Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2022 ·

2022 Sohbeti #03 — Faiz, Kur Farkı ve Ribâ Meseleleri

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2022 Sohbeti #03 — Faiz, Kur Farkı ve Ribâ Meseleleri. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Kuveyt Türk Katılım ve Hutbe Edebi

Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin. Rabbim hakkı hak, bâtıl bâtıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücâdele edenlerden eylesin. Batıl bâtıl bilip bâtılla cihâd edenlerden eylesin. Rabbim cümlemizi, cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışanlardan eylesin. Cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’in yaşanması ve yaşatılması için mücâdele edenlerden eylesin. Ejmeyin. Hem çayınız için hem de küçük küçük sorulara başlayayım ben. Ondan sonra inşâallah. Derse devam edelim. Benim Kuveyt Türk katılım bankacılığında bir miktar param var. O da katılım hesâbında duruyor. Benim katılımdan aldığım para câiz mi değil mi? Herkesin sıkıntısı bu ara para.

Kur’ân-ı Kerîm okurken yanında Kur’ân-ı Kerîm’i dinleyen kişinin cep telefonuyla oyun oynaması uygun mu? Kur’ân-ı Kerîm okunuyorsa bir kimsede normalde okuyan şey olarak, zâhir olarak teypten değil televizyondan değil böyle bir kimse oturmuş Kur’ân-ı Kerîm okuyor. Onu dinlemek farz. Orada oyun filan oynamayacak. Bu camilerde de oluyor. Camide Kur’ân-ı Kerîm okuyor. Camiye gelen kimseler hocayı dinlemiyor. Yanındakinden konuşuyor, sohbet ediyor. Cum’a, Cum’a hoca hutbede, cuma hoca hutbedeyken hutbe okurken, îrâd ederken millet birbiriyle sohbet ediyor. Bu da câiz değil. Hutbe Cum’a’nın farzlarından birisi. O yüzden hutbeyi dinleyecek herkes. Selâmün aleyküm!


Âhiret Amelleri ve Metavers Aldatması

Âhiret’e intikâl ettiğimizde amellerin beni veya bir başkasını kurtarmaya yeterli midir? Yetmeyeceğinizde dair hadîs-i şerîfler var. Rabbim lûtfuyla, ikrâmıyla, ihsânıyla inşâallah cümlemize muâmelede bulunsun. Âmîn. Metaverse diye bir dünya oluşturdular. Bu sanal dünyada arsalar satılmaya başlandı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Fişi çektiğinde hiçbir şey kalmayacak. O yüzden hiçbir şey düşünmüyorum. Sizi aldatıyorlar. Normal arsalar almayın, topraklar almayın diye. Normal toprakları alır işlerseniz onların işlerine gelmez çünkü. Gidin 100 metrekare, gidin 200 metrekare, gidin 500 metrekare bir toprak alın. Toprak, bildiğiniz toprak. Alın, ekin, dikin oraya. Benim yan tarafımdaki bir esnaf, bir komşum var.

Bir mes’ele oldu. Dedik ki 500 metrekare bahçem var. İçinde 8-9 ağaç zeytinim var. Topladık dedi. 40-50 kilo yağ aldık bu sene dedi. Fatih çıkar mı o kadar? Tamam. 40-50 kilo yağ aldık dedi. karı koca onlar. Onların bir yıllık yiyecekleri yağ çıkmış. Hayâlî şeylerden uzak durun. Gerçeğine bakın. Metaverse’ten arsa satıyorlar. İyi. Sen kendi arsana bakma, oradakine bak. Git bir tane arsa al, git bir tane tarla al. İsterse dağın başında olsun. Ne kadar param var? 5 lira. Git 5 liraya dağın başında bir yer al. Hiç önemli değil. Uzakmış. Uzak olsun ya. Bugün uzak yarın yakın. Ben Bursa’ya geldim de 90 yılında bu sanayi var ya İzmir yolundaki, sağdaki. Oraya yeni temel atıyorlardı. Ama ta Bursa’nın dışındaydı böyle.

Çamurluğun içinde balçık çamur vardı. Temel attıkları yere suyunu çekemiyorlardı. Pancar motorları koymuşlar, çat çat suyunu atıyorlardı temelden. Orası balçık çamur bildiğiniz balçık çamur. Onun içerisine sanayi yaptılar şimdi. Paralı alamazsınız. Oraya kadar normalde ev yoktu, bir şey yoktu.


Meryem Vâlidemize İftira ve İlahiyat

Hep balçık çamurdu oraları. Şimdi oralardan yer almaya para yetiştiremezsiniz. Bakın para yetiştiremezsiniz. Gidin toprak alın başlarına. Gündemi bizler için yorumlar mısınız? Valla gündem çok hızlı. O yüzden hangi gün yorumluysanız. Koşuyor her şey. O yüzden her şey koşarken biz şimdi yorumlasak, dışarı çıksak zaten yine yayan kalacağız bu kadar bu hıza. Hazret-i Meryem Vâlidemiz’e iftira atan 9 Eylül Üniversitesi dekan yardımcısı. bunlar bir tane iki tane değil. Ben böyle ilâhiyatçıların bir kısmına bu tip sapkınlıklara laf söyleyince bütün ilâhiyatçılar bana karşı çıkıyor. Kendi içlerini temizlemiyorlar. Kendi içlerinde hadîs inkarcısı, âyet inkarcısı, mezheb inkârcısı, her türlü tarihselciler, yok evrenselciler, yok hepsini de sıyırıp atmamız lazım, yeniden Kur’ân’ı yazmamız lazım diyenler.

Bildiğiniz Kur’ân’ın yeniden yazılması lazım diyenler var. Bunlar ilâhiyatçıların içerisinde. Bunlar ilâhiyattan uzaya gitmiyorlar. Oradaki öğrenciler, mezunlar veya oradan Diyânet’e geçenler var. Bunların bir kısmı Diyânet’e geçiyor ilâhiyattan. E o ilâhiyatçılar mezun oluyorlar gidiyorlar şeylere. Ne o? Okullarda öğretmenlik yapıyorlar. Gibi, gibi, gibi, gibi, gibi dolu. Deveye demişler boynun eri demiş. Nerem doğru ki demiş. doğru olan bir yeri yok. Zaten ismi de ilâhiyat İslâm ilahiyatı değil. öyle, bunu bizim toplumumuz, bizim insanımız bunu daha sindiremedi. Türkiye Cumhûriyeti Devleti’nin sınırları içerisinde resmi olarak dini bir kurum olması mümkün değil. Bunu bizim insanımız bu Osmanlı’dan kalma gelenekçi olarak durduğundan dolayı bunu kabullenemiyor.

Bunu tarîkatlar kabullenemiyor, ne bileyim cemâatler kabûllenemiyor. Bunu böyle söylerlerken bunu böyle dilleri güdük çıkıyor. Yapamıyorlar bunu. bunu söylemek insanı küfre düşürmez hatta bu işin realitesi. Türkiye Cumhûriyeti Devleti anayasal olarak layık demokratik insan haklarına saygılı bir devlettir. Dinle bir alakası bağlantısı yoktur. O yüzden Türkiye Cumhûriyeti Devleti’nin içinde dini bir kurum yoktur. İlahiyatlar da dini bir kurum değil. siz zannediyorsunuz ki ilâhiyattaki öğretim üyelerinin hepsinde mezuniyetleri ilâhiyattan değil. Dışarıdan sosyolog olmuş, sosyolojiyi bitirmiş, psikolojiyi bitirmiş, ne bileyim başka bir şey bitirmiş. O oradan bir açık bulmuş, oraya girmiş, kimisi torpille girmiş, kimisi tepeden indirme gelmiş.

Zaten normalde üniversitelerde, şimdi üniversitelerin canı sıkılacak biraz ama orada bu her dönem bakın değişmedi bu. Bu yıllardır aynı benim yaşım atmış, ben bildim bileli aynı. Üniversitelerde herkes kendi kliğini, kendi ekolini, kendi tanıdıklarını yerleştirmeye çalışır. Böyle yaparlar. Ya bunun farklı bir şeyse olmaz. siz oradaki profesörlerle, docentlerle, oradaki öğretim üyeleriyle çatışa çatışa bir yere varamazsınız. Yapamazsınız. O yüzden onların su yolundan gideceksiniz. Sen ne bitirme tezi vereceksin, oradaki profesöre uyacaksın, ona hangi yörüngedeyse sen de o yörüngede olacaksın. Mecbursun, elin mahkum buna. Adam seni orada öğretim görevlisi yapmaz, ya tepeden böyle hükümet kanadından tepeden inme geleceksin, onun da orada yer tutması zor biraz.

Onun da orada yer tutması zor biraz, onu böyle itekleyip kakaklarlar kabullenmekte zorlanırlar biraz, sıkıntı yaşanır. Üniversiteler üç aşağı beş yukarı öyle, öyle olunca herkes kendi kliğini götürüyor. Şimdi bu vatandaş nereden? 9 Eylül Üniversitesi. 9 Eylül İlâhiyat Fakültesi’nin tarihçesine baktığınızda ilk kuruluş ayarıç. Baktığınızda bunların zaten tohumlar önceden atılmış. Kimden atılmış? Mehmet Aydın’dan. Mehmet Aydın’dan öncesine gidin siz. Bakın Mehmet Aydın’dan, hatta Mehmet Aydın’dan öncesine gidin. Şimdi o cihâd neydi bu adam? Cihat Kızak. Şimdi herkes cihâd kısayı diline doluyor. Cihat Kızak’ı oraya getirene bakın. Ona doçentlik tezini yaptırana bakın. Onu oraya öğretim üyesi olarak alana bakın. o Cihat Kızak onun kendi fikri değil onun o.

Zaten cihâd kısaya normalde kimse de dokunmaz zaten ülkede. Sebep ilâhiyatlarda bir kliktir onlar, bir ekoldur. Onlar âyeti kerimelerde inkâr ederler. bir Ankara İlâhiyat Fakültesi’nden birisi vardı kaçtı ya Almanya’ya. Neydi onun adı? Bu âyetler Allâh’ın âyetler olamaz diyen adam. Mustafa Öztürk.


Cihat Kızak, Mustafa Öztürk ve Kur-Faiz

Onlar aynı klin elemanları. Bunlar oturacaklar Kur’ân-ı Kerîm’e elden geçirecekler. Bu âyet uygun değil, bu âyet uygun, bu âyet akla aykırı, bu âyet tarihe aykırı. Âyet âyet sıralacaklar, hukuk âyetlerini de çıkaracaklar. Böyle de bir klik de var. Bakın Türkiye’de var bunlar. Bunlar uzak değil. Ben buradan bağırış çağırış feryat vigan edince herkesin canı sıkılıyor. İlahiyatçısının da canı sıkılıyor, Diyânetçisinin de canı sıkılıyor. Ya bunlar içinizde var. Nasıl sûfîlerin içerisinde para toplayan şeyhler var mı var? Para dilenen şeyhler var mı var canım kardeşim? Ehil olmayan şeyhler var mı var? Rüya tabirinden haberi olmayan şeyh var mı var? Kabir halinden haberi olmayan şeyh var mı var? Gitti, icâzeti de var elinde.

Var. Bu adam da şeyhlik yapıyor mu? Yapıyor. Türkiye bu konuda münbit toprak. Adam Şeyhefendi’nin dersine hiç gelmezdi. Sonra bir çıktı bugün ben Abdullah Efendi’nin devamıyım dedi. Hiç kimse demedi ya seni hiç dersi görmedik. Şeyhefendi’nin sohbetinde görmedik, zikrullâhında görmedik. Yanında görmedik, hiç görmedik seni. Senin dersin var mı yok mu diye sormadı bile hiç kimse. Türkiye münbit toprak. Bakın ehl-i tasavvufun içerisinde de, ehl-i tarîkatın içerisinde de var mı bu tipler? Sapkınlıklar var. Bu yok değil münbit toprak Türkiye. Öyle olunca mâşâallâh sübhânallâh ya. Bir sayfaymış ya. Ben de dedim Risale gibi dedim ya. Şimdi var mı bunlar? Var. Allâh affetsin. Ama bunlar bir tane iki tane değil.

O yüzden ilâhiyatlarda da bir sürü klik var. İlahiyatların içerisinde klasik diyorum bakın. Kur’ân ve sünnete tabi olan öğretim üyesi çok az. Şu an onların da sesleri çıkmıyor zaten. Onlar hep böyle vazifelerden alınıyor. Onlar dekandı, dekan yarımcısıydı, docentti. Onlar olamazlar. Bakın olamazlar diyorum. Onlar sıyırılıyor, onlar temizleniyor. Daha öğrenciken temizliyorlar. Öğrenci hadîsleri inkâr ediyorsa gel. Gelecek vaat ediyor. Meslepte inkâr ediyorsa gel. Gelecek vaat ediyor. Böyle âyet-i kerime mi olur? Bu âyet-i kerime böyle mi hocam derse o. Onun için münbit toprak. Gel o onun kafasından. Bu zamanda fâizsiz sistem olmaz hocam dediği zaman gel doğru. Onun kafasından. Neden? Enflasyon miktarı kadar fâizle câiz demesi lazımdı.

Düne kadar. Şimdi öyle değil. Ya? Şimdi devlet yeni bir model koyuyor. Model ne? Yeni model kur ve üzerine fâiz. Şimdi ona da helâl diyorlar mı? Bakın iş değişti, büyüdü. Önceden enflasyon miktarı kadardı. Şimdi kur artı fâiz câiz oldu. E o profesörler de altına imza atmışlar mı? Atmışlar. Yayınlamışlar mı bunu? Yayınlamışlar. E iş büyüdü. Bakın hiçbir ses duyuyor musunuz televizyonlarda? Hayır kardeşim böyle bir şey olmaz. Bu fâiz bu böyle açık bir de ucu açık fâiz bir de. Önceden fâiz belliydi. Kaçtı? Yüzde 18’di. Yüzde 19 olsun. Yüzde 20 olsun. Adam 100 milyar yatıracak. Şeyinde ne o? Yıl sonunda 120 milyar alacak. Belli ya başı belli sonu belli. Şimdi öyle değil. Adam 100 milyar yatıracak.

Dolar kaç bor oldu yıl sonunda? 100 milyarlık doların yıl sonunda 18 lira oldu. Vercek 800 lira sana şey. 100 milyarın oldu ne? 100 milyar 80 oldu. Üstüne bir de 100 de 14 ekleyecek. Ucu açık ya. Dolar 20 lira olursa 100 de 100 para kazanacak adam.


Cübbeli, Bursa Müftüsü ve Âile

11 liradan doları bozdurdu. Bankaya yatırdı. Kur farkı olarak kur bu yeni çıkan dandik dindik şeyden. 11 liradan aldı yatırdı. 100 milyarlık. 200 milyarlık. Yıl sonunda dolar oldu 22 lira adamın parası oldu. Kaç para? 200 bin lira. 14 milyonda fâiz alacak. Olacak adamın parası 214 bin lira. Ne bu? Câiz öyle mi? Bu ilahiyatlarla, diyanetle bu devam ediyor. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Kur koruması ile ilgili yorumuyla Cübbeli Ahmet Hoca. Emekli olup Diyânet Vakfı’na müdür olan Bursa Müftüsü. Türk Devletleri Teşkilâtı’nın kurucu, aklı olan ve plakasız araçlardan halka silah dağıtan iç karışıklık çıkaran Kazakistan. Heyy bu madde madde bunlar olma. Cübbeli korumayla yorumuyla Cübbeli. Cübbeli tanımlamakta güçlük çekiyoruz.

Bu yorumuna katılmıyorum. Onun. Ama tanımakta güçlük çekiyoruz. Topu taca atarak tan konuşuyor. Enflasyon miktarı kadar fâize cevâz verenler var. birisi de abdestsiz namâza cevâz verirse onu da diyecek miyim? Abdetsiz namaza cevâz verenler var mı diyeceğiz? Bu akşam Cübbeli’nun fâizle alakalı. O yüzden ona geniş bir şekilde gireceğiz inşâallah. Emekli olup Diyânet Vakfı’na müdür olan Bursa Müftüsü. Tabii başarılı bir müftüydü. Mustafa Özbağ Efendi tekkesinin kapatılmasında büyük emeği geçti. O yüzden böyle onun talatif edilmesi normal. O yüzden Bursa AK Parti eski il başkanı da çok emeği geçti. O da AK Parti neydi o? MKYK üyesi oldu. Valinin de bu konuda çok emeği var. Herhalde zannediyorum o da böyle giderse İçişleri Bakanı olur.

O yüzden onlar baya emek sarf ettiler bu konuda. E tabii Bursa AK Parti il ve ilçe teşkilatlarında bu konuda emekleri var. Emekleri zayı olmaz. Allah zerrece hayır yapanın hayırını, zerrece şer işlerini, şerini karşılıksız bırakmaz. Âmîn. Türk Devletleri Teşkilâtı’nın kurucu, aklı olan ve plakasız araçlardan halka silah dağıtan iç karışıklık çıkarılan Kazakistan. Şimdi bu topraklarda bir şeyi rahat bırakmazlar. O yüzden Türk Devletleri Teşkilâtı’nın büyük toplantısı vardı. Herhalde bir ay falan mı oldu olalı? Bir ay sonra bu tip kargaşaların ve karışıklıkların çıkması normal. Ama velakin Rusya’ya göreve çağırmaları da anormal. Bir de şimdi bu tarafı var. Normal bunlar. Allâh hayır versin inşâallah.

Bunlar karıştı herhalde biraz. İşçi için iş yerlerinde uygulanan mobbing kul hakkına girer mi? Girer. Bu iş yerlerinde uygulanan mobbing kul hakkına girer mi? Girer. İşçi için iş yerlerinde uygulanan mobbing kul hakkına girer mi? Girer. Zümer Sûresi 29. âyet. Allah müşrik ve mu’ânid için bir örnek verdi. Efendileri kendisi hakkında çekişip duran bir köleye yalnızca bir efendiye teslim olmuş bir köle. Bu iki örnek bir olur mu hiç? Hamd Allâh’adır. Bilakis onların çoğu bilmiyorlardı. Bunları âyet-i kerimi açıklayabilir misiniz? Siz bir olan Allâh’a iman edin. Bir insanın birkaç tane efendisi olmaz. Nasıl? İş yerinde bir erkek, arkadaşlar karısı ile ikisine ölüm büyüsü yapıldığını söylüyor. Kendisinde bir şey yok fakat karısı cin görüp bayılıyor.

Kayınvalidesini görünce fenalık geçiriyor. Tanımıyor diyor. Arkadaşım ne yapması gerekiyor? Gitmedi. Hoca kalmadı. Hoca kalmadı. Müftüye gitsin. Ya da psikoloji doktoruna gidecek ya da müftüye gidecek. Avrupa’da olsa kilise papazlarına gidiyorlar ondan. Her âilede olduğu gibi bizim evde de genelde tartışmalar alıyor. Ben genellikle susmaya çalışıyorum. Fakat hanımım her konuda bana beddua, hakaret ve bayana yakışmayan küfürler ediyor. Böyle bir ortamda evliliği devam ettirip ettirmemek arasında gidip geliyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim? Biraz kendine bak. bir kadın durduğu yerde bir adama neden böyle küfür etsin, hakaret etsin ya? psikolojisi bozuktur belki de veya sen bir şeyi yerli yerinde yapmıyorsundur.

Bu tek başına bakılacak bir mes’ele değil. O yüzden eğer haklı olduğunu düşünüyorsan öyle hakaret etmeye, küfür etmeye başlayınca çek git evden. Öyle ya? Öyle ya? Evet, kıymetli arkadaşlar, kıymetli dostlar. Benim meşhur bir kendimce tezim var ya ben insanlara din öğretirim.


Bakara 275 ve Ribânın Ta’rîfi

Bildiğim kadarıyla araştırabildiğim yere kadar, yapabildiğim yere kadar. Ben kendimce derim ki ben arkadaşlara doğru dini anlatayım. Kur’ân ve Sünnet dâiresinde. Arkadaşlar kendilerince bir yol bulurlar kendilerine. O yüzden bu akşamki sohbeti de ribaya fâize ayırdım. Bilhassa böyle milletin şimdi kafasında istihfamlar oluşacak. cübbeli böyle dedi, yok filanca profesör şöyle dedi, yok Diyânet böyle dedi, yok devlet başkanı şöyle dedi, yok şunlar şunu dedi, yok bunlar bunu dedi. Bir sürü yaygara söylenti. Biz fâizi, Kur’ân, sünnet, imamların ictihâdı dairesinde kısa bir şekilde, öz bir şekilde, bugün Twitter’da da paylaştım maddeler halinde. Ben anlatayım inşâallah. Siz sonra kim ne diyor, dediklerinin karşılığı ne, dinde yeri var mı yok mu, bunların kararını verecek olan sizsiniz.

Bakara âyet 275. Çok fâizle alakalı 4-5 tane âyet-i kerime var. Ben böyle boğmak istemedim konuyu böyle lazım olan bir âyet-i kerime, lazım olan bir hadîs-i şerîf alarak da yoluma devam edeceğim. Fâiz yiyenler ancak şeytan çarpan kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların zaten alışveriş fâiz gibidir demelerinden dolayıdır. Halbuki Allah alışverişi helâl, fâizi harâm kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de fâizcilikten vazgeçerse, geçmiş olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm Allâh’a aittir. Kim de dönerse onlar cehennemin yârânıdırlar. Orada temelli kalacaklar. eğer bir kim fâiz neymiş harâm ve kim iştigâl ederse kabirlerinden şeytan çarpmış gibi kalkacaklar. Geri dönerler, tevbe ederlerse bu işleri Allâh’a kalmış.

Burada geri dönüp tevbe etmekle alakalı almış oldukları fâizi dağıtmaları. Bunlar sonraki mes’eleler. Genel kaide İslâm dininde. Eğer İslâm dininde Kur’ân bir şeye hükmettiyse, bakın Kur’ân bir şeye hükmettiyse, Kur’ân bir şeye harâm dediyse onun üzerinde ictihâd çalışmaz. Kur’ân bir şeye helâl dediyse onun üzerinde ictihâd çalışmaz. siz Kur’ân’ın harâm kıldığını helallaştıramazsınız. Helal kıldığını da harâmlaştıramazsınız. Özel istisnai haller vardır. Bunlar konumuzun dışında istisnai haller. Kur’ân domuzu harâm demiş açlıktan ölüm söz konusuyse bir kısmından yiyebilirsin. İstisnai hal. Bunlar da zaten ilim kitaplarında, hadîs kitaplarında, fıkıh kitaplarında vardır, mevcuttur. Bulabilirsiniz bunları.

Veya zaman zaman gitmiş olduğunuz sohbetlerde, eğer orası Kur’ân ve Sünnet dâiresinde, imamların ictihâdı dairesinde sohbet ediyorlarsa, bunları açıklarlar. O yüzden bir şey tekrar söylüyorum. Ayetle sabitse sizin ona ictihâd etme hakkınız yoktur. Oradaki haramı helâli çevirme, helâli harama çevirme, beyhûde bir davranıştır, şirktir, küfürdür. Bakın tekrar söylüyorum. Şirktir, küfürdür. Asla ve asla hiç kimse Kur’ân’ın harâm ettiği bir şeyi helâlleştiremez, Kur’ân’ın harâm etmediği bir şeyi de harâmlaştıramaz. Bu kesin, bu kaide bir kafanıza oturtturun. İkinci bizim ölçümüz nedir? Sünnet-i saniyedir. Hazret-i Peygamber’in bir konuda hadisi, sünneti mevcut ise bizim içinde o nedir? Delil niteliğindedir.

Öyle uygular, öyle bakarız. Bu bizim temel esaslarımızdır. Bakın temel esasımız. Evet o yüzden Kur’ân’ı Kerim açıkça hüküm koymuş, fâiz harâmdır demiş. Hüküm açık. Bu konuda hükmü eyüp bükçek veyahut da değiştirecek, sağından solundan dalıp yontacak bir noktası yok. Fâiz harâmdır, azı da çoğu da harâmdır. Bunu değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Yok, şunun şu kadarı, bu kadarı da câiz olur da, bunun bu kadarı da câiz olur da geç canım kardeşim. Kulağıma bile anlatma, kulağım kirlenmesin. Çünkü sen külağımı anlatırsan, kulağım kirlenir benim. Kimse fâize, cevâz yolu aramasın. Bu kim olursa olsun hangi âlim, hangi teşkilat, hangi hüküm, hangi tarîkat, hangi cemâat, hangi topluluk, Dîn İşleri Yüksek Kurulu imiş, alçak kurulurmuş, geç canım kardeşim.

Fâiz harâm. Bunu bir kere bir yerleştirelim, hiç kimsenin bunu böyle zerresini de helâlleştirmeni, bir yerleştirelim, hiç kimsenin bunu böyle zerresini de helâlleştirme lüksü yok. Devam ediyoruz şimdi. Ribâ, lügatta mutlak fazlalık mânâsıdır. Ribâ neymiş? Fazlalık. Bir şeyde fazlalık. Bir şeyde fazlalık.


Sarf Akdi ve Vâdeli Döviz Yasağı

Şer’î istılâhta ise herhangi bir muâvaza akdinde olan ve alan ve satanlardan biri için şer’î ölçülerde fazlalık olan ve karşılığı olmayan fazlalıktır. Hatta bu fazlalık hükmünde olsa böyledir. O zaman bir alışverişte bir şeyde fazlalık var ise ne olmuş oldu? Bu ribâ oldu. ben bu kağıdı bu kağıtla aynı renk, ben bunu böyle ortasından böleyim şimdi. Bu birisi yazılama, iki tarafı da yazılsız. Bu iki yazılsız kağıdı ben birbiriyle değiştirirsem bu ribâ değil. Ölçüsü, kilogramı, gramıcığı, metrekare ise aynı. Ama bunun birbirisi alan veya satan bir şeyi fazlalaştırıyor veya eksiltiyorsa, çünkü birisi eksili sömürkü fazlalaşacak, bu ribâ oldu. Fâiz oldu Türkçesi. bunu ben bunu değiştireceğim, aldım buraya bir parça daha koydum ben buradan alıyorum.

Bu fazlalık ne olmuş oldu? Fâiz oldu. 10 dirhem gümüşü, bunu direkt böyle şey aldım Reddü’l-Muhtâr’dan aldım bu sözü. 10 dirhem gümüşü yine 10 dirhem gümüşe satın alan ve bunu bir tanesini arttıran kimse artırdığı miktarı karşı tarafa yiyip ederse, ribâ ortadan kalkmış olur akd fâsid olmaz. Bakın bu normalde 10 dirhem gümüşü yine 10 dirhem gümüşe satın alıyor, bu satın alan kimse bunu arttırıyor kendiliğinden. Hîbe etti. Anladınız mı? Hîbe etti arttırdı. 10 dirheme 10 dirheme ve dânik karşılığı satın alsa, bu dânik fazlalığı satın şart koşulacak olsa, fazla olan dânikin iade edilmesi gerekir. Satış fâsid olmadı. Bakın fâiz yine bu satışı fâsid etmedi ama 1 dirhemi ne yapacak ona? İade edecek.

O fazlalığı iade edecek. İyi anlaşıldı mı mesela? 10 dirhem 10 dirhem ama bir dânik adam fazlalaştırdı, o kimse onu verdi, satış fâsid olmadı ama o fazlalık ne oldu? Fâiz oldu. Satışın fâsid olmasıyla fâiz olması ayrı şey. bu fincan ne kadar? bu fincandan bu fincanı aynı fincansa değiştiriyoruz ama o karşıdaki kimse dedi ki bir tabak daha koy istiyorum dedi, bir tabak daha koydu, bir tabak daha koyunca bu fazlalık var ya, fazlalık ribâ oldu. Satış fâsid oldu mu? Hayır. O fazlalığı iade edecek geriye. Şimdi bankaya ne kadar yatırdın? 100 milyar lira. 100 milyarı yatırdın TL olarak, gittin tekrar TL olarak 100 milyar alacaksın, o sana 110 milyar verdi. 110 milyar verince sen 10 milyar oraya ne yapacaksın?

Fazlalık bırakacaksın, hîbe edeceksin. Böyle hîbe. Anladınız mı? O hibeden kastı bu, devletin hibesi değil şimdi bu. Hibeden kastı bu. O zaman onu ne yapacaksın? 10 lira’yı ona bırakacaksın, akd bozulmamış oldu. Bırakırsan bırakmazsan o zaman o 10 lira ne oldu? Fâiz oldu. Fazlalığın akd de esnasında şart koşulmaması şartı gereklidir. ben sana 10 dirhem vereceğim, sen de bana 10 dirhem vereceksin, fazlalık konuşulmadı. Birisi fazla verdi. Konuşulup konuşulmaması önemli değil, o da fâiz. Evet. Ribâ akdinde şart koşulmasa da fazlalık ribâdır. bu normalde akd konulmadı, konuşulmadı. Hiç önemli değil. Ama fazlalık ne olmuş oldu gene? Yine ribâ, yine fâiz oldu. Devam ediyoruz. Asıl şimdi bizim konumuza geldi.

Altın, gümüş, dövüz, para cinsinden olan şeylerin birbirleriyle değiştirilmesine sarf denir. Sarf akdinde bedellerin peşin olması gerekir. Aksi takdirde, bedellerin birinin vâdeli olması halinde yapılan işlem fâize nesîe ribâsına dönüşür. Buna göre altının, dövüzün, vâde farkı uygulanmasa bile vâdeli olarak alınıp satılması fâiz olacağından câiz değildir. Siz vâdeli dolar alamazsınız. Vadeli dolar satamazsınız. Vadeli altın alıp satamazsınız. Bakın vâdeli dolar, vâdeli euro, vâdeli TL, vâdeli ne olursa olsun altın, siz bunu vâdeli olarak alıp satamazsınız. Vadeli olarak bu nakitlerin hangisini alır satarsanız, hangisini alır satarsanız fâiz olur. Bakın siz asla, ya Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh Hazretlerinden naklediliyor bu. iki tane sahâbe para alışveriş yapıyorlar. birisi dînârla gümüş alıyor.

Birisi dînârla gümüş alıyor. o dînâr, gümüşü verecek olan diyor ki birazdan ben sana getiririm. Hazret-i Ömer Efendimiz diyor ki yanından ayrılma. O nereye giderse diyor sen de git Hz. Peygamberden duydum diyor, sallallâhu aleyhi ve sellemden. Diyor ki yanından ayrılmayacak, yanından ayrılırsa fâiz olur dedi diyor. Hatta bir hadîs-i şerifte diyor o duvardan atlasa sen de duvardan atla. Bakın dolar alacaksınız öyle değil mi? Ondan sonra dolarca kaldırdınız telefon, parayı göndermediniz daha. Bana 10 dolar gönder oradan dediniz, aldım dediniz para gitmedi daha ona. Fâiz oldu. Para gidecek. Fiyat anlaşabilirsiniz sıkıntı değil. Fiyat anlaştınız. Abdüllatîf dolar kaç paraydi bugün? 13.500 lira. Satış mı? 13.500 satış.

Ben Abdüllatîf’e dedim ki Abdüllatîf bana 10.000 dolar alıver. 10.000 dolar alıver. Oradan konuştu dedi konuşun 500 hesabı bağladın, tamam. Daha bakın dolar benim cebime girmedi. Ben Abdüllatîf’e 10.000 dolar karşılığında parayı vereceğim. Abdüllatîf gidecek oradan benim adıma parayı verecek, doları alacak aynı anda. Derse ki 1 saat sonra dolar olacakmış al parayı geri Abdüllatîf. 1 saat sonra sen git parayı al. Neden? O 1 saatlik, 5 dakikalık, 10 dakikalık dahi ayrılmayacak. Girecek dolarcıya, parayı verecek doları alacak çıkacak. Eğer öyle olmazsa fâiz.


Altın, Hurma ve Kilo Takası

Artı pek sürmesi önemli değil. Fâiz. O zaman ne yapacak? Bu para üzerinde olan alışverişlerin hepsi de peşin peşin olacak, göz göre göre olacak. Konuyla alakalı Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. şöyle buyurdu. Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma, tuza karşılık tuz, cinsi cinsine birbirine eşit ve peşin olarak satılır. Altın, 24 ayar 24 ayar. Ya bu bilezikti. Yok canım kardeşim. Kaç gram bu bilezik? 10 gram. Al sana 10 gram altın. Ya bu bilezikti. Bunun işçiliği var da işçiliği ayrı konuş o zaman. Sen çünkü o esnada ne yapıyorsun? Altına karşılık altın alıyorsun. Gümüşe karşılık gümüş alıyorsun. Farkı olmayacak.

Şimdi bundan kurtuluşun yolu ne? Bundan kurtuluşun yolu şu. 10 gram altın satacaksın. Paraya çevir. 10 gram altın 800 de olsa ne yaptı? 8000 lira yaptı. 8000 liralığa git. 10 gramlık veya 7 gramlık, 8 gramlık işlenmiş altın al. Bu câiz mi? Evet. Ama ben Abdüllatîf’e gönderdim 20 gram altın. Abdüllatîf 20 gram bana oradan bilezik gönder dedim. Bu olmadı. böyle oldu. Bunda bir sıkıntı yok. Ama dedi ki bana bileziği gönderirim ama üzerinde şu kadar daha fark var. O zaman fâiz oldu. O zaman nakit hükmünde olur veya hurma. Hurma. Hep hurma olarak geçer çünkü hadîs-i şeriflerde. Bakın hurma yiyecek. Altın ise sarf. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. arpeydi hurmayı da altını da gümüşü de tuzu da konuşuyor.

Hurma iyi kötü ayrı mes’ele. Bir kilo hurma gönderdin bir kilo hurma alırsın. Ya bu hurma sukkariydi. Bu sukkari değildi. Mal vuruldu. Bir kilo hurma bir kilo hurma. Eğer yok bir hurmanın değeri düşük, öbür hurma daha değerliyse sen birbirini kim yapacaksa bunu paraya çevirecek, gidecek öyle alacak hurmayı. Öbür türlü bir kilo hurmaya bir kilo hurma. Bir kilo arpa’ya bir kilo arpa. Bir kilo buğdaya bir kilo buğday. Fazlalık olursa o zaman o fark fâiz oldu. Şimdi Fatih’i görünce aklıma şey geldi. Ne o? Armut geldi. Şimdi Fatihler armudu ne ile satıyor? Küle ile satıyor. Eğer taneye döndü, taneye döndü diyelim. Beş tane armuda, beş tane armut. Fatih diyecek ki bizim armutlar deveci armudu. Çocuk kafası gibi.

Bir tanesi yedi yüz elli sekiz yüz gram geliyor. Elmayla elma değişecekse böyle olacak. Ama yok. O elmayı aldı sattı. Beş tane elma, beş lira. Bende ki beş elma eğer öyle değilse üç lira. Gerçek benden beş elmayı üç liradan alacak. Eğer benim armudum iyi armut. Ben beş armudumun yerine sekiz armut alırım derse fâiz oldu. Anlayamadığınız yerde elinizi kaldırın. Başkasının sözü değil. Bu konuyla alakalı. 10 yıl geçmiş, 10 bin lira almış, ödeyememiş. Bu 10 yılda o zaman araba alıyordu. Arada 30 yıl geçti. Şimdi o parayla ancak bir üç tane sivri al, yedi üç tane ekmek al. Bu diyor câiz değildir. Bu adamı tutacak, o zaman altına çevirecek. Fâiz. Fâiz. Bu normalde Hanefî’ye göre fâiz. Bunu Hamdi Döndüren de iddiâ ediyor.

Bu fâiz. Bak bu direkt fâiz. O zaman o kimseye zararı hiç göze almayacak. Ticaretin helâlliği nereden kaldı ki? Yok. Bu direkt fâiz. Buğdayı, buğdayla takas et. Yok var. Buğdayı buğdayla takas et. Bunlar da arabalar aynı cins değil. Elmayla armutu değiştirebilirsin. Diyemezsin. Aynı araba, aynı model. Ama birisi 80 bin’de, birisi 20 bin’de. Aynı yaşta. Aynı yaşta. Aynı yaşta. Aynı yaşta. Aynı yaşta. Ama birisi 80 bin’de, birisi 20 bin’de. Aynı yaşta. Aynı olmuyor. 20 bin’deki alıp. Sıfır olursa aynı olur. Kilometre değerini değiştirdi. Değiştirdi. Efendim, sizlere altın borcum var veya döviz borcum var örneğin. Bunu TL olarak ödediğiniz zaman bu anki kurul. Tl olarak ödeyemezsin. Ne borçlandıysan onunla ödeyeceksin.

Bununla alakalı mısa o anki kurul hesaplayıp öyle bir şey var mı? Hanefî’ye göre yok. Hanefî’ye göre yok. Ne ile borçlandıysan onunla ödeyeceksin. Dövizle borçlanan dövizle. TL ile borçlanan TL ile. Bununla alakalı da hadîs-i şerîf var. O borçlu olan dediniz ya. Bununla alakalı hadîs-i şerîf var. Altınla borçlanan altınla ödeyecek. kağıt parayla borçlanan kağıt parayla. Gümüşle borçlanan gümüşle ödeyecek. Bu konuda kesin sahi hadîs var. O yüzden bir kimse ticaret yapmış. 20 yıl önce evet doğru. Bende bir sürü alacaklar öyle şimdi. Hepsi de kuş oldu. Hepsi de. Ama adam şimdi 8 milyar adamın çeki varmış. Aradan geçmiş 20 yıl. Hatta bir tane imam geldiydi öyle. İmam malı almış bizden. Aradan geçmiş 5 yıl.

Onunla olsana. Bir de geliyor kızıyor bana fâiz. Fâiz alacağım ben senden dedim ya. Faizle benim ne işim var dedim. Avukat istiyor. Avukat kendisi ister beni ilgilendirmez. Benim 5 lira senden alacağım var. Ben 5 lira mı bilirim dedim. Kaldırdım telefonu onun yanında. Dedim ben senden fâiz alıyor muyum? Hayır dedi. Dedim git onunla görüşeceğim. Ben avukat parası vermek istiyorum. İstersen hiç ödeme dedim. Üzerinden 5-6 yıl geçmiş dedim ya. İmamsın dedim. Mahşeri var dedim ya. İstersen hiç ödeme dedim. Ben sana 5 lira vereyim. Avukatın parasını komple sildir dedi. Sildirmem dedim. Ne yapıyorsan yap dedim. TL ile borçlanan TL ödeyecek. TL ile ödeyen TL ile ödeyecek. Hadîs var bu konuda. Evet. Bir adeli olarak parayı parayla satmak da faizdir.

Ribâ fâiz satış aktinde şart koşulan bedelin dışında, değiş dokuşta taraflarından birine sağlanan fazlalıktır. Ben özere bu kağıdı sattım. Kaç para? 10 liraya sattım. 10 liraya sattıktan sonra, ben özerden kalkıyorum, 11 lira para istiyorum. Bu fâiz oldu, fazlalık. Bakın bu fazlalık fâiz oldu. O zaman satış aktinde konuşulup konuşulmasına gerek yok. Her fazlalık fâiz. Para, değiş, dokuşu akti nakitlerde gerçekleşir. Bu akidde her iki bedelin de akd meclisinde teslim alınması gerekir. Çünkü Peygamber Efendimiz, gümüşü gümüşle değiştirdiğinizde bunları peşin olarak teslim alın buyurdu. Demek ki bütün nakit alışverişleri peşin olacak. Peşin. Bu akite konulursa, bu akite konulursa akd fâsid olur.

Sen bin lira hediye ettin, hîbe ettin. Bu ayrı. Bu hibeye giriyor. O fâize giriyor. Banka sana diyor ki şu kadar vereceğim senin 100 bin lirana.


Polis Satırdık ve TL Borç Hadîsi

Ben sana 10 lira verdim, ben senden 11 lira beklemiyorum. Evet yok. Veren kişi kendisi hediye etmiş. Onu da şüpheli görenler var. Sebep? Ya neden daha önce hediye etmedi ki sana hiçbir şey? Eyvallah. Bunu câiz görmüşler Hanefîler. Evet. Altını görecek alanda verenler. 500 liraya sat. Hanefî’ye göre sıkıntı yok. Bunda sıkıntı yok. kağıt her yerde 10 lira. Sen dedin ki 20 lira. Almasın adamı. Aldatmıyorsun, açık konuşuyorsun. İslâm’da aldatmak yasak. Günün geldiğinde kurdan… …oradan dolardan düşüyor ya da bugün yukarı. Ben size çeki veriyorum. Bugün dolar 10 lira. 10 bin dolar düştük. Bugün bitti. O evrağın karşılığı, vâdesi neyse. Karşılıklı Rıza çerçevesi. Bugün 10 bin dolar yapıyor o çeki karşılığı.

Düştü bitti. Vadesi gelmeden hakikati. Bakmam lazım. Öbür türlü kur bazıları. Siz dediğiniz gibi, vâdesi geldiğinde kur ne? Oradan düşüyor. O gibi bahsettiğiniz gibi fark oluşuyor. Burada da fark oluşuyor. Anlık olduğu için sonra. Evet, burada da fark oluşuyor. Olmuyor. Doları almadı çünkü o esnada. çünkü orada dolar hesabından düşecek. Dolar almış olması lazım. Doları almadı. Olmadı. 25 bin lira diyebilir. Şimdi alırsan 10 bin lira. 5 ay sonra ödersen 25 bin lira. 1 yıl sonra ödersen 35 bin lira. 5 yıl sonra ödersen 105 bin lira. Akd bitmedi daha. Alışveriş bitmedi daha. Ben aldım gönder. Öyle yok olmadı. Fâsid alışveriş oldu. Vadesi belli olacak, miktarı belli olacak. 5 bin liraya koltuğu aldı ama herif daha koltuk yok. 3 ay sonra çıkacaktı.

Parayı ödedi. 3 ay sonra koltuk yaptı. 105 bin lira oldu. Parayı ödemiştim. Parayı ödediyse o koltuğu gönderecekken 5 bin liradan. İstersen 130 lira olsun. Onun da para peşin mal vâdeli oldu. Sıkıntı yok. o derse ki bana para olarak getir. Gene olmadı. İşin doğrusu ol. Altın borçlanmışsın altın versen. Evraklı. O gün ki dolar kurunu faturalar vermiştim. Borçhanesinde de senin bu kadar bana TL borcun var. Bu vade geldiğinde TL olarak bana öder. Şeklinde oluyor. Gene olmadı. oradaki konuşulanın cinsi değiştiği anda iş fâize girdi. Pazarlık bitmedi daha. Alışveriş bitmedi. Akd bitmedi. Fiyatı da belli değil. Ucu açık. Fâsid alışveriş. Evet. Fâsid alışveriş. Evet. Fâsid alışveriş. Fâsid alışveriş.

Fâsid alışveriş. Evet. Ribâ. Olsun yine fâiz. Yine ribâ. 10 bin lira dedi. Ama iki hafta sonra döndü. Bu iki hafta süresince moruyla malzemesine zam geldi. İki hafta sonra aradı. 10 bin lira oldu. 12 lira. 10 bin lira dedi. Buradaki o 12 lira fâiz. Olmadı. Akd bitmemiş çünkü size. Akd bitmemiş. Akd bitmemiş. Karşı tarafı bırak etmediği için daha da bir düşünç tutuyoruz. 100 lira bir karşı tarafı. Bunların bir kaç akıları oluyor yoksa fâiz oluyor. Adama 120 lira, 118 lira malzemeye sattın. 100 liradan geri alıyorsun. O kabul ediyor mu? Sen malı iade mi alıyorsun geri mi satın alıyorsun? İade ise sen 118 ödeyeceksin. O da ödeyecek. İade faturası keseceksin zaten 18 gene ödemeyeceksin. Karşı tarafı kesmiyor.

Ha o kesmiyor. O kesmiyorsa o zaman, o zaman zararı çekecek. 8 tane almak istiyorum arkadaşlar. Siz diyorsunuz ki, sendekinin maliyeti 4 lira, senin maliyetin 3 lira. Sen bana diyorsun, bunun karşılığı için 7 tane vermeye gerekiyor ki ben sana… Fâiz oluyor aradaki fark. Ama 2. Maliyeti değiştiriyor mu? Cinsleri aynıysa fâiz oluyor. Anladım. Efendim 1997’de bu köylere polis satırdık. Babamla beraber. Köylün birinde bayağı ayıp bir paramız kaldı 650 milyon lira. O sene aynı sene biz 625 lira Anadolu bir araba almıştık. 2002’de bu borçlu olan geldi. Dedi ki benim o gün için 60 bin kola aldım. Bugün kola kaç para dedi. Babam da dedi ki, ismi Hasan’dı. Hasan’ın borcunu da 650 milyon lira. Şimdi 60 bin lira da yoksa başka bir şey yok.

Şimdi bu polis satırda çok büyük fark çıkıyor. 60 bin lira çok küçük para olmuştu. Hasan’ı israr edince babam dedi ki, ben alacağımın tefecisi değilim. Ödeyeceksen 60 bin lira da ödemeyeceksin. Ben o gün için içerlemiştim babam. Demek ki babamın yaptığı doğru. Babanın yaptığı doğru. Helal adammış baban. Ama bak mesela o şimdi ödeyecek olan var ya… Ödeyecek olan kendiliğinden, baban istemiyor orada. Kendiliğinden dese ki kendiliğinden. Baban istemiyor 650 liranın. Diyecek ki ben o gün için senden 10 bin kola aldıydım. Bugün 10 bin kola kaç para? az önce vardı ya hediye gibi konuşulan.


Kur Farkı ve Katmerli Fâiz

Bugün 10 bin kola 10 milyar lira. Ama daha önce 650 liraydı. Bugün 10 milyar lira. Şimdi borçlu olan kimse, al kardeşim bu 10 milyar lirayı, hîbe ettim ben dese… …karşıdaki kabul etse câiz olur. O 97’de yıl sonra hesabı yaparken babam sinirdiğinde… …baba 650 bin lira çok para nasıl sikerdim demiştim ben. Oğlum bir de Hasan abdü zora düştü. O Mert adam günü gelince gelir demiştim. Mert adammış o da. Mesela internet bankajının hakkında ne biliyoruz? Mesela internet bankajının ünitelerinden köpüs alım satılımı ya da altın hesâpları olur. Geri bondan veya bilgisayar üzerinden böyle alnı böyle altı oluyor veya köpüs oluyor. Hepsi de fâize giriyor. Daha oralara geleceğim şimdi. Kurtuluş yolunu göstereceğim size.

Mesela zeytin veriyoruz karşılığında başka zeytin sıkılmış yağını alıyoruz. Zeytin verip yağ alabilirsin. Hiç önlem değil. Zeytin verip yağ alabilirsin. Zeytin verip zeytin alamazsın. Anlaşıldı? az önce bizim Molla dedi ya 3 numara zeytin verelim 1 numara zeytin alalım. Bunu yapamazsın ama zeytin verip yağ alabilirsin. Zeytin verip buğday alabilirsin. Zeytin verip pirinç alabilirsin. Bunda bir beys yok. Sözün başında söyledim Türkiye Cumhûriyeti Devleti layık demokratik bir ülkedir. Ne o? Dini bir kurum yoktur dedim. Hiçbir hükmü yok. Normalde varsa ödemiyorsa günâh-ı kebâire giriyor. Ödemeye geldiğinde neyle borçlandıysa öyle ödeyecek. Evet değişmiyor bir şey. Sesini yükselt. Bir kapı sokuyoruz seni.

Bir insan ondan soruyor. Bir insanın müşteri malı iade ediyor. Görürken müşteri kendini patlamıyor. Normalde eğer ki cayan oysa orta yerde bir zarar varsa mal satan cayan kimse mal satanın zararını karşılamakla mükellef. Sen 95 model araba mı alacaksın? Ben 95 model araba mı alacağım? Sen 95 model araba kaça sattıysan parasını isteyebilirsin bir tek. O zaman bu minorda sıfır vardı. Şimdi o minoru istesem buradan git. Böyle işte. bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Bu kadar. Böyle işte. sıkıntılar burada. O zaman kaç paraysa o parayı isteyeceksin ondan. 2 milyar. Tamam yapacak bir şey yok. Onun da vicdanı. Ama vicdanın o adam rahat olacaksa olacak. Ama durum bu. Yok parayı alacaksın. TL satmışsın.

Ahmet gidecek vuracak adamı. Evet. Bin liraya altı ay sonra almak üzere bin beş yüz lirayla değiştirmek para üzerinden nesîe fâizidir. siz nereye olursa olsun bir yere bir para yatırdığınız bin lira. Oradan bin yüz lira alsanız daha iyi. O yüz lira ne olmuş oldu? Fâiz olmuş oldu. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda kur farkı üzerinden fâiz. Bu benim sözüm katmerli faizdir. Kur farkı üzerinden fâiz katmerlisidir. başka bir âyet-i kerimede kat kat fâiz yemeğini izliyor ya. Bu kur farkı üzerinden kat kat olmuş oluyor. Çünkü öbürkünün şeyi belli, miktarı belli. Adam yüzde yirmi ödeyecekti bir yıllık. Bunun miktarı belli değil. Yüzde yirmi alacak bir de kur farkını alacak. Hem kur farkını alacağından dolayı kur farkı alacak fâiz.

Öbür türlü normal fark alacak fâiz. Bir de doları TL’ye çeviriyor. Parayı da görmüyor. Anında alışveriş olmuyor. Oradan da fâiz. O yüzden katmerli fâiz. Şimdi geldik bu bankalar arasında transferlere. Ondan sonra yapılan işlemlere. Öyle ya. Şimdi biz bunları böyle ben size anlattım anlattım. Dediniz ki hepimiz de fâize gömüldük. Doğru mu? Hadîs-i şerîf. Ayrı zamanda öyle bir zaman gelecek ki, fâizle iştigâl etmeyen hiç kimse kalmayacak. Dağdaki çoban dahil. Yâ Resûlallâh, dağdaki çobanın işi ne? Faizle. O da diyor, fâizle iştigâl edenin yemeğine, davetine katılacak. Onun da kursağına fâiz girecek. Şimdi, ister şeyh ol, ister alim ol, ister zalim ol. Niye iş yaparsan yap. Türkiye Cumhûriyeti devletinde de yaşasan.

Almanya’da da, Fransa’da da yaşasan. Bütün işlemler fâizle mi? Evet. Ve bundan hepimiz de kursağımıza giriyor mu? Evet. Önce bir rahatlayın. Hep beraber fâizciyiz. Şimdi, fâize fâiz değil demek küfür. Sakın hâ! Özellikle bunları böyle beyan ediyorum ki, sakın fâiz değil demeyin. Çünkü fâize fâiz değil demek küfür. Şimdi, Hanefîleri kurtaran bir fetvâ var.


Hazret-i Abbâs ve Mekhûl Hadîsi

Hani bunu söylüyorum, çok eleştiriyorlar ya beni. Ben bunu söylerken, ben bunu anlatırken, insanları bu fâiz girdabından ben kurtarmıyorum. Bir hadîs-i şerîf var. O hadîs-i şerîf kurtarıyor insanları. Ne? Hazret-i Mekhûl hadîs-i şerîfi. Hazret-i Mekhûl kim? Tabiinden fakîh bir zât. Tabiinden fakîh bir zât. O bir hadîs-i şerîf naklediyor. Diyor ki, harbî ile Müslümanın arasında fâiz yoktur. ben gayr-i Müslim bir kimseye 1 lira verip 1200 lira alırsam fâiz olmadı. Ben gayr-i Müslim ikisiye 1000 lira verdim, 3000 lira aldım. Yine fâiz olmadı. Ben gayr-i Müslim bir kimseye 1000 lira verdim, 5000 lira aldım. Cihâd ettim neredeyse. 1000 lira verip 1500 lira da aldım, yine cihâd ettim. Neden? Harbimi ekonomik olarak çökertiyorum.

Buradaki mantık bu. Çünkü Hazret-i Abbâs radıyallâhu anh hazretlerinin Mekke’deki işi para satmaktı. Müşriklere fâiz, para satıyordu. Ahir zamanla alakalı hadîs-i şeriflerde der ki, Benî Abbâs’ın çarkı yeniden döndüğünde, Benî Abbâs’ın çarkı yeniden döndüğünde kıyâmeti bekleyin manasında, Benî Abbâs’ın çarkı nedir? Faizdir. Fâiz ümmetin içerisinde yeniden dönmeye başladığında âhir zaman alâmeti, siz kıyâmeti bekleyiniz. Çünkü hem Bedir zamânı hem de Uhud zamânı, Hazret-i Abbâs Müslüman, Hazret-i Abbâs Müslüman olmasına rağmen fâizcilik yapıyor. Faizle alakalı Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, ona herhangi bir kısıtlama getirmiyor. Müşriklere para satıyor Hazret-i Abbâs, zengin.

Hazret-i Abbâs ticareti çok iyi bilen tâbiri câiz ise paraya hakim ve parayı seven bir kimse. Bunu küçümseyici olarak söylemiyorum. Ticareti çok iyi biliyor, para işlerini çok iyi biliyor. Ne zaman Hazret-i Abbâs’ın faizleri kaldırıldı? Mekke fethedildiğinde. Mekke fethedilince kadar Hazret-i Abbâs radıyallahu an hazretlerinin Mekke’deki müşriklere fâizle olan alışverişleri devam etti. Şimdi bir bu ölçü, ikincisi Hazret-i Mekkul hadîs-i şerîfi Dârü’l-Harb’ta harbî ile mü’minin arasında fâiz yoktur diye. Şimdi Müslümanların yönetimde olmadığı gayri-İslâmî hukukun icra edildiği her yer Dârü’l-Harb’tır. Müslümanların tekrar yönetime hakim olmadığı ve gayri-İslâmî hukukun uygulandığı her yer Dârü’l-Harb’tır.

Şimdi aynı zamanda da Mehmed Emin’e cevap oldu. Han dedi ya, hakim fâizle alakalı dava veriliyor. Çünkü gayri-İslâmî bir hukuk. Gayri-İslâmî bir hukukta mü’minle kâfirin arasında fâiz kalmadı. E şimdi, ama şunun altını çiziyorum. az önce Dârü’l-Harb’ta borç alışverişi nasıl olacak dedi. Nerede olursanız olun, Müslümanın Müslüman’la fâiz alması, vermesi câiz değildir. Nerede olursanız olun, ister Dârü’l-Harb’ta, ister Darül İslâm’da, nerede yaşarsanız yaşayın. Müslüman bir kimseden siz fâiz alamazsınız. Mümkünse de vermeyin, veremezsiniz de. O yüzden Müslüman borç alışverişlerine dikkat etmekle yükümlüdür. Bakın dikkat etmekle yükümlüdür. Kimden mal alır, kime mal satar? tacir bu konuda işini bilen insanın hükmündedir.

Ben bilmiyordum, tiansın demek yoktur. Bileceksin, öğrenceksin. Böylece Müslüman bir kimseden fâiz almayacağını da bileceksin. Şimdi sıra geldi, devletin açıkladığı bu kur artı fâize. Şimdi devlet İslâm mı? Devlet kendisi diyor ki ben İslâm değilim.


Dârü’l-Harb, Piyango ve Şâfiî Fetvâsı

Benim hukukum da İslâm değil diyor. O zaman alınabilir mi? Alınabilir. Buradan hareket ederekten alınabilir. Anlaşıldı değil mi mesela? Bak buradan hareket ederekten alınabilirsiniz. Şimdi, elektrik parası, su parası, doğalgaz, telefon ödeyemediniz, fâiz ödediniz, vergi dairesi, fâiz ödediniz. Bakın bunların hepsi de giriyor mu işin içerisine? Giriyor. Dârü’l-Harb hukuku olunca buradan kurtuluyorsun. Yoksa annenle Kâ’be duvarının dibinde zinâ etmiş gibi günâha gireceksin. Bu hadîs-i şerîfi de kabullenmek istemiyorlar. Ne dedi birisi böyle hadîs mi olurmuş ya dedi. Okudun mu dedim hiçbir hadîs kitabı? Okumamadım ama böyle bir hadîs olmaz dedi. Sen fâizcisin o zaman dedim. Ama mü’min mü’minden asla alamaz.

Evet. Şimdi, darülharpte hadler düşer. Had ceza uygulayamazsınız. O yüzden normalde İslâm’ın temel yönetimi, temel hükümleri uygulanması mümkün değildir. İslâm’ın vermiş olduğu cezalar da düşer. Bakın burları tehlikeli sözler. Ama fıkıh kitaplarında vardır. Harbîden bir şeyi çalsan, bir şeyi gasp etsen, harbîden. Bu câiz olur. Bunlar darülharp hukukunun içinde. Bunları konuşmazlar. Bunları konuştuklarında anarşi çıkar ortalığa çünkü. Mesela siz İngiliz Hespici miydi? Neyse İngiliz Bankası’nı dolandırabilirsiniz darülharpta. Örnek, gidip milyon dolarlar kredi çekip üstüne yatabilirsiniz darülharp hukukunda. Bunun gibi şeyler var. Mesela darülharpta üteceğin belliyse kumara oynayabilirsin harbîden.

Sakın o Millî Piyango şunlar bunlar bunlara bakmayın. O milli piyangoların hepsi de ayarlanıp düzenleniktir. Oradan böyle göstermelik birisine bir para kazandırırlar. Hep üterler oradan. Öyle o milli piyangoyu da kalkıp da o demir önünde yedirmezler öyle. Sakın zannetmeyin demir önünde o parayı yiyor diye. Öyle yedirmezler onlar öyle paraları. Allâh bizi affetsin. Ama millet Allâh affetsin. Gidecek, oraya Millî Piyango alacak, besleyecek öyle. Ondan sonra da o parayı birileri çöküyordur muhakkak. Ha kim çöküyordur kim çökmüyordur? Elimde bir delil var mı? Yok. Kendimce düşünüyorum. Ulan bu kadar para diyorum bunu serbest bırakırlar mı? Birileri mutlaka çöküyordur. Ondan sonra da birisi kazanıyordur muhakkak.

Kazanan kim acaba? Göstermelik birisini gösteriyorlardır. şu kadar milyon şey çok güzel. Millî Piyango birine tam bilet çıktı. kaç trilyon aldı? 100 trilyon oldu. Ama şahsın kimliği belli değil. O zaman gülüyorum ben. Aha diyorum paraya kondu gene birisi diyorum içimden. Şimdi dışından söylüyorum. Adam 100 trilyon çıkacak kimliği açıklanmasın. Ama borç dağıtma olacak. Hayden gelmiş huy eysin. O zaman bende bir şüphe oluşuyor. Diyom ki bu paraya kondu gene birileri diyorum. Öyle ya kimliği açıklanmayan bir kimseye çıktı para. Millet gazeteciler harıl harıl adamı arıyorlar. Yok ulan adam. Yer yarıldı yerin dibine girdi sanki. Böyle son zamanlardı bu 5-10 yıldan beri kendi kendime düşünüyorum. Diyom bu paraya birileri çöküyor.

Ha kim çöküyor? Nerede çöküyor? Nasıl çöküyor? Hangi karanlık odada çöküyorlar? Var böyle tahminlerim benim. Ama susuyorum. Çünkü elimde bir delil yok. çökeni tanıyacağım ama. Tanıyorum çökeni. Ama elimde delil yok. Bunun gibi Dârü’l-Harb’te mesela bir kimse Almanya’da Millî Piyango oynatıyor. Almanya Millî Piyango idaresini aldatabilir mi? Evet. Orayı çökebilir mi? Evet. O para câiz olur mu? Evet. Veyahut da gitti Almanya Millî Piyango idaresine. Ondan sonra bastı, çöktü, aldı parayı. Câiz. Dârü’l-Harb’te mü’minin malı, canı, aklı, dini, namusu emniyette olmadığı gibi fetvâ böyle der çünkü. Harbinin de yoktur der. Bunlar İslâm dünyasında bilhassa Türkiye’de konuşulmaz. Allâh muhâfaza eylesin.

O yüzden tabi Hanefîlerden İmâm Yûsuf’la, İmâm-ı Şâfiî bunu kabullenmemiş. Bunun da altını çizelim. İmâm Yûsuf burada, İmâm Muhammed de İmâm-ı Âzam’dan ayrılmış. Demek ki İmâm-ı Şâfiî bunu kabul etmedi. Nerede olursa olsun câiz değildir demiş. İmâm-ı Şâfiî de aynı şekilde demiş. Fâiz faizdir demiş. Yalnız İmâm-ı Şâfiî’nin bir fetvâsı daha var. Orada İslâm hukuku uygulamıyorsa son Müslüman şehit oluncaya kadar Müslümanların orada İslâm hukukunu icra etmeye çalışır. İmâm-ı Şâfiî’de böyle bir sıkıntılı fetvâ var. Şâfiîler o yüzden örneğin kıl beşi bitirişi yapamazlar. Sıkıntılı fetvâlar var Şâfiîler’de. O yüzden bilmem bir hızla da yapmamışlar. Fakat bu hızda bir hızla da yapamazlar. Fakat bu hızda bir hızla da yapamazlar.

Kıl beşi bitirişi yapamazlar. Sıkıntılı fetvâlar var Şâfiîler’de. O yüzden bilmem bir hızla Hanefî’ye geçmeler lazım. Saat de geçti. Hakkınızı helâl edin. Burada küçük küçük hadîs-i şerîfler var. kısa kısa onları da okuyayım. Hazırlık yapmışken hakkınızı helâl edin. Kim bir kardeşinin işini yapmak için aracı olur? O da buna karşılık bir hediye verirse, hediyeyi kabul ettiği takdirde fâiz kapılarından büyük bir kapıya girmiş olur. Anladınız mı? Ben şimdi Hüseyin Ağa’ya bir şey yardımcı oldum. Bir şey de yardım ettim. Hüseyin Ağa’yı belediyeye kattım. İşe girdi. Hüseyin Ağa da kalktı. Dedi ki beni belediyeye işe kattı dedi. Ben dedi ona örneğin. Ben de ona örneğin. ne? Bin lira hediye vereyim dedi.

Fâiz oldu. Anladınız mı? Ben alırsam. Biriniz kardeşine ödünç para verirdi. Ödünç alan kimse ona bir şey hediye ederse kabul etmesin. Bu da sana cevap. Veya bineğini bindirmek isterse onu bilmesin. Ancak daha evvel aralarında hediyeleşme ve yardımlaşma cari ise bu müstesna. Anlaşıldı mı? Bu işin takvâ noktası. Daha önce birbirlerine hediyeleşiyorlarmış. Bunda bir sıkıntı yok. Ama borç para verince hediyeleşme oldu. Bunda sıkıntı var. Bazı işlerimiz oluyor. adamlar onlara bir şey vermeden işimiz çözmüyor. Câiz. Dârü’l-Harb’te rüşvet vermek caizdir. İşini görmek için. Daha açık fetvâ. Dârü’l-Harb’te bir kimse hakkı olan bir şeyi alamıyorsa, rüşvet vermesi caizdir. Bazen insanın beline beline vurmak isterler.

Ben bele vurmak isteyenlerin kafasına vururum. Tamam. Sabahtan beri anladıklarımdan bir şey anlamadın o zaman. Mübarek insan. Sohbeti dinlemedin mi baştan sona? Baştan sona? Türkiye Cumhûriyeti Devleti, layık, demokratik bir devlet. Burada dini bir kurum var mı dedim. Yok dedim. Fâiz olurdu. Yine dinlememişim bak. Konuştukça dinlemedin. Hiçbir yere çıkıyor meydana. Evet. Muhakkak ki fâizin en şiddetlisi haksız yere bir Müslümanın şerefine dil uzatmaktır. Bakın fâizin en şiddetlisi neymiş? Bir Müslümanın şerefine, haysiyetine dil uzatmakmış. Bu da ayrı bir fâiz. Allâh muhâfaza eylesin. Haklarınızı helâl edin. Bu sohbet biraz böyle dikkat isteyen bir sohbetti. O yüzden özellikle dinlemenizi tavsiye ettim.

Ve özellikle anlamadığınız yeri arada sorun dedim. Yine de bu sohbeti inşâallah geriye sarar, dinlersiniz. Ben fâizin ne olduğunu, nelerde fâiz olup olmadığını söyledim. O yüzden sonuçta biz bu devletin sınırları içerisinde yaşıyoruz.


Fâizden Uzak Durma ve Kapanış

Bu devletin hukuku ile yaşıyoruz. Bu hukuk İslâmî değil. İslâmî olmadığı için biz mecburiyetten bu fâiz girdâbının içindeyiz. Devletle ve kurumlarla olan ilişkilerimizin hepsi de bu manada fâizle yönetiliyor ve yönlendiriliyor. Bizim bireysel birbirlerimizden bundan sorumluyuz. Biz bireysel birbirlerimizle olan alışverişlerimizde mümkün olduğunca, ama direkt ama indirek faizlerden uzak durmaya gayret edeceğiz. Bu işin takvâ noktası, bankalardan fâiz almak için uğraşmayacağız. Bakın bu işin takvâ noktası diyorum. Bankaların verecek olduğu faizlerden uzak duracağız. Biz bu tip işlere girmeyeceğiz. Mecbur kaldık. Adamın başını sokacak bir ev alması asli ihtiyacındandır. Hanifelere göre. Bir bineğinin olması asli ihtiyacındandır.

Bunun gibi bir asli ihtiyacı karşılamak için bankalardan böyle alışveriş yapılabilir mi? El cevap yapılabilir. Mümkünse bundan da uzak durun. Bakın mümkünse bundan da uzak durun. Mümkün olduğunuz noktada dairede bankalardan uzak durmaya gayret edin. Bakın gayret edin. Bankaların faizlerinden uzak durmaya gayret edin. Kredi almamaya gayret edin. Onlara borçlanmamaya gayret edin. Mümkünse hâliniz kadar yaşayın. Mümkünse ama bazı âileler vardır bazı insanlar vardır yapacak bir şey yoktur. bir birikimde bulunayım bir ev sahibi olayım veya bir araba sahibi olayım. 20 ay vâdeli 30 ay vâdeli bir araba alayım. Asli ihtiyacı veya bir kimsenin işi var. O işini yürütmesi için bir tan arabaya ihtiyacı var.

Bir makineye ihtiyacı var. Çünkü işini yürütçek o kimse. Bu tip mecburiyet söz konusu olursa buna söyleyecek bir sözümüz yok. Ama bir mecburiyet yok ise uzak durmaya gayret edin. İşin takvâ tarafı bu. Ha birisi diyorsa ki ya bu fazlalık fâiz değil. Fâiz canım kardeşim. Her türlü fazlalık fâiz. Bakın tekrar altını çiziyorum. Kim ne anlatırsa anlatırsa anlatsın. Kim ne söylerse söylesin. Kim ne fetvâsı veriyorsa versin. Her fazlalık faizdir. Her fazlalık. Mümin mü’minden bu fazlalık almamaya gayret edecek. Almayacak istemeyecek. Bundan uzak duracak. Ama bireysel olarak. Ama öbür türlü kurumlar arası, bankalardır, devlettir bunlardan kaçması biraz zor. Hakkınızı helâl edin. Sürç-i lisân ettiysem affola.

Tekrar tekrar söylüyorum. Sohbeti dinlemek isteyenler geriye dönüp yayınlandığında dinlesinler. Anlamadıkları yer var ise önümüzdeki haftaya gene soru halini buraya getirsinler. Ama sohbeti dinleyin. böyle dinlemeden boş soru sormayın. Dinleyin. Anlamadığınız yeri sorun. Biz bir daha anlatalım. Sıkıntı değil. O yüzden şimdi arkadaş belki de canı sıkıldı bele vurmak diye ben genel olarak ibareleri sıralarım. Bu ibareler fıkıh kitaplarından aldığım ibarelerdir. Bunu böyle geniş ölçekte sohbet eden belki de yegane tek kişiyim Türkiye’de. Ben de Don Kişot değilim. Yel dermin, yel değirmenleriyle savaşacak kadar ahmak değilim. Hüseyin Ağam’ı de buraya el-Hidâye’yi getirdim. Burada kitap. Dârü’l-Harb ile alakalı bahsi de burada. 111. sayfa.

Açın okuyun el-Hidâye’den. 111. sayfa. İbare şu. Savaş ülkesinde Müslüman ile harbî Müslümanlara karşı çarpışan gayr-i Müslim arasında ribâ yoktur. Demek ki normalde gayrimüslimlerle Müslümanların arasında fâiz yok. İbare burada açıp okuyabilirsiniz. Siz herhangi bir bankayı Müslüman görür müsünüz? Sana cevap oldu bu da. Evet. O yüzden bu normalde bununla alakalı daha başka yerlerde bu konuda açıklamalar var, fetvâlar var. O yüzden mesela İbn-i Âbidîn’de var, Fetâvâ-yı Hindiyye’de var, Dürerü’l-Hükkâm’de var, Dört Mezheb Ceziri’de var. Bunları arzu edenler, bunlara bakıp öğrenebilirler. Efdalü’z-zikri fa’lem ennehû. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. El-Fâtiha. Âmîn.


Kaynakça ve Referanslar

  • Kuveyt Türk Katılım ve Hutbe Edebi: Katılım bankacılığı mudârabe-muşâreke yapısı tartışması — Hayrettin Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku III. cilt “Fâizsiz Bankacılık” bölümü; Hamdi Döndüren, Çağdaş Ekonomik Problemlere İslâmî Yaklaşımlar (Erkam Yayınları); Kur’ân tilâvetini dinleme emri — A’râf 7/204 (“Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size rahmet olunsun”); Cum’a hutbesini dinleme farzı — Buhârî, Cum’a 36; Müslim, Cum’a 11 (hatîb hutbeye çıktığında sus); İmâm Ebû Yûsuf, Kitâbü’l-Harâc, Cum’a bâbı; İbrâhîm Halebî, Mülteka’l-Ebhur, Cum’a namâzı bâbı (hutbe esnâsında konuşmanın mekrûhluğu)
  • Âhiret Amelleri ve Metavers Aldatması: Amellerin kurtarmaya yetip yetmeyeceği hadîs-i şerîfleri — Buhârî, Rikâk 18 ve Müslim, Münâfıkîn 76 (“Sizden hiçbirinizi ameli cennete sokmayacaktır — Yâ Resûlallâh seni de mi? — Beni de, ancak Allâh’ın rahmeti bürürse müstesnâ”); Allâh’ın rahmeti ile kurtuluş — Mâide 5/9; metaverse/sanal arsa aldatması eleştirisi — gerçek arz-toprak ikâmesi vurgusu; Bakara 2/22 (“Yeryüzünü size döşek kıldı”); Hûd 11/61 (“Sizi yerden yarattı ve orada îmâr etmenizi istedi”); zirâî toprak-mülk edinme fazîleti — Buhârî, Müzâraa 1; Bursa sanayi bölgesi örneği üzerinden maddî-arz merkezli yatırım tavsiyesi
  • Meryem Vâlidemize İftira ve İlahiyat: Hazret-i Meryem Vâlidemiz’e iftira eden 9 Eylül Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi dekan yardımcısı hadisesi (2022 Ocak); Meryem Sûresi 19/27-28 (kavminin Meryem’e iftira teşebbüsü); Âl-i İmrân 3/42 (“Allâh seni seçti, tertemiz kıldı, âlemlerin kadınlarına üstün kıldı”); Nisâ 4/156 (“Meryem’e karşı söyledikleri büyük iftirâ sebebiyle”); târîhselci-evrenselci-hadîs inkârcısı ilâhiyat ekolleri tenkîdi — İsmâil Kara, Cumhuriyet Türkiyesinde Bir Mesele Olarak İslâm; Kur’ân’ı yeniden yazma teşebbüsleri — Mustafa Öztürk-Mehmet Okuyan okumaları — akademik polemik; Türkiye Cumhûriyeti’nin lâik-demokratik kuruluş felsefesi — 1924 Tevhîd-i Tedrîsât Kânûnu ve 1928 Anayasa değişikliği ile “devletin dîni İslâm’dır” ibâresinin kaldırılışı — Düstûr Külliyâtı; Diyânet-ilâhiyat kurumlarının hukuk-siyâset içi konumu
  • Cihat Kızak, Mustafa Öztürk ve Kur-Faiz: Ankara İlâhiyat Fakültesi’nden bâzı hocaların “bu âyetler Allâh’ın âyetleri olamaz” iddiâsı — Mustafa Öztürk, Kur’ân Kıssalarının Mahiyeti (2016) ile başlayan tartışmalar; Cihat Kızak ve Mehmet Aydın çizgisi — modernist Kur’ân okuması tenkîdi; Kur’ân-Sünnet-Fıkh bütünlüğüne dâir Yusuf el-Karadâvî, Fıkhü’l-Evleviyât; “kur artı fâiz” modeli (Kur Korumalı TL Mevduâtı — 21 Aralık 2021 T.C. Hazîne ve Mâliye Bakanlığı açıklaması); klasik Hanefî fıkhında fâiz yasağı — Kâsânî, Bedâi’u’s-Sanâi’ V. cilt Fâiz Kitâbı; Merğînânî, el-Hidâye, Kitâbü’l-Büyû’ Bâbu’r-Ribâ; enflasyon kadar fâize cevâz fetvâlarının klasik fıkıh hükümlerine aykırılığı — Hayrettin Karaman, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münâsebetleri
  • Cübbeli, Bursa Müftüsü ve Âile: Cübbeli Ahmet Mahmut Ünlü’nün kur korumalı mevduât yorumuna katılmama beyânı; sûfîler/ehl-i tarîkat içinde ehil olmayan şeyh, para toplayan-dilenen şahıslar tenkîdi; Karabaş-ı Velî Tekkesi’nin kapatılması mes’elesi — Bursa Müftüsü, Bursa AK Parti Teşkilâtı ve Vâliliğin bu süreçteki rolleri; Türk Devletleri Teşkilâtı (11 Kasım 2021 İstanbul Zirvesi) ardından Kazakistan’daki plakasız araçlarla silâh dağıtımı iç karışıklığı (2-5 Ocak 2022) ve Rusya’nın KGAÖ üzerinden müdahâlesi — jeopolitik tesbît; iş yerlerinde mobbing uygulamasının kul hakkı cihetinden haramlığı — Ebû Dâvûd, Edeb 36 (“Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez”); Zümer Sûresi 39/29 (“Allâh müşrikle muvahhide örnek verdi — efendileri kendisi hakkında çekişen köle ile yalnız bir efendiye teslim köle bir olur mu?”); büyü-cin isâbeti hâdiselerinde rukye-müftü-psikiyatri dörtlüsü — İbn-i Kayyim, et-Tıbbü’n-Nebevî; Buhârî, Tıb 38 (rukye-i şer’iyye); âile içi kavga ve sabır — Nisâ 4/19 (“Hanımlarınızla iyi geçinin”)
  • Bakara 275 ve Ribânın Ta’rîfi: Bakara 2/275 (“Fâiz yiyenler şeytân çarpmış kimse gibi kalkarlar — Allâh alışverişi helâl kıldı, fâizi harâm kıldı”); 2/276 (“Allâh ribâyı mahveder, sadakaları arttırır”); 2/278-279 (“Ey îmân edenler, Allâh’tan korkun ve ribâdan geri kalanı bırakın — eğer yapmazsanız Allâh ve Resûlü ile savaşa girdiğinizi bilin”); Âl-i İmrân 3/130 (“Ey îmân edenler, ribâyı kat kat arttırılmış olarak yemeyin”); Rûm 30/39 ve Nisâ 4/161 (ribâ yasağı); Kur’ân’ın kat’î hükmüne ictihâd müdâhalesinin imkânsızlığı — Gazzâlî, el-Müstasfâ; Şâtıbî, el-Muvâfakât III. cilt (delâlet mertebeleri); Ribânın lügât ma’nâsı “mutlak fazlalık” — Râgıb el-Isfahânî, Müfredâtü’l-Kur’ân; şer’î istilâh ta’rîfi — İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’l-Büyû’ Bâbu’r-Ribâ; muâvaza akdinde fazlalık ve karşılıksızlık şartı — Kâsânî, Bedâi’u’s-Sanâi’; dirhem-dirhem hîbe örneği ve akd-fâiz ayrımı
  • Sarf Akdi ve Vâdeli Döviz Yasağı: Sarf akdi (altın-gümüş-döviz mübâdelesi) ta’rîfi — İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’s-Sarf; İmâm Serahsî, el-Mebsût XIV. cilt; peşin teslîm şartı ve nesîe ribâsına dönüş — Müslim, Müsâkāt 79-85 (“Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla cinsi cinsine peşin olmak üzere”); Buhârî, Büyû’ 78; Hazret-i Ömer’in Ebû Mûsâ el-Eş’arî hadîsi — Müvaṭṭa’, Büyû’ 30; sahâbe-i kirâm arasında sarf işleminde “yanından ayrılma — duvardan atlasa sen de atla” îkāzı; vâdeli dolar/euro/altın alış-satışının câiz olmayışı — Hamdi Döndüren, İslâm Hukûkuna Göre Alım-Satımda Kâr Hadleri; işlenmiş altının işçilik farkı için önce paraya çevirme yolu — Alâüddin Haskefî, ed-Dürrü’l-Muhtâr; fiyat anlaşmasıyla aracı alış örneği (peşin teslîm şartı korunduğunda)
  • Altın, Hurma ve Kilo Takası: Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya buğday, arpaya arpa, hurmaya hurma, tuza tuz — cins cinsine eşit ve peşin kâidesi — Müslim, Müsâkāt 75-82; Nesâî, Büyû’ 41; “iki sâ’ âdi hurmayı bir sâ’ iyi hurmaya verme — bunun adı ribâdır, önce sat sonra al” hadîsi (Buhârî, Büyû’ 89; Müslim, Müsâkāt 95); aynı cinsler arasında kalite farkı şart koşulursa ribâ oluşu; elmaya elma, armuda armut mukâyesesi (deveci armudu örneği) ile modern gıda misâli; aynı model-yaş arabaların kilometre farkı ve mâliyet farkı tahlîli; iki sene-on sene-otuz sene içinde değer kaybına uğrayan çek-poliçe alacaklarının altına/döviz’e çevrilmesi teklîfinin ribâ oluşu — Hamdi Döndüren’in bu konudaki iddiâsına mukabil Hanefî klasik fetvâsı; borcun cinsiyle ödenmesi — Beyhakî, Sünen VI. cilt; eski nakd ile borçlandıysan aynı nakd cinsiyle ödeme zorunluluğu; farklı cinsleri takas (zeytin verip yağ/buğday/pirinç alma) — câiz mu’âvaza
  • Polis Satırdık ve TL Borç Hadîsi: 1997 köylerde polis satırı satışı anekdotu ve 650 milyon lira alacağın 2002’de değer kaybı mes’elesi; Hasan isimli borçlunun alacağın güncellenmesi teklîfi ve “ben alacağımın tefecisi değilim — 650 milyon lira aldıysan 650 milyon lira ödeyeceksin” beyânı — klasik Hanefî fetvâsının tatbîki; borçlunun kendi rızâsıyla hibe yapması hâlinde fazlalığın ribâya girmemesi — İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’l-Hibe; TL ile borçlanan TL ile öder hadîs-i şerîfi — Ebû Dâvûd, Büyû’ 13; İbn-i Mâce, Ticârât 58; altınla borçlanan altın, gümüşle borçlanan gümüş — Nesâî, Büyû’ 44; fasit (fâsid) alışveriş ve mâliyet fâsıla farkı (3 lira mâliyet-4 lira mâliyet aynı cinste ribâ sebebi); koltuk siparişi örneği ve vâdeli teslîm (selem akdi) sınırları — Buhârî, Selem 1 (“Vâde, ölçü ve tartıyı belli kılarak selef yapsın”); fiyat belirsiz alış-verişin fasitliği — Merğînânî, el-Hidâye, Kitâbü’l-Büyû’
  • Kur Farkı ve Katmerli Fâiz: Kur artı fâiz modelinin “kat kat fâiz” sınıfına girişi — Âl-i İmrân 3/130 (“Ribâyı kat kat arttırılmış olarak yemeyin”) okuması; belirsiz (ucu açık) fâiz oranı ile dövizin TL’ye dönüşümü arasında gören anda teslîm eksikliği — sarf akdi bozukluğu ikilisi; internet bankacılığında döviz-altın alış-satışının aynı mahzûrları barındırması; zeytin-zeytinyağı takasında cins değişikliği dolayısıyla câiz oluşu; fâize iştigâl etmeyenin kalmayışı hadîs-i şerîfi — Ebû Dâvûd, Büyû’ 3; Nesâî, Büyû’ 2 (“Öyle bir zamân gelir ki insanlar fâiz yemekten kaçınmazlar, kaçınanlara da dumanı ulaşır”); dağdaki çobanın dahi davet-yemek yoluyla fâize ortak olması; fâize “fâiz değil” demenin küfre girişi — İbn-i Âbidîn, Risâle fî Masâili’l-Ribâ; fâiz şüphesinin “annesi ile Kâ’be duvarının dibinde zinâ etmiş kimse” mukâyesesi — Ahmed b. Hanbel, Müsned II/225
  • Hazret-i Abbâs ve Mekhûl Hadîsi: Tâbi’înden fakîh Mekhûl’un naklettiği hadîs-i şerîf: “Dârü’l-Harb’te Müslüman ile harbî arasında ribâ yoktur” — Serahsî, el-Mebsût XIV/56; Kâsânî, Bedâi’u’s-Sanâi’ V/192; İbn-i Nüceym, el-Bahrü’r-Râik VI; Hanefî doktrininin İmâm Ebû Hanîfe ve İmâm Muhammed’de kabûlü (İmâm Ebû Yûsuf ile İmâm-ı Şâfiî muhâlefeti); Hazret-i Abbâs radıyallâhu anh’in Mekke müşriklerine Bedir-Uhud-Hudeybiye arasındaki dönemde para satmaya (fâizle borç vermeye) devâm etmesi — İbn-i Sa’d, et-Tabakātü’l-Kübrâ IV; İbn-i Hişâm, Sîretü’n-Nebeviyye; Hazret-i Abbâs’ın ribâ işlemlerinin Mekke fethi (8. H.) anında Vedâ Hutbesi’nde iptâl edilişi — Müslim, Hacc 147 (“Câhiliyye ribâsının hepsi kaldırılmıştır, kaldırdığım ilk ribâ Abbâs’ın ribâsıdır”); Benî Abbâs’ın çarkı yeniden dönerken kıyâmet alâmeti oluşu — Süyûtî, Câmi’u’s-Sağîr ve el-Heytemî, es-Savâ’iku’l-Muhrika; Dârü’l-Harb ta’rîfi — gayr-i İslâmî hukukun icrâ edildiği her yer
  • Dârü’l-Harb, Piyango ve Şâfiî Fetvâsı: Dârü’l-Harb’te hadlerin düşmesi — Serahsî, el-Mebsût IX/57; Müslüman ile harbî arasında mâl-can-aklın emniyet dışı oluşu ve harbînin de emniyeti olmayışı — Merğînânî, el-Hidâye 111. sayfa “Müslüman ile harbî Müslümanlara karşı çarpışan gayr-i Müslim arasında ribâ yoktur” ibâresi; Fetâvâ-yı Hindiyye III, Kitâbü’s-Siyer; İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’l-Cihâd; Dürerü’l-Hükkâm Şerh-i Mecelle; Dört Mezheb fıkhı — Abdurrahmân el-Cezîrî, Kitâbü’l-Fıkh ‘ale’l-Mezâhibi’l-Erbaa; Millî Piyango-Almanya Lotto örnekleri ve gayr-i Müslim kurumları aldatmanın câizliği — tehlikeli fetvâ olduğu için kamuoyunda konuşulmayışı; Dârü’l-Harb’te rüşvet vermenin câizliği (hakkın alınmasında son çâre) — İbn-i Âbidîn, Risâle fî Ahkâmi’r-Rüşve; İmâm-ı Şâfiî’nin Dârü’l-Harb’te dahî fâizin harâmlığı fetvâsı — Şâfiî, el-Ümm III, Kitâbü’s-Sarf; son Müslüman şehît oluncaya kadar İslâm hukukunu icrâ etme vecîbesi — Şâfiî, er-Risâle; Hanefî ekolünden İmâm Ebû Yûsuf’un da bu meseledeki Şâfiî çizgisine yaklaşımı — Kâsânî, aynı eser
  • Fâizden Uzak Durma ve Kapanış: Bireylerin fertler arası alışverişlerinde mutlak fâiz yasağı ve kurum-devlet münâsebetlerinde zarûret çerçevesi; banka kredilerinden mümkün mertebe uzak durma tavsiyesi — “haliniz kadar yaşayın” düstûru — Buhârî, Rikāk 3; aslî ihtiyâç kaydında ev ve binek edinme için bankadan istikrâz câiz görüşü — Hanefî fetvâsı, Fetâvâ-yı Hindiyye III; zarûret hâli fıkıh kâidesi — Mecelle Madde 21 (“Zarûretler mahzûrlu şeyleri mübâh kılar”) ve Madde 22 (“Zarûretler kendi miktarınca takdîr olunur”); haksız yere Müslümanın şerefine dil uzatmanın fâizin en şiddetlisi oluşu hadîs-i şerîfi — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat; Ebû Dâvûd, Edeb 36; İbn-i Mâce, Fiten 20 (“Ribânın yetmiş küsûr şu’besi vardır, en hafifi kişinin annesi ile zinâ etmesi gibidir, en şiddetlisi Müslümanın ırzına dil uzatmaktır”); fıkıh kitaplarından mürâcaat kaynakları — İbn-i Âbidîn Reddü’l-Muhtâr, Merğînânî el-Hidâye, Fetâvâ-yı Hindiyye, Dürerü’l-Hükkâm Şerh-i Mecelle, Cezîrî el-Fıkh ‘ale’l-Mezâhibi’l-Erbaa; zikr-i cehrî ve hatm-i duâ — “Efdalü’z-zikri fa’lem ennehû Lâ ilâhe illallâh”

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Sabır, Rızâ. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı