Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 15/60
Allah’la muhabbet etmek ne demektir?
Allâh’la muhabbet etmektir. Gönlünü Allâh’a aç, o kirli yerlere gelmez. Padişah temiz yere tecelli eder.
Kaldırma ve affetme ile kalbin temizlenmesi nasıl sağlanır?
Beni affet ki o kalbe tecelliyetinin kokusu gelsin. Beni affet ki o sıfatsızlarının tecelliyeti gelsin. Beni affet ki senin sıfatlarının nasıl çalıştığını ben aşina olayım. Beni affet ki ben marifet nurunla nurlanayım. Beni affet ki ben feraset nuruyla nurlanayım. Beni affet ki ben zikrullahın nuruyla nurlanayım.
Kaldırma ve affetme ile kalbin temiz, nasıl sağlanır?
Rabbim inşallah komple bizi bu hâlle fenaya ulaşanlardan eylesin. Fenaya ulaşanlar halkın içerisinde vahşi gibi görünürler, deli gibi görünürler. Neden? Onlar Allâh’ta fâni olmuşlardır. Allâh’ta o kalp eğer ki sufi kalbi olunca, o Allâh’a fenâfillah makamına ulaşır.
Beka hali nedir?
Beka hali müminlere bir selametlik verir. Çünkü fena haline ulaşan bir mümin bir sufi başında üstadık olmasa dahi, olmasa dahi, onu zamanın piri, zamanın kutbu, onu nasibi, çünkü o hale geleni bekahali de tecelli eder.
Tecrid nedir?
Tecrid’in manası nedir? İhlasdır. Ve sebeplere takılı kalmaktan kurtulmak bütün fiiliyatları haktan bilmektir. Bu nedir? Bu da tecriddir.
Sufilik bir ağaç mıdır?
Sufilik bir ağaca benzettir. Bunun üç ana dalı vardır. Bir, normalde o kimsenin tevhid etme, tecrit etme, tefrid etme Arapça kelimeleri.
Varlığı yoklukta bulmak ne demektir?
Bey, ben varlığı yoklukta buldum. Onun için varlığı yokluğa feda ettim. Hazreti Pir beyin neronlarını yakmaya devam ediyor. Varlığı yoklukta buldum. Yoklukla alakalı böyle felsefik derinliğe girmeyeceğim. ta Yunan filozoflarına kadar gider çünkü yoklukla alakalı meseleler. Yokluğun üzerinde baya baya konuşmuşlar, baya baya incelemeye çalışmışlar. Yoklukla alakalı bir hayli fikir yürütmüşler. Aristodan, Sokrates’ten önce. Öyle olunca tabi normalde yoklukla alakalı herkes bir şeyler söylemiş zamanında. Ben işin o tarafına bakmayacağım hiç. Onları felsefecilere otursunlar, tartışa koysunlar, tartışsınlar. İşin içerisinde tabi kendi girmiş, ondan sonra İbni Sina girmiş, İbni Haldun girmiş, Gazâlî girmiş işin içerisinde.
Sünnet-i Seniyyeye uygun olmak ne anlama gelir?
Bütün üzerindeki fiiliyat Sünnet-i Seniyyeye uygun olunca artık kendi nefsinin bir hal ve hareketi kalmaz. Her şey, her şey Sünnet-i Seniyyeye uygun, her şey Allâh’ın onun kalbine indirmiş olduğu ilhama uygun. geçen haftadan dedik ya Allâh kullarıyla konuşur, kullarına ilham eder. Artık o kul, Hazreti Pir bunu yavaş yavaş yukarı doğru çekiyor. Diyor geçen haftaki ders neydi? Allâh dilsiz, dudaksız, harfsiz kuluyla konuşur mu? Konuşur. konuştuğu zaman Allâh o kulun kalbine ilham etmeye başladı. Kulun kalbine ilham edince o kul bütün her şeyini, bütün her şeyini Sünnet-i Seniyyeye uygun hale getirdi. Sünnet-i Seniyyeye uygun hale getirince Allâh’ın emirleri dairesinde yürüyünce artık o nefsinin, o kimsenin kendi nefsinin kendine ait bir sıfatı kalmadı. Kendine ait bir sıfatı kalmayınca fena haline geldi. Allâh’ta fena olmak, fena fillaha erişmek. Fena fillaha gelince varlığını, varlığını ne yaptı? Yok etti. Artık onun kendi nefsiyle alakalı bir hal, hareket et, söz, tavır yok. Olmadığı anda fena makamında oldu. Ve Hz. İbr o nefsani varlığından sıyrılıp fena halini bulunca diyor ki artık ben varlığımdan geçtim, yok oldum. Ondan sonra da diyor yoklukta varlığı buldum.
Bekah haline geçmek ne anlama gelir?
Ardından bekah haline geçti. Allâh onu kendi sıfatlarıyla, kendi ilmi ilahisiyle onu süsledi. Ve o her kim nefsani sıfatlarından geçer, Allâh’ın sıfatlarına bürünürse o kimse önce fena halini yakalar, sonra da bekah haline geçer. bekah billah denilen arifi billahların haliyle hallenir. bir kamil mürşidin haliyle hallenmiş olur ki Hz. İbr bunu diyor ki ben varlığımdan geçtim, yok oldum. Ondan sonra da diyor yoklukta varlığı buldum.
O günaha düşmeyeceğini biliyordu mu?
O günaha düşmeyeceğini biliyordu. O kendisinin korunmuş olduğunu biliyordu. O kendisinin mahfuz olduğunu biliyordu. O kendisinin ta ilk ne zaman yaratıldığı ilmi ilahide olan o başlangıçtan itibaren temiz olduğunu biliyordu.
Aşık, aşıklığını bilmeli, aşkından vazgeçmemeli midir?
O yüzden aşık, aşıklığını bilmeli, aşkından vazgeçmemeli. Göz kapaklarına kürdanı takmalı. Bu göz bir an olsun, onu görmekten uzak durmamalı demeli. Ve gözünü kapatmamalı, gözünü her daim açık tutmalı. Gönlünü uyutmamalı, gönlü o maşûn zikrullahıyla hayat bulmalı. Onun aşkıyla coşmalı, onun aşkıyla akmalı, onun aşkıyla yanmalı. Dumanı kilometrelerce ötelerden görünmeli. Öyle yanmalı ki kokusu ahireti sarmalı.
Aşık, aşıklığından hiç mi hiç taviz vermemeli midir?
Aşık, aşıklığından hiç mi hiç taviz vermemeli. Aşıklık süt gibidir, leke kaldırmaz.
Fitne Gundemi ve Ummet nedir?
Her daim. Bakın her daim diyorum. Göz açıp kapatıncaya kadar zaman biriminde dahi Hazreti Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin kalbi zati ve sıfati tecelliyatlara açık. Çünkü o nefsinden heva hevesinden hiç konuşmadı. Ayet-i kerimesi bunun delili. Allâh ona sarttı. Bu onun delili. Öyle olunca Hazreti Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri mîraçta, mîraçta görünce normal gözü ile gönlü de kalbi de onu yalanlamadı. Çünkü o gönül, o kalp haşa taberi caizse Allâh’ın yerleştiği, oturduğu kalp orada Allâh’tan başka bir şey yok çünkü. Çünkü Hazreti Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin gönlünde Allâh’tan başka küçücük bir leke dahi yok.
Nefs-i Emmare ile Mucadele nedir?
Sonra diyor ki benimle görür, benimle yürür, benimle duyar. Bu ikisi arasındaki çizgi nedir? İkisinin arasında bir çizgi yok. Salih İzmit de bu mevzuyu sordu. Ben de biraz kinaya yaptım ona. Dedim ki Allâh’ın sıfatları sonradan olgunlaşmaz, ermez. Bu meseleyi sen bir daha bir bak manasında. Tabi sonra incelemiş sayfada yayınladım, güzel onu analiz etmiş. Aslında oradaki söylemiş ya orada da burada gözüyle gördü demiyor diyor. Burada bir fiiliyatı tarif ediyor diyor. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın sıfatları görmediğini sonradan görmez Allâh. Özür dilerim efendim. Kulun üzerinde yansıması. Kul görmüyordu önceden. Kul görmüyordu. Kulun görmemesinin sebebi kendi kendisini perdelemesi idi. Kalpte Allâh’ın nuru var.
Kalbin ilham alması için ne gereklidir?
Kalbine ilham geliyor. Cömertlik lazım. Hadi cebindekini dağıt diyor. Sen dağıtıyorsun cebindekini. Hadi diyor ki cesaret lazım. Hadi kalk bunu, şunu şöyle söyle diyor. Onu öyle söylüyorsun.
Dervişlikte ne gibi zorluklar vardır?
Derviasik Adabi. Kumar oynamanın haram olmadığını bilmeyen yok. Zinanın haram olmadığını bilmeyen yok. Bilmeyen bilmeyen yok. Veyahut da eşcinselliğinin ne kadar kötü bir haram olduğunu bilmeyen yok. Herkes biliyor bunu. Bu noktada bilmeyen kimse yok veya namazı kılmamanın günah kebahirelini bilmeyen yok.
Sufilerin şeyhlerine olan sevgi ne kadar derin olmalıdır?
O şeyhini maddi manevi her şeyden fazla sevmesi lazım onun. Eşmiş çocukmuş malmış mülkmüş canıymış kardeşiymiş annesiymiş babasıymış.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine olan sevgi nasıl artar?
Bunda dedi bir korkulacak bir şey yok dedi iyi oldu söylediğin dedi. söylediğin iyi oldu dedi. Rahatsızım çünkü Hz. Muhammed Mustafa’ya karşı kendi kendimi perdelediğim kalbime gelen oydu çünkü. Bir gün sonra mı iki gün sonra mı ne? Medîne-i Münevvere’deyiz yine.
Sufilerin kalbi nasıl hareket eder?
Söylediğin isabetli olmuş söyleyeceksin. Şimdi bunlar kalbi hareketler. Kalbi. Şeyh efendi için herkes bir şey söyler mesela kendilerince. Şeyh değil, şeyh değildi, şöyleydi, böyleydi diye ama bende bu tip nüanslar var şey olarak. Ben yakaladım veyahut da beni tespit ettim. Ve asıl kelam o hal bizim üzerimizde değişti. o böyle öne geçme meselesi değişti. Öne geçme meselesi değişti.
Sufilerin kalbi ne kadar çok dinlenirse o kadar yüksek derecede kemaliyet kazanır?
Efendim o zaman bu kalbi sesi ne kadar çok dinlersek. Kemaliyet derecesi o kadar yüksek. O zaman Allâh’ın ipine sımsıkı sarılın dediği şey de perde gerisinde. Perdenin önüne arkası yok artık o zaman. Ne perde gerisinden bahsediyorsun ki herkes her şey çıplak önünde.
Sufi fena haline gelince ne olur?
Bakın tekrar söylüyorum o sufi fena haline gelince ve hayretten hayrete geçerken artık kendi üzerindeki celali veya cemali sıfatlarının tecelliyatında kendi ihtiyarı olmaz. Onun kendi aklı kalmaz orada.
Sufi fena haline gelmişse ne olur?
Ama fena halinde olan bir sufi henüz daha tam bir mürşid-i kamil değil, onun celaliyetine denk gelirsen uzaklaşırsın, uzaklaşabildiğin yere kadar Cemaliyetine denk gelirsen o ne kadar güzel yumuşak dersin, ama bir celaliyete bürününce de gidecek yer ararsın kendinde veya kemal sıfatına bürünmüş olan insanda da bu olur.
Sûfî Dilî Yumuşaklığı nedir?
«Müminler Birbirine Merhametli, Kâfire Karşı Şedîd» (Feth 48/29 Tedrîsi)
Kaynak: 2023 Sohbeti — Cemâatle Zikrullâh Adabı, Sûfî Dilî Yumuşaklığı ve Eski Çorumlu H
Sûfî dili ne şekilde olmalıdır?
Birbirine sert konuşmakla bir şey elde etmezsin. Birbirini kıyasaya eleştirmekle bir şey elde etmezsin. Sadece kırarsın, dökersin, incitirsin.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Cemâatle Zikrullâh Adabı, Sûfî Dilî Yumuşaklığı ve Eski Çorumlu H
Ezberleme kabiliyeti nedir?
Ben bir şeyi ezberleyemiyorum. ya benim içimden bir şey yapamıyorum, bir şey yapamıyorum. Öyle bir şey yapamıyorum. Öyle bir şey yapamıyorum. Ben bir şey yapamıyorum. Bende ezberleme kabiliyeti yok. Ben bir şeyi ezberleyemiyorum. ya benim içimden kendi liğinden gelecek, benim ezberleme kabiliyetim hiç olmadı bugüne kadar. Ben hâlâ da bazen söylüyorum ya T.C. numaram ezberimde değil. Ben şeyin o cep telefonunu daha yeni ezberledim numarasını.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Cemâatle Zikrullâh Adabı, Sûfî Dilî Yumuşaklığı ve Eski Çorumlu H
Sûfî dilinde sert konuşma ne ifade eder?
Birbirine sert konuşmakla bir şey elde etmezsin. Birbirini kıyasaya eleştirmekle bir şey elde etmezsin. Sadece kırarsın, dökersin, incitirsin.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Cemâatle Zikrullâh Adabı, Sûfî Dilî Yumuşaklığı ve Eski Çorumlu H
Dergâhın işleyişi nasıl olmalıdır?
Burada herkes fiise bilir, Allâh’ı zikretmeye geliyor. Burada görev yapanlar, vazife yapanlar da Allâh rızası için yapıyor. Bu konuda da tereddüt yok. Eksik var, noksan var. Bu dergâh herkesin. O eksiği noksanı tamamlamak da herkesin vazifesi.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Cemâatle Zikrullâh Adabı, Sûfî Dilî Yumuşaklığı ve Eski Çorumlu H
Yeni gelenlerin dergâh içindeki rolü nedir?
Yeni gelenler vardır. Olmadı, yapalım, söyleyelim. Olmadı biz yapalım. Sertlikler, ters davranışlar doğru değil. Absürt davranışlar doğru değil.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Cemâatle Zikrullâh Adabı, Sûfî Dilî Yumuşaklığı ve Eski Çorumlu H
Sufilerin derviş olmamaları neden?
Herkes derviş olmaz, herkes dervişlikte oturamaz. Herkes son nefese kadar bu sabrı gösteremez. Eğer oturuyorsa, o sabrı gösteriyorsa Allâh’ın seçilmiş kuludur o. Bakın o Allâh’ın seçilmiş kuludur. Allâh onu kendine seçmiş. Allâh onu kendine seçtiği için o lütfukla, ikramla, ihsanla orada oturuyor. Allâh lütfetmezse, ikram etmezse, ihsan etmezse o kimse orada oturamaz. Ve bunun kıymetini bilenler ancak oturur.
Sufilerin kıymetini bilenler neden oturur?
Bunun kıymetini bilenler ancak oturur. Bu işin şeyh efendi öyle derdi Allâh rahmet eylesin. Derdi ki valiler, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, böyle büyük amiri, memuru, makam sahipleri, zenginler, çok zenginler. Mustafa efendi oğlum derdi, bu işin kıymetini bilseler bize derler ki çekilin.
Sufilerin özel kullardan olmaları neden?
Cenâb-ı Hak aslında o ben hep derim ya böyle sufiler özel kullardır diye, sufilik özel bir yoldur. Cenâb-ı Hak sufileri böyle örter, korur, muhafaza eder. Kıskanır çünkü onlara. Allâh kıskançtır. O yüzden gerçek bir sufi topluluğu çok meşhur olmaz. Mesaj geldi mi? Öyle, cezanısın. Yapacak bir şey yok. Bu iş hevâ hevesi kaldırmaz. Ya gözüne görünmeyeceksin hiç. Ya da gözüne göründüysen gözünden eksik olmayacaksın. Öyle. Bu iş leke kaldırmaz. Ders olsun sana. Sufileri bu manada, ben sufilik yolunu seçilmişlerin yolu olarak görüyorum. Bunu ben bu yoldayım diye abarttığımı düşünmeyin.
Sufilerin kendi kendilerine can vermeye çıkması neden?
Evet bu sufilik yolu bir kimsenin kendi kendisine can vermeye çıkması. Can vermek için koşması. Çünkü nefsiyle mücadele edecek. O nefsiyle mücadele ederekten yürüyecek. hadîs-i şerifte Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ya. Allâh’ı zikredenle zikretmeyen arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. Allâh’ı zikreden diri zikretmeyen ölüdür. Can vermeye gidiyorsun. Ne yapıyorsun? Zikrediyorsun. Zikrederekten ne yaptın? Can verdin. ölüyordun dirildin. Can aldın karşılığında. Bak ölüyordun dirildin. Can aldın ve o can verdikçe Allâh sana binlerce can bağışlıyor. Ama sen can vereceksin. O canın vermeye kendini alıştıracaksın. Bu ne? Nefsinle mücadele edeceksin. Nefisle savaşacaksın. Nefsinle mücadele etmeyen o hal ile hallenmiyor. Allâh bizi iyi etsin inşallah. Âmîn.
Sufilerin dünya malına ve mülklerine yaklaşımı nedir?
Sen maldan da geçiyorsun. Mülkten de geçiyorsun. Paradan, puldan da geçiyorsun. Bu savurganlık demek değil. Kenara atmak demek değil. Sen onu dinden daha fazla ehemmiyet vermiyorsun. Sen onu sufilikten daha fazla ehemmiyet vermiyorsun. Sen dünya malına, dünya malına, dünyaya sufilikten, dinden daha fazla değer vermiyorsun. Zannediyorlar ki malını dağıt falan çarçur et değil. Onu sufilikten daha fazla sevmemek. Rahatını sufilikten fazla sevmemek veya senin üzerinde ne varsa sufiliğin önüne geçmeyecek.
Sufilerin dinden ve dinin önüne geçmeme neden?
Dinin önüne geçmeyecek. Ne varsa ma. Bu şu demek değil. bağım var, bahçem var, tarlam var, takkam var, dükkanım var. En titiz bir şekilde ilgileneceksin. En titiz bir şekilde ilgileneceksin. Ama söz konusu olan din ise, yolun ise diyeceksin ki masanın altına hepsi de. Bu can vermeye koşmak bu. Ve bunlar kim? Şüphesiz ki Allâh cihâd eden müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allâh yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürürler. Bu Allâh’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da olan gerçek vadidir. Allâh’tan daha fazla kim ahdine vefa gösterir? Öyleyse yaptığınız bu alışverişe sevinin. büyük kurtuluş budur. o can vermek, koşmak, şehitlik yolunda yürümek.
Allâh önünde nefislerin ne durumu vardır?
Allâh önünde nefisleri de yoktur. Onlar Allâh’ın kudreti ve kuvvetiyle var olurlar. O Allâh’ın önünde gücünden, kuvvetinden, bilgisinden, aklından, fikrinden vazgeçen ve ölmeden önce ölünüz şerbetini içen kimse Allâh’ın kudreti ve kuvvetiyle var olur. Sen Allâh’ın önünde üzerinde ne varsa hepsinden vazgeçer. İradi ölümü seçersin. Allâh kudretiyle kuvvetiyle seni yeniden diriltir. Onun ulhiyetinin önünde, onun büyüklüğünün önünde varlıksal sebeplerin hepsinden vazgeçer. Tabiri caizse kendi ellerinle parçalar yok edersin.
Nefislerin yok edilmesiyle ilgili ne söylenir?
Kendiliyle parçalayıp yok edenler kimlerdir? Bakın Âyet-i Kerîme nasıl tarif ediyor onları. Bunlar günahlardan tövbe edenler, Allâh’a ibadet edenler, ona hant edenler, onun yolunda seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar ve Allâh’ın koyduğu sınırları koruyanlardır.
Allâh’ın kudreti ve kuvvetiyle var olmak ne anlama gelir?
O Allâh’ın önünde gücünden, kuvvetinden, bilgisinden, aklından, fikrinden vazgeçen ve ölmeden önce ölünüz şerbetini içen kimse Allâh’ın kudreti ve kuvvetiyle var olur. Sen Allâh’ın önünde üzerinde ne varsa hepsinden vazgeçer. İradi ölümü seçersin. Allâh kudretiyle kuvvetiyle seni yeniden diriltir. Onun ulhiyetinin önünde, onun büyüklüğünün önünde varlıksal sebeplerin hepsinden vazgeçer. Tabiri caizse kendi ellerinle parçalar yok edersin.
Fitne Gundemi ve Ummet ne anlama gelir?
Alem ve Insanin Konumu Fitne Gundemi ve Ummet Nefs-i Emmare ile Mucadele Kuran ve Sunnete Sadakat Kaynakca ve Referanslar
Nefs-i Emmare ile Mucadele ne anlama gelir?
Alem ve Insanin Konumu Fitne Gundemi ve Ummet Nefs-i Emmare ile Mucadele Kuran ve Sunnete Sadakat Kaynakca ve Referanslar
Kuran ve Sunnete Sadakat ne anlama gelir?
Alem ve Insanin Konumu Fitne Gundemi ve Ummet Nefs-i Emmare ile Mucadele Kuran ve Sunnete Sadakat Kaynakca ve Referanslar
Tasavvufun usûlü nelerdir?
Tasavvufun usûlü, zikir, mürâkabe, nefis terbiyesi, Kur’ân ve Sünnet sadakati, tekkir yasaklığı, hevâ-heves yasağı, aile ve komşuluk ilişkileri, siyonizm-mason perspektifi gibi konular içermektedir.
Hazret-i Pir neden bu beyiti söylüyor?
Kendisi henüz daha bir şeye ulaşmamıştır. Etrafına ulaşmış gibi gösterir. Veyahut da ipe sapagelmez laflar söylerler. İpe sapagelmez. Bunlar yola laf getiren insanlardır.
Sufilerin laf getiren insanlar olabilir mi?
Sufiliğe laf getiren insanlardır. Sufilik yolunun adabına, erkânına uymazlar. Sanki adabı erkân içindeymiş gibi kendilerini gösterirler. Bunlar tehlikelilerdir.
Neden bir şeyh ile tanışmak kolay olabilir?
Böyle bir düzgün bir dergahla tanışır. Düzgün bir şeyh ile tanışır. böyle kolay oldu ya ona kıymet vermez. Ona değer vermez. o şeyh bir de elinin altında. Telefon telefon. Git git gel gel. günlerce bekleyip de camın arkasından görecek.
Neden bir şeyh ile görüşmek zordur?
Camdan seyretcek. Öyle değil. Ya sünnet-i saniyet abi. İstediği anda görüşebiliyor onunla. O kıymetsizleştiriyor onu. Değersizleştiriyor. Öyle ya. Şeyh dedin gitmeliydi. Hilton’da ömre yapmalı. Hilton’un camından aşağıdaki dervişana böyle el sallamadı. Onlar da aşağıdan böyle cezbe geçirmeli. Şeyh dedin öyle olmalı. Şeyh dedin dervişlerden para pul toplamalı görüşmemeli. Şeyh dedin öyle olmalı. şeyh öyle anında görüşülürmüş mü?
Neden bir şeyh ile görüşmek için edebe ve adaba gereksinimi vardır?
Asik-Masuk Iliskisi Anında şeyh efendinin yanına gidilirmiş mi öyle? Hem de hiç edebe adaba bakmadan palas pandıras. Veya hiç edebe adab olmadan böceği bile soracak ona. Cama geldi bir tane böcek efendim ne manası vardır? Tabi. Cama sabahleyin namaz kıldım namaz kıldıktan sonra dersimi çekerken cama bir tane kumru geldi efendim. Hikmeti nedir? Ucuz. Anında buldu çünkü onu. Veya önünden bir tane köpek geçti. Köpek ona ona doğru dönmüş dönmüş bakmış. Tabi. Tabi. Sen şeyhsen, rabuta edeceksin, köpeğe de rabuta edeceksin. Neden baktın diye köpeğe de soracaksın. Bu dervişe neden baktın? Ucuz buldu çünkü.
Neden dervişlerin kıymetini bilenler azdır?
Herkes size istediği anda ulaşabiliyor. Ben çok açık konuşacağım şimdi. Diyor ki benzilciler var gidiyorlar Şeyhlerine üç gün, dört gün, beş gün orada bekliyorlar. Cami’nin altında yatıyorlar, göremiyorlar. Ona karşı bir aşıklıkları var. Aşkla duruyorlar. Filancı yere gidiyorlar, görüşemiyorlar. Fişmanca Şeyh Efendi ile görüşemiyorlar. Efendim diyor, sizi biraz geriye doğru çeksek, göstermesek, görüştürmesek, sizin kıymetiniz artsa. Böyle koltukta oturuyor Şeyh Efendi, ellerini bağladı böyle, öyle söyleyince. Ne yaptı? Cevap vermedi hiç. Hiç cevap vermedi. Onun evinde de misafiriz. Sonra yalnız kaldık. Tabi o hizmet için girip çıkıyor. Döndü. Usta Efendi senden böyle düşünüyorsun dedi. Hayır efendim dedim. Sen nasıl düşünüyorsun dedi. Efendim Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kendini geri çekmedi dedi. Ashabı ile hep beraberdi. Her namaz vaktinde çıkardı mescidine. Ashabla namazı kılar. Onların sorularını cevablandırırdı. Onların haliyle hallenirdi. Açı bilirdi, toku bilirdi. Ben Şeyh Efendi sorduğu için söylüyorum. Dedim efendim lafı uzattım hakkınızı helal edin. Yok yok anlat Mustafa Efendi dedi. Ben anlatmaya devam edeyim. Allâh Resulünün sahabeye karşı olan sünnetleri davranışlarını anlattım. Dedim sünnet bu efendim dedim. Sizin yaptığınız dedim. Maşallah size dedim böyle söylemek haddime değil. Sünnet-i Seniyye’nin tam ortası efendim. Âlâ Mustafa Efendi dedi. Âlâ dedi. Hiç seslemedim.
Neden aşkın gür sedasıyla varlık cilvelenir?
Ve aşkın gür sedasıyla bütün varlık cilvelenmektedir. Bütün varlık. Varlığın her zerresi aşkın cilvesiyle cilvelenir. Ve varlığın her zerresi, tabir-i caizse Allâh der, gür sedasıyla Allâh’ı zikreder, Allâh’ı anlatır. Ama o insanlar, o bu konudan habersiz olanlar kulakları duymaz, gözleri görmez. Kalpleri mühürlenmiştir, kalben de duymaz. Hz. Piri de bunları söylerekten diyor ki, onlar ne yaptılar? Ucuza sattılar. Şimdi kendisini anlatıyor. Ben öyle bir aşk’a gark olmuşum ki, evvel gelenlerin de aşkları da benim bu aşkıma batmış, yok olmuştur. Sonra gelenlerin de aşkları da benim aşkıma batmış, yok olmuşlardır. Hz. Piri tabir-i caizse böyle bir en tepe noktadan vurdu şimdi. Debitten beri o tevazu etmişti.
Neden bir mürşid-i kâmilin kendine has bir özelliği vardır?
Kemale ermeyenlerin hallerini anlattı bize. Vuslata ermeyenlerin halini anlattı bize. Şimdi de tabir-i caizse şatı hata etmiştir. Halini anlattı bize. Şimdi de tabir-i caizse şatı hatın dik alâsını yaptı. Zirveye koydu bayrağı. Dedi ki ben öyle bir aşk’a gark olmuşum ki, evvel gelenlerin aşkları da benim bu aşkıma batmış, yok olmuştur. Sonra gelenlerin aşkları da artık o aşkın kendisi olmuş. Aşkın kendisi olunca evvel gelenlerin de aşkı onda batmış. Sonra gelenlerin de aşkı onda batmış. Öyle Pir Efendiler vardır, her zamanın kutbu da böyledir. Her Pir Efendinin kendine ait farklı bir özelliği vardır. Onun kendine ait bir karakteristik özelliğidir bu. Her mürşid-i kamilin de kendine has bir özelliği, bir karakteristik durumu vardır.
Neden Abdülkadir Geylânâ Hazretleri özel bir kerametvari hal göstermiştir?
Özür dilerim. Abdülkadir Geylânâ Hazretlerinde öyle kerametvari haller tecelli etmiştir ki, Ondaki kerametvari haller başka Pir Efendilerde görülmemiştir. Örneğin, hep keramet üzerine yürümüştür. Ve tabiri caizse, onun sözüdür ya, kim benim ismimi zikresse Allâh’ın izniyle ben orada olurum, sözü ona aittir. Allâh’ın Kadir ismi şerifi benim üzerimde tecelli etmiştir. Benim adım anıldığı yerde ben oradayımdır Allâh’ın izniyle de.
Neden Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri özel bir manevi hal göstermiştir?
Mesela, en işin içinden çıkılmaz manevi meseleleri Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri yeni lafızlar, yeni manalar üreterekten anlatmıştır. Öyle şeyler anlatmıştır Fisus’un da, Fütüat’ın da. Bunu normal bir akıl kabul etmez, normal bir kalp kabul etmez ama o meseleyi anlayan bir kimse de o manevi hali idrak eder. Ayrı bir tecelliyattır bu. Öbür Pir Efendilere baktığınızda böyle bir şeyi görmeniz zordur. Mesela Hazret-i Mevlânâ’dan, şimdi bugün mesnevi okuyoruz, Hazret-i Mevlânâ da aşk üzerine ordinevüs profesör gibidir.
Neden Hz. Pir’in aşkını anlatmak zordur?
Aşıklık ve aşk üzerine, Hz. Pir’in üzerinde bu aşkın ve aşıklığın hallerini örnekleyerekten anlatabilen çok zordur. siz komple sufi dünyasına bakmış olsanız, Hazret-i Mevlânâ’nın aşkı ve aşıklığı anlattığı gibi hiçbir kimse de bulamazsınız bunu. Çünkü Hz. Pir aşkın ve aşıklığın doğru undadır. Bakın doğru undadır ve daim şu anda da doğru undadır. Hz. Pir diyor ki ben öyle bir aşka gark oldum. Gark olmak eski bir terimdir. Gark olmak, boğulmak, onun içerisinde yok olmak, onun içine girmek. gark oldu, işte denize gark oldu, denize doydu. Veyahut da yemeğe gark oldu, yemeğe doydu. Ben diyor öyle bir aşka gark olmuşum ki, evvel gelenlerin aşkları da benim aşkıma batmış, yok olmuştur. kendisinden önce ne kadar aşık olanlar varsa, hepsinin aşkı Hz. Pir’in aşkının önünde ceket eliklemiş. Diyor ki benden sonrakinlerin de aşkı bende gark oldu, yok oldu. Kendisinden sonra gelecek olan aşıklar da maneviyatta, ruhlar aleminde, ayağını sabitede, arabice, ayağını sabitede, hepsi de Hazret-i Mevlânâ Celalettin Rum Hazretlerinin aşkının önünde ceket bağladılar. Aşıklıkta. O öylesine bir aşık. Şimdi bir kimsenin aşkını anlatabilmek için o olmak gerek. Eğer o değilsen onun aşkını anlatmaya gücün yok. Haddin de yok. Birisinin aşkını ancak tarif edebilirsin. Gördüklerin kadar tarif edebilirsin, onun yazdığı bir şey varsa yazdıkları kadar tarif edebilirsin. Ama onun aşkını anlayamazsın. Onun aşkını çözümleyemezsin. Hallâc-ı Mansûr, enel hak derken onun duygusunu, onun manevi halini sen tanımlayamazsın.
Müslümanlar cihâd anlayışını nasıl algılıyor?
Müslümanlar cihâd anlayışını artık savaşmak anlamına gelmediğini düşünüyor. Cihâd âyetleri o zaman için geçerliydi. Şimdi cihâd eline kılıcını alıp gidip savaşmak değil. Cihâd öyle değil, kıtal değil, öldürmek değil, böyle cihâd.
Cihâd anlayışını değiştirmenin nedeni nedir?
Cihâd anlayışını değiştirmenin nedeni, batının gerçek yüzünü göstermek ve Müslümanların cihâd anlayışını modern bir şekilde yeniden değerlendirmektedir. Batı’nın gerçek yüzü, Hristiyan ve Yahudi ülkelerinin kontrolünde olan yönetimlerin, Müslüman ülkelerin başındaki yöneticilerin Yahudi ve Hristiyanların payandası olduğunu göstermektedir.
Müslümanlar cihâd anlayışını nasıl yeniden değerlendirmeli?
Müslümanlar cihâd anlayışını yeniden değerlendirmeli. Cihâd eline kılıcını alıp gidip savaşmak değil. Cihâd öyle değil, kıtal değil, öldürmek değil, böyle cihâd. Batının gerçek yüzünü göstermek ve Müslümanların cihâd anlayışını modern bir şekilde yeniden değerlendirmektedir.
Mürşid-i Kâmilin hizmeti nedir?
Mürşid-i Kâmilin hizmeti, kafirlerin elinden oyuncak olmaktan çıkıp, namusumuzu, şerefimizi, kanımızı, çoluğumuzu, çocuğumuzu onların elinde ne yazık ki kanlarının dökülmesine sebep olmamak için, batının etkisinden kurtulmak ve Türkiye’nin bağımsızlığını sağlamak için yapılan çalışmalardır.
Gönüllü bir mehdi ordusu ne demektir?
Gönüllü bir mehdi ordusu, batının etkisinden kurtulmak ve Türkiye’nin bağımsızlığını sağlamak için kurulacak bir ordudur. Bu ordunun korkusu bin kilometre öteden hissedilir. İmanla dolu çünkü hepsi de. Bu ordunun adını duyacaklar, adını, adını. Adını duyacak hepsi de tiril tiril titricek.
Müslümanlar cihâd anlayışını nasıl değiştirmeli?
Müslümanlar cihâd anlayışını değiştirmeli. Cihâd eline kılıcını alıp gidip savaşmak değil. Cihâd öyle değil, kıtal değil, öldürmek değil, böyle cihâd. Batının gerçek yüzünü göstermek ve Müslümanların cihâd anlayışını modern bir şekilde yeniden değerlendirmektedir.
Maneviyatın fazlalığı ve derinliği neden yüzü ekşirir?
Bir kimse çok ekşi yediğinde nasıl yüzü ekşiyorsa, çok tatlı yerse de yüzü ekşir. Usulüne uygun bir tatlı yedi, onda bir sıkıntı yok, o lezzet alır, zevk alır. Ama çok fazla tatlı yerse bu sefer onu da tersine etki yapar. Böyle maddi manevi, zahirde batında, tatlılıklara, güzelliklere, hayrete o kimse dalar ona aşina olursa, bu sefer o tatlının fazlalığından nasıl yüzü ekşidiyse, o manevi derinliklere dalan, manevi olarak perdeden perdeye geçenler ve bir an olsun o manadan ayrılmayanlarında yüzleri ekşir.
Sufi bilgilerinin orta yere dökülmesinin nedeni nedir?
Allâh manevi mahreminin orta yere saçılmasını istemez. Allâh kıskançtır, müminler de kıskançtır. Allâh’ın kıskanması müminin Allâh’ın haram ettiği şeyi yapmasıdır. Buhari Müslüm tirmizi Ebu Hürreyle naklediyor bunu. Allâh kıskançtır, mümin de kıskançtır.
Sufi bilgilerinin nasıl aktarılması gerekir?
Veyahut da üstadıyla olan manevi bir sırrını ortalığa dökmez. Veyahut da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle alakalı sırrını ortalığa dökmez. Bir çitilerisi Allâh’la olan sırrını ortalığa dökmez. Ancak onu anlayacak olana, onu yorumlayacak olana söyler. Onu anlayabilecek, yorumlayabilecek, sana ayrı bir perde açacak, ayrı bir pencere açacak olan kimseye ancak anlatırsın.
Sufi bilgilerinin orta yere dökülmesi ne gibi sonuçlara neden olur?
Allâh’ın kıskanması müminin kıskanmasına benzemez. Bu birinci derecede şeriat tarihinde Allâh müminleri kıskanır. Onların harama gitmelerini istemez. Onların haramla iştigal etmelerini istemez. Bir sınır koyar. Nasıl bir tarlanın sınırı var ise Allâh’ın da sınırları vardır. Nasıl ülkelerin sınırları var ise Allâh’ın da sınırları vardır.
Rüya anlatmakla ne yükümlülük vardır?
Sen rüya anlatmakla mükellefsin. Yok manası ne? Bırak, kurcalama. Desem ki manası senin çok büyük hastalıklara düçar olacaksın. Ne yapacaksın?
Sufi ve dervişlik nedir?
Sufi de olsa o da istediği anda senin istediğini alacak senden. Sen onun emrindesin. Bu normalde tersine döndürüyor. o çok önemli bir derviş, çok önemli bir sufi. Sen o çok önemli o yüzden o ne diyorsa yerine getireceksin hemen. Bu normalde sınır tanımıyorlar artık. O noktaya geliyor. Oysa sufilik edeptir. Terbiye’dir.
Allâh’ın rüyada görülebileceği konusunda ne söylendi?
Ehli sünnet Allâh’ın rüyada görülebileceğinin mümkün olduğunu ifade etmiştir. Burada hem fikirdir herkes. Hiç kimse bu konuda Allâh rüyada görünmez demez. Burada sufilerle olan ayrılık noktası rüyanın haricinde görülüp görülmeyecektir.
Alem ve İnsanın Konumu nedir?
Size harp açanlarla Allâh yolunda siz de harp edin. Ancak haddi aşmayın. Şüphesiz ki Allâh haddi aşanları sevmez. Ve onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne katilden beterdir. Onlar sizinle savaşmadıkça sizce mescid-i haramda onlarla savaşmayın. Ancak onlar sizinle savaşırlarsa siz de onları öldürün. kâfirlerin cezası böyledir. Eğer onlar vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allâh gafûrdur, rahîmdir. Fitne kalmayıp, din de All, hın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Ümmet Nefs-i Emmare ile Mucadele nedir?
Oysa, batı dediğimiz, modern batı dediğimiz, düne kadar Bosna’da, bakın daha dün, Bosna’da bilinen sadece Sıbraniskada on bin kişi, çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar demeden katlettiler. Bilinen, bilinmeyenler hariç ve sayılmıyor. Bakın nüfus sayımı da yapmıyorlar. Fahili meçhuller o kadar fazla ki nüfus sayımı da yapılmıyor Bosna’da. Ve Bosna’da babası Sırp ama kim olduğu bilinmeyen kadınları hamile bıraktılar. Onlar, kadınlar o çocukları doğurmak zorunda kaldı ve o çocukları kadınlar kabullenmediler. Kabullenmeyince Bosna’da vakıflar kuruldu. Bu babaları, Sırp anneleri boşnak olan bu çocukları o vakıflar büyütüyor, o vakıflar bakıyor.
Kuran ve Sunnete Sadakat nedir?
Yok kılıcını eline alıp, meydanlara çıkıp savaşmak değil. Yok bu kıtal yapmak değil. Yok bu konuda bu âyet-i kerimelerin yeniden yorumlanması lazım. Yeniden bunların şerh edilmesi lazım. Yok bunların değişmesi lazım. 1400 yıl önceki âyet-i kerimelerle bu din böyle anlaşılmaz. Yok Fransa Cumhurbaşkanı oradan çok üstüne farzmış gibi açıklama yapıyor Kur’ân’daki cihâd ayetlerinin çıkarılması için. Yok Türkiye’deki Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor. Kur’ân’ın yeniden dinin revize edilmesi lazım diyor. Kibir gibi böyle 200 yıldan beri Ümmet-i Muhammed’in içerisine bu tip tartışmalar, ilahiyatlarda, dianette bu tip böyle abuk subuk şeyler konuşuluyor. Ve iş böyle çığırından çıkıyor. Nereye gideceği belli olmuyor.
Cihâd âyetlerini yanlış anlıyoruz mu?
Bir de cihâd âyetlerini siz yanlış anlıyorsunuz. sadece nefis de cihâd etmektir cihâd. geri kalan değildir. Bütün herkes de bunu söylüyor. Ve bize de şunu diyorlar, evet Mehdi gelecek, Mehdi geldiğinde bu işler hallolacak. Ya şimdi değil, Mehdi geldiğinde hallolacak. Böylece normalde ve yüzyıldır, dikkat edin, yüzyıldan fazladır Filistin’de Müslümanların kanı şerefi haysiyeti yerle eksan olmuş vaziyette. Yüzyıldır Müslümanlar orada soykırıma uğruyor. Yüzyıldır. Yüzyılı geçmiş vaziyette. Müslümanlar orada soykırıma uğruyor ve bir belgesel izliyoruz biz. Bir Yahudi geliyor Filistin’in evine konuyor tabiri caizse. Diyor ki çıkın dışarı. Burası bizim evimiz diyor çıkmayacak diyor öldürüyor hepsini de. Öldürdükten sonra kapının önüne bırakıyor atıyor oturuyor oraya.
Mursid-i Kamilin Hizmeti nedir?
Kim yönetiyor İngiliz valisi yönetiyor. Kimin taburu var İngil ki taburu var. Ve Müslümanlar bir şey yapamıyor. Ve İngilizlerin şemşeğesinin altında bu pis Yahudiler bu katil Yahudiler her gün Müslüman kanı döküyor. Her gün Müslümanların kızlarının ırzına geçiyor. Zorla tecavüz ediyorlar. Zorla tecavüz ediyorlar her gün. Geliyor içeri giriyor annesini babasını erkekleri öldürüyor kız kalıyor. Kızla tecavüz ediyorlar. Ondan sonra onu da öldürüyorlar. Çünkü onların o bozuk tevratına göre böyle yapılması gerekiyor. Ve Müslümanlar yine sessiz. Müslümanlar yine sessiz. Müslümanlar gıyabi cenaze namazı kılıyor. Tel’in ediyor. Sokaklara çıkıyorlar kahrolsun. İsrail diyorlar. Evlerine gidiyorlar rahat rahat uyuyorlar.
Hayatin Hikmeti ve Tevekkul nedir?
Ekonomik olarak da sizin boğazınızı sıkarız. Ekonomik olarak da siz hiç kıpırdayamazsınız. Siyasi olarak da kıpırdayamazsınız. Ekonomik olarak da kıpırdayamazsınız.
Müslümanların değerleri neden hiçbir yerde, hiçbir şekilde yok?
Ve biz yine yarın cuma, bir yerlerde Gıyab-ı Cenaze namazına davet edecekler sizi. Bir yerlerde gelin protost edelim, telin edelim, en yüksek dereceden kınayalım diyecekler. Pazar günü herhangi bir yerde bir miting olacak. Müslümanlar gidecekler mitinglerde kahrolsun, İsrail diyecekler.
Müslüman-Alimler Birliği ne dedi?
Müslüman-Alimler Birliği’ni aldı götürdü Çin Doğu Türkistan’da gözlerini boyadı. Ondan sonra Müslüman-Alimler Birliği açıklama yaptı. Doğu Türkistan’da oradaki Müslümanlara bir zulüm yoktur, bir sıkıntı yoktur, Çin’in iç işleridir dedi. Çıktı işin içinden.
Müslümanlar neden İsrail’e karşı harekâte geçmeli?
Sen neden cihâd-ı ilan etmiyorsun? Ne ama kınamak? Cihâd-ı ilan et. Haydi Müslümanlar gidin. Kalecik dinleme cihazlarını gidin, kapanıncaya kadar protost edin. İsrail’e çalışıyor orası. Evet bütün ABD’nin ne kadar, ABD’nin ne kadar bildiğimiz, bilmediğimiz üssü varsa evet kapatılması için mücadele edin. Ne bağırıyorsunuz kahrolsun. İsr, İsrail diye? Gidin onların kapatılması için mücadele edin. Gidin onları kapatsınlar, siyasi baskı yapın.
Padişah ile beraber olmanın halini nasıl yaşamalı?
Sen madem ki padişahla berabersin, padi, padişahla beraber olmanın halini yaşa. O zaman padişahla beraber değilsen eşikte sen, eşikte olduğunu bil, ona göre davran.
Padişah ile beraber olmanın halini yaşamak neden önemlidir?
Onun hem Allâh’a dost olacak hem de onun Allâh adına böyle dünyevi bir metaya girişmesi, onun dünyevi olarak dünyaya gönül vermesi bu kabul edilebilir bir şey değil.
Padişah kapısında oturmak ne anlama gelir?
Padişah’la birlikte oturan kimsenin padişah kapısında oturması yazıktır. sen mahrem odaya girmişsin, mahrem odaya giren bir kimsenin kapının eşiğinde oturması onun makamı düştüğüne, makamı kaybettiğine işarettir.
Padişah’a elini öpmek ne anlama gelir?
Bir kimseye padişah’a elini öpmek fırsatı düşer de o ayağını öperse suçtur. Bu üç beyitle alakalı sabaha kadar konuşsam, örneklesem İslam dünyasında bunun çok örnekleri var. Sufi dünyada da örnekler var.
Nefsin mertebeleri ve mucahede nedir?
Nefsin Mertebeleri ve Mucahede Hatta bunu daha ileri götürenler oluyor ya, yok makam toplanmış, ona şeyhlik verelim demişler, o da ben layık değilim demiş. Ondan sonra Hz. Peygambere demiş bir de bunu.
Kendini şeyh haline getirenler neden hata yapar?
Bazen şeyhimi ayrı tutarak söylüyorum. bir kısım sufiler ama cahilliklerinden ama kendi kendisine gizli kibirliliklerinden ona bir vazife verilir, bir görev verilir. Ben buna layık değilim de, layık olan kardeşlere verin de. Derler ya o aslında ya cahildir ya da kibirlidir.
Cilvelenmektir ne demektir?
O kendi içinde onun için o nedir? Cilvelenmektir. Cilvelenmektir. Sevgili sevgilisiyle cilveleniyor. Cilvelenirken ısırır.
Sevgili sevgilisiyle cilvelenmek ne demektir?
Cilvelenirken ısırır da, cilvelenirken canını da acıtır. Of bile demeyeceksin. Hatta tebessüm edeceksin. Ne güzel ısırdın diyeceksin. Ne güzel canımı acıttın diyeceksin. Ne güzel beni yakın buldun ki, canımı acıttın. Beni kendine yakın gördün ki, istediğini istediğin gibi yapıyorsun diyeceksin.
Şikayet edenin dergahında ne olur?
Şikayet edenin dergahımızda da işi yoktur. Sen şikayet edeceksen git kendine uygun bir cemaat bul. Burası şikayet edilecek yer değildir. Burada başına ne gelirse gelsin, eyvallâh deyip dondurma yalar gibi yalacaksın. İster kış gününde sana dondurma yalatsın, ister yaz gününde senin ağzına kaynar sular döksün. Sen onu sevgiliden geldi deyip, yüzünü bile ekşitmeyeceksin. Sevgiliden geldi deyip tebessümle onu karşılayacaksın.
Allâh’ın kıskançlığı ne demektir?
Ve Allâh bu manada müminleri, dostları, peygamberlerini kıskanır. Ve kıskanma sıfatı direkt Allâh’a aittir. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir sahabesine dedi ya, o kıskançtır, ben de kıskancım. Allâh benden de kıskançtır dedi. Evet, Davud aleyhisselama şöyle vahyetti Cenâb-ı Hak, günahkarlara benim affedici olduğumun müjdesini ver.
Allâh’ın her perdesinde kıskançlığı nasıl açıklar?
Allâh her perdede kıskançtır. Allâh sadece velilerine kıskanç değildir. Allâh her perdede kıskançtır. Çünkü O istenilendir, dua edilendir, tövbe edilendir, O sevilendir. O yüzden Cenab-ı Hakk’ın kıskanç olmadığı hiçbir perde, hiçbir tecelliyat yoktur. Kendi kendinize sufilik âleminde kendi kendinize ölçü çıkarmayın. Şu perdede yoktur demeyin. Her perdede, her anda onu zikredip, onun cemaliyle cemalleştiğini zih istedin.
Allâh’ın sıfatlarının tecelli ettiği varlıklar nelerdir?
O yüzden o varlığın her derecesinde, varlığın her perdesinde kıskançtır. Her perdesinde. O yüzden acaba şurada mı burada mı diye kafamızdan bir şey geçirmek boş muhabbettir. Bunu anlatmayı bırakayım da o on gönüllü hercai sevgilinin cefasından şikayet edeyim. bu kıskançlığı anlatmayı bırakayım.
Allâh’ın tecelli ettiği her varlık nasıl açıklanır?
Allâh hepsine de tecelli eder. Allâh hepsine de tecelli eder. Ve Allâh bütün varlık âlemini komple sıfatlarıyla donatmıştır. Varlık âleminde sıfatının tecelli etmediği zerrenin zerresi dahi yoktur. En küçücük hayale dahi, sizin hayalinize dahi tecelli eden odur. İster nefsani olsun, ister rahmani olsun. Bütün hayallere tecelli eden odur. Bütün akıllara tecelli eden odur. Bütün varlığa tecelli eden odur.
Allâh’ın tecelli ettiği her cisim nasıl açıklanır?
O yüzden o varlığın her derecesinde, varlığın her perdesinde kıskançtır. Her perdesinde. O yüzden acaba şurada mı burada mı diye kafamızdan bir şey geçirmek boş muhabbettır. Bunu anlatmayı bırakayım da o on gönüllü hercai sevgilinin cefasından şikayet edeyim. bu kıskançlığı anlatmayı bırakayım.
Allâh’ın tecelli ettiği her hücre nasıl açıklanır?
Allâh hepsine de tecelli eder. Allâh hepsine de tecelli eder. Ve Allâh bütün varlık âlemini komple sıfatlarıyla donatmıştır. Varlık âleminde sıfatının tecelli etmediği zerrenin zerresi dahi yoktur. En küçücük hayale dahi, sizin hayalinize dahi tecelli eden odur. İster nefsani olsun, ister rahmani olsun. Bütün hayallere tecelli eden odur. Bütün akıllara tecelli eden odur. Bütün varlığa tecelli eden odur.
Allâh’ın tecelli ettiği her atom nasıl açıklanır?
Allâh hepsine de tecelli eder. Allâh hepsine de tecelli eder. Ve Allâh bütün varlık âlemini komple sıfatlarıyla donatmıştır. Varlık âleminde sıfatının tecelli etmediği zerrenin zerresi dahi yoktur. En küçücük hayale dahi, sizin hayalinize dahi tecelli eden odur. İster nefsani olsun, ister rahmani olsun. Bütün hayallere tecelli eden odur. Bütün akıllara tecelli eden odur. Bütün varlığa tecelli eden odur.
Allâh’ın tecelli ettiği her element nasıl açıklanır?
Allâh hepsine de tecelli eder. Allâh hepsine de tecelli eder. Ve Allâh bütün varlık âlemini komple sıfatlarıyla donatmıştır. Varlık âleminde sıfatının tecelli etmediği zerrenin zerresi dahi yoktur. En küçücük hayale dahi, sizin hayalinize dahi tecelli eden odur. İster nefsani olsun, ister rahmani olsun. Bütün hayallere tecelli eden odur. Bütün akıllara tecelli eden odur. Bütün varlığa tecelli eden odur.
Asıl riyâzat nedir?
ASIL RİYÂZAT: Allâh-Resûlullâh-Üstâd-Müminler Sevgisi (Sırrın Sırrı). Asıl riyâzat, asıl riyâzat, asıl kendini temizleme yeri. Allâh’ı çokça sevmen, Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’i çokça sevmen, Üstâd’ını çokça sevmen, müminleri çokça sevmendir. Bu değişmeyen riyazattır. Bu değişmeyen riyazattır. Bu işin sır noktasıdır. Sır noktası. Sen nefsinle mücâdele etmek istiyorsan, Allâh’ı çok sev. Nefsinle mücâdele etmek istiyorsan, Hz. Muhammed Mustafa’yı çok sev, Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’i. Sen nefsinle mücâdele etmek istiyorsan, Üstâd’ını çok sev. Herkesten üstün ve yüce tut onu. Asıl riyâzat odur. Üstâd’ını çok seversen, onun yerine başka bir kimseyi koymazsın. Senin akdağın ön derin o olur. Hz. Muhammed Mustafa’yı çok seversen, senin yol rehberindir. Hiçbir ölçü, hiçbir ölçü, hiçbir kimse onun yerini dolduramaz.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Yûsuf 12/53 «Ben Nefsimi Temize Çıkarmam»: Cihâd-ı Ekber ve Asıl
İlm-i Ledün ne demektir?
Nahl 16/78 («Size bilmediklerinizi öğreten Allâh’tır»); Bakara 2/239, 2/282 (öğretmek); Kehf 18/65 (Hz. Hızır’ın ledün ilmi); Mevlânâ, Mesnevî I, Mûsâ-Hızır kıssası; İbn Arabî, Fütûhâtü’l-Mekkiyye , ledün ilmi.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Yûsuf 12/53 «Ben Nefsimi Temize Çıkarmam»: Cihâd-ı Ekber ve Asıl
Sufi için ağlamak, feryat etmek, feryadına feryat eklemek nedir?
Sufi için ağlamak, feryat etmek, feryadına feryat eklemek. Sufiler için ağlamak, feryat etmek, feryadına feryat eklemek. İşidir, sufiler için. Sufinin işidir. Hele gönlü yaralısa, hele gönlü hüzünlü ise, kederli ise onun feryadı daha da hoş olur. Daha da içsel, daha da derin olur. O feryat sevgiliye nâme gibi gelir. Hoşuna gider onun o feryat figan.
Meczup sarhoşluğu ne demektir?
Meczup sarhoşluğunun da sahtesi vardır. Ama o mürşid-i kamillerin, irşad sahibi olanların sarhoşluğu, dışarı vurmadığından dolayı bilinmez. Onlar o sarhoşluklarını kendi iç alemlerinde yaşarlar. Her ne kadar öyle olsa da, onların çatlaklarından su kaçırır. Ama o su kaçırmasından kendileri sorunlu olmaz.
Avam sarhoşluğu ne demektir?
O kimse, birisi çok güzel nameli. Kur’ân-ı Kerîm okur. O Kur’ân-ı Kerîm okunurken gözünden yaş iner. Böyle sayha atar. Böyle kendinden geçiyormuş gibi olur. Ama biter. Öbür âyet-i kerimeye geçince, onun sarhoşluğu kalmaz. Bu da avamın sarhoşludur.
Sufi cemali ve celali arasındaki fark nedir?
Cemali biz gün ışığına benzetirsek, celali de gece karanına benzeriz. Ve sen gece karanına düşmüş olursun. Oysa bir an önce senin gecenle gündüzünün arasında fark yoktu. Sen o cemal güneşinin aydınlığını yaşıyordun. Ne tarafa bakarsan bak, onun cemalinin tecelliyatlarını görüyordun. Onlara mazhar oluyordun. Ama sen bir an olsun hevâ-hevesine uydun, feryadı figanı bıraktın, nefsine uydun. O gün cemal perdesinden uzaklaştın.
Sufi cemali ne demektir?
Ve sen güne gün katan o cemaliyle ortalıkta salınırken, sen onun cemalinden uzaklaştıysan ve cemalleşemediysen ve cemali sende artık senin perdende görünmüyorsa, sen körlerden oldun, o zaman kapkara olursun. Kapkara olmak, sufi cemal perdesinden, küfür perdesine gitmez. Sufi cemal perdesinden, celal perdesine geçer. Celal perdesi şahsattır, şedittir. O yüzden cemali biz gün ışığına benzetirsek, celali de gece karanına benzeriz.
Sufi cemaliyle ilgili ne söylenmektedir?
Ve sen güne gün katan o cemaliyle ortalıkta salınırken, sen onun cemalinden uzaklaştıysan ve cemalleşemediysen ve cemali sende artık senin perdende görünmüyorsa, sen körlerden oldun, o zaman kapkara olursun. Kapkara olmak, sufi cemal perdesinden, küfür perdesine gitmez. Sufi cemal perdesinden, celal perdesine geçer. Celal perdesi şahsattır, şedittir. O yüzden cemali biz gün ışığına benzetirsek, celali de gece karanına benzeriz.
Sufilerin kitap okuma tarzı nedir?
Sufiler çok kitap okumazlar derler. Oysa Sufi, kitabın özünü, satırdan değil, sadırdan okur. Sadırdan okur ne demek? Kalpten okur. Ve o Sufi, onca kitabı okumamasına rağmen, ona bir şey sorarsanız, o kalbine gelen ilhamla, onu cevaplandırır.