Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Fıkıh(1695) — Sayfa 15/23
Kur’an’dan sünnetten Hane-fi’den, Maliki’den, Hanbeli’den, Şâfiî’den, onlardan bulamazsam dedim, onların yolunda giden diğerlerinden cevap veririm, dedim. Bu kargaşa mı, karmaşıklık mı, zenginlik mi?
Bu kargaşa mı, karmaşıklık mı, zenginlik mi şimdi bu? Zenginlik. Bunu yaşamak için, dini yaşamak için uygularsan zenginlik. Bakın, zenginlik insanı nereye getiriyor? Hanefi’ye göre kadınların seyahat etmesi 90 kilometre ileriye mahremleri ol-madan gitmeleri caiz değil ama Hanbeli’ye göre caiz. Kadınların, Kur’an-ı Kerim okumayı öğreten ve öğrenen kadınların hayızlı zamanlarında öğren-meleri ve öğretmeleri Hanefi’ye göre caiz değil; Mâlikî’ye göre caiz. Bak kar-gaşa değil. O zenginlik, kargaşa değil. Ya? O zenginlik. O kargaşa gibi görü-nen şey insanlara ne oldu? Kapı araladı, o zenginlik oldu, kargaşa olmadı. Uygulamak isteyene ne oldu? Kapı araladı.
Hadis inkarcılarının telif hakkı ile ilgisi nedir?
Evet. Gerçekten emperyalistler onları besliyorlar. Onları her ay maaşa bağlamışlar veyahut da vakıflarına, derneklerine belirli bir yardım, belirli bir para veyahut da direkt para olarak, telif hakkı çünkü bir yayınevinden onun her ay maaş gibi gidiyor. Telif hakkı. Hadis inkar edersen telif hakkı alırsın. Evet. Çünkü ona uymaz. Sen Kur’an ve sünnet-i seniyyeyi çıplak bir hakikat şeklinde söylersen senin kalabalık derviş topluluğun olmaz. Senin kalabalık bir tabi olunanın olmaz. Ya tuhaf işler yapacaksın, hımmmmmmm yapacaksın, diyecekler ya bunda hikmet var. Bak hal gördü, bir şey oldu. Hımmmmm yapacaksın sallanacaksın. Bir sayha atacaksın, böyle gözünü dikeceksin bir yerde öyle duracaksın. Kabul edildin diyeceksin. Böyle bu işler. Ondan sonra pamuk eller cebe diyeceksin. Sen ümmet kan ağlarken sen araba aldın ha. Arabanın %10’unu getir bakalım. Nasıl? %10’u. Kaça aldın arabayı? 10 milyar. %10’u kaç? 1 milyar. 1 milyar şeyhe vereceksin.
Ramazan ayında itikafın ne kadar sürdüğü ve nasıl yapıldığı nedir?
Bizim için itikaf son on gündür, ramazanın içerisinde on gündür. Biz on bir gün yapmayız ama o kimse itikafa normalde girer, ne yaşayacaksa yaşar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bir de Muharremde on gün itikafa girmiştir. Ondan sonra onun da itikafı bozar, eşlerden bazıları gelirler mescidin içerisine çadır kurup onlar da itikafa niyet edince Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bunlara ne oluyor der. kendi itikafını terk eder. O sene, terk ettiği sene de Muharremde itikafa girer.
İtikafı terk eden bir kimse ne yapmalıdır?
O yüzden bir kimse Ramazan’da itikafı terk ederse Muharremde kaza etmesi, Muharremde kaza etmesi evladır. Çünkü olur, insan itikafı terk etmek zorunda kalabilir. Şeriaten çok önemli bir mesele olur. O yüzden itikaftan çıkmak, itikafı terk etmek zorunda kalabilir. Öyle olunca da o kimse Muharremde itikafı ne yapar? iade eder. işte ‘Samiri’den kaçıldığı gibi bizden kaçıyorlar.
Zenginliğin hesaplanması nasıl açıklanmaktadır?
Zenginliğin hesaplanması, zenginlerin sahip olduğu mal varlıklarının hesaplanmasıyla açıklanmaktadır. Bu hesaplamada, lüks evlerin, arabaların, yazlıkların, kışlıkların, tarlaların ve bahçelerin hesaplanması gerekmektedir. İslam, zenginlik karşıtı değil, zenginlik düşmanı da değil ancak bu mal varlıkların hesaplanması gerekmektedir. Müslümanlar bu hesaplamaları unutmuş olup, sadece namaz, abdest, oruç, hac, zekat gibi ibadetlerle sınırlı kalmaktadırlar. Bu durum, İslam’ın gerçek anlamda yaşandığını göstermemektedir.
Zekâtını doğru yere vermeden ne olur?
Zekâtını doğru yere vermeden malı yele verir, onun malı fareye, bite, böceğe gider o, kurda kuşa yem olur.
Zenginlerin tasadduk ederken ne yapmaları gerekir?
Zenginlerin tasadduk ederken namazdan sonra otuz üç, otuz üç bunları çekin.
Zekât verilmesi gereken mallardan zekât vermedi o kimse ne yapar?
Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdele.
Altın ve gümüş biriktirenlerin hâline ne denir?
Vay o altın ve gümüş biriktirenlerin hâline, vay o ilm-i ledünne sahip olup da ilm-i ledünü kendisine saklayanlara, vay o Allah’ı bilme, tanıma bilgisine sahip olup da kendisini kenara çekip kibirlenip insanlara bir şey anlatmayanlara, vay o ilim ehli olan hadisçiler, fıkıhçılar, tefsirciler, kendi kendilerine ilim ehli olup da bir köşede oturanlara, vay ki onlara vay!
Allah yolunda harcama ile ilgili bir hadis-i şerif nereden alınıyor?
Hadis-i şerif Müslim’den: “Kul, ‘Bu benim malım,’ der. Hâlbuki ondan gerçekten ona ait olan sadece şunlardır:” Bak, “Kul, ‘benim malım,’ dermiş.” Hadis-i şerif. “Yiyip tükettiği, giyip eksilttiği, Allah yolunda verip sevabını kazandığı onunmuş.” Malın neymiş senin? Giyip eskittiğin, yiyip tükettiğin. Bir de Allah yolunda harcadığın senin malın. Allah yolunda harcadığın üç şey bakın, üç şey senin malın. Üç şey. Dördüncüsü yok hadis-i şerifte. Allah yolunda harcadığın, giyip eskittiğin, yiyip tükettiğin, geri kalanını dünyada bırakıp gideceksin, çünkü bırakacaksın. Geri kalanını dünyada bırakıp gideceksin. Bırakıp gitmek kötü mü? Değil. Hadis-i şerifte Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sahabeye diyor ki, “Sen çocuklarının arkadan dua etmesini istemez misin?” “O zaman çocuklarına biraz,” diyor, “mal bırak.”
Zekat verilecek kimseler nelerdir?
Zekat verilecek kimseler şunlardır: fakirler, miskinler, zekat toplayan memurlar, kalpleri islam’a ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda fisebilillah çalışanlar. Tevbe ayet 60: “Zekat Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere, yoksullara, zekat toplayan memurlara, kalpleri islam’a ısındırılmak istenenlere, kölelere, borçlulara Allah yolunda fisebilillah cihat edenlere, yolda kalanlara verilir. Allah her şeyi çok iyi bilendir. Hüküm ve hikmet sahibidir.
Zekat verilecek kimselerin sınıflandırılması nedir?
Zekat verilecek kimselerin sınıflandırılması şu şekildedir: 1. Fakirler; bunlar normalde hani muhtaç ama bunda muhtaç olduğunu hiç kimseye beyan etmiyor. Bakın dikkat edin, iyi fakir muhtaç olduğunu beyan etmez. Muhtaç olduğunu beyan eden dileniyor. islam ahlakına göre bir kimse isterse dilenci hükmüne geçiyor. Fakir kim o zaman? ihtiyacı var ama isteyemiyor, istemiyor. Bu fakir, birinci derecede verilecek olan kimseler bunlar. Birinci sınıf. 2. İkinci sınıf, miskinler. Bunlar normalde fakirdir ama bunlar ister. Çok özür dilerim, dilenir. Bunlarda ev, bark, çoluk çocuk yoktur, miskin. Köprü altında da yolun kenarında da her yerde vardır. Bunlar dilenirler. Bunlar normalde Allah’ı da peygamberi de istismar ederler. Allah’ı seviyorsan ver, peygamberi seviyorsan ver… Bunların adı ne? Bunlar da miskin. istiyorsa bir kimse, dileniyorsa o miskindir. Bu ikinci sınıf. 3. Üçüncü sınıf, zekat toplayan memurlar. Bu ancak islam hukukunun icra edildiği yerde olur, zekat memuru. Bunlar, devlet islam devleti ise devletin zekat memurları vardır. O zekat memurları gelir zekatı hesaplar. O zekat memuruna o zekat verilir mi? El-cevap verilir. Türkiye şartlarında veya islam hukukunun olmadığı bir beldede zekat memuru yoktur. Bir cemaat, bir tarikat kendi kafasına göre zekat memuru tayin edemez. Çünkü orada islam hukuku yoktur. islam hukuku olmayan bir yerde zekat memuru da söz konusu değildir. 4. Dördüncü, kalpleri islam’a ısındırılmak istenenler. Yani bunlar kim? Bunlar gayrimüslim unsurlar veya dinsiz unsurlar. Onların kalplerini islam’a ısındırmak için onlara zekat verilmiş amma Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri kendi halifeliği döneminde artık islam güçlü, Müslümanlar güçlü, kalpleri islam’a ısındırılmak için gayrimüslim unsurlara veya müşrik unsurlara zekat verilmez artık deyip hükmediyor. O yüzden böyle işte ayet-i kerimede var. işte onların da kalpleri, gönülleri islam’a ısındırılsın. Bu hükme Hazreti Ömer radyallahu anh hazretleriyle taberi caizse içtihat edilmiş. ‘Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız onu bulursunuz. Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı o da Ömer olurdu.’ O yüzden Hz. Ömer efendimizin içtihadını kenara atmak mümkün değil ve zaten Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında bu olmuş, Hazreti Ebubekir zamanında olmuş. Ondan sonra Hazreti Ömer efendimiz bunu ortadan kaldırmış. O yüzden normalde bu konuda Hanefilerin, Malikilerin, Hanbelilerin, Şafilerin de ortak icma olarak fetvası vardır. Yani kulaktan dolma halk arasında böyle şey yaparlar, ‘ya ne olacak işte o içki içiyor ama onun da gönlünü islam’a ısındırılalım.’ Hayır. Tövbe ettiyse geri döndüyse biz ona verelim. Tövbe etmediyse geri dönmediyse onlara zekat verilmez. 5. Beşinci sınıf, köleler. Bunlara da zekattan pay verilir, onlara zekattan pay verilmesinin sebebi kölelikten kurtulsunlar, özgürlüklerini eline alsınlar diye. Bugünkü ortamda böyle bir köleleştirilme yok. Böyle bir kölelik sistemi düzeni de yok. O yüzden bu beşinci sınıfta zekat verilecek olarak tayin edilmiş olan köleler yok ama bir beldede bir kölelik sistemi varsa, orada köleler var ise o zaman islam ilk önce onların kölelik sistemlerini bozması gerekir. Çünkü islam’da bir insanı köleleştirmek büyük günahı kebairdir ve Müslümanlar, islam insanları kölelikten kurtarır. 6. Altıncı sınıf, borçlular. Bunlar yalnız böyle bu borçlular böyle günah işlemek için borca girenler değil. Adam bar pavyon dolaşmış borcu var. Kredi kartlarını patlatmış, ben kredi kartı mağduruyum! Böyle değil. Veyahut da gitmiş kumar oynamış, sanal kumara bulaşmış, ondan sonra kredi kartından çekmiş parayı. Ben kredi kartı mağduruyum! Ne yaptın diyorum, benim kredim yok. ‘Ne yaptın dosdoğru söyle, ben sana yardımcı olayım.’ ‘Ya hocam bir hata yaptık biz.’ ‘Ne yaptın hata?’ ‘işte kumara bulaştık.’ ‘Ben ne yapayım?’ Senin kumar borcunu ödemek normalde kumar oynamak gibi. Şimdi islam olmayınca insanlar bunu da bilmiyor. Sen içki içen bir insana yardım ediyorsun, içki içmiş gibi günaha giriyorsun. Sen kumar oynayan bir kimseye yardım ediyorsun, kumar o, 7. Yedincisi, Allah yolunda fisebilillah çalışanlar. Bu normalde bir Allah yolunda cihada çıkmış. Cihat edenler bu cihat edenler şu anda Allah yolunda cihat edenler ülke bazında söylediğimizde Türkiye’de yok fiili cihat. Nerde var şu anda fiili cihat? Doğu Türkistan’da var, silahsız. Nerede var? Gazze’de var, silahlı. Nerede var? Myanmar’da var. Bu, tip yerlerde silahlı cihatlar var. Eğer oradaysanız oradaki silahlı cihada yardım edeceksiniz. Zekatınızı mücahitlere verebilirsiniz. Bu birinci sınıf. ikincisi ne? Bu çünkü ayet-i kerimede normalde burada şey olarak geçer, Allah için mücadele edenler olarak geçer. Böyle olunca Allah yolunda koşuşturan, Allah yolunda işte Kur’an ve sünnetin yaşanması için, yaşatılması için mücadele edenler bunlar. Alimler, hocalar, şeyhler, çavuşlar, dervişler…Bunlar normalde Allah yolunda koşturuyor. Sohbetten sohbete, zikrullahtan zikrullaha gidiyor. Ya bu konuda gayret ediyor, onlara normalde verilir mi? El-cevap verilir. Hatta bütün ulemanın icması var. Zengin olmuş olsa dahi. O kimse zengin, zengin olsa dahi ona zekat verilir mi? Evet. Bu konuda hadis-i şerifte var. Bunlara biz ne diyoruz? Fisebilillah Allah yolunda mücadele edenler. Fisebilillah! O kimse sohbetinden ücret almıyor. Yazdığı kitaptan ücret almıyor. Talebe yetiştiriyor. Talebelerden ücret istemiyor. Ben hocalık yapıyorum deyip de maaş almıyor. Fisebilillah Allah için yola çıkmış. hiç kimseden hiçbir şey istemiyor. Ona zekat verilir mi? Evet.
Zekat verilmesi gereken kimseler kimlerdir?
Şimdi geçmiş senelerde bir arkadaşım birisi bununla alakalı bana bir soru sormuştu telefonda. Dedim ki bu zamanda zekat verilecek yegane tek kimseler, tek grup var dedim. Allah yolunda mücadele edenler, Allah yolunda koşanlar. Asıl onlara zekat verilmesi gerekir dedim.
Zekat verilmesi gereken kimselerin şartları nelerdir?
Bir kimse ilim öğretiyor, oturmuş Kur’an öğretiyor. Oturmuş fıkıh öğretiyor. Oturmuş normalde o kimse tefsir öğretiyor. Bakın bunlar devletten maaş alanları bunun içerisine koymuyorum, o diyanette memur, o vazifesini yapacak. O maaşını alıyor. Bu ayrı. O kimse diyanette hoca, imam, maaşını alıyor, bu ayrı. Öbür türlü o kimse beş tane, on tane talebe almış, onlara Arapça öğretiyor veya onlara fıkıh öğretiyor, onlara hadis öğretiyor, onlara ahkam öğretiyor. Bu tip kimseler fisebilillah Allah yolunda koşturuyor. Allah yolunda feda ediyor kendini. O kimseye zekat verilir mi? El-cevap verilir. Hatta bütün normalde icma vardır bu noktada, o kimse zengin olmuş olsa dahi. Çünkü Allah yolunda koşturdukları için ne bileyim dünyalık bir şey elde etmek için uğraşmadıklarından dolayı zengin olsalar dahi onlara zekat verilir mi? Evet. El-cevap verilir.
Zekat verilmesi gereken kimselerin örnekleri nelerdir?
Yani Kasani’nin tabiri şu, çok hoşuma gitti, ibni Abidin’de geçiyor bu: ‘Allah yolunda olanlardan maksat Allah’a yaklaştıran her şeydir.’ Eğer ihtiyaç hasıl olursa bu ifadeye Allah’a itaat yolunda çalışan herkes ve bütün hayır yolları girer diye şerh düşmüş Kasani, bunu da ibni Abidin kendisine ölçü olarak almış, ikinci cilt sayfa 343. Çünkü bazen bana özelden yazıyorlar, işte nerde geçiyor bu filan diye. Yani öyle şey değil. Allah bizi affetsin. Maturidi’den Te’vilatü’l Kur’an, 5. cilt 409 ve 410 sayfalar. Arzu eden oralara müracaat edebilir.
Fisebilillah Allah yolunda koşan kimselerin özellikleri nelerdir?
Fisebilillah Allah yoluna çıkan insanlar dilenmezler. Fisebilillah Allah için yaşayan bir kimse dilenmez. Ne pahasın olursa olsun dilenmez. istiyorsa, dileniyorsa o Allah yolunda değildir. O fisebilillah değildir. O tabiri caizse amiyane tabirle yoluna çıkmıştır o. Yani o dilenmeye çıkmış. O para istemeye çıkmış. Allah yolunda koşan kimsenin paraya, pula, makama, mala ihtiyacı yoktur. Onun ihtiyacını Allah giderir. Allah’ı zikretmekten, Allah’ı anlatmaktan dolayı kendi ihtiyacını beyan edemeyenin Cenab-ı Hak vekilidir. Halis bir noktada ise halis insanların Cenab-ı Hak gönüllerine ilham eder. Onlar da kendiliklerinden ne yapacaklarsa yaparlar. Bu Allah’la alakalıdır. Bu direkt Allah’la alakalıdır. O yüzden bir kimse Allah yolundayım deyip istiyorsa dileniyor. O Allah yolunda değil. O miskinlerden. Rabbim cümlemizi dilenenlerden eylemesin. Amin.
Kurban etinin nereye gitmesi gerektiğini anlatan bir metin parçası var mı?
Senin kestiğin kurbanın eti kimin kursağına gitti? Yoksa birileri toplayıp bir sucukçuya mı sattı? Birileri toplayıp yemek ihaleleri alan bir şirkete mi sattı? Birileri toplayıp sıra restoranları olan bir şirkete mi sattı? Birileri toplayıp uçakta viski mi patlattı, şampanya mı patlattı? Kurban paralarıyla, deri paralarıyla ne yaptı? Birileri sattı boğazda kendine villa mı yaptırdı? Birileri sattı, tatil parası mı yaptı kendine? Senin kurbanın nereye gitti? Senin tasaddukun nereye gitti? Senin yardımın nereye gitti? Kime gitti? Kimlere gitti? Yoksa Mekke müşrikleri gibi Müslümanlarla mücadele eden bir kuruma mı gitti? Müslümanlarla mücadele eden bir topluluğa mı gitti? Dinle alakası olmayan bir derneğe mi gitti? Bir sürü dernek var. Deri topluyor, et topluyor. Evet. Nereye gitti? Kime gitti? O kimse şöyle diyor: “Benim niyetim temiz.” Git kardeşim, omoyla mı yıkadın ya? Sen nereye gittiğini bileceksin. Sen nereye gittiğini bileceksin, göz göre göre dinsiz bir derneğe, dinsiz bir vakıfa mı kime gitti senin kurbanın? Nereye gitti? E müşrikler Müslümanları alt etmek için adak yapmışlar, kesmişler. Hatta yani islam tarih kitaplarında o kurbanı kesen müşriklerin isimleri bile var. Araştırın bakın Taberi’ye bakın. Evet. ilk islam tarihçisi diyebiliriz Taberi’ye. inceleyin, isim isim var. isim isim! Müşriklerin isim isim kimler kurban kesmiş? O zaman öyle kendi kendini de böyle süsleme. Ameller niyetlere göredir. Öyle değil canım kardeşim. Sen bir ibadet ediyorsan yani ameller niyetlere göre, ben namaz kılacağım ama abdestsiz kılacağım. Niyet önemli! Yok öyle bir şey. Sen abdest alacaksın, öylesi namaz kılacaksın. Ameller niyete göre. Eee? Oturduğu yerden salat ettim ben diyecek. Yok öyle bir şey. Öyle bir ibadet yok.
Hacca gitmeyen Müslümanların sonu ne olur?
Namaz, dinde en son kaladır. Namazı yıkılanın dini de yıkılır. Hem namaz kılmayacak, hem Müslümanları hor hakir görecek! Hem oruç tutmayacak, hem oruç tutanları hor hakir görecek! Hem hacca gitmeyecek -farz olduğu halde ona- hem de hacca gidenleri hor hakir görecek. Müslümanlar da ezik büzük duruyorlar ya böyle, “Ne alakası var?” deyince duruyor şimdi, sana hac farz; sen bu parayla bu pulla hacca gitmen farz. Gitmezsen senin Hristiyan veya Yahudi olarak ölmende bir beis yoktur, hadis-i şerif. Ölürken Hristiyan veya Yahudi olarak öleceksin, ikisinden biri. Neden? Sende hacca gidecek para olduğu halde sen “Araplara para mı yedireceğim?” dedin, hacca gitmedin. Laf da bu! Meşhur ya: “Araplara para mı yedireceğim?” Avrupa’ya yediriyorsun ya! Maldivlere gidiyorsun, yediriyorsun ya! Adalara, madalara gidiyorsun, yediriyorsun ya! Bilmem neredeki adalarda gidiyorsun ya, para yediriyorsun ya! Hususi Tayland’a gidiyorsun ya para yediriyorsun ya! Neymiş de beli tutuklukmuş da, Tayland’taki masajcılar çok iyiymiş. Tabi! Tayland’a gidiyor, özel hususi Bursa’dan uçak kaldırıyorlardı ben tekstille uğraşırken, tekstilcilere ait…Ne diyorsunuz dedim eşlerinize, tahsilata gidiyoruz dediler. Bir uçak dolusu Bursa’dan tekstilci tahsilata gidiyor. Nereye? Tayland’a. Tabi! Fuara gidiyorlar, nerede fuar diyorum ben, nerede fuar? Ben de ilk önce anlamıyorum ya. Ondan sonra, “Mustafa abi…” “Buyur abiciğim?” “Abi fuar var, geliyor musun? Katılıyor musun? Nerede diyorum ben. “Tayland abi,” diyor. “Lan, Tayland’da tekstil fuarı ne arar?” diyorum ben. “Tay,land’ın tekstille işi ne” diyorum. “Ah be abi ya, sen çok geride kaldın ya,” diyor.
Zekatını ver, zekatını verirsen psikolojin düzgün olur, zekatını vermezsen psikolojin bozulur mu?
Müslim’den hadis-i şerif: Şüphesiz Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” Allah senin görüntüne bakmaz, temiz ol yeter, Allah temiz olanları sever zahir ve batîni. Allah senin malına bakmaz, zekatını ver, malın varsa zekatını ver, ondan sonra psikolojik rahatsızlık yaşıyorum beni kurtar deyip gelme. Zekatını ver, zekatını verirsen psikolojin düzgün olur, zekatını vermezsen psikolojin bozulur. Zekatını verirsen Allah’ın izniyle sen düzgün insan olursun vermezsen bozulursun. Namazını kıl, namazını kılmazsan bozulursun. Namazını kıl. Otuz Ramazan orucunu tut, tutmazsan bozulursun. Dilini tut dilini tutmazsan bozulursun. Dervişliğine sıkı sıkı yapış, yapışmazsan bozulursun. Tövbene sıkı sıkı yapış, tövbeni bozarsan bozulursun. Rabbim bizi bozulanlardan eylemesin, amin.
Din ve dinle alakalı bir tebliğden ücret alınmaz. Bu ifade ne anlama gelmektedir?
Din ve dinle alakalı bir tebliğden ücret alınmaz. Ölçü budur. Hanefilere göre, Hanefilere göre bir kimse namaz kıldırdığından dolayı da ücret alamaz. Hanefiye göre bir kimse namaz kıldırırsa ücret alsa bu caiz değildir. Çünkü bir kimse Kur’an-ı Kerim öğretse Hanefiye göre yani eski hukuka göre onun karşılığında ücret yoktur. Sonradan fetva vermişler bir emek sarf ediyor, emek sarf ettiği için ücret alabilir diye ama genel olarak islam’ın bu değişmez kaidesidir, bir ücret istenmez. Değişmez kaidesidir, camilerde para toplanmaz. Değişmez kaidedir, hutbe makamından para dilenilmez. O makam Hz.Muhammedi Mustafa’ya(s.a.v.) aittir. Hutbeye çıkan, hutbeye çıkan kimse Hz. Muhammedi Mustafa’yı(s.a.v) temsilen hutbeye çıkar. Hutbe o kadar önemlidir. Hutbeden dünyalık hiçbir şey istenmez, dünyalık bir şey söylenmez. Siz diyaneti o yüzden hani dini bir kurum olarak görüyorsunuz, yanılıyorsunuz. Diyanet işleri Başkanlığı dini bir kurum değildir, laik bir kurumdur.
Niyazi Mısrî’nin küfrüne fetva verilmesi neden olur?
Sonradan da birileri kalkar Niyazi Mısrî’nin küfrüne fetva verirler o zaman için, sonradan da taltif edeceğiz diye uğraşırlar. Muhyiddin ibni Arabi’nin kafirliğine hükmeder, ondan sonra da meselenin hakikatini anlayan birkaç kişi çıkar ya burada şunu demek istemiş burada bunu demek istemiş derler, ardından bir sürü özürler düzerler.
Bir cariye zina ettiğinde ne yapılması gerekir?
Bir cariye zina etti. Cariye kimin? işte senin. Cariye neydi? Savaşta esir alınan gayrimüslim kadınlar. Senin esirin veyahut da onu satın aldın esirin sahibinden, o cariye zina etti. Dikkat edin, diyor ki ona hâd uygulasın ama onun suçunu başına kalkmasın. Yani Ey zaniye gel, sen zina eden insansın. Nasıl zina ettin, nasıl yaptın bunu, başına kalkmasın.
Bir cariye üçüncü defa zina etse ne yapılması gerekir?
Sonra bu cariye üçüncü defa zina etse o da durmak durmak bilmiyor ya! ‘Üçüncü sefer zina ederse artık efendisi onu kıldan bir ip bedeline bile olsa satsın.’ Yani bedelsiz gibi kıldan bir ip. Yani bir urgan karşılığında, bir ip karşılığında da satsın. Hayır gelmiyor artık ona..Ahlaki çünkü iyice aşağı inmiş, onu diyor satsın.
Ezanın okunması neden önemlidir?
Ezanı okutuyor Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve sellem . Sünnetlerini kılıyor. Sahabe ardından kamet getiriyor. Bazı çevirilerde “kaza kıldı” deniyor; hadis-i şerifin metninde “kaza” ibaresi yok. Buranın altını çizmek istiyorum. Böyle bir ibare yok diye de sabah namazını es geçmeyin. “Ya, uyandığımda kılarım, nasıl olsa Mustafa Bey böyle dedi,” kolaylaştırınız diye de hadis-i şerif var zaten. E, ne yapalım yani? “Sabah namazını da vaktinde kılmak için uğraşmayalım,” böyle bir şey yok. Sabah namazını vaktinde kılmak gerçekten dünya ve içindekilerden daha kıym.
Risale-i Nur’un 29. Mektubu dokuzuncu kısımında ne anlatılmaktadır?
Ehl-i Sünnet ve cemaatin bir kısım zahiri uleması ve Ehl-i Sünnet ve Cemaate mensup bir kısım ehl-i siyaset gafil insanlar, ehl-i tarikatın içinde gördükleri bazı sûistimâlleri ve bir kısım hatîâtı bahane ederek, o hazine-i uzmâyı kapatmak, belki tahrip etmek ve bir nevi âb-ı hayatı dağıtan o kevser menbaını kurutmak için çalışıyorlar. Halbuki eşyada kusursuz ve her ciheti hayırlı şeyler, mezhepler, meslekler az bulunur, âlâ külli hâl bazı kusurlar ve suistimal olacaktır. Çünkü ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette suistimal ederler. Fakat Cenab-ı Hak, âhirette muhasebe-i a’mâl düsturuyla, adalet-i Rab- baniyesini, hasenat ve seyyiatını muvazenesiyle gösteriyor. Yani, o kimse iyi niyetliyse, o eksiğini gediğini Cenab-ı Hak ne yapı- yor? Hasenata çeviriyor. Yani hasenat racih ve ağır gelse mükafatlandırır, kabul eder. Eğer günahları ağır gelirse, cezalandırır, reddeder.
İslam dünyasında istikametsiz insanların neden çok olduğu?
İslam dünyasında istikametsiz insanlar çok fazla çünkü ne yazık ki salt Kur’an ve sünnete uyan, salt Kur’an ve sünnete uyan, bu konuda çok azalmış hatta ümmet de salt Kur’an ve sünnete uyan insanları kerih görmüş. Demiş ki bu böyle hani batının diliyle söyleyeyim, işte ne? Radikal Müslüman, radikal islamcı. Ne? Terörist. Ne? işte bunlar gerici. Ne? Bunlar yobaz. Ne? Bunlar işte irticacı. Bunlar hep böyle batının Müslümanların üzerinde, Müslümanların üzerinde oynamış olduğu oyunlar ve ne yazık ki bizim içimizdeki Yahudi bozmaları da altını çizerek söylüyorum, korkmuyorum, bizim içimizdeki Yahudi bozmaları da Mossad bozması, cia yosmaları da bu sözleri almışlar, burdaki yerel halkın dinini yaşamaya çalışan Müslümanların üzerine bu elbiseyi giydirmeye çalışmışlar.
Namazda mihrap ve kıblesin ne anlama gelir?
Kimin namazında mihrap ve kıblesi Ayn (yani Allah’ın zatı, cemali) olursa onun tekrar iman tarafına gitmesini ayıp ve kusur bil. Hazreti Pir tel mel bırakmıyor. Böyle çeviriveriyor. Neye iman ederiz? Allah’ın varlığına ve birliğine. Gördün mü? Hayır. Neye iman ederiz? Meleklerin varlığına. Gördün mü? Hayır. Neye iman ederiz? Peygamberlerine. Gördün mü hayır. Adem’i gördün mü? Hayır. Kur’an’da ismi geçen peygamberleri gördün mü? Hayır. Hazreti Muhammed’i Mustafa’yı sen gördün mü? Hayır. Neye iman ederiz? Kadere. Neye iman ederiz? Cennetin ve cehennemin var olduğuna. Neye iman ederiz? Hesabın var olduğuna, kıyametin, mahşerin var olduğuna iman ederiz. Bakın, bu iman ettiklerimizin hiçbirisini de görmedik. Burdaki imanımız bizim mecazi, taklidi. Görmediğimiz Allah’a, görmediğimiz meleklere, görmediğimiz peygamberlere, görmediğimiz kitaplara, görmediğimiz ölüme, din gününe, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, cennete, cehenneme, kıyamete, mizana, hesaba, kitaba, imân edenler!
Üstadınızın makamı neden Bosna meclisi meşaih başkanı makamına geçti?
Bosna meclisi meşaih başkanı, Sırrı efendi vefat ettikten sonra o makamı üstadımıza layık gördüler, seçimle o makama geldi, ordaki üstatlar, şeyhler tarafından.
Hizmete meyletmek ve o cihana gitmek azmi, ağıza alınan lokmanın helal olmasından doğar mı?
Lokma tohumdur mahsulü fikirlerdir; lokma denizdir, incileri fikirlerdir. Hizmete meyletmek ve o cihana gitmek azmi, ağıza alınan lokmanın helal olmasından doğar.
Helal lokma, helal lokma senin vücudunu da güzelleştirir, vücudunu da böyle tatlılaştırır mı?
Lokma tohum, dikkat et. Yediğine içtiğine dikkat et. Yedirdiğine içirdiğine de dikkat et. Mübarek insan, senin kazancın haram, haramı bir başkasına yedirme bari hiç olmazsa. Onun ihlasını ve samimiyetini bozma. Sen bozma, olmaz. O zaman lokma eğer helal olursa fikrin de helal zikrinde güzel düşüncen de güzel. Helal lokma, helal lokma senin vücudunu da güzelleştirir, vücudunu da böyle tatlılaştırır. Helal lokma, pırıl pırıl parlasın. Helal lokma, zikredersen nurun artar. Farzları yerine getirirsen nurun artar. Nereye gitsen herkes döner sana bakar. Sen bakma ama bakanlara, nefsine uyma. Onu kendinden görme. O Allah’ın sana bahşettiği bir nur. Zikrullah nuru, helal lokma nuru. Vakarını bozma. Kendini bozarsan Cenab-ı Hak o hali senin üzerinden alır. Allah sana bir vakar verir, helal lokma yiyenler, Allah’ı zikredenler, onlar da bir vakar vardır. Onlar yürürler, arkalarından alem yürür sanki ama helal lokma yoksa onda böyle bir etkisi olmaz. Onlar sünepe olur. Ne sözleri geçer ne yürekleri geçer. Hiçbir şeyleri geçmez. Onlar yürürken de sünepe bir şekilde yürür. Arz titrer, toprak der ki bu benim başımda ne arıyor. Evet, helal lokma yer Allah’ı zikrederse yürüdüğü yerdeki dağlar, taşlar, duvarlar, ağaçlar, böcekler hepsi de Allah’ı zikreder, sevinirler, dua ederler sana. Sen zannetme ki taşın duası yok, sen zannetmeye ki toprağın duası yok, sen zannetme ki ağacın duası yok, sen zann, ki dışardaki kuşun, kurdun, köpeğin, kedinin duası yok, sen zannetme ki uçan kuşun duası yok, sen zannetme ki solucanın duası yok, sen zannetme ki herhangi bir su damlasının duası yok. Allah’ı zikreden helal lokma yiyen her nereye elini atarsa ordaki zikrullah coşar. Neye elini atarsa kendinden geçer o. Hayretten hayrete geçer. Sen zannetme ki etrafındaki madde, etrafındaki varlıkların, yaratılmışların ruhları yok. Dilleri yok. Öyle zannetme, hepsi de dile gelir. Desen ki taşa benden önce burdan kim geçti diye, taş sana cevap verir. Evet, ordaki kediye sorsan benden önce burdan kim geçti diye kedi sana cevap verir. Ordaki yatan köpeğe desen ki burda ne oldu, sana cevap verir. Sen Allah’ı zikret kardeş, sen dersini çek, helal lokma ye. Sen zannetme ki etrafındaki eşyanın dili yok.
Haramın insan üzerindeki dört tecelliyatı neymiş?
Allah korkusu hatırına gelmez. Gördüklerinden ibret almaz, okuduklarını öğrendiklerini anlamaz, kavrayamaz.’ Haramın insan üzerindeki dört tecelliyatı neymiş? Kalbi kararırmış ve o kalbi hasta edermiş. Sonra ibadetin tadını duymaz, Allah korkusu hatırına gelmez, gördüğünden ibret almazmış. Tirmizi’de ‘kim helal ve temiz lokma yer, sünnet üzere amel eder ve insanlar kötülüğünden emin olursa cennete girer’ buyruldu, dikkat edin. Yine ibni Hanbel’den: ‘Dört vasıf sende bulunursa dünyalıktan kaybettiğin diğer şeylere aldırış etme. Bunlar; emaneti korumak, doğru konuşmak, güzel huy ve helal lokma yemektir.’ Yine Taberani’den bir hadisi şerif: ‘Ey Sa’d, yemeğini helal ve temiz yap ki duan kabul olsun. Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki kişinin midesine indirdiği haram lokma sebebiyle kırk günlük ameli kabul edilmez. Haramla beslenen her kula cehennem daha yakındır.’
Her kime haramdan mal isabet eder de ondan bir gömlek giyerse o gömlek üzerinden çıkarılıncaya kadar onunla kıldığı namazı kabul etmekten Allahu Teâlâ mıdır?
Her kime haramdan mal isabet eder de ondan bir gömlek giyerse o gömlek üzerinden çıkarılıncaya kadar onunla kıldığı namazı kabul etmekten Allahu Teâlâ münezzehtir. Tergip ve tergipteki bir hadis. Demek ki haramla ilişkimizi keseceğiz. Kazancımız, yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz helal. olacak. Rabbim bizi helal dairede yaşayanlardan eylesin. Eşine, çoluğuna, çocuğuna, etrafına helaldan yedirip içenlerden eylesin. El Fatiha maassalavat.
Allah yolunda koştururken birileri ne yapabilir?
Birileri sizi akılsızlıkla itham eder. Birileri size sizde akıl yok, fikir yok, siz ne yapıyorsunuz der, arkanızdan gülerler, alay ederler.
Allah yolunda koşturan bir kimsenin arkasından gıybet edenler ne tür kişilerdir?
Bir kimse Allah yolunda, o Allah yolunda koşan bir kimsenin arkasından gıybet ediyorsa işte yoluyla alakalı, kendisiyle alakalı, ne bileyim işte onlar bir eksik, kusur bulurlar ya, bunlarla alakalı gıybet ediyorsa o kimse münafığın ta kendisidir ve Allah yolunda koşturan bir kimsenin gıybetini ettiği için tövbe etmezse o kimseyle helallaşmazsa Allah onun kalbini mühürler.
Allah yolunda koşturan bir kimsenin arkasından gıybet edildiğinde ne yapılması gerekir?
O kimsenin tövbe edip gidip bir de ondan helallik alması lazım. Ondan helallik almazsa Allah yolunda koşturan, Allah’ı zikreden, Allah’a hamdeden, Allah’a şükreden, Allah yolunda neyi varsa kendisini heba eden bir kimsenin arkasından gıybet edildi, dedikodu edildi, iftira edildi, o kesinlikle onunla helalleşmesi lazım. Helalleşmezse o kimse iman üzerine gidemez, net.
Sahur vakti ne zaman ve ne yapmak gerekir?
Sahur vakti sabah namazından sonra seher vaktinde rızıklar taksim edilir. O esnada ayakta duracaksın sen, rızıklar taksim ediliyor, sen ayakta duracaksın. Esnafsın, sabah namazından sonra ne işin var yatmakta, uyumakta senin? Sufilik az uyumak. Yürü, bak işine, aç dükkanını, temizliğini yap.
Neden sabah namazından sonra bereket duası edilir?
Sabah namazından sonra bereket duası edilir çünkü sabah namazından sonra seher vaktinde rızıklar taksim edilir. O esnada ayakta duracaksın sen, rızıklar taksim ediliyor, sen ayakta duracaksın. Esnafsın, sabah namazından sonra ne işin var yatmakta, uyumakta senin? Sufilik az uyumak. Yürü, bak işine, aç dükkanını, temizliğini yap.
Perhizin tanımı nedir?
Ben hep derim, bir kimse can kulağıyla üstadını dinleyecek, perhiz edecek kendisini. Perhiz edecek. Can kulağıyla, canıyla, nefesiyle, her şeyiyle üstadını dinleyecek. Kuran ve sünnete bakacak. Kuran ve sünnet dairesinde kalacak. En büyük perhiz bu. Din olarak Kur’an, sünnet imamlarının içtihadı, yol olarak üstadını dinleyecek. Başka bir şey yapmayacak, perhiz bu.
Dervişlerin üstadına karşı perhiz etmeme sorunu nedir?
Zaten haramlar noktasında, haram helal noktasında hiç kimsenin bir derdi yok ama en büyük sıkıntı dervişlerde üstadına karşı kendisini başka yerlerden perhiz etmesi. Bu geçmiş dönemde de kardeşlerin hatası buydu. Şeyh efendinin zamanında da bu geçmiş dönemde de kardeşlerin hatası buydu.
İlimin nasıl kullanılması doğru olur?
Kur’an ve sünnet dairesinde harama haram fetvasını, helale helal fetvasını veremiyorsanız, Kur’an’ın ayetlerini, Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in hadisi şeriflerini eğip büküyorsanız, iktidarlara yalakalık yapmak için zenginlere yalakalık yapmak için güç sahiplerine yalakalık yapmak için ilminizi kullandırıyorsanız, ilminizi beş paralık ediyorsanız, vallahi de billahi de böyle namazdan eve evden namaza giden Müslüman sizden hayırlı ve siz cehennemin en ücra köşesindesiniz.
Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri titreme ile ilgili ne demiştir?
Hani meşhur ya Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri giderken bir genç bir Müslüman titremeye başlıyor, atıyor kendini yere, emire’l müminin diyor bu kim, diyorlar ki bu Iraklı Müslümanlardan birisi. Böyle Allah anılınca, Allah delinince bunda böyle bir titreme oluyor diyorlar. Diyor ki kaldırın atın bunu kenara, bunda şeytanın tecelliyatını görüyorum diyor.
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Bedir savaşında ne yapmıştır?
Yani savaş esnasında Hz. Ömer efendimize soruyor. Sen diyor öyleyi kıldın mı? Kıldım ya Resulallah diyor. ikindiyi kıldın mı diyor, kıldım ya Resulallah diyor. Daha kendisi savaş o kadar çok sert geçiyor, öğleyi, ikindiyi kılmamış daha, savaş çok sert çünkü. Bu sefer dayanamıyor, bir avuç toprak alıyor, lanet olasıcalar diyor, namazımızı kıldırmadılar daha deyince karşı taraf bir avuç toprakla alabora oluyor. Ondan sonra Bedir’de galibiyet geliyor ama bir avuç toprak müşrikleri alabora ediyor.
Hz. Peygamberin fiiliyatı nasıl değerlendirilir?
Cenab-ı Hak ayet-i kerimede o yüzden diyor ‘sen atmadın ben attım’ diyor. O bir avuç toprağı sen atmadın ben attım yani Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin o fiiliyatını kendi üzerine alıyor, cebriye olmuş oluyor burda. Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in kendince bir bu konuda ihtiyarı yok. Zaten yok da çünkü ayet-i kerimede ‘ne yaptıysa kendi heva hevesinden yapmadı. Allah’ın emrini yerine getirdi’ diyor.
Hz. Muhammed(s.a.v.)’in mucizesi nedir?
Bazı rivayetlerde Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri diyor ki yani ayı ikiye böleyim mi. Onları birden cezbediyor onları, diyorlar ki çok zor bir şey söyledi. Evet diyorlar, ayı ikiye böl. Ben şeyh efendinin naklini, söylediğini bitireyim. Şeyh efendi bunu böyle anlatırdı, işte Ebu Cehil çıkıyor, bütün Kureyşliler orda, kuyudan çıkarıyor, diyorlar ki ya kuyudan hiçbirimiz çıkaramadık bunu, Hz. Muhammed(s.a.v) çıkardı, işte peygamberliğine mucize bu. Ebu Cehyil diyor ki diyor ki kardeşim oğlu bir şey daha isteyeceğim senden, diyor. Bunu da yaparsan diyor, evet inanacağım diyor. Ne istersin, diyor ona. O da diyor ki bu ayı ikiye böl. Ebu Cehil diyor. Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri iki rekat namaz kılıyor, elini kaldırıyor, dua ediyor, Ya Allah bismillah! Ay ikiye bölünüyor. Ebu Cehil o zaman diyor ki şimdi inandım diyor. Gerçekten sen büyücüsün. Bu sefer de Ebu Cehil onu diyor şimdi inandım kesin karar verdim, büyücüsün diyor. işte bu şeyh efendinin nakli. Ben şimdi kitaplarda okunanı söyleyeyim, kitaplarda okunanda da Kureyşliler, ileri gelenler geliyorlar. ileri gelenler gelince diyorlar ki: ‘Ey Muhammed! Bize bir keramet göster. O keramet göster deyince işte ne istiyorsunuz? Ayın ikiye bölünmesini. Böylece Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri eliyle ne yaptı? Ayı ikiye böldü. Ay ikiye bölününce iki tane yarım ay; dağın bir tarafında bir yarım ay, bir tarafında bir yarım ay. Bunu yerel halk da gördü gece, dışarda olanlar bunu gördüler. Bunu tespit ettiler. Dediler ki evet, biz bir gece iki tane ay gördük yarım yarım. iki tane ay gördük bir tane değil, iki tane ay gördük. Şakk-ı kamer meselesi bu. Yani o tabak gibi duran ay, iki yarım böyle şeye döndü, yarım aya döndü. Bir tanesi dağın bir tarafında, bir tanesi dağın bir tarafında böyle görüldü. işte Hz. Pir diyor ki bir kol var, o kol diyor dağ deliyor. Denizlerde yürüyecek gemi yapıyor, maden çıkarıyor ama bir de diyor cana can olmuş. Cana can olmuş, canın canı olmuş öyle bir kol var ki diyor o da diyor manevi olarak ayı ikiye bölüyor. Şakk-ı kamer ve tabii bu hadise olduğunda tabiri caizse Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri de coşuyor. Hatta etrafındakilere diyor ki şahit olun, şahit olun, şahit olun diyor. Hani buna şahit olun. işte Hz. Pir de diyor ki bu diyor onun kolu, ayı ikiye böldü. Demek ki öyle manevi bir hal olur, o manevi hal olunca kimisinin kolu ayı ikiye böler. Kimisi de ne yapar? Kimisi de kol gücüyle maden çıkarır, kol gücüyle duvar örer, kol gücüyle iş yapar. Hak mıdır? Haktır ama eğer cana cana, can olursan, cana can olursan o zaman senin manevi bir kuvvetin, manevi bir gücün, manevi bir tecelliyatın olur. Allah bizi onlardan eylesin.
Zikrullah yaparken abdestin önemini nasıl açıklar?
Ben kendi kendime dedim ki bana bir şeyh lazım, kitapta okuyorum çünkü onu. Bana dedim bir üstat lazım, bana bir mürşit lazım. Bunun ben kendi kendime çözüyorum bunu, diyorum ki benim bu durumlarımı çözecek, benim bu durumlarıma bir şey söyleyecek olan bir kimse lazım bana. Kendi kendime bunun kararını veren bir insanım ve sonra ilk ramazan, oruç tutuyorum ben, o ramazanda şeyh efendi hazretlerinin halaka-ı zikrullahı ile ben buluştum. Bizim, Allah rahmet eylesin, Mehmet diye bir arkadaş vardı, onu çağırdı bir arkadaş. Hep anlatıyorum ilk zikrullah halakası ile tanışmamı, dedim nereye çağırıyor seni, dedi birader sana göre değil dedi. Söyle lan dedim, nereye çağırdı seni. Ben dedim Furunlu köyünü biliyorum. Eğer bana söyleme dedim, vallaha da billaha da tillaha da dedim basacağım bu gece orayı dedim. Biz namaza abdeste başladık ama kabadayılıktan bir şey bırakmıyoruz gene. Bu korktu, ben basacağım deyince basıyorum, o biliyor çünkü. Dayak atacağım diyorsam atıyorum, döveceğim deyince dövüyorum. Orası karışacaksa karışıyor. Hoç hala da geri adım atmış değiliz. Öyle yaşımın atmış olduğuna bakmayın, dövülecekse döverim, kimseye de bir şey demem ya! Yatırıveririm aşağı! Sakalımın beyazlığı sizi aldatmasın, siyahlar arkadan tekrar gelmeye başladı! Ona göre yani, onu da not olarak düşelim kenara, bir yerde dursun. Öyle biz varoş çocuğuyuz yavrum! Hah, adamın geliyor senin, her gün uğruyor. Bir de fotoğraf çekti, selfie yaptık, kime göndereceksin dedim, ha nerde Onur? Attı mı? Evet.
Faiz almak ne demektir?
Müminin müminden faiz alması, Kâbe duvarın dibinde anasını nikâhlanması gibidir. Faiz yiyenler mezarlarından şeytan çarpmış gibi kaldırılır.
Faiz almanın hukuki durumu nedir?
İslam ülkesinde müminle gayrimüslimin veya dinsizin arasında faiz yoktur. Hüküm var mı var. Hüküm imam-ı Azam’ın mı? Evet. Bu yaşanmış mı sahabe döneminde? Evet. Hz. Ebubekir yaşamış, diğer sahabeler yaşamış mı? Evet. Bunun hükmünü böyle versen alır kabul ederiz, sıkıntı yok. Hüküm var.
Dinî kavramlarla ilgili hangi tür yorumlar yapılmaktadır?
Bakın ben Allah affetsin, yaptım diye söylemiyorum otuz yıldan beri hadis inkârcılığını, mezhep inkârcılığını hep gündemde tutuyorum. Diyordum ki eski arkadaşlar hatırlarlar. Bir gün gelecek Kuran’ı değiştirmeye çalışacaklar diyordum. Bakın çalışıyorlar şimdi. Kur’an ayetlerinin üzerinde çalışıyorlar, geçtiler hadisleri, mezhepleri geçtiler, Kur’an ayetlerinin üzerinde çalışmalar yapılıyor. Kuran’ın cihatla alakalı ayetlerinin üzerinde çalışmalar var, faizle alakalı ayetlerin üzerinde çalışmalar var, hukukla alakalı ayetlerin üzerinde çalışmalar var, evlilik hukuku ile alakalı ayetlerin üzerinde çalışmalar var! Bunlar saklı gizli değil bir de! Şu anda ilahiyatlardan hadis inkârcısı öğrenciler çıkıyor, imam hatiplerden hadis inkârcısı, mezhep inkarcısı çocuklar çıkıyor. ilahiyatlardan bildiğiniz hadis inkarcısı, bildiğiniz mezhep inkarcısı bildiğiniz ayet inkarcısı ilahiyatçılar çıkıyor bu ülkede! Bunlar dönemin hastalıkları. Koca koca fıkıh profesörleri enflasyon miktarı kadar faizin alınabileceğini söylüyorlar. Koskoca fıkıh profesörleri, bu ülkede söylüyorlar, TOKi’nin almış olduğu faizin faiz olmadığını söylüyorlar. TOKi faiz alıyor ya bunun faiz olmadığını söylüyorlar. Devletin almış olduğu faizin faiz olmadığını söylüyorlar. Koca koca fıkıhçılar artık enflasyon miktarı kadar faizin alınabileceğine dair Türkiye’de fetva veriyorlar. Bunlar dönemin hastalıkları. Bunlar gündemin, dönemin hastalıkları.
Müslümanlar neden cahil hale geldiler?
Müslümanlar namazsız hale geldi. Müslümanlar oruçsuz hale geldi. Müslümanlar zekâtsız hale geldi. Müslüman, namazı yok! Müslüman, orucu, Müslüman zekâtı yok! Müslüman, haramı bol! Helali az, haramı bol! Müslüman o hale geldi. Dini ilmi yok, cahil. Okumayan bir Müslüman, okutulmayan bir Müslüman, öğretilmeyen bir Müslüman. Hani diyorlar ya işte Müslümanlar cahil.
Müslümanlar neden cahil olunca sapkın hale geldiler?
Müslümanlar cahil. Şimdi Müslümanlar cahil olunca sapkın, ne tarafa gideceği belli olmayan, ne tarafa gideceği belli olmayan, nasıl bir işe karışacağı belli olmayan, kimin elinde oyuncak olacağı belli olmayan bir topluluğa dönüştüler. Sebep? Çünkü Müslümanlar Kur’an ve sünneti bilmiyorlar.
Müslüman toplumları nasıl etkiledi?
Cahil, bir din cahili oldu toplum, din cahili ve bunun içerisinde bir de böyle çok afedersiniz kanı bozuk, sütü bozuk, dindarmış gibi görünen, din âlimiymiş gibi görünen ama Müslümanlara ihanet eden Müslüman toplumlara ihanet eden ama siz bunun adına şeyh deyin ama bunun adına âlim deyin ama siz bunun adına siyasetçi deyin ama siz buna işte din adamı deyin ne derseniz deyin. Bir de bunlar çıktı Müslümanların başına ve Müslümanların yollarını karıştırdılar.