Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2024 Sohbeti #82 — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler, Yâkub’un Sabrı, Kibir Yasağı ve Mevlid Sünneti

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2024 Sohbeti #82 — Hz. Yusuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler,…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Hz. Yûsuf Hikâyesi: Kıskanç Kardeşler ve Çocukluk Hâtırâsı («Peşimi Bırakmıyordu, Götürüyorum Dedemin Yanına»)

La ilâhe illallah Hak Muhammed’e Resûlullâh cemî’an Enbiyâ ve’l-Mürselîn ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn Selâmünaleyküm Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemize cümle ümmet-i Muhammed’e Hakk’ı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakk’ı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden batılı, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim Filistin’deki, Doğu Türkistan’daki, dünyanın herhangi bir yerinde zulüm göre Müslümanlara yardım eylesin. Onları zalimlere karşı hakim eylesin. Galip eylesin. Bizleri de, ümmet-i Muhammed’e de zalimlere karşı mücadele etme feraseti nasip eylesin Âmîn 1900. beytte kalmışız Aklı külden gelen bu sözler de o gül bahçesinin, o servi ve sümbüllerin kokusudur Bunu geçen derste okumuşuz Buradan devam ediyoruz Gül olmayan yerden gül kokusu geldiğini Şarap olmayan yerden şarabın kaynayıp coştuğunu hiç gördün mü?

Koku Hakkında

Bir bahçe düşünün O bahçede gül olmamış olsa oradan gül kokusunun gelmesi mümkün değil Bahçede ne ekilirse onun kokusu gelir Sufice biz buna baktığımızda Bir insanın kalbi dükkansı, dili tüccardır O kimse kalbini tenvir eder, kalbini temizlerse onun kalbinden tenviriyat, temizlik alkaar Bir kimsenin kalbinde iman var ise dilinde de iman vardır Bir kimsenin kalbinde muhabbetullah oluştuysa onun dilinde de muhabbetullah oluşmuştur Münafıklarda kalple dil aynı güzergahta durmaz ama velakin münafık uzun müddet münafıklığını saklayamaz bir yerde düşer Veya bir kimsede ilimsizlik var ise bir müddet sonu onun ilimsizliği meydana çıkar Veya bir kimse bir şey istismar ediyorsa bir müddet sonu onun istismarı meydana çıkar İstismarını saklayamaz o kimse.

Mesela sufi topluluklarda bir kimse istismarı uzun müddet götüremez, saklayamaz bir yerden patlak verir O bir yerden çıkar Normalde ve hatta sufi toplulukların içerisinde bir derviş kendince olmadan olduğum sevdasına düşerse bir yerde rezil rüsvay olur, çıkar meydana. O yüzden gül olmayan yerden gül kokusu almak mümkün değildir Bir kimsede maneviyat yoksa ondan maneviyat kokusu almak ondan manevi bir şey almak mümkün değildir Eğer bir kimsede aşk tecelli etmediyse ondan aşkın tecelliyatını duymak, ondan aşkı duymak aşkın kokusunu almak mümkün değildir. O yüzden Hazret-iPir bir beytinde der ki Eğer sen aşka ulaşmak istiyorsan kendine bir aşık bul der. Çünkü o aşık maşukunun mahallesine gidecektir Aşığın yeri maşumun mahallesidir, maşuun evidir Aşık başka bir yerde arama Aşığı aracaksan maşuun mahallesinde aracan.

O yüzden normalde o zaman bir kimse önce Gönül dünyasını kalbini gül bahçesine döndürecek Bu da neyle mümkün? Bu da o kimsenin her şeyden geçip, her şeyden geçip sadece Allâh’ı sevip Allâh’ı zikretmesiyle mümkün o bütün tabiri caizse her ne var ise gönlünde sevgi namına onların hepsini atıp veyahut da onların en yücesine Cenâb-ı Hak’ın sevgisini oturturmalı. Eğer öyle olursa o zaman kalbinde heva hevesle, nefsaniyetle alakalı bütün sevgileri temizlerse kalp o zaman gül bahçesine döner Burada gül bahçesine, gül ile alakalı Hz. Piri’nin örnek vermesi genel olarak sufi dünyada daha doğrusu yukarı mezopotamya sufi dünyasında gül ilahi aşkı simgeler O zaman o kimsede ilahi aşk gönlüne oturduysa evet ondan gül kokusu alacağız veya o kimse gerçekten ilahi aşka düştüyse evet onda ilahi aşkın şarabını alacağız ona biz mansur şarabı diyoruz ya o kimsenin kalbi öyle bir noktaya gelince her şeyiyle Allâh’a yöneldi her şeyiyle Allâh’a yöneldikten sonra onun kalbinde Cenâb-ı Hak’ın ama celali ama cemali ama zati sıfatlarının tecelliyatları bu tecelliyatlarının tezahürleri olmaya başladığında o kimsenin biz o kimseden ama celali ama cemali ama zati sıfatlarının tecelliyatını o kimsede göreceğiz o kimsede aşkın, aşkın vücuda düşmüş halini göreceğiz o kimsede biz aşkın dile gelmiş halini göreceğiz bize aşıklıktan bahsettiğinde diyeceğiz ki evet aşık olan bu ve normalde o hale gelen bir kimse için de Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerîme’de diyor ki Mütaffinin Sûresi onlara mühürlü halis bir şaraptan içerilir onun sonu mistir öyleyse yarışanlar bunun için yarışsınlar o zaman onun kalbi bu kadar temizlendi bu kadar güzel bir hale geldi artık o ilm-i ilâhîden kalbine ama zati ama sıfatı tecelliyatlar geliyorsa evet ne oldu o halis aşk şarabından mansur şarabından içerildi ve onun önü de arkası da misk misk ne demek en güzel koku demek en hoş koku demek ondan biz o kokuyu almaya başlayacağız biz ondan o şarabın tecelliyatını göreceğiz akl-ı külden geliyor ya akl-ı külden geldiğinin bize delili olacak tecelliyatı olacak akl-ı külden çünkü Hazret-i Pîr bir önceki beyitte diyor ki bunlar akl-ı külden gelme bu sözler önceki sözlerinin hepsini diyor ki bunların hepsi de akl-ı külden gelme o zaman akl-ı külden geliyorsa gül kokusu alacağız akl-ı külden gelmiyorsa gül kokusu almayacağız Hazret-i Pîr burada kokuya girmiş sufiler için koku çok önemlidir neden sufiler için koku çok önemlidir şimdi Beytullah’a gidersin.

Beytullah’ın bir kendine has kokusu vardır o kokuyu duyarsın bir Beytullah’a sıkılan kokular vardır Beytullah’ı çünkü kokulandırırlar boyuna koku sıkarlar görmüşsünüzdür bir de Beytullah’ın kendine has kokusu vardır kendine has olan kokusu da senin mananınla alakalıdır Medîne’ye münevvere gidersiniz Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin özel kokusu vardır bu senin yine nefis meraatibinle alakalıdır o koku sen kaçıncı esmadasın beşinci esmadasın zikrullâh da beşinci esmada Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti’nin zuhuratını gördüğünde bir koku aldın o kokuyu aldığın kokuyu ertesi gün nefsine uymadan bin uçağa git Medîne’ye münevvereye aynı kokuyu oradan alırsın bu koku kalbi çalışmaya başlayan dervişlerde burnu da çalışır onlar da o kokuyu alırlar Hazret-i Pîr devam ediyor koku sana kılavuz ve rehberdir seni ta ebedi cennete ve kevser rırmanına götürür bu akl-ı külden gelen bu sözler aynı zamanda bir koku da mühtevâ eder bir koku da vardır sen o ilahi kokuyu aldığında o koku seni cennete kevser rırmanın başına kadar götürür şimdi ne yazık ki insanlar bir çok affedersiniz çok özür dilerim bir itin bir kimsenin elbisesini koklattıklarında bütün araziyi dolaşıp o kokuyu aramasına inanıyor da insanlar veya bir kedi veya bir köpek veya bir at bir hayvan sahibinin kokusunu alıyor da kilometrelerce ileriden sahibine koşuyor siz bir kediyi atmaya kalkıyorsunuz bilmem kaç kilometre ileri götürüyorsunuz o kedi gözünü de bağlasanız gece de götürseniz oraya bıraktığınızda eğer o sahibine vefalıysa o kokuyla seni bulur yine sen kendi kendine şaşırırsın ya bu nasıl buldu gene tekrar eve geldi kokuyla geldi veya bir hayvana bakarsın hayvan senin kokunu alır hayvan senin kokunu aldığı yerde sana doğru koşar ben çok anlatmak istemem bir kuzu vardı bende küçücük hediye olarak getirdiler bana ben onu biberonla besledim oldu kocaman koç dedemin evinde bakıyordum ben ona normalde biraz daha büyüyünce resmen beni takip ediyordu benim kahvede olduğumu biliyordu kahvenin önüne geliyordu ben orman işletmesinde çalışıyorum en son da orman işletmesine gelmeye başladı hiç götürmedim işletmeye ben onu ama buluyordu beni işletmeden bir gün koşa koşa geldiler dediler bir tane kuzu var kapının önünde kuzu deyince benim aklıma geldi ilk önce lan benim manyak geldi dedim ben bir çıktım koşa koşa geliyor bana merdivenler kapağa koşuyor dediler bu ne sormayın dedim bu da dedim bana aşık hep hatunlara aşık olacak değil ya bir de kuza aşık oldu bütün hatunlardan vefalıydı hiç peşimi bırakmıyordu normalde


«Cehennem Kokusu, Ateş Kokusu, Burnu Çalışmıyor» — Manen Hissizleşmiş Kalbin Hâli

götürüyorum dedemin orayı kilitliyorum duvardan aşıyordu bildiğiniz duvardan atlıyordu anamın ne kapısını bıraktı ne penceresini anamın evindeysem bakın kokudan anlıyordu nereden biliyorsun değil mi ben anamın evindeyim güüüm kapıya bir tosmak vuruluyor tamam gel dedi annem diyor koş ne kapı bıraktı ne pencere bu ben koşuyorum ondan sonra bakıyorum gelmiş böyle bana doğru geriliyor sakın ha diyorum çünkü böyle bir sefer elim uzattım neredeyse beni upuzun devirecek yolda giderken birisi isterse bana ters baksın bir şey yapsın geriliyor böyle bir paç diyor onun peşinden koşmaya herkes kaçıyor aşık ya bildiğiniz aşık kuzu kuzuyken benim kokumu takip ediyordu hayvan hayvanken kokuyu tanıyor kokuyu biliyor erkeklerin de kadınların da üzerlerinde bir vücut kokusu vardır kendilerine ait seven insan sevdiğinin kokusunu alır kilometrelerce öteden burnunda onun kokusu vardır hep hiç unutmaz ben o yüzden derim insanlar gerçekten sevgi konusunda konuşmasınlar seven insan yattığında yattığı zaman sevdiğinin kokusuyla yatar kokusuyla uyanır orada mesafe söz konusu değildir şimdi koku bu manada sana kılavuzluk yapar sen bir sohbete gittin de mana burnun çalışıyorsa orada asıl mana kokusunu alırsın burnun çalışmıyorsa koku almıyorsa sen orada hiç bir koku almazsın bu mana ile alakalı o yüzden o koku seni selamete götürür bir mecliste gittin oturduğun orada bir evliya varsa evliyanın kokusunu alırsın bir mecliste gittin oturduğun o meclisin başında oturan mürşid-i kâmil ise onun kokusunu alırsın kendimi metetmek için söylemiyorum kokunun ehemmiyeti ile alakalı söyleyeceğim Allâh rahmet eylesin şeyh efendi böyle tak yandan dokunurdu Mustafa efendi ne diyorsun evladım biz atı ziyarete gitmişiz ben derdim efendim mürşid-i kâmil değil bu kadar sessiz bir şekilde yapardı şeyh efendi ses kelime yok ve hatta böyle bir dervişlerden bizimle sohbete gittik bir zakir var orada dokunur bana ne diyorsun efendim şu durumda aile oldum benimle imtihan ediyor neyi imtihan ediyor bunları soramazsın soruyor sana sen cevap verirsin kokudur bu manevi koku o senin burnun bir mürşid-i kâmili kokladıysa sen mürşid-i kâmil kokusunu 5 bin metreden duyarsın o kokuya aşinalın var ise o kokuyu aldın ise ne yapar seni kılavuz eder nereye cennete çünkü o koku bir mürşid-i kâmil kokusu ilm-i ledünden gelir onda ilm-i ledünden gelen bir koku vardır onu maddende alırsın manende alırsın eğer o kokuyu tanıyorsan eğer o kokuyla tanıştıysan veya tabi tanıştın bir üstadla bakın bunların hepsi de manevi size işarettir ben bir üstadla tanıştım onun kokusuna aşina oldum öyle değil mi evet ben aynı kokuyu başka bir mürşid-i kâmilden duyarsam aynı kokudur çünkü onların kokuları seçilmişlerin kokusudur seçilmişlerin kokuları çok ince bir nüans farkıyla aynı yerden kopup gelir bu biraz size tuhaf gelebilir peygamberlerin kokusuna yakın kokudur o çok hassas bir burun ikisinin arasındaki farkı fark eder bir kısmı fark edemez hatta hatta şöyle der aynı peygamber efendimiz gibi kokuyor bu onu söyler o daha fark ehli değil fark ehli olmadığından dolayı böyle söyler aynı onun gibi kokuyor yalan mı değil kelime biraz insanlar doğru algılamaz çünkü o koku muhteşem bir şeydir zikrullâh da olur mesela bir zikrullahın kendine ait bir kokusu vardır o geceye aittir o o falemen nuhu dendi mi o koku yayılır halakaya o yüzden önce esmalar salatü selam tövbe temizlendi ortalık zikrullahın başlangıcı o yüzden seronomisi öyle başlar seronomi öyle başladı üç tevhid okundu mu oradaki cemaat temizlendi tertemiz burunlar temizlendi bitti şimdi orada kokunun yayılma zamanı burunu koku alanlar o zikrullahın kokusunu alırlar eğer o koku olmuyorsa ya sende sıkıntı var ya orada sıkıntı var kokuyu alıyorsun koku almanda problem yok ama orada bir sıkıntı var o zaman zakirde sıkıntı var çavuşta sıkıntı var dervişlerde sıkıntı var orada o zaman neden dur bakayım ya burada koku alamadık perşembe gün derse gidelim bakalım gittik derse aaa kokuya alıyorsun bir gün önce derse gittin koku yok orada orada sıkıntı var oranın maneviyatında sıkıntı var oturmamış yerleşmemiş bir problem var orada dervişlerin arasında bir problem var bir sıkıntı var orada o sıkıntının giderilmesi lazım birbirlerine buğuz etmişler birbirlerine bir şey yapmışlar ben topluluk toplandığımda herkes birbirine hakkını helal etsin diyorum ya neden o kokuyu herkes alsın herkes hakkını birbirine helal etsin bizden yana da helal olsun o kokuyu burnun almaz yoksa o koku önemli ve o koku seni ne yapıyor seni kevser şarabına götürüyor seni nereye götürüyor seni cennete götürüyor o koku kokuyu takip et koku önemli Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. ne dedi dünyanızdan bana üç şey sevdirildi güzel koku güzel kadın gözümünün nuru namazdır güzel koku sen o güzel kokuyu gül kokusu leylaktır zambaktır zannediyorsun o işin zahir kısmı başka bir adişefte ne dedi rahmanın dediği kokusu Yemen’den geliyor sen o rahmanın kokusunu almaya çalış onun güzel koku dediği zahirde kalma sen mana kokusunu almaya çalış mesela Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. kendisine güzel koku ikram edenlerin hiçbir zaman reddetmedi ve dedi ki birisi güzel bir koku sana ikram ediyorsa onu dedi reddetme güzel bir koku ikram ediyorsa onu reddetme sebep çünkü o güzel koku hayırdır hasenattır iyiliktir Kur’andır sünnettir ilm-i ledünden gelen bir ilimdir bir hikmettir o bir mürşid-i kâmil bir veli sana bir şey söyledi o senin için güzel kokudur hikmettir ilimdir o senin için onu reddetme yoksa biz o güzel kokuya zahir olarak baktığımızda bildiğimiz misk parfüm diyorsunuz ya siz şimdi biz de onu misk diyoruz böyle yağlı ballı böyle güzel güzel sürünüyoruz böyle çıkmıyor üç dört gün üstümüzden değil mi bazıları da var gerçekten böyle koklayınca insanın burun direği sızılacak onu da nasıl seviyorlar bilmiyorum onu da güzel koku olarak geçiyor herhalde onlara da o güzel kokuyor çok affedersiniz bilmem ne böceğine bilmem neyin tatlı geldiği gibi onun da kokusu ona hoş geliyor o da nereye gidiyor o bilmem neye gidiyor onu yuvarlıyor anladınız siz onu anlamayan kaldı mı yok böyle dilsiz dudaksız anlaşma böyle mecaz anlaşma da böyle bir şey bakın ona necaset gelmiyor o koku ona o necaset gelmiyor o büyük bir iş yaptım diye uğraşıyor demek ki senin burnun da iyi koku alacak kötü koku almayacak kötü kokuya iyi koku deme kötü kokuya güzel koku da deme deme bir insan var iş kokuyor neden iş kokuyor haramın içinde çünkü haramın içinde olunca ondan güzel koku gelmez ya demirci dükkanına giden iş kokar diyor ya hadîs-i şerifte sen demirci dükkanına gidersen iş kokarsın demirci dükkanında gittiğinde üzerine senin muhakkak diyor bir kıvılcım bir ateş senin üstüne bulaşır hadîs-i şerîfin metni uzun ama ben mana olarak aklımda kalanı söylüyorum ama diyor sen güzel mis satan bir kimseye gidersen sen mis kokarsın o zaman sen nereye gideceksin güzel kokuyu takip et o zaman sana mis kokuları saçan akl-ı külden gelen ilm-i ledünden gelen ilme tabi ol güzel koku o yok akl-ı külden sen ilahi ilimden bir kelam konuşmayan kimsenin peşine düşme heva hevesini ilah etmiş heva hevesini ilah etmiş nefsini ilah etmiş sen onun peşinden gitme o kötü kokuyor onun kokusu kötü seni zikirden engelliyorsa seni Allâh’ın sıfatlarının tecelliyatını fikretmekten engelliyorsa namazdan abdestten oruçtan zikirden fikirden iyi arkadaşlardan salihlerden seni ayırıyorsa o kötü bir koku ondan uzak dur o seni cehenneme götürüyor onda şeytan kokusu var onda cehennem kokusu


Hz. Ya’kûb’un Sabrı: «Yûsuf’tan Başka Bir Şey Görmedi, Gözünün Mâna İtibariyle Kör Olması»

var onda ateş kokusu var bunun burnu çalışmıyor ya çoğumuzda bizim çalışmayınca o konuşan kimsenin konuşmaları bize tatlı geliyor canım kardeşim o şeytanın suretine bürünmüş iki ayaklı şeytan seni manadan uzaklaştırıyor seni kurandan seni sünnetten uzaklaştırıyor seni salihlerden uzaklaştırıyor seni zikir halakasından uzaklaştırıyor seni zakirden çavuştan uzaklaştırıyor seni Allâh yolunda koşuşturmaktan uzaklaştırıyor uzaklaştırıyor sen nereye gittin geceni nerede geçirdin neyle geçirdin gündüzünü nerede geçirdin neyle geçirdin o arkadaşınla beraber oldu arkadaşım dedin ya o seni nereye götürdü kanka hadi gel bilmem ne kahvesi içelim kahveye gidelim iyi gittin nereye gittin bilmem ne kahvesi içmeye gittin nerede bilmem nerede içtin çok matah bir şey yaptın nereye götürdü seni deccaliyetin ibadethanesine götürdü nereye götürdü seni vahşi kapitalist sistemin ibadethanesine götürdü nerede şimdi gençlerimiz vahşi kapitalizmin kucağında bilmem hangi markanın gömleğini giyecek bilmem hangi markanın pantolonunu giyecek bilmem hangi markanın kahvesini içecek bilmem hangi markanın sinemasına gidecek bilmem hangi markanın barına gidecek pavyonuna gidecek bilmem hangi markanın bilmem nesini yapacak nereye götürdü arkadaşın seni deccaliyete götürdü o kendisini şeytanın kiraya vermiş onun ev sahibi şeytan olmuş o kokunu nereye götürdü seni harama götürdü yanlışa götürdü eksiye götürdü kimin kokusu bu şeytanın kokusu sen Muhammed Mustafa’nın kokusunu ara onun kokusunu bul onun kokusunun aşina olursan her gittiğin yerde onun kokusunu ararsın o kokuyu bulamazsan orada o kokuyu orada bulamazsan dersin ki burası o kok mu bu sende bir müddet sonra bu kokuyu aşina alır alışkın olursan kadın erkek hiç değişmez eşinde bile o kokuyu aramaya başlarsın eşinde o kokuyu bulamazsan için sor ondan çocuğunda o kokuyu ararsın çocuğunda o kokuyu bulamazsan için sor arkadaşında o kokuyu ararsın onu bulamazsan için sor bu fena fil resul halidir bu fena fil resul halidir o esnada o kimsenin etrafla olan ilişkilerinde sıkıntılar yaşanmaya başlar kokladığın her şeyde o kokuyu ararsın o koku seni sarhoş eder o koku seni sarhoş eder ama o koku aynı zamanda da kılavuzdur sana kılavuz sen üstadın kokusunu aldıysan manevi olarak ama rüyandı ama halinde ama zikrullâh esnasında o koku kılavuzdur sana bak o koku sana kılavuz olur o koku sana kılavuz olur Hazret-iPir diyor ki o koku sana kılavuz ve rehberdir seni ta ebedi cennete ve kevser ırmağına götürür o manevi koku devam ediyor.

Hazret-iPir koku göze ilaçtır nurunu arttırır yakupun gözü bir kokudan açıldı kötü koku gözü karartır yusufun kokusu ise göze nur verir koku burna ilaçtır demiyor dikkat edin koku göze ilaçtır diyor biz şimdi yine yakupun meselesine dönecek olursak yakup alayhisselam ne yaptığı öbür kardeşler 12 oğlan ya yakup rüya gördü yusuf rüyasında 11 tane yıldız ve ayın kendisine secde ettiğini gördü bunu babası yakup anlattı babası yakup da dedi ki evlat bunu kardeşlere anlatmasaydın iyiydi şeytan insanın apaçık düşmanındır dedi kardeşlerin senin apaçık düşmanındır demedi şeytan insanın apaçık düşmanındır dedi ayırt etti velev ki sonra o kardeşler yusufu çekemediler kıskançlık yaptılar tabi yakup alayhisselam bu rüyadan sonra yusufu koruma altısını almaya başladı yusufu korumaya başlayınca öbür kardeşler hasislendi kıskandılar bu sefer ne yaptılar babasına yalan söyleyerekten biraz kandırarak dediler ki yusufu pikniğe götürelim bugünkü dille sonra götürdüler ne yaptılar onu kuyuya attılar gömleğini de çıkardılar orada bir hayvan kestiler hayvanın kanıyla onu kanlandırdılar döndüler hepsi de hüngürt faşırt ağladılar yakupun önünde dediler ki inanmayacaksın ama yusufu dedi dediler kurtlar kaptı hatta yakup rivayet edilir baktı kanını gömleğe dedi ki bu kurtlar ne kadar iyi bir kurtmuş ki yusufun gömleğini bile yırtmamış dediler dedi ve dedi ki bana sabretmek düşer velev ki sonra yusufu ne yaptı o bölgeden geçen bir kimse aldı mısır’a götürdü mısır’da da başına bazı işler geldi sonra mısır’da önemli bir göreve geldi sonra mısır’da önemli bir göreve geldikten sonra işler değişmeye başladı ama velakin bizim koca yunusumuz da yusufla yakup aleyhisselâm ile alakalı meseleye aldı bir nefesle dedi ki ben bir yakup idim kendi halimde hadi bakalım uslat aaa mevlamın kelamı vardı dilimde mevlamın kelamı vardı dilimde kaybettim yusufu kenan elimde yar kaybettim yusufu kenan elimde yar ağlıyor yakup ağlıyor yusufum diyor gitti de gelmedi vah yavrum diyor bir bezirgan geldi 3 aylık yoldan yar çıkardı yusufu sevgile koydan keremkarı kıldı mısır’a sultan yar ağlar yakup ağlar yusufum diyor gitti de gelmedi vah yavrum diyor huu eyvallâh usta tabi Allâh razı olsun böyle bugün sohbeti böyle bir gözden geçirirken aklıma kahtalı ne o kahtalı demişim Urfalı kazancı Bedih aklıma geldi Bedih’ten dinledim bunu daha önceleri de çok dinlemiştim kendi kendime daheyiflandım bir gidip dedim Bedih’ten bunu sıra gecesinde dinleyemedik dedim sonra dedim vuslata atayım bunu da vuslat akşama bunu söylesin dedim o da maşallah hemen 1 saat 1.5 saat içinde cd haline getirmiş attı bana Bedih’i de aratmamış orada daha güzel böyle orda okumuş şimdi de böyle müziksiz çıplak ses de okumak herkesin harcı değildir öyle çıplak ses çünkü adamın her şeyini çıkarır meydana maşallahı var çıplak ses de onu okudu ne oldu yusuf kuyudan sonra gitti Mısır’a sonra Mısır’da sultan oldu öyle diyelim ve Yakup aleyhisselâm yusufun öldüğüne hiç inanmadı inanmaması bir yusufun kokusunu alıyor çünkü yusufun kokusunu aldığından yusufun öldüğüne inanmıyor bir delil daha var Yakup aleyhisselamda o da ne yusufun görmüş olduğu rüya bakın rüya ne kadar önemli ben bazen dervişlere derim rüyanızda görün de ders alın neden o rüya sahihse senin önünde hep delildir Yakup aleyhisselâm yusufun rüyasını dinledi yusufun rüyasını dinleyince 11 tane yıldız onun önünde eğiliyor 11 kardeşi ona tabi olacak ayda onun önünde eğiliyor ayda Yakup aleyhisselamın kız kardeşi o da onun halası halası da ona tabi olacak Yakup aleyhisselâm bu rüyayı bildiğinden yusufun üzerinde rüyaya itimadı tam Ey sufi kardeş ahmaklık yapma yol çok çetindir önüne bir sürü imtihanlar geçer kendi gördüğün rüyanı kendin itimatsızlık edip yalanlama kendini kendi gördüğün rüyayı kendin itimatsızlık edip yalanlama gördüğün rüya hakikate de hakikate aitse şekline şemaline girmeyen bir delilli rüyaysa otur oturduğun yere kımıldama hiç kımıldarsan yerine başkasının oturduğunu görürsün bu meydandan kimler gelmiş kimler geçmiş bir tane de sen olursun geldi de gitti derler orada eksilmez bir şey sen gördüğün rüyaya kendin itimat et rüyansahiyye hisse bak koskoca yakup kendi rüyasından oturdu yusufun öldüğüne hiç inanmadı öbür oğulları ve etrafı dediler ki sen mecnun oldun bu konuda artık sen aklı dengeni de kaybettin gözleri kör oldu yakupun yusufa ağlamaktan yusufun hasretinden gözü kör oldu sevmek böyle bir şeydir gözün kör olur sevdiğinden başkasını görmezsin yakupun körlüğünü zahir körlük de görme o sevdiğinden başkası bir şeyini görmedi ne dedi.

Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri seven hem kör hem sağırdır dedi seven kördür sevdiğinden başkasını görmez seven sağırdır sevdiğinden başkasını duymaz eğer senin gördüğün ve duyduğun başka şeyler varsa sen bu meydana seviyorum diyerek çıkma sen sevdiğinden başka şeyler görüyorsan aşıklık iddiasında bulunma haddi aşma de ki biz aday adayıyız de o yüzden yakup yusuf’tan


«Naz Et, Sende O Güzellik Varsa Naz Senin Hakkındır» — Manevî Aşk Edebi

başka bir şey görmedi gözünün kör olması mana itibariyle yusuf’tan başka bir şey görmemesiydi bakın yusuf’tan başka bir şey görmemesiydi sonradan yusuf tabi gittiler kıtlık oldu kıtlık olunca duydular mısır’da yiyecek içecek var yakup oğullarını husûsî gönderdi dedi ki mısır eline gidin mısır elinde bir hükümdar var yardımcı olacak size bünyamini de yanlarına aldılar bünyamini yanlarında götürmek istemediler önce yakup dedi ki bünyamını da götürün bünyamını da götürdüler tabi pardon birincide bünyamin gitmedi gittiler yakup’un diğer oğlanları yusuf bunları ağırladı bir kile istediler iki kile verdi onlara dediler paramız yok sonra getirin dedi onlara bunlar çok sevinçli geri döndüler yakup yusuf’un kokusunu alıyor onları bir kısmını sattılar onlar paraları tahsil ettiler bir kısmını da kendilerine aldılar dünya böyle bir şeydir çünkü dediler ki babacım biz gidelim tekrar oradan hem buğday alalım hem aldıklarımızın parasını ödeyelim bu sefer yakup dedi ki bünyamini de götürün bunlar bünyamini de götürdüler bünyamin yusuf’un ufağı bünyamini de götürdüler bünyamini götürünce bakın bunlar kelamsız anlaşıyorlar ikisi de peygamber yakup da peygamber yusuf da peygamber bünyamin de gelince o günün için mısırın bir kanunu var birisi hırsızlık yaptığı anda kimin malını çaldı ise onun kölesi oluyor o ister affediyor ister onu kendisine köle ediyor isterse onu satıyor yusuf bir oyun yaptı bünyaminin heybesine kendi kilesini koydu kendi adına yazılı bir kabını koydu su kabı gibi bir şey arayın dedi bu gidecek olanları onlar buğdayları aldılar sevinçliler her şeyi aldılar çok sevinçliler yusuf’un askerleri aramaya başladılar onlar itiraz ediyorlar biz çok iyi bir adamın oğullarıyız biz hırsızlık yapmayız böyle bir ahlakımız yok önce büyük abisinden başladılar aramaya hiçbir şey yok en son bünyamine geldi bünyaminden kap çıktı kap çıkınca şaşkınlar hepsi de böyle bir şey olamaz diye her biri telaş içinde mısırın kanunu geçerli dedi ki bünyamin benim kölem oldu bu kap bana ait olan kapı çalmış o yüzden dedi çalma da geçmiyor bana ait olan kap onun yükünde çıktı çalma değil yükünde çıktı dedi ki bünyamin benim kölemdir mısır kanunlarına göre çünkü başka türlü de o bünyamini orada alabilme zapt etme hakkı da yok kanun bu ya onun üzerinde bulundu mal onun oldu bu sefer yusuf bünyamin’in yanına aldı onlara dedi ki siz serbestsiniz gidin ailenizi de alın gelin buraya dediler bizim bir yaşlı babamız var biz bir kardeşimizi kaybettik kurtlar onu kaptı gitti kurtlar onu parçaladı kurtlar onu parçaladığı için o ağlamaktan gözleri kör oldu gözü görmüyor bir de bünyamin eğer onun çok sevdiği koruduğu kardeşlerimizden birisiydi sen de bunu alıkoyarsan bizim babamız perişan olur bunu kaldıramaz hangimizi istiyorsan onu al bünyamin’i serbest bırak dediler dedi ki kanun bu bünyamin bende kalacak gömleğini çıkardı dedi ki götürün bunu babanıza götürün babanızın gözlerine sürün inşâallâh gözleri açılacak dedi bunlar orada konuşurken yola çıktığında Yakup etrafına diyordu ki Yusuf’un kokusunu alıyorum diyeceksiniz ki dedi bu yine bunadı delirdi sayıklıyor diyeceksiniz ama dedi.

Yusuf’un kokusunu alıyorum daha Mısır’dan gömlek yola çıkarken Yakup Yusuf’un gömleğinin kokusunu alıyordu ve gömleği getirdiler Yakup o gömleği yüzüne gözüne sürdü gözleri açıldı dedi ki Yusuf’um yaşıyordu öldü ne hiç inanmadım koku ne oldu göze ilaç oldu manevi koku göze de gönne de ilaçtır manevi koku mana gözüne ilaçtır senin mana gözünü harekete geçirir o manevi koku burna değildir gönüledir çünkü sen bir karanfil koklarsın burnunla koklarsın o koku zahiridir bir gül koklarsın o koku zahiridir burnun senin zahiri kokular alıyor eğer bir mana kokusu alıyorsan gül olmadan da gül koklarsın eğer göntün mana kokusu alıyorsa karanfil olmadan da karanfil kokusu alırsın yok sen mana olarak mansur şarabını tattıysan su da senin için mansur şarabıdır çay da senin için mansur şarabıdır sevgilinin cemali de senin için mansur şarabıdır sen bir ama celali ama cemali bir tecelliyat hem senin için mana kokusudur hem de senin için mana şarabıdır sen bir cemalli kokusuna kendini değil bütün alemi kurban edersin bir cemal tecelliyatına bütün hayatını ömrünü feda edersin o öyle bir mana kokusudur ki o öyle bir mana gözüdür ki sen gönül olarak hem koklar hem seyredersin o yüzden o koku bu manada nedir? göze ilaçtır, manevi göze ilaçtır zahiri göze de ilaç mıdır? zahiri göze de ilaçtır eğer sende mana var ise bu göze de ihtiyacın yoktur mana var ise sende bir mana var ise görmeden gözünü açmadan da görürsün sende mana varsa gözü kapalı görürsün sende mana varsa duvarın arkasını da görürsün sende mana varsa 5000 metre öteyi değil 50.000 metre öteyi de görürsün sende mana varsa 5 yıl sonrasında görürsün 10 yıl sonrasında görürsün 30 yıl sonrasında görürsün bu sendeki mana ile alakalı bu çıplak gözle alakalı değil bu mana ile alakalı kötü koku gözü karartır sen bir harama dalarsan mana gözün kapalır senin sen harama bakar haramla istikal edersen gönül gözün kapanır gönül kapın kapanır gönül penceren kapanır senin gönül dilin lal olur konuşmaz neden? sen harama düştün sen yanlışa düştün sen bir mürşid-i kâmilin aleyhinde konuşursan sende gözmez kalmaz sen Allâh’ı zikredenlerin aleyhine düştüysen sen küfür ehli olarak göçer gidersin kalbin mühürlenir senin senin ne çıplak gözün kalır ne mana gözün kalır kötü koku senin gözünü karartır kalbini karartır bakışını karartır duyuşunu karartır sen karanlığa düşersin neden? sen çünkü harama düştün haramla istikal ettin sen haramı helal gördün sen Allâh’a küstahlık ettin sen Allâh’a kibirlilik ettin sen peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e küstahlık ettin sen hazreti Muhammed’in Mustafa’ya kibirlilik ettin senin hiçbir tarafın açık kalmaz her yerin kapanır o yüzden Yusuf ve Yusuf gibilerin kokusu göze şifadır Yusuf gibiler dedim ümmetimin mürşid-i kâmilleri velileri zamanın ümmet-i Muhammed’in ümmet-i Muhammed’in zamanın kutufları beni İsrail peygamberlerimin hesabesindedir sen bir kutbun gönlünü kırma sen bir kutba küstahlık etme sen bir üstada küstahlık etme kalırsın meydanda meydanda kalırsın kim bu diye bakanın olmaz unutur herkes seni sen de kendini unutursun.

Allâh’ı da unutursun. Allâh da seni unutur namaz kılarsın. Allâh’ı unutmuş vaziyette namaz kılarsın namazın da namaz olmaz oruç tutarsın. Allâh’ı unutmuş vaziyette oruç tutarsın orucun da oruç olmaz sen çünkü bir Yusuf gönüllünün gönlünü kırmışsın sen bir Yusuf gönüllünün gönlüne girmemişsin sen bir Yusuf gönlünün gönlüne girseydin sen kurtuluşa ercektin gözün gönlünün açılacaktı ama sen kötü kokulara gittin gıybete gittin dedikoduya gittin iftiraya gittin sen yalan yanlışa gittin sen Kur’ân ve Sünnetin dışına çıktın sen kötü kokuların tecelli kahı oldun senden hayır gelmez sen ancak cehenneme odun olursun başka bir şey olmazsın. Allâh muhâfaza eylesin. Yusuf değilsen bile Yakub ol onun gibi matlubuna erişmek için ağla Yusuf gibi güzel değilsen Yusuf gibi boyun posun yerinde değilsen Yusuf gibi dünya üzerinde en güzeller sınıfında değilsen Yusuf gibi seçilmiş değilsen hiç olmazsa Yakub ol da ağla bir insan bir sufi ya aşıktır ya maşıktır ya da hem aşıktır hem maşıktır aşıksan aşıklığını bil matlubun için ağla gece gündüz ağla kime aşıksan onun için ağla kime aşıksan onun için ağla Vallahi de billahi de tillahi de yeminle söylüyorum o maşukuna ulaşırsın gerçekten aşıksan maşıksan Yunus gibi naz et maşıksan sende


Kibir Dünyasına Atılma Yasağı — «Allâh Muhafaza Eylesin»; Hz. Yûsuf’un Kabul Edişi

o güzellik var ise naz vallahi de senin hakkın billahi de senin hakkın ama sana işin en zorunu söyleyeyim kardeş sende hem aşıklık varsa hem maşıklık varsa dünyanın da ahiretinde yükü senin üstünde bütün yük sende bir tarafın aşıksın kime kime aşıksın ona bir tarafın maşık seni seviyorum diyenler var en zor şeydir birisi seni seviyorum diyorsa yalandan da dese onu gerçekten demiş gibi seversin maşıklık onu ister maşıksan her seviyorum diyene kanadını gerersin maşıksan her gelene kanadının altına alırsın ayıramazsın seni seviyorum diyene ayıramazsın ayırırsan sen maşık değilsin sen ilm-i ilâhînin kokusunu almamışsın ayırıyorsan sen o mansur şarabının tadını almamışsın yalancının tekisin çıkma meydana yalancının tekisin çıkma meydana maşıklık taslama iğne battığında of diyeceksin maşıklık taslama zoru gördüğünde kaçıp gideceksin maşıklık taslama aç kaldığında aç kaldım diyeceksin maşıklık taslama ver Allâh için dediklerinde vermeyeceksin maşıklık taslama sev Allâh için dediklerinde sevemeyeceksin maşıklık taslama içinde çirkinlik akıyor olsa maşıklık taslama bir gün gerçeğin çıkar meydana yaldızlı bir ürün gibisin iki yıkamada altından gerçeğin çıkar yaldızlı bir ürün gibi küçücük bir ateşi görse bakırın bakırlı demirin demirli çıkar meydana onu altına boyasan altına boyadın aldın bakırı altın suyun içerisine battın çıkardın o altın olmadı kardeş canım kardeşim benim o altın olmadı o küçücük bir ateşi gördüğünde bakır olduğu çıkacak meydana o parayı gördüğünde bakır olduğu çıkacak meydana o kadın gecenin yarısında geldim kapındayım beni al dediğinde açacak o kapıyı o namussuz bir adam çünkü alacak onu o bakır o ona el açacak şehenillah ben kiramı ödeyemedim ona sırıtacak sırıtacak vahşi namussuz şerefsiz kiranı öderim ama belli şartı onun çıkacak bakırlığı onun sahtekarlığı çıkacak bir imtihanda çıkacak bir meselede çıkacak çıkma rezil etme kendine maşukum diye ortalıkta girinme sakın sakın olmadan oldum derdine düşme yakup ol ağla senin için o daha hayırlı yakupluk kötü değil herkes yusuf olacak diye bir kaydı yok ya yusuf değilsen ki değilsin yakuplukta kal ağla yalvar yusufun kapısına otur ben yakupum sen yusufsun de ben aşık olmaya çalışıyorum sen maşukumsun de ben maşuk değilim ben ilmi ezeliden seçilmemişim sen seçilmişin de otur oturduğun yere senden kimse maşukluk beklemiyor senden ooo aşıklık bekliyor zaten bir maşuk var bu alemde iki maşuk olmaz otur hiçbir zaman aşıklığı elinden bırakma maşuk olsan da iyi aşıklığı elinden bırakma de ki ben aşık olmaya çalışıyorum ben aşık olmaya çalışıyorum o yüzden sen yakupluğu seç yusufluya özenme o yakupluk her zaman için biz fukara sufiler için mükemmel bir noktadır Cenâb-ı Hak sana maşukluk kisvesi giydirdiyse de zaten itiraz edecek bir şeyin yok herkesde de bir nebze maşukluk kisvesi vardır zaten orayı anlatmıyorum sana nefsine uymayasın diye herkesin bir tarafında maşukluk kisvesi vardır kadın da erkek de ama sen oraya bakıp da nefsine uymaz sen ben aşıklık yolunda gideceğim de Hakimi Gaznevi’nin şu an edebiyatçılar yukarıda var mı? edebiyat okuyan kim vardı? korkmayın kaldırın elinizi sorguya çekmeyeceğim sizde sen de sizde senai olarak mı okutuluyor bu? evet bu normalde halk dilinde senai olan gaznevi aslında onun adı gaznevi ha kim gaznevi? ilmi literatürde ama o böyle halk dilinde daha doğrusu sufiler dilinde senai olarak geçer sonradan bir senailer daha çıktılar bu senai değil bazen halk türküsünde senaiden alınma filan diyorlar o senai değil bu benim dedim eski bakın hazreti pir senaiyi burada ondan nakil yapıyor naz için gül gibi bir yüz gerek öyle bir yüzün yoksa kötü huyun etrafında dönüp dolaşma nazlanma çirkin ve sarı bir yüzün nazı da çirkindir gözün hem kör hem de hastalıklı oluşu müşküldür yusufa karşı nazlanma güzellik iddia etme yakupcasına niyaz etmek ve ah eylemekten başka bir şey yapma o zaman naz için gül gibi bir yüz gerek senin manan çok temiz olması lazım görüntü yüzü değil bu bu senin mana yüzün iç yüzün bu manada suret olarak senin suretine benzer ama orada manada güzel ise dersin ki bunun manası güzel bazen manada güzel olmayan dahi bir yusufun nefesiyle manası güzelleşir yusuf nefesiyle, yusuf gömleğiyle, yusuf dokunuşuyla manada güzelleşir az önce dedim ya bir okursun bir tevhid herkesin manası değişir orada o yüzden deriz Sikrullah halakasını terk etme o yüzden deriz gelin DNA’larınızı düzeltin burada gel o halakaya otur manan güzelleşsin cennet yüzlü ol, melek yüzlü ol öyle cennet yüzlü ol, melek der elfençe dursun senin güzelliğinde öyle cennet yüzlü ol, cennetteki huriler başını saklasın senden sen öyle cennet yüzlü ol, cennetteki adamlar adamlığından geçsin sonraki adamın hası geldi hangi güzel Muhammed Mustafa’nın güzelliğinin yanında esamesi okunur ki hangi güzelin yusufun güzelliğinin yanında esamesi okunur ki hangi güzel Hz.

Hatice’nin mana güzelliğinin yanında esamesi okunur ki hangi güzelin Hz. Fatıma’nın cennet güzelliğinin önünde güzelliğinin esamesi okunur ki hiçbirini okunmaz ama o mana güzelliği zahir güzellik gibi değildir sen yüzüne bakarsın kara kuru dersin bu niye benzer dersin manası öyledir ki manaya baktığında gözünü ondan alamazsın manada böyle bir güzelliğin yoksa naz etme bu naz sana yakışmaz öyle bir yüzün yoksa kötü huyun etrafında dönüp dolaşma nazlanma sen kendine bir bak kendini tefekkür et sen de yusuf güzelliği yoksa kendi kendine kibirliliğe düşersin naz etme sen kendini güzel görüp de ben güzellere layıkım deme deme sen güzel olmaya çalış bir güzel de sana el uzattıysa sakın onu iteyim deme öp başına koy öp gönlüne tac eyle de ki bir güzel bana elini uzatmış ben o eli öpmüşüm ben ona nasıl vefasızlık ederim de otur oturduğun yere sakın çirkinsin kendi çirkinliğini biliyorsun dalmışın hevâ-hevs şükrüne dalmışın nefsaniyete şeytaniyete kendini güzel göstermeye çalışma sende ilmin ledünün iyisinin noktasının zerresi yok kendinde ilmin ledün varmış gibi gösterme sende güzelliğin hesamesi yok sen kendini güzel görüp de caka satanlardan olma sen tövbe edip zikreden af dileyenlerden ol sen yaakubun yolunu seç çünkü yaakubun yolunu seçmezsen bu dünyadan kör olup gidenlerden olursun bu dünyadan kör gidenler manav olarak öbür dünyada da kör olarak halk olacaklar sen bu dünyada manav gözünü açmanın yolunu ara bir güzel bul o güzelin elini öp dizinin dibinde otur o güzelin yolundan git güzelin hürmetine sende geçenlerden olursun dedi ya Allâh Resulüne dedi sahabeden bir kimse biz dedi senin yaptığın amele yetişemeyiz ama biz seninle beraber olmak istiyoruz kişi sevdiğiledir, kişi sevdiğiledir, kişi sevdiğiledir dedi sen bir Yusuf yüzlü bul da bir Yusuf yüzlü bul onun elini sıkı tut da yürü seviyormuş gibi yapsan da onun elini tut yürü geri kalma başka bir sahâbe geldi ya dedi ki bu amelleri işleyemiyoruz ama onları seviyoruz dedi ya sen onları sevdiğin için o ameli işlemesen dahi onlardan sayılırsın dedi onlardan sayılırsın sen onlardan sayıl bir Yusuf yüzlülerin içine otur da onlardan sayıl ama kendince kendini bil de ki ben nasıl bir sevap işledim ben nasıl bir dua aldım beni manada kim başıma okşadı da ben bir Yusuf yüzlülerin arasına düştüm ya Rabbi sana hamdü sena ediyorum de Allâh’a hamd et ona yalvar yakar ya Rabbi ben bu mutluluğa nasıl eriştim de bana lütfettin bana ikram ettin bana ihsan ettin sen beni bu ruhların içine koydun de sakın nefsine uyup da kendini kibir


Mevlid Sünneti: «Hasan Özbağ Mevlüdü Okutulacaktır» — Hoparlörle İlân Edilen Geleneğe Saygı

dünyasına atma Allâh muhâfaza eylesin amin Yusuf’a karşı nazlanma güzellik iddia etme bir mürşid-i kâmilin önüne oturdun da nazlanma ona mürşid-i kâmillik taslama ona bilgisik taslama ona biliyormuşum gibi gösterme kendini havalara uçurma haddini bil haddini bilmek en büyük ilim dilini tut haddini bil dilini tutup haddini bilmezsen orada bırakmazlar seni ancak edebli olanlar yol alır ancak edebini muhafaza edenler orada oturur Yakupcasına niyaz etmek ve ah elemekten başka bir şey yapma sana nasihat sen Yakupcasına ağla, inne, yalvar, yakar gözünün yaşı bitmesin. Rabbim bizi onlardan eylesin amin Hazret-i Pîr diyor ki Dûdû öldü numarası yaptıydı ya ona gel hemen oradan oraya döndü dedi ki Dûdû’nun ölümünün manası niyazdı sen de niyaz ve yoksullukta kendini ölü yap Dûdû öldü numarası yaptı sonra özgürlüğüne kavuştu ya sen de diyor.

Dûdû’nun ölümün manası niyazdı ağlamaktı, yalvarmaktı ölmeden önce ölümle ölümü yaşamaktı sen de öyle yap diyor özgürlüğüne kavuş bu ruh bu tenden çıksın bu ruh bu tenden çıkarttan ölmeden önce ölümün sırrına kavuş diyor. Allâh bizi onlardan eylesin amin İsa’nın nefesi seni diritsin kendisi gibi güzel ve mutlu bir hale getirsin buradan devam edeceğiz bir nokta işaret edeyim geçeyim İsa ne yapardı? İsa’nın en büyük mucizelerinden birisi neydi? ölüyü diriltmekti sen bir Yusuf yüzdü zamanın İsa nefesini bul da git o sana bir hu desin de sen yeniden manen diril amin Allâh bizi onlardan eylesin amin El Fâtihâ Selamet Âmîn Şimdiden Ramazanlarınız mübarek olsun amin Cenâb-ı Hak Ramazanın sonunda beraatını alanlardan eylesin amin Cenâb-ı Hak’ın cemaline nail olanlardan eylesin amin oruçla alakalı çok sohbet ettik çok söyledik yine böyle inceden bir dokunuvereyim uykuya ve yemeğe oruç tutturmayın dillerinizi muhafaza edin ve orucu ölüler gibi tutun dilinizi muhafaza ederseniz ölüler gibi oruç tutarsınız ölü günah işler mi? işlemez günah işlemekte ölü gibi olun Ramazan boyunca kendinizi daha da böyle mana alemine koyun Kur’ân-ı Kerîm okuyun bu konuda kardeşleri zayıf görüyorum biraz Kur’ân-ı Kerîm okuyun yapabilirseniz Ramazan’ın en büyük sünnetlerinden birisi mukabeledir muhakkak mukabeleri takip etmeye gayret edin Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz.’nin Ramazan’da en büyük iki sünneti vardı birisi mukabeleydi birisi itikaftı ilk zamanlar ilk 10 gün, sonradan ortadaki 10 gün, sonradan sondaki 10 gün itikaf yaptı ve son 10 günde itikafta mukim kıldı Kadir gecesini itikafta karşıladı o yüzden bütün Ramazan’ınızı itikaf gibiymiş geçirin öyle geçirin ve oruçlarınızı düzgün bir şekilde tutun böyle dillerinizi muhafaza ederekten çokça zikredin, çokça Kur’ân-ı Kerîm okuyun, çokça tövbe edin zekat verecek olanlar Ramazan’da zekatlarını hazırlayıp versinler daha sevaptır tasadduk edin, zekat veremeyecekseniz daha iyi mümkünse her gün küçük küçük tasadduklar edin haliniz vaktinizce bir kişiyi doyurmak gibi, bir kişiyi iftâr ettirmek gibi bir kişiye iftarlık vermek gibi herkes haline göre, herkes durumuna göre ama böyle küçük küçük günlük böyle o günü sadakasız geçirme o günü duasız geçirme o günü zikirsiz geçirme o günü Kur’ansız geçirme bakın Kur’ansız geçirme Ramazan’ını bir sayfada olsa oku üç İhlâs bir Fâtihâ olsa da oku oku, muhakkak oku bir şey oku o sünneti o sünneti yapabilenler mukabele yapabilenler yapamayanlar kendilerince bir sayfada olsa, yarım sayfada olsa veya iki sayfa, üç sayfa kendinize virt edin beş sayfa her gün okuyun derslerinizi iyi takip edin, zikirlerinizi teravileri kaçırmamaya gayret edin teravi iki, dört, altı, sekiz, on, on iki, on altı, on sekiz, yirmi ikiden yirmiye kadar ama ortası ne? sekiz rekat Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’e de terkenelde sekiz rekat filan kıldırılmış ilk kıldırdığında da sekiz rekat kıldırmış zaten ha sekiz rekat, yirmi rekat, harika harika ama nefsin yetmedi, sekiz rekat bari kıl yetmedi, dört rekat kıl, o teravi sünnetini yerine getir hatta kaza borcun var, teravi yerine kazaya niyet et yalnız camide yapamazsanız camidekinler teraviye niyet ediyor çünkü değil mi hocam? teraviye niyet ediyorsunuz onu mesela sen şöyle de diyebilirsin arkamda kaza namazı kılacak olanların da ama olmaz, arkadaki hangi kaza kılacak ki yok, teraviye niyet ediyorsunuz hangi cami diseni?

Vesel Karami inşâallâh orada yirmi rekat mı kılıyorsunuz? yirmi, tamam gelelim bir gün senin camiye inşâallâh ya pazar günü başlıyor değil mi? yarın akşam başlıyor inşâallâh yarın akşam gelmeye gayret edeyim senin camiye inşâallâh inşâallâh, teraviyi orada kılmaya gayret nerede? atıcılar Vesel Karami, nerede bilmiyorum ki nerede atıcılarda kalan var mı ulan? ben çok bildim ya orası değil diyor durun bir saniye ha ben Yasin’in telefon dükkanında biliyorum ya ulan ne kadar şey hiçbir şey bilmiyormuşum ya ben ha gruba konum attın tamam helalim var Salim ya teknik adam başka oluyor ya teşekkür ederiz tamam inşâallâh yarın akşam inşâallâh pazar günü akşam teraviyi sende kılmaya gayret edelim inşâallâh Allâh’tan bir şey gelmezse teravileri o yüzden dikkat edin ders yaptığınız yerlerde dört rekat, sekiz rekat teravi kılın bunu ihmal etmeyin Perşembeleri muhakkak teravi kılınacak geçen sene kılınıyordu Hüseyin Ege kılınıyor değil mi? pazartesilerde kılıyorsunuz orada evet teravileri aman ha önceden bizim çocukluğumuzda kadınlarda evlerde toplanır teravi kılınırdı hanefiler buna fetva vermişler o teravi kılacak kadın böyle bir adım kadınların önünde dururdu tekrar söylüyorum hanefiler buna fetva vermişler öyle teravi kılarlardı bizim çocukluğumuzda evet böyle neydi şeyin Erdinç’in nenesi vardı ya Hörhase’nin evinin karşısındaydı neydi Allâh iyiliğini versin bayındırdın ne sorsam sana diyorsun ki hatırlayamadım Kemal vardı ya İngiliz Kemal’in nenesi nenesinin adı neydi İngiliz Kemal’i de mi hatırlayamadın şimdi Allâh bayındırdan birisi yazmıştır seninle Allâh bayındırdan da kimse demek takip etmemiş bugün eyvah yandı bayındır neydi hocaydı kadın ya değil neydi hocaydı kadın ya değil neydi hocaydı kadın ya neydi hocaydı kadın ya la havle ve la buvete illa billahi illa simi o kadıncağız kıldırıyordu şey o kadını da neden unutmuyorum şundan unutmuyorum ondan sonra bak ya bayındır ya gözünü seveyim ya Allâh Allâh bayındırım herkes akıllı olsun herkes o kadar ha gıdış nimet evet ama bu kadın böyle sufiydi dervişti kadın melamiydi kendisi ben hacı brem mahallesinde ilk zikrullâh yaptıracağım zaman bütün herkesi çağırdık tabi biz camiye bir de apolörle ilan ettirdim merhum


Modern «Bid’at» Reddiyeciliği — Müslümanların Dînî Ritüellerle Ayakta Kalması Eleştirisi

Hasan Özbağ ruhuna mevlüt okutulacaktır diye herkes toplandı kadınlar da geldi annem dedi herkese söyleyelim herkesi davet et dedim herkes geldi taktı takıştırdı bizim orada mevlütler düğün gibi oluyor yeni gelinler ne kadar altın takım taklava varsa takıyorlar iğneli oyalılar evlenecek olan genç kızlarda onlar da böyle beni de böyle beğensinler deyip onlar da takıp takıştırıp geliyorlar üst kat böyle full yeni gelin evlenecek ve evlenmiş olanlar hıs-ı makrava o da oradaymış zikrullâh bahşenince yukarıda bir çalkaların olmuş kadınların arasında kadınlara demiş oturun Allâh’ı zikredin demiş aferin demiş Mustafa demiş dost doğru yola girdi demiş oturun bakalım hepiniz demiş o da hoca herkes biliyor onu herkes oturmuş tabi zikrullâh tabi o gün oldu o normalde annemin de hocasıydı ya tabi ertesi gün dedi oğlan on numara olmuş benden için zikrullâh’a gitmişti o kadıncağız şey yapardı ne o teraviye kıldırırdı topladınlardı böyle mahallede yarın filancanın evinde ertesi gün filancanın evinde ne güzelmiş ya bunlar böyle kadınlar orada toplanır 15-20 kişi orada normalde şey yaparlar teraviye kılarlardı kadınlar dua ederler salavat-ı şerif okurlardı çocukluğumuzdan biliyorum ben bunları ve böylece ramazanı böyle kadınlar da kendi aralarında teraviye kılarak da mahallede dolaşarak da teravileri kılarlardı 30 ramazan herkes bir evde böyle mahalleden mahalledekiler böyle sıraya girerdi yarın bende ertesi gün bende teraviye kılarlardı Rabbim hepsini de affeylesin çünkü onlar öyle din bilmedikleri halde bu tip şeylere sahip çıkartan dini ayakta tuttular farkında değillerdi ama dini ayakta tuttular dinle alakalı insanların bağı kesilmedi teraviyle alakalı insanların bağı kesilmedi oruçla alakalı insanların bağı kesilmedi şimdi bu yeni yetme selefiler bunlara hepsini de bid’at sayıp atıyorlar ya bu insanlar bu tip dini ritüellerle ayakta kaldılar dinlerini ayakta tuttular Allâh bizi affetsin inşâallâh


Kaynakça ve Referanslar

  • Hz. Yûsuf Hikâyesi (Yûsuf Sûresi): Yûsuf 12/4-101 (komple sûre); Hz. Yûsuf’un kardeşleri tarafından kuyuya atılması — Yûsuf 12/8-20; «kıskançlık fitnesi» — Felâk 113/5; Yûsuf 12/4 (rüyâ); Hz. Ya’kûb’un sabrı — Yûsuf 12/18, 83-84; Yûsuf 12/86 («innema eşkû bessî ve hüznî ile’llâh»); modern Hz. Yûsuf okuması — Bediuzzaman, Mektûbât 21. Mektûb (Yûsufî sabır); İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye 1/300-340.
  • Manen Hissizleşmiş Kalp («Burnu Çalışmıyor»): «summun bukmun umyun» (Bakara 2/18, 171); kalp katılaşması — Hadîd 57/16; «manevî hissizlik» — sufî tâbiri — İbn Atâullah, el-Hikem; «cehennem kokusu hissetmek» mecâzı — sufî estetiği — Necmüddîn Kübrâ, Fevâihü’l-Cemâl; modern okuma — Bediuzzaman, Lemalar 17. Lema.
  • Hz. Ya’kûb’un Sabrı ve Manevî Görüşün Korunması: «innema eşkû bessî ve hüznî ile’llâh» (Yûsuf 12/86); «sabr-ı cemîl» — Yûsuf 12/18 («sabrun cemîl»); «gözünün mâna itibariyle kör olması» — Yûsuf 12/84 («ve’btedde’d-eynâhu mine’l-hüzn»); Hz. Ya’kûb’un velâyeti — İbn Kesîr, el-Bidâye 1/315; modern Yûsuf-Ya’kûb anlayışı — Asım Köksal, İslâm Tarîhi.
  • Manevî Aşk ve «Naz Et» Edebi: «aşk-ı ilâhî naz makâmı» — Mevlânâ, Mesnevî; Dîvân-ı Kebîr; «aşığın naz hakkı» — Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb; sufî estetiği — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir; «manevî güzellik ve naz» — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara; «sevgilîye naz» mecâzı — Yûnus Emre, Dîvân; Niyâzî-i Mısrî, Dîvân.
  • Kibir Yasağı: «istekbera ve kâne mine’l-kâfirîn» (Bakara 2/34); A’râf 7/12-13; «kibirden uzak durma» — Tirmizî, Sıfâtü’l-Kıyâme 60 (2521); Müslim, Birr 39; Lokman 31/18; «el-kibriyâ ridâî» — Müslim, Birr 38; Ebû Dâvûd, Libâs 26 (4090); modern kibir tartışması — Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye, bâbu’l-kibr; Gazzâlî, İhyâ, Kit-âbu Zemmi’l-Kibr ve’l-Ucb.
  • Mevlid Sünneti ve Hediye-i Sevâb: Mevlid kutlamaları — Süyûtî, Hüsnü’l-Maksıd fî Ameli’l-Mevlid; Süleymân Çelebi, Mevlid-i Şerîf (1409); modern Mevlid tatbîki — Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; «hediye-i sevâb» — Buhârî, Cenâiz 35; Müslim, Vasiyyet 14 (1631); Tirmizî, Salât 232 (442); İbn Mâce, Cenâiz 51 (1583); modern Mevlid’in mübâh-ı müstehab oluşu — Ramazan el-Bûtî, el-Mevlid en-Nebevî; «hoparlörle Mevlid duyurma» — modern toplumsal tatbîk.
  • Modern «Bid’at» Reddiyeciliği Eleştirisi: Bid’at-i hasene/seyyie ayrımı — İmâm Şâfiî nakli (Beyhakî, Menâkıbü’ş-Şâfiî 1/468); İmâm İzzüddîn b. Abdüsselâm, Kavâidü’l-Ahkâm 2/172; Şâtıbî, el-İ’tisâm; modern reformist bid’at reddiyeciliği eleştirisi — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «müslümanların dînî ritüellerle ayakta kalması» — Sezai Karakoç, Diriliş Neslinin Âmentüsü; «kültürel İslâm’ın değeri» — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • Karabaş Silsilesi ve Geleneksel İslâm: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern Karabaş geleneksel İslâm tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Makâm, Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Velâyet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı