Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
İçtimâî Hayat(1147) — Sayfa 2/12
Küçük esnafın AVM karşısında çökmesi neden olur?
Lüks Tuzağı, Korupark ve Dinin Daralan Alanı: AVM kültürü ve “mutlu mes’ûd, göğüs ileride, baş dik” imaj ile tü
Türkiye’de İslâmî bir kurum var mı?
Türkiye’de İslâmî bir kurum yoktur. Türkiye’de İslâmî bir teşkilat yoktur. Türkiye’de Muhammedî İslâmî bir tarîkat yoktur. Evet, bunları kafamıza koyalım, yerleştirelim. Böyle bir şeyin var olduğunu söyleyen bir kimse Cumhuriyet Savcısı’nın önünde alır solu. Var olduğunu söyleyen kimse gelsin tartışalım. Ben onun olmadığını ona ispat edeyim. O yüzden böyle bir katılım bankaları var, bunlar faizsiz iş yapıyor. Ödemeyince ne yapıyor? Ben çok basit bir soru sordum, geldiler bana ödemeyince ne yapıyorsunuz? Siz dedim Türkiye Cumhuriyeti Devleti icra-iflas hukukuna bağlı değil misiniz? Evet dedim. Ne anladım ben bu işten? Zaten ödemeyince zaten yanıyor o kadeyfın altı dövüşsü de. Ödemeyince ne yapıyorsun? İcra-i veriyor musun? Veriyorsun. İcra-i iflas hukukuna bağlı mısın? Bağlısın. Ne yapacaksın ki? Tırnak içerisinde ticârî olarak bütün herkes icra-iflas hukukuna bağlı mı? Bağlı. Bankada bağlı. Ne o? Katılım bankası denilen yerde bağlı. Değişmiyor bir şey. Aldanmayın böyle şeylere. Yok isim vermeyeyim şimdi Kuveyt Türk var, başka ne var? Albaraka var, Türkiye Finans var. Türkiye Finans hala daha var mı? Milletin parasını üttü de onlar. Ha o ihlâs da tamam. Şimdi Türkiye mi oldu adı? Aynı grup mu? Ha farklı. Tamam. Bir ihlâs vardı ya o böyle götürdüydü değil mi paraları? Evet. Ona gitmiş aklım benim. Örnekliyorum bunların hepsi de, hepsi de bir bankacılık yasasına tabiler, iki icra-iflas hukukuna tabi. Nerede bizim savaş? Savaş farklı bir şey var mı? Bir şey var mı?
Kapı Önü, Polis ve Hususî Ziyâret nedir?
Şimdi toplum buna alışkın değil. Senin için normal geliyor. Sen şeyhini ziyarete gelmişsin veya bir şey soracaksın. Veya bir şey diyeceksin. Oradaki etraftaki komşular, etraftaki esnaflar böyle bir tarîkat adabına, erkanına, sûfî adabına, erkânını bilmiyorlar. Bilmeyince onlar böyle farklı şeyler dolaştırıyorlar kafalarında. Meselâ bayan kardeşlerin gelip gitmesin dedim gelip gitmesinler. Örnekliyorum bunu. Şimdi biraz daha açık konuşayım. Mehmet Emin okumuştur. Mahalleden bir kimse telefon açmış polise. Bu adamın yanına bir sürü kadın kız geliyor. Öyleydi değil mi ibaret? Böyle böyle diye telefon açmış polise şikayet etmiş. Örnek. Şimdi bekledik onunla alakalı bir şey olursa karşı dava açmak için herhalde açamıyormuşuz değil mi?
Liyâkat Ehline: Beytullâh Anahtarı nedir?
İşe girmek için araya tanıdık birilerini aracı olarak koymak caiz midir? Bu tip soruları da burada soruyorsunuz bana. Evet, İslâm hukukuna göre uygun değil. eğer ki siz bir İslâm hukukunun yaşandığı bir yerde yaşıyor olmuş olsanız, orada birilerini araya katıp da bir yerlere işe girmek caiz olmaz. İslâm çünkü liyâkata önem verir. O yapılacak olan işe o kimse ehil mi değil mi? İslâm ona bakar. Eğer o işe ehilse İslâm onu görevlendirir. Bunun en açık örneği, en açık örneği bakın. Mekke fethedildiğinde Beytullâh’a hizmet eden müşrik bir aileden Hazret-i Ali Efendimiz anahtarları alıyor. O ailenin en yetkilisi, en etkilisi geliyor Allah Resûlü’ne. Diyor ki sen de bilirsin ki İbrahim’den beri diyor biz aile olarak, sülale olarak bu Beyt’e hizmet ediyoruz.
KPSS, Mülâkat ve Gözlerdeki Işık nedir?
E canım kardeşim ya sen bildiğin memur ağacın, bu mülâkat ne? Bu dönüyor geriye. Daha önce de vardı mülâkat. Ne soruyorlardı? Fethullâh Gülen hakkında ne düşünüyorsun? Muhterem Hoca Efendi’dir, severiz, sayarız. Veyahut onların klişle sözleri var. Geç, mülakattan geçtin. Aynı soruyu gene soruyorlarmış şimdi. Muhterem Fethullâh Gülen hakkında ne düşünüyorsun? Vatan hâini, nâmussuz, şerefsiz diyorsun, tak memur oluyorsun. Ulan bu nasıl bir şey? Bunu sınava giren anlatıyor başka bir kimse değil. Daha önce giren muhterem hocamızdır. Saygılarımızı, sevgilerimizi sunarız. Pensilvanya’ya selam olsun. E bunu hepsi de yaptı zaten herkes yaptı. Bu da bir şey değil. Bu da bir şey değil. Bu da bir şey değil.
Bakışmakla Feyz ve Kur’ân-Sünnet Çağrısı nedir?
O da yasak diyor. Senin birader söylüyordu. En büyük. Onun bir arkadaşı gitmişler bir şeyhe. O şimdi Erzurum şivesiyle bana söylüyor. Demiş ne yapıyorsunuz? Diyormuş ki mübarek bakırım, bakırım, bakırım. Feyz alıyorum demiş. Demiş o da baki, baki, baki. bize baki. o baki, o bakire, o bakiyor. Feyz alıyorlar birbirlerine. Sohbet yok. Soru yok. Bakın soru var mı? Yok. Sohbet var mı? Yok. Ama birbirlerine bakıyorlar, bakıyorlar feyz alıyorlar. Şimdi dergahların, tarîkatların, cemâatlerin durumu bu olunca öbürü kide bakan olmuş. O da diyor ki sizin sorduğunuz sorulara gözlerimin ışıltısına bakın. Ya tamam ya biz de ahmakız ya zaten. Hazırız. Gözlerinin ışıltısına kurban olduk. Meftûn oldum gözlerinin ışıltısına.
Dini paraya değiştiren hocalar ve siyasetçilerin etkisi nelerdir?
Bunların dinleri imanları para. Yoruldum. Yoruldum kelimesini kullanmak istemiyordum. Yoruldum artık. Yoruldum. Yazık bu ülkeye yazık. Bu vatana yazık. Bu millete yazık. Şu Müslümanlara yazık. Gerçekten yoruldum. Ondan sonra kemancı gel de vurdurmasın aldana aldana diye. Aldana aldana geliyoruz. Evet. Aldana aldana. Aldatıla aldatıla. Kandırıla kandırıla. Kandırıla kandırıla. Tecavüz edile edile. Kandırıla kandırıla. Tecavüz edile edile. Gözümüz açık, kulağımız açık. Tecavüz edile edile geliyoruz. Evet. Birisi de bunları söyleyince ters geliyor herkese. Evet. Tecavüz edile edile geliyoruz. İmanımız dinimiz şanımız şerefimiz, hayşiyetimiz. Evet. Tecavüz edile edile geliyoruz. Ben kendimce kendi dinimi yaşayacak kadar dinimi biliyorum. Ben dinimi bildiğim için diyorum ki tecavüz arıyoruz. Ben kendimce kendi dinimi yaşayacak kadar dini bilgim var benim. Diyorum aldatılıyoruz, kandırılıyoruz. Mustafa Özbağ, bu kaçıncı kandırılışınız artık diyorum ya. Evet arkadaşlar benim adım Mustafa Özbağ. Ben hiç oy kullanmıyorum. Açıkça ilan ediyorum. Hiç kullanmıyorum. Bir tek anayasa değişsin ülkeye. Başkanlık gelsin diye evet oy kullandım. Ben oy kullanmıyorum Müslüman olduğumdan beri. Evet kullanmıyorum. Ben ilk aldatılmıştığımı çünkü ülkücülüğümde yaşadım. Dedim ki Müslüman bir yerden hadîsleri okuduktan sonra Müslümanı aynı yerden ısırılmaz. Mustafa Özbağ siyasetle işin bitmiştir pılını pırtını topla. Bitti. Bitti. Evet. Öyle böyle siyasetle böyle partiyle pırtiyle cemaatle dergahla tarîkatla. İslâm gelmez. Aldanmayın. Aldanmayın. Tekrar söylüyorum bunu. Cemaatle, tarîkatla, partiyle, pırtiyle İslâm gelmez. Aldanmayın. Hele ülkedeki bu Müslümanlarla hiç gelmez. Anadolu’daki bu Müslümanlarla İslâm asla gelmez. Evet. Gelmez. Siz her sokağa cami yapsanız, bütün okullar imam atıp yapsanız, bütün üniversiteleri ilâhiyat yapsanız, kafanız, gönlünüz değişmedikçe İslâm gelmez. Sen cami inşaatından bire para götürüyorsan, derneğinle, vakfından, bilmem neyinle, sen tek yapacağım deyip de Müslümanların parasını ütüyorsan, sen Kur’ân kursu yapacağım deyip de Müslümanların parasını ütüyorsan, sen tarîkatım deyip de Müslümanların parasını, emeğini ütüyorsan, sen cemaatim deyip de Müslümanların parasını, pulunu ütüyorsan, haksızlık yapıyorsan, önce İslâm sana gelsin ya.
Meryem Vâlidemize İftira ve İlahiyat konusunda ne tartışılmıştır?
Hep balçık çamurdu oraları. Şimdi oralardan yer almaya para yetiştiremezsiniz. Bakın para yetiştiremezsiniz. Gidin toprak alın başlarına. Gündemi bizler için yorumlar mısınız? Valla gündem çok hızlı. O yüzden hangi gün yorumluysanız. Koşuyor her şey. O yüzden her şey koşarken biz şimdi yorumlasak, dışarı çıksak zaten yine yayan kalacağız bu kadar bu hıza. Hazret-i Meryem Vâlidemiz’e iftira atan 9 Eylül Üniversitesi dekan yardımcısı. bunlar bir tane iki tane değil. Ben böyle ilâhiyatçıların bir kısmına bu tip sapkınlıklara laf söyleyince bütün ilâhiyatçılar bana karşı çıkıyor. Kendi içlerini temizlemiyorlar. Kendi içlerinde hadîs inkarcısı, âyet inkarcısı, mezheb inkârcısı, her türlü tarihselciler, yok evrenselciler, yok hepsini de sıyırıp atmamız lazım, yeniden Kur’ân’ı yazmamız lazım diyenler.
Cihat Kızak, Mustafa Öztürk ve Kur-Faiz konusunda ne tartışılmıştır?
Onlar aynı klin elemanları. Bunlar oturacaklar Kur’ân-ı Kerîm’e elden geçirecekler. Bu âyet uygun değil, bu âyet uygun, bu âyet akla aykırı, bu âyet tarihe aykırı. Âyet âyet sıralacaklar, hukuk âyetlerini de çıkaracaklar. Böyle de bir klik de var. Bakın Türkiye’de var bunlar. Bunlar uzak değil. Ben buradan bağırış çağırış feryat vigan edince herkesin canı sıkılıyor. İlahiyatçısının da canı sıkılıyor, Diyânetçisinin de canı sıkılıyor. Ya bunlar içinizde var. Nasıl sûfîlerin içerisinde para toplayan şeyhler var mı var? Para dilenen şeyhler var mı var canım kardeşim? Ehil olmayan şeyhler var mı var? Rüya tabirinden haberi olmayan şeyh var mı var? Kabir halinden haberi olmayan şeyh var mı var? Gitti, icâzeti de var elinde.
Cübbeli, Bursa Müftüsü ve Âile konusunda ne tartışılmıştır?
Cübbeli, Bursa Müftüsü ve Âile 11 liradan doları bozdurdu. Bankaya yatırdı. Kur farkı olarak kur bu yeni çıkan dandik dindik şeyden. 11 liradan aldı yatırdı. 100 milyarlık. 200 milyarlık. Yıl sonunda dolar oldu 22 lira adamın parası oldu. Kaç para? 200 bin lira. 14 milyonda fâiz alacak. Olacak adamın parası 214 bin lira. Ne bu? Câiz öyle mi? Bu ilahiyatlarla, diyanetle bu devam ediyor. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Kur koruması ile ilgili yorumuyla Cübbeli Ahmet Hoca. Emekli olup Diyânet Vakfı’na müdür olan Bursa Müftüsü. Türk Devletleri Teşkilâtı’nın kurucu, aklı olan ve plakasız araçlardan halka silah dağıtan iç karışıklık çıkaran Kazakistan. Heyy bu madde madde bunlar olma.
Helâk Gecikmesi: Rahmet Hürmeti nedir?
Helâk Gecikmesi: Rahmet Hürmeti, Peygamberin rahmeti ve hürmetiyle ilgili bir konudur. Bu konu, dünya karanlığında kalmış vaziyette olduğunu, bu karanlığın farkına varmadığını ve Rahmet Peygamberi’nin hürmetine dikkat etmek gerektiğini vurgular. Ayrıca, köleleştirilmiş toplumun bu karanlıkta kalmış olduğunu ve bu durumun Rahmet Peygamberi’nin hürmetiyle ilgili olduğunu ifade eder.
Köleleştirilen Dünya ve Deccâlizm nedir?
Köleleştirilen Dünya ve Deccâlizm, dünya toplumunun köleleştirilmiş vaziyette olduğunu ve bu kölelik durumunun şeytani bir sistemle ilgili olduğunu ifade eder. Bu durum, siyasi, ekonomik, askeri ve dini sistemlerle ilişkilendirilerek, bu sistemlerin insanları köleleştirip zorla ve hızla köle yapmaya çalıştığını vurgular.
İslâm toplumunu bir ve beraber görmek istemeyenler neler yapar?
Bun tip şeylerle bizi oyalıyorlar. İslâm toplumunu bir ve beraber görmek istemeyenler bu tip şeylerle bizi oyalıyorlar. Tavuk bunun arkasında çok büyük oyunlar var. İslâm toplumunu bir ve beraber görmek istemeyenler bu tip şeylerle bizi oyalıyorlar.
İslâm dünyasında farklılıklar neden savaş aracı olarak kullanılır?
Biz farklılıklarımızı ve meşreplerimizi savaş aracı olarak kullanırız. Zenginlik olarak kullanmayız. Savaş aracı olarak kullandığımızda biz birbirimizi yiyip bitiririz. Ümmet ne yazık ki birbirini yiyip bitiriyor. Bakın Ortadoğu’da dediğimiz bölgede çıkan bütün gruplar Müslümanlara yöneliktir. ne çıktı? Dâiş çıktı. Müslümanları öldürdü. Müslümanları şehit etti. Müslümanların kadınlarının kızlarının ırzına geçti. Onları kendince cariye etti. Ondan önce ne çıktı? Neydi adı? el-Kâide çıktı. Onlar da Müslümanlarla savaştı. el-Kâide savaştı. Eli silah tutan örgütlerin hepsi de Müslümanlarla savaştı. Hiç kimse İsrail’le savaşmadı. Mossad’la Yahudilerle savaşmadı. Ama söylemlerinde, söylemlerinde bu öyle savaşacaklarını söylediler. Zaten hep en enteresan noktası bu. Herkes bizdenmiş gibi çıkıyor. Bizim için savaşacağını, mücâdele edeceğini söylüyor. Ama ne yazık ki yularını tutanlar başkaları. Ağızlarını gemi vurup istediği tarafa götürenler başkaları. Ne yazık ki Müslümanlar bu konuda kendi kendilerine malik değiller. Bunun bu tip örgütlerden tutun. Bir kısım tarîkatlardan, cemâatlerden tutun. Bir kısım partilere varıncaya kadar böyle. Ve bu acı bir şey. Bir bakıyorsunuz, mücâhid görüyorsunuz. Bir bakmışsınız İngiltere’de oturma almış. Orada oturuyor adam kevf çatıyor. Bir bakmışsınız adam vatan millete yola çıkmış. Ohoo! Mücâhidken müteahhit olmuş sonra it olmuş. İtlikten de çıkmış, bayağılaşmış. Olmuş da olmuş. Olmuş. Adamda ne din kalmış, ne îmân kalmış, ne namus kalmış, ne şeref kalmış, ne haysiyet kalmış. Dünya bunu al aşağı etmiş. Aşağılık bir varlık haline gelmiş. Ama yola çıkarken biz de beraber yola çıkıyormuş gibi görünmüş. Ve ne acı ki İslâm dünyasında bu tip örnekler gün geçtikçe daha da artıyor. Neredeyse bunların yapmış olduğu pisliklerden dolayı Müslümanız demeye utanacağız. İnsanlar gün geçtikçe Müslümanlardan tiksinmeye başlıyor. Bu bizim içimizden çıkmış olan çukur, bulaşık, böyle bayağı insanlardan kaynaklanıyor. Dünyaya tapan, heva hevesine tapan insanlardan kaynaklanıyor. Ve bu Ümmet-i Muhammed hep bunlardan çekiyor.
Batıya Yönelme ve Öz Değerler nedir?
Ve biz kendi kendimize Batı’nın karşısında, ezikliğimize Batı’nın karşısında yenilgimize kanıp veya kandırılıp, biz onların paralel evren var mı yok mu tartışmasının içerisinde kendimizce kendi öz değerimizi, kendi öz felsefemizi, fikrimizi orta yere koyamayacağız. Ama bu topraklarda yetişmiş olan ve bu toprakların ürünü olan İslâm olan ve bizden olan ve bizim olan, Hazret-i Mevlânâ gibi, Yûnus gibi, Hacı Bektaş Velî gibi, Şebüsterî gibi, Nesefî gibi, daha yüzlerce, binlerce bu medeniyetin yetiştirmiş olduğu insanların felsefesine, fikrine, dinlerine ve îmânlarına, inançlarına biz yabancı kalacağız. Baktığımızda 800 yıl önce Hazret-i Mevlânâ Celâleddin Rum Hazretleri Mesnevîsinden bunu bahsederken, Allâhu A’lem bu âyeti kerimelerden ve bu hadîs-i şeriflerden de muhakkak haberdardı ve biz yeni haberdar oluyoruz şimdi.
Sağlık Zıtların Sulhü, Antikor nedir?
Evet biz kâinatın merkezi ve çekirdeği hükmünde olabiliriz. Ama O değiliz. Allah bizi affetsin inşallah. O yüzden evet bunu Muhyiddîn İbn Arabî de der, Hazret-i Mevlânâ da der. Biz insanı bilhassa insanı kâmili âlemin rûhu olarak görür. Buna eyvallah. Alemin rûhu olarak görmek farklı bir şeydir. Ama onu haşa O oldum demek farklı bir şeydir. Burada birbirine zıt olan şeyler meydana gelmiş. Sen de bunların cüz’üsün manasında onu da beyan etmek istedim. Koyunun kurttan kaçmasına şaşılmaz. Şaşılacak şey bu koyunun kurda gönül vermesidir. Sağlık, zıtların sulhüdür. Sağlık, zıtların sul, hüdür. Aralarında savaşın başlamasını da ölüm bil. Demek ki sağlık neymiş? Zıtların sulhü. Bütün hastalıklar da şifalar da bizim vücudumuzda toplanmıştır.
Toplumda meydana gelen çöküş nedenleri nelerdir?
Toplumda meydana gelen çöküş, huşun, uyuşturucun, uyuşturucunun zevki sefanın, israfın, gösterişin pençesi altında inim inim inliyor. Bu durum, para kazanma zorunluluğu, evin adamı kadın veya kızların kendilerine başka yol seçmesi, gösteriş ve israfın artması, toplumun hayvanlaşması ve daha aşağı bir mahlûk haline gelmesi gibi nedenlerle meydana gelmektedir.
Kadın kendi evladını pazarlamak ne demektir?
Kadın kendi evladını pazarlamak, kızını boşatıyor, pazarlıyor anlamına gelir. Bu durum, Nûr 24/30-31 ayetinde ve toplumda meydana gelen çöküşün bir parçası olarak ele alınmaktadır.
Ahlâkî, Kültürel ve Askerî Saldırı nedir?
Ahlâkî saldırı altındayız. Kültürel saldırı altındayız. Ekonomik saldırı altındayız. Askeri saldırı altındayız. Bunu görmüyor insanlar. Ve böyle devam ettiği müddetçe adâlet yerini bulmaz. Ahlâkî saldırı altındayız. Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki ahlâk normal ahlakmış gibi içimize otutturuluyor. Ne kadar Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki ahlaklar, ne kadar Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki ahlâksızlık var ise, hepsi de birer yeni ahlâkî forummuş gibi bizim önümüze konulup kabul etmemizi istiyorlar. Ahlaksızlık saldırısının altındayız. Uyuşturucu saldırısının altındayız. Bu ahlâkî çöküntü devam ettiği müddetçe hiçbirimizin eşi, kızı, oğlu, gelini, torunu emniyet altında değil. Adam daha dün haberlerde var, adam samuray kılıcıyla yoldan geçen kadını kesiyor ya. Tanımadığı insanı kesiyor. Hadîs-i şerif ahir zamanında bir ahlâk var. Hadîs-i şerif ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, öldüren neden öldürdüğünü bilmeyecek, ölen de niçin öldüğünü bilmeyecek. Adâlet tecelli etmez, tesis edilmezse siz bu saldırılığa cevap veremezsiniz. Adam kendince düşünüp ben 10 yıl yatar sonra çıkarırım düşüncesiyle gidip birisini çatır çatır vuruyorsa, siz adâleti tesis edemezsiniz. Adam kadın benden boşanmasın diye, boşanıyor diye, nasıl benden boşanır diye gidip kadını canice öldürüyorsa, katlediyorsa ve siz onu katletmiyorsanız adâlet olarak durduramazsınız ne kadın cinayetini ne çocuk tecavüzünü ne de kadın tecavüzünü. Durduramazsınız. Adâlet çünkü, adâlet olmazsa ülke çöker.
Gizli vaftiz, Ebrehe’nin torunları nedir?
Neden soy ismi kanunu çıkarıldı? Bakmak lazım. Neydi? Önceden dedeleri hahambaşı olan şimdi çocukları ne yapıyor bu ülkede? Bakmak lazım. Çocuklarını toplumdan gizli hangi kilisede vaftiz ediyorlar? Bakmak lazım. Çocuklarını, torunlarını hangi kilisede gizli olarak kiliseye kaydettiriyorlar? Bakmak lazım. Bu ülkede hala da kiliselerde, kiliselerde yeni doğan çocuklar vaftiz edilir ve kiliseye kaydedilir. Hala da bu ülkelerde havralarda yeni doğan çocuklar vaftiz edilip havraya kaydedilir. Sen onun adını Yakup bilirsin. Sen Yakup bilirsin. O senin başına vali gelir, o senin başına milletvekili olarak gelir, o senin başına tüccar olarak gelir, o senin başına belediye başkanı olarak gelir. Bakmak lazım. O senin başına tışişleri bakan olur, o senin başına içişleri bakan olur, o senin başına maliye bakan olur, o senin başına hazine bakan olur. Bakmak lazım. Adı derviştir. Bakmak lazım. Nerede şimdi? Sordunuz mu? Evet. ümmet, ümmet ümitsizliğe düşmeyecek. Diyecek. Diyecek ki Ebrehe’nin orduları var, benim de Rabbim var. Rabbimin de sayısız kuşu var. Rabbim isterse helâk eder diyecek. Ben o yolda yürüyeyim. O yolda yürüyecek inşallah. Yerde bir zayıf aman dilerse gökyüzü askerleri birbirine karışırlar. Yerde bir zayıf bir mağdur bir garip aman dilerse gökyüzü birbirine karışır. Allah mazlumun yanındadır. Allah fukaranın yanındadır. Allah ezilenin yanındadır. Allah haksızlığa uğrayanın yanındadır.
Mûsâ dedi ki, ya Mûsâ sen tevhidimi hafife mi anlıyorsun?
Mûsâ aleyhisselâm. Küçümçüyor musun? Bütün varlığı yarattıkları bir kefeye koysan, tevhidimi bir kefeye koysan tevhidim ağır gelirdi. Veya hatta birine diyorum böyle böyle tevhide devam et, ben bunu çekiyorum ki diyor. bu şuna benziyor. Sahâbe geldi hastalığından bahsetti, ona dedi ki bal şerbeti iç, bal şifadır. Ertesinin geldi bal şerbeti içiyorum ama geçmedi dedi. Bal şerbeti iç dedi. Bir daha geldi yine geçmedi dedi. Allah Resulü dedi ki bunun karnı yalancı. Bal şifadır dedi. Kur’ân şifadır dedi. Bal şerbetine devam et dedi. Üçüncü gün gitti yine bal şerbeti içti iyileşti. Karnı yalancı dedi. sen bal şer<PASSWORD> Hazret-i Peygamber şifa demiş sallallâhu aleyhi ve sellem. Sen inanarak bal şerbetini iç, senin karnına şifa. Kur’ân şifa, sen inanarak istersen ihlas oku. Şifa, sen inanarak Besmele oku. Sadece Besmele, küçümseme yalnız. Küçümseme. Senin kolun ağrasa Bismillâhirrahmânirrahîm desen kolun iyileşir. Küçümseme ama. İnanarak da yap bunu.
Dini düzeltmenin gerekçesi nedir?
Allah’ın dinini düzeltteceksen kimsin? Kimse sormuyor bunu. Siyasetçisi söylüyor, profesörü söylüyor, alimi söylüyor, şeyhi söylüyor. Herkes söylüyor. Sosyoloğu söylüyor, doçenti söylüyor, doktoru söylüyor, tıpçısı söylüyor, ekonomisti söylüyor, hadisleri inkar ediyorlar, ayetleri inkar ediyorlar. Herkes söylüyor bunu ülkede. Herkes söylüyor. Köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz dolaşıyorlar. Kimse dur demiyor ki. Herkesin de hoşuna gidiyor. Evet, haydi gelin İslâm dinini komre değiştirelim. Ne yapalım? Bu âyet tarihsel atalım. Bu âyet bu anda yaşanmaz. Atalım. Bu âyet şimdi olmaz. Atalım. Bu âyet gelecekte yaşanacak. Bu âyet geçmişte yaşanacak. Düdüklücekler, düdük kalacak bir tane ortayarda din.
Din ve ekonomi arasındaki ilişki nedir?
Düdük gibi bir din kalacak ortayarda. Kimse bir şey demeyecek ki. Bizim konuşacağımız asıl meseleler var. Dolar kaç para oldu? Euro kaç para oldu? Bunu kim yükselti, bunu kim indirdi? Çalıştıkları bir şey yok. Ayrıca sen bilirsin ki bu âyet, bu âyet, bu âyet, bu âyet, bu âyet, bu âyet, bu âyet, bu âyet, indirdi. Bizim konuşacağımız meseleler var. Askeri ücret ne kadar oldu? Ben böyle söylüyorum. Haydi! Başka bir tartışma çıkıyor. Canım kardeşim, senin maaşın 10 trilyon olsan olacak. Ahlâkını elden gittikten sonra. Senin trilyonlarca paran olsan olacak. Gözünün önünde eşin başka bir adamla fuhuş yapsa, 10 trilyonun olsan olacak senin. Senin kızın gece saat ikidi, üçte zizurna sar hoş gelse, yanında bir tane de adamla.
Modern kölelik nedir?
Kölelik buydu, şimdi modern kölelik var.
Modern Kölelik ve Fâiz Tuzağı
Asıl en büyük kölelik şimdi. İnsanlar gösterişin kölesi, şatahâtın kölesi, şatafâtın kölesi, şöhretin kölesi, siyâsetin kölesi, ondan sonra bankacılık sisteminin kölesi, aşının kölesi, ne ol liberal ekonominin kölesi, ne ol liberal dinin kölesi, ne ol liberal siyâsetin kölesi. Bütün dünya köle ki şu anda. Bütün dünya köle. Ve bu kölelikten de kurtulma çabası yok. O kadar uyuşturulmuş, o kadar köleleştirilmiş, kafalar köle. Her şeyleri köle. Şimdi Tayyip Erdoğan’ı eleştirirsiniz, eleştirmezsiniz, seversiniz, sevmezsiniz. normalde şeyden faizden bir puan indirdi, kıyamet koptu değil mi ortalık? Fâizin kölesi herkes. En muhafaza karı dahi fâizleri indirmeyecek de diyor. O han fâiz harâm, annesiyle Kâbe duvarının dibinde zinâ etmiş gibi günâha girer diye hadîs-i şerîf var.
Şeytân çarpmış gibi yurtlarından, yataklarından kaldırılacak diye âyet-i kerime var. Kim fâizi indirmeye kalkarsa, sen îmânın, senin onu desteklemekle mükellef. O hareketini destekle, başka bir şeyleri destekleme, başka bir şey yapma, başka bir şey etme. Eyvallah, başka bir şeyini eleştir. Eleştir, ister oy verir, ister oy verme. Büyüğü eleştirilecek çok yerini bulabilirsin. Beni ilgilendirmez. Ama ya fâizi bir puan indirdi diye kıyamet koptu ya. Ve en muhafaza karı dahi faizin kölesi. En dindar dahi faizin kölesi. Köle. Şimdi az önce borçtan bahsedildi. İnsanlar borç kölesi. Alacak illaki onu. Onun önüne öyle cazi şeyler getirecek ki kendisi almasa eşi alacak, eşi almasa çocuğu alacak. O almasa annesi, babası, kayınvalidesi, kayınpederi, bütün sülale.
Olmaz böyle diyecek. Bitti. Edebiyatta biz kullanıyoruz onu. Hazret-i Fâtıma annemizin çeyizi böyleydi. öngürt, faşurt, ağla. Hadi öyle evlenecek bir kız göster bana. Hazret-i Ali efendimizin çeyizi böyleydi. Hadi öyle evlenecek bir tane adam göster bana. Köle herkes. Asıl kölelik şimdi. Modern köleyiz çünkü. onlara zorla pranga vuruyorlardı. Biz kendi kendimizi prangalıyoruz. Gidiyoruz bir yere prangalıyoruz biz kendimize. Kölelik devam ediyor. Hiç kaldırılmadı, hiç yok olmadı. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri insanları özgürleştirmek için çaba sarf etti. Bununla alakalı çok hadîs-i şerîf var. İnsanların özgürleşmesi için. Çünkü Lâ ilâhe illâ Allâh Muhammeden Resûlullâh diyen bir kimse özgür insandır.
Ama gerçekten Lâ ilâhe illâ Allâh Muhammeden Resûlullâh derse özgürdür. Lâ ilâhe illâ Allâh Muhammeden Resûlullâh’ın benim anladığım mana bu. Benim anladığım bu yıllardır, benim anladığım bu. Tekrar söyleyeyim ben. Kur’ân ve Sünnet neyi nehyettiyse, yasakladıysa, hepsini yasakladıklarını terk etmek. Kur’ân ve Sünnet neyi emrettiyse, emrettiklerini gücü yetince yerine getirmek.
Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Modern Kölelik, Vird ve Zikir Edebi
Dolar Köleliği ve Dünya Hukuk Sistemleri nedir?
Dünya üzerindeki bütün askeri güçler, bu süper güçler hariç onlar da dahi, büyük bir çoğunluğu kendi vatandaşlarının üzerine çevrilidir namluları. Kendi vatandaşlarının üzerinedir. Dışarı karşı değildir. Amerika süper güç. Hem kendi vatandaşlarını baskı altında tutar hem dışarı baskı altında tutar. Amerika’nın en büyük gücü içeridedir. İçerideki kendi vatandaşlarını baskı altında tutar. Bakın orada polis de halletmez. Ne? Özgürlükler ülkesiymiş. Küçücük bir şey olsa hemen askeri birlikler çıkar Amerika’da. Askeri birlikler çıkar. Onların ayrı ayrı birimler var böyle hemen askeri birlikler çıkar, el koyarlar her şeye. Öyle özgürlükler ülkesi falan yok. Özgürlük la ilahe illallah Muhammed’e Resûlullah diye gerçek manada.
Onu da diyen çok az zaten. O yüzden Âyet-i Kerim’de de der çok azınız îmân etti. Bakın çok azınız îmân etti. Öyle olunca sakın ha böyle şurası özgür ülke diye düşünmeyin. Dünya üzerinde özgür bir ülke yok. Dünya üzerinde özgürlük de yok. Bunu kafanıza sokun yerleştirin. Almanya’da yaşamakla Amerika’da yaşamakla Türkiye’de yaşamanın arasında bir fark yok. Özgürlük açısından yok. Ne o ileri demokrasiymiş? Ne o ileri demokrasi biliyor musunuz? Eşcinsellerin istediği gibi eşcinsellik yaptığı herkesin ahlâksızlığın dibe vurdu ve hiçbir ahlâksızlığa karışılmadı. İleri demokrasiden anladıkları bu. Özgürlükten anladıkları bu. Başka bir şey değil. Onu da Türkiye’ye getirdiler zaten. O yüzden biz de özgür bir ülkeyiz. eşcinselleri de başına tac eden insanlar var şimdi artık.
Hem bir de AK Partili bir de. Bunları böyle söylüyor mu bilinsin yani. İnsanlar bazı şeyleri söylerken örtülü kapalı söylemeye gerek yok. Hangi partiden olursa olsun. Eğer eşcinselleri de başıma tac edin diyorsa, lanetlik bir fiili atı başına tac eden de lanetlik bir kimsedir. Allâh’ın lanetlik bir fiiliyle ben başıma tac ederim diyen bir kimseye teclid îmân teclid nikâh gerektidir. Çünkü Allâh’ın lanetlediği bir fiili attır. Allâh’ın lanetlediği bir şeyi mümin başına tac edemez, başının üstünde yeri olmaz. Allâh’ın lanetlediği bir şey müminin ayaklarının altındadır ki müminin ayaklarını da kirletir o. Müminin ayaklarını da kirletir. Bu hangi partiden olursa olsun. Türkiye’deki şimdi bir MHP bu konuda açıklama yapmadı.
Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Modern Kölelik, Vird ve Zikir Edebi
Eşcinsellik ne durumdadır?
Bu 100 yılın daha büyük hastalığı. Bakın bu fakir bunu yıllar öncesinden beri hep dile getiriyor. Bu büyüyor kartopu gibi. Bu yıllar öncesinden beri bu hastalığı yüzyılın daha büyük hastalığı. Bu daha da büyüyecek. Bu ümmet-i Muhammed’in içinde de büyütüyorlar bunu. Kendinize gelin. Kim eşcinselliğe cevaz veriyorsa ona savaş açın. Hangi partiden olursa olsun. Kim haramlara cevaz veriyorsa, kim haramlara kapı aralıyorsa onunla mücadele edin. Gelecek nesliniz için, çocuklarınız için, torunlarınız için, torunlarınızın çocukları için, onların çocukları için, haramlarla mücadele edin. Haramlara savaş açın. Haramlara, yol verenlere de savaş açın. Bu farz. Allah muhafaza eylesin. Haksız yere adam öldürmek. Öldürmek sadece devletin işidir. Sen bir de savaşta öldürürsün. Senin namusuna şerefine musallat olursa, bunlar ayrı şeyler. Adam şimdi yolda gidiyor, kırmızı ışıkta duruyor. Neden durdun? Pat pat pat öldürüyor. Ölen neden öldürdüğünü bilmiyor, ölen neden öldüğünü bilmiyor. Hadîs-i şerif. Büyük günah kebâri. Allah muhafaza eylesin. Yüzyılın hastalığı, yüzyılın hastalığı, yüzyılın hastalığı, hırsızlık. Artık bu hırsızlık evden televizyon çalmayı geçti. Kamuda hırsızlık var şimdi. Devlet tarihlerinde hırsızlık var. İhalelerde hırsızlık var. Hırsızlık günah kebâir. Allah muhafaza eylesin. Nefisle mücadeleden geri dönmek günah kebâirdir. Savaş alanından geri dönmek günah kebâirdir. Allah muhafaza eylesin. Şimdi yüzyılın hastalığı bütün çocuklara, gençlere, ihtiyarlara, anne babaya asi olmak. Bu da bu yüzyılın son günlerde artan hastalığı. Anne babaya asi olmak. Anne babayı dinlememek. Anne babanın doğru, güzel, iyi, hayır, iyilik olup, iyi olan şeylerini reddetmek. Serkeşlik yapmak anne babaya. Günah kebâirdir. Dostlar, kardeşler, Allah’tan sonra itaat babayadır. Anneye değil, babayadır itaat. Babası sağ olan erkekler babalarınıza itaat edeceksiniz. İyilikte, güzellikte, hayırda. Annelerinize merhametli davranacaksınız. Eşlerinize merhametli davranacaksınız. Çocuklarınıza merhametli davranacaksınız. Dostlarınıza, arkadaşlarınıza, müminlere merhametli davranacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin. Son fasıl Hazret-i Pîr duâ etmiş burada Mesnevî’ye. Hepinizi bu duaya amin demeye davet ediyorum inşallah. Yâ Rabbi, Sen de o tertemiz suyu serpte, alemin şu ateşi tamamıyla nur olsun. Denizin suyu hep ferman altındadır. Yâ Rabbi, su da Senindir, ateş de. Sen istersen ateş latif su olur, dilemezsen su bile ateş kesilir. Bizim şu niyazımızı yine Sen ilhâm etmektesin. Zulümden kurtulmamız senin ihsanındır. Sen de bize bu isteği, biz istemeksizin verdin, hadsiz hesapsız insanlarda bulundun. Amin. El-Fâtiha ma salavât. Amin. Ejmeyin. Haklarınızı helâl edin. 1340’tan devam edeceğiz önümüzdeki hafta inşallah. Allah’tan bir şey gelmezse. Sürçü lisan ettiysek affola. Hakkınızı helâl edin inşallah. Allah razı olsun inşallah.
Rukye yapmakla ilgili meşhur bir olay var mı?
Müşrik aklı dengesini bozuyor, aklı dengesini bozunca sahâbe ona Fâtihâ-i Şerîfe okuyor, düzeliyor, 6 tane de koyun alıyor ondan. Koyunları alınca da kıyamet kopuyor yanındaki sahâbeler de diyorlar ki biz de bundan pay isteriz. Biz de bundan pay isteriz deyince mücadele başlıyor. iş Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerine gidiyor ve o koyunları Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri reddetmiyor.
Mâliye Bakanı, FETÖ ve Liyâkatsizlik nedir?
Bereket şey gelmedi bir tane vardı ya o yaşlandı artık ama o. Hem Millî Savunma Bakanlığı yaptı hem Başkan Yalancılığı yaptı. Hem Milliyet Müdürlüğü Bakanlığı yaptı. Meşhur bir adam vardı ya. İsmet İsmet İsmet. İsmet sakız gibi adam her tarafa yapışıyordu. Tabii. Şimdi bu bakın çok özür dilerim. İşim siyaset değil. Üzülüyorum ülkeme üzülüyorum. Çünkü bizim ülkemizde ne o bir tane taslama mı vardı neydi onun vazifesi? Sosyaloktu. Sosyolog din âlim oluyor. Geçiyor televizyon televizyon dolaşıyor hadîsleri inkâr ediyor. Hoş bu ara çıkarmıyorlar ne olduysa. milletten çok tepki gidiyor belki de bunlar dini ifsât ediyor bozuyorlar çünkü. böyle bozuk bir nesil çıkıyor. şu anda imam hatiplerde ilâhiyatlarda hadîslerle dalga geçen hadîsleri inkâr eden bir nesil yetişiyor.
Profesör, Doktor ve Bilme Hastalığı nedir?
Şimdi doktor Abdullah’a gideceğiz. Abdullah doktorlarının en çok kızdığı şey. Ben internetten okudum ama bu ilâcın bu yan tesiri varmış. Tabii. Ya karşındaki kim profesör. Adam dört yıl değil altı yıl okumuş. Üstüne kaç yıl şey yapıyorlar. Uzmanlık beş yıl etti on bir yıl. Doçentte kaç yıl. En az üç dört yıl beş yıl on altı yıl mı öyle mi. On altı yirmi bir yıl. Adam yirmi yıl yirmi yıl. Yirmi yıl diz çürütmüş adam. Yirmi yıl. Yirmi yıl da hadi bunun altı yılını at. On beş yıl. Günde kaç hasta bakıyor normal bir doktor. Türkiye şartlarında 70-80. Türkiye şartlarında günde 70 hasta bakıyor. Yirmi yıla çarptığınız zaman var mı. Bursa’nın nüfusu kadar adam hasta bakmış. Günde 70 hasta. Beş gün çalışsa beş yedi otuz beş üç yüz elli hasta yapıyor haftada.
Ders Âdâbı, Tembellik ve Gülbank nedir?
Ders bitip serbestsiniz dediğinizde gitmeliyiz yoksa sizin çıkmanızla birlikte mi bizde çıkmalıyız? Yok herkes serbest. Ders bitti dendi. Serbestsiniz dedim. Herkes serbestdir arkadaşlar. O yüzden herkes. Çünkü otobüsü kaçan olur. Ne bileyim bir yere gidecek olan vardır. Yetişecek olan vardır. Küçük çocuğu olan vardır. Hasta olanı vardır. Örneğin bunlar hep düşünün. Ders yaptırırlarken de düşünün. Toplantılarınızda da düşünün. Yaşlısı vardır, ihtiyarı vardır, emziklisi vardır. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadîs-i şerifleriyle sabit çünkü bunlar. İhtiyâr olanı vardır. Derslerinizi kısa tutacaksınız. Uzun ders yapmak mahâret değildir. Maharet az ama devamlı yapmaktır. Uzun zikir yaptırmak mahâret değildir. Az ama devamlı yapmaktır maharet. O yüzden kadınların, erkeklerin işi gücü olur. Yorgun insanlar, çalışıyorlar. Bizim dergamızda boş insan yok. Herkes bir şekilde çalışıyor. Öyle diyorum ama var mı boşta olan işi olmayan elini kaldırsın. Evet, bu arkadaşlar ne iş yapar ne iş yapmazlar bağlı bulundukları çavuşla irtibata geçsinler. Bu arkadaşlara hemen iş bakalım. Hangi mahalle ederse gidiyorsun elini kaldırırsan sen genç. Hangi mahalle ederse gidiyor. Mutlularda gidiyorsun evet. Hüseyin’e adını soyadını yazdır. Öbür arkadaş. Tamam sen de ne iş yapıyorsan Hüseyin’e sen de adını soyadını yazdır. Bir arkadaş daha vardı burada. Sen çekirgede oturuyor musun? Sen askerden yeni gelmedin mi? Ne kadar oldu gelirli? Tamam. Bir iş bulmadın mı bakmadın mı? İnşallah sen de adını soyadını ne iş yaptın Hüseyin’e yazdır. Âmin. O yüzden arkadaşlar işsiz kalmayacak hiç kimse. Kadınlardan erkeklerden herkes için geçerli. Bir iş yapacak olan bir işe gidecek olan kimse iş yapmak istiyorsa çalışmak istiyorsa isimlerini yazdırsınlar. Ona göre onlara uygun inşallah biz arkadaşlar arasında bakalım mesela sıradan başlayalım. Sen ne iş yapıyorsun? Söyle bakayım herkese. freze operatörlüğü. Tornav tesviyeci misin sen? Kalıp montaj işleri yapıyorsun. Tamam. Var mı bu işle alakalı olan bir arkadaş içinizde? Oğuzhan eleman arıyormuş. Kim? Oğuzhan. Oğuzhan sen eleman arıyormuşsun. Bu arkadaş işine yarar mı? Oğuzhan. Tamam. Dersden sonra görüşün. Tamam. Peki öbür arkadaş üç evlerden gelin. Senin özel durumun var o zaman. Evet. Senin işin biraz daha şey. İnce sizgide gitmek lazım. Eyvallah. Tamam. Öbür arkadaş. Mekatronik mühendisiydin değil mi sen? Evet doğru. Evet. Mekatronik mühendisi arayan var mı? Mekatronikçi. Bu Fatih’in işine yaramaz mı? Fatih makine mühendisi ama. Kim? Elini kaldıran oradan kim? Aynen. Tamam. Sen de onunla ilgilen. Âmin inşallah. Ha. İşsiz kimse kalmasın. O yüzden tembellik yok dergâhta. Herkesin bir işi olacak. Öğrencisi öğrenciliğini yapacak. Üniversitede okuyan üniversitede okuyacak. Bir iş yaparsa o işini yapacak. Tembellik yok. Çalışmamız yok.
Tembel adam ve tembel kadın neden mezarın içine atılır?
Tembel adam, dünyadayken mezara katar insanı. Tembel kadın, dünyadayken mezara katar insanı. Tembel kadın. Çocuğunla ilgilenmez, eviyle ilgilenmez. Tembel adam, işiyle ilgilenmez. İşine saatinde gitmez, erkenden gitmez. İşine dikkatli yapmaz. Allah muhafaza eylesin. Âmin. Bunlardan hepsini de Cenâb-ı Hak dergâhımızı uzak eylesin inşallah. Âmin.
Nefsi emmarede gelir insan. Bu konuyu nedir?
Nefsi emmarede gelir insan, topluluğun medreseden gelmeyen, sokaktan gelen kişilerden oluştuğunu anlatır. Bu tür insanlarla uğraşmak daha zordur. Medreseden gelen bir kimseyle uğraşmak kolaydır. Otur dersin otur, kalk dersin kalkar. Sokaktan gelen adama otur dediğinde neden bu bana otur dedi? Birader ne iş? Bu kim ya? Kendini ne zannediyor bize otur dedi? Bir dakika ya. Ne yani? Biz buraya geldiğimizde o otur dediğinde mi oturacağız? Başlar sarmaya. Haklı. Sebep o güne kadar mahallenin bıçkın delikanlısı. Kimse ona otur dememiş. Kimse ona buradan yol açın dememiş. İzmir’in bıçkın delikanlısı. Değil mi? Neresi? Yeşildere miydi neresiydi? Tepecikte. Yeşildere’ye yakın değil mi? Bitişik. Tabi bıçkın delikanlı. Ona birisi diyecek ki kalk biraz öteye git. Kana kalk. Böyle. Böyle ama sûfîlik hepsi de nefse emmarede gelir.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Tavşan-Aslan Müjdesi ve Nefs-i Emmâre Kuyusu
Müslüman toplumları neden cahil bir dîn cahili oldu toplum olarak kabul edilir?
Müslümanlar Kur’ân ve Sünnet’i bilmiyorlar Câhil bir dîn câhili oldu toplum Câhil bir dîn câhili oldu toplum Dîn cahili Ve bunun içerisinde bir de Böyle çok affedersiniz Kanı bozuk sütü bozuk Dindarmış gibi görünen dîn alimiymiş gibi görünen Ama Müslümanlara ihanet eden Müslüman toplumları ihanet eden.
Müslüman toplumları neden dindar gibi görünen kişilerle ihanet ediyor?
Ama Müslümanlara ihanet eden Müslüman toplumları ihanet eden.
Vâli Kararı nedir?
Vâlinin Şeb-i Arûs programıyla ilgili izin belgesinde açıklamış olduğu karar, bir Müslüman olarak kanımı dokunuyor. Toplumun huzurunu bozan onca rezillik varken, Sûfîler Müslümanlar mı toplumun huzurunu bozuyor, anlamadım ne yapmamız gerekir. Bir şey yapmamız gerekmiyor. ben bu işin böyle şahsileştiğine inanıyorum. Vâlinin şahsıyla benim şahsimin arasında bir şahsi bir sıkıntı olduğuna inanıyorum. Ne olduğunu da bilmiyorum. Bunlar zaman zaman olur yaşanan şeyler. 28 Şubat’ta da bu tip şeyler yaşadık. Ben çok üzerinde durmuyorum. Hukûken vâlinin hakkı vardır böyle bir şey. Böyle bir şey yaptı. Bizim de hukûken itiraz ettik. İtirazımız devam ediyor. şeyde verilen mahkemenin kararında, vâliliğe bir ay müsaade etmiş haklı gerekçelerini sun diye, bir ay içerisinde vâlilik makamı haklı gerekçelerini sunarsa mahkeme ona göre karar verecek.
Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Vâli Kararı, Haramlarla Mücâdele ve Mescid Süsü
Vâli Kararı ve Şeb-i Arûs Süreci nedir?
Vâlinin Şeb-i Arûs programıyla ilgili izin belgesinde açıklamış olduğu karar, bir Müslüman olarak kanımı dokunuyor. Toplumun huzurunu bozan onca rezillik varken, Sûfîler Müslümanlar mı toplumun huzurunu bozuyor, anlamadım ne yapmamız gerekir. Bir şey yapmamız gerekmiyor. ben bu işin böyle şahsileştiğine inanıyorum. Vâlinin şahsıyla benim şahsimin arasında bir şahsi bir sıkıntı olduğuna inanıyorum. Ne olduğunu da bilmiyorum. Bunlar zaman zaman olur yaşanan şeyler. 28 Şubat’ta da bu tip şeyler yaşadık. Ben çok üzerinde durmuyorum. Hukûken vâlinin hakkı vardır böyle bir şey. Böyle bir şey yaptı. Bizim de hukûken itiraz ettik. İtirazımız devam ediyor. şeyde verilen mahkemenin kararında, vâliliğe bir ay müsaade etmiş haklı gerekçelerini sun diye, bir ay içerisinde vâlilik makamı haklı gerekçelerini sunarsa mahkeme ona göre karar verecek.
Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Vâli Kararı, Haramlarla Mücâdele ve Mescid Süsü
Vâli Kararı ve Mescid Süsü konuları nasıl ilişkilidir?
Kamu güvenliğini ve asayişi tehdit etme. Kamu güvenliğini ve asayişi tehdit etme. Kamu düzenli tehdit, kamu düzenli Kamu düzenini, kamu güvenliğini ve asayişi tehdit. Siz Mustafa Özbağ olun. Bunların hepsini de bilin. Ve bir mücadelenin içine girmiş olun 35 yıldır. Buna ülkücülüğü de koyarsak 40-45 yıldır bu ülkenin içerisinde bu ülkede mücadelenin içine girmişin. Kendini bildiğin bileli. Ve hiç komüya bir zararın olmamış. Asayişlik bir problem olmamış. 28 Şubat’ta bir kimsenin burnu kanamamış. Hiçbir nümayişe katılmamış. Hiç kimse karakolluk olmamış. Ve bugüne kadar arkadaşlara hep nasihat etmişiz. Elinizi dahi kaldırmayan hiç kimseye diye. Ve bize yazılan yazı hakkınızı helâl edin. Kamu güvenliğini ve asayişi tehdit.
Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Vâli Kararı, Haramlarla Mücâdele ve Mescid Süsü
Öğretilmeyen din ve bal şerbeti hakkında ne söylendi?
Gez, göz, arpacık. Din olarak bunları öğretiyorlar topluma. Din olarak bunları öğretiyorlar. Bir devlet başkanının nasıl olacağını öğretmiyorlar. Hazret-i Ömer bu. Bakın Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh başkası değil. Ve Rum Kayseri. Ve Rum Kayser, Rum Kayseri ne demek biliyor musunuz? Orada vâli veyahut orada bir devlet görevlisi. Bulunduğu yerde vâli veyahut bir devlet görevlisi. O geliyor. yine meşhur ya. Mısır fethedilmiş. Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh hazretleri Mısır’a gidiyor. Yanında hizmetine bakan bir kimse var. Deveye sırayla biniyorlar. Yaklaşınca hizmetkarı diyor ki, "Ya Emîru’l-Mü’minîn, devenin üzerinde sen olsan ben fedakarlık edeyim, feragat edeyim." Yok diyor, sıra kimiyse o binecek. Devenin üzerinde hizmetkarı kendisi devenin çilbirini tutmuş çekiyor. Mısır halkı da bunu tanımıyor ya. Oraya Mısır’ı fetheden Amr ibn el-Âs’ta mektup yazmış. halk sizi bekliyor. Bir de yalvarırcasına demiş yani, muhakkak devenin üzerinde siz bulunun. Düştüğü derde bak. Sıra şeyde, köle de tabiri caizse. O devenin üstünde Hazret-i Ömer Efendimiz devenin çilbir elinde o da. Bakın dikkat edin. Kendisine hizmet edenle Emîru’l-Mü’minîn arasında kıyafet farkı yok. Kıyafet farkı yok. Ve Mısır halkı Ömer diye devenin başındaki Ömer’in hizmetçisine yönleniyor. Ama öyle Ömer işte. Öyle Ömer Nil geri akıyormuş gibi görünürmüş Kıptîlere her sene. Vâli mektup yazıyor ya diyor ki, ya Emîru’l-Mü’minîn burada Kıptîlere bir inancı var. Nil diyor. Bunların o gününde geriye aktığı düşünülüyor. Nil geriye akıyor diye onlar öyle görüyorlar. Bir mektup yazıyor. Ey Nil! Ben ümmetin Emîru’l-Mü’minîn fakir Ömer. Bu mektubu sana geldiğinde ya dost doğru akarsın ya da ebediyen kurursun. Mektup bu kadar. Mektup geliyor. O hali okuyor mektubu götürüyor Nil’i atıyor. O gün geliyor, Kıptiler toplanıyorlar. Nil’de bir sıkıntı yok. Nil dost doğru akıyor. Öyle Ömer. Tevazuya bak. Yağmur duasına çıkıyor. Yanında Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin amcası Abbâs var.
Gıda terörü nedir?
Kızamık aşısının içerisine başka bir şey koymuşlar. Türkiye’de koymadıkları ne malum. Türkiye aşılar daha önce hep Dünya Sağlık Örgütü’nden geldi. Hala da geliyor herhalde. Doğru mu doktor? İnceleniyor. İnceleniyor. İnceleyen komitede belli zaten değil mi? Evet. Tamam. İnceleniyor. Hiç sıkıntı yok. Bir komite kuruluyor, inceliyor onlar. Sıkıntı yok. Allah iyilsin. Ben vurulmayın demiyorum. Kimsenin çoluğunun çocuğunun vebalini üzerime alacak değilim. Ben kimsenin vebalini de almam. Ben aşıya vurulurum, vurulmayayım. Bir şey demem karar size ait derim. Allah muhafaza eylesin. Öyle aşıcılardan bir ücret almadığımdan dolayı değil. Tabii aşıcılar ücret veriyorlar. Böyle toplumu etkileyecek olanlara ücret veriyorlar.
Türkiye’nin tarım potansiyeli nedir?
Türkiye nüfusunun %90’ı şehirlerde yaşıyor. Türkiye nüfusunun %10’u kırsal kesimde ve köylerde. Hadi ben bunu %15 yapayım. Türkiye nüfusunun %15’i, TÜİK’e göre %7’si. Bakın TÜİK’e göre %7’si köylerde, mezralarda yaşıyor. %93’ü şehirlerde yaşıyor. Türkiye’nin sadece kendine değil birçok ülkeye yetecek kadar tarım alanı var. Ama ne yazık ki Türkiye bu tarım alanlarını çalıştıramıyor.
Gıda terörüne karşı ne tür bir seferberlik öneriyorsunuz?
Bir milli seferberlik lazım. Milli seferberlik lazım. Ve köylerdeki boş kalan arazilerin ekilip dikilebilmesi için, bu benim kendi şahsi düşüncem. 0 faizde 5 yıl geri ödemesiz tarla sahiplerinin ekip dikmek şartıyla kredilendirilmesi lazım. Bu konuda iktidâr zayıf. İktidâr dünya gıda terörüne, ne yazık ki sessiz. Dünya sağlık terör örgütüne sessiz. Dünya fâiz örgütüne sessiz. Sessiz. Bu büyük bir handikap. Gelecek günler için, gelecek yıllar için büyük handikap.
Gıdâ terörü nedir?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK).
Kapitalizmin tarım üzerindeki etkisi nedir?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Kapitalizmin tarım seferberliği çağrısı nedir?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Kapitalizmin tarım seferberliği çağrısı nasıl etkiler?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Kapitalizmin tarım seferberliği çağrısı neden önemlidir?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Kapitalizmin tarım seferberliği çağrısı neden bir sorun olarak görülür?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Kapitalizmin tarım seferberliği çağrısı nasıl bir çözüm sunar?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Kapitalizmin tarım seferberliği çağrısı neden bir çözüm olarak sunulur?
Gıdâ terörü ve tarım seferberliği çağrısı — Türkiye nüfûsunun %93 şehir / %7 köy (TÜİK); 0 fâizli 5 yıl geri ödemesiz tarla kredisi teklifî; buğday ihrâcât yasağı; Çin’in stratejik buğday depolaması — FAO raporları.
Siyasal İslâm ve Demokrasi konusunda ne söylendi?
Önceden bunlar genelde bir şahıs üzerinde toplanıyormuş. Mesela fetvâ verebilecek olan kimseler ayetten, hadisten, tefsirden, fıkıhtan, kelamdan, matematikten, fizikten, kimyadan, astrofizikten etkili ve yetkili icazetlere olması gerekiyordu. Eğer yok ise o eksik ve nakıstı. Bakın o eksik ve nakıstı. Mesela Diyanetin fetvâ kurulunda matematikçi de olmalı. Diyanetin fetvâ kurulunda fizikçi, kimyacı, örneğin biyolojisi, örneğin Diyanetin fetvâ kurulunda hatta bilgisayar yazılımcısı bile olmalı. Diyeceksiniz ne alaka var? Klavye var, sosyal medya var. Orada dahi o bilgisayardan ve bugünkü sosyal medyadan haberi olan kimselerin olması lazım. Mustafa Özbahçel söylüyorum ona. Olmazsa eksik kalır, nakız kalır. Sosyal medyadan haberi olan sosyal medyacı bir alimin orada olması lazım veya profesörün. Sebep? Çünkü insanlar sosyal medyadan idare ediliyor bugün. Medyayı bilen bir profesör olması lazım. Sebep? İnsanlar medyayla sevgiye idare ediliyor şimdi. Medya yoluyla iyi, kötü, kötü, iyi çok rahat yapabilir misiniz? Evet. Medya yoluyla bir şeyin algı operasyonu yapıp farklı bir noktaya götürebilir misiniz? Evet. Bunun harâmlığını, helâllığını, bunun nerede duracağını, nerede biteceğini kim hükmedecek? Hükümsüz. Örneğin siz Türkiye’de medyada yalan haberin suç olmadığını biliyor musunuz? Ben de dün gece öğrendim. Medya istediği yalan haberi söyleyebilir, yapabilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yalan haber yapmak medya için suç unsuru değil. Herhangi bir gazete, herhangi bir televizyon, herhangi bir internet medyası istediği yalan haberi yapabilir, suç değil. Sizi öldü diyebilir, sizinle alakalı tutuklandı diyebilir, sizinle alakalı kaçarken yakalandı diyebilir. Sizinle alakalı başka bir şey söyleyebilir. Evet suç değil. Nasretin Hoca düşmüş ya minareden, herkes başına üşüşmüş, bana demiş minareden düşen birini getirin. Evet. Siz de ilk defa duydunuz değil mi? Evet ben de dün duydum, ben de Mehmed Emîn’e sordum. Ya bu adam yalan haber yapmış dedim ben. Bunun bir suçu yok mu? Yok dedi. Ben durdum nasıl yok dedim ya. Türkiye’de yalan haber suç değil dedi. Dedim nereden? Önceden suçlu dedi ondan sonra. Ama ne dedi oda TV mi dedi, yok bir tane daha var, ne o ne? Efendim? Yok yok yok. Oda var, onunla beraber bir tane daha var. Oda TV mi dedi, bir şey dedi ya. Yakına koyuyorum, kıymetinden dolayı değil, üşürsem tekrar alacağım diye. Oda TV dedi herhalde, oda TV. Tayyip Erdoğan başbakan ise başbakanken onun için bir yalan haber yapmış. Henüz daha başbakanmış o zaman. Yerel mahkemede mahkemeyi kazanmış, Yargıtay bozmuş. Bir de Yargıtay’ın bozma kararı şu olmuş. Ya bunlar haberci, medyacı. Halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlayamayız demişler. Böyle bir Yargıtay kararı çıkarmış, Yargıtay bir karar çıkarmış. Yalan haber o gündür bu gündür serbest ülkede. Örnek, bu fetvâ kurulunda bunun dolması lazım. Örneğin bence. O zaman İslâm bunu organlarını tersinde oluşturmuş. Şûrâ, Meşveret ve Meclis-i Meşâyih Bir ne lazım?
Şûrâ, Meşveret ve Meclis-i Meşâyih konusunda ne söylendi?
Bir ne lazım? Şûrâ lazım. Şûrâ’ya kimler seçilecek? Bunlar özellikleri belirlenmiş. Özellikleri belirlenmiş. Mesela bir kimsenin şahitliğinin daha özelliği lazım. Mesela bir şahit daha önce başka bir yerde yalan söylediyse o şahitlik yapamıyor. Yalan söylediği hukuki olarak sabitlenmiş, tespitlenmiş. O kimse yalancı. Onun şahitliği kabul edilmiyor. İslâm bu kadar ince düşünüyor. İslâm’da yalancı şahitlik yok. Adam bir mahkemeden bir mahkemeye yalancı şahitlik için girmiyor. orada durup yalancı şahit var abi, yalancı şahit var abi diyemiyor. Biz çocukluğumuzda bunları gördük de o yüzden. böyle tipik insanlar vardı. Baynır’da birkaç kişi vardı mesela. Ben daha çok gençtim, çok çocuktum daha o zaman. Onlar yalancı şahitlikle meşhurdur. yalancı şahit lazımsa onu alıp götürüyorsun. O vallada billada tillada gördüm diyor atıyor kenara. Tamam bitti. Ama toplumun içerisinde düşük kapasitede kimseler öyle söyleyeyim. Onlar mahkeme kapılarında bekliyorlardı. Sabah’tan akışlama kadar bekliyor. hatta hâkim diyormuş. Bunu mu getirdiniz gene? Bütün olayları sen mi görüyorsun diyormuş onlar. Bunun gibi. Şimdi İslâm’da bunlar teknik olarak yerleşmiş. Devlet başkanı da bir şura kuruyor. Bir şura kuruluyor. O şuraya bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi deniliyor ya veya milletvekilleri veya meclis deniliyor. Değişik yerlerde değişik isimlerle anılıyor. İslâm’da şura var. Bu şuraya katılacak olanların özellikleri var. Mesela biz buna millet meclisi diyorsak örneğin. Milletvekili seçilecek olanların özellikleri var. Öyle bir üniversite diplomasıyla yeterli değil bu. Şûrâ’ya katılacak olan bir kimse bilgili, hikmetli, ahlâklı, doğru, dürüst, şerefli, namuslu, haysiyetli bir kimse olması lazım. İlim ehli olması lazım, hikmet ehli olması lazım, güzel ahlâklı olması lazım. Şûrâ’ya katılacak olan kimseler. Kur’ân’da işler, onlara danış. bir iş yapacağında onlarla istişaret. Kime söylüyor bunu? Hazret-i Peygambere söylüyor. Ve diyor istişâre ettikten sonra o istişareye de uy. bir konuyu danıştın, bir konuyu istişâre ettin, o istişareden çıkacak olan karara da uy. İstişareye tabi ol diyor. Kime? Hazret-i Peygambere diyor. Ve onların işleri aralarında müşâvere iledir. Ayeti de bu şuraya delildir. O zaman İslâm yönetim biçimi kendisini geliştirememiş diyemeyiz. Bununla alakalı Kur’ân bize yol biçmemiş, bize yol çizmemiş diyemeyiz. Normalde ayrıca 42. surenin adı da Şûrâ. Ve bu Kur’ân’da tavsiye edilen istişâre ve Şûrâ sadece siyâsî konularla mı sınırlıdır? Hayır. Bu imam Mâtürîdî diye şimdi tekrar geliyorum. İmam Mâtürîdî diye göre müşâvere muhkem naslın bulunduğu yerde değil, bulunmadığı yerde geçerlidir. bir şey muhkem ayetle sabitse, bir şey Kur’ân ve sünnetle sabitlendiyse, bunun üzerinde müşâvere etmek, bunun üzerinde istişâre etmenin anlamı yok. O çünkü âyet ve hadisle sabit. Örneğin bir hukuk var. O hukuk ne? Kur’ân’daki bir ceza. Onun üzerinde sizin istişâre etme söz konusu değil veya bir şey hadîs-i şerifle sabit. Siz onun üzerinde bir şey istişâre edemezsiniz. Bakın onun üzerinde bir şey istişâre edemezsiniz. Çünkü bir şey Kur’ân ve sünnetle sabitse, onu siz Şûrâ’da, Şûrâ’ya sunup da onu değiştirmeniz mümkün değil. Onunla alakalı hükmü kaldırmanız veya hükmü değişikliğe götürmeniz mümkün değil. Bakın mümkün değil bu. Zaten şu anda yeryüzünde İslâm’ın insanları acı gelen ve değiştirmeye çalıştıkları, oynamaya çalıştıkları yer burası. Nefislerine acı gelen, nefislerini bangır bangır bağıttıran, şeytânla beraber kol kola gezdirip horon teptiren yer burası. Biz ayetle, hadiste sabit olan bir şeyi kim adına değiştirebiliriz? Değiştiremeyiz. Değiştirmeye kalkanlar küfür ehlidir. Kafir olurlar, dinden çıkarlar, teclid îmân, teclid nikah gerekli. Siz orucu değiştiremezsiniz, siz namazı değiştiremezsiniz, siz bunların vakitlerini dahi değiştiremezsiniz, siz bunların kılınma şeklini değiştiremezsiniz. siz camilere sandaleleri otutturup orada iki tane âyet-i kerime okuyup siz namazı kıldınız deyip gönderemezsiniz. Yapamazsınız. Bir şey Kur’ân’la ve Sünnet’le sabitse bunu değiştirmek mümkün değil. Bunu İmâm-ı A’zam söylemiş, İmâm-ı Şâfiî’yi, İmâm-ı Mâlik’i, İmâm-ı Hanbelî’i söylemiş. Bunu İmâm-ı Mâtürîdî kaideleştirmiş, sistemleştirmiş. Bunu söyleyen İmam-ı Mâtürîdî’nin hükmü değil bu. Bu İmam-ı Mâtürîdî’ye kadar gelen bütün alimlerin hükmü bu. meşhur ya neyle hükmedeceksin? Kur’ân’la ya Resulallah, bulamazsan Sünnet’inle ya Resulallah, bulamazsan kıyâs ederim, ictihâd ederim, fetvâ veririm. Yanağını okşuyor, ona duâ ediyor. Nereye gönderiyor? Yemen’e vali gönderiyor. Yemen’e vali gönderdiği kimseye konuşuyor bunu. O zaman bir kimse ister dini olsun, ister siyâsî olsun, birinci derecede Kur’ân’la. Ondan sonra Sünnet-i Seniyye, ondan sonra İmam’ların iştahatine bakmakla mükellef. Ve bu noktada Kur’ân ve Sünnet’in olmadığı yerde ictihâd söz konusudur. Kur’ân ve Sünnet’in olduğu yerde ictihâd söz konusu değildir. Faizin azı da çoğu da haramdır. Siz faizle alakalı hükmü değiştiremezsiniz. Azı da çoğu da haramdır. Siz zorunluluktan dolayı fâiz caiz olur diyemezsiniz.
Muhkem Nass Üzerinde İctihâd Yoktur konusunda ne söylendi?
Bunu derseniz herkes zorunluluktan dolayı başka şeyleri de caiz görür. Kapı aralamış olursunuz. O zaman bir erkek de kalkar, ben çok zorunlu kaldım, evlenemedim, yapacak hiçbir şeyim kalmadı. Ben gittim filanca eve, orada nefsimi kör ettim. Ben zorunluydum der. Kıyâs eder. Kıyâs eder. Bakın kıyâs eder. Adam evi olmayı versin, zorunluluktan dolayı sen fâize caiz dersen. Öyle yap canı git milli emlânı arsalarını aç herkes gelip bunlara çadır kurabilir de gitsin birisi çadırını kursun. Evi yoksa çadır yargımı yap. Faize kapı aralama. O zaman birisi çadırını kursun. Evi yoksa çadır yargımı yap. Faize kapı aralama. Çadır yargımı yap. Faize kapı aralama. Zorunluluktan dolayı fetvâ verme yani. Onun başka bir kapısı var. O zaman bakın Kur’ân ve Sünnet de sabit. Âyet de sabit. Onlar mahşer günde şeytân çarpmış ki bu halka olacaklar. Alamazsın kardeşim. Mümin müminden fâiz alamaz. Alamaz. Her fazlalık faizdir. Alamazsın. Ya o vadeli satış gibidir. Diyemezsin. Gibidir diyemezsin. Söyleyemezsin. Nassla sabit çünkü. Nikahsız bir kadınla erkeğin birleşmesi zinadır. Buna sen zorunluluk getirip de başka bir yerden başka bir fetvâ veremezsin. Veremezsin. Nassla sabit. Ya aç kalınca nasıl domuzdan yiyorsun ya? İyi. İyi. Aç kalmak insanın ölümle, azarlarıyla alakalı, susuz kalmak azarlarıyla alakalı, evsiz kalmak azarlarıyla alakalı değil. Değil. Bakın değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde Nas’ın bulunmadığı yerlerde ictihâd söz konusudur. İçtahat geçerli olur. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem savaş gibi konularda ashâbıyla istişâre ettiğini, sahabenin de kendi aralarında hükmü açık olmayan kimi konuları istişâre neticesinde karara bağladıklarını örnek olarak gösterebiliriz. İster dini, ister siyâsî, ister dünyevi olsun, hayatın her alanında, hayatın her alanında istişâre övülmeye değer bir davranış biçimidir. Her alanda. İstişâre etmek sünnettir. Ayetle emredilmiş Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin davranışıyla sünnet oldu, o zaman her iş, çünkü işlerini onlarla istişâre et. Emir niteliğinde. O zaman her iş istişâre edilebilir mi? Evet. Ve her güncel meselelerde, güncel meselelerde hakkında Nas yoksa bunlara ictihâd edilebilir mi? Evet. Her türlü meselede hakkında Nas olmayan, ister siyâsî, ister dünyevi, ister dini, bunların üzerinde ictihâd edilebilir mi? Evet. Ve o ictihâd uygulanabilir mi? Evet. Bu içtahaklar edilirken istişâre edilmeli mi? Evet. Bu istişareyi yapacak olanların bir şura kurulları olması gerekir mi? Evet. İslâm’ın sistemi bu. Ve bu noktada ister siyâsî meselelerde, ister dini meselelerde, ister dünyayı ilgilendiren meselelerde, farkındaysanız dünya üzerinde hızla terimler değişmede, olaylar gelişmede ve toplumlar hızlı bir dönüşüm ve değişim içindeler. Bu toplumlar hızlı bir şekilde dönüşüm geçirirken, siyâsî, dini ve dünyevi istişâre kurullarının şuuraların her an aktif olması ve her an o değişen kural, değişen kurum, değişen lafızlarla alakalı istişâre kurullarının açıları her daim ictihâd etmeleri gerekir. bu noktada İslâm dünyası her meselede güdük kalmasının sebeplerinden birisi budur. Meselenin, meselenin ve meselelerin yetkili kurullarda istişâre edilip, içtahatlerin edilmemesinden dolayı İslâm dünyası her meselede güdük kalmakta, her meselede hem siyâsî meselelerde güdük kalmakta hem dini meselelerde güdük kalmakta hem de dünyevi meselelerde İslâm dünyası bugün için güdük kalmakta. Çünkü dünya hızla değişim ve dönüşüm geçirirken ve dünyada insan toplulukları, devletler hızla değişim ve dönüşüm geçirirken, İslâm dünyası ne yazık ki kendi iç çekişmelerinden veya kendi iç hastalıklarından, midelerini ağrıtmalarından, başlarını ağrıtmalarından, bağırsaklarındaki kirlilikten ve gururlamalarından dolayı dünyanın gerisinde kalmakta, dünyanın gerisinde kalmakta, sûfî topluluğun dahi gerisinde kalıyorlar.
Siyasal İslâm ve Demokrasi konusunda ne ifade edilmektedir?
Ama milletin iktidarı ve ben kendimce milletin iktidarı ve hakimiyeti olarak ben görmüyorum. Ama normalde ben şunu soruyorum. hâkimiyet halkındı diyorum. demokraside halk hakimdi? O zaman her ülkeye göre demokrasi değişti. Her topluma göre demokrasi değişti. Her hükümete göre demokrasi değişti. Bizde padişahlık demokrasiye aykırıdı. İngiltere’de kraliçe demokrasiye aykırı değil. Padişahlığı savunduğum için söylemiyorum.
Demokrasi kavramı neden farklı toplumlarda farklı şekillerde uygulanmaktadır?
Her ülkeye göre demokrasi değişti. Her topluma göre demokrasi değişti. Her hükümete göre demokrasi değişti. Bizde padişahlık demokrasiye aykırıdı. İngiltere’de kraliçe demokrasiye aykırı değil. Padişahlığı savunduğum için söylemiyorum. Bizde padişahlık demokrasiye aykırı Belçika’da kral var. İsviçre’de kral var. Danimarka’da kral var. Hollanda’da kral var. Lan Avrupa’nın büyük bir çoğunu krallık. İspanya’da kral var. Avrupa krallıklarla yönetilen bir ülkeler topluluğu. Onların demokrasiye bir yanlışlık yok. Ama bizde Osmanlı olunca demokrasiye yanlışlık var.
Demokrasi kavramı Batı’da nasıl gelişmiştir?
Batının kendi içerisinde de yok. Bir ara Viyana’nın olduğu yer Avustralya mı? Avustralya. Avusturya. Avusturyyada bir adam seçilmişti başbakan. Adama başbakanlık vermediler. Öyle değil mi? demokrasi vardı? Avrupa’da da demokrasi yok. O zaman normalde demokrasi bütün toplulukların kendilerine göre değişken bir şey. Öyle olunca bizi de şöyle bağlamaya çalışıyorlar. İslâm’la demokrasi bağlaşır. Nereden hükmettin bunu? Akayet imamı mısın? Hayır. Fıkıh imamı mısın? Hayır. Hadîs imamı mısın? Hayır. Nereden birleştirdin kardeşim sen demokrasiyle İslâm’ı? Sen ne? Din koyucu Allah mısın? Sen peygamber misin? Demokrasiyle bağdaştırdın veya sosyalizmle bağdaştırdın veya atekomünizmle bağdaştırdın veya kapitalizmle bağdaştırdın. Sadece demokrasi değil. Sen neyle neyi bağdaştırıyorsun?
Siyasâl İslâm ve Beş Emniyet nedir?
Müşteri ziyaretine gidiyorlar. Masa atmaya gidiyorlar. Fırtınalar, kutlar, kutlar. Tabii tekstilci oldu mu? Müşteri ziyaretine gidiyorlar. Masa atmaya gidiyorlar. Fuara gidiyorlar. Avrupa’ya gidiyorlar. Gidince de geziyorlar oraları. Görüyorlar mı? Görüyorlar. Ondan sonra geliyorlar anlatıyorlar. O zaman bu tauti sistemler, bu cahili sistemlerin nesil koruma dertleri yok. Ama İslâm nesli korur. Huşu engeller. Huşu engeller. Nesli korur. İnsanların soyunu, sopunu muhafaza eder. Böylece aile bağlarını, sülale bağlarını, aile ve sülale ahidiyetini perçinler. Bakın perçinler. Üçüncü madde. Aklı korumak. Aklın korunması İslâm, İslami devlet sistemi, tebaasının aklını korur. Kıymetli kardeşler. Son on yılın içerisinde uyuşturucu bataklığına düşen kimseler devlet istatistiklerini açıklıyorum. Yüzde bin altı yüz kusur artmış. Tedavi isteyenler yüzde sekiz yüz yetmiş artmış. Bu deccalı sistem bütün dünyayı uyuşturucuya boğdu. Ve bu uyuşturucu kimyasal. Kafa gidiyor adam kullanınca. Buna kim savaş açıyor? Sûfîler. O yüzden onlar da sufilere savaş açıyorlar. Siz bir yerde uyuşturucu insanlardan kurtarmaya çalışıyorsunuz. Siz bir yerde uyuşturucu insanlardan kurtarmaya çalışıyorsunuz. O bakıyor, bu diyor bize uygun değil. Bunları yok etmemiz lazım. Değişik kanallardan sizi yok etmeye çalışıyorlar. Sebep siz çünkü uyuşturucuya savaş açmışsınız. Siz diyorsunuz ki tabi olanlarınıza nefsinizi koruyun, neslinizi koruyun, aklınızı koruyun. Bu deccalı sisteme savaş açmaktır. Bu şeytani sisteme savaş açmaktır. Bu ülkeyi bütün dünyayı zapturapt altına almış emperyalizme karşı mücadeledir. Nefsini koru, neslini koru, aklını koru dedim mi adamın bütün tüyleri diken diken oluyor. Dördüncüsü ne? Bakın İstanbul bunları korumak zorunda. Dördüncüsü ne? Malını korumak. Ben diyorum ki malınızı koruyun. Bana soruyorlar. bu kağıt miyat alalım mı? Ben diyorum öyle şeylere kafam basmaz. Öyle şeylere kafam benim çalışmaz. Çalışın kardeşim. Koşturun, mücadeledin. Ticaret yapın, üretin. Öyle kağıtlara üç kağıda bakmayın diyorum. Çünkü üç kağıtla milletin parasını alıyorlar. Ne yapıyor? Sen maden çıkarıyorsun, sen petrol çıkarıyorsun. Sen petrol çıkarıyorsun, sana kağıt veriyor. Çin üretiyor, Çin’e önce kağıt veriyor. Ne dolar. Sonra Çin’e diyor ki getir o dolarları, ver o dolarları. Sonra Çin’e diyor ki getir o dolarları, sana beyaz kağıt vereyim diyor. O ne? Amerikan Merkez Bankası’nın tahvilleri. Amerikan Merkez Bankası tahvillerini veriyor. Amerikan Merkez Bankası’na kim borç veriyor biliyor musunuz? Dünyanın en batık bankası Amerikan Merkez Bankası. Dünyanın en büyük borçlu ülkesi ABD. ABD’nin bütün borcu Amerikan Merkez Bankası’nın üzerinde. Ve Amerikan Merkez Bankası’nın hiç kimseye borçlarını ödeme tahvili yok. o kağıtları altına çeviremez hiçbir kimse. Amerikan Merkez Bankası 1933’te onu yayınladı zaten. Dedi ki elinizdeki beyaz kağıtların karşılığı altın olarak bende yok dedi. Hiç kimse de bir şey diyemedi. Sustu zaten. Ve o beyaz kağıtların hiçbir hükmü yok. O beyaz kağıtların hiçbir hükmü yok. Devletleri sömürdü mü? Evet. Mal emniyeti kaldı mı? Hayır. Amerikan Merkez Bankası’nın başındakini nerede? Yahudi. İki tane büyük aile. Ne o? Birisi roktefiller, birisi öbürkü neydi? Rochelle. Evet. Paralar nereye gidiyor? İkisine gidiyor. Onlar paylaşılıyor. Onlar şimdi merkezlerini nereye aldılar? Londra’ya. Amerika’dan çıktılar. İkisi de şirket merkezlerini Londra’ya aldılar. Anladınız mı şimdi Londra’nın değerini? Onlar kraliçe ile barış yaptılar. Analarına gittiler, analarının kucağına gittiler. E bir lafla bakar mısın? Analarına gittiler, analarının kucağına gittiler. E bir laf daha söyleyeyim şimdi içimdekini. Bizim genel kurmay başkanımız da kimle konuşuyordu? Dün haberlerde dinliyordum. İngiltere genel kurmay başkanıyla. Çocuğun başı sıkışınca nereye gidecek? Anasına gidecek. Yani, paranın merkezine gitti. Meseleyi toparlayıp. bu tahti ve bu İslâm dışı olan sistemler insanların mallarını korumazlar. İnsanların paralarını korumazlar. Basarlar orada kağıdı bütün insanların eline tutuştururlar. Sizin elinizde kağıt vardır. Herhangi bir ülkenin herhangi bir kağıt parası karşılığı altın değildir. Elinizdeki paranın karşılığı altın değilse siz ütüldünüz. Elinizdeki paranın karşılığı tekrar söylüyorum. Altın değilse siz ütüldünüz. Bir daha söyleyeyim mi? Kim üttü? Emperyalistler üttü. Kağıt kaç para çıktı? Kaç para indi? Kaç oldu? 6100 oldu. 6100 oldu. Sen 50 lira kazanacağım diye uğraş. Dolar bozdur, dolar seyret. Kağıt lan. Yarın bir rüzgar iste 6800 oldu. Bir rüzgar iste 6800 oldu. Kağıt 6100 oldu. Yarın bir rüzgar iste 6800 oldu. Bir rüzgar iste 5800’e indi. Kağıt ya. Rüzgarın esmesinden uçuşur mu? Uçuşur. Rüzgarın esmesinden etkilenir mi? Etkilenir. Bir şey etkilenmez. Toprak. Rüzgarın uçuşmasından etkilenmez. Ne? Maden. En kıymetlisi ne? Altın. Deprem olsa kaybolmaz. Yangın olsa yanmaz. Evde yangın çıktı. Eritemez onu. Udurur. Kağıt yanar ama. O yanmaz. Toprak bir yere gitmez. Üç kağıda getiremezsiniz toprağı. Parayı üç kağıda getirirsiniz. Bir fısıltı yayılır. Şu kağıt ne o? Borsada kazanacakmış. Fısıltı hüra. Herkes gider o kağıdı yatırım yapar. Üç gün beş gün çıkar. Ondan sonra çak bir aşağı iner. Kağıtlar elinde kalır. Yenilen Allah yenilen. Sıcak havalarda iyi olur. Mal emniyeti kaldı mı? Hayır. Malı korudu mu? Hayır. Kara borsa, kumar. Hepsi de oraya gider mi? Evet. şans oyunları. Hepsi oraya gider mi? Gider. Böylece ne yapar? Fâiz. Fâiz mâlı korumaz. Fâiz Zulmü ve Din Emniyeti O senin daha gursağına girmeyen ekmek yokmasını alır fâiz. Ya yiyecek mi? Ya yiyeceksin tam böyle ağzına götüreceksin. Fâiz alır senin ekmeğini. Her ekmekten sen yıllık şu anda yüzde dokuz nokta dokuz fâiz ediyorsun. Her ekmeğe. Siz diyorsunuz ki bankayla ne işimiz var bizim? Bizim bankayla bir işimiz yok. Fâiz nereden alıyor? Evet. Bütün ülkeden alıyor. Merkez bankası faizleri kaça indirdi? Yüzde on nokta ikiye. Bu ne demek biliyor musun? Diyor ki bütün Türkiye halkı yıllık yüzde on fâiz alacak ödeyeceksiniz herkese diyor. Diyor ki bütün Türkiye halkı siz diyor yıllık yüzde on bütün gelirlerinizden fâiz ödeyeceksiniz. Nerede mâlı korumak? Sen diyorsun ki benim yüz lira sermayem vardı yıl sonunda yüzde onu gitti. Doksan lira kaldı sende. Sen onu yüz on lira yapman için senin yıl sonuna kadar yüzde yirmi kar etmen lazım ki sonunda yüzde on kar kalacak sana. Sebep? Yüzde onu çünkü devlet aldı. merkez bankası aldı. merkez bankasının üzerinde emperyalistler aldı. Emperyalistler aldı. Komple. Devletten aldıkları öbür şirketlerden geri kalan öbür alışverişlerden onlar hariç. Malı koruyabildi mi? Hayır. Koruyamadığı gibi bir de ne yaptı bize? Tüketimi dayattı bütün topluluklara. Herkes tüketici. Müthiş tüketiciyiz. Saymadım, saymasını sevmedimden sayıyorum. Yirmi tane gömleğim vardır. Bunları konuşan benim benim yirmiye yakın gömleğim vardır. Yazlık, kışlık dahil. Vardır. Aklıma geldi sayayım bari. Ama saymayayım. Sayma alışkanlığım olmaz. Vardır ama. Tüketim. Tükettiriyor bize. Tükettiriyor. Özgür diyor baba kampanya başladı diyor. Özgür neredesin? Baktım gene kampanya yapıyorsun. İGS ne yaptın ya öyle? Üç al bir öde mi? Üç takım alacak veya üç tane malzemi alacak bir tane mi ödecek? Bak amma reklamını yaptım ha. Özgür senin reklamını yaptım. Geçen derse giderken gördüm kocaman tabeli asmış üç al bir öde diye. Sen mi yaptın onu komple firma mı yaptı? Firma yaptı. Aldırıyor sana. Teşekkür ederim Özgür. İşin gücün nasıl gelsin? İşin gücün nasıl gelsin? Allah başarı ihsan eylesin. Ne yaptırdı? Tüketime zorladı seni. Tüketime zorladı. İhtiyacın olmayan şeyi aldırttırdı sana. Bakın ihtiyacın olmayan aldın. neye ihtiyacın var? Bir ayakkabı. Dedi ki bir ayakkabı 199 lira, ikinci ayakkabı 100 lira. Sen ikinci ayakkabıyı aldın. Ne yaptın? İki ayakkabı aldın. 299 lira 300 lira. Aslında bir ayakkabıyı sen 150 liraya aldın. O ayakkabının zaten kendisi 100 lira 110 lira. Adam 150 liradan iki ayakkabı sattı sana. Tüketti. Senin malını korumadı. Şimdi can emniyeti yok, mal emniyeti yok, nesil emniyeti yok, akıl emniyeti yok. Bu dört tane emniyetin olmadığı bir dünyada din emniyeti kalır mı? Kalmaz. Dünya üzerinde hiçbir insanın din emniyeti yok. Çünkü hiçbir insanın can emniyeti yok. Hiçbir insanın nesep namus emniyeti yok. Hiçbir insanın akıl emniyeti yok. Hiçbir insanın mal emniyeti yok. Dört tane emniyetin olmadığı bir dünyada din emniyeti hiç yoktur arkadaşlar. İslâm o insanların din emniyetini de korur. Bakın birinci derecede İslâm insanın can emniyetini korudu. İkinci derecede İslâm bak birinci derecede din emniyetini korumuyor onun. Dikkat edin. İslâm devlet sisteminde birinci korunacak olan şey din emniyeti değil. Birinci korunacak olan kimsenin can emniyeti. İslâm devleti önce tebaasının canını korur. Ondan sonra neslinin namusunu korur. Ondan sonra o kimsenin aklını korur. Ondan sonra o kimsenin malını korur. Ondan sonra o kimsenin dinini korur. Birinci korumaya alınacak olan şey din değildir. Önce insandır çünkü. Bakın önce insandır. Din insan içindir. İnsan din için değildir. Din insan içindir. Bunun tersi nedir? İnsan din içindir değil. Din insan içindir. Din bir insanın canından kıymetli değildir. Dikkat edin. İnsan kıymetlidir. İnsan kıymetlidir. İslâm bunu böyle emreder. Der ki insan kıymetlidir. Neden? İnsanın insanı kıymetlidir. Neden? İnsan halifedir çünkü. Şimdi burada soruyu yazan İslâm’ı devlet nasıl olmalı? böyle beş unsuru yerine getirmeli. Böyle olursa bunun tabi alt argümanları var. Devletin yapılanması, bakanlıkların yapılanması, hukukun yapılanması, ekonominin yapılanması, bunların farklı farklı uzun konular. Allah bizi muhafaza eylesin, korusun. Biz şeyden bu a-lur-on-hi buradan devam edeceğiz. İnşallah şuraya devam yazayım. 23. sayfanın sonraki paragrafından. Bunu kim ilgileniyorsa bunu alın. Ben karıştıracağım çünkü bunu buradan. Karıştırmadan alın. İnşallah. Sorularınızda da bakayım. Saat de 11 oldu. Hoş sema olmuyor burada nasıl olsa. Değil mi? Caferi. Evet. Dövüş, antrenmanına gidiyorum ve antrenmana başlamadan önce adına Kamil denilen simgesel bir cisme selam veriyoruz. Ve sonrasında antrenman başlıyor. Tam bir cehalet işte. Nuhus Shintosim Japonya’nın yerli ve milli dinidir. Ve Shintosimi dîni kami inana içerir. Kami inancı. Hayat için önemli olan rüzgar, yağmur, ağaç, dağ, hırmak ve bereket gibi anlayış ve şeylerin şeklini alan kutsal ruhlar olarak ifade edilir. Bu yaptığımız şeyde Allah’a şirk koşma durumu olur mu? Evet. Ne yapmamız gerek? Allah’a secde et ya. Allah’a secde de neyin önünde eğilecek selam verecek? Bazen zaman zaman anlatıyorum ya, bu Kültür Park’ın karşısındaydı onların yerleri. Bir gün getirdiler o kırmızı noktalı hatun var ya kocaman. Onun kocaman bir tane portresini koymuşlar. Gelen böyle kırmızıya bakıyor, selam veriyor. Yemin ediyorum dışarı çıkarken de kırmızıya bakaraktan geri geri çıkıyorlar. Ulan dedim bunu bir şey efendiye yapsalar tefe koyarlar herkesi. Vay siz böyle yapıyorsunuz. Şirk yapıyorsunuz. Şirkli ilahlaştırıyorsunuz diye. O kırmızı noktalı kadını ilahlaştırıyorlar. O kadar çok ilahe var ki dünya üzerinde. O kadar çok ilahe var ki Allah bizi muhafaza eylesin. Çok. 2-3 yıl önce ders almadan zikrinize ve sohbetinize geldim bir süre ve çabuk zamanda rüya ve ilhâm gibi şeyler yaşadım maneviyat olarak. Ama ne oldu bilinmez kendimi günahın içinde buldum. Her şeyi kaybettim. Şimdi sıkıca ders alarak geliyorum. Sorum şu ki bu aşkı ilhamı tekrar nasıl yakalayabilirim? Tekrar ulaşılabilir miyim? Günahlar işledikten sonra. İlyas Kölük’ün selamı var. İlhâm, Tevbe ve Gelibolu İftârı Aleyküm selam. Tevbe kapısı açıktır. Kim tevbe eder geri dönerse hiç günah işlememiş gibidir. Hadîs-i şerif. Bu hadîs-i şerîf uzun. Baştan alayım. Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun anından, perçeminden tutmamış olsun. Hiçbir kimse yoktur ki.
İslami devlet nasıl olmalı?
Soru işareti neden olmuyor? Soru bu İslâm’ın devlet nasıl olmalı? Ve neden olmuyor? Tabii dört halifeden sonra İslâm dünyası bunu kendi içerisinde çok tartışmış.
İslami devlet oluşurken hangi noktadan oluşmalı?
Bununla alakalı çok tartışma var. İslâm dünyasının kendi içerisinde bu tartışmaya katılanlar çok az.
İslâm dünyasında bazı yasaklar neden getirildiği?
Sebep bazı ülkelerde Kur’ân yasaklandı bazı ülkelerde namaz yasaklandı bazı ülkelerde başörtüsü yasaklandı bazı ülkelerde Kur’ân-ı Kerim’in öğrenilmesi öğretilmesi yasaklandı. Bütün İslâm dünyasında bakın burası çok önemli. Bütün İslâm dünyasında sûfî yapılanmalar yasaklandı lav edildi kapatıldı. Bütün İslâm dünyasında. Serbest bırakılanlar da Kur’ân sünnet dairesinde olmayanlara göz yumdular. Geri kalan hepsine de ne yaptılar? Hepsini de dağıttılar, hepsini de perperişan ettiler. Ve İslâm dünyası kendi iç sorunlarıyla boğuşur hale geldi hala da aynı.
İslâm dünyasında İslami devletin kurulması için hangi grupların rol oynadığı?
Bizim modelimiz de Kur’ân’da sünnette Hazret-i Ebû Bekir Ömer Osman Ali döneminde mevcut. Bir şeye örnekleme bakacaksak biz oradan örnekler alabiliriz. Hem bunu bu noktada devletin yapılanması, devletin siyaseti, ekonomisi, askeriyesi, sosyal hayatı düzenlemesi, ceza hukuku hem de kendi halkın içerisindeki kendi halkın içerisindeki dîni inanış akidesi, fıkıhı, felsefesi, tasavvufu, sufisi, bunun hepsi de hem inanış noktasında ve yaşantı noktasında bizim kendi inanç sistemimizde mevcut hem de aynı zamanda meseleye siyasi manteliteyle bakacaksak siyâsal olarak da İslâm’ın nasıl bir devlet kurması gerektiği, nelere dikkat etmesi gerektiği de bizim Kur’ân sünnet dairemizde mevcut. O zaman biz eğer ki İslami bir devlet modeli oluşturacaksak böyle bir model oluşturulmak isteniyorsa biz geriye döndüğümüzde bizim kendi inanç sistemimizde bu mevcut. Bu Mustafa Özbahçel söylüyorum bunu. Biz bir halifenin nasıl olması gerektiğini döner Kur’ân sünnet dairesinden bakarız. Buluruz da onu. Ve onun üzerinde iştahat edilmesi gerekiyorsa iştahat ederiz. Biz bir halîfe seçiminin nasıl olmasını biz döneriz. Hazret-i Ebubekir efendimizin seçiminden, Hazret-i Ömer efendimizin seçiminden, Hazret-i Osman efendimizin seçiminden, Hazret-i Ali efendimizin seçiminden, Hazret-i Hasan radıyallâhu anh Hazretlerinin kısa da olsa seçiminden kendimize örnekler çıkararak bir devlet başkanının nasıl seçilmesi gerektiğini biz kendimiz buna iştahat ederiz. Bizim batıdan bir şey almamıza, emperyalistlerden öğüt almamıza, ABD’den fikir almamıza, Amerikalı şeyden İngiltere’nin karanlık Buckingham sarayından bir şeyler almamıza gerek yok.
İslâmî siyasetin başarısızlık nedenleri nelerdir?
Normalde buradaki başarısızlıkların hepsi de İslâm’a mahalledildi. Devam ediyorum. Bunu takip eden İslâmî cihâdçılar. şeyde Fas, Tunus, Cezayir’de FIS. Orta Doğu’da İslâm’ın Kurtuluş Örgütü, İKO. İslâmî Kurtuluş Örgütü. Böyle bir örgüt var. Filisin Kurtuluş Örgütü, Ergir Aynı Örgütler bunlar. Ve Müslüman kardeşler, Mısır da çok etkin. Suriye de etkin. Değişik isimler altında. Fas, Tunus, Cezayir. Bunlarda daha farklı isimler de etkin. Afrika’dan içeri doğru gittiğimizde Baku, Haram var ya. Normalde daha etkin. Oralarda da etkin. bu İslâmî Müslüman kardeşler, Ürdün de etkin, Yemen de etkin. Şimdi Yemen iç savaşı var. Şimdi bunlara baktığımızda Türkiye’de içini alabiliriz. Türkiye’deki değişik cemaatlerin isimleri, değişik olan cemaatlerin çalışmaları, mücadeleleri.
Siyasal İslâmın çöküşüne neden sebep oldu?
Ama ne toplumları değiştirip dönüştürebildiler ne de kendilerini İslâmî noktada değiştirip dönüştürebildiler. Ve insanlar acı bişe, belli bir makama gelmek için, belli bir yere gelmek için o siyasal İslamcıların içerisine girip kendilerince namalanmaya çalıştılar.
Siyasal İslâmın başarısızlık nedenleri nelerdir?
Menfaat, Çürümüşlük ve Adaletsizlik. İşte devletten namalanmak, belediyelerden namalanmak adına hiçbir kaide ve kural kendilerine koymadan yürüdüler. Ve başarısızlığın, bozulmanın, kokuşmuşluğun, çürümüştüğün bayraktarlığını yaptılar. Ve İslâm toplumu adalet beklerken adaletsizliği getirdiler. Erdemli olmayı gerektirirken İslâm erdemsizliği getirdiler. Ve artık dünya evrensel bir söyleme aç iken bu siyasal İslamcılar dinî milliyetçilik yaptılar, ırkî milliyetçilik yaptılar. Dini ve ırkî milliyetçilik yaparak dünyaya evrensel bir mesajın verilemeyeceğini görmediler ya da gördüler bu onların işine gelmedi. Siz dini bir milliyetçilik yaparak bir Hıristiyan’a bir şey anlatabilir misiniz? Anlatamazsınız. Siz dini kendi dindarlık milliyetçiliğinizi alırsanız.
İslâmcı Düşüncenin Çöküşü nedir?
Dini ve ırkî milliyetçilik yaparak dünyaya evrensel bir mesajın verilemeyeceğini görmediler ya da gördüler bu onların işine gelmedi. Siz dini bir milliyetçilik yaparak bir Hıristiyan’a bir şey anlatabilir misiniz? Anlatamazsınız. Siz dini kendi dindarlık milliyetçiliğinizi alırsanız. Din sadece o zaman ben Müslümanım diyen emi? Biz bir Hıristiyan’a din anlatamayacak mıyız? Biz bir Yahûdî’ye İslâm anlatamayacak mıyız? Farkında değiliz.
Din sadece o zaman ben Müslümanım diyen emi?
Biz bir Hıristiyan’a din anlatamayacak mıyız? Biz bir Yahûdî’ye İslâm anlatamayacak mıyız? Farkında değiliz. Bizi hegemonyanın altına alıp kısırlaştırıyorlar. Biz bir Hıristiyan’la diyalog kuramıyoruz. Biz bir Yahûdî’yle diyalog kuramıyoruz. Biz bir ateistle diyalog kuramıyoruz. Biz bir teoculu, inanamayacak mıyız? Biz bir teoculu, inanamayacak mıyız? Biz sadece Müslüman topluluklarının içerisinde, ben Müslümanım diyenlerin içerisinde kısılıp kalmakla mükellefiz. Orada kısıyoruz.
İslâm dünyasının hayalleri neden toprağa gömüldü?
Hayaller ne yazık ki toprağa gömüldü. Ve bu benim, benim nazarımda 50 yıllık bir fiyasko var, 10, 100 yıllık bir fiyasko var. Büyük bir fiyaskonun içerisindeyiz. Başarısızız. Müslümanlar olarak başarısızız. Başarısızız. Ve ben Müslümanım, siyaset yapacağım, siyasetle bunları düzelteceğim diyenler başarısız. Ve yine olan İslâm toplumuna oldu. Yine hayalleri toprağa gömüldü, yine aldatıldı, yine hüsrana uğradı, yine sarf ettikleri, bakın sarf ettikleri enerjileri, sarf ettikleri paraları, pulları heba oldu. Bakın heba oldu. Ve Müslümanlar bu 50 yılın, 100 yılın sonuna geldiklerinde ne yazık ki kan, göz yaşı, adaletsizlik, erdemsizlik, cahillik, kayırmacılık, aldatmacılıktan başka ellerinde bir şey gelmedi.
İslâm toplumu neden umutsuz bir durumda?
Bir şey kalmadı ellerinde. E bunun açık örneği İslâm dünyasına baktığımızda var. Yine vassat Müslümanlar, fukara, kimsesiz, yine toplumun ikinci sınıf, ikinci, üçüncü sınıf elemanları, yine İslâmî doğru gelişmeler olacak hayaliyle yola çıkan İslâm toplumu 50 yılın, 100 yılın sonunda hüsrana uğramış vaziyette. Ümitsiz, umutsuz, gelecekle alakalı hayali olmayan, gelecekle alakalı hayali olmayan, hayal kurumaya dair korkan bir İslâm toplumu var şu anda. Hayal kurumaya dair korkan bir İslâm toplumu var. Bu acı bir şey.
Siyasi İslamcılığın başarısızlıklarının nedenleri nelerdir?
Çokça örneği var mı? Var. alkışladığımız, ondan sonra Aydın Doğan’ın bütün foyalarını meydana çıkardı, meydana çıkaracak dediğimiz Ahmet Hakan şu anda hürriyetin ve CNN’in başında aynı Ahmet Hakan Aydın Doğan’ın whisky kadehini taşıyordu. Yine bizdenmiş gibi görünen, bizimle berabermiş gibi görünen siyasetçiler, akça kavak yaprağı gibi rüzgar ne tarafa eserse o tarafa dönüyorlar. Ve ben kendi ülkemden bunu örnekleyecek olursam, belli bir makama ve mevkiye gelen devletin şatafatını ve şatıatını, belediyelerdeki şatafatı ve şatıatı gören Müslümanların gözleri kamaşıp, geldikleri yeri unutmaları, geldikleri yere sırtını dönmeleri, geldikleri yeri tuğ kaka ilan etmeleri meydanda.
İslâmî siyaset neden sosyal demokratlaştı?
Bir sürü ben buraya notlar bile almışım kendimce. Bu, notları okuyayım mı hızlı bir şekilde? Evet. Öyle garip bir siyasi İslâm ki, yalnızca başka Müslümanlara karşı kullanılan bir siyasi İslâm. Cemaatlere, tarikatlara, sufilere karşı duran bir siyasi bir İslâm. Siyasi İslamcılığın siyaset sahnesinden yok olduğu sanılmasın. Aksine Müslüman ülkelerde Amerikanın ve Batı’nın her dediğini yapacak, ama bizdenmiş gibi görünecek bu siyasi topluluklar lazım. İslâmî siyaset artık bir anlamda sosyal demokratlaştı.
Oliver Roy’nin görüşleri nelerdir?
Artık bir başka yeni toplum ya da mutlu yarınlar için temel oluşturacak düşünsel bir model sunmuyor. Tabiri caizse hatta o çarpık eski yapıyı daha iyi koruyorlar. Günümüzde herhangi bir Müslüman ülkede İslamcılık ne tür bir siyasal zafer kazanırsa kazansın, bu aldatıcı olacak. Adetlerden başka bir şeyi değiştiremeyecekler. Hak, adalet, İslâm’ın hukuk noktasında hiçbir şey yapamayacaklar, yapmayacaklar. Siyasi İslamcılık yeni siyasal biçimler oluşturmaktan, şûrâ gibi, meşveret gibi, halka açılmak gibi, halkın İslâmî istekleri gibi, İslâm hukuku, şerî’atı yeniden kurmaya çalışmak gibi şeyleri gündeme getirmeden işini görmeye bakacak. Bunlar ise siyasal İslamcılığı halkın gözünde sıradanlaştırıyor, diğerlerinden bir farkının kalmadığını gösteriyor.
İslâmcıların siyasal hareketi neden devletlerin ya da İslâmî toplulukların ortaya çıkışına yol açmaz?
Şeyden devam edeceğiz. İslamcıların siyasal hareketi devletlerin ya da İslâmî toplulukların ortaya çıkışına yol açmak şöyle dursun. Ya devlet mantığına İran ya da yeniden düzenlenmiş olsa bile geleneksel bölünmüş diye Afganistan geri dönmektir. Aktörleri ne söylerse söylesin her siyasal hareket otomatik olarak layık bir alanın yaratılması ya da geleneksel bölünmüş diye geri dönüştür. Bunu kimden almış böyle ya? Oliver Roy’dan almış. Of of of of of of tespitler muhteşem. Evet bu 26. sayfadaymış. Sen bunu komple fotoğraflayıp atmıştın değil mi bana?
Cami yolu kapatmanın hukuki ve dini durumu nedir?
El-Fâtihâ El-Fâtihâ El-Fâtihâ El-Fâtihâ El-Fâtihâ, aha sorular var. El-Fâtihâ diyecektim ama sorulara da bakayım. Önce buraya bir not düşeyim de. Hoş önümüzdeki Cumartesi kandil zaten değil mi? Önümüzdeki Cumartesi kandil, kandilde yine Allah izin verirse şeydeyiz. Meydandayız yine. İnşallah. Şuraya bir not alayım diye vaktinizi aldım kusura bakmayın. İsterseniz kusura bakın da görün ne oluyor. Bayındırılık damarım bir tutmasın. Bayındırılık damarım tutarsa kaçın zaten kaçabildiğiniz yere kadar. Kaçabiliyorsanız. Şuraya devamlayayım. Bugün ayın kaçıymış 14.03. Ayın kaçıymış 14.03. Evet. Bunları alabilirsin. Teşekkür ederim. Bu ne? Soru mu bu da? Evet. Evet. 2-3 haftadır cami önündeki caddeyi yolu kapatıyorlar derviş kardeşler. Çok şikayet var. Evet. Caminin önündeki yolu kapatmayın. Hadîs-i şerifi söylemeyin. İnsanların gelip geçeceği yolu kapatanlara Allah lanet etsin. Hadîs-i şerif var. Biz insanların gelip geçeceği yolu kapatamayız. Böyle bir şey yapamayız. O yüzden belediyenin yolu bize ait değil. Yolda arabası olanlar varsa arabalarına çeksinler. Bir daha da koymasınlar. Utanmadan çekin. Varsa arabası olan çeksin.
Mirâç, Rüyetullâh ve Karantina konusunu tartışıyorsunuz mu?
Biz temizliği de kaybetmişiz demek ki. Yeniden temizliği öğreniyoruz. Bu normalde Diyanet İşleri Başkanlığının Cuma ve vakit namazlarıyla alakalı fetvaları da çok tartışıldı. Özür dilerim. Tabi Diyanet İşleri Başkanlığı bunu belki de, bilmiyorum, yayınlarında geniş bir şekilde bunu anlattığına inanıyorum. Ama cami imamları bunu böyle daha geniş bir şekilde camilerinde anlatabilirlerdi.
Karantina nedir ve neden uygulanır?
Bulunduğumuz yerde ikamete devam etmek. şehri değiştirmek yok, köyünü değiştirmek yok, kasabını değiştirmek yok. Devlet şimdi ne yapmış? Bir genelge yayınlamış. Demiş ki işiniz yoksa çarşıya, sokağa, oraya, buraya çıkmayın. Bir işin yoksa evinde otur kardeşim. Sen şimdi evinde oturmakla mükellefsin. Hadîs-i şerif de var. Hatta başka bir hadîs-i şerîf var. Ebû Zer el-Gıfârî ile alakalı. Fitne çıkınca ne yapayım deyince, o da diyor ki sen evinde otur, evinden dışarı çıkma. Bakın bu da büyük bir fitne. Bu hastalık büyük bir fitne. Bütün dünyayı kaosa sürükledi. Bütün dünyayı kargaşaya sürükledi. Dünyanın parası, pulu, teknolojisi, uçakları, tankları, topları, dünyanın gemileri, teknolojisi, bilgisi yetmiyor bakın. Allah’la kim yarışır ya? Allah’la kim yarışabilir? Yetmiyor.
Karantina uygulamaları neden önemlidir?
Veya da şöyle bir karantina yönergesi hukuku koyuyor. Kıymetli dostlar. Hades-i şerif var. O yüzden böyle bir hastalık, böyle bir virüs, böyle bir salgın hastalık söz konusu ise bir başkasına bulaştırmama adına biz devletin yönergelerini, devletin bu noktada çıkardığı kanuna hukuka uymak zorundayız. Veya tıbbın vermiş olduğu karara uymak zorundayız. Adam yurtdışından gelmiş. Ömreci kardeşim sana 14 gün çıkma. Kimseyle de görüşme deniliyor. Ya bırak ömre ziyaretine 14 gün sonra başla. Ondan sonra gelsinler hurmanı yemeye, zemzemini içmeye. Veya da bir kısmı Konya’da kaçmaya kalktı. Yakıştı mı ömrecilere bu? Yakışmadı. Zaten insanlar hac ve ömreye gidenlere, Müslümanlara laf söylemek için yer arıyor ve mübarek insanlar. Oturun oturduğunuz yerde sabredin, Allah’a tövbe edin, Allah’ı zikredin. Mübarek yerlerden gelmişsiniz. Biraz daha sükunetli davranın. Ama ne yazık ki bunlar ülkemizde görülüyor. Veya hatta haberlerde görüyoruz. bir yerde illaki vakit namazında cemaat yapmaya çalışanlar. Yapmayın arkadaşlar. Yapmayın. İslâm bu değil. İslâm’ı böyle Müslümanları siz halkın önünde küçük düşürmeye hakkınız yok. O yüzden herkes devletin almış olduğu kararlara uyacak, uymak zorunda. Yine Abdullah İbn Abbâs orayı vayet ediyor. Ömer bin Haddab Şam’a doğru yola çıktı.
Çalıştığım okuldaki din kültü öğretmeni kandil kutlamam diyor. Ayetlerde sadece beş kutsal geceden bahsediliyor, onlar da kandil yok diyor. Ama hadisler var dediğimde olsun âyet yok diyor. Bu gibi tepkilerle çok karşılaşmaya başladım. Etrafımdaki namaz kılan insanlar bu şekilde düşünceleri yılden yıllı artıyor. Ne yapmalıyız?
Evet az önceki sohbette de dedim bu din kültür öğretmenleri, bu ilahiyatçılar bunlar böyle ümmet-i Muhammed’in içerisine fitne koyuyorlar. Her şeyde âyet-i kerime arıyorlar. Ezan da âyet-i kerime de yok. O zaman ne yapacağız? Ezanı da mı reddeteceğiz? Veya namazın rekatları âyet-i kerimelerde yok.
Bu koronavirüstenden kurtulacak mıyız?
Allah dualarınızı kabul eylesin inşallah. Mübarek olsun. Ne zaman? Teşekkürler. Haramlardan kurtulursak, harâm işlemekten de kurtulursak bundan da kurtuluruz.
Kovid-19 salgını ve karantina uygulamaları İslam âlimlerinin görüşlerine göre nasıl değerlendirilmektedir?
Kovid-19 salgını ve karantina uygulamaları, İslam âlimlerinin görüşlerine göre sağlık ve toplumsal düzen açısından önemli bir konudur. Metinde, bu uygulamaların Kur’an-ı Kerim ve hadislerle ilişkisi ele alınmaktadır. Örneğin, Tâun hadîsi, Allah’ın dilediği kimseleri cezalandırdığı azaptı; Allah onu mü’minler için rahmet kıldı hadîsi, bu tür uygulamaların ilahi temele dayandığını göstermektedir. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cuma namazının camide edası hakkında fetvâsı ve Hanefî ictihâdı da bu konuyla ilgilidir.
Kovid-19 salgını sırasında İslam âlimlerinin önerileri nelerdir?
Kovid-19 salgını sırasında İslam âlimlerinin önerileri, sağlık ve toplumsal düzen açısından önemli rol oynamaktadır. Metinde, bu önerilerin Kur’an-ı Kerim ve hadislerle ilişkisi ele alınmaktadır. Örneğin, Tâun hadîsi, Allah’ın dilediği kimseleri cezalandırdığı azaptı; Allah onu mü’minler için rahmet kıldı hadîsi, bu tür önerilerin ilahi temele dayandığını göstermektedir. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cuma namazının camide edası hakkında fetvâsı ve Hanefî ictihâdı da bu konuyla ilgilidir. Ayrıca, abdest erkânında dirseğe kadar yıkanma — Mâide 5/6, "Kollarınızı dirseklere kadar yıkayın"; parmak aralarını hilalleme sünneti — Tirmizî, Tahâret 30; "Temizlik îmândandır" — Müslim, Tahâret 1; kovid-19 salgını ve Avrupa’nın taharetle tanışması; kolonya yerine sabun ve su ile yıkanma; Cuma namazının camide edası hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvâsı ve Hanefî ictihâdı (üç kişiyle eda edilebilir) gibi uygulamalar da öneriler arasında yer alır.
Kovid-19 salgını ve İslam âlimlerinin görüşlerinin nasıl birleştiği?
Kovid-19 salgını ve İslam âlimlerinin görüşlerinin birleşmesi, sağlık ve toplumsal düzen açısından önemli bir konudur. Metinde, bu birleşmenin Kur’an-ı Kerim ve hadislerle ilişkisi ele alınmaktadır. Örneğin, Tâun hadîsi, Allah’ın dilediği kimseleri cezalandırdığı azaptı; Allah onu mü’minler için rahmet kıldı hadîsi, bu tür uygulamaların ilahi temele dayandığını göstermektedir. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cuma namazının camide edası hakkında fetvâsı ve Hanefî ictihâdı da bu konuyla ilgilidir. Ayrıca, abdest erkânında dirseğe kadar yıkanma — Mâide 5/6, "Kollarınızı dirseklere kadar yıkayın"; parmak aralarını hilalleme sünneti — Tirmizî, Tahâret 30; "Temizlik îmândandır" — Müslim, Tahâret 1; kovid-19 salgını ve Avrupa’nın taharetle tanışması; kolonya yerine sabun ve su ile yıkanma; Cuma namazının camide edası hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvâsı ve Hanefî ictihâdı (üç kişiyle eda edilebilir) gibi uygulamalar da bu birleşmenin bir parçasıdır.
Hayra çağıran devletler bu tip salgınlardan korunur mu?
Hayra çağıran devletler, hayırın üzerinde durup, hayırın peşinde koşan devletler, bu tip salgınlardan, bu tip afatlardan muhafaza olacaklar. Hayra koşan bir kimse, hayra davet eden bir kimse, hayra davet eden bir topluluk, ama cemaat ama tarîkat, ama siz bunun adına vakıf deyin, ne derseniz deyin. Gerçekten Allah için insanları hayra çağıran, iyiliği çağırıyorsa, iyiliğe emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun, onlar kurtuluşa erenlerdir.
Kötülüğü değiştirmeyen devletler ne gibi sonuçlar yaşar?
Kötülüğü değiştirmeyen devletler nazarında o devletler ne yazık ki bu azabı tatacaklar. Bu kötülüğü değiştirme adına insanlarda ve topluluklarda bir değişiklik yok ise Cenâb-ı Hak onları da sarsacak, onları da bu noktada bela ve musibete duçar bırakacak.
Sinema, dizi ve animasyon tebliğ aracı olarak kullanılabilir mi?
Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hadisinde belirttiği gibi İslâm’ın her eve ulaşması için çağımızın imkanlarını düşündüğümüzde tebliğ aracı olarak sinema, dizi ve animasyon kullanılabilir mi? Bunda bir sıkıntının olacağına inanmıyorum. Çünkü normalde söz konusu olan tebliğ ise bu tebliğ noktada sinema, dizi veya animasyon olarak bunlar düşünülebilir, kullanılabilir.
Virüs sonrasında siyasal ve toplumsal hayatımızda ne gibi değişiklikler öngörüyorsunuz?
Ulus devletler yıkılır mı? Normalde ben ulus devletlerin yıkılmasını isteyen global bir güç var. Ulus devlet olmasını istemiyor. Ama ne yazık ki bunlar ulus devletsiz de olması mümkün değil.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti virüsle mücadelede nasıl bir başarı göstermiştir?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti virüsle mücadelede dünya üzerinde en başarılı ülkelerden birisi Türkiye. O yüzden devleti idare edenler de buradan teşekkür ediyorum. Gerçekten çok başarılar.
Medyada dolaşan yalan haberler neden bir sorun oluşturur?
Yalan Haber ve Cezâsız Medya. Medyada dolaşan yok binlerce insan virüse bulaşmış da devlet saklıyormuş da. Yok binlerce kişi ölüyormuş da devlet bunu saklıyormuş da. geçenlerde o Suriye’de 22 tane şehit verdik. 25-26 taneydi herhalde. Sonradan 26’ya çıktı. Şehit verdik o zamanda dediler sosyal medyada binlerce şehit var dediler.
Yalan haberin cezasızlığı neden bir sorun olarak değerlendirilmektedir?
Medyada yalan haberin cezası yoktur. Türkiye Cumhuriyeti devletinde yalan haberin cezası yoktur. Bir kimse istediği gazetede, internet medyasında yalan haber üretebiliyor. Yalan haber yapabiliyor. Ve bu cezasız. Bu yüzden yalan haberin cezasız olduğu bir ülkedeyiz. O yüzden önce devlet yetkilileri yalan habere ceza verilmesi için bir kanun çıkarmaları lazım. Adam yalan haberi yayınladığında bunun bir cezası olmalı. Sosyal medyada kendi kafasından yalan bir şey söylüyorsa bunun bir cezası olmalı.
Korona virüsün bitmesiyle ilgili ne söylenmektedir?
Korona virüsün bitmesiyle ilgili bir zaman vermek mümkün değil. Çünkü herkes bu virüs ne zaman biter diyor. SARS geçti, bilmem ne virüsü geçti, şu virüsü geçti, bu virüsü geçti. Bu virüsleri normal değil. Biz şimdi çok büyüttük. Bu koronavirüsü ne zaman bitebilir? Ya dünyada virüs biter mi? Buna zaman vermek mümkün değil ki. normalde herkes bu virüs ne zaman biter diyor. SARS geçti, bilmem ne virüsü geçti, şu virüsü geçti, bu virüsü geçti. Bu virüsleri normal değil. Biz şimdi çok büyüttük. Ya canım kardeşlerim, kanserden dünya üzerinde 1 milyon 200 bin kişi ölmüş 2019’da. 2019’da kanserden ölen 1 milyon 200 bin kişi var. Bunu neden konuşmuyor dünya? Veyahut da AIDS hastalığından geçen sene, pardon, son iki ayda 250 bin kişi ölmüş. Bunu neden konuşmuyor bu dünya? Veyahut da son iki ayda sadece ve sadece dünya üzerinde gribal enfeksiyonlardan 75 bin kişi ölmüş. Dünya bunu neden konuşmuyor? Kıymetli kardeşlerim, bugün Suriye’de ondan sonra Irak’ta, Libya’da, Filistin’de günde 40-50 kişi ölüyor. Ve Filistin’de İsrail bombaları altında, Suriye’de Rusya’nın ve rejimin bombaları altında, Irak’ta Amerikan bombaları altında, Afganistan’da Amerikan bombaları altında, Bangladeş’te, Hindlilerin zulmünde, Doğu Türkistan’da, Çinlilerin zulmünde her gün Müslümanların kanı akıtılıyor. Libya’da iç savaş var, vesayet savaşları var. Libya’da her gün Müslümanların kanı akıtılıyor. Biz Müslümanlar bunları görmemezlikten geliyoruz. Dünya insanlığı bunları görmemezlikten geliyor.
YouTube’da sorum var da hayırlı geceler mi?
YouTube’da sorum var da hayırlı geceler. Sürekli kesildiği söyleniyor. Faca Karabahşi Velî Link hiç kesilmedi. Böyle nefes oldu. Bu program çok teşekkür ediyorum.
Sosyal medya ve namus meselesi ile ilgili ne söylenmektedir?
Mehdî, Sosyal Medya ve Namus Meselesi Sebep? boşanmak istiyor. Getir gel hanımını. Bunların ikisi beraber geldi. Bülronun içerisinde bir koku, bir koku, bir koku. Allah’ım bu koku ne dedim ben? Sonra kadın dedi ki biz yalnız görüşebilir miyiz? Görüşebiliriz dedim. Adam dışarı çıktı, koku da dışarı çıktı. Kadın resmen dedi anladınız mı neden boşanmak istediğimi dedi. Koku gitti bakın dedi. Anladım dedim. Dinen dedi hükmüm ne? Boşanabilirsin dedim tedavisi mümkün değilse. Adam cinsel ilişkiye girmezse hiç yıkanmıyormuş. Hatta kuslu dahi bilmiyormuş önceden. Kuslu da kadın öğretmiş ona. O yüzden diyor kusretmiyor bile diyor. Dost doğru diyor. Bilmiyorum ne yaptılar boşandılar mı boşanmadılar mı. Allah bizi affetsin inşallah. Ağız kokusu önemli, vücut kokusu önemli.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Siyasî İslâm nedir?
Siyasî İslâm, İslâm’ın siyasetle alakalı olan yönlerini ve siyasi uygulamalarını ifade eder. Bu konulara girmenin gerekli olmadığını, İslâm’ın bu konulara karışmaması gerektiğini savunanlar da vardır. Zaman zaman Müslümanlar kendi kendilerine, siz sadece din ve dünya işlerini aydınlatmaya çalışın, bunları ortaya koyun, belirtin ve dinine ait olan meseleler, ondan sonra Allah’la insanın arasında olan meselelerdir. Bunun dışına çıkmaması lazım, çıkılmaması lazım gibi algılar. Bunlar da Allah’la kul arasında olunca, bunlar sadece akayit ve ibadetten ibaret kalıyor.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasî İslâm, Layîklik ve Ayasofya
Layîklik nedir?
Layîklik, bir kişinin veya toplumun İslâm’ın yasalarına ve Kur’ân-ı Kerim’in kaidelerine uygun şekilde yaşamaya layık olduğu durumu ifade eder. Bu bağlamda, İslâm’ın siyasetle alakalı olan yönlerini ve siyasi uygulamalarını ifade eden Siyasî İslâm, bu konulara girmenin gerekli olmadığını, İslâm’ın bu konulara karışmaması gerektiğini savunanlar da vardır. Zaman zaman Müslümanlar kendi kendilerine, siz sadece din ve dünya işlerini aydınlatmaya çalışın, bunları ortaya koyun, belirtin ve dinine ait olan meseleler, ondan sonra Allah’la insanın arasında olan meselelerdir. Bunun dışına çıkmaması lazım, çıkılmaması lazım gibi algılar. Bunlar da Allah’la kul arasında olunca, bunlar sadece akayit ve ibadetten ibaret kalıyor.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasî İslâm, Layîklik ve Ayasofya
Siyasî İslâm, Layîklik ve Ayasofya meselesinin ilişkisi nedir?
Siyasî İslâm, İslâm’ın siyasetle alakalı olan yönlerini ve siyasi uygulamalarını ifade eder. Layîklik, bir kişinin veya toplumun İslâm’ın yasalarına ve Kur’ân-ı Kerim’in kaidelerine uygun şekilde yaşamaya layık olduğu durumu ifade eder. Ayasofya meselesi ise İstanbul’da bulunan Ayasofya Camii’nin, 1934 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından bir müze olarak açılmış ve 2020 yılında tekrar cami olarak kullanılmaya başlanmış olan meseledir. Bu üç konu, İslâm’ın siyasi uygulamaları, layık olan yaşam tarzı ve bir tarihi yapıyla ilgili tartışmaları içerir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasî İslâm, Layîklik ve Ayasofya
Ali Şerî’atî kimdir?
Ali Şerî’atî, İranlıdır. Kendisi aslında sosyologtur kendisi. Bazı kesimler tarafından düşünür, yazar. Din sosyolojisi veya çok çağdaş İslâm düşüncesinin bir profili gibi görülür. Aslında kendisi maksisttir Ali Şerî’atî’nın. Benim tespitim. Ve maksizmden alıntılar yapar. Ve maksizmden alıntılar yaparaktan veya maksizmden türetmeler yaparaktan çağdaş bir İslâm düşüncesi, çağdaş bir devrimcilik ortaya koymaya çalışır. Ve o da İran İslâm devriminin baş düşünürü olarak anılır.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasî İslâm, Layîklik ve Ayasofya
Devletin halka bedavadan para dağıtması caiz mi?
Selamun aleyküm huzurlu akşam dilerim devletin halka bedavadan para dağıtmasını onaylıyor musunuz? Bizden daha güçlü insanlar çalışmadan partiler aracılığıyla yeşil kart çıkarıp her şeyi bedava alıyorlar dinen ve ahlakan yerinedir sizce efendim ama ufak bu borç veriyor devlet ve suriyeli kardeşlerim bazıları da aynı şekilde ama onlar çalışıyorlar bana daha cazip geliyor bu olayları birebir yaşayan bir insanım İzmir sizi özlüyor ve seviyor biz de İzmir’i ve İzmir’deki kardeşlerimizi seviyoruz ve özlüyoruz hepinize selam olsun.
Halkın devlet başkanına karşı hakkı nedir?
Öyle ya. bu hakkı ne? Bu hakkı ne olmalı? Bunu konuşmamız lazım. Öyle olunca halkın hükümetten beklentileri ne olmalı? Halkın bu noktada hükümete karşı hakkı ne olmalı? Veya da halkın devlet başkanına karşı hakkı ne olmalı? Bunları hükümete karşı bir tavır alacaksa bir kimse veya seçilmiş devlet başkanına karşı bir tavır alacaksa kendince iki önemli dayana olması lazım. Bir, bu haktır çünkü Teba’nın hakkıdır. Yöneticilere marufu emîr ve münkerden nehyetme hakkı vardır Teba’nın. bir yönetici eğer Kur’ân ve Sünnet’i vatandaşlar ona emrederler, doğru yola girmesi için ve onu münkerden kötülüklerden nehyederler. Çünkü din nasihattır din nasihattır diye buyuran Hazret-i Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine sahabeler sorar kime?
Halkın devlet başkanına karşı çıkması ne durumlarda mümkündür?
Eğer yöneticiler Kur’ân ve Sünneti uygulamıyorlarsa yöneticiler Kur’ân ve Sünnet dairesinde insanlara davranmıyorlarsa bu sefer yöneticilere karşı Teba’nın huruç hakkı karşı çıkma hakkı doğar. O zaman bu hak hangi noktalarda geçerli olur hangi dairelerde geçerli olur önümüze de bu çıkıyor bizim. Şimdi aslında bu konu çok geniş baktığımızda hadîs-i şeriflere âyet-i kerimelere fıkıhla akayetle alakalı meselelere ben hafta içerisinde baktığımda bu o kadar çok genişliği için alıyor ki biz sadece nerelerde nasıl hükümete karşı çıkılır devlet başkanına karşı çıkılır bunu konuşmak belki de günlerimiz alabilir.
Eşcinsellik İslam inancına göre nasıl değerlendirilmektedir?
Eşcinsellik, İslam inancına göre haramdır. Hocanın sohbetinde, eşcinsellik, Sodom şehri ile ilişkilendirilir ve bu tür davranışlar, Allah’ın lanetlediği, meleklerin lanetlediği, resulünün lanetlediği fiiller olarak değerlendirilir. Ayrıca, eşcinsellik, İslam dini kurala uygun davranışlarla çelişir ve toplumda bu tür davranışlar eleştirilmelidir.
Anal ilişki ve eşcinsellik İslam dini kuralına göre nasıl değerlendirilmektedir?
Anal ilişki ve eşcinsellik, İslam dini kuralına göre haramdır. Hocanın sohbetinde, anal ilişki, livaata denir ve bu fiil Allah’ın lanetlediği, meleklerin lanetlediği, resulünün lanetlediği bir fiildir. Eşcinsellik ise Sodom şehri ile ilişkilendirilir ve bu tür davranışlar, büyük bir günah ve kebari olarak nitelendirilir. Bu fiiller, İslam dini kurala uygun davranışlarla çelişir ve toplumda bu tür davranışlar eleştirilmelidir.
Kadınların arkadan kullanılmaması neden önemlidir?
Kadınların arkadan kullanılmaması, İslam inancına göre büyük bir haramdır. Hocanın sohbetinde, bu tür davranışlar, Allah’ın lanetlediği, meleklerin lanetlediği, resulünün lanetlediği fiiller olarak değerlendirilir. Ayrıca, bu tür davranışlar, İslam dini kurala uygun davranışlarla çelişir ve toplumda bu tür davranışlar eleştirilmelidir.