1. Bölüm
Allâh gecenize hayırlı eylesin inşâallah. Cenâb-ı Hakk’a ömrünüze hayırlı eylesin inşâallah. Anneme, babama söz veriyorum, namaz kılacağım diye sözümde durmuyorum. Ne olur, geceniz hayır olsun. Allâh’a resûlüne, annene, babana söz ver. Allâh’tan da yardım dile. De ki, ”Yâ Rabbi! Benim sözümde durmamaya yardım eyle.” Âmîn. Cenâb-ı Hak cümlemizin sözlerinde durmamız için Allâh yardım etsin inşâallah. Âmîn. Maddî mânevî sözlerimizi yerine getirelim inşâallah. Âmîn. İlâhî okumak için ne yapmalıyız? Hemen başlayacaksın ilâhî ezberlemeye. Hemen geleceksin, Adnan Hoca’yı bulacaksın. Hemen geleceksin ki ben ilâhî okumak istiyorum. İzmit’ten sen semih’i bulacaksın veyahut da bizim buradan ilâhîci kardeşlerden birisini bulacaksın.
İlâhî öğrenmeye başlayacaksın inşâallah. Zikir hâlakasında telefon ile mesajlaşma sûfîlik açısından ne derece doğrudur? O, zikir hâlakasında her şeyi yapıyor bizim arkadaşlar. Mesajlaşma olsan olacak. Zikrullah devam ederken her türlü mesajlaşma, haberleşme, muhabbet, yanındakinden kritik, her şey var. Sohbette, zikirde… Bu zamanın dervişliği, bu zamanın böyle Müslümanlığı öyle oldu. camiye gidiyorsun, cuma namazında adam cep telefonunu açıyor. Çok önemli çünkü herkesin sosyal medyada olması. Tabi. cuma namazında normalde hoca vâz ederken, bir de hutbe okurken, hutbeyi dinlemek farz, hutbe okurken. Biz yan geliyoruz, hutbe okunurken, rahat oturuyoruz. Rahatımızla çok düşkünüz. Müslümanlar rahatlarına çok düşkün.
Sosyal medyaya çok düşkün. Orada kadını dövüyorlar, millet şey yapıyor, kadını kurtaracağım diye uğraşmıyor. sosyal medya önemli, onu açacak, ben çektim diyecek. Herkes fotoğrafçı, herkes videocu, herkes sosyal haberci, herkes gazeteci. Herkes çok önemli şimdi. O yüzden sohbette, zikrullah’ta, her yerde. Sevgilisiyle konuşuyor, iki sevgili cep telefonlarından uğraşıyorlar. Mesaj yazsın dedim beraber, masada karşı karşıyalar, mesaj yazın. Muhabbet etmeye gerek yok. Evlerde de aynı. Çocukların elinde telefonlar veyahut da tabletler. Onun olsa evin hanımında telefon veya tablet. Evin kocasında da öyle. Herkesin o kadar çok işi çok ki kim kimi dürtükledi, kim kimi beğendi, kim kime ne yaptı. Bunlar önemli.
O yüzden zikrullah’ta da mesajlaşmak, yanındakinden kritik yapmak, ondan sonra maillerine bakmak, sosyal medyaya takılmak, zikrullah’ta da sıkıntı yok ya. Veya sohbet esnasında tek kede doluyor, burada doluyor. açıyor böyle, telefona yandan bakıyor. Çaylarınız da içine. Tabii sevgilisinden mesaj gelecek. Orada sohbetin zikrulları ne anlamı var? Hiç önemli yok. Allâh iyi etsin inşâAllah. Biz cep telefonunu yenip görmedik. Şimdi böyle konuşmak istemiyorum. Cep telefonu daha yeni çıktıydı, takozdu. Biz Şeyh Efendi’yle rahat görüşelim diye hem Şeyh Efendi de vardı hem ben de vardı. Takozdu daha cep telefonlar. Normalde millet belinde bir tane araba parası taşıyordu. O zaman da ilk çıktığında 3500-4000 dolardı.
2. Bölüm
Az değildi ki. Normalde o zaman da vardı. Ben kendi nefsim için söyleyeyim, ben Şeyh Efendi’nin yanında Şeyh Efendi’den izinsiz telefonumu açtığımı hatırlamıyorum. Şimdi herkes her şeyi yapıyor. Şeyh Efendi’nin yanında birisi telefonunu açsın, baksın, selamun aleyküm, aleyküm selâm, şöyle yapsın, Şeyh Efendi böyle bana bakar. bu nereden geldi? Bizim hamdolsun benim etrafımdakiler hiç öyle bir şeyle karşılaşmadı mı? Bizim Bursa’daki arkadaşların %80’iyle öyle karşılaşmadı mı? Benim yanımda hiç yapmadı kimse. Benim yanımda derken, Şeyh Efendi’nin yanındayken hiç kimse yapmadı beni, kimse bu konuda arkadaşlar utandırmadılar. %80’i. Ama başka yerlerde olurdu. Bir müddet sonra o adam daha oturuyor ya, Şeyh Efendi’nin tarzı şuydu, evladım sen işine bak hadi.
Senin işin çok, sen işine bak. Efendim ben işlerimi ayarladım, böyle bakar, hadi oğlum sen işine bak dedim ya sana, bu yavaşça gitmek zorunda kalır. İşin varsa ne işin var? Şeyhin yanında bak işine. İşin sıkıntılı bak işine kardeşim, Şeyhin yanında ne işin var? Telefonda görüşeceksin, çık yanından dışarı git, görüş, nerede görüşüyorsan görüş. Şimdi ben buraya gelirken, benim telefonumdan daha yoğun telefon olan yoktur herhalde. Ne yapayım telefonu buraya getireyim, ben burada da bakayım mı? Arkadaşlar bazı şeyler vardır, özeldir insanın. Zikullâh alakası benim için özeldir. Sohbet benim için özeldir. Bir kimsenin muhabbet beslediği, sevdiği bir kimseyle sohbet etmesi özeldir. Bir arkadaşı özeldir, özeldir.
Bir dostu özeldir. Ama insanlar kendi kendilerine namü tenayi bir şey görüyorlar. o çok önemli bir şahsiyet. Her daim telefona bakması lazım, her daim telefonla konuşması lazım. Bir de çok önemli şahsiyetler var, kadınlardan da erkeklerden de. O size bir mesaj attığında, mail bir şey attığında sizin anında cevaplamanız lazım. Sizin kimliğiniz önemli değil. Kim olursanız olun. O sana bir mesaj atmış ya, sen hemen cevap yazman lazım. Bir de bu başladı şimdi. sen şeyhmişsin, sen zâkirmişsin, nakipmişsin, nukabbaymışsın, şey önemli değil. Hemen ona cevap yetiştireceksin. Bütün işini gücünü bırakacaksın. Tabi o çok önemli. mail atmışsın, anında cevaplayacak o. Bir daha atıyor maili, bir daha atıyor, bir daha atıyor, bir daha atıyor.
Şimdi kaç tane mail attığını söylersem o kimse hatırlar kendisini. 183 tane bir günde mail atıyor. Tabi. Yakalamış seni. Cevap yazacaksın sen ona. Bunlar oluştu. Bunların hiçbirisi de İslam ahlakıyla alakalı değil. İslam kültürüyle alakalı değil. Erkekler siz de yapmayın. Bak yapmayın karşılığını siz de alın. Evde eşiniz oturuyor. Girdiniz cep telefonuna değil mi? Taraflardan birisi girdi. Hayırlı geceler, işin gücün rast gelsin, selamünaleyküm. Senin insana ihtiyacın yok. Sen cep telefonuna yat kalk. Bu kadar. Gerçi benim arkadaşım, ne bileyim birisi, ben sohbet ediyor olsam. ikide bir de cep telefonuna yok mu? Mail’e bakacak, yok Facebook’una bakacak. Hadi işin gücün rast gelsinler mi? Benim yanımda kimse yapmıyor.
3. Bölüm
Allâh razı olsun yani. Bu kadar. Ben derim. Sözümü de esirgemem. Şimdi çalışan bir kimse vardır. Gündüz mesaisi vardır. Gelmiştir benim yanıma. Ben ona derim telefon çalıyordur. Bak telefonuna. Neden? İşini aksatma. Tüccardır o kimse. Bir şey danışmaya gelmiştir. Bak telefonuna. Anında bir mal vereceklerdir, mal alacaklardır. Onun teyidi lazımdır. Baksın çok uzun konuşmasına gerek yok. Örneğin. Ama öbür türlü Lail-i Öllom’a gerek yok. Hele Zikrullah alakasında, hele dergahta, sohbette. Bu şeyde daha fazla oluyor. Ne oluyor? Tekkede. Tekkede şimdi derviş olmayanlar da geliyor ya, onlar da cep telefonlarını açıyor. Bizimkinler de onlardan özeniyorlar. Arada kayarız diye düşünüyorlar. Görüyor mu işte?
İşin en ilginç noktası bu. gözlerim günden günden, görmeyeceğine günden günden iyileşiyor. Bir şey de var. Bir şey de var. Bir şey de var. Bir şey de var. Bir şey de var. Bir şey de var. Görmeyeceğine günden günden iyileşiyor. Görmeye başlıyor. Allâh bizi eylesin. Âmîn. Kur’ân kursuna gidiyorum. Kursta her gün neredeyse Kur’ân kursu yapımı için para isteniyor. Kursta hocamız sürekli meâl okuyan, tefsir okuyun diyor. Hadîs okumak ve okuyun demek yok. Hocam hadîs okuyalım dedim. Müfredat da yok dedi. Peygamberlerin zellelerinden bahsetti. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri için de zellesi olduğunu örnek olarak da Ümmü Mektup hadisini söyledi. Bu konularda bizleri bilgilendirebilir misiniz?
Allâh razı olsun. Öyle onların müfredatlarında hadîs-i şerif okumak yok. Allâh bizi affetsin. Ben Ümmü Mektup meselesinde de Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin zelleye düştüğünü kabul etmiyorum. Bütün peygamberlerde zelley görüldü. Evet, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinde görülmedi. İmam-ı Maturidî’nin çizgisinde İmam-ı Maturidî, İmam-ı Hanefî, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf ve aynı zamanda da akayit olarak İmam-ı Maturidî, İmam-ı Nesefî, Sabûnî bunlar önemli kimseler. En azından İmam-ı Maturidî ile Nesefî önemli kimseler. Bu çizgide olan kimseler Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin üzerinde zellenin olmadığına dair hükmetmişler.
Bunların geniş açıklamaları var. Bu son dönem bu 150-200 yıldan beri Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin üzerinde biraz masumâne olanlar zelli olduğunu söylüyor. İşi haddini aşanlar, terbiyesizliğe, ahlaksızlığa, sütü bozukluğa götürenler Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin de günah işlediğini, Allâh’ın onun günahını affettiğini söylüyorlar. Ben onları normalde dediğim gibi nitelendiriyorum. Allâh bizi affetsin. Namaza yeni başlayan arkadaşım zikrullah hakkında anlamsız cümleler kuruyor, inkâr ediyor. Nasıl davranmalıyız? Yavaş yavaş namaza yeni başlayan bir kimseye zikrullahdan bahsetmenize gerek yok. Bu şuna benziyor. normalde yeni bir doğmuş çocuğa anne sütü vereceksiniz.
4. Bölüm
Ne sütü vereceksiniz? o çocuk Hazret-i Mevlânâ’nın dediği gibi yavaş yavaş büyüyünce ekmek isteyecek, biraz daha büyüyünce süt isteyecek, pardon et isteyecek. O şimdi süt zamanı. O yüzden sûfîlik zaten yeni doğmuş bir çocuğun işi değil. Şimdi bir kimsenin, ben onu istidâd olarak demiyorum, Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretleri onu istidâda bağlıyor, direkt. Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretleri diyor ki bir kimsenin dervişlikte, sufilikte istidâdı var ise ancak öyle derviş olur, ondan sonra sûfî olur. Eğer istidâdında dervişlik, sûfîlik yoksa bir zaman dervişlik, sûfîlik yapsa da o normalde sonradan o dervişlikten, o sufilikten vazgeçer veyahut da oradan düşer veya oradan ayağı kayar gider der şey Muhyiddin İbn-i Arabi.
Hatta bunu bir de şey olarak Hadîs-i Şerîf olarak nitelendirir. bir kimse mümin doğar, mümin yaşar, kâfir ölür, mümin doğar, kâfir yaşar, mümin ölür, bunu buna bağlar Hadîs-i Şerîf olarak da. Veya hatta bir Hadîs-i Şerîf daha var ya bir kimse salih bir amel işler, ömrünün son döneminde öyle bir yanlışlık yapar, o küfür olarak üzerinde, küfür olarak ölebilir. Bir kimse küfür bir hayat yaşar, ömrünün son döneminde öyle bir iş yapar, o kimse iman ederekten göçer gider. Bunları buraya bağlar. o kimsenin der istidadı mümin ise o istidadı nispetinde müminliğini yaşar. O kimsenin sûfîlik noktasında istidadı var ise o sûfîlik noktasında yaşar. Ama istidadında sûfîlik yok ise bir müddet sonra yaşamış olsa dahi der.
Şimdi Çanakkale’liler bu mevzuyu daha iyi şey yapacaklar. Ne o? Hatırlarlar istidad meselesini. Sohbet ettik orada Arabi’den konuşurken. Zannediyorum şey Adem’den sonra Şitva’sında mıydı neydi? İstidadla alakalı. Dört beş kere geçti. Hep böyle anlattık bunu orada. Ondan sonra normalde aslında o Çanakkale’deki Muhyiddin İbn Arabi’nin füsus sohbetlerini bütün dergahın iyi dinlemesi lazım. orada sadece Arabi’yi anlatmadık çünkü. Orada normalde Arabi’den pasajı aldık ama bizim görüşümüz de budur. Veyahut da bunu böyle kabul ediyoruz deyip öyle yürüdük. Çünkü orada normalde tabiri caizse bizim sûfî anlayışımızın temeli var orada. Öyle söyleyeyim. Sûfîlik anlayışımızın temeli. orada sadece Arabi konuşulmadı.
Veyahut da şimdi bugün dağıtacaklar ya mesela şey olarak kitap olarak. Normalde o şeyin bizim Hakan kardeşinin sorularına cevaplar ama o sadece sorulara cevap değil. Bizim bu noktada duruş noktamız. hem akaet noktasında hem sûfîlik noktasında hem mezhep meşrep noktasında bizim duruşumuzu anlatan bir nokta, bir eser öyle söyleyeyim. Eser demeyeyim de bir risale veya bir kitapçık diyelim. çok iddialı değiliz bu noktada. O yüzden mesela Çanakkale’deki Muhyiddin İbn Arabi sohbetleriyle şu kitap bizim bu noktada hatta mesnevi şerhleri de bunu böyle cem edersek bizim tasuvuf noktasında duruşumuz, akaet noktasındaki akaet noktasında duruşumuz da bizim bu noktada aynamız gibi, göstergemiz gibi veya delilimiz gibi.
5. Bölüm
Şimdi Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri istidada çok önemli ama onun o bakış açısını tam algılayamayan insan o istidat meselesinden şeye düşebilir, cebriyeye düşebilir. Hatta bir kısım arabici bir müddet sonra onları düzgün analiz edemezlerse yanında arabiyi anlayacak, yol haritasını çizecek veyahut o meselede ona şerh edecek, onu dizayn edecek. Bu noktada bir kimse bulamazlarsa onların büyük bir çoğunluğu Fisus’u okuyanlar hatta Fituat’ı okuyanlar cebriyeye düşerler ve başlarlar cebriyeden yürümeye. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden iyi analiz edilmesi lazım. Aynı şey mesnevi için de geçerlidir. Hazreti Mevlânâ Cevat-i Rûmî Hazretleri için de geçerlidir. Onu düzgün okuyup analiz edemeyen o yüzden bu kitaplar zaten dergahlarda tekkelerde herkese okutulmamış.
Mesela mesnevi okumak için üstattan izin alınması gerekiyor. Mesneviler normalde mevlevi hanelerde kilitli durur. Mevlevi hanelerde kilitli durduğundan dervişler o alıp mesnevi okuyamazlar. Şimdi tabi herkes okuyor kendi kafasından bir mesnevi çıkarıyor da normalde okuma icazeti olması lazım. Şerh icazeti olması lazım o kimsenin. Veya da Muhyiddin İbn Arabi’nin Füsus’u veya Fütuhat’ı hiç önemli değil. Bunlar alelade okunacak, alelade herkesin okuyacak kitaplar değil. İyi bir Kur’ân bilgisi, iyi bir tefsir bilgisi, çok iyi bir hadîs bilgisi, iyi bir akayit normalde imanla alakalı, normalde hadiseleri veyahut da akayitle alakalı genel meselelerden çok iyi bilgili olması lazım ki o böyle kendini muhafaza edebilsin.
Şimdi dervişlikle alakalı bir kimse arabice bakarsan istidadında dervişlik varsa dakika bir gol bir gelir oturur o. İstidadında dervişlik yoksa arabice söylüyorum. Sen o dakika bir gol bir otursa da bir gün gider o. Bu arabi bunu istidadla açıklar. Ben bunu istidadla açıklamak istemem. Ben derim ki o kimsenin nasibi varsa ve gayret ederse oturur dergahı. Bu konuda bizim de sünnete uyup onlara aktarmayla alakalı belli bir stratejiye sahip olmamız lazım. Bizde şöyle bir şey var. Bu derviş kardeşleri de var genelde. Tuttuğumuzu biz hemen bütün her şeye aktaralım. Anında derviş olsun diye bakıyoruz. Anında kabir hali açılacak, anında hali açılacak. Bir de bunlar eşkar anlatılıyor. Bak kabir hali de var.
Kabirin başına gittiğinde selam ver. Ya sen o hali yaşıyor musun? Başka anlatılacak bir şey yok mu? Her şey bitti o mu başladı? Veya aşırı derecede şeyhi methetme. Otur oturduğun yere. Gerek yok. Methetilecek bir zat varsa o da Hz. Muhammed Mustafa’dır sallallâhu aleyhi ve sellem. Tanıtılacak bir kimse varsa o’dur. Hz. Peygamber’dir sallallâhu aleyhi ve sellem. Ölçüyse Hz. Peygamber’dir sallallâhu aleyhi ve sellem. Biz onu anlatalım. Biz onu doğruyi, iyiyi, güzeli tebliğ edelim. O yolunu bulur o. O yolunu bulur. Bir de anlatıyorsun biliyor musun ki dervişlik var mı yok mu nasibinde? Dakika bir gol bir keletirden kafasından aşağıya indirir gibi indiriyorsun. Allâh bizi affetsin. Veya hatta adam daha yeni o kimse, o kadın erkek önemli değil.
6. Bölüm
Yeni daha bir şeyle tanışmış. Dinle tanışmış. Gerek yok. Veya hatta yeni bir yere gittiniz. Hemen orada cehri zikrullah. 3 kişi zikrullah yapacağız diye uğraşıyorlar. Bırak kardeşim. La lahe illallah, la lahe illallah. Tamam bitti. Veya bazı yerlere gidiyorum ben, hoş çok yere gidiyorum. Gittiğim yerlerde 10 kişiler, 5 kişi ilahi okuyor. Ya bırak kardeşim herkes ilahi okuyacak diye bir kaydı yok. Allâh’ı zikredin. 10 kişiler. Bir gün bir yerde saydırdım, say dedim, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Kaç kilometre dedim burası. Şimdi kilometresini söylerse bunlar da anlayacaklar. Ayıp olacak şimdi. Dedim ben bunca kilometreyi sizin ilahinizi dinlemeye mi geldim mübarek insanlar. Allâh’ı zikredin.
Dedim 10 kişisiniz, 5’iniz ilahi okuyor dedim ya. Bırakın ilahi okumayı verin dedim ya. Veya bir yerde 10 kişi sema edeceğiz, bendir vuracağız, ne yuflicez diye uğraşıyorlar. Kadınlardan da var bu erkeklerden de. Arkadaşlar gerek yok. Bunu bütün arkadaşlara söylüyor. Bütün Türkiye’ye söylüyor bunu. Bizim asli vazifemiz ne yuflemek, bendir vurmak, ilahi söylemek, sema etmek değil. Bizim asli vazifemiz bu noktada Allâh’ı zikretmek. Kur’ân ve sünneti iyi öğrenip Allâh’ı zikretmek. Bizim asli vazifemiz bu. Bakın bizim asli vazifemiz bu. Allâh’ı zikir en büyük iştir. Bizim asli vazifemiz bu. O yüzden Bursa, çevre, diğer il ve ilçeler herkese söylüyorum. Asli vazifenize dönün. Asli vazifeniz. İnsanları normal, evet bendirdim vurulur, sema da olur, ney de olur, eyvallâh.
Ama asli vazifeniz bu değil. Bütün her yere söylüyorum. Şimdi son program yarın İzmit’te Şebarus var. Bütün beş kişi var bir yerde. Beş kişi arkadaşlar, beş kişiler ya. Diyorlar ki burada Şebarus yapalım. Ben gideceğim belediye ile konuşacağım. Bir yerde üç tane bayan var. Üç kişi bayanlar. Telefon açıyor burada Şebarus yapabilir miyiz diye. Bu değil asli vazifemiz. Şebarus yapacaksak her yerde yaparım ben. Kendim bizatihi yaparım. Ne bir belediyeye ihtiyaç var, ne valyeye ihtiyaç var, ne devlete ihtiyaç var, ne de başka bir şeye ihtiyaç var. Hiçbir şeye ihtiyaç yok. Bursa’da dahil buna. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Hiçbir şeye. Asli vazifemiz bu değil ama. O yüzden şeyden çıktı. Söyleyiver şunu.
Zikrullah’ı anlatmaktan çıktı. O yüzden evet. yavaş yavaş, ısındıra, ısındıra inşâAllah. Mevlânâ Celalettin Hazretleri’nin kitabı İran şahı tarafından çalındı mı? Çalındıysa nasıl olurdu? Valla ilk defa duyuyorum ya. Ama şehir efsanesi var. MâşâAllah. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem abdest alan saat yanına uğradı da bu israf ne dedi? Saat abdestte israf var mıdır buyurdu? Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem evet. Nehirde bile olsa israf vardır buyurdu. Uzluğu üç defa yıkamanın sünnet olduğunu itikat ettiği halde üçten fazla yıkamak mekruhtur buyururlar. Emanet ve ehliyeti İslam ilmanda ise abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur. Bu doğrultuda abdest alma noktasında hangi yolu izlemeliyiz?
7. Bölüm
Abdest üstüne abdest almak farklı bir sünnettir, ibadettir. Abdest uzuvlarını mesela üçten fazla, hoş beş de yıkanabilir, onun hakkında da hadîs var. Yedi de yıkanabilir, onun hakkında da hadîs var. Ama böyle vesvese derecesinde abdest uzuvlarını daha fazla yıkamak o zaman o söz konusu olan israfa giriyor. Abdest üzerine abdest almak, nur üzerine nur bir kimse öğlen namazını kıldı, abdest de duruyor daha. İkindinin vakti geldi, ikindini kılmazdan önce o abdestini bozmadan onun üzerine bir abdest daha almak bu sünnettir, bu israfa girmez. Bunu aklınızla yormaya kalkmayın. Bir daha abdest almak israf değil de uzuvunu beş on sefer yıkamak mı israf? Evet, din böyle bir şey çünkü. kolunu yıkıyorsun, üç sefer kolunu yıkacaksın tamam mı daha fazla yıkamak israfa giriyor hanefiye göre.
Bu hadîs-i şerife ölçü almışlar hanefiler üç sefer demişler. Bir kimse kolunu üç sefer yıkacak, yüzünü üç sefer yıkacak. Fazlası israf demişler bu hadîs-i şerife binayen. Emanet ve ehliyet kitabında abdestin mekruhlarında güneşli ısıtılan su ile abdest almanın mekruh olduğunu söyler. Resulü Ekrem Hazreti Ayşe’nin suyu güneşli ısıttığını görmüş yapma Hümeyra çünkü o Baras illetini doğurur buyurmuştur. Peki başka yollarda ısıtılmış su ile abdest almak caiz olur mu? Olur. Bununla alakalı bir böyle şey var, şerh var. Güneş ile dünyanın birili bir noktada güneş ışınlarının o suya normalde farklı tecelli ettiğinden dolayı o sudan rahatsızlık duyulacağına dair ilmi bir açıklama var. Bu onunla alakalı.
Abdestin manevi faydaları nelerdir? Abdest zırh en azından. Abdest zırhtır. Şeytan o kimsenin üzerine çok musallat olmaz. Abdest ölen şehittir. Allâh bütün sınava girecek olanlara yardım etsin inşâAllah. 55. hadîs. Ebu Said el-Hudri anlatıyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem mescidde itikafa girmişti. Oradakilerin cehri olarak Kur’ân okuduğunu işitince oradakilere perdeyi açtı ve şöyle dedi. Dikkat ediniz. Hepiniz Allâh’a münacatta bulunuyorsunuz. Bir kısmınız bir kısmınıza eziyet etmesin. Bazınız diğerlerini Kur’ân okurken veya namazdayken sesini yükseltmesin. Şimdi buradan bir kimse kendince çok edep çıkarır. Demek ki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri itikafta ne yapılıyor?
Allâh’a zikrediliyor ve namaz kılınıyor. İtikafın en önemli iki ibadeti vardır. Birisi zikirdir, birisi namazdır. O yüzden mesela bir kimse itikafa girse namazsız itikaf olmaz diye hüküm vardır. O kimse namaz kılmalı. Mesela kadınlar o muayyen zamanlarında o yüzden itikafa giremezler. Şimdi namaz itikafın olmazsa olmaz ibadetleridir. Zikir de itikafın olmazsa olmaz ibadetleridir. Sahâbe, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri mescidde itikraftayken dışarıda Kur’ân-ı Kerim okuyorlar. Dışarıda. Kur’ân-ı Kerim okurlarken seslerini yükseltiriyorlar. Kur’ân-ı Kerim okurken sesleri yükseltirince Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri müdahalede bulunuyor. Diyor ki kiminiz Kur’ân-ı Kerim okur, kiminiz ne ibadet ediyorsa diğerlerini rahatsız etmesin.
8. Bölüm
Bir kimse ibadet ederken bir başkasına eziyet etmesin. Şimdi, bir, bunda sesli zikir men edilmemiş. Bir kimse sesli zikrullah yapabilir mi? El cevap yapabilir. İki, camilerde Kur’ân-ı Kerim okuyanlar seslerini çok yükseltmeden okuyacaklar namaz kılanları etkilememek için. Camilerde Kur’ân-ı Kerim okuyanlar bir başkası duysun diye uğraşmayacak sebep camilerde namaz kılıyorlar. Camilerde Allâh’ı zikredecek olanlar namaz kılanları etkilemeyecek zamanlarda ve saatlerde zikir halakası kurmaları lazım. Mesela siz camide namaz vakti zikrullah halakası kuramazsınız. Şimdi buradan biz yürüyelim biraz daha. Apartmanlarda zikrullah yapacak olanlar. Apartmanın içindesin. Bütün apartmanı ayağa kaldırmana gerek yok.
Bütün apartmanın içerisinde zikrullah yapacak olanlar. Orada bendir vurmanıza gerek yok. Ne üflemenize gerek yok. Kadın erkek, herkese söylüyorum bunu. Orada çok yüksek sesle ilahiler söylemenize gerek yok. Orada çok yüksek sesle zikrullah yapmanıza gerek yok. Allâh affetsin bu fakirin yıllardan beri böyle özel yerler tutup oralarda zikrullah halakalarını kurmasının sebebi bu. gösterişe, riyaya ihtiyaç yok. Apartmanı ayağa kaldırmana gerek yok. Mahalleye ayağa kaldırmana gerek yok. Çok mata bir iş yapıyormuşsun gibi biz Allâh’ı zikrediyoruz ya kim karışacak bize demene gerek yok. İbadet ederken başkalarını rahatsız etmek yok. Ya arkadaşlar toplandık biz bendir vurduk ilahi söyledik ne üfledik.
Kardeşim hastası vardır, yaşlısı vardır, ihtiyarı vardır, şizofrenisi vardır, psikolojisi bozuk olanı vardır, küçük çocuğu olanı vardır, yarın işe gidecek olanı vardır, vardiyalı çalışanı vardır. Nefret ettirmeyiniz sevdiriniz hadisi şerif. Bunu dersi yaptıran zakirler dersleri yaptıran çavuş kardeşler bunları normalde gözetecekler. Zikrullah’a gittikleri, derse gittikleri yerini, ahvalini, konumunu, durumunu öğrenecekler, analiz edecekler. Orada ona göre zikrullah yapacaklar. Bu çok basit ben sizin şimdi hepinizi toplarım. Buradan zikrullah yapa yapa biz heykelden aşağı doğru ineriz. Bir sefer olur ama bu. Biz bir şey yapmış olmayız. 10 katlı apartmanın 6. katında derviş kimse çağırmış davet etmiş gelin evde bir sohbet edelim, zikrullah edelim demiş. 10 katının birden ayağa kaldır.
Bu dervişlik değil. Bu bir şey yapmak değil. Bulunduğunuz yere, konuma, duruma göre strateji üreteceksiniz. O kimsenin orada normalde evini, etrafını, o kimsenin hiyerarşisini. işte birisi resmi dairede görevli. Bir makamı var resmi dairede. Müdür, müdür yermiş, amir, memur neyse. Ya o da böyle niyet etmiş kendince. İstemiş evinde bir sohbet olsun, bir zikrullah olsun, bir yemek yensin. Orada ayağa kaldır zikrullah da sen ortalığı. Gel kardeşim burada darbi zikrullah yapacaksan biz burada yapıyoruz. Burada nakşibendiler gibi kafanı salla, oraya gidince avazın çıktığı kadar bağır. Bu dervişlik değil. Buna dikkat edecek herkes. Camide dört beş kişi namaz kıldın, dört beş kişi namaz kıldıktan sonra sen orada gösteriş yapar gibi cehri zikrullah yapacağım diye uğraşma.
9. Bölüm
Üç tevhid oku, lâ ilâhe illâllah, selamünaleyküm, bitti. Orada zikrullah yapacağım diye uğraşıyor. Uğraşma kardeşim. E tanısınlar. Ya tanısınlar tanımasınlar. Sen yapma. E koy gülen gülsün. Ya bırak. Senin derdin o değil ki. Sen Yûnus gibi çöllerde mi yaşıyorsun, dağlarda mı yaşıyorsun? Şehrin içindesin. Senin bir davan var, bir işin var. Ne? İnsanları, İslam’a sufili ısındırmak. Sen kendine sûfî değilsin ki. Bundan üç yüz yıl önce herkes kendine sufidi. Şimdi kendine sûfî değilsin. Şimdi senin bir misyonun var. Sen sufiliye herkese sevdirmek zorundasın. Sen sufili anlatacaksan, sufili sevdireceksen, bir kişinin dahi sûfî olmasını istiyorsan, stratejini değiştireceksin. Öyle paldır küldür. Eşekte kaldım ben seni aldım.
Yok öyle sûfîlik. Olursa olur ya. İyi ben sana da olursan ol diyeyim o zaman. Öyle bir şey yok. Sufiler sözlerine dikkat edecekler. Karşıdaki kimsenin anlayıp anlamayacağını tartacak. Karşıdaki kimse o sözü anlamayacaksa konuşmayacak onu. Ben şakadan söyledim. Yapma şaka. Hz. Peygamber’in sünnetinde öyle şaka yapmak var mı? Konuşma öyle. Sufiler lafızlarına dikkat ederler. Konuşmalarına dikkat ederler. Hareketlerine dikkat ederler. Biz sevdirici olalım. İnsanları yokuş yukarı gösterir, daha bakalım çıkabilecek mi, çıkamayacak mı? Buna gerek yok. Size yokuş yukarı gösteren bir dervişlik anlatmıyorum. Yokuş yukarı dervişlik anlatırsan buranın %80’i gider. Size yapılmayanı siz de bir başkasına yapmayın.
Size yokuş yukarı vurulmuyorsa siz de bir başkasına yokuş yukarı vurmayın. Kelimelerinizde dikkat edin, sözlerinizde dikkat edin. Tarzınızda dikkat edin, tavrınızda dikkat edin. Hal ve hareketlerinizde dikkat edin. Zakirlerden, çavuşlardan, dervişlere kadar. Herkes. Bir şaka yaparsam incinebilir mi, kırılabilir mi, bir laf söylersen bunu anlamazsa ters tepebilir mi? Hep geçmişten örnekler veririm ya. Anlatıyorum ya, naziliye gittim, geldim, gittim, geldim, gittim, geldim, 35-40 kişi oldu nazili de. Şeyh Efendi’yi götüreceğim, bizim bir hacı ağabeyimiz vardı, ben de geleceğim dedi. Allâh’ım götürmek istemiyorum onu. Geleceğim dedi. Anladı, Şeyh Efendi götürmek istemedi. Olsun Mustafa Efendi gelsin oğlum dedi.
Ben sustum. Gittik. Şeyh Efendi sohbete başladı. Böyle bir kahve içiyor, bir su içiyor, bir şey oluyor. Bakın kardeşlerim, araya giriyor. Bir şeyh konuşurken araya girilmez. Soru dahi sorulmaz. Bir zakir konuşurken araya girilmez. Soru dahi sorulmaz. Velev ki yanlış konuşsun. Sus, otur, oturdun yere. Sana mı sordular yanlış mı, doğru mu diye? Sonra git ağabey böyle değildi ya, böyle dedi. Sonra git Şeyh Efendi’ne de, efendim hakkınızı helal edin. Öyle değildi, böyle dedi. Araya giriyor. Anlattığı dervişliğe bakın arkadaşlar. Sabah namazından iki saat önce kalkarsın. Bir cüz Kur’ân-ı Kerim okursun. Ondan sonra bir müddet Tevhid-i Şerif getirirsin okursun. Sonra sabah namazını kılarsın. Sabah namazından sonra bir müddet daha beklersin.
10. Bölüm
Allâh’ı zikredersin. Sonra işrah namazı kılarsın. Hafif bir kayyule yaparsın. Ben böyle ara ara anlattığını toparlıyorum şimdi. Ondan sonra kalkarsın. Sonra dua namazı kılarsın. Ardından dua namazından sonra bir miktar daha Kur’ân-ı Kerim okursun. Sonra öğlen namazı. Öğlen namazından sonra kalkar bir dolaşırsın. Derviş ziyareti yaparsın. Sonra ikindi. İkindiden sonra bir müddet zikrullah yapar. Kur’ân-ı Kerim okursun. Akşam namazı. Akşam namazından sonra evvabin kılarsın. Dünya kelamı konuşmadan evvabin kılarsın. Ondan sonra bir müddet daha zikrullah yaparsın. Yassı’yı kılarsın. Yassı’dan sonra oturursun. Dünya kelamı konuşmadan dersini çeker. Virdini çıkar. Çeker. Az bir şey kayyule yapar. Sonra teheccüya kalkarsın.
Biriniz desin ki ben bu dervişi yaşarım. O yaşardı. Karı koca emekliydi. Ev kirası vermiyordu. Elektrik su parası vermiyordu. Odun kömür parası vermiyordu. O yaşardı. Ödemişin köyünden bir tane adam buldu. Ondan ıspanak, pransası, lağınası gelirdi. O yaşardı. Her sabah odun kömürünü Mustafa Özbah değiştirirdi. Sobasından. Yeniden yakardı. Akşam olduğunda bir daha giderdi. Yine yakardı. Külünü atardı. O yaşardı bunu. O böyle bir dervişlik yaşardı. Ama bir tane derviş yapamazdı hiç kimseyi. Çünkü onu dinleyen hiç kimse dervişliğe gözlerini alamazdı. Ve kırk kişi, kırk iki, kırk üç kişi sohbet ettim. Zikrullah yaptığım yerden bir kişi ders almadan çıktık. Bir yağmur yağıyor Nazili’den. Bir yağmur yağıyor.
Silgeçler silmiyor. Biz o gece orada kalacaktık. Dedim biz gidiyoruz. Şeyh Efendi baktı benim kafa dönük. kalacaktık da şöyle dedi de böyle dedi de o da diyor. Mustafa Efendi gidiyoruz dedi. Arabanın sahibi arkadaş kullanamadı. Bir kilometre filan gitmedi. Silgeçler silmiyor çünkü. Şeyh Efendi bana Mustafa Efendi geç dedi. Emredersiniz efendim. Yanına o da yan tarafta. Rahabutanı kur öylesi git dedi. Yürü. Rahabutanı kur da yürü. zahiren gitmek mümkün değil. Ben zaten gideceğim zaten. Kafam dönük benim. Yolu görmesem bile gideceğim. Bir benzinlikte durduk. Tabi abdest almaya gitti. İki kişi. Biz Şeyh Efendi ile kaldık. İçimden geçiriyorum. benzinliği sezeceğim ki siz kalın burada. Buradan binin bir otobüse gidin.
Şeyh Efendi diyor ki Mustafa Efendi sakin ol oğlum. Yaşanır böyle şeyler. Ya. Oluyor oğlum. Görüyorsun. Ben hiç seslenemiyorum. Ben hiç seslenemiyorum. Neyse Şeyh Efendi dedi ben İzmir’de kalacağım dedi. İzmir’de bir tane derviş var o zaman. Ona içimden dedim ki derviş sen çık dedim sokağın başına. Ben dedim evi bulacak halim yok benim. Sokağın başında böyle duruyor. Mustafa Efendi sen mi söyledin dedi. Evet efendim dedi. Ona teslim ettim Şeyh Efendi. Şeyh Efendi’ye dedi ki beni bırakma dedi. Bunun eline gibisin. Ben de kalayım burada dedi. Yok dedi sen gideceksin onunla. Biz onu ben ödemişe getirdim mi ağzım bıçak açmıyor. Benim yalnız yolculuğumun hemen hemen oturduğu yerdir o gün. Ben bir daha yanımda hiç kimseyi götürmedim uzun müddet.
11. Bölüm
Hâlâ da yanımda kolay kolay birisinin gelmesini gitmesini istemem. İntiham bu orada boşlukta bulunur bir laf söyler. Tek sinirim ondan açık net mesajım. O yüzden derim ben Zakir Çavuş hepsinde yanınızda götüreceğiniz insanlara dikkat edin. Konuşmasınlar yemesinler içmesinler uyumasınlar. Kafalarını kaldırıp oraya buraya bakmasınlar. Bir şeye maydanoz olmasınlar. Fazla gülmesinler. Yemesinler dedim yemeyecek fazla. Önüne koymuş gübür yemeyecek. Zakir’in yanında mısın yemeyeceksin. Şeyhin yanında mısın yemeyeceksin. Yemeyeceksin. Şeyhin yemeye bıraktı mı sen ne bırakacaksın. Zakir’in yemeye bıraktı mı sen ne bırakacaksın. O bir şeye elini dokunmadı mı dokunmadı. Sen ne ama dokunuyorsun ya. Dokunma.
Dokunma. Edeb et. Edeb etmeyeceksin git kendine yol ara. Git kendine yol ara. Git kendine şeyh ara git kendine Zakir ara ara. Allâh muhafaza eylesin. Dikkat edecek herkes. Hele bu dergahta yaşayanlar bu dergahta duranlar. Artık böyle fazla boşluğa fazla böyle layla luma fazla böyle gevşekliğe şeyiniz yok. Yok. İnsanlar sizi örnek alıyorlar. Gelen misafirler sizi örnek alıyorlar. Sizin oturmanızı, kalkmanızı, yemenizi, içmenizi, tavırlarınızı, misafirperverliğinizi, edebinizi, adabınızı sizi örnek alıyorlar. Böyle paldır küldür gireyim yok öyle şey. Bir misafir var orada. O tekkedeki odada ne var bilmem zaten. O tekkenin misafir odasında ne var bilmem oraya oturan kral mı oluyor. Sultan mı oluyor ne oluyor böyle değil.
Ya burada bir misafir mi var burada şeyh efendi mi var burada bir üstad mı var burada kim var ya. Açan giriyor orada bir misafir var. senin çağırmasını bilmiyor mu oranın sahibi. Ben hepinizde samimiyim. Burada samimi olmadım hanginiz var ki. Yol yürümüşüz 30 yıllık 25 yıllık 20 yıllık 15 yıllık ister için 5 günlük olsun. Samimiyim ben onunla. Ben onunla samimiyim ama edeb lazım. Dışarıdan şey efendiler gelmiş Allâh gerek yok. Gerek yok sen hizmet edeceksen orada gözümün gördüğü yerde elimin tuttuğu yerde bekle. İçeride oturmana gerek yok. Onun söyleyeceği bir şey vardır diyeceği bir şey vardır. Adam bana diyor ki sizinle özel bir şey görüşeceğim ben benim soyunduğum giyindiğim odaya götürmek zorunda kalıyorum.
Sebep? Dolu etraf. O odada ben oturmuyorum orada herkes doluyor oraya. Ben bakıyorum dolu gidiyorum odaya oturuyorum ben. Kadına gelir erkeğe gelir kızı gelir karı kocası gelir ben oraya randev veriyorum millete. Ama yok herkes samimiyim bir şey söylediğim yok ama edeb lazım. Ya bir işi varsa ya birisiyle görüşecekse ya bir zakirle görüşecekse. Ya bir dervişle görüşecekse. Örnek alınıyorsunuz artık. Bu benim için büyük bir mutluluk. Bu dergahın örnek olması büyük bir mutluluk. İnsanların kendilerine buradan ölçü çıkarması büyük bir mutluluk. Gelen şey efendilerin gelen hoca efendilerin buraya örnek alması büyük bir mutluluk. Ama bu bizi gevşekliye bu bizi böyle Allâh muhafaza eylesin disiplinsizliğe götürmesin.
12. Bölüm
Bizim sorumluluğumuz daha fazla. Biz kendi kendimize eğer bir şey oluşturacaksak hiçbir şeye ihtiyaç yok ama öyle değil. Bizim bir hedefimiz var. Bizim bir hedefimiz var ben hedefsiz bir kimse değilim. Ben bu hedeflerimi çok açık bir şekilde söylüyorum. Biz doğru sufili Kur’ân ve sünnet dairesinden, Kur’ân ve sünnetten süzülmüş gelmiş. Kur’ân ve sünnetten kendisine kaidesini çıkarmış. Kur’ân ve sünnetten bu doğru sufili Osmanlı’dan kalan bütün alanlara götürmek. Bu doğru sufili gücümüzün yettiğince nefesimizin yettiğince bütün Osmanlı’dan kalan bütün dergahlara birer protip örnek olarak götürmek. Bizim onlardan alacağımız bir şey varsa alalım öğrenelim onların bizden bir şey alacakları varsa alsınlar öğrenseler.
Onlar öğrenseler. O yüzden erkeklerin de bayanların da hepimizin sorumluluğu çok fazla. Hepimizin sorumluluğu çok fazla. Küçük düşünemeyiz, küçük hareket edemeyiz, küçük davranışlarda bulunamayız. Sözlerimize, davranışlarımıza, hareketlerimize, tavrımıza, tarzımıza, yolda yürüyüşümüze, alışverişimize dikkat etmek zorundayız. Davranışlarımıza dikkat etmek zorundayız. Dikkat etmek zorundayız. O yüzden mahallelerde ders yapanlar, evlerde ders yapanlar. Öyle bir kenar mahallede dahi orada çavuştuk yapıyorsan önemsiz görme. Herkes üzerine düşen vazifeyi bir tamam yapmalı. İnsanlara nefret ettirmemeli, sevdirmeli. İnsanları bu noktada gözünde kötü bir imaj bırakmamalı. Sormaya ne dervişlikmiş bu ya, geldiler yediler yediler, doymadan gittiler.
Öyle değil. Elini uzatma. Senin olana dahi elini uzatma. Bir şey senindir, elini uzatma. Haddini bil. Elini uzatırsın, bir el senin elini aşağı doğru çekiverir, ömründe görmediğini görürsün. Haddini bil. Ömründe yaşamadığını yaşarsın. Haddini bil. Haddini bil. Allâh muhafaza eylesin. Sûfîlik, haddini bilmektir. Erdemlilik, haddini bilmektir. Biz böyle, vay şurada bir zikrullah yapalım da apartmana ayağa kaldıralım. Yok kardeşim bizim amacımız apartmana ayağa kaldırmak değil, bizim amacımız Allâh’ı zikretmek. Ya şuraya bir inletelim ya, bizim amacımız inletmek değil kardeşim. Biz Allâh’ı zikretmek için buradayız. Ama gaflete de de yok. böyle kenarda durmuş, herkes burada cehri zikrullah yapıyor.
Bir kısmı da ön halkada, birinci, ikinci, üçüncü halkada. Yapma kardeşim. Sesin çıkmıyorsa, gırtlağını düşünüyorsan, olabilir. yarın akşam Sayanora gazinasında sen nereden sevdim o zalim kadını diye şarkı söyleyeceksen, birinci, ikinci, üçüncü halkada durma. Bizim de iştahımızı kesme. Ben seni görmüyorum böyle ağzın yumuk kafasını sallıyor. Yapma kardeşim ya, yapma. En arkada beni kimse görmez. Yapma. Yapma. Bu halakanın önü arkası yok. Önü arkası yok halakanın. Dost doğru disiplinli bir şekilde verilen esmayı çek. Kendi kendine de esma üretme. O sesi alıyorum ben içeriden. Sen kendi kendine ses üretiyorsun, evet, harika, başardın, nefsine uydunu gözlerdin bana. Nefsine uydunu duydun bana. Nefsine uydunu duydun.
13. Bölüm
Sen ta en arkadan kendi kendine, mesela vuruntulu esma çekmiyorsa o vuruntulu çekiyor. Arkadaş eski derviş. Gerek yok, gösterme kendini. Dost doğru Allâh’ı zikret. O yüzden kıymetli dostlar, bu sesini yükseltmesin diyor ya, buna dikkat edelim. Sesini yükseltmesin diyor ya, buna dikkat edelim. Apartmanlarda, orada, burada, mahallelerde ders yaptıranlar. Seslerinizi yükseltmeyin. Gösteriş yapmayın. Şatıata düşmeyin. İnsanları ürkütmeyin. Orada beş kişisiniz, yeni yeni alışıyorsunuz. İllaki darbe yapacağız diye uğraşmayın. Beş kişi darbe yapsan ne olacak, yapmasan ne olacak. Yavaş yavaş yeni yeni alıştır. Söyle, lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah. Al tespih eline. Yüz seferde, lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah.
Ne var bunda? Al tespih eline, Allâh. Sonra anlat. De ki kardeşler, bunun bir de böyle çekili şekli var. Lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah. Bunu ne zaman söyle? Daha sonra söyle. Sen dakika bir gol bir. Ben de üstüne gittim. Geçmiş dönemde. Zikrullah yapıyorlar. Beş, altı kişiler böyle. Bir tanesi böyle, ay baba dermiş o. Allâh, Allâh. Öbürkenler böyle bakıyorlar ona ne yapıyor diye. Ben yavaşça girdim. Halakanın dışına oturdum. Arkadaş tabi kendinden geçmiş ya. Allâh, Allâh. Zikrullah yapıyorlar. Öbürkenler de onu seyrediyor. Yaptım ben şuan, tak sustu. Dedim nefsinden yapmamış olsaydın susmayacaktın şimdi. Nefsinden yaptığından sustun dedim. Dışarı çıktı. Gençlik ya. Şimdiki gibi değil.
Arkadaşlar, zikrullahın adabı, erkanı böyle başlamaz. Sıfırdan başladım anlatmaya. Dedim siz daha yeni arkadaşsınız. Böyle zikrullah dedim karşı karşıya kaldığınız için sizden özür diliyorum. Ama dedim siz yeni başladığınız için böyle başlayacaksınız. Lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah. Birisi dayanamadı. Ya ağabey dedi böyle zikrullah’a can kurban dedi. Biz her hafta geliriz. Siz her hafta gelin buraya dedi. O her hafta geliriz diyene, bundan sonra dersi sen yaptıracaksın burada. Böyle yaptıracaksın dedim. Öbürkü çavuş. O geldi. Dedim sen bunlara çavuştuk yapmayacaksın. Yapmayacaksın. Git dedi nerede yapıyorsan yap. Bunlara yapmayacaksın. Ben çavuşum dedi. Bir laf daha söylersen çavuşluğun da kalmayacak dedi.
Tık yok. Makam öyle bir şey. Adam sımsıkı sarılıyor çavuştuğuna. Evet biz adabı, erkanı koruyacağız, muhafaza edeceğiz. Zikrullahlarda, evlerde, ne bileyim şehrin herhangi bir yerinde sesimizi yükseltmeyeceğiz. Kadın erkek. Beş on tane bayan orada zikrullah yapıyorlar. Hepsi de bendir vuruyor. Yapmayın. Apartmanda bendir vurmak zorunda değilsiniz. Bendir çalışması yapacağız. Yapmayın. Apartmana ayağa kaldırmak zorunda değilsiniz. Yapmayın. Hemen hemen her yerde kadınların da erkeklerin de toplanabileceği yerler var. Gidin orada çalışmalarınızı yapın. Erkeklerinizi helal edin. Bizden yana da helal olsun inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Altyazı M.K.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Vird, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı