Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 6

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 6/60

Tövbe edenlerin tövbesi ne zaman kabul edilir?

Bu gece tövbedenin kabul olduğu gece ama bu konuda insanlar birisinin hakkına, hukukuna girdiyse bu gece onun tövbesi kabul değil. Ben zaman zaman bütün toplantılarda veya genel olarak toplantılarımızda birbirlerimizle helallaştırırım. Alacağı vereceği varsa bizi ilgilendirmez derim ama alacağı vereceği yoksa birbirlerinize hakkınızı helal edin derim. Birbirlerinize hakkınızı helal edin. Hela olsun. Haklarınızı hel, Halklarınızı helal edin. Halklarınızı helal edin. Hela olsun. Bizden yana da helal olsun inşâallâh. Varsa helal etmeyen söylesin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Tövbe edenlerin tövbesi kabul edilmezse neden?

Kimler var? Şirk ehli olan. Kimler var? Anne-babaya asilikte devam eden. Kimler var? Rüşvet yemeye devam eden. Kimler var? Malını, mülkünü, ırzını, namusunu talan edenler var. Bunlar o etrafındaki bu talanlarla, bu yalanlarla, bu rüşvetlerle, insanların hakkına, hukukuna girenlerle eğer ki helallaşmazlarsa onların tövbeleri kabul değil. siz birinin hakkına tecavüz ettiyseniz, birinin hakkını yediyseniz önce onunla helallaşıp onunla olan borcunuzu ödeyip sonra tövbeniz kabul olacak. Eğer onunla helallaşmaz iseniz onunla hukukunuz bu noktada sulha ermediyse sizin tövbeniz kabul değil.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Tövbe edenlerin tövbesi kabul edilmezse ne olur?

Bir de böyle bir anlayış çıkarıyorlar. Böyle bir anlayış yok. Normalde kim cemaatle zikrederse geçmiş günahlara affolunur. Eyvallâh. Kim bu gece tövbe ederse geçmiş günahlara affolur. Eyvallâh. Ama senin kul hakkın var ise birinin hakkına, hukukuna riayet etmediysen annene, babana asi olduysan içki içmeye devam ediyorsan kumar oynamaya devam ediyorsan fuuş yapmaya devam ediyorsan sen kalkıp da mümin müminden faiz alması caiz değil annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girmiş olur. Sen kalkıp da müminlerden faiz topluyorsan faizle para satıyorsan senin tövbesi tavuk tövbesi bile değil. Allâh muhâfaza eylesin. Evet Allâh günahlarını affeder. Eyvallâh. Ama senin eğer birisinin hakkına, hukukuna riayet etmediysen sen kalkıp da birisini bu bizim partiden dedin bu benim teyzemin oğlu bu benim dayımın oğlu dedin kimisini iş aldın kimini oraya haksız, hukuksuz bir yere yerleştirdin böyle gözyaşı döküp çalışan, emeğini veren bir kimsenin hakkına, hukukuna girdin ondan sonra da sen böyle kendi kendine Müslüman’ın tavrı, tavrası atıp ortalıkta yürüyeceksin böyle değil.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Sema neden tehlikeli bir ritüel olarak kabul edilir?

Ritüel bir ibadet neden sema da zikrediyorsun çünkü o yüzden tehlikeli sen sema edemezsin sema edersen öyle camide caminin bahçesinde orada burada edersen basılırsın gelip seni taciz ederler bu yaşadığımız gerçekler başka bir şey söylemiyorum size öyle farklı bir şey söylemiyorum yaşanılan gerçekleri söylüyorum hatta siz Diyarbakır’a gitmiştiniz değil mi? Diyarbakır’da da bastılar değil mi?

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Tövbe edenlerin Allâh’a ne gibi bir durum içinde bulunduğu anlatılır?

Allâh’ım benim günahımı bağışladar Allâh da şöyle buyurur kulum günah işledi kendisini hem affedecek hem de sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi kul dönüp tekrar günah işler ve Allâh’ım beni bağışladar Allâh da kulum günah işledi hem affedecek hem de sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi der kul tekrar dönüp günah işler ve Rabbim günahımı bağışladar Allâh da kulum günah işledi affedecek ya da sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi haydi istediğini yap ben seni bağışladım buyurdu.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Allâh’ın tövbe edenleri nasıl karşıladığını anlatan hadîs-i şerîf nelerdir?

Ebû Zerr-i Kifâri bu hadîsi bunu duyunca diyor ki Ya Resulallah bağışladı mı herkes Allâh Resûlü diyor ki Ebû Zerr patlasa da çatlasa da affoldu Allâh bağışladı diyor o zaman bir kul günah işledi kendi kendine bir hata yaptı ümitsizlik yok dön Rabbine tövbe et dön Rabbini zikret dön Rabbine hamd et dön Rabbine ibadetlerine sımsıkı yapış namazı gevşettin öyle ya orucu gevşettin farzları gevşettin öyle ya dersini gevşettin o zaman muhakkak dön geriye tövbe et veya bir günah işledin ya bile bile işledin yaptın bile bile yaptın göz göre göre yaptın ümitsizlik yok dön tövbe et zaman var tövbe denin Cenâb-ı Hak tövbesini kabul ediyor bu muhteşem bir şey hatta hadîs-i eritallâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki tövbe den hiç günah işlememiş gibidir dönün tövbe den hele bu gece ya bu gece dönün tövbe den işlemiş olduğunuz ne kadar günah var ise tövbe den geri dönün bir daha yapmamaya söz verin ve o tövbelerin izninizin kabul olunmayacak diye bir şey aklınızdan geçirmeyin kim kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allâh’tan mağfirettilerse Allâh’ın gafur ve rahim olduğunu görür Nisa 110 tövbe der geri dönersen Cenâb-ı Hak seni aff-ı mağfret edecek bu geceler böyle Cenâb-ı Hak’ın ümmet-i Muhammed’e özel olarak sunduğu geceler nasıl peygamber kimi peygamberleri kimi peygamberlerden üstün kılmış nasıl bazı ümmetleri bazı ümmetlerden üstün kılmış Hz. Muhammed Mustafa’nın ümmetini de diğer ümmetlerden üstün kılmış üstün kıldığı için bazı geceleri de bazı gecelerden üstün kılmış Kadir gecesi gibi Beraat gecesi gibi Recep’in ilk gecesi gibi Cuma gecesi gibi bayram günlerinin gecesi gibi bu geceleri de zil hiccenin son 10 günü gibi bunları Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’e lütfetmiş ikram etmiş demiş ki ümmet-i Muhammed bu günleri bu geceleri böyle ihya ederekten Cenâb-ı Hak’ın affına mağfretine erişsin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Berat Gecesi neden Allâh’ın ümmet-i Muhammed’e özel bir gece olarak kabul edilir?

Bu geceleri de zil hiccenin son 10 günü gibi bunları Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’e lütfetmiş ikram etmiş demiş ki ümmet-i Muhammed bu günleri bu geceleri böyle ihya ederekten Cenâb-ı Hak’ın affına mağfretine erişsin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Allâh’ın sevdikleri kimlerdir?

Allâh’ın sevdikleri belli Allâh cömertleri sever Allâh insanlara yardım edenleri sever Allâh’ın sevdikleri belli Allâh faizcileri sevmez Allâh rüşvetçileri sevmez Allâh yalancıları sevmez Allâh fu’uşa devam edenleri sevmez Allâh anneye babaya asi olanları sevmez Allâh hırsızları sevmez Allâh kuran ve sünnet yolundan sapanları sevmez Allâh eşinin ailesinin namusunu şerefini korumayan onların namus ve şereflerini karışmayan hadîs-i şerifte deyyus olarak geçiyor çünkü deyyusları sevmez Allâh eş cinselleri sevmez onları lanetler eş cinselleri sevenleri de lanetler Allâh dişlerini güzellik için törpüleyenleri sevmez Allâh saça saç ekleyenleri sevmez Allâh dövme yaptıranları sevmez bakın Allâh’ın sevmedikleri Allâh cimrileri sevmez Allâh eşine zulmedenleri sevmez Allâh çocuklarına zulmedenleri sevmez Allâh küfredenleri sevmez Allâh peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olmayanları sevmez peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine salatu selam getirmeyenleri sevmez Allâh’ın sevmedikleri belli din belli çünkü din kuran ve sünnet bugün dininizi tamam ettim dedi din olarak size İslam’ı seçtim dedi eğer İslam’sa o kimse gerçek manada kafirler onu sevmez, müşrikler onu sevmez ateistler onu sevmez bakın o neden gerçekten dost doğru bir mümin o Şeyh Efendi öyle derdi Allâh rahmet eylesin oğlum derdi bu kıssayı anlatayım hem de Şeyh’imi anmış olayım bir zat ölmüş herkes cenaze de toplanmış bir arif bir kimse derviş o da gelmiş oraya oturmuş o esnada bilmiyorum hangi meyhanenin agopun sahibi gelmiş bu demiş bu zatı çok severdik o zat asayı vurmuş haşa münafık imiş demiş faizciler gelmiş çok iyi insandı o yine diyormuş haşa münafık imiş şunlar gelmiş hep günah kebaycılar gelmişler o her seferinde haşa münafık imiş demiş en sonunda adamın oğulları dayanamamış demiş ya misafirsin diye seslenmedik sen babamız seven her gelene onu methedene haşa münafık diyorsun demiş ya bu nasıl bir şey demiş ki eğer demiş babanız tek yol İslam tek din İslam deyseydi papazı demiş hahamı gelip babanıza taziyede bulunmazdı demiş onu sevmezdi eğer eğer babanız demiş içkiyi getiren götüren satan içen günah kebar işlemiş deseydi meyhaneciler sevmezdi demiş eğer demiş babanız her türlü fuuş haramdır deseydi bu demiş bilmem ne evcileri sevmezdi eğer demiş babanız bütün günah keballeri sıralamış bunları sevmez din bunları aram etti deseydi bunları sevmezdi demiş haşa babanız münafıkmiş demiş demek ki Kur’ân ve sünnet belli din belli siz o dini tebliğ edince münafıklar sizi sevmez kafirler sizi sevmez evet siz tam Kur’ân sünnet derseniz ancak sizi müminler sever ey insanlar Allâh’a tövbe edin kuşunsuz ki ben yüzde günde yüz kere Allâh’a tövbe derim tevbe âyet 104 bilmezler mi ki Allâh muhakkak kullarından tövbeyi kabul edecek ve sadakaları alacak olanın kendisidir ve muhakkak ki Allâh tevvabı rahimdir yine hadîs-i şerifte günahtan tövbe eden bir günah işlememiş gibidir buyurmuştur evet bu hadisler ve âyet-i kerimeler günah işleyen müminleri ümitsizlikten kurtarıp ümide sevk eder ve tövbe içinde aynı Allâh’ı zikir gibi belli bir zaman belli bir mevki yoktur her zaman için tövbe edilebilir her saat her dakika gecede gündüzde her zaman çalışırken yatarken uyurken uyanırken her zaman tövbe edebilirsiniz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Tevbe kapısı neden iman edenlere açık tutulur?

Tevbe kapısı bütün iman edenlere açıktır. Rabbim bizi tövbe edenlerden eylesin. Ben komple hazırladığımı okursam biz burada sabah edeceğiz yine bir uzun dua var Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddini yaptığı dua nefislerinizle zor gelmeyecekse bu duayla sohbeti bitirmek istiyorum baktım elbette bir şey söyleyip baktım el kaldıran yok meydan benim. Nefsine ağır mı gelecek okumayayım mı?

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Sema ve zikir tatbîki neden önemlidir?

Sema ve Zikir Tatbîki — «Bayan Kardeşler İçeriden Erkekler Hafif Nefeste Zikretsinler» karışmaktan koruduğun gibi beni de cehennem azabından ve cehennemde vevaileyi koparmaktan ve kabir azabından korumanı isterim Allâh’ım görüşüm kısa da olsa niyetimle ulaşamasam bile istemeyi beceremesen bile kullarından birine vaat ettin veya kullarından birinin ulaştığı bir hayır varsa ondan istiyorum senden ey alemlerin Rabbi isteyip de ulaşamadığım her türlü rahmetini istiyorum senden ey Allâh’ım sen sağlam şeriat ve sistemin sahibisin dost doğru işlerin sahibi sensin ceza ve tehdit gününde senden emniyeti sonsuzluk gününde de cenneti isterim sana yakın olan kimselerle, şehidlerle rükuv ve secdelerle kapananlarla sözlerini tutan müminlerle birlikte sen merhametli ve kullarını seven ve sivilensin sen dilediğini yapansın.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Berat Gecesi: Tasavvuf Vakfı Programı, Hadîs-i Şerîfler ve Sema-Z

Ateş-i Aşk İlâhisi, Maraz-ı Kalb, Harâma Meyletme ve Hadîs-i Şerîfler konuları nelerdir?

«Ateş-i Aşk» İlâhisi (Karabaş Halkası): Sufî ilâhî geleneği — Yûnus Emre, Dîvân ; Niyâzî-i Mısrî, Dîvân ; «aşk-ı ilâhî, ateş-i aşk» mecâzları — Mevlânâ, Mesnevî ; Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb ; sufî mûsîkî tedrîsi — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir ; Süleyman Uludağ, İslâm’da Mûsikî ; Karabaş halaka tatbîki — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern Karabaş ilâhî repertuvarı — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu . Maraz-ı Kalb (Kalbin Manevî Hastalığı): «fî kulûbihim maradun» (Bakara 2/10); «hatîma’llâhu alâ kulûbihim» (Bakara 2/7); A’râf 7/100, 179; Tevbe 9/87, 93; «kalbin hastalıkları» — İbnü’l-Kayyım, İğâsetü’l-Lehfân 1/8-12; Gazzâlî, İhyâ , Acâibü’l-Kalb; modern psikoloji ile karşılaştırma — Bediuzzaman, Lemalar ; Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye , bâbu’l-marâzi’l-kalb. Harâma Meyleden Kimse: «vellezîne yünezzilûne’l-harâme bil-helâl» — Hadîs «her kim harâm yiyerek beslenirse onun duâsı kabûl olunmaz» — Müslim, Zekât 65 (1015); Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 2 (2989); «harâm kazançtan beslenen mü’minin tehlikesi» — İbn Kesîr, Tefsîr 1/213; modern eleştiri — Hayrettin Karam, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri ; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe .

Kaynak: 2024 Sohbeti — «Ateş-i Aşk» İlâhisi, Maraz-ı Kalb, Harâma Meyletme ve Hadîs-i Şe

Ruhun tecelliyatı nedir?

Ruhun tecelliyatı var mıdır? Vardır. Ama şu diyebiliyor muyuz? Hayır diyemiyoruz. Düşünün uyuduğumuzda aklımızda fikrimizde düşüncemizde hepsi de o deryaya o denize battı. Ruhların bekletildiği bir alan var. ruh normalde senden ayrıldı. Ayrıldığı zaman arı pete gibi bir alanı var. Direk oraya gidiyor. Direk. Şaşırmaca yok. Gelecek olan daha dünyaya gelmemiş olan ruhlar diyelim ki burada arı pete gibi, yaşayanların normalde burada arı pete gibi, normalde ölmüş olanların ayrı bir yerde arı pete gibi. Bir oda düşünün. Bir odanın dört tarafında arı pete gibi ruhlar var. Bir tarafında gelecek olanlar, bir tarafında geçmiş olanlar, bir tarafta da yaşayanlar var. Bir tarafta da velilerin, peygamberlerin velilerin ruhları var. O pete gayri, o özel o. O özel yer. E şimdi oradan da o gelecek olan velileri bilenler, o peteyi görenler. Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri diyor ya Allâh müsaade etseydi diyor ben diyor kıyamete kadar gelecek olan bütün velileri anne baba isimleriyle beraber söylerdim size diyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mü’minin Hayâtının Yeniden Bahara Erişmesi, Hiçlik Deryâsı ve Man

Ruhların varlık ve yokluk arasında geçişleri nasıl açıklanır?

Birinci ölüm bu normalde bir kimsenin ecelinin gelip ondan sonra o ecelle beraber tekrar yeniden kıyamet gününe kadar beklemesidir. O normalde tabir edilir ki büyük ölüm denir. Bir de küçük ölüm diye nitelendirilen ölüm vardır ki O da her geceler. O yüzden Zümer Sûresi âyet 42’de Cenâb-ı Hak buyurur ki Allâh ölüm anında ruhları alır. Ölmeyenin ise uykusunda. bir kimse ölceği zaman onun ruhunu alır. Ölmedi sağ devam ediyor hayatı. Onu da uykusunda ölümünü alır. Ölmelerine hükmettiğini kendi yanında tutar. Diğerlerinde belli bir süreye kadar yine salıverir. Doğrusu bunu da düşünen bir kavim için âyet dervattır. O zaman Cenâb-ı Hak normalde ne yapıyor? Bütün ruhları kendi emanet’a kendi elinin altına alıyor. Bunların içerisinde ölmesine hükmettiğine ölmesine hükmediyor. Ölümü yaşıyor onlar. Yok ölmesine hükmetmediyse onu tekrar ne yapıyor? Bedene sabah olunca veya uyanınca bedene tekrar onu ne yapıyor? İade ediyor tabiri caizse. Tabi biz burada ruh en büyük handikap bu zaten. dünya, Adem var olduğundan beri bütün düşünen insanların üzerinde fikir yürüttüğü, kendince anlamaya çalıştığı, idrak etmeye çalıştığı. Cenâb-ı Hak’ın hadisi kutsalarda Adem’i yarattıktan sonra kendi ruhumdan ruh üfledim dediği bu ruh. Bütün feylesoflar, bütün dinler, bütün din mensupları bunun üzerinde birçok fikirler yürütmüşler tarih boyunca. Ama bu fikirlerin hiçbirisi de bir sonuca ulaşmamış. Çünkü bununla alakalı Cenâb-ı Hak’ın âyet-i kerimesine göre çok az bilgi verilmiş.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mü’minin Hayâtının Yeniden Bahara Erişmesi, Hiçlik Deryâsı ve Man

Kabız hâli nedir?

Kabız hâli görünen kimse eksiktir, noksandır. Eksik ve noksandığından dolayı kabız hâli yaşar. Sufiler kabız hâli yaşar mı? Seri sülükte sufiler kabız hâli yaşarlar. Biraz şatahat olacak burası ama hamdolsun bizde yaşanmaz hiç kimsede. Bizim kardeşlerimizde kabız hâli yoktur. Bizim kardeşlerimizde kabız hâlinin olmayışı farklı bir sebebidir. O da şatahata gireceği için suseyim. bizim kardeşler kendi kendilerine ben kabız hâlindeyim zanneder, kendi kendine zanneder. O da böyle bir günah işlemiştir, hata işlemiştir, yanlışlık yapmıştır. O günahtan hatadan kusurdan dolayı kabız hâlindeyim diye görür. Halbuki hatasından günahından dolayıdır. Kabız hâli manevi bir şeydir, bir perdede kalmakla alakalıdır. o kimse belli bir perdeye geldi, Emmer-i Levam-ı Mülhüme’ye geldi, Mülhüme’de kaldı, Mülhüme’de kalınca kabız hâli yaşadı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mü’minin Hayâtının Yeniden Bahara Erişmesi, Hiçlik Deryâsı ve Man

Kabız hâli yaşanmaz mı?

Bizde kabız hâli yaşanmaz. Bizde günah kebâri işlediyse o kimse ve o günah kebâri de kaldıysa, tövbe etmediyse içine darlık gelir. Bu kabız hâli değildir. Bir kimse dördüncü esmaya gelir, orada beşe çıkmak için mücadele ediyordur, kabız hâli yaşamaz. Dördüncü makamın hâlini yaşar o. O kabız hâli değildir. O bir kimse günah kebâri işlediğinde onu zanneder, bizim kardeşlerimiz onu kabız hâli olarak görür. Bir günah kebâri işledi, kalbinde bir darlık hissetti, gönlünde bir darlık hissetti. Farkında yapmış olduğu hatanın, yapmış olduğu yanlışlığın farkında onu düzeltmenin yolu çok basit. kime karşı yaptı? İlhana karşı yaptı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mü’minin Hayâtının Yeniden Bahara Erişmesi, Hiçlik Deryâsı ve Man

Kibirlilik neden dervişlikte sorun yaratır?

Ve bu bütün dünyaya kibirliliği, deccaliyet pompalıyor. Bütün dünyaya. Hristiyanına, Yahudisine, dinlisine, dinsisine, Müslümana da kibirlilik akıp gidiyor insanlarda. bakıyorum ben böyle, kibirlilik akıyor insanlarda. Buradan çok dervişlerin önünü kesiyor. Kibirlenme kardeşim ya. Git, helallaş git, özür dile git, kendini haklı göreceğim diye uğraşma. Bu dünya haklı göreceğim yeri değil. Sufi için, derviş için. bakıyorsun şimdi insanlara. Annesine karşı haklı, babasına karşı haklı, zakirine karşı haklı, şeyhine karşı haklı. Biraz daha küstahlaşıyor. Peygamberine bile haklı. Neden bunu böyle yapmış ki? Biraz daha küstahlaşıyor. Allâh’a bile haklı. Allâh’la çatışıyor. Küstahlık zirvede, kibir zirvede dervişlik kalmıyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mü’minin Hayâtının Yeniden Bahara Erişmesi, Hiçlik Deryâsı ve Man

Kabız hâli neden manevi bir şeydir?

Kabız hâli manevi bir şeydir, bir perdede kalmakla alakalıdır. o kimse belli bir perdeye geldi, Emmer-i Levam-ı Mülhüme’ye geldi, Mülhüme’de kaldı, Mülhüme’de kalınca kabız hâli yaşadı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mü’minin Hayâtının Yeniden Bahara Erişmesi, Hiçlik Deryâsı ve Man

Sufiler mal-evlat düşmanı mıdır?

Biz Sufiler mal-evlat düşmanı değiliz. Biz Sufiler kadın düşmanı değiliz. Biz Sufiler arkadaş dost düşmanı değiliz. Biz Allâh sevgisi yerine başka bir şeyin konulmasına karşıyız. Biz Allâh sevgisinin yerine mal sevgisi, dünya sevgisi koymayız. Biz Allâh’ı şedid bir sevgiyle severiz. O iman edenler ki, Allâh’ı şedid bir sevgiyle severler. Âyet-i Kerîme. Biz Allâh’ı en yüksek derecede, en yüksek noktada gücümüzün yetince Allâh’ı severiz. Biz Allâh’ın yerine mal sevgisi, dünya sevgisi, kadın sevgisi, çocuk sevgisi, araba sevgisi, kat yat sevgisi koymayız.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Sufî Mal-Evlat Düşmanı Değildir, Namaz Sonrası Ayakta Zikir ve Me

Sufîler mal-evlat düşmanı mıdır?

Sufîler mal-evlat düşmanı değildir. Sufînin zenginlik anlayışı, zühd-i kalbî, zühd-i bedenî değil. Hayru’l-mâl-i’s-sâlih (Müslimanın hayrını mâl-ı sâlih ile yapma) ile ilgilidir. Modern sufî mal-evlat anlayışı, Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe kitaplarında açıklanmıştır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Sufî Mal-Evlat Düşmanı Değildir, Namaz Sonrası Ayakta Zikir ve Me

Memleket bereketi ve mü’minin niyâzı nedir?

Memleket bereketi ve mü’minin niyâzı, «innallâhe yedfa’u ani’l-ümmeti’l-meleûnâte bi-iclâli’l-ulemâ» (Allâh ümmetin lânetini âlimlerin hürmetiyle defeder) ayetine dayanır. Memleket-vatan duâsı, vatan sevgisi îmândandır. Sufî tâbiriyle açıklanmıştır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Sufî Mal-Evlat Düşmanı Değildir, Namaz Sonrası Ayakta Zikir ve Me

Bir kimsede maneviyat yoksa ondan maneviyat kokusu almak mümkün müdür?

Eğer bir kimsede maneviyat yoksa ondan maneviyat kokusu almak ondan manevi bir şey almak mümkün değildir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Bir kimsede aşk tecelli etmediyse ondan aşkın tecelliyatını duymak mümkün müdür?

Eğer bir kimsede aşk tecelli etmediyse ondan aşkın tecelliyatını duymak, ondan aşkı duymak aşkın kokusunu almak mümkün değildir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Hz. Piri’nin gül ilahi aşkı simgesi olarak kullanmasının nedeni nedir?

O zaman o kimsede ilahi aşk gönlüne oturduysa evet ondan gül kokusu alacağız veya o kimse gerçekten ilahi aşka düştüyse evet onda ilahi aşkın şarabını alacağız ona biz mansur şarabı diyoruz ya o kimsenin kalbi öyle bir noktaya gelince her şeyiyle Allâh’a yöneldi her şeyiyle Allâh’a yöneldikten sonra onun kalbinde Cenâb-ı Hak’ın ama celali ama cemali ama zati sıfatlarının tecelliyatları bu tecelliyatlarının tezahürleri olmaya başladığında o kimsenin biz o kimseden ama celali ama cemali ama zati sıfatlarının tecelliyatını o kimsede göreceğiz o kimsede aşkın, aşkın vücuda düşmüş halini göreceğiz o kimsede biz aşkın dile gelmiş halini göreceğiz bize aşıklıktan bahsettiğinde diyeceğiz ki evet aşık olan bu ve normalde o hale gelen bir kimse için de Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerîme’de diyor ki Mütaffinin Sûresi onlara mühürlü halis bir şaraptan içerilir onun sonu mistir öyleyse yarışanlar bunun için yarışsınlar

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Beytullah’ın kendine has kokusu nedir?

Beytullah’ın bir kendine has kokusu vardır o kokuyu duyarsın bir Beytullah’a sıkılan kokular vardır Beytullah’ı çünkü kokulandırırlar boyuna koku sıkarlar görmüşsünüzdür bir de Beytullah’ın kendine has kokusu vardır kendine has olan kokusu da senin mananınla alakalıdır

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Koku sana kılavuz ve rehberdir ne demektir?

Koku sana kılavuz ve rehberdir seni ta ebedi cennete ve kevser rırmanına götürür

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Akl-ı külden gelen bu sözlerin anlamı nedir?

Akl-ı külden gelen bu sözler aynı zamanda bir koku da mühtevâ eder bir koku da vardır sen o ilahi kokuyu aldığında o koku seni cennete kevser rırmanın başına kadar götürür

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Bir hayvan sahibinin kokusunu alarak sahibine ulaşması nasıl olur?

Siz bir kediyi atmaya kalkıyorsunuz bilmem kaç kilometre ileri götürüyorsunuz o kedi gözünü de bağlasanız gece de götürseniz oraya bıraktığınızda eğer o sahibine vefalıysa o kokuyla seni bulur yine sen kendi kendine şaşırırsın ya bu nasıl buldu gene tekrar eve geldi kokuyla geldi veya bir hayvana bakarsın hayvan senin kokunu alır hayvan senin kokunu aldığı yerde sana doğru koşar

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Bir kuzu, sahibine vefalıysa kokuyla nasıl sahibine ulaşabilir?

Ben çok anlatmak istemem bir kuzu vardı bende küçücük hediye olarak getirdiler bana ben onu biberonla besledim oldu kocaman koç dedemin evinde bakıyordum ben ona normalde biraz daha büyüyünce resmen beni takip ediyordu benim kahvede olduğumu biliyordu kahvenin önüne geliyordu ben orman işletmesinde çalışıyorum en son da orman işletmesine gelmeye başladı hiç götürmedim işletmeye ben onu ama buluyordu beni işletmeden bir gün koşa koşa geldiler dediler bir tane kuzu var kapının önünde kuzu deyince benim aklıma geldi ilk önce lan benim manyak geldi dedim ben bir çıktım koşa koşa geliyor bana merdivenler kapağa koşuyor dediler bu ne sormayın dedim bu da dedim bana aşık hep hatunlara aşık olacak değil ya bir de kuza aşık oldu bütün hatunlardan vefalıydı hiç peşimi bırakmıyordu normalde

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Manevi koku neden önemlidir?

Manen Hissizleşmiş Kalbin Hâli götürüyorum dedemin orayı kilitliyorum duvardan aşıyordu bildiğiniz duvardan atlıyordu anamın ne kapısını bıraktı ne penceresini anamın evindeysem bakın kokudan anlıyordu nereden biliyorsun değil mi ben anamın evindeyim güüüm kapıya bir tosmak vuruluyor tamam gel dedi annem diyor koş ne kapı bıraktı ne pencere bu ben koşuyorum ondan sonra bakıyorum gelmiş böyle bana doğru geriliyor sakın ha diyorum çünkü böyle bir sefer elim uzattım neredeyse beni upuzun devirecek yolda giderken birisi isterse bana ters baksın bir şey yapsın geriliyor böyle bir paç diyor onun peşinden koşmaya herkes kaçıyor aşık ya bildiğiniz aşık kuzu kuzuyken benim kokumu takip ediyordu hayvan hayvanken kokuyu tanıyor kokuyu biliyor erkeklerin de kadınların da üzerlerinde bir vücut kokusu vardır kendilerine ait seven insan sevdiğinin kokusunu alır kilometrelerce öteden burnunda onun kokusu vardır hep hiç unutmaz ben o yüzden derim insanlar gerçekten sevgi konusunda konuşmasınlar seven insan yattığında yattığı zaman sevdiğinin kokusuyla yatar kokusuyla uyanır orada mesafe söz konusu değildir şimdi koku bu manada sana kılavuzluk yapar sen bir sohbete gittin de mana burnun çalışıyorsa orada asıl mana kokusunu alırsın burnun çalışmıyorsa koku almıyorsa sen orada hiç bir koku almazsın bu mana ile alakalı o yüzden o koku seni selamete götürür bir mecliste gittin oturduğun orada bir evliya varsa evliyanın kokusunu alırsın bir mecliste gittin oturduğun o meclisin başında oturan mürşid-i kâmil ise onun kokusunu alırsın

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Mürşid-i kâmilin kokusu neden önemlidir?

Allâh rahmet eylesin şeyh efendi böyle tak yandan dokunurdu Mustafa efendi ne diyorsun evladım biz atı ziyarete gitmişiz ben derdim efendim mürşid-i kâmil değil bu kadar sessiz bir şekilde yapardı şeyh efendi ses kelime yok ve hatta böyle bir dervişlerden bizimle sohbete gittik bir zakir var orada dokunur bana ne diyorsun efendim şu durumda aile oldum benimle imtihan ediyor neyi imtihan ediyor bunları soramazsın soruyor sana sen cevap verirsin kokudur bu manevi koku o senin burnun bir mürşid-i kâmili kokladıysa sen mürşid-i kâmil kokusunu 5 bin metreden duyarsın o kokuya aşinalın var ise o kokuyu aldın ise ne yapar seni kılavuz eder nereye cennete çünkü o koku bir mürşid-i kâmil kokusu ilm-i ledünden gelir onda ilm-i ledünden gelen bir koku vardır onu maddende alırsın manende alırsın eğer o kokuyu tanıyorsan eğer o kokuyla tanıştıysan veya tabi tanıştın bir üstadla bakın bunların hepsi de manevi size işarettir ben bir üstadla tanıştım onun kokusuna aşina oldum öyle değil mi evet ben aynı kokuyu başka bir mürşid-i kâmilden duyarsam aynı kokudur çünkü onların kokuları seçilmişlerin kokusudur seçilmişlerin kokuları çok ince bir nüans farkıyla aynı yerden kopup gelir bu biraz size tuhaf gelebilir peygamberlerin kokusuna yakın kokudur o çok hassas bir burun ikisinin arasındaki farkı fark eder bir kısmı fark edemez hatta hatta şöyle der aynı peygamber efendimiz gibi kokuyor bu onu söyler o daha fark ehli değil fark ehli olmadığından dolayı böyle söyler aynı onun gibi kokuyor yalan mı değil kelime biraz insanlar doğru algılamaz çünkü o koku muhteşem bir şeydir zikrullâh da olur mesela bir zikrullahın kendine ait bir kokusu vardır o geceye aittir o o falemen nuhu dendi mi o koku yayılır halakaya o yüzden önce esmalar salatü selam tövbe temizlendi ortalık zikrullahın başlangıcı o yüzden seronomisi öyle başlar seronomi öyle başladı üç tevhid okundu mu oradaki cemaat temizlendi tertemiz burunlar temizlendi bitti şimdi orada kokunun yayılma zamanı burunu koku alanlar o zikrullahın kokusunu alırlar eğer o koku olmuyorsa ya sende sıkıntı var ya orada sıkıntı var kokuyu alıyorsun koku almanda problem yok ama orada bir sıkıntı var o zaman zakirde sıkıntı var çavuşta sıkıntı var dervişlerde sıkıntı var orada o zaman neden dur bakayım ya burada koku alamadık perşembe gün derse gidelim bakalım gittik derse aaa kokuya alıyorsun bir gün önce derse gittin koku yok orada orada sıkıntı var oranın maneviyatında sıkıntı var oturmamış yerleşmemiş bir problem var orada dervişlerin arasında bir problem var bir sıkıntı var orada o sıkıntının giderilmesi lazım birbirlerine buğuz etmişler birbirlerine bir şey yapmışlar ben topluluk toplandığımda herkes birbirine hakkını helal etsin diyorum ya neden o kokuyu herkes alsın herkes hakkını birbirine helal etsin bizden yana da helal olsun o kokuyu burnun almaz yoksa o koku önemli ve o koku seni ne yapıyor seni kevser şarabına götürüyor seni nereye götürüyor seni cennete götürüyor o koku kokuyu takip et koku önemli Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. ne dedi dünyanızdan bana üç şey sevdirildi güzel koku güzel kadın gözümünün nuru namazdır güzel koku sen o güzel kokuyu gül kokusu leylaktır zambaktır zannediyorsun o işin zahir kısmı başka bir adişefte ne dedi rahmanın dediği kokusu Yemen’den geliyor sen o rahmanın kokusunu almaya çalış onun güzel koku dediği zahirde kalma sen mana kokusunu almaya çalış mesela Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. kendisine güzel koku ikram edenlerin hiçbir zaman reddetmedi ve dedi ki birisi güzel bir koku sana ikram ediyorsa onu dedi reddetme güzel bir koku ikram ediyorsa onu reddetme sebep çünkü o güzel koku hayırdır hasenattır iyiliktir Kur’andır sünnettir ilm-i ledünden gelen bir ilimdir bir hikmettir o bir mürşid-i kâmil bir veli sana bir şey söyledi o senin için güzel kokudur hikmettir ilimdir o senin için onu reddetme yoksa biz o güzel kokuya zahir olarak baktığımızda bildiğimiz misk parfüm diyorsunuz ya siz şimdi biz de onu misk diyoruz böyle yağlı ballı böyle güzel güzel sürünüyoruz böyle çıkmıyor üç dört gün üstümüzden değil mi bazıları da var gerçekten böyle koklayınca insanın burun direği sızılacak onu da nasıl seviyorlar bilmiyorum onu da güzel koku olarak geçiyor herhalde onlara da o güzel kokuyor çok affedersiniz bilmem ne böceğine bilmem neyin tatlı geldiği gibi onun da kokusu ona hoş geliyor o da nereye gidiyor o bilmem neye gidiyor onu yuvarlıyor anladınız siz onu anlamayan kaldı mı yok böyle dilsiz dudaksız anlaşma böyle mecaz anlaşma da böyle bir şey bakın ona necaset gelmiyor o koku ona o necaset gelmiyor o büyük bir iş yaptım diye uğraşıyor demek ki senin burnun da iyi koku alacak kötü koku almayacak kötü kokuya iyi koku deme kötü kokuya güzel koku da deme deme bir insan var iş kokuyor neden iş kokuyor haramın içinde çünkü haramın içinde olunca ondan güzel koku gelmez ya demirci dükkanına giden iş kokar diyor ya hadîs-i şerifte sen demirci dükkanına gidersen iş kokarsın demirci dükkanında gittiğinde üzerine senin muhakkak diyor bir kıvılcım bir ateş senin üstüne bulaşır hadîs-i şerîfin metni uzun ama ben mana olarak aklımda kalanı söylüyorum ama diyor sen güzel mis satan bir kimseye gidersen sen mis kokarsın o zaman sen nereye gideceksin güzel kokuyu takip et o zaman sana mis kokuları saçan akl-ı külden gelen ilm-i ledünden gelen ilme tabi ol güzel koku o yok akl-ı külden sen ilahi ilimden bir kelam konuşmayan kimsenin peşine düşme heva hevesini ilah etmiş heva hevesini ilah etmiş nefsini ilah etmiş sen onun peşinden gitme o kötü kokuyor onun kokusu kötü seni zikirden engelliyorsa seni Allâh’ın sıfatlarının tecelliyatını fikretmekten engelliyorsa namazdan abdestten oruçtan zikirden fikirden iyi arkadaşlardan salihlerden seni ayırıyorsa o kötü bir koku ondan uzak dur o seni cehenneme götürüyor onda şeytan kokusu var onda cehennem kokusu

Kaynak: 2024 Sohbeti — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasa

Allah’ın zikrine karşı olanlar kimlerdir?

Bir kimse Kur’ân Sünnet tarihindeki sufiliğe karşılasa ya cahildir ya kâfirdir ya da gizli servis açanadır o. Bakın bunlar böyle net. Bir kimse bütün hadîsleri inkâr ediyorsa, hadislere karşısa o kimse İngiliz kraliyet hâlesinden, mostattan siyah eden oradan buradan besleniyordur. Bir kimse ehl-i zikre ve zikre karşılasa bir yerlerden besleniyordur, bir yerlerin insanıdır o. Kafirdir, münafıktır bir şeydir yani.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Zikirle Âyetlere Devam: Çokça Zikir, Arşın Gölgesi ve Ehl-i Sûfiy

Hikmet verilen kimseye çok hayır verilir mi?

Hikmet verilen kimseye çok hayır verilir. Bakara 2/269 ayetinde Allâh hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet verilirse ona çok hayır verilmiş olur. Bu ayet, hik,metin sahibi Allâh olduğunu ve hikmetin sahiplerine çok hayır getirdiğini açıklar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Hz. Peygamber’in hâli ve tevâzu deryâsı nedir?

Hz. Peygamber’in hâli ve tevâzu deryâsı (hazinlik) konuları ele alınır. Tevâzu deryâsı, Hz. Peygamber’in hâlinin derinliğini ve genişliğini ifade eder. Bu sohbet, hikmetin Allâh’ın lütfuyla verildiğini ve mürşidlerin bu hikmetle nasıl bir yol izlediklerini anlatır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin rolü nedir?

Mürşidler, müridlerine manevi olarak sıkıntılarına çözüm bulurlar. Manevi olarak dertlerine derman bulurlar Allâh’ın izniyle. O mürid manevi bir sıkıntı yaşamaz. Zikrullâh yaptı. Şimdi öyle zikrullâh yapanlar az. Ama çok zikrullâh yaptı. O zikrullahdan dolayı ona manevi herhangi bir sıkıntı olmaz. Mürşidler, dervişlere örnek olurlar. Bir mürşidin başına bir şey gelmeyecek olsaydı peygamberlerin başına bir şey gelmezdi. Bu yüzden mürşidler, dervişlerin önünde örnek hükmündedirler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin ne gibi bir rol oynadıkları nedir?

Mürşidler, müridlerine manevi olarak sıkıntılarına çözüm bulurlar. Manevi olarak dertlerine derman bulurlar Allâh’ın izniyle. O mürid manevi bir sıkıntı yaşamaz. Zikrullâh yaptı. Şimdi öyle zikrullâh yapanlar az. Ama çok zikrullâh yaptı. O zikrullahdan dolayı ona manevi herhangi bir sıkıntı olmaz. Mürşidler, dervişlere örnek olurlar. Bir mürşidin başına bir şey gelmeyecek olsaydı peygamberlerin başına bir şey gelmezdi. Bu yüzden mürşidler, dervişlerin önünde örnek hükmündedirler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin dervişlere nasıl örnek olmaları gerekir?

Mürşidler, dervişlere örnek olurlar. Bir mürşidin başına bir şey gelmeyecek olsaydı peygamberlerin başına bir şey gelmezdi. Bu yüzden mürşidler, dervişlerin önünde örnek hükmündedirler. Mürşidler, dervişlere manevi olarak yol gösterirler. Onlar, dervişlerin manevi gelişimlerini, manevi durumlarını normalde tasavvufi olarak onların ne yapmaları gerektiğini öğretir. Aynı zamanda o mürşidin bu manada sohbeti, zikri, nefesi karşındaki kimsenin ruhuna hitap eder. Nefsine de hitap eder. Nefsi onu kaldırmaz. Nefsi onu gitmek istemez. Nefsi bir mürşide tabi olmak istemez. Ama ruhu ondan tat alır, lezzet alır. Ruh gitmek ister, onunla beraber olmak ister. Nefis onunla beraber olmak istemez. Nefis buradan insanı kaçırtmaya çalışır, geri döndürmeye çalışır. Ama ruh baskın çıkarsa o mürşidin önünde ona diz çöktürür.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin dervişlere nasıl bir yol gösterdikleri nedir?

Mürşidler, dervişlere manevi olarak yol gösterirler. Onlar, dervişlerin manevi gelişimlerini, manevi durumlarını normalde tasavvufi olarak onların ne yapmaları gerektiğini öğretir. Aynı zamanda o mürşidin bu manada sohbeti, zikri, nefesi karşındaki kimsenin ruhuna hitap eder. Nefsine de hitap eder. Nefsi onu kaldırmaz. Nefsi onu gitmek istemez. Nefsi bir mürşide tabi olmak istemez. Ama ruhu ondan tat alır, lezzet alır. Ruh gitmek ister, onunla beraber olmak ister. Nefis onunla beraber olmak istemez. Nefis buradan insanı kaçırtmaya çalışır, geri döndürmeye çalışır. Ama ruh baskın çıkarsa o mürşidin önünde ona diz çöktürür.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin dervişlere örnek olmalarının nedeni nedir?

Mürşidlerin dervişlere örnek olmalarının nedeni, bir mürşidin başına bir şey gelmeyecek olsaydı peygamberlerin başına bir şey gelmezdi. Bu yüzden mürşidler, dervişlerin önünde örnek hükmündedirler. Mürşidler, dervişlere manevi olarak yol gösterirler. Onlar, dervişlerin manevi gelişimlerini, manevi durumlarını normalde tasavvufi olarak onların ne yapmaları gerektiğini öğretir. Aynı zamanda o mürşidin bu manada sohbeti, zikri, nefesi karşındaki kimsenin ruhuna hitap eder. Nefsine de hitap eder. Nefsi onu kaldırmaz. Nefsi onu gitmek istemez. Nefsi bir mürşide tabi olmak istemez. Ama ruhu ondan tat alır, lezzet alır. Ruh gitmek ister, onunla beraber olmak ister. Nefis onunla beraber olmak istemez. Nefis buradan insanı kaçırtmaya çalışır, geri döndürmeye çalışır. Ama ruh baskın çıkarsa o mürşidin önünde ona diz çöktürür.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin dervişlere örnek olmaları nasıl gerçekleşir?

Mürşidlerin dervişlere örnek olmaları, bir mürşidin başına bir şey gelmeyecek olsaydı peygamberlerin başına bir şey gelmezdi. Bu yüzden mürşidler, dervişlerin önünde örnek hükmündedirler. Mürşidler, dervişlere manevi olarak yol gösterirler. Onlar, dervişlerin manevi gelişimlerini, manevi durumlarını normalde tasavvufi olarak onların ne yapmaları gerektiğini öğretir. Aynı zamanda o mürşidin bu manada sohbeti, zikri, nefesi karşındaki kimsenin ruhuna hitap eder. Nefsine de hitap eder. Nefsi onu kaldırmaz. Nefsi onu gitmek istemez. Nefsi bir mürşide tabi olmak istemez. Ama ruhu ondan tat alır, lezzet alır. Ruh gitmek ister, onunla beraber olmak ister. Nefis onunla beraber olmak istemez. Nefis buradan insanı kaçırtmaya çalışır, geri döndürmeye çalışır. Ama ruh baskın çıkarsa o mürşidin önünde ona diz çöktürür.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin dervişlere nasıl bir örnek olmaları gerekir?

Mürşidlerin dervişlere örnek olmaları, bir mürşidin başına bir şey gelmeyecek olsaydı peygamberlerin başına bir şey gelmezdi. Bu yüzden mürşidler, dervişlerin önünde örnek hükmündedirler. Mürşidler, dervişlere manevi olarak yol gösterirler. Onlar, dervişlerin manevi gelişimlerini, manevi durumlarını normalde tasavvufi olarak onların ne yapmaları gerektiğini öğretir. Aynı zamanda o mürşidin bu manada sohbeti, zikri, nefesi karşındaki kimsenin ruhuna hitap eder. Nefsine de hitap eder. Nefsi onu kaldırmaz. Nefsi onu gitmek istemez. Nefsi bir mürşide tabi olmak istemez. Ama ruhu ondan tat alır, lezzet alır. Ruh gitmek ister, onunla beraber olmak ister. Nefis onunla beraber olmak istemez. Nefis buradan insanı kaçırtmaya çalışır, geri döndürmeye çalışır. Ama ruh baskın çıkarsa o mürşidin önünde ona diz çöktürür.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin öğretisi, duası, şifası, sevgisi, muhabbeti nedir?

Mürşidler bu manada eğer ilm-i ledünden ilim aldıysa gizli hazinenin anahtarı gibidir. Bak gizli hazinenin sahibi Allâh’tır. Mürşid o hazineyi açacak anahtar hükmündedir. Senin bir hazinen olsa anahtar olmaz mı? ilmi ledin hazinesinin de anahtarı hükmündedir mürşid. O yüzden bu mürşidin bu manada öğretisi, duası, şifası, sevgisi, muhab, beti. Sen bir kuru topraksındır. Bunlarla seni ne yapar? Yoğurur, neşvü nevâ eder. Senin üzerinde mis kokulu çiçekler açar. sen hayır hasenat bilmezken hayır hasenat sende başlar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin tevazu deryası nedir?

O yüzden taş gibi katı olma. Kibir, seni taş gibi katı yapar. Kendini yüksek görmek, seni taş gibi katı yapar. Sen kendini biraz tevazu deryasına at.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Tevazu neden önemlidir?

Tevazu, Cenâb-ı Hak’ın nimetlerini inkar etmek değil, onları kabul ederken mütevazı olmaktır. Tevazu sahibi olacak bütün Sufiler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Kibir neden zararlıdır?

Kibirli olanın kalbi karanlık bir odadır. Kibirli davranmak kalbin taşlaşmasına neden olur. Kibir, tevazu ile savaşmak demektir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Hz. Peygamber’in tevazu ile ilgili tespiti nedir?

Hz. Peygamber’in tevazuyla ilgili tespiti: Tevazu gösterişten uzak durmak, içinde bulunduğun topluma hizmet etmek ve kendi kusurlarını kabul etmektir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Tevazu ne şekilde ifade edilmelidir?

Tevazu, gösterişten uzak durmak, herkese eşit davranmak ve kendini kusurlu görmek demektir. Tevazu sahibi olacak bütün Sufiler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Kibir neden kalbin taşlamasına neden olur?

Kibirli davranmak kalbin taşlamasına neden olur. Kibir, tevazu ile savaşmak demektir. Kibirli olanın kalbi karanlık bir odadır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Tevazu ne zaman bir kişinin kalbini aydınlatır?

Tevazu sahibi olanın kalbi aydınlık bir bahçedir. Tevazu, insanın kendini Allâh’a teslim etmesidir. O teslimiyetle birlikte iç huzur ve mutluluk bulur.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Kibirli davranışlar nelerdir?

Kibirli davranışlar: asık yüzlülük, taş kalplilik, kin, nefret, dağınıklık, tereddüt, kendi hakkına tecavüz etmek, etrafındaki insanların hakkına tecavüz etmek, eşinin, çocuklarının, ailenin, arkadaşlarının hakkına tecavüz etmek.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Tevazu ile ilgili bir mesnevi beyti var mı?

Mesneviden alınmış bir beyt: Tevazu gösterişten uzak durmak, içinde bulunduğun topluma hizmet etmek ve kendi kusurlarını kabul etmektir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Tevazu ne zaman bir kişinin kibirliliğini ortadan kaldırır?

Tevazu, kibirle savaşmak demektir. Tevazu sahibi olacak bütün Sufiler. Kibirli olanın kalbi karanlık bir odadır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Tevâzulu olmayan helâk olur mu?

«Tevâzulu Olmayan Helâk Olur» — Mü’minin Hizmet ve Hürmet Edebi. O tevazulu davranmazsan, kibirli olanlar helak olur. Kibirli olanlar helak olur. Kibirli olanlar helak olur. Ama davranmazsan, kibirli olanlar helak olur. Allâh kibirlileri sevmez. Allâh kibirlilerin üzerinde ne kadar manevi hal var ise sıyırır atar anında. Tevazu olanı ise Allâh destekler. Onun gönlüne tecellisini verir. Ona hikmet verir. Onu kendine dost eder, kendine evliya eder. Onu kendi yolunun eri eder. Bu tevazuyla, hürmetle, hizmetle olur. İnsanların hakkına, hukukuna tecavüz etmemekle olur. Nefsine uymamakla olur.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Hz. Peygamber’in hâli nedir?

«Tevâzu deryâsı ve Hz. Peygamber’in Hâli» — 2024 Sohbeti #80 — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır». Beni de bilmiyor görmüyor zannediyor diyordu. Hadi çık meydana da topla bin kişi, iki bin kişi, üç bin kişi. Bırak yüz kişi topla. Bırak elli kişi topla hadi. Sen, sen bu cahilliğinle sufilik yapamazsın. Sen küstahlık yapıyorsun. Bir kimse bir mürşide küstahlık yapmakla orada kalmaz. Mürşide küst, ahirlere küstahlık yapmak, peygamber sallallâhu aleyhi ve selleme ona küstahlık yapmak, Allâh’a küstahlıktır. Ben bazen söylüyorum ya, kendimi bir yere koyduğumdan dolayı değil. Bu dergahdaki olan şeyleri aklınızla işin içinden çıkmaya çalışmayın. Bu karşınızda gördüğünüz kimse, kendiliğinden zâkir olmuş bir kimse değil. Beni zâkir eden şeyhim. Ben şeyhimin önündeyim. Ben şeyhimin önünde zerre miktarı ondan bir şey isteyen insan değilim.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşid’in tasavvufî sebât niyâzı nedir?

«Daha Tepe Tırmanırız Daha» — Mürşid’in Tasavvufî Sebât Niyâzı; Fırat Nehri Mecâzı. O tevazulu davranmazsan, kibirli olanlar helak olur. Kibirli olanlar helak olur. Kibirli olanlar helak olur. Ama davranmazsan, kibirli olanlar helak olur. Allâh kibirlileri sevmez. Allâh kibirlilerin üzerinde ne kadar manevi hal var ise sıyırır atar anında. Tevazu olanı ise Allâh destekler. Onun gönlüne tecellisini verir. Ona hikmet verir. Onu kendine dost eder, kendine evliya eder. Onu kendi yolunun eri eder. Bu tevazuyla, hürmetle, hizmetle olur. İnsanların hakkına, hukukuna tecavüz etmemekle olur. Nefsine uymamakla olur. Ey derviş olacak olan kardeş! Sözlerime kulak ver. Sözlerimi iyi dinle. Tevazu yolunu seç, sufilik yap. Kendi kendine mürşidlik, şehlik, nakib-i nigabbalık, halifelik süsüyle, cartına cartına yürüme bu dergatta. Görmezler, bilmezler, duymazlar diye de düşünmen daha büyük küstahlık. Ben küstahlıktan öte terbiyesizlik yapma. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki, ne dedi kulağı kesik bir habeşliği dayı başınıza dikseler ona tabi olun dedi. Kulağı kesik bir habeşli dedi. Senin başına bir çavuş, senin başına bir zâkir, senin başına bir nakib, senin başına bir görevli tayin etmişler. Sana ne onu yargılamak? Sana mı düştü? Hizmet edeceksin. O koşturursun hizmet edersin edebinle. Çavuşsan çavuştuğunu bilirsin edebinle. Bilmiyorsan çavuştuğunu alamayacak dirayetsiz değiliz alırız çavuştuğunu. Kendini ona umutaya getirme. Dervişsen dervişliğini, çavuşsan çavuştuğunu yap güzel bir şekilde.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Hz. Dâvûd’un sesi neden bir mu’cize sayılır?

Hz. Dâvûd’un sesi öyle bir sesi vardır ki, ölüleri diriltir, İsrâfîl’e yardım eder; Manevî Mu’cize-i Sıfat. Sesi israfil gibi mucizeler gösterir, ölülerin bedenlerine can bağışlardı. Yahut israfile yardım ederdi. Onun namelerini dinleyen fil bile kanatlanırdı. İsrafil bir gün namesini düzel ve yüzlerce yıllık çurumuş ölüye can verir. nasıl israfil sura üfleyince bütün ölüler yeniden dirilecek. Bu kimse de şarkı söylediğinde sanki bir kimse hımbıl böyle her şeyi bırakmış neşesiz. Bu şarkı söylemeye başlayınca canlanıyor, neşeleniyor ortalık. kimisi vardır böyle neşesiz insandır. Erkeklerde de kadınlarda da.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Düğünde Def Vurma, Hz. Dâvûd’un Sesi ve Hz. Peygamber Ashabının İ

Hz. Peygamber Ashabının ifâdesi nedir?

Hz. Peygamber Ashabının ifâdesi — Sahâbe-i Kirâm’ın Manevî Mertebesi. Ya da diyor, İsrafil’e yardım ederdi sesiyle. Şimdi İsrafil kim? İsrafil büyük meleklerden birisi. Ve bu görevi ne? Sura üflemek. Sur ne? Sur bir alet ismi. tarif edenler bunu boruya benzer bir alet ismi olarak tarif etmişler. Peki normalde bu İsrafil’in görevi ne? Birinci suru üflecek. Şimdi âyet-i kerimelerde ve bazı yerlerde iki sur üflenecek söylenir. Biz sufiler üç sur deriz. Nasıl üç sur deriz? Kıyamet kafirlerin üzerine kopacak çünkü. İsrafil birinci suru üfler sabah namazı vakti daha çıkmadan önce böyle sabah namazı ve keraata gelmezden önce. Bu birinci surdur. Birinci suru üfler müminlerin hepsi de canlarını verirler. Bu normalde hadîs-i şerîf de vardır bu konuda.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Düğünde Def Vurma, Hz. Dâvûd’un Sesi ve Hz. Peygamber Ashabının İ

Mü’minin Aşk-Şiir Mirâsı nedir?

Ne yazık ki insanlar tarih boyunca şeytanın yolunu tutup insanca yaşamanın yolunu terk ettiler. Heva heveslerine uydular, nefislerine uydular, heva hevislerine ve nefislerine uyaraktan ne yazık ki Adem’in babalarının yolunu terk edip, peygamberlerinin yolunu terk edip, peygamberlerinin yolunu terk edip şeytanın yolunu devam ettirdiler ve insan gün geçtikçe dinden uzaklaştıkça insanlıktan uzaklaştı, insanlıktan uzaklaştıkça da şeytanlaştı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kadir Gecesi: Kur’ân’ın İndirilişi, Sahâbenin Manevî Bağı ve Mü’m

Kalbin Sağırlaşması nedir?

Kur’ân’ın tabiriyle. O çünkü duymaz, hikmeti duymaz. Kur’ân’ı duymaz. Görmez, Cenab-ı Hakk’ın sıfatsal tecelliyatlarını görmekten mahrumdur. Kalbi onun ilham almaz. Kalbi doğruyu kabul etmez. O yüzden ne yapıyor? O bu hikmete yabancı. Hik,meti reddediyor. Hikmeti anlamak, duymak istemiyor çünkü. Veya doğruyu anlamak, duymak istemiyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Ramazân’ın Son Günleri, Kalbin Sağırlaşması ve Üç Aylık Tâtil Son

Kalbin Sağırlaşması ve Hikmetin Duyulmaması nedir?

Kur’ân’ın tabiriyle. O çünkü duymaz, hikmeti duymaz. Kur’ân’ı duymaz. Görmez, Cenab-ı Hakk’ın sıfatsal tecelliyatlarını görmekten mahrumdur. Kalbi onun ilham almaz. Kalbi doğruyu kabul etmez. O yüzden ne yapıyor? O bu hikmete yabancı. Hikmeti reddediyor. Hikmeti anlamak, duymak istemiyor çünkü. Veya doğruyu anlamak, duymak istemiyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Ramazân’ın Son Günleri, Kalbin Sağırlaşması ve Üç Aylık Tâtil Son

Peygamberler ve Velilerin gönül namesi nedir?

Peygamberler ve Velilerin gönül namesi bu cinnilerin, perilerin, insanların sesinden ve nefesinden ayrıdır. Bakın Peygamberler de şehadet aleminde yaşarlar, Veliler de şehadet aleminde yaşarlar. Bütün insanlar, cinniler, şeytan, diğer varlıklar hepsi de bu şehadet aleminde yaşarlar. Ama içlerinde nefesi makbul olan, nefesi makbul olan, kıymetli olan Peygamberlerin nefesi ve Peygamberlerin gönül nameleridir. İkincisi Velilerin gönül nameleridir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1920. Beyt: Beytullâh’ı Tavâf, Hz. Muhammed’in Nûrâniyeti

Cinler ve insanlar neden şehadet aleminde yaşarlar?

Bütün insanlar, cinniler, şeytan, diğer varlıklar hepsi de bu şehadet aleminde yaşarlar. Ama içlerinde nefesi makbul olan, nefesi makbul olan, kıymetli olan Peygamberlerin nefesi ve Peygamberlerin gönül nameleridir. İkincisi Velilerin gönül nameleridir. Sen Sufiysen, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine kulağını tıkarsın. Sufiysen, üstadına kulağını hazreti Peygamber’e verir, diğerlerine kulağını tıkarsın. Sufiysen, üstadına kulağını verir, diğerlerine kulağını tıkarsın. Çünkü ancak normalde gönül namesi dinleyeceksen bu iki yerden gönül namesini dinlersin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1920. Beyt: Beytullâh’ı Tavâf, Hz. Muhammed’in Nûrâniyeti

Peygamberlerin gönül namesi neden özeldir?

Peygamberlerin gönül namesi bu cinnilerin, perilerin, insanların sesinden ve nefesinden ayrıdır. Bakın Peygamberler de şehadet aleminde yaşarlar, Veliler de şehadet aleminde yaşarlar. Bütün insanlar, cinniler, şeytan, diğer varlıklar hepsi de bu şehadet aleminde yaşarlar. Ama içlerinde nefesi makbul olan, nefesi makbul olan, kıymetli olan Peygamberlerin nefesi ve Peygamberlerin gönül nameleridir. İkincisi Velilerin gönül nameleridir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1920. Beyt: Beytullâh’ı Tavâf, Hz. Muhammed’in Nûrâniyeti

İlmi orta yere sarmak ne demektir?

İlmini orta yere sar. Sen şeyh olmuşsun, mürşid olmuşsun. O zaman ilmini orta yere saç. Cenâb-ı Hak sana bir ilim vermiş maddi manevi. Sana bir soru soruyorlarsa cevapla. Eğer sen bir manevi ilmin var ise, o manevi ilmin insanların önüne saç, insanların önüne ser. Kendini kötümlaştırma. Ya da de ki ben bunu bilmiyorum, insanlar bilmediğini bilsin. Bu ayıp değil, günah değil. Mademki sana maddi manevi bir ilim verildi, o ilmi de kasma. O ilmi de saklama. O ilmi de örtme. Allâh için konuş. Allâh için sohbet et. Allâh için insanlara nasihat et. İlmin zekatı budur. E sen onu da yapmıyorsun. Sen ilmi para için yapmışsın, ilmi maaş için yapmışsın sen. İlmi makam için yapmışsın. İlmi mevki için yapmışsın.

Kaynak: 2024 Sohbeti — 21. Nasîhat: Münâfikûn 63/9-10 «Mallarınız ve Çocuklarınız Sizi Z

İlmi para için yapmak ne demektir?

Sen ilmi para için yapmışsın, ilmi maaş için yapmışsın sen. İlmi makam için yapmışsın. İlmi mevki için yapmışsın. İlmi desinler diye yapmışsın. Yok kardeş, sana o ilmi vermiş Allâh. Onun hesabını soracak senden. Onun hesabını lime lime soracak senden. Harf harf soracak senden hesabını. Harf harf. Öyle kelime değil, harf harf hesap soracak senden. O ilmin karşılığını ver. İlmi zekat olarak, tasattuk ederek, sadaka olarak düşün. Herkese ilmini doğut. İlmini insanlara öğret. Kitabını satacağım diye uğraşma. Yok. Fise bilillah Allâh için yap. Yok arkadaş. Haa Kur’ân yeter. Ondan sonra 30. Kur’ân tefsiri alın. Kur’ân yeterdi Kur’ân. Diyor ki tasattuk edin. Kur’ân diyor ki dağıtın. Ne dağıtmıyorsun ilmini? Dağıtmayacak. Neden? Para kazanacak ondan. Bir kimse dini ilimleri tedrisat eder de, onun üzerinden para kazanmayı düşünürse, Allâh muhâfaza eylesin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — 21. Nasîhat: Münâfikûn 63/9-10 «Mallarınız ve Çocuklarınız Sizi Z

Dini ilimleri tedrisat ederek para kazanmak ne demektir?

Bir kimse dini ilimleri tedrisat eder de, onun üzerinden para kazanmayı düşünürse, Allâh muhâfaza eylesin. O ilim ondan hesap sorar. Bir insan dervişliğini, bir insan şeyhliğini, bir insan sufilini kullanarak para kazanmaya kalkarsa, mal alıp mal satmaya çalışırsa, Allâh ondan hesabını sorar. Sen dervişliğini kullanarak milletin malını satacağım, malına konacağım, parasına konacağım diye uğraşma. Aklından öyle bir şey geçirme. Aklından öyle bir şey geçirirsen, Allâh seni rezil rüsva eder. Cenâb-ı Hak seni kazır. Cenâb-ı Hak seni kazır. Manevi alemden. Allâh bizleri muhafaza eylesin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — 21. Nasîhat: Münâfikûn 63/9-10 «Mallarınız ve Çocuklarınız Sizi Z

Kur’ân ve Sünnet’e uygun ilham nasıl değerlendirilir?

Kalbe gelen ilhamın sağlaması Kur’ân, Sünnet ve imamların iştahı ile olur. Ama burada değişmeyen tek kural vardır Kur’ân Sünnet’tir. Sana gelen ilham Kur’ân ve Sünnet’e uygun ise evet o hakkın sesidir. Yok sana gelen ilham Kur’ân Sünnet dairesinde değil ise o şeytanın sesidir sende.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Sufi’nin mürşidinin rolü nedir?

Bir kimse tasavvuf yolunda gidecekse muhakkak Kur’ân ve Sünnet’e uygun bir mürşid bulması gerekir. Çünkü yoksa kalbe gelen ilhamı kendince doğru görüp yanlışlık yapabilir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Ehli tarikatın ticaretle işi olmaz mı?

Bir ehli tarikatın ticaretle işi olmaz. Bir ehli tarikatın dünya ile işi olmaz. Bir ehli tarikat kalkıp da market çalıştırmaz. Bir ehli tarikat kalkıp da radyo çalıştırmaz, televizyon çalıştırmaz. Bir ehli tarikat kalkıp ortalığa zekat dilenmez. Ortalığa düşüp de para dilenmez. Ehli tarikat gerçek manada bir sufi Allâh’tan başka hiç kimseden hiçbir şey istemez. Dervişlerine de bunu öğretir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Neden sufi bir kimsenin herkesi sevmesi gerekir?

Sufi anlaşılabilecek, anlaşılacak bir kimse değildir. Sebeb? Sufi çünkü her şeyini Kur’ân ve sünnete göre dizayn eder. Sufi her şeyini Kur’ân ve sünnetin içerisindeki takvâ anlayışına göre dizayn eder. Öyle olunca seni deccalist sevmez, kapitalist sevmez, siyasiler sevmez, bürokrasiler sevmez, hevâ-hevesine düşkün olanlar sevmez, şeytanla arkadaşlık edenler sevmez, nefsine düşkün olanlar sevmez, marka budalaları sevmez, şatıatçılar, şatafatçılar sevmez seni. Acı gelirsin ona çünkü. Bakın acı gelirsin. Neden? O yol çünkü pak bir yoldur. O yolun özelliklerini ve o yolun içeriğini orta yere koyduğunda hevâ-hevesine düşkün olanlar sevmez seni. Sevmez. Sevmez. Çünkü insanlar yaşadıkları gibi inanmaya gayret ediyorlar. İnancın gereğini yaşamıyorlar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Neden zikrullâh’a girmenizi istemiyorlar?

Ama zikrini istemiyorlar. Evet istemiyorlar. Ben İslam değildim hiç kimse düşman değildi bana. Ben İslam olunca en yakınımdaki düşman oldu bana. Allâh Allâh dedim ya. Ya dedim ben aynı Mustafa Özbar’ım. Ne oldu? Neden düşmansın bana dedim ya. Böyle baktı bana. Ha dedim ya İslam turnosol kağıdı gibi. Karı koca’yı bilen ayırır. Evladı anasından babasından ayırır. Siz gerçek Kur’ân ve sünneti söylerseniz. Ve çünkü gerçeği görürseniz kalbiniz ilham alırsa etrafınızın ne olduğunu görürsünüz. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden şeytan ne yapar? Vesveseyle insanları yoldan çıkarır. Allâh muhâfaza eylesin. Enfal 29. Ey iman edenler! Allâh’tan korkarsanız o size iyi ile kötü’yü ayırt edecek bir anlayış, bir feraset verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allâh büyük lütuf sahibidir. Cenâb-ı Hak diyor ki ey iman edenler! İman edenlere söylüyor. Eğer Allâh’a itaat ederseniz, ona karşı günah işlemekten kaçınırsanız, o sizi hak ile batılı ayırt edecek bir feraset verir. Size bir nur verir kalbimize. O nurla size çıkış yolu gösterir. Bakın kalbinizde bir nur verir. Siz o nurla iyi, kötü’yü ayırt edersiniz. O nurla kendinize bir çıkış yolu bulursunuz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Neden iyi ve kötüyü ayırt edemiyoruz?

Bakın her helal helaldir ama sana iyi mi bilmiyorsun. Yemek yemek helaldir. Otursun yemeğini yersin ama fazla yemek iyi değildir, kötüdür. Uyku helaldir ama fazla uyumak kötüdür. Konuşmak kelam, kelimeler üretmek iyidir ama boş konuşmak kötüdür. Konuşmak iyi midir, iyidir. Eşler arasında diyalog iyi midir, iyidir. Konuşursun, iyidir. Ama kötü mü değil mi, konuştun nereye gitti veya konuşmadın kötü mü, iyi mi onu bilmezsin. Çünkü iyi ve kötüyü ayırt edecek Allâh senin kalbine mihenk taşı koymadı. Sebep? Sen çünkü tam net bir şekilde Kur’ân ve Sünnet’i yaşamadığın gibi Allâh’ı zikretmiyorsun ve hakkıyla Allâh’tan korkmak demek, hakkıyla Allâh’tan korkmak, öcü gibi değil bu. Allâh’ı öcü gibi gösterelim, aman böyle titreyelim önünde, öyle bir şey değil bu. Allâh’tan hakkıyla korkmak, Allâh’ı zikretmek, ona iman etmek, onu sevmek, Allâh’tan hakkıyla korkmak yaptıklarında ayrı bir de yapmadıklarında hesap vermek.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Allâh’tan hakkıyla korkmak ne demektir?

Allâh’tan hakkıyla korkmak, Allâh’ı zikretmek, ona iman etmek, onu sevmek, Allâh’tan hakkıyla korkmak yaptıklarında ayrı bir de yapmadıklarında hesap vermek. Allâh’tan hakkıyla korkmak, eğer Allâh’tan hakkıyla korkarsa o kimse bir veli olacak. O velinin kalbinden nameler yürüyecek, o velinin kalbinden lütuflar tecelli edecek. Cenâb-ı Hak onun kalbine ilham edecek. O da o ilhamla ne yapacak? Etrafı aydınlatacak. O kimse o kalbe gelen o nurla hakla batılı ayırt edecek. O kalbe gelen nurla varlığı yokluğu ayırt edecek. O kalbe gelen o nurla sonradan olan, eski dilde hadîs olarak nitelendirilen ama sonradan olan veyahut da baki olanları ayırt edecek.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Nur ne anlama gelir?

Sen gidecek olduğun yolunu görüyorsun. Yolunun aydınlığını görüyorsun. Ve o aydınlık içinde yürüyorsun. Bu rahmeti, bu bereketi, bu lütfu, bu ikramı sakın önemsizleştirme. Sımsıkı yapış, sımsıkı dur. Ve yoluna sahip çık.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Mürşid’in Manevî Şifâsı nasıl gerçekleşir?

Geldi başını okşadı. Geldi sana doğruyu, hakikati söyledi. Karşındaki yalan söylerken o nur geldi, inanma dedi. Karşındaki hakkı batılı, batılı hak gösterecekti. O nur tecelli etti gönlünde. Baktın adam şeytan suretinde. Dili çatallı yılan dili gibi. Ama o çok tatlı konuşuyor sana. Dedin ki yok, bu öyle değil. Nur senin neyin oldu? Mihmandarın oldu. Mihmandarın oldu. Sana dedi ki şunu yaptır, yaptırdın isabeti gördün. Isabeti gördün. Ha dedim ya bu kalbe gelen ilham doğruymuş. Ama o nurla hareket ettin. Ne oldu? Son nefesine kadar o nurla beraberdin. Nefesi verdin o nurla beraber. Kabirdesin o nurla beraber. Kabirde nurlu onunla. Kabirden kalksın kadın erkek burada değişmedi bir şey. Sağında solunda o nur var.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1925: Vesvese-Hayır Ayrımı, Talâk Sûresi ve Mürşid’in Man

Allah’ın cemalini dilemek ne demektir?

Allâh’ın cemalini dilemek, onunla cemalleşmeyi dilemek. Öbürkü de ne? Kalbi zikrullahdan uzak olanlar, kalbi zikrullahla haşrı neşir olmayanlar, dünya sevgisine kendisini kaptıranlar diyor ki bunlardan da ne? Uzak dur bunlara da gönlünü çevirme. Bu meallerden örnekler aldıydım, vakti doldurmayayım şimdi. Sabah akşam Rab’larının rızasını ve cemalini müşahede etmeyi dileyerek, ona yalvaranlarla beraber sen de sabret.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Cemalinde fena olmak ne demektir?

Allâh’ın cemalinde fena olmak, bir kimse emmare levvame mülhime mutmeyinne râdiye mardiyye sâfiye, bu normalde bunları geçer. Aynı zamanda da kalbî makamlar dediğimiz, o kalbî makamların sonuncusunda o kimse Cenâb-ı Hak’ın cemalinde fena olur. Cemalinde fena olmayan bir kimse şehlik de yapsa, adı mürşidlik de olsa o nâkıstır, eksiktir. O son perdeyi tamamlamamıştır. Son haddeye son reddeye gelmemiştir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Sufiler topluluğundan ayrılma nedeni nedir?

Ya sen dervişler topluluğundan ayrılma, benim anladığım bu, sen sufiler topluluğundan ayrılma. Ama hangi sufiler topluluğu? Allâh’ın rızasını gözeten, makam, mevki, para, pul, dünya, eş, kadın, çoluk, çocuk gözetmeyen, sırf fi’se bilillah, Allâh için Allâh’ı zikreden, fi’se bilillah, Allâh için Allâh’ı sevenlerin yanındadur. Onlar evet ter kokarlar, evet onlar şatafatlı, şatıatlı değillerdir, evet onlar gösterişli değillerdir, evet onların son model, bilmiyorum kaç model arabaları yoktur, evet onların lüks ve şatıatları yoktur, veyahut da olsa da önemli değil.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ı zikredenlerle beraber olmanın faydası nedir?

Ama onlar dervişler topluluğunun yanında duruyorlarsa, derv,şlerle beraber oluyorsa, ister zengin ister fakir, ister alim ister cahil, ne olursa olsun, hangi ırktan olursa olsun, hangi konumdan olursa olsun, nerede olursa olsun, ne olursa olsun. Eğer Allâh’ı seven, Allâh’ı zikreden, Allâh için olanlarla beraber olup, Allâh için Allâh’ı zikreden, Allâh için Allâh’ı zikreden, Allâh için Allâh’la beraber oluyorsa, öper başımıza koruz. Yok, başka bir maksadı var, başka bir amacı var, Allâh rızası için burada değil ise, o zaman o bizden değil.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ın zikr meclisine kimler devam edebilir?

Çünkü Allâh’ın zikir meclisine ancak temizler devam ettirebilir. Kibirlenenler, tepeden bakanlar, küstahlar, kendini bir şey zannedenler, sufi topluluğun içerisinde bir gün gelir öyle bir gaflete düşerler, öyle bir hıyanete düşerler, öyle bir zulüm yaparlar ve onların o dergahta sonları olur. O dergahta sonları olur. Benim 35-36 yıllık, 37 yıllık Sufi hayatımda bunların çok örnekleri vardır. Sen Allâh’ı zikredenleri, sabah akşam Allâh’a dua edenleri ve bu cemalini istemek seyri sülükle alakalı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Seyri sülükünü tamamlamış olanlar nasıl davranmalıdır?

Sen seyri sülüka girmiş bir kimseyi, hatta seyri sülükünü bitirmiş, tamamlamış bir kimseyi, Allâh’ın cemalinde fena olmuş bir kimseyi, sen horhakir görür, ona tepeden bakarsan, ona küstahlık yaparsan, senin yolun zorlaşır, tepes taklak gidersin, nerede soluklanacağım belli olmaz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ın cemalini isteyenlerin gönülleri nasıl değerlidir?

Neden? Sen o fakir fukara, Allâh’ı zikreden, cemalini isteyenler var ya, onların gönülleri yüz bin değil, milyon değil, milyar değil, yerdeki ve gökteki ne kadar yaratılmış var ise, hepsinin gönlünden daha kıymetli. Sebep? Çünkü Allâh Celle Celaluhu hiçbir yere sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım dediği, o cemalinde fena olanlarla otur. Onların çünkü gönüllerinde Allâh’tan başka bir şey yok. Onlar her daim Allâh’la muraqabete, Allâh’la alışır işte.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Sufilerin eleştirilmesi nedeni nedir?

Kıymetli kardeşler, tarih boyunca Adem’den itibaren sufileri hep eleştirmişler. Dünyayı sevenler, dünyaya gönlünü kaptıranlar, dünya için yanıp tutuşanlar, hep sufileri eleştirmiş. Kendilerini Müslümanmış gibi gören, ama sufileri gördüğünde kendi imanlarını ve kendi yaşadıkları dini göz önüne getirince, kendilerinin o noktada olmadığını görenler, sufileri hep eleştirmişler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ı zikredenlerle beraber olmanın sebebi nedir?

Ve onların o beraberliklerini gördüğünden, o yüzden sen de ölüme can atarsın. Çünkü bakarsın ki, öldüğünde her zikrullâh da onlarla beraber olacaksın. Bunu görürsün. O yüzden kıymetli dostlar, Cenab-ı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, o gün nasıl Allâh’ı zikreden, cemaline vuslat olmak için onu dileyen, orada seyri sülük yapan ashabının üzerinden nasıl gözünü ayırmadıysa, bugün de seyri sülük yapan ve zikrullâh alakalarından ayrılmayan, Allâh’ı zikredenlerin üzerinden de gözünü ayırmaz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Peygamberin ölü olmadığını neden söylüyor?

Çünkü o Peygamber ölü değil. O Peygamber henüz daha dünya kırılmazdan önce de Peygamber idi. O çünkü Adem yok iken de Peygamber idi. Ve Adem yok iken de Peygamberken de Allâh’ı zikrediyordu.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Peygamberin ilk ameli nedir?

Çünkü o Peygamber ilk manevi olarak hem ruhundan hem nurundan Cenab-ı Hakk’ın yaratıldığında, ilk yaptığı şey Allâh’ı zikirdi. Allâh’ı zikirdi. Allâh’ı zikrettiği için Allâh onu çok sevdi. Hamd ettiği için Allâh onu çok sevdi. Şükrettiği için Allâh onu çok sevdi ve yaratılmışların en şereflisi yaptı. Onun yalnız yaratıldığında yaptığı, yaptığı ilk amel, yaptığı ilk amel, Allâh’ı zikirdi. Allâh’ı zikirdi. O yüzden Cenâb-ı Hak diyor ki ben onu sevdim. Sebep o Allâh’ı zikretti çünkü.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ı zikredenleri hor-hakir görmemek neden önemlidir?

Allâh’ı zikredenleri hor-hakir görmeyin. Hata da yapsalar, kusur da işleseler, yanlış da yapsalar. Sen onu hor-hakir görme. Nasihat et. Hor-hakir görme. Tepeden bakma. Tibirlenme. Onun kılına, kıyafetine laf söyleme. Onun sarığına, haydarisine laf söyleme. Onun buradaki hal ve hareketlerine laf söyleme. Seni ilgilendirmiyor. Allâh onu sevmiş. Allâh onu zikretmiş. Onu buraya getirmiş. Sana, ona hor-hakir görmen düşmüyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Zikrullâh meclisine katılmak neden önemlidir?

Allâh’ı sabah akşam zikredin. Zikredenlerden ayrılmayın. Zikrinizden ayrılmayın. Ve Allâh’ı zikredenleri hor-hakir görmeyin. Hata da yapsalar, kusur da işleseler, yanlış da yapsalar. Sen onu hor-hakir görme. Nasihat et. Hor-hakir görme. Tepeden bakma. Tibirlenme. Onun kılına, kıyafetine laf söyleme. Onun sarığına, haydarisine laf söyleme. Onun buradaki hal ve hareketlerine laf söyleme. Seni ilgilendirmiyor. Allâh onu sevmiş. Allâh onu zikretmiş. Onu buraya getirmiş. Sana, ona hor-hakir görmen düşmüyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Kötülüklerin iyiliğe çevrilmesi neden önemlidir?

Burası çok önemli. Bir çok daha hadîs-i şerîf var, affolmuş olarak kalkınız diye. Bu hadîs-i şerîf diyor ki, kötülükleriniz iyiliğe çevrilmiş olarak kalkınız. Kötülükleriniz iyiliğe çevrilmiş olarak. Burası çok önemli. Kötülükleriniz iyiliğe çevrilmiş. Ama ne için diyor, nasıl o topluluğa ne diyor? Sırf Allâh rızası için. Başka bir amacı olmayacak, başka bir maksat olmayacak, başka bir dileği olmayacak. Buradaki dileği sadece Allâh olacak. Allâh’ı Allâh için zikredecek, Allâh’ı Allâh olduğu için sevecek. Ve Allâh’ı Allâh olduğu için iman edip, sırf Allâh rızası için o zikrullâh cemaatine katılacak. Ve o cemaatten ayrılmayacak. Gözünü onlardan ayırmayacak. Eğer ayırırsa o zaman hüsrana uğrayanlardan olur.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ın rızası için zikrullâh cemaatine katılmak neden gerekir?

Ve o cemaatten ayrılmayacak. Gözünü onlardan ayırmayacak. Eğer ayırırsa o zaman hüsrana uğrayanlardan olur. Rabb’im bizleri onlardan eylemesin. Âmîn. Dünya sevgisine takılıp, Allâh’ı zikir meclislerini terk edenlerden eylemesin. Âmîn. Heva hevesine ilah edinip, heva ve hevesine kapılıp gidenlerden eylemesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak oradaki derviş kardeşlerin hatalarını, kusurlarını horhakir görüp, onlara tepeden bakıp mânen, ipi kesilenlerden eylemesin. Âmîn. Bir insanın mânen, ipi kesilirse her şey bahane olur ona. Rabb’im bizleri onlardan eylemesin. Âmîn. Haklarınızı helal edin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Kehf 18/28: «Sabah-Akşam Rabb’ini Zikredenlerle Beraber Ol» — Mü’

Allâh’ı zikretmeyen bir kimse neden ölü gibidir?

Allâh’ı zikretmeyen bir kimse fesada uğradı. Gerçek manada fesada uğradı, bozuldu. Bir şeyin fesada uğraması demek o şeyin bozulması demek. Bozulmak demek o şeyin evsafının bozulması. bir madde ise maddenin kendi evsafının bozulması, çürümesi. Bir yemek düşünün, yemek eğer ki düzgün bir şekilde saklanmadı fesada uğradı, bozuldu. Veya da siz bir meyve düşünün, bir müddet sonra içine kurt girdi, bozuldu. Bir tarla düşünün, tarlanın içerisine sinekler bastı, benim tarasa bastığı gibi bitkileri bozdu. Fesada uğrattı, bir şey onu fesada uğrattı. bir kimse Kur’ân ve Sünnet’e tabi olmazsa ve Allâh’ı çokça zikretmezse o kimse fesada uğradı, bozuldu. Ve bu alem fesada uğramış vaziyette. Bu alemin içerisinde Kur’ân ve Sünnet’e tabi olmayan Allâh’ı zikretmeyen de fesada uğradı. Bunun Hazret-iPir bu velilerle ve peygamberlerin iç alemiyle alakalı konuştuğu için söylüyorum. Eğer senin yolun bir mürşide uğramadıysa sen de fesada uğramışlardansın. çürümüşsün ve yok hükmündesin. Çürümüşsün, yok hükmündesin. Sen diyeceksin ki varım ama Allâh’ın elinde yok hükmündesin. Sebep? Çünkü sen Allâh’ın nefesiyle nefeslenmedin. Sen Muhammed Mustafa’nın nuruyla nurlanmadın. Sen zikrullahın nuruyla nurlanmadın. Ancak bunlarla sen diri olacaktın. Ama bunlara uğramadığından dolayı ölü hükmündesin. Ölü hükmündesin o zaman normalde ne doğduğun ne vücuda geldin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Velilerin iç âlemi nedir?

Tabii veliler deyince biraz böyle velilerle alakalı ve velilerin iç âlemiyle alakalı Kısa da olsa bir sohbet olmuş oldu Yine buna bu minval üzerine Hazret-iPir devam ediyor. Ey Kevn-i Fesat âleminde tamamıyla çürümüş canlar Ebedi canlarınız ne vücuda geldi ne de doğdu Bu bozuk fesat dedi bozuk bu dünya âleminde bu keşişçi âlemde Bu sonuç itibariyle bizim var gördüğümüz ama hakikatte olmayan bu âlemde Ne vücuda geldiniz ne de doğdunuz diyor çok ileri safhada bir söz söylüyor Hazret-iPir. Ama bu normalde bunu söylerken de bu benim anladığıma göre heva ve heveslerini ilahlaştıran Bu noktada bu fesat âlemde bu kendisini de fesata sürükleyen ve hem fikri olarak hem ameli olarak Çok affedersiniz ama bozulmuş çürümüş kendilerini bu fesatlıktan bu çürümüşlükten kurtaramayıp Tabiri caizse nefislerini hayvani nefisten yukarı çıkaramayıp Hayvani nefiste kalanlar ve hatta yine Âyet-i Kerîme mücibince hayvandan daha aşağı bir halde yaşayanlar Furkan Ayet 44 Yoksa sen onların çoğunun dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun başka değil onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler hatta daha daha sapıktırlar Bu fesada uğrayanlar nefislerini nefsi emmareden daha aşağıda tutanlar nefsi emmare de dahil buna emmareden daha aşağı tutanlar Din bilmez, diyanet bilmez, Allâh bilmez, peygamber bilmez, tabi olmaz bu tip insanlar kendilerince çürümüş bir hayatların içerisinde yaşayıp O çürümüş hayatı kendilerince kendilerine parlak gelen hayatı doğru zanneden ama ne yazık ki o çürük hayatın içerisinde yaşamaya devam edenler Ve bu manada heva ve heveslerini ilah edinen bu Adem’den itibaren insanların en büyük handikablarından birisi kendi heva ve heveslerini ilah edilmesidir İnsan çünkü aklına uyunca vahyi bırakınca kendi heva ve hevesini ilahlaştırır bunu böyle Kur’ân ve Sünnet’in insanın kendi hürriyetine bıraktığı yerler vardır bir kimse orada ben bunu tercih ediyorum diyebilir ayın başında ortasında sonunda namaz vardır, Sünnettir bir de 14’ünde 15’inde 16’sında vardır o da Sünnettir bir de pazartesi perşembe vardır bir de nafile oruç olarak söylüyorum bir de bir gün boş bir gün dolu vardır Sen bunlardan birisini tercih edebilirsin dersin ki ben bunu tercih ettim bu Sünnet senin içindedir ama buna rağmen sen farklı bir oruç çıkarıyorsan adına da oruç diyorsan onun bu bu sefer normalde hevâ-hevesine ilah edilmiş oldun kendi heva ve hevesinden bir şey çıkarmış oldun Ne yazık ki tarih boyunca insanlık bu konuda sıkıntıya düşmüş heva ve heveslerini ilah edilmişler kendi heva ve heveslerini kendi ilahları olarak devam ettirmişler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Velilerin iç alemiyle alakalı bir sohbet neden yapılmıştır?

Tabii veliler deyince biraz böyle velilerle alakalı ve velilerin iç âlemiyle alakalı Kısa da olsa bir sohbet olmuş oldu Yine buna bu minval üzerine Hazret-iPir devam ediyor. Ey Kevn-i Fesat âleminde tamamıyla çürümüş canlar Ebedi canlarınız ne vücuda geldi ne de doğdu Bu bozuk fesat dedi bozuk bu dünya âleminde bu keşişçi âlemde Bu sonuç itibariyle bizim var gördüğümüz ama hakikatte olmayan bu âlemde Ne vücuda geldiniz ne de doğdunuz diyor çok ileri safhada bir söz söylüyor Hazret-iPir. Ama bu normalde bunu söylerken de bu benim anladığıma göre heva ve heveslerini ilahlaştıran Bu noktada bu fesat âlemde bu kendisini de fesata sürükleyen ve hem fikri olarak hem ameli olarak Çok affedersiniz ama bozulmuş çürümüş kendilerini bu fesatlıktan bu çürümüşlükten kurtaramayıp Tabiri caizse nefislerini hayvani nefisten yukarı çıkaramayıp Hayvani nefiste kalanlar ve hatta yine Âyet-i Kerîme mücibince hayvandan daha aşağı bir halde yaşayanlar Furkan Ayet 44 Yoksa sen onların çoğunun dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun başka değil onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler hatta daha daha sapıktırlar Bu fesada uğrayanlar nefislerini nefsi emmareden daha aşağıda tutanlar nefsi emmare de dahil buna emmareden daha aşağı tutanlar Din bilmez, diyanet bilmez, Allâh bilmez, peygamber bilmez, tabi olmaz bu tip insanlar kendilerince çürümüş bir hayatların içerisinde yaşayıp O çürümüş hayatı kendilerince kendilerine parlak gelen hayatı doğru zanneden ama ne yazık ki o çürük hayatın içerisinde yaşamaya devam edenler Ve bu manada heva ve heveslerini ilah edinen bu Adem’den itibaren insanların en büyük handikablarından birisi kendi heva ve heveslerini ilah edilmesidir İnsan çünkü aklına uyunca vahyi bırakınca kendi heva ve hevesini ilahlaştırır bunu böyle Kur’ân ve Sünnet’in insanın kendi hürriyetine bıraktığı yerler vardır bir kimse orada ben bunu tercih ediyorum diyebilir ayın başında ortasında sonunda namaz vardır, Sünnettir bir de 14’ünde 15’inde 16’sında vardır o da Sünnettir bir de pazartesi perşembe vardır bir de nafile oruç olarak söylüyorum bir de bir gün boş bir gün dolu vardır Sen bunlardan birisini tercih edebilirsin dersin ki ben bunu tercih ettim bu Sünnet senin içindedir ama buna rağmen sen farklı bir oruç çıkarıyorsan adına da oruç diyorsan onun bu bu sefer normalde hevâ-hevesine ilah edilmiş oldun kendi heva ve hevesinden bir şey çıkarmış oldun Ne yazık ki tarih boyunca insanlık bu konuda sıkıntıya düşmüş heva ve heveslerini ilah edilmişler kendi heva ve heveslerini kendi ilahları olarak devam ettirmişler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Velilerin iç âlemiyle alakalı bir sohbet neden yapılmıştır?

Tabii veliler deyince biraz böyle velilerle alakalı ve velilerin iç âlemiyle alakalı Kısa da olsa bir sohbet olmuş oldu Yine buna bu minval üzerine Hazret-iPir devam ediyor. Ey Kevn-i Fesat âleminde tamamıyla çürümüş canlar Ebedi canlarınız ne vücuda geldi ne de doğdu Bu bozuk fesat dedi bozuk bu dünya âleminde bu keşişçi âlemde Bu sonuç itibariyle bizim var gördüğümüz ama hakikatte olmayan bu âlemde Ne vücuda geldiniz ne de doğdunuz diyor çok ileri safhada bir söz söylüyor Hazret-iPir. Ama bu normalde bunu söylerken de bu benim anladığıma göre heva ve heveslerini ilahlaştıran Bu noktada bu fesat âlemde bu kendisini de fesata sürükleyen ve hem fikri olarak hem ameli olarak Çok affedersiniz ama bozulmuş çürümüş kendilerini bu fesatlıktan bu çürümüşlükten kurtaramayıp Tabiri caizse nefislerini hayvani nefisten yukarı çıkaramayıp Hayvani nefiste kalanlar ve hatta yine Âyet-i Kerîme mücibince hayvandan daha aşağı bir halde yaşayanlar Furkan Ayet 44 Yoksa sen onların çoğunun dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun başka değil onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler hatta daha daha sapıktırlar Bu fesada uğrayanlar nefislerini nefsi emmareden daha aşağıda tutanlar nefsi emmare de dahil buna emmareden daha aşağı tutanlar Din bilmez, diyanet bilmez, Allâh bilmez, peygamber bilmez, tabi olmaz bu tip insanlar kendilerince çürümüş bir hayatların içerisinde yaşayıp O çürümüş hayatı kendilerince kendilerine parlak gelen hayatı doğru zanneden ama ne yazık ki o çürük hayatın içerisinde yaşamaya devam edenler Ve bu manada heva ve heveslerini ilah edinen bu Adem’den itibaren insanların en büyük handikablarından birisi kendi heva ve heveslerini ilah edilmesidir İnsan çünkü aklına uyunca vahyi bırakınca kendi heva ve hevesini ilahlaştırır bunu böyle Kur’ân ve Sünnet’in insanın kendi hürriyetine bıraktığı yerler vardır bir kimse orada ben bunu tercih ediyorum diyebilir ayın başında ortasında sonunda namaz vardır, Sünnettir bir de 14’ünde 15’inde 16’sında vardır o da Sünnettir bir de pazartesi perşembe vardır bir de nafile oruç olarak söylüyorum bir de bir gün boş bir gün dolu vardır Sen bunlardan birisini tercih edebilirsin dersin ki ben bunu tercih ettim bu Sünnet senin içindedir ama buna rağmen sen farklı bir oruç çıkarıyorsan adına da oruç diyorsan onun bu bu sefer normalde hevâ-hevesine ilah edilmiş oldun kendi heva ve hevesinden bir şey çıkarmış oldun Ne yazık ki tarih boyunca insanlık bu konuda sıkıntıya düşmüş heva ve heveslerini ilah edilmişler kendi heva ve heveslerini kendi ilahları olarak devam ettirmişler.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Müridin mürşidine ne şekilde bağlanmalıdır?

Müridin bağlantısı tam ise, rabıtası tam ise uzak yakın olur, yakın uzak olur. Ne dedi. Hz. Pîr? Yemen’deki fiziken uzaktadır ama bizim canımızdadır. Yanımızdaki kimse yanımızdadır ama uzaktadır dedi, canımızda değildir. Bu bir mürid için mürşid uzakta değildir. Mürid onu uzakta görür. Çünkü gönül gözü ve gönül kalbi çalışmadıysa, gönül kulağı duymuyorsa o uzaktadır. Gönül kulağı duyan ise o başındadır, yakındadır, canındadır, ruhundadır, sırrındadır. Aslında mürşidle beraber dolaşır. Mürşidle beraber o da hangi alime gidiyorsa mürşid o da oraya gider. Mürşid nereyi seyrediyorsa seyrullah da o da orayı seyreder. Ancak gönül bağı kurarsa, orada gönül rabıtası kurarsa olur.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Müridin mürşidine ne şekilde sevgiyle bağlanmalıdır?

Allâh’ı seven kimse sufilikte yürür. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i seven sufilikte yürür. Üstadını seven sufilikte yürür. Bu sevgi onda tecelli etmiyorsa o dergan içerisinde durur ama yol alamaz. Orada durması dahi büyük keramettir. Orada durması dahi büyük hikmettir. Bunu sakın kere gördüğümü zannetmeyin. Sakın orada dursun zaten o. Sıkıntı yok. Ama yol yürüyecekse evet kendinden fazla sevecek. Ve o zaman kulak verecek. O zaman kulak verdiği zaman o velinin, o mürşid-i kâmilin hatta bit çetileri o peygamberin içindeki namelerden ona nâme gelecek. O zaman hakikati görecek. O zaman doğruyu yanlışı gerçek manada edecek. Allâh Resûlü buyurdu ya sallallâhu aleyhi ve sellem müftüler dedi fetva verse de siz kalbinize bakın. o zaman kalp mekanizması çalışacak. O zaman kalp mekanizması müftünün fetvasına değil kalbin fetvasına bakacak. Eğriyi doğruyu yanlışı eksiği fazlıyı kalbi ilham alacak çünkü onun. Cenâb-ı Hak onun kalbine ilham edecek. Cenâb-ı Hak onun kalbine merhamet edecek. Merhamet edince evet bu hata, evet bu yanlış, evet bu doğru, evet bu eksik hatta âyet-i kerîme aklına gelecek.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Velilerin dünya ve ahiret korkusunu nasıl kaldırırlar?

Onlar korku nedir bilmezler. Dünyalık da ahiretlik de korku onların içinden alınmıştır. O dünya ve ahiret korkusunu dünya ve ahiret kaygısını dünya ve ahiret üzüntüsünü o arkaya atmıştır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Velilerin ne gibi bir statüye sahip olduklarını anlatır?

Agah ol ki veliler zamanın israfilleridir. Ölüler onlardan can bulur gelişirler. Ölü canlar ten mezarında kefenlerine bürünmüş yatarlarken, onların sesinden sıçrayıp kalkarlar. Derler ki, bu ses öbür seslerden bambaşka. Çünkü dirilmek Allâh sesinin işidir. Agah ol ki veliler zamanın israfilleridir. agah olun, gözünüzü açın. Yusuf, pardon Yunus Sûresi âyet 62’den 64’de kadar. Veliliği inkar edenler, veliliği inkar edenler, Cenab-ı Hakk’ın âyet-i kerimesini inkar ediyorlar. Hazret-i Peygamber’in sünneti saniyesini hadîs-i şerifleri reddediyorlar. Ayetle sabit. Yunus 62-64 Gözünüzü açın. Allâh’ın dostları üzerine ne korku vardır ne de onlar mahzun olurlar. Onlar iman etmişler ve Allâh’a karşı gelmekten sürekli sakınmışlardır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Allâh’ın dostları kimlerdir?

Allâh’ın dostları görüldükleri zaman Allâh’ın hatırlandığı Allâh’ın zikredildiği kimselerdir demek ki bunlar var âyet-i kerîme o güne hitap etmiyor kıyamete kadar bütün herkese hitap ediyor kimlerdir Allâh dostları İbn Abbâs rivayet ediyor bir adam ey Allâh’ın elçisi Allâh’ın dostları kimlerdir diye sordu görüldüklerinde Allâh’ın hatırlandığı kimselerdir Ebu Hüreyre naklediyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Allâh’ın dostları neden korkusuzdur?

Allâh’ın dostları görüldükleri zaman Allâh’ın hatırlandığı Allâh’ın zikredildiği kimselerdir demek ki bunlar var âyet-i kerîme o güne hitap etmiyor kıyamete kadar bütün herkese hitap ediyor kimlerdir Allâh dostları İbn Abbâs rivayet ediyor bir adam ey Allâh’ın elçisi Allâh’ın dostları kimlerdir diye sordu görüldüklerinde Allâh’ın hatırlandığı kimselerdir Ebu Hüreyre naklediyor.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

Mürşid’in müridine neden ikâz edilir?

«Neden Gevşeklik Gösteriyorsun?» — Mürşid’in Müride İkâzı; Dersi Çekme Disiplini ben sana delil olarak önüne koymadım mı? ben senin önüne delil olarak koymadım mı? o müjdeye sen sırtını dönme sen o müjdeye hainlik yapma sen o müjdenin kıymetini bil sen o müjdenin kıymetini bilmezsen yüz üstü sürülenlerden dolmasın gömülenlerden olursun daha aşağı inersin o yüzden o müjdelenmiş sana müjdelenmiş çünkü sımsıkı tut asla bırakma sımsıkı tut ve sımsıkı tutmak demek kaideye uymak usule uymak Kur’ân Sünnet’e uymak haddini bilmek hadsizlik yapmamak düp düzgün gitmek yoksa sen nankörlerden olursun sen vefasızlardan olursun kime? Allâh’a karşı Allâh muhâfaza eylesin o yüzden görülen rüya hem göreni hücettir hem de görüleni hücrettir o yüzden derim rüyalarınızı anlatın göreni de görüleni de hücet bazen aslında dervişlere rüyalarınızı birbirinize anlatmayın dememin sebebi şu bazıları rüyayla karşındaki kimselere tahakküm altına almaya çalışıyor bunlar ham dervişler seni rüyamda gördüm böyle böyle gördüm bu rüyamın önemi yok önemli olan sen üstadını gördün mü rüyanda sen onu anlat dervişe sen pir efendi’yi gördün mü rüyanda sen imam-ı azamı imam-ı şafii imam maliki’yi gördün mü sahabeleri gördün mü geçmiş peygamberleri gördün mü peygamber efendimizi gördün mü onu anlat derviş kardeşine işaret olsun aşk olsun ona bunu anlatmıyor yok çünkü bunu anlatmıyor yok çünkü ne anlatıyor gürkan seni ben rüyamda gördüm iyi gördüm rüyamda gördüm gürkan seni iyi gördüm sen bana tevessül et sen bana doğru yanaş bak ben seni rüyamda gördüm aman ya gürkan da şöyle diyecek beni rüyasında görmüş Allâh razı olsun.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1927. Beyt: «Allâh’ı Zikreden Diridir» Hadîsi ve Mürşid’i

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları