Tasavvuf Vakfı Berat Gecesi Programı — Misâfir Karşılama (Millet Partisi Yetkilileri)
Tasavvuf Vakfımız tarafından düzenlenen berat gecemize hepiniz hoş geldiniz şeref verdiniz. Bu geceki programımıza katılmadan önce değerli misafirlerimizi anons etmek istiyorum ve kendilerine de ardından söz vermek istiyorum. Millet Partisi Bursa İl Başkanı Sayın Hüsâmeddin Akyıldız Beyefendi’ye takdim ediyorum. Hoş geldiniz efendim. Millet Partisi İl Başkan Yardımcımız Murat Hocamız galiba dışarıya çıktı. Yine Millet Partisi Nilüfer Belediyesi Başkan Adayımız Sayın Selâmî Yıldırım’ı arz ediyorum efendim. Böyle bir gecede aramızda katıldığınız için teşekkür ederiz. Şeref verdiniz. Sayın Başkanım uygun görseniz biz mikrofona davet edeyim. Millet Partisi İl Başkanı Sayın Hüsâmeddin Akyıldız Beyefendi.
Allah Hakkında
Selâmünaleyküm. Bizleri berat gecesine kavuşturan Cenabı Allâh’a hamd ederek sözlerime başlıyorum. Bizlere değer verip sizlerle buluşturma imkanını sağlayan eee ve bize konuşma imkanı tanıyan Mustafa Hocamıza eee teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum. Tabii sizlerle tanışmamıza vesile olan tabii profesör doktor Murat Arslan Hocam’a da teşekkür ediyorum. O vesileyle ııı biz sizlerle Mustafa Hocam’la tanıştık. Tabii sözü sahibine ııı bırakmak gerekeceğinden ııı çok lafı uzatmak istemiyorum. Bizler tabii Millet Partisi’ni bugüne kadar çok duymamış olabilirsiniz ama bu akşamdan sonra çok duyacaksınız. Bundan eminim. Evet. Millet Partisi Aykut Edibali tarafından eee kurulmuş ve hak ve millet yolunda siyaseti bir ibadet olarak düşünen bir hareket ve bir partiyiz.
Bizi sizlerin en iyi şekilde anlayacağınızı umuyorum. Murat Hocam’a teşekkür ediyorum. Bizleri tanıştırdı. Şimdi aramıza geldi. Eee ben sözü kime veriyorum? Murat Hocam’a. Yabancımız değil, profesör doktor Murat Arslan Hocam hoş geldiniz efendim. Selâmünaleyküm. Gecemiz hayrola. Beratımızla vesile ola. Eee bu güzel ortamda bulunmaktan çok mutluyum. Zaten sizdenim. Sizden ayrılmıyorum. Sağlık işleriyle de olsa hep beraberiz ama herkese Allâh sağlık hoşluk versin. Şimdi ben biraz millet ne demek? Ona değmek istiyorum. Kendi kendi meşrebimce, kendi inancımca biraz da sıfkı bir yönden değinecek gibi olacağım. Çünkü şu anda millet olamadığımız için, birlik olamadığımız için parçalanmışız ve dış güçler dediğimiz o güçler tarafından paramparça edilip yok edilmek üzere saldırdı.
Bakın ben doktorum. El. El ne zaman çalışır? Hepsi bir arada olduğu zaman. Bir baş parmak tek başına yazı yazabilir mi? Ya da diğer parmaklar bir yazı yazabilir mi? Ya da bir çatı al, tutabilir mi? Yemek yiyebilir mi? Yapamaz. biz eğer bu parmaklar gibi parçalanırsak etnik köken olsun, inanç olsun, mezhep olsun veya milletler olarak olsun parçalanırsak bizi lokma yerler iki yapıyorlar. Şimdi görüyoruz. Filistin’de kardeşlerimiz maalesef zulüm altında ama hepimiz bir araya gelemiyoruz. Ne yapamıyoruz? Millet olamıyoruz. Bir araya gelemediğimiz için bizi paramparça yapar. Millet nedir? Bu ayrılıklar değil, tek parmak değil. El olduğumuz zaman yumruk olur. Yumruk olabilmesi için de birlik olmamız lazım.
Birlik olmak için de millet olmak lazım. Eğer bu milleti başaramazsak parmaklar gibi bizi yiyorlar. Bizi bu ülkenin içinde de aynısını yapıyorlar. Bunu inancımızdan da yapıyorlar. Bunu milletimizden de yapıyorlar. Bunu Arabsınız, Türk’sünüz, Kazaksınız vesaire diyerek de yapıyorlar. O yüzden millet olmak için birlik olmayı öğrenmemiz lazım. Birlik olmak demek de bu farkları değil. Bir köke bağlı olduğumuzu, ele bağlı olduğumuzu, onun da kökünle, kola bağlı olduğumuzu, manevi, milli inançlarımızla hareket edersek tek hareketle iş yapabildiğimizi göstermememiz lazım. Yoksa bizi parçalayıp yok edecekler. Dikkat etmemiz lazım. Millet olmak için, birliği sağlayabilmemek için bilmemiz için de bu bilinci bir an önce inşâallâh Rabbim bize tüm İslam camiasına nasip eder.
Ben teşekkür ediyorum. Hayırlı geceler. Profesör Doktor Murat Arslan hocamızı teşekkür ediyoruz. Yine bu gece bizi şereflendiren Millet Partisi Nilüfer Belediyesi Başkan adayımız Selâmî Yıldırım beyefendiyi de bir selamlama konuşmaları için davet ediyoruz. Buyurun hocam. Muhterem hocam çok kıymetli hazirun. Ey azizler başları söze diyerek başlamak istiyorum. Tabii biz buraya tanışmaya geldik. Görmediğimiz, göremediğimiz, ulaşamadığımız kardeşlerimizle hemhal olmaya geldik. Hepinizi sevgiyle, saygıyla, selamların en güzeliyle selamlıyorum. Beratınız, kandiliniz mübarek olsun diyorum. Bir de bu akşama mahsus olmak üzere bir armağan sunmak istiyorum. Bir naat-i şerif okumak istiyorum. Kendimin kendime ait olan bir naat-i şerifi okumak istiyorum.
Gül yüzlü Resûlullâh için. Gül çağrına yeldeyse donar bütün kâinât hasretinden kavrulur yanar bütün kâinât. Tökezlese ayağı sana giden kervanın yıkılır düşer yere kanar bütün kâinât. Işığı mumu sensin fitilisin yağsın sen olmasan sevgili söner bütün kâinât. Sevginle filizlenir büyür umutlarımız bir nurdan ırmağında yınar bütün kâinât. Sensiz garip ve mahsun yetim kalır yürekler kimsesiz bir çocuğa döner bütün kâinât. Adını duyan gelir. Eyler başı çağın gurur kibir dağından iner bütün kâinât. Ay yüzünden yansıtır ışığını aleme. Gönüller kandil olur. Yanar bütün kâinât. Duyguları kirlenmiş taşlaşan yüreğini muhabbet deryasına banar bütün kâinât. Aşkınla bezemişler aşıklar Gülistan’ı bülbül olup dalına konar bütün kâinât.
Gül çağrının kokusu savrulur üstümüze. Aşkın vuslat atına biner bütün kâinât. Ey sevgili müjdeni saklayanlara inat kalbini sevgin ile sınar bütün kâinât. Hürmetlerimi harcayın. Çok teşekkür ediyoruz. Ağzınıza sağlık. Efendim şimdi de bu gecenin anlam yönemi için sohbetleri için bu gece burada olmamızın sebebi için Sayın Mustafa Özbağ beyefendiyi mikrofona davet ediyorum. Buyurun efendim. Sen mi çiçeksin? Ben mi çiçeğim bilmiyorum. Ben mi çiçeğim? La ilâhe illallah. La ilâhe illallah. Allâh’ın segulü Allâh. Ya Menden eser gel eman El eman bin zevar-i iman Ya Menden, Ya Menden Eser gel eman, el eman Bin zevar-i iman Ya Menden, Ya Menden Eser gel eman, el eman Bin zevar-i iman Ya bi tecelli, irham zulbi Ya bi tali, asbi ali Ya bi tecelli, irham zulbi Ya bi tali, asbi ali Ya bi tecelli, irham zulbi Ya bi tali, asbi ali Ya bi tecelli, irham zulbi Ya bi tali, asbi ali Aleyhissalâlâh Aleyhissalâh Selâmî Yıldırım beyefendinin bir özelliğini masada normalde şahit olduk.
Biraz bir tarafı değil fazla tarafı şairlik tarafı var. Okuduğu şiirde Nâd kendisine ait. Benim bir, ben de bir böyle edepsizlik ettim. Dedim ki kemalat ehlinin bir tarafı şairdir diye böyle bir kelamda bulundum. Kendilerinden özlediriyorum haklarını helal etsin ama sözümde gerçeklik payı da fazla. O yüzden bir kimse gerçekten Kur’ân-Sünnet dairesinde bir şairliği varsa onun kemalatı da vardır. O kemal ehlidir tabiri caizse. O yüzden hatta bir kısım ehli tasavvuf şöyle der. Bir kimse eğer gerçekten mürşid-i kâmil ise kemalata erdiyse onun bir de şiir tarafı muhakkak vardır. Eğer o kimsenin şiirleri yok ise kemalatta eksiklik vardır derler. O yüzden büyük böyle şiir yazan o büyük zatlar o yüzden aşkın, sevginin, muhabbetin dışarı yansımasıdır şiir.
Gönüldeki muhabbeti Allâh’ın kelimelere, harflere dizilmesidir. Bu manada şiir. O yüzden kendilerine teşekkür ediyorum. Allâh hepsinden de razı olsun. Tabi ben bu gece biraz daha mutluyum. Sebebi şu Murat Hocam hem Hüsamettin Bey hem de beyefendi üzerlerine alınmasınlar. Tabi Murat Hocamla çok eski bir tanışıklığımız var. Baya baya eski. O gündür bu gündür bizim kardeşimiz, arkadaşımız, aileden her derdimize koşan her türlü sağlık problemlerimize, sıkıntılarımıza, kendi dalı olsa da olmasa da yardımcı olmaya çalışan yaklaşık hemen hemen 15 yılı geçmiştir değil mi hocam? 15 yılı geçmiştir hocamla tanışıklığımız devam ediyor. Ben de ilk şekeri tespit ederim. Sende şeker var diyeyim. Yüzüme bakıp hem bir de.
Böyle Murat Hocamla anımız çok. Böyle yüzüme baktı benim. Sen rahatsızsın şeker var sende dedi. Nasıl dedim ya ben bir kan aldırayım sana dedi. Ben ziyarete git dedim yanına. Bir kan aldırdı bende şeker çıkmış şeker var. Tabii Murat Hocamın benim üzerimde böyle enteresan tespitleri de var. Bunu da söyleyeyim. Ben böyle uzun yol sohbetten geldikten sonra sabahları böyle namaza kalktığımda bundan herkesin haberi yok. Düşmeye başladım. Bir iki düştüm kimseye de söyleyemedim. Sonra bir gün Murat Hocaya dedim ki hocam selâmün aleyküm selâm. Ya dedim kimseye söyleyemedim. Böyle bir dedim problem var. Ben dedim uzun yol gidip geldikten sonra sabah namazına kalktımda düşüyorum dedim. Bildiğiniz düşüyorum.
Ben böyle sağlıklı böyle dinç diriyim böyle düşmek biraz böyle insana şey geliyor sendelemek falan böyle sıkıntılı geliyor dedim. Böyle böyle çok rahattır o böyle telefonda dedi ki hocam senin arka beyin damarlarını tıkanmış dedi. Ben de tekirdağdan gidiyorum. Dedim nasıl valla dedi böyle böyle kılcal damarlar var dedi onlar tıkalı onlara bakmamız lazım dedi. Dedi filanca gün renkli dobler çekiyor bizim bir doblercimiz var çok iyi dedi. Filanca gün gel dedi iyi gittim ben. Tabii Murat Hoca da yanımda gittik dobler çekilmeye. Doblerci bakıyor şimdi ölçüyor olamaz diyor. Bu sefer Murat Hoca başına geçiyor. Bir tarafı ölçüyorlar yüzde 80 tıkalı. Öbür tarafa bakıyorlar yüzde 50 tıkalı doblerci diyor ki olmaz bunun felç geçirmiş olması lazım diyor.
Haydi bir telaş bunlar bir baktım Murat Hoca’nın elinde sandalye o tekerliklilerden hocam bin dedim binmem hayatta. Yürü dedim ben dedim sağlamım ya ben buraya dedim yürüye yürüye geldim girdik koluna girdim koluna gittik şeyciğe ne o norolejiye. Norolejicinin dediğini hiç unutmuyorum dedi ki ya beyin felci geçirdin bunu dedi tıp ben biz dedi tespit edemiyoruz. Ya geçiriyorsun dedi ya da geçireceksin dedi mümkün değil böyle dedi. Bir tarafı yüzde 80 tıkalı bir tarafı yüzde 50 tıkalı velhasıl kelam Murat Hoca’mla aramızda böyle bir diyalog var. o bana bakıyor geçenlerde de baktı sen hastasın dedi bana iyiyim dedim ben yok hastasın dedi. Sen bir kan tahlili ver dedi verdim kansızlık çıktı. Kansız bir adamla karşı karşıyasınız.
Hala da kansızlığım devam ediyor kansızım haberiniz olsun.
Berat Gecesi’nin Manevî Önemi — Cennet ve Mü’minin Hak Yolda Sebâtı
Allâh bizi iyi eylesin inşâallâh. Canım kardeşlerim bugün berat gecesi böyle bu üçüncü sohbet hazırladım. Kendi kendime öyle düşündüm. Hazret-i Peygamber’in sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bu gece olarak hep böyle tövbe ile alakalı, günahların affı ile alakalı hadîs-i şerîfler bir aylı fazla. Öyle olunca bu akşamki sohbet konusu berat gecesiyle ve tövbe ile alakalı olacak. İnşallah Rahman sohbetten sonra bu sefer geçen seferki gibi iki buçuk saat konuşmayacağım. O yüzden rahat olun. Kesebildiğim kadar kısa keseceğim. İnşallah bu akşamki sohbet konumuz berat kandili ve tövbe. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Salih’an f’ulâik. Salih’an f’ulâik. Yümeddilu Allahü seyyi’atihim. F’ulâik yümeddilu Allahü seyyi’atihim hasenat.
Ve kâla Allahü vefûra r-Rahîmâ. Ve kim seyyidine ve salihine tebrik ederse, Salihine tebrik ederse, Allâh’a seyyidine tebrik ederse. Fe innehu yetubu ila Allahi metabâ. Sadaqallahü’l-azîm. Âmîn. Furkan Sûresi, âyet 70 ve 71. Tevbe edip inanan ve salih ameller isteyenler müstesna. Allâh onların kötülüklerini iyiliklere çevirecektir. Çünkü Allâh çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Zaten kim tövbe edip salih ameller isterse, şüphesiz ki o tövbesi kabul edilmiş makbul bir kimse olarak Allâh’a dönmüş olur. Âmîn. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Beraat Gecesi. Malum bu Beraat Gecesi ile alâkalı, Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ehemmiyeti ile alâkalı birçok hadîs-i şerîf okumanız, bulmanız mümkün.
En önemli nereden birisi, bütün hepsi de önemli. Ama bunu Hz. Aişe annemiz naklediyor. Bir gün bakıyor, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri odada yok. Aişe annemiz biraz öbür eşlerinden biraz daha fazla kıskanç. Öyle olunca, nerede Peygamber diğer eşlerine mi gitti diye, böyle bir tereddüt ediyor, böyle bir heyecan yapıyor ve normalde onu aramaya çıkıyor. Onu aramaya çıkınca Cennet-ül Bakî’de onu görüyor. Cennet-ül Bakî’de onu görünce, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine diyor ki, yani, ben seni diğer eşlerinin yanlarına gittiğini zannettim diyor. O yüzden de Allâh Resûlü diyor ki, Allâh ve Resulünün sana haksızlık edeceğinden mi korkuyorsun? Dedim ki, ey Allâh’ın Resulü, senin hanımlarından birine gittiğini sanmıştım.
Bana şu cevabı verdi, Allahu Teala, Şâbanın 15’inde dünya semasına nazil olur. Kelp kabilesi koyunlarının tüyleri sayısınca insanların günahlarını bağışlar. Tirmizî de geçiyor bu hadîs-i şerîf. Ve Rezi’nin rivayetinde de ateşi hak edenlerden diye, ateşi hak edenleri bağışlar mânâsında söylüyor. Yine başka bir hadîs-i şerîfte de bunu da Hazret-i Ali radıllâhu anh hazretleri naklediyor. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Şâvan ayının yarısındaki gece olunca, gecesini kıyamla. bu geceyi namazla. Bugün gündüzünü oruçla geçirin. Çünkü Allâh Güneş battığında dünya sermasına rahmetiyle tecelli ederek şöyle der, bu gece diyor, bu gece için istiğfar eden yok mu onu affedeyim.
Rızık isteyen yok mu ona rızık vereyim. Bir belaya müptela olan yok mu onu afiyete kavuşturayım. Şöyle olan yok mu ona şöyle yapayım. Bu fecir doğuncaya kadar böyle devam eder. Yine Ömer bin Abdülaziz naklediyor. Basra valisi olan Haccac İbni Ardat’a bir mektup gönderiyor. Mektubunda buyuruyor ki, senede dört geceye dikkat et. Çünkü Allâh-u Teâlâ bunlardan rahmetini tam manasıyla boşaltır. Bunlar Recep’in ilk gecesi, Şâban’ın yarı gecesi, Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi ve Ramazan bayramı gecesidir. Münavi bunu ve Feyzülkadir’de geçiyor. Yine Atâ İbni Yesar şöyle demiştir, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Şâban ayında tuttuğu kadar başka hiçbir ayda oruç tutmazdı. Bu da Sûhîti’de geçiyor.
Yine Hazreti Ali radıyallâhu an Hazretlerinin sözü, Senenin dört gecesi hiç uyumayıp kendini ibadete ayırırdı. Peygamberden bahsediyor sallallâhu aleyhi ve sellem ki bunlar Recep’in ilk gecesi, Ramazan ve kurban bayramı geceleriyle Şâban’ın yarı gecesiydi. Yine Atâ bin Yesar naklediyor. Bu da İbni Recep el-Hambeli’de geçiyor. Kadir gecesinden sonra Berat gecesinden daha faziletli hiçbir gece yok. Yine bunu da bitireyim, ondan sonra sohbete kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu İmam-ı Şafi’nin tespiti. İmam-ı Şafi El-Ümm adlı eserinde buyuruyor ki, Bize ulaşan habere göre dualar beş gecede kabul edilir. Bunlar Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri, Recep ayının ilk gecesi ve Şâban ayının ortasındaki gecesidir. bu geceler hakkında nakledilen faziletli amellerin tümü müsteaptır.
Bey Hakî’de var, İmam-ı Şafi’nin el-Ümm’nde var, İbni Recep el-Hambeli’de var, bunlardır. Bu kaynak olarak bu. Yine Ebu İmâm-ı el-Bahlîlî’den rivayet var. Bey Hakî deylemi İbni Asakir nakletmiş. Beş gece vardır ki, onlarda dua red olunmaz. Bunlar Recep’in ilk gecesi, Şâban’ın yarı gecesi, Berat Cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi ve Kurban bayramı gecesidir. Ve yine İmam-ı Münavin’in bir tespiti var. Bu geceleri ibadetle geçirmek, kendilerinde dua ve yalvarışı çok yapmak sünnettir. Selaf-ı Salihin, geçmiş büyükler, kesinlikle bu gecelerde ibadete devam etmişlerdir. Yine başka bir hadîs-i şerite, İbni Macî’den bu da. Allâh, Şâban ayının yarısında, gecede kullarının kalplerine mutlali olur. Şirk koşanlar ve aralarında düşmanlık ve kim bulununlar dışında herkesi ve tövbe edenleri affeder.
İbni Macî’de geçiyor. Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, malum bizim çizgimiz Kur’ân ve sünnet. Din olarak, biz ölçü olarak kendimize Kur’ân ve sünneti ölçü ediniriz. Kur’ân ve sünnet, İmamların iştahı, büyük zatların, bizden bizden çok önceki insanların büyük zatları, bizim büyük zatların sözleri bizim için bir yol göstericidir, bir delildir. Biz din olarak bir meselede önce Kur’ân’a, sonra sünnet-i saniye, sonra İmamların iştahadına, sufi yolu olarak da biz ilk sufilerin yollarını izleriz. Biz sonradan çıkan, sonradan bidada bulaşmış, Kur’ân ve sünnetin sünnet çizgisinden ayrılmış, Kur’ân ve sünnetten sapmaları olmuş olan bir topluluk veya bir görüş, bir fikir bizim yolumuz olmaz. Biz din olarak kendimize, yol olarak Kur’ân ve sünnete bakarız.
Bizim siyasi görüşümüz, hep ben bunu yıllardan beri söylerim, bizim kısır parti siyasi görüşümüz hiç olmamıştır. Biz ama vatanımızı ve milletimizi severiz, vatan ve millete hizmet edenleri de severiz. Vatan ve milletimize destek olanları bu konuda hizmet edenleri de severiz. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Ama kim vatan ve milletin faydasına değilsin, akçeli işleri karıştıysa, harama göz diktiysa, helal haram demeden yalayıp yutuyorsa, rüşvetçi olduysak, ayırmacı kayırmacı olduysa, yancı talancı olduysa, bizim onlarla hiçbir işimiz olmaz. Biz o kirli, lağın farelerinin dahi tiksindiği o yolun içinde olmayız. Öyle bir kimseleri de, öyle bir şahısları da desteklemeyiz. Çünkü desteklediğimiz o kimselerin yapmış olduğu her türlü pislikten, fitne fücurdan, yapmış oldukları haramdan, talandan, adaletsizliklerden biz de sorumlu oluruz.
O yüzden o sorumluluğu din olarak kaldıramayacağımızdan dolayı göz göre göre bile bile yalancı, talancı, rüşvetçi, çok özür dilerim, kapısına gelenlerin ırzına musallat olan kapısına iş için gelip de ırzına musallat olan, parasına musallat olan, şerefsiz, terbiyesiz, kanı bozuk, sütü bozuklarla işimiz olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. O yüzden bunları da böyle açık açık söylediğim için malum çevreler tarafından sevilmem, hiç sevilmem hem de bundan da zerrece gocundum yok. İsterse bütün dünya beni sevmesin, ben Allâh’ın ipine sımsıkı sarılayım, Sünnet-i Resûlullâh’a sımsıkı sarılayım, isterse bizi hiç kimse sevmesin. Bu noktada da herhangi bir sıkıntım, herhangi bir problemim de yok. Gel gel.
Bu konuda da herhangi bir problemim yok, herhangi bir sıkıntım yok. O yüzden bizim dini duruşumuz, Kur’ân-Sünnet, bu noktada hiç tavizimiz yok. Siyasi duruşumuz da vatan millet, bu konuda da tavizimiz yok. Bu noktada, bu dairede duran, yürüyen herkes, kardeşimiz, arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, başımızın üzerinde tacımız var. Hiç bu noktada sıkıntımız yok. Malum orhan hocam bu siyasette alakalı meseleyi ilk önce benimle görüştüydük, konuştuyduk. Dedi ki ben böyle bir şey yapacağım. Hocam iyi düşündün mü dedim ben. Daha o zaman parti ismi yoktu biz ondan konuşurken. Dedi iyi düşündüm dedi. Başka türlü bu işin içinden çıkılmayacak dedi. Dedim hocam sıkıntı yok. Sonradan bana millet partisi olduğunu söyledi.
Dedim tamam, sıkıntı yok o zaman dedim. nereye, hangi partiden olacağından bir bilgim yoktu ilk etapta. Bana normalde partiyi açtığı için. İnşallah burada ben bir çıt daha geriye doğru gideyim şimdi. Yıl 92 filan, 92 miydi bu Senegal? 91 seçimlerinde. 91 seçimlerinde bir ittifak oluşmuştu. O zaman için Milliyetçi Hareket Partisi, Edibali, o zaman o zaman bir de Refah mıydı? Selamet de o zaman o da. Refah mıydı? Refah Partisi. O zaman için bu ittifak olduğunda bu fakiri de bir şeyden saymışlar. Şeyh Efendi’den Allâh rahmet eylesin. Rica ettiler, dediler ki Mudanya bölgesinde, köylerde konuşmacımız yok. bize Mustafa abi ver konuşmacı olarak gelsin. İyi gittik Şeyh Efendi’nin emriyle. O ittifakı Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin, devam etsin diye çok ısrar etti.
Erbakan Hoca Bursa’ya geldiğinde görüştü de kendisiyle. Dedi ki buna devam edin. Ben başındaydım ondan sonra. Beraberdik. Erbakan Hoca böyle geçiştirdi bakarız dercesine. Dercesine bir hareket yaptı. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi bana sordu. Mustafa Efendi’nin ne düşünüyorsun dedi. Olmaz efendim dedim. Nasıl olmaz dedi. Bunlar yapmaz efendim dedim. Bunlar yapmaz dedim. Yapmaz Mustafa Efendi. Yapmaz efendim dedim. Bunlar yapmaz dedim ben. Vela asıl kelam yapmadılar. o zaman için Allâh rahmet eylesin, Allâh rahmet eylesin edebali çok uğraştı olsun diye. Ben çünkü o günkülerle de teşvik-i mesaiyim vardı. Ama olmadı. Olmaz. Tekrar söylüyorum olmaz. Şimdi de olmaz. siz fi’se billah sadece Kur’ân sünnet derseniz Kur’ân ve sünnete tabi olmak istemeyen kendi özünde kendi heva ve hevesini ilah edinen böyle bir ittifaka girmez.
Şimdi siz hep böyle sohbetlerde derim ya siz net Kur’ân ve sünnet neyse biz oradayız.
«O Yolda Yürürüz Derseniz Dostunuz Az Olur» — Hak Yolda Yalnızlığa Katlanmak
Biz o yolda yürürüz derseniz sizin dostunuz az olur. Çünkü Âyet-i Kerîme’de çok azınız iman etmiştir der. Bu insanların, bu toplulukların çok azı gerçekten iman etmiştir. normalde düşünebiliyor musunuz? Faizle iştigal eden mezardan şeytan çarpmış gibi kalkınız der. Öyle mi? Âyet-i Kerîme iman ettik doğru mu? Doğru. Ülkede faiz yüzde 70’e çıktı. Reert. Siz bunu dile getirirseniz sizi sevmezler. Fuş haram mı? Siz bunu dile getirirseniz sizi sevmezler. Bakın dinin, İslâm’ın ne kadar haram ettiği, haram ettiği fiiliat var ise ülkede serbest. Ne kadar haram var ise oturun bütün haramları baştan aşağı doğru yazın. Bütün haramları, büyük günah-ı kebalileri baştan aşağı yazın. bu bir insanın kendi nefsine ilgilendiren bir şey değildir.
Mesela faiz sadece bir insanın kendi nefsini ilgilendirmez. Fuş bir insanın kendisini ilgilendirmez. Haram bir insanın kendisini ilgilendirmez sadece. Uyuşturucu bir insanın kendisini ilgilendirmez sadece. Veyahut da insanın aklını yok eden her türlü içki ve uyuşturucu insanın kendisini ilgilendirmez sadece. Bunlar toplumu ifsat eden, toplumu bozan, toplumu batıran, toplumu yerle yeksan eden şeylerdir. Az önce Murat Hocam diyor ya, bizi parçalamışlar, bizi bölmüşler, bizi perişan etmişler. Evet. Dinin ne kadar haram ettiği şey var ise hepsini de serbest etmişler. Bu ülkenin insanı 1928 tarihinde çıkan kanunla, bu genel evleri kanunudur, 1928’de çıkan kanunla bu toplumun insanı, bu kadınlar genel evlerinde satılabilmesi için kanun çıkarılmış.
Siz bakmayın sokaklarda kadın hakları dediklerine, kadınları seviyoruz dediklerine, kadınları koruyacağız dediklerine, bakmayın siz de, kadınları koruyacağız dediklerine, kadınları koruyacağız dediklerine bakmayın siz. 1928’de çıkar bu kanunu, genel evleri kanunu. Bizim toplumumuz nereden bozulduk diye bunları okumaz. Zaten birisi de böyle kendince, okumaya kalkar, perdeye kaldırırsa benim gibi yargılanır. Evet. kelaynak kuşu gibi gider yargılanırız. 1928’de bir kanun çıkıyor, bu ülkenin kadınları genel evinde satılabilir diye. Hadi değiştirin siz kanunu. 1928’den beri o kanun duruyor. 1928’den beri, 1928’den beri bir elinde Kur’ân, bir elinde iman geliyor muhteşem Süleyman. Evet, hadi değiştir kanunu.
Hadi değiştir. Değiştirmez, 33 dereceli masondu çünkü. Ondan sonra gelenler değiştirdi mi? Değiştirmediler. Hiç kimse değiştirmedi. Ama bir elinde Kur’ân, bir elinde iman var hepsinin de. Bir tane beyaz takke camide ne kadar mütedeyim bir kimse, bir Yasin-i Şerif, tamam ya. Bu. 63 yaşındayım, 14-15 yaşında ülkücülükle tanıştım. O tarihten itibaren bir tane genel evi kapatan Kütahya’daki vali çıktı. O valinin de başını yemezlerse iyi. Kütahya’da vali, onda ne yaptı? Pavyonları kapattı. Bu pavyonlar dedi, suç yuvası kapatıyorum dedi. Aa, kapatılıyormuş demek ki. Nerede bu muhafazekar belediye başkanları, nerede bu muhafazekar başbakanlar, bakanlar, içişlere bakanları? Bir tane kapatabildi mi? Bir tane.
Diyecekler Mustafa Özbağ siyasete giriyor. Siyaset değil ben Allâh’ın dinini konuşuyorum. 28 Şubat’ta beni sorguya çekiyorlar, dediler ki bana. Komiser diyor ki bana. Atatürk hakkında ne yapacak? Atatürk hakkında ne düşünüyorsun? Cevap vereceğim yazacak mısın? Dedim baktı gözümün içine. Cevap vereceğim dedim. Yazabilecek misin? Sustu. Evet dedim cevap veriyorum. Dedim genel evinde nöbet tutuyorsunuz. Komiser ediyorum. Genel evinde nöbet tutuyorsunuz. Atatürk kerhaneci miydi dedim? Hayır dedi. İyi dedim yılbaşında sarhoşları taşıyorsunuz. Atatürk meyhaneci miydi dedim? Al hayır dedi. E dedim ne yapıyorsunuz? Atatürk’ün yolunda değilsiniz. Atatürk kerhaneci değilse, meyhaneci değilse siz ne yapma dedim nöbet tutuyorsunuz orada.
Evet. Ama zikrullahı basıyorlar. Evet. Evet. Gitti mi Oktay’la Nuri? Ham Nuri burada. Kadir abinin evine basıldık ama değil mi? Bir güzel geldiler bastılar. Ne yapıyoruz? Bayındır’da Mevlüt okuyoruz. Şeyh Efendi var, zikrullâh da var. Polisler geldi bastı Kadir abinin evine. Nuri’lerin dükkanının başı. Doğru mu? Kadir duydu başladı. Nuri’nin dükkanının başı. Kadir’i duydu bağırma dışarıda. Kadir’i bağırma başlayınca, Kadir’den biraz çekindiler, gittiler. Ama zikrullâh olan yeri, sohbet olan yeri basarlar. Basarlar. Siz Kur’ân sünnet derseniz, Kur’ân sünnet derseniz sizden rahatsız olurlar. Rahatsız oldular. Mustafa Özbağ Efendi tekkesini kapattılar mı? Kapattılar. Neden? Benim sohbetlerinden dolayı.
Suçlusu benim. Ne suç? Kur’ân sünnet. Evet. Kur’ân sünnet. Eğer Kur’ân sünnet derseniz, Kur’ân sünnet derseniz, evinizde, iş yerinizde, sokağınızda, dükkanınızda, bakın evinizde diyorum, kendi çocuklarınızın arasında dahi, kendi eşinizle bile, kendi akrabalarınızla beraber, o kutsal yalnızlığa doğru gidersiniz. Sebep? Kur’ân ve sünnet, heva ve hevesine ilah edinmiş olan kimselere acı gelir. Tabi olmak istemez. Muhammed Üftadı Hazretlerine gidecek olan o zamanın kadısını at sırtından atar. Sebep? Çünkü gidecek bir mürşid-i kâmile bağlanacak. Gitmez. Allâh bizi affetsin. O yüzden yolumuz Kur’ân ve sünnet. Apırsalar da, köpürseler de, hiç kimse bizi sevmese de biz Kur’ân ve sünnet yolunda devam edeceğiz.
Biz hadîs-i şeriflere, hadîs-i şeriflerin hepsini sahih olarak kabul ediyoruz. Ne kadar hadîs kitabında hadisler geçiyorsa kaç tane hadîs kitabında geçiyorsa bizim için hepsi de sahihdir. Bakın gün geçtikçe bunların boyaları çıkıyor o meydana. Meşhur diye bir profesör size Kur’ân yeter diyordu değil mi? 33 cilt ne yaptı? Tefsir kitabını çıkardı. Madem Kur’ân yeter 33 cilt ne anlattın bize? 33 cilt. Madem Kur’ân bize yetecekti, 33 cilt. Ne anlattın bize? Demek ki öyle olmuyor. Kendi söylediklerini kendileri yalanlıyorlar. Evet, biz bütün hadîs-i şerifleri bu berat gecesiyle alakalı hadîs-i şerifleri de kendimize övçe ettik. O yüzden bu gece mübarek bir gece. Bu gece tövbelerin kabul edildiği, duaların kabul edildiği, zikirlerin kabul edildiği ve tövbe edenlerin tövbe edildiği ve tövbelerinin kabul edilip affolduğu ve tövbe edenlerin geçmiş günahlarının eğer kul hakkı yoksa, eğer rüşvet, yalan, talan yoksa onların da affedileceği bir gün.
Şöyle de düşünmeyin. Bu gece kim tövbe ederse günahı affolacak. Günahı affolmayacak olanlar var. Kimler var? Şirk ehli olan. Kimler var? Anne-babaya asilikte devam eden. Kimler var? Rüşvet yemeye devam eden. Kimler var? Malını, mülkünü, ırzını, namusunu talan edenler var. Bunlar o etrafındaki bu talanlarla, bu yalanlarla, bu rüşvetlerle, insanların hakkına, hukukuna girenlerle eğer ki helallaşmazlarsa onların tövbeleri kabul değil. siz birinin hakkına tecavüz ettiyseniz, birinin hakkını yediyseniz önce onunla helallaşıp onunla olan borcunuzu ödeyip sonra tövbeniz kabul olacak. Eğer onunla helallaşmaz iseniz onunla hukukunuz bu noktada sulha ermediyse sizin tövbeniz kabul değil. Bir de böyle bir anlayış çıkarıyorlar.
Böyle bir anlayış yok. Normalde kim cemaatle zikrederse geçmiş günahlara affolunur. Eyvallâh. Kim bu gece tövbe ederse geçmiş günahlara affolur. Eyvallâh. Ama senin kul hakkın var ise birinin hakkına, hukukuna riayet etmediysen annene, babana asi olduysan içki içmeye devam ediyorsan kumar oynamaya devam ediyorsan fuuş yapmaya devam ediyorsan sen kalkıp da mümin müminden faiz alması caiz değil annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girmiş olur. Sen kalkıp da müminlerden faiz topluyorsan faizle para satıyorsan senin tövben tavuk tövbesi bile değil. Allâh muhâfaza eylesin. Evet Allâh günahlarını affeder. Eyvallâh. Ama senin eğer birisinin hakkına, hukukuna riayet etmediysen sen kalkıp da birisini bu bizim partiden dedin bu benim teyzemin oğlu bu benim dayımın oğlu dedin kimisini iş aldın kimini oraya haksız, hukuksuz bir yere yerleştirdin böyle gözyaşı döküp çalışan, emeğini veren bir kimsenin hakkına, hukukuna girdin ondan sonra da sen böyle kendi kendine Müslüman’ın tavrı, tavrası atıp ortalıkta yürüyeceksin böyle değil.
Böyle değil. Din böyle ucuz da değil çünkü. Din böyle ucuz da değil Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden evet bu gece mübarek berat gecesi bu gece tövbedenin kabul olduğu gece ama bu konuda insanlar birisinin hakkına, hukukuna girdiyse bu gece onun tövbesi kabul değil. Ben zaman zaman bütün toplantılarda veya genel olarak toplantılarımızda birbirlerimizle helallaştırırım. Alacağı vereceği varsa bizi ilgilendirmez derim ama alacağı vereceği yoksa birbirlerinize hakkınızı helal edin derim. Birbirlerinize hakkınızı helal edin. Hela olsun. Haklarınızı helal edin. Hela olsun. Halklarınızı helal edin. Halklarınızı helal edin. Hela olsun. Bizden yana da helal olsun inşâallâh. Varsa helal etmeyen söylesin.
Ne yapacağımı biliyorsunuz. Bu taraftan var mı helal etmeyen? Sonra ben helal ettiydim dilimin ucuyla söyledim. Yok ben aslında gönül olarak helal etmediydim. Yok ben şöyleydim, yok böyleydim değil. Şimdi helallaştıracağız. geldi birisi vefat etti az önce birisi vefat etti Hazret-i Peygamber’in sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri başına geçti onun cenaze namazını kıldıracak dedi ki bu kardeşinden alacağı olan var mı hakkınızı helal edin. Birisi dedi ki benim alacağım var. Benim alacağım var deyince Allâh Resûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri namazı kıldırmadı. Bekledi. Dedi ki bunun borcunu ödeyin. Hemen o ölen kimsenin ve sahâbeler toplandılar o ölen kimsenin borcunu ödediler. Ondan sonra Resulü sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri o kimsenin namazını kıldırdı.
Bunu böyle söylerken herhalde birileri ölmüş olsa helallaşamayacaklar. Borçları bitmez çünkü. Bazılarını siz kim olduğunu anladınız. Hiç helallaşamayacaklar böyle giderse mahşere de kalacak. Mahşerde ne olur? Allâh bilir artık. Rabbim cümlemizi affeylesin. Kıymetli dostlarım Cenâb-ı Hak iman eden Müslümanlara müminlere ümitsizlik vermez. İslam’da ümitsizlik yoktur. Hiçbir konuda ve hiçbir noktada hangi sıkıntıya düşerseniz düşün. Hangi derde düşerseniz düşün. Hangi yokluya düşerseniz düşün. Hangi karanlığın içerisinde düşerseniz düşün. Buna bu fakir de şahit. Başımızdan bir sürü hadiseler olayla şeyler geçti.
Tasavvuf Vakfı’nın Manevî Hizmet Hâli — Cenâb-ı Hak’a Hamd ve Şükür
Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum. Bakın buradayız şimdi. Dostlarla, kardeşlerle, arkadaşlarla sohbet ediyoruz, hemhal ediyoruz, Allâh’ı zikrediyoruz. Demek ki her karanlığın bir aydınlık sabahı var. Her zorluğun yanında bir genişlik var. Bir genişlik var. Her sıkıntı bitmeye mahkum. Bitmeye mahkum. O yüzden ümitsizlik yok. Zümer Sûresi Ayet 50 53 54. De ki, Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan kullarım, Allâh’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allâh bütün günahları bağışlar. Çünkü o kendisine tövbe edenlere karşı gafurdur, rahimdir. Ve Rabbınıza yönelin. Size azap gelmeden önce ona teslim olun. Sonra yardım edilmezsiniz. Allâh’tan ümidimizi kesmeyiz. Allâh’ın rahmetinden de ümidimizi kesmeyiz.
Her zorluğun her sıkıntının arkasından genişliğin ve güzelliğin geleceğine inanırız. Bakarsanız Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve ilk Müslüman olanların hayatlarına o zorlukların o sıkıntıların arkasından Medîne-i Münevvere’ye hicret edilmiş ve Medîne-i Münevvere’de yeni bir hayat kurulmuş. Ve Medîne-i Münevvere’de yeni bir hayat kurularaktan Müslümanlar bu manada kurtuluşa ermişler. Devletleri olmuş. Dikkat edin. Devletleri olmuş. O küçücük gibi görünen azınlık Medîne-i Münevvere’ye hicret edilinde Medîne-i Münevvere’de insanlar İslâm’ın o güzel yüzünü görünce İslâm’ın o rahmet, bereket, lütuf, ikram yüzünü görünce oba oba ev ev hepsi de İslam olmuşlar ve İslam olduktan sonra bütün insanlığa ışık olacak bütün insanlığa ölçü olacak bir sistem kurulmuş.
O sistem Medîne-i Münevvere’den sonra bütün Arap yarım adasına oradan Türkiye illerine kadar yürümüş gitmiş. Bir bakmışsınız o İslâm devleti bir tarafta sınırı Mısır öbür tarafta Yemen öbür tarafta İran öbür tarafta Türkiye cumhuriyetlerine kadar bugünkü Orta Asya’ya doğru gitmiş. Zaman zaman içinde sarsıntılar yaşamışlar zaman zaman problemler yaşamışlar ama o gerçek manada Müslüman olanlar gerçek manada Mümin olanlar o Allâh’ın dost doğru yolunda yürümüşler ve zaman onları haklı çıkarmış zaman onları yeniden dizayn edilmiş yeniden Cenâb-ı Hak onları kendi yolunda hizmetkar eylemiş ve Âyet-i Kerîme’de de siz eğer dinlerinizden geri dönerseniz Allâh öyle bir nesil getirir Allâh onları sever onlar da Allâh’ı sever Âyet-i Kerîme’si mucebince ırkçılık olarak algılamayın Ehli Beyti Resûlullâh’ın Orta Asya işlerine kadar hicret etmesiyle Türkler Müslüman olmuşlar ve Türkler yeniden yeniden dinin ve dindarların bayraktarlığını yapmışlar ve yoksa İslam veya Müslümanlar öyle bir noktaya gelmiş 1071 Malazgirt’le her şey değişmiş her şey değişerekten İslam yeniden neşvü nevâ bulmuş kuvvetlenmiş demek ki zaman zaman İslam dünyasında bu tip savrulmalar bu tip tabiri caizse karanlık geceler yaşanmış ama velakin bir grup insan çıkmış o grup insan Kur’ân ve Sünnet demiş o grup ve insan Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışmış belki de onlar az olmuşlar ama etkileri çok geniş ve derin olmuş yeniden İslam dünyasının yeniden neşvü nevâ bulmasına yeniden kuvvet bulmasına yeniden insanlığa ışık saçmasına sebep olmuş şimdi baktığımız zaman İslam dünyasına ve dünyaya bir tarafta Doğu Türkistan’da oradaki Müslümanlar zulüm görürken bir tarafta Gazze’de Kudüs’te Filistin’de bütün Filistin’in her tarafında Müslümanların kanı, namusu, şerefi ayaklar altında alınmışken Irak’ta Suriye’de Yemen’de Fas’ta Tunus’ta Cezaer’de Avrupa’da Müslümanın bulunduğu her yerde ve Türkiye dahil buna her yerde Müslümanların hakları, hukukları çiğnenirken Müslümanlar adaletsizliklere duçar kalırken canlılar birbirlerine kalırken canlarına mallarına namuslarına şereflerine haysiyetlerine el konulup taurumar edilirken ümitsizlik yok Bu karanlık tablo bizi geriye doğru itmesin ümitsizliğe doğru yönetmesin.
Biliyorum ve inanıyorum Bu karanlık tablo bir gün aydınlanacak ve yeniden neş’ü nevâ bulacak Ben kendi kendime hep sizleri gördükçe kendimce ümit pınarlarımı coşturuyorum diyorum ki böyle bir zamanda heva ve hevesin ilahlaştığı şeytaniyetin, deccaliyetin her şeyi sardığı her sardığı her tarafın karanlıkların içerisinde büründüğü bir zamanda böyle bir avuç topluluk Kur’ân ve Sünnet diyorsa Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma yaşatma mücadelesi veriyorsa her şeye rağmen her türlü baskıya, zulmeye, ötelenmeye, itelenmeye rağmen ikinci sınıf vatandaş muamelesi görülmemize rağmen biz yeniden böyle dirilişin bir muştusu olarak toplanabiliyorsak Allâh’ı zikrediyorsak ve bu mübarek geceleri böyle toplantılarla Hussizi ihya ediyorsak evet gelecek bizimdir gelecek en sonraki gelecek olan nesillerindir biz sonuna kadar bayrağı taşımaya devam edeceğiz sonuna kadar Kur’ân, Sünnet diyeceğiz, mücadele edeceğiz evet zorlanacağız mu zorlanacağız ötelencez mi ötelencez biz bu noktada biraz da benim sivri dilimden ve sivri duruşumdan dolayı bence sivri değil ama bazı yerlere sivri geliyor duruşundan dolayı bir kısım şeyler yaşayacak mısınız yaşayacaksınız bir aşure duruşu dağıtamayacaksınız bir aşure dağıtacağınız zaman 600 tane polis yığılacak oraya siz aşure dağıtacağız diyeceksiniz bir aşure bir kap aşure ve siz onu dağıtamayacaksınız 600 tane polis emniyet kuvvetlisi gelecek sizin aşure dağıtmanızı engelleyecek bunları yaşayacaksınız ve hatta siz her gece sema var ücret yok parasız, pulsuz evet ikramlar var para istenmiyor pul istenmiyor toplanmıyor da aranızda muhbir sivirler koyacaklar aranızda polisleri gezdirecekler aranızda sivirleri gezdirecekler Mustafa Özbağ sizden para topluyor mu para istiyor mu zekat toplanıyor mu diye sizi sorgulara çekecekler ama bakacaklar ki böyle bir şey yok saçlarını başlarını yolacaklar nereden bir şey bulabiliriz diyecekler Ankara’dan genel merkezden vakıflardan baş müfettiş getirip vaktinizi inceleyecekler yine bir şey bulamayacaklar ama saçlarını başlarını yolacaklar yolacaklar mı sonra ellerindeki gücü ellerindeki kuvveti ellerindeki kanunu ellerindeki devlet gücü olmanın olmayı kendi heva ve heveslerine kullanıp size baskı yapacaklar mı yapacaklar kapımızın önüne iki tane polis koyup komerim bugün hacı gelmedi herhalde kepenkleri kapalı deyip bizi taciz edecekler mi edecekler gelip gittiğim yerleri takip edip fotoğraflarımı çekip sonra içeri aldıklarımda önüme koyacaklar mı edecekler yılmayacağız bunların hepsini de yapacaklar telefonlarımızı da dinleyecekler dinliyorlar da dinlesinler zaten dinlemezlerse ahım kalır üzülürüm dinlesinler irşad olsunlar dinlesinler öğrensinler hiçbir sıkıntım yok neden dinliyorsunuz da demiyorum zaten buyurun dinleyin dinleyebildiğiniz yere kadar bunları yaşayacak mıyız yaşayacağız çünkü Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede buyurdu ki geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden siz cennete mi gireceğinizi düşündünüz ben düşünmedim geçmiş ümmetlerin başına gelenlere baktığımda diyorum ki ben o kadar imanım kamil değil ki imanım kamil değil ki bu kadar şeyler başıma gelmemiş neler yapmışlar ateşler yakmışlar ateşler yakıp iman edenleri ateşlerin içine atmışlar o gün zahiri ateş yapmışlar şimdi artık başka türlü ateşler yakıyorlar Müslümanların başında ve o ateşe atıyorlar biz de ateşin üzerinde yürüyor sıkıntımız yok Elhamdülillah zannetmeyin ki bunları söylediğim için şikayetçiyim değilim çünkü şuna iman ettim şuna inandım benim tasavvufi inancım da o her şey Rabbimin izniyle olur ona sevk eden Cenâb-ı Hak’tır ona müsaade eden Cenâb-ı Hak’tır benim hiç şikayetim yok ama size bunu niçin anlatıyorum dilenme gücünüzü arttırın merak etmeyin Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışın herkes sizin karşınızda dursa dahi siz Kur’ân deyin Sünnet deyin Vatan deyin Millet deyin Vatanınıza Milletinize göz diken Vatanınızı peşkeş çeken Vatanınızı Milletinizin yeraltı ve yeri üst üzelliklerini zenginliklerini peşkeş çekenleri tanıyan bilin bunları bilin bunlara karşı vücudunuzu siper etmeniz gerekiyorsa vücudunuzu siper edin ama bilin ama okuyun bilmek için okumanız gerekir hadîs-i şerifleri okuyun yıllardan beri bu 38 yıldan beri şunu söylüyorum arkadaşlar Kur’ân-ı Kerîm’i okuyun Kur’ân-ı Kerîm’i mealini okuyun bol bol hadîs okuyun eğer ben dinimi kitaptan öğrendim dinimi kitaptan öğrenmemiş olsaydım bu noktada olmazdım Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum ki ben dinimi kitaptan öğrenmişim ilk kitaplarda ağabey Mahmet Özbağ’ın evde bıraktığı kitaplar o benden önce derviş olmuş benim haberim yoktu onun evde bıraktığı kitaplardı evet sonradan bizim Hüseyin vardı Feyzab’in’in oğlu babası onun kitapları yakacağım demiş bu kitaplar yüzünden sen böyle oldun demiş dedi ki bana Mustafa ağabey kitapları yakacak babam sen de durursa olur mu dedi olur dedim ben o sahi buhari ee tefsiri taberiyi o zaman tanıdım onları bir sürü kitap getirdi bana biz de hamdolsun.
Cenâb-ı Hak öyle bir aşk vardı öyle bir muhabbet verdi okumaya başladık ve okudukça dinimi öğrendikçe hadîsleri okudukça gerçek dinin ne olduğunu gerçek dinin ne olduğunu gerçek dinin camilerde öğretilmediğini imam hatiplerde öğretilmediğini ilahiyatlarda öğretilmediğini daha ileri cemaatlerde ve tarikatlarda öğretilmediğini gördüm ama kutbada ama korkularından ama çekintilerinden dinin hakikatinin öğretilmediğini gördüm hala da aynı şekilde devam ediyor ne yazık ki eğitim kurumlarımızda bir aldatmaca var dinin hakikati öğretilmiyor çünkü bütün dünya üzerindeki sistemler dini istismar ederekten ayakta duruyor hristiyanlar isimar ediyor. Yahudiler Yahudilere istismar ediyor. Zerdüşler Zerdüşlü ismi istismar ediyor ateistler ateizme istismar ediyor.
Atatürkçüyüm diyenler Atatürkçü’yle istismar ediyor. Müslümanım diyenler Müslümanlara istismar ediyor hakikatini saklıyorlar gizliyorlar hakikatini söyleyene de cezaevini boylatıyorlar mahkeme mahkeme süründürüyorlar dinin hakikati yaşanması ve yaşatılması içindir yaşanması ve yaşatılması içindir ama ne yazık ki dünya üzerinde oluşturulmuş olan deccaliyet hiç bir dinin hakikatinin yaşanmasına müsaade etmiyor ifsat ediyor, bozuyor bakın ülkemizde 5-10 yıldan beri şu var kandil geceleri yok attık kandil gecelerini devam ediyorlar kadınlar muayene zamanlarında Kur’ân
Kadın-Erkek İbâdet Tatbîkleri — Aybaşı Zamânlarında Kur’ân Okuma ve Namaz
okuyabilirler kadınlar muayene zamanlarında namaz okularlar kadınlar muayene zamanlarında oruçla tutarlar bakın dini nasıl yozlaştırıyorlar hadîs-i şerîfler önce şuradan başladı hadîs-i şeriflerin içerisinde sahih olmayanlar var başlangıcı buydu bundan 20 yıl önce başlangıç buydu 20 yıl önce diyorlardı ki hadîs-i şeriflerin içerisinde sahih olmayan hadisler var canım kardeşim sahih olmayanları alimler belirlemiş lisede henüz daha elini yıkamasını bilmeyen çocuk hangi hadîs-i şerîfin sahih olup olmadığını nerede? bu hadîs-i şeriflerin ne kadar sahih olup olmadığını nereden bilecek? ilahiyatçılar bilmiyor o nereden bilecek? ama bizim içimize bu fitneyi koydular şimdi lisedeki bir çocuk anne babasına şunu diyor öğretmen dedi ki hadîs-i şerîfler sahih değil önce içlerinde sahih olmayanlar vardı şimdi toptan hadîs-i şerife attılar ne oldu? hadîs-i şerîfler sahih değil at kenara bize Kur’ân yeter bize Kur’ân yeter diyen adam var bize Kur’ân yeter diyen adam geberdi gitti arkasından elli cilt, altmış cilt eser bıraktı ne o?
Halk TV’de bir gece bir reklam neydi o ölen adam? Yaşar Nuri Öztürk’ün külliyesi 300 bin liradan 200 bin liraya düştü Kur’ân yeterdi? hadîs-i şerifleri de inkar ettiler sonra çıktı çok önemli bir devlet büyüğümüz dinin rezibe edilmesi lazım dedi ne dedi? revize edilmesi lazım dedi oturacağız, dini revize edeceğiz hadi bakalım ne yapacağız? evet ya şu Fransa devlet başkanı bu Macron var ya ee doğru söylüyor ya bu Ayet-i Kerimelerdeki cihâd âyetlerini alalım atalım kenara ee başka bu faizle alakalı bu Ayet-i Kerimeler dururken deccaliyet sizin paranızı rahat ütemiyor bu faiz âyetlerini de atalım bu normalde global ekonomiye uygun değil hatta bir profesör öyle dedi bana ya bu cihaz ayetleri de atalım bir profesör öyle dedi bana ya hocam faiz olmaz diyorsun dedi bu ekonomi nasıl yürüyecek dedi dedim hocam sen ekonomi profesörü değilsin sen dedim genetik profesörüsün bu senin alanın dışında oğluma danıştım dedi.
İstanbul’da oğlum ekonomist ona sordum dedim ki dedi bizim hoca diyor ki faiz olmaz o da oradan babasına demiş ki baba faizsiz ekonomi olmaz bunu yerleştirdiler mi içimize? yerleştirdiler ben çok basit bir şey yazıyorum Twitter’da ey millet meclisleri siz milletin milletin milletvekiliyseniz çok basit bir kanun hükmünde bir kanun hazırlayın deyin ki bu ülkede faizler sıfır indirilmiştir kanun çıkarın kim bir gram faiz alırsa vatana ihanetten yargılayacağız deyin bir kanun çıkarın ülkede fuuş yasaklanmıştır kim fuuş yaparken yasaklandığında içeri atılacak demeyin deyin ki örneğin Bursa’da herkes meydanına çıkarılıp yüz sopa vurulacak şimdi beni de yargılayacaklar diyecekler ki sen şeriat sistemi istiyorsun gel bakalım çok basit bakın bunlar bunlar zor şeyler değil ya bir Kütahya valisi pavyonları bir gecede kapattıysa ben milletvekili olmuş olsam ki beni yapmazlar hiçbir şekilde tabii bir milletvekili ya ben zaten birisi gelse bana dese ki kardeş sen benim milletvekilim olmak istiyor musun?
Evet gel şu kanun maddeleriyle alakalı böyle birer birer cümle bir cümle bu ülkede faiz yasaklanmıştır bu ülkede fuuş yasaklanmıştır bu ülkede fuuş yasaklanmıştır bu ülkede her türlü uyuşturucu yasaklanmıştır kim uyuşturucu üretirse müebbet hapiste cezalandırılacaktır sabah namazında taksimat bitiyor uyuşturucuda bu ülkenin Müslümanım diyenleri sabah namazına kalkmıyor uyuşturucu ticareti yapanlar sabah namazında sevkiyatı bitiriyor o motor kuryeleri var ya motorcular motorcular ben izliyorum bakıyorum böyle motor kuryeleri geliyor gidiyor sabah namazında sabah namazına yarım saat kalan sonra sabah namazı ezanı okunuyor namazlar kılınıyor sevkiyat bitti adamın geliyor geç kalan bağırıyor Nuri sevkiyat bitti adam kapıyı kapattı dükkan kapalı açmıyor açmıyor bağırıyorlar açmıyor taş atıyorlar camına açmıyor sevkiyatı bitti adamın mal bitti adamın diyorum içimden Müslümanlar sabah namazına kalkmıyorlar Müslümanlar sabah namazını camiyi bıraktık zaten topyökünde sabah namazında camiyi bıraktık zaten öyle topyökün bir camiye gitmiş olsanız hemen polis zaten önlem alır ne oluyor bir şey mi oluyor diye alışkın değiller çünkü biz çünkü bir ara bizim çocuklar bizim karabaş veli tekesi kapatılınca ya sema edelim filan dediler sabah namazında polisler sema edecekleri camiyi bastı evet sema ediyorlar ya bildiğiniz sema birazdan olacak ya bildiğiniz sema hem nerede iftah hazretlerinde sabah namazından sonra onun bahçesinde sema edecekler aman bütün kuvvetler orada sema edemezsin uyuşturucu satabilirsin serbest sema edemezsin pavyon açıp pavyon çalıştırabilirsin sema edemezsin kumaranı açıp kumaranı oynatabilirsin sema edemezsin meyhane açıp meyhane çalıştırabilirsin sema edemezsin gece kulübü açıp gece kulübü çalıştırabilirsin sema edemezsin sema çok tehlikeli çok çok tehlikeli bir ritüel bir ibadet neden sema da zikrediyorsun çünkü o yüzden tehlikeli sen sema edemezsin sema edersen öyle camide caminin bahçesinde orada burada edersen basılırsın gelip seni taciz ederler bu yaşadığımız gerçekler başka bir şey söylemiyorum size öyle farklı bir şey söylemiyorum yaşanılan gerçekleri söylüyorum hatta siz Diyarbakır’a gitmiştiniz değil mi?
Diyarbakır’da da bastılar değil mi? ne yapman burada sema ediyorsunuz diye tabii Diyarbakır anneleriniz ziyarete gitmiştiniz orada sema ettiniz orada basıldılar bir de il dışında çıkırılınca kadar eskort veriyorlar siz tehlikelisiniz bir görelim sizin il dışınıza çıktığınızı diyorlar sema bizim sema mı zaman her türlü sema değil sema da kaç para diye sema edersen sana bir şey yok ama sema da Allâh diyorsan sıkıntı çok büyük Allâh muhâfaza eylesin o yüzden asla ümidimizi kesmiyoruz bir günah işlemiş olabiliriz hatamız kusurumuz en yanlışlığımız eksikliğimiz olabilir ama ümitsizliğimiz olamaz tövbe ederiz Cenâb-ı Hak’a yalvarır yakarırız kendimizi düzeltiriz hayatımıza devam ederiz bir hadîs-i şerîf bir kul günah işler ve Allâh’ım benim günahımı bağışladar Allâh da şöyle buyurur kulum günah işledi kendisini hem affedecek hem de sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi kul dönüp tekrar günah işler ve Allâh’ım beni bağışladar Allâh da kulum günah işledi hem affedecek hem de sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi der kul tekrar dönüp günah işler ve Rabbim günahımı bağışladar Allâh da kulum günah işledi affedecek ya da sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi haydi istediğini yap ben seni bağışladım buyurdu.
Ebû Zerr-i Kifâri bu hadîsi bunu duyunca diyor ki Ya Resulallah bağışladı mı herkes Allâh Resûlü diyor ki Ebû Zerr patlasa da çatlasa da affoldu Allâh bağışladı diyor o zaman bir kul günah işledi kendi kendine bir hata yaptı ümitsizlik yok dön Rabbine tövbe et dön Rabbini zikret dön Rabbine hamd et dön Rabbine ibadetlerine sımsıkı yapış namazı gevşettin öyle ya orucu gevşettin farzları gevşettin öyle ya dersini gevşettin o zaman muhakkak dön geriye tövbe et veya bir günah işledin ya bile bile işledin yaptın bile bile yaptın göz göre göre yaptın ümitsizlik yok dön tövbe et zaman var tövbe denin Cenâb-ı Hak tövbesini kabul ediyor bu muhteşem bir şey hatta hadîs-i eritallâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki tövbe den hiç günah işlememiş gibidir dönün tövbe den hele bu gece ya bu gece dönün tövbe den işlemiş olduğunuz ne kadar günah var ise tövbe den geri dönün bir daha yapmamaya söz verin ve o tövbenizin kabul olunmayacak diye bir şey aklınızdan geçirmeyin kim kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allâh’tan mağfirettilerse Allâh’ın gafur ve rahim olduğunu görür Nisa 110 tövbe der geri dönersen Cenâb-ı Hak seni aff-ı mağfret edecek bu geceler böyle Cenâb-ı Hak’ın ümmet-i Muhammed’e özel olarak sunduğu geceler nasıl peygamber kimi peygamberleri kimi peygamberler kimi peygamberlerden üstün kılmış nasıl bazı ümmetleri bazı ümmetlerden üstün kılmış Hz.
Muhammed Mustafa’nın ümmetini de diğer ümmetlerden üstün kılmış üstün kıldığı için bazı geceleri de bazı gecelerden üstün kılmış Kadir gecesi gibi Beraat gecesi gibi Recep’in ilk gecesi gibi Cuma gecesi gibi bayram günlerinin gecesi gibi bu geceleri de zil hiccenin son 10 günü gibi bunları Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’e lütfetmiş ikram etmiş demiş ki ümmet-i Muhammed bu günleri bu geceleri böyle ihya ederekten Cenâb-ı Hak’ın affına mağfretine erişsin. Rabbim onları affetsin çünkü Cenab-ı Resûlullâh Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ümmetinin hiçbirisinin de cehennem azabıyla azablanmasını istemez o ümmetlerine karşı şefkatli ve merhametlidir Cenâb-ı Hak onun ümmetine şefkatli ve merhametlidir af dilenirse o da af eder ey Habibim de ki kullarım sana benden sorarlarsa dua ederlerse dua alanı kabul ederim o duamızı kabul eden Allâh tövbe ederlerse tövbelerini kabul ederim o tövbelerimizi kabul eden bizi affı mağfret eden Allâh ümitsizlik yok Allâh’ı zikrederse Allâh da onu zikreder siz Allâh’ı zikrederseniz Allâh da size lütfetip ikram edip sizi zikretecek o yüzden bu büyük lütufları bu büyük ikramları inşâallâh boşa harcamayalım bu geceleri boşa harcamayalım ben size şunu demeyeceğim bazı büyüklerin sözleri var bu gecede 100 rekat namaz gibi ben bunu söylemeyeceğim size bu gecede 100 rekat namaz kılın demeyeceğim yapmadıklarınızı tavsiye edicilerden olmayınız hükmünce ben bunu yapabilecek güçte değilim bunu söylemeyeceğim ama tövbe edebilirsiniz oturun bu gece husûsî bu gece hüsisi oturun bu gece hüsisi bu gece masus tövbe edin kim 100 sefer subhanallahü ve bi hamdihi subhanallahü ve bi hamdihi estağfurullah el azim der ise deniz köpükleri kadar günahı olsa Allâh onu affeder hadîs-i şerîf o yüzden oturun bu gece tövbe edin oturun bu gece Allâh’ı hüsisi mana da zikrullâh yapın bir dersiniz var girdiniz var sen böyle tembel olanınız ben olayım o girdiğinizi çekin evet Allâh’ı zikredin yapabiliyorsanız 2 rekat 4 rekat 6 rekat 8 rekat 2 2 4 4 namaz kılın az da olsa Allâh’a yalvarın bir derdiniz bugün bir sıkıntınız varsa bir probleminiz varsa naçar kaldınız bir yer varsa
Berat Gecesi Duâ Tatbîki — «Bu Gece Duâ Edin, Bir Yer Bulun Oturun»
oturun bu gece dua edin bakın oturun bu gece dua edin sabah namazı seher vaktine kadar Cenâb-ı Hak bütün rahmetiyle yeryüzüne tecelli eder melekleriyle tecelli eder ve yok mu isteyen diye ne yapar hepsine de sorar bu geceyi siz öyle geçirin siz der çünkü Allâh’ı seven ehli zikirsiniz ancak Allâh’ı sevenler ehli zikir olur ehli zikirler Allâh’ı severler ehli zikri seven de Allâh’ı sevdikleridir bakın ehli zikri sevenler Allâh’ın sevdikleridir bu böyle sevginin üzerine kuruludur kafirler ehli zikri sevmezler münafıklar ehli zikri sevmezler fasıklığın içerisine düşmüş o fasıklıkta yüzenler ehli zikri sevmezler bir kimse kendi kalbinize bakın eğer ehli zikri seviyorsanız Allâh dostu ama ehli zikri sevmiyorsanız ya kafirsiniz ya münafıksınız ya fasıksınız üçünden birisiniz bu ehli zikir turnusol kağıdı gibidir ehli zikir çünkü ancak Allâh’ı zikredenler Allâh zikreder Allâh kendisini tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder ve Cenâb-ı Hak tövbe edenleri de sever Allâh zikredenleri sever Allâh tövbe edenleri sever Allâh namaz kılanları sever Allâh oruç tutanları sever Allâh hacca gidenleri sever Allâh zekat verenleri sever Allâh kendi yolunda mücahitlik yapan mücadele edenleri sever Allâh sıratı müstakimde gidenleri sever Allâh’ın sevdikleri belli Allâh cömertleri sever Allâh insanlara yardım edenleri sever Allâh’ın sevdikleri belli Allâh faizcileri sevmez Allâh rüşvetçileri sevmez Allâh yalancıları sevmez Allâh fu’uşa devam edenleri sevmez Allâh anneye babaya asi olanları sevmez Allâh hırsızları sevmez Allâh kuran ve sünnet yolundan sapanları sevmez Allâh eşinin ailesinin namusunu şerefini korumayan onların namus ve şereflerini karışmayan hadîs-i şerifte deyyus olarak geçiyor çünkü deyyusları sevmez Allâh eş cinselleri sevmez onları lanetler eş cinselleri sevenleri de lanetler Allâh dişlerini güzellik için törpüleyenleri sevmez Allâh saça saç ekleyenleri sevmez Allâh dövme yaptıranları sevmez bakın Allâh’ın sevmedikleri Allâh cimrileri sevmez Allâh eşine zulmedenleri sevmez Allâh çocuklarına zulmedenleri sevmez Allâh küfredenleri sevmez Allâh peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olmayanları sevmez peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine salatu selam getirmeyenleri sevmez Allâh’ın sevmedikleri belli din belli çünkü din kuran ve sünnet bugün dininizi tamam ettim dedi din olarak size İslam’ı seçtim dedi eğer İslam’sa o kimse gerçek manada kafirler onu sevmez, müşrikler onu sevmez ateistler onu sevmez bakın o neden gerçekten dost doğru bir mümin o Şeyh Efendi öyle derdi Allâh rahmet eylesin oğlum derdi bu kıssayı anlatayım hem de Şeyh’imi anmış olayım bir zat ölmüş herkes cenaze de toplanmış bir arif bir kimse derviş o da gelmiş oraya oturmuş o esnada bilmiyorum hangi meyhanenin agopun sahibi gelmiş bu demiş bu zatı çok severdik o zat asayı vurmuş haşa münafık imiş demiş faizciler gelmiş çok iyi insandı o yine diyormuş haşa münafık imiş şunlar gelmiş hep günah kebaycılar gelmişler o her seferinde haşa münafık imiş demiş en sonunda adamın oğulları dayanamamış demiş ya misafirsin diye seslenmedik sen babamız seven her gelene onu methedene haşa münafık diyorsun demiş ya bu nasıl bir şey demiş ki eğer demiş babanız tek yol İslam tek din İslam deyseydi papazı demiş hahamı gelip babanıza taziyede bulunmazdı demiş onu sevmezdi eğer eğer babanız demiş içkiyi getiren götüren satan içen günah kebar işlemiş deseydi meyhaneciler sevmezdi demiş eğer demiş babanız her türlü fuuş haramdır deseydi bu demiş bilmem ne evcileri sevmezdi eğer demiş babanız bütün günah keballeri sıralamış bunları sevmez din bunları aram etti deseydi bunları sevmezdi demiş haşa babanız münafıkmış demiş demek ki Kur’ân ve sünnet belli din belli siz o dini tebliğ edince münafıklar sizi sevmez kafirler sizi sevmez evet siz tam Kur’ân sünnet derseniz ancak sizi müminler sever ey insanlar Allâh’a tövbe edin kuşunsuz ki ben yüzde günde yüz kere Allâh’a tövbe derim tevbe âyet 104 bilmezler mi ki Allâh muhakkak kullarından tövbeyi kabul edecek ve sadakaları alacak olanın kendisidir ve muhakkak ki Allâh tevvabı rahimdir yine hadîs-i şerifte günahtan tövbe eden bir günah işlememiş gibidir buyurmuştur evet bu hadisler ve âyet-i kerimeler günah işleyen müminleri ümitsizlikten kurtarıp ümide sevk eder ve tövbe içinde aynı Allâh’ı zikir gibi belli bir zaman belli bir mevki yoktur her zaman için tövbe edilebilir her saat her dakika gecede gündüzde her zaman çalışırken yatarken uyurken uyanırken her zaman tövbe edebilirsiniz.
Tevbe kapısı bütün iman edenlere açıktır. Rabbim bizi tövbe edenlerden eylesin. Ben komple hazırladığımı okursam biz burada sabah edeceğiz yine bir uzun dua var Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddini yaptığı dua nefislerinizle zor gelmeyecekse bu duayla sohbeti bitirmek istiyorum baktım elbette bir şey söyleyip baktım el kaldıran yok meydan benim. Nefsine ağır mı gelecek okumayayım mı? Ha okuyalım diyorsun tamam Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin duası o yüzden içinizden dışınızdan iman ee amin diyebilirsiniz bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm Allâh’ım senin katından öyle bir rahmet istiyorum ki o rahmet vasıtasıyla kalbimi doğru yoluna iletesin işlerimi toplayasın dağınıklığımı düzene koyasın iç alemimi düzenleyesin dış alemimi onunla düzeltesin amellerimi onunla tertemiz edesin doğruluğu bana ilham edesin benim yakınlığımı kendine çekeceğim ve beni her türlü kötülükten koruyacağın bir rahmet istiyorum senden Allâh’ım bana yakini bir iman ver ki kendisinden sonra bir küfür olmasın dünyada ve ahirette senin ikramına erebileceğim bir rahmet ver Allâh’ım senden hüküm ve bağış gününde kurtulmayı şahitlerin derecelerine çıkmayı, şehitlerin derecelerine çıkmayı mutlu kimselerin yaşantısını ve düşmanlara karşı senden yardım isterim Allâh’ım ihtiyaçlarımı sana arz ediyorum görüşüm kısa amelim zayıf olsa da senin rahmetine muhtacığım ey tüm işlerin hakimi ve tüm gönüllere şifa veren, denizleri birbirine
Sema ve Zikir Tatbîki — «Bayan Kardeşler İçeriden Erkekler Hafif Nefeste Zikretsinler»
karışmaktan koruduğun gibi beni de cehennem azabından ve cehennemde vevaileyi koparmaktan ve kabir azabından korumanı isterim Allâh’ım görüşüm kısa da olsa niyetimle ulaşamasam bile istemeyi beceremesen bile kullarından birine vaat ettin veya kullarından birinin ulaştığı bir hayır varsa ondan istiyorum senden ey alemlerin Rabbi isteyip de ulaşamadığım her türlü rahmetini istiyorum senden ey Allâh’ım sen sağlam şeriat ve sistemin sahibisin dost doğru işlerin sahibi sensin ceza ve tehdit gününde senden emniyeti sonsuzluk gününde de cenneti isterim sana yakın olan kimselerle, şehidlerle rükuv ve secdelerle kapananlarla sözlerini tutan müminlerle birlikte sen merhametli ve kullarını seven ve sivilensin sen dilediğini yapansın.
Allâh’ım bizi hidayete götüren ve hidayet üzere olanlardan eyle sapıklığa düşenlerden eyleme dostların için dost olanlardan düşmanların için de düşman olanlardan eyle ki senin sevginle seni seveni sevelim sana karşı gelene senin düşmanlığına biz de karşı çıkalım Allâh’ım duamız budur kabul etmek sana aittir hidayetimiz bundan ibaret olup sana güvenim dayanmamızdır Allâh’ım benim kalbimi nurlandır altımdan üstümden nur ver gözüme kulağıma nur ver saçımı başımı nurlandır derimde ve etimde nur ver kanımda ve kemiklerimde Allâh’ım nurumu büyüt ve artır bana nur ve benim için bir nur yarat her türlü güç ve kuvvete bürünen Allâh’ım seni her türlü eksik şeylerden tenzih ederim büyüklük ve ikram sahip olan Rabbim’i her türlü eksiklikten tenzih ederim tenzih edilmeye sadece kendisi layık olan zatı tenzih ederim bol bol boğuş ve nimetlerin sahibini tenzih ederim yücelik ve ikramların sahibini tenzih ederim celal ve ikram sahibi Allâh’ı her türlü eksikliklerden tenzih ederim ecmain el-Fâtihâ Âmîn.
Şimdi birazdan
Kaynakça ve Referanslar
- Berat Gecesi (Leyletü’l-Berâe) — 15 Şa’bân: Berat gecesi — Duhân 44/3-4; Hadîs «inne’llâhe yenzilu fî leyleti’n-nısfi min Şa’bâne ile’s-semâi’d-dünyâ» (Allâh Şa’bân’ın yarısı gecesi dünyâ semâsına nüzûl eder) — İbn Mâce, İkâmetü’s-Salât 191 (1390); Tirmizî, Savm 39 (739); Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/176; «Berat gecesinin fazileti» — Aliyyü’l-Kârî, Mırkâtu’l-Mefâtîh; modern Berat gecesi — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- Tasavvuf Vakfı ve Karabaş Silsilesi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; Tasavvuf Vakfı’nın hizmet faaliyetleri — modern Karabaş tatbîki; «politik konuşmacılarla ortak gece» — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
- Hak Yolda Yalnızlığa Katlanma: «yâ Eyyühe’llezîne âmenû men yertedde minküm an dînihî fe-sevfe ye’tî’llâhu bi-kavmin yuhibbuhüm ve yuhibbûnehû…lâ yehâfûne levmete lâim» (Mâ’ide 5/54); Tirmizî, Birr 43; «hak yolda dost az olur» — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
- Kadın-Erkek İbâdet Tatbîki: Aybaşı (hayız) hâlinde namaz-oruç hükümleri — Bakara 2/222; Buhârî, Hayız 1; Müslim, Hayız 6-30; «Kur’ân okuma ihtilâfı» — Hayrettin Karaman, Mukâyeseli İslâm Hukûku; Vahbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 1/520-560; modern kadın hâli ve ibâdet — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
- Berat Gecesi Duâ Tatbîki: «leyletü’n-nısfi min Şa’bân» — İbn Mâce, İkâmet 191 (1390); «o gece dua kabûl olunur» — Aliyyü’l-Kârî, Mırkât; modern Berat gecesi duâ tatbîki — Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; «cehennem azâbından korunma duâsı» — Buhârî, Daavât 39; Müslim, Zikr 50.
- Sema ve Zikir Tatbîki (Mevlevî Sema): Mevlevî sema — Ahmed Eflakî, Menâkıbü’l-Ârifîn; Şefik Can, Mevlânâ ve Mesnevî; Annemarie Schimmel, Mystical Dimensions of Islam; «sufî mûsîkî tedrîsi» — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir; Süleyman Uludağ, İslâm’da Mûsikî; «kadın-erkek tatbîk farkı» — Karabaş silsilesi tatbîki, İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern sema tatbîki — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, Silsile, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı