Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Aşk ve Sevgi — Sayfa 5

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Aşk ve Sevgi(449) — Sayfa 5/7

Aşk ve sevgi ile ilgili bir ders verilir mi?

Ey zamanede eşi benzeri bulunmayan. Allah aşkına halkın feryadına yetiş. Allah aşkına’ Senin eşin benzerin mi görülmüş ki sen hiçbir şeye benzemezsin. Sen neye benzersin ki ona benzetelim. Benzettiğimiz şey sen değilsin ki. Sen hiçbir şeye benzemezsin. Elimizden tut. Katından, sen hiç birşeye benzemezsin. Katından gönlümüzden tut. Eller bizim elimizden tutmaz. Kimseler bizim yüzümüze bakmaz. Biliriz, seviyorum diyenler sevmez olur bir gün. Biliriz peşine düştüm diyenler bir gün arkamızdan hançer vurur. Sen abilerin abisisin diyen önce asar bizi. Sen canımdan cansın diyen, önce hançerler bizi. Senin gibi seven olmadı diyen, önce o asar bizi. Biliriz ey canlara can katan. Ey feryatlara cevap verin. Ey kimsesizlerin kimsesi. Ey padişahlar padişahı. Nazımız sana, niyazımız sana. Duamız sana. Feryadımız sana. Hicranımız sana.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 560-568. Beyitler Şerhi

Allah’ın nimetlerine şükretmek neden önemlidir?

Koku almış mahalleyi bulmuş, koku almışsın mahalleyi bulmuşsun. Güzel kokuların çıktığı yere oturmuşsun. Nimete şükret, hamdet, otur, Allah’ı zikret. Otur cennet bahçesinde dolaş. Otur cennet bahçesinde cennetin nimetleri ile nim, Allah’ın sana bahşettiği, lütfettiği, ikram ettiği, ihsan ettiği o sayısı sonsuz nimetlerini tefekkür et, otur, edebinle, terbiyenle. Aman, saygıda kusur etme. Aman sevgide kusur etme. Aman dilini muhafaza et. Aman gözünü muhafaza et. Sakın ordan birisine burun kıvırma. O öylesine bir Allah diyendir ki bilemezsin. Ona burun kıvırdığından dolayı, kilometrelerce uzaklara gidersin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 440-447. Beyitler Şerhi

Allah’ın nimetlerine şükretmek ne anlama gelir?

Şükret! insanlar bir bardak çay vermiş, ona teşekkür et. Birisi tebessüm etmiş, teşekkür et. Birisi elini uzatmış, teşekkür et. Allah sana ne verdiyse hamdet, şükret. Allah ne verdiyse, hamd edenlerden ol, şükredenlerden ol, şikayet edenlerden olma, nankörlerden olma, vefasızlardan olma, hainlerden olma, hançerleyenden olma. Topuklarının üzerinde dönüp gidenlerden olma. Zorluğu gördüğünde kaçanlardan olma. Sırtını dönenlerden olma. ‘Hamdenlere, nimetlerimizi arttırırız’ ayet i kerimesini kendine, kendine ölçü bil. Hamd etmeye devam et.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 440-447. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi nedir?

O varislerim dedikleri de her dönemin yüzü gibidir. Onları görünce Allah hatıra gelir ya hadisi şerif öyle ya hani yeryüzünün direkleri vardır. Manevi. Hz. Abbas Efendimiz der ya işte onlar velilerdir. Onlar dinin yaşanması ve yaşatılması için mücadele edenlerdir der ya hani der ya Hz. Ömer efendimiz onlar bir şeye ol dediğinde, Allah oldurur der ya. işte onlardır. Onlar sevgilinin yüzü olmuşlardır. Kimisi nedir? Yüzüne dönmüştür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi nedir?

Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi Hakkında başlıklı metin, Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin aşık ve sevgi konularını ele alarak, aşıklık ve sevgiye dair mecazları hakikate dönüştürme konusunu eleştirir. Aşıkların canlarını sevgililerine sunmaları, Allah’a aşık olmanın ölüme aşık olmaya dönüşmesi, kötü zanın zararları ve bu konulara dair hadis ve örnekler verilir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi

Kötü zanın insanları nasıl etkilediği?

Kötü zan, insanları yanıltır. Kötü zanlı kimse, insanların eksikliklerini, noksanlıklarını arar. Kötü zanlı kimse, insanların yanlışlıklarını, hatalarını, kusurlarını öne çıkarıp onların üzerine bina etmeye çalışır. Kötü zanlı kimse, birisinin hatasını, bir başkasına söyleyen kimse farkında değil. Kendisini hatasız görüyor. Hz. Mevlana hataları örtmekte gece gibi ol der. O zaman sen kusur araştırıcı olma. Sen kötü zanna düşüp insanları yanıltma, kendini de yanıltma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi

Onlar aşkın rengine boyanmışlar?

“O kızıl güldür.” O veliler var ya, o hızlının yolunda gidenler, o Muhammed i Mustafa’nın yolunda gidenler, onlar kızıl güldür. Yani kırmızı gül. Onlar aşkın rengine boyanmışlar. Onlar aşkın haliyle hallenmişler. Onlar aşkın kendisi olmuşlar. Sakın onlara sen, kan deme. Senin gözün perdelenmiş. Sen aşka kan diyorsun Senin gözün perdelen, Sen kırmızı güle kan diyorsun. Senin gözün perdeli. Senin aklın perdeli. Senin duyuların kapanmış. Senin maneviyatın kapanmış. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi

Yaptıklarınızla sesi hiç bilir misiniz?

Bu dünya bir dağdır. Hiç bir vadiye çıktınız mı? Bir dağa çıktınız mı? Bir vadiye bağırırsınız. Karşınızda dağ vardır. Ahmet dersiniz, karşıdan ses yankılanır Ahmet diye. Ellerinizi böyle yaparsınız, huuuuuuuuuu dersiniz, biter bir yankı verir huuuuuuu diye. Ses sizindir. Bir yere vurur, bir yere çarpar size gelir tekrar. Yaptıklarınız sizindir bir yere vurur, sizin yüzünüze çarpar yine. Ateş eken kor biçer. iyilik eken, iyilik biçer. Kötülük eken, kötülük biçer. Sevda eken, sevda biçer. Nefret eken, nefret biçer. Yaptıklarınız sizindir. Hani Cenab-ı Hak der ya o mahşerde yaptıklarınız sizin ellerinize tutuşturuluverir. Yaptıklarınız sizindir. Bu dünya imtihanhanedir. Sonunda kıyamet duvarı vardır. Yaptığınız o kıyamet duvarına vurur, size gelir. Bu dünya, o kıyamet duvarını bekler. Herkesin bir kıyameti vardır. Herkesin bir kıyamet duvarı vardır. Vurur size gelir. Bir başkasına gitmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

Ölür biter çünkü ölümlü müdür?

Ölülere olan sevda çabuk biter. Ölür biter çünkü ölümlüdür. Çünkü ölümlüdür ancak ölümsüzlere olan ölümsü sevene sevdiyseniz, o sevda bitmez. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ölümsüze aşıktı. Ona aşık olursanız o sevda bitmez. Onun aşkı ölümsüzdü çünkü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

Diri olan Allah’ mıdır?

Oysa diri olan Allah’tır. Siz o diriyi severseniz o hep gözdedir veyahut da bir şahsı seviyorsanız o hep gözünüzdedir sizin. Ölünceye kadar o her nefes gonca güller açar. Her nefes tazelenir. Sevda öyle bir şeydir ki kendi içerisinde bitmez tükenmez bir enerjisi vardır. Her nefes tap taze olur, her nefes binbir kokular saçar, her nefes binbir tat verir. Öyle bir an gelir ki nefesi aldığınızda onun kokusu gelir ya bırakmak istemezsiniz ama bilirsiniz ki bir daha nefes aldığınızda apayrı bir koku gelecek. O kokuyu saklarcasına yüreğinizin bir köşesine koyar bir nefes daha alırsın. Sanki o nefesi alırken onun koku zerreciklerinini içinde hissedersin, ciğerlerinde o vardır böyle senin. Kokladıkça koklayasın gelir. Kokladıkça koklayasın gelir, emme basma tulumba gibi ciğerin büyür, kalbin yürür, patlayacak gibi olursun. Gözlerin açılır, kan oturur gözlerine. Damarların şişer nefes aldıkça alasın gelir, aldıkça alasın gelir, aldık,ça alasın gelir, aldıkça alasın gelir. Artık nefes nefese karışır. Nefes nefese karıştıkça, senin nefesin kalmaz. En sonunda onun nefesi olur. Artık nefesi alan da odur veren de odur. Bakarsın o nefes alır, o nefes verir. Her nefes onundur. Dersin ki nefes senin, kabarcıklar senin, koku senin, hüzün senin, keder senin, aşk senin, sevda senin. Bende seninim! Her şey senin dersin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

Ayrılıktır, yine acıdır, yine hasrettir, yine hicrandır, yine yoldur, yine nefes midir?

Aşık, gafletsiz olmaz. Bir an gelir yine gaflete düşer. Yine ayrılıktır, yine acıdır, yine hasrettir, yine hicrandır, yine yoldur, yine nefestir. Oturursun an ve an. Dersin ki tövbeler tövbesi. Bir daha gaflet yapmayacağım. Tövbeler tövbesi, bir an gönlüm senden başkasına dönmeyecek. Tövbeler tövbesi. Bir an dahi olsa gönlümde başka bir suret olmayacak. Tövbe edersin, beklersin hani şarkı var ya baharı bekleyen kumrular gibi, sen de beklersin baharı bekleyen kumrular gibi her gece. O vaat etmiş ,gecenin yarısında gelecek. Süslenirsin, kokulanırsın, en güzel kokularını sürersin üstüne. Saçını, sakalını, sarığını, toplarsın. O gelecek. Ne zaman, nerede, nasıl geleceği belli değildir. Beklersin. Vaadi haktır o sevgilinin çünkü, o insanlar gibi değildir. insanlar akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun. insan gelmez, o gelir. Gelmedi için yazmıştır insan onu. Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun. O öyle değildir. O diridir. O vaadinde haktır. O zikredeni zikreder, tövbe edenin tevbesini kabul eder, dua edenin duasına icabet eder. O zaman, gafletinden tövbe et. Ey sevgili! Gaflete düştüm, çamurlara düştüm, karanlıklara düştüm, toza dumana bulandım, kirlendim, geldim. Tövbe ettim, rücu ettim. Bir daha ahd eyledim, kast eyledim. Benden bin bir günah, senden af merhamet. Geldim yine kapının önüne. Bin sefer tövbe şişesini kırdım, yine geldim. Ümit ettim, umut ettim. Sen Allah’ımsın. Beni affedeceğini vadettin. Sen sevgilimsin, sen maşukumsun. Sen benim her şeyimsin. Sen ümit ettirdin. Ümit de senin ben o kapıya geldim. Sen zikredeni zikrederim dedin. Oturdum, la ilahe illallah, la ilahe illallah dedim. La derken ne kadar ilaheler varsa attım gönlümden .Gönlümde bir kirlilik kalmadı, gönlümde bir tamah kalmadı, gönlümde kir kalmadı, gönlümde haset kalmadı, gönlümde nefret kalmadı, gönlümde affetmemek kalmadı, gönlümde hiç kimseye karşı kızgınlık kalmadı. Gönlümde barış hakim, gönlümde av, şefkat, merhamet hakim. Herkese hakkımı helal ettim, hiç kimseden hiçbir şey istemiyorum. Herkese olan her şeyimden vazgeçtim. Kendimden vazgeçtim. Gel, gönlümün misafiri ol. Bir Anda olsa fakir gönlüm bayram etsin. Bayramı, son bayramı olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

Bu aşkın, aşıklığın hakikati midir?

Bu aşkın, aşıklığın hakikatidir. Allah aşkı, hakiki manada aşktır. Allah’ın haricindeki bütün aşıklıklar mecazdır. Mecazın içerisinde mecaz, mecazmış gibi görünen ama mecaz olmayan Allah’ın sevgisi, Allah’ı sevenin sevgisi, Allah’ı sevdirecek olanın sevgisidir. Bu mecaz değildir, mecazı istemez çünkü Davud. Davut der ki Rabbim senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini, seni sevdirecek olanın sevgisini, çölde susuz kalmış bir kimseye, soğuk şerbeti sevimli kıldığın gibi bana da sevimli kıl. Bunu Muhammed Mustafa Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, Davut Aleyhisselam’ın dilinden nakleder. Bunlar mecaz değildir. Allah’ı seveni sevmek, mecaz değildir. Allah’ı sevdireni sevmek, mecaz değildir. Bu üçünün haricindeki sevgilerin hepsi de mecazdır. Hz. Mevlana, mecaza olan sevgi de hakikate bir yoldur, bir kapıdır, bir delildir der. Evet doğru. Bir kimse bir kızı, bir erkeği, bir çiçeği, bir böceği, bir kuşu, bir ağacı sever mecazdır ama o sevginin varlığına, sevgi hakikatinin varlığına işarettir. O yüzden sufiler, seven bir gönül isterler. Sufi seven bir gönül arar. Kuşu sevsin, önemli değil. Ağaçta öten bir kuş, ne kadar güzel, kafeste değil. Sufiler çünkü fıtrata aykırı olan bir şey istemezler. Sufilerin evinde kuş yoktur. Sufilerin evinde kedi, köpek yoktur ihtiyaç değilse. Sufiler hep fıtrata bakarlar. Kuş sesi dinleyecekse seher vaktinde, gelir onun bahçesine onun camına, penceresine bir bülbül, başlar şakımaya. Dersin ki şehrin göbeğinde bu bülbülün ne işi var. Oooo, aklına gelir bülbülün şakıması. Dersin ki sevgili bülbülün üzerinden şakıyor bugün. Şakır sana seher vaktinde. Gecenin vaktinde bülbül ne öter. Bir dağlık araziye, bir ovalık araziye çıkarsın, bakarsın ki uzaklardan bülbül sesi geliyor. Şakır şakır şakır şakır şakır… Dersin ki tamam ya! Gece yarısı bülbül mü öter, öter! Gece yarısı kanarya mı öter, öter! Gece yarısı böcekler mi öter! Gece kuşları öter! Şakır şakır her taraftan bir nida gelir. Biraz daha beklersen herkes kendi lisanıyla onu zikreder. Uyandırır seni.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

Her taraftan bir esma sesi geliyor mu?

Oooooo! Her taraftan bir esma sesi geliyor. Ağaçlardan, böceklerden, çiçeklerden, kuşlardan, kurtlardan, tilkilerden hepsinden bir esma sesi geliyor. Her biri kendi diliyle, her birisi kendi lisanıyla onu zikrediyor. Diri, her yere diriliğini göstermiş. Tecelli etmiş. Sufi fıtratı bozmaz. Fıtrata uygun, fıtrata uygun! Hapsetmez. Kendisi hapiste, nasıl hapsetsin! Kendisi mapus, nasıl mapus etsin bir şeyi! Kendisi hür olup, kanat çırpıp, şu dünya cehenneminden uçup gitmek istiyor. Niçin hapsetsin? Hiçbir şeyi hapsetmez, hiçbir şeyi böyle tutmaz. Bazen derler ya işte bir dergaha girdin de çıkamıyor musun? Sevdiğinden çıkamaz o. Zorla tutan yoktur. Bizim, benim felsefem de zorlama yoktur. Herkes sevdiği yere gitsin. Rüyanızda bir şeyh gördünüz, gidin. Rüyanızda kimi gördünüz oraya gidin. Rüyanızda kim gösterildi size gidin, özgür olun, hür olun. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, size bir yer göstermiş, gidin. Şeyhiniz size bir yer göstermiş, gidin. Piri piran hazretleri bir yer göstermiş, gidin. Özgürsünüz, hürsünüz. Sevdiğiniz yere koşun. Sevdiğiniz yere. Sufilik böyle birşeydir. Hürriyettir sufilik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi

O kuyumcuda iyi hayaller kurmadı mı?

Hayal ya, hayali olmalı insanın ve doğru hayalleri olmalı, iyi hayalleri olmalı, güzel hayalleri olmalı, tatlı hayalleri olmalı. O vahşetin içerisinden kendisini o hayal dünyasına atıvermeli. O kan deryasının içerisinden, kendini hayal dünyasına atıvermeli. O her türlü karanlık dehşetinin içinden, kendini o hayale atıvermeli. Hayal ya! işte o kuyumcuda iyi hayaller kurmadı. Dünya hayali kurdu. Dedi ki mal var, makam var, mevki var, baş olmak var, koş! Azrail de dedi ki koş, sen canını vermeye koşuyorsun. Hayalinizi iyi tutun, güzel tutun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 197-209. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 197-209. Beyitler Şerhi nedir?

“O garip kişi yoldan gelince, hekim onu aldı, padişahın huzuruna götürdü. Taraz mumunun başucunda yanıp yakılsın diye izzetle, ikramla padişahlar padişahının huzuruna götürdüler onu. Sonra da hekim, ey büyük padişah dedi. O halayıkcağızı, bu efendiye ver. ( padişahın aşık olduğu, sevdiği o kadını bu adama ver dedi.) Ver de ha- layıkcağız buna kavuşup iyileşsin.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 197-209. Beyitler Şerhi

Sevmek nedir?

Sevmek öyle bir şeydir. Diyeceksiniz ki o kimsenin fizyonomisi değişir mi? Evet, kişi sevdiğine benzer. Zaman içerisinde o kimse, o çok sevdiği kimseye sadece fıtratı değil, fiziki de değişmeye başlar. Bakışı, görüşü, gülüşü, tutuşu, yürüyüşü, o sevdiğine benzemeye başlar. Fiziki değişir, fizyonomisi değişir. Onun gibi düşünmeye başlar. Onun gibi hareket etmeye başlar. Onun gibi fikir yürütmeye başlar. Onun gibi sözler söylemeye başladı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 159-170. Beyitler Şerhi

Sevdiğinin adı anılınca nabzı değişecek mi?

Dünyada bir şeyden ne kadar çok etkilenirse, o etkilendiği şey anılınca o kimsenin kan akışının hızı değişecek. Kalp atışının hızı değişecek. Kalbinin atışını, hızını değiştirecek, kan damarlarının akışını değiştirecek bir şey gerek. Sevmek böyle bir şeydir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 159-170. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 130-134. Beyitler Şerhi nedir?

Mesnevî-i Şerîf 130-134. Beyitler Şerhi Hakkında başlıklı metin, Hz. Bu bölüm, aşıklık ve şevk konularını ele alarak, aşıkların ve sufilerin içsel durumlarını, zenginliklerini ve bu durumların nasıl birbirinden farklı olduğunu anlatmaktadır. Aşık ve sufi arasındaki farklar, aşıklıkta şevk ve içsel zenginlik, sufilikte ise mürşitlerin rolü vurgulanmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 130-134. Beyitler Şerhi

Aşkın varlığın özüne nasıl yansıdığı?

Aşk, varlığın özüdür. Aşk, varlığın ta kendisidir. Aşk, varlığın rengidir, kokusudur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Aklın aşk karşısında nasıl bir durumda olduğu?

Aklın aşkın karşısındaki o dehşetane ama elinden hiçbir şey gelmez halini, kimse böyle tasvir edemezdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Delilin kendisine nasıl bağlı olduğu?

Her şeyin delili kendisidir. Biz kendimizi delillendiriyoruz şimdi. Delil kendimizin. Biz cennetlik miyiz cehennemlik miyiz delil elimizde. O yüzden dedi hazreti peygamber, cehennemlik olanlar cehennemlik amel işlerler. Cennetlik olanlar cennetlik amel işlerler. Sen cennetlik mi olmak istiyorsun. Evet. Buyur. Delilin elinde. Cennetlik amel işle, seni zorla cennetlik amel işleten yok. Delilin sensin. Sen iyi bir insansan, buyur iyiliğini sen göster.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Aşkın tecelliyatı nasıl bir durumda olduğu?

Aşığa delil aşıktır. Aşka delil, aşktır. Delinin delili, delidir. Her şeyin delili, insanın kendisidir. Biz kendimizi delillendiriyoruz şimdi. Delil kendimizin. Biz cennetlik miyiz cehennemlik miyiz delil elimizde. O yüzden dedi hazreti peygamber, cehennemlik olanlar cehennemlik amel işlerler. Cennetlik olanlar cennetlik amel işlerler. Sen cennetlik mi olmak istiyorsun. Evet. Buyur. Delilin elinde. Cennetlik amel işle, seni zorla cennetlik amel işleten yok. Delilin sensin. Sen iyi bir insansan, buyur iyiliğini sen göster.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Aşkın varlık üzerindeki etkisi nedir?

Aşk, varlığın hazinesidir. Aşk, varlığın özüdür. Aşk, varlığın ta kendisidir. Aşk, varlığın rengidir, kokusudur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Aşkın hakikate götürmesi ne anlama gelir?

Hani Leyla Leyla derken bulur Mevla’yı, Mevla’nın aşkına yandı gidiyor. O da Leyla Leyla derken Mevla’yı bulacak ya. Onun da bir Leyla’sı var. Diyorum Leyla çok çirkinmiş. Öyle diyorlar diyorum. Senin sevdiğin de çirkin mi? Değil hocam diyor. Ha o Leyla değil o zaman. Kalıyor. Sokaktaki köpekleri, Leyla’nın gözüne benzetip sevdiğin oldu mu dedim. Yok dedi. Biliyor musun dedim, Mecnun bu köpekler Leyla’nın sokağından geçmiştir deyip onları sever okşardı dedim. Leyla’nın sokağından geçmiş. Bir gün arkadaşı der ki, ey Fuad. Mecnun’un gerçek adı Fuad’dır. Ey Fuad der. Bu köpekler Leyla’nın kapısının önünden geçme ihtimalleri hiç yok der. Sen bunu nereden çıkardın. ihtimal ki der, bunlar Leyla’nın kokusunu almıştır. (Dinleyenlerden biri ‘çok büyük bir aşk’ diye yorum yapar.) Kim dedi çok büyük bir aşk diye? Onu tanımak istiyorum, kim dedi? (Yorum yapan elini kaldırır.) Sen mi dedin? Çok küçük bir aşk. Küçücük! Küçücük minnacık. Minnacığın da minnacığı!Minnacığın da minnacığı! Ama o minnacığın minnacığı dahi bütün insanları hayran ediyor. Çünkü insanlar sevmekten uzaklar. işte bu Gölgeler hakikate işarettir ama gölge, gölge olmalı. Gölge gölge olmalı. Biz heva ve heveslerimizi, mecaz aşk zannediyoruz. Değil! Cancağızlar, o yüzden sakın, bir kadına aşık olaraktan Allah’a aşık olacağınızı düşünmeyin. Sakın bir erkeğe aşık olaraktan, Allah’a aşık olacağınızı düşünmeyin. Ham hayal bunlar. Bir şey daha söylerim de üzülürsünüz. Kime aşık olduğunu düşünüyorsan, hadi o tarafa yönel de kıl namazını. Birine aşık olduğunu söylemek, çok basittir sözde. Nerede yaşıyor? Bir gün birisine sordum. Nerede yaşıyor dedim ben. Samsun’da dedi. Hemen aldım. Omuzlarından tuttum. Samsun’a doğru çevirdim. iste dedim. Ne dedi? Sevdiğinden iste. Kaldı. Sen aşık değilsin dedim. Yalancısın! Neden dedi? Aşık mâşuğundan ister dedim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Aşık ve mâşuk arasındaki ilişki nedir?

Kadınlar! Hangi erkeğe aşık olduğunuzu söyleyeceksiniz şimdi! Erkekler! Hangi kadına aşık olduğunuzu söyleyeceksiniz! Haydi aşıklar, maşukunuzdan isteyin. Aşık maşuğundan ister. Aşık, mâşuğundan ibadet eder. Aşık, mâşuğuna anlatır. Aşık mâşuğunun dilidir. Aşık, mâşuğunun gözüdür. Aşık, mâşuğunun elidir, ayağıdır. Aşık, mâşuğunun kalbidir. Haydi, herkes şimdi kalbine baksın. Kalbinde hangi maşuk varsa, ondan istesin. Ona ibadet etsin. Şimdi bir kadını çok seviyorum diyen, dönsün kadına namaz kılsın. Bir erkeği çok seviyorum diyen, dönsün o erkeğe namaz kılsın. Aşık mâşuğuna ibadet eder. Ne dedi hazreti peygamber? Zayıf hadis olarak söylediler. insanın insana secde etmesi emredilmiş olsaydı, kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim. Neden? Hiç düşündünüz mü? Menfaat! insanlar menfaatlerine secde ederler.O zaman insanlar neye aşıktır? Menfaatine! Bir kadına çok aşıksan, hadi kadın senin yüzüne bakmasın bakalım. Aşıklığın devam edecek mi? Bir erkeğe çok aşıksan, hadi erkek yüzüne bakmasın bakalım. Aşıklığın devam edecek mi? işte aşığa delil yine aşık oldu. Aşka delil, yine aşk oldu. Gölgeler onlara delil olsa da o gölgenin peşine gidecek olan insanlar, gerçekten kemal ehli olması gerek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 114-120. Beyitler Şerhi

Onun iksiri kuvvetlidir, onun sözü keskindir, onun yüceliği kuvvetli midir?

Aşk gibi, aşk değil. Kim bu? Mürşidi. Yeni tanıştığı daha, yeni görüştüğü, rüyasında gördüydü ya hani padişah. Ona denmişti, bir aksakallı gelecek, pir i fani. O bizdendir dediydi rüyasında. O bizdendir, ona güven, ona inan, ona bağlan, ona tâbi ol. Onun iksiri kuvvetlidir, onun sözü keskindir, onun yüceliği kuvvetlidir. Sen, onu gördüğünde, tanıyıvereceksin. Sen onu gördüğünde, bilivereceksin. O benden çünkü, o bizden çünkü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 94-102. Beyitler Şerhi

Zorluk, söylemeden, zora gelmeden, senin yüzünden çözülür gider mi?

Zorluk, söylemeden, zora gelmeden, senin yüzünden çözülür gider. Sen öyle bir zat ı kerimsin ki sen öyle bir dosta dostsun ki bütün zorluklar, bütün sıkıntılar bütün gönlünde her ne var ise senin önüne oturduğunda her şeyin cevabını alır, her şeyi hallolur gider.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 94-102. Beyitler Şerhi

Onu açıkça ifşa etmek, âşıklık değildir, rezillik midir?

Edebimizi koruruz. Terbiyemizi koruruz. Onu açıkça ifşa etmek, âşıklık değildir, rezilliktir! Onu biliriz. A dostlar dediğimizde, benim içim dışım titrer. Acaba o, a dostların içinde miyim diye. “A dostlar” dediğinde ben de o halakanın içinde miyim, bizler de o halakanın içinde miyiz diye içim dışım titrer. Ve Hazreti Mevlana derki: “a dostlar işte bu hikaye, bizim hikayemizdir.” Önce bu ‘a dostlar’ın altını çizmek isterim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 36-51. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi nedir?

Benim elimden, kolumdan tut. Dizlerime derman ol. Elimde el ol, yüreğimde yürek ve seninle zikredeyim. Allah derken bir kez olsun seninle zikredeyim. O yüzden Süleyman Çelebi der ki: “Bir kez aşk ile Allah dese o lisan, dökülür cümle günahları misli hazan.” Bir kez Allah’la Allah diyen bir kimse, günahı münahı kalmaz. Bir kez öylesine oruç tutan kimsenin, günahı münahı hiçbir şeysi kalmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aşk ve Allah arasındaki ilişkiyi nedir?

Aşk Allah’tır. Allah, sırrının açığa çıkmasını istemez. Allah, âşıklık yolunun açığa çıkmasını ister. Allah hiçbir şeyi saklı gizli bırakmamıştır. Allah Kur’an’ın gizli menfezlerinin açıklanmasını ister. Allah mana aleminde mücevheratın saçılmasını ister. Allah hiçbir şeyin gizli kapaklı kalmasını istemez. O yüzden Allah, peygamberleri ile velileriyle kitaplarıyla, bu sırlar alemini insanların önünü açmak ister. Peygamberlerden sonra velilerini gönderir. Peygamberlerden sonra o veliler, o sırlı alemler, o mana aleminden sırları alırlar, getirirler. insanların önüne koyarlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Gammazın tanımını ve rolü nedir?

Gammaz laf taşıyıcıdır. Gammaz laf üretici değildir. Gammaz kendi lafını söylemez. Gammaz başkasının lafını söyler. işte mürşid i kamiller, en büyük gammazlardır. Peygamberler en büyük gammazlardır. Sizin kötü olarak bildiğiniz gammazlardan değil, bu gammazlığın iyisidir. Kinaye yapar Hazreti Mevlana. Bir kimse hadisi şerif söylerse gammazdır, peygamberin gammazıdır. Bir kimse ayeti kerime söylerse, gammazdır. Kur’an’ın gammazıdır. Bir kimsenin gönlüne Allah ilham ediyorsa, o Allah’ın gammazıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aynanın tanımını ve önemi nedir?

Aynan, dediği gönül. Aynan, dediği kalp. Aynan biliyor musun neden gammaz değil? Yüzünden toz pas silinmemiş, arınmamış da ondan. Sen dersen ki kendi kendine akıl bunu sana söyletir. Akıl bunu sana düşündürür. Benim gönlüme neden bu sözler gelmiyor denir. Akıl sana bunu söyletir. Ben profesörüm, neden böyle bilmiyorum dedi birisi. Kalbine gelmeyince, ben ne yapayım dedim, akıl bunu söyletir. Der ki senin kalbine neden gelmiyor? Bu yalan söylüyor, bu ezberledi de geldi. Bu bir yerden okudu da geldi, bu biyerden dinledi de geldi. Evet doğru, okudu dediği doğru, dinledi dediği doğru. Sen de oku, sen de dinle.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aşkın, Allah’ın sırlarını açıklamada rolü nedir?

Aşk, söylenmesi gerekenleri mürşidi kamilin gönlüne indirir. Söylenmesi gerekenleri söyleyen diri olurum dediklerinin diline indirir. Gammaz, bu sözü söylemeden olabilir mi? Olması mümkün değil. Ve o sözün o gammazdan gelecek. O sözü o gammaz yayacak. Ve diyecek ki fıs fıs fıs anlatacak. Dedi ki diyecek, dedi ki,dedi ki, diyen Allah! Ayna, sadece aksedeni söylüyor. Ney, kendisi bir ses çıkarmıyor. Bir dudak var, bir nefes. O nefes ondan bir name çıkarıyor. Neyi at orta yere, bir ses çıkaracak mı? Hayır! Musa’nın asası gibi ney, ha ney ha asa. Asanın arkasında Allah var. Neyin arkasında da Allah var. Neyin arkasındaki neyzen ne üflerse neyden o ses çıkıyor. Ney kendi başına bir ses çıkarmıyor. Gammaz kendisi laf üretmiyor. Onun gönlüne birisi bir laf koyuyor. Onun diline birisi bir laf koyuyor. O dile konularını söylüyor Allah hepimizi hayırlı gammazlardan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aşkın, Allah’ın gizli menfezlerini açıklamada nasıl bir rol oynadığı?

Allah, Kur’an’ın gizli menfezlerinin açıklanmasını ister. Allah mana aleminde mücevheratın saçılmasını ister. Allah hiçbir şeyin gizli kapaklı kalmasını istemez. O yüzden Allah, peygamberleri ile velileriyle kitaplarıyla, bu sırlar alemini insanların önünü açmak ister. Peygamberlerden sonra velilerini gönderir. Peygamberlerden sonra o veliler, o sırlı alemler, o mana aleminden sırları alırlar, getirirler. insanların önüne koyarlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aşkın, Allah’ın sırlarını açıklamada nasıl bir rol oynadığı?

Aşk, söylenmesi gerekenleri mürşidi kamilin gönlüne indirir. Söylenmesi gerekenleri söyleyen diri olurum dediklerinin diline indirir. Gammaz, bu sözü söylemeden olabilir mi? Olması mümkün değil. Ve o sözün o gammazdan gelecek. O sözü o gammaz yayacak. Ve diyecek ki fıs fıs fıs anlatacak. Dedi ki diyecek, dedi ki,dedi ki, diyen Allah! Ayna, sadece aksedeni söylüyor. Ney, kendisi bir ses çıkarmıyor. Bir dudak var, bir nefes. O nef, ondan bir name çıkarıyor. Neyi at orta yere, bir ses çıkaracak mı? Hayır! Musa’nın asası gibi ney, ha ney ha asa. Asanın arkasında Allah var. Neyin arkasında da Allah var. Neyin arkasındaki neyzen ne üflerse neyden o ses çıkıyor. Ney kendi başına bir ses çıkarmıyor. Gammaz kendisi laf üretmiyor. Onun gönlüne birisi bir laf koyuyor. Onun diline birisi bir laf koyuyor. O dile konularını söylüyor Allah hepimizi hayırlı gammazlardan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aynanın, Allah’ın sırlarını açıklamada nasıl bir rol oynadığı?

Ayna, sadece aksedeni söylüyor. Ney, kendisi bir ses çıkarmıyor. Bir dudak var, bir nefes. O nefes ondan bir name çıkarıyor. Neyi at orta yere, bir ses çıkaracak mı? Hayır! Musa’nın asası gibi ney, ha ney ha asa. Asanın arkasında Allah var. Neyin arkasında da Allah var. Neyin arkasındaki neyzen ne üflerse neyden o ses çıkıyor. Ney kendi başına bir ses çıkarmıyor. Gammaz kendisi laf üretmiyor. Onun gönlüne birisi bir laf koyuyor. Onun diline birisi bir laf koyuyor. O dile konularını söylüyor Allah hepimizi hayırlı gammazlardan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 33-35. Beyitler Şerhi

Aşkın tecelli ettiği yer neredir?

Aşkın tecelli ettiği yer aşıktır. Aşık, aşkın perdesi gibidir. Aşık, aşkın tecelli ettiği yerdir ve varlığın bütün dereceleri, an ve an, gün ve gün, ay ve ay, yıl ve yıl, onun üzerinde tecelli etmektedir. Aşkın tecelli ettiği yer aşıktır ve aşığa bakarak aşkın hikmetine ve deryasına dalabilmek mümkündür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 30-35. Beyitler Şerhi

Aşık ne demektir?

Aşık, aşkın perdesidir. Aşık, aşkın tecelli ettiği yerdir ve varlığın bütün dereceleri, an ve an, gün ve gün, ay ve ay, yıl ve yıl, onun üzerinde tecelli etmektedir. Aşık, her şeyin sevgilidir diyen Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin tasavvufî anlayışını temsil eder. Aşık, kâinattaki gözünün gördüğü her şeyi sevgili görür ve bu sevgi aracılığıyla varlığın derecelerini anlatır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 30-35. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 30-35. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Varlık derecelerini bu noktada aşağı indirdiğinizde, nefsine uyan insan hayvandan daha aşağı mahluktur. Bu noktada varlığın en alt derecesidir. Öyle diyelim, kısa keseyim. Varlık derecesi olarak en üst derece, Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin derecesidir. işte aşığın üzerinde hepsini de izlerseniz. Diyeceksiniz ki Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v) ’in derecesini de mi izleriz. Evet!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 30-35. Beyitler Şerhi

Aşıklıktan payı olmayanlar hangi durumlarda belirtilmiştir?

Aşıklıktan payı olmayanlar, orucu kasten terk edenler, namazı kasten terk edenler, farzları kasten terk edenler, kasten haram işleyenler, haramı helal gibi yiyenler, aşığız diye caka satmayın! Aşıktıktan payınız yok. Aşıklıktan payınız yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 30-35. Beyitler Şerhi

Aşkın ne kadar derin olabileceği nedir?

Sevdikçe sevesi gelir, sevdikçe sevesi gelir, sevdikçe sevesi gelir, sevdikçe sevesi gelir. O bıkmak usanmak bilmez. Allah’a aşık olanların hiçbirisi, Allah’ı sevmekte bıkmak usanmak bilmez. Allah’a aşık olanların hiçbirisi de (gerçek aşıklar), aşıklıklarından bıkmamışlardır. O yüzden ne güzel söylemiş aşık, aşk atına binen kişi hiç yorulur usanır mı! Aşk atına binmiş, yorulup usanmaz. Yorulup usananlar nefislerine uyanlardır. Gerçek aşıklar, yorulup usanmazlar. Gerçek aşıklar, bir yerde durmazlar. Bir makamda, bir mevkide durmazlar. Gerçek aşıklar, bir perdede durmazlar. Gerçek aşıklar, aynileşmezler. Gerçek aşıklar, her nefes, ayrı bir perdeye geçerler. Ayrı bir perdeye. O yüzden gerçek aşıklar aşka harisdir. Aşka haris olmayan, ortası yoktur. Dünyaya haristir. Nefse haristir. Şeytana haristir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 19-26. Beyitler Şerhi

Aşkın ne demektiği?

Aşk ateşidir ki neye düştü. Aşk coşkunluğudur ki şaraba düştü. Ney bir dosttan ayrılana eştir, dosttur. Perdelerimizi yırttı gitti. Ney, kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede. Mecnun’un aşk hikayelerini anlatmada. Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehiri kim gördü? Ney gibi bir soluktaşı, bir iştiyak çekeni kim gördü? Bu aklın mahremi akılsızdan başkası değildir. Dile de kulaktan başka müşteri yoktur. Gamımızla günler geçti, akşamlar oldu. Günler yanışlarla yoldaş kesildi de yandı gitti.Günler geçip gittiyse ne ki, geçip giden pervamız yok.Sen kal ey dost.Temizlikte sana benzer yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Aşkın coşkunluğu nedir?

Aşk coşkunluğudur ki şaraba düştü. Şarabı içen kimsenin sarhoşluğu, aşk coşkunluğundan. Neyin yanması aşk ateşinden. Hem ateş düşmüş, hem coşkunluk, hem sarho, hem yanmakta hem yandığında çıtır çıtır ses çıkarmakta. Sızlanmakta. Hem de ayrılığından feryat figan etmekte. Öyle feryat figan etmekteki, herkes başına toplanmakta ve herkes başına toplandığı halde, herkes kendince ona da dost olmakta. Kendince hiç kimse onun gönlünün inceliklerini bilmeden, hiç kimse onun yangınlığını bilmeden, hiç kimse onun coşkunluğunu bilmeden, herkes kendi zannınca ona dost.Ama ney, yanmaktan yanmaya geçmekte. Ama ney, coşkunluktan coşkunluğa geçmekte ve onun o coşkunluğunun sebebi aşk. Onun o yangınlığının sebebi aşk. Aşktan dolayı, coşkunluktan coşkunluğa, aşktan dolayı yanmaktan yanmaya geçmekte. Aşktan dolayı, perdeden perdeye geçmekte.Aşktan dolayı hayretten hayrete geçmekte. Ama o; ne hayreti bitmekte, ne yanması bitmekte, ne coşkunluğu bitmekte! Ney, bir dosttan ayrılığına eştir, dosttur! Ney öylesine dost ki ancak o ayrılığın acısını çekene dost. Ancak onun dilinden o anlıyor çünkü. Hani dedim ya, ayrılıktan gönlüm pare pare olmuş, bir gönül isterim ki derdimi anlasın. işte ney o ayrılığın acısını çekenlere dost, sadece. Ney, o ayrılığın pençesine düşenlere dost sadece. Neyi anlayacak olan; o ayrılık acısıyla, o ayrılık sızısıyla, o ayrılık hasreti ile yanıp tutuşanlardır. Neyi kavrayacak olan, neyden anlayacak olan, bunların dışında başka bir şey değil. Geri kalana ney kaval, geri kalana ney düdük. Anlamıyor! Eşeğin yanında siz kaval çalarsanız eşek anlamaz. Eşeğe siz ney üflerseniz, eşek bir şeyden anlamaz. Siz eşeğe ne söylerseniz söyleyin eşek bir şeyden anlamaz. Anlayacak olan insan! Neyi anlayacak olan insan. Neyi anlayacak olan ancak bir dost . Ayrılıkla yanıp tutuşan bir kimse! Hani bir kimse sevmiyorsa, aşık değil ise ayrılığın acısını anlayamaz. Aşık olan ayrılığın acısını anlar, aşık olan vuslatı hedefler hep. Aşık değilse o; ne ayrılığın acısından ne vuslattan anlar. Onun eşekten bir farkı yoktur. O yüzden Hazreti Mevlana der ki aşktan nasibin yoksa, eşekten farkın yok der, eşekten farkı yoktur. Aşkan nasibi olmayanlar, hayatında bir böcek sevmeyenler, hayatında bir çiçek sevmeyenler, hayatında bir kuş sevmeyenler, hayatında bir balık sevmeyenler, hayatında bir yeşillik sevmeyenler, hayatında bir dostu, bir arkadaşı olup da ona gözyaşı dökmeyenler, hayatında bir sevdiği olup da ona gözyaşı dökmeyenler, ama gerçekten hayatında bir sevdiği olup da onun yörüngesinde dönmeyenler, bu neyin dilinden anlamazlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Aşkın neyin dilinden anlatıldığı?

Eğer aşıklığı varsa, neyin dilinden anlayacak. Eğer sevdası varsa, neyin dilinden anlayacak. Eğer sevdasının sevdası varsa, neyin dilinden anlayacak. Eğer sevdasının sevdası yoksa, neyin dilinden anlamayacak. Eğer o aşıklığından dolayı ciğerinden tatlı tatlı cızırtılar gelmiyorsa neyin dilinden anlamayacak. Eğer o aşıklığından dolayı o içinde bir coşkunluk yoksa, gün gelip Fırat Nehri gibi, Nil Nehri gibi coşamıyorsa, an gelip okyanuslar gibi karamıyorsa, an gelip denizlerin sahillere vurduğu gibi, onun kalbinde tusunamiler olmuyorsa, an gelip onun beyninde şimşekler çakıp, beyninde bombalar, beyninde atomlar patlamıyorsa an gelip onun yüreği bir nurlar hazinesi haline gelmiyorsa, an gelip onun yüreği sanki büyük bombaların atom bombalarının patladı gibi şimşekler çakmıyorsa o, o neyin halini anlamayacaktır.O, o neyi kaval gibi dinleyecektir. Kaval gibi dinlese, koyundan sayacağız. Kaval gibi dahi dinlemeyecektir. Hem kaval gibi dahi dinlemeyecektir. Onun eşekten farkı yoktur. O yüzden neyin anlayacak olan, ancak ona dost olacak olan, ayrılık acısı çeken, Settar sancısı çeken bir kimsedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi konusunu anlatan metin ne anlatmaktadır?

Bak Hallacı Mansur’a! Kanıyla yazmış aşkı. Neden? Önce çaprazlama kestiler parmaklarını. O, yine aşıklığını feryat etti. Bu sefer öbür ellerini çaprazlama kestiler. Yine aşıklığını feryat etti. Bu sefer bileklerinden kestiler, çaprazlama, bileklerinden kestiler. Akan her kan ‘Enel Hak’ dedi. Dediler ki, bunun “Enel Hak” demesini durduramıyoruz, asalım. Astılar! Yine vücut “Enelhak” dedi. O kanlarını toparladılar, toprakla karıştırdılar. Dicle’ye attılar. Dicle coşuverdi.”Enel Hak “dedi .işte bu yol kanlarla dolu. Bu yolda yürüyenler, âşıklıklarını kanlarıyla ödemişler. Bu yolda yürüyenler, aşıklıklarını yataklarda ödememişler. Bu yolda yürüyenler asla ve asla rahatları içerisinde ölmemişler. Bu yolda yürüyenler, asla ve asla zevk ve sefahat içinde ölmemişler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Bu yolda yürüyenlerin ne gibi özellikleri vardır?

Bu yolda yürüyenler, asla ve asla rahatları içerisinde ölmemişler. Bu yolda yürüyenler, asla ve asla zevk ve sefahat içinde ölmemişler. Bu yolda yürüyenler, âşıklıklarını kanlarıyla ödemişler. Bu yolda yürüyenler, aşıklıklarını yataklarda ödememişler. Bu yolda yürüyenler, asla ve asla rahatları içerisinde ölmemişler. Bu yolda yürüyenler, asla ve asla zevk ve sefahat içinde ölmemişler. Bu yolda yürüyenler, âşıklıklarını kanlarıyla ödemişler. Bu yolda yürüyenler, aşıklıklarını yataklarda ödememişler. Bu yolda yürüyenler asla ve asla rahatları içerisinde ölmemişler. Bu yolda yürüyenler, asla ve asla zevk ve sefahat içinde ölmemişler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 10-16. Beyitler Şerhi

Sevgi ile yoğrulacak olan kişi ne olur?

O yüzden severse bir kimse hoşgörülü olur. Sevmezse o kimse hoşgörülü olmaz. Severse insan sevdirir. Sevmezse o insan sevdiremez asla. Rabbim cümlemizi sevgi ile yürüyen kullarından eylesin.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Sevgi ne kadar etkili bir şeydir?

Ben acizane sevgiden daha keskin bir iksir ve ilaç görmedim. Daha keskinini görmedim. Sevgisizlik insanı helak eder. Sevgi insanı insan-ı kamil eder. O yüzden sevgi ile görün ve sevemeyen bunu anlayamaz. Sevmeyen bunu anlayamaz. O yüzden severse bir kimse hoşgörülü olur.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Hoşgörü

Sevmek haran mı?

Sevmek haran değil. Sevmek, Allah’ın yarattığı bir duygudur. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Ağşıklıktan korkmamak neden önemlidir?

Ağşıklıktan korkmamak, sevgi ve aşkın hakikatini anlamak demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Sevgi ve aşk arasındaki fark nedir?

Sevgi ve aşk, aynı şeydir. Sevgi, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Aşk, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevgi ve aşk, aynı şeydir. Sevgi ve aşk, aynı şeydir. Sevgi ve aşk, aynı şeydir. Sevgi ve aşk, aynı şeydir. Sevgi ve aşk, aynı şeydir.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Ağşıklık neden günah sayılmaz?

Ağşıklık, günah sayılmaz. Sevmek, Allah’ın yarattığı bir duygudur. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir. Sevmek, Allah’ın sevdığı şeyi sevmek demektir.

Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Aşkın ne olduğu?

Görmediği bilmediği tanımadığı bir varlığı seviyor görmediği bilmediği tanımadığı bir varlığı seviyor bu akıl işi değil. Hele. Mustafa. Özman sözüyle. Biz görmeden tanımadan sevdik görmeden tanımadan. Onu zikretti görmeden tanımadan sevip görmeden tanımadan zikretti biz o zaman için. Aşkın ne olduğunu da bilmiyorduk hala daha bilmiyoruz sonradan ayet-i kerimeyi okuduk o îmân edenler o. Müminler Allah’ı şedit kuvvetli bir sevgi ile severler bu aklın üstünde bir şeydir. Mümin ise o kimse Allah’ı şedit bir sevgi.

Kaynak: Regaib Kandili Sohbeti – 02.01.2025

Aşkla tanımlar en kuvvetli sevgi ve neden?

İşin enteresan noktası da şu bunun kuvvet derecesinin ne olduğu belli değil o zaman ne olmuş oldu ucu açık. Sen ne kadar çok sever sen sev yine sevmemiş olacaksın. Çünkü sevginin aşıklı düzeyi bilinmiyor neden bilinmiyor. Çünkü aşık olduğunuzun. Evveli yok. Aşık olduğunuzun ahiri yok. Aşık olduğunuzun kenarı yok. Aşık. Olduğunuzun dibi yok. Aşık olduğunuzun yüksekliği yok. Aşık olduğunuzun mekanı yok. Aşık olduğunuzun makamı yok. Aşık olduğunuz tanınmak istiyor bilinmekliğimi değildir. Öyle olunca, evet.

Kaynak: Regaib Kandili Sohbeti – 02.01.2025

Aşk ve muhabbeti canlı tutmak nasıl sağlanır?

Aşk, bir ateş gibidir. Ateşin arkasında bir körük varsa hem harâreti hem de alevleri devam edecektir. Bu mânâda âşık da körük gibi olmalıdır; her dâim arkadan üflemeli, zikrullahla, ibâdetle, hizmetle o aşkı tâzelemelidir. Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî’de bu hâli anlatırken der ki: Aşk, ateştir; âşık ise o ateşi canlı tutan körükür.

Kaynak: 306. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Sevmek beğendikle başlar mı?

Sevmek için beğenmekten başlamak gerekir. Beğendiğini sever, beğenmediğini sevmez. Beğenir, ona muhabbet besler; muhabbet beslemezse sevgi yolu açılmaz. Severse aşık olur; sevmezse aşık da olmaz.

Kaynak: 675. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Gerçek aşk nedir?

Aşk, ancak Allah’adır. Bir erkeğin kadına aşık olması fıtrî değildir; bir kadının da erkeğe aşık olması fıtrî değildir. Gerçek aşk, Allah aşkıdır. Aşk afyon mudur? Soran için afyondur — çünkü bu soru sûfîlerin değil, zâhircilerin cümlesidir.

Kaynak: 675. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Biz o günden beri her şeye bulandık: toza, toprağa, çamura bulandık; kire, pise, pasa bulandık mıdır?

Biz o günden beri her şeye bulandık: toza, toprağa, çamura bulandık; kire, pise, pasa bulandık. Her türlü yanlışlığa, her türlü eksikliğe bulandık. Nefsimiz neyi emrettiyse onu yaptık. Hâlâ da yapıyoruz; ama ümîd ediyoruz ki Sen her an bize yeni bir can üflersin, bizi yeniden tertemiz edersin.

Kaynak: Ey güzeller güzeli bize yeni bir can ver, eski candan bıktık usandık

Tozumuza, toprağımıza, kirimize, balçığımıza bakmadan… Senin indinde bizim kirimiz ne olur ki?

Bahârı bekleyen kumrular gibi, yeniden bizi temizleyip kendi katına almanı bekleriz. Senin indinde bizim tozumuz ne olur ki? Senin indinde bizim yanlışlığımız, eksikliğimiz ne olur ki?

Kaynak: Ey güzeller güzeli bize yeni bir can ver, eski candan bıktık usandık

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları