Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası Eleştirisi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Birkaç soruya zaman var. Ondan sonra da niyet ettim dersi yapacağım inşâAllah. Ya da rüzgar gibi geçeceğiz. Mahalle dersleri salı gününe alındığından ayın ilk salısı olan saatçi Ali Efendi İzmit sohbetine ve Çanakkale Ermeni kilisesi sohbetlerine il dışından gitmek yasak mıdır? Sizde yer ve gök halkı davetlidir şeklinde tweet atıyorsunuz dışarı. Eşleriyle gidenler ve yalnız gidenlere yasak mı oldu? Bir dervişin şeyhinin sohbetine ve zikrine gitmesini yasaklanan hiçbir şey olmaz. Bir kimse şeyhi nerede? Örneğin Fizan’da. Fizan’a onu ziyarete gider, onun dersine gider.

Bir yerde sohbet var. Şeyhi o sohbette. Şeyhi yasaklamadığı müddetçe, bir şey söylemedi müddetçe oraya gider. Benim normalde yayınladığım dersler var, yayınlamadığım dersler var. Daha da açık konuşayım artık buna. Bir yayınlanan dersler var, bir de yayınlanmamış dersler var. Yayınlanmamış dersleri araştırmak, nerede diye takip etmek, onları böyle yün yüzüne çıkarmaya çalışmak doğru değil. Yayınlanan derslere bütün herkes, bütün dünya, bütün herkes, bütün dervişler gelebilirler. Bu konuda ders yayınlandıysa bir kimse ben neredeyse ben oraya gideceğim der, gidebilir. Burada söz konusu olan şey şu. Çanakkale kendi içerisinde salı günleri ders yapıyor. Orada Tefli Camii’nde ders var, salı günü. Salı gün bütün herkes orada toplanıyor.

Salı gün orada alternatif bir derse gidilmez. Salı gün orada ders varken birisi kalkıp, örneğin İstanbul’a derse gitmez. Ama bir adamın işi İstanbul’dadır o gün de, mecbur salı günü gidecektir. Mecbur salı günü gidecektir. Dersim gitmesin, derssiz kalmayayım diye gider salı gün oradaki derse katılır. Bunda bir beis yok. Ama velakin aynı salı gün, örneğin ben İstanbul’dayım. Veya da kendi üzerinden söylemeyeyim, dergahın adabı üzerinden söyleyeyim. şeyh, üstat İstanbul’da. O kimse, ben gitmem lazım deyip kendince gidebilir. Bunda bir beis yok. neredeyim? Saatçıdayım. Saatçıya gidebilir herkes. Neredeyim? Aravi sohbetindeyim. Çanakkale’deyim, eski kilisede. Herkes gider. Hiç kimse onu normalde, bu noktada bizim o salı derslerini almamızın sebebi şu.

Burada perşembe derslerinin performansının düşüklüğünü kabullenmem mümkün değil. Dersleri biraz daha böyle aza indirmemin sebebi o. haftanın dört günü, beş günü ders yapıyorlar. Perşembeye gelince ne sesi çıkıyor, ne soluğu çıkıyor. Bununla alakalı. Normalde başka bir derdimiz yok. Bak, tekrar söylüyorum bununla alakalı. O yüzden normalde başka şeyler de var. Birileri bir yerlerden kendisine gelinsin istiyor. Yok bilmem ne. Bunların hepsinde engelleyici bir şey olsun diye derslerin hepsinin üç aşağı, beş yukarı böyle bir karar alındı. Ondan sonra normalde herkes buna tabi oluyor. Ama diyelim ki tekrar söylüyorum. Pazar günü Keşan’a gideceğim. Örnek. yani pazar gün başka bir yerde de bir arkadaşın dersi var.


2. Bölüm

Bir yerin dersi var diyelim ki. Örnekliyorum. O kimse oraya Keşan’a derse gelse ona neden oraya gidiyorsun denmez. Bir kimsenin üstadırı, bir kimsenin üstad müsaade ettiği müddetçe, ilan ettiği müddetçe üstadının dersine gitmesinin bir sıkıntısı ve sakıncası yoktur. Allâh muhafaza eylesin. Bu yola hizmet etmek için görev istenmeli midir ya da kendisine verilmek üzere beklenilmeli midir? Uygulanan hangisidir? Bu yolda herkes görevli. Görev beklemek demek ne ki? Onu zakir mi edelim? Onu çavuş mu edelim? Bir kimse koşuşturuyorsa, bakın, hiçbir şey bilmiyor değil mi? Koşmak mı istiyor? Evet. Apartmandaki insanları topla. Birer tevhid çektir, la la ila la dedir. Sıkıntı yok ki. Arkadaşlarını eş dost davet et.

Sünnet zaten. Yemek ver. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri öyle yaptı. Topladı kavmini, onlara yemek verdi, ziyafet verdi. Ve peygamberliğini onlara tebliğ etti. Tam böyle konuşacak, tabi Ebu Cehili ki de bir de onun sözünü kesti etti. Sen bunun için mi bizi davet ettin? Malumdur ya, Hazret-i Ali radıyallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de her seferinde ayağa kalktı. Senin yardımcın benim dedi. Bu noktada herkes açık ki bu. Bir şey yapmak istiyorsa, bakın bu normal benim tavrım, bir tarikat tavrı değildir. Ben yıllar önce orada bulunan bütün cemaatı hepinizle çavuşsunuz. Koşun hepinizle dedim. Sen hizmet etmek istiyorsan koş. Evini aç, sofranı aç, gönlünü aç. İnsanlara iki kelime bir şey öğretmek için topla arkadaşlarını.

Sen yeni insanlarla tanış. Ama şunu yapma. Bu sıradakilerin hepsi de zaten derviş. Abdülhalim gelecek şimdi buradaki arkadaşlar toplayacak, gelin evde ders var diyecek. Ee orada ders yapıyoruz. Yok böyle bu değil. Bunlar zaten olmuş olacağını, zaten bulmuş yolunu. Çalışacak olan, koşturacak olan kimse yeni ufuklara atılacak. Yeni ufuklara. Nerede tanıdığın var senin? İzmit’te, samimi arkadaşın var senin. Nerede? Örneğin, İznik’te. Selamünaleyküm, aleykümselam. Canım kardeşim, filanca gün sana geleceğim. Üç beş arkadaşını da topla, ders yapalım. Veyahut da ben bir seni ziyarete geliyorum ya. Gideceksin, ziyaret edeceksin, oturacaksın, sohbet edeceksin, anlatacaksın ona, sendeki değişikliği görecek o.

Sen kendi değişikliğini ona anlatacaksın. O diyecek ki ya, sen ne kadar iyileşmişsin, sen ne kadar güzelleşmişsin. Seni güzelleştiren, seni değiştiren, seni iyileştiren şey ne? Ya ben böyle böyle bir dergaha gidiyorum, oraya gidiyorum, şöyle oluyor, böyle oluyor, gel. Benim misafirim o seni bir gün derse götürüyor. Çalışmak, koşturmak bu. Buradaki hazır oluşmuş dervişlere iş yaptırmak, onları toplamak, onları mezardan dedemin dedesini kaldırsam o da yapar onu. O da yapar onu. Hazır derganın üzerine, hazır dervişlerin üzerine. Kimin söylesem ahkam keser. Bir koştur bakalım sen, bir sıfırdan bir şeyler yap. Herkese açık bu yol. Bakın, bu yol herkese açık. Neresi var? Yenişehir var. Yenişehir’de akrabası olanlar elini kaldırsın.


3. Bölüm

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi. Yedi kişi. Gitsinler orada. Örneğin, yedi kişiyiz, sekiz kişiyiz. Kim var orada akrabamız? Senin filanca, senin filanca, senin filanca. Hadi oradan bir kertlik bulalım, oradan bir çatlak bulalım, oradan bir kimse bulalım. Oraya gidelim, orada ders yapalım. Oraya gidelim, orada ders yapalım. Orada bir kapı aralansın. Orada bir zikrullah alakası olur. Devam edelim. İstikrar. İstikrar. Her hafta gidelim. İstikrar. Bir kişi de olsa gidelim, iki kişi de olsa gidelim. İstikrar. Ebu Zer Gifar Hazretleri gitti, Gifar Kabilesi’ndendi. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, sen kabulene dön. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, sen kabulene dön dedi.

Mekke’den, o kabulesine döndü, Medine’ye hicret edildiğinde Medineriler korktular, müşrikler savaşa mı geliyorlar diye gelen Ebu Zer Gifar’ıydı, bütün Gifar Kabilesi’ni İslam etmiş. Kabile komple İslam olmuş. Biat etmeye geliyorlar. Her biriniz birer Ebu Zer Gifar’ı olun, koşun. Koş. Bir şeyler yap. Sen üç kişi getir, beş kişi getir, iki kişi getir. De ki ben X kasabaya gidiyorum, orada üç tane arkadaş edindik efendim, biz orada üç tane arkadaşla ders yapıyoruz. Bu arkadaşlar bunlar, filanca günleri toplanıyorsunuz, harika. Devam et. Sonra orada halaka artsın, büyüsün. Ondan sonra içinden birisine çavuşluk verelim onlara biz. Sen onların abisi ol, git gel, orayı organize et. Ondan sonra köylerini organize et.

Oranın şeyhi olsa. Git, bunda bir sıkıntı yok. Bakın bunda hiçbir sıkıntı yok. Benim nazarımda çalışan, gayret eden kimse odur. İllaki birine zakirsin, çavuşsun dememize gerek yok. Dinde zorlama yoktur. Evet dinde zorlama yoktur. Bir kimse Müslüman olur, lâ ilâhe illâllah, Muhammeden Resûlullâh der, yine zorlama yoktur ona. Müslüman olmazsa olmaz, yine zorlama yoktur ona. Ona tebliğ edersin. Ona tebliğ edersin. Müslüman olur, olmaz. Zorla onu İslam edemezsin. Müslüman oldu, ona nasihat edersin. Yine ona zorla bir şeyler yaptıramazsın. Ama toplumun kendi içerisinde, İslam’ın kendi içerisinde hukuku vardır. Bu hukuk da nedir? Tarafların, kişinin başkalarıyla alakalı, ikinci şahıslarla alakalı olan hukuktur.

O hukuka uymak zorundadır o Müslüman dışarıda. Devlete karşı vazifeleri vardır. Diğer insanlara karşı vazifeleri vardır. O vazife ve hakları vardır. Ve aynı zamanda uyması gereken kurallar vardır. Onlara uyar, onlara uymak zorundadır. Ama kendi içerisinde biz ona bir zorlamada bulunmak noktasında değiliz. O kimse iman et. Bir, iman edip etmemek de hürdür. İki, iman ettiği dini yaşam standartı seviyesi olarak da hürdür. Birine, sen dini bu standartta yaşayacaksın. Bu standartın altına düşmeyeceksin. Ve bu standarda çıkacaksın deme hakkı hiç kimsenin üzerinde, zorlama noktasında yoktur. Bakın zorlama noktasında hakkı yoktur. Bunu yanlış veya eksik veyahut da farklı tevil edenler, iştahat edenler vardır.


4. Bölüm

Vardır. Ama ben bu noktada İmam Matürdin İmam Azam Hazretleri’nin açmış olduğu çizgideyim ve o çizginin üzerinde durmaya gayret ediyorum. Onlar bu noktada çok hassas durmuşlar. Bu noktada çok hassas durarak insanları zorla ibadet ettirmemişler. İslam’da birisini zorla ibadet ettirmek yoktur. Siz öğle namaz vaktini, örneğin atıyorum, tatil edersiniz devlet olarak, iş yeri olarak. Ama insanları zorla namaz kıldırmaya sevk edemezsiniz, kıldıramazsınız. meşhur ya sahabeden bir kimse namaz kılıyor, Bedevi. Hazret-i Ömer raddellahu anh hazretleri geliyor, olmadı namazını diyor. Bunu böyle böyle kılacaksın yoksa kırbaşlarım seni diyor. Namazı böyle kılacaksın. Kırbaşlarım seni deyince o kimse kendi kendisine onun istediği gibi kılıyor.

Bak diyor böyle daha güzel olmadı mı kıldıktan sonra? Bu Ömer’in korkusuyla diyor. Bu diyor Ömer’in korkusuydu. Hazret-i Ömer raddellahu anh hazretleri pişman oluyor. Bu Ömer’in korkusundan kılınan namaz. Allâh korkusundan kılınan namaz değil. Önceki diyor Allâh korkusuyla kılınan namazdı. Bu Ömer’in korkusundan oldu. O yüzden birisi de geliyor diyor ki benim komşum evinde içki içiyor. Enteresandır. Yine halife. Ne yapayım diyor. Bir kimse evinde içki içiyor diyerekten diyor. Ben onun evini gözetleyenlerden mi olayım? Ben onun evini gözetleyenlerden mi olayım? Ben onun evinin içerisinde karışmam. Beni ilgilendirmez. Bu manada. O zaman siz dışarıda bir kimseyi bu manada içki içerken görürseniz bu toplum hukukudur İslam’ın.

Siz ona gerekli cezayı verirsiniz. Ama o kimse evinde içiyor. Dışarı hiç kimse onun dışarıda görünmüyor. Siz ona bir ceza veremezsiniz. Devlet olarak veremezsiniz. O zaman birbirlerimize nasihat etme hakkımız var. Müslüman Müslüman’ın nasihatçısıdır. Biz nasihat ederiz, tebliğ ederiz, anlatırız. Eğer bir kimse İslam değilse, ona İslam tebliğ edilir. Eğer o kimse İslam’sa, ona nasihat edilir. Anlatılır. Biz anlatırız. Zorlama yoktur. Elinizin altındakileri de zorlayamazsınız. Bir yere kadardır. Bakın bir yere kadardır. Bir yerden sonra da onları da zorlayamazsınız. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Hadîs-i şeriflerini kendimize ölçe edinelim inşâAllah. Kan parasının değinen hükmü var mıdır?

Vardır. Bir kimse normalde birisinin uzvuna bir zarar verirse, canına zarar verirse, herhangi bir şeyine zarar verirse, onun karşılığında bir diyeti vardır İslam hukukunda. Bu şey değildir. Kazayla olanın diyeti ayrıdır, kasti olanın diyeti ayrıdır. Ama diyeti vardır. Her bu tip meselelerde karşıdaki bir kimse zarar görüyorsa, bunun diyeti vardır. Sırbistan’dan gelen ay 101 ve 1000’de satılan etler caiz midir? Normalde bir, ehli kitabın kestiği yenir. Ehli kitap kesiyorsa, ehli kitabın kestiği yenir, Hanefi hukukuna göre. Bu noktada bir, ne o? Şeyh şüphe yok. biz şöyle düşünüyoruz şimdi, Sırbistan’daki hayvanları kesenler Müslümanlar mı değil mi? Öyle değil mi? Müslüman mı değil mi bilmiyoruz.


5. Bölüm

Siz askerde yediğiniz etler NATO’dan yardım olarak geliyorsa, onları yediniz mi? Yediniz. Sordunuz mu bu etler nerede kesiyor diye? Bir de kendi bulunduğunuz yeri siz İslam ülkesi olarak mı görüyorsunuz? Sırbistan, Sırbistan’ın devlet hukuku ile Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet hukukunun arasında bir fark mı görüyorsunuz? Hatta Sırbistan devleti Türk devletinden kendince kendi dinine daha fazla sahibidir. Hristiyan ama dinine daha fazla sahiptir. Siz Hristiyan olan ülkeler devlet sistemleri dinlerini önlerinde tutarlar. Layık değildir, Sırbistan layık değildir. Karadağ layık değildir. Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunlukta çoğunluğu layık değildir. Amerika layık değildir, İngiltere layık değildir.

İngiltere layık değildir. Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunlukta çoğunluğu layık değildir. Amerika layık değildir, İngiltere layık değildir. Bildiğim kadarıyla İsrail layık değildir. Vahşi layıklık bizde var. Din düşmanlığı olarak uygulanan layıklık bizde var. Avrupa layıktı, neden Müslümanların her şeylerini yasaklıyorlar şimdi? Adım adım Müslümanların her şeyini yasaklıyorlar Avrupa’da. Daha da yasaklayacaklar, daha da yasaklayacaklar. Daha da yasaklayacaklar, daha da sıkıntılar çoğalacak oradan. Problemler çoğalacak. Güneş batıdan doğacak lafzını, hadîs-i şerifini Avrupa Birliği İslam olacak. Avrupa İslam olacak diye tevhil edenlerin tevhilleri amada kalacak. Güneş batıdan doğacağı hiç kimse Anadolu olarak yorumlanıyor.

Mekke Medine’ye göre Türkiye batı. Batı. Evet güneş bu Anadolu topraklarından doğacak. Batı hayranlarına duyulur. Gün geçtikçe Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ve Müslümanların ipi kopacak. Gün geçtikçe Avrupa Birliği’ndeki Müslümanlar ya Müslümanlıklarını kaybedecekler. Asimili olacaklar orada ya da Avrupa Birliği ülkeleri oradaki Müslümanlara eziyet çektirecekler. Benim gördüğümü Avrupalılar görmüyorlar mı sanki? Hızla Müslümanlar artıyor orada. Kızla Müslümanların artmasına Vatikan göz yumar mı? Şu anda Vatikan’ın başındaki kimse bugüne kadar gelmiş olan bu yakın dönemdekilerin en şahini. Savaşçı. Hızla Müslümanlarla savaşılması gerektiğini ve Müslümanların bertaraf edilmesi gerektiğini düşünen kimse.

Avrupa’da İslam’ın yükselmesine müsaade edeceğini düşünüyorlar. Oyunun birinci round’unu sergilediler. Avrupa’nın içerisinde ne kadar ne yazık ki idraki genişlememiş, derinleşmemiş, ne yazık ki satılmış insanların peşinden giden genç Müslümanları eli silah tutacak olan, savaşacak olan genç Müslümanları daişle aldatıp, Orta Doğu’ya götürüp hızla katlediyorlar, hızla. Amerika’da, İngiltere’de, Belçika’da, Hollanda’da, Almanya’da, Avrupa’da ne kadar kendilerince cihatçı diye nitelendirdikleri Müslüman gençler varsa hepsini de kandırdılar. Kendi gizli servisleri hepsini de kandırdı onların. Hepsini de böyle cihâd şuuru veriyormuş gibi düşündürerekten hepsini Orta Doğu’ya topladılar. Orta Doğu’da şimdi katlediyorlar onları.


6. Bölüm

Bir müddet sonra Orta Doğu’dan hiçbir yere gidemeyecek onlar. Şimdi serseri mayın gibi dolaşıyorlar onlar. Dolaşırlarken de habire kan kaybediyorlar. Dayışın eski gücü kaldı mı? Kalmadı. Nereye gitti bunlar? Hepsini de katlediyorlar. Katlediyorlar hepsini de. Müslümanlar oyuna geldiler. Ta en başından beri söyledim. Dedim orada bir bataklık oluşturuyorlar. Cihâd adı altında. Bunu on yılda bir yapıyorlar. Topluyorlar nerede varsa böyle biz cihâd edeceğiz memleket kurtaracağız diye düşünen idraki derinleşmemiş. Genişlememiş. Bu noktada kendince Selefi Vehhâbî çizgisinde duran. Meslepleri inkar eden, meşrepleri inkar eden, tarikatları inkar eden, tasavvufî inkar eden birçit dahilleri, hadisleri inkar eden kendilerince böyle bir oluşum yapıp topluyorlar bir yerde.

Herkes de cihâd edeceğiz diye toplanıyor. Bir bakıyorsun ki orada milyonlarca insan Müslüman kanı dökülüyor. Ne oldu Dayış için gidenler şimdi? Ne oldu Afganistan için gidenler? Ne oldu Çeçenistan için gidenler? Hepimiz şunu düşüneceğiz. Gittiler şehit oldular. Değil mi? Öyle diyorlar değil mi şehit oldular. Bakın eğer sizin arkanızdaki kitlenin, sizin bölünüzün, sizin taburunuzun, sizin ordunuzun, sizin milletinizin öldürülmesi, orada helak edilmesi mutlak ise o imam, o imam, başındaki o imam karşıdaki kimseyle kafirle, küfür ehliyle barış yapması farzdır. Din yaşatır önce, din önce yaşatır. Ama İslam savaş hukukunu kime göre bakacaklar? Gidip Hanefi’den İmam Muhammed’e göre bakmaları lazım.

İmam Muhammed’in devlet hukukunu kim okuyacak şimdi? İmam Muhammed’in cihâd hukukunu kim okuyacak? Kimse okumayacak. Serahsi’yi mi okuyacaklar? İbn-i Abidin’i mi okuyacaklar? Fetavayı Hindi’yi mi okuyacaklar? El-Hidayi’yi mi okuyacaklar? Dürer Gürer’i mi okuyacaklar? Hayır. Hayır. Onları okurlarsa yaptıkları işin yanlışlığını görecekler. Onları okuturlarsa yaptıkları işin yanlışlığını görecekler. Soruyorum ne okuyorsunuz? Hocalarımızın kitabı var. Ne kardeşim? Adı ne? Bu kitabın adı ne? Bu kitabın adı ne? Hocamızın. Ya adı yok mu bu kitabın? Adı yok. Adı yok. Adı yok. Masanın üzerinde de bu kitap duruyor. İslam’da helallar haramlar diye. Masanın üzerinde El-Hiday’a duruyor dört cilt. Masanın üzerinde üç ciltte mevcut var.

Mevcuttan üç cilt var. Bir konu var onu araştırıyorum. Daha yakın bu. Daha yakın bu. Ya hacım ne okuyorsunuz? Bunları okuyorum. siz ne okuyorsunuz? Ben direkt. Hocamız bir kitap okuyor. Kardeşim hocanızın okuduğu kitap ne? Adı ne ya? Yazılı kim? Yok. Babasına kafir diyor. Annesine kafir diyor. Hanımını babasının yanında başörtünü dolaştırmıyor. Babam kafir diye. Ya yavrum ben senin babanı tanıyorum. Adam Laila’yla Muhammed’e nasıl anlatıyor? Sen nereden buna kafir diyorsun? Kafir oluyor. Ben hocalarımıza sordum o kafir. Okuduğu kitap yok. ismi yok. Ne? Hocalarımız okutuyor. Böyle bir dergatta, tarikatta var ya Türkiye’de. Birkaç tane var. Ya Hanefi’ye göre bu böyle. Tamam mı? Bizim hocamız böyle diyor.


7. Bölüm

Ya kardeşim İmam-ı Azam’a göre, Hanefi fekn’ına göre böyle. Bizim hocalarımız İmam-ı Azam’dan da fazla biliyor dedi. Çıktı işin içinden. Dedim pes. Bunca yıllık İmam-ı Azam’dan fazla biliyorsa sizin hocalarınız söyleyecek bir laf yok. O zaman dedim siz kendi isminizle anılacak bir mezheb kurun. Böyle topluyorlar. On yıl sonra başka bir şey çıkarırlar. Planları hazırdırlar. On yıl sonra başka bir şey çıkarırlar. Planları hazırdırlar. Bir on yıl sonra daha başka bir şey çıkarırlar. Planları hazırdırlar. Şimdi Suriye meselesi hallolur. Bir de Filistin meselesi çıkar. Hadi Filistin’e cihada gidilir. Değil mi? Tabi hiç gidemezsiniz Filistin’e cihada. Hiç Filistin cihada oluyor mu? Nedense Afganistan’a gidilecekse bütün yollar açık.

Filistin’e gidilecekse bütün yollar kapalı. Hiç düşünmediniz mi? Hiç siz Filistin’e giden bir cihatçı, bir Müslüman gördünüz mü? Arapların içerisinden olsun, Avrupa’nın içerisinden olsun. Yok. düşünebiliyor musunuz? Dayiş denilen örgüt. İsrail’le savaşmış olsaydı, bütün Müslümanların onların arkasında durmaları farzayındı. Dese ki ben İsrail’le savaşıyorum, farzayım bütün Müslümanların arkasında durması. Dese ki ben İngiltere’yle savaşıyorum, farzayım bütün Müslümanların arkasında durması. Dese ki ben Amerika’yla savaşıyorum, bütün Müslümanların arkasında durması farzayım. Bütün Müslümanların eğer gerçekten doğruysa, isabetliyse. Yok. Hiç Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Rusya, Hristiyanlara, Yahudilere atılacak bir tek kurşun verir mi?

Vermez. Adam bir Dayiş meselesi çıkardılar, Suud Arabistan’a sattılar bilmem kaç milyon dolarlık, 250 milyon dolarlık mı silah sattılar? Milyar dolarlık. 250 milyar dolarlık. Katar’a bir şey yaptılar, bir adavere yaptılar, Katar 150 milyar dolarlık mı aldı? Katar 150 milyar dolarlık aldı. Orada Birleşik Arap Emirlikleri ıvır zıvır ağzım yüzüm derken neredeyse o bölgeye bir trilyon dolarlık silah sattı mı Amerika? Son dönem sattı. Kime sattı? Hepsi de Müslüman. Kime karşı aldılar bu silahları? Yine Müslümanlara karşı. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Biz de oturduk şimdi, Sırbistan’da kesilen etler caiz midir, değil midir? En büyük konumuz bu şimdi bizim. Lazım. Bu şuna benziyor. Melekler dişi miydi, erkek miydi?

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul Kapıları’nda bütün Kostantini’nin entel yokteleri bunu tartışıyorlar. Melekler dişi miydi, erkek miydi? Tarihin en büyük silah satışı yapılıyor Ortadoğu’ya. Tarihin en büyük silah satışı yapılıyor Ortadoğu’ya. Ve Ortadoğu ülkeleri bu silahların hepsini de gavurlardan alıyor. Ve bu silahların bir tek kurşunu dahi gavura sıkılmayacak. Bir tek kurşun gavura sıkılmayacak. Bir tek kurşun. Bu gavurlardan alınan silahların, hüzelerin olsun busun herhangi bir tanesi İsrail’e veya bu gavurlara dokunmayacak. Kime vuracak bu silahlar? Üçüncü soru. Biz mezarlıklardan geçerken radyo kapatalım mı, kapatmayalım mı? Bunu soralım. Bir daha soru soralım. Zemzem suyu vücuttan terlemeyle mi yoksa böbrek yoluyla mı atılır?


8. Bölüm

İnternette de Çiftlik Bank diye bir şey kurmuşlar. Orada sanal olarak hayvan alınıp satılıyormuş. Ne yapalım? Memleketsever olarak düşünecek olursak bir milyar dolar bir ne kadar oluyor? Bir trilyon dolarlık silah satışı yapılmış Orta Doğu’ya, burnumuzun ucunda Orta Doğu’ya ne kadar emperyalist ülkeler varsa çökmüşler her şeyle. Çökmüşler. Memlekteki hadîs inkarcıları, mezhep inkarcıları, selefin Vehhâbî bozuntuları kol geziyor ortalıkta. Bizim konuşacağımız şeylere bakın. Allâh’ınızı severseniz. Allâh’ınızı severseniz. Bizim konuşacağımız meseleye bakın. Sırbistan’dan gelen ette şüphen varsa yemeyi ver ya. Yeme. Bu kadar basit. Yeme kardeşim. Almayıver. Düştüğümüz hale bakın. Düştüğümüz hale bakın.

Allâh bizi muhafaza eylesin. Mekke’ye göre günah-i kebair on yedi. Bunlardan dördü kalptedir. Günah-i kebairlerin dördü kalptedir. Birincisi Allâh’a şirk koşmak. En büyük günah-i kebairlerden birisi Allâh’a şirk koşmaktır. Kim Allâh’a şirk koşma üzerinde ölürse ebediyen cehennemliktir. Şirk ikilemek demektir. İkilik demektir. İnşâAllah önümüzdeki derslerde bunların açılımlarını okuyacağız. İkincisi isyana devam etmeye niyetli olmaktır. Bir kimse Allâh’ın koyduğu kurallar ve kanunlar var. O koyduğu kurallara kanunlara isyan etmeye niyetli daha bırakmıyor yani. İçkiye devam etmek gibi, kumara devam etmek gibi, isyan etmeye devam ediyor. Zina etmeye devam etmek gibi, gıybete delikoduya, iftiraya devam etmek gibi.

Üçüncüsü neymiş? Allâh’ın rahmetinden ümidini kesmek. Bu şeytanın önden girmesidir. Senin asla günahın affolmaz. Gelecekle alakalı ümidi yok. Benim borcum ödenmez. Ben evlenemem. Benim çocuğum olmaz. Allâh bana vermez. Allâh benim borcumu ödetmez. Allâh beni affetmez. Ben dinimi tam olarak yaşayamam. Ümidim yok. Allâh’tan ümidini kesmiş o kimse. Allâh muhafaza eylesin. Dördüncüsü Allâh’ın mekrinden emin olmaktır. Cenâb-ı Hak’ın cezasından, kahariyetinden, cebbariyetinden emin olmak. yok böyle bir şey kardeşim. Ceza da yok, bir şey de yok. Diyenler var ya. Allâh muhafaza eylesin. Onunla alakalı. Dördü dildedir. Günahı kebaileri. Birincisi iftira etmek. Gözünle görmedin, kulağınla duymadın, herhangi bir şey yok.

İftira ettin. Namuslu insanların namusunu iftira ettin. Görmediğin, bilmediğin bir şeyi onun üzerine iftira ettin. Allâh muhafaza eylesin. İkincisi yalan şahitliği yapmak. Bir kimsenin zararına olacağını bildiğin halde yalancı şahitliği yapıyorsun. Yalan söylüyorsun. Hukukun önünde o kimseye yalancı şahitlik yapıyorsun. Allâh muhafaza eylesin. İnsanın durumunu veya bir uzuğunu değiştiren sihir. Sihircilerin, kahinlerin, büyücülerin kapısından ayrılmıyorsun. Adam seni bırakmış gitmiş adam beni bırakmasın diye büyü yaptıracağım diye uğraşıyorsun. Kadın seni bırakmış gitmiş aman kadın beni bırakmasın diye büyü yaptıracağım diye uğraşıyorsun. Yok evli çocuğu var gelinini sevmemiş gelinden oğlu ayrılsın diye sihir ve büyü yaptırıyorsun.


9. Bölüm

Yok oğlan kardeşi bu kadından kurtulması lazımmış sihir ve büyü yaptırıyorsun. Allâh muhafaza eylesin. filanca karnın kabarmış hasislik yapmışsın onun işi bozulsun diye büyü yaptırıyorsun. Bu da ne? Bu da büyük günah kebalilerden birisi. Hakkı iptal eden veya batılı yerleştiren yalan yemindir. Bir de bir kimsenin hakkı o ama sen yalan yere yemin ederekten onun hakkını onun hukukunu çiğniyorsun. Yalan yene yemin ederekten batıla yardımcı oluyorsun. Allâh muhafaza eylesin. Üçü de midededir onlar da haksız olarak haramı yetim malını yemek. Haksız kazanç sağlayıp onu yemek, yetim malını yemek önceden bir kimse yetim kalırsa ona bir veli tayin edilirdi. Diyelim ki babası öldü babası ölünce amcasına, babası ölünce birinci derecede baba dedesine.

Baba dedesi yok amcası, büyük küçük ortanca hangisi ise. Bunlar o kimsenin velisi olurdu. O veli onun malını İslam hukukuna göre istediği gibi tasarruf ederdi. Bu noktada o velinin yetim malını kendi uhdesine geçirmesi, o malını yemesi Allâh muhafaza eylesin. Riba yemek faiz. Bir Müslümandan beş lira alacağım varken altı lira aldın, altı lira aldın bir lira faiz aldın Müslümandan. O Müslümandan bir lira faiz aldın Kabe duvarının dibinde annen ne zina etmiş gibi günaha kebahire girdin. Bunu yiyenler şöyle diyorlar ya Hocam hadîs sahibi, Peygamber’im böyle bir laf söyler mi? Söylemiş. Sana mı danışacaklar ahmak? Sen faiz yemek istiyorsun da o yüzden öyle söylüyorsun. Ben ilahiyet mensunuyum da ne mensun olursan ol dedim.

İstersen on sefer ilahiyet bitir. Ne yapacaksın dedim faiz mi yiyeceksin? Ses yok. Ağır geldi de hadîs dedi. Ağır gelir dedim din insanlara. Uymazsan ağır gelir. Müslüman bir kimseden bir lira faiz alan bir kimse annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girer. Faiz yemek en büyük haramlardan birisidir. Onlar diyor o faizciler mezarlarına şeytan çarpmışcasına kalkarlar. Allâh muhafaza eylesin. Sarhoşluk veren şeyleri yemek ve içmek. Ne sarhoşluk veriyorsa onu yemek, onu içmek, ona devam etmek günahı kebait. Kim içki içmeye devam ederse, kim içki içmeye devam ederse ona tövbe etmeden ölürse Allâh muhafaza eylesin. O cehennemde devamlı kalacak. Zina etmeye devam edenler, tövbe edip geri dönmeyenler.

Allâh muhafaza eylesin. İkisi de edep yerindedir. Bunlar zina ve livaatadır. Bir kimse zina ederse en büyük günah kebalilerden birisini işlemiştir. Erkekler ve kadınlar bu günahtan uzak duracaklar. Hele bu dönemin ve geçmiş dönemlerinde en büyük manevi hastalıklarından zina, en büyük hastalıklarından. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke’de geldiğinde vardı. Medine’ye hicret ettiğinde de vardı. Tabiri caizse faişelik kadim bir meslek haline gelmişti. Hala da aynı. Arkadaşlar, erkekler, bayanlar, evliler, bekarlar, evlenmeniz helal. Nikahlanmanız helal. Zina etmeniz haram. Evli kadınlar, kocalarınız hoşunuza gitmiyorsa boşanın. Gidin bir daha evlenin. Kocalarınızın nikahı altında başka erkeklerle zina yapan kadınlar nasıl Allâh’ın yüzüne bakacaksınız?


10. Bölüm

Nasıl o kocalarınızın yüzüne bakacaksınız? Boşanmanız helal. Erkekler bir kadın sizden boşanmak istiyorsa sorun. İyi düşündün mü düşündün? Bak bir daha düşün. Düşündün mü düşündün? Beni boşa mı diyor? Boşayın. Boşa. Ama evli kadın nasıl gider başka bir adamla sen böyle bir hayat yaşarsın, zina edersin? Ondan sonra soruyor bana. Karı koca gelmişler. Biz sizin isminizi duyduk. bir şey danışacaksınız. Buyurun kardeşim. adam yanında kadın iki tane adam değiştirmiş bu arada. Allâh’tan korkmuyorlar. Bizim nikahımız olur mu olmaz mı diye bana soruyorlar. Diyanete sordunuz mu dedim. Ne dedi Diyanet dedim? Onların yalancısıyım. Diyanet demiş ki senin resmi nikahın kimde duruyorsa sen onunla nikahlısın.

Oturmayın orada. Oturma orada. Bunu söyleyeceksen orada oturma. Oturma ya git istifa et. Git istifa et. Git istifa et ya. Git istifa et. Delikanlı ol, yiğit ol. Allâh’ın rezaklığına iman et. Yok adam bu fetvayı vermiş. Kim verdi sen? Bu ne ya? Ne hale geliyorsun? Diyanet bu fetva verince kadınlar istersen on tane erkek dolaşsın. Erkekler istersen on tane kadın dolaşsın. Ne hale geliyorsun kıymetli dostlar kardeşler ya. Biz oturmuşuz Sırmistan’dan gelen etleri düşünüyoruz şimdi. Herkesin derdi ayrı. Dolaşmış, bildiğin dolaşmış. Ne hale geldik? Kocasının dayısıyla yatan kadını mı ararsın? Amcasıyla yatanı mı ararsın? Söylemeye utanıyorum artık. Söylemeye utanıyorum, dilim varmıyor. Zina, büyük hastalık.

Evlenin ya. Evlenin. Evlenin kardeşim. Kadınlar, adam hoşunuza gitmedi mi? Boşanın gidin evlenin. Boşan bir daha evlen. Boşan bir daha evlen. Boşan bir daha evlen. Helal ya. Helal. Erkekler boşan evlen. Boşan evlen. Helal. Zina yapma. Zina yapma. İslam çok eşliliğe fetva veriyor. Çok eşliliğe müsaade ediyor. Tampamlar çalıyor. Nasıl böyle bir şey olurmuş diye. İyi alın. Sisteminiz bu. Herkes gücü yeten gücü yetenle yatacak kalkacak. Adamın kız kardeşi. Ha olmuş hocam işte. Ne olmuş ya dedim. Ne olmuş? Utanmıyor musunuz dedim. İki tane adamsınız burada. Ama adamız diye geçiniyorlar. olmuş. Eee ne yapalım evlilikleri devam etsin. Zina, haram. İstediğiniz yere şikayet edin beni dedim. İstediğiniz yere söyleyin.

İtiraf ediyor musun dedim kadına. Sen iki tane adam dolaştın mı? Dolaştım dedi. Onlarla cinsel ilişkiye girdin mi? Girdim dedi. Ben açık açık konuşuyorum. Hem de abisi de duysun diye. Girdin mi? Girdim dedi. Girdin mi? Girdim dedi. Senin İslam hukukuna göre recmedilmen lazım. Öldürmen lazım senin dedi. Öldürülen bir kimsenin de nikahı kalmaz zaten dedi. Ha sen şimdi dedim. Zahiren dirisin. Manen ölüsün. Gidin dedim. Diyanetin fetvasını uyuyorsanız uyun. Bilmiyorum ne yaptılar. Uyarlar ama sıkıntı yok. Bugün bir arkadaş geldi kardeş geldi. Kahve içtik bir şey anlattı. Dedik ya bizim apartmandaki komşu kadın dedi. Gitti böyle bir şey yaptı dedi halt iş dedi geldi. Apartmandaki kimse dedi onun kapısını açmadı konuşmadı.


11. Bölüm

Gittiler başka bir yere göçtüler dedi. Allâh muhafaza eylesin. Livat’a erkeklerin erkek erkeğe cinsel ilişkiye girmesi. Erkek erkeğe cinsel ilişkiye girmek. Kadın kadına cinsel ilişkiye girmek. Büyük günahı kebair. Ama Türkiye Cumhuriyeti hukukuna göre suç değil. Parayla yaparsa devlet vergisini almadı diye Devlet neden vergi alamadım diye onunla uğraşıyor. Zina suç değil. Bir kadın istediği kadar bir adamla yatıp kalkabilir. Bir adam istediği kadar bir kadınla yatıp kalkabilir. Suç değil. Evet. Biz de oturmuşuz. Neydi soru ya? Başka bir tane daha vardı orada ya. Neydi? Mezarlıktan geçerken radyo kapatılmalı mı? Radyo kapatılmalı mı? Bildiğiniz suç değil arkadaşlar. Şurada kapının önünde iki tane erkek erkek birbirini uydursa görseniz siz orada arabanın içinde veya dışarıda Şikayet etseniz böyle böyle bir şey oluyor diye suç değil.

Uyuşturucu çekmiş, upuzun yatıyor orada, titriyor. Alıp götürüyorlar onu. Üzerinde uyuşturucu varsa tamam uyuşturucu yoksa üzerinde bir şey diyemiyorlar, bir şey de yapamıyorlar. Uyuşturucu kullanmış. Evet. İkisi de eldedir. Adam öldürme, hırsızlık yapmak. Hakikaten. Adam öldürmek, hırsızlık yapmak. Haksız yere adam öldürmek. hadîs-i şerif var ya ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki ölen öldüğünü, neden öldüğünü, öldüren neden öldürdüğünü bilmeyecek. Adam öldürüyor. Trafikte öldürüyor adam. Neden yanıma battın? Güm, öldürdü. Bitti. Neden eğri gittin? Güm, öldürdü gitti. Ne olacak? Yirmi beş sene sonra yatak çıkar. Bana küfür etti. Bu küfre dayanamadım, öldürdüm. Güm, öldürüyor gidiyor. Ne oldu?

Ya bana küfür etti ama. Adamı güm öldürdü. Ne oldu? E bizim onda alacağımız vardı ödemedi. Öldürüyor. Neden? E ne olacak ya? En fazla cezası otuz altı yıl. Ya af çıkıyor bir şey çıkıyor bir şeyler oluyor. Çıkıyor. Var mı bir katilin ebediyen ceza önde kaldığı? Yok. Ölen öldüğünden kalıyor. Öldüreni bir öldür de bakalım ne olacak. Ne olacak? O öldüreni ölenlerin varislerinin eline bir bırak bakalım ne olacak? Olmaz. Ölen gitti. Allâh muhafaza eylesin. Hakkınızı helal edin. Şu böyle Diyanetin fetvasını duyunca benim altım üstümü getirdi bu mesele. Gerçekten hiç içim içime sığmıyor. Otursam günlerce ağlasam içimdeki bu şey bitmeyecek. Böyle günlerce ders yapsam böyle belde belde dolaşsam gene içim şey olmayacak yani.

Alevi alınmayacak yok. Bunu nasıl söyleyebiliyorlar? Bunu nasıl diyebiliyorlar? Bunları nasıl böyle konuşabiliyorlar? Ben hayret ediyorum. Değmez ya para için, memurluk için değmez. Değmez ya. Vallahi değmez ya. Yazık ya. Yazık. Ya onu söyle git savcılıkta ifade ver ya. Bu böyle anlamıştı. Hiç olmazsa öyle de. Bu böyle anlamıştı. Ben bana söylenenlerin yalancısıyım. Yarın açın telefon sorun. Haftaya da deyin ki ya teyit edin. Bunu yalanmış deyin. Ben de buradan özür dileyin herkesten. Bana söyleyenler o zaman bu konuda şey yapmışlar diyeyim. Gerçekten bir arayın. Tabi tepki koymayın ama tepki koyarsanız bir daha söylemezler. Böyle fetvan verilir derseniz bir daha cevap veren olmaz. Değiştirebilirler.


12. Bölüm

Sakallı birisi gider sorarsa ona da zaten onun doğruyu söylemeyebilirler. Kendilerince söyledikleri doğruyor. Allâh muhafaza eylesin. Haklarınızı helal edin. Ben muhakkak ki ben kardeşler böyle zina eden kardeşler değil. Böyle asla içimden geçmez böyle bir şey düşünmem bile. Arkadaşların kardeşlerin üzerinde. Bu tabi sohbeti sadece buradaki kardeşler dinlemiyorlardı. Bir sürü dinleyenler var. Ondan sonra bu cemaatın dışı ile alakalı. İçi ile alakalı değil ama var bu. Ne yazık ki ülkemizin durumu bu. Ne yazık ki. Ne yazık ki bu. Gece saat ikide üçte sohbetten gelenler görürsün bunu. Bursa’nın dışına polisleri koymuşlar. Çeviriyorlar. Gelen arabayı. Salı günüdü. Çanakkale’den gelirken üfle. He dedim üfleyim.

Bu dedim buraya konulacak bir şey değil ki dedim bu sefer. Her ben söylediklerinde bunu söylüyorum. Sen git anayola üfle dedim. Sen git anayola üfle de. Ne işin var anayolda? Git sen Nilüfer’e git. Git sen Görükli’ye git. Git sen heykelin altındaki pavyonların altına git. Oraya kur sen. Trafik polis tezgahını. Yürüyen hareket eden arabalar üflet. Yok. Nereye koymuş? Anayola koymuş. Nereye koymuş? İstanbul’dan girişe koymuş. Dedim ne burada üfletiyorsunuz ki dedim ben. Böyle baktı. Burada niye üfletiyorsunuz? Ben İstanbul’dan geliyorum. Gece saat bir buçuk üfle diyor bana. Dedim kaldırın tezgahı buradan. Dedim gelin heykelin altında dedim. Sigortanın önüne çekin arabayı. Heykelden sigortanın SSK’ye kadar sağlı sollu arabalar.

Zaten içerleri dolu da. Bir de anayola çıkarmışlar. Belli nereye geldikleri. Belli mi belli. Koy tezgahı aşağı. Çıkanı üflet. Çıkanı üflet ya. Sen sarhoş mu yakalayacaksın? Yakala. Ama onlara bir şey yapamazlar ki. Onlara dokunamazlar. Evet. Bakın dinsize, imansıza, sarhoşa, uyuşturucuya dokunamazlar. Dokunamazlar. Kime dokunurlar namuslu insanlara dokunurlar. Kime dokunurlar senin benim gibi insanlara dokunurlar. Ona dokunamaz ki. Hangi sarhoş yolcu sarhoş. Bir telefon açar sürdürür onu bir yere. Ona dokunamaz. Dokunamaz. İstanbul’lu, Yalıva yolu dolu sağlı sollu gece kulüpleri. Gece saat 1’den 2’den sonra çıkanları görün. Dönmesinden tutun da bilmem nesine kadar. Her İzmit’ten gelişimde, her İstanbul’dan gelişimde görüyorum.

Koy oraya. Çıkanı üflet bakalım. Yok. Yok. Mekan sahipleri ayağa kalkar. Giderler emniyete derler ki ya, ne oluyor bizim ekmeğimizle mi? Ekmeğimizle mi oynuyorsunuz? Neden? Pena ama trafik polisi geliyor onları üfletiyor. Belli değil mi nereden çıktıkları? Ne olacak biz ülke olarak yılbaşında sarhoşlara alo sarhoşum hattı kurumuş bir ülkeyiz biz. Yılbaşında telefon açacak alo sarhoşum gelecek bir tane polis seni alacak götürecek. Nerede oturuyor mu? Filanca yerde. Tabi. Biz oturalım şimdi. Zemzem böbrek yolunda mı atılıyor? Terleyerekten mi atılıyor? Muhteşem. Lâ ilâhe illâllah. Âmîn. Destûr yağma.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Hayret, Kâbe, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı