1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Peygamber efendimiz hadîs-i şeriflerinde benim dostlarım ancak muttakilerdir buyuruyor. Muttakiler kimlerdir? Vallahi buna benzer bir hadîs okumadım ben hiç. Okuyan var mı böyle bir hadîs okuyan? Benim dostlarım muttakilerdir diye böyle bir hadîs okuyanınız var mı içinizde? Yokmuş. Ben de hiç böyle bir hadîs okumadım hiç denk gelmedi. O yüzden bir şey diyemeyeceğiz bu hadîs. Hadîs-i şerif demiş çünkü hadîs-i şerif demeyince bir şey hadîs değilse onu hadîs gibi kabul etmek de hoş değil. Bu kardeş buradaysa bu soruyu yazan kimse nereden almış bunu?
Kaynağı neymiş biliyorsa bize söylesin. Efendim takım yaprağında yazık. Takım yaprağında. Ben hiç okumadım. mana olarak evet muttaki bir kimseyi insan kendine dost edebilir. Muttaki Allâh’a iman etmiş. O imanını yerli yerince yaşamaya çalışan kimsedir. Buna eyvallâh ama demek ki böyle bir hadîs varmış. Biz okumamışız. Ama hoş takım yapraklarının arkasında yazan ne o ibareler ne kadar güvenli o da ayrı bir tartışma konusu. Dinde fakih olmak ne demektir? Fakih kimlere denir? Dinde fakihliğin değişik manaları var. Fakih kimse fıkıhını bilen, hukuku bilen kimse demek. Dinde fakih olmak o kimsenin haramı, helalı, şüphelileri, nerede ne yapacağını bilen kimse demek âyet ve hadisler. Bu umumi bir nokta.
Bir de bir kimsenin dinde fakih olması vardır. O kimsenin günlük hayatını idame ettireceği kadar fıkıh bilgisine sahip olmasıdır. Bir de sunfilerin fakih olanı vardır. Sunfilerce de fakih olan kimse kalbine bir şeyin eksikliği, yanlışlığı, kalbine ilham olunan kimseler. Asıl fakih kimse de odur. Kalbine onun bunu yapma, bunu yemen, böyle söyleme diye haramdan, şüphelilerden uzaklaştırıcı kalbine bir ilham geliyorsa, onun kalbinde böyle bir Cenâb-ı Hak’ın nuru oluştuysa, böyle bir feraset onda oluştuysa asıl fakih olan odur. Birey bazında. Ama onun kendisini bağlar. O kimse böyle bir hale kavuşunca Allâh’ın izniyle kurtuluşa erer mi? Evet. Ama bu mesela Kur’ân sünnetle imamların iştahatlarıyla sabit olmuş, kesinleşmiş, haramların dışında şüphelilerle alakalı, ortada duran meselelerle alakalıdır. içki içmek zaten haram ve benim kalbime içkinin haramiyetle alakalı bir şeysi gelmedi, şişeyi devirdim.
Bu değil. Bu haramlar bellidir, haramlar bellidir, helallar da bellidir. Arasında şüpheli olanlar vardır. Siz onlardan mümkün olduğunca uzaklaşınız, kaçınız. Takvaydı bunu söylüyor tarif ederken. Takvanın şeriat noktasındaki tecelliyatı o kimsenin şüphelilerden uzak durması. O zaman o kimsenin kalbinde böyle bir feraset var ise, Cenâb-ı Hak onun kalbine ilham ediyorsa, o da şüphelilerden ne yapar? Uzak durur. Bu takvadır. Bu az önceki muttaki olmaktır. Bu o kimseyi kurtmuşa erdir. Bu o kimseye Allâh’a yakin eder. Allâh cümlemizi onlardan eylesin. İbadet nedir? Kimler ibadet eder? Sadece din ibadetten ibaret midir? İbadet, Kur’ân ve Sünnet ile sabitlenmiş olan bütün her şeydir. Bakın Kur’ân ve Sünnet ile sabitlenmiş olan bütün her şey ibadettir.
2. Bölüm
Kur’ân-ı Kerim’de beyan edilen, yapılması öngörülen, uzaklaşılması emredilen hadîs-i şeriflerde sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yapılmasını öngördü, emrettiği, uzaklaşılmasını istediği bütün her şey ibadet kavramının içerisindedir. yolda yürürken bir taşı insanların ayağını çermeleyecek, yolla gitmesine zarar verecek, yolda rahat yürümesine engel teşkil edecek bir taşı dahi kenara koymak bu manada ibadettir. O yüzden ibadet iyi amel, salih ameldir. Sadece namaz kılmak değildir. Burada sadece ibadetten ibaret midir? Evet din sadece bu manada ibadetten ibarettir. ama ibadeti sadece namaz, abdest, oruç noktasında alırsak o zaman doğru bir noktada olmayız. Salih ameller de ibadetin içerisindedir.
İnsanlara faydalı olmak da ibadetin içerisindedir. Bir Müslümanın kendince sabahtan kalkıp akşam yatıncaya kadar Sünnet-i Resûlullâh’a tabi olması, haramlardan uzak durması ibadettir. O yüzden ama İslam dünyasında ibadet denilince sadece namaz, abdest, oruç algılanıyor. Burası sıkıntılı. Yoksa din ibadet midir? Baştan sonra ibadettir. Bakın baştan sonra ibadettir. Nasıl ibadettir? O kimse her ne yapıyorsa, Sünnet-i Resûlullâh’a uygun bir şekilde yapıyorsa, her ne yapıyorsa, Kur’ân ve Sünnet’in, dinin emrettiği noktada yapıyorsa o kimsenin nefes alması dahi ibadettir. Abdest aldı oturdu, nefes alıp veriyor. İbadettir onun nefes alışverişi dahi. Abdestli çünkü. O yüzden hadîs kutsi de var bu konuda. kul hesap yerine getirilir, denilir ki senin şu kadar sevabın var.
Kul der ki benim bu kadar sevabım yok ki. Neden? Kul onların o esnada Cenâb-ı Hak’ın ince ince sevap defterini yazdığının farkında değildir. O yüzden bir kimse haram işlemeye muktedir olduğu halde, haramı işlemiyorsa dahi o kimse ibadet etmiştir. Kalbe gelen düşünceleri nasıl tanımlayabiliriz? Bize yaptırımı ve mesuliyeti var mıdır? Kalbe gelen düşünceler eğer Kur’ân ve Sünnet’e uygun ise, olumlu ise bu hayırdır. Kur’ân ve Sünnet’e uygun değil ise bu şerdir. Bunları tanımlayabilmesi için bir kimsenin bir, ya zahiri fıkıh bilgisi olacak, iki ya da kalbine ne olmuş olacak? İlham gelmiş olacak. Kalbine ilham gelinceye kadar bir Müslümanın yapmakla mükellef olduğu şeyini günlük hayatında dinini yaşayacağı günlük hayatında yetecek kadar fıkıh bilgisine sahip olması.
Kalbin harekete geçmesi nasıl başlar? Kalbin harekete geçmesi bir kimsenin haramlardan uzak durup nafilelerle Allâh’a yaklaşıp Allâh’ı zikretmesiyle mümkün. Bunun başlangıcı ne? bir şey olacak, onun kalbine senin ilham olarak gelmesi. Bu genelde Müslümanın müminin sakınması içindir bu. Müminin sakınması için değil de, burası çok önemli, bir mümin sakınması gereken bir şey de kalbi çalışmıyor. Veya ona sakınılması gerektiği yerde kalbine bir şey gelmiyor. Çok güzel bir yemek var, yemeği yerken az ye diye kalbine bir şey gelmiyor. Yemeği bir tamam götürüyor. Veya şüpheli bir şey yiyecek, kalbine bir şey gelmiyor. Ama derviş kardeşinin özel bir hali için kalbine bir şey geliyor. Bu kalbe gelen şey şeytani.
3. Bölüm
Sen de onun peşine takılıyorsun. Sen onun peşine takıldın, o heva ve hevesten gelen sese peşine takıldın gittin Allâh muhafaza eylesin. Kalbe gelen şey seni muhafaza edecek, seni koracak. Seni harama, seni yanlışlığa, eksikliğe düşmekten ne yapacak? Seni koracak. Eğer kalbe gelen şey seni korumuyorsa, kalbe gelen şey, arkadaşlarını, çevreni, eşini, dostunu korumuyorsa, kalbe gelen şey, ümmeti Muhammed’in hayırına değilsin, korumuyorsa, o kalbe gelen şey bil ki şeytanın hile ve destesidir. Başka bir şey değil. Sen seni anladığın gibi ben beni nasıl anlarım? Normalde sen de ben de varsak ikilikteyiz o zaman. Bir de bunlar böyle çok özür dilerim. bu soruyu soran kimse başka bir yerden alıntı yapmış bunu.
Bunlar boş laf, boş felsefe bunlar. Böyle kelimeler internette uçuşuyor ya her yerde. Sen seni tanırsan ben beni tanırım. Ben beni tanıdığım gibi sen seni de tanırsın. Ben sen oldun, sen ben oldun. Gel hoş geldin. Bunların internette dolaşan boş laflar bunlar. Tekrar söylüyorum, internette dolaşan boş laflar. Bunlar böyle oturduğu yerde insanlar kelime üretmek için uğraşıyorlar. Çok affedersiniz, burunlarının ucunu görmüyorlar. Ama böyle bir laf söylemeleri lazım. O lafı da söyleyince herkes de onlara bakması lazım. Vay ya ne laf söyledi ya. Ne muhteşem bir şey söyledi ya. Ne alakası var? Zırvalı da attı işte. Sen de onun zırvasının peşine takıldın. Laf üretiyor, laf can basırlar. Bunu genelde melamiler, arabi meşrepliler, melamiler, nurul arabi meşrepliler, onlar bunu çok iyi becerirler.
Kelimi üretirler, laf üretirler veya üretilmiş bir lafı alırlar, onu dillerine pelsenek ederler. O hal ile hallenmemiştir. Bir kimse bir hal ile hallenmediyse, bir makam ile makamlanmadıysa, söylemiş olduğu sözlerin hepsi de papağan var eder. Hazreti Mevlânâ Celalettin Rum Hazretleri, lanet olsun o maymunlaşmış kimseye diyor, taklit eder. Taklit eder. Sebep? Taklit ediyor o. Onun kalbine bir ilham gelmiyor. Ona bir söz gelmiyor. Bu tip insanlarla konuş. Ona gece kalk namaz kıl diyen yok. Gündüzüne oruçlu geçir diyen yok. Geç şurada bir fukarayı doyur diyen yok. Git filancanın borcu var, borcunu öde diyen yok. Git filanca dum kadına yardım et diyen yok. Bu kalbe ilham gelenler, böyle boş ilham hep.
Kelam üreteceğiz diye uğraşıyorlar. Kelam üreteceğiz diye uğraşıyorlar. İş üretmiyorlar, amel üretmiyorlar. Amel üretmiyorlar. Onu hiç, şimdi böyle bu hepimiz için söylüyorum onu. Gece rüyanızda filanca çok fukara ihtiyacı var diye rüya göreniniz var mı? Sıkıntıda olan bir kardeşinizi rüyanızda sıkıntısı var diye rüyanızda görmüyorsanız siz şeyhte fani olmayı hayal bile etmeyin. Sözümü iyi dinleyin. Bir derviş kardeşinizin sıkıntısını, problemini rüyanızda görmüyorsanız görmüyorsanız, görüp de onu çözmüyorsanız hiç şeyhte fani olacağız diye düşünmeyin. Bir derviş kardeşinizi kalbini kırdıysanız, bir derviş kardeşinizi incittiyseniz bir derviş kardeşinizin kalbi size burkulduysa siz fena fi şeyh olacağız diye uğraşmayın.
4. Bölüm
Siz şeyhin size husisi söylediği bir şeyi yerine getirmediyseniz direk veya endirek şeyhinize muhalefet ettiyseniz şeyhte fani olacağız diye hiç hayal kurmayın. Sana daha açık dediğinde daha çıkmadıysan kendi kendine aklına yorum yaptıysan daha çıkmaktan kasıt şudur, o böyle demek istememiştir de, şöyle demek istemiştir dediysem sen şeyhte fani olacağım diye hiç bekleme. Sana dedi şuraya dikel, sen oraya dikeldin, birisi geldi ne dikiliyorsun burada bana dikiliyorum bana dikil dedi, ya böyle ne alakası var sana dikil demiş ya bu manada değil, otur sen dedi sen de oturdun, sen oturdun anda o adam senin şeyhin oldu, sen onda fani ol. Git ona sende ki ver elini öpeyim ne oldu, yeni şeyhim sensin de.
Zaten bir kişiye iki kişiye yapsa bir kimse bunu hiç kimse kimsenin işine karışmaz. Mustafa efendi sen çayları dağıt bugün, emredersiniz efendim. Ben o gün Nevşeh’e de çay dağıtıyorum, gelen günden çayı ben dağıtıyorum. Biri geldi, bırak tepsiyi dedi, hayırdır dedim, Burhan çaycısı benim dedi. Yok ya sen çaycı değilmişsin dedim ben. Dedim bunu, ilk önce şey efendi emretti dedim ben çaycısı. Sen bırak dedi Burhan çaycısı benim dedi, ben bıraktım elini ver dedim ben. Ne oldu dedi, Burhan çaycısı benim dedi. Sen bırak dedi Burhan çaycısı benim dedi, ben bıraktım elini ver dedim ben. Ne oldu dedi, Burhan’ın yeni şeyhi sen misin dedim, haberim yokmuş benim. Nasıl yani, bas be dedim ya. Burhan’ın yeni şeyhi sen misin dedim, ne içeride oturanın haberi var dedim, ne de bu cemaatın haberi var.
Hemen arkadaşlara söyleyeyim arkadaşlar, yeni şeyhi bu diyeyim dedim ben. Sen nedir ya, deli misin dedi bana, ha öyleyim dedim ben. Ahmak olunca insan çarpılır, sonra o bir daha geldi bir daha çarpıldı. Sonra geldi bir daha çarpıldı, çarpılmaktan bıkmıyor. Ben de gülüyorum buna. Bu da Nevşerin hesapta en iyi dervişi. Meczup hesapta böyle bir gözlerini karıştırıyor filan. Bir sefer yaparsın. Bitti. Her meselede de beni şikayet ederdi, hiç umurumda değil benim. Hiç umurumda değil. Eğer bir kimse, bakın bir kimse ne derse desin sana. Bunlar size tuhaf geliyor. Bunlar arkadaşlara da bir şey yapmıyorlar. Bunlar arkadaşlara tuhaf geliyor. Bunu dışarıdan bir kimseye söyleseniz, siz böyle kafayı üşütüyorsunuz. ne o, gassalın önünde siz mevt gibi oluyorsunuz.
Muhabbet bu ya. Ha öyle, biz öyle oluyoruz. Bana öyle söylüyorlardı, ha kardeş biz öyle oluyoruz diyorum. Biz öyleyiz. Sen olma. Sen olma ya, sen akıllısın. Sen çok zekisin. Sen çok biliyorsun. Sen nakipsin, nukabba’sın, halife’sin, dervişsin, hal dervişisin, meczupsun. Her şeysin sen, sen olma. Ya nasıl, olma kardeş sen. Sen ne yapacaksın? Sana dikil demiş oraya, sen dikilmezsin. Sana boş gelir o. O sana boş gelir. Sat demiş, satmazsın sen. Zararını düşünürsün. Al demiş, almazsın. Sebep, pahalı dersin. At bunu demiş, atmazsın sen. Ya bu atılır mı dersin? Tut bunu demiş. Sen tutulur mu dersin, tutmazsın. Ama böyle süslü lafları herkes söyler. Süslü laflar. Süslü laflar. Süslü laflar. Süslü laflar.
5. Bölüm
Süslü laflar. Süslü söz, herkes söyler. Sözü söylemek çok kolay çünkü. Bakın sözü söylemek çok kolay. Sen birine bir şey dersin, bunu böyle yap. Ben ondan küsüm ama, ha iyi. Tamam. Sen ondan küssen biz değiştirelim, başkasına söyleyelim. Örneğin. Aklımdan gelen eskilerden demetler bunlar. Yenilerden söylemiyor. Millet üzerine alınmasın, utanmasın. Alınkanlık yapmasın. Küsüyor sonra dervişte. Bir de o var. O yüzden süslü laflara bakmıyor. Suflik hal ve makamdır. Önce hale kavuşur o kimse, sonra makama kavuşur. Kalb değildir. Süslü laf değildir. Hal, sen o hal ile hallendin mi, kale gerek yok. Sen seni mi tanıyorsun, ben beni mi tanıyorum? Sen beni mi tanıyorsun, ben seni mi tanıyorum? Gerek yok.
Sen ben mi oldum, ben sen mi oldum, gerek yok. Bunu söylüyor. O olmak lazım. Kim oldun da o olman lazım senin. Olduğunu söyle bana. Birine öyle dedim. Kime en çok seviyorum dedim ben onu. Kime en çok seviyorum, kime aşıksın? Eşime dedi. Hiç rüyanda gördün mü dedim eşini. Açlığını hissettin mi? Tokluğunu hissettin mi? Başının ağrısını hissettin mi? Sancısını hissettin mi? Canını ne istediğini hissettin mi? Sen bir şey yerken aklına geldi mi? Ne yaptın? Ne yaptın? Ne yaptın? Ne yaptın? Ne yaptın? Ne yaptın? Ne yaptın ona geldi mi? Eve götüremeyeceğin bir şey. Ona niyet ettin mi yemek yerken? İçerken ona niyet ettin mi? Gezerken bakarken ona niyet ettin mi? Attığın her adımı ona niyet ettin mi?
Seviyorum ya. Hanımına aşıksın. Harikasın ya. Aynada kendini mi gördün, onu mu gördün? Aynaya baktığında kendini görüyorsan sen aşık değilsin hiç kimseye. Aynaya baktığında aşık olduğunu gör, gel. Sana mürit olalım. Evet. Niye aşıksın? Geçen bayanların sohbetinde oldu. Şeyhim demiyorsunuz dedim. Ne yapayım dedim, herkes şeyh. Herkesin şeyh olduğu yerde dedim. Şeyh ne yapacak şeyh orada? Oraya mürit lazım. Allâh yiyesin. O yüzden hepinizde tavsiye. Süslü kelimeleri bırakın. Süslü kelimelerden uzak durun. Kelimenin süsü sizi aldatmasın. Süslü kelimelerle konuşacağım diye uğraşmayın. Sûfîlik süslü kelimelerle konuşmak, süslü cümleler kurup insanların normalde böyle vay ya ne konuştu demek değil.
Sûfîlik hal ehli olmak. Sûfîlik makam ehli olmak. Sûfîlik o. Allâh bizi onlardan eylesin inşâAllah. Yine devam edelim bir iki tane. Biz haramları iyi öğrenelim. İyi derviş olmak için haramları iyi öğrenelim inşâAllah. İki üç tane yine riyayla alakalı hadîs okuyalım inşâAllah. İmam-ı Ahmet, Müslüm, Nesai ve Hakim rivayet etmiş. Kıyamet günü hesap anında üç kişi helak olacaktır. Cömertler, kahramanlar ve âlimler. Kıyamet günü hesap anında üç kişi helak olacaktır. Cömertler, kahramanlar ve âlimler. Geçen haftadan ilave edelim. Cömertler niçin helak olacaktı? Kendilerine cömert desinler diye. Vay ne cömert insan desinler diye ne yapıyordu? Cömertlik yapıyordu. O sağ eli verirken sol elinin haberinin olmaması gerekiyordu.
6. Bölüm
Ama o ne yaptı? Dümdürdüdük etti bir kimseye bir şey yaptığını. Bizim onun tabirdir bu, dümdürdüdük etmek. herkese duyurmak. Annemin tabirleri bunlar. Herkesi duyuruyor, bir şey yapıyor. Demek ki cömertlik yaparken herkese duyurmayacak. Herkesin haberi olmayacak. Herkese onu ne yapacak anlatmayacak. Bu bir tek peygamberlere, alimlere, velilere, hakimlere, amirlere müsaade edilmiş. Sebebi ne? Halkı, cömertliği teşrik etmek için. Bir tek peygamberler, âlimler ve veliler yaptıklarını bu konuda açığa çıkarırlar. Çıkarmalarının sebebi örnek olsun diye, insanlara teşrik olsun diye. Sen ya peygambersindir, ya mürşidi kamilsindir, ya da iyi bir alimsindir. Sen yaptığını insanlara gösterirsin. Sebep insanlara örnek olmak için, teşvik etmek için.
O insanlar senden gördüğü gibi amel edecekler çünkü. Sen onlara ölçü olacaksın. Sen onlara yol açacaksın. Onlara öğreteceksin. Bir tek bunlara müsaade edilmiştir. namazı göstermek, orucu göstermek, pazartesi perşembe oruç tutup, sen mürşidi kamilsen, peygambersen, alimsen, amirsen, pazartesi perşembe orucunu söylersin. Bugün perşembe oruç tutmak sünnet, bu fakir de bu sünneti icra etmeye çalışıyor. Bunu kime söylersin? Bunu perşembe orucundan haberi olmayan kimseye öğretmek için söylersin. Bu perşembe orucundan o cemaatin haberi var ise onlara bunu söylemezsin. O zaman bu gösteriş olur. Haberi olmayan kimseye öğretmek için bunu söylersen bu tebliğ olur, nasihat olur. Ama biliyor, oradaki o grup, o insanlar biliyorlar.
Onların önünde ben bugün perşembeydi, iftar edeceğim zaman hayır bunu söylemeyeceksin. Onlar biliyorlar bugün perşembe, perşembe günleri oruç tutmak sünnet. O yüzden bu sünneti bilen insanların önünde oruçlu olduğunu söylemenin bir anlamı yok. Allâh bizi affetsin. İkincisi kimlerdi? İkincisi de kahramanlar. Vay ne kadar kahraman desinler diye savaş meydanında cihâd eder. Vay ne kadar kahramanmış desinler diye kahramanlık taslayanlar. Üçüncüsü de kimlermiş? Alimler. Allâh muhafaza eylesin. Onlar da ilmi gösteriş için elde ediyorlar. Vay ne kadar çok hadîs biliyor. Şu giden adam vardır ya evet ayaklı kütüphane gibidir. Elhamdülillah öyleyiz filan. O kimse gösteriş için ilim taslarsa, gösteriş için kelimeler ve cümleler kuruyorsa Allâh muhafaza eylesin.
O da ne olur? O da helak olanlardan olur. Rabb’i muhafaza eylesin inşâAllah. Allahu Teala rukuunda şüphe olmayan kıyamet gününde ilk ve son bütün insanları bir araya topladığı vakitte bir münadi bir münadi dediği çığırtkan veyahut bir münadi bir şeyi ilan eden kimse. Amelinde Allâh’tan başkasını ortak eden, sevabını Allâh’tan başkasından istesin. Allâh ortakların ortaklıktan en müstani olanıdır diye çağırır. O zaman kim ameline neyi ortak ettiyse amelinin karşılığını da ne yapacak? Ondan isteyecek. Mahşer günde böyle bir şey mümkün mü? Değil. O yüzden amellerimizi ne yapacağız? Bir başkasına ortak etmeyeceğiz. Amellerimizi bir başkası görsün, bilsin, tanısın, bir başkası bizi sevsin, bir başkası bizi met etsin diye yapmayacağız.
Biz amellerimizi Allâh için yapacağız. Cenâb-ı Hak cümlemizi onlardan eylesin inşâAllah. La ilaha illAllah. La ilaha illAllah. La ilaha illAllah. Fatiha. Âmîn.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı