Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2024 Sohbeti #79 — Düğünde Def Vurma, Hz. Dâvûd’un Sesi ve Hz. Peygamber Ashabının İfâdesi

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2024 Sohbeti #79 — Düğünde Def Vurma, Hz. Dâvûd’un Sesi ve Hz.…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Düğünde Def Vurma Sünneti — «Kıydık ya Resûlallâh, Def Vurmadık» Hadîs-i Şerîf

Eûzü billâhi mineş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Efdâlü’z-Zikr Lâ ilâhe illâllâh. La ilâhe illallah. Hak Muhammed’e resûlullâh cemî’an Enbiyâ ve’l-Mürselîn ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayırlı eylesin. Rabbim gündüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hakça yaşayan, batılı, batıl bilip, batıla karşı mücadele eden kullarından eylesin. Rabbim Müslümanlara zulmeden, Müslümanların hakkını, hukukunu yiyen, Müslümanların kanını diken, namusunun şerefini paspaya eden bütün zalimlerden intikamımızı alsın. Âmîn.

Öyle Hakkında

Ejmeyn. Mevsteviden kaldığımız yerden devam ediyoruz. İnşallah. Konu başlıyor. Allâh razı olsun. Ömer zamanında, yoksulluk gününde gidip mezarlıkta çeng çalan ihtiyar çalgıcının hikayesi. Bilmem, işittin mi? Hazreti Ömer Radıyallâhu anh hazretlerinin zamanında, bizim bugün halk ozanlarımız var ya, veyahut da Anadolu’da Abdal dediklerimiz var. düğünlerde, eğlencelerde şarkı söyleyip böyle, ama bizde keman var, ama saz var, böyle çalgı aleti. O zaman içinde çeng var. Bu çeng, tabii ta Orta Asya’dan galiba aslında. Kanuna benziyor, dik bir çalgı aleti. Böyle çengi, çalgı çengi oradan geliyor. Çeng zaten Farsic’e aslında bir kelime. Ama bu musiki aletin doğuş yeri Orta Asya. Türklerden çıkma bu.

Sonra bu yayılmış tabi bütün her tarafa. Bu aslında böyle şey gibi, böyle kocaman batılılarda var ya bir çalgı aletin, onun köçüğü gibi, onun atası gibi. O yüzden normalde böyle bir çeng çalan bir kimse varmış. Şimdi tabi bu eski Türk, eski Arap, eski hatta Yunan mitolojisinde dahi bu çengi bulmak mümkün. Veya ne diyorlar, ark mı diyorlar, bir şey diyorlar ya, ark mı? Arkın atası gibi bu. Bunun atası gibi. Sonradan tabi batıllar onu büyütmüşler, arka haline getirmişler. Ama bu daha küçük. Hatta bu eski Orta Asya’da filan Orta Asya denmesi de hoş değil. Kime göre Orta Asya? Bir de o var, bize bunu koymuşlar. bizim ata toprağımız orası. Ortası mı ortası yok, ata toprakları. Normalde Boşnaklarında, Arnavutlarında, onlar Hazar’ın üstünden gitmişler.

Hepsinde ata toprağı orası. Atatoprağının bir musiki aleti. Tabi ona baktığımızda eski Türklerden normalde biraz araştırdığınızda, Sümerlere filan dayanırlar. Tabi Sümerler de Türktür de ayrı bir mesele. Şimdi oradan girmeyeyim ben. Ürkçüsün sen diyecekler, çıkacaklar. Allâh muhâfaza eylesin. Ama normalde bunun Hicaz bölgesinde de bunun çalan kimseler var. Tabi bize böyle daha doğrusu ben yeni Müslüman olduğum zamanlarda, böyle bir İslam vardı benim önümde. bir Müslüman tiplemesi düşünün, hiçbir eğlencesi yok. düğünü yok, derneği yok, böyle bir eğlencesi yok. Böyle bir Müslüman tipi çiziyorlardı. Benim yeni İslam’la tanıştığım zamanlar. Hatta bu hadîsleri okudukça, öyle değil. Mesela Hz. Ayşeannemizle soruyor Allâh Resûlü, sallâllâhu aleyhi ve sellem, o filancanın nikahını kıydınız mı?

Kıydık ya Resulallah.


Nehy Edicilerin Hâli — «Bunu Size Haram Kıldı» Modern Reddiyeci Tutumu

Def vurdunuz mu diyor, hayır ya Resulallah. O diyor ki, Ensar defi severdi, defsiz nikah nikah değildir diyor. Başka bir İslam çıkıyor önüme benim şimdi. Veya hatta bir Ramazan bayramı, Ramazan bayramı davul çalıp eğlenenler var Müslümanların içerisinden. Hazret-i Ömer Efendimiz onları meletmek istiyor. Diyor ki, dur ya Ömer, onlar 30 Ramazan oruç tuttular. Bayramı böyle eğlenerek geçirmeleri hakkıdır diyor. Paydeyi başka bir şey daha çıktı orta yere. bir de bayram eğlencesi çıktı. Veya Habeşliler kendi harbeleriyle, o Habeşli dediğimiz şimdi Sudanlılar. Kendi kılıçlarıyla, kendi çalgılarıyla bayram sabahı eğleniyorlar. Bir de onların milli günleri var, milli günlerinde de eğleniyorlar. Allâh Resûlü, sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir de Ayşeannemizi çağırıyor, gel bunları seyret diye.

Şimdi ayrı bir İslâm’ın sosyal hayatı çıktı. Ben ama bunu hadislerden okuyorum. Hadisleri okudukça, ah sahâbe öyle, eğlencesiz bir sahâbe değil. Eğleniyorlar. Hatta genç sahabelerden birisi, başka bir sahâbe büyüklerin toplandığı bilgi, bir bakıyorlar ki orada cariyeler, türkü söylüyorlar. O sahâbeler de onları dinliyorlar. O genç sahâbe diyor ki, sizi böyle mi görecektim ben? Ondan büyükler diyorlar ki, Allâh’ın Resulü bize bunu müsaade etti. İster otur dinle, ister çık git diyorlar. Demek ki İslâm’ın kendi içerisinde de bir eğlence stili var, eğlencesi var. İslam eğlencesiz bir din değil. Ama Kur’ân Sünnet tarihinde kalındığı müddetçe, biz batıdan almışız getirmişiz, düğünümüzü, derneğimizi, ufırımızı, vızıvırımızı, batıllaşmışız biz.

Biz normalde o batıllaştığınca, batı kültürünün altında ezilince, biz ne yapacağımızı şaşırmışız. Kendi kültürümüzü, kendi adetimizi, geleneğimizi, göreneğimizi, kendi dinimizin serbest ettiği bir şeyi bırakmışız biz. Bakın bırakmışız. O yüzden tabiinden de, sahabeden de, mesela sahabeden Utçalanlar var. Pardon, Ut dinleyenler var. Böyle Udileri dinliyorlar. Bu konuda İslam sonuç olarak şuraya geleceğim. Eğlencesiz bir din değil. Eğlencesi var. Düğün eğlencesi var, kına eğlencesi var, nikah eğlencesi var, askere gitme eğlencesi var, bayram eğlenceleri var. Şimdi biz bayramlarda, bayramlaşmada işte böyle Zeybekler oynuyor. Bizim Demirtaşlar kendi adet geleneğine göre oynuyorlar. Ben husûsî yaptırıyorum bir de onu.

Bu meselenin kırılması lazım çünkü. Bu meselenin eğlencesiz bir düğün değil. Bayram bayram değil. Bunun da yerleşmesi lazım. normalde bilhassa Medîne ahalisi böyle bir musikişin az, musikiye daha da düşkünler. Onlar bunları dinliyorlar, hatta çalıyorlar. Cariyeler şarkı söylüyor. Hazreti Ebu Bekir efendimizin evine geliyor Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri de Cariyeler o esnada türkü çağırıyorlarmış ya. Tabi Allâh Resûlü girince Hazreti Aişe annemiz hemen durdurmak istiyor. Diyor ki durdurma, elleme. Onlar söylesinler. Sonradan hadîs yorumcuları o söyleyenlere sırtını döndü, yattı, buradan nehyetti. Ya nehyetcek olsa Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri din onun üzerinden geliyor.


Hz. Dâvûd’un Sesi — Ölüleri Diriltir, İsrâfîl’e Yardım Eder; Manevî Mu’cize-i Sıfat

Nehyetçiler nehyeden. Bunu size haram kıldı. Bu haram der, biter mesela. Kendi kendine onun hareketinden tavır çıkarmaya çalışıyorlar. böyle bir çeng çalan kimse vardı. Hazret-i Pîr de Hazreti Ömer zamanında diyor böyle bir kimse vardı. Ömer zamanında pek güzel, pek latif çeng çalan bir çalgıcı vardı. Bülbül onun sesinden kendini kaybeder. Bir namesini dinleyenlere şevki yüz misli artardı. Meclisleri, cemiyetleri onun nameleri süster, onun sesinden kıyametler kopardı. öyle bir çeng çalıyor, bir de öyle türkü söylüyor, şarkı söylüyor, öyle nameler söylüyor. Öyle söyleyince herkes kendinden geçiyor, dinleyenler meyest oluyor. Mesela o da zamanın İbrahim Tatlısesi gibi. Ahlaki öyle değildir belki de de.

İbrahim Tatlıses gibi böyle nameli, şarkıcı, türkücü dinleyenler meyest oluyor. Öyle bir şarkıcı, türkücü düşünün. Hem keman çalıyor mesela var ya bizim ülkemizde veya hem saz çalıyor. Bu da hem çeng çalıyor hem de böyle şarkı söylüyor, türkü söylüyor. O şarkıyı, türküyü söylediğinde de öyle nameli söylüyor ki Öyle nameli söylüyor ki herkes kendinden geçiyor. Bülbül onu duyunca susmaya ihtiyacı duyuyor, susuyor. Neden? Artık Hz. Pîr öyle bir bunu örneklendiriyor ki Bülbül ile onu yarıştırıyor. Diyor ki Bülbül normalde onun sesinden kendisini kaybediyordu. Bülbül normalde sesi çok hoştur ya. Bülbül onu dinleyince kendinden geçiyor. öylesine sesi de güzel, sanatı güzel icra ediyor. Meclisler, cemiyetler onun sesinde neşeleniyor, dolu taşıyor. şimdi ben yaş takınlar bilir önceden böyle düğünlerde filan birini böyle düğün ekipleri vardı.

Güzel şarkı söyleyenler vardı içinden. Onlar böyle güzel eğlendirenler vardı. Onlar meşhur olurdu. Onlar çıktıkları zaman bütün düğün neşelenirdi. Bu da onun gibi bir şey. Ve sesi ve nameleri çok güçtü bu kimsenin. Sesi israfil gibi mucizeler gösterir, ölülerin bedenlerine can bağışlardı. Yahut israfile yardım ederdi. Onun namelerini dinleyen fil bile kanatlanırdı. İsrafil bir gün namesini düzel ve yüzlerce yıllık çurumuş ölüye can verir. nasıl israfil sura üfleyince bütün ölüler yeniden dirilecek. Bu kimse de şarkı söylediğinde sanki bir kimse hımbıl böyle her şeyi bırakmış neşesiz. Bu şarkı söylemeye başlayınca canlanıyor, neşeleniyor ortalık. kimisi vardır böyle neşesiz insandır. Erkeklerde de kadınlarda da.

Düşman başına. Evet, bunda ciddiyim. Neşesiz kadın ve erkek düşman başına. Ömür törpüsüdür. Kadının da erkeğin de biraz neşelisi olacak. Neşesiz bir adamla, neşesiz bir kadınla ömür geçmez, bitmez. Mahkeme duvarı gibi. Sen bana bak mahkeme duvarı, ben sana bakayım mahkeme duvarı gibi. Eşin yoksa sor ne oldu, ne gitti, öyle mi oldu, yok o neşesiz işte. Allâh muhâfaza eylesin. Evlenecek olanlar, kadınlarda erkeklerde neşeli insanları seçin. Onlar hayata pozitif bakarlar, olumlu bakarlar. Neşeli insanlar hayata pozitif bakar, olumlu bakar. Neşesiz insan etrafını çökertir. Allâh muhâfaza eylesin. bu da İsrafil gibi ölüleri diriltirdi diyor.


Hz. Peygamber Ashâbının İfâdesi — Sahâbe-i Kirâm’ın Manevî Mertebesi

Ya da diyor, İsrafil’e yardım ederdi sesiyle. Şimdi İsrafil kim? İsrafil büyük meleklerden birisi. Ve bu görevi ne? Sura üflemek. Sur ne? Sur bir alet ismi. tarif edenler bunu boruya benzer bir alet ismi olarak tarif etmişler. Bir boruya benzer bir şey tarif etmişler. Peki normalde bu İsrafil’in görevi ne? Birinci suru üflecek. Şimdi âyet-i kerimelerde ve bazı yerlerde iki sur üflenecek söylenir. Biz sufiler üç sur deriz. Nasıl üç sur deriz? Kıyamet kafirlerin üzerine kopacak çünkü. İsrafil birinci suru üfler sabah namazı vakti daha çıkmadan önce böyle sabah namazı ve keraata gelmezden önce. Bu birinci surdur. Birinci suru üfler müminlerin hepsi de canlarını verirler. Bu normalde hadîs-i şerîf de vardır bu konuda.

Sonra İsrafil akşam namazı vaktinde bir daha suru üfler. O zaman ne varsa canlı olan hepsi de nefeslerini verir. Ölür. Bu dünya üzerinde hiçbir şey kalmaz. Hatta bu ikinci surda canlı olan hiçbir şey kalmaz. Ölüm melekleri veya ölüm meleği bütün herkesin nefesini alır. Canlı olarak hiçbir şey kalmaz. Sonra hadîs-i şerîf de diyor ki Allâh sorar. Bugün kahhar olan kim? Kendisi cevap verir. Allâh der. Şimdi o zaman bu sur ayetle sabit, surun üflenmesi de ayetle sabit. Bu konuda bir kimse üzerinde var mı yok mu diye şüphe edenler yeniden dirilmeye inanmayan kafirlerdir. Bu konuda bazı üniversitelerde bunun tartışması falan oluyor. Bu tartışılacak bir şey yok bunda. Ayetle sabit. Zümmer âyet 68. Sur’a üflenir göklerde ve yerde olanlar düşüp bayılırlar veya ölürler.

Ancak Allâh’ın dilediği kalır. Sonra ona bir daha üflenir. Birden onlar ayağa kalkarlar ve ne olacağına bakarlar. Demek ki sur üflenecek sonra bir daha üflenecek. Yasin 51. Sur’a üfrülünce bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkmışlar, Rablerine koşuyorlar. 52. Vay halimize uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı derler. Onlara bu Rahman olan Allâh’ın vaad ettiği kıyamet günüdür. Peygamberler doğru söylemişlerdir denilir. O zaman normalde âyet-i kerimelere baktığımızda sur’a iki sefer üflenecek. Birinci üfleyişte bütün canlılar yok olacak. İkinci üfleyişte de Cenâb-ı Hak bütün ruhları yeniden bedenlerine, yeni bedenlerine, herkes topraktan yeniden dirilecek ve ruhları onlara yeniden verilecek, üflenecek.

Ve ikinci surda bütün herkes ne yapacak? Kıyamete doğru koşacak. Yine bu Yasin Sûresi 53-54’te de sadece bir çığlık kopar, bir bakarsın ki hepsi hesap vermek üzere huzurumuzda toplanıvermişler. bu sur çığlık gibi olacak. Bir çığlık düşünün. Nasıl bir çığlık ise bütün ölenlerin hepsi yeniden dirilip hesap yerine koşacak. 54. âyet. Bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığını görürsünüz. Demek ki normalde bu sur üflenecek ve israfil vazifesini yerine getirecek. Hadîs-i Şerîfte boynuzun sahibi israfil elinde boynuz olduğu ve onu ağzına dayadığı halde başını eğmiş kulaklarını gelecek emri işitmeye hazır bir vaziyette dinleyip üfleme emrini beklerken ben nasıl mutlu olup sevinebilirim diyor.

Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri.


Hikmet Nedir, Lâzım mıdır? — Peygamberlerin İçinde Olan ve Dışına Çıkan Hikmet

Ve dediler ki bu ifade Hz. Peygamberin ashabına ağır geldi. Ağır gelince dediler ki bize ne yapmamızı söylersiniz? Allâh Resûlü dedi ki böyle bir durumda Allâh bize yeter. O ne güzel vekildir. Biz Allâh’a dayanıp güvendik deyin dedi. Bu hadîs-i şerîfi almamın sebebi şu surun üfleneceği ve surla alakalı ne olduğuna dair tarif var. Boynuz’a benzer bir şey var ve o da israfil de ağzını o boynunuza benzerin ince tarafına koymuş kulağa tabrica etse emri bekliyor. normalde her şey hazır kıyamet o kadar yakın bakın her şey hazır. Emir geldiğinde üfle emir geldiğinde ne yapacak şey olarak ne olur israfil vazifesini getirecek. Allâh muhâfaza eylesin cümlemize. Hazret-i Pîr bu çengin namesini sesini israfile benzetiyor.

Diyor ki nasıl israfil suru üflediğinde bütün her şey ayağa kalkacak yeniden dirilecek. Bu çeng de diyor öyle çarkı söyler öyle türkü söyler öyle bu konuda maharetlidir ki tabiri caizse böyle ölüyü diriltir. neşesiz bir kimseyi neşelendirir kahırlı gamlı bir kimsenin kahrını gamını kendisini unutturur. O bahattı o manada söylüyor. Rabbim bizi affetsin inşâallâh. Bu Ramazan sohbetleri tabi bu kadar kısa olacak yapacak bir şey yok. Teravi kılınınca teraviden sonra da daha fazla uzun bir konu var çünkü burada. Beyt’te peygamberlerin de içlerinde öyle nameler vardır ki o namelerde isteyenlere değer biçilmez bir hayat erişir. Normalde buradan devam edeceğiz önümüzdeki hafta. Ramazanla alakalı olduğundan şimdi saatte 11 oldu.

O yüzden daha fazla insanların vaktini almayayım ben. Daha sema da olacak inşâallâh. O yüzden önümüzdeki hafta Allâh’tan bir şey gelmezse eğer biz buradan kaldığımız yerden devam edeceğiz inşâallâh. Peygamberlerin içlerinde öyle nameler vardır ki o namelerde isteyenlere değer biçilmez bir hayat erişir. Buradan devam edeceğiz. Hikmetle alakalı bunu inşâallâh yorumlamaya çalıştık. İnşallah hikmet nedir, lazım mıdır?


Kaynakça ve Referanslar

  • Düğünde Def Vurma Sünneti: «el-fasl beyne’l-halâli ve’l-harâmi ed-deff» (Helâl ve harâm arasını ayıran def çalmasıdır) — Tirmizî, Nikâh 6 (1088); Nesâî, Nikâh 72; İbn Mâce, Nikâh 20 (1896); Ahmed, Müsned 4/77; Buhârî, Cum’a 36; Müslim, Akdiye 13; «def vurma helâli» — Aliyyü’l-Kârî, Mırkâtu’l-Mefâtîh; modern düğün âdâbı — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
  • Modern Reddiyeci Tutum («Nehy Ediciler»): «mâ uhille leküm» (Mâ’ide 5/4); «cevâzı sınırlandırma» — Şâtıbî, el-Muvâfakât; «modern fanatik tutum» eleştirisi — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «her şeyi haram sayma» — İbn Atâullah, el-Hikem; «mu’tedîl Müslüman» — Bakara 2/143 («ümmet-i vasat»); modern okuma — Sezai Karakoç, İslâm’ın Dirilişi.
  • Hz. Dâvûd’un Sesi (Mu’cize-i Savt): Hz. Dâvûd’un güzel sesi — Sebe’ 34/10 («yâ cibâlü evvebî maahû ve’t-tayr»); Sa’d 38/18-20; Bakara 2/251; Hadîs «aûtiye Mizmâren min mezamîri âl-i Dâvûd» — Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân 31 (5048); Müslim, Müsâfirîn 235-236 (792-793); «Hz. Dâvûd Zebûr okuduğunda kuşlar konaklardı» — modern okuma — Ferîduddîn Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ; modern Hz. Dâvûd hayatı — İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye.
  • Sahâbe-i Kirâm’ın Manevî Mertebesi: Sahâbenin üstünlüğü — Buhârî, Fedâilü’l-Sahâbe 1; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 211 (2531); Tevbe 9/100 («el-sâbikûnel-evvelûn»); Hadîd 57/10 («Mekke fethinden önce-sonra»); modern Sahâbe anlayışı — İbn Hac er, el-İsâbe; Asım Köksal, İslâm Tarîhi; «Sahâbenin manevî üstünlüğü» — Şâtıbî, el-İ’tisâm; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif.
  • Hikmet (Hz. Peygamber’in Hikmet Vergi): «yu’tî’l-hikmete men yeşâ’» (Bakara 2/269); «hikmet ne demektir?» — Şâfiî, er-Risâle §252-256 (hikmet = Sünnet-i Seniyye); Şâtıbî, el-Muvâfakât 4/4 (Sünnet’in vahy-i gayr-i metlüvv olduğu); Begavî, Meâlimü’t-Tenzîl; «hikmet ve hüküm» — İbn Atâullah, el-Hikem; «peygamberlerden dışa çıkan hikmet» — sufî tâbiri — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara.
  • Karabaş Silsilesi ve Hikmet Tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern hikmet tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Sünnet, Silsile, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı