönderince kadınların toplandıkları odanın evin penceresinden içeri elini uzatıyor. Bu bir. kadınlar onun elini tutmayacaktı. Veyahut da bu yorum tabi. Elini uzatıyor bu konuyla alakalı. Ama elini tuttuk Medine’li kadınlar bunu anlatırlarken. Hazret-i Ömer diyor radıyallâhu anh hazretler için.


3. Bölüm

Ömer elini pencereden aşağıya elini uzattı. Biz de diyor biat ettik İslam olduk. Mekke fethediliyor. Mekke fethedilince Hazret-i Ömer efendimiz bir yerde. Hazret-i Ebû Bekir efendimiz bir yerde. Hazreti Hatice annemizin kız kardeşi bir yerde. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir yerde. Biatları alıyorlar. O esnada Hind geliyor. Hind biatlaşmak için elini uzatıyor. Elini uzattığında tabi ağzını yüzünü gözünü sarıyor tanınmamak için. Elini uzatıyor Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki. Bu el kadın elini erkek el midir diyor. O da kadın elidir diyor. O da kadın eline benzemiyor diyor. Bu sefer Hind gidiyor ellerine kına yakıyor. Ellerine kına yaktıktan sonra geliyor tekrar elini uzatıyor biatlaşmak için.

Bir de bunun gibi hadisler var bu noktada. O yüzden bu noktada böyle hadisler de olduğundan dolayı bazı şey efendiler ellerini bayan dervişlerini öptürmüşler. Kimisi öptürmemiş, kimisi öptürmüş. Öptürenler bu hadisleri kendilerine ölçü alarak öptürmüşler. Öptürmeyenler de demişler ki normalde caiz değildir demişler öptürmemişler. Bu noktada normalde bir üstadın eli öpülür mü fetva var. Evet cevap öpülür. Buna karşı çıkan Türkiye’de belli tarikat ve cemaatler var. Onlar diyorlar ki asla olmaz haramdır. Bir kimsenin bir şeyi haram diyebilmesi için de tekrar söylüyorum. Yasaklayan âyet ve hadîs olması lazım. Biraz tehlikeli bir nokta. İkincisi Resûlullâh kadın gibi giyinen erkeğe erkek gibi giyinen kadına lanet etti.

Bu konuda pantolarına namaz kılmanın hükmü nedir? Kadın için. Kıymetli kardeşler. Bayan kardeşler. Müslümanlar. Bayan kardeşler. Bayan kardeşler. Bugün adı pantolon denilen giysiler giyiyorlar. Bir kısım yine ehli tarikatın bir kısmı. Bayan kardeşlerin o giydikleri kıyafetler pantolon adı altında olduğu için. Ve olar ki sizler erkeklere benziyorsunuz. Lanetlenmişsiniz. Bu çok ağır bir şey ya. Bunu bir müslümana namaz kılan bir kimseye sen bu kıyafetinden dolayı lanetlenmişsin demek. Gerçekten çok kara cahillik bir şey. Bu düpedüz kara cahillik. Gerçekten bunu bir kimse namaz kılan bir kimseye bunu söylüyorsa. Yemin ediyorum o kara cahilin karasının karasından. Bakın kara cahilin karasının karasından.

Sebep. Bu kardeşler İslâm dini niyet dinidir. Namaz kılan bir kadın dışarı çıkarken tesettür maksadıyla daha rahat ederim. mantonun altına bir pantolon giymiş. Veyahut da evinin içerisinde eşofmanla veya evinin içerisinde pantolonla namaz kılmasını erkeğe benzemek için mi yapıyor ya? Herhangi bir kadın eline bir tane biçak alsa o biçakla ben erkeklere benzedim erkek gibiyim derse o dahi lanetli değil. Buradaki niyeti ne onun? Erkeklere benzemek. Sahabeden bir bayan omuzuna yayı oku almış böyle Medine’nin ortasında rap erkek gibi yürüyor. Allâh Resulü diyor ki bu diyor erkeklere benzemeye çalışan Allâh’ın laneti onun üzerine olsun diyor. Neden erkek gibi yürüyor ve oku da arkasına asmış erkek gibi gidiyor?


4. Bölüm

Yoksa bayanın ok atmasından dolayı değil. Bakın bayanın ok atmasından dolayı değil. Burada bir erkek herhangi bir kazak giyse bildiğiniz kazak veya bir tişört giyse kendince o kaza ve tişörtü giyerken bayanlara kadınlara benzeme kastıyla giyse o lanetin içerisine o da girer. Herhangi bir eşyayı herhangi bir kıyafeti bir kadın veya erkek karşı cinse benzemek için alsa kullansa ve niyeti kadına veya erkeğe benzemek ise lanet onun üzerine vacip olur. Eyvallâh buna söyleyecek bir sözüm olmaz. Ama bunu böyle namaz kılan sırf dışarı çıkarken ölüm var baygınlık var düşkünlük var trafik kazası var her şey var. Her şey var. Ve bir kimsenin mantosunun altına veya neyse üst kıyafetinin altına pantolon giymesi dışarı çıkarken tesettüre daha uygun.

Kapalı çarşıda esnaflık yapıyorum. Kadın o ana caddenin üzerinde yürüyor ayağı bir kaydı bir düştü ayakları havada. Millet geldi başına toplandı hani şey yapacak seyrediyor herkes. Ben hemen üstümdekini çıkardım örttüm kadının bacaklarının üzerinde dedim kalk bacı kaldırdım ben bunu. Orada bir kuyumcu bir genç bir çocuk vardı ona dedim bir sandalye ver oraya sandalye tutturduk su mu verdik utanıyor kadıncağız her tarafı göründü. Dedim ki kendi kendime kadınların dışarı giderken mantolarının altına seyahate çıkarken şehir içerisine giderken mantolarının altına pantolon giymeleri daha evla. Şimdi önceden annelerimizin karadonları vardı. Benim annemin bir normalde donları vardı peştamanın altına giyerdi eten altına giyerdi dizinin dizine kadardı lastikli.

Onun üzerine de çorabı geçirdi öyle giderdi kimde kaldı bu şimdi hiç kimsede kalmadı. Şimdi de insanlar mantolarının altına pantolon giyiyorlar onların niyetleri kasıtları erkeğe benzemek mi ya yapmayın. Ama biz yapmayın desek de Türkiye’de belli bir cemaat var belli bir tarikat var her şey bitti. Her şey bitti kadınların normalde mantolarının altına giydikleri kıyafetleyişleri. Her şey bitti ülkede. Öyle ki İslam güldü gürül gürül yaşanıyor. Hem hukuki olarak hem ahlaki olarak her şey gürül gürül. Gürül gürül İslam yaşanıyor artık sıra kıyafete geldi. Gürül gürül İslam yaşandığından biz insanların giymiş olduğu donlara bakacağız. Gürül gürül İslam yaşanıyor ya faiz ortadan kalkmış, fuhuş ortadan kalkmış, uyuşturucu ortadan kalkmış, rüşvet ortadan kalkmış, yalakalık kalkmış, salaklık kalkmış, yamacılık kalkmış, rüşvetçilik kalkmış, belediyelerde, kamu kurum kuruluşlarında, hukuk dairelerinde İslam gürül gürül ya.

Öyle ki İslam miras hukukuyla, evlilik hukukuyla, ticari hukukla, bankacılık hukukuyla, gürül gürül her şeyle yaşıyor. Sıra dona geldi. Sıra dona geldi. Her şeyi bırakacağız şimdi. Yüz bin tane kadın var. Devlete müracaat etmişler. Diyorlar ki bize vesika verin biz fuhuş yapacağız. Yüz bin kadın. Yüz bin kadın devlete müracaat etmiş. Demiş ki biz vesika alıp fuhuş yapmak istiyoruz. Biz namaz kılanın donunla uğraşıyoruz. İngiliz soytarısı bunlar. Bunlar İngiliz soytarısı. Bunlar İngiliz soytarısı tekrar söylüyorum. Bunlar başka bir şey değil. Zaten din üzerinde CIA’si, Mossad’ı, M16’si, KGB’si hepsi de elini uzatmış. Dinin içerisine, din adamların üzerinden uzatmış. Şeyhlerin üzerinden, cevaatlerin üzerinden, tarikatlerin üzerinden uzatmış.


5. Bölüm

Okulların önünde bin lira uyuşturucu. Bir sigara yüz lira okulların önünde uyuşturucu. Bir sigara yüz lira. Yüz lira bir sigara okulların önünde uyuşturucu. Devlet okullarının önünde uyuşturucu satılıyor. Yüz lira sigaranın tanesi. Biz donla uğraşalım. Namaz kılanların donuyla uğraşalım. Biz bırakalım işimizi gücümüzü. Namaz kılanlar donlarından dolayı erkeklere benziyorlar. Canım kardeşlerim, İslam hukukunu istemeyen kimse lanetliktir. Canım kardeşlerim, İslam’ın hakim olmasını istemeyenler lanetliktir. Asıl lanetlik olanlar, İslam’ın hukukuna karşı çıkanlardır. Asıl lanetlik olanlar, İslam’ın hukukunu istemeyenlerdir. Namaz kılanı, sen tesettüründen dolayı, rahatlığından dolayı pantolon yemiş, sen ona lanetlik diyorsan yemin ediyorum vallahi de billahi de tillahi de senin İslam gibi bir derdin yok.

İslam’ın evlilik hukuku yok. İslam’ın ticaret hukuku yok. İslam’ın ceza hukuku yok. İslam’ın hiçbir hukuku yok. Hiçbir hukuku yok İslam’ın. İslam’ın hiçbir hukukunun olmadığı yerde sen namaz kılanın donunla, namaz kılanın tumanınla uğraşıyorsan yemin ediyorum sen satılıksın. Başka bir şey değilsin. Sen başka bir şey değilsin. Ya ahmaksın, ya cahilsin, ya satılıksın. Üçünden biri. Ya ahmaksın, ya cahilsin, ya satılıksın. Üçünden biri. Başka bir şey değil. Kardeşler tekrar söylüyorum. Gidin ya bu Tu2 okumuyorsunuz ya. Okuyun Tu2. 100 binin üzerinde kadın müracaat etmiş devlete. Demişler ki biz fuhuş yapacağız vesika almak istiyoruz. Sen bırak bunu. 100 binin üzerinde vesikalı kadın var. Türkiye’nin konuşmadığı meseleler bunlar.

Bunu hacısı, hocası, âlimi, şeyhi, diyanetçisi, ilahiyatçısı hiçbirisinin kafasının kuma gömdüğü yerler bunlar. Kafasının kuma gömdüğü yerler. Kafayı almışlar. Deşmişler oradan bir kum. Deşmişler bir kum. Oraya koymuşlar kafayı. Düşünseniz ya. Biraz insan okusa, akletse, biraz dinlese. Biz oturacağız. Milletin sakalının santimine bakacağız. Vay. Sizin sakallarınızın hiçbirisi de sakal değil. Alacağız bir tane kumpas, sakalı ölçeceğiz kaç santim. Alacağız bir tane kumpas, donlarınızı ölçeceğiz. Donlarınızı ölçeceğiz sizin. Donlarınız nasıl, renkleri nasıl? Tabii. İşimiz o bizim. Dinin işi o. Tabii. gelmiş ya birisi Hz. Mevlânâ’ya. Demiş ki efendim bir sorun var. Demiş sor evladım. Demiş ki her şeyimi Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e benzettim demiş. Acaba demiş kuşağını nasıl bağlardı Hz. Peygamber demiş. Kuşağımı da ben ona göre benzetsem, ona göre taksam demiş. Hz. Pir ona böyle bir bakmış. Sen demiş kuşağını da ona benzetersen tam bir Ebu Cehil’e benzersin demiş. Ebu Cehil’in kıyafetiyle Hz. Muhammed Mustafa’nın kıyafetinin arasında bir fark yok. Altını çiziyorum. Ebu Cehil’in kıyafetiyle Hz. Muhammed Mustafa’nın kıyafetinin arasında bir fark yok. Fark nerede? Bedir’de. Neyle? Sarık’la. Şu başlarımıza sardığımız alamet-i farika var ya, şu. Bu İslam’ın alamati farikası. Bu. Sarık. Sarık İslam’ın alamati farikasıdır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin, terk etmediği Bedir’den sonra yegane sünnettir.


6. Bölüm

Sarık. Melekler kafalarında sarıkla geliyorlar Bedir’e. Bir kimse o yüzden sarıkla alay etse, sarıklığıyla alay etse, başında sarığı olan bir kimseyle alay etse, küfür ehlidir, teclid imam teclid nikah gereklidir. Sarığı küçük görse, sarıklığı küçük görse, sarığından dolayı, sarığından dolayı, sarığı küçük görse, sarıklığı küçük görse, sakalığı küçük görse, sakallığı küçük görse, sakala laf söylese, sakallığa laf söylese, teclid imam teclid nikah gerekli. Ancak gavurlar laf söyler. Ancak gavurlar laf söyler. Ancak kafirler sarığı küçük görür. Başka kimse değil. Ee geri kalan kıyafet Ebu Cehil sünnet mi işledi şimdi? İman, niyet. İman, niyet. Canım kardeşlerim dikkat edin. Bunların hepsi de birer oyun.

Hepsi de birer tezgah. İnsanların asıl kendilerini hedefleyeceği yerden uzaklaştırma oyunları bunlar. Biz orada asıl kendi hedefimize koyacağımız, istikametimizi koyacağımız şeyler değil. Değil. Bunlar değişik mahvellerde, değişik yerlerde organize edilip organize işler bunlar. Bunların hepsi de organize işler. Asıl insanların hedeflerine, kendilerini kilitlemeleri gereken yerler değil. Talih meselelerle uğraşıyorlar. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Tahiyyatta işaret parmağımızı tam olarak ne zaman kaldırmamız gerekiyor? Bu sünneti yapmalı mıyız? Doğru yapmazsak yapmayın deniyor. Tam doğrusu nedir? Yapmayın ver. Doğu Türkistan’da zulüm gören Müslümanlara dua eder misiniz? İnşâAllah. Rabbim bütün zulüm gören Müslümanlara yardım eylesin.

Zalimleri ve zalimlere yardımcılık ve yataklık edenlere Allâh kahru perişan eylesin. Cenâb-ı Hak bütün İslam âlimini her türlü zulme, zalimliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı bir ve beraber eylesin. Neden Türkiye’nin bir Doğu Türkistan meselesi olmaz? Bir Filistin meselesi olur. İyi. E, neden Doğu Türkistan’ın işi olmaz? Kendi kendimize düşünelim. Kendi kendimize düşünelim. Kendi kendimize düşünelim. Kendi kendimize düşünelim. Kendi kendimize düşünelim. Filistin’dekiler Müslüman da, Doğu Türkistan’dakiler Müslüman değil mi? Filistin’dekiler Müslüman da, Yemen’dekiler, Mısır’dakiler, Sudan’dakiler Müslüman değil mi? Neden Doğu Türkistan’ı hükümet yetkilileri ve devlet hiç diline dolamaz? Milliyetçilikse, milliyetçilik kendi ırktaşlarımız değil mi?

Bir sohbetinizde, Osmanlı’ya yıkılırken kim bir tuğla çekerse mesuldür dediniz. Ülkemiz ekonomik kuşatma altındayken kısa vadeli düşünmek, dolara yatırım yapmak, üretimi kısmak, kâr marjını arttırmak, yüksek fiyata mal satmak vs. Bunlar aynı kategoriye girer mi? Bizlere tavsiyeleriniz nelerdir, neler yapmalıyız? Canım kardeşlerim, ticaret helal. Ticaret helal. Doları yasaklasınlar, ülke içinde madem dolarla bu kadar manipüle oluyoruz, dolardan çıksınlar, neden bu kadar manipüleye müsaade ediyorlar ki o zaman? O zaman dolara ve dolarla ülkenin içerisinde dolaşmasına müsaade edenler, ülkenin yıkılmasını mı istiyorlar yoksa? Bu sorudan oraya gidebilir bir insan. Dolara ben müsaade etmedim ülkeyi içerisinde dolarla insanlar alışveriş etsin diye.


7. Bölüm

İslam’ın da böyle bir derdi yoktur. İslam para birimini illaki şundan kullanacaksınız, bundan kullanacaksınız demez. İslam’ın kendi para birimi altındır. Dönsün ülke ekonomisini altına, bak ne kadar hiçbir şey kalmaz. Ne enflasyon kalır ne de deflasyon kalır. Evet, bir döndürelim altına. Hiçbir şeyimiz kalmaz. Çağat’la uğraşıyoruz. Biz uluslararası üçkağıt ekonomisi diyor ya, bir tane profesör var. Bunlar diyor üçkağıt ekonomisi diyor. Biz o üçkağıt ekonomisiyle uğraşıyoruz. Barnabas İncilinin önemi nedir? Muhsin Yazıcıoğlu’nu şehit ettiler bundan dolayı. Sıra Barnabas ile alakalı konuşanlara mı geldi şimdi? Evet, Barnabas’la aleyhissalallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin son peygamber olarak geleceği, İsa aleyhisselamın Allâh’ın oğlu olmadığını, güçlü tesis inancını reddettiğine dair bir rivayet var.

O yüzden zaten aforoz edilmiş Barnabas İncili İznik Konsülü’nde. Bunun normalde bulunduğunu, bunu da bulan kimsenin ülkücü olduğunu, ondan sonra bunu normalde Muhsin Yazıcıoğlu’na verdiğini, Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bunun yanında taşıdığını, hatta Huzi’si helikopterle oraya gittiğini, helikopterle oraya gidiş sebebinin, ondan sonra miting değil aslında o Barnabas İncilini almak olduğunu, ama o Barnabas İncilini aldığını da, derin devletin içerisinde bir kısmının bunu tespit ettiğini, ondan onu istediklerini, o da vermediğini, vermeyince de helikopteri düşürdüklerini, ve Barnabas İncilini aldıktan sonra onun yerini, söylediklerine dair rivayetler var. Bizim de bir şey bildiğimiz yok. Yarın öbür gün bir de vay sen bu konuyla alakalı biliyorsun, deyip de basın savcısı da oraya gidip ayıkla pirincin taşını değil. böyle bir söylenti var ortalıkta.

Bu söylentiye normalde YouTube’da da insanlar dile getiriyorlar, her yerde dile getiriyorlar, doğru yanlış. Şimdi onu da normalde bir örgütün üzerine, bunu da diyor FETÖ örgütü yaptı diyorlar, onun üzerine normalde bu meseleyi, onlara bu kıyafeti giydiriyorlar, diyorlar ki onlar yaptı ondan sonra. Onlar üzerinden o zaman CIA yaptı, e CIA yaptıysa o zaman CIA’nin demek ki devletin içerisinde kolu kanadı var, derin devletin içerisinde de kolu kanadı var, iş farklı yönlere gidiyor, bu sürü şey çıkıyor. Benim buraya üçüncü gelmem, ikinci gelmemin gecesinde rüyamda zikir gördüm, buraya ilginç olan ise zikir sonunda ak sakallı, ak saçlı birisi celle celaluhu dediğinde herkes gülüyordu, ne anlam içerir, canım kardeşim ben.

Buradan rüya tevil etmiyorum ama buraya gelen her şeyi okuyacağım diye söz verdim, okuyorum. Sizin bulunduğunuz programlara, derslere, eşimizle veya arkadaşlarla giderken bulunduğumuz şekrin zakirine haber vermeli miyiz? Böyle bir usulümüz yok, bizde seyahat özgürlüğü var, herkes istediği yere gider. Haber vermeden yola çıkarsak edepsizlik mi olur? Hayır, bu konuyla alakalı bizi bilgilendirir misiniz? Edep, adab nedir? Bu konuyla alakalı bütün dergâh bu konuyu bilir, herkes üstadının sohbetine, zikrine, dersine, hiç kimseden izin almadan gidebilir. Cumartesi günü insan uyurken ruhunun bedenden çıkıp gittiğini buyurdunuz, gece gördüğümüz rüyalar ruhumuzun gittiği yere hüccet midir, delil midir, delildir diyemeyiz.


8. Bölüm

Delil değil de diyemeyiz. İki senedir Hoca Hasan Mahallesi caminde çalışıyorum, beni sadece tuvaletlere bakacaksın diye aldılar, fakat kapıcı yaptılar, komşular çaycı yaptılar, cemaat çöpçü yaptı, daha nazikçesim mevkici yetmedi, camiye bekçi yaptılar, bir güzel de kullanıyorlar, Allâh için katleniyorum, hiç şikayetimi yapmıyorum, ama hakkımı vermiyorlar. Allâh için yapıyorsan neden hakkını istiyorsun ki o zaman? Çok az para veriyorlar, Allâh için olmadı, para için oldu. Bunların insan elinde ümreye gideceğimi inşâAllah 3 ay kadar süre tanıdım ve helalleşip ayrılacağım. Eğer hakkımı verirlerse çalışırım, burada çok madde bağımlısı, sarhoş, psikopat insanlar var, hep kedi köpek besliyorlar. Hem de evin içinde çok zor bir yer, hırsız çok, kamera yok, dernek başkanı muhtar görevini yapmıyor.

Ben ne yapayım kardeşim, cumhuriyet savcısı mıyım ya, mübarek insan? Öğrenmek amacıyla söylüyorum, yeni evli oldukları için evlenir, evlenmez, bebeklerinin olmasını istemeyen çiftin, kadın doğum uzmanına gitmeden korunma amacıyla doğum kontrol hapı kullanmaları uygun mudur? Uygun ama sağlıkları bozulur. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, çok fazla yan etkisi olduğu söyleniyor, problem yaşıyorlar. Doktor öyle mi? Yok. Tabii uzun sürede kullanılır, daha fazla olur ama yine de hormonal dengeyi değiştirdiği için muhakkak etkisi olacak. Evet, doktor da benim söylediğimi destekliyor ve tasdikliyor. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, çok fazla yan etkisi olduğu söyleniyor, problem yaşıyorlar.

Doktor öyle mi? Evet, doktor da benim söylediğimi destekliyor ve tasdikliyor. İsterse yapmasın. Bir hadîs okuyayım. Ubaade bin Samid’den Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in üzerine vahyi indirilirken bundan dolayı sıkıntıya girer ve yüzünün rengi değişirdi. Böyle gaybi vahiy gibi, ilham gibi, tecelliyat gibi şeylere mazhar olanların fiziken üzerlerinde, yüzlerinde, gözlerinde herhangi bir değişiklik olur. Onun etkisi olur. Bu manevi varidatların o etkiyle o kimsenin yüzünde, gözünde, vücudunda farklılıklar olabilir, normaliteden çıkar. Bu da onun hak olduğunu, caiz olduğunu dair delil. O yüzden bazen sufilerin üzerinde de Allâh’ı zikrederken kendi kendilerine, evde, herhangi bir yerde veya namazda böyle ilhama maruz kalma, herhangi bir sıfatın tecelliyatına mazhar olma gibi bir şey olursa o zaman onun da da, yüzünde, vücudunda değişiklikler söz konusu olabileceğine dair bir delil.

Allâh cümlemizi affetsin. Cenâb-ı Hak doğruyu ve hakikati görüp konuşanlardan eylesin. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı