Q1 Mahalle Dersinde Zikrullâh Ses Tonu — Yöneten Kimse Tonu Verir, Ev Sâhibi Konutta Söylerse Sıkıntı Olmaz
Orada mahalle dersini yaptıran kimse, her kim ise, Orada belli bir ses tonunu verir, O ses tonunu verince herkes o ses tonuna göre yapar. Ama diyelim ki, mahalle dersi bir başkasının evinde oluyor, Mahalle dersini yaptıran kimsenin değil, O zaman ev sahibi orada nasıl bir ses tonunda olması gerektiğini, Mahalle dersini yaptıran kimseye söylerse bir problem çıkmaz.
Q2 Altın Günü Câiz mi? — Aynı Gün Altın Üzerinden Tahsîl Olmazsa Fâize Girer
Altın günü yapmak caiz mi? O günkü altın kuru üzerinden almak caiz mi? Altın günü yapıyorsa o gün herkes altınını alır getirir, Yoksa ben bugün para getirdim, Altın yerine para getirdim dedi mi, o fâize girer, o doğru olmaz.
Q3 Allâh Yüz Bin Âdem Yarattı mı? — İmâm-ı A’zam’ın Bağdâd-Şâm Çok Dilli Bölgesinde Ana Dilde Fâtiha Hükmü
Allâh yüz bin Âdem yarattı ise, Kaç tane Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yaratmıştır? Âdem yaratmak ayrı bir şeydir, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine yaratmak ayrı bir şeydir. Yazılılar bitti. Efendim selamun aleyküm. Aleyküm selâm. Ana dilde ibâdet ve ana dilde eğitimle ilgili görüşlerinizi lütfedermisiniz? İmâm-ı A’zam Hazretleri bu konuda en böyle toleranslı, Bu konuda biraz böyle ta’bîr-i câizse, Müslümanların işini kolaylaştırıcı bir fetvası var. O da bir kimse Kur’ân-ı Kerîm öğreninceye kadar kendi ana diliyle, Fâtiha-i Şerîfe’yi kendi ana diliyle okuyabilir, Bununla ibâdet edebilir diye hüküm var. İmâm-ı A’zam’ın yaşamış olduğu yerde çünkü, Tabiri caizse çok uluslu ve çok dilli bir yerde yaşıyor.
Mesela bir kimse Mekke-Medîne’de yaşamış olsa orada çok dil yok. Ama Bağdâd’ta, Şâm’da o bölgede çok dil var. İmâm-ı A’zam da o bölgede yaşadığından dolayı ve o bölgenin insanı, İmâm-ı A’zam, çok özür dilerim, ırkçılık gibi algılamayın bunu, Arap değil kendisi. Arap olmayınca da olmadığından dolayı da zaten Emeviler tarafından da, Abbasiler tarafından da ikinci sınıf vatandaş hükmüne konulmuş genel olarak. Böyle olunca İmâm-ı A’zam’ın fetvası var. Bir kimsenin normalde Kur’ân dilini öğreninceye kadar kendi diliyle ibâdet edebilir diye. Bu bir. O yüzden normalde bir kimse kendince öğreninceye kadar, Bunu şimdi bu fetvayı alıp böyle sanki o kimse bir ömür boyu kendi ana diliyle ibâdet edebilir hükmünü çıkarmaya çalışıyorlar.
Bu doğru değil, bu İmâm-ı A’zam’a atılmış bir iftira olur. Böyle bir şey söylenirse. İmâm-ı A’zam öğreninceye kadar demiş bunu. Bununla alakalı kaynak olarak el-Hidayet’e bunu bulabilirsiniz. Dürer gürerde bulabilirsiniz bunu. Normalde bunlar eski hanefi fıkıh kitaplarındadır. Onlarda normalde bunları bulabilirsiniz bu meseleyi. Ama öbür türlü, bunu bir ömür boyu veya dâim olarak ana diliyle ibâdet diye bir öyle bir şey söz konusu değil. İkincisi ana diliyle öğretim. Normalde bir kimsenin ana diliyle öğretimde bunun yasaklanmaması lazım. Ama bu tabi Osmanlı da yasak değildi, Selçuklu da yasak değildi. Daha geriye gittiğimizde Müslümân Türk devletlerinde bu yasak değildi. Daha da geriye gittiğimizde normalde Türkler hiçbir zaman, hiçbir dili yasaklamamışlardır.
Q4 Malazgirt Savaşı’nda Sadece Türkler Yoktu — Kürtler Dâhil Bütün Müslümân Unsurlar Katıldı
Orta Asya’dan itibarı. normalde Türkler aslında Orta Asya’dan itibaren çok uluslu bir, çok kavimli bir topluluktur. bunu normalde şimdi bu Cumhuriyet ile beraber ırkçılık, daha doğrusu Osmanlı’nın son dönemindeki ırkçılık, bunları bizim görmemizi engelledi. Normalde biz şöyle görüyoruz, Orta Asya’daki Türk devletleri sadece Türklerden ibaret zannediyoruz değil. Mesela Malazgirt, Alparslan normalde Bizans’ta savaşırken sadece Türkler yoktu savaşanların içerisinde. Bütün Müslümân unsurlar, bölgede ne kadar Müslümân unsur varsa hepsi de Malazgirt Savaşı’na katıldı buna Kürtler dahil. Oradaki bütün ne kadar Müslümânlar var ise hepsi de o Malazgirt Savaşı’na katıldı. Katılmayan Müslümân kavimler de var mıydı?
Vardı. Onlar mesela Bizans’ta anlaşmaları olan veyahut da Bizans’a savaşta yenileceğini kendi kendilerine hükmeden topluluklar vardı. Onlar katılmadılar ama öbür türlü, öbür günlerin hepsi de katıldı. Türkler de o zaman içinde normalde İslâm olduktan sonra da İslâm öncesinde de aşırı derecede bir kavmiyetçilik yok. Böyle bir milliyetçilik yok. Zaten Osmanlı bölgesine milliyetçiliği katan bu milliyetçilik hastalığını koyan Yahudi unsurlardır. Sebateistlerdir, Siyonistlerdir, Yahudi unsurlar Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünü parçalanmasına sebep olmuşlardır milliyetçilik akımıyla. bir boşnak ben boşnakım dedi, bir Arnavut ben Arnavut’um özgürlük istiyorum dedi, bir Poma, biz Poma kız özgürlük istiyoruz dedi.
Bunun gibi ilk önce Balkanlarda başladı ve Balkanlarda Müslümân kanı dökülmesin diye Osmanlı çekildi oradan. Osmanlı’nın orada bir mağlubiyeti yok. Osmanlı Balkanların kendi yönetimlerini kendilerinin yapması, orada bir kardeş kanı, Müslümân kanı dökülmesin diye çekildi. normalde Balkanlarda öyle bir mağlubiyet söz konusu değil, Ruslarla olan bir savaş var. Ruslarla olan savaşta da zaten Ruslar Edirne’ye kadar gelmişlerdi. Hatta daha da ileriye büyük çekmeceye kadar gelmişlerdi. Bu da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi milliyetçiliği bizim içimize soktular, bizim için Osmanlı’nın içine soktular. Osmanlı’nın içine sokunca bu İngilizlerin Siyonistlerle beraber yapmış olduğu bir oyundu. İngilizler bu işi çok iyi bilirler, bu işi de çok iyi becerirler. o Siyonistlerle beraber çünkü İsrâil’in kurulmasının sözünü veren İngiltere’dir ve Siyonistlerden de bu konuda yardım alır.
Q5 İngiltere-Siyonist Para Düzeni; Amerika-Hindistân Çîn’e Karşı Kol Kola — İngiliz İçimize Milliyetçilik Koydu
Çünkü Siyonistler normalde parayı elinde tutanlardır. Parayı elinde tuttukları için İngilizlerle beraber anlaşırlar, hala daha öyledir. Para İngiltere’de kraliyet ailesinin gözetiminin altındadır. O yüzden İngiliz paracılarla Amerikan paracılar ayrıdır. İngiliz paracılar farklıdır, Amerikan paracılar ayrıdır. İkisi de Siyonistler, ikisi de birbirlerinin teyze çocuklarıdır, kardeş çocuklarıdır. Birisi Amerika’dadır, birisi İngiltere’dedir. Ve bunlar normalde o zaman için Amerika’da bu kadar önde değil, bu İngilizlerle Siyonistler ortak olup normalde ülkede Osmanlı’nın içerisinde bunlar veya diğer İslâm ülkelerine ne kadar ne varsa hepsini de milliyetçiliğe içine döküp hepsini de ayrıştırdılar.
Herkese ayrı ayrı devlet sözü verdiler, Kürtlere de devlet sözü verdiler. Normalde onlara da ayrı devlet sözü verdiler ama İngilizler hiçbir sözlerinde durmaz Amerikalılar gibidir, Masonlar da hiçbir sözlerinde durmaz aynı onlar da İngilizler gibidir. Ve Siyonizmle Amerika, İngiltere, Ewangilistleri veya Emperyalistleri tek noktada birleşirler, tek noktada birleştikleri yer Müslümânlara karşıdır. Bakın Hindistân-Pakistan Savaşı’nın sebebi de İngilizler oradan çekilirken Hindistân’ın içerisinde bir Müslümân grup, Müslümanların içerisinde bir Hindi grup bırakırlar, sınırlarını öyle ayarlarlar. Mesela Bangladeşliler derler ki biz Bangladeş devleti istiyoruz onlar ayrı bir devlet isterler. Örnekliyorum Bangladeş’in bir kısmı Pakistan’dadır, bir kısmı Hindistân’dadır, bir kısmı da kendileri dururlar.
Bangladeş’in ayrı bir devlet sistemi yoktur, var gibidir, yok gibidir, öyle arada derededir, her an için savaşmaya savaştırılmaya hazırdır o bölge. son anda Türkiye işin içerisinde girdi, Hindistân’ın 4-5 tane uçağı düşürülünce Hindistân baktı ki oradaki agalığı bozuluyor, Amerika onlara dedi ki savaşmayın bırakın. Çünkü Hindistân şu anda Amerika’nın paracılarının elinde. Örnekliyorum iPhone’un fabrikası nerede? Hindistân’da. Bakın iPhone’un üretim fabrikası Hindistân’da. Amerika’nın birçok üretim fabrikaları Hindistân’da. Çünkü Çîn’le savaşmaya bekliyorlar, bekleyince hepsini yatırımlarını en yakın Hindistân’a çevirdiler. Ve Hindistân’la bu noktada Amerika kol kola yan yana öyle söyleyeyim.
Şimdi İngilizler onları çok iyi bildiğinden bizim de içimize milliyetçiliği koydular. Milliyetçiliği koyunca bizim de bir başlık olarak bize öyle dediler. Milli eğitim bakanlığı dediler, hiçbirisi milli değildir. Bakın eğitim de milli değildir. Ama sonuç itibariyle bir ülkede tek dil olacak, tek eğitim olacak dendi. Böyle yaptılar eyvallâh. Ama sonuç itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gençleri câhil şu anda. Layık demokratik insan haklarına saygılı hukuk devletinin milli eğitiminin yetiştirmiş olduğu çocuklar, dinsiz, ahlaksız yetiştirdiği çocuklar. Edeb ve terbiyeden uzak her türlü uyuşturucuya, her türlü içkiye, her türlü yanlışlığa girebilecek bir gençlik yetişti. Bu gençliğin hiçbirisinde dini bir eğitim yok, derinlemesine bir dini eğitim de yok.
İster imam hatibe gitsin, ister ilahiyata gitsin, nereye gidiyorsa gitsin. Bu çocuklar yüzeysel bir dini eğitim alıyorlar. İmam hatiplisi de yüzeysel, ilahiyatçısı da yüzeysel bir dini eğitim alıyor. Ve bunlardan öğretmenler çıkıyor, imamlar çıkıyor. Şimdi diyanetin içerisinde layık imamlar var. Çok affedersiniz, eşcinsel imamlar var, içki içen imamlar var. Bunları kendileri de biliyorlar ve bunları istifadettiremiyorlar. Bunları normalde işten de atamıyorlar. Adam diyor ki ben memurum, işimi yapıyorum kardeşim. Beş vakit namazı kılıyorum ama ateistim ben diyor. Bunu dillendiremiyorlar da, dini savunan bir tek kurum var, Diyânet, biz onu da normalde kariyerini bozmayalım diyorlar. Ama velakin Diyânet de layık bir sistem, layık bir kurum.
Öyle olunca da normalde ülke üzerinde tek dille eğitim başarılı mı? Bence eğitim başarısız. Tek dille olsa ne olacak? Çok dille olsa ne olacak? Eğitim başarısız veya hatta başarısız.
Q6 Eğitim Sistemi Başarısız: Özel Kurs-Okul Müsâadesi Fakîrin Çocuğunu Okutmama Planı — Koç Üniversitesi Örneği
Ya başarılı bir eğitim sistemi olmuş olsa üniversiteye girmek için özel kurslara, özel okullara ihtiyaç duyulur mu? Duyulmaz. Demek ki eğitim sistemi başarılı değil, eğitim sisteminin başarısız olduğunu kendileride görüyorlar, özel okullara, özel eğitim sistemlerine müsaade ediyorlar, böylece şunu yapıyorlar. Diyorlar ki fakîrin, fukarânın çoluğu çocuğu okumasın. Çok basit. Koç. Koç Üniversitesi’nin anaokulunun yıllık parası 1.7 milyon lira. Buyurun, kim gönderecekse Koç’un anaokuluna göndersin adı birisi. 1.7 milyon. Bugün gazetede okudum. Koç’un anaokulu. Daha ilkokulu kaç para bilmiyoruz. Şimdi bu özel okullar, komple, özel dershaneler, özel okullar, dünyanın parası kim gönderecek oraya? Ekonomisi belirli bir noktada olan kimseler gönderecek.
Böylece okullara iyi üniversiteleri kimler gidecek? Belirli bir kesimin çocukları gidecek. Diğerleri ne olacak? Diğerleri ırgat olacak. Amele olacak. Net. Ya da içlerinden çok iyi çalışanlar olacak. Çok iyi çalışanlar olunca bir yerlere gidecek. Bir yerlere gidecek. Çok iyi çalışıyorsa. kendini onun cep telefonunu kenara alacaksın, onun bilgisayarını elinden alacaksın, sadece eğitim odaklı olacak bilgisayarı. O çocuk böyle çok iyi bir disiplini bir şekilde çalışacak. İyi bir üniversiteye gider mi öyle çalışırsa gider. Yüzde kaç, yüzde beş? Geri kalan, geri kalan gidemeyecek. Nereye gidecek geri kalan? Gidecek iki yıllık veya açık öğretim veya iki yıllıkları gidecek. Bir yerde onlar da üniversite mezunuyum diye bir meslek sahibi olmayacak, çalışmayacak, yönetilmeye müsait olacak.
O üniversite mezunuyum, ben üniversite okudum diyecek, tarlada çalışmayacak, babasının işinde çalışmayacak, bir yere gidip bir çıraklık yapmayacak, yapmayacak. Tarlalar boş olacak, hayvancılık ölecek, tarlalarda tarım ölecek, tarım ölecek, hayvancılık ölecek, ülke olarak komple ekonomik olarak yönlendirmeye açık olacaksınız. Kısacası bu. Efendim ifadelerinizden şunu anlayabilir miyiz? Hz. İmam’ın fetvası gereğince, Kur’ân-ı Kerîm’in namâz kılacak kadar ezberinde bulundurmak elzem bir konu. Muhakkak, farz. Bir kimse günlük ibadetini yapabilecek kadar Kur’ân-ı Kerîm öğrenmesi farz.
Q7 Kur’ân Ezberi Farzı: Fâtiha + Zamm-ı Sûre + et-Tahıyyât + Rükū’-Secde Zikirleri
Mesela o kimse diyelim ki namâz kılacak, Fâtiha Sûresini öğrenecek, oturuşta et-tahıyyâtı öğrenecek, Fâtiha ile beraber muhakkak en az bir tane Zamm-ı Sûre ezberleyecek, öbür türlü namâzın içerisindeki rükū’da, secdede okunacak olan zikirleri öğrenecek, bunlar farz. Günlük dini, hayatını yaşayabilecek kadar dinini öğrenmesi de farz. Haram-ı helal onları öğrenecek, farz onlar. O zaman günlük ibadetini yapabilecek kadar Kur’ân-ı Kerîm’i de o kimsenin bilmesi farz. Ondan kurtuluş yok. o kimse Fâtiha Sûresini öğrenecek, ihlası öğrenecek, örneğin, diğer namazlarla alakalı hatta namazlar namâz surelerini muhakkak bilecek. Ama bir tane sure bilse yeter ona, farzı yerine getirmiş olur. Bir kimse Fâtiha’yı bilse, ihlas surelerini bilse namâz kılacak kadar farzı yerine getirmiş oldu.
Çünkü Etta Hiyati’yi bilmese, oturuşta Fâtiha okusa yine yeterli ona. Etta Hiyati’yi bilmiyor diyelim ki o kimse onu öğrenince kadar Fâtiha’yı okuyabilir oturuşta. Bir kimse Fâtiha’ydı bilmiyor, bilmiyor. İhlas da bilmiyor, hiçbir şey bilmiyor. O kimseye namâz yine farz. O la ilâhe illallah diyerekten namazı kılar. Türkçe’sinden de kılabilir. Türkçe’sinden de kılabilir. Lâ ilâhe illa’llâh, normalde biliyor mu? Biliyor. Lâ ilâhe illa’llâh ile namazı kılar. Çünkü namazda Fâtiha okumak vâcib Hanefî’ye göre. Namazın farzlarından değil. Öyle olunca ayakta durmak farzdır namazda. Öyle olunca ayakta durur. Fâtiha suresini okuyabilecek zaman miktarınca kadar la ilâhe illallah der. Hatta rükū’da, secdede söylenecek zikirleri dahi bilmese.
Oturur, rükuya gider, üç tane la ilâhe illallah der. Secdeye gider, üç tane la ilâhe illallah der. Üç tane Allâhu Ekber der veya secdede üç tane Allâhu Ekber der. Oturur mesela Etta Hiyati bilmiyor, Fâtiha’yı okur. Çünkü oturmak namazda farz. Namazda ayakta durmak farz, rükuya gitmek farz, secdeye gitmek farz, oturmak farz namâzın içindekinlerde. Farz olan namâzın içerisinde bu kadar. Ayakta durmak, rükuya gitmek, secde etmek, oturmak. Dört tane farzı var namâzın içinde. Diğerleri normalde Fâtiha okumak, Hanefî’ye göre vâcib. Namazın farzından değil çünkü.
Q8 Namâzın Dört Farzı (Kıyâm, Rükū’, Secde, Oturuş); Diğerleri Hanefî’ye Göre Vâcib — Tevhîdde Dahi Namâz Kılınır
O kimse tevhîdde de olsa namâzını kılar. Ben Allâh affetsin yaptım diye değil, hiçbir şey bilmiyor mesela. Ben ona diyorum ki tevhidle namâzını kıl. Hiçbir şey bilmiyor. bunlarla karşılaştığım için bu Allâh affetsin vahşiyeti görüyorum ben. Şu anda toplumda evlenmiş kadın gusül abdestini almıyor. Müslümân gusül abdestini almasını bilmiyor. Ama Müslümân evlenmiş erkek, genç, delikanlı gusül abdestini bilmiyor. Bunu yıllar öncesi, bunu bazen derslerde anlatıyorum ya. Ödemiş de çok zengin bir ailenin kızı geldi bana. Yeni evlendi daha bir haftalık evli. Ben dedi sizin isminizi duydum. Ben bir şey danışmak istiyorum, bir şey sormak istiyorum. Buyurun dedim ben. Ben boşanmak istiyorum eşimden dedi.
Ödemiş de yer yerinden oynar o ailenin kızının boşanmayı istemesi. Dedim bana sebebini söyleyeceksin ki dedim ben sana ictihâd edeyim, yardımcı olayım. Sebebini söylemezsen dedim ben sana yardımcı olamam. boşanma isteğin hak mı değil mi bir şey diyemem dedim. Benim eşim gusül abdestini inkar ediyor dedi. İlişkiye giriyor, ilişkiden sonra ben gusül abdesti alman lazım. Ne alakası var diyormuş. yıkanmamız gerekiyorsa yıkanırız ama gusül abdesti diye bir şey yok diyormuş. Kızcağız bir kaç gün daha anlatmış anlamıyor. Dost soru gidiyor babasının evine. Diyor ki bu adamla beni evlendirirken neden diyor dinini imanını sorup soruşturmadınız. Beni bir dinsiz de evlendirdiniz diyor. Ben bu adamdan boşanacağım diyor.
Aile olmaz bize yakışmaz şu bu ama çocuk talihada diyormuş ki hayır gusül diye bir şey yok diyormuş. Geldi gusül diye bir şey yok diyor mu dedim diyor dedi. O küfür noktasında dedim sen onunla evli kalamazsın. Ben dedi haramma girmek istemiyorum dedi. Benim isteğim benim görüşüm hak mı dedi hak dedim. Seni tebrîk ediyorum dedim. Bu konuda nasıl bir destek lazımsa ben dedim söylemeye destek vermeye hazırım. Gerekirse babanla da konuşurum dedim.
Q9 1989’daki Boşanma Hâtırâsı vs 2025’te Gusül-Fâtiha-Kelime-i Şehâdet Bilmeyen Müslümân Genç Kuşak
Boşandı kız. Şimdi bakın bu yıllar önce yıl 1989. Bunu söylediğim yıl 1989. Şimdi yıl 2025 şu anda gençler evleniyor gençler gusül abdestini bilmiyor. Sorduğunuzda Müslümân ama kadın gelmiş 35-36 yaşına Müslümanım diyor. Fâtiha suresini bilmiyor. Gusül abdestini bilmiyor. Bildiğiniz gusül abdestini bilmiyor. Bildiğiniz gusül abdestini bilmiyor. İki çocuk annesi gusül abdestini bilmiyor. Gecenin saat ikisi bu cinnî taifesi bana dokundu diye tanıdığının üzerinden bana telefon açıyor. Diyorum gusül abdestinin var mı biliyor musun diyorum duruyor. O ne diyor bana? Telefon açık gusül aldırttırdım banyoda ona. Dedim aç telefonu korkuyor. Telefonu banyoya koy dedim ben telefonda duracağım. Dedim niyet ettim ya Rabbi gusül abdestini almaya diyeceksin.
Üç sefer ağzına su vereceksin. Üç sefer burnuna su vereceksin. Komple vücudunu yıkacaksın gusülün bitecek dedim. 35-36 yaşında 37 yaşında kadın iki çocuk annesi gusül abdestini bilmiyor. Bunu yaptı trily trily titriyor. Evde secdade var mı dedim evde secdade yok. Dedim temiz bir yer var mı ayakkabısız dolaştığın yer. Evinin içerisinde ayakkabısız dolaştığı yer yok. Evde ayakkabıyla dolaşıyorlar. Sosyete bunlar. Dedim bir örtü yaz bir şey yaz dedim halının üstüne. Bir şeyler yazdı. Gerçekten Fâtiha Suresini bilmiyor. Lâ ilâhe illa’llâh demesini zor biliyor. Belki de on sefer on beş sefer. Eşhedü en la ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Bunu dili dönmüyor. Ne kadar üzüldüm.
Buna dili dönmüyor. Gece saat üç oldu. Ben hala da buna kelime-i şehadet getirmesini öğretiyorum. Dedim şimdi otur secdadeye la ilâhe illallah demeye başla. Lâ ilâhe illa’llâh demeyi bilmiyor. Bu bayan üniversite mezunu. Üniversite mezunu bu. İyi bir üniversiteden mezun. İyi bir maaşı var. Sonradan tanıştık görüştük iyice. İyi bir ailenin kızı. Sonra çok yine iyi bir ailenin aileyle evlenmiş. İki tane çocuğu var.
Q10 Özel Okullarda Hadîs-Mezheb İnkârcısı Çocuk Yetiştirme — 100 Yıllık Eğitim Sisteminin Sorumluluğu
Kelime-i şehâdeti bilmiyor. Özel okullarda okumuş. Aile bunu özel okullarda okutmuş. Ama eğitim sistemi bu. Bunun altından bu devleti 100 yıldır idare edenler bunun altından kalkamaz. Kalkamaz. Kim olurlarsa olsunlar. Bu milletin çocuklarını dinsiz yetiştirdiler. İmâm Hatîb’e gönderiyorlar. Hadîs inkârcısı yaptılar çocukları. Meslep inkarcısı yaptılar. Kur’ân inkarcısı yaptılar. Böyle âyet olmaz diyorlar şimdi ilahiyatçılar. Bitti. ilahiyata gönderdiğimiz çocukların boyuna onları telkin ediyorum. Sakın hadîs inkarcısı olmayın. Sakın âyet inkarcısı olmayın. Sakın onlara bakmayın. Sakın onlara inanmayın. Böyle tavsiyelerde bulunuyorum çocuklara. Çatışmayın diyorum size okulda bırakırlar. Birini tespit etmişler sizin şeyhiniz böyle demez diyormuş.
Hem bir de takip ediyorlar. Birini takip ediyorlar. Beni takip ediyorlar. Beni sevmeyenler de takip ediyorlar. Sevmiyorlar aslında böyle nefret ediyorlar benden ama takip ediyorlar. Takip ettikleri gibi Allâh’ın inşâallâh hidayetine sebep olsa. Normalde yok. İşin çok garip tarafı şu. Dünya üzerinde salt, tertemiz, pak. Kur’ân ve sünnet isenliği tebliğ eden salt, temiz bakın. Mehsep, meşrep, tarîkat öne koymadan tekrar söyleyeceğim bunu. Dünya üzerinde mezheb, meşrep, tarîkat, şeyh öne koymadan salt, Kur’ân’ı ve sünneti ve imâmların ictihâdını konuşan topluluk çok az şu anda.
“Kele İnak Kuşu Gibi Kaldık” — Kur’ân, Sünnet, İmâmların İctihâdı, İlk Sûfîlerin Yolunu Anlatma Mutluluğu
Çok az. Çok az. Çok acı bir şey bu. Ve bunun nerede duracağı belli değil. Çok özür dilerim kendimizi bir şey zannettiğimizden dolayı değil. Biz kele inak kuşu gibi kaldık. baskılar ne bileyim değişik üstümüzdeki organizasyonlar buradan bizi geri çevirmedi. Cenâb-ı Hakk hamdü sena olsun. Biz çok az kaldık. Dünya üzerinde de çok azız biz. zaten ülkede azız da dünya üzerinde de azız biz. böyle bir normalde dervîşânından bir şey istemeyen, onları maaşa bağlamayan, onlara aylık bir ücrete bağlı tutmayan, bir şey istemeyen, ve sadece Kur’ân’ın sünneti, imâmların ictihâdını ilk sûfîlerin yolunu anlatan kele inak kuşu gibi kaldık. Bundan rahatsız mıyım? Değilim mutluyum. Âyet-i kerîme inancım benim.
Çok azınız îmân eder. Bu noktada da böyle böyle kaldık falan üzüntülü değilim. Rabbim son nefesimize kadar Kur’ân’a, sünnete, imâmların ictihâdına ilk sûfîlerin yoluna, edebine, âdâbına uyanlardan eylesin.
Kaynakça
- Mahalle Dersinde Zikrullâh Ses Tonu — Halaka Âdâbı: Halvetî zikir tedrîsinde halakanın ortak ses tonu — Yûsuf Sünbül Sinân, Risâle-i Tarîkat; Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Halaka Âdâbı” bâbı; «zikir cehrî-hafî tartışması» — İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, “Ẑikir” bâbı; Cüneyd-i Bağdâdî tedrîsi (cehrî zikir); modern okuma — Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvufî Sohbetler.
- Altın Günü Câizliği — Aynı Gün Aynı Cins Tahsîl Mecbûriyeti: Fâiz haramı — Bakara 2/275-279 («Yâ eyyühe’lleẑîne âmenû’ttekullâhe ve ẑerû mâ bekıye mine’r-ribâ in küntüm mü’minîn»); Âl-i İmrân 3/130; klasik fıkıh — altı sınıf rıbâ malları (altın, gümüş, buğday, arpa, hurma, tuz) — Müslim, “Müsâkāt” 81 (Hadîs no: 1584, «eẑ-ẑehebü bi’ẑ-ẑehebi mislen bi-mislin yeden bi-yedin»); Buhârî, “Büyû'” 78; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 5/183-200; Serahsî, el-Mebsût 12/108-115; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 5/3692-3735; Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku; «yed-bi-yed (peşin)» şartı — Diyânet İşleri Başkanlığı fetvâsı; «altın günü» modern fıkh tartışması.
- Allâh Yüz Bin Âdem Yaratabilir mi? — İmâm-ı A’zam ve Ana Dilde Fâtiha: «Allâh’ın sonsuz halk-yaratma kudreti» — Bakara 2/284 («Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-arzi»); Yâsîn 36/82; Mü’min 40/57; klasik tasavvuf — İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, “Halk-ı Cedîd” bâbı; «sonsuz Âdem-âlemler» tedrîsi — modern bilim — paralel evrenler tartışması; klasik fıkıh — İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (80-150 H.), Bağdâd-Kûfe-Şâm bölgesinde yaşamış: el-Fıkhu’l-Ekber; el-Fıkhu’l-Ebsat; klasik tabaka — Saymerî, Ahbâru Ebî Hanîfe; «ana dilde Fâtiha» — Hanefî mezhebinde namâzda farsça/ana dilde okuma izni — Kâsânî, Bedâi’ 1/112-115; Serahsî, el-Mebsût 1/235-237; klasik şerh — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; Şâfi’î-Mâlikî-Hanbelî mezheblerinde câiz değildir — modern fıkıh — Vehbe Zühaylî.
- Malazgirt Savaşı 1071 — Sadece Türkler Yoktu, Bütün Müslümân Unsurlar Katıldı: Sultân Alparslan ve Malazgirt — klasik tarih: İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh; Bündârî, Zubdetü’n-Nusra; modern okuma — Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti; Mehmet Altay Köymen, Selçuklu Devri Türk Tarihi; Cemal Ayna, Sultan Alparslan Hayatı ve Şahsiyeti; «Malazgirt’te Türkler-Kürtler-Araplar-Acemler birlikte savaştı» — modern Selçuklu tarihi araştırmaları — Ali Sevim, Malazgirt Meydan Savaşı; «Müslümân ümmet kardeşliği» — Hucurât 49/10; klasik tedrîs — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde milliyetçilik tenkîdi.
- İngiltere-Siyonist Para Düzeni ve Amerika-Hindistân-Çîn Gerginliği: Modern İslâm dünyâsında İngiliz emperyalizmi — Bernard Lewis, What Went Wrong? (eleştirel okuma için); Halford Mackinder, Geographical Pivot of History (eleştirel); Niall Ferguson, Empire; Türkçe okuma — İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı; Mim Kemâl Öke, Filistin Sorunu (1880-1923); «modern milliyetçiliğin İngiliz menşe’i» — Bernard Lewis, The Multiple Identities of the Middle East; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi; «Amerika-Hindistân stratejik ortaklığı (Çîn’e karşı QUAD)» — modern uluslararası ilişkiler literatürü; «iPhone üretiminin Hindistân’a kayması» — modern ekonomi haberleri (Apple-Foxconn Hindistân fabrikaları, 2023-2025).
- Eğitim Sistemi Başarısız — Özel Okullar ve Fakîrin Çocuğunu Okutmama Planı: Türkiye eğitim sistemi tartışması — modern okuma: İlber Ortaylı, Türkiye’nin Yakın Tarihi; Cemil Meriç, Bu Ülke; «paralı eğitim sisteminin sosyal eşitsizlik üretmesi» — Pierre Bourdieu, La Reproduction (eleştirel okuma); Türkçe okuma — Ali Bulaç, İslâm ve Modern Çağ; klasik İslâm eğitim modeli — medrese sistemi — Cevat İzgi, Osmanlı Medreselerinde İlim; Ekmeleddin İhsanoğlu, Osmanlı Medeniyeti Tarihi; «ilmin paraya çevrilmesi yasağı» — Buhârî, “İlim” 32; Ahmed b. Hanbel, Müsned 4/107; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/22-65 (“İlim”).
- Kur’ân Ezberi Farzı — Fâtiha, Zamm-ı Sûre, et-Tahıyyât, Rükū’-Secde Zikirleri: Namâzda farz olan miktâr — Müzzemmil 73/20 («Fa’krau mâ teyessera mine’l-Kur’ân»); klasik fıkıh — Hanefî mezhebinde namâzın farzları (kıyâm, kırâat-Fâtiha + Zamm-ı Sûre, rükū’, secde, ka’de-i âhire) — Kâsânî, Bedâi’ 1/105-160; Serahsî, el-Mebsût 1/10-25; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; Şâfi’î-Mâlikî-Hanbelî mezheblerinde Fâtiha rükündür — İbn Kudâme, el-Muğnî 2/140-160; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 1/645-720; «et-Tahıyyât» — Buhârî, “Eẑân” 148 (Hadîs no: 831); Müslim, “Salât” 56-57 (Hadîs no: 402-403, İbn Mes’ûd radıyallâhu anh rivâyeti); klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî.
- Namâzın Dört Farzı (Hanefî) — Tevhîdde Dahi Namâz Kılınır: Kıyâm, rükū’, secde, ka’de-i âhire — Kâsânî, Bedâi’ 1/105-160; Serahsî, el-Mebsût 1/10-25; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; «Fâtiha Hanefî’de vâcib (rükün değil)» — Kâsânî, Bedâi’ 1/110-115; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku 1/152-168; «namâzın hiçbir şart bilmeyene de farziyeti» tedrîsi — Buhârî, “Eẑân” 95 (Hadîs no: 757, «Hadîsü’l-müsî’ fî salâtih»); Müslim, “Salât” 45; klasik tedrîs — Halvetî-Şa’bânî silsilesinde namâzın asgarîsi.
- 1989-2025 Müslümân Genç Kuşak Tahrîbi — Gusül-Fâtiha-Şehâdet Bilmeyen 35 Yaş: «İlmin kaybolması âhir zamân alâmeti» — Buhârî, “İlim” 21 (Hadîs no: 100, «İnnellâhe lâ yakbiḍu’l-ilme intizâ’an yenzı’uhû mine’l-ibâd»); Müslim, “İlim” 13; klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; «Müslümân olduğunu söyleyen ama dîn bilmeyen tehlikesi» — Yâsîn 36/52; Hadîd 57/16; klasik tedrîs — İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/22-65; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan; Mahmûd Es’ad Hocaefendi, Tasavvufî Sohbetler; «temel dînî bilgi farzı» — Kelime-i şehâdet, abdest, gusül, namâz farzları — Necmeddîn ed-Dimaşkī, Akāidü’d-Dîn.
- Hadîs-Mezheb İnkârcılığı ve Özel Okul Eğitiminin 100 Yıllık Sorumluluğu: Hadîs inkârcılığı modern problemi — Mahmûd Ebû Reyye, Adva’ alâ’s-Sünneti’l-Muhammediyye (kuşkucu); ona reddiye — Mustafa Sibâî, es-Sünne ve Mekânetühâ fi’t-Teşrî’i’l-İslâmî; M. Sait Yazıcıoğlu, Hz. Peygamber’in Sünneti; mezheb inkârcılığı modern problemi — modern reformist akımlar; klasik mukābele — İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ; modern okuma — Hayreddin Karaman, Hayatımızdaki İslâm; «100 yıllık modernleşme yarası» — Cemil Meriç, Bu Ülke; İlber Ortaylı; modern Türkiye eğitim politikaları — Mehmet Akif Ersoy, Safahât (eleştirel); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- «Kele İnak Kuşu Gibi Kaldık» — Kur’ân, Sünnet, İctihâd ve İlk Sûfîlerin Yolu: «Çok azınız îmân eder» — Bakara 2/88 («Bel le’ane’humullâhu bi-küfrihim fe-kalîlen mâ yu’minûn»); Hûd 11/40; Mü’min 40/59; «kalîlen» (azlığın haysiyeti) — klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; «sahîh sûfîlik» tedrîsi — Cüneyd-i Bağdâdî tedrîsi (Sülemî, Tabakātü’s-Sûfiyye); Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; «dervîşandan ücret almama» tedrîsi — Sühreverdî, Avârif, “İhlâs” bâbı; klasik tedrîs — İmâm Rabbânî, Mektûbât; «edeb-âdâb» — Ferîdüddîn-i Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ; bu sohbet 08.05.2025 Mustafa Özbağ Efendi Q&A — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Tarîkat, Zikir, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı