Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber'in…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Cenâb-ı Hak gündüzünü de hayırlı eylesin, ayın olduğu yılını da ömrümü de hayırlı eylesin inşâAllah. Baya oldu buraya gelmeyeli. Ne kadar oldu? 2018 Şubat efendim. 2018 Şubat 2019. O zaman ne olmuş oluyor ya? Vay. Ne de seni saklıyor. Onlar iyi günler. Yaş dedin mi? Göç dedin mi? Bayındır. Götürecekler beni Bayındır’a götürmen karar verdim. Dedin mi? Artık da ondan sonra artık seni en yakın zamanda Bayındır’a götüreceğiz. Allâh’a emanet olun inşâAllah. Benim daha doğrusu karı dedin mi? İnsanların ses seviyesi konuşurken yüksek çıkıyor. Ben de bayan adı olarak yüksek çıkmaması için gayret ediyorum. Ama istemese şimdi de sesim yüksek çıkıyor. İsteyerek olmuyor günah mı? Normalde sesin yüksek çıkması çok hoş bir şey değil.

Ama böyle yöresel bir meseleyse bunda yapacak bir şey yok. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Bunu sesli okumayın demiş ama dervişlerin duvası müsteşem olur. Cenâb-ı Hak normalde derviş kardeşlerin duvasını tecellettirir. O yüzden kardeşi sesli okumayın demiş. Ama derviş kardeşlerin duvasını tecellettirir. O yüzden kardeşi sesli okumayın demiş. Ama inşâAllah bir kardeşimize böyle haciz geliyormuş. Adı adına bu kurcu çok hoş. Cenâb-ı Hak kurtarsın inşâAllah. Âmîn. Ödettirsin inşâAllah. Âmîn. Çünkü borçlu yaşamak çok zor bir şeydir. Allâh muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak hiç bir derviş kardeşimizi borçlu yaşatmasın. Âmîn. O borçlarına ölmeden de bu dünyadan ötüp gitmesine hiç bir kardeşimiz yok. Âmîn.

Sevgide mihmet neden gerek nedir? Sevgilene yakınlaşamamak yeterince mihmet değil midir? Yoksa dünyası neyse de nasıl sabretmek nedir? Bir kimse seven, eğer gerçekten seviyorsa sevdiğine karşı bir mihmet duygusunu olur. Sevdiğine karşı böyle bir tabircaysa tevazu bu, alçak gönüllü. Her daim ona yalvaran, her daim ona yakaran, her daim onu talep eden ortasında olur. Bu tabi sevmek bizim içinizde normalde söz konusu olan şey Allâh’a karşı böyledir. Aslında seviyorsa bir kimse kimi sevdiyse sevgisine, sevdiğine karşı bir mihmet duygusu taşır. Tabi bu mihmet duygusu bu insanların arasında bildiğimiz bir mihmet duygusu değildir. Burada o kimse mihmet duygusu içerisindeyse sırf sevdiğinin emrine, isteğine, görüngesine girer.

Normalde o mihmet duygusu onun görüngesiyle alakalıdır. Normalde insanlar birbirlerine mihmet etmezler. Mesela insanların birbirlerine mihmet etmeleri de çok doğru görünmüyor. Mesela peygamber, sadulları vesaire maddetleri, ashabın büyük güç olduğunu, birbirlerinden bir şey istenmemesini, normalde istemenin hoş olmadığını beyan etmiş. Mesela Hz. Ömer efendimizin oğlu Abdullah’a bir hediye gönderir. Bir hediye gönderince Abdullah der ki benim ihtiyacım yok ya Resulallah. Bu aşureyi birden kısa tutayım sohbeti, üstüme dövdüm. Tamam. Mehmet yiyemez şimdi aşureyi. Kısa tutayım ondan sonra yesin herkesi. Hz. Abdullah geri gönderir. Geri gönderince der ki ey Abdullah, sen bir şey istemeden, herhangi bir şey söylemeden sana birisi bir şey verirse sen onu al, kabul et.


2. Bölüm

Ama hiç kimseden bir şey istemeden. Mesela Abdullah’ın oğlu sonra babası için diyor ki babam hayatı boyunca ölünce kadar hiç kimseden hiçbir şey istemedi. Ama ona bir şey verdiklerinde de hiç reddetmedi. Ona birisi bir şey verdiğinde de bir hediye verdiler. Veyahut ona bir ikramda bulunmuyor. Onu davet ettiğinde hiç bir şey reddetmedi. Bakın hiç reddetmedi. Bu ölçülü, şimdi sevgide mihnet, insanlar birbirlerinin arasına mihnet duygusu muhabbetinden verir. Ya muhabbet duyduğundan öyle. Ama Allâh’a devamlı mihnet duygusu insanın mihnet duygusuyla duygulanır mı? Evet. Onu hisseder mi? Evet. Üzerinde tecelli edecek olan şey Allâh’a mihnet duygusunu duyuyorsa Allâh’ın emir ve yasaklarını çiğnememesidir.

Eğer ki bireyler arasındaysa bu, normalde bireylerin birbirlerinin sınırlarını çiğnememesi söz konusunda. O zaman o kimseye siz mesela derim ki bu mürid mürşid arasında da var. Süncülikte mürid ne kadar severse sevsin kendince kendi sevgisini görmemesi için der ki üstadın beni sevdiğinden ben onu seviyorum. Öyle düşününce üstadına karşı bir mihnet duygusu taşır. Öyle taşıyınca o zaman o kimsenin üstadının sözünün dışına çıkması, üstadının emrinin dışına çıkması söz konusu olmaz. Hiç olmaz. Bu ilişki öyle bir şeydir ki normalde mesela sever ne sevgilerinin arasında küçücük bir perde olmuş olsa gerçekten seviyorsa o kimse o perdeyi hisseder hemen. Hemen derviyonunu toparlanır, ben nerede yanlış yaptım der, ben nerede eksiklik yaptım der kendisini toparlar.

Ama normalde o perdeyi hissetmiyorsa o zaman o normalde sevgisi o zaman tam olarak kemale ermemiş, o seviyormuş gibi görünüyor, orada sıkıntı var. Allâh’la da aynıdır. Normalde bir kimse bazı kalpler vardır ki Cenâb-ı Hak onları ilham eder. O kimse kendince bunu hisseder, hissetmemesi mümkün değildir. Bu arada perdeleniyorsa o zaman o kimse sevenle sevgilerinin arasında sıkıntı var. seven sevgilerinin hukukunu yerine getirmedi. Seven sevgilerinin çizgisinde değil. Seven sevgilerinin yörüngesinde değil. O yüzden neden yörüngesinde değil ise o perde onun kendisine ait. O duvarı kendisi ördü. O perdeyi kendisi çekti. Bunda sevilenin suçu yok. Bizde ise bu ucuzdur. Hemen sevilene yüklen. Allâh bunu böyle istedi.

Kendi hatasını görmüyor. Adem’in yolunu seç, hatanı gör. De ki ben nefsime zulmeden nereden oldum? De ki sen beni temizlemezsen ben asla temizlenmem. Bu nedir? Bu Adem’in yoludur. Öbürkünün yolu nedir? Öbürkün bir yeri suç var. Bu neyle? Kime perdelendiyse? Perdelendiği yere suçu atar. Onun üzerine yükler. O kendi hatasını görmüyor. O şeytanın yolunu takip etmiş. Şeytan kendi hatasını görmedi. Kendi hatasını örttü. De ki ne yaptıysan senin yüzünden olduk dedi. Cenab-ı Hakk’a dedi bunu. Ve ben de senin kullarını saptıracağım dedim. bunun intikamını ben kullarını saptırarak tanıttım. Şimdi burada normalde o kimsenin mihnet duygusu. Her daim sevilene karşı olması gerekir. Her ne olduysa onun yüzü sürmetine olmuştur.


3. Bölüm

Her ne olduysa her ne yaşandıysa onun yüzü sürmetine olmuştur. Başka bir şeyi yüzü sürmetine olmamıştır. Normalde o mihnet duygusunu kaybeder zaten Allâh muhafaza eylesin. Azgınlaşır ve sapkınlaşır. Bunu kaybeder. Allâh’a karşı kaybettiyse azgınlaşır sapkınlaşır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı kaybettiyse sünnet seni terk eder. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sırtını döner. Bu üstadıysa üstadı ile alakalı mihnet duygusunu kaybederse ona sırtını döner. Kadının kocasına karşı ise kadın kocasına sırtını döner. Erkek karısına karşı öyle duyduysa erkek karısına sırtını döner. Çocuklar anne babaya öyle düşünüyorlarsa anne babayla araları bozulur onlara sırtını dönerler.

Bu normalde tabii insanların bu mihnet duygusu karşısındaki insanı ezmek için değildir. Muhabbetin oluşması, muhabbetin tesis olması insanların birbirlerine bağlılığı içindir. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Bazı eleştirmenler o seni yolunu kaybetmiş bulup sana yol göstermedi mi? Dua ayeti ile isme sıfatını veddediyor. Bu bu halden ya Rabbi benden daha iyi bildiğin hatalarımı cehaletimi affet haddimi açtığım için beni boğuşta. Kasıtlı kasasız günahlarımı boğuşta. Şakalarında kendimi beğenmişlik yaptığım için beni boğuşta. Çünkü bunların hepsi bende mevcuttur. Bu dua ümmet içindirir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetinde iki hali vardır. Bir hali vardır ümmete yöneliktir, halka yöneliktir.

Bir hali vardır kendi iç dünyasıyla alakalıdır, kendisine aittir. Ama peygamberlerin hiçbir zaman halka yönelik anları, halleri hiçbir zaman eksilmez. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetinin bu tip duaları halka yöneliktir. Biz şöyle düşünürüz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetinde böyle dua ettiyse biz nasıl kendimizi eksiksiz, kusursuz görelim? Veya Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri bu şekilde mesela tövbe etmesi onun günahkârlığından değildir. Ben günde en az 70 kez tövbedirim demesi onun günahkârlığından değildir. Ümmetine yol açmak içindir. Ümmetine yol açmak için böyle konuşmuştur. Veya Cenâb-ı Hak ümmete yol açmıştır oradan. Ama bunun kasıtlı meseleye bakanlar bu son dönemde artmaya başladı.

Bu son 150-250 mesele, bu son 150-250 bazı tefsircilerin bazı kimselerin kendi kendilerine ben bunu masonik bir hareket olarak görüyorum. Çünkü bunu normalde tefsirlerine alıkoyarlar kendi zamanlarının masonları ve kendi zamanlarında gizli bir şekilde eğitilmiş bu noktada piyasaya sürülmüş kimseler. Bunları arttırıyorlar şimdi. Bunları hızla arttırıyorlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerinde günahkâr görmek için hızla arttırıyorlar. Bakın tekrar söylüyorum. Kim Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerini günahkâr görürse küfür ehlidir. O normalde namaz da kılsa küfür ehlidir. Hz. Muhammed Mustafa’yı günahkâr görenler namaz da kılsa küfür ehlidir. Biz de beraber otursa lâ ilâhe illâllah dese Allâh’ı zikretse de küfür ehlidir.


4. Bölüm

Kafasını secdeden kaldırmasa da küfür ehlidir. Kim Muhammed Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellemi günahkâr görürse küfürü tam ortasındadır hem de. Bakın tam ortasındadır. Buradaki bu hadîs-i şerif gibi o kadar çok hadîs-i şerif vardır ki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri dua eder. Ya Rabbi bilerek veya bilmeyerek işlediğim günahlarımı affeyledi. Şimdi geçmişte gelecekti işleyeceklerimi de affeyledi. Dua var. Hz. Peygamber efendimizin ağzından. O bir din öğreticisi. O bir din öğreticisi olduğu için ümmetin nasıl dua etmesi gerektiğini de öğretiyor. Ümmet onun ayak izlerini takip etmek zorunda. Ümmet onun ayak izlerini takip ederse ancak kurtuluşa erer. O yüzden onun oturması, kalkması, yemesi, içmesi, ibadeti, duası, zikri, tövbesi hepsi de ümmete yol göstermek içindir.

Onun günahkâr olduğundan dolayı değil. Şimdi âyet-i kerimelerde de dua var. Âyet-i kerimelerde dua olduğu için biz diyebilir miyiz ki Allâh da kalktı, günah işledi o yüzden tövbe diyor. Allâh Kur’ân-ı Kerim’de kullarının ağzıyla konuşuyor. Peygamberlerin ağzıyla konuşuyor. Diyebilir miyiz şimdi biz Allâh kul mu diye? Allâh peygamberlerin diliyle konuşuyor. Musa aleyhisselâm’ın tövbesini anlatıyor. Biz diyebilir miyiz şimdi Allâh kulunun yerine geçti de oradan tövbe diyor günahına diye? Allâh’ım hafaza eylesin. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de ümmetine yol gösteriyor. Ona ümmete işaret veriyor. Ümmete bu noktada gidecek olduğu yolu gösteriyor. Ama bu ne yazık ki bu tekrar tekrar söylüyorum bu son 200 yıldan beri olay gelen bir şey bunu tekrar pişirip önümüze koyuyorlar.

Bu global bir hastalık. Bu bütün dünya üzerinde projelenmiş bir şey. Müslümanlar güçsüzleştikçe, Müslümanlar inandıkları gibi değil yaşadıkları gibi inanmaya başladıkça ve bozulma hızla devam edince Elimizde bir tek Kur’ân ve sünnet-i seneye kalmıştı. Şimdi sünnet-i seneye hadisleri dalıyorlar elimizden. Ve işin acı tarafı bir hadîs kitabı açmamış okumamış kimseler. Evinde bir hadîs kitabı olmayan kimseler. Bu meselenin imini, bu meselenin irfanını, bu meselenin çilesini çekmemiş insanlar ağızlarını doldura doldura hadisin karşılığı yapıyor. Ve Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adıyla günah işlediğini dahi küstahça söyleyebiliyor. Bende bir tane üççitlik tevsil var geçenlerde ismini verdim.

Vaktim varsa teker teker hepsinde okuyacağım nereden ne yapmış diye. bir meseleye bakmak için Allâh denk ettirirken orada duruyor kitaplıkta uzun müddetten beri duruyor. Hiç açmadım bile içim istemiyor böyle onu açmak nedense duruyor böyle kutusunda jiletinin de duruyordu. Ya dedim şu mesele bir sohbet hazırlıyorum. Dur dedim ya şuradan açayım bakayım. Oradan açtım baktım başka bir şeye bakarken orası denk geldi. Bir okudum Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin günahkar olarak görüyor. Kaldım ve hangi ayetleri kısırlamış. Uzun müddet masanın üstünde duruyor benim ben o ayetleri teker teker hepsini çıkarayım. Hepsini normalde teker teker cevap vereyim diye. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin günah işlediğini söylüyor tevsirden.


5. Bölüm

Ve böyle tüylerim diken diken oldu kendime gelemedim. Ve o tefsir de bana bir arkadaşım bir dostum hediye etmişti. Şimdi böyle onunla da devamı kursa da değil cuma mesajlarına şey yapıyoruz ona uzun bir risale yapacağım bununla alakalı. Diyeceğim ki bana hediye ettin ve sen çok samimi arkadaşım dedin görüştün kimsenin görüşü bitecek. Ona katılıyor musun diye. Ya düşünebiliyor musunuz artık bu çok rahat bir şekilde hadîs inkarından çıktı. Hadîs inkarından çıktı artık Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin günah işlediğini iddia ediyorlar. Bu ne demek biliyor musunuz? Bunun arkasını biliyor musunuz? Bunun arkası kong âyet-i kerimeleri çöpe atmak. Bunun arkası bu. Peygamber günah işledi dediğinizde o da heva ve hevesini uydur.

O da heva ve hevesini uyduysa o zaman âyet-i kerimeler sahih değil. Âyet-i kerimeler bunun arka tehlikesi bu. Ve dünya üzerinde kendini sağlam tutan bir din var. İslam dini, onu ihsaat etmeye çalışıyorlar. Çünkü Kur’ân orada durduğu müddetçe sünnet-i resûlullâh orada durduğu müddetçe dünya üzerindeki enferyalist güçler rahatsız oluyorlar. Müslümanlardaki cihâd düşüncesi var olduğu müddetçe o sünnet-i zeneye sahip olun. Müslümanlar az da olsa Kur’ân ve sünnet-i yaşama derdi olduğu müddetçe rahatsız oluyorlar. Sebep, çünkü İslam bizim evimize karışıyor. Sokağımıza karışıyor. Hukukumuza karışıyor. Ceza hukukumuza, evlilik hukukumuza karışıyor. İslam bizim ticaretimize karışıyor. İslam bizim yönetimimize karışıyor.

İslam bizim hayatımızın her tarafına karışıyor. Her alanına karışıyor. Her tarafına ve her alanına karışınca rahatsız oluyorlar. O İslam orada bu şekilde durduğu müddetçe çünkü hayatın tamamına karışacak devlet dahil buna. Devletin hukuki sistemi dahil buna. Bunu sokağın hukuku, çarşının hukuku, evin hukuku dahil buna. İslam buna karışıyor. Bunlar eşcinselliği sürecekler. İslam eşcinselliği lanetliyor. Bunlar normalde, çok affedersiniz, erkek erkeğe, kadın kadına, karvan çorman her türlü pisliği öne sürecekler. İslam buna karışıyor. Her yeri faiz yuvası yapacaklar. İslam buna karışıyor. Diyor ki ara al. Şeytan çarpmış gibi kalkarsınız mezarlarınızdan diyor. İslam bütün ailelerin cinsel hayatlarından tutun.

Çocuk terbiyesine varıncaya kadar. Karışıyor. Ticaretten tutun. Ticaretten tutun. Ölü gömünceye kadar. Karışıyor. Sabah kalkmaktan tutun. Akşam yatmaya kadar. Hayatımızın her alanına karışıyor. İslam her yere müdahale eden bir din. Her yere ve her şeye müdahale ediyor. Bunlar Müslümanlarda rahatsız. Bir kısım Müslümanlar bunlar gavurlar zaten rahatsız. Gavurların rahatsızlığını anladık da içimizdeki Müslüman görünümlü gavurlara ne oluyor? Onu anlamıyor. Gavur gavurluğunu yapacak rahatsız ol. O istiyor ki istediğim gibi faizcilik yapayım. O istiyor ki istediğim gibi fuğuş yapayım. O istiyor ki istediğim gibi terör yapayım. Dünya üzerinde terörden para kazanıyor emperyalist güçler. Terörle para kazanıyorlar.


6. Bölüm

Orta Doğu’da bir tane kendisi kuruyor bir silahlı terör örgütü. Bu silahlı terör örgütünün kuvvetlendiriyor. Ondan sonra çevre ülkeleri ne kadar elinde demode olmuş kalmış elinde kalmış silah varsa milyon dolarlarla satıyor. Onlarla korkutuyor herkesi. Alıyor getiriyor Güneydoğu’da da bir terör örgütü kuruyor. Bizim de 40 yılımızı eva ettiriyor. Terörden geçiniyorlar. Bakın terörden geçiniyorlar. İkinci geçim kaynakları uyuşturucu. Üçüncü ülkelerde uyuşturucuyu komple imal ettiriyorlar ve uyuşturucuyu sattırıyorlar. Dünyayı yöneten yaklaşık ben diyeyim ki 3 bin tane şirket var sende 5 bin tane şirket var. O 5 bin şirketi yöneten onların çocukları asla uyuşturucunun ulusunun noktasına dokunmaz.

Onların çocukları özel üniversitelerde en yüksek üniversitelerde okurlar çünkü onlar dünyayı yönetecekler yine. Onlar dünyayı yönetmeye devam etmeleri için. Fuhuşu körüklemeleri lazım. Her türlü sapkınlığı ve her türlü fuhuşu serbest olması lazım. Türkiye’de serbest olduğu gibi. Bu sadece gavurlarda serbest değil bizde de serbest. Uyuşturucunun bütün her yerde serbest olması gibi. Bizde de serbest. Bakmayın sizin yasak olduğuna. Okulların önüne satıyorlar. Benim bironun yanında satıyorlar. Kaç sefer şikayet edip de hiç kimse gelmedi bile. Adam otuz gün yatıyor orada çay ocağının önünde. Telefon atıyorlar. Ambulansa böyle böyle uyuşturucudan dolayı gelmiyorlar bile. Gelmiyorlar. Uyuşturucuya göz göre göre göz yumuyor.

Bütün dünya üzerinden. Teröre göz yumuyorlar. Fuhuşa göz yumuyorlar. Uyuşturucuya göz yumuyorlar. Çünkü bunlardan para kazanıyorlar. Sömürüyorlar ikinci ve üçüncü, dördüncü dünya ülkelerini. Bunlarla yönetiyorlar insanları. O yüzden İstanbul’a karışıyor. İslam diyor ki uyuşturucu normalde bu tip şeyleri imal ediyorsan satıyorsan cezası idam olabilir. Fetva verebilirsin. Bakın neden fetva verebilirsin diyor. Terör zaten yasak. İslam’da terörü yoktur. İslam’da savaşan kimse devletin askeridir. Devletin güvenlik güçlerinin haricinde hiç kimse eline silah alıp savaşamaz. Terörtür, harandır. Bayidir, isyancıdır, anarşisttir. Ne adına olursa olsun. İslam adına dahi yapamaz mı? Bunu bir kimse kendisi İslam adına dahi yapamaz.

Bayidir, isyancıdır. Senin devletinin sistemi ne olursa olsun. Sen eline silah alıp da onu değiştirmeye kalkamazsın. İsyancı bağıya olursun. Onun peşine düşenler de isyancı bağıya olur. Yapamazsın bunu. İslam teröre de karşı. Bakın İslam teröre de karşı. İslam fuuşa da karşı. İslam her türlü sapkınlığa karşı. Böyle olunca İçerideki dışarıdaki gavurlar İslam’ın kendilerince Müslümanları bozmak için can araç çalışıyor bak. Allâh bizi affetsin. Gökte rızkınız ve size verilen şeyler vardır. Zariyat Suresi açıklar mısınız? Evet. Bizim rızkımız göklerden gelir. Her yağmur tanesi bir rızıktır. Her kar tanesi bir rızıktır. Bu işin zahir tarafıdır. İşin bir de batın tarafı vardır. O yüzden yağmur yağarken rızık yağıyor.


7. Bölüm

Kar yağarken rızık yağıyor. Cenâb-ı Hak bütün dünya içindeki mahlukatın rızkını gökten yağmurla indirir. Gökten karla indirir. O yüzden her yağmur tanesini bir melek indirir. Rızıktır çünkü. Cenâb-ı Hak’ın el-rezzâb ismi şerifini taşırlar. Ve onlar gökten toprağa, topraktan tekrar insanlara ve hayvanlara gelir. Gökten toprağa, topraktan insanlara ve hayvanlara gelir. O yüzden rızkımız göklerdir. Hepimizin rızkı göklerdir. Bu işin zahir tarafı vardır. Bir de mâne tarafı nedir? Mâne tarafı manevi rızıktır. Cenâb-ı Hak’ın el-hâdi ismi şerifidir. O yüzden o da göklerden gelir. Müftü sana kesin fetva verse de sen yine kalbine danış. Bu hadîs sûfîler için midir? Bu hadîs herkes içindir. Bazı şeyler vardır.

Ona haram diyemez müftü. Çünkü müftün ona hayata zahir noktada ona fetva verilse fetva verecek olan kimseler zahir noktadan bakarlar. Zahir noktadan bakaraktan onun hükmünü verirler. Doğrudur. Bakın bu doğrudur. Bir kimse eğer ruhsatla amel edecekse buna uyar. Bakın ruhsatla amel edecekse buna uyar. Bu normalde bir kimse ruhsatla amel eder buna uyarsa da bu uygun budur, uygun budur. Sufiler buna uymamaya gayret ederler. Sufiler çünkü kendince şüpheliyse şüpheli şeyi bırakır. Haluk hakkında fetva yok. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yakın dairesindeki veya büyük sahabelere şüphelilerden uzak durmalarını tavsiye etmiş. Sahabelerin içerisinde de bu ayrışmış. Sahabeler demişler ki bunun hakkında kesin bir hüküm var mı?

Haram olduğuna dair. Yok. Demişler ki biz bunu yar içeriz. meşhur ya Hazret-i Osmân efendimizin zamanında birisi çıkıyor diyor ki biz zekatını verdikten sonra evlerimizin kerpiçlerinin altından bile yaptırabiliriz diyor. İslam hukukuna göre caiz midir? Evet. Kerpiçini normalde evin duvarının altından İslam hukukuna göre yapsa bir kimse sen neden altını burada evin duvarında kullanmanın diyebilir mi? Diyemez. Tavadan artışın evi orada görür mü görmez mi? Bu ayrı mesele. Tabi o gece o evin komplemi kalkar. Teker teker altın plakalar nasıl alınır? Adam sabah uyandığında meydanda uyanabilir. Evin hiçbir duvarı yok. Böyle uyanabiliyor. Allâh muhafaza eylesin. Ama bu normalde İslam hukukunda böyle caiz olmuş olsa dahi Müslümanlar şüphelilerden uzak dururlar.

Hakkında hüküm olmayanlardan uzak dururlar. Onlar helallıklarında ve temizliklerinde sahihlik ararlar. Mesela temiz ve helal olmalı. Helallığın yanında bir de ne koyarlar? Temizlik koyarlar. Temiz. Helal olması yeter mi? Yetmez. Ya temiz de olması lazım. Temizliği o zaman bir İslam temizlik var bir de içer temizlik var. Bakıyorsunuz o paketlenmiş yiyecek içecek atıştırmalık diyorlar ya onlara bakıyorsunuz. Dışı çok temiz. Harika. Bıcır bıcır. İçi? İçi estağfirullâh. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bütün herkes için geçerli. Şayet hakkı tam manasıyla bilseydiniz su üzerinde yürürdünüz. Dağlar sizinle kayalı hadisi bulursun. Hadîs de kastedilen eşyanın hakikatini bilmek bilir. Hakkı bilen eşyanın hakikatini de bilir.


8. Bölüm

Öyle olunca o kimse normal insanlar gibi yürür. Bazen not alıyorum. Çözemiyorum. Not alıyoruz. Çok güzel. İyimiş not. Şimdi su üzerinde yürü dediği keramet. Normalde bir kimsenin suyun üzerinde yürümesi. Keramet. Bu şimdi o günkü insanların nezdinde veya o günkü insanların nezdinde de olağanüstü bir şey. O zaman hakkı tam olarak tanıyan kimselerin üzerinde olağanüstü zuhuratlar olur. Olağanüstü haller görür. Bu peygamberler de gördüğünde bunlar mucize desin. Bu peygamberlerin haricinde görülenler de bu keramet olur. Ama o kimse Kur’ân ve Sünnet’e tam anlamıyla tabi ise keramet olur. Kur’ân ve Sünnet’e tam anlamıyla tabi değilse onun adına istisraç demir. O yüzden bir kimsenin hakkı tanıması bu kimsenin Kur’ân ve Sünnet’i anlayıp yaşaması ile alakalıdır. hep böyle derslerde böyle öne koyarım ya bunu. kulun farzları yerine getirmesi Allâh’ın en çok hoşuna gittiği, sevdiği bir şeydir.

Nafilelerle yaklaşır. Allâh’ı sever, Allâh da onu sever. Allâh onu severince gören gözü, duyar kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olur. Benimle görür, benimle duyar, benimle konuşur, benimle tutar, benimle yürürler. Öyle olunca benimle yürür deyince o kimsenin yürümesi o zaman herhangi bir sıkıntıya rağmen olmaz. Onun üzerinde bu manada kerametvari şeyler görür. Allâh cümleyi onlardan eylesin inşâAllah. Bir hadiste son nefesinde kelime-i tevhid getirdiği komşusu Yahudi için ateşten kurtaran Allâh’a hamdolsun duası etmiştir. Bu durum genel midir? Bu durum evet bir kimse son nefesinde kelime-i şehadet getirerekten ölürse Allâh’ın izniyle o kimse cennetlik olur. Fakat bir gayrimüslim kimse son nefeste kelime-i şehadet getirirse hiç cehenneme uğramadan direkt cennetlik olur.

Eğer Müslüman ise o kimse normalde son nefeste kelime-i şehadet getirdiyse sonunda cennete girecektir. Onu genelleştirmeyene müslümanlar namaz kılmayacak, umursutmayacak. Ondan sonra son nefeste lâ ilâhe illâllah diyecek adet güldürtecek cennete gidecek. Yok cennete gidecek de tamamen namazı abdestinde sıkıntısı varsa biraz sıkıntı yaşayacak inşâAllah yaşamaz. Lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh diye hiçbir kimse cehennemde kalmayacak. Hiçbir kimse. Hatta müjdevi bir hadîs-i şerif var. Müjdevi var. mahşerdeki sıkıntılar anlatılıyor. şöyle yaşayacak böyle yaşayacak diye. Mahşerdeki bir hadîs-i şerifte o mahşerde sıkıntı çeken müslümanlar hesap yerine geldiklerinde direk oradan cennete gidecekler. mahşerdeki sıkıntıyı o azap olarak görecek.

O yüzden Allâh Muhammed Ümmetinin cehenneme hiç atmayacak diyen bu konuda da hadîs var. Tam bu hadîs-i şerifler çok oklayıp çok kalacak bundan ama emirler çatlasa da patlasa da cennette gidecek diyor ya hadîs-i şerifte. Büyük yavrular çatlasa da patlasa da Allâh’ın cennetine koyacak inşâAllah. Arap Suresi 14-15 Bana yeniden dirilecekleri güne kadar mühlet ver dedi. Haydi sen mühlet verilen neredensin dedi. Diğer mühlet verilen kimlerdir? Şeytan için de mühlet verilen oldu mu? Şeytan için de mühlet verilen oldu mu? Şeytana mühlet verdi zaten. O yüzden normalde şeytana mühlet verildi. Yeniden dirilince kadar o mühletle kullarını Allâh’ın kullarını saptırmaya gayret edecek. Ama Cenab-ı Hakk’ın da bu konuda vadi var.


9. Bölüm

Sen benim dostlarıma, sen benim has kullarımı saptıramazsın diye. Allâh bizi has kullardan eylesin. Mücadele süresinde Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ile gizlice bir şey konuştuğumuz zaman önce sadaka vermemizi istiyor. Bu günümüz için örneğin size tanışacağımın zaman gerekli değil. Biz kimiz ya? Ama normalde mesela şey olarak eski sulhiler böyle üstadlarıyla görüşecekleri zaman, ona gidecekleri zaman biraz da çok tövbe edip sadaka verip öylesi giderlermiş. Mesela Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında görenler sadaka verirermiş. Ertesi sabahı. Şükran için. üstadını gören, pirini gören, güzel bir hayırlı rüya gören kimse ertesi gün sabah sadaka verir. Sadaka çok önemli bir şey. bu günümüzde değerini kaybediyor belki de.

İnsanlar bunu böyle istismar ediyorlar ama mesela sufilerin kendi içerisinde böyle hediyeleşmeleri, birbirlerine harçlık vermeleri, ne bileyim böyle ya o ihtiyacı var, ona gözetmeksizin, öyle demeksizin, böyle andırmaksın. Sufiler öyle andırmazlar. Sûfî alakalı. O kimseye yemek söyler, bir hediye verir. yolda giderken veya çantasına bir şey katıverir. Evine gider, evine bir şey böyle gösterip de aynanın önüne koymaz böyle. O yokken bir tarafa sıkıştırır, gider mesela. Ama ev sahibi çalacak, bulsun onu diye. Ondan sonra oraya da yazar, hediye der. Ama kimse rahat kullansın. Yoksa bir türlü düşürdü mü, birisi burada unuttu mu, şöyle mi oldu, böyle mi oldu. Para gene orada kalır. Ama o zarfın üzerine hediye midir diye yazdı mı tamam.

Al bu zarfı, hediyemiz. Öyle de değil. Bunlar sûfî kültür mü? Olmayan şeyler. Gözüne sokar gibi hediyeleşilmez. Herkesin içerisinde ona hediye versem de uğraşılmaz. Olmaz. Adam hediye verecekse bir kimse. Seviyor sonra. Adabı, usulü, kanı vardı. Kimseye göstermeden giderken hediyesini verir ona. Göstereş bizim her tarafımızda. Göstereş bizim her tarafımızda alt üst etti. Zekat dağıtıyor, adam yazmış koç koç’a. Bilmem ne tekst etti, bir şey. Ne o? Bilmem kimin zekatıdır. Kankat yazmış adam kamyonundan yazmaya. Bir deniz, fotoğrafta gördüm. Bu ne herhalde? Foto mantaş değildir. E bunu normalde anlatıyorum ya, hep Haçlı Öbürü’de de gördüm. Adam tını dayandırıyor oradan, yoğurt atıyor. Bittiğiniz gibi, bildiğiniz gibi yoğurt atıyor.

Eller havada herkesin, bütün Müslümanların. Bir kase yoğurdu, ihtiyacın varsa. Ne işin var Haçlı’ya senin kardeşim ya? Yok. Müslümanlar buna alıştı da. Şimdi nasıl sadaka versin? Adam da dün haberlerde var. Adam caminin önünde, bilmem nerede, bir yerde dilenirken kaldırmış götürmüş. Sadaka üzerinde olamadığı milyar para çıkmış. Kime versin? Ama insanların bir kardeşliği var. Birbirlerinizi gözetin. Akrabalarınızı gözetin. Dostlarınızı gözetin. Kendinizi bir yol biçin. Kendinize bir yol biçin. Kendi kendinize bunu normalde, bu insanların arasında sünnet seniyeler ortadan kalkıyor. Ya sadece sakal bırakmak sünnet değil, sadaka vermek de sünnet. Hem de çok kuvvetli sünnet. Ya Ömre ile alakalı adişe herif ne?


10. Bölüm

Ömre ile alakalı. Diyor ki, Ömre tavaf ve sadakadır diyor, Ömre. Tavaf ve sadaka. Ömre için böyle hadislerde bu, Ömre’de ne yapılır? Bol bol sadaka verir. Bol bol tavaf edilir, bol bol sadaka verilir. Eyvallâh. Ama bizdeki bu sadaka ortadan kalktı. Kalktı, Ümed-i Muhammed’in içinden kalktı bu. Biz gidiyoruz, devasa villalar yaptırıyoruz. Devasa evler yaptırıyoruz. Yarışıyoruz. Herkes yarışıyor. Herkes. Kimse sadaka da yarışmıyor. Kimse yardımda yarışmıyor. Sahabeler yardımlaşmakta yarışırlardı. Allâh yolunda cihâd etmek için yarışırlardı. Sahabeler kimsesizlerin kimsesi olmak için yarışırlardı. O yüzden din orada durduğu müddetçe, Müslümanın da gavurun da rahatsız ediyor, diyorum ya. O Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadislerinin hayatı, sahabelerinin hayatı orada durduğu müddetçe rahatsız ediyor herkesi.

Neden? Onlar çünkü Kur’ân ve sünnete sımsık yapışıp öyle yaşatırlar. Öyle yaşatırlar. O hayat standardı orada duruyor. O hayat standardı orada durduğu müddetçe herkesi rahatsız ediyor. Bakın herkesi rahatsız ediyor. Allâh bizi O’na uyanlardan eylesin. Hazreti Eyüp duasında bana dert geldi. Sen merhametlerin en merhametlisin diye dua etti. Bana merhamet etti midir? Sıkıntılı anlarımıza dua da edebimiz nasıl olmalıdır? Siz isteyin, bizler Peygamber değiliz. Bizler Peygamber değiliz, biz isteriz. O istenilmekten hoşlanır. Hoşlanır. Cumartesi günü sohbetinizde şeytan tayfesinin Hazreti Adem’i yaratılacağı zaman yeryüzünde kandıkıcık bir dört mü yaratacaksın demişti. Sorun şeytan Hazreti Adem’in kovulacağını biliyor muydu?

Daha önceden cennetten kovulacağı belli miydi? Şeytan bunu bilmiyordu. Ama yeryüzünde kandıkıcık bir dört mü yaratacaksın derken yeryüzünde daha önce kafir cinniler yaşıyorlar. Bu kafir cinniler, ben deyim ki iki bin yıl siz deyin ki beş bin yıl kavimlerin arasında birbirleriyle savaştılar. Öğlesine savaştılar. Ben cinnita efesin kanı olmaz. bazen böyle dilimizden çıkar kanlı savaşlar oldu diye. Sonra da birisi gelip karşımızda bizim kanımanız var. onlar kanımanı yok. Ama çok bitmez, tükenmez bir şekilde onlar savaştılar. Bitmez, tükenmez bir şekilde. Dünyayı bu noktada harap ettiler. Bitmedi savaşları. En son da Cenâb-ı Hak şeytan ve onun avadisi var ailetten. Özel onlar böyle bildiğimiz melekler gibi değil.

Onları görevlendirdi. Başına da şeytanı komutan yaptı. Şeytan onları normalde dünyadan sürdü. Daha doğrusu karadan sürdü onlar. Normalde bir kısmı denizlere çekildi. Denizlerde ki kimsesiz adalara. Bir kısmı yeryüzünü terk etti. Değişik gezegenlere gittiler. Bir kısmı yerin dibine doğru aşağı doğru indi. Onları ateş etkilemez çünkü. Cinliler cinnin taifesi dumansız ateşten yaratıldı. Dumansız ateşten yaratıldığı için onlar toprağın altına doğru girse toprağın altındaki o kaynayan kazandan rahatsız olmazlar. Allâh-u Alem onlar da orada bir imparatorluk kurdular zaten. Onların aşağıda böyle bir ateş imparatorlukları var kendilerinden. Bildiğiniz ateş. Sünniyetlere ateş karartılmış ateş böyle ateş.


11. Bölüm

Her şeylere ateş. Onlar böyle zaman zaman yeryüzüne çıkmak için uğraşıyorlar. Tekrar yeryüzünü helak etmek için tekrar yeryüzünü sahip olmak için böyle zaman zaman uğraşıyorlar. Devamlı uğraşıyorlar. Bazen böyle çıkacakmış gibi oluyorlar onlar. Her yerde kıyamet yakın çıkacaklar. Ya da mehti zamanında çıkabilirler bilmiyorum. Allâh bilir zamanında. Onların bir kısmı yerin altında. Onlar bir kısmı yerin altında. Bir kısmı normalde terk edilmiş okyanustaki adacıkların, adaların üstünden. Bir kısmı da yeryüzünü terk edip normalde semada birkaç gezegende birkaç yıldız gibi şeylerde yaşıyorlar. Onlar yeryüzüne hepsi de tekrar yeryüzüne tekrar dönmek istiyor. Savaş devam ediyor. Bu rüyamda gece dezan sesini duydum.

Allâh diyor da bunun hikmeti nedir? Hızla kuramıyorsun netesim sıkı yapış. Buradan rüyayı okumuyorum ama madem ki daha şubat 2018’de gelmişim. Taşı daldık kabul ettik. Başımıza tac ettik. O yüzden okuyayım inşâAllah. Haklarını da helal edin. Günde yanında helal olsun. Şimdi aşurayı dağıtın. Hadi bakalım Destûr. Bir soru soramazsa sorsun ya. Nasıl olsa sıkıntı yok aşuretan dolayı şeker bomba. Dünyayı çok seviyorlar. Eski mekanları ya. Bir kısım zaman zaman böyle o ayrı bir tırk geliyorlar. Dünyaya da o ayrı bir tırk. O savaşlarının ırkı ayrı. Onlar da böyle Allâh affetsin. İnsanlar gibi yani. Onlar da ırk ırk kavim kavim. Kendi arasında. Mesela dünyada çok ilgili olanlar var. Mesela bir kısım var çok korkunç.

Perveli, morlu, beyaz, mavili, yeşilli elbiseler olanlar var. İzmit ve Ertuğrul’da o barajın üstünde bir yer var. Barajdan barajın sağını alıyorsun böyle yukarı doğru çıkılıyor. Bilmiyorum neresi olduğunu. Ben oradan yukarı doğru çık değilim de bir gün. Kaçtım sizden. Neyse arabayı böyle dere yatağının doğru indirdim onu bir dere yatağı buldum. Az bir şey daha akıyor. Böyle hafiften kestirdim böyle yakasa gibi. O böyle sol taraftır şimdi. Yattığım yere göre kafamı yukarı doğru koyduydum. Sol taraf oluyor. Silahım mı kaldı böyle çevrilmişler ondan sonra. böyle ben o tarafa geçmeyeyim diye şey yapıyorum. Geçeceğim diye şey yapıyorum. Dedim ne duruyorsunuz orada. Değer bizim hasinemiz var burada.

Gitsen bir yere gösterin bakalım. Gidelim diyorsun. Gidelim. Dedim şurada yatacağım on beş yirmi dakikalık. İki bin şuradan beş. Ne yapayım hasinemiz. İki kuluk da ayrı ayrı böyle. Çok renkli iki inançlar ya. Allâh affetsin. Var orada çok renkli. Avrupa’da da kanunları var. Bazı yerlerde çok kalabalık var. Oradaki Müslümanların psikolojik problemleri sıkıntılar onlar karşısındadır. Bir meseleyi paraket almak için gittim. Orada kafet giyinmeler çok fazla. Orada sıkıntılar Müslümanların büyük bir çoğunun psikolojisi bozuk mesela. Büyük bir çoğun. Namazdan afyesinden uzaksa kesin bozuk zaten. Kesin. Allâh muhafaza eylesin. Bunlar bu yüzden tekrar dünyaya gelmek istiyorlar. Bu mesela bir de normalde dünyaya gelen o savaşçı kavminin ağzında olan cinin taifesi.


12. Bölüm

Onlar gidiyorlar kısılayışta. Onların kafirleri de var, müminleri de var. Müminlerin içerisinde derviş olanlar da var. Sen var mıydın Tire’de şey efendiyi, cinlilerin padişahını çağırdı derse? Sen var mıydın o gece? Gelende var mıydın çünkü sen. Şey efendiyi severdi, cinlilerin padişahını. Orada bir mevzu oldu, psikolojik başladı. Cinlilerin padişahını çağırdı. Damat çok merak ettim abi. Evet. Müminlerin içerisinde yeri yok. Evet. Vallahi herhalde gelmiştir o gün o yüzden ama dervişleri aldatılmaz böyle, yarın üçe sefere çıkarılır. o kafir olanları kullanıyorlar, onlar kafir olanları kullanıyorlar, Müslümanları kullanamazlar. Mesela bu kitabın ya da bu tarz kitap var. İnsanlar bile her bir şey diyemez.

Onu şey efendi çağırıyordu ya oğlum. O da vefat etti. Sağ olsaydı ona sorardık kimdir diye. Belki de o ne yapacak söylerse söyler. Girin padişahını soruyor. Bayındıra gelmesi lazım abi. Biz burada çocukları görmeden eminmiştik ya. Yarın için pazartesi gün okulda muhabbet parti mi? Konuşmuyorlar mı okulda böyle şeyleri? Konuşuyorlar değil mi? Hatta ne diyorlar aman almayalım gelirler diyorlar. Var mı başka bir şey? Yoksa ben de şimdi yiyeceğim şeker tamam mı yiyeceğim? Efendim? Abi yine mi alıyorsun? Efendim? Aminine mi alıyorsun? İyi aminler işlediyse gider ama her trafik kazası girişler cennete gitmez. Yazar olsun adam. Ya imansız da? Bilemeyiz. Şehitler gider. Onlar yolunda öldürenler gider.

Cennete girer direk. Aşırı yeme diyorsun yani. Böylece bana iyi bir kimsin şeker fazla çıkmasın diyorsun. Ben yemedikçe İsmail’in hoşuna gidiyor. Dün sohbette bir kimselik Allâh halakasında bile olsa imansız gidebilir dediniz. Biz hep halaka hakkında orada olmak kurtuluşun anahtarı ve cennetin anahtarı olarak baktık. Halakanın hak etmeyenleri barındırmayacağını düşündük. Bu öğretiyi ve düşünceyi nereye koymalı? Nasıl bir büt var olmalı? Her yerinden sarsıldı. Ve o kimse kendince bir şeyi ilahlaştırdıysa, dün akşam bir sohbet oydu ama. Bir şeyi kendi kafasında ilahlaştırdı. Şirk üzerindeyse o kimse şirk üzeri ölürse hangi halakada olursunuz, Allâh muhafaza etsin. Sadaka sadece ihtiyacı olmaya çalıştırma.

Şirk üzerindeyse o kimse şirk üzerinde ölürse hangi halakada olursunuz Allâh muhafaza eylesin. Sadaka sadece ihtiyacı olanı mı verirler? Öyleyse ihtiyaç sahibi kime denir? Sadaka sadece maddi araç, geleşler midir? Sadakayı maddi açıdan da bak olabilir. Paran yoksa tebessüm et. Bizde parası var tebessümle sadaka diyor. Sen paranı ver önce. Sen maddi tasattıkta bulun. Maddi sen paranı ver. Parası olmayan tebessüm etsin herkese. Senin cebinde para var sen parayı versene. Parasını vermeyelim. Olmaz alın aşırı ver. Alın yeğen. Aşırı ver bugün. Allâh muhafaza eylesin. Evet tebessüm etmek de sadaka. Bir kimseye nasihat etmek de sadaka. Bir yetimin başına okşamak da sadaka. E cebinde para var yetimin başına okşa bir de para var.

Yünden elbise giyiniz. Kalbinizde imanın tadını açınız. Sufiler o yüzden yünden elbise giymişler. Hep yün giymiş sûfîler. Bu hadislerden dolayı. Tevasu yün elbise geçmiş dönemlerde yün elbise giymek tevasunun göstergesi. Çünkü insanlar yünden bir şey giymek istemiyorlar. Daha iyice daha zarı şeyler giyiyorlar. Bu yüzden. Biyo enerjiyle tedavi edenler de cinnik taifesi olduğunu söylüyorlar. Bilmiyorum hiç ilgi alanım değil. Afiyet olsun.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı