dini metinleri harfi yöntemle anlama çabalarının arka planında nasların manasını koruma düşüncesi yatmaktadır. Bu zihniyete göre mana sat lafızdadır. Zihin, vakıa, akıl ve tarih ondan ayrılmaz. Hal bu ki literal denilen harfi anlayış teorik bir zorlama olup aklı, nası ve vakayı inkardır.
Zaman Hakkında
Böyle bir durum hasımları tekfire insanı dini davranışlarda aşıtırlıya götürür. Hasan Hanefi, İsar Zaman Kahire. İmam Maturidi böyle bir tuzağa düşmemiştir. Ona göre yeri geldiği zaman icma ve kıyasta dini anlamda meşru bir yorum biçimidir.
Zaten hüküm vermede insanlardan hakemlere başvuran Arap geleneği Kur’an’ın önerdiği bir yöntemdir. Eğer karı koca arasında açılmasında endişe ederseniz erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakim gönderin. Ayette söz konusu hakemler Kur’an ve sünnet değil eşlerin akrabalarıdır. Nisa 105’te geçen Allah’ın sana gösterdiği gibi pasajı aklını kullanarak anladığın şeylerle manasına gelir diyen İmam Maturidi, “Eğer Kur’an’la bütün hükümler anlaşılmış olsaydı o takdirde Allah’ın sana gösterdiği gibi” denilmesinin bir anlamı kalmazdı demektedir.
Buradan sorunu insanın çözeceği anlaşılıyor. Şimdi zaman zaman insanlar bir hakikatin meydana çıkmasını değil kendi anlayış ve görüşünü dikte etme yoluna gidiyorlar İslam dünyasında. Öyle olunca işte bu tarihselciler veyahut da akılcılar veyahut da işte direkt biz Kur’an’ın yüzeysel olarak ne dediğine bakarız, öyle hükmederiz noktasında duranların aralarında çatışma çıktığı gibi halk veya inananlar bu tip meselelerde nasıl davranacaklarını da karıştırıyorlar. Böyle olunca bu aslında Kur’an ve sünnetin anlaşılmasında ve anlatılmasında da problem çıkarıyor.
Öyle olunca bu az önce hani bir arkadaş da sormuştu Allah’a itaat edin, resulüne itaat edin diye bir mesele çıktığında biz o zaman Allah ve resulüne götürmeliyiz meseleyi. Allah ve resulüne götürdüğümüzde de meselede işin içerisine hem vahiy girdi hem akıl girdi. İşin içerisine hem gelenek girdi. İşin içerisine hem aynı zamanda da kültür girdi.
Aynı zamanda işin içerisine girilince mesela ailelerin kendi örfleri de girdi. Bunu böyle etraflıca alırsanız o zaman meseleyi Kur’an, sünnet, icma-i ümmet aynı zamanda aklın öngörüsü, aynı zamanda oradaki topluluğun kültürel yaklaşımı, oradaki küçük bir topluluğun bir aşiret de olabilir. Oradaki onların edebi, ahdabı bu meseleye anlayış biçimleri de cem edilerekten meselenin hakikate çıkar. Bazı hakikatler vardır.
İki kişinin arasında iki kişiyi ilgilendiren bir hakikattir bu. Bazılarında aileyi ilgilendiren şeylerdir. Bazılarında sülaleyi ilgilendiren şeylerdir. Bir mesele vardır ailenin bütün fertlerini ilgilendirir.
Bir mesele vardır karı kocayı ilgilendirir. Bir mesele vardır işin içerisine bütün dünürler de girer, akrabalar da girer. İşte bu tip meselelere bakarken İmam Maturidi bütün yan ögeleri de bir bütünün içerisine alaraktan hepsini gözeterekten içtihat eder. Eğer bu devlet meselesi ise o zaman devletin de kendine ait bir geleneği, kültürü vardır.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı