Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
İman ve İtikad(2302) — Sayfa 15/28
İman edenlerin imanını hakikat planı olarak tazelemek ne demektir?
Allah’tan başka ilâh yok. Burası sıkıntılı, ümmet için problemli. Biz baktığımızda aslında farkında olarak veya olmayarak içimizde bir sürü kutsallar var. O kutsallar manzumesinin üstünde en kutsalı biz Allah olarak görüyoruz belki de. Oysa ne kadar kutsallar manzumesi varsa hepsini elimizin tersiyle itip, kutsallar manzumesini yıkıp, hepsinin üzerine Allah’ı koymamız lâzım.
Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z
İçimizdeki ilâhlar nelerdir?
Adetler, Gelenekler, Kutsallar. X devletin padişahı, X siyasetin lideri, X cemaatin lideri, X tarikatın şeyhi, X firma, X firmanın sahibi… Biz bunları zâhir olarak kutsal olarak görmüyoruz ama kendi iç âlemimizde kutsallaştırıyoruz. Adetler kutsal, gelenekler kutsal, görenekler kutsal, sülâle kutsal. Biz dinimizin emrettiğini çıplak bir şekilde yaşayabilen bir topluluk değiliz.
Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z
Kefareti olmayan beş büyük günah nelerdir?
Beş şeyin kefareti yoktur; bu günahların karşılığı yoktur: Birincisi: Allah’a şirk koşmak — o kimse şirk üzerine ölürse ebediyen cehennemde. İkincisi: Haksız yere adam öldürmek. Üçüncüsü: Mümin bir kimseye iftira etmek — o iftiradan arınıncaya kadar iftiracı cehennemde yanacak. Dördüncüsü: Savaş alanından kaçmak. Beşincisi: Başkasının hakkını kaybedecek yalan şahitliği yapmak.
Kaynak: 546. Dergah Sohbeti — Bühtan, Karı-Koca Arasını Bozmak ve İblis’in En Sevdiği Fi
Allah korkusu ve Allah sevgisi arasındaki fark nedir?
"Sağılan süt memeye girmediği gibi Allah korkusundan ağlayan kimse cehenneme girmez. Allah yolunda çarpışırken meydana gelen tozla cehennemin dumanı birleşmez. Kıyamet günü bütün gözler yaşlıdır; ancak Allah’ın bakmasını haram kıldığı şeylerden çekinen, Allah yolunda uykusuz kalan ve Allah korkusundan sineğin başı kadar gözyaşı döken gözler ağlamaz." "İki göz kıyamet günü cehennem ateşi görmez: gece karanlığında Allah korkusundan ağlayan ve düşman karşısında uykusuz kalan gözler."
Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük
Korku ve sevgi arasındaki farkı nasıl açıklarız?
Korkmak avamla alâkalıdır. Nasihatten anlamayan korkudan anlar. Avam korkudan anlar; korkuyla suç işlememeye çalışır. Has ise sevdiğinden dolayı suç işlememeye çalışır. Biz sevgimizden dolayı, O’na olan muhabbetimizden dolayı haramlardan uzak dururuz; korkumuzdan dolayı değil.
Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük
Allah’ı sevmek ve Allah’a kulluk etmek neden önemlidir?
Sen Allah’ı öyle seversin ki Cenâb-ı Hak bütün her şeyi senin gözünün önüne getirir. Sen öyle Allah’a kulluk edersin ki "Ya Rabbi" dediğinde Arş-ı A’lâ titrer. Sen öyle zikrullah yaparsın ki Arş-ı A’lâ’da halaka kurulur senin için. Kim durduracak senin önünü? Bütün herkes arkandan teneke çalsa, sen Allah’a dost dolu kulsan senin önünde duracak hiç kimse yok.
Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük
Peygamberlerin masumiyeti nedir?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkâr gören bir zihniyet şirk üzerinedir; tecdit-i iman ve tecdit-i nikâh gereklidir. Bu ilahiyatlarda yetişen kimseler imam hatip okullarında veya normal liselerde din derslerine, ahlâk derslerine giriyorlar. Büyük bir çoğunluğu hadis inkârcısı, mezhep inkârcısı; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkâr gören, onu avam bir insanmış gibi gösteren söylemlere sahipler. Farkında değil insanlar; şirk üzerine yaşıyorlar. Bir kimse sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için değil, geçmiş peygamberler için dahi onların günahkâr olduğunu, günah işlediğini söylerse küfür ehli olur, şirke düşmüş olurlar. Tecdit-i iman ve tecdit-i nikâh gereklidir. Peygamberlerin masumiyetine iman etmek, imanımızın şartlarındandır.
Kaynak: 552. Dergah Sohbeti — Şirk: Günâh-ı Kebâirlerin En Büyüğü ve Dilin Tehlikesi
Küfür meselesi nedir?
Alay: Küfür Meselesi — Devam: Allah’ın Emirleriyle Alay Etmek
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Allah-u Teâlâ’nın veya bir peygamberin ismini, emir ve nehiy herhangi bir hükmünü eğlenceye almak küfürdür. Namazı eğlenceye almak, kısası eğlenceye almak bunun örnekleridir.
Peygamber’in Yasakladıklarıyla Alay Etmek
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ehlî eşek etini yemeyi yasakladı; bu emri alaya almak küfürdür. Bir kadın ile halasını veya teyzesini aynı nikâh altında toplamayı yasakladı; bunu alaya almak küfürdür. Peygamber’in yasakladığı herhangi bir yiyecek, içecek veya hadiseyi alaya almak küfürdür.
Cenâb-ı Hakk’ın âyetlerinde veya hadis-i kutsîde beyan edilmiş "yapın" veya "yapmayın" dediği herhangi bir şeyi alaya almak, Cenâb-ı Hakk’ın vaat ettiği veya Peygamber’in vaat ettiği bir şeyi alaya almak küfürdür.
Kaynak: 554. Dergah Sohbeti — Küfür Meselesi: Emirlerle Alay, Veli Düşmanlığı ve Dua Çer
Allah’ın emirlerini alaya almak ne demektir?
Allah-u Teâlâ’nın veya bir peygamberin ismini, emir ve nehiy herhangi bir hükmünü eğlenceye almak küfürdür. Namazı eğlenceye almak, kısası eğlenceye almak bunun örnekleridir.
Kaynak: 554. Dergah Sohbeti — Küfür Meselesi: Emirlerle Alay, Veli Düşmanlığı ve Dua Çer
Peygamber’in yasakladıklarını alaya almak ne demektir?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ehlî eşek etini yemeyi yasakladı; bu emri alaya almak küfürdür. Bir kadın ile halasını veya teyzesini aynı nikâh altında toplamayı yasakladı; bunu alaya almak küfürdür. Peygamber’in yasakladığı herhangi bir yiyecek, içecek veya hadiseyi alaya almak küfürdür.
Kaynak: 554. Dergah Sohbeti — Küfür Meselesi: Emirlerle Alay, Veli Düşmanlığı ve Dua Çer
Cenâb-ı Hakk’ın âyetlerinde veya hadis-i kutsîde beyan edilmiş "yapın" veya "yapmayın" dediği herhangi bir şeyi alaya almak ne demektir?
Cenâb-ı Hakk’ın âyetlerinde veya hadis-i kutsîde beyan edilmiş "yapın" veya "yapmayın" dediği herhangi bir şeyi alaya almak, Cenâb-ı Hakk’ın vaat ettiği veya Peygamber’in vaat ettiği bir şeyi alaya almak küfürdür.
Kaynak: 554. Dergah Sohbeti — Küfür Meselesi: Emirlerle Alay, Veli Düşmanlığı ve Dua Çer
Haramların ve yasakların helâl olmasını temenni etmek veya bunları haram etmekle "Allah zulm etti" demek küfür müdür?
Küfür: Küfür Meselesi — Devam: İtikadî Tehlikeler ve Uyarılar
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah.
Hiçbir dinde helâl olmayan şeyler vardır: Adam öldürmek, zina yapmak, zulüm, haksızlık. Haramların ve yasakların helâl olmasını temenni etmek veya bunları haram etmekle "Allah zulm etti" demek küfürdür. Kâfir kişisine bürünmek, yani bir kimsenin kendi diniyle alay etmesi için kâfir kisvesine bürünmesi de küfürdür.
Cenâb-ı Hakk’ın haram kıldığı herhangi bir meselede "Allah bununla kullarına zulm etti" demek küfürdür. Bir Yahudi veya Hristiyan’ı Müslümanlardan üstün görmek de küfre düşürür. Bir ara "edisyon Müslümanlardan üstündür" diye bir moda vardı; herhangi bir buluş yapmış gayrimüslim bir kimseyi Müslümanlardan üstün görmek, bunları söyleyenler şirke düşmüş olur.
Hz. Ebû Bekir’in Hilâfetini Küfür Görenler
Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh hazretlerinin ashâbdan olduğunu inkâr etmek, Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman ve aşere-i mübeşşereyi küfürle itham etmek insanı şirke düşürür.
Şîa’nın bir bölümü Hz. Ebû Bekir’i halife seçenleri ve ona biat edenleri küfür ehli olarak görüyor. Bu kimselerin kendileri küfre düşer. Hz. Ali Efendimiz altı ay sonra Hz. Ebû Bekir Efendimize biat etmiştir; ancak Şîa’nın bir kısmı bu biatı da kabul etmiyor.
Bir kimsenin Hz. Ebû Bekir’in hilâfetini kabul etmemesi ayrıdır; ama Hz. Ebû Bekir’in hilâf, Osman’ın hilâfetleri için de aynı hüküm geçerlidir.
Hz. Âişe Annemize İffetsizlik İsnat Etmek
Hz. Âişe annemize iffetsizlik isnat etmek küfürdür. Çünkü Hz. Âişe’nin iffetsiz olmadığını beyan eden Kur’ân âyetleri vardır. Bu iddiada bulunan kimse Kur’ân âyetlerini inkâr etmiş olmaktadır.
Kulun Fiilinin Yaratılması Meselesi
"Kul her yönüyle kendi işinin yaratıcısıdır" demek küfürdür. Âyet-i kerimede "Lâ fâile illallah — fâil olan Allah’tır" buyurulmaktadır; her şeyi yaratan Allah’tır. Ancak bir kısım felsefeciler kulun bütün işlerini her yönüyle kendisinin yarattığını söylüyorlar.
İmam Azam hazretlerinin ve Ehl-i Sünnet’in duruşu şöyledir: Kulun fiilinin üzerinde iki kuvvet vardır. Birincisi istemedir; kul bir şeyi ister. İkincisi yaratmadır; yaratma Allah’a aittir. Hem istemeyi hem yaratmayı kula isnat edenler küfür ehlidir. Hem istemeyi hem yaratmayı doğrudan Allah’a isnat edenler de küfür ehlidir.
İsteme bize ait, yaratma Allah’a aittir. İmtihanın sırrı burasıdır. Bizim ortada durduğumuz nokta budur. Bazen bu konuda sufilerin dilleri sürçer; dikkat ediniz. Başına sıkıntılı bir şey gelirse "Onu Allah istedi" diyor, başına güzel bir şey gelirse "Onu ben istedim" diyor. Cenâb-ı Hak kullarına zulmedici değildir.
Küfre Düşüren Sözler ve Davranışlar
Şaka ile Söylenen Küfür Sözleri
Şaka da olsa "ben Allah’ım" demek küfürdür. Farzları inkâr maksadıyla "ben Allah’ın hakkını bilmiyorum" demek küfürdür. Bir işi yaptığı veya yapmadığı hâlde "Allah biliyor onu yaptım" veya "Allah biliyor onu yapmadım" demek küfürdür. Alay olsun diye Kur’ân’dan, zikirden, namazdan ve benzeri ibadetlerden "artık ben doydum" demek küfürdür.
Günahı Hiçe Saymak
Bir günah işlediği vakit "Ne yaptım ki" deyip günahı hiçe saymak küfürdür. Ona "bu haramdır" diyorsun, "ne yaptım ki, haram" diyor. "Gıybet etme" diyorsun, "bunun nesi gıybet" diyor. Gıybeti tarif ediyorsun, yine "bu gıybet değil" diyor. "Bu gıybet değil" dediği anda küfre düşmüş oluyor. "Evet biz gıybet ettik, haram işledik" dese eyvallah; ama "bu gıybet değil" deyince küfre düşüyor.
Şeriatla Alay Etmek
"Bu şeriat da nedir, kahrolsun şeriat" demek, şeriat ehlini toptan kötülemek küfürdür. "Bütün şeriatçılar böyledir" diye alayvari, küçümseyici ve kötüleyici olarak konuşanların hepsi küfür ehli olmuş olur. Bunları televizyonda söylediyse, geri aldığını yine televizyonda ilan etmedikçe onu küfür ehli olarak bilmemizde sakınca yoktur.
İslâm Hukuku ve Faiz Meselesi
Kur’ân’ın hükümlerinin geçtiğini, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hükümlerinin bittiğini, Kur’ân hukukuyla ve Sünnet-i Resûlullah’ın hukukuyla idare edilemeyeceğini söylemek küfürdür.
"Bu zamanda faizsiz olmaz" demek küfürdür. "Ticaretin faizden bir farkı mı var, ha faiz yapmışsın ha ticaret yapmışsın" demek küfürdür. "İslâm hukukunun yeniden icra edilmesi artık mümkün değildir" demek küfürdür. "İslâmî bir yönetim yoktur ve olması da mümkün değildir" demek küfürdür.
Tasavvufta Küfre Düşüren Meseleler
İbadetin Düşmesi İddiası
Bir kısım Melâmîler "bizden namaz düştü, bizden ibadetler düştü, biz vuslata erdik" derler. Kendinden Cenâb-ı Hakk’ın hükümlerinin kaldırıldığını söylemek küfürdür. "Bana namaz farz değil, bana oruç farz değil, bize hac farz değil" demek küfürdür.
Allah’ın Zâtını Gördüğünü İddia Etmek
Rüyetullah haktır; bir kimse rüyada Allah’ı gördüğünü söyleyebilir, bu Ehl-i Sünnet için ölçüdür. Ama bir kimse "ben çıplak gözle Allah’ın zâtını gördüm" derse bu küfürdür.
Zâhirî İbadetleri Terk Etme Çağrısı
Sufiler için "artık sen şu zâhirî ibadetleri bırak, gizli ve gönül amellerine bak" demek küfürdür. "Kul farz ibadetleri yerine getirmeden de Allah’a ulaşabilir" demek küfürdür.
Allah’ın Sıfatlarını Bölüp Parçalamak
Kulun kendi ruhunu Cenâb-ı Hakk’ın ruhundan bir parça görmesi küfürdür. Allah’ın kudretini, kuvvetini, sıfatlarının herhangi birisinin "yeryüzünde bir parçası bendedir, bu parçaların hepsini topladığında Allah olur" demek küfürdür.
Allah’ın görmesini bütün insanların görmesine pay edip "bütün insanların görmesinin tamamı Allah’ın görmesini teşkil ediyor" demek küfürdür. Bütün insanların kelam sıfatının toplamının Allah’ın kelam sıfatı olduğunu söylemek küfürdür.
Cenâb-ı Hak sıfatlarıyla her yere tecellî eder; ama tecellî ettiği yerler Allah’tan bir parça değildir. Bir varlıktan herhangi bir şeyi Allah’tan bir parça görmek küfürdür. Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları bölünüp parçalanmaz; biz onun sıfatlarının tecellî mahalliyiz, parçası değiliz.
Bunu şöyle anlayın: Soğuk bir günde cam üzerinde buhar oluşur; o buhar cama aittir ama o ana kadar orada yoktu. "Bu su tanesi cama aittir" diyemeyiz. Cenâb-ı Hakk’ın Âdem’e ruh üfledi; toprağa ruh üfledi ama ruhundan bir parça katmadı, üfledi. Buradaki üflemek de müteşâbihtir; Cenâb-ı Hakk’ın üflemesinin mahiyetini tam olarak bilemeyiz.
Küfür Fetvası Vermede Dikkat Edilecek Hususlar
Son Nefes Meselesi
Bir kimsenin kâfir olarak öldüğünü veya mümin olarak öldüğünü kesin olarak söyleyemeyiz. Hadis-i şerifte buyurulur: Bir kimse kâfir olarak yaşar son nefeste iman edebilir; bir kimse mümin olarak yaşar son nefeste kâfir olabilir. Bu kapı herkese açıktır.
O yüzden ben "filanca kâfir olarak öldü" diye atfetmem. Ben derim ki: O bizim aramızda derviş kardeşimizdi, şehadet ederiz; çok zikrullah yaptık onunla, şehadet ederiz. Ama bir kimsenin kâfir öldüğünü söylemek sıkıntılıdır.
Dârü’l-Harpte Bilmeden Küfre Düşen
Bir kimse dârü’l-harp olan bir yerde, herhangi bir noktadan bilmediğinden dolayı küfre düşerse — İslâmî bir eğitim almadıysa — o kimse mazur karşılanır.
Etrafınıza Kâfir Fetvası Vermeyin
Etrafınızdaki herkese kâfir fetvası verip ortalığı perişan etmeyin. Anneleriniz, babalarınız, dedeleriniz, teyzeleriniz, sokaktaki arkadaşlarınız dinin ince ayrıntısını bilmiyor. Bu sohbetlerden kaçmamın sebebi de buydu; insanlar dini ayrıntılı bir şekilde bilmiyorlar.
Bunları bilin ama siz yapmayın. Etrafınızda muhakkak yapanlar olacak, derviş kardeşleriniz dâhil dili sürçenler olacak. Sakın onlara "sen kâfirsin şimdi" demeyin. Bir kısım gruplar var ülkede, önüne gelenin küfrüne fetva verip herkesle kavga ediyorlar; onlara benzemeyelim.
Mesela 28 Şubat’ta bütün insanlar sokaklara döküldüler, tencere tava "kahrolsun şeriat" diyorlardı. Bilmiyorlardı. 15 Temmuz’da ezan okuyan müezzinlere, imamlara saldırdılar, "neden ezan okuyorsunuz" diye. Bilmiyor kimisi; kimisi kâfir, eyvallah. Ama sakın hiç kimsenin küfrüne fetva vermeyin, hiç kimseye "sen kâfirsin" demeyin. Siz bilin, siz bu hataları yapmayın.
Sorular ve Cevaplar Bölümü
Küfrü Sabit Olan Kimseye Rahmet Okumak
Bir kimsenin küfrü sabit ise, o kimseye "Allah rahmet eylesin" demek küfürdür. Ama küfrü sabit olup olmadığını bilemediğimizden, camide selâ okunduğunda ölen birine rahmet okumakta bir beis yoktur.
Yaratıcı Kelimesinin Kullanımı
Bir sanatçı veya iş yapan kimse için "çok yaratıcısın" demektense "çok çalışkansın" demek daha doğrudur. Eğer "yaratıcı" kelimesiyle Cenâb-ı Hakk kastediliyorsa küfürdür; ama çok çalışması kastediliyorsa ayrı bir meseledir.
Sünnet Sakalını Pis Görmek
Sünnet sakalını pis olarak gören, "git sakalının tıraşını ol, pis" diyen kimse küfre düşer. Çünkü sünneti pis olarak görmüş olur.
Zâlim Yöneticiye Başkaldırmak
Müslüman idareye baş kaldırmak küfürdür. Ama zâlim bir hükümdar varsa, o zâlim hükümdarı hükümdarlıktan azlettirmek için uğraşmak cihattır.
Kaynak: 556. Dergah Sohbeti — Küfür Meselesi: İtikadî Tehlikeler ve Kâfir Fetvası Verme
Haramlar bellidir, helâller de belli midir?
Haramlar bellidir, helâller de bellidir. Arasında şüpheli olanlar vardır; siz onlardan mümkün olduğunca uzaklaşın, kaçının. Takvânın şeriat noktasındaki tecelliyatı, o kimsenin şüphelilerden uzak durmasıdır. O kimsenin kalbinde böyle bir ferâset varsa, Cenab-ı Hak onun kalbine ilham ediyorsa, o da şüphelilerden uzak durur. Bu takvâdır; bu muttakî olmaktır. Bu o kimseyi kurtuluşa erdirir, Allah’a yakîn eder.
Kaynak: 561. Dergah Sohbeti — Fakîh Olmak, İbadet Kavramı, Kalbe Gelen İlham, Riyâ Hadis
Kalbe gelen düşünceler eğer Kur’an ve Sünnet’e uygun ise, olumlu ise hayır mıdır?
Kalbe gelen düşünceler eğer Kur’an ve Sünnet’e uygun ise, olumlu ise hayırdır. Kur’an ve Sünnet’e uygun değilse şerdir. Bunları tanımlayabilmesi için bir kimsenin ya zâhirî fıkıh bilgisi olacak, ya da kalbine ilham gelmiş olacak. Kalbin harekete geçmesi; bir kimsenin haramlardan uzak durup nâfilelerle Allah’a yaklaşıp Allah’ı zikretmesiyle mümkün. Kalbe gelen şey seni muhafaza edecek, seni koruyacak; seni harama, yanlışlığa, eksikliğe düşmekten koruyacak. Eğer kalbe gelen şey seni korumuyorsa, arkadaşlarını, çevreni, eşini, dostunu korumuyorsa, ümmet-i Muhammed’in hayrına değilse — o kalbe gelen şey bil ki şeytanın hile ve destesidir.
Kaynak: 561. Dergah Sohbeti — Fakîh Olmak, İbadet Kavramı, Kalbe Gelen İlham, Riyâ Hadis
Herkes îmân etmiştir ama hakîkî olarak îmânın kemâle ermesi noktasında çok az mıdır?
"Çok azınız îmân eder" diyor âyet-i kerîmede. Herkes îmân etmiştir ama hakîkî olarak îmânın kemâle ermesi noktasında çok azdır. Îmân ateşten kor gibidir; hadîs-i şerîfte var: "Elinde tutanın eli yanar, atan dinden îmândan olur." Îmân insanın nefsine acı gelir, nefsine zor gelir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri îmânı amelden ayırmamışlardır. Amelden ayırmayınca bir kimse farz olan bir şeyi terk ederse, hadîs-i şerîfte diyor ki "o kimseden îmân gömlek gibi çıkar gider." Bir kimse zinâ ederse, içki içerse, hırsızlık yaparsa, kumar oynarsa, günâh-ı kebâirleri işlerse, üzerinden îmân gömlek çıkar gibi çıkar. Bu haram dediğinde yapma bunu dediğinde ortalık yanıyor; kolay değil, îmân ateşten bir kor. Allah muhâfaza eylesin.
Kaynak: 574. Dergâh Sohbeti — Seri Sülûk, Dervişliği Ranta Çevirmek, Kader ve Mehdî Mese
Nâsih-mensûh meselesi nedir?
Hazret-i Ali radıyallâhu anh hazretlerinin bir sözü vardır: Kur’ân’da nâsih ile mensûh meselesini bilmeyen bir kimse ilim ehli değildir. Mekke’de inen âyet-i kerîmelerle Medîne’de inen âyet-i kerîmeler arasında bazı hükümlerde nesh (kaldırma) söz konusudur. Dîn yavaş yavaş kendisini tamamladığından böyle bir yol çizilmiştir.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Nesh örnekleri nelerdir?
İçki meselesi: Önce uzak durun denmiş, sonra ‘Namaza o hâldeyken yaklaşmayınız’ denmiş, ardından tamamen haram edilmiştir. Kabir ziyâreti: Mekke’de yasaklanmış, Medîne’de serbest edilmiştir. Aşûre orucu: Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Medîne’deki Yahudilerin tuttuğu orucu ‘Biz buna daha fazla hak sâhibiyiz’ diyerek tutmuş, ama oruç farz kılınca ‘Dileyen tutsun, dilemeyen tutmasın’ buyurmuştur.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke ve Medîne döneminde nasıl muhâlefet etmiştir?
Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke döneminde sadece müşriklere benzememek için muhâlefet etmiş, Medîne döneminde bir müddet sonra Hristiyanlara ve Yahudilere de muhâlefet etmeye başlamıştır. Mekke âyetlerinde Yahudiler ve Hristiyanlarla ilgili bir mücâdele yoktur; ama Medîne âyetlerinde onlarla mücâdele âyetleri inmiştir.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Meâlcilik eleştirisi nedir ve Arapça’nın incelikleri nelerdir?
Bir kimse Arapça dilinin özelliklerine, derinliğine, genişliğine, harflerin hangi mânâya geldiğine, nasıl okunursa hangi mânâya geleceğine, hangi kelimenin hangi cümlenin içerisinde hangi kelimenin arkasına gelirse mânâsının değişeceğine vâkıf olmadan meal yazması kadar abes bir şey yoktur. Mekke’deki müşrik Arap dili ile Medîne’deki Arap dili aynı değildir. Medîne’deki Yahudiler de Hristiyanlar da Arapça konuşuyor; ama şiveleri farklıdır. Köylülerin Arapçası ayrı, şehirlilerin ayrı, okumuşların ayrı, tüccarların ayrı. Bir kimse bu incelikleri bilmezse işin içinden çıkması mümkün değildir.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Kur’ân’ın farklı hitapları nelerdir?
Kur’ân kâfirlere ayrı hitâb ediyor, münâfıklara ayrı, Müslümanlara ayrı, müminlere ayrı, sâlihlere ayrı. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine ayrı, Peygamber Efendimiz’in mübârek eşlerine ayrı, tüccarlara ayrı, ulemâya ayrı hitâb ediyor. Müşriklere inen bir âyet-i kerîmeyi Müslümanlara okumak, Hristiyanlaz gelmiş bir âyet-i kerîmeyi Müslümanlara söylemek enteresan bir çarpıklıktır.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Tövbe kapısını kapatmamak neden önemlidir?
Gençlerden biri geldi, zinâcıları zinâcılarla evlendirin âyetini okuyarak bakir bir kızla evlenemeyeceğini düşünüyordu. Tövbe etmiş, dönmüş bir kimseye bu âyet uygulanmaz. Tövbe kapısını kapatmak doğru değildir. Meal okumanın sıkıntıları işte buradadır: âyet-i kerîmenin geldiğine, gittiğine, sebeb-i nüzûlüne bakmadan alıntı yapmak.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi nedir?
Dergâh: Enerji, Varlık ve Yaratılış: Modern Bilim ve Sûfî Bakışı
Var olan enerji yok edilemez, yok olan bir enerji de var edilemez. Modern bilim bu kâinattaki enerjinin kaynağını güneş olarak görüyor. Peki sûfî mantığında bu enerjinin kaynağı nedir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rûhâniyeti ve nûrâniyeti. Allah ‘Kün’ dedi, bir şey yarattı. O yarattığı ilk şey kendi ruhundan ve nurundan. Bu müteşâbihtir; Allah’ın sıfatlarına ‘şudur’ dememiz mümkün değildir.
Hazreti Pîr Mevlânâ: ‘Sen bu âlemi hayal üzerine yürür gör’ demiş. Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri bütün varlığın bir rüyadan ibaret olduğunu söylemiş. Var gördüğümüz şeyin gerçek mahiyette gerçekçilikle alakası sûfîlerce yoktur. Biz var görüyoruz onu, beynimiz öyle algılıyor ama aldanmış var burada.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Varlık ve enerji arasındaki ilişki nedir?
Var olan enerji yok edilemez, yok olan bir enerji de var edilemez. Modern bilim bu kâinattaki enerjinin kaynağını güneş olarak görüyor. Peki sûfî mantığında bu enerjinin kaynağı nedir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rûhâniyeti ve nûrâniyeti. Allah ‘Kün’ dedi, bir şey yarattı. O yarattığı ilk şey kendi ruhundan ve nurundan. Bu müteşâbihtir; Allah’ın sıfatlarına ‘şudur’ dememiz mümkün değildir.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Sûfîlerin varlık ve enerji konusunda nasıl bir bakış açısı vardır?
Hazreti Pîr Mevlânâ: ‘Sen bu âlemi hayal üzerine yürür gör’ demiş. Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri bütün varlığın bir rüyadan ibaret olduğunu söylemiş. Var gördüğümüz şeyin gerçek mahiyette gerçekçilikle alakası sûfîlerce yoktur. Biz var görüyoruz onu, beynimmez öyle algılıyor ama aldanmış var burada.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Duyu organları ve gerçeklik algısı arasında nasıl bir ilişki vardır?
Renkleri var mı? Gerçeklik açısından var ama gerçekte yok. Bir karanlığa gitsek bu masayı görmediğimizden var diyebilecek miyiz? Dokunmadığımız müddetçe hayır. Normal aklımızın algısı duyu organlarına bağlı. Çocukluktan sağır olan bir kimse hiç konuşamıyor. Çocukluktan sağır ve görmeyen bir kimse için bu dünyada ‘var’ diye bir şey yok.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Sûfîlerin varlıktan var edene yürüyüşü nedir?
Sûfîler bir müddet sonra varlığı bırakıp var edene yöneliyorlar. Bu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin miracından örneklenebilir: dünya seması, cehennem katları, cennet katları, Arş, Levh-i Mahfûz, Kürsî, ardından baş başa. Bu yürüyüşte varlığın içerisinde yürüdükten sonra varlıktan geçip direkt var edenle yüzleşme söz konusu oluyor.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Enerji ve Tanrı meselesi nasıl eleştirilir?
Modern bilim enerjiyi Tanrı yerine koyuyor; onların Tanrı inanışları yok. Bu kâinatı var edici bir Allah-Tanrı olgusu olduğunu kabul etmiyorlar. Enerji değişirmiş, değişsin; yok olmazmış, yok olmasın. Evet varlığın içerisinde bir döngü var. Ama bunlar eninde sonunda kendi ilimleriyle bir yaratıcının var olduğunu kabul edecekler. Bir yaratıcı var deyip bunu gür seda ile haykırdıklarında mesele bitecek. O zaman hiçbir şey boş bedava değil, hiçbir şey kendi kendine oluşmuşçasına değil.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Muâz bin Cebel hadîsi nedir?
Ebû İdrîs el-Havlânî anlatıyor: Dımeşk Câmii’ne girdim, dişleri parlak güler yüzlü bir genç ve etrafında insanlar toplanmış. Bir şeyler hakkında ihtilaf edince ona müracaat ediyorlar, onun sözünü kabul ediyorlardı. O kişinin kim olduğunu sordum: ‘Muâz bin Cebel’ dediler. Ertesi gün erkenden mescide gittim. Namazını bitirince huzuruna vardım, selam verdim: ‘Allah’a yemin olsun ki ben seni Allah rızası için seviyorum.’ ‘Vallahi mi?’ dedi. ‘Vallahi.’ ‘Tekrar vallahi mi?’ ‘Vallahi.’ Elbisemden tuttu, beni yanına çekti ve dedi ki: ‘Sana müjdeler olsun. Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şöyle buyurduğunu işittim.’ Allah Teâlâ buyurdu: ‘Benim rızam için birbirini seven, benim rızam için bir arada oturan, benim rızam için birbirini ziyaret eden ve kendilerini benim rızama adayan kimselere sevgim vâciptir.’ Siz her şeyi O’nun rızası için yaparsanız Cenâb-ı Hakk’ın size olan sevgisi vâcip olur.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Bir insanın derdi Allah ise Allah onun yardımcısı mıdır?
Bir insanın derdi Allah ise Allah onun yardımcısıdır. Bir insanın derdi nefsi ise o kendi perişanlık yolunu kendisi açmıştır. Sûfîliğin derdi nefsi değildir.
Kaynak: 586. Dergâh Sohbeti — Varlık ve Enerji, Allah İçin Sevmek ve Dergâh Hiyerarşisi
Tefekkür Nasıl Olmalı?
"Tefekkürümüz nasıl olmalı? Hangi konu üzerine tefekkür etmeliyiz? Ölümü ve âhireti çok düşünmek doğru olur mu?" Kur’ân-ı Kerîm’de insanları tefekkür etmeye sevk eden pek çok âyet-i kerîme vardır. Bu âyetler genelde dünya ve dünyanın içindekileri, nimetleri, oluşumları ilgilendirir.
Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş
İtikâfa giren kardeşlerin günlük tevhid sayısı nedir?
İtikâfa giren kardeşler günlük 70 bin tevhid çekecekler. Akşam namazına kadar bitirmesi lâzım. Disiplin edecek kendini. Bitiremedi, yatsıya kaydı; yatsıda bitirdiğinde ikinci 70 bini niyetlenecek ve bölecek. Yarısında çıkmak zorunda kaldı, 35 bin çekti; 35 bini sonradan tamamlayacak.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Vesvese imanın bir göstergesidir mi?
Bir kimsenin kalbine vesvese gelmesi, aslında o kimsenin imanının kemalindendir. O kimsede iman, ihlâs ve samimiyet var ki şeytan onun kalbine başka şeyler getirmeye çalışıyor. Şeytan farklı bir frekansından girip kalbe vesvese vermeye uğraşıyor. Bu vesveseyle mücadele etmek de cihâd-ı ekberlerdendir.
Kaynak: 620. Dergah Sohbeti – İki Kalp Ayeti, Namazda Huşu ve Tarikat Disiplini
Bîat nedir?
Bîat: Kişisel Gelişim Kitapları ve İslâmî Kaynak
Kişisel gelişim kitapları okunabilir ama ölçüsünü Kur’ân ve Sünnetten alıyorsa yarar sağlar. Batı’nın bugün bozuk kültüründen, çürümüş kültüründen, belirsiz bir bilgi kaynağından alırsa sıkıntı vardır. İslâm dünyasının en büyük sıkıntılarından birisi kendi inancıyla, kendi kültürüyle, kendi mâneviyatıyla, kendi geçmişiyle barışık olmamasıdır.
Onu okuyacağınıza Buhârî’nin edebini okuyun. Bir edeb kitabı okuyun, bir terbiye okuyun, bir ahlâk kitabı okuyun. İnsanlara iyi davranmanın yolu Kur’ân ve Sünnettedir. Hadîs-i şerîflerle, âyet-i kerîmelerle kendinizi eğitebilirsiniz.
Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti
Allah’ın büyüklüğünü nasıl anlayabiliriz?
Allah’ın büyüklüğünü idrak etmek kişinin Allah bilgisi ile alakalıdır. Bunun bir zâhir bilgisi var — zâhir sıfatların tecelliyâtını öğrenebildiği kadar. Bir de bunun kalbî bilgisi var — kalbinin aldığı tecelliyâta bağlı.
Kaynak: 656. Dergah Sohbeti — Dijital Çağ, Cihat ve Ticaret, Haramların Yayılması ve Diy
O düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." Bu ayet-i kerimeye göre iyilik etmek farz mıdır?
Her cuma hutbede okunan Nahl Sûresi 90. ayet: "Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı (ihsanı) ve yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. İyilik farzdır. Bu konuda şüphe yok. Bir iyilik yapma fırsatın varken yapmamak veya elinden geleni yapmamak, imkânın varken "Bana ne" demek caiz değildir.
Kaynak: 657. Dergah Sohbeti — Üveysîlik Meselesi, İyilik Farzı, Ortadoğu Analizi ve Dış
Kalben tövbe etmiş olursa o kimsenin kalbindeki karanlık, perdeleri açılmaya başlar mı?
"Bir Müslümanın gönlünde 70 bin zulmet perdesi vardır" denilen o perdeler yavaş yavaş açılır. Tövbe aynı zamanda zikrullah şemsiyesinin altındadır; Allah’ı zikretmektir.
Kaynak: 658. Dergah Sohbeti — Tövbe, Kısas, İstikamet-İstikrar ve Bosna Misafirleri
Mücahede: Her Alanda Mücadele Etmek nedir?
Mücahede: Her Alanda Mücadele Etmek
"Yolumuzda mücahede edenlerin yollarını açarız." Bu ayet-i kerime bu konuda çok güzel bir örnektir. Sen hangi konuda mücadele ediyorsan Allah senin önünü açar. Dünyevî mücadele veriyorsan dünyevî olarak önünü açar. Cenab-ı Hak senin önünü kapatmaz. Kâfirdir, mümindir, münafıktır — ayırmaz. Kâfirin de hakkını verir, müminin de hakkını verir. Mücadele edenlere Cenab-ı Hak yolunu açar.
Kaynak: 661. Dergah Sohbeti — Mücahede, İstihraç ve İslam Dünyasının Durumu
Manevî işler Allah’ın takdiriyle olur mu?
Bu manevî meseleler bir insanın "şeyh olayım, şu olayım, bu olayım" demesiyle olacak işler değildir. Bu iş Allah rızası için koşturacaksın, çalışacaksın; Cenab-ı Hak ne verirse verir. Şeyh olmak için, çavuş olmak için, zakir olmak için, nakip olmak için koşturursan hiçbir şey olmaz.
Kaynak: 663. Dergah Sohbeti — Dergâhta Halifelik, Şeyhlik ve Makam Meselesi
Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh Sohbeti nedir?
Enfâl Sûresi 2-4: Mü’minlerin Beş Vasfı. Bu sohbette Enfâl Sûresi’nin 2, 3 ve 4. âyet-i kerîmeleri ele alınmaktadır. Bu âyetlerde gerçek mü’minlerin beş temel vasfı sayılır: 1. Allah zikredildiğinde kalpleri ürperir 2. Allah’ın âyetleri okunduğunda imanları artar 3. Sadece Rablerine güvenirler (tevekkül) 4. Namazlarını dosdoğru kılarlar 5. Kendilerine verilen rızıktan Allah yolunda harcarlar. Bu vasıfların tamamını taşıyanlara Cenâb-ı Hak ‘işte gerçek mü’minler onlardır’ buyurur ve onlar için Rableri nezdinde dereceler, mağfiret ve güzel rızık vardır.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Allah zikredildiğinde kalbin ürpermesi ne anlama gelir?
Mü’minin birinci vasfı, Allah zikredildiğinde kalbinin ürpermesidir. Bu ürperti fiziksel değil mânevîdir — kalbin titremesi, heyecanlanması, Allah’ın huzurunda haşyet duymasıdır. Bu ürpertinin gerçekleşmesi için imanın kemâle ermesi, ihlâs ve samimiyetin yerleşmesi, teslimiyetin oturması gerekir.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
İmanın artması ne anlama gelir?
İkinci vasıf olarak, mü’mine Kur’ân-ı Kerîm okunduğunda imanı artar, kemâle erer. Bir peygamberin kıssasını okurken bunun sadece tarihî bir hikâye olmadığını, bu zamanda da iz düşümü olduğunu idrâk eder ve tefekkür eder.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Allah’a güven (tevekkül) ne anlama gelir?
Üçüncü vasıf olarak mü’min siyasetçiye, bürokrata, annesine, babasına değil — yalnızca Allah’a güvenir. Hasbunallâhu ve ni’me’l-vekîl — ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir’ onun hayat düsturudur. Bu güven dilde kalmayıp kalbe oturmalıdır.
Kaynak: Kalbin Ürpermesi, Mü’minlerin Beş Vasfı ve Sûfîliğin Son Kalesi — 674. Dergâh So
Zikrullahta Gaflet Meselesi ve İmanla Ölmek Soru: Gafletle yapılan zikirden kendimizi nasıl muhafaza ederiz?
5. Zikrullah yapıyorsa o kimse gafletten kurtulmuştur zaten. Bir kimse "Lâ ilâhe illallah" diyorsa gafletten çıkmıştır o esnada. Dili zikirdeki bir kimseye "gafletle zikrullah yapıyor" demek benim haddime değil. Soru: Hangi ameldir ki kul onu işleyince îmanla ölür? Hadîs-i şerîfte Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuş: "Ölürken dilin zikrullah ile ıslak olsun." Dilin zikrullah ile ıslak olan bir kimse îmanla göçer. Soru: Başkasında eksiklik gören gaflete düşmüştür dediniz. Küfreden veya gıybet eden birini gördüğümüzde ne yapalım? Bunu fark ettiysen ona nasihat edeceksin. Ama kimseyi kendinden üstün veya aşağı görmeye gerek yok; nasihat edilecek bir şey varsa nasihat et.
Kaynak: 686. Dergah Sohbeti | İslam Dünyasının Durumu, Sıfatî Tecelli ve Din Samimiyetti
Hz. Hızır (aleyhisselâm) seyri sülûk yaparak mı ilme sahip olmuştur, yoksa doğuştan mı verilmiştir?
Hz. Hızır’ı biz bir peygamber olarak biliyoruz. Bütün peygamberlerde ilm-i ledünnî vardır. Bu ilim Allah tarafından verilmiştir.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
Eğer Tanrı her şeye gücü yeten ve tamamen iyi bir varlıksa dünyada neden kötülük var?
Bu düşünce Paulos’la alâkalıdır. Paulos "kötülük yoktur, ceza da yoktur" der. Ama ondan önceki inanç sistemlerinin neredeyse hepsinde kötülük vardır ve cezası vardır.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
İslâm’ın bilimle sıkıntısı yok mudur?
İslâm’ın bilimle sıkıntısı yok. Oturun varlığı inceleyin, kozmolojiyi inceleyin, nörobilimi inceleyin. Kur’ân size düşünmeyi, varlığın üzerinde tefekkür etmeyi sevk eder.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
Ama dünya üzerinde "ilim" denilen şey aslında algı yönetimi ve sömürü aracıdır mı?
Ama dünya üzerinde "ilim" denilen şey aslında algı yönetimi ve sömürü aracıdır. İnsanlığın elde ettiği bilgi, tırnağın üzerindeki bir damla su bile değil. Daha insanı çözümleyememişler, piramitleri çözümleyememişler, Göbekli Tepe’yi kapatmak zorunda kaldılar — çünkü bütün felsefeleri orada çöktü.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
Tanrı’nın Gizliliği Argümanı: Allah gizli değil, saklı değil mi?
Allah gizli değil, saklı değil. Hadîs-i kudsîde: "Ben bilinmek istedim, (bilinmek dilediğim için) bir şey yarattı." (Küntü kenzen mahfiyyen) Allah kendisini izhâr ediyor, gösteriyor. Sıfatlarıyla her an tecellî etmekte.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
Ontolojik Eleştiri ve Var Eden-Var Edilen: Var olmak bir varlığın özüne eklenen bir özellik değildir dediğinde o kimse kendisini de inkâr eder mi?
Bir var eden var, bir de var edilen var. Biz panteist değiliz: her şey O değil. Varın varlığı ancak varlığıyla açıklanır.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
Darwin Siyonist bir Yahudidir mi?
Darwin Siyonist bir Yahudidir. Şu anda kozmoloji ilmi varlığın bir başlangıcının olduğunu söylüyor. Başlangıç varsa — ilk varlığı kim yarattı? Nerede yarattı? Nasıl yarattı? Binlerce yıl geçti, hiçbir maymundan insan olmadı. Ama insandan maymun oldu — Allah Yahudilerin bir kavmini maymuna benzetti.
Kaynak: 688. Dergah Sohbeti | Kurban Meseleleri, Ateist Argümanlara Cevap ve Sigara Fetv
Din Samimiyettir?
Allah’a karşı samimi ol. Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) karşı samimi ol. Müminlere, Müslümanlara karşı samimi ol. Mümin olmasa dahi insanlara karşı samimi ol. İnsan olmasa dahi hayvanlara samimi davran. Dağa, taşa, toprağa, yeşilliğe, ağaca, denize — varlığa samimi davran.
Kaynak: 690. Dergah Sohbeti | Din Samimiyettir, Faiz Meselesi ve Zikrullahta Ahenk
Bu ne demektir?
Allah Kur’ân-ı Kerîm’de "Ey îman edenler, îman ediniz" buyuruyor. İkinci kez îman kelimesi kullanılıyor. Bu ne demektir? İmanda kemâle erin; taklîdî imandan tahkîkî imana geçin.
Kaynak: 690. Dergah Sohbeti | Din Samimiyettir, Faiz Meselesi ve Zikrullahta Ahenk
Din Baştan Başa Samimiyettir?
Din samimiyettir. Allah’a karşı samimi ol. Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) karşı samimi ol. Müminlere, Müslümanlara karşı samimi ol. Mümin olmasa dahi insanlara karşı samimi ol. İnsan olmasa dahi hayvanlara samimi davran. Dağa, taşa, toprağa, yeşilliğe, ağaca, denize — varlığa samimi davran.
Kaynak: 690. Dergah Sohbeti | Din Samimiyettir, Faiz Meselesi ve Zikrullahta Ahenk
İmkânsız Diye Bir Şey Var mı?
İmkânsız diye bir şey yoktur. Allah katında imkânsız diye bir şey yok.
Kaynak: 694. Dergah Sohbeti | Boykot Meselesi, Dervişlerin Hatalarını Örtmek ve Zikrullâ
Münafıkların temel özellikleri nelerdir?
Onlar sizin yanınıza geldiklerinde biz sizdeniz derler. Başlarına bir tane beyaz takke geçirler, bir de Kur’an-ı Kerim okurlar, bir de namaz kılarlar. Ama öbür tarafa ağa babalarına giderler, paşa babalarına giderler. Kendi komuta merkezleri, masonik, sionist neyse, sebateist neyse oraya gittiklerinde derler ki biz sizde beraberiz. Kur’an ve sünnet-i seneyi kendi üzerlerinde elbise olarak tutamazlar.
Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15
Münafıkların tarihsel kökenleri nelerdir?
Dünün münafıkları da mal korkusu vardı, can korkusu vardı. Kafirlerle aralarının bozulmasını istemiyorlardı. Dünün münafıkları öyleydi. Adem zamanından itibaren münafıkların hâlet-i rûhîyesi değişmez. Karakterleri değişmez onların. Onlar çünkü münafıklar cemiyetindendir, onlar münafıklar milletindendir, onlar münafık bir topluluktur. O yüzden insanoğlu değişmiyor. Adem’den itibaren münafıklar bir topluluktur. Adem’den itibaren müminler bir toplualturu. Adem’den itibaren Allah’a aşık olanlar bir topluluktur. Adem’den itibaren kafirler bir topluluktur. Değişmezler bir şey. Hal ve hareketleri de değişmez. İnsan aynı insandır çünkü.
Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15
Münafıkların tarih boyunca nasıl davrandığına dair bir örnek verir misiniz?
Kafirler kafirleri sever ve onlara benzemeye çalışırlar. Münafıklar münafıkları severler, birbirlerinin büzük deşi olurlar. Müminler müminleri sever, aşıklar aşıkları sever, dervişler dervişleri sever, zikir ehli zikir ehlini sever. O yüzden birbirlerine değişmez bunlar. Bunlar böyledir tarih boyunca.
Kaynak: 711. Dergah Sohbeti | Rabbini Zikreden Kurtuluşa Erdi — Âlâ Suresi 14-15
Günümüzdeki toplumda iman ve tesettürün önemi nedir?
Yani bir 50 adım, 100 adım bir yere gidecek oluyorum. Kafamı nereye çevireceğimi şaşırıyorum. Bu hidayetten nasibi olmayan, imandan nasibi olmayan ve İslami bir hayattan, İslami bir tesettür sisteminden haberi olmayan yani sanatçısı gibi dolaşan sanatçı da diyemeyiz onlara. Bugün şarkıcılarımız, türkücülerimiz, türkücüler demeyeyim de orta yerde konsere çıkanlar belli.
Kaynak: Her türlü melanetin yaşandığı bir toplumda dinini muhafaza edip yaşamaya çalışma
Bu Allah’a hamdetmek, Allah’a şükretmek hem dil ile olacak hem de fiili olacak mıdır?
Bu Allah’a hamdetmek, Allah’a şükretmek hem dil ile olacak hem de fiili olacak. İsraf etmeyeceksin fiili. Bir şeyi atmayacaksın fiili. Bir şeyi son kullanma zamanına kadar kullanacaksın fiili.
Kaynak: Aklın yerindeyken, sağlıın yerindeyken, imanın yerindeyken Allah’a hamdet
Allah israfçıları sevmez nedir?
Allah nankörleri sevmez. Allah israfçıları sevmez.
Kaynak: Aklın yerindeyken, sağlıın yerindeyken, imanın yerindeyken Allah’a hamdet
İnsan, yeryüzüne rahmet olarak gönderilmiştir?
Diğer varlıklarda bulunmayan ve yalnızca insana özgü bir özellik taşıyan bu varlık, Cenab-ı Hakk’ın kendi ruhundan üflediği emaneti omuzlamaktadır. Bu emaneti taşımanın farkında olmak ve ona göre yaşamak, insan olmanın ilk şartıdır.
İnsan olmak bütün insanlığa rahmet olmaktır; bu daire yalnızca Müslümanları değil, tüm insanlığı kapsar mı?
İnsan olmak bütün insanlığa rahmet olmaktır; bu daire yalnızca Müslümanları değil, tüm insanlığı kapsar. Hazreti Peygamber alemlere rahmet olarak gönderilmiştir; onu gerçekten takip eden de bu rahmeti taşımaya talip olur.
Sen bir iyilik yaptığında onu kendinden görme; çünkü o iyiliğin kaynağı senin değil, Allah’ın ihsanı mıdır?
Allah iyiliklerini kullarının üzerinden tecelli ettirir. Sen bir iyilik yaptığında onu kendinden görme; çünkü o iyiliğin kaynağı senin değil, Allah’ın ihsanıdır. Bu gerçeği unutmak kibri doğurur; kibir ise Allah’ın en çok nefret ettiği sıfatların başında gelir.
Kaynak: Allah iyiliklerini kullarının üzerinden tecelli ettirir, sen onu kendinden görme
Unutma: Annenin karnında da, dünyaya geldiğinde de, bugün de seni besleyen, büyüten, iş ve aş veren hep O’ mudur?
Unutma: Annenin karnında da, dünyaya geldiğinde de, bugün de seni besleyen, büyüten, iş ve aş veren hep O’dur. Her ne nimet varsa kaynağı O’dur; bunu bilen insan hem verir hem de verebilmesine şükreder.
Kaynak: Allah iyiliklerini kullarının üzerinden tecelli ettirir, sen onu kendinden görme
İsa’nın havarilerinin ya da Musa’nın ümmetinin ettiği edepsizliği etme; nimete nankörlük yapmak, o nimetin kaynağını kurutmak demek midir?
Sana istemeden gelen bir şeyi geri çevirme. Her iyiliğin sahibi Allah’tır; O sana o iyiliği kulları aracılığıyla ulaştırır. İsa’nın havarilerinin ya da Musa’nın ümmetinin ettiği edepsizliği etme; nimete nankörlük yapmak, o nimetin kaynağını kurutmak demektir.
Kaynak: Sana, sen istemeden bir şey gelirse onu geri çevirme, Yapılan her iyiliğin sahib
Cenab-ı Hak, Musa’nın ümmetine gökten sofra indirdi; ancak onlar bu nimete karşı vefasızlık, hainlik ve küstahlık yaptılar mı?
Allah’tan az isteme; O’ndan hem manevi ilim hem dünya hayatı hem ahiret saadeti için boldaca iste. Cenab-ı Hak, Musa’nın ümmetine gökten sofra indirdi; ancak onlar bu nimete karşı vefasızlık, hainlik ve küstahlık yaptılar. Bunun üzerine Allah o bereketi kesti ve onlara iki saatlik mesafeyi kırk yıl yürüttü.
Kaynak: Sana, sen istemeden bir şey gelirse onu geri çevirme, Yapılan her iyiliğin sahib
Kim aldığını kendinden görürse kibre düşer; kim Allah’tan geldiğini bilirse şükreder ve dağıtır.
Gelen nimeti dağıtmak, paylaşmak ve şükürle karşılamak iman göstergesidir.
Kaynak: Sana, sen istemeden bir şey gelirse onu geri çevirme, Yapılan her iyiliğin sahib
Hak dostu ne demektir?
Cömertlik etmek ve insanların hizmetine amade olmak hak dostlarının fıtratı hükmündedir. Gerçek bir veli, hizmet etmekten zevk alır; çünkü bu onun tabiatına işlemiştir. Hizmet etmeyi yük gören kimse henüz o makama erişememiş demektir.
Kaynak: Cömertlik etmek, insanların hizmetine amade olmak hak dostlarının fıtratı hükmün
Ondan gelen aslında yine Ona gider ne anlama gelmektedir?
Ondan gelen aslında yine Ona gider Hakkında
O kimse maddi ve manevi olarak Allah’ın veren eli, gören gözü, duyan kulağı ve söyleyen dili olmuştur. Cenab-ı Hak adına ilmini, malını ve sevgisini dağıtır. Ondan gelen her şey aslında O’ndan gelmektedir; O’nun adına verilmektedir.
Ondan gelen aslında yine Ona gider. Bu hakikat, cömertliğin döngüsel ve ilahi boyutunu ortaya koyar. Gerçek ihsan sahipleri kendileri için değil Allah adına verir; aldıkları da verebildikki kadar artar.
Allah yolunda ne verirsen, Allah sana ne verir?
Allah yolunda ne verirsen, Allah sana en az 700 katını verir. Bir iyilik yaptın, Allah 700 iyilikle karşılık verir; bir lokma verdin, 70,000 lokma verir; bin lira koydun, 700 bin verir. Bu Allah’ın değişmez kanunudur, şüphe yoktur.
Kaynak: Hak uğruna ekmek verirsen sana ekmek verirler, can verirsen sana da can bahşeder
Hak uğruna ekmek verirsen sana ne verirler?
Hak uğruna ekmek verirsen sana ekmek verirler, can verirsen sana da can bahşederler.
Kaynak: Hak uğruna ekmek verirsen sana ekmek verirler, can verirsen sana da can bahşeder
Para vermek ve can vermek hangi durumlarda bereketlenir?
Para vermek cömert insana yakışır; can vermekse aşığın vergisidir. Her ikisi de Allah yolunda yapıldığında bereketlenir.
Kaynak: Hak uğruna ekmek verirsen sana ekmek verirler, can verirsen sana da can bahşeder
Bozuk Müslümanlar kendilerinde hakikat konusunda bir şey olduğu zannında yaşarlar mı?
Bozuk Müslümanlar ise kendilerinde hakikat konusunda bir şey olduğu zannında yaşarlar, halbuki onlar tamamen aldanmışlardır ve yalan söylemektedirler.
Kaynak: Bozuk Müslümanlar eğer ki gerçek bir mürşid-i kamile intisab etmezlerse gidecekl
Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışanlar neden yalnız kendilerini aldatırlar?
Bakura Suresi’nin 9. ayetinde Allah, müminleri aldatmaya çalışanlardan bahseder. Ancak bu kişiler aslında yalnızca kendilerini al, ve bunun farkında bile olmazlar. Hadis-i şerifde de belirtildiği üzere, ameli geri bırakanı nesebi ileri götüremez. Bu, dini hayattaki hakikati açıkça ortaya koymaktadır.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışanlar neden toplumu aldatmaya çalışırlar?
Bu tür insanlar toplumu aldatmak için çeşitli argümanlarla silahlanmışlardır. Dedelerinin kim olduğunu, ailesinin hangi şeyhler sülalesine mensup olduğunu övünerek konuşurlar. Soylarının değerli olduğunu, şeyhler sülalesinden geldiklerini iddia ederler. Oysa bu durum, dini hayatta hiçbir işe yaramaz. İnsan amel etmedikçe, soyundan gelen hiçbir değer onu kurtaramaz.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışanlar neden başkalarından merak ve ilgi beklerler?
Bu aldatıcılar etrafındaki insanları soyları ve geçmişleriyle etkilemeye çalışırken, aynı zamanda başkalarından merak ve ilgi beklerler. Bir kişi "Ben nereye bağlı olduğumu bilmiyorum, öğrenmek istemiyorum" dediğinde, onlar bunu kabul edemez ve kendilerinden bir değer çıkarmaya çalışır. Çünkü onlar için, kendi değerlerini göstermek ve diğerlerinin hayranlığını kazanmak çok önemlidir.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışanlar neden geçmiş büyük şeyhler ve derviş Hallacı Mansur gibi ilim ve marifet sahibi insanlara benzemek isterler?
Bazı kimseler ise geçmiş büyük şeyhler ve derviş Hallacı Mansur gibi ilim ve marifet sahibi insanlara benzemek isterler. "Eğer Hallacı Mansur zamanımızda yaşasaydı benim elimizi öperdi" gibi iddialarla konuşurlar. Oysa Hallacı Mansur gece günde yetmiş bin tevhit çekerdi, yüz rekat namaz kılardı. Bunlar saatlerce devam eden ibadatlerdir. Eğer biri ömrü boyunca bu kadar ibadetle uğraşmamışsa, bu rivayetleri abartı olarak nitelemesinin hakkı yoktur.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışanlar neden iddialarını eleştiren birine "Demeseydin iyiydi" derler?
Bu tür iddiaları eleştiren birine "Demeseydin iyiydi" derler. Çünkü onlar, çevreleri tarafından hayranlıkla dinlenmeyi seven kişilerdir. Kendilerini büyük şeyhler ve mürşitler seviyesine yükseltmek ve bunu kabullendirmek istiyorlar. Etrafındaki insanlar da onları bu hayretle, sessizce dinlerler ve itiraz etmezler. Bu da bu aldatmacı davranışın devamını sağlar.
Kaynak: Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar oysa yalnız kendilerini aldatırlar da
Bir kişi yüz insanı yönetebilecek manevî ve aklî kapasiteye sahipse, yüz birinci derviş onun için uygun değil midir?
Her insanın kapasitesi vardır. Bir kişi yüz insanı yönetebilecek manevî ve aklî kapasiteye sahipse, yüz birinci derviş onun için uygun değildir. Bunun sebebi o şeyhin kalbi, gönlü ve maneviyatının yüz kişilik olmasıdır. Gücü yetmiyorsa o görev değiştirilir, tıpkı bir çavuşun sorumlu tutabileceği asker sayısı sınırlı olduğu gibi. Ancak insanlar çalışıp kendini geliştirirlerse, Cenâb-ı Hak onlara daha geniş sorumluluklarla terfi ettirme imkânı verir.
Kaynak: Cenâb-ı Hak fazladan yük yüklemez hiç kimseye, sen çalış, gayret et
Eğilmeden, bükülmeden, bulanmadan bir yerden bir yere göçeriz ne anlama gelir?
Eğilmeden, bükülmeden, bulanmadan bir yerden bir yere göçeriz Hakk’ın güzelliğiyle güzellenip bu dünyadan ayrılacağımıza inanın. Ben bu inançta yaşıyorum ve Cenabı Hakk’ın bana verdiği nimetlerin zerresine bile şükür edebilecek durumda değilim. Verdiği maddi manevi nim, o kadar çoktur ki sayılmaz; bu yüzden sonsuz hamd ve senaya ihtiyaç duyarım.
Kaynak: Eğilmeden, bükülmeden, bulanmadan bir yerden bir yere göçeriz
Niyetlerinizi son dakikanıza kadar temiz tutun ve son nefesinize kadar zikrullah halakasında bulunun. Bu ne anlama gelir?
Niyetlerinizi son dakikanıza kadar temiz tutun ve son nefesinize kadar zikrullah halakasında bulunun. Cenabı Hakk’ın güzelliğiyle güzellenip bu dünyadan ayrılacağımıza inanın. Ben bu inançta yaşıyorum ve Cenabı Hakk’ın bana verdiği nimetlerin zerresine bile şükür edebilecek durumda değilim. Verdiği maddi manevi nimetler o kadar çoktur ki sayılmaz; bu yüzden sonsuz hamd ve senaya ihtiyaç duyarım.
Kaynak: Eğilmeden, bükülmeden, bulanmadan bir yerden bir yere göçeriz
Dindarlar, ehli tarikat, devle sistemleri, genel olarak insanlar kendilerini yenilemekten uzak mı?
İnsanlar genel olarak kendilerini yenilemekten uzak durmaktadırlar. Bu durum dindarlar, sufiler, tarikat ehli ve cemaatler için de aynı şekilde geçerlidir. Müslümanların tümü bu sorunun içindedir ve sonuç olarak köhneleşmiş din düşüncesi, siyaset, devlet, hukuk ve ekonomi sistemleri ortaya çıkmıştır.
Kaynak: Dindarlar, ehli tarikat, devle sistemleri, genel olarak insanlar kendilerini yen
İslam dünyasının en büyük engeli nedir?
İslam dünyasının en büyük engeli bu köhneleşmiş sistemlerdir. Siyasetçiler, devlet kurumları, ekonomik yapılar, aileler ve sosyal hayat hepsi eski kalıpları korumaktadır. Hiçbir ilerleme ve değişim olmadığından dindarlar bile kendilerini yenileyememektedir.
Kaynak: Dindarlar, ehli tarikat, devle sistemleri, genel olarak insanlar kendilerini yen
Geçmiş diyanaların yaptığı hatayı günümüzde tekrarlamaktadır mı?
Geçmiş diyanaların yaptığı hatayı günümüz de tekrarlamaktadır. Museviler ve Hristiyanlar kendilerini yenileyememişler, eski alimler ve otoriteler tarafından kurulan yapıları yıkamamışlardır. Tarikatlar şeyhlik otoritesini, cemaatler mollalık ve hocalık otoryitesini yıkamamışlardır. Bu otoriteler kendilerini Kur’an ve Sünnet’ten besleyememiş, bunun yerine geçmiş uygulamaları gerekçe göstermiştir.
Kaynak: Dindarlar, ehli tarikat, devle sistemleri, genel olarak insanlar kendilerini yen
Yenilemenin eksikliği neden önemli bir sorundur?
Yenilemenin eksikliği devletlerin, işletmelerin ve ailelerin yıkılışının temel sebeblerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu’ndan modern şirketlere kadar pek çok yapı bu nedenle çökmüştür. Anne-baba, patron veya lider konumundaki kişiler yenilemeye dirençli davrandığında ardından gelenler eski uygulamaları takip ederek "Babamızdan böyle gördük" diyerek sistemi ileri götürememektedir.
Kaynak: Dindarlar, ehli tarikat, devle sistemleri, genel olarak insanlar kendilerini yen