Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: İçtimâî Hayat — Sayfa 4

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

İçtimâî Hayat(1147) — Sayfa 4/12

Siyasal İslâm İslam dünyasının hangi konularında derdi yoktur?

İslam dünyasının şu anda mesela İslam ahlakıyla alakalı bir derdi yok. İslam hukukuyla alakalı bir derdi yok. Faizle alakalı bir derdi yok. Fuhuşla alakalı bir derdi yok. Uyuşturucuyla alakalı bir derdi yok. Hırsızlıkla alakalı bir derdi yok. Ötekileştirilmekle alakalı bir derdi yok. İnsanların kayrılmasıyla alakalı bir derdi yok. İslam dünyasının adalet derdi yok. Hukuk derdi yok. Yarın derdi yok. Çocuklarının ne olacağı derdi yok.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Siyasal İslâm İslam dünyasının derdi olmadığını neden söylüyor?

Müslümanlar çünkü fikirleri köreltilmiş, kalpleri köreltilmiş, gözleri köreltilmiş, kulakları köreltilmiş. Köreltilmiş bir İslam dünyası var. Böyle olunca bizim şeytanlaştırdıklarımız günlük batının şeytanlaştırdığını biz tanrısallaştırıyoruz. Batının tanrısallaştırdığını biz şeytanlaştırıyoruz. Medyanın bize tanrısallaştırdığını biz şeytanlaştırıyoruz. Biz şeytanlaştırıyoruz. Bize şeytanlaştırdığını biz tanrısallaştırıyoruz.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Siyasal İslâm nasıl bir elbise giydirmektedir?

O yüzden aslında parantez içerisinde siyasal İslam argümanı batının bize giydirmiş olduğu bir elbise ve biz bununla aldanıyoruz. Bu argümanlarla aldatılıyoruz. Sanki bizim önümüzde siyasetini dinin kaerlerine göre yapan bir topluluk olmuş gibi biz bunu algılıyoruz. Veyahut da dini talep eden, İslam’ın bütününü talep eden sanki bir siyasi organizasyon varmış gibi algılıyoruz.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Siyasal İslâm nasıl bir siyasi organizasyon olarak algılanır?

Ama onlar ha bire bize içeriden ve dışardan siyasal İslam’ın var olduğunu, bütün kötülüklerin siyasal İslam’dan kaynaklandığını, bütün kötü gidişatın siyasal İslam’a bağlı olduğunu veya dinciler veya İslamcılardan kaynaklandığı söyleniyor. Birisine dediğimizde bu siyasal İslamcıyı bize tarif edin. Yok. Bu dinci İslam’ı tarif edin. Yok. Bakın yok. Bu fundamalet İslam kim? Söyleyin bana. Bunu söyleyin. Bize kimi söyleyecekler? Dayı işleyecekler. Siz kurdunuz Batı olarak. Silahlarını siz verdiniz. Siz büyüttünüz. Siz yeşerttiniz. Siyahıyla Mosad’ın ortak kurduğu bir örgütü haline getirdiniz.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Siyasal İslâm nasıl bir örgüt olarak şekillenmiştir?

Kimi söyleyeceksiniz? El-Kaide. Onu da siz kurdunuz. Onu da siz yönettiniz. Kime karşı? Afganistan’da Rusya’ya karşı. İşinize geldi Çetenistan’da Rusya’ya karşı. Nerede El-Kaide lideri? Kim vurdu? CIA’ya vurdu. Vurdu mu? Biliyor musunuz? Yok. Nereden biliyoruz? Nereden biliyoruz? Ödüllendirildi. Herhangi bir adacıkta yeni bir pasaportla hayatını yaşıyor. Nereden biliyoruz? Tehlikeli şeyler. Bunu normal bir vatandaş, normal bir Müslümanın bu tip örgütler kurması, bunları yönetmesi o akla sahip olması mümkün mü? Değil.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Modernizm ne demektir?

5. Modernizm Kıskacı: Batı’nın Şeytanlaştırdığını Tanrısallaştırma ve Ümmetin Kendi Çölünü Görememesi Evet bu doğru. Biz modernizm olarak karşı değiliz. Biz modernizm ismi altındaki her türlü haramlara karşıyız. Ama bunu da Batı bir söylem geliştiriyor. Bir bayan örtündü, Allah’ın emri dedi modernist değil. Benim sakalım var, modernist değilim. Ben Kuran Sünnet diyorum, Batı’ya göre modernist değilim. Aslında modernizm ne? Aklın tanrılaştırdığı, ilahlaştırıldığı bir yer modernizm. Batı’da. Batı kendi içerisinde kendi Hristiyanlığını da kabul etmiyor zaten.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Modernizm nasıl bir kavramdır?

Modernizm şemşisi altında dinsizlik var, akılperestlik var. Bakın modernizmin altında akılperestlik var. Müslüman dünya kendince Batı modernizmin karşısındaymış gibi gösteriliyor. Allah’ınızı severseniz, modernizmin karşısında olan İslam dünyası en fazla akıllı cep telefonu alan dünya. Modernizmin karşısında görülen İslam dünyası bütün lüks malların satıldığı bir dünya. Modernizmin karşısında görülen İslam dünyası Batı’nın bütün ekonomik hegomanyası, kültürel hegomanyası, Batı’nın komple kokuşmuş ahlakının hegomanyası altında.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Modernizm nasıl İslam dünyasını temsil eder?

Hangi modernizm karşıttığını söyleyebiliriz ki biz? bize aslında sanki modernist karşıttığı gibi gösteriliyor bize. Biz bu yaftalamanın altında ezildiğimizden biz modernistiz diyerekten örneğin, çıplaklığı modernizm olarak görüyoruz. Kolilerce içki içmeyi modernizm olarak görüyoruz. Bana söyler misiniz modernizm nedir? Herkes şunu diyebilir bana, modernizm çağdaş düşüncedir. Çağdayş düşünce nedir? Kökünü, çağdaş düşünce ben söyleyeyim mi? Düşüncenin kökü astarı ilahi olmayan, Allah’tan gelmeyen bir düşünce sistemi. Bunun kökünde Allah yok, kökünde din yok bunun. Kökünde iman yok.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Batı’nın vahşiliğini nasıl yürütüyor?

Bakın Batı kendi vahşiliğini İslam muhalefetiyle yürütüyor. Bakın Batı emperyalizmini, vahşiliğini, kokuşmuşluğunu, Batı her türlü pisliğini, Batı her türlü sömürgeciliğini İslam muhalefetiyle götürüyor.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Batı’nın kendini eleştirmesini nasıl engelliyor?

Batı kendi kendisini eleştirmekten, kendisine eleştirilmekten, kendi içerisinde kendi toplumları tarafından eleştirilmekten kurtulmuş oluyor.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Batı’nın ekonomik sistemi nasıl işliyor?

Cebinizde dolaşan dolarlar kasamızda ve bank hesaplarımızda dolaşan dolarların ABD Merkez Bankası’nda karşıtlığı yok. Yarın hepsi de kağıt hükmünde olabilir. ABD Merkey Bankası’nda karşıtlı olan ne var? Beyaz kağıtlar. Merkez Bankası’nın çıkarmış olduğu tahviller. En fazlası kimde? Çin’de. Sonra Japonya’da. Beyaz kağıt. Çin hızla son zamanlarda beyaz kağıtlarını altına çevirmeye başladı. Çin’le ABD arasındaki ekonomik savaş bu. Çin diyor ki bu kağıtlardan benim elimde oldukça fazla var artık. Ben bu kağıtlarla altın alacağım diyor. Bu kağıtlardan altın almaya başladı Çin. En büyük altın ithalatçısı şu anda Rusya ve Çin. Ardından Türkiye’de buna katılmaya başladı. İngiltere’deki altınları getirdi.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Batı’nın felsefi düşmanlığı nasıl şekillendi?

Felsefi olarak Batı düşmanı olduğumuz için Batının bütün her şeyine karşıyız. Çarşı her şeye karşı gibi. Bu Batının işine geliyor. Ama biz Batı felsefi olarak düşmanken, ekonomik olarak düşman değiliz. Kültür olarak düşman değiliz. Batı’da çalan bir melodiyi biz bütün hepimiz dinliyoruz. Batı’nın bir rapçısı, bir popçusu, hepimiz için bir idol oluyor. Ama kendi kendimize baktığımızda Batı’da bir moda çıkıyor, bizim modamız oluyor.

Kaynak: 1. Siyasal İslâm: Batı Kaynaklı Bir Kavramın Çözümlemesi, Osmanlı Sonrası Parçal

Mevlânâ Celalettin Rum’a bu noktada 800 eylül sonra dahi Avrupa’daki entel ve tel kesime nefes olmakta mıdır?

Bizim medeniyetimize temel teşkil eden zatlardan önemli kimselerden birisi de Hz. Mevlânâ. Hz. Mevlânâ Celalettin Rum’a bu noktada 800 eylül sonra dahi Avrupa’daki entel ve tel kesime nefes olmaktadır. Çünkü Batıl felsefi olarak çıkmaz sokaktadır. Bu felsefi çıkmazlığını bir türlü aşamamaktadır. Aşağılmadığı için ne yazık ki doluya istemeyerekten doluya yönelir. Zatı ve ülkeler de istiklalar.

Londra üniversitesinde, New York’ta, Almanya’da, Batı’nın önemli merkezlerinde artık Muhyiddin İbn Arabi, Hz. Mevlânâ’nın mesnevisi okuyup araştırılmaktadır. Çünkü kendilerince kendi kaynaklarında çıkış noktası kalmamıştır. Bizim Bursa’da bulunduğumuz tekne yaklaşık 450 yıllık Avrupa’dan eğitimciler, gruplar halinde gelip nasıl eğitim yapıyorsunuz, nasıl eğitim veriyorsunuz diye bizi inceliyorlar.

Kaynak: Bijeljina Mesûdiyye Tekkesi Açılışı — 21 Ekim 2019: Peygamberler ve Hikmet Ehlin

Zikrullah şikayet edilir mi?

Bana söyleyin bir tane sarhoş küfretse, bağırsa onu şikayet edecek bir kimseyi. Yok. Ama zikrullah şikayet edilir. toplumlar azgınlaşırlar, saparlar, kibirleşirler. Toplumlar hak hukuk tanımaz, adalet tanımaz fakir fukara tanımaz hale gelir o zaman o toplulukların başına Cenab-ı Hak bir zalimi musallat eder. O zalimle o toplumdan intikamını alır Allah. Sonra zalimin başına bir hadis-i şerifte kılıç, bir hadis-i şerifte bir zalim daha diyor ona tayin eder. O zalimden o zalimle intikam alır, o zalimden diyor bir kılıç tayin eder, onunla intikam alır, döner kılıçtan sonra kendisi intikamını alır diyor.

Kaynak: Siyâsal İslâm Sohbeti — Bağdâdî’nin Katli ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası, Em

Adam gelmiş kuş uçmaz kervan geçmez yerde polis durmuş üfle dedim ya burada ne arıyorsunuz?

Her sokağın başında günlük değil, saatlik oda kiralayan, saatlik otel kiralayan ne ödü belirsiz yerler açılıyor, mahallelerimiz açılıyor. Seslenmiyoruz. Bakın seslenmiyoruz. Böyle baktı git dedim SSK’nın önüne koy arabayı dedim pavyondan çıkanı üflet dedim. Burada ne arıyorsun dedim ara sokakta bana üfletiyorsun.

Kaynak: Siyâsal İslâm Sohbeti — Bağdâdî’nin Katli ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası, Em

İnsanlar yalnızca bu dünyaya yönelik isteklere sahip değiller midir?

Kaldığımız yerden devam edelim. Tehlikeli sohbetlere. İnsanlar yalnızca bu dünyaya yönelik isteklere sahip değillerdir. Dolayısıyla dini dikkate almayan siyasi hükümlere akli siyasete dayanan devlet yönetiminin tam anlamıyla iyi bir yönetim olması beklenemez. İbn-i Halun da toplum bilimci düşünce. bu tarih boyunca sadece akli siyasete sahip olan sistemlerin hepsi de belli bir zaman sonra yıkılmaya mahkum olmuşlar. Sebep? Çünkü bir onlar kendilerini yenileyememişler. İki yenileyememelerin sebebi felsefi olarak çıkış bulamamaları. Bugün Batı’nın düştüğü nokta bu. Batı şu anda akli siyasetini yenileyemiyor. Akli siyaseti yenileyemeyince direkt savaş organizasyonlarına yaslanıyor. Batı 100 yıldır savaşıyor. Ve kendi topluluğunu kendi toplumunu savaşta ayakta tutuyor. Tehlike üretiyor. O tehlike üreterekten kendisini ayakta tutuyor. Bir düşman üretiyor. Batı kendi düşmanını kendisi üretip o düşmana karşı kendi halkını koruma ialellisi tutturuyor.

Kaynak: Siyâsal İslâm Sohbeti — Bağdâdî’nin Katli ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası, Em

Ya kendi içindeki düşünürleri cizdi Müslüman oluyor?

Avrupa yolun sonuna geldiğini Avrupa yolun sonuna geldiğini bundan 300 yıl önce gördü. Felsefik olarak yolun sonuna geldi. Ya kendi içindeki düşünürleri cizdi Müslüman oluyor? Bildiğiniz Müslüman oluyor. O kadar çok metediyor, o kadar çok metediyor İslam’ın ve İslam peygamberi ve Kur’ân’ı bir tek ben Müslümanım diyemiyor. Sebep? Felsefi boşluktan, akli siyasetin bittiğinden. Sebep? Ve bize de Fakat bu da değişik baskılarla bize akli siyaseti dayatıyor. Akli siyaseti neden? Aynı kısır döngünün içerisine siz de girin diyor. Eğer o kısır döngünün içine siz girmezseniz o zaman siz gelir beni tekrar sizin deyimde fethetmek benim deyimle işgal etmek. Tekrar gelirsiniz siz diyor. Çünkü diyor sizin dininiz felsefi olarak ayakta duruyor. Bizim dinimizin felsefi olarak sonu yok. Hem zahir noktada sonu yok hem batı noktada sonu yok. Zahir noktadaki sonu yok arz laelâhilallah denilince, deyinceye kadar savaşmakla emrolunan bir peygamber var.

Kaynak: Siyâsal İslâm Sohbeti — Bağdâdî’nin Katli ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası, Em

Hem zahir manada yolun sonu yok hem batın manada yolun sonu yok mudur?

Hem zahir manada yolun sonu yok hem batın manada yolun sonu yok. Öyle olunca felsefi olarak tıkanıklık yok. Bakın felsefi olarak tıkanıklık yok. Hiçbir zaman tıkanmazsınız. Neden? Devam ediyor. Bir şey aynı hal üzerine kalmıyor ayetle sabit çünkü bu. Ya iyiye doğru halden hale gidersiniz ya da kötüye doğru halden hale gidersiniz. Durmak yok. Bakın ya iyiye doğruya doğru halden hale geçersiniz ya da günden güne kötüye doğru halden hale geçersiniz.

Kaynak: Siyâsal İslâm Sohbeti — Bağdâdî’nin Katli ve Terörle Mücadelenin Aldatmacası, Em

İnsanın Fıtratındaki İnanma Güdüsü nedir?

Şimdi tarih boyunca insanlar inanma ihtiyacı hissetmişler. Bir bu insanların inanma ihtiyacı ile alakalı. İki bakın birinci derecede insan böyle bir ihtiyaç hissetmiş tarih boyunca. Siz insanların ilkel toplum olarak nitelendirdikleri, hala da ilkel toplum olarak gördükleri değişik kıtalarda, değişik insanlar görebilirsiniz. O insanların ilkelmiş gibi görünen o toplulukların kendilerince bir inançları, kendilerince bir dinleri vardır. İnsanın fıtratında çünkü inanma güdüsü, inanma olgusu vardır.

Kaynak: 6. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: İbn Haldun’un Dinî-Aklî Siyâset

Farklı kültürlerin, farklı inanç noktalarının, farklı iştahatların, farklı renklerin aynı ortamda, aynı toplulukta yaşanabilir olması mıdır?

Anadolu’daki Osmanlı’dan kalan o İslam anlayışı, yukarı mezopotami olarak nitelendirdiğimiz, Anadolu’daki tekrar söylüyorum yukarı mezopotamya İslam anlayışı, yukarı mezopotamya Sufi anlayışı, yukarı mezopotamya din anlayışı aslında Osmanlı’nın bu noktada temelini teşkil eder. Bu nedir? Farklı kültürlerin, farklı inanç noktalarının, farklı iştahatların, farklı renklerin aynı ortamda, aynı toplulukta yaşanabilir olmasıdır. Biz bu kültürü terk ettik şu anda. Bakın bu Anadolu İslam anlayışıdır. Bu yukarı mezopotami İslam anlayışıdır. Bu farklı anlayış ve farklı toplulukların bir yerde yaşayabilme kültürüdür. O yüzden az önce o sıraladıklarımın bir yerde bu noktada bizde yer bulmaması, tutmaması bu sebeptendir. Bizim ister ananevi din anlayışımız, ister bu topraklarda aldığımız dini eğitim bizim ne Şia eğitimine, ne vahabe eğitimine, ne haricisine, ne osuna busuna asla benzemez. Bu manada. O yüzden buradaki söz konusu olan yazıdaki dini otorite sözünün altını çizmek istiyorum.

Kaynak: 6. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: İbn Haldun’un Dinî-Aklî Siyâset

Süleyman Şah türbesi bizim için önemli midir?

Süleyman Şah türbesi bizim için önemlidir. Bakın bizim için önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varoluşu için önemli bir şeydir o. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti, örneğin Süleyman Şah türbesinin olduğu yer, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dışarıdaki yegane tek yeridir. Sırıların dışında. Bunlar öyle yapmışlar, sınırın dışına koymuşlar.

Kaynak: 6. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: İbn Haldun’un Dinî-Aklî Siyâset

28 Şubat Polis Baskını Hikâyesi nedir?

Biz o bölgedeyiz. Bir gün geçti, bir gün sonra orada bütün dervişler toplandılar, büyük ders var. büyük ders orada oluyor. O Zakir arkadaş geldi Şeyh Efendi’ye, efendim dedi bir aşık dedi, bir kardeşimiz var dedi, bir elini öpse dedi. Çıkıyoruz biz. Şeyh Efendi de terli, ben hızla çıkaracağım. Benim vazifem o. Ben hızla çıkaracağım çünkü dervişler şeyhin halini bilmez. Nerede hasta oluyor, nerede rahatsız oluyor, neden rahatsız, neden hasta, neyi ister, neyi istemez. O başındaki adamın işidir o. Bizim de işimiz o.

Kaynak: 7. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: Şeyhi Vefat Edenin Bağlanması, Z

Fârâbî, Medînetü’l-Fâzıla (Erdemli Şehir) ve akıl ilkesine dayalı ideal devlet nedir?

Ebû Nasr Fârâbî, Ârâu Ehli’l-Medîneti’l-Fâzıla (çev.

Kaynak: 7. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: Şeyhi Vefat Edenin Bağlanması, Z

Bunlardan her birinin kendine özgü sosyolojik yapısı var mıdır?

Bunlardan her birinin kendine özgü sosyolojik yapısı vardır. Bu dilimlerden biri Kur’ân’da yansıyan monotaizm, İslam dinine özgü olan ana görüştür. Kişinin yaşamındaki anlamı, Müslüman dindarlığında kendini gösteren ahlaktır. Ortaçay İslamlığında ve İslamlığın Türk döneminde bunun yükseldiği üst düzey tarikat tasavvufu olmuştur. Tarikat kurumu, Müslüman halkın düşünsel ve dinsel davranışlarına yansıyan bir araç haline gelmiştir. Tarikat, ruhsal yaşamın çeşitliliğiyle şeriatın geriye olan tek düzeleşmiş cami Müslümanından daha zengin, daha derin bir yapıydı.

Kaynak: 8. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: Niyazî Berkes’in <em>Teokrasi ve

O zaman biz örnek olarak verilen medeni kanunu dahi yok denildiğinde biz neye göre yok, neye göre var diyeceğiz?

Her medeni denilen şey medeni değildir. Her çağdaş denilen şey çağdaş değildir. Kanunlar insanların, insanların aile yapısını korumakla mükelleftir, dağıtmakla değil. Biz tüm toplum olarak 200 yıldan beri saplantı halinde batıllaşmanın içerisine giriyoruz.

Kaynak: 8. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: Niyazî Berkes’in <em>Teokrasi ve

İslam kilisesi dini olmamakta neden?

İslam kilise dini değil. Ama kilise dini yapmak isteyenler Batılılar. Batılıları derken Evangelistler yapmak istiyor. Bütün Batılıları suçlamak da doğru diyecek. Bu Evangelistler bunu yapmak istiyorlar. Bu değişik örgütler var bu noktada. Bunlar yapmak istiyorlar. Neden? İslâm toplumunu daha rahat yönetmek ve yönlendirmek için. Başka bir sebepten değil.

Kaynak: 8. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Siyasal İslâm: Niyazî Berkes’in <em>Teokrasi ve

Terörün red edilmesi neden önemlidir?

Hiçbir ayet yoktur, hiçbir hadis yoktur, hiçbir dört mezhep imamının fetvası yoktur ki, üzerine bomba bağlayıp camide patlatsın, üzerine bomba bağlayıp yolda patlatsın, üzerinde bomba bağlayıp sivil insanları öldürsün, katletsin. Yoktur bakın. Ama bu emperyal güçler kendilerince cihatçı Müslümanlar üretip Müslümanları birbirlerine kırdırmakta. Bu oyuna düşmeyelim. Bu emperyâl güçler insanları devletine, devletinin askerine, polisine, güvenlik güçlerine karşı düşman üretmekte.

Kaynak: 5. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — 746. Şeb-i Arûs Sohbeti: Pergâr Gibi Bir Ayak Ş

Anadolu insanı ne yapıyor?

Bu ülkede neye inanırsa inansın herkesin can güvenliği, herkesin namus güvenliği, herkesin adaleti ve herkesin bu ülkede mutlu, refah ve özgür bir şekilde yaşamasını sağlıyoruz. Bütün dünyanın diğer bölgelerinde Müslümanların burnları kanatılmayı bırakın namusları kirlenirken Anadolu insanı büyük bir özveri büyük bir sevgiyle bir tane hristiyan vatandaşının bir tane Yahudi vatandaşının bir tane farklı inancı sahip farklı mezhebe meşrebe sahip bir kimsenin rahatsız etmiyor.

Kaynak: 4. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Tekirdağ Şeb-i Arûs Açılış: Hazreti Mevlânâ’da

Anadolu’da ortak yaşam nasıl kurulmuştur?

Anadolu ortak yaşamın felsefesini gayri ihtiyarı kendiliğinden kurmuştu. Anad, ortak yaşıyordu. Bir yaşıyordu, beraber yaşıyordu. Ve birbirlerine asla kem göze bakmıyordu. Yanlış göze bakmıyordu.

Kaynak: 4. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Tekirdağ Şeb-i Arûs Açılış: Hazreti Mevlânâ’da

Ortak yaşam felsefesinin temelini oluşturan kavramlar nelerdir?

Her İnsanın Malı, Canı, Namusu Mukaddestir. Kıymetli dostlar biz kendi ülkemizin kendi vatandaşının malı, canın, namusu, şerefi, haysiyeti bizim olmalı. Bizim hanımlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız ne kadar kıymetliyse bir başkasının da hanımı, kadını, çocuğu kıymetli olmalı. Bizim kendi inancımız ne kadar kıymetliyse bir başkasının da inancı kıymetli olmalı. Bizim malımız ne kadar kıymetliyse bir başkasının da malı kıymetli olmalı.

Kaynak: 4. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019 — Tekirdağ Şeb-i Arûs Açılış: Hazreti Mevlânâ’da

28 Şubat’ta dergahın kepengini indirmeyen kardeşlerin durumu nasıl açıklanmaktadır?

Huzurlarınızda yirmi sekiz Şubat’ta beni yalnız bırakmayıp benimle beraber mücadeleye devam eden dergahın kepengini indirmeden basılmayı, horlanmayı, sorgulanmayı karakollarda sürünmeyi göze alıp zikrullaha ve dergah çalışmalarına devam eden kardeşlerime huzurunuzda bir daha teşekkür ediyorum. Çünkü onlarla beraber biz yirmi sekiz Şubat’a Kur’ân Sünnet sevdasıyla vatan millet sevdasıyla direnen yegane topluluktur.

Kaynak: 78. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gazi Bir Dergâhın Şecâati — Kurtuluş Sa

15 Temmuz darbesiyle ilgili dergahın tepkisi nasıl açıklanmaktadır?

Gün geldi başımıza on beş Temmuz çöreklenmeye kalktı. On beş Temmuz’da bu dergah üzerine düşen vazifeyi yeniden yaptı. Henüz daha kimse ortalığa dökülmeden bu dergah bu fakirin bir tek tweetiyle bir tek haberiyle bütün şehirlerde meydana çıkaraktan on beş Temmuz’a karşı en büyük mücadelenin önünde durdu. Canlarını düşünmeden mallarını düşünmeden eşlerini çocuklarını düşünme. Uhud’da nasıl gittiyse Ashab Bedür’de nasıl gittiyse Malazgirt’te nasıl gittiyse Çanakkak’ta nasıl gittiyse bütün kardeşlerimiz on beş Temmuz sokluklara dökülüp Yezidi darbesinin önünde durdu. Göğsünü siper etti, bededini siper etti, zidilere geçit vermedi. O yüzden biz bu manada Gazi bir dergahız.

Kaynak: 78. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gazi Bir Dergâhın Şecâati — Kurtuluş Sa

Anadolu’nun rengarenk toplulukları nasıl açıklanmaktadır?

Anadolu bu. bizim insanımız bu. Her şeyle rengarenk bahar bahçesi gibi, gül bahçesi gibi, karanfil bahçesi gibi tüm renkler üzerimizde ve tüm renklerimizi orta yere koyarak tan gidiyoruz. Renklerimizi reddetmek, renklerimizi ötelemek, renklerimizi ikinci sınıf, üçüncü sınıfa koymak bizim işimiz değil. Biz bütünüyle hep beraber kardeşiz. Bütününle hep beraber bu toprakların insanlarıyız.

Kaynak: 78. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Gazi Bir Dergâhın Şecâati — Kurtuluş Sa

Amerika’nın Almanya, İngiltere ve Fransa ile olan ilişkisi nedir?

Amerika’nın Almanya, İngiltere ve Fransa ile olan ilişkisi, bu ülkelerin Amerika’nın uşağı olduğunu göstermektedir. Amerika, Almanya’nın işgalinden kurtarılmıştır. Fransa’yı Alman işgalinden kurtaran Amerika’dır. Ancak bu işgale önce müsaade eden, destekleyen Amerika’dır. Avrupa’nın işgalini destekleyen Amerikan İngiliz ortak şirketi’dir. Almanya’ya petrolü satan, enerjiyi satan, ikinci dünya savaşında İngilizler ve Amerikalılar’dır. Almanya’ya petrolü kesseler, Almanya ne uçak kaldırabilecek, ne tank üretebilecek, ne gemiyi üzdürebilecek.

Kaynak: 69. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Berat Kandili — Fitne Tuzakları, Şaban’

Amerika’nın ikinci dünya savaşı’nda Almanya’ya petrolü satması ne anlama gelir?

Amerika’nın ikinci dünya savaşı’nda Almanya’ya petrolü satması, Almanya’nın işgalinden kurtarılması için gerekli olan kuvvetlerin sağlanması anlamına gelir. Bu petrol, Almanya’nın uçak, tank ve gemi üretmesini sağlar. Bu durum, Almanya’nın kuvvetlerini artırarak savaşa katılması için gerekli olan kaynakları sağlar.

Kaynak: 69. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Berat Kandili — Fitne Tuzakları, Şaban’

İslami şehirleşme nasıl bir şehirleşmedir?

İslami bir şehirleşmede caddeler rahattır, evler rahattır, temizdir, düzenlidir, tertiplidir. Herkesin ister Hristiyan, ister Yahudi, ister Müslüman, ister Budist ibadet hanelerine rahat gidip gelebileceği, ibadetlerini rahat yapabileceği bir şehirleşme vardır İslam’da. İnsanların yollarının gelip geçeceği yerler, insanların gelip geçeceği yer işgal altında değildir. İşgal altında değildir. Lanet olsun o kimseye ki insanların gelip geçeceği yerleri engellerler gelip geçeceği yere konar. Topluma aittir, kamuya aittir.

Kaynak: 66. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: İbadette Huşu, Nikâh Kolaylığı, Mesnevî

Siz hiç kimseye, yavrum tıp okumana gerek yok, evde kitabı oku doktor olursun diyeni duydunuz mu?

Yol gösterici hükmünde olan kimseler ne yazık ki itibarsızlaştı. Farkında değil toplum. Böylece din itibarını yitirdi. Siz hiç, evladım senin kalkıp da böyle eğitim fakültesinde okumana gerek yok. Al sen kitaplarını oku, öğretmen çıkarsın. Hiç duydunuz mu böyle bir laf? Sen hukuku evde çalışarak mı kazandın? Okula gitmedin mi? Gittin. Birisi demedi sana değil mi? Oku kitapları sen avukat olursun demedi. Hiç kimse demez bunu bakın. Siz birisine gitseniz ben kendi kendime bütün tıp kitaplarını okudum, doktor oldum kardeşim. Gel bana tedavi ol, gel bana ameliyat olsa desek kim burada ameliyat olur? Kimse olmaz. Kim tedavi olur? Kimse olmaz. Hatta klasik otla çöple tedavi edeceğiz diye uğraşanlara da yükleniyorlar siz de gitmeyin onlara yapmayın etmeyin, ota çöpe gitmeyin. Ya bu deccalıların kurduğu bu hapları YouTube oyna. Neden? Onlar bu işin ilminde değil.

Kaynak: 66. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: İbadette Huşu, Nikâh Kolaylığı, Mesnevî

Lât, Menât, Uzzâ neden tarihsel olarak önemlidir?

Tarih boyunca İslam toplumlarını bozan, hatta İslam’ın dışında bütün toplumları bozan en önemli nesnelerden birisidir. Bundan nefsini terbiye etmeyenler, bununla nefsini terbiye etmeyenler, devlet kademelerinde ve hatta sivil kademelerde nereye gelirlerse gelsinler, ne yazık ki harama bulaşırlar.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Yahudi vezir hikayesi nedir?

Ne yapmıştı Yahudi vezir? On iki tane Hristiyanlık adına tomar hazırlamıştı. Bu on iki tane tomarda hepsinin birbirine zıt dini akideler koymuştu. Birisine demişti ki riyazat lazım, öbür küsüne demişti ki sen neden riyazat yapıyorsun, riyazatı terk et. Birisine demişti ki cömert ol, öbür tomarda dedi ki seninle beraber mi kazandılar, sen neden Allah’ın sana verdiğini dağıtıyorsun. Birisine demişti ki bir mesleği öğrenmen için usta lazım, öbürküne demişti ki ne ustası, usta da sensin, çırak da sensin demişti. Birbirine zıt dini hükümler koymuştu insanlara ve demişti ki bunları hiç kimseyle paylaşmayacaksınız. Ya ben öldükten sonra bununla paylaşacaksınız. Ve demişti ki ben öldükten sonra on iki tane o kabile reisinin on ikisine de halifelik vermişti. Demişti ki ben öldükten sonra bu halifeliği aşacaksınız ve buna karşı çıkanların kılıcınla hakkını vereceksiniz. Ne yaptı? On iki kişi, on ikisi de birbirine ne yaptı? Savaş ilan etti. Aslında Hz. Epir bundan 850 yıl önce bunu Hristiyanların üzerinde konuşurken aslında Müslümanlara anlatıyor. Diyor ki geçmiş dönemde böyle bir hadise oldu, bundan ders alın. Bundan ders alarak birbirinizi savaş açmayın ve dinin gerçek manada Kur’ân ve Sünnet’e tabi olun.

Kaynak: 61. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Mesnevi, Mü’min-Münafık, Kader ve Dinin

Kur’ân ayetlerinin inkar edilmesi neden İslam dünyasında büyük bir tepki yaratıyor?

Bunları gün üzerine çıkaramıyorlar. Bunları bizim önümüze koyamıyorlar. Biz çok sert refleks veririz diye korkuyorlar. Bunları alıştırıyorlar. Kur’ân ayetlerini değiştirme çalışması yapıyoruz dese bütün İslam dünyası, bilhassa Anadolu ayağa kalkar. Bakın Anadolu ayağa kalkar. Dökülür herkes. Bu çalışmayı yapan kurum, kuruluş, organ neyse tabiri caizse yerle yeksan eder, tükürüyle buğarını.

Kaynak: 61. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Mesnevi, Mü’min-Münafık, Kader ve Dinin

Ümmetin coğrafyasında katliam ve kan tablosu var mı?

Baktığımız zaman Ürdün’de kan var, Yemen’de kan var, Irak’ta kan var, Suriye’de kan var. Türkiye’de daha yeni bir zamana kadar Güneydoğus’unda kan vardı. Hatta Ankara’da kan vardı, İstanbul’da kan vardı. Hatta Bursa’nın göbeğinde Ulu Cami’de dahi kan vardı.

Kaynak: 58. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ümmet Katlediliyor, Derviş Problemleri

Dervişlerin problemleri nasıl gündelik hayatın içine getirildi?

Dervişlerin problemlerini — ‘gözümde arpacık çıktı tarana lapası koydum’ anekdotuyla güldürerek — gündelik hayatın içine getirmiş; AVM indirimi peşindeki ümmeti eleştirmiş; çocuklara din anlatılamaması sorununu Ramazan ve itikaf boyutuyla işlemiştir.

Kaynak: 58. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ümmet Katlediliyor, Derviş Problemleri

Ümmetin problemi nedir?

Ümmetin problemi Kur’ân değil. Ümmetin problemi sünnet-i Resulullah değil. Ümmetin problemi dinin yaşanması değil. Ümmetin problemi dinin algılanması, dinin öğrenilmesi değil. Ümmetin problemi teyzemin filanca kızının düğünü var, düğünde ne giyeceğiz biz? Dığdımın, dığdının sünneti var, sünnette ne giymeliyiz biz? Nasıl bir kıyafetle endam etmeliyiz biz? İhsanın işi de batacak şimdi. Ümmetin problemi bunlar. Nereye gidilirken hangi ayakkabıyı giymeliyiz? Ümmetin problemi. Hangi otellerde menüne iftar menüsü, onlara bakalım. Hangi restoranın iftar menüsü neler? Hangisinin iftar menüsü güzel? Ya dün akşam gittik iftara ya filanca restorana gitmiştik. Hiç beğenmedim. Neden? Çok soğuktu her şey. Ayy. Ne büyük problem. Ümmetin problemi bunlar. Hangi nerede, hangi kıyafet ucuzlamış, nerede hangi ayakkabı ucuzlamış, hangi alışveriş internet hesabından ne indirime girmiş, hangi AVM’de, hangi markette indirimde ne var?

Kaynak: 58. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ümmet Katlediliyor, Derviş Problemleri

Dervişlerin problemi nedir?

Dervişlerin de problemi. Allah bizi affetsin. Evet. Ayrıca şeyler. Bütün ümmetin problemi ümmet çocuklarından mızdarip. Çocuklarına dini anlatamıyor. Çocuklar anneleri babaları dinlemiyorlar dini meselelerde. Çocuklar da o deccalın ağzındalar. Neden? Çocuklar da okula gidiyorlar okulda ateisti var, dinsizi var, imansızı var her şeyi var okulda. İmamatipte de var. Nereye gönderirsen gönder, ne tarafa dönersen dön. O çocuk onların içerisinde dinini yaşamaya çalışacak zor. Kur’ân bizim için dert olmaktan çıktı. Ümmet için onun yaşanması için dertlenelim bu çıktı. Kur’ân ümmete uzak. Ümmet de Kur’ân dan uzak. Kur’ân ümmete ağır geliyor artık. Haşa tabiri caizse ümmet onu yük olarak görüyor. Bir kurtulsa bir yakasını sıyırsa rahat edecek. Hani diyorlar ya deist olmaya başladılar diye. Yakasını kurtarmak istiyor çünkü.

Kaynak: 58. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ümmet Katlediliyor, Derviş Problemleri

Amerikan subayları nasıl yetiştirilir?

Amerikan subayları bir Roma komutanı gibi yetiştirilir. Onlar Afrika’yı, onlar Anadolu’yu, onlar Orta Doğu’yu, onlar Orta Asya’yı, onlar Hindistan, Pakistan, onlar Çin, Japonya, Afrika tamamiyetle, Avrupa tamamiyetle, coğrafi, ekonomik, siyasi, dini bütün Farklılıkları ve özellikleri ezberlerindedir. Hepsinin de. Amerikanın 20 yıl sonra genelkurmay başkanı şu andan bellidir. Bellidir. Amerikanın 20 yıl sonra kara kuvvetleri komutanı şu andan bellidir. Kaç tane adam yetiştirilmesi lazım? 3000 tane, 3000 tane adam yetiştirirler. Geri kalan fasaryadır. İçinden bir tanesi Tevafikan çıkmıştır. Geri kalan hepsi de yetiştirilmiştir. Hangi bankanın başına hangisi müdür olacak? 20 yıl sonra bellidir. IMF’nin 20 yıl sonra başkanı şimdiden bellidir. Onun üzerine yetiştiriliyordur. Kaç tane aday var? 5 tane, 10 tane, 10 tane aday yetiştirilir.

Kaynak: 48. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ruhun Aslına Dönüşü, Zünüvas–Ashab-ı U

Türkiye’de genel kurmay başkanı nasıl yetiştirilmeli?

Türkiye’de genel kurmay başkanı yapacak olan kimse doğru olan budur. Anadolu’yu bırakın. Anadolu’yu zaten ezberinde gözünü kapattığınızda siz bırakın onu bilinmeyen bir yerde gözünü kapatacaksınız karanlıkta. Onu bilinmeyen bir yere bırakacaksınız. Ona hedef göstereceksiniz. Diyeceksiniz ki 3 gün sonra örneğin atıyorum Bursa Uludağ’ın zirvesinde olman lazım dediğinizde o gece Bursa Uludağ’ın zirvesini bulabilmek istiyor. Genel kurmay başkanını yapacak olan kimse öyle yetiştirilmeli. Siz o zaman dünya üzerinde söz sahibi olursunuz. Siz 5 yıl sonra doların ne kadar olacağını bilmelisiniz. Sizin Merkez Bankası’nın başına koyduğunuz adam 5 yıl sonra değil 5 ayı göremiyorsa Merkez Bankası’nın başında değil onu tutacaksın ve ezneye bile koymayacaksın fıydıracaksın atacaksın. O bu ülken menfaatlerini gözeten bir adam değil.

Kaynak: 48. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ruhun Aslına Dönüşü, Zünüvas–Ashab-ı U

Amerika–Roma İmparatorluğu Analojisi ne anlama gelmektedir?

Amerika–Roma İmparatorluğu Analojisi — Efendi hazretleri şunu beyan buyurdu: Her Amerikan subayı, Roma komutanlarının Ortadoğu/Anadolu savaşlarını ezberleyerek yetiştirilir. Amerika’ın İsrail için dünya jandarmalığı yapması, antikite’deki Roma’ın Yahudilerin askeri ayagı olmasının modern karşılığıdır.

Kaynak: 48. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ruhun Aslına Dönüşü, Zünüvas–Ashab-ı U

Kurban keserken neden kredi kartı kullanılmamalıdır?

Kredi kartından ne kadar uzaksanız, o kadar rahatsınız. Kafanız rahat. Benim kafam çok rahat, yok çünkü. O kadar kafam rahat ki. Bir ara çok samimi bir arkadaşım dedi ki ya, dedi, dışarılara gidiyorsun, yola gidiyorsun, paran kalır kalmaz bir şey olur, şu kredi kartını al. Dedim, verme bana. Ya dedi ya al, ne olacak dedi. İyi. Biz aldık.

Kaynak: 47. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 297. Beyt, Mihenk Taşı, Evlili

Adnan Oktar kimdir?

Adnan Oktar, metinde evlilik kültürü, toplumsal değerler ve tasavvufî fikirlerle ilgili tartışmalara yer verilen bir figürdür. Metin, onun etkilerini, toplumda yarattığı değişimleri ve bazı kişilerin ona karşı duyduğu tepkileri ele alır. Ayrıca, onunla ilgili bazı gizemler ve anlatılar da yer alır.

Kaynak: 47. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 297. Beyt, Mihenk Taşı, Evlili

Adnan Oktar Örneği — Önceden Söylenmiş Uyarı nedir?

Efendi hazretleri şunu aktardı: Adnan Oktar’ın gerçek yüzü onlarca yıl öncesinden anlatılmış ve uyarılmıştı. Aradan 20 yıl geçtikten sonra aynı tespitler kamuoyuna kabul ettirildi. ‘Bizim söylediğimize 20 yıl sonra geliyorlar.’ Bu örnek, gerçek sufi gözünün toplumsal tehlikeleri çok önce görebileceğini kanıtlar.

Kaynak: 47. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 297. Beyt, Mihenk Taşı, Evlili

İslam’ı boğmak ne demektir?

Bunların hoşlarına gitmiyor. Bunların canları sıkılıyor. Bu İslami hukuk durduğu müddetçe orada canları sıkılacak. Faiz haram canları sıkılacak. Fuhuş haram canları sıkılacak. İçki haram canları sıkılacak. Şeytaniyetten olan her şey haram canları sıkılacak. Oradan para kazanıyorlar. Ne yapmak lazım? İslam’ı boğmak lazım. Nasıl olacak bu? Nasıl olacak belli değil mi?

Kaynak: 42. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Hakikat-i Muhammediyye, İnsanı Kâmil,

Emperyalistlerin ülkeye girmesinin etkisi nedir?

Emperyalistler gelsinler sömürsünler. Emperyalistler gelsinler istediği oyunları bize oynasınlar. Dışarıdaki bu namussuz şerefsiz gavur bozuntuları bizim içimizde istediği gibi at koştursunlar. Biz ne yapalım? Biz hiç insanlara bu noktada uyarıcı nitelinde bir şey söylemeyelim. Yok hayır. Bu da bir şey değil. Hiç söylemeyelim. Yok hayır. Bu doğru din anlatımı değil.

Kaynak: 40. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Zikrullah, Aile İlişkileri, Arı Kovası

Terör meselesinde nereden gelirse gelsin şiddete karşı ne tutum ortaya konmuştur?

Terör meselesinde nereden gelirse gelsin şiddete karşı net İslâm tutumunu ortaya koymuş.

Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi

Dilin medeniyetin temel taşı olduğunu ve bir toplumun ancak ürettiği şeylerin adını koyabileceğini nasıl açıklıyor?

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, dilin medeniyetin temel taşı olduğunu, bir toplumun ancak ürettiği şeylerin adını koyabileceğini ve bu yüzden yoğurt ile ayranın dünyaya Türkçesiyle yayıldığını, Osmanlı’nın teyyare fabrikalarının toprak altına gömülüşünü ve bugün cebimizde taşıdığımız teknolojinin tek bir kelimesini üretememiş olmamızın medeniyet açmazını bütün boyutlarıyla tahlil etmiş;

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Hüseyin ve Şettâr-Nakşibendî Vuslat Tartışması mıdır?

Dil, Medeniyet ve Üretim; Ekonomik Sömürgecilk; Kabe Anahtarı, Hz. Hüseyin ve Şettâr-Nakşibendî Vuslat Tartışması

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Sömürgenin nasıl işlediğini anlatır mı?

Suudi Arabistan devletinin o çıkarılan petrolden bir payı var petrol çıkarılıyor petrol çıkarılıyor petrol çıkarılıyor petrol çıkarılıyor petrol çıkarılıyor bir payı var petrol çıkaran zaten Suudi Arabistan devletinin kendisi değil gelmiş BP veya işte bir Amerikan şirketi Suudi Arabistan’ın petrolünü çıkarıyor Suudi Arabistan petrolünü çıkardıktan sonra devlete bir pay veriyor diyor ki çıkardım devletin petrolün yüzde 10’u sizin olsun yüzde 15’i devletin olsun diyor tamam diyor anlaşmaları yapıyorlar Suudi Arabistan’ın normalde petrol çıkarmasına izin veriyor çıkardı bin varili bin varili yüzde 15’i ne kadar? Yüzde 20’si ne kadar? 200 varili 200 varili ne kadar yaptı? 200 bin dolar yaptı diyor ki Suudi Arabistan devleti ne? Merkez bankasına senin hesaplarında 200 bin dolar var diyor Suudi Arabistan Merkez Bankası diyor ki 200 bin dolar kazandım harika 200 her gün 200 bin 200 bin öyle düşünün bir milyon dolar oldu bir milyon dolar olunca Suudi Arabistan devletine diyor ki ya bak senin hesaplarında o bir milyon dolar doların oldu bu dolar senin hesaplarında durursa olur olmaz yere harcarsın gel sen bu dolarları ver ben sana Merkez Bankası’nın tahvilini vereyim doların üzerine bir de kalkıyor ne yapıyor? Merkez Bankası tahvili veriyor sen bir milyon doları verdin eline üzerine bir tane beyaz kağıt aldın ne bu? bir milyon dolar dolarlık şeyin ne o? Amerikan Merkez Bankası’nın tahvil kağıdı hadi ye hadi harca hadi de ki ben vatandaşıma bir tane hastane yapacağım yap hadi şimdi sömürgecilik böyle ne olacak sizin için de geçerli herkes için geçerli burdakinin maaş alıyorsun bankaya yatıyor hesabına seni suçlamak için söylemeyeceğim parayı görmüyorsun bile değil mi? elinde bir tane plastik var değil mi? harcama yapacağın zaman plastikten geçiyorsun değil mi? başka bir şey değil değil mi? parayı görmüyor hiç parayı görmüyor hiç bir arkadaşa gelse çok sıkıştım eşim hastanede, şuyum hastanede bana 500 lira ver dese bankada para para bankada sömürge bankada parası olanların hepsi de sömürgeye yardım ediyor bütün bankaların paraları bir merkezde toplanıyor o merkezlerin paraları da Amerikan merkezlerinde toplanıyor ben İsrail’e ihiracat yapıyorum ne ihiracat yapıyorum? havlu işte ne kadarlık havlu satmışım şu kadarlık havlu satmışım satmış oldum havluyu ben üretmişim satmışım depolamışım kartonlamışım göndermişim nereye gitti? İsrail’in gümrüne gitti oradaki şirket baktı mal gelmiş gümrükte parayı yatıracak ya nereye yatırdı parayı? benim bank hesamıma yatırdı ama önce Amerikan bankasından dolaştı geldi dolar olarak Amerikan bankasından dolaştı geldi nereye geldi? işte ben şimdi o günkü hesabım olan para neresi? Allah affetsin garanti bankası adam parayı yatırmış bana mail çekti parayı yatırdım diye iyi ben ertesi sabah gittim bankaya kolay gelsin sağ olun mail müşteri bana yatırdı para hesabınıza geçirildi diye baktı evet geçirildi ben alayım 3 gün alamazsın benim yaşadığımı söylüyorum dedim nasıl 3 gün alamam işte bilmem ne kanuna hukukuna göre 3 gün duracak Allah Allah ölüyor ölürsen öl 3 gün durdu 4. gün gittik parayı alalım dedi ki doları burada bozduracaksın neden? burada bozdurmazsan yine vergi dairesi sana ceza keser bozdurmayacağım kardeşim ya ver benim dolarımı verdim aynı gün vergi dairesini o bildiriyor bu adam doları burada bozmadı diye ceza yedim ben ondan bir daha ki geldiğinde kuzu kuzu müdür senin gözünün içine bakıyor gel nasıl geldin ceza yiyince nasıl bizim dediğimizi kabul ettin müdürüm haklısın boz burada dışarıda doları kaç paraya bozuyorlar 6.

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Uluslararası sistemin nasıl bir yapıya sahip olduğunu anlatır mı?

Onlar da sömürgenin bir parçası bakın dünya üzerinde bir sistem var siz şimdi buraya sufilik sohbeti öğrenmeye geldiniz değil mi ama ne yazık ki soru bizi oraya getirdi dünya üzerinde global bir sistem var bu global sistem şeytaniyete dayalı bunun dini, diyaneti, ırkı hangi sistemle yönetilmiş neyle yönetilmiş önemli değil bu dünya büyük global sistemi bütün insanlığı sömürüyor biz biraz aykırı sufilerdeniz biz bu sömürüye karşıyız biz insanların hürriyetinden yanayız sömürden yana değiliz bütün sufi zihniyeti bütün sufi zihniyeti sufilik bakın sufilik herkesin gittiği yerden gitmek değildir şeytanın örttüğü, gizlediğini görmektir sufilin bir veçesi şeytanın sakladığı, gizlediği şeyi görmektir uyanın, görün, bakın neyi? şeytanın örttüklerini şeytan bizim önümüzü örter hak ve hakikati örter hak ve hakikati örter bu hak ve hakikat bu uluslararası sistem siz Müslümanmışsınız, Hristiyanmışsınız siz Musevi’mişsiniz, Atay inanıyormuşsunuz, İtay inanıyormuşsunuz, Putay inanıyormuşsunuz umrunda değildir o sömürüsünün, o hükümetin, o hükümetin umrunda değildir o sömürüsünün devam etmesini ister biz şimdi Mekke müşrikleri ne diyorlardı? Hz. Peygambere diyorlardı ki sen ne istiyorsun söyle eğer senin derdin bir kadın ise bu Mekkeli kadınların hangisini istersen kendine nikahla evliyse biz ona gideceğiz kocasına diyeceğiz ki boşasan bu kadını onu nikahlasa evet diyorlardı ki eğer senin derdin paraysa gel hazinenin başına otur hazinenin başına otur hazine senin hazineğin başına otur hazineden sorunlu ol eğer senin derdin burayı yönetmekse gel bu kadını nikahla istersengel vali ol vali ol burada başımızda sen vali ol ama o diyordu ki Hz. Muhammedi Mustafa bir elime ayı verseniz bir elime de güneşi verseniz ben La ilahe illallah demekten vazgeçmeyeceğim yani sizin ilah olarak kabul ettiğiniz hiçbir şeyi kabul etmeyeceğim Uluslararası sistemi ilah olarak kabul ederseniz hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. Uluslararası sistemi ilah olarak kabul ederseniz hiçbir sıkıntı yaşamazsınız.

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Sömürgecilik ve uluslararası sistemin nasıl bir ilişkisi vardır?

Yeter ki sömürge evet değil. Namazınızı da kılarsınız, sabahları kadar namaz kılın. Ne olacak ki sabahları kadar oruç tutun, geceleri gündüzleri oruç tutun. Çok umurunda milletin. Sen hangi dine müntesipmişsin? Aman çok onların umurunda. Biz de böyle o bunların umurunda filan öyle düşünüyoruz değil, hiç kimsenin umurunda değil. Hiç kimsenin umurunda değil. Biz abartıyoruz. Bir şey umurunda, o uluslararası sömürü sistemine hayır diyorsanız o zaman ensenizde değil bütün vücudunuzda bomba patlatırlar sizin. Zor. Peki dinimiz umurunda değilse neden evrensel bir din oluşturmaya çalışıyorlar? Hiçbir şey anlayamadım. Dinimiz hangi dine mensup olduğumuz umurlarında değilse evrensel bir din oluşturma çabaları niye? O evrensel din oluşturmalarının sebebi şu anda mesela muğ seviliği istedikleri yere getirdiler. İçinde küçük azınlıklar müstesna. İyi seviliği istedikleri yere getirdiler. İçindeki küçük azıNLıklar müstesna. Aslında Müslümanları da istedikleri yere getirdiler. İçindeki küçük azınlıklar müstesna. Ama dinin temel kaidelerinin yazılı olduğu Kur’ân’ı ve Sünnet’i bir türlü deforme edemediler, dejenere edemediler. Aslında Müslümanları dejenere ettiler. Müslümanları deforme ettiler. Ama kitap orada duruyor, Sünnet de orada duruyor. Aslında Sünnet’i de dejenere ettiler. Ama o kitap orada duruyor. O kitap orada durduğu müddetçe o uluslararası sistemin sıkıntısı bu. O kitabı bir türlü dejenere edemediler. Onların dertleri bu. Neden dinle alakalı geliyorlar insanların üzerine? Diyorlar ki, ey insanlık topluluğu, bizim istediğimiz gibi yaşayın. Bizim istediğimiz gibi inanın. Bizim istediğimiz çerçevede durun. Sabahleyin, ayarlanmış, tasarlanmış, kurulmuş saatler gibi olun. Senin işin kaçta? Sekizde. Sen sabah saat yedide altıda kalk, sekizde dost doğru işine git. Dost doğru işine git, işinden sonra şunu yap, bunu yap, bunu yap. Ondan sonra şu diziyi izle, bu diziyi izle, şunu yap, bunu yap. Al sana para. Senin bunları yapabilecek kadar paran da var. Sen çalış. O uluslararası sistemin ihtiyacı olanı ver. Uluslararası sistemin ihtiyacını verdiğin müddetçe sen iyi bir insansın. Bunun için senin dini inanışların var. Örneğin faiz haram. Ya bu zamanda faiz haram denir mi şimdi? Sana diyor ki uluslararası sistem, böyle söyleme. Sen diyorsun ki içki içmek haram. Uluslararası sistem diyor ki böyle bir şey söyleme. Neden? En büyük içki üreticisi benim. Bu içki üretiminden para kazanıyorum. Uluslararası sistem, uluslararası sistem kazancının yedide birini uyuşturucudan ve içkiden, kazancının yedide birini anarşiden, kazancının yedide birini fuhşiyattan, kazancının yedide birini kumardan kazanıyor. O yüzden bütün dünya insanlığı içki içmeli, dünya insanlığı fuhuş yapmalı, dünya insanlığı kumar oynamalı, dünya insanlığı aynı zamanda anarşiye bulaşmalı. Bunlar için paraları nereden bulmalı? Dünya uyuşturucu teşkilatının başında kim var biliyor musunuz? CIA. Başka bir şey gerek var mı? Bunlar senin dinin yasaklıyor, senin dinin yasakladığı müddetçe senin dinin değiştirilmeye mahkum. Onlar öyle görüyorlar. Çok siyasi konuştuk ya bugün. Efendim peki kendi göbeğimizi nasıl kesebiliriz? bu sistemi bu sistemden nasıl kurtulabiliriz yani? Kendi göbeğimizi nasıl kesebiliriz? Biz gücümüzün yetince bu tip hadiselerden bu tip şeylere bilinçli olup bunlardan uzak durmakla mümkün.

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Sistemden nasıl korunulabilir?

Sistemden Korunma Yolları: Yerli Mal, Altın ve Öz Sermaye a bankaya yatırmam. Ticaret yapmaya devam ederim. Yatırım yapacaksam gider tarla alırım. Gider tarla alırım. Gider altın alırım hiçbir şey bilmiyorsam. Kendimi korurum. Koruyabildiğim yere kadar. Memleketimi korurum. Koruyabildiğim yere kadar. Bilinçleneceğiz. Evet. Ben gidip Puma ayakkabı giymem. Adidas ayakkabı giymem. Bilmem ne çıkın yemem. Hiçbir yabancı markayla işim yoktur. Bile bile kasıtla almam, yemem, içmem. Yurdun malı. Az önce abimle konuşuyorduk. Dedim 99 liraya aldım dedim Manisa’dan 3L ayakkabıdan dedim. Abim de dedi ki yerli malı ya dedi. Dedim yerli malı. Ayakkabı yerli. Yabancı marka değil. Gücümüzün yetince yapabildiğimce. O uluslararası sistemin ürettiği bir şeyi yemek içmek istemiyorum. Kullanmak istemiyorum. Gücümüzün yetince. Herkes kendi gücünün yetince bunu yapabilir. Yapabiliriz hep beraber. Hep beraber ülkemize sahip çıkabiliriz. Hep beraber kendi ülkemizin markalarını ayakta tutabiliriz. Hep beraber yerli üretimi destekleyebiliriz. Hep beraber yerli markalarımıza gidebiliriz. Gidip uluslararası bir alışveriş şirketinden bir şey almak zorunda değiliz. Yapabiliriz. Yemeye veririz içmeye veririz. Ben yaşımda olanlar bilirler. Bundan 30 yıl önce böyle şeyler yoktu. Var mıydı? Kaç doğumlusunuz? Ben sizden iki yaş büyüküm. Bir tane de bir tane de bir tane de. Ben sizden iki yaş büyüküm. Bir fark yok aramızda. Var mıydı? Mutlu değil miydik? Çok daha mutlu. Daha huzurluyduk. Yabancılaştık. Yabancılaştık. Şimdi hepimizin gardırobunda bir sürü gömlek var, bir sürü ayakkabı var, bir sürü kıyafet var. Dolu. Habire tüketiyoruz şimdi. Ne? A. Bizim peygamberimiz bize dedi ki, ağız yiyin. Bizim peygamberimiz bize dedi ki, bir şeyi eskiyinceye kadar kullan. Kullanamıyorsan da kullanacak olan bir kimseye ver. Yapabiliyor muyuz? Hayır. Vermeye kalksak şimdiki fakirler de kibirli. hadîs-i şerîf, fakirin kibirlisini Allah lanet etsin. Lanetlik adam. Neden halinden kibirlilik yapıyorsun? Al kullan giyebiliyorsan giy, giyemiyorsan başkasına ver. Yiyebiliyorsan ye, yiyemiyorsan başkasına ver. Biz şimdi başkasına vermeyi de unuttuk. Biz başkasına da vermiyoruz. Ayrıştırıyorlar. Get dolaşıyoruz. Örnekliyorum. Birisi ayda daire alacak. 2000 lira taksit ödeyebilir. 2000 lira taksit ödeyeceği daireler filanca yerde. 10.000 lira taksit ödeyecek olan daireler filanca yerde. 20.000 lira aylık taksit ödeyecek olan daireler filanca yerde. 50.000 lira taksit ödeyecek olan daireler filanca yerde. filanca yerde. 50 bin lira daireye taksit ödeyecek olan kimse sabahleyin kalktığında 1000 lira taksit öden kimseyle göz göze gelmeyecek. Burun buruna gelmeyecek. O evinde hamsi kızartacak, hamsi kokacak onun evi. En ucuz balık hamsi, en ucuz balık hamsi diyoruz o da 15 lira.

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Silah ticareti, 12 Eylül ve uluslararası sistemin terör ağı, bu meselelerin dünya konjonktürüne göre değerlendirilmesi gereken önemli konular mı?

Silah ticareti, 12 Eylül ve uluslararası sistemin terör ağı, bu meselelerin dünya konjonktürüne göre değerlendirilmesi gereken önemli konular.

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Bugün keleşi üreten fabrika Rusya devletine mı ait?

Silah fabrikaları belli. Evet. Ne o? Amerikalılar… Ev mi onların tüfekleri? Ha G3’ün evet, G3… Şimdi G3’ün çıkış noktası belli mi? Evet. Şimdi G3’ün çıkış noktası belli mi? Fabrikası belli mi? Belli. İyi. O teröristin eline nereden geçti o? İsrail’in ne? Gülok muydu o? Tabanca Gülok değil mi? Evet. Bende bir tane Gülok bulunsa. Nereden geçti? Bu İsrail devletine ait değil mi? Evet. Bu silah nereden senin eline geçti? Filanca bana sattı. Aa ona nereden geçti? Siz 12 Eylül’ü yaşamadınız. 12 Eylül’ü yaşamış bir kardeşiniz.

Kaynak: 32. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhane S. Cevap: Dil, Me

Türkçe ezan meselesi ne anlama gelmektedir?

Ezanın Türkçe okunsun diye feryat edenlerin câmiyle işleri mi vardı ki? Dertleri dîni anlamak mıydı ki? 1932’de insanlar ezan Arapça okunduğunda ezanı o gün mü anlıyorlardı daha fazla? Bugün mü daha fazla anlıyorlar?

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — 4 Şubat 1932 Reformu, Hadîs İnkârcılığ

Cemaatlerin para toplama süreci nasıl bir döngüdür?

Câmiler yaptılar, medreseler yaptılar, okullar yaptılar. ‘İmanlı bir nesil gelecek’ dediler, partiler kurdular. Para çünkü onları ayrı bir kuvvetlendiriyor, ayrı bir güçlendiriyor, ayrı bir taraftar ordusu topluyor. Sonra onlar gözlerini devlete çeviriyorlar — ‘Devleti biz idâre edelim, paranın başına biz konalım.’ Bu sefer devlet bir tokat vuruyor onlara. Darmadağın oluyorlar. Ondan sonra başkaları başlıyor toplanmaya.

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

Dedemin evinde şemsiye ile yatma hatırası nedir?

Ben dedemin evinde yaşıyordum. Elektrik yok, su yok. Mahalle çeşmesinden gece saat 1’den sonra kovalarla su taşıyordum. Yattığım yerin tavanı yoktu — direkt kiremidi görüyordum. Kiremitler rüzgârla açılıyordu, ben yıldızları seyrediyordum yattığım yerde. Yağmur yağdığında: Şemsiyeyi açıyordum yattığım yerde. Abim üniversiteden geldiğinde ‘Ne yapıyorsun?’ dedi. ‘Şemsiyeyi açıyorum — yağmur yağıyor, ıslanacağız’ dedim. Sonra cemaatleri dolaştığında: Her yer mermer, böyle ışıklı mışıklı. Dedim ‘ya siz beni sohbete mi getirdiniz, kumara mı geldik?’

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

Sarhoşun hesabı para toplayanlardan kolay mıdır?

Bana kızarlar ben sarhoşları-berduşları tutuyorum diye. Adam içki içmiş ya, içmiş, sarhoş olmuş. Yemin ediyorum bu para toplayanlardan onun hesabı daha kolay. Adam çıkacak meydana — ‘Ne yaptın?’ ‘İçtim.’ ‘İçtim, dibine kadar içtim.’ Yıkılıncaya kadar içti — bir düble daha içemez o. Sen Allâh’ı-Kur’ân’ı-Peygamber’i kullanıp da parayı yuttun. Senin hesabın nasıl olacak?

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

Benim adımı kullanarak para toplayana bir kuruş vermeyin mi?

Vasiyyetim: Ben ölünceye kadar hiç kimseden para-pul toplamayın. Dergâh adına, cemaat adına, kendi nefisleriniz adına. Hele benim adım geçiyorsa — vallâhi yalandır, billâhi yalandır, tillâhi yalandır. Bir kuruş vermeyin kimseye.

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

300 milyar liralık kronikleşmiş ticârî alacak var mı?

Benim 300 milyarın üzerinde yıllardan beri kronikleşmiş ticâreten alacağım var benim. Yemin ediyorum, vallâhi de billâhi de tillâhi de bu senetlerini yırttıklarım hâriç.

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

Kapının önünde kokulu Yâsîn-okunmuş terlik satanlardan mı değiliz?

Kapının önünde CD satılmayacak, dergi satılmayacak, kitap satılmayacak, para toplanmayacak, hiçbir şey olmayacak. Tesbih satmayacağız, kokulu Yâsîn satmayacağız, okunmuş terlik satmayacağız, sohbet satmayacağız, dervişlik satmayacağız, sûfîlik satmayacağız. Makam satmayacağız. ‘Şu kadar altın getirirsen sana zâkirlik veririz’ demeyeceğiz. Satmak yok.

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü

Antidepresan kültürünün eleştirisi neden yapılmıştır?

Antidepresan kültürünün eleştirisi yapılmıştır. Efendi hazretleri antidepresan meselesini dramatik bir kıssayla anlatmıştır: Bir kadın uyuyamıyor, doktora gidiyor, Zanaks alıyor. "Sabah bekle ki uyansın kadın. Adam işe gidecekmiş — kadın hâlâ uyuyor. Akşama bir Zanaks da — evde bir hilkat garîbesi dolaşıyor." Sonra "birisi ona telefon açmıştır — ‘senin adamı bir kadınla görmüşler’ — bitti kadının hayatı, ellilik Zanaks da etmez." Efendi hazretleri’nin reçetesi: "Ben olsaydım hepsini kökten keser bırakırdım. Ya üç gün deli bakarsın. Ondan sonra biter. Öbür türlü bir ömür boyu deli bakacaksın ya."

Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Şedîd Sevgi Seni Sağır ve Kör Eder" H

Bu hâldeyiz." Bu teşhîs, dijital çağın ümmet üzerindeki yıkıcı etkisini gösteren en çarpıcı ifâdelerden biri midir?

Efendi hazretleri ümmetin modern çağdaki en büyük hastalığını teşhîs etmiştir: "Ümmetin elinde birer tane cep telefonu — ümmet cep telefonundan yatıyor, cep telefonundan kalkıyor. Cep telefonundan ülke kurtarıyor, cep telefonundan îmân kurtarıyor. Cep telefonu var ümmet var. Cep telefonu yok ümmet yok. Sosyal medya var ümmet var. Sosyal medya yok ümmet yok. Bu hâldeyiz." Bu teşhîs, dijital çağın ümmet üzerindeki yıkıcı etkisini gösteren en çarpıcı ifâdelerden biridir.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mevlüd Kandili, Nisâ 170: "Ey İnsanlar

Oşo’nun sûfî öğretilerini kendi öğretisiymiş gibi sunmasının eleştirisini neden yapılmıştır?

Uzak Doğu kültüründen baba-oğul yürüyorlar. Bakın hoşo anlatıyor. Sûfîliğin bütün öğretilerini kendi öğretisiymiş gibi sunan kimse. Ama biz hoşo’ya gidiyoruz ya! Biz Hz. Mevlânâ’yı bırakmışız, Oşo’nun peşinden gidiyoruz. Biz Hacı Bektâş-ı Velî’yi bırakmışız, Oşo’nun peşinden gidiyoruz. Oşo nereden anlatıyor? Cüneyd-i Bağdâdî’den, Hallâc-ı Mansûr’dan, Sırrî Sakatî’den, Hz. Mevlânâ’dan, Hacı Bektâş-ı Velî’den, Yûnus Emre’den — Oşo anlatıyor! Biz enteresan bir topluluğuz. Bizim değerimizi dışarıdan bir kimse bize anlatır ya.

Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — İzmit Şeb-i Arûs, Üç Büyük Anadolu İns

15 Temmuz’da ilk meydana çıkan topluluk ne anlama gelmektedir?

15 Temmuz’da henüz kimse sokağa çıkmadan ilk meydana çıkan topluluk kendi cemaati olduğunu

Kaynak: 7. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi Ana Şeb-i Arûs P

Hattat İsmail Öztürk Hoca’nın Hat Sergisi nedir?

Hattat İsmail Öztürk Hoca’nın "geleneksel Türk sanatları hat sergisi" Mevlevîhâne’nin 450 yıllık duvarlarını süslemektedir. "Lütfen değerli Hattat Hocamızın bu güzel eserlerini görmeden Mevlevîhânesi’miz’den ayrılmayın." Bu sergilenen hattlar, İslâm sanatının gelenekten devir aldığı en kıymetli mîraslardan biridir ve Mevlevîhâne’nin duvarlarında sergilenmesi bu mekânın mânevî-sanatsal atmosferini zenginleştirmiştir. Hattatlık (güzel yazı sanatı), Kur’ân-ı Kerîm’in en estetik takdîminden biri olarak ümmetin ilk yüzyıllarından itibâren geliştirilmiş ve Osmanlı döneminde altın çağını yaşamıştır. Bir Mevlevîhâne’nin duvarlarına asılan hattat eseri, "Kur’ân-ı Kerîm ile tasavvufun buluşması"nı sembolize eder.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

AK Parti Milletvekillerinin Telgraf Mesajları nelerdir?

Programın açılışında iki telgraf mesajı okunmuştur. Birinci mesaj AK Parti Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Sayın Avukat Bülent Turan’dan gelmiştir: "Yüzyıllar öncesinden hayâtı, düşünceleri ve hoşgörüyü temel alan felsefesiyle insanlığa sevgi aşılayan büyük Türk-İslâm şairi ve mütesavvıfı Hz. Mevlânâ’nın 745. Vuslat Yıldönümü anma törenlerine, meclisteki bütçe görüşmelerimiz ve görevlerimiz nedeniyle katılamamanın üzüntüsü içerisindeyim. Dünyanın en büyük Mevlevîhânesi olan Gelibolu Mevlevîhânemiz’de bu güzel, nâdide programın hazırlanması daha bir kıymetli, daha da bir değerlidir. Emeği geçen herkesi ayrı ayrı tebrik ediyor, tüm misâfirlerimize en kalbî selâm ve saygılarımı sunuyorum." İkinci mesaj ise AK Parti Çanakkale Milletvekili Sayın Jülide İskenderoğlu’ndan: "Anadolu kültür ve medeniyetimizin mimarlarından Hz. Mevlânâ, ‘ne olursan ol yine gel’ diyerek dünyanın her zamankinden çok daha fazla bugün ihtiyâç duyduğu iklîmin mesajını yıllar öncesinden îlân etmiştir. Âlemlerin sırrını çözmüş bir değerin bizlere bir mîrâs olarak bıraktığı felsefeleri, sâdece Müslüman Türk milletine değil, tüm dünyâya, tüm insanlığa ışık tutmaktadır. Hayâtı ‘hamdım, piştim, yandım’ sözleriyle özetleyen Hz. Mevlânâ’nın tüm özlü sözleri yaşamamızda bizlere her zaman doğruluğu, mütevâzılığı, samîmî olmayı, erdemliliği, kısaca Allâh’ın istediği bir kul olmayı öğretmektedir." Bu iki telgraf, Türkiye’de siyâsîlerin Hz. Mevlânâ’yı ve Şeb-i Arûs’u kendi siyâsî kimliklerinin temelinde gördüklerinin bir ifâdesidir.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Karadağ Diyânet İşleri Başkanı Rıfat Feyziç Hoca’nın Konuşması neler içerir?

Rıfat Feyziç Hoca kendisini şöyle tanıtmıştır: "Ben Karadağ’dan geliyorum. Türkiye’yi, bu devleti çok seven bir insanım. Türk değilim. Ben Boşnâk’ım. Ama bu devlet nasıl bizim yaşlılarımız, dedelerimiz gördüyse, ben de onlar gibi görüyorum. Bu bizim anavatanımızdır. Karadağ’da ben atama ile gelen bir insan değilim — ben Müslümanlar tarafından seçilen bir adamım." Bu samîmî giriş, Efendi hazretleri’nin çalışmalarının sâdece Türkiye’de değil, Balkanlar’da da nasıl yankı bulduğunun bir göstergesidir. Rıfat Feyziç hoca ardından çok mühim bir târihî-manevî tesbît yapmıştır: "Biz bu hasreti çok bekledik. Biz bunu 100 yıl bekledik. Ayrı kaldığımız 100 yıl hep düşünüyorduk: Türkiye’de ne var ne yok, Türkiye ile ne oluyor, Türkiye tekrar bize sahip çıkar mı? Hep bu düşüncelerle yaşadık. Bizim yaşlılarımız, dedelerimiz anlatırdı: Osmanlı zamânı nasıldı vesâire. Çok şükür son yıllarda Türkiye tekrar Balkanlardaki Müslümanlara kapıları açtı. Tekrar bize sahip çıktı. Tekrar bizim arkamızda durmaya başladı. Onun için Allâh’a çok şükür ediyorum." Bu söz, Osmanlı sonrası 100 yıllık Balkan Müslümanlarının "yetimlik" hissini ve son 15-20 yılda Türkiye Cumhûriyeti’nin Balkan’a açılım politikasının mânevî karşılığını anlatmaktadır. "Türkiye’ye Sahip Çıkın" — Rıfat Feyziç’in Samîmi Nasîhati Rıfat Feyziç hoca konuşmasının sonunda Türkiyeli Müslümanlara son derece samîmî bir nasîhat yapmıştır: "Türkiye üzerinde çok büyük oyunlar oynandı. Siz de bunu biliyorsunuz. 15 Temmuz. Hep Temmuzlar olacak. Ama bu devlete sahip çıkmanız gerekiyor diye düşünüyorum ben. Sahip çıkmanız gerekiyor. Hem sizin için hem bizim için. Karadağ’ı Müslümanlar ve Karadağ’ı ziyâret eden — son yılda, son yıllarda — 130 yıldan sonra ilk defâ bu son zamanlarda oldu. Yâni 13, 130 yıldan sonra Türkiye’den bir başbakan geldi ve oradaki Müslümanlarla ilgilendi, oradaki devlete de mesaj gönderdi, bize sahip çıktı." Bu tespit, Karadağ’a Osmanlı sonrası ilk Türk başbakanının ziyâretinin 130 yıl sonra olduğunun çarpıcı bir ifâdesidir. Rıfat Feyziç hoca ardından çok değerli bir üslûpla sözünü sonlandırmıştır: "İşte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kurduğu parti — açık ve net söylüyorum — o partideki o ampul ışık aydınlatıyor her tarafını. Hani Said Nursî’nin bir söyleyişi aklıma geldi. O diyor ki: ‘İslâmiyyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir — gözünü kapatan gündüzü değiştirmez, gece olmaz, gözünü kapatan sâdece kendine karanlık yapar.’ Biz bu aydınlığı görüyoruz, Balkan Müslümanları olarak görüyoruz. Siz de bunu görün, buna sahip çıkın. Türkiye’yi koruyun. Allâh bu milleti, bu devleti korusun ve dâim kılsın." Bu samîmî konuşma, Balkan Müslümanlarının Türkiye’ye olan sevgisinin ve Türkiye’nin Balkanlar için mânevî önemini tescîl eden bir şahâdettir.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Bosna-Hersek Saraybosna Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Kazım Hacımeyliç’in konuşması neler içerir?

Kazım Hoca Türkçe konuşarak cemaate seslenmiş, Hz. Mevlânâ’nın o meşhûr beyânıyla başlamıştır: "Hz. Mevlânâ diyor ki: ‘Beni toprağın altında aramayınız. Beni âşıkların gönüllerinden arayınız.’ Ben de size geldim. Siz âşıksınız. İnşallâh sizin gül önünüzden Hz. Mevlânâ’yı bulacağım. Ve buldum." Sonra târihî bir bilgi vermiştir: "Böyle güzel bir mekanda, bu mekândan Saraybosna’ya İsa Bey Zaviyesi Mevlevîhânesi’ni kurdurur. 1473’te. Maalesef o eski Yugoslavya döneminden 1957’de yıkılmış ve bugün de maket olarak bir yüksek tepede tekrar yapılmış. Mevlevî buradan gitmiş ve şehir bu Mevlevîhâne’nin üzerine kurulan olan bir şehir — nâdir olan şehirlerden. Saraybosna." Bu tesbît son derece değerlidir: Saraybosna şehrinin ana kurucu merkezi bir Mevlevî zâviyesidir ve şehir o zâviyenin etrafında gelişmiştir. Eski Yugoslavya’nın komünist rejimi döneminde 1957’de bu tarihî Mevlevîhâne yıkılmış — bu, komünist rejimlerin mânevî değerlere karşı duruşunun bir örneğidir. Bugün maketi bir tepeye konulmuş olmakla beraber, aslı gitmiştir. Kazım Hoca’nın bu bilgiyi vermesi, programın tarihsel derinliğine çok mühim bir katkıdır: Gelibolu Mevlevîhânesi ile Saraybosna İsa Bey Mevlevîhânesi arasındaki mânevî köprü, 500+ yıldır devâm eden bir halkadır.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Bosnalı İlâhî Sanatçısı Armin Muzafferija’nın rolü nedir?

Kazım Hoca yanında Bosna’da çok ünlü bir müzik sanatçısı olan Armin Muzafferija’yı da getirmiştir. Armin Bey, programda Türk-Balkan ortak ilâhîleri okuyarak cemaatle bir "gönül köprüsü" kurmuştur. "Türk Balkan Ortak İlâhîleri" projesi, Anadolu ve Balkanlardaki ortak mânevî mirasın canlandırılması için son derece kıymetli bir gayrettir. Çünkü Osmanlı zamânında bütün Balkanlar’da Türkçe ilâhîler okunmuş, Mevlânâ’nın Farsça beyitleri Türkçeye ve yerel dillere tercüme edilmiş ve bir ortak Müslüman ses kültürü oluşmuştur. Bu kültür, Osmanlı’nın çekilmesiyle birlikte büyük ölçüde kaybolmuş, ama hâlâ bazı Bosnalı sanatçılar (Armin Muzafferija gibi) bu mirası yaşatmaktadırlar. Cemaate iki ilâhî okuması, programın mânevî atmosferini derinleştirmiş ve Türk-Balkan kardeşliğinin sesli bir beyânı olmuştur.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Macaristan, Batı Trakya ve Diğer Balkan Heyetleri programda nasıl ağırlanmıştır?

Programda ayrıca Macaristan Müftüsü ve Macaristan’dan gelen dostlar, Batı Trakya’dan misâfirler, ve "tüm Balkanlardan gelen konuklar" ağırlanmıştır. Efendi hazretleri tek tek hoş geldiniz diyerek her heyete saygı ifâde etmiştir: "Macaristan’da İslâm’ı, Macaristan’da bizleri temsîl ediyorlar. Kendilerine de hoş geldin diyoruz. Batı Trakya’dan misâfirlerimiz var.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

7. Balkan Coğrafyası Çanakkale’de Buluşuyor Projesi hangi amaçla gerçekleştirilmiştir?

Bu program, Balkan Türk-İslâm medeniyetinin canlanmasının fiilî bir delîli ve Türkiye-Balkan kardeşliğinin mânevî temellerinin yeniden güçlenmesinin bir şahâdetidir.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Programın hangi kişilerin iştirâkiyle icrâ edildiği belirtilmiştir?

Program, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı’nın himâyelerinde, Karadağ Diyânet İşleri Başkanı Rıfat Feyziç, Bosna-Hersek Saraybosna Dekanı Prof. Dr. Kazım Hacımeyliç, Bosnalı ilâhî sanatçısı Armin Muzafferija, Macaristan-Batı Trakya-Balkanlardan gelen diğer misâfirlerin iştirâkiyle icrâ edilmiştir.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Karadağ Diyânet Başkanı hangi ifadeleri kullanmıştır?

Karadağ Diyânet Başkanı "Türkiye bizim anavatanımız, 100 yıl hasretle bekledik" samîmî beyânında bulunmuş; Bediüzzaman Said Nursî’nin "İslâmiyyet güneş gibidir, üflemekle sönmez" sözünü hatırlatmıştır.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Bosnalı dekan İsa Bey Zaviyesi Mevlevîhânesi’nin tarihini ve konumunu nasıl açıklamıştır?

Bosnalı dekan İsa Bey Zaviyesi Mevlevîhânesi’nin (1473-1957) Saraybosna’nın kurucu merkezi olduğunu, eski Yugoslavya döneminde yıkılıp bugün makedasının bir tepede bulunduğunu, Saraybosna’nın "Mevlevîhâne’nin üzerine kurulmuş nâdir şehirlerden" olduğunu açıklamıştır.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Vali Orhan Tavlı Mevlânâ-Yûnus-Hacı Bektâş-Ahmed Yesevî dörtlüsünü nasıl tanımlamıştır?

Vali Orhan Tavlı Mevlânâ-Yûnus-Hacı Bektâş-Ahmed Yesevî dörtlüsünü "Anadolu’nun mânevî mimarları" ve "toprağın altındaki kalp onarıcıları" olarak tarif etmiş; istiklâlimizin bu mânevî mimarların eserlerine bağlı olduğunu beyan etmiştir.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Programın hangi etkinliklerin yer aldığı belirtilmiştir?

AK Parti milletvekillerinin telgraf mesajları okunmuş, Gelibolu Mevlevîhânesi’nin dünyanın en büyük Mevlevîhânesi olduğu, 126 ay içinde 126 aylık program icrâ edildiği, duvarlarında Hattat İsmail Öztürk’ün hat sergisinin sergilendiği zikredilmiştir.

Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi 7. Balkan Coğraf

Karakolda ilginç bir sorgu yaşanmıştır. Bu sorgu nasıl gelişti?

Karakolda ilginç bir sorgu yaşanmıştır: "’Ne yapıyordunuz?’ ‘E’ dedim, ‘siz gördünüz ne yaptığımızı.’ ‘Ne yapıyordunuz?’ ‘E’ dedim, ‘lâ ilâhe illallâh diyorduk.’ ‘Nasıl diyordunuz?’ ‘İşte böyle diyorduk: lâ ilâhe illallâh, lâ ilâhe illallâh, lâ ilâhe illallâh.’ Ben karakolda böyle söylemeye başladım. Komiser bakıyor şimdi bana. Dedi: ‘Sen normal değilsin herhalde.’ Dedim: ‘Kendini aynada gördün herhalde.’ ‘Senin dilin de uzun’ dedi. ‘Biraz öyle’ dedim."

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

28 Şubat ve 15 Temmuz: Zor Zamanlar ve Gerçek Kahramanlar nedir?

Efendi hazretleri bu noktada kolay kahramanlık ile gerçek kahramanlık arasındaki farkı ortaya koymuştur: "Şimdi sûfîlik, dervişlik işin kolay tarafı. 28 Şubat’ta sûfîlik yapmak işin zor tarafıydı. 28 Şubat’ta Allâh demek işin zor tarafıydı. Şimdi kahramanlık yapmak işin kolay tarafı. 15 Temmuz’da meydana çıkıp kahramanlık yapmak işin en zor tarafıydı. Şimdi herkes kahraman. Bu darbeci yezidiler galip mi gelir, galip gelirse biz de onlardan mı oluruz? Bu darbeci yezidi, bu emperyâlist uşakları bir şey olursa bizim canımıza, kanımıza bir şey olur. ‘Biz bekleyelim canım, ne tarafa doğru dönecek’ deyip de meydanlara çıkmayanlar, sonradan kahramanlık nutukları atıp da kendi kendilerini aldatmasınlar. Zor zaman, 15 Temmuz’da darbe başladığında saat 10’da meydana çıkanlardı. Zor zaman o zamandı." Bu sert tesbît, ümmetin iki mühim sınavı olan 28 Şubat 1997 post-modern darbesi ve 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü üzerinden sûfîliğin gerçek mânâsını ortaya koyar: Sûfî, konfor zamanlarında süslü nutuklar atan değil, zor zamanlarda dururan kimsedir.

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

Elimiz Havada — Osmanlı Tokadı nedir?

Efendi hazretleri bu bahsi son derece güçlü bir sûfî-vatan duruşu ile bağlamıştır: "Beni ilgilendirmez — bu vatana, bu millete, bu Kur’ân’a, bu Sünnete kim savaş açarsa, hep beraber savaşa açılan savaşa göğüslerimizi siper etmeye hazırız. Biz semâ ederken elimiz havada — sakın ha zannedilmesin ki bu elimiz havada Osmanlı tokadı gibi zâlimlerin kafasına inmeyeceğini zannetmesin hiç kimse. Biz öyle ‘vur ensesini al lokmasını’ olan sûfîlerden değiliz. Bizim ensemize vurup da bizim lokmamızı alamazsın. Ensene vurup da lokmasını veren kimse, yarın öbür gün mukaddes değerlerini de verir. Ensesine tokadı vurup da lokmasını aldığın kimsenin yarın öbür gün mukaddes olan, kutsal olan bütün değerlerini alır. Bu sûfî düşüncesi değildir. Sûfî vatanı için, milleti için, nâmusu için, şerefi için, Kur’ân’ı için, Sünneti için, eşi için, çocukları için — kutsal olan her şeyi için canını verir." Bu, Efendi hazretleri’nin semânın bir pasifist duruş olmadığını, aksine elini kaldırmanın hem niyâzın hem savunmanın hem de zâlimin kafasına inecek "Osmanlı tokadı"nın potansiyelini taşıdığını beyan eden çok çarpıcı bir semâ yorumudur.

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

Birimiz Bine Bedel, Milyona Bedel, Dünyaya Bedeldir nedir?

Efendi hazretleri bu savunma ruhunun bir hikmet beyânı olarak şu muhteşem cümleyi söylemiştir: "Biz asker doğmuş, asker yaşamış, asker ölen milletiz. O yüzden birimiz bine bedel değil, milyona bedeldir. Birimiz milyona değil, dünyaya bedeldir. O yüzden asla ve asla beyaz sakalımız ve sûfîliğimiz zâlimleri, kâfirleri, müşrikleri, vatan düşmanlarını, millet düşmanlarını, Kur’ân ve Sünnet düşmanlarını cesâretlendirmesin. Birimiz bu gün boş cesâret olur, 15 Temmuz’da derslerini aldıkları gibi yine derslerini alırlar." Bu tesbît, Türk milletinin askerî-mânevî târih bilincini özetleyen bir haykırıştır. Âlemin zâlimleri, Türkiye’nin beyaz sakallı sûfîlerini "bunlar pasif, bunlar savaşmaz" diye değerlendirmesin — aksine, bu sûfîler gerektiğinde o zâlimlerin kollarını koparmak için de hazırdırlar. Bu bir tehdîd değil, bir gerçeklik beyânıdır ve târihin her noktasında tatbîk edilmiştir.

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

28 Şubat ve 15 Temmuz’un önemi nedir?

28 Şubat ve 15 Temmuz’u unutma: Gerçek kahramanlar zor zamanda duran kimselerdir.

Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni

İmâm-ı A’zam’a göre bir yerin Dârü’l-Harp sayılabilmesi için hangi şartlar gereklidir?

Efendi hazretleri Hanefî mezhebinin kurucu pîri İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe rahimehullâh’ın, bir yerin Dârü’l-Harp sayılabilmesi için üç şartın bir arada bulunması gerektiğini beyan buyurmuştur: (1) İslâm hukûkunun icrâ edilmemesi: Ülkede mahkemelerde, aile hukûkunda, cezâ hukûkunda, ticârî muâmelâtta şer’î hükümlerin tatbîk olunmaması gerekir. (2) Dârü’l-Harp’e bitişik olması: Ülkenin coğrafî olarak başka bir Dârü’l-Harp ile sınır komşusu olması gerekir. Eğer ülke Dârü’l-İslâm ülkelerle çevrilmişse, içeride İslâm hukûku tatbîk edilmese bile Dârü’l-Harp hükmüne tam olarak girmez. (3) Daha önce emân verilenlerin emânının kaldırılmış olması: Yâni ülkede yaşayan gayr-i müslim vatandaşlara (Fâtih Sultân Mehmed’in İstanbul fethinden sonra Rumlara, Yahudilere, Ermenilere verdiği emân gibi) verilmiş olan mal-can-nâmus emânının kaldırılmış, bunların bir tehlikeye mârûz kalmış olmaları gerekir.

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Müslümanın tatili yoktur, bayramı vardır. Bu ne demektir?

Bizim Müslümanların tatil geleneği kültürü yoktur. Mü’min için dünyâ zindandır. Biz gidelim 15 gün Bahama adalarında güneşlenelim, yok gidelim bilmem hangi adalarda kendimizi plajlara atalım, kızartalım kendimizi tavuk gibi — yok öyle bir şey. Müslümanın tatili yoktur. Müslümanın bayramı vardır. Bayram üç kısımdır: (1) Haftalık bayram: Cumâdan cumâya. (2) Yıllık bayletler: Kurban ve Ramazân bayramı. (3) Milli bayramlar: Hz. Peygamber’in Medîne-i Münevvere’de Habeşlilerin, Yemenlilerin, Ensâr’ın değişik kabîlelerinin kendi milli bayram-günlerini reddetmediği, hatta mescid-i şerîfin içerisinde kendi harbelerle milli oyunlarını oynadıkları rivâyet edilmiştir. Bu sebeple Ege bölgesindeki zeybek, Erzurum’daki bar gibi milli oyunlar câizdir; Selefî-Vahâbî zihniyetinin bunları "bid’at" diye reddetmesinin İslâm’ın asıl rûhuyla alâkası yoktur.

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Referanslar ve Kaynaklar nelerdir?

Referanslar ve Kaynaklar Bu sohbette zikrolunan âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerîfler ve tasavvufî kaynaklar: Hadîs-i Şerîf — "Cihâd ediniz ganimet bulursunuz, oruç tutunuz sıhhat bulursunuz, seyâhat ediniz zengin olursunuz" (Taberânî, el-Mu’cem, bu hadîs zayıf olmakla beraber mânâsı sahih hadîslerle te’yîd edilmiştir) Hadîs-i Şerîf — "Ümmet sığırın kuyruğunu tuttuğunda / sabanın sapına yapıştığında zillete düşer" (Ebû Dâvûd, Buyû’ 54) Hadîs-i Şerîf — Çarşılarda şeytânların çokluğu ve "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû…"

Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Cihat Ediniz Ganimet Bulursunuz, Oruç

Modern apartman-sitelerin kurban kesim yeri, gusülhane, mescit olmaması ne ifade eder?

Modern apartman-siteler kurbana, gusülhaneye, mescide yer ayırmaz — amma tenis kortu-yüzme havuzu koyarlar; bu manevî bir çöküştür.

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Arefe Gecesi Fazîleti, "Kalplerin Ölec

Kerâhat vakti uyku neden tehlikelidir?

İkindi-akşam arası (kerâhat vakti) uyku özellikle tehlikelidir — aklı bozabilir, kalbi öldürebilir (hadîs-i şerîf).

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Arefe Gecesi Fazîleti, "Kalplerin Ölec

Çocukları kerâhat vakti uyutmamak neden önemlidir?

Çocukları kerâhat vakti uyutmayın — o çocuk gece uyumaz ve disiplinsiz olur.

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Arefe Gecesi Fazîleti, "Kalplerin Ölec

10 arasan kurban isteyen şeyhlere ne cevap verilmiştir?

Bana telefon atıyorlar. Ben cevap vermeyince mesaj çekiyorlar: ‘Biz filânca, bir şey danışacaktık, bir şey soracaktık.’ Açıyorum telefonunu. Bizim şeyh efendi bize dedi ki: ‘Bütün müridler 10 arasan kurban getirecek.’ Efendi hazretlerinin cevâbı çok kesindir: ‘Dedim şeyhini dinle: 10 tane koyunu al, götür kapısına bağla. Tamam. Dedim belki de fakir-fukarâya dağıtacaktır. 10 tane koyunu al, götür, tasadduk et, koyunları al götür, şeyhin bahçesine bağla dedim. ‘Öyle değil’ dedi. ‘Ya ne?’ ‘Parasını istiyor’ dedi. Oğlum dileniyor o zaman o!’ Efendi hazretleri bu meseleyi dınamik bir misalle açar: ‘Kesmiş adam iki tane kurban, şeyhine telefon açabilir: ‘Selâmün aleyküm — Efendim, iki tane kurban var, kestim, tasadduk edeyim, kime önerirsiniz? Kime göndereyim?’ O şeyh de bacak bacak üstüne atıp ‘gönder bana’ demeyecek. Böyle bir şey yok. O da diyecek ki: ‘Filanca yere gönder. Filanca yerde kardeşimiz var, onu gönder. Veya böl ikiye, yarısını ona, yarısını ötekine ver. Böl dörde, dağıt’.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kurban İstismârı, Müslümânların Dilenc

Dergâhların ihlâs çöküşü nedir?

Nevşehir’deki dergâhı anlatmaya devâm eder: "Siz eski dergâhı bilmezsiniz — eski dergâhı bilen var mı aranızda? Ahmet var, başka? Yok. Dergâh dedim ne biliyor musunuz? Dört tane duvar. Arkasından su çıkıyor. Rutûbet. Dergâh dediğim yer bu. Nevşehir’in ucunda ötesinde. Trabzon Mahallesi, Kayratlıoğlu Mahallesi. Bak ezberlemiş. Varoş, Nevşehir’in varoşu — en kenar mahallesi. Su çıkıyor öyle dergâh. Öyle bildiğiniz gibi öyle dergâh değil. Hoş sudan kurtulamadık hamdolsun — rutûbetten o gündür, bugündür biz de rutûbetteyiz hep. Hamdolsun. Ben ilk dergâhı orada gördüm. Rutûbet, bildiğiniz su çıkıyordu arkadan. Kışın bildiğiniz su akıyordu. Şimdi millet dergâh yapıyor — o lüks böyle tekkeler yapıyorlar. Nerede? Yapıyorlar şimdi. Böyle dilenerek yapıyorlar." Bu hâtıra çok kıymetlidir: Gerçek bir tasavvuf dergâhı dört duvarlık bir oda olabilir; önemli olan duvarların lüksü değil, içinde yapılan zikrin ihlâsıdır. Modern lüks tekke binaları genellikle dilenilmiş parayla inşâ edilmiştir ve onların içindeki manevî kalite de o dilenilmiş paranın ahlâkî izini taşır. Bu sohbetin en derin derslerinden biridir: Sufînin samîmiyetinin ölçüsü dergâhın lüksü değil, mürşîdin ihlâsıdır.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kurban İstismârı, Müslümânların Dilenc

Müslümânların "dilenci hâline getirilmiş" olması, İslâm’ın izzetinin düşürüldüğü hükme bağlanır: Mü’min yeryüzünün halîfesidir, dilenmek için yaratılmamıştır?

Mustafa Özbağ Efendi bu on dokuzuncu sohbette Kurban Bayramı’na birkaç gün kala kurban ibâdetinin nasıl istismâra uğradığı, Müslümânların nasıl "dilenci" hâline geldiği ve dergâh-cemaat-vakıf çarkının kurban parasının peşinde döndüğü üzerine çok sert bir fıkhî-ahlâkî analiz yapar. Efendi hazretleri Hanefî mezhebinde zekât verenlere vâcib olan kurbanın Şâfî-Mâlikî-Hanbelî mezheplerinde müstehap olduğunu belirterek "bir tane kurban kesmek yeterlidir" kâidesini koyar. Ardından "Bütün dernekler, vakıflar, Diyanet, cemaatler — hepsi kurbanın peşine takılmış" diyerek modern İslâm dünyâsının kurban pazarlamasını eleştirir. Özellikle "Bizim şeyh efendi 10 tane kurban istiyor" diyen bir dervîşe verdiği cevap: "Şeyhini dinle, 10 tane koyunu al, götür kapısına bağla. Parasını istiyorsa oğlum dileniyor o zaman o." Modern "koruma ordulu, zırhlı arabalı, İtalya tatilli şeyhler" ayrıntılı bir alay konusu olur; Efendi hazretleri "on tane değil yüz tane kurban götürsen doyuramazsın o yaşantıyı" der. Müslümânların "dilenci hâline getirilmiş" olması, İslâm’ın izzetinin düşürüldüğü hükme bağlanır: Mü’min yeryüzünün halîfesidir, dilenmek için yaratılmamıştır. Peygamber’e "hisse ile kurban kesmek" istismarı da eleştirilir — ona kıymet verme salât-u selâm ve sünnet ittibâsı yoluyla olur. Sohbetin ortasında Efendi hazretleri gençlik hâtırasını anlatır: Nevşehirli Kubba Hasanoğlu Abdullah Efendi’ye giderken otobüste kendi şeyhine laf söyleyen bir dervîşe "kafa atmaya" niyetlenmesi, amma kafa atamaması, Nevşehir’e vardığında şeyhin "Mustafa Efendi, alasını yaptın oğlum! İnsân sevdi mi yiğitçe sevmeli" diye karşılaması. Bu hâtıradan "Sevdiğinin gözünün üstünde kaşı var diyenin kaşını yolmak" yiğit sufî ahlâkı çıkarılır. Modern Müslümânların Allâh’a, Peygamber’e, şeyhe laf söylendiğinde susmalarını eleştirir — "sarhoşlar bile dostlarına laf söyletmez". Nevşehir dergâhının yoksul-rutûbetli hâli gerçek bir sufî mekânı misâli olarak sunulur. Sohbetin sonunda zikrullâh’ın şeytâna galip gelme yolu olduğu, uyuyamayanlara tevhîd çekme tavsiyesi, sosyal medya çağdaş imtihânı, namazı terk eden kulu Allâh’ın korumasından mahrum bırakacağı — Şâfî’de küfür, Hanefî’de büyük günâh — kiliseye girmenin ilim amacıyla câiz olması, iki talâk sonrası rücû hükmü, fitne zamanında evde oturma tavsiyesi, "Katîl neden öldürdüğünü, maktûl neden öldürüldüğünü bilmeyecek" hadîsi, ve Arefe gününün mübârekliği konuları ele alınır. Bu sohbet İslâm’ın izzetinin modern dünyâda nasıl muhâfaza edileceği, kurban ibâdetinin nasıl şahsîleştirileceği ve sufî samîmiyetin nasıl ayakta tutulacağı üzerine derin bir manifestodur. Haklarınızı helâl edin, geceniz hayır olsun inşâallâh.

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kurban İstismârı, Müslümânların Dilenc

Efendi hazretleri "Şeyhini dinle, 10 tane koyunu al, götür kapısına bağla mıdır?

Efendi hazretleri "Şeyhini dinle, 10 tane koyunu al, götür kapısına bağla. Parasını istiyorsa oğlum dileniyor o zaman o."

Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kurban İstismârı, Müslümânların Dilenc

Misafir gelen kimseler tartışmaya başladığında ev sâhibinin tavrı nasıl olmalıdır?

Sohbette Efendi hazretleri bâzı tâli meselelere de değinir. Efendi hazretleri öğütlerini açıkça verir: "Misafirliğe gittiğinizde eşlerinizle tartışmayın. Eşlerinizle tepeden konuşmayın. Tartışma çıkaracak herhangi bir sözler kullanmayın. Erkekler, eşlerinize asla hiçbir söz söylemeyin bir başkasının yanında. Kadınlar, kocalarınıza dışarıda evin dışında çocuklarının yanında hiçbir şey konuşmayın. Kadın erkek eğer ki bir meseleyi çocuklarının yanında tartışıyorlarsa — sokakta, orada-burada tartışıyorlarsa — edepten nasipleri yok hiç." Misafirlerin tartışması hâlinde ev sâhibinin tavrı: "Siz deyin ki ‘buraya şeytân galip geldi, biz gidiyoruz. Dolap burada, mutfak burada, yemek burada, ekmek burada, yatak burada. Biz gidelim siz kavga edin; kavganız bitince arayın beni.’ Bu pratik şâhitli bir hâdisedir." Azl fıkhı (coitus interruptus): "Bir erkeğin eşinden izinsiz dışarıya boşalması harâmdır. ‘Kadının rahmi erkeğe âittir; erkeğin menisi de kadına âittir.’ Alt­ını çizerek söylüyorum. Kadın izin vermezse onu dışarı yapamaz. Başka türlü korunma yöntemleri uygulayacak: Doktora danışacak, bir yerlere danışacak." Yakasız gömlek veya yakasız entari rüyâsında ne anlama gelir? "K­ıyâfetlerin sünnet-i Resûlullâh’a uygun olan­ı, bariz sünnet olan bir manâsı vardır; sarı renk gibi. Sarı rengin manâsı vardır rüyâda." Rüyâ tevîli tahsîl edilmiş bir ilimdir; her kılık, her renk, her hâdise bir işaret taşır. Âdî­ rüyâ üzerinde fikir yürütmek tehlikelidir; bir tâbirci âlimine başvurulmalıdır. Süt emziren annenin hamile kalması: Efendi hazretleri "Emzirmeye devâm etmesinin dînî sakıncası yok; amma bununla ilgili hadîs-i şerîfler var mıdır bilmiyorum — denk gelmedim." Bu hem sufî tevazusunun hem de Efendi hazretlerinin âlim disiplininin alâmetidir: Bilmediğini bilmediğini söylemek ilmin başlangıcıdır. Ergenlik ve cinsel eğitim konusu: Efendi hazretleri erkek dervîşler için yaz programlarında böyle bir eğitimi desteklediğini belirtir, "güzel bir adam çıkar da bunu hazırlar, arkadaş olur, okur-yazar olanlardan anlatabilecek şekilde iyi birisi çıkar" diyerek cemaate teklif eder.

Kaynak: 17. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Cihâdın Âdâbı, Muhyiddîn İbn Arabî’nin

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları