1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gününüzü, gecenizi, ayınızı, ömrünüzü, yılınızı, nefesinizi, her şeyinizi hayırlı eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak nice ramazanlar yaşamayı, ramazanın sonunda da affı muafiret olup, Cenâb-ı Hak’ın cemalullahına nail olmayı nasip etsin cümlemize inşâAllah. Selamun aleyküm. Teravi namazı 8 rekatta kılına bilinir mi? Evet. Hanefilere göre teravi namazı 2 rekatla 20 rekat arasında kılına bilinir. Eşim alkolikti, dersime izin vermiyordu. Beni dövüp kapıya attı. Dava açtım. 2 aydır sonuç yok. İmam nikahını vermem sana diyor. Bir de 5 milyar kredi çekti benim üzerime. Bunun günahı var mı bana? Allâh muhafaza eylesin. Zor bir şey. Kadınlar için gerçekten zor. Normalde dövüp kapıya attıysa dava açma hak kazanıyorsun.
Bir erkek eşini dövüp kapıya bırakma hakkına sahip değil. Bu erkeklikte değil zaten. O kadının namusu adama aittir. Kadının namusu adama ait olduğu için evli bir kadının namusu kocasına aittir. Adam geçinemeyecekse istemiyorsa aldığı yere götürür bırakırsın. Der ki geçinemiyoruz. Bu noktada problem var. Problemimizi de aşamadık. Götürür, aldığı yere bırakır. Aldığı yer kabul etmezse anne babanın böyle hakkı var. Anne baba çocuğuna bakmakla mükellef değil. O zaman adam yine onun ildedi bitinceye kadar kendi evinde her şeyiyle bakmakla mükellef. İlde dört ayda bitiyor. O zaman dört ay içerisinde resmi boşanma davasını açar. Dört ay içerisinde boşanır. Üç ay içerisinde ölürse dört ay. Ölü değilse boşanma ise üç ay.
Üç ay içerisinde resmi olarak boşanma mahkemesini açar. Hem resmi olarak hem dini olarak kadını boşar. Kadın alır çantasını, özel eşyalarını, mehirini. Varsa gelirken çeyiz olarak neke getirdiyse onları da alır. Başının çaresine bakar. Gider başka bir adamla mı evlenir? Babasının yanına mı gider? Devlet sığınma evine mi gider? Ne bileyim onu kim kabul eder? Bu kadının problemi. Ama bir erkek onu kapının önüne koyamaz. Koyamaz. Onun adam olmadığını gösterir. Erkeklik sadece sakalla, bıyıkla, cinsiyetle oluyor. Erkeklikten önce adam olacak. Bu adamlık değil. Allâh bizi affetsin. Ben bunu Sûfî kardeşlere söylüyorum. Eşlerinizin üzerine kredi almayın. Eşlerinizin üzerine borç yapmayın. Eşlerinizi kredinin borcun altına sokmayın.
Yapmayın. Eşinizin babasından kalma, malı, mülkü, parası, pulu dokunmayın. Eşinizin kendi çalıştığı para dokunmayın. Dokunmayın. Gücünüzün yettiğinden sorumlusunuz. Gücünüzün yettiğince yaşayın. Senden daha fazlasını istedi kadın. Peki benim gücüm bu kadar. Daha fazlası. Ben sana yerine getirecek değilim. İstiyorsan boşayın. Sen rahat bir hayat sür. Daha rahat bir hayat sürersin. Eyvallâh. Aldatmayın evlenirken de. Ben aylık gelirim 1 lira veririm. 1 lirayla geçineceğim. Bitti bu kadar. Benim aylık gelirim belli değil. 1 ay 500 lira, 1 ay hiç yok. 1 ay 5000 lira. Eyvallâh. Herkes evlenirken bile bile evlensin. Allâh muhafaza eylesin. Gerek yok. Allâh muhafaza eylesin. o kadın sokağa çıktığında başına bir şey gelmiş olsa kim bunun ceremesini çekecek?
2. Bölüm
Cinayetler bu yüzden çıkıyor. Allâh muhafaza eylesin. Perşembe zikrine katıldığımız günlerde günlük verdiğimizi çekmediğimizden sorumlu olur muyuz? Hayır. Bunu Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri söylerdi. Normalde oğlum toplu zikir yapılırsa o kimsenin günlük verdiği sağlıkı toplayır. O kimsenin günlük verdiği sağlıkı toplayır. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri söylerdi. Normalde oğlum toplu zikir yapılırsa o kimsenin günlük verdiği sakıt olur onun üzerinden derdi. Ama yaparsa Nura Lanur. 41 yıl önce ileride ev yapmak maksadıyla aldığım arsayı geçtiğimiz günlerde sattığım bu arsayı zekat düşer mi? O para 1 yıl duracak. 1 yıl durduktan sonra nisap miktarı kadarsa zekat düşer. 1 yıl durduktan sonra.
Dergahta erkekler arasında ikinci eş konusu çok rahat bir şekilde konuşuluyor. Yanlarında eşleri varken sözde espri yapıyorlar. İkinci eşi ne zaman alacaksın? Suriyeli için mi hatmede dua ettin gibi. Bunun helal olduğunu biliyoruz ama özellikle eşlerin yanında espri olarak dile getirilmesi rahatsızlık oluşturuyor. Bu yapılanlar ne kadar uygun. Şoma ağızlı bunlar. Bunlar kuzuya kurt getiren, ne dediğini bilmeyen, söylediği sözün de nereye gideceğini bilmeyen gaflete düşmüş. Gafletin bataklığında batmış. Kendini bilmez insanlar. Bu da kendi kendine erkeklik yaptığını zannediyor. Alacaksın, getiriyorsun önüne koyacaksın. Hadi yap ne yapıyorsan diyeceksin. Bir zamanlar böyle bundan birkaç yıl önce bunu söyleyen gene arkadaşlar vardı.
Eşlerine dedim çok basit. Söyle gitsin evlensin. De ki 4 ay içerisinde evlendin evlendin evlenmedin çocuğu bırakacağım gideceğim de dedim. Çok basit. Çok basit. İnsan zaten eşini kendi kendisine düşünse, eşim incinir, eşim kırılır diye düşünse, kendi kendine alınır diye düşünse, eşine bir kıymet vermiş olsa eşinin yanında böyle şeyler söylemez. Bunlar dervişlik ahlakından zerrece almamış olan insanlar. Sûfî ahlakıyla ahlaklanmış olsa yanında etrafında birisinin incinceğini düşünür. Kaldı ki bu eşi, bu eşi, bu karısı, bu çocuklarının annesi, onun incinceğini düşünür, onun kırılacağını düşünür, onun üzüleceğini düşünür. İncelikten, naiflikten, kadın gönlünden, kadın netafetinden anlamayan bir kimse bizim derviş kardeşimiz bile olmaz.
Bizim derviş kardeşimiz bile olmaz. O yüzeysel, buradan gelen geçen birisi o. Dervişlikle alakası yok bunların. Bir insanın eşi ya eşi, eşini incitir mi? Eşin senin eşin. Hayatını beraber yaşayacağın kimse, hayatı beraber yaşadığın kimse, eşini inciten herkesi incitir. Eşini kıran kimse herkesi kırar. Güzel ahlakın başlığında eşini inciten herkesi incitir. Eşini inciten herkesi incitir. Eşini kıran kimse herkesi kırar. Güzel ahlakın başlangıcı eşten başlar. Sen eşini incitiyorsan burada dervişlerin arasında öyle boynunu bükme, yalandan o. Eşini üzüyorsan, eşini kırıyorsan, eşinle iyi geçinemiyorsan burada boynunu bükmene gerek yok. Allâh muhafaza eylesin. Güzel ahlak, güzel ahlak. Toplumda konuşurken etrafta bakacaksın meclise.
3. Bölüm
Benim konuştuğum kelimeden birisi alınabilir mi? Benim konuştuğum kelimeden incitir miyim birisini? Birinin sakalı yok, sakın sakalı orada laf söyleme. Hiç söyleme de orada hiç söyleme. Birinin sakalı yok, sakalsızlar böyle deme hiç söyleme. Birisi sarışın, sarışınlar böyle deme. Birisi Diyarbakırlı, Diyarbakırlıların hepsi böyle deme. Birisi İzmirli, İzmirlilerin hepsi böyle deme. İncinir, kırılır. Birisi dese ki dervişlerin hepsi böyle alınmaz mıyız? Şimdi az önce eşini incitenlerden için o kadınlar deseler ki dervişlerin hepsi böyle. Ne olacak şimdi? Bunu gündeme bile getirmez erkek adam. Bunu gündeme bile getirmez, bu lafı söylemez bile. Der ki Cenâb-ı Hak’a hamdolsun, Cenâb-ı Hak’a hamdolsun.
Der ki Cenâb-ı Hak’a hamdolsun, Cenâb-ı Hak bir eş vermiş bize geçinelim gidelim. Bu kadar. Sanki kardeşlerin büyük bir çoğunluğu mevcut eşlerini ve çocuklarını ultra geçindiriyorlardı. Bunları söyleyenlerin kendilerince adamlıklarında eksiklik vardır. Adamlıklarındaki eksikliği olan bir kimse eşine başka türlü zulmeder, başka türlü tehdit eder. Bir erkek erkekliğinde, adamlığında, aile babalığında, kocalığında eksikliği varsa karısını ve çocuklarını tehditle yönetmeye kalkar. Onda eksiklik vardır. O eksikliğini tehdit ederekten örtmeye çalışıyordur. Seni bırakırım ha, seni boşarım ha, bir daha evlenirim bak ha, çeker giderim ha. Adamlık buysa, benim bildiğim adamlık ve öğretmeye çalıştığım adamlık bu değil.
Bu değil. Benim bildiğim adamlık, eşini mutlu eden kimse adamdır. Çocuğunu düzgün yetişmesi için düzgün yetiştirmeye çalışan adamdır. Çoluğuna, çocuğuna, eşine, akrabalarına, etrafına mutluluk vermeye çalışan adamdır. Adamlık budur. Adam eve girerken o kadın heyecan duymalı, adam geliyor diye. O çocuklar baba geliyor diye heyecan duymalı. Adam öyle olmalı ki, adam eve girerken bütün ev heyecana kapılmalı. Kadın günde 5 saat düşünmeli, bugün akşam ne yemeği yapayım da adamın gönlünü hoş edeyim, mutlu edeyim. Tefekkür etmeli kadın. Ama o adama da değmeli. Ama o adama da değmeli. O adam da eve geldiğinde te ya ben yemek yemiştim. Allâh senin iyilini versin. Evde çoluk çocuk seni yemeğe bekliyor, sen yemek yediğini dahi eve söylemiyorsun.
Hadi mecbur kaldın, işin icabı, misafir geldi, bir şey oldu. Evde çoluk çocuk seni yemeğe bekliyor, sen dışarıda yedin geldin. Adamlık bu değil. Evinizde yiyin. Akşam sizi bekleyen kadın var, çoluk çocuk var. Evinizde yiyin. Madem serkeş bir hayat yaşayacaktın evlenmeseydin. Evlenmeseydin. Madem sen dışarıda kebabı yiyecektin, evdeki de otu yiyecektin, çöpü yiyecektin. Evlenmeseydin. Allâh muhafaza eylesin. Bedensel özürlü maddi gelir olan birinin tutamadığı oruçlarının parasını ödemesi gerekir mi? Evet. Verdiğim kararların arkasında durmakta zorlanıyor ve tekrar tekrar aynı hataları yapmaktan çok utanıyorum. Bu halden kurtulmam için bana nasihat eder misiniz? Bir sefer bir günah-i kebairse tövbe ettiniz mi geriye dönmeyin bir daha.
4. Bölüm
Ama hepimizin hataları kusurları olacak, hatasız kusursuz bir kimse değiliz. Hatamızdan, kusurumuzdan da her gün tövbe ederekten geri döneceğiz. Ama onu tekrar tekrar her gün yapıyorsak yine tövbe edeceğiz, geri döneceğiz. Ama dikkatli olalım kendimizi, disiplin edelim. Ey Davut, uyanık ol. Sözünde belirtildiği gibi uyanık nasıl olunur? Birinci derecede günah-i keballerden uzak olmakla uyanık olunur. Dilin afetlerinden uzak olmakla uyanık olunur. Farz ibadetleri yerine getirmekle uyanık olunur. Farz ibadetleri yerine getirmekle. Uyanıklığın başlangıcı bu. Allâh bizi uyanık olanlardan eyleyelim. Âmîn. Müslümanların can mal ve din güvenliği hakkında çok önemli bilgilere sahip bir kimse esir düşse, bu bilgileri vermemek için intihar edebilir miyim?
Hayır. Hanefilerce bu caiz değildir. Bir kimse esir düşse sonuna kadar mücadele eder, hiçbir şey konuşmamak için her türlü işkenceye göğüs geri, işkence altında ölürse şehit olur. İşkence altında yaralanır, hastalanır, öyle kalırsa gazi olur. Ama asla bir kimsenin kendi kendini öldürmesi söz konusu değildir. Bunu bir ara Fethullah Gülen söyledi diye bir laf çıktıydı. Öyle bir şey mi bu? Soruyu soran bayanlardan mı, erkeklerden mı? Bayanlardan demek ki. Böyle bir şey normalde. Bir şeyler söylemişlerdi, böyle bir şey söyledi diyor. Ben kendim dinlemedim, hiç kendim okumadım ama bunu böyle bir başka bir yerde de bana sordular Fethullah Gülen böyle söylüyor diye. Efendim? Ha dün derste arkadaşlardan biri sordu.
Cahiz değil, yok. Hiçbir şekilde intihar caiz değildir, hiçbir şekilde. Hiçbir şekilde bir kimse intihar söz konusu aklımın ucundan daha geçirmeyecek. Dervişlere iş yaptırır ya da dervişlerden alışveriş yapar mısınız? İş de yaptırırım, alışveriş de yaparım ama genel olarak dervişlerden mal almamaya gayret ederim. büyük ticaretle alakalı. Öbür türlü parayken de işlerde gider dervişlerden mal alırım. Bu noktada bir sıkıntı yok. Dervişlerden mal alırken kendimce dikkat ettiğim şey şudur, pazarlık yapmam. Kaç para? 5 lira. Verin 5 lirasını. Bir iş de yaptırırsam onlarla, onlara da pazarlık yapmam. Kaç para? 30 lira. Al 30 lira. Eğer pazarlık yapacağım bir şeyse dervişlerden pazarlık yapmam. Bu benim konumunla alakalı.
Bir dervişin benimle karşı karşıya kalıp da pazarlık yapması zor. Edebeder adam pazarlık yapmaz benimle. Benle pazarlık yapmayınca da normalde yapamayacağına göre benim pazarlığa tutuşmam doğru değil. Benim için bu. Kendim için. Ben kendi kendime böyle bir ölçü koydum. Dedim ki dergaha girdiğimden beri ben zakirim. Hangi derviş benimle pazarlık yapacak? Ben o yüzden derviş kardeşlerden bir hizmet alıyorsam, ki ben kolay kolay dışarıdan bir kimseye iş yaptırmam. Güven söz konusu olur. demir işini mesela bizim Yakup Usta yapar, Şaban yapar, örneğin. sıvaydı, boğaydı, nanfızı ilgilenir. mobilyayla alakalı Burhan ilgilenir. Bir iş yaptıracağım zaman veririm Burhan anahtarı. Burhan yap, et, çat, kaç para tuttu, bu kadar tuttu.
5. Bölüm
Pazarlık yapmam. Derim hepsini desen işini derle, toparla yap. Bunda bir şey yok. Pazarlık yapmam. Şeyi unutmayın Abdülhalim’le. su tesisatıyla alakalı tesisatla alakalı şeyleri Abdülhalim yapıyor. Kaç para bu para? Onu ben şu paraya olmaz mı demem. Ama normalde ticaret yapıyorsam dışarıdan kimseyle ticaret yaparım. Ona derim. Bu ayrı. Ama dervişlerle olan ticarette pazarlık yapmam için. Kolay kolay derviş kardeşlerden mal almamaya gayret ederim. Neden? Pazarlık yapmayacağım onunla çünkü. Eğer bakarım adam böyle zararına söylüyormuş gibi kalbime gelirse almam. Allâh bizi yesin. Dervişlere iş yapmıyorum. Ya da dervişlerden alışveriş yapmıyorum. Tavsiyede etmiyorum. Söylemi ne derece sağlıklı bir yorumdur.
Birileri böyle düşünebilir. Yapmaz, yaptırmaz. Eyvallâh. Onun hakkıdır. İllaki yapacak diye yaptıracak diye bir kaydı yok. Onun hakkıdır o. İş yapmaz. İş yaptırmaz. Eyvallâh. Onun hakkı yaptıracak diye bir kaydı yok. Bir derviş kardeş bunu böyle dervişlere bir sorumlu dervişlerle alışveriş yapmayın. Onlarla böyle bir şeyler yapmayın demesi doğru değil. Ölçü bakın bu benim kendi ölçüm. İnsanlar ticaret yaparlar. Eğer bir kimse kendi kendisine dervişi üzeceğini düşünüyorsa ben yapamam desin. Eyvallâh. Ben bunu tam ödeme veremeyebilirim. Ödeme veremezsem sıkıntı olabilir. Sıkıntı olursa da bu kardeşle yüz yüzeyiz yan yanayız. Onun dervişliğine zarar gelebilir. Benim dervişliğime zarar gelebilir.
Yapmaz. Bu uygun bir şey ama bunu umuma söylemek doğru değil. Derviş kardeşler de derviş kardeşlerle olan işlerinde, ticaretlerinde, ilişkilerinde titiz davransınlar. Kılı kırk yarsınlar. Daha hoş olur inşâAllah. Başım ağrıdığı zaman nane yığı kokluyorum. Ağrının hafiflemesi için oruç’a bir zararı olur mu? Bence koklama. Evet bu sene işçi veya direkt otelci olarak hacca gidecek olanlar son kayıtlar yapılıyormuş herhalde. Bizim demirci Yakup Usta’ya kayıtlarını yaptırsınlar. Açık söylemem gerekirse yalnız böyle sonradan iptal etme noktasına gitmesin kimse. Eğer benim durumum hallolursa Allâh izin verse ben hacca gideceğim. Şu anda yurt dışı çıkış yasam var. Eğer dava yeniden geri döner, yeniden yargılanma yolu açılırsa inşâAllah açılır.
O zaman zaten yurt dışı çıkış yasam da kalkacak. Hacca gitmeyi düşünüyorum inşâAllah. Cenâb-ı Hak’a kendimce öyle söz verdim her sene inşâAllah. Bundan sonra ya hacca ya ömreye birbirine gideceğim. Allâh izin verirse inşâAllah. Ömreye gidersem belki de hacca gidemem. Hacca gidersem ömreye gidemezsem hacca giderim diye kendi kendime öyle söz vermiştim. Cenâb-ı Hak inşâAllah Allâh’ın izniyle sözümü tuttursun. Ömre belli değil daha aniden bir şey çıkarsa bir haftalığına da olsa, üç günlüğüne de olsa gideceğim inşâAllah. Allâh’tan bir şey gelmezse. Ama çıkmadı diyelim ki ötelendi. O zaman hacca kadar çıkarsa inşâAllah hacca gideceğim inşâAllah. O yüzden hacı bir şey çıkmaz gidemeyebilirim. O zaman da biz yazıldıydık gelecekti diye yazıldık.
6. Bölüm
Tiyansın geri dönüyoruz biz gitmiyoruz öyle bir şey yapmasın kimse. Millete zarar vermeyelim. Evet. Yine inşâAllah bir iki tane hadîs okuyalım. Ondan sonra derse zikre geçelim inşâAllah. Sizden birinin savaşta korunduğu kalkan gibi oruç da cehennemden korur. Her ayda üç gün oruç tutmak güzeldir. Ayda üç gün var ya on dört, on beş, on altı. Veyahut da ayın başında, ortasında, sonunda. Bunun gibi. Muaz bin Cebel radellahu an hazretlerine şöyle dediği rivayet edilmiştir. Resûlullâh salallahu aleyhi ve sellem hazretleri bana sana hayır kapılarına haber vereyim mi buyurunca Resûlullâh derim. Oruç kalkandır. Suyun ateşi sendürdüğü gibi sadaka günahları yok eder buyurdu. Oruç ayı aynı zamanda da neydi?
Sadaka ayıdı. Oruç kalkandır. Sadaka da ne yapar? Günahları yok eder. O yüzden mümkün olduğunca oruçluyken sadaka vermeyen, az da olsa günlük sadaka vermeyen, az da olsa bir pide, bir ekmek önemli değil. Sadaka, gücünüzün nispetinde oruçluyken sadaka vermek. Ömre de sadaka vermek. Hacca gittiğinde sadaka vermek. Tabi sadaka bir de şeyin içine de girer. Şeyi de içine alır. Zekatı da içine alır. Zekat vermeye muktedir olanlar Ramazan’da zekatlarını versinler. Hesaplasınlar Ramazan’da vermeye gayret etsinler. Bu da onun içerisine giriyor. O yüzden Ramazan ayında mümkünse zekattanızı verin. Zekatınızı verseniz de vermeseniz de mümkünse günlük sadakalar verin. Mümkünse. Böylece hem orucun kalkanlığından hem de sadakanın cehennem ateşine engel olmasından, günahlarının aff olmasından inşâAllah hepimizde faydalanalım.
Bu son dört beş madde kaldı orucu bozan bozmayan şeylerle alakalı. Onu da bugün bitirelim inşâAllah. Akıl hastası Ramazan ayının bir kısmında akli melekesine kavuşursa geçen günleri kaza eder. Demek ki Ramazan’ın başında veya Ramazan’dan önce akli melekesi yerindeydi. Ama Ramazan’a girerken akli melekesini kaybetti. Ama Ramazan’ın ortasına geldi ve hatta Ramazan’ın son üç dört gününe geldi. Yine akli melekesi yerine geldi. Akli melekesi yerine gelince ne yapacak? Geçmiş çünkü onda kalıcı bir hastalık değil. Devam eden bir hastalık değil oldu. Böyle an gelmiş bir şeye psikolojik olarak takılmış. Kafası gitmiş gelmiş. Kafası gidip gelince geçmişi ne yapacak? Kaza edecek. Ama komple o kimsenin kafası gitti bir daha geri gelmedi.
Kafası gitti bir daha geri gelmedi. O kimse o zaman kaza etmesine gerek yok. Zaten mükellef de değil. Çocuklar mükellef değil. Akli dengesi normal olmayanlar mükellef değil. İhtiyarlamış bunamış bunlar da mükellef değil. Kadın adet gördüğünde oruç tutmaz daha sonra kaza eder. Kadınlar muayen günlerinde oruç tutmazlar. Muayen günlerinde namaz kılmazlar. Muayen günlerinde beytullah’ı tavaf etmezler. Beytullah’ın içine girmezler. Muayen günlerinde camilerin içerisine gitmezler. Muayen günlerinde Kur’ân-ı Kerim’i çıplak eline alıp da böyle okumazlar. Ancak Maliki mezhebine, İmam Malik Hazretleri’nin fetvası var. Öğretmen ve öğrenen kızlar muayen günlerinde öğrenmeye ve öğretmeye devam ederler. Öğrenmeye ve öğretmeye.
7. Bölüm
Malikilerde fetva var bu konuda. Ömür türlü bunu yapmazlar. Son zamanlarda çıkıyorlar böyle kadınların muayene zamanlarında oruç tutacağını namaz kılacağını dahi hükmetmeye çalışıyorlar. Hayır. Bu hükümler doğru değil. Biz din algısı olarak Kur’ân Sünnet ve imamların iştahadına bakarız. Yanlış. Allâh muhafaza eylesin. Beytullah’a tabi olup namaz kılınan her yer Beytullah hükmünde orada. Aslında Hanefe’ye göre dış çevre var ya kapılarının olduğu yer. Kapılarının olduğu yerde bitiyor. Çünkü Beytullah’ın etrafı duvarla çevrili, belli bir tek mekan hükmünde kapıları da var. Ama kapılar açık olunca dışarıda da namaz kılınıyor ya o da mümkün. Namaz kılınan yerler bu sefer yok. Ramazan gününde yolcu muhkim hale gelse veya adetli kadın temizlense günün kalan kısımda yeme içmeyi terk ederler.
Bu oruçlu sayılmaz ama Ramazan’a ve oruca hürmeten böyle yapılması lazım. Bir kimse oruçlu değildi, yola çıkmıştı. Muhkim hale geldi, memleketine döndü veyahut da muhkim olacağı yere gitti. Öğlenden sonra, öğlen de oraya var değil mi? Öğlenden sonra bir şey yemez içmez. Veya iftara 3 saat, 4 saat kaldı, 2 saat kaldı bir şey yiyip içmez. Bunun gibi. Kişif fecrin doğmadığını sanarak, sahur yaptıktan sonra fecrin doğdu anlaşılsa veya güneşin battığını düşünerek orucunu açtıktan sonra güneşin henüz batmadı anlaşılsa o günü kaza eder ama kefaret gerekmez. Kaza eder, kefaret gerekmez. Ya eczanı duymadı, saati de yanlıştı, bakmadı, yemeye devam etti. Bir baktı ki, aaa sahur vakti geçmiş imsak geçmiş.
O günü kaza edecek, kefarete gerek yok. Veyahut da genelde hep Rize’den çıkıyor yavrum. Ya normal vakitten 10 dakika, 15 dakika önce, yarım saat önce bir eczan okuyorlar onlar. Her sene bir vuka çıkıyor Rize’den. Öyle olunca orucu bozanlar bir gün kaza edecekler. Bir gün kaza edecekler onu, kefaret gerekmiyor. Bayram hilalini tek başına gören kimse orucu terk etmez. O bayram hilalini görmüş ya. Ne yapacak? Tek başına görmüş. Toplum orucu devam ediyor. Oruca devam edecek o da. Cemaatten ayrılmak yok. Bakın cemaatten ayrılmak yok. Ben hilali gördüm. Gördüysen gördüm, gözün yanılmıştır, gözünde çapak vardır senin. Gözün yanılmıştır senin. Oradaki İslam topluluğu oruçlu. Sen de oruçlu olacaksın.
Ya Mekke’de görmüşler, Mekke’de görmüşler. Ya Mekke’de görmüşler, Mekke’dekiler bozsun kardeşim. Buradakiler görmüş mü? Her Ramazan tartışması olur ya bunun. Bir haber gelir tam Arife günü. filancı yerde iftar ediyorlar. Bizim cemaat iftar ediyor. Şeyhimiz öyle dedi, hocamız öyle dedi. Yok öyle bir şey. Bunu tartışmak dahi abes. Her Ramazan oluyor bu. Arife günü önceden o ne telefon bana. Tanıdık, bildik, bilmedik. Nereden arıyorlarsa arıyorlar boyuna. Mekke’de bayram yapmışlar, bizde bayram yapacağız mı? Orucu bizde bozacağız mı? Filancı yerde bozuyorlarmış, bizde bozacağız mı? Kardeşim bulunduğunuz yere tabi olun. Burada herkes orucunu bozuyorsa herkes de orucu bozarız. Herkesle beraber başlarız, herkesle beraber bozarız.
8. Bölüm
Herkesle beraber bayram yaparız. O orucu bozduk biz. Al çoluğunu çocuğunu git bayram yap hadi. Allâh muhafaza eylesin. Gök yüzünde hilali görmeye engel bir şey yok. Gök yüzünde hilali görmeye engel bir durum var ise, bayram hilalinin görülmesi konusunda ancak iki erkeğin veya bir erkek iki kadının şahitliği kabul edilir. Bir kimsenin tek başına hilali gördüm demesi kabul değil. Ne yapacak iki erkek veya bir erkek iki kadın şahitlik yapacak. Oradaki insanlar da onların şahitliklerine şehadet edecekler. Doğru sözlü mü değil mi? Bir de işin bu tarafı var. Önceden mesela İstanbul hukukunda var bu. Bir kimse bir suç işlediğinde şahitlik kabul edilmiyor. Bu ne demek? O ömür boyu şahitlik kabul edilmeyen bir kimse olarak yaşıyor.
Ne kadar böyle bir kimsenin şerefini düşürücü bir şey. Öyle değil mi? Ömür boyu şahitlik kabul olunmuyor onun. Öyle suçlar var. E şimdi öyle değil. Şimdi Allâh muhafaza eylesin. Gök yüzünde hilali görmeye engel bir durum var ise, gökyüzünde bir engel yok ise verdikleri haber kesin bilgiyi gerektirecek miktarda büyük bir topluluğun şahitliğinden başkası kabul edilmez. Evet sıra geldi itikafa. Önümüzdeki haftada inşâAllah itikaf dersini yapacağız. Çünkü önümüzdeki haftadan sonra itikafa ne gün giriliyor? Bir bakın bakayım hesaplayın bakayım bir son itikaf o son on günlük. Bayram kaçında? 25’i bayram. 14’ü ne güne geliyor? Bugün en kaçı? Çarşambaya mı geliyor? Evet itikaf önümüzdeki haftaya bırakmayayım o zaman.
Ramazan’ın son on günde Cuma kılınan mescitlerde erkekler için Cuma kılınan camilerde itikafa girilmesi sünnettir. Bir berde de itikafa giren yok ise oradaki bütün Müslümanlar itikaftan sorumludurlar. Derviş kardeşler bu noktada itikafa gireceklerse ya Diyanet’in belirlediği herhalde son yıllarda öyle yapıyorlar bir cami ayırıyorlar itikaf camisi olarak oralarda giriyorlar. Kardeşler itikafa girerlerse inşâAllah oralarda itikafa girecekler ama Şeyh Efendi’den kalma bizde gelenektir bu dergan geleneğidir. Her beldede bir zakir varsa orada ders yaptıran varsa her beldede bir derviş kardeş itikafa girer. Her beldede ders yapılan her beldede bir kardeş itikafa girer bayanlardan da erkeklerden de bayanların itikaf mahalli de evleridir inşâAllah.
Cumartesi günü daha geniş bir şekilde bu cumartesi bir itikaf dersi yaparız inşâAllah. Hak Muhammedün Resûlullah, cemiyye el-Enbiyâ’yı ve el-Mursalîn vel hamdülillâhi rabbil âlemîn. Âmîn, Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı