1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayırlı eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Hem çaylarınızı için hem bende birkaç soru var onları cevaplandırayım inşâAllah. İslam ekonomisi nedir? Evet. Şimdi bunu bu uzun bir mesele. Ya normalde o geçen gün birkaçtır bununla alakalı böyle genel olarak İslam her şeye karışır. İslam’ın karışmadığı bir yer yoktur derken ekonomiye de karışır. Ekonomiyle de alakalı karışmamazlık etmez derken İslam ekonomisi nedir dediğimizde faizin üzerine dayanmayan, onu genel olarak cihada, ticarete ve üretime dayalı haksızlık olmayan, ölçüde tartıda noksanlık olmayan bir ekonomik sistem. Zulme dayanmayan, bugünkü dille serbest ekonomi diyorlar ya, normalde asıl serbest ekonomi İslam’la da, İslam’dadır.
Hiçbir konuda bir ürünün fiyatını devletin belirlemediği, arzun ve talebin belirlediği mevcut ekonomik olarak, çünkü İslam ekonomisi birinci derecede en hayırlı kazanç olarak cihattan kazanılan ganimet belirtildiğinden birinci derecede ganimet, ikinci derecede ticaret, üçüncü derecede normalde üretime dayalı, zirai ve hatta sanayi ürünleriyle alakalı üretime dayalı bir ekonomik sistem ama velakin faiz de, faize dayalı olmayan, zulme dayalı olmayan bir ekonomik sistem. Bu uzun bir mesele, kısaca böyle geçtim, hakkınızı helal edin. Namahrem kadın veya erkeklerde olan ilişkilerde ölçü nedir? okulda nelere dikkat etmeliyiz. Mahrem kadın veya mahrem erkek bu noktada halvet etmesi yasaklanmıştır. Kadınların ve erkek, kadın mahrem bir kimseye dokunması, ne bileyim böyle birbirlerine ilişmeleri caiz değil.
İkincisi dikkat edilmesi gereken şey, en önemli şey böyle halvet edilmeyecek, baş başa kalınmayacak. Halvette de bir evde, bir kadın, bir erkek ve hatta her yeri kapalı, onun sona bağırılması, çağırılmasıyla alakalı bir şey duyulmayacak. Böyle gözlerden uzak bir şey olursa bu caiz olmaz. Eleştirmek için değil, sohbetlerin başlama saat 8.30-8.45 gibi olursa 11 vardiyasına yetişir miyim diye gelemeyenlerin de katılımı bile biraz daha kalabalık olmaz mıyız? Doğrudur, genelde normalde böyle olsa başlasa olur ama herkes genelde 9’da toplanıyor çünkü esnaf olan var, dışarıdan geleni var, o yüzden genel olarak 9’da toplanılıyor. Diyarbakır anneleri terörün bitiş habercisi midir? Türkiye ABD ile Suriye’nin doğusuna istediği operasyonu oyalıyor.
Eylül ayı sonu tek başına bu operasyonu yapacağını söylüyor. Türkiye bu operasyonu başarıyla tamamlayabilir mi? Terör ne zaman son bulur? Türkiye ve Orta Doğu’nun geleceği hakkında görüşlerinizi lütfeder misiniz? Türkiye kendi bağırsaklarını temizlediği müddetçe ve bağırsaklarını temiz tutarsa dış operasyonlara daha rahat, daha emin bir şekilde gider. Türkiye hem içeride kendi bağırsaklarını temizliyor hem de dışarıda kendisini ahtobut gibi saracak olan emperyalizmle mücadele ediyor. Benim yıllardan beri söylediğim bir şey vardı. Ben diyordum ki içinizi temizlemeden dışarıda operasyon yapmaya kalkmayın. önce içinizi temizleyin, önce iç unsurları ortadan kaldırın. dışarı normalde bir operasyon yapmaya kalkarsanız, içerisini temizlemezseniz arkadan vurulursunuz.
2. Bölüm
Veya siz dışarıda bir şeyler yapmaya çalışırken içeride bir şey yapamazsınız. Veya hatta dışarı bir şey yapmaya çalışırsanız sizin içinizde, bağırsaklarınızda, sizin kılcal damarlarınıza kadar girmiş olan yabancı unsurlara çalışan ama askeri bürokrat ama sivil bürokrat ama siyasiler ama normalde ülkenin içerisinde değişik yapılanmalar bunlar normalde içeride temizlenmedi. Müddetçe dışarıda bir operasyon yapmanız çok mümkün değil. Yapsanız dahi tam anlamıyla başarılı olması mümkün değil. Bunu ben yıllardır söylüyordum. önce siz evinizin içini temizleyin, kendi içinizi temizleyin. Ondan sonra siz dışarı bir operasyon yapacaksanız yapın diyordum. Bunu Türkiye büyük bir şeyle içindeki tabiri caizse emperyalizme hizmet eden unsurları büyük bir çoğunluğunu temizledi.
Bu emperyalizme hizmet eden hala da kurum ve kuruluşların içerisinde sızmış ve hatta halkın içerisinde örgütlenmiş olanlar var mıdır? Hala da göbek bağını NATO’nun kestiği, göbek bağını İngiltere’nin Kraliçe’nin kestiği, hala da bağlantıları olan bakan, bürokrat ondan sonra. Bakın dikkat edin, bakan, bürokrat, askeri ve sivil erkandaki bürokratlar, siyasetçiler var mıdır? Evet. Altını tekrar çiziyorum, hala da İngiltere’ye bağlı, NATO’ya bağlı, dış emperyalistlere bağlı NATO, sivil, askeri, bürokrat ve siyasiler var mıdır? El cevap vardır. Bunlar tam olarak temizlenebilmiş midir? Hayır. Sivil gibi görünen değişik dernek, cemaat, tarikat yapılanmaları var mıdır? Vardır. Bunlar tam olarak temizlenmiş midir?
Hayır. Bunlar normalde tam olarak temizlenemediğinden dolayı, temizlenemediğinden, bunun da altını çizin. Bazı yerlere dokunamazlar, dokunamıyorlar. Dokunamadıkları için zaten tam anlamıyla temizlik olmuyor. Veyahut da dokunmak istemiyorlar, veyahut da dokunamıyorlar. Bunun hangisini ele alırsanız alın. Bu yüzden normalde bunlar tam olarak temizlenirse, bunlar daha rahat hareket edilir. Ama bizim gibi ülkelerde, bunları böyle bizi böyle rahat bırakmazlar. Bunları tam temizledik dediğiniz yerde değişik yapılar çıkar orta yere, gizli yapılar çıkar. Böyle başındaymış gibi görünen insanların 25-30 yıl sonra başka bir yere çalıştığı görülür. Bu ancak sahih, bakın sahih tarikatlarda sahih sûfî cenahta bunu yapamazlar.
Neden? Orada rüyalar çalışır çünkü. Orada bir kimsenin, karşıdaki kimsenin gördüğü rüya da şeyhe etkilemez. Eğer şeyh Kamil ise, o ben kendim göreceğim rüyamda der. O rüyamda kendim göreceğim diyerekten o kimseyi başına alır. Öbür türlü görmediyse rüyasında onu başına almaz. Bunu normalde ne operasyon yaparlarsa yapsınlar. O kimsenin etrafındaki kimseler ancak nefislerine böyle farklı yönden uyarlarsa bozulurlar. Öbür türlü normalde, nedir o? Kadına bozulmak gibi, paraya bozulmak gibi ama siyaseten onlar satmazlar. Veya der ki yeter bu insanlarla uğraştım ben bir adım geri çekileceğim der. Bunlar olur ama öbür türlü mesela gidip de ben normalde şununla anlaşayım, bununla anlaşayım. Şöyle yönlendirme yapalım, böyle yönlendirme yapalım.
3. Bölüm
Böyle sahih sûfî topluluklarda bu geçerli olmaz. Ama diğer cemaattır, siyasettir, değişik derneklerde bunlar iş görürler mi? Evet. Bunları o yüzden temizlemek zor mudur? Evet. Veya sahih bir silsilesi olmayan veya sahih maneviyata dayanmayan bir kısım tarikatlarda da bu olur mu? Evet. Mesela hala da ülkede İngilizlerin yönlendirdiği tarikatlar var mı? Evet. Hala da emperyalistlerin yönlendirdiği cemaatler var mı? Bence var. Hala da emperyalistlerin emrinde değişik oluşumlar var mı? Evet bence var. O yüzden bir ülke kendi bağırsaklarını düzgün bir şekilde temizlemezse, kalbini pak etmezse, işi zor olur. İnşâAllah temizlerler, inşâAllah olur. O yüzden bunun büyük bir kısmı en azından halloldu sayılır.
Temizleniyor, temizlenecek veya nereye kadar temizleyebilirler. O yüzden Suriye’deki o operasyon tahminim başarıya ulaşır. Ha bu normalde ne kadar olur ne kadar olmaz başarıya ulaşır ama orada bir operasyon lazım mı? Evet. Lazım mı? Evet. Bu geciktirildi mi? Evet. Bunun da tabi bir sürü siyasi, askeri, uluslararası sebepleri vardır. Sonuçta devleti yönetmiyoruz biz. O yüzden bilemeyiz neyin ne olduğunu neyin ne olmadığını. Biz normal bir sivil vatandaş dua ederiz. İsteriz ki ülkemiz bu konuda aniden bir saldırıya uğramasın. isteriz ki ülkemizi ne Akdeniz’den, gemilerle, uçaklarla ne de Doğu ve Güneydoğu’dan terör unsurlarıyla ülkemizi zora sokmasınlar. Ne de içeriden ama siyasi ama askeri ama sivil bürokratik teröristlerle ülkemiz zorluya düşmesi.
Tekrar söylüyorum, siyasi, askeri ve sivillerden oluşan terörist bir grup var ülkede. Bunlar normalde emperyalizmin emrinde bunlar. Bunlar yazarları var, basını var, bunların normalde siyasi oluşumları var, vakıf gibi, dernek gibi oluşumları var. Bunlar da birer sivil terörist. Allâh bizi muhafaza eylesin. Bütün peygamberler peygamberliklerini ümmetlerine ilan etmişler. Soru, peygamber varisi veliler de bugüne kadar veli olduklarını ilan etmişler midir? Bu konuda iki yol izlemişler. Bir kısmı veliliklerini ilan etmiş, bir kısmı veliliklerini ilan etmemişler. Normalde veliliklerini ilan etmeyenler genelde biz peygamber değiliz ki peygamber gibi veliliklerimizi ilan edelim noktasında durmuşlar.
Kimisi de ilan etmiş, kimisini normalde ilan edenler de normalde neden ilan ettin diye kimse onlara bir soru da soru sormamış. O yüzden bu genel olarak o insanların istihdatifine kalmış bir şey. Son günlerde FETÖ ve sosyal medyada Adıyaman cemaati üzerinden cemaatlere sözlü saldırılar var. Adıyaman cemaatinin liderinin İngiliz ajanı olduklarını söylüyorlar. Ve Nakşibendi cemaatinin CEO şirket yöneticisi cemaat lideri olmadıklarını söylüyorlar. Soru Türkiye’de peygamber varisi olan kaç tane şeyh veli vardır? Ben kaç tane şeyh vardır, kaç tane veli vardır bunun sayısını verebilecek noktada değilim Türkiye’de kimler var bu konuda. Bu normalde Adıyaman cemaatinin üzerinde böyle söylemler söylüyorlar.
4. Bölüm
Böyle iddialarda bulunuyorlar. Adıyaman’da malum bir tane Adıyaman’a bağlı şeyh yok şu anda. O yüzden hangisi için söylüyorlar? Kimler için söylüyorlar? Bunu bilmediğimden dolayı bir şey diyemeyeceğim. Bir de böyle şahısların üzerinde çok konuşmayı sevmem, ölçüyü konuşabiliriz. Zaman zaman bizim de ağzımızdan belki de şeyle alakalı ne o? Gerçekten ciğerimiz yandığı için bazı isimler çıkabiliyor tabiri caizse. o isimleri belirtmekten de bazen zaman zaman kendimce üzülüyorum ne yapmaya söyledim diye. Ama sıkıntılı şeyler var. Böyle cemaatlere laf atıyorlar, tarikatlara laf atıyorlar, şeyhlere laf atıyorlar. hepsini topyekum biz bunların koruyalım, hepsini de savunalım. Böyle bir derdimiz de yok bizim.
Herkes kendi evinin içerisinde temiz tutsun. Herkes kendi evini temiz tutarsa, evinin önünde temiz tutarsa herkes bir şekilde yolunu bulur. Şimdi ben bunu hep 30 yıldan beri söylüyorum. Yine söyleyeceğim. Benim ilk İslam’la tanıştığımda ben değişik cemaat ve tarikatlara, topluluklara beni götürdüler. Götürdükleri her yerde para topluyorlardı. Parayla işleri vardı, parayla ilişkileniyorlardı bir şekilde. Ben parayla ilişkilenen, para toplanan her yerden bu kim olursa olsun kendimce uzak durdum. Çünkü âyet-i kerimeyi kendime rehber edindim. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz diye. Ben bu âyet-i kerime var. Bu âyet-i kerime olduğu müddetçe de ben ücret isteyen, şunu yapacağız, bunu yapacağız.
Şuraya para lazım, buraya para lazım diyenlerin hepsinden uzak oldum. Şimdi arkadaşlar bilirler, Bayındır’da hiç böyle bir şeye tevessül etmedik. Ödemiş de ben hiç böyle bir şeye tevessül etmedim. Para toplamak gibi. Biz Bayındır’da dedemin evinde elektrik yok, su yok, anonsona hiçbir şey yok. zaman zaman iki kişi oktayla ben baş başa biz karanlıkta çok zikrullah yaptık. Hiç kimse de yoktu. buraya elektrik lazım, su lazım da demedik. Orada ders yaptık, zikir yaptık dedemin evinde. Sonra biraz daha böyle arkadaşlar toplamaya başladılar, üçtü, beşti. Sonra bizim daha önce oturduğumuz yer vardı. Babam öldüğünde arkaya bir iki oda yaptık, ön tarafı kiraya ver dedik. O kiraya verdiğimiz yer boşalınca bir müddet orada ders yaptık biz.
Camide ders yaptık. Biz arkadaşlardan hiçbirisinden para toplamadık. Evlerde ders yaptık. Böyle para pul bizim içimize girmedi. Ben Ödemiş’e görüştüm, Şeyh Efendi götürdü Ödemiş’e. Ödemiş de de aramıza içimize para pul girmedi hiç. Ben bugüne kadar dergâh hayatım boyunca kendim hiçbir zaman, hiçbir şekilde para toplamadım. Toplanmasını da hiç önermedim. Bakın hiç toplamadım, toplamasını da hiç önermedim. Kendimce dedim, buranın kirasını ben verebilirsem tutarım dedim. Veyahut da arkadaşlar kendileri kendi kellerine, buranın dediler şeyini biz kendimiz üstleniyoruz. Öyle devam ettik. Biz para toplamayı çok sevmiyoruz. Paranın işin içerisine girmesini de sevmiyoruz. Ama arkadaşlar mahallelerde kendi kendilerine bir şey yapıyorlarsa da yapıyorlar.
5. Bölüm
Bunlar böyle şey işte diyelim ki örnekliyorum bunu. Dik kaldırımdaki yer kira mı? Dik kaldırımdaki yer kira mesela İstanbul’daki yer kira. Onun gibi İzmit’teki yer kira ner geldi mi Cemil? Kira. Onlar kendi kendilerine bunu hallediyorlar. Ama bizde zekat toplanmaz, himmet toplanmaz, para pul toplanmaz. Biz kendi kendimize, oradaki arkadaşlar kendi kendilerine onu yapıyorlar ise yapıyorlar. Bunu toplamak yasak. Bunu açıkça söylüyorum. Bunu toplamak yasak. Biz kendi aramıza paranın girmesini istemeyiz. İçimize parayı sokmamaya gayret ederiz. Sokmamaya gayret ederiz. Bu konuda dilenmeyiz, istemeyiz hiç kimseden. Arkadaşların kardeşlerin zekat toplamaları bu noktada yasaktır. Himmet toplamaları yasaktır.
Böyle şunu yapacağız, bunu yapacağız demeleri yasaktır. Zakirlerle alakalı söylüyorum. Öbür türlü içimizde birileri ticaret yapmaya kalkarsa, bizim ders yaptığımız yerlerde mal satmaya kalkarlarsa yasaktır. Arkadaşların birbirlerinden borç alıp vermelerine dahi karışmayız. Yapmayın deriz. Bakın yapmayın deriz. Bunlar çünkü hoş şeyler olmaz sonra. Biz dergahın, dervişlerin dünya için istismar edilmesini çok istemeyiz. Buna da izin vermemeye gayret ederiz. Göz göre göre bile bile yapılmasını istemeyiz. Şimdi böyle yüzüne karşı methediyormuş gibi olacak ama Adnan’ın babası Hacı Mehmet Ağabey Reyhan’da bize bir yer ver dedi mesela. Hiç kiramira talep etmedi. Biz o mallar paylaşılıncaya kadar biz orada kaldık.
Bizden hiçbir şey talep etmedi. Böyle böyle gider bizim işlerimiz. Başka türlü olmaz. Hoş Bursa’da da yapan bir tek Hacı Mehmet Ağabey oldu zaten. O zamanlar başka kimse de yapmadı. Dik kaldı. Ha şeyde Hüseyinler’in eski yeri de öyleydi değil mi? Oraya da kira vermiyorduk. Oraya da kira vermiyorduk. Ondan sonra böyle bizim işlerimiz olur. Şimdi o yüzden normalde bir topluluk parayla işi varsa, para topluyorsa bir yer para topluyor. Ben şimdi bunu söyleyince sen bizim cemaate laf söyledin ya kardeşim veya sen bizim tarikata laf söyledin. Canım kardeşim kimseye laf söylemiyor musun? Soruyorlar bize X cemaat, X tarikat. zekat memuru tayin etmiş. Zekat topluyorlar. Allâh Allâh. Şimdi bunu dile getirince laf mı söyledin?
Ya canım kardeşim kimseye laf söylemiyor musun? şeyhin oteli var orada. Şeyhin lokantası var. Şeyhin bilmem nesi var. Giden adam şeyhin lokantasında yiyor. Şeyhin otelinde kalıyor. Çalışanlar Allâh’ın izni için dervişlik yapıyorlar. Orada çalışıyorlar. Ee bu ne? Bunu istismar da ediyorlar. Filanca Şeyh Efendi’nin okunmuş yoğurtları, filanca Şeyh Efendi’nin okunmuş ekmeği, filanca Şeyh Efendi’nin okunmuş bulguru, filanca Şeyh Efendi’nin okunmuş taranası. Var mı böyle bir şey ya? Arkadaşlar sûfîlik Allâh için yaşamak, Allâh’a yakın olmayışıdır. Bir şey dervişlerinden para kazanmayı düşünmez. Düşünmemeli. Bu doğru değil. oraya koy şimdi Şeyh, Şeyh Efendi’nin okunmuş ekmekleri de herkes çıkarken buradan alsın.
6. Bölüm
Kaç kişi geldi, bin kişi, bin tane ekmek sat. Olacak iş mi? Yapmasınlar, millete eleştirmesin. Yapmasınlar, millete eleştirmesin. Bir dergahın üç dört tane şirketi var, turizm şirketi var Şeyh Efendi’nin üzerinde. Seyahat şirketi var. Almışlar birkaç tane otobüs. Bir her gün üç dört tane otobüs ring yapıyor. Nereye? Şeyh Efendi’ye derviş taşıyor. Eee kaç para? Normal adam otobüse binse. Örnekliyorum, atıyorum buradan işte. Otobüste, İzmir’e giden var mı hiç? Kaç paradır bileti? 60 lira. 60 lira mı İzmir bileti? Evet 60 lira. Buradan İzmir’e 100 liraya şimdi veya bu şirkette gideceksin. Özel kardeşim ya, camide duruyoruz, abdestimiz alıyoruz. Bir de okunmuş camilerde duruyoruz. Ne yapacaksın? 120 lira.
Gidiş 120 de geliş 240 lira. Bizim gemlikli Harun bile gözlerini açtı nasıl bir ticaret diye. Tabi Harun. Böyle. Eee ondan sonra bunu eleştirince neden eleştirdin? İyi kardeşim ya, eleştirmeyelim. Ama bakın ne zaman ki bir cemaat, bir tarikat, bir sûfî topluluğu paranın döndüğü, paranın kazanıldığı, paraların havada dolaşıldığı bir yer olursa orası gerçek amacını kaybetmiştir. Kaybeder. Başlar o cemaatı yöneten, o tarikatı yöneten kimseye hesap etmeye. Ben şimdi sizlerden para toplamış olsam rahat konuşamam burada. Birisi gelse cebime 20 milyar katmış olsa benim, ben ona sen ne yapıyorsun diyebilir miyim? Hesap ederim. Ulan bu adam her ay bana 10 lira veriyor, her ay 20 lira veriyor. İnsan nefsi hesap eder onu.
Ben zakir kardeşlere bile derim, almayın sakın almayın, borç para bile almayın. Sebep? sen öyle düşünmezsin o seni yönetmeye kalkar. O seni yönetmeye kalkar. Görüntüde sen zakir olursun, naylondan zakir olursun, kartondan zakir olursun. Asıl zakir arkada parayı verendir. Sana der abi ya, bu adamın yanında duracaksın ki ya. Sen yanındakini değiştirmeye başlarsın. Ya abi ya, böyle değil de böyle olsa olmaz mı? Sen tamam dersin. Allâh muhafaza eylesin. O kimse başlar hesap etmeye başlar. Ama böyle Kur’ân Sünnet kardeşim bizim işimiz. Bana ne senin kara kaşından kara gözünden, bana ne senin zenginliğinden fakirliğinden, bana ne senin parandan pulundan. Bitti. Bize Kur’ân Sünnet lazım. Bize sûfîlik lazım başka bir şey değil.
Böyle hür olur insan. Bakın böyle hür olur. Allâh cümlemizi hür olanlardan eylesin. Âmîn. O yüzden derdimiz herhangi bir şahısla veya herhangi bir toplulukla uğraşmak değil. Ama o topluluklarda bariz hatalar yapıyorlar. Yapmasınlar. Kimisi belediyelere adam kaçacağım diye uğraşıyor. Kimisi herhangi bir bakanlığı ele geçireceğim, oralara adam kaçacağım diye uğraşıyor. Kimisi dervişlerin üzerinden para toplayacağım, ticaret yapacağım diye uğraşıyor. Bunlar sıkıntılı şeyler. Yapmasın. Ehli sufinin bu tip işlerle işi ne olacak? Olmasın kardeşim. İlahide söylemek o güzel. Ne o? Derviş ne eylesin dünyayı? İyi. Sonra? Koş dünyanın peşinden. Doğru değil. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Sûfîlik fi sebilillah Allâh için yaşamaktır.
7. Bölüm
Allâh için dervişlik yapmaktır. Sen dergahtan hizmet alıyorsun. Oraya geliyorsun, zikrullah yapıyorsun, orada oturuyorsun, kalkıyorsun. Hepimiz biz buradan hizmet alıyoruz. Ben de dahilim buna. Biz burayı kirletmeyeceğiz. İnsan hizmet aldığı yeri kirletir mi? Hayır. Biz burada dünya ve içindekilerle alakalı biz buraya istismar etmeyeceğiz. Biz ne işimizi düzeltmek için, ne paramızı burada para kazanmak için, ne burada herhangi bir maddi menfaat için, hiçbir şey için burada olmayacağız. Allâh için burada olacağız. Ne evlenmek için, ne boşanmak için, ne iş düzeltmek için, yok hayır. Biz Allâh için buradayız. Biz Allâh için buradayız. Felsefe bu olacak. Bunun dışındaki her şey burayı kirletir. Bakın bunun dışındaki her şey burayı kirletir.
Adam zizzuruna sarhoş olsa buraya gelse başımızın tacı bizim. Ama buraya başka bir maksatla gelmiş. O daha kirli bizim için. Zizzuruna sarhoş gelen bizim için temiz. Başka bir maksatla gelmiş. O bizim için temiz değil. Siz belki de bir kardeşinizi burada görürsünüz, böyle küçümsersiniz. Sakın küçümsemeyin. Ne günahı varsa var, o bizim için temiz. İstismar edenler bizim için temiz değil. Bakın o günah kuyusuna düşse bizim kardeşimiz ya, gelir burada bir zikrullah yapar, bir ağlar, Cenâb-ı Hak onu affeder. Ama içinde başka bir amaç taşıyan, içinde başka bir maksat taşıyan, Allâh muhafaza eylesin. O maksattan, o amaçtan geri dönmez, tövbe etmezse o temizlenmez. Bu bizim için daha sıkıntılı. Allâh muhafaza eylesin.
O yüzden dergahlar, tarikatlar, sûfî topluluklar böyle Allâh için yaşamalı, Allâh için olmalı. Böyle olunca, onun derler ki, bizi ne diye eleştirirler? onlar âlim değil, değiliz kardeşim. Hiç de hepsi de meyaneden kalkma, hepimiz de meyaneden kalkmayız biz. Hatta birine öyle dedim ben, biz hâlâ daha içiyoruz dedim, var mı diyeceğim? Biz hiç ayılmadık kardeşim, var mı diyeceğim? Biz hiçbirimiz medreseden gelme değiliz. Bazen arar arar soruyorum, var mı medreseden gelen? Yok elhamdülillah. Evet. Sıkıntımız yok. böyle bir şataat değil bu. Biz hiç olmasa boynumuzu büküyoruz, biz bilmiyoruz kardeşim ya. Allâh Allâh. Biz bildiğimiz kadar, bu kadarız biz, bir iddia sahibi de değiliz. Ama bir iddiamız var, bir tek iddiamız var, o ne?
Biz Kur’ân ve Sünnet’i bildiğimiz kadar yaşamaya çalışıyoruz. İçimize dünya makamı, dünya menfaati, dünya makamı, dünya menfaati katmamaya çalışıyoruz. Ben bazen diyorum ya arkadaşlar, iş bulma kurumu değilim. Ben hiçbir belediyeye gidip de bir şey isteyemem, yapamam. Ben hiçbir resmi daireye gidip de ben bir şey isteyemem, bir şey yapamam. Ben herhangi bir kimseye böyle kolay kolay bir şey açıp da isteyemem. Yapamam. Ben yabancı bir kimseye telefon açıp bizim şöyle şu yumuz var, bu yumuz var. Telefon açıp bizim şöyle şu yumuz var, bu yumuz var diyemem ben. Söyleyemem. Millet ben bütün belediye başkanlarıyla, valilerle, hakimlerle, savcılarla samimi imzan ediyor. Değilim kardeşim. Değilim. Böyle bir şey olmak istemiyorum zaten.
8. Bölüm
O yüzden zaman zaman bazen arkadaşlar telefon açıyorlar bana şöyle bir işimiz var. diyorum ki görüştüm, konuştum kimse yok ki sana nasıl yardımcı olayım? Olamam. Neden? Ya kimseyle görüşmüyorum ben. Ben ders büro, başka benim gidip geldiğim yer yok. Ben kimsenin kapısını tıklatıp da içeri girip de şöyle bir derdimiz var diyemem yok. Söyleyemem onu söyleyince kadar zaten 40 yılın başında bir desem kılı 40 yararım bir Çanakkale Valisi’ne git dedim. Bizim şeye eski Urfa’ya giden Güngörbe’ye git dedik. onda oradaki şu anda ders yaptığımız kilise için git dedik. bir iş için işe girelim filan. İşe katalım diye değil dedim şu kiliseyi bize verin. Biz orayı dedim mevlevane yapalım gençler orada toplansın.
O mahallede dedim o bölgede böyle bir çalışma olsun oraya da bir faydası olsun. Bunun için gittik ben başka daha bugüne kadar hiç kimseye gitmemişimdir hiçbir şey için. Neden? Arkadaşlar ben burada fi sebilillah Allâh için olunmasını istiyorum. Benim derdim bu. Başka bir şey değil. Biz Kur’ân ve Sünnet için burada duralım. Sûfîlik için burada duralım. İşmiş, aşmış, eşmiş kapının önünde. Allâh bizi affeylesin. Böyle olunca bizi eleştirecekleri veya laf söyleyecekleri şey kalmaz ki. Kardeşim para toplarsak verme. Senden bir şey istersek verme. Laf hazır istersek dilimiz kopsun. Ben istersem dilim kopsun. Senden bir şey istersek verme. Laf hazır istersek dilimiz kopsun. Ben istersem dilim kopsun.
Bu kadar net. Bakın bu kadar net bitti vela tahlil amin. E yapmayın kimse de sizi eleştirmesin. Bakın şimdi fetva var. bu şeyden âyet-i kerimem var ya kimlere zekat verilir. fukaralara, ondan sonra miskinlere, sonra Allâh yolunda cihâd edenlere. Burada fetva var. Bir âlim de olsa, bir şeyh de olsa o zekat alabilir. Hatta Adi Şerif’te diyor ki onun oda dolusu altına olsa o yine zekat alır diyor. Ona zekat verilir. Buradan fetva çıkarıyorlar kendilerine. Eyvallâh. Var mı fetvasın? Var. Ey mübarek insanlar doymuyorlar. Doymuyorlar. Allâh bizi affetsin. Âmîn. 50. hadîs. Kul bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Şayet günahı terk edip istiğfar ve tövbe ederse kalbi cilal olur.
Tertemiz olur. Eğer böyle yapmayıp tekrar günaha dönerse kalbindeki leke artar ve onun kalbini kaplar. Bunu Allâh kitabında pas ismiyle zikretmiş ve şöyle buyurmuştur. Hayır. Onların işleyip kazandıkları şeyler kalplerinin üzerine pas tutmuştur. Mutafifin âyet 14. Şimdi bir kimse tövbe eder, Allâh’ı zikreder, ibadetlerini yerine getirirse kalbi nurlanır onun. Onun kalbi pak olur. Bu hiç günah işlemeyecek manası çıkmaz buradan. O kimse bir hata, bir günah işler. Sufiler için günah kapısı kapalı değildir. Biz peygamber değiliz. Bizler melek de değiliz. Hadîs-i şerfte hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun pençesinin altında kalır. Hadîs-i şerif devam eder ama günah işleyenlerin en hayırlısı günahlarına tövbe edenlerdir.
9. Bölüm
Günahlarına tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir. Bu hadîs-i şerife bağlantılı olarak peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri Allâh’tan en fazla korkanınız benim. Günde 70 kez, bir rivayette 100 kez ben Allâh’a tövbe ederim. Hazreti Ayşe annemiz der ki ya Resûlullâh senin gelmiş geçmiş bütün günahların affı olmadı mı? Sen günahlardan temizlenmedi mi? Ya Ayşe ben Allâh’a şükreden bir kul olmayayım mı? Bu muhteşem bir şeydir. Bu muhteşem bir şeydir. O yüzden sûfîler her gün tövbe ederler. Günahlarından aff-u mafilet dilerler. Tövbenin en kısası estağfurullahil azim demektir. O yüzden en kısası estağfurullahil azim. Bunun biraz daha uzunu ders kağıtlarımızda olan tövbe. Subhanallahil azim.
Ve bi hamdihi estağfurullahil azim. Kim günde bunu 100 sefer söylerse deniz köpükleri kadar günahı olsa Cenâb-ı Hak onu affeder. kul bir günah işlerse tövbe eder. Ve tövbe ederse o işlemiş olduğu günahtan dolayı kalbindeki leke kalkar. O yüzden muhakkak ki sabah veya akşam mümkünse sabah akşam tövbe etmeye gayret ederiz. Bir dersi olanlar ikinci bir dersi teberrüken çekebilirler mi? Evet. Veya tövbe edebilirler mi? Evet. Ve tövbe ederekten kalbimize gelen karaltıları ne yaparız? Allâh’ın izniyle sileriz. Eğer bir kimse döndü tekrar aynı günahı işledi, dönecek yine tövbe edecek. Döndü yine aynı günahı işledi, dönecek yine tövbe edecek. Ya ben bu günahı tekrar istiyorum, tövbe etmiyorum yüzüm yok değil.
Böyle bir şey değil. Dönecek yine tövbe edecek. Dönecek yine tövbe edecek. Dönecek yine tövbe edecek. Dönecek yine tövbe edecek. Tövbe etmezse kalbi kararır, mühürlenir. Tövbe etmezse o günahla iç iç olur. Tövbe etmezse o günah gözünde artık küçülmeye başlar. Asıl günah kebair bu. Hatta bir müddet sonra o günahı günah gibi görmez ki küfür ehli olur. Burası daha tehlikeli. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden kul muhakkak ki tövbe ile kalbindeki pası silecek. Muhakkak ki zikrullah ile gönlünü, kalbini nurlandıracak. Muhakkak ki namaz ile bu zikir ve tövbesini taçlandıracak. Muhakkak ki iyi ameller ile, güzel ahlak ile kendisini süsleyecek. Kendisini zenginleştirecek. Ben bu günahı işledim deyip kendisini geriye atmayacak.
Tövbeye devam edecek. Zikrullah’a devam edecek. Dersini çekmeye devam edecek. Şeytan onun önüne yılgınlık vermeyecek, ümitsizlik vermeyecek. Şeytan önüne geçip onu kandırmayacak, onu aldatmayacak. Ne kadar, ne günah işlerse işlesin. Muhakkak ki o tövbeye, zikrullah’a, namaza, duaya, derslere devam edecek. Ümitsizlik yok. Geriye dönmek yok. ben affolmam yok. Ben bu hataları yapıyorum. Yok. Ya ben aynı günahı dönüyorum, tekrar işliyorum. Benim gitmeye yüzüm yok. Yok. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. Her gün o günahı işliyorsun, bir de her gün dergaha gidiyorsun. Her gün günahı işlesek dahi her gün o dergaha gideceğiz. Oturacağız, yerleşeceğiz oraya. Samimiyetimizi kaybetmeyeceğiz. İhlasımızı kaybetmeyeceğiz.
10. Bölüm
Günah da işlesek oturacağız oraya. Günah kusur da işlesek oturacağız. Zikrullah’ımıza, dersimize, tövbemize devam edeceğiz. Dergamıza devam edeceğiz. Topuklarının üzerine geri dönenlerden olmayacağız. Nefsimize uyanlardan olmayacağız. Ne yanlışlık yaparsak yapalım. Şeytan bizi aldatmayacak. Şeytan bizi başka yönden kaydırmayacak. Sana dergattan git mi diyen oldu kardeşim? Hayır. Gel otur, Allâh’ı zikret. Senin günahını mı sayıyoruz tesbih yerine? Senin hatalarını mı sayıyoruz biz zikir yerine? Biz en fazla gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu bir şey olursa onun affını isteriz. Deriz ki ya Rabbi bütün kardeşlerimizi affeyle. Onların hatalarını, kusurlarını affeyle. Onların yanlışlıklarını, eksiktiklerini affeyle.
Hepsini de ve cümlemizi senin yüzüne bağlayalım. Hepsini de ve cümlemizi senin yüzüne bakacak halde bir yüz eyle. Biz hepimiz veçemizi döndüğümüzde veçeleşme, onunla cemalleşmeyi cemalleşecek nurlu yüzler eyle. Kalbine ilham edecek, kalbine oturacak gönüller ihsan eyle. Bizi yüzü kara eli boş huzuruna çıkardıklarından eyleme. Bizleri günahlarından dolayı mahşer yerinde utandırdıklarından ve utanacak olanlardan eyleme. Bizleri öyle samimi tövbe nasip eyle ki bir daha dönmemek üzere tövbe edenlerden eyle. Tövbesinin de tövbeye muhtaç olanlardan eyleme. Bizleri öyle tövbe edenlerden eyle ki kalbi piymi pak olanlardan eyle. Bizim nefeslerimiz kirli, kalplerimiz kirli, ellerimiz kirli. Ey merhametlilerin en merhametlisi, bizim kirimize pasımıza bakmadan senin için toplandık.
Senin için Allâh’ı zikredip sana tövbe ediyoruz. Zikrimizi, tövbemizi huzurunda kabul eyle. Öyle tövbe edenlerden eyle ki vücutlarına bereket ihsan eyle. Evlerine bereket ihsan eyle. Kalplerine sıhhat nasip eyle. Gönüllerini nurlandırdıklarından eyle. Akıllarını nurlandırdıklarından eyle. Aklımızı piymi pak nur eyle. Gönlümüzü nur eyle. Dilimizi nefesimizi nur eyle. Buradan tövbeleri kabul olunmuş, zikrullahları kabul olunmuş olan kullarına ilhak eyle. Ve buradan bizleri tertemiz olarak doğulanlardan eyle. Âmîn. Lâ ilâhe illâllah. Yûnus Beyler için Diyan-ı Sensiz. Sen Hak Peygamber’sin, Şeksin Güvansız. Yûnus Beyler için Diyan-ı Sensiz. Sen Hak Peygamber’sin, Şeksin Güvansız. Sana Oy Bayanlar, giyle l lamentansız.
Adı gönder kendin G Legend Muhammed. Sana Oy Bayanlar, giyle l lamentansız. Adı gönder kendin G Legend Muhammed. Ya Rasûlü sevdin mi biz, Korkan gölünü tutturma Tenbül müdürüm ötsün Rasûlü diye diye Ya Muhammed diye diye Lâ ilâhe illâllah Sevdin mi hiç, Muhammed’in Canlar canına nur ahmedi Yandın geldin hiç senmedin Yansın Rasûlü diye diye Ya Muhammed diye diye Lâ ilâhe illâllah Otur akşam bir köşede Yandın mı hiç, Muhammed’in Allâh Allâh bu alemden Allâh Rasûlü diye diye Ya Muhammed diye diye Lâ ilâhe illâllah Muhammed’i çok sevdin mi Hiç salaman getirdin mi Yanım yanım eridin mi Hey Rasûlü diye diye Ya Muhammed diye diye Lâ ilâhe illâllah Durdun mu hiç razasına Kapıda sevdasına Uyudun mu rüyasına Uyu Rasûlü diye diye Ya Muhammed diye diye Lâ ilâhe illâllah İlla Allâh Hak Muhammedün Resulü Allâh Eşhedü en lâ ilâhe illâllah Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Halvet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı