Soru & Cevap

2021 Sohbeti #42 — Vatan Merhûmu ve Adâlet Ülküsü


Cumhurbaşkanı-Kraliçe ve Nakşî Oyu

Bana şunu kimse anlatamaz. Türkiye Cumhûriyeti Cumhurbaşkanı, İngiliz Kraliçesi ile görüştükten sonra İstanbul’da Nakşibendî tarîkatının bir kısım müntesibleri çıkıp biz oyumuzu AK Parti’ye atacağız tekrar açıklamasının sebebini bana kimse anlatamaz. Bakın açıklamanın saatlerine Sûfîliğe karşı değillerdir. sûfîliğe karşı değillerdir. Kıbrıs ayrı bir mesele. Neydi? Prens Charles Müslüman değil mi? Bir de neydi? İngiliz kraliyet âilesi neydi? Ehl-i Beyt’ti. Yakında halîfeniz olabilir sizin. Çünkü son gelecek olan Mehdî ne olacak? Aynı zamanda ehlibeyt olacak. Evet onların atadığı bir kimse de olabilir. sûfîliğe karşılar mıdır? Hayır.


Sûfîliğe Karşı Mihrakların Tahlîli

sûfîliğe karşı olan kim vardır Türkiye’deki İslâmî toplulukların içerisinde? Hocam sen söyle. Yetiştiğin yer Millî Görüş’tür. Görüntüde karşı değillerdir. Kim karşıdır başka? Benim Allâh’tan başka korkum, çekintim kimseden yok. Analizim analiz, MHP’dir. Evet. MHP’de sûfî yapılan Mehve sûfîliğe karşılır. Ben içinden gelmeyeyim. İstemez. Ne Türkeş ister ne de gidin Devlet Bahçeli MKYK’sında bir tane sûfî tabanlı bir kimse yoktur. Yoktur. Muhsin Yazıcıoğlu Yazıcıoğlu’nu ayırıyorum. Allâh rahmet eylesin. Âmîn. O yapılan mı ayrı? O yapılan mı ayrı? O sûfîliğe karşı değildir. Kendisi de zaten onun içindeydi. Şimdi toparlıyorum şimdi. Ne AK Parti sûfîliğe kabul eder? Yetiştiği yer çünkü milli gençliktir, refah partisidir.

Oradan kalmadır. İstemez bir kimse orada şeyhini dinlesin. Kimi dinleyecek? Erbakan Hoca’yı dinleyecek. Erbakan Hoca aynı zamanda şeyh noktasındadır.


Erbakan Hoca’nın Şeyh-Lider Sûreti

Itaat edilir, tabi olunur. Asla izninden çıkılmaz. Asla. Bir tarîkat müntesibi şeyhinin sözünü dinlemeyebilir, dinlemez de. Erbakan Hoca için böyle bir şey geçerli değil. Aynı şey şimdi AK Parti için geçerli. Asla yapamaz böyle bir şey. Asla. Eee şimdi toparladık şimdi. Şimdi ne kaldı? Türkiye eee hadislerle çıktık ya yola. Hadîslere inkâr eden, mezheblere inkâr eden siyasiler. Şimdi aynı yerden gelen bir kimse bunu söylüyorsa önce kendi içine yıkılacak. Evet. Belki de evet yaptıkları hatayı gördülerse nedâmet edip biz bu hataları yaptıydık diyebilirler bu ayrı mesele ama ben eee yanlış anlamayın.


Otuz Senedir Samîmî Siyâsetçi Yok

Otuz yıldan beri hiçbir siyasiydi, samîmî görmüyorum ülkede. Ben siyasileri samîmî görmüyorum. O yüzden hiçbirisine de güvenmem. Hiçbirisinde samîmî görmem. O çünkü kendi nefsinle belki de olabilir ama bir bakmışın işine gelmeyen bir yerde her şeyi yapabilirler. Izninizle bir şey daha soramıyorum. Buyurun. Bir de sizin bir düstûrunuz var. Bir en önemli düstûrunuz.


Kur’ân, Sünnet, Vatan, Millet Düstûru

Kur’ân, sünnet, vatan, millet. Bu ehemmiyet sırası mıdır? Bir kafiye midir efendim? Bu kafiye kafiye olarak algılayabilir ama benim için ehemmiyettir aynı zamanda. Önce Kur’ân’dır. Kur’ân ve sünnet varsa vatanın ve milletin anlamı vardır. Kur’ân ve sünnet yok ise vatanın ve milletin anlamı kalmaz. Vatanın ve millet kavramına anlam katan, anlam ifade eden Kur’ân ve sünnettir. Izninizle ben zaten hâlimi bir kenara bırakıyorum. Gene ehemmiyet verdiğim bir arkadaşımla konuşurken de insan vatansız, milletsiz değildir. Allâh muhâfaza. Doğru mudur efendim o zaman bu? Ya Kur’ânsız millet baki. Ya normalde vatansız, milletsiz hiçbir toplum yoktur. Allâh muhâfaza işgâl gibi bir durum.


Vatan Mefhûmuna Âyet Kesmek

Biz toprağımızın bir karışını işgâl ettirmeyiz. Âmîn. O yüzden bizim ben ııı aynı zamanda toprağa bağlı bir insanım. Âyet keserim. Ben vatan duygusuna düşüncesine âyet keserim. Bayrak duygusuna düşüncesine âyet keserim. Benim bir vatan mefhûmum vardır. O yüzden o vatan mefhûmunu ben kaybetmek istemem. Sınırları var mıdır efendim? Var. Vatanın sınırları var. Benim vatanımın sınırları var. Bütün arz. Eyvallah. Bu benim geldiğim her iki gelenek olarak, her iki kol olarak da bütün dünyayı arz olarak vatan olarak kabul ediyorum.


Ülkücü Türk’ün Adâlet Ülküsü

Benim bir geldiğim İslâm öncesi gelenek ülkücülük. Türklerde şöyle bir inanış vardır. Tanrı arz’ı Türklere hediye etmiştir. Tanrı arz’ı bütün dünyayı Türklere hediye etmiştir ve vazife vermiştir. Türkler bütün dünyayı adâletle yönetme ve adâletle doldurmakla yükümlüdürler. Türkler İslâm öncesini söylüyorum. Dikkat edin. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki bütün arz deyince kadar savaşmakla emrolundu. Türklerin bu ülküsüyle Orta Asya’dan itibaren tabii orayı da Orta Asya diye bize yutturmuşlar da Türk elleri orası. Orta Asya değil. Türk elleri. Türk orası. Türk vatanı. Bize yukarı Asya, aşağı Asya, Orta Asya, Ortadoğu, Anadolu böyle bizi parçalamışlar. Türk elleri orası.

Türk. Türk toprakları. Bildiğiniz Türk toprakları. Ama bütün dünyanın kafasını allak bullak ediyor bu batı. Ne? Ne diyor oraya? Orta Asya diyor. Bakın Türk kelimesini ortadan kaldırttırıyor siz de. Siz Türk toprakları demiyorsunuz. Türkistân demiyorsunuz. Bizim topraklarımız demiyorsunuz. Ne diyorsunuz? Orta Asya. Kim yaşıyor orada ya? Bizim ırkdaşlarımız yaşıyor. Kim onlar?


Türk Elleri ve İbrâhîm Soyu

Soyu İbrâhîm’e dayananlar. Soyu İbrâhîm’e dayananlar. peygamber soyu. Kim nerelisiniz? Böyle inanmakta hürrüm yâ. Kim onlar? Türk elleri, Türkiye. Türk. Neyle emrolunmuşlar? Tanrı dünyayı onlara bahşetmiş ve emretmiş ve vazife vermiş. Demiş ki siz bütün dünyaya adâlet götüreceksiniz. Ve bütün dünyayı adâletle yönetip adâletle dolduracaksınız. Bizim damarımızdaki kan bu. Adâlet. Adâlet adâlet. Hangi suçu isterse işlesin, ne yaparsa yapsın bu damar adâlet damarıdır.


Ehl-i Beyt’in Türklere Sığınması

O yüzden Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in Ehl-i Beyt’i Türklerin elinden Emevîler, Abbâsîler alamamıştır. Savaşmaya da gözleri almamıştır. Çünkü hadîs-i şerîf var. Türkler size saldırmadıkça siz onlara saldırmayın. Hadîs-i şerîf var. Yenilmeniz mutlaktır diye. Evet. O yüzden Emevîler o hadîsleri bildiğinden Türklere saldırmamışlardır hiç. Saldırsalar zaten içinden geçerler giderler. Evet. Bakın Ehl-i Beyt’i de alamamışlar. Ehl-i Beyt kime sığınmış? Hüseyin kolu Türklere sığınmış. Hasan kolu nereye sığınmış? Mısır’a gitmişler. Hazret-i Hasan Efendimiz’in torunları çoluk çocuğu Mısır’a hicret etmişler. Hazret-i Hüseyin Efendimiz’den kalanlar Türklere sığınmışlar. Çünkü Türkler misâfirlerini ölseler vermezler.

Kadîm bir kültür var. Kadîm bir kültür. Savaş çıkar çıkar hiç önemli değil. Misâfirini alamazsın onu. Onun misâfirine zarar veremezsin. Ona sığınana dokunamazsın. Hadîsler var bu konuda. Hadîsler de var. Siz birisi birisi size sığındıysa siz onu korumakla mükellefsiniz. Hadîsler de var. Şimdi toparlıyorum.


Mîsâk-ı Millî ve Vatan Sınırları

Şimdi vatan mefhûmu benim için bütün arz. Ama ondan önce ayağım yere bassın. Ecdâdım Osmanlı’nın bıraktığı yerler. Ondan önce de ayağım yere bassın. Ne? Anadolu. Biz bizi sıkıştırmışlar, bırakmışlar Anadolu’ya, anlaşmışlar İngilizlerle. O gün için böyle kafaları basmış veya basmamış. Ne olmuş, bitmiş, beni ilgilendirmiyor. Târihçilerin işi. Biz Mîsâk-ı Millî dahi savunamamışız. Mîsâk-ı Millî’ye baktığımızda Kerkük, Musul, Türkiye’nin içerisinde. Mîsâk-ı Millî’ye baktığımızda İdlib içinde. Mîsâk-ı Millî’ye baktığımızda ııı Yunanistan’ın komple doğusu, Dedeağaç, Orası, Gümülcine hepsi de Türkiye’nin içinde. Mîsâk-ı Millî’ye baktığımızda Ege’deki adalar içeride. Mîsâk-ı Millî’ye baktığımızda. Olmuş olmamış, gitmiş gitmemiş.

En azından Mîsâk-ı Millî’nin içerisinde durmak lazım. Şu anda ııı AK Parti’nin yaptığı en önemli işlerden birisi de bu Mîsâk-ı Millî sınırlarını dışarıda konuşlandırmak. Destekliyorum. Hiçbir sıkıntı yok. Şuradan batıdan Dedeağaç’a kadar da girmeleri lazım. Zaten korktuklarından ürktüklerinden Amerika’ya getirdiler, çağırdılar oraya. Dediler ki bunlar yarın öbür gün buraya aniden gelebilirler, gelin dediler. Dedeağaç’a şimdi Amerika’lı, Amerika’ya peşkeş çektiler. Ya ne olacak iki tabanca tüfek patlatırsın, buradan bana terör saldırısı var deyip girersin, sıkıntı değil bunlar. nasıl Sûriye’ye girdi çıkarmazlarsa? Libya’ya girdi çıkarmazlarsa? Şimdi Kırım’ı kaşıyor ondan sonra Rusya kaşıma buraya ediyor.

Bunlar ayrı muhabbetler ama hiç olması Mîsâk-ı Millî’nin korunması lazım vatan olarak düşündüğümüzde. O yüzden bütün vatan mefhûmum dünya üzerinde bu çizgide. Işin bir de manevi tarafı var.


Mânevî Vatan ve Süleymancı Yurdu

Eee manevi vatanda onun gölgesi. Ne yapayım? Gölgeye takmışım kafamı. Evet. Teşekkür ederim efendim. Ben teşekkür ederim. Allâh râzı olsun. Efendim eee hayırlı geceler selâmün aleyküm. Ve aleyküm selâm. Efendim ben İstanbul’da öğretmenim. Demek gençlik dediniz. Eee birkaç tane dergâhlardan tarîkatlardan bahsettiniz. Benim okulumda eee bir tarîkat ismini vereyim mi efendim? Ver ne olacak? Eee Süleyman Efendi cemâati okul çıkışı eee külliyen öğrencileri alıyorlar. Eee yurtlara götürüyorlar. Bazıları orada kalıyor bazıları akşam yedide bitiyor. Yemekle yedirip evlerine götürüyorlar. Şimdi ben bu olayı takip ettim. Eee öğrencilerin biraz eee peşine düştüm. Ilgilenmeye çalıştık hani. Çünkü bazıları geliyor sabah daha ilk dersten ağlamaya başlıyor.

Diyor ki annemi arayayım ben bugün hastayım. Halbuki çocuk hasta değil. Efendim oğlum diyorum sen neden böyle bir şey yapıyorsun? Bizi diyor zorla kaldırıyorlar. Ben oraya gitmek istemiyorum. Orada bizi dövüyorlar. Orada bize bunu yapıyorlar. Orada bize şunu yapıyorlar diye. Bir yapılanma var efendim.


Öğrencilerin Rehberlik Servisine Ağlayışı

Şimdi ben eee bir yandan mücâdele etmek istiyorum. Buna bir eee kendimce bir dur demeye çalışayım diyorum. Diğer yandan da orada bazen Kur’ân dersi veriliyor, sohbet veriliyor diyorlar. Buna da mani mi olurum diye kendimi de bir yandan sorguluyorum. Ama genel itibariyle öğrenciler oraya gidenlerden belli bir zamandan sonra çocuk ben oraya gitmek istemiyorum diyor. Eee bu durumda ne yapacağımı bilemiyorum efendim. Bazı iyi öğrencilerimiz var. Eee onları kaybetmek istemiyorum. Çok iyi ileride çok güzel vatana millete faydalı olabilecek çocuklar var. Onlar da eee buluyorlar âilelere görüşüyorlar. Ücret karşılığımda eğitim vereceğiz diyorlar. Ama gel gelin eee sonuç itibariyle oradaki çocuklar belli bir zamandan sonra rehberlik servisine geliyorlar.

Rehber hocasıyla da görüştüm. bazı konular beni aşıyor branşım değil. Destek alayım dedim. Eee rehber hocamızın söylediği şey çocuklar iki yıl sonra gelip burada bana ağlıyor, yalvarıyor benim annem babamı arayın, beni oradan alsınlar. Şimdi efendim ben bu durumda ne yapmalıyım?


Âile Mes’ûliyeti ve MTTB Sûfî Karşıtlığı

Âilelerin problemi muhakkak öğretmenler olarak siz de buna üzülüyorsunuz ama bu bir keşmekeşlik bütün eğitim sisteminde var ve âilelerle alakalı. Ne yazık ki bu şey yeni duyduğum bir şey değil. Problem bu. Efendim demin bahsettiniz eee bazı cemaatler hakkında eee Millî Türk Talebe Birliği’nin bu sûfîliğe bakışı hakkında ne dersiniz? Onlar da karşıdır. Millî Türk Talebe Birliği de zaten Millî Gençliğin ayrı bir eee versiyonu. O yüzden onlar da sûfîlere karşıdır. Tamamdır efendim. Teşekkür ederim. Allâh Allâh Godissant lengths hacmi abi


Kaynakça ve Referanslar

  • Cumhurbaşkanı-Kraliçe ve Nakşî Oyu: Türkiye Cumhûriyeti Cumhurbaşkanı’nın İngiliz Kraliçesi ile görüşmesinin akabinde İstanbul’da Nakşibendî tarîkatı bir kısım müntesiblerinin “oyumuzu AK Parti’ye atacağız” açıklamasının saat uyumu — siyâsî-sosyolojik tespît; Prens Charles’ın İslâm’a yakınlığı iddiâları — kamu-diplomasi tartışmaları (David Starkey, Monarchy); İngiliz kraliyet âilesinin soy iddiâları ve Ehl-i Beyt bağı rivâyetleri — Abdülhakîm Murâd (Tim Winter), “The British Nobility and Prophetic Descent” makâleleri; Mehdî-i Muntazar’ın Ehl-i Beyt’ten gelişi — Ebû Dâvûd, Mehdî 1 (“Mehdî benim evlâdımdandır, Fâtıma’nın evlâdındandır”); Tirmizî, Fiten 43; İbn-i Mâce, Fiten 34; Mehdî’nin son zamânda çıkışı — Müslim, Fiten 110; “halîfeniz” tâbiri — İmâmet-i Kübrâ tartışmaları; İmâm-ı Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, Bâbu’l-İmâme
  • Sûfîliğe Karşı Mihrakların Tahlîli: Türkiye’deki İslâmî toplulukların sûfîliğe bakışı analizi; Millî Görüş geleneğinden gelenlerin görüntüde karşı olmayışı — Necmeddin Erbakan, Dâvâm; MHP’nin Türkeş-Devlet Bahçeli çizgisinde MKYK’da sûfî tabanın yokluğu — Ömer Laçiner, Türk Milliyetçiliğinin Ana Akımları; Alparslan Türkeş döneminin tasavvuf ile münâsebeti — Jacob M. Landau, Radical Politics in Modern Turkey; Muhsin Yazıcıoğlu’nun BBP içi sûfî-millî sentezi — Yazıcıoğlu’nun tasavvufî mensûbiyyeti — Şehitlik risâleleri; Nakşibendî Hâlidî kolunun siyâsî tesîri — Şerif Mardin, Bediüzzaman Said Nursî Olayı; sûfîliğin siyâsî partilerdeki temsîli — Hakan Yavuz, Modernleşen Müslümanlar
  • Erbakan Hoca’nın Şeyh-Lider Sûreti: AK Parti’nin Millî Gençlik-Refah Partisi köklerinden gelişi; Erbakan Hoca’nın şeyh mertebesinde itâat edilen-tâbi olunan lider hüviyyeti — Ruşen Çakır, Ne Şerîat Ne Demokrasi; tarîkat müntesibinin şeyhinin sözünden çıkabilmesi ile Millî Görüşçü’nün liderden çıkamaması mukâyesesi; Nisâ 4/59 (“Allâh’a itâat edin, Resûl’e itâat edin, sizden olan emir sahiplerine”) — ulü’l-emr tefsîri; şeyh-mürîd râbıtası — Abdülkâdir-i Geylânî, el-Gunye, Bâbu’t-Tâ’a; Ahmed Sirhindî, Mektûbât 1. cilt 292. mektûb (mürşide teslîmiyyet); hadîslere-mezheblere inkâr eden siyâsîlerin çelişkisi — akademik-siyâsî tutarsızlık tesbîti; nedâmet ve tevbe kapısı — Nûr 24/31 (“Ey mü’minler, hep birden Allâh’a tevbe edin”)
  • Otuz Senedir Samîmî Siyâsetçi Yok: Otuz yıllık siyâsî samîmîyet muhâsebesi — Mustafa Özbağ Efendi’nin kamuoyu nezdinde siyâsetçi güvensizliği tespîti; nefsin aldatıcılığı — Yûsuf 12/53 (“Nefs dâimâ kötülüğü emreder, ancak Rabbimin rahmet ettiği müstesnâ”); işine gelmediği vakit her şeyi yapabilme zemîni — makâm-mevkî tapıcılığı; Câsiye 45/23 (hevâsını ilâh edinenler); Âl-i İmrân 3/160 (kim Allâh’a tevekkül ederse O ona yeter); gerçek emânetin ehline tevdîi — Nisâ 4/58 (“Allâh size emânetleri ehline vermenizi emreder”); İmâm-ı Gazzâlî, Nasîhatü’l-Mülûk (sultân-siyâsetçi nasîhatleri); İbn-i Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye (âdil yönetim ilkeleri)
  • Kur’ân, Sünnet, Vatan, Millet Düstûru: “Önce Kur’ân, sonra sünnet — Kur’ân ve sünnet varsa vatan ve milletin anlamı vardır” dörtlü düstûru; Âl-i İmrân 3/103 (“Hep birlikte Allâh’ın ipine sarılın, ayrılığa düşmeyin”); Enfâl 8/46 (“Allâh’a ve Resûlü’ne itâat edin, çekişmeyin yoksa gevşersiniz gücünüz gider”); vatan sevgisinin îmândan oluşu (hubbül vatan mine’l-îmân) — Sağânî, el-Mevzûât; aslında hadîs olmadığı halde mânâ îtibârîyle sahîh olduğuna dâir ulemâ görüşü — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/345; Nisâ 4/100 (Allâh yolunda hicret edenler); vatan ve milletin İslâm’a anlam kazandırdığı sıralaması — Âkif, Safahat, Süleymâniye Kürsüsü (“Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar”); Allâh muhâfaza işgal tehlikesinin reddi — Enfâl 8/60 (“Onlara karşı gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın”); toprağın bir karışının işgâl ettirilmemesi — Mehmed Âkif, İstiklâl Marşı
  • Vatan Mefhûmuna Âyet Kesmek: Toprağa bağlılığın îmânla birlikteliği — vatan-bayrak duygusuna “âyet kesmek” (yemin etmek) tâbiri — Türk-İslâm deyim varlığı; bayrağın şühedâ kanı ile anlam kazanışı — Âkif, İstiklâl Marşı; “Benim bir vatan mefhûmum vardır” kesin ikrârı; vatanın sınırları mes’elesi — Osmanlı hudûdnâmeleri; “bütün arz” vatan mefhûmu — Bakara 2/22 (“Yeryüzünü sizin için döşek kıldı”); Âl-i İmrân 3/190 (göklerin ve yerin yaratılışında âyetler); arzu yerine arz tashîhi; her iki geleneğin (İslâm öncesi ülkücülük ve tasavvuf) arzı vatan kabûlü — Ziyâ Gökalp, Türkçülüğün Esasları; İbn-i Haldûn, Mukaddime, asabiyyet nazariyyesi (cemâat-vatan bağlamı)
  • Ülkücü Türk’ün Adâlet Ülküsü: İslâm öncesi Türk inanışı: “Tanrı arz’ı Türklere hediye etmiştir, bütün dünyayı adâletle yönetmekle mükellef kılmıştır” — Kaşgarlı Mahmûd, Dîvânu Lugâti’t-Türk; Göktürk Kitâbeleri (Bilge Kağan yazıtları — cihân hâkimiyeti ülküsü); Mete Han dönemi türe/töre — Fuad Köprülü, Türk Edebiyâtında İlk Mutasavvıflar; Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in “bütün arz benim emrine verilinceye kadar savaşmakla emrolundum” hadîsi — Müslim, Îmân 36; Buhârî, Îmân 17; Batı’nın “Orta Asya, Ortadoğu, Anadolu” tâbiri ile Türk kelimesini târih coğrafyasından çıkarma teşebbüsü — Bernard Lewis, The Middle East and the West mukâbil okuma; Türk elleri-Türkistân gerçek isim ısrârı — İsmail Gaspıralı, Tercüman; Cengiz Aytmatov, Kızıl Elma; adâlet damarı — Nahl 16/90 (“Muhakkak Allâh adâleti emreder”); Mâide 5/8 (“Âdil olun, o takvâya daha yakındır”); adâletin kanda oluşu-töre olarak taşınışı
  • Türk Elleri ve İbrâhîm Soyu: Orta Asya’da yaşayanların “ırkdaşlarımız — soyu İbrâhîm’e dayananlar” inancı — Ebü’l-Gâzî Bahâdır Hân, Şecere-i Terâkime; Hz. İbrâhîm’in oğulları ile Türk soyu bağı rivâyetleri; Necmeddîn Kübrâ ve Türkistân evliyâsı silsilesi — Yesevî, Hâcegân, Nakşibendî kolu; Türkistân’ın peygamber soyu iddiâsı — milli hâfıza; İbrâhîm 14/37 (“Ey Rabbim, zürriyyetimden bir kısmını ekin bitmez bir vâdîye, Beyt-i Harâm’ın yanına yerleştirdim”); Türk boyları ve İslâm’a girişi — Zekeriyyâ Kitapçı, Türkistân’da İslâmiyet ve Türkler; “siz bütün dünyaya adâlet götüreceksiniz” ülküsünün İslâm ile mezcedilişi — Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi
  • Ehl-i Beyt’in Türklere Sığınması: Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in Ehl-i Beyt’i Emevîlerin-Abbâsîlerin Türklerden alamayışı — İbrâhîm b. Muhammed Sabbâğ, Fusûlu’l-Muhimme; “Türkler size saldırmadıkça siz onlara saldırmayın; yenilmeniz mutlaktır” hadîs-i şerîfi — Ebû Dâvûd, Melâhim 8; Nesâî, Cihâd 42; Emevîlerin Türk topraklarına saldırmaktan çekinişi — Zekeriyyâ Kitapçı, aynı eser; Hüseyin kolu Türklere sığınışı — Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyetü’l-Ârifîn; Hasan kolu Mısır’a hicreti — Makrîzî, el-Hıtat; misâfirin korunması âdeti (Türk kadîm kültürü) — Dede Korkut hikâyeleri, “Dirse Hân Oğlu Boğaç Hân” boyu; sığınanın emîn kılınışı — Tevbe 9/6 (“Müşriklerden biri sana sığınırsa onu koru, tâ ki Allâh’ın kelâmını işitsin”); İbn-i Mâce, Diyât 21 (sığınana zarar verilmez)
  • Mîsâk-ı Millî ve Vatan Sınırları: Vatan mefhûmunun “bütün arz” oluşu, ondan önce Ecdâd Osmanlı’nın bıraktığı topraklar, en evvel Anadolu sıralaması; Mîsâk-ı Millî hudûdu (Son Osmanlı Meclis-i Meb’ûsân, 28 Ocak 1920) — T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri; Kerkük, Musul’un Türkiye dâhiline sayılışı; Suriye’nin İdlib vilâyeti; Yunanistan’ın Batı Trakya’sı — Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe; Ege’deki adaların Lozan’da elden çıkışı — Salâhi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika; Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz; AK Parti’nin Mîsâk-ı Millî sınırları dışında konuşlanması — Sûriye operasyonları (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı); Libya intikâli; Kırım mes’elesi ve Rusya dengeleri — jeopolitik tesbît; Tevbe 9/123 (“Yakınınızda bulunan kâfirlerle savaşın”); her iki vatan katmanının mânevî vatanın gölgesi olduğu hitâmı — İbrâhîm Hakkı, Mârifetnâme (âlem-i şehâdet / âlem-i gayb merâtibi)
  • Mânevî Vatan ve Süleymancı Yurdu: Mânevî vatanın maddî vatanın gölgesi oluşu — “gölgeye takmışım kafamı” ikrârı — İbn-i Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye, Âlem-i Misâl bâbı; Mevlânâ, Mesnevî 1. Cilt (sûret-mânâ mertebeleri); İstanbul’da bir öğretmenin Süleyman Efendi cemâatinin yurtlarına öğrenci götürülmesi mes’elesi — cemâat-tarîkat mekteb faaliyyeti; yurda götürülen çocukların akşam yedide eve dönüşü, bâzılarının orada kalışı; çocukların sabah ilk dersten ağlayarak “annemi arayayım hastayım” demesi — yalan-hastalık çekme yasağı — Buhârî, Edeb 89; çocukların “bizi zorla kaldırıyorlar, dövüyorlar” şikâyeti — çocuk hakları (Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 19); Nisâ 4/9 (“Arkalarında zayıf çocuklar bıraksalar kendileri için endişelenecek olanlar Allâh’tan korksunlar”); hocanın mücâdele ile mâniâ arasındaki vicdân dilemması — Müslim, Birr 32 (iyiliği tavsiye-kötülükten nehy)
  • Öğrencilerin Rehberlik Servisine Ağlayışı: Yurda giden öğrencilerin iki sene sonra rehberlik servisine ağlayarak “anne-babamı arayın beni oradan alsınlar” diye yalvarışı — psikolojik travma tespîti; rehber hocanın şâhitliği — eğitim-psikoloji verileri; bâzı iyi-istikbâl vadeden öğrencilerin âile ile para karşılığı eğitim anlaşması ile cezbedilişi; “vatana millete faydalı olabilecek çocuklar” endîşesi — Nahl 16/97 (sâlih amel); Lokmân 31/13-14 (Lokmân’ın oğluna nasîhati); çocuk eğitim sorumluluğu — Tirmizî, Birr 33 (“Hiçbir baba çocuğuna güzel edebten daha üstün bir hediye vermemiştir”); Buhârî, Cenâiz 80 (“Her çocuk fıtrat üzere doğar”); cemâat-yurt kurumlarında edeb-eğitim standardının denetlenmesi zorunluluğu — Diyânet Dîn İşleri Yüksek Kurulu kararları (tarîkat-cemâat faaliyet zâbıtnâmeleri); âilelerin öncelikli mes’ûliyyeti
  • Âile Mes’ûliyeti ve MTTB Sûfî Karşıtlığı: Problem-in kökeninin âile mes’ûliyyetinde oluşu — Tahrîm 66/6 (“Ey îmân edenler, kendinizi ve âilenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”); eğitim sistemindeki keşmekeşliğin âilelerle alâkası; öğretmenlerin müşâhede ettikleri fakat çözmekte âciz kaldıkları vâkıalar; Millî Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) sûfîliğe bakışının Millî Gençlik çizgisinin bir versiyonu oluşu — MTTB târihi: 1916-1980 dönemi — İsmâil Kara, Türkiye’de İslâmcılık Düşüncesi; MTTB’nin İslâmcı-milliyetçi sentezi ve sûfî geleneklere mesâfesi — Ruşen Çakır, Ayet ve Slogan; cemâat-tarîkat-parti münâsebetlerinin yeniden tahlîli — sosyolojik mütâlaa; hâtim-teşekkür-vedâ âdâbı

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.