Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

533. Dergâh Sohbeti — Türkiye Ekonomisi, 15 Temmuz Değerlendirmesi ve Ordunun Gücü

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 533. Dergâh Sohbeti — Türkiye Ekonomisi, 15 Temmuz…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin Hayırınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah Nerede Tuncay bizim ya? Tuncay kızarsan ben kızarım sana ya başka kimse kızamazsan Kızarsan ben kızarım dedim ya başka laf yok Ben askerdeyken kardeşim uyuşturucuya bulaşmış geldiğimde fark ettim çok mücadele verdik ve hala veriyoruz Bu bir imtihan mı bilemiyorum ama zormuş Bize nasihat verebilir misiniz öncelikle sizinle ve bütün abi kardeşlerden dua bekliyorum Allâh yardımcınız olsun Cenâb-ı Hak inşâAllah bütün uyuşturucuyla mücadele edenlere yardım etsin Bir derviş delil ve burhan arar mı? Arar Herkes bir delil bir burhan arar Normalde insan aklı hep delile burhana gider Ebu Cehil kuyuya düştü kuyuya düşünce herkes uğraştı onu çıkarmak için Bir türlü çıkaramadılar Yeğeni ya aynı zamanda Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. ona haber gönderdi Dedi ki beni çıkarırsa bir tek o çıkarır Haber verdiler Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. geldi Dedi ki Seni buradan çıkardığımda iman eder misin? Benim peygamberliğimi kabul eder misin? Evet dedi Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm elinde tuttu çıkardı Bu şak kamer dedikleri var ya ayın ikiye bölünmesi Ebu Cehil çok akıllı bu sefer dedi ki Ey kardeşim oğlum şu ayı da dedi ikiye bölürsen Sana tam iman ederim seni tasdiklerim Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. Meşhur mucizesi olan ayın ikiye bölünme mucizesi Onu da Cenab-ı Hakk’ın izniyle icra etti Dedi ki ona o zaman vallahi sen tam bir büyücüsün şimdi daha iyi inan Şimdi tam bir büyücüsün şimdi daha fazla inan Şimdi dervişler de kendilerince Kendilerince kendi akıllarından bir delil bir burhan arar Hele sûfîlik söz konusu olunca bu böyle daha revaçta olur Ama bütün büyükler şunu söylemişler En büyük burhan Kur’ân ve sünnettir Çünkü bir kimsenin Kur’ân ve sünnete uyup Öyle yol alması kadar zor bir şey yoktur Bakın öyle yol alması kadar zor bir şey yoktur Asıl delil asıl istikamet Kur’ân ve sünnete tabi olmaktır Dervişin çok özür dilerim böyle bir kısmı avamdır O avam insanlar böyle şeyhlerinden Harikulade bir şey beklerler Avam bekler o yüzden avam için de normaldir Emitasyon ürün satmak caiz midir Emitasyonu deri gibi deri derde satarsa caiz olmaz Ama emitasyon emitasyon bu ayakkabı ne emitasyon kardeşim Bu deri ceket mi emitasyon kardeşim Bunda o zaman bir beis yok Aldatmak yok islamda Rabbim aldatanlardan ve aldananlardan eylemesin inşâAllah Müslüman ne aldatacak ne aldanacak Burada 15 tane soru var Birbirine bağlantılı bağlantısız Yetiştirebildiğimiz yere kadar yetiştirelim inşâAllah Soru 1 Türkiye ekonomisindeki iyileşmeyi nasıl görüyorsunuz Suni mi yoksa gerçek mi Ben ekonomideki iyileşmeyi suni görenlerden değilim Ama tam bir gerçek tam bir reel bir ekonomi var da diyemem Ama Türkiye üretim üzerine yatırımlarını fazlalaştırırsa Daha da yatırımlarını fazlalaştırırsa Bu ekonomi kalıcı bir şekilde büyümeye devam eder Ama böyle üretim üzerine yatırımlarına devam ettirmezse Bu sıkıntılı Şu anda Türkiye ekonomisi bu noktada yüzde belki de 35-40 risk taşıyor Benim görüşüm Ama ekonomi çünkü otomotivin tekstilin genel olarak üzerinde dönüyor Bu son zamanlarda inşaat çok büyük atılım yaptı Ama bütün dünya ekonomilerinde inşaat iç ekonomiyi ayakta tutan en önemli unsurlardan birisidir Ve Türkiye’nin şu anda hala daha büyük bir inşaat açığı var Türkiye’deki alt yapı inşaat derken sadece ev olarak görmeyin bunu Yol, köprü, inşaatın içerisinde bunlar Ondan sonra şehirlerin iyileştirilmesi, şehirlerin alt yapısı Ondan sonra yolların düzeltilmesi, düzgünleşmesi, yeni yollar yapılması gibi Türkiye’nin henüz daha önünde benim tahminim Benim gördüğüm 15 yıllık, 20 yıllık bir inşaat açığı var Bu 15-20 yıl inşaat açığı devam eder bölgesel de olsa bu açık anca kapanır Çünkü yurt dışından bize inşaat yapan firmalar gelmiyorlar Gelmeleri de hoş karşılanmaz zaten inşaatı zannetmiyorum Hükümet böyle bir karar da almaz yurt dışından inşaatla alakalı bir hizmet almayı Veyahut da inşaat ham maddeleri, yardımcı maddeleri almayı Biraz lüksleri dışarıdan alıyorlar İtalyan, Fransız seramikleri gibi ne bileyim Carreau falan gibi bu tip şeyleri Ama ekonomideki iyileşmeni ben %60 real olarak görüyorum Bu üretimin üzerine, madenlerin üzerine üretimin ve yaratı kaynakların üzerine yatırımlar yapılırsa Bunun daha da iyileşeceğine, daha da ileri gideceğine inanıyorum Mesela bu silah sanayisine daha hızlı, daha fazla yatırım yapmanız lazım Türkiye’nin geleceği ile alakalı bu savunma sanayi diyorlar ya Aslında savunma sanayi’nden çıkıp bunu saldırı sanayi’ne getirmeleri lazım Ha ismi savunma sanayi olarak nitelendiriyorlar Ama savunma sanayi’ne daha fazla yatırım, daha fazla çaba lazım O yüzden diyebiliriz ki Türkiye otomotif makina ondan sonra Enerji, inşaat, savunma sanayi ve hizmet sektörleri için bu normalde yatırımların daha da fazlalaşması lazım Geleceğiniz sektörleri nelerdir, nasıl işler yapılması daha doğru bizlere ne tavsiye edersiniz 10 yıldan beri inşaat iyi ivme kazandı İnşaat hala da 15 yılda gider İnşaat üzerine, dükkan ev yapma üzerine, bilişim üzerine bilişim diyorlar ya şimdi Onun üzerine, madenler üzerine, madenler üzerine, tekstil ve otomotif üzerine yatırım yapanlar uzun müddet daha iş yaparlar Bu daha ince teknolojilere girilmesi Türkiye’de bunun alt yapısı yok henüz daha Uluslararası arenada bu yazılım ve daha teknik daha böyle teknolojik ürünler muhakkak geleceğin işi Ama Türkiye bu konuda biraz geç kaldı Ülkenin geleceğine ilgili farklı senaryolar var, ümitli konuşan da kıyamet senaryosu çizen de var Sizce gelecekle ilgili kaygı, korku, negatif veya pozitif düşünceleriz nelerdir Ülke bıçak sırtında denilebilir bu noktada benim görüşüm Çünkü Orta Doğu’daki kargaşa bitmeyecek Orta Doğu’daki kargaşanın Türkiye’de etkisi olacak hem direkt hem endirekt olarak Hem direkt hem de endirekt olarak etkisi olacak Türkiye aslında Doğu ve Güneydoğu’daki iç çatışmayı güzel bir refleksle dışarı taşıdı neredeyse adamlar Ankara’ya, İstanbul’a kadar gelmişlerdi çatışa çatışa Türkiye kendi kılcal damarlarına henüz daha inemedi temizlikle alakalı Görünenleri temizledi, Cenâb-ı Hak yardım etti, lütfetti 15 Temmuz ile beraber normalde Türkiye’de sıkıntılı olan iç meselelerin görünenlerini halletti Daha sıkıntı bitti mi?

Hayır. Sıkıntı var mı? Evet Ama onlar şimdi böyle bir baş kaldırma, kendilerince yeni bir eylem yapma Yeni bir şeyler yapma noktalarından uzak çünkü bu meselenin karşısında millet odaklandı, kenetlendi Bu odaklanma ve kenetlenme dağılmadığı müddetçe bunlar içerde Türkiye’ye zarar vermek isteyen unsurlar İçerde eskisi gibi hareket edemezler, rahat davranamazlar Hükümet bu 15 Temmuz’un sonunda 15 Temmuz’u ve arkasından gelen şeyleri çok iyi yönetebildi mi? Hayır Yönetimle alakalı hatalar var mı? Evet Ama belki de ellerinden bu kadar geliyor, kapasiteleri bu kadar Daha iyi, daha ince araştırıp, inceleyip daha iyi işler çıkarılabilir mi? Evet Ama bu noktada, not vermeye kalksak, yüzde kaç verir?

Yüzde 50 verir İçinde çok haksızlıklar var, çok yanlışlıklar var, çok eksikler var Var Ama bu şartlar içerisinde normalde yapılan işler doğru mu bir yere kadar doğru O yüzden Türkiye geleceğe koşarken kendi iç dinamiklerini, kendi içerisindeki parazitleri, kendi içerisindeki negatiflikleri halletmesi lazım Ama güzel bir şey yaptılar, terörle alakalı Doğu ve Güneydoğu’yla alakalı meseleleri sınırların dışına çıkardılar Artık orası sınırın dışı mı, sınırın içi mi de bu dair bir tartışma konusu Ama aynı şekilde de IĞRA’da bir operasyon gerek Bu PKK ile alakalı IĞRA’da bir operasyon gerek Bu aslında, bundan 10 yıl 15 yıl önce yapılması gereken şeylerdi bundan Ama Doğu ve Güneydoğu’da problem var mı?


2. Bölüm

Var Doğu ve Güneydoğu’da hala da problem devam ediyor mu? Evet Artık problem zaten PKK meselesinden çıktı Şimdi haftalardır benden yeni bir 10 yıllık sohbet bekliyorsunuz ya Halbuki o sohbetlere bakmış olsanız önümüzdeki 10 yıllık ne olacağını 3 aşağı 5 yukarı tahmin edersiniz Ben de diyorum ki okumuyorlar veya dinlemiyorlar O eskiye yönelik onları dinlerseniz eskiye yönelik onları dinlediğimizde o zaman normalde 10 yıl önce konuştuklarımızı dinlediğimizde Bugünleri ve bundan sonrasını çok iyi analiz edersiniz Mesela ben dün gibi hatırlıyorum Doğu ve Güneydoğu’ya ne yapacaklardı? Zeytin diplerinde atlarını bağlayacaklardı Bağladılar mı? Bağladılar Uçağının kapan geldi mi? Geldi Geldi. Silahını kapan geldi mi?

Geldi Şimdi hala da Suriye’ye yığınak yapıyorlar mı? Evet Irak yığınak yapıyorlar mı? Evet Ve bu yığınakları yaparken de oradaki yerel unsurları kullanıyorlar mı? Evet Yerel unsurları ne olarak kullanıyorlar? Osmanlı’da Osmanlı’yı deviren aynı oyunu aynı tezgah yapıyorlar Ne diyorlar? Nasıl Suğutlulara o zaman için bir devlet sözü verildiyse ne zaman o Suğut kardeşlere Suğutların babalarının bugünkü o ölen vardı ya Suğut kralı onun dedeleri oluyor Onların dedelerine nasıl söz verdilerse sizin hepiniz de buraya kral yapacağız diye Birisini Ürdün’e, birisini Yemen’e, birisini Irak, birisini Suğut’un başına kral yaptırlarsa Sonra o kralları da devirdiler kendi içlerinde Kaç tane kaldı? İki tane kaldı.

Birisi Ürdün’de, birisi de Suudi Arabistan’da Ürdün’deki kralla Suudi Arabistan’daki krallar kardeş çocuklarının çocuklarının çocukları Bakın kardeş çocuklarının çocuklarının çocukları bunlar şimdi Aynı şey şu anda Irak’ta ve Suriye’nin bir bölümünde İngiliz, Amerika Avrupalılarla Avrupa Birliği, İngiltere ve Amerika Orta Doğu politikalarında birleştiler Artık Avrupa Birliği’ne nasıl bir peşkeş verdilerse onlara bir söz verdiler ki Avrupa Birliği de topa girdi Orta Doğu’da Avrupa Birliği de var. Önceden Amerika, Çin ayrı bir fraksiyon gibi duruyordu Ama tahmin ediyorum sadece bu tahminden ibaret Rusya’yla da Amerika, Orta Doğu konusunda anlaşmış gibi Çünkü Hadîs-i Şerif’te diyor ki, Hadîs-i Şerif’te diyor ki yedi tane bayrak sahibi Atlarını gelip oraya bağladığı zaman yedi tane deyince yedi tane büyük süper güç Ben öyle o zamanlar bunu kendimce tefsir etmiştim Bu yedi tane büyük güç silahlarını oraya getiriyorlar Ve orada Türkiye’de buradan bir sıkıntı gelecek mi?

Evet. Sıkıntıda mıyız? Evet Bakın sıkıntıda mıyız? Evet Ama tarihte görülmediği kadar iç dinamikler içerideki halk tarihte görülmediği kadar kulakları tabiri caizse kulağı kirişti herkesi Böyle bir noktada ülke yönetmek de zordur ülke normale dönmüş değil de her an için bir yerde bir şey olmuş olsa herkes sokağa dökülüp hiç farkında olmadan yanlış hatalar da yapabilirler bir söylenti filancalar bunu yapmış derlerse herkes birbirini katledebilir ülke içinde Ama böyle bir durumda eğer ülkeye dışarıdan bir saldırı gelecek olursa zannediyorum millet kazmaya küreye gerek kalmaksızın yanında ayak başı çıplak dışarıdan olan bu müdahaleye canhıraş gider herkes Bunu göze alamayabilirler Çünkü böyle bir şeyde Türkiye önlenemez bir şekilde Ortadoğu’da ne yapacağı belli olmaz Önlenemez bir şekilde diyorum eğer hükümetin başındaki kimseler halkın bu gale yanını söndürmeye kalkarlarsa millet hükümeti de devirir o zaman Sen bu memleketi peşkeş çekmişsin sen bu memleketi satmışsın bir yerlere derler hükümeti devirerek yaparlar bu sefer Tehlikeli bir nokta bu Bakın bu öyle bir tehlikeli bir nokta ki mesela doğuda güneydoğuda ülkeye bir saldırı olmuş olsa Ülkeyi yönetenler o saldırıyı yalayıp yutmaya kalkarsa mesela Bu saldırının neticesinde barış yapalım örneğin oraya bir devlet kuruluyor o devlete de bir miktar yer verelim ya Mecburuz noktasında böyle bir şey yaparlarsa bu millet hükümeti de yıkar Hükümeti yıkacağını da gösterdi zaten insanlar ne yaptılar Mesela bu hendekle alakalı onun sonu politikaya dur dediler indiriverdiler aşağı oylarına Hükümeti de çok rahat yıkar bu insanlar Nasıl 15 Temmuz’da herkes sokağa döküldü tek vücut oldu Ne askere ne polise gerek kalmadan darbeye durdurdu Dikkat edin 15 Temmuz’da asker ve polis henüz daha hareket etmeden insanlar harekete geçtiler Şu içinde bulunduğum cemaat Gazi bir cemaat Neden henüz daha cumhurbaşkanı bile sokaklara dökünün demeden bu cemaat sokağa indi Ne asker var ne polis var daha Ne polis var daha Cafer bana dedi ki biz meydandayız hiç kimse yok daha dedi Ben İzmit’ten inin meydana dedim de çıkın meydana dedim de dedi ki biz geldik meydana henüz daha kimse yok burada dedi Bu refleksi herkesin göstereceğine inanıyoruz Şimdi 15 Temmuz’da bir tereddüt etti herkes Bütün cemaatler bütün tarikatlar tereddüt ettiler AK Parti’nin kendisi de tereddüt etti milletvekilleri il yöneticileri ilçe yöneticileri hepsi de Acaba dediler beklediler Çünkü biz sabah namazı vakti geldiydi sabah namazı bizim nazarımda arkadaşlar biliyorlar o geceyi ben bir Allâh biliyor manevi bir rumuz bekliyordum işaret bekliyordum Dedim ki bu da olduğunda böyle olduğunda bu iş bitecek Hatta İbrahim Aybey bile bekliyordu benden haber bekliyordu ne oluyor ne gidiyor diye Öyle olmadı mı Aybey bütün arkadaşlar haber bekliyordu benden ne yapacağız ne olacak diye Dedim bekleyin dedim bu mesele seher vaktinde ne olacağı belli olacak diye Ne zaman ki hamdolsun Cenâb-ı Hak’a o işareti gördüm dedim bitti işimiz Hadi şimdi evlere dedim çünkü geri kalan artık işin gösterisiydi Biz ama evlere giderken AK Partili bazı milletvekilleri ve yöneticileri yeni uyanmışlar daha gözlerini o uçlara o uçlara geliyorlar yeni geliyorlar ya Hatta dedim Cafer bunlar dedim yeni geliyorlar daha dedim beklediler bunlar dedim ben ne tarafa doğru yönerecek bu iş Eğer darbeciler galip gelecek olsaydı onlar darbeciler safına geçecekti Bunlar da vardı hala da var kendi içlerinde de var kendi içlerinde de var bu bunlar hala da duruyorlar kendi içlerinde Temizlenmesi lazım dediğim şeylerden bazıları da bunlar Hala da yüksek paralarla işlerin olduğunu söylüyorlar alınması gereken insanların Ankara’da yüksek paralar ödeyip alınmaktan bırakıldığını Bazı iş adamlarının yüksek meblağlarla bu işi bitirdiğini bazı siyasetçilerin yüksek meblağlarla bu işleri bitirdiğini ben isim vermek istemiyorum şahıslarla işim yok Ama bundan da böyle intikap ediyorum bunları söylemekten çünkü duyduklarınızı söylemeniz size yalan olarak yeter hadisi şerifi de duruyor Ama birinci ağızdan bunları dinleyenler bunları bilenler gelip bana söylüyorlar tam başarıya ulaşamadı dediğim şeyler bunlar kendi içlerinde de darbeyi bekleyen insanlar vardı bekliyorlardı böyle bir şeyin olacağını da kendileri de biliyorlardı Ha ayrı mesele bunları ama normalde ülke insanı cesaretlendi şu anda Eğer ülkeye dışarıdan veya içeriden bir müdahale söz konusu olursa bu insanlar tekrar sokağa dökülür mü evet bunda iç savaş riski var mı evet Bakın yönetmek zordur dediğim şey bu bunda çünkü iç savaş riski de var O yüzden ülkeyi idare edenler çok ince düşünüp çok ince hareket etmek zorundalar Diyeceksin ki şu anda o inceliği görüyor musun hayır o inceliği görüyor muyum hayır en basitinden söylüyorum 28 Şubat’a göğüs germiş sokağa dökülmüş cemaat ve tarikatlara partinin belirli organlarından ve partinin belirli şahıslarından tepki geliyorsa Ve bu tepkiye de parti ve partililer susuyorsa bindik dalı dalı kesiyorlar Bakın bindikleri dalı kesiyorlar Bugüne kadar hangi parti bakın hangi parti olursa olsun Sufilere ve cemaatlere savaş açtıysa yenilmiştir Yenilmesi gerçekten bu yenilmesi de böyle acaba mı değildir yüzde yüzdür Ama bu partilere savaş açtıysa yenilmiştir Bu partilere savaş açtıysa yenilmiştir Bu partilere savaş açtıysa yenilmiştir Bu partilere savaş açtıysa yenilmiştir Bak bu da aynı değil yüzde yüzdür Aha 28 Şubat çılar nerede kaldı Nerede 28 Şubat’ın pro tripleri, nerede 28 Şubat’ın anlı şanlı kimseleri nerede 28 Şubat’ın destekçileri destekçileri.


3. Bölüm

Bak Allâh affetsin. Ben buradayım derken şimdi çoğul olarak söylüyorum. Ben buradayım. Onlar nerede şimdi? Bak ben kapalı spor salonlarındayım. Meydan neredeyim? Onlar nerede? Bu cemaat ayakta bak. Duruyor dimdik. O zaman yirmi sekiz Şubatçıların korku hegemanyasına kapılanlar nerede? Bizim dergamız da dahil buna. Yirmi sekiz Şubat’ta kepen indiren il ilçe Zakir, Nakip, Nugabba nerede bunlar şimdi? Dolaylı olarak zalimlere yardım ettiler çünkü. Yardım ettiklerinden dolayı Allâh da onlardan intikam aldı. E birileri şimdi yeni FETÖ’ler oluşmasın, yeni FETÖ’cüler oluşmasın. Yok yeni bir şey oluşmasın diye. Sen Allâh’ı zikreden, tertemiz ehli tarikata laf söyleyeceğim, onlarla uğraşacağım dersen Allâh’ın intikamı şerittir.

Senden de intikamı alır. Bu kim olursa olsun. O yüzden normalde ülkenin geleceğiyle alakalı çok ince bir çizgideyiz. Bu ince çizgi iyi idare edilirse inşâAllah iyi idare edilir. Selamete kavuşuruz. Ama bu zaman zarfında eğer Türkiye’ye bir saldırı maldırı olursa herhalde Türkiye de buna cevap verir zaten. Ama o saldıran güçler de herhalde çok büyük bir ders alırlar. Türkiye hiç umulmadık bir değişimle, dönüşümle, mehti ordusu haline gelebilir. Hiç umulmadık değişim ve dönüşümle Türkiye mehti ordusu haline gelebilir eğer bir saldırıya uğrarsa. Allâh hayır versin. Âmîn. Ülkemizi yönetimsel anlamda zafiyetleri oldukça sıkça dile getiriliyor. Sizin düşünceleriniz nelerdir? Bu noktada bu son dönem ııı Doğu ve Güneydoğu politikalarını destekliyorum.

Bu noktada zafiyetler orta yerden kalktı. Ama FETÖ mücadelesi adı altında eksiklikler ve yanlışlıklar çok. Bu noktada biraz böyle üzerine akledip üzerinde biraz daha titiz çalışıp bu meseleleri düzenlemeleri lazım. Bu konuda sıkıntı fazla. O yüzden yönetimsel anlamda belediyelerin ve bürokrasinin ve partinin yöneticilerinin çok iyi bir şekilde terbiye edilmesi lazım. Tekrar söylüyorum belediyelerin, bürokrasinin ve parti yöneticilerinin çok iyi terbiye edilmesi lazım. Çok acık. Bunu böyle siz sordunuz diye söylüyorum. Çok acı. Adalet mekanizması dağılmış vaziyette. Bunlar yönetimsel problemler. Belediyeler doğulmuş vaziyette. Bürokrasi doğulmuş vaziyette. Parti yöneticileri doğulmuş vaziyette.

Ya şöyledir de böyledir de bir başlarım ağzımı açmaya hesabını veren olmaz. Diyeceksiniz ki bunlar bitmeyecek mi? Eğer ki biz ülke içerisinde eğitimi değerler üzerinden yürütemezsek bitmeyecek. Eee değerler üzerinden eğitim verip o değerlere sahip bürokratlar yetiştiremezsek bitmeyecek. Eee şimdi herkes cemaattan aslında Türkiye’deki en büyük handikaplardan birisi buydu. eğitilmiş, sağlam, temiz bürokrat olarak cemaatin yetiştirdiği insanları görüyorlardı. Ve devleti idare edenler hükümet cemaatin yetiştirmiş olduğu bürokrata teslim oldular. Çünkü ne tarafa dönerlerse dönsünler onlar çıkıyorlardı karşılarına. Bir yere genel müdür yardımcısı atanacak kaç tane aday var? On tane. Veya bunun ikisi cemaatın dışından sekiz tanesi cemaatin yetiştirdiği kimse.


4. Bölüm

Ama kripto gibi hareket ettiklerinden birbirlerinden bağımsız göründüklerinden birbirleriyle konuşmadıklarından sohbet etmediklerinden ayrı ayrı gruplarda sohbet ettiklerinden kimse birbirini tanımıyor. Atanıyor birisi, birisi atanan da cemaatten. Alınan da cemaatten. Sürgüne gönderilen de cemaatten, yerine getirilen de cemaatten. O hale geldiydi. Eee AK Parti de kanatlarını açtı onlara. Nereni atanacaksa her yer onlardan atanıyor. Partinin içi de öyleydi. Hâlâ da öyle de. Eee yetişmiş bürokrat nereden? Cemaatın içinde. Bütün devletin de hükümete idare edenlerin ümidi onlardır. Eee diğerleri kendilerine rüşvet alıyorlardı, çalıyorlardı, çırpıyorlardı. Eee bunlar da cemaate alıyorlardı. Değişmedi Birisi diyordu, bu raporu yazmayın, bana yüz milyar ver.

Öbürkü de diyordu ki, bu raporu yazmayın, cemaate yüz milyar ver. O adam ister ha ona vermiş, ha cemaate vermiş. O adamdan yüz milyar istiyorlar sonuçta. Yüz millere gidecek. Eee cemaate gidiyordu. Cemaat de deseydi ki biz almayız kardeşim. Bunu böyle çok rahat konuşuyorum. Bunu böyle bire bir, bire bir. Şahit olduğum şeyler var. O yüzden rahat konuşuyorum. Birisi dese ki gözünle gördün mü? Evet. Birisi dese ki duydun mu? Evet. Eee eğer cemaat deseydi ki, alan da veren de namussuzdur. Şerefsizdir, haysiyetsizdir. Biz almayız kardeşim. Biz bu namussuzluğu, şerefsizliği, haysiyetsizliği yapamayız kardeşim. Deseydi Allâh onları yıkmazdı zaten. Onlar şu bağrı yanık milletin içinden çıkıp bu millete tekrar hançer vurdular.

Allâh ondan yıktı onları. Onlar deselerdi ki biz namusumuzla şerefimizle hizmet edeceğiz kardeşim. Bu ülke insanı yetiştirmiş olduğu insanların nasıl hizmet ettiğini görecek. Biz Allâh’ın emrettiği gibi dimdik ve düpdüzgün duracağız. Sıratı müstakimde iş yapacağız deselerdi bakın altını çiziyorum bunu. Ülke onlarındı. Altını çiziyorum. Ülke onlarındı. Ama onların da bir farkı yokmuş. Nasıl yokmuş? Öbür ki yüz milyar istiyordu, cebine atıyordu. Bu da yüz milyar istiyor, cemaatın cebine atıyor. Değişmedi. Bir müteahhit gidiyor, ona da yüz milyar verecek, ona da yüz milyar verecek. Veriyor. O zaten vermeye alışmış. Buraya kaç kat imar istiyorsun sen? Yirmi kat istiyorum. Normal vatandaş gidiyor, yirmi katı alamıyor.

Ondan sonra birileri giriyor devreye, o yirmi katı alıyor. Kim alıyor? Iks adam alıyor. Belli iks adamlar, öyle değil mi? Değil mi İsmail? Belli değil mi? Belli. Belli. E ne fark kaldı başkalarından senin? Yönetimsel zaaflar bunlar. E bunlar bakın Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Uhud Savaşı’nda dahi görülmüş Okçular tepesi meşhur ya hepsini sıralıyor oraya. Benden emir gelmedikçe mevzularınızı terk etmeyeceksiniz diyor. Herkes çıkıyor şimdi okçular tepesinde dua ediyor ya. Herkes okçular tepesine çıkıyor değil mi? Bütün ömrecileri okçular tepesine çıkarıyorlar. Kim var okçular tepesinde? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözünü dinlemeyenler var.


5. Bölüm

Milletin Uhud’u ziyaret ettirdiği hacıların ve ömrecileri ziyaret ettirdikleri yer, mevzilerini terk edenlerin yeri. Nereye gitmeleri lazım? Tam onun karşısına gidecekler. Kayalıkların dibine Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o kayalıkların dibine kadar çekildiler geriye. Geriye çekildiler ta kayalıkların dibine kadar. O Hazreti Hamza radıyallâhu anh hazretlerinin şehit olduğu yer var ya onun okçular tepesinin karşısı oluyor. Aslında oraya gidilmesi lazım. Ama nereye götürüyorlar insanları? Okçular tepesine götürüyorlar. Hayır. Diyecekler ki Hazreti Muhammed Mustafa bakın ümmet nasıl aldatılıyor? Ümmetin şuuru nasıl kayboluyor? Hazreti Muhammed Mustafa şu mağaranın önüne kadar geldi.

Şu hem şurada şu çukurun içerisine düştü. Bu çukurun içerisinde yanında şu sahâbe vardı, şu vardı, bu vardı. Burada savaştı. Niçin bu halleri yaşadı? O okçular tepesinde mevzilerini terk edenlerden dolayı onu yaşadı. Nerede o okçular tepesi? Ta karşıda bak. O karşıda duran tepe var ya evet. Oradaki ashab Hazreti Muhammed Mustafa’nın sözünü dinlemeyen, salallahu aleyhi ve sellem’in sözünü dinlemeyenlerin bulunduğu yer. Sana da söz dinlememe bulaşabilir. O yüzden sen oraya gitme. Ya da gidiyorsan bunun şuurunda ve bunun bilincinde git. De ki ya Rabbi beni bununla karşılaştırma. Âmîn. Beni Kur’ân ve sünnetin sözünü dinlemeyenlerden eyleme. Âmîn. Bizleri harama göz göre göre bulaşanlardan eyleme.

Âmîn. Bizleri farzları göz göre göre terk edenlerden eyleme. Âmîn. Bizleri Kur’ân ve sünnet çizgisinde daim eyle. Âmîn. Bizleri bozulanlardan eyleme. Âmîn. Cümlemize inşâAllah. Şimdi aynı her cemaatın içerisinden bu çıkar. Mevziyi terk eden mevzisini terk eden her cemaatın içerisinden çıkar yirmi sekiz Şubat’ta bizim içimizden de çıktı. Sakın ha hiç kimsede şu eminliğe bulaşmasın. Ben olmam. Yok kardeş. Herkes olur. Herkes olur. Bir kancaya takılır gidersin. Farkına varmasın. Neden? Olanları gördüm çünkü ben. Bazen örnekliyorum ya. Şeyhimin yanındayım ya. Ümredeyiz, beraberiz. Beytullah’dayız. Telefon açıyor. Isimleri zikredeyim mi, zikretmeyeyim mi diye o yüzden bekliyorum, tereddüt ediyorum.

Sivas’ın zahakiri. Ahmet Duran abi telefon açıyor. Baba polisler burada çok sıkıştırıyorlar, dersleri iptal edelim mi? Edin. Onu aradığından yetmiyor. Geri kalan ondan sonrakinler de arıyor. polisler kapımıza geldi de polisler şöyle yapıyordu da. Dersleri iptal etmeyi düşünüyoruz efendim. Edin diyor. Şeyh Efendi, Beytullah’a yönelik ben de hemen böyle yirmi santim gerisindeyim, yanındayım. Evimde tespih böyle Beytullah’a bakarak da çat çat meşhurdur onun çatırı. Böyle tespihten çat çat ses çıktı mı sakın sesini çıkarma. Hiç bir şey de sorma. Zaten bir üstad bir Şeyh Efendi tespihin almış. Hirt çekiyorsa veyahut da gözünü yumdursa bir şey sorma zaten ona. Sesini dahi çıkarma. Ardından Adil aradı.


6. Bölüm

Bu hastalık böyle bir şeydir korku. Ardından Adil aradı. polisler geliyordu da gidiyordu da sıkıştırıyorlardı. Basacaklarmış da efendim müsaade ederseniz dersleri iptal edeceğiz. Elim. Arıyorlar Konya’sı aradı, Tokat’ı aradı. Hepsi de bir birinden iltibaatli bunların. O ona telefon açıyor, ona telefon açıyor, ona telefon açıyor. Benim telefon da sessizde. Benimkin beni de arıyorlar boyuna. Ben açmıyorum telefonu hiç. Bakın ben telefonu açmıyorum hiç. O arada o arada iptal oldu, iptal etti, iptal etti. Bursa’yı da aramışlar. Biz dersleri iptal ettik, siz de iptal edin. Şeyh Efendi’nin emri bir de öyle demişler. O zamanda benim arkadaşlara hep böyle tembihim var yakın daire. Hâlâ da tembihlerim var.

Bir şey duyacaksanız benden duyacaksınız. Böyle önemli bir mesele de. Ben ararım Zakir kardeşlere. Çavuş kardeşlere. Ararım kendimi. Tabii telefon da benim normal çalıyor, ben bakmıyorum telefonu. Zaten şeyh efendi yanında telefona şeyh efendi bak derse bakıyorum. Ben hiç şeyhimin yanında alo efendim dememişimdir kendi kafamdan. Telefon çalar ben bakmam şeyhimin yanına. Usta efendi bak oğlum telefonuna da ben bakarım. Usta efendi seni arıyorlarmış oğlum bak telefonuna bakarım. Öyle ben bakmam şeyh efendiye ararlar. Bakın ben bakmam telefona şeyh efendiye ararlar. Efendim hakkınızı helal edin. Özür diliyoruz sizden. Eee Mustafa abiye ulaşamıyoruz. Onun kaçmamız lazım. Usta efendi oğlum sana ulaşamıyorlarmış.

Bak telefonuna. Bakarım ben o zaman. Öbür türlü bakmam hiç şeyhimin yanında ben telefon çalıp da telefona baktığımı hatırlamıyorum. O müsaade etmeden bir şey konuştuğumu hatırlamıyorum. Oha yok öyle değildi efendim. Dediğimi hatırlamıyorum. Hatırlamıyorum bak. İzinsiz ondan izinsiz onunla konuştuğumu hatırlamıyorum ben. Onun lafına girdiğimi hatırlamıyorum. o konuşurken onun lafına girdiğimi hatırlamıyorum. Veya ondan izinsiz konuştuğumu hatırlamıyorum. Veya ona bir rüya anlatıp rüyamın anlamı ne dediğimi hatırlamıyorum. Rüyamı tevil eder misiniz? Hatırlamıyorum bakın. Bakın tekrar söylüyorum bunları hatırlamıyorum hiç. oturup telefon açıp hava nasıl orada? Hatırlamıyorum ben. Bakın hatırlamıyorum hiç bunları.

Öyle ben onun yanında bir kişi iki kişi muhabbet edecek hatırlamıyorum ben. Ben hatırlamıyorum. Öyle bir başkası yapacak onları da müsaade ettiğimi hatırlamıyorum. Ben onun kaşımla gözümle işaret ederim. Çek dışarı. Onu çıkarırım dışarıda derim. Ne konuşuyorsunuz Şeyh Efendi’nin yanında? Ne muhabbet ediyorsunuz Şeyh Efendi’nin yanında? Kahvaca mı burası? Çay ocağı mı? Yüzlerine derim bir de piş birik oynasaydınız. Bunları hatırlamıyorum. Benim telefonu da çalıyor o gün Ceherci ben açmıyorum telefonu. Herkes aradı açtı söyledi bana döndü Mustafa Efendi sizin orada sıkıntı var mı dedi yok efendim dediğimizde iki de birde beni götürüyorlar Telefrik’te basıldık Reyhan’da basıldık şey ne oldu? Durucu ne ortalık?


7. Bölüm

Oğlum yok sizde sıkıntı yok mu dedi? Yok efendim dedim ben. MâşâAllah dedim. E iptal et derse de iptal edeceğiz biz de. Ama bizim buradan içimizden yine şimdi kullanmayayım mı diye düşünüyorum ama önceden kullanmıyordum isimleri. Bizim birili arkadaşlar gene kullanmayayım ben. O arkadaşların hatırası var biz dedik gene. Ben yine merhamet edeyim kullanmayayım. Onlar şey efendi demişler efendim bir basılırsak şöyle olursak böyle olursak bizim dükkanımızı Mustafa abim açacak. Bizim çeklerimizi Mustafa abim ödeyecek. Birisi memur demiş ki ben memurluktan hatırlıyorsam benim evime Mustafa abim bakacak. Biz demişler toplu derslere gitmek istemiyoruz. Eee biz böyle küçük küçük toplan toplanmak istiyoruz.

İyi toplanın siz öyle demiş. Bunu da şey efendi kendisi söyledi bana. Duyma değil bu. Bakın duyma değil, birisinin duyması değil. Şey efendi kendisi oğlum böyle böyle dediler bana dedi. Ben de o zaman toplanın. Zikirsiz kalmasınlar oğlum. Derssiz kalmasınlar. Nasıl toplanıyorsanız toplanın dediler. Hiç önemli değil efendim. Nasıl emredersiniz derim. Şimdi korkaklık böyle bir şeydir. Veyahut da bir haberle böyle yayılır, fitne böyle çıkar. Ve zalime karşı zulme karşı direnmeyince böyle de dağılır insanla. Eee bunlar da normalde zulmettiklerinden Kur’ân sünnet çizgisinde durmadıktan durmadıklarından Allâh bunlara da bir tokat vurdu. Allâh bizi hayır etsin. O yüzden yönetimsel anlamda gerçekten ülke onlara emanet edilecekti neredeyse.

Demek ki bunda da bir hikmet varmış. Cenabı Hak onları tabiri caizse tokadı vurdu. Yıl sonunda doların beş TL olacağı söyleniyor. Olabilir mi? dolar on lira da olabilir diyelim biz şimdi. Yirmi lira da olur dolar. Dolar yıl sonunda yok da olabilir. Yıl sonunda dolar beş lira olabilir diyenlerin hızlı dolar almaları lazım. O zaman dolar şimdiden dört lira olması lazım. Dolara yatırım yapmaları lazım. Siz yılbaşında doların beş lira olması demek ki ülke ekonomisi yüzde kaç oluyor çünkü yüzde yüzde otuz oluyor öyle değil mi? Kırkaya yakın mı oluyor? Ülke ekonomisinin batması demek. Ülke ekonomisinin yüzde kırk geriye düşmesi demek. Bunlar biraz böyle bilinçli, kasıtlı propagandalar. Bakın bilinçli ve kasıtlı propagandalar bunlar.

Bunun böyle bir şey olacağını tahmin etmiyorum. Bir sûfî zengin olmak isteyebilir mi? Ister bu yönde çalışabilir mi? Tabii dolar yaptırabilir miyiz? Yaptırabilirsiniz. Bunun ülkemize ve ümete zararı var mı? Bu ayrı bir mesele. Bir kimse ticaret yapıyor. Ticaretin da dolar kullanıyorsa dolarla iş yapacak. Din hem bu caiz. Altın kullanıyorsa altınla iş yapacak. TL kullanıyorsa TL’yle iş yapacak. E bunu normalde yatırım olarak görebilir mi? Her cevap görebilir. Her cevap görebilir. Ya ülke bundan zarar görür mü? Ülke o zaman dolardan çıksın zarar görecekse. Ne olacak ki nasıl olsa olağanüstahal var. Şimdi bir kanun hükmünde kararnamayla Türkiye içeride ki dolar rezervlerini bir kanun hükmündeki kararnamıyla altına çevirsin.


8. Bölüm

Eşini. Kanun hükmünde kararnamayla devlet ve hükümet yönetmek kadar kolay bir şey yoktur. Meclisten geçireceğim derdi yok. Şu derdi yok. Bu derdi yok. Topla beş kişiyi al kararı hatta beş kişiye bile gerek yok. Bir kişi kararı alıp bakanlar kulunu gönderir. O da kanun hükmünde kararnamayı yayınlar, biter. Şu anda gizli diktatörlük olduğu konuşuluyor olabilir mi? Olabilir. açıktan diktatörlükleri gördü bu ülke gizlisini görse ne olacak? Düne kadar Kemalist diktatörlüğün altında yaşıyor diyor. Kimse itiraz etmiyor diyor. Ha yirmi sekiz Şubat’ta diktatörlük yok muydu? On iki Eylül diktatörlük yok muydu? AK Parti hükümete gelirken diktatörlük yok muydu? Hala da ülke Kemalist diktatörlüğün altında değil mi?

Bir şey mi değişti sanki? Anayasayı değiştiremiyor ülkede. Bir kanun çıkaramıyorlar. Kimin diktatörlüğü var acaba? Türk ordusunun gücü bazen abartılıyor bazen yerin dibine sokuluyor. Türk ordusu mevcut tehditini savuşturarak güce sahip mi değil? Türk ordusu şu anda uluslararası arenada NATO’yla ABD’yle İngiltere’yle Rusya’yla savaşabilecek güçte değil. Uzun menzilli füzeleriniz mi? Var yok. Uçak geminiz mi? Var yok. Ağır bombardıman uçaklarınız mı? Var yok. Uzun metrajdı. Ağır bombardıman uçaklarınız var mı? Yok. Buradan Amerika’ya gidip, Amerika’ya bombalayıp, geri dönecek uçaklarınız var mı? Yok. Buradan İngiltere’ye gidip, İngiltere’ye bombalayıp, geri dönecek uçaklarınız var mı? Yok. Yaptırmazlar ki size.

Bölgesel bir güç mü? Evet. Bölgesel bir güç mü? Evet. Ama yirmi tane, otuz tane uçak alacak bir uçak gemileriniz dahi yok. Yok. Çok donanımlı denizlerde savaşacak gemilerimiz yok. Fırk kateyinler var. Yeni yeni, her sene bir tane, iki senede bir tane yeni fırk kateyinler yapıyorlar. Gücü ona yetiyor. Ama öyle Akdeniz’de kafa kafaya savaşabilecek deniz kuvvetleri yok. Yok. Karadeniz’de kafa kafaya savaşabilecek deniz kuvvetleri yok. Amerika’ya, İngiltere’ye, Rusya’ya kafa tutacak hava kuvvetleri yok. Amerika, İngiltere, Rusya’ya kafa tutu tutabilecek füze rampaları yok. Yok. Karasal güçte iyi, iyi. Kime karşı? İyi, PKK’ya karşı, Suriye’deki güçlere karşı iyi. Irak’la, Suriye’yle, İran’la baş edebilir mi?

Evet. Bölgesel güçlerle baş edebilir mi? Evet. Yunanistan’la baş eder mi? Evet. Bulgaristan’la baş eder mi? Evet. Yunanistan’ı on günde siler süpürür önüne koyar mı? Evet. Bulgaristan’ı üç günde siler süpürür önüne koyar mı? Evet. Ama bırakmazlar ki. E baş başa kalsa yapar onları. Eyvallâh. Ama Türkiye’nin şu anda savaştığı bunlar değil ki. Türkiye dolaylı olarak İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika, Rusya bunlarla savaşıyor. Çok ince bir politika gütmeleri lazım. Türkiye biriliği yerlerde Rusya’yla beraberlik yapıyor, biriliği yerlerde Amerika’yla beraberlik yapıyor, öyle işini götürmeye çalışıyor. Suriye ve Irak politikalarını öyle götürüyor, ince bir çizgide götürüyor, başarılı mı? Şu ana kadar başarılı.


9. Bölüm

Ama öyle bir Rusya’yı karşısına alıp da Amerika’yı karşısına alıp da bir şey yapmıyor. Yapmaması daha mantıklı, daha akıllı zaten. Öyle hamasi duygularla, vatamille sakare deyip de uyu raha gitme, böyle bir şey yok. Türkiye’nin burnu kanar o zaman. bazı kabadaylılar vardır. Hiç kimseye vurmadan, cezaevine girmeden kabadaylık yaparlar. Asıl kabadaylık odur benim nazamımla. Türkiye’de onu oynuyor şimdi. Ve doğu ve güneydoğu da bu tuttu. uluslararası güçlerin yaptığı siyaseti uyguluyor. Yerel güçleri silahlandırıyor onları, eğitiyor. Devletler böyle uzun nefesli işler yaparlar. Eğitiyor onları savaştırıyor. Harika. Başlarına da bir tane paşa atıyor. Yanına da özel kuvvetlerden elemanlar veriyorlar.

Onlar savaşıyorlar orada. Yerelde çok kuvvetliler. Bir sıkıntı yok. FETÖ olaylarından mağdur aile ve kişi söylentiler biraz hayli fazla bu kişilere bakış açımız nasıl olmalıdır? Bunun gerçek tarafları var. Bir de gerçekten FETÖ’nün bu konuda bir propagandası var. Ama bu propagandayı önlemek için bu işin başındaki kimseler inceleyip sık dokayıp hızla bu işleri bitirmeleri lazım. Bir e bugüne kadar şöyle az önce söyledim ya söylentiler var. üç yüz milyara, beş yüz milyara, bir trilyona, iki trilyona, üç trilyona kapatılan dosyalar gibi. E bunların da önüne geçemiyorlar. E söylentiler hat safhada. Bakın söylentiler hat safhada. Muhakkak kurunun yanında yaş da yanacak ama fazla yanıyor bu ara. Kuzey Kore ABD gerginliği tiyotromu arkasındaki plan nedir? bu süper güçler kendi süper güçlüğünü göstermek için kendilerine muhakkak bir düşman oluşturmaları lazım.

Ben böyle bir şey çıkacağını zannetmiyorum. Ha belki de Amerika kendi hegemenist yapısını güçlendirmek kendi politikalarını daha da real hale getirmek için vallahi kimi kullanabilir mi? Kim ya o adamın adı? Kullanabilir. Sonuçta adam Avrupa’da yetişmiş bir kimse. Avrupa’da yetiştirilmiş de olabilir o. Oraya gönderilip zamanı geldiğinde hadi iki tane bize uydurup bir füze gönder. Biz de sana on on beş tane füze atalım deyip ondan sonra etrafa gözdağı vermek için böyle bir şey yapabilirler mi? El cevap yapabilirler. ABD Bulgaristan’a, Gürcistan’a, Suriye sınırına askeri yığınak yapıyor. Burada kamaş Türkiye kuşatmak olabilir mi? Olabilir. Olabilir. Olmayacak diye bir şey yok. bir sabah bombalanarak uyanabiliriz. bunun için ABD’nin herhangi bir uluslararası hakkı hukuku izleyecek bir şey yok.

Türkiye’de de satılık örgüt çok. Satılık adam da çok. Ajran da çok. Birinin eline bir tane uyduruktan bir havan topu koy. ABD’nin bir üstüne ABD’nin bir şeyine bir tane havan topu attır. Anlatsana başına olanca bombayı yıksın seni. Ne olacak ki? Çok kolay. Geçen haftaki sohbetinizde Müslüman ülkelerin karışacağını söylemiştiniz. Bunların içinde Türkiye’de saymıştınız. Bu karşılıklı kasıt savaş mı? Karışıklıktaki kasıt savaş mı? İş savaş mı? Ekonomi çöküntü mü? Üçü de. Katar’ın, Kabe’yi, Vatikan gibi uluslararası bir statüye sokmak istemesi doğru mu? Bir stratejik bir sözdü. O da stratejik bir sözdü. Katar’ın söyledi. Suudi Arabistan’a şunu dedi. Sen dedi böyle devam edersen bak senin en çok mahremin korktuğun şeyi ben konuşulur hale getiririm dedi, konuşulur hale getirdi.


10. Bölüm

Bunu konuşulur hale getiririm dedi ve konuşulur hale getirdi. İsrail ve ABD’nin körfez Arapları üzerindeki oyununu nasıl görüyorsunuz? Türkiye bu oyunu bozabilir mi? Türkiye bozmak için uğraşmıyor. Türkiye İsrail ve ABD’yle oynamıyor. Uğraşmıyor zaten hiç. Uğraşmaması da doğru bir politika. Diyeceksiniz ki doğru mu? Evet. Bakın doğru mu? Evet. Bunu şimdi içerideki dini ve milli duygularla nasıl böyle söyler ya filan diyebilir bazıları. Bunlar dünya siyasetini ve devletin gücünü bilmeyen insanlar. Senin gücün yok. Sen İsrail’le savaşmaya kalkarsan anında ham yaparlar seni, yutarlar. Bu korkutmak için söylemiyorum ona. Siz stratejiye göre davranacaksınız. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazreti hicret ettiğinin ertesi yılı Mekke’nin fethine çıkmadı.

Hamasete gerek yok. Anneyle kız arasında sürekli çatışma yaşanıyor. Bunu düzeltmek için aile bireyleri anne baba ne yapabilir? Babalar babalıklarını devam edecekler. Babalar böyle anne kız arasına çok girmesi hoş değil. Ama anneler bilhassa kızlarını kendi zamanlarındaki gibi yetiştirmeye çalışıyorlar. Burası sıkıntılı. Hele anneler böyle hastalık haline bir temizlik sıkıntısı onlar da ulaştıysa belli şeyler ulaştıysa anne kız arasında bitmeyen mücadeleler oluyor. Bitmeyen mücadeleler. Anneler ne yazık ki kızlarıyla arkadaş olamıyorlar. Bu kültüre sahip değiller çünkü. Bu kültüre sahip değiller. Bu kültüre sahip olmadıklarından dolayı habire çatışıyorlar. Çatışan anneler çatışma kültüründen gelmiş ailelerden.

Kızlarıyla çatışan anneler kendi evlerinde yetişirken çatışma kültüründe büyümüşler. O çatışma kültürünü devam ettiriyorlar. Ahlaklarını Muhammadi ahlaka devşirememişler. O çatışma kültürlerini devam ettiriyorlar. Ve çatışma kültürlerini devam ettirdikleri müddetçe yetişmiş, yetişmek özel olan ergen çocuklarını kaybediyorlar. Anneler eğer kızlarınızla çatışmaya devam ederseniz sizin kızınıza bir genç bir erkek gelir, seni çok seviyorum der, o erken peşinden gider o kız. Onu dinler, onun fikirlerini kabul eder, ay ne kadar güzel düşünüyorsun der. O kızı avlar. Sonra sen saçını başını yolasın. Ben ona her şeyimi verdim de ben her şeyi yaptım da ona da bir dediğini hike etmedim de neden böyle yaptı da saçını başını yolasın.

Yok. Kız çocuklarınızla çatışmayın. Babalar, erkek çocuklarınızla çatışmayın. Bireyler birbirlerinin hayat standartlarını ve hayatlarını kabul etmeliler. Oğlum ben senin yaşındayken ne yapıyordum biliyor musun? Ne yapıyordun? Ben şöyle yapıyordum, böyle yapıyordum, şunu yapıyordum, sen yapmıyorsun, bilmem ne oldu. Ne oldu? Ne oldu? Ne oldu? Benim babam on altı yaşında öldü biliyor musun? Ben on altı yaşındaydım. Hem ev baktım hem kendime baktım hem şunu yaptım. Hem bunu yaptım. Sen ne yapıyorsun? Şu hiçbir şey Öyle mi yapmalıyız? İyi sen Cenâb-ı Hak sana lütfetmesin. Hayat standartı seni yükselmiş. Eee ne yapacaksın şimdi çocuğu? Sen hayat standartını yüksekken süründürecek misin? Bu çocuk sana kinlenmeyecek mi?


11. Bölüm

Sana nefretle bakmayacak mı? Demeyecek mi? Bana on lira vermeye muktedirken, verebilirken vermedi. öldün gittin. Şimdi ben bak nasıl yiyorum demeyecek mi çocuk? Diyecek. Ve hatta benim böyle bizatihi şahit olduğum şeyler var. babada yirmi tane, otuz tane daire var, kızını kirada süründürüyor. Babanın ayrı kira gelir yüz elli bin lira. Bundan dört beş yıl önce. Kadıncağız kirada duruyor. Kirayı ödeyemeyecek halde. Ben gayri ihtiyar edemişim ya. Şuradaki daireyi sana verse ne olur hani? Oho dedi. Ben para isterim diye dedi. Ben eve bile katmıyorlar beni dedi. Baba bir anne kızı onu dinlemiyor olabilir. Onu dinlememiş olabilir. Gerek var mı ya? Arkandan nefretle bakacak. Otursun bir tane dairende senin.

Ne olmuş ya? Damadamı yedireyim. Yedir ya. Kızın değil mi senin? Otursun bir dairede de o otursun. Ne var bunda? Ne var bunda? Evladın değil mi senin? Evladının üzülmesinden, ızdırap çekmesinden memnuniyet mi duyacaksın? Böyle bir mozosistlik var. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Vaktinizi aldım, hakkınızı helal edin. Evet. Kurban bayramında ölü kimse için kurbanlık kesilir mi? Kesilir sarı fügülü, bayram günleri mi kesilir? Kurban günü kesilebilir bir sıkıntı yok. Çocukları olmayanlar için kırk gün Meryem Suresi’ni okuduyorlar nedir? Bunun gerçekliği. Hiçbir hadîs şerifte okumadım. Benim okuduğum hadîs kitaplarında böyle bir şeyle karşılaşmamış olabilir. Böyle bir şey de olabilir. Bir şey de diyeyim.

Bir hadîs okuyayım, onun sonu derse başlayalım. Enes bin Malik radıyallâhu anh anlatır. Abdullah bin Revaha Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’le ashabından biriyle karşılaşınca gel bir saat iman edelim. bir süre Rabbimiz’i zikredelim derdi. Yine bir gün bir sahabeyi aynı şeyi söyleyince sahabi bunu kızıp Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi. Ya Resulallah. sallallâhu aleyhi ve sellem. Abdullah bin Revaha’yı görmüyor musun? Senin imanından yüz çevirip bir saat iman etmeye yöneliyor dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allâh ibni Revaha’ya merhamet eylesin. O meleklerin imrendiği zikir meclislerini seviyor dedi. Meleklerin imrendiği zikir meclislerini seviyor dedi.

Zikir meclislerine ne yaparmış? Melekler imrenirlermiş. Şimdi Allâh’ı öyle zikredelim ki melekler imrensinler inşâAllah. Inşallah. Lâ ilâhe illâllah Habib Muhammeden Resûlullâh cemiyye ve Resûlullâh ve elhamdulillah Rabbul Alemin. Fatiha. Âmîn Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Kâbe, Dervîş, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı