Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Klasik Eserler ve Şerhler — Sayfa 5

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 5/19

Bir topraklarda yaşayan insanlar nasıl huzur içinde yaşamaya devam edebilir?

Biz bir ve beraber bir şekilde bu topraklarda huzur içerisinde yaşamaya devam ederiz.

Kaynak: 75. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Çanakkale Mirâsı, Mesnevî 865. Beyit —

Beyit ve Mürşid-i Kâmil Yolculuğu konularını ele alarak, dergâh adabları, sufilik anlayışı, yıldızların etkileri ve mesnevî beyitlerinin tefsiri gibi konular tartışılmıştır?

Yıldız İlminin Haramlığı, Mesnevî 750. Beyit ve Mürşid-i Kâmil Yolculuğu konularını ele alarak, dergâh adabları, sufilik anlayışı, yıldızların etkileri ve mesnevî beyitlerinin tefsiri gibi konular tartışılmıştır.

Kaynak: 67. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Yıldız İlminin Haramlığı, Mesnevî 750.

Çavuşu zâkir-i nâkibi nugabbâ’yı halife-i şehye yerine koymak değil midir?

750. Bey, Güneş bir burçtan bir burça gidip durduğundan geçen Twitter’da yazmıştım. Sufilik, bizim bildiğimiz sufilik. Çavuşu zâkir-i nâkibi nugabbâ’yı halife-i şehye yerine koymak değildir. Kim bunu yaparsa, yola laf getirmiş olur. Kim başındaki çavuşu zâkir-i nâkibi nugabbâ’yı şehye gibi tutar görürse, sapkınlardan olur. Hangi çavuşu zâkir-i nâkibi nugabbâ buna müsaade ederse, o da sapkınlardan olur.

Kaynak: 67. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Yıldız İlminin Haramlığı, Mesnevî 750.

Kaza Kıssası, Raziyet Makamı ve Mesnevî 750. Beyit Tefsiri nedir?

Bizim çanta caci Mehmet vardı, Abdurrahmanirrahmanirrahim’in babası. Allah rahmet eylesin. Biz böyle onunla iyi dostluk yaptık. Cenab-ı Hak cennetinde makamını arttırsın inşallah. Demirtaş’ta ilk bizim zikullah yapılacak olan evi tahsis eden kimsedir. Bak zikullah yapacağımız evi tahsis eden kimsedir. Bir gün Nevşehir’e gideceğiz. O da yeni bir araba aldı. Rüyamda arabayı vuruyorum ben, kaza yapıyoruz. Allah yılısını versin dedim kendi içimden.

Kaynak: 67. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Yıldız İlminin Haramlığı, Mesnevî 750.

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin 755. Beyiti nedir?

Onlar bu meşhur yedi kat gökten başka diğer göklerde seyir ve hareket ederler; birbirlerine bitişik bu yıldızlar Allah’ın nurlarının ışığında dururlar.

Kaynak: 66. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: İbadette Huşu, Nikâh Kolaylığı, Mesnevî

Mesnevî dersi nedir?

Mesnevî dersi, Galip Nur, Rahman’ın iki parmağı arasındaki kalpler, nur türleri ve nefis merâtibi; dergah edebi ve şeyhe intisabın önemi, itikaf programı (70.000 tevhid, Hz. Peygamber’i görmek) ile rüya ve hallerin dervişlikteki yeri.

Kaynak: 60. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret Hukuku, Galip Nur, Dergah Edebi

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin ruhundan beslenen derin bir tematik yolculuğa çıkmıştır?

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde bir önceki dersten devam edilen bu 44. sohbet-i şerîfinde; Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin ruhundan beslenen derin bir tematik yolculuğa çıkmıştır. Sohbete Buruç Sûresi’nin arka planını oluşturan Ashab-ı Uhdud (hendek) kıssasıyla giren Efendi hazretleri, Zünuvas’ın ateş dolu hendeklerine inananları attığı bu tarihsel olayı Hz. Pir’in Mesnev, Mesnevî’nin ilk beyitlerindeki özlem temini ‘ötelerden kopup gelen, aslından uzak düşen ruhun yeniden aslına dönme isteği’ ekseninde yorumlamıştır. Camiye girmekteki aynılaşma hastalığını teşhis etmiş; markete girer gibi camiye girenin iç dünyasındaki boşluğu ve bu boşluktan kurtulmanın yolunu göstermiştir. Nahl Sûresi’nin ‘hikmetle ve güzel öğütle davet et’ emrini açıklayan Efendi hazretleri, ‘dinde zorlama yok’ ilkesini doğru çerçeveye oturtmuş; ‘Mihrab’a gelince yapacağım’ türünden ertelemeciliğin ruhun paslanmasına yol açtığını vurgulamıştır. Son bölümde acının içine sevgilinin lezzet kattığı ilkesini anlatan Efendi hazretleri; sahte din adamlarının ‘Mehdi benim’ söylemiyle topladıkları kaynakların darbeye dönüştürüleceği planına dair uyarısını yapmış ve Zünnu Basın’ın ibretlik akıbetiyle sohbeti noktalamıştır.

Kaynak: 44. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ashab-ı Uhdud, Mesnevî’nin Özlemi, Hik

Hakikat-i Muhammediyye nedir?

Sonuç olarak hakikat-i Muhammediyye nazaretesi Mesnevî’de de yer edilmiştir. Evet. Hemen hemen bütün Sufi topluluklar, bütün Sufi yolların hepsi de hakikat-i Muhammediyye nazaretesinde toplanırlar. Buna Hafiz-i Zikrullah erbapları dahil Cehri’ler dahil hemen hemen bildiğiniz, aklınıza gelebilen bütün Sufi toplulukları hakikat-i Muhammediyye nazaretesinde cem olmuş vaziyettelerdir. Hakikat-i Muhammediyye nazaretesine karşı çıkan son 150-200 yıldır meydana oluşturulan, meydana çıkarılan değişik yollardır.

Kaynak: 40. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Zikrullah, Aile İlişkileri, Arı Kovası

Sohbet-i şerîfinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sinin 300 mıdır?

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurulan bu 38. sohbet-i şerîfinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sinin 300. beytini şerh ederek — ‘Allah kimin ruhuna mihenk vurursa ancak o kişi yakîni şüpheden ayırt edebilir’ — ilâhî hidayetin kalbe yerleşmesinin hakikatini ortaya koymuş; dervişliğin ince ahlakını ‘ele geleni yememek, dile geleni dememek’ düsturuyla özetlemiş; doğru sufiliğin insanı Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine yönlendirdiğini, Hz. Mevlânâ’nın da bizzat ‘bana bakın değil, Muhammed Mustafa’ya git’ dediğini beyan etmiş; Allah Teâlâ’nın arıya vahyetmesini örnek vererek kendi kullarına da ilham ettiğini ve münacaatın derinliğini işlemiş; Hz. Âişe annemizin ‘günler geçerdi de Hz. Peygamber’in evinde duman tütmezdi’ rivayetleriyle Peygamber-i Zîşân’ın sade hayatını ve bu sadeliğin günümüze dersini anlatmış; terör meselesinde nereden gelirse gelsin şiddete karşı net İslâm tutumunu ortaya koymuş; soru-cevap bölümünde istihare namazının sahih yöntemi, evlilik kararında ilâhî işaretler ve diğer çeşitli meseleleri ele almıştır.

Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi

Vücut güzelliğine ve kozmetiğe olan ithalata dair ne söylendi?

Vücut güzelliğine ve kozmetiğine olan ithalata baktım. Kendi kendime dedim ki, yani şu parayla insanlar neler yapmazlar dedim. Düşündüm gecenin yarısında kendi kendime. Kozmetiğe o kadar para vermişiz dış güzelliğimiz için. Ama içimizi güzelleştirmek için bir şey vermemişiz. Millet hacca gidiyor diye tamtamları çalıyorlar, para yediriyorlar Araplara diye. Ya adamlar hacca gidiyorlar, ibadet ediyorlar. Milyon dolarlar kozmetiğe vermişiniz neden tamtam çalmıyorsunuz? Neden tamtam çalmıyorsunuz? 270 milyon dolar vermişiniz kedi köpek mamasına. 10 dolar kedi köpek mamasının kilosu, etin kilosu 10 dolar. 10 dolar kedi köpek mamasının da kilosu 10 dolar.

Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi

İstihare yapmak neden gerekir?

Şüpheye düşerseniz istihare yapacaksınız. Bizde şu, ben kimle evleneceğim istihare yapayım. Olur. Benim kimle evleneceğim, evliliğim hayırlı mı değil mi? Ya kimle evleneceğim belli değil. Daha evlenecek aday yok orta yerde. Aday adayı yok. Nereye istihare yapıyorsun? Yok, yapacak o.

Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi

"Çalap" ve "Tanrı" kelimesi meselesi nedir?

Yûnus Emre, Hacı Bayram Velî ve bazı evliyâlar şiirlerinde Allâh’a ‘Çalap’ diye sesleniyorlar. İnsanların Allâh’ı muhakkak ‘Allâh’ olarak söylemelerinde fayda var. Ama Türklerin öz Türkçesi var. Öz Türkçesine göre orada Allâh lafının karşılığı olarak değil — dilleri o. Dilleri öyle olunca öyle söylemişler. Bunlar büyütülecek meseleler değil.

Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,

Velîlerin hadîs sahîhliğini Hz. Peygamber’den doğrudan teyit etmesi nedir?

Efendi hazretleri İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’inden çok önemli bir pasaj okumuştur: "Nakil zinciri bakımından sahîh nice hadîs vardır ki bu keşf sâhibi bunları öğrenmiş ve Hz. Peygamber’e bunların doğruluğunu sormuştur. Hz. Peygamber onu reddeder ve ‘Ben bunu söylemedim ve bununla hüküm vermedim’ der. Böylece velî bunun zayıf olduğunu bilir ve Rabbinden apaçık bir delîl üzere onunla amel etmekten vazgeçer." Tersi de doğrudur: "Rivayet ehli gerçekte sahîh olmamasına rağmen rivayet zinciri sahîh olduğu için onunla amel eder." Bu, hadîs ilminin zâhirî kritiğinin (sened tahlîli) yanında bir de bâtınî kritiği (velînin keşfi) olduğunu gösterir.

Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,

Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sindeki ateşin konuşturulması edebiyâtını neden ihmal edilmektedir?

Ne yazık ki kargaları konuşturan Lafontaine’i herkes koyacak yer bulmazken ve çocuklarımızın okul kitaplarında Lafontaine’in kargayla ve tilkiyle olan muhabbetini herkese öğretirlerken, Hz. Mevlânâ gibi içimizden, kendimizden yetişmiş olan bu kimselerin bu edebiyâtını biz görmemezlikten geliriz.

Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî’den Ateşin Konuşturulması, Zün

Hz. Mevlânâ’nın hafîfmeşreb kadına secdesi kıssası ne anlatıyor?

Hz. Mevlânâ yoluna giderken hafîfmeşreb bir tanınmış kadın alay yapmak için önünde eğildi. Hz. Mevlânâ da eğildi. Kadın biraz daha eğildi — Mevlânâ ondan biraz daha fazla eğildi. Kadın tam secdeye gidecekti — Hz. Mevlânâ secdeye gitti. Bir baktılar ki Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri secde ediyor. O kadın secdeye gitti, ağlamaya başladı. Etrafındaki erkekler secdeye gittiler, ağlamaya başladılar. Herkes ağlıyor.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — İzmit Şeb-i Arûs, Üç Büyük Anadolu İns

Aksi sedâ hikmeti ne anlama gelmektedir?

Efendi hazretleri Hz. Mevlânâ’nın "bu âlem aksi sedâdır" hikmetini kendi çocukluk hatırasıyla somutlaştırmıştır: "Biz köylüdür daha. Henüz daha ben 11-12 yaşlarımdayım, İzmir’in Bayındır ilçesinde. Dağdan zeytin alıp getiriyoruz sırtımızda. Böyle bir dere yatağı gibi bir yer var. Dere yatağından bağırıyorsun — çocuk gözü yâni — ‘Oooof’ diyoruz, ses geliyor ‘Oooof’. Hoşumuza gidiyor. Çocuk yürürken o zaman aklıma gelmiş — ‘Allâh!’ diye bağırdım ben. Benim sesimden daha bir güzel geldi!" Bu hatıra, "aksi sedâ" hikmetinin en samîmî ifâdesidir: Bir çocuğun dere yatağında "Allâh" diye bağırdığında, kendi sesinden daha güzel bir yankı duyması — Cenâb-ı Hakk’ın zikre karşılık vermesinin bir işâreti.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — İzmit Şeb-i Arûs, Üç Büyük Anadolu İns

Hz. Pîr’in 745. Düğün Günü ve Mesnevî’nin Kur’ân-Sünnet Muhtevâsı nedir?

Hz. Pîr’in 745. Düğün Günü ve Mesnevî’nin Kur’ân-Sünnet Muhtevâsı, Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin "745. düğün günü" tanımıyla başlamıştır: "Bugün malûmunuz Hz. Pîr’in 74 b45. düğün günü — biz onu ölüm günü olarak görmüyoruz. Bizler Orta Asya’dan itibâren, İslâm’dan önce de, İslâm’dan sonra da ölümü düğün gibi karşılayan bir öğretiye sâhibiz." Ardından Hz. Mevlânâ’nın yolunun kaynağını beyan buyurmuştur: "O büyük Pîr’in ‘Ben Kur’ân’ın kuluyum, Muhammed Mustafâ’nın yolunun tozuyum, kim bunun dışında bir şey söylerse o sözden de o kimseden de şikâyetçiyim’ diyerek hangi yolda olduğunu beyan etmiş. Ve Mesnevî bu manâda Kur’ân tefsîri olarak önümüzde durmaktadır.

Kaynak: 7. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi Ana Şeb-i Arûs P

Semâ hadîsi ve semâ-zikir programı nedir?

Semâ’nın parayla değil "Allâh Allâh" diye yapıldığını ve Yûnus Emre ilâhîleriyle sona eren muhteşem semâ-zikir programını bütün derinliğiyle beyan buyurmuşlardır.

Kaynak: 7. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi Ana Şeb-i Arûs P

Süleyman Çelebi’nin meşhûr beyiti nedir?

Süleyman Çelebi hazretleri demiş ya: ‘Bir kez aşk ile Allâh teşbîhiyse dökülür cümle günâhlar mislihazân.’

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

Süleyman Çelebi’nin beyiti hangi eserden alıntıdır?

Süleyman Çelebi’nin (ö. 825/1422) meşhûr "Vesîletü’n-Necât" (Mevlid-i Şerîf) eserinden bir alıntıdır.

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

Mü’minlerin günâh affı hususunda en ümit verici sözlerinden biri nedir?

Süleyman Çelebi’nin (ö. 825/1422) meşhûr "Vesîletü’n-Necât" (Mevlid-i Şerîf) eserinden bir alıntıdır ve mü’minlerin günâh affı hususundaki en ümit verici sözlerinden biridir: "Bir kez aşk ile Allâh teşbîhiyse dökülür cümle günâylar mislihazân.".

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

Çağırdığı yer Allâh’ın dergâhı mıdır?

Efendi hazretleri bu beyânı yanlış anlayanlara karşı son derece önemli bir îkâz yapmıştır: "Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî insanı hevâ-hevese çağırmaz. Şeytaniyete çağırmaz. Nefsâniyete çağırmaz. Çağırdığı yer Allâh’ın dergâhıdır. Çağırdığı yer Ahmed’in Mehmed’in dergâhı değildir. Çağırdığı yer Ahmed’in Mehmed’in, Hacce’nin, Hüseyin’in, Ayşe’nin yolu değildir. Çağırdığı yer insanların hevâ ve hevesi değildir." Sonra pozitif tanımlamasını yapmıştır: "Çağırdığı yer imandır, sevgidir, hoşgörüdür. Çağırdığı yer — yine kürsüdeki deyimiyle — gel sevgiye gel, hoşgörüye gel, tevâzuya gel diye haykırdığı beytindedir. Onun çağırdığı yer sevgidir, hoşgörüdür. Hoşgörünün temeli sevgiye dayanır. Eğer bir kimse sevemiyorsa, sevmiyorsa hoşgörü sâhibi değildir. Hoşgörü sâhibi olan seven insanlardır. Âşıktır o. Âşık olduğundan dolayı hoşgörü sâhibidir." Bu tanımlama, günümüzde "Mevlânâcılık" adı altında yayılan "her şey mubâhtır, her din birdir" şeklindeki ucuz relativizmi kesin olarak reddeder: Hz. Mevlânâ’nın hoşgörüsü, Kur’ân ve Sünnet çerçevesi içinde bir muhabbet-tevâzu eğitimdir.

Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gaziemir Şeb-i Arûs 745. Yıldönümü, "Ge

Onun meşhur Mebsût’u var mıdır?

Efendi hazretleri, Hanefî literatürünün en büyük eserlerinden biri olan "el-Mebsût"un nasıl yazıldığını da târihî bir mûcize olarak sunmuştur: "Hani meşhurdur ya — yine Hanefîlerden İmâm Serahsî vardır. Onun meşhur Mebsût’u vardır. Mebsût’unu o da kuyunun içinden yazdırmış. Neden? Günün sultanı onu bugünkü mânâda Diyânet İşleri Başkanı yapmak istemiş. O da demiş ki: ‘Ben Diyânet İşleri Başkanı olmam, sultanın emrine girmem. Din sultanın emrine girmez. O yüzden din sultanın emrine girerse dînlikten çıkar. Ben onun emrinin altına girmem.’ Onu da hapsetmişler. Emevî sultanları — nereye? O da kuyunun içine. Mebsût 16 cildi kuyunun içerisinden hıfzından yazdırmış. Ezbere. O kadar da âlim bir kimse." Bu târihî vâkıâ, Şemsü’l-Eimme Serahsî’nin (ö. 483/1090) 16 cildlik el-Mebsût eserinin şu şekilde ortaya çıkmasıdır: Karahanlı hükümdârları tarafından bir mesele sebebiyle Özkent’te zindana atılan Serahsî, zindanın içinden talebelerine kitabını imlâ etmiş, talebeleri dışarıdan yazıya geçirmişlerdir. 16 ciltlik bu muazzam fıkıh eseri, ezberden imlâ edilmesi bakımından İslâm ilim tarihinin en muhteşem mu’cizelerinden biridir.

Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gaziemir Şeb-i Arûs 745. Yıldönümü, "Ge

Serahsî’nin "din sultânın emrine girerse dînlikten çıkar" sözü müdür?

Serahsî’nin "din sultânın emrine girerse dînlikten çıkar" sözü, İslâm âlimlerinin bin yıldır iktidâr karşısında tuttukları mevziin en berrak ifâdesidir. Efendi hazretleri bu cümleyi özellikle vurgulamıştır: Dinin otoritesi şahsî çıkar ve siyâsî makâm için kullanılamaz; din Allâh’a âittir ve âlimler dinin kölesi değil, bekçisidir. Günümüzde de bu prensip aynen geçerlidir: Eğer bir âlim dînî fetvâlarını siyâsî iktidârın talepleri doğrultusunda değiştiriyorsa, o âlim kendi ilmî otoritesini feshediyor demektir. Efendi hazretleri’nin Karabaş-i Velî Tekkesi’ndeki bağımsız duruşu, Serahsî’nin bu prensibinin günümüzdeki yankısıdır: "Biz fiturusuzuz, biz bağımsızız, biz özgürüz, biz hürüz. Hiçbir bürokrata, hiçbir siyâsetçiye, hiçbir kurum-kuruluşa, hiçbir göbek bağımız yok. Biz bu vatanı ve bu milleti seven garîb kullarız."

Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gaziemir Şeb-i Arûs 745. Yıldönümü, "Ge

Pîr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, Mesnevî-yi Şerîf’inde nefsi "taş ve demirden yapılmış bir çakmak" olarak tasvîr buyurmuştur?

Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, Mesnevî-yi Şerîf’inde nefsi "taş ve demirden yapılmış bir çakmak" olarak tasvîr buyurmuştur. Neden? Çünkü taş ve demir dışarıdan söndürülemeyen bir "içe dönük ateş" taşır. Hz. Pîr’in beyti şöyledir: "Taş ve demir ateşi içlerinde tutarlar; su onların ateşine işleyemez, tesîr edemez."

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Efendi hazretleri bu temsîli tefsîr ederek şöyle açmıştır?

"Senin nefsin, hep senin boş bir ânını bekleyecek. Senin onu tamâmiyle öldürmen, onun üzerine tamâmiyle galip gelmen mümkün değil. Bir ırmak suyundan hâricî ateş söner; fakat taş ve demirin içine su nasıl girer?"

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Sen bir testiyi kırsan dahi, pınar hâlâ orada akmaya devâm eder mi?

Sen bir testiyi kırsan dahi, pınar hâlâ orada akmaya devâm eder. Sen bir putu kırsan dahi, nefis başka bir putçuk üretmeye devâm eder.

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

"Ateş ve Dumanın Aslı Demir ve Taştır; Hristiyan ve Yahudi Küfrü Nefsin Feridir" Mesnevî’nin en sarsıcı beytlerinden biri şudur: "Ateş ve dumânın aslı mıdır?

"Ateş ve Dumanın Aslı Demir ve Taştır; Hristiyan ve Yahudi Küfrü Nefsin Feridir" Mesnevî’nin en sarsıcı beytlerinden biri şudur: "Ateş ve dumânın aslı demir ve taştır; Hristiyan ve Yahudi küfrü ikisinin feridir."

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Efendi hazretleri bu beyti dikkatle açmıştır?

"Bir yerde ateş varsa, duman varsa — onun aslı demir ve taştır. Yani bir yerde küfür varsa, isyân varsa, tuğyan varsa, yanlışlıklar varsa, eksiklikler varsa — onun sebebi nefistir. Bakın onun sebebi nefistir. Hristiyan ve Yahudi’nin küfrü de bu nefsin dışarı vurduğu bir ışık gibidir. Nefistendir yâni. O zaman insanların küfrü nereden peydâh oldu? Nefislerinden peydâh oldu. Münâfıklıkları, mürtetlikleri, günâh-ı kebâileri, yanlışlıkları, haramları nereden kaynaklandı? Hep o nefislerinden kaynaklandı."

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Pîr’in mecâzı daha da derinleşir: "Put tezyîdi gizli kara sudur; nefsi muhakkak olarak o kara suya pınâr bil." Efendi hazretleri bu sözü şöyle açmıştı mı?

Hz. Pîr’in mecâzı daha da derinleşir: "Put tezyîdi gizli kara sudur; nefsi muhakkak olarak o kara suya pınâr bil." Efendi hazretleri bu sözü şöyle açmıştır: "O testinin içinde gizli bir kara su vardır. Sen onu kırdın, temizledin, değiştirdin — ama pınâr orada duruyor. Nefis orada durduğu müddetçe, o testiyi yeniden dolduracak, yeni bir testi oluşturacak. Bunun için Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ‘Gözümü açıp kapatıncaya kadar beni nefsime uydurma yâ Rab!’ diye duâ buyurmuştur."

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Cihâd, oruç ve seyâhat emirlerinin bir arada tahakkuk etmesi ne demektir?

Bu üç emir bir arada tahakkuk ettiğinde, mü’min hem rûhen, hem bedenen, hem mâlen izzete kavuşur. Cihâdı terk edince zillete düşer; orucu terk edince hastalanır; seyâhati terk edince yoksullaşır. Üç ibâdet, üç izzet kaynağıdır.

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Helâl malların yedi mertebesi nelerdir?

Helâl mallar, fazîlet ve keyfiyet cihetinden yedi tabaka hâlinde sıralanır: 1. Ganimet malı (Savaşta elde edilen): Müslümanlar Cenâb-ı Hakk’ın yolunda cihâd ederek, düşmana galebe çalarak elde ettikleri mallardır. Bu, helâllerin en fazîletlisidir; zira Cenâb-ı Hakk’ın Resûlünün ve ümmetin bahâsını karşılamış olur. 2. Ticâret malı: Alım-satım yoluyla elde edilen mal. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in bizzat Mekke’de ve Şâm’da yaptığı iştir. "Doğru sözlü, emîn tüccâr kıyâmet gününde peygamberlerle, sıddîklerle, şehîdlerle berâberdir" (Tirmizî) hadîs-i şerîfi bu mertebenin azâmetini gösterir. 3. Sanat geliri: Marangozluk, demircilik, terzilik, dülgerlik gibi mesleklerden elde edilen gelirler. Hz. Dâvûd aleyhisselâm zırh imâl eder ve onu satardı. 4. Ziraat geliri: Toprağın mahsûlü. Birçok peygamber (Hz. Âdem, Hz. Nûh, Hz. Salih) ziraatla meşgul olmuştur. Ancak Efendi hazretleri, sadece ziraata bel bağlamanın ve cihâdı bırakmanın tehlikesine Hz. Peygamber’in hadîs-i şerîfi ile işâret etmiştir. 5. Hayvancılık geliri: Koyun, keçi, sığır, deve yetiştirmek. Birçok peygamber çobanlık yapmıştır. 6. Kira geliri: Mülk kirâsı. Helâl mala dâhildir, ancak aktif kazanç değil, pasif gelirdir. 7. Memurluk (ücret karşılığı hizmet): En alt kademededir; Efendi hazretleri "ahir zamandaki memurluklarla ilgili hadîsleri bir okusam gidip istifâ edersiniz memurluktan" diyerek, özellikle son dönemde memurluğun taşıdığı mânevî tehlikelere işâret etmiştir.

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Haram işlenen yerlerin mânevî atmosferi nasıl olur?

Haram işlenen bir yerde — evde, şehirde, mahallede — devâmlı negatiflik dolaşır, kâfir cinliler mekân tutar, şeytân çocuklarıyla birlikte orada kuvvetli olur. Efendi hazretleri der: "O bölgeden geçen kimse muhakkak bundan etkilenir. Bu sağanak sağanak üzerlerine negatiflik dolaşır." Ancak madalyonun diğer yüzü vardır: Beytullâh ve Ravza-i Mutahhara gibi mübârek mekânlarda mânevî hâdise tam tersinedir. Efendi hazretleri Beytullâh’da tefekkür ederek oturan sâlikin kalp gözü açılırsa oraya "yağmur şeklinde nûr yağdığını" göreceğini, bu nûrun tavâf mahallinde en yoğun olup dışarıya doğru azaldığını, bu nûr süzmesinin içinde eski tavâf edenlerin sûretlerinin ve hatta peygamberlerin rûhânîyetlerinin görülebileceğini bizzat müşâhede edenlerden nakille beyan buyurmuştur.

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Sufî kelâmının en yüksek seviyeli çağdaş tefsîrlerinden biri olarak değerlendirilen sohbet nedir?

Bu sohbet sufî kelâmının en yüksek seviyeli çağdaş tefsîrlerinden biridir ve soyutlukta zirve yapma arzusunda olan her dervîş için bir hazînedir.

Kaynak: 15. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Allâh’ın Varlığının İspatları, Paul Ti

Mâna ehlinin alâmetleri nelerdir?

Efendi hazretleri "manâ ehlini nasıl tanırız?" sorusunu Kur’ân ile cevaplar. (1) Kehf 28: "’Nefsini sabah-akşam rızâsını isteyerek Rablerine yalvaranlarla berâber tut. Gözlerin dünyâ hayâtının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan-zikretmekten alıkoyduğumuz keyfine uyan ve hep aşırılık olan kişiye itaat etme.’" Bu âyet Hz. Peygamber’e indirilmiştir; Mekkeli müşrikler "fukara sahabeyle berâber bizi tutma, bize ayrı sohbet et" demişlerdi. Hz. Peygamber bunu düşününce âyet indi. Demek ki: "Birisi zengin, ona iltifât ediyorsan dînin yarısı gitti. Birisi müdür-milletvekili-bakan, ona iltifât ediyorsan dînin yarısı gitti." Manâ ehli sabah-akşam Rabbinin rızâsını isteyenlerle berâber olmak zorundadır. (2) Hac 35: "’Onlar ki Allâh zikredildiğinde kalpleri titrer. Başlarına gelenlere sabrederler. Namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan dağıtırlar (infak ederler).’"

Kaynak: 13. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Mesnevî 711. Beyt: "Surete Tapan Manâ

Kütüb-i Sitte’de geçen ebdâl-aktâb-kutub hadîsleri nedir?

Kütüb-i Sitte’de geçen ebdâl-aktâb-kutub hadîslerini (40 ebdâl Şâm’da, kalpleri Hz. İbrâhim’in kalbi üzere, onlar sebebiyle yağmur yağar-yardım gelir-arz ayakta durur), İbn Arabî’nin "Allâh’ın direkleri 4, imâmlar 2, kutub 1" sınıflandırmasını ve bu velîlerin ümmetin selâmeti için zarûri olduğunu tafsîlâtlı bir şekilde açıklamaktadır.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sağına Yatma Sünneti, "Tahta Kılıç" 28

Hz. Peygamber’in velîlerinin ebedî olmasıyla ilgili bir hadîs var mı?

Efendi hazretleri "yaşayan velî yoktur" diyenlere karşı Kütüb-i Sitte’deki sahîh hadîsleri sıralar: 1. Hadîs-i Kudsî (Ramuz) "Kullarımdan benim velîlerim ve halkımdan sevdiklerim, o kimselerdir ki benim zikrimle zikrolunur ve zikirleriyle ben zikrolunurum." Yâni Allâh’ın velîleri ve sevdikleri, sürekli zikreden ve etrâflarına da Allâh’ı zikrettiren kimselerdir.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sağına Yatma Sünneti, "Tahta Kılıç" 28

Ebdâl Hadîsleri neden önemlidir?

Sonuç: Bütün bu hadîsler ve sınıflandırmalar Cenâb-ı Hakk’ın "el-Velî" ism-i şerîfinin kıyâmete kadar tecellî edeceğini, her dönemde mutlaka bu velîlerin var olacağını ve onlar sayesinde arzın ayakta durduğunu, yağmurun yağdığını, düşmanlara karşı yardımın geldiğini gösterir. "Yaşayan velî yoktur" diyen bu hadîsleri ve âyetleri reddetmiş olur.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sağına Yatma Sünneti, "Tahta Kılıç" 28

İbn Arabî’nin velâyet sınıflandırması nedir?

Efendi hazretleri sohbeti İbn Arabî hazretlerinin meşhûr velâyet sınıflandırmasıyla bitirir: "Allâh’ın kendileriyle âlemi muhâfaza buyurduğu ‘direkler’ dörttür. Bunlar ebdâllardan daha hâstırlar. İki imâm ise bunlardan daha hâstırlar. Kutub ise hepsinden ehâstır."

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sağına Yatma Sünneti, "Tahta Kılıç" 28

Efendi hazretleri çok orijinal bir tasavvufî yorum yapar: "Aslında her hayal birer sûrete bürünmüş hâlde midir?

Efendi hazretleri çok orijinal bir tasavvufî yorum yapar: "Aslında her hayal birer sûrete bürünmüş hâldedir. Hayal sûretsiz değildir." Bizim kendi içimizde, kendi dâiremizde, kendimizce kendi ayağına sâbitemizde aslında o hayal sûrete bürünür; o hayale elbise giydirilir. Efendi hazretleri bunun tasavvufî temelini açıklar: "İnsanlar kendilerince kendi hayallerinin peşine düşmediklerinden dolayı, onların sûrete giydirilmediğini, sûrete döndürülmediğini düşünürler. Oysa herkesin kendi bir ayağına sâbitesi vardır. Kendi derecesine, kendi hâline, kendi ahvâline göre kendi aya, kendi ayağına sâbitesinde kendi hayalini kurgular o kimse. Ve kurgulamış olduğu o hayal aslında sûrete bürünmüş olur." Ama Efendi hazretleri bizim sıradan hayalimizin niteliği hakkında bir kayıt da koyar: "Bu bizim hayalimiz, kendi ayağına sâbitemizdeki bu hayal, ilhâmî değildir. Bu bizim kendi akıl dediğimiz olgunun etraftan aldığı bilgilerle bu hayali kurgular. Bunu görmediğiyle, bilmediğiyle kurgulamaz; gördüğüyle, bildiğiyle, gördüğü ve bildiği kadarını kurgular."

Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins

Mesnevî-i Şerîf 560. beyt: Halvetten Devâm nedir?

Mesnevî-i Şerîf 560. beyt: Halvetten Devâm: Vezîr halvetteydi; halvetten çıkması için müritleri ona yalvarmakta, o ise "Canım dostlardan uzak değil; fakat halvetten çıkmama izin yok" demektedir. Müritler şefâata kalkışıyorlar, ona uyanlar da kendilerini yermekteler: "Ne kötü bahtımız varmış ah kerem sâhibi. Gönülden dolduk dinden de, sensiz yetim kaldık. Sen bahâneler bulmadasın; bizimle dertli yüreğimiz yanıyor da soğuk soğuk âh edip duruyoruz. Senin güzelim sözlerine alışmışız, senin hikmet sütünü emmişiz. Allâh için olsun bize şu cefâda bulunma; hayırda bulun, bugünü yarına atma. Gönlün râzı olur mu ki bu âşıklar sensiz kalsınlar da ellerine bir şeycik girmesin? Hepsi de balık gibi karada çırpınsın, suya aç, ırmağın bendini yık."

Kaynak: 40. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Fâiz ve Dâru’l-Harb, Namaz Erkânının Mânâsı

Musa’nın 40 Günü Bayılışı ve Hayret nedir?

Efendi tecelli anını dramatize eder: “Şimşekten hızlı, şimşekten hızlı tecelli ediverdi bir anda. Musa diye bir şey kalıvermedi. Musa kütlek bayıldı. 40 gün baygın yattı Türisin’da, ekmeksiz, yemeksiz, susuz, 40 gün.” Bu tasvir Mesnevî’nin “Bak” tecelli’sini konu eden bölümünü benzer: tek bir bakış en büyük peygamberi bayıltır. Efendi hayret halinin ne olduundan açıklar: “Bir hayrete döndersen 40 gün yatar kalırsın, yaşıyormuş gibi yaşırsın.” Hayret bir boş zamandır: bedeni yeryüzünde, kalbi başka bir âlemde.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 23 Mart 2013 | Kur’an’a Saldırılar, Nefsin Mert

İmam Azam’ın 40 Günü Bal Tecrubesi nedir?

Efendi Hayret halini iki bağı başka tarihi örnekle daha anlatır: “Hani Hz. İmam Azam dedi ya, 40 gün sonra gel dedi, çocuku getir bana. Geldi, çocuk a dedi ki bal ye evladım, bal ifadesidir. Ya imam 40 gün bunun için ne beklettin bizi dedi. Yememiştim dedi. Ondan sonra söyledim. Bu hayret 4, gün devam eder.” İmam Azam’ın bu örneğinde, çocuk a “bal ye” demek istiyordu ama 40 gün balla tecrübe edilmek istiyordu. Hayret 40 gün sürer.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 23 Mart 2013 | Kur’an’a Saldırılar, Nefsin Mert

İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan-ı Kamil, Alîî-i Sagir/Kebir ve Arabiciler’e Reddiye nedir?

Mustafa Özbaş Efendi Hazretleri’nin 16 Mart 2013 tarihinde Karabaş-ı Veli Dergâhı’nda gerçekleştirdiği bu sohbet, İbn Arabî’nin Füsusunda zikrettiği âlem görüşünün iki temelini (Hakk Teâlâ ve insan-ı kâmil) Profesör Ïzmen Izutsu’nun akademik analizine karşılık olarak bir sufi reddiye ile inceler. Dersin merkezinde üç büyük tartışma vardýr: birincisi âlem-Adem-Muhammed Mustafa yaratılmış silsilesi ve buna bağlı olarak insanın kozmik ve ferdi iki düzeyi; ikincisi âlem-i sagir (küçük âlem) ile âlem-i kebir (büyük âlem) kavramlarının ters çevrilmesi; üçüncüsü ise Cenab-ı Hakk’ın insan-ı kâmilde kendisini seyredip seyretmediği meselesidir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

İbn Arabî’nin âlem görüşünün iki temelini nelerdir?

İbn Arabî’nin âlem hakkındaki görüşü iki temele dayanmaktadır. Bunlardan biri Hakk Teâlâ ve diğeri de insan-ı kâmildir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

İbn Arabî’nin âlem görüşüne göre insanın iki düzeyi nelerdir?

İbn Arabî, insanı iki ayrı düzeyde ele almaktadır. Bunlardan ilki kozmik, kevni düzeydedir. Avamî terminolojide bu düzeyde söz konusu olan insanlık, beşeriyet olur.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

İbn Arabî’nin âlem görüşüne göre insan-ı kâmil ne anlama gelir?

İnsan-ı kâmil kavramını tartışıırken Arabî’nin insanı iki ayrı düzeyde ele aldığını görürüz. Bunlardan ilki kozmik, kevni düzeydedir. Avamî terminolojide bu düzeyde söz konusu olan insanlık, beşeriyet olur.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

İbn Arabî’nin âlem görüşüne göre âlem-i sagir ve âlem-i kebir kavramları nasıl açıklanır?

Âlem-i sagir, küçük âlem demek. Âlem-i kebir, büyük âlem demektir. İbn Arabî, âlem-i sagir ile âlem-i kebirin ters çevrilmesini açıklar. İnsan-ı kâmil âlem-i kebirdir. Âlem ise âlem-i sagirdir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

Arabicilerin Arabî’yi anlamamalarının sebebi nedir?

Arabiciler bugünküne kadar Arabî’yi algılayamamışlardır. Algılayamamışların sebebi kalbî olarak hal ayaklarının olmamıştır. Kalbî ayaklar olmuș olsalardı asıl âlem-i kebirin insan-ı kâmil olduğunu görecektik. Âlem-i kebir olarak gördükleri âlemin aslında âlem-i sagir, küçük âlem olduklarını görecektik.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

Bu bağlamda, insan-ı kamilin âlem-Adem silsilesinin tamamında yaşıyan bir yüce hakikat olduğu, aynı zamanda her zaman yeryüzünde bir tane yaşıyan "zam mıdır?

İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan-ı Kamil, Alîî-i Sagir/Kebir ve Arabiciler’e Reddiye konusunu ele alarak, bu sohbetin temel amacı, insan-ı kamilin varlığını ve âlem-i kebirin yapısını anlamaya çalışmaktır. Bu bağlamda, insan-ı kamilin âlem-Adem silsilesinin tamamında yaşıyan bir yüce hakikat olduğu, aynı zamanda her zaman yeryüzünde bir tane yaşıyan "zamanın kutbu" olduğu vurgulanır. Ayrıca, bu konu, İslam âleminin kutsal metinlerinde yer alan peygamberlerin manevi yörünge içinde yaşıyan insan-ı kamil olarak görülmesini de içerir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

İbn Arabî’nin Âlem Görüşü nedir?

İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, âlem-i kebirin yaratılış sürecini ve insan-ı kamilin bu süreçteki rolünü anlamaya çalışan bir felsefi yaklaşım olarak tanımlanır. Bu görüşte, âlemi yaratan, âlemden Adem’i yaratan, Adem’den kendi suretinde yaratan bir varlık olarak insan-ı kamilin varlığı vurgulanır. Ayrıca, bu yaratılış sürecinde, insan-ı kamilin zamansal olarak belirli bir peygamber veya evliyada değil, âlem-Adem silsilesinin tamamında yaşıyan bir yüce hakikat olduğu ifade edilir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan

Mesnevî’den vezîrin halveti ve "çekebileceğin yükü yükle" meselesi nedir?

Sohbet bu noktada Mesnevî okumasına geçer (yaklaşık 583. beyit civarı). Vezîr halvettedir; mürîdler onun halvetten çıkması için yalvarırlar. Vezîr cevap verir: "Hayvana çekebileceği yükü yükle." Mürîdler aslında "bize çekebileceğimiz bir yük yükle" demektedir.

Kaynak: 29. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dört Büyük Felâket: Alkol-Uyuşturucu-Fuhuş-

Arıklara kapasitesi kadar su: sûfîlik pedagojisi nedir?

Mesnevî’nin "Arıklara güçleri götürebileceği kadar iş buyur" beyti üzerinde Efendi çok ayrıntılı durur. "Arık" suyun aktığı kanaldır. "Sen normâlde üçlük-dörtlük çıkan suya birlik arık yaparsan taşar o, bendi yıkar. Beşlük çıkan suya küçücük arık yaparsan o bendleri yıka yıka yıka gider."

Kaynak: 29. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dört Büyük Felâket: Alkol-Uyuşturucu-Fuhuş-

27. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti nedir?

Sûfînin Vartaları, İbnü’l-Arabî’nin Aşk Beyânı ve Çinli Ressamlar Kıssası

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Vartaları, İbnü’l-Arabî’nin Aşk Bey

Seyyid Nesîmî’nin şiirinde ne anlatılmaktadır?

Seyyid Nesîmî’nin meşhûr bir şiirini okur: "Kih çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi. Kih inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni. Ben mâlâmet hırkasını kendim giydim boyuma, Ar nâmus şişesini taşa çaldım kime ne? Haydar haydar, taşa çaldım kime ne? Nesîmî’ye sordular, o yâriyle hoş musun? Hoş mu olayım olmayayım, o yâr benim kime ne? Kınasalar da, sevseler de, sövseler de, o yâr benim kime ne? O tat da benim, o lezzet de benim kime ne? Çıkın gökyüzüne, seyredin âlemi. İnin yeryüzüne, âlemsin seyretsin." Bu şiirin merkezinde mâlâmet (kınanma) hırkasını giyme tercihi vardır.

Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik, Cehennem-Cennet Kavramı ve "Ol" Em

Silsile nedir?

Silsile: Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinden Hazret-i Ali radıyallâhu anh Hazretlerine ve oradan Halvetiye tarîkatının pîrânına uzanan mânevî zincir; bir sûfînin yürüyüşünde silsilenin bütün halkalarının berâber yürüdüğüne dâir klâsik tasavvufî anlayış.

Kaynak: 18. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Seyirci Olmaması: Darbe Gecesi Derg

Mesnevî okuması neden yapılmıştır?

Sohbetin son bölümünde Efendi, önceki derslerde 598. beyitten geçtikleri Mesnevî okumasına döner. Mesnevî’de anlatılan hikâyede mürîdler, halvetteki vezîrden "halvetten çık, biz sensiz yapamayız" diye yalvarmaktadırlar. Vezîrin cevâbı şöyledir: "Eminsem, emin olan kişi töhmet altına alınmaz. Gökyüzüne ‘yer’ desem bile böyledir bu. Eğer beni emin olarak, emin bir kimse olarak görüyorsanız, niçin töhmet altında bırakıyorsunuz, beni neden yaptıklarımdan sorguluyorsunuz? Neden benim vermiş olduğum kararlara tamâmiyetle uyup teslim olmuyorsunuz? Eğer ben eminsem, gökyüzüne ‘yer’ desem — âaa, orası yerdir diye kabul edeceksiniz."

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Mesnevî beyti ne anlama gelir?

Son olarak Efendi Mesnevî beytini okur: "Biz cenge dönmüşüz, muzrabı vuran sensin. İnleyiş bizden değil, sen inliyorsun. Bizim inleyişine bakma diyor. Muzrabı vuran sensin. İnleyen de sensin." Bu, şeyhe teslîm olmuş mürîdin kendi varlığını yok edişini anlatan bir beyittir: Çalgıyı çalan şeyh, sesi çıkaran telin olduğu yerdeki parmaktır. Mürîd sâdece sestir; ses için ağlamaya değer bir şey olmadığını bilen bir ses.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Mesnevî okumasında anlatılan halvetteki vezîrin mürîdlerine cevâbı neydi?

Sohbetin son bölümündeki Mesnevî okumasında, halvetteki vezîrin mürîdlerine cevâbı anlatılır: Emîn olan sorgulanmaz; kâmil kimseye teslîm olmak gerekir. Mürîdlerin "bizim sözümüz yabancı sözü değil, ayrılığımız canımıza işledi" cevâbı, sıradan şikâyetten mânevî özlemin ayrımını gösterir.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — 15 Temmuz Darbesi, Yezîdî Zihniyeti ve Hz.

Divân-ı Lügâti’t-Türk’ten alınmış "Kılıç Paslansa İş Kötüleşir" hikmet sözü ne anlama gelmektedir?

Efendi’nin bu derste defalarca tekrarladığı merkez cümle, Divân-ı Lügâti’t-Türk’ten alınmış bir hikmet sözüdür: "Kılıç paslansa iş kötüleşir. Adam tat olursa eti bozulur." Efendi bu sözü açarken şöyle der: "Kılıcın paslanması nedir biliyor musunuz? Cihâd’ı terk etmek, savaşı terk etmek — kılıçın paslanması. Adâleti terk etmek, kılıçın paslanması. Bu noktada hâkimiyeti elden kaçırmak."

Kaynak: 16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 T

Türk-İslâm kültüründe kılıçın simgesel anlamları nelerdir?

Efendi’nin bu metafor üzerinden yaptığı en özgün tesbit şudur: "Türk-İslâm kültüründe kılıç sâdece savaşma aracı değildir. Kılıcı sâdece savaşma aracı olarak görmeyin. Kılıç aynı zamanda adâleti simgeler. Hukûku simgeler. Terâzi bize Batı’dan gelmedir. Bizde adâlet kılıçla sağlanır. Bizde hukuk kılıçladır. Ve adâlet ancak kılıçın gölgesinde neş’ü nemâ bulur, yetişir, büyür, serpilir. Kılıç olmazsa adâlet orada yetişmez."

Kaynak: 16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 T

Mesnevî’den "Biz yayız, ok atan Allâh’tır" beyti ne anlama gelir?

Hz. Pîr Mesnevî’de der: "Biz ok atarsak o ok atışı bizden değildir. Biz yayız, yaydan ok atan Allâh’tır. Bu cebir değildir, Cebbâr’ın mânâsıdır. Cebbârlığı anış Allâh’a yalvarmak içindir. Ağlayıp inlememiz gücümüz olmadığına delîldir. Fakat utanmamız ve dileğimiz de iş gördüğümüze delîldir. Dileğimizde iş görmeseydik bu utanma, bu dertlenme de ne?"

Kaynak: 11. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Temkin, Nikâh Akdi ve Vahyin İki Penceresi

Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Mesnevî’sinde Îsâ Aleyhisselâm zamanındaki Yahudi vezir kıssasını anla mıdır?

Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Mesnevî’sinde Îsâ Aleyhisselâm zamanındaki Yahudi vezir kıssasını anlatır. Bu vezir gerçekte Yahudi idi ama görünüşte Hristiyandı; padişahla gizli bir anlaşma yapıp Hristiyan dinini ifsâd etmeye çalışan fitneci bir vezirdi.

Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mesnevî’den Yahudi Vezir Kıssası, Mezhepçili

Arabî’nin Füsus’unda geçen önemli bir pasaj nedir?

Arabî’nin Füsus’unda geçen önemli bir pasajı Efendi Hazretleri doğrudan okur: "Bu bakımdan tekvin, yani varlığa bürünmek, yaratılmış olan şeye izafe edilmelidir. Çünkü ol emrinin zuhurunda, eğer o şeyde bizatihi varlık kazanmak kuvveti olmasaydı o şey asla var olmazdı. Bu bakımdan kendisini ademden, yani yokluk hâlinden varlığa döndürmüşesi olan bizzat bizzat o şeydir." Füsus 140, 115-116, 173.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E

Efendi Hazretleri bu pasajı örnek ile açıklar mı?

Efendi Hazretleri bu pasajı örnekle açıklar: "Hani Cenâb-ı Hak tohumu yarattı. Tohumun ondan sonraki işlevleri kendisine ait. Ona o ilim verildi. Nerede ne yapacağın o biliyor. O âlimlik ona verildi. O âlimlikle, ilim sayfasından o yaratılacak olan oluşturmaları alıyor ve malûma, zuhura tecelli etmiyor oluyor." Yani Allah’ın kün emri yokluktan bu şey çıkmış. Bu şey çıkmışça, var olan şey bu varlık derecesinde varlık bürünmesinin hareket ve sükûnu kendine ait.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E

30. Dergâh Sohbeti — Müzik Hükmü, Tövbe ve Sevginin Dönüştürücü Gücü konusunu ele alan sohbetin özeti nedir?

Bu sohbet, müzik ve şarkının hükmünde ihtilâf olduğunu ve harama götürmeyen müziğe kesin haram denemeyeceğini, her gün tövbe etmenin Peygamber sünneti olduğunu ve müridin mürşid değiştirmesinin dalâlet değil hak olduğunu ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: ihtilâflı meselelerde kesin hüküm vermeyin, her gün tövbe edin, sevgi akıl tanımaz — gerçekten sevenin sevgisi onu dönüştürür.

Kaynak: 30. Dergâh Sohbeti — Müzik Hükmü, Tövbe ve Sevginin Dönüştürücü Gücü

Kader, Himmet ve Nazar Meselesi nedir?

Kader, Himmet ve Nazar Meselesi Üstadın Nazarı Kader midir? Bütün her şey kaderdir; ancak biz kaderin cebriyecilerin baktığı gibi bakmayız. Cebriyeciler kulun iradesinin olmadığını, her fiiliyatın kulun iradesi olmadan zuhur ettiğini söylerler. Diğer tarafta ise fiiliyatın üzerinde sadece kulun kesbini görenler vardır. Ehli sünnet ise fiiliyatın üzerinde hem kulun kendi istemesini hem de Allah’ın yaratmasını görür. Bir fiilde iki kuvvet vardır: kulun kesbi ve Allah’ın yaratması. İmam Mâtürîdî ve İmam Nesefî’nin yolunu takip edenler böyle bakarlar.

Kaynak: 117. Dergah Sohbeti — Kader, Himmet, Tasavvufta Sevgi ve İstihare Meselesi

306. Dergah Sohbeti hangi konuları içerir?

Temizlik, Aşk ve Şevk, Emanet, Ticaret Hukuku, İslam Felsefesi, Sufi Adabı

Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Temizlik, Aşk ve Şevk, Emanet, Ticaret Hukuku, İslam Felse

Zamanın kutbu kimdir ve nasıl belirlenir?

Zamanın kutbu illaki sarıklı, cübbeli olacak diye bir şart yoktur. Cenab-ı Hak sizin suretlerinize değil siretinize bakar. Yunus Emre demiş: ‘Dervişlik olsaydı taç ile hırka, alırdım bunu üçe beşe.’ Cenab-ı Hak bu zamanın kutbunu, üçlerini, beşlerini, yedilerini kendisi seçmiştir. Bunlar Kur’an ve Sünnete bağlılıkları ve takvaları ile önde olurlar. Takva dış görüntü değildir; Hz. Peygamber takvanın yerinin göğsü olduğunu göstermiştir.

Kaynak: 363. Dergah Sohbeti — Çocuk Eğitimi, Dervişlik Edebi, Siyaset ve Kalp Temizliği

Kur’an ve Sünnet dairesinde tasavvuf nedir?

Kur’an ve Sünnet Dairesinde Tasavvuf

Bu fakirin nefesi var iken, sağ olduğu müddetçe, isterse burada bir kişi kalsın: Kur’an, Sünnet dairesinde bir tasavvuf anlayışı. Bizim yaşadığımız hayat, öğretimimiz Kur’an’a, Sünnet’e ve imamların içtihadına dayanacaktır. Biz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izine basmaya gayret edeceğiz.

Kaynak: 391. Dergah Sohbeti — Günahların Yazılması, Şeytanın Çoğalması ve Kölelik Mesele

Dergâhta sorumluluk ve gönüllülük esası nedir?

Cepheyi Terk Etmemek: Bu dergahın içerisindeki hizmeti Allah’a hizmet olarak görüyorum. Bir kimseye bir görev verdim, o kimse ‘Yaparım’ dedi ama gelmedi, haber de vermedi; ben bir daha o kimseye gel demem. Hemen yerine birisini koyarım. Bu sertlik değildir, sorumluluktur. Bir kimse cepheyi terk ettiğinde bir daha ne zaman gideceği belli değildir. Herkes kendi nöbet günlerinden sorulur. Diğer günlerde sorumluluğunu hallettiyse kimse onu zorla çağıramaz. Bir kimsenin dergah dışındaki günlerinde programa çıkmaya zorlanması, ‘Gelmezsen şikayet ederim’ diye tehdit edilmesi yanlıştır. Gönüllülük Esası: Sufi gruplar gönüllülük esasına göre yaşar. Hiç kimse burada bir hizmeti yapma mecburiyetinde değildir. Ama ‘Yaparım’ deyip de yapmamak başka bir meseledir. Bir şeye ihtiyaç duyduğunuz anda o şeyin mahkumu, kölesi olursunuz. Herkes sorumluluğunun birincisi olacak, cepheyi terk etmeyecek. Yapamayacaksan ‘Yapamayacağım’ de, git; selamünaleyküm aleykümselam. Seni kimse dövmez, sövmez.

Kaynak: 394. Dergâh Sohbeti — Oruç Hükümleri, Nefis Terbiyesi ve Dergâhta Sorumluluk

Kur’an meali tavsiyesi nedir?

Genel olarak Elmalılı Hamdi Yazır mealine bakılması tavsiye edilir.

Kaynak: 394. Dergâh Sohbeti — Oruç Hükümleri, Nefis Terbiyesi ve Dergâhta Sorumluluk

462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş nedir?

Sufi: Geçmişten Ders Almak: Taklitçilikten Kurtulmak Abdülkadir Geylanî Hazretleri’nin eserlerinin büyük kısmı Moğol istilası sırasında kaybolmuştur. Bağdat’ta ne varsa yakılıp yıkılmıştır. Dicle’de günlerce kitap yürütüldüğü rivayet edilir. Aynı şekilde Ahmed er-Rufai Hazretleri’nin de eserleri bu istilada büyük ölçüde kaybolmuştur.

Kaynak: 462. Dergah Sohbeti — Sufi Hareket, Ehlibeyt Kökeni, 28 Şubat ve Zulme Direniş

Kur’an: Eşin Ailesine Maddi Yardım Meselesi Gülmek ve Kahkaha Alimler ve Sultanlar: Devlet İle İlişki Ölçüsü Devletten Vazife Alma Meselesi Sufi A mıdır?

Kur’an: Eşin Ailesine Maddi Yardım Meselesi

Gülmek ve Kahkaha

Alimler ve Sultanlar: Devlet İle İlişki Ölçüsü

Devletten Vazife Alma Meselesi

Sufi Anlayışı: Alan El Olmamak

Şeyhlerin Geçim Meselesi

Dergah Adabı ve Kur’an-Sünnet Ölçüsü

Muharrem Ayında Oruç ve İtikaf

İntihar Eğilimi ve Psikolojik Rahatsızlıklar

Saç Boyama ve Kına Kullanma

Irkçılık ve Evlilik: Anne Babanın Karşı Çıkması

Kaynak: 467. Dergah Sohbeti

471. Dergah Sohbeti konusunda ne tartışılmaktadır?

Hadis:: Hz. Peygamber’in Resmi Meselesi ve Alem-i Misal, Korkuyu Yenmek: Korkuların Sizi Yönetmesine İzin Vermeyin, Dilenme Hukuku ve Zekat, Kredi Kartıyla Kurban Kesme, Vatani Asli Meselesi ve Seferilik, Evlilikte Standart Belirleme: Kur’an ve Sünnet Ölçüsü, Hadisleri Reddetmenin Hükmü, Hallac-ı Mansur ve Enel Hak Meselesi, Suriyeli Mülteciler Meselesi, Ailede Dini Standartları Oturtma ve diğer konular tartışılmaktadır.

Kaynak: 471. Dergah Sohbeti

Edebü’l-Müfred, 539 hadisi ne anlama gelir?

Abdullah bin Amr: ‘İçki içen kimseler hasta oldukları zaman onları ziyaret etmeyin.’

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Edebü’l-Müfred ve Riyâzü’s-Sâlihîn hadis kitapları nedir?

Hadis Kitabı Tavsiyeleri: Edebü’l-Müfred ve Riyâzü’s-Sâlihîn Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin sünnet ve ahlakını öğrenebileceğimiz iki temel hadis kitabı tavsiye ediyorum: Edebü’l-Müfred — İmâm Buhârî’nin hazırladığı, içerisinde 700 küsur hadis bulunan muhteşem bir ahlak kitabıdır. Bütün derviş kardeşler bunu ellerinin altında bulundurmalı, okumalı ve onunla amel etmelidir. Riyâzü’s-Sâlihîn — İmâm Nevevî’nin derlediği hadis kitabıdır. Bilhassa Hanefî mezhebine göre ibadet edenlere uygundur; çünkü Hanefî mezhebine uygun olan hadislerden kurulu bir kitaptır. İmâm Nevevî kendisi de Hanefîdir. Bütün kardeşlerde bulunmalıdır. Dikkat: Bu kitapları birine cevap vermek için, laf dalaşı yapmak için, ilim satmak için değil; hayatınıza uygulamak için okuyun. Oku ve yaşa; sadece okumak yetmez.

Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak

Muhyiddin İbn Arabî ve Mevlânâ’nın eserlerinin okunması için ne gereklidir?

Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri’nin Fusûs’unu veya Fütûhât’ını, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî Hazretleri’nin Mesnevî’sini herkes alelade okuyamaz. Bu kitaplar dergâhlarda, tekkelerde herkese okutulmamıştır. Mesnevî okumak için üstaddan izin alınması gerekir; Mevlevîhânelerde Mesnevîler kilitli durur. Okuma icazeti ve şerh icazeti olması gerekir.

Kaynak: 640. Dergah Sohbeti — Zikrullahta Âdâb, Telefon Bağımlılığı ve Edeb

Mesneviyi okuyup incelemeyenler ne yapar?

Tabii Mesneviyi okuyup incelemeyenler, bu konuda bir fikir sahibi olmayanlar Mesneviye kendilerince iftira atarlar.

Kaynak: 325. Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten)

Bu bölümle ilgili hangi toplum önderleri eleştiriliyor?

Malum bu bölüm toplumun önüne geçen sahte önderlerle alakalı şeyhler, alimler, bürokratlar, siyasetçiler bunlarla alakalıydı.

Kaynak: 325. Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten)

İhsan sofrasından kasıt nedir?

Hani o ihsan sofrasında yemek istediklerinde onlara yarın derler. Buradaki ihsan sofrasından kasıt zahiri çorba, yemek içmek değil. İhsan sofrasından kasıt manevi hikmetler.

Kaynak: 325. Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten)

Peygamberlere kitapların yanında bir de hikmet verdik derken ne anlatılmaktadır?

Hani biz peygamberlere kitapların yanında bir de hikmet verdik der.

Kaynak: 325. Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten)

Gazali’den Sorular 4 nedir?

Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftal zikir falemennahu la ilahe illallah. Allah la ilah illallah >> hak Muhammed resulullah cemi murselin elhamdülillahi rabbil alemin >> amin selamünaleyküm >> aleykümselam >> Allah gecenizi hayırlı eylesin >> amin >> ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin >> amin >> Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin.

>> İsrail’i, ABD’yi, Çin’i, Rusya’yı, Müslümanlara zulmedenleri Cenabı Hak yerle eylesin midir?

Nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa, nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları ayaklar altına alınıyorsa nerede Müslümanların parası, malı, mülkü çarçur ediliyorsa bunları yapanlardan Cenabı Hak intikamımızı alsın. >> İsrail’i, ABD’yi, Çin’i, Rusya’yı, Müslümanlara zulmedenleri Cenabı Hak yerle eylesin. >> Hepsinin de güçlerini alsın.

Bizim dergah olarak öğretimiz de bunun üzerine kurulu mudur?

Bizim dergah olarak öğretimiz de bunun üzerine kuruludur. Bizim öğretimiz başka bir şeyin üzerine kurulu değildir. Çünkü Hacı Bekir Baba Mahmut-i Hiday Hazretlerinin dergahında yetişme. Ondan sonra Mısır tantaya gidip oradan icazet alıp gelip Osmanlı’dan icazetini tahsikletip gidip yine Çorum’a yerleşmiştir. O yüzden bu öğreti bizde kadim bir öğretidir. ta Hoca Ahmet Yesevi’den. Sonradan gelen Hacı Ali Haydar Efendi de Ahiskalıdır kendisi.

Kimsenin Payandası Değiliz nedir?

Biz böyle kelaynak kuşu gibi Cenabı Hak bu fakire ne kadar ömür verdiyse öyle devam edeceğiz. Hiç kimsenin payandası olmadan, hiç kimseye merdiven olmadan yürüyeceğiz. Öyle olunca hani böyle e şey e bu daireyi çizdikten sonra bize de Yunus Emre ilahileri yakışır. Niyazi Mısri yakışır. Yakışır bunlar bize. Mahmudi Dahı yakışır. Üftad Hazretlerinden yakışır. Zaten arkadaşlar da Niyazi Mısır’dan okumak istiyorlar. Buralardan okumak istiyorlar. Ben de diyorum ki tamam hele Niyazi Mısırıyla daha çok hani eee kanımız kaynıyor.

Kaynak: Kimsenin Payandası Değiliz | Anadolu İrfanında Bağımsız Duruş

İslam’da tanrıya karşı ictihadın nasıl bir rol oynadığını nedir?

İslam’ın aslında en önemli felsefi olarak ayakta durmasının en önemli noktalarından birisidir bu. Orda köşedeki bir kimse sen ne kadar ictihad edersen et, benim kalbim bunu kabul etmiyor, deme hakkı vardır İslam’da. Çünkü hadis vardır, hadis der ki: Fetvacı başıları ne kadar fetva verirlerse versinler eğer senin kalbin o fetvayı kabul etmiyorsa onunla amel etme, der. İslam’da bu kadar özgürlük vardır. Benim anlattığım ayet, hadis; Maturidi’nin, İmam-ı Azam’ın ictihadları doğrultusunda konuşuyorum. Ben inandığımı anlatıyorum size. O yüzden çok tartışılıyorum ben. İslam’da birisine bu görüşü kabul edeceksin, diye bir dayatma yoktur, dayatmaya hep karşı çıkmışlar. İmam-ı Azam karşı çıkmış, İmam-ı Şafiî karşı çıkmış, İmam-ı Hambeli karşı çıkmış, İmam-ı Malik karşı çıkmış. İmam-ı Hambel o kadar karşı çıkmış ki öldürülmeye, asılmaya giderken Emevi Kralı düşürülmüş yolda; yeni gelen Emevi Kralı demiş ki onu azad ettik. Bakın, dayatmaya karşı çıkmışlar. Neden? "Kur’an mahluktur." İctihadına karşı geliyorlar. Emevi diyor ki: Kur’an mahluktur. Emevi devletin etrafında çöreklenmiş, devletten nemalanan, para yiyen, maaş alan, akçe alan, devletten geçimini sağlayan din adamı görüntüsünde kisvesindeki kimseler Emevi adına fetva veriyorlar Kur’an mahluktur diye. Ama İmam-ı Azam ve ekolü: İmam-ı Azam, İmam-ı Şafiî, İmam-ı Malik, İmam-ı Hambeli gibi büyük imamlar ve arkasından gelen İmam-ı Muhammed gibi. Gökte yıldız hükmünde olan imamlar buna canları pahasına da olsa mücadele ediyorlar, bu ictihada katılmayız. Bakın, bize yol açıyorlar, nasıl yol açıyorlar? Bir ictihada katılmak zorunda değilsin. İctihad çünkü o. Yani bir şahsın fikri. Ayetten, hadisten kendince bir yorum yapmış; onun fikri. Katılmak zorunda değiliz. İslam inancının sonsuzluğunun sebebi budur. Ve İslam’ın bozulmamasının da sebebi budur. Neden? Herhangi bir kimse tanrı adına bir ayet-i kerimeyi ortadan kaldıramaz. Herhangi bir kimse kendi bilgisinin darlığına, sığlığına bakmaksızın bir hadis-i şerifi ortadan kaldıramaz. Benim hadisler üzerinde mücadele etmemin bir sebebi bu. Kardeş bu hadis dursun. Sana ne. Şimdi hükmünü bilemedin, şimdi bunun tecelliyatını bilemedin, şimdi bunun ne için söylediğini bilemedin, 100 yıl sonra insanlar hangi noktaya geleceğini biliyor musun? Hayır. 200 yıl sonra? Hayır. Bu hadis 200 yıl sonra meydana çıkacak gerçeği. Nerden biliyorsun? Sen kendi aklına ne diyorsun ki böyle hadis olur mu, diye haşa.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

Yunus Emre’nin ‘Bizim için her din makbuldür’ sözüne katılmıyor mu?

Yunus’tan daha hoşgörülü olanlar yok mu yani şimdi? Bu da bir bağ. Yunus’un hoşgörülü olduğuna dair kim hükmetmiş? Bir tarafından bak Yunus’a, başka bir yerden bak, Yunus için farklı şeyler de söylersin. Bu da bağ. (BİZİM İÇİN HER DİN MAKBULDÜR) YUNUS EMRE Hiç okumadım nerden okunduysa bu? Din denilince farklı bir şey, iman denilince farklı bir şey. Bizim için her din makbuldür dediği zaman karıştı ortalık. Benim için bir kimsenin inanması makbuldür. İnanması makbuldür. Bir kimse çünkü kendince bir din oluşturabilir. Din oluşturmak basit bir şeydir.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

Arabî’nin dilinde sembolik ifadelerin kullanımı nasıl açıklanır?

Arabî sık sık sembolik ifadelerle dolu bir dil kullanmış karmaşık ve çelişkili bir anlatım tarzı seçmiş, Spinoza da böyle bir yol seçmiştir. Arabî’nin Fusûs’u Spinoza’nın Etika’sı en iyi iki örnektir. Gerçekten Arabî’de sembol kelimeler çok fazla bunu kabul ediyorum. Yani Arabî’deki o sembol kelimeleri çözmek için metni okuyupta metni anlamayı bırakıyorsun, sembol kelimeleri çözmeye çalışıyorsun.

Kaynak: Nefes II — 6 Şubat 2016 Sohbeti

Allah’ın emriyle şerh edilen Miftahü İlhami Ehli’t-tevhid isimli eser kutsallaşmaz mı?

Allah Teâlâ rüyamda, mağripte Sebde kıyısında ilken bu eseri şerh etmemi emretti. Bunun üzerine derhal fecirden önce kalktım, yanımda iki yazıcı vardı. Ben de onlara imla yoluyla yazdırdım. Güneş doğduğunda iki defter olmuştu.

Kaynak: Nefes II — 16 Ocak 2016 Sohbeti

İbnü’l Arabî’nin Zaman ve Kozmoloji konusunda görüşleri nedir?

(Fusûsu’l Hikem/117– 170) İbnü’l Arabî Zaman ve Kozmoloji Muhammed – Hacı Yusuf

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

Hazreti Mevlana’nın Mesnevi’sinde âlemi hayal üzerinde yürür gör derse neden?

Sen bu âlemi bir hayal üzerinde yürür gör. Sen bu âlemi gerçek görsen de bu gerçek gördüğün âlem hayalin üzerinde yürür, zemin olarak hayalin üzerindedir veyahut ta sen bu âlemi komple hayal üzerinde yürür gör, istersen sen bu âlemi de, gördüğün her şeyi bir hayal üzerine yürür görürsün hatta bununla alakalı Mesnevi’de bir işaret vardır, hazreti Mevlana bir şey anlatır der ki: Bir kimse rüyasında kolunun kırıldığını görse, rüyasında bu acıyı çeker, bu sancıyı çeker, bu derdi çeker ama bir uyanır ki uyandığında ‘oh rüyaymış’ der rahatlar der.

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

Rüya ile dünya hayatının benzerlikleri nedir?

Burada rüyayı, bu dünyaya tekabül ettirir hazreti Mevlana der ki, işte dünya hayatı de böyledir, rüyadan ibarettir. Burada kolun kırılır, burada acı çekersin, burada sancı çekersin, bunu çok uzunmuş gibi görürsün. Uyandığında yani öldüğünde, uyandığında yani ölmeden önce öldüğünde. İki uyanış var; bir, öldüğünde uyanırsın "bütün insanlar uykudadır ancak öldüklerinde uyanırlar" hadis-i şerif. Hazreti peygamber sallahu aleyhi ve sellem diyor ki "bütün insanlar uykudadır ancak öldüklerinde uyanırlar" bu bütün insanlar için geçerlidir, bütün insanlar uykudadır öldüğünde uyanır.

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

İzhar olma ne demektir?

İzhar olma: gizli bir şeyinin kalmaması. Görünmek, görene göredir. İzhar olma ise görülenin kendisini tam anlamıyla dışa vurmasıdır. İçinde sakladığı bir şey yok. Zat, izhar olmak istedi. Türkçe karşılığı görünmek diyoruz ama görünmek onun tam noktası değil.

Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti

İzhar, İrade, Kün-ol emri nedir?

Bazı Avrupalı arabiciler bunu üçlü teslis inancına götürüler. Derler ki: bu üçlü testis inancı. İzhar, İrade, Kün-ol emri. Baba, oğul, kutsal ruh. Bunu bir batılı kaynaktan böyle okuyabilirsiniz. Batılılar yaradılış noktasında şöyle düşünebilirler, düşünürler de: Bir baba vardı, oğul İsa, kutsal ruh Cebrail. Sıralamayı da tanrı -onların diliyle-, kutsal ruh ve oğul olarak sıralarlar. Kimisi başka bir fraksiyondan baba, oğul ve kutsal ruh olarak fraksiyonu tamamlar.

Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti

A’yân-ı sabite ne demektir?

A’yân-ı sabite: sabitte görünen. Sufiler bunu Zatın kendi içerisinde, kendi a’yân-ı sabitesinde varlığı temaşa etmek olarak görür. Şimdi Çanakkale üniversitesinde Yunus’u konuşurken ve bir gün sana (soru sahibi) telefonda Çanakkale’ye giderken söylediğim Mesnevi’den beyit "Henüz Âdem toprak değil iken -Hazreti Mevlana’nın sözü- biz gül bahçesinde gül koklar idik". Yunus der ki "Âdem henüz yaratılmamış iken biz gül bahçesinde gül derler idik". Hazreti Mevlâna der ki "henüz daha alem yaratılmamış iken biz can dostla sohbet ederdik." A’yân-ı sabite. Burayı anladınız değil mi? Şimdi a’yân-ı sabiteyi anlayacağız.

Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti

A’yân-ı sabiteyi anlatabilecek olan kimse kimdir?

Dostlar, a’yân-ı sabiteyi anlatabilecek olan bir kimse çok zordur. Anlattığım şey benim anladığımdır, doğru değildir. Anladınız mı? Bunu doğru olarak görmeyin. Niçin? Sizin doğru olarak gördüğünüz şey, benim doğru olarak anlattığım şey bizim kendimizce doğru kabul ettiğimizdir.

Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti

A’yân-ı sabitede Hakk ebedi olarak ne varlığa bürünecekse buradan a’yân-ı sabitesinde mevcut ve a’yân-ı sabiteden emir alemine gelir mi?

A’yân-ı sabitede İlim, Kudret, Kuvvet, Cebbar, Kahhar, Basir, Rahman, Rahim, bütün sıfatlarının ceminin a’yân-ı sabiteye tecelliyatıdır. Bunu Zattan dışarı koyamazsınız. O zaman Zat burada farklı bir noktada durdu. Arabicilerle Arabî’nin ayrıldığı yerdir burası. Arabiciler a’yân-ı sabiteden emire, kün notasını da bu Zat’ın içine alırlar. Arabî bunu net olarak kendi Fusûs’unda ve Fütuhat’ında belirtmemiştir. Sonradan gelen vahdet-i vücudçular a’yân-ı sabiteden zuhur eden Kün sözünü, varlığı, Zat’ın içinde görürler. Hatta varlığın bütün vücudunu Zatın vücudu olarak da görenler vardır. Panteistler. Bu noktada varlığı ve varlığın hareketini ve sükununu, varlığın varoluşunu da Zatın içine alırlar. Bütün var bu manada Zatın içindedir.

Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti

İbni Arabî’nin hilkatle alakalı görüşleri nedir?

İbni Arabî söze hilkatin kökünde Hakk’ın ferdiyetinin bulunduğunu söyleyerekten başlar. Arabî Hakk’tan vahid olarak değil de fert olarak söz etmiş olması önemlidir. Evet İbni Arabî orda vahidden değil ferdiyet, eneden, Allah’ın bu noktada kendi zatından bahseder.

Kaynak: Nefes — 9 Şubat 2013 Sohbeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları