1. Bölüm
Deniz ve maden onun ihsanına karşı zelzeleye düşmüş. Normalde deniz ve maden malum o bolluğun sembolü, cömertliğin sembolü. Ama asıl deniz ve maden dendiğinde deniz maneviyattır. Onun ihsanına karşı zelzeleye düşmüş. o öyle bir veli, o öyle bir devlet başkanı ki o maneviyatın içinde, maneviyatın içinde olduğundan o maneviyat böyle bir ırgalanmakta devamlı. İçeride çünkü çok hareketlilik var. Bir veli öyle Fırat Nehri gibidir. O velin iç alemi okyanus gibidir. Çah devasa yüksek dalgalar. Çah böyle sığ gibi görünür. Aşağıdan vurur o zaman. O yüzden bir velinin kalbi, bir mürşidin kalbi, bir devlet başkanının kalbi okyanus gibidir. Aynı zamanda da okyanusun içerisinde devasa madenler vardır. inci gibi, zümrüt gibi, yakut gibi.
Hatta okyanusun diplerinde işlenmeye hazır o kadar devasa madenler vardır ki onu zaman içerisinde insanlık meydana çıkaracak. Okyanusun dipleri maddi manevi madenlerle doludur. Okyanusun dipleri henüz daha dünyada öğrenilememiştir, keşfedilememiştir. Denizin altında, okyanusların altında ne var? tam olarak bilinmemektedir. Hangi varlıklar yaşar, hangi medeniyetler var, bunlar bilinmemektedir. Bakın bunlar bilinmemektedir ve bunlar ahir zamanda yeryüzüne sudur edecektir, çıkacaktır. Ahir zamanın son diliminde maden ise okyanusun içerisindeki hikmettir. Okyanus manevi dünya maneviyattır. Maden de onun içerisindeki hikmettir. Allâh bilgisidir. İnsan bilgisidir. Manevi bilgidir. O yüzden deniz ve maden o ihsana karşı. o öylesine veriyor, öylesine veriyor ki Cenabı Hak o verdikçe Allâh ona daha yenisini, daha cedidini, daha derinini, daha genişini veriyor.
Eğer o vermemiş olsa, ihsan etmemiş olsa ki böyle bir şey mümkün değil. O zaman Cenab-ı Hakk’ın ona karşı olan cömertliği de kesilecek. E sen cömertsin. Veriyorsun, ihsan ediyorsun. Allâh sana daha fazlasını veriyor. Çünkü Allâh dilediğine hesapsız verir. Allâh dilediğine hesapsız verdiğinde o senin değil. Sen dağıttıkça o daha da gelecek. Aslında ihsan etmek aslında cömertlik etmek aslında insanlara yaymak. Bu konuda insanların hizmetine ahade olmak o kimsenin fıtratı hükmündedir. O yüzden o hak dostu olan kimse bunları asla ve asla kendi nefsinden bilmez. Kendi nefsine de ayırmaz. Allâh muhafaza eylesin.
Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar
- Tasavvufî Istılâh: keşf, kalb kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
- Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
- Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.
Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin Cömertlik etmek, insanların hizmetine amade olmak hak dostlarının fıtratı hükmündedir başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Cömertlik etmek, insanların hizmetine amade olmak hak dostlarının fıtratı hükmündedir | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, İhsân, Kalb, Silsile, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı