Alem ve Insanin Konumu
Ya eyyuhal-lazin-e-‘amanu la-tattaghidhu l-yuhûd wa-l-nasâra. Wa-l-nasâra awliyâ’a baʿibuhum awliyâ’a baʿibuhum. Vemeyyetevallâhum min kûm fainnehu min hum. İnnellâhe lâ yehdi l-qawm al-zâlimîn. Sadeqallâhu’l-azîm. Âl-i İmrân, âyet 118. Ey îman edenler! Kendi din kardeşlerinizden başkasını dost ve sırdaş edinmeyin! Çünkü onlar size ellerinden gelen kötülüğü yapmaktan geri durmaz. Her zaman sıkıntıya düşmenizi isterler. Baksanıza, size olan şiddetli öfkeleri ağızlarından taşıyor. Kalplerinde gizledikleri kin ve düşmanlık ise daha korkunçtur. Eğer aklınızı kullanıp gereğince davranırsanız, size âyetlerimizi kesin bir şekilde açıklamış bulunuyoruz. Maide 51. Ey îman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin!
Müslümanlar Hakkında
Onlar birbirinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz ki onlardan olur. Muhakkak ki Allâh zâlim kavmi hidayete erdirmez. Malum bugün gündemimizi iyice 15-20 günden beri işgal eden bir gazze meselesi var, Filistin meselesi var. Aslında dile getirilmeyen, bu kadar gündeme taşınmayan basın ve yayının bu konuda gizliden ambargo koyduğu, bir de malum Çin’deki, Türkistan’daki kardeşler var. Ve yine gündeme gelmeyen, uzak doğuda ve hatta yakın planda, zalimlerin, kafirlerin zulmâtında Müslümanlar var. Son Osmanlı yıkıldığından itibaren Müslümanların siyasi, askeri, ekonomik, sosyal sahibi yok. Böyle olunca ne yazık ki Müslümanlar Şamaroğlu’na benzetildi. Aslında Müslümanlar tek vücut halinde ilk zulme karşı gelmiş olsalardı, Müslümanlar bu kadar zayıf alt edilmezdi.
Ama ne yazık ki bu Hristiyanları ve Yahudileri kendine dost edinen Müslümanların başında, gerçekte Yahudi veya Sebateist ve hatta kafir ama görüntüsü Müslüman olan çok yönetici olunca ve Müslümanlar da yaşamış oldukları gayri-islami hayatı kendilerine ölçe edindiklerinden ve gayri-islami hayatı satın aldıklarından dolayı, Müslümanlar bu konuda ne yazık ki ritmik olarak bir cevap veremediler. Vermeye kalkanlar da, vermeye kalkanlar da ne yazık ki veriyormuş gibi gösterilip değişik yabancı oyunların veya gizli servislerin oyuncağı haline geldi. Böyle olunca artık Müslümanlar iyice başsız, iyice kuvvetsiz hale geldi. Ve Müslümanlar ne yazık ki artık herhangi bir şeye tepki gösterecek, herhangi bir şeye karşı gelecek pozisyonlarını kaybettiler.
Çünkü artık Müslümanlar kendi içlerinde siyasetçileri, kendi içlerindeki askeri, siyasi, ekonomik yöneticileri ve hatta bu pozisyonda olan kimseler gizliden birer Yahudi dostu, gizliden birer Hristiyan dostu, gizliden ya da onlardan olan kimseler oldu. Ve ne yazık ki İslam dünyası bu insanları kendi içlerinden temizleyemedi. Temizlemeye kalkarsa da farklı şekilde bastırıldı, farklı şekilde onların kanı döküldü, farklı şekilde onlar zulme uğradılar. Böyle olunca artık İslam dünyası, İslam dünyası belli bir baskıdan sonra kafasını kaldıramaz oldu. Buna bütün devletler, bütün Osmanlı’dan kalan bütün devletleri bu kategorinin içerisinde nitelendiriyorum. Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerîme’de Müslümanlar birbirlerinin dostudur derken ne yazık ki Müslümanlar birbirlerinin dostu olamadı.
Ve bu birbirlerinin dostu olma noktasında çaba sarf edemedi. Birbirlerimizin içine fitne koydular. örnekliyorum bunu. Bu sahih bir şekilde yalnız bu örnek. Mesela değil yani. Örneğin içimizde İngilizlerin kurduğu tarikatlar oldu. İçimizde İngilizlerin müdahale ettiği cemaatler oldu. İçimizde İngilizlerin kurmuş olduğu, kurmuş olduğu dernekler oldu. Bu derneklerle, bu tarikatlarla içimizde bunlar fitne çıkardılar.
Fitne Gundemi ve Ummet
İçimizde normalde cemaat, tarikat adı altında, parti adı altında, siyaset adı altında İngilizlerin veya Fransızların veya İtalyanların veya Almanların duruma göre, konuma göre, güç ve kuvvetlerine göre içimizde cirit attılar. Bunların kurguladıkları dergahlar, şeyhler, alimler, bunların kurguladıkları siyasetçiler Ümmeti Muhammed’i ne yazık ki böldü parçaladı. Ve Ümmeti Muhammed Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde bir ve beraber olamadı. İçine fitne koydular, mal fitnesi, kadın fitnesi, içine makam fitnesi koydular ve bunlarla Ümmeti Muhammed’i paramparça ettiler. Ve Ümmeti Muhammed kendince aktap kabul ettiği, doğru kabul ettiği, iyi kabul ettiği kimselerin peşine takıldığında, baktılar ki işin sonuna doğru, o kimseler ne yazık ki ruhlarını değil bedenlerini dahi Hristiyanlara ve Yahudilere peşkeş çekmişler, kendilerini onlara satmışlar.
Ve ne yazık ki arkalarındaki cemaati de bu konuda istismar etmişler, arkalarındaki topluluğu da istismar etmişler ve ne yazık ki onlara peşkeş çekmişler. Şimdi bu yüzyıla gelindiğinde ve bu olaylara bakıldığında artık Müslümanlar herhangi bir şeye güvenle bakmıyorlar. Başlarındaki şehirlere, başlarındaki alimlere, başlarındaki parti yöneticilerine, siyasi atmosfere artık güvenle bakabilen az. Zaten istenen buydu. İnsanlar şehirlere, onla olsan alimlere, siyasi organizasyonlara mesafele yaklaşsın, onlara inanmasın, onların peşinden gitmesin. Amaç buydu. Böylece Hristiyan ve Yahudilerin kurgulamış olduğu İslam dünyasındaki oyun ne yazık ki gerçekleşti. Bu bizim içimize oturdu. Artık şimdi şehirler, tarikatlar, cemaatler hepsi de bir sanki dünyayı paylaşırmışçasına birbirlerine düştüler, birbirlerine ne yazık ki acımasızca davrandılar.
Kuran ve Sünnet’i önde tutmadılar. Sapkınlıklarını öne çıkardılar. Sapkın insanlardan cemaatler, tarikatlar kuruldu. Sapkın insanları da dizginleyecek, sapkın insanları durduracak kendi içerisindeki bir İslam’ın hukuk olmayınca ortalık bu sapkın insanlara kaldı. Ve sonra Gavur 100 yıl sonra şu anda istediği gibi kan dökmekte. Müslümanlar bu sınavı daha öncesinden kaybettiler. Nerede kaybettiler? Afganistan’da kaybettiler. Nerede kaybettiler? Bosna’da kaybettiler. Nerede kaybettiler? Sonra bunlardan ders almamış gibi Irak’ta kaybettiler. Sonra Suriye’de kaybettiler. Sonra Libya’da kaybettiler. Lübnan’da kaybettiler. Orta Doğu’da kaybettiler. Müslümanlar her cenahta kaybettiler. Sustular çünkü.
Bakın sustular. Şimdi sıra Türkiye’ye geldi. Mısır’a geldi. Suud Arabistan’a geldi. Suriye’ye geldi. Şimdi sıra Suriye’de. Şimdi sıra Suriye’de. Herkes şimdi nereye bakıyor? Filistin’e bakıyor öyle değil mi? Filistin’e bakıyor. Sıra Suriye’de. Sıra Şam’da. Şam bölgesinde. Daha önce Irak yerle bir edilirken herkes İran’ı bekliyordu. Ben diyordum ki Suriye sonraki sıra İran değil. İran çünkü Sünnü Müslümanların liderliği olabilecek bir yer değil. İran bu kocaman, bu deccalist sistemin payandası. O korku değneği. Deccalist sistem asla ona saldırmaz. İran’a saldırmaz. Neden? İran’la çünkü Suud Arabistan’ı korkutuyor. İran’la Katar’ı korkutuyor. İran’la Birleşik Arap Cumhuriyetleri’ni, o küçük şehir devletlerini korkutuyor.
İran’la bütün oradaki Orta Doğu’yu korkutuyor. İran’ı dokunmayacak. İran’ı dokunacaklar diye beklemeyin. Şimdi herkes Filistin’i konuşuyor. Doğru mu doğru? Bakın hiç kimse hareket etmiyor. Konuşuyorlar sadece ve Ümmeti Muhammed’i oyalıyorlar. Bütün Müslüman ülkelerinin başındaki liderler kendi tebaasını kendi tabanını oyalamakla memur. Bunu İslam dünyası görmüyor. Görmek de istemiyor. Bizim Filistin’le alakalı o konuşmalarımız, yürüyüşlerimiz, gıyab-i cenaze namazlarımız boş.
Nefs-i Emmare ile Mucadele
Boş boş. Ben İslam’la tanıştığımdan beri gıyab-i cenaze namazı kılıyor Müslümanlar. Ben İslam’la tanıştığımdan beri İsrail’e lanet okuyor Müslümanlar. Ben İslam’la tanıştığımdan beri Filistin meselesi var Müslümanların önünde. Gıyab-i cenaze namazı kıl, toplantılar yap, yürüyüş yap, kahrolsun. İsrail’de. Tamam ya sen vazifeni yaptın, otur oturduğun yere. Yirmi gün sonra bombalama bitti mi İsrail meselesi, Filistin meselesi yeniden bitecek. Adam devamlı, o zalim, o katil, o insanlıktan çıkmış, Allâh’ın lanetlediği o kavim adım adım her şeyi yapıyor. Ve üzülüyorum uzun zamandan beri. Üzüntüm şu, herkes o boş konuşmanın içinde telin ediyor, lanet ediyor, ne bileyim ne yapıyor ama birisi demiyor, ben bir Tugay hazırladım, ben bir tabur hazırladım.
Gönüllülerden oluşan senin ne savaşmaya geliyor, diyemiyor bunu. Mısır’da diyemiyor, Suudi Arabistan’da diyemiyor, öbür Arap ülkeleri de diyemiyor, Türkiye’de diyemiyor, hiç kimse diyemiyor, diyemez çünkü. Bakın diyemez. Yahudiler de, Hristiyanlar da aynı kavimdir bu manada. Düşünebiliyor musunuz? İngiltere başbakanı, ne Hint asıllı değil mi? Çipak yiyip gidiyor. Türk’tü değil mi bizim daha önce darbe yapan genelkurmay başkanımız? Değil mi 12 Eylül’de darbe yaptı öyle değil mi? Nereye gitti? Ağlamak duvarına gitti. Sonraki yine darbe yapan, yine bir genelkurmay başkan yardımcımız nereye gitti? Ağlamak duvarına gitti. Daha önce Cumhurbaşkanımız neydi? 33 dereceli masondu. Kendimizden örnek veriyorum.
Bunları kimse dile getiremiyor. Sebep? Çünkü mahkeme var. Konuşamazsın. Ben Atatürk Şemsi Efendi okulundan mezun, Şemsi Efendi de Sebahat-i İstin teki dedim Atatürk’e hakaretten yargılanıyorum. Konuşamazsın, konuşursan gider yargılanırsın. Osmanlı’dan kalan bütün ülkelerin başındaki liderler Yahudi ve Hristiyanların dostu. Bununla alakalı böyle çok net. Ümmet-i Muhammed aldatılıyor, Ümmet-i Muhammed kandırılıyor. Çünkü Ümmet-i Muhammed’in başındaki ülke yöneticileri, Hristiyanları ve Yahudileri kendine dost tutmuş. Onlarla dostlar. Libya bombalandı aniden. Niçin bombalandı Libya? Neydi suçu? Bir sabah Fransızlar bombaladı Libya’yı. Yerle bir ettiler. Neydi suçu? Birleşmiş Milletler kararı mı vardı?
Hayır. Irak bombalandı bir günde. Birleşmiş Milletler kararı mı vardı? Hayır. Afganistan işgal edildi, ardından tekrar Amerikalılar gitti bombaladı. Birleşmiş Milletler kararı mı vardı? Hayır. Suriye bombalandı, yerle eksan edildi. Birleşmiş Milletler kararı mı vardı? Hayır. İsrail Birleşmiş Milletler kararına mı uyuyor? Hayır. Kaç günler sonra dün ilk defa Cumhurbaşkanı sert bir konuşma yaptı. Kaç günden beri MHP sert bir konuşma yaptı Devlet Bahçeli. Kaç günden beri Dışişleri Bakanı yeni sert bir konuşma yaptı. Arkası gelmeyecek. Arkası gelsin ben geleyim burada özür dileyeyim. Arkası gelsin ben geleyim özür dileyeyim sizden. Ben bilememişim diyeyim. Desinler ki bir tugay asker gönderiyoruz ben deyim ki özür dileyeyim yanlış söylemişim.
Özür dileyeyim ben. Ha Allâh’ın hesabı ayrı bir şey. Oraya girmek istemiyorum şimdi. Ama bu meselelerde genel dünya bu. Biz Amerikan Dışişleri Bakanı olarak biliyoruz. Bizimkinler iyi cesaretli genel açıkladılar. Adam demiş ki ben bir Yahudi olarak geldim. Avd Dışişleri Bakanı olarak değil dedi. Açıktan söylüyorlar bunu. İngiliz Başbakanı kipa takıp gidiyor. Açıktan söylüyorlar bunu. Bakın o hadîs-i şerifte diyor ya bütün Yahudileri ifşa edilecek Yahudiler. ağaçlar dile gelecek deniliyor ya arkamda Yahudi var diye.
Kuran ve Sunnete Sadakat
Evet ama Allâh’ın o takdirinin önüne geçemiyorlar. Bütün Yahudiler meydana çıkıyor şimdi. Yahudi sevenler de meydana çıkıyor. Kafirleri kendisine dost tutanlar da meydana çıkıyor. Görüyor insanlık alemi. Görüyor şimdi Müslümanlar. Başlarındaki devlet başkanları birer Yahudi uşağı. Müslümanlar bunu görüyor eğer görebiliyorlarsa. Başlarındaki hükümetler birer Yahudi uşağı. Bunları görüyor. Şimdi bu hadise çıplak bir şekilde gösterdi. Hala da görmüyorsa o ahmanteke zaten. Görmesin o bu saatten sonra da. Ve bütün Müslüman ülkelerin başındaki yöneticiler, hükümetler ne yazık ki Yahudi ve Hristiyanların seçtiği, seçtirdiği ve Yahudi ve Hristiyanların payandası olan kimseler. Payandası olan kimseler.
E şimdi bu şartlar altında Müslümanlara şu düşüyor. Kahrolsun İsrail. Hadi gidelim İsrail konsolosunun önünde bağıralım. Hadi yürüyüş yapalım kahrolsun. İsrail diyerekten. Sonra gidelim eve rahat edelim. Vicdanımız rahat. Ne oldu? Bugün kaç kişi yürüdük kahrolsun. İsrail dedik. Bir de ne dedik? Ya hiç olmazsa bir karınca gibi ol git anlamsana Firavunun ateşine söndürmek için uğraş. Müslümanlar karıncalığı kendisine layık görmüş. Müslümanlar cihadı kendisine layık görmüyor. Müslümanlar mücadele etmeyi kendisine layık görmüyor. Müslümanlar çok özür dilerim benzetmek çok ağır ama Musa’nın kavmi savaşacaktı Musa Aleyhisselâm kavmi ne dedi? Ya Musa sen Allâh’ınla beraber git savaş dedi. Kim savaştı sonra?
Davut savaştı. Biz Müslümanlar bu hale geldik şimdi. Mehdi çıksa diyeceğiz ki biz Mehdi’ye ey Mehdi evet senin Mehdiliğini kabul ettik ama sen git Rabbinle beraber bu kafirlerle savaş. Biz savaşıcı değiliz. Zaten cihâd âyetlerini de biz sulandırdık ya bize yıllar yıllar öncesinden demediler mi? eskisi gibi cihâd olmaz artık cihâd öyle değil, cihâd böyle, öyle cihâd değil böyle, kıtal değil, öldürmek değil böyle. Bunları anlatmadılar mı bize? Anlattılar kim anlattı? İlahiyat profesörleri anlattılar. İlahiyat profesörleri bize ne anlattılar televizyonlarda Ramazan’da Ramazan’a? Dediler ki bahsetmediler soru soran olursa şunları dediler. Dediler ki bu cihâd ayetleri o zaman için geçerliydi. Şimdi cihâd eline kılıcını alıp gidip savaşmak değil.
Ya? Ya ne? Öyle anlaşılmaması lazım. Nasıl anlaşılacak? Ne anlayacak şimdi Filistin’de bombaların altında duran kimse ne anlayacak cihattan şimdi? Siz şimdi cihattan ne anlayacaksınız? Birisi gelip sizin vatanınızı işgal etmeye kalkarsa siz cihattan ne anlayacaksınız? Bütün uçak gemileri Akdeniz’e geliyor. Akdeniz’e gelirken o uçak gemilerindeki 80’ler 70’ler tane uçak gemileri var. O uçakları var gemilerin üzerinde. O uçaklar bir gece ansızlığın senin büyük şehirlerini ve ekonomik merkezlerini bombalasa ne diyeceksin? O dianette cihâd böyle değil diyen hocaları kazıya mı tutturacaksın? Yoksa cihâd âyetlerini bize böyle anlatmaya çalışanlar evet ya biz bu bombalara gül mü atalım diyeceğiz? Ama Ümmet-i Muhammed’i bu noktaya getirdiler.
Ve Ümmet-i Muhammed cihâd sözünü duymak istemiyor şimdi. Cihattan bahseden bir kimse radikal Müslüman. Cihattan bahseden bir Müslüman ABD düşman oluyor. ABD düşman oluyor. Cihattan bahseden bir Müslüman radikal Müslüman oluyor. O radikalizme savunuyor. Cihattan bahseden bir Müslüman Tuğ Kaka ilan ediliyor. Bir mürşid bir şeyh cihattan bahsetmemeli. Bir şeyh cihattan bahsederse o şeyh olmuyor. Bir mürşid cihattan bahsederse o mürşid kabul edilmiyor. Neden? Çünkü İngiliz bozması, Mossad Yosması ABD çizmesini, İsrail çizmesini kendisine uygun gören şeyh bozuntusu, mürşid bozuntusu, hoca bozuntusu, alim bozuntusu, siyaset bozuntusu, bürokrat bozuntusunun hepsini de rahatsız ediyor bu.
Derviasik Adabi
Ben böyle konuşunca bizimki arkadaşların bir kısmı da rahatsız oluyor. Neden? Rahatsız oluyorlar. Çünkü dolabınızdaki yemeklerden vazgeçmeyi şimdiden göze alamıyorsunuz. Lüks hayatınızdan vazgeçmeyi göze alamıyorsunuz. Makamınızdan, mevkinizden, görüntünüzden, şatahatınızdan, şatafatınızdan şimdiden vazgeçemiyorsunuz. Fikirsel olarak bile vazgeçemiyorsunuz. Cihâd ayetleri hoşumuza gitmiyor. Hristiyanları ve Yahudileri dost tutmamak hoşumuza gitmiyor. Tabi batıda kıçını açmak mod oldu mu biz de açacağız. Amerika’da eşcinsellerin kotları cezaevinde, kıçlarından aşağıda dolaştığı zaman eşcinsel. Aynı modaya anında biz Türkiye’ye getiriyoruz. Kıçından aşağı kot pantolon giyiyoruz. Dervişimiz de giyiyor, şeyhimiz de giyiyor.
Bilmiyor nereden geldiğini. diyor ya kertenkele’nin deliğine, kertenkele tersten girse biz de tersten gireceğiz. Tersten! kertenkele deliğine girmek değil tersten. tersten girmek daha zor çünkü. Onun üzerinde pulları var ya pullar bir balığı tersten bir yere sokmak pullarından dolayı sokamazsınız. Zor o zoru başaracağız diyor eşeğiz. Nasıl batılıları dost ettik kendimize? nerede demokrat batılılar? Hangi nerede sizin Avrupa Birliği’ne girmek için mücadele ettiniz? Mücadele ettiniz, mücadele ettiniz. Erdemlerin hikmetlerin, insanlığın, hukukun, merhametin her şeyin sahibi batı nerede? E boşuna demedi milli şair tek dişi kalmış canavar diye. Canavar çünkü. Canavar! Her gün çocuklar ölüyor. Onların öldürdükleri yeni değil.
Afrika’da açlıktan öldürdüler. Afganistan’da bombalarla öldürdüler. Irak’ta bombalarla öldürdüler. Suriye’de bombalarla öldürdüler. Libya’da bombalarla öldürdüler. Rahman’ın kokusu Yemen’den geliyor dedi. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. O hadîs-i şerife muhalefet olsun diye Yemen’i bomba altında tutuyorlar. Nerede kaldı cihâd anlayışı? Yok. batı çok güzeldi ama Allâh ümmeti Muhammed’e ders veriyor. Ey ümmeti Muhammed! Siz batı dediniz ise batının gerçek yüzü bu. Siz hala da batının peşinde kuyruk olacaksanız buyurun kuyruk olun dedi. Şimdi batıda işler daha da zorlaşacak. Neden? Yasaklayacaklar orada. Almanya, Diyanet’in camilerini kapatmayı düşünüyor. Evet. Yıllardan beri diyorum ya, onlar gerçek yüzünü göstersin oradakilerine.
Evet görsünler. Ve bu iş daha da ağırlaşacak. Sakın hafifleyecek diye düşünmeyin. Son zamanlarda hep diyorum ya, yıl yılı aratacak, yıl yılı aratacak diye. Evet. Daha da zorlaşacak. Bu daha da zorlaşacak. Fütursuz bir şekilde bombalacaklar. Fütursuz bir şekilde. Yerle yeksan edecekler her yeri. Baş kaldıranı da bombalacaklar. Birisi baş kaldırmaya kalkarsa onu da bombalacaklar. Zaten İkaz Ateşini yaptılar, bir tane siyahi düşürdüler. Tabii İkaz Ateşi o. Yarın öbür gün yanlışlıkla bir tane de gemi batırır onlar. Daha önce batırdılar çünkü. Sen susarsın. Daha önce askerlerin başına çuval geçirdikleri gibi. Sonra yanlışlık oldu derler. Yanlışlık değildir onların hiçbirisi de. Ha siyanızı vurduk özür dileriz.
Yanlışlık değil o. O yanlışlık değil. İkaz Ateşi onlar. Onların hepsi İkaz Ateşi. Sen siyahi indiren uçağı indirirsen o zaman İkaz Ateşine cevap vermiş olursun. Siyahi indiremediklerine sen İkaz Ateşini aldın kabul ettin. O işin Türkçesi bu. Diyorlar ki buraya dokunmayacaksınız. Evet. Şimdi kıymetli kardeşler sizi ümitsizliğe sevk etmek istemiyorum. Yahudileri ve Hıristiyanları dost tutmayın demiş Cenâb-ı Hak. İman edenler birbirlerinin kardeşidir demiş.
Mursid-i Kamilin Hizmeti
Biz bunu gerçekleştiremediğimiz müddetçe kafirlerin elinden oyuncak olmaktan çıkıp her an namusumuzu, şerefimizi, kanımızı, çoluğumuzu, çocuğumuzu onların elinde ne yazık ki kanlarının dökülmesine sebep oluruz. Sakın kendi kendinizi şöyle düşünmeyin. Türkiye çok güçlü onlarla mücadele eder. Evet çok güçlü bölgede ama bir uçağını dahi kaldırtılmayabilir senin. Evet. Ben günlerdir yazıyorum. Samimi misiniz? Evet. Bırakın yürüyüş yapmayı. Kaleciyi kapatın Malatya’daki. Bırakın yürüyüş yapmayı. İncelli’yi kapatın. Bırakın yürüyüş yapmayı. Türkiye’de ne kadar batının, batının üstü varsa bir Cumhurbaşkanlığın kararnamesine bakar. Hepsini kapat, sınır dışı et. Çok basit. Mücadele mi edeceksin? Cumhurbaşkanlığın kararnamesi.
Ne kadar Birleşmiş Milletler, İMF, Dünya Bankası, Mossad, CIA, İngiliz’in M16’su, Almanya’nın, ne kadar Avrupalıların midde Cumhurbaşkanlığı külliyesinde, Maliye Bakanlığında, Merkez Bankası’nda ne kadar elemanları ve büroları varsa Cumhurbaşkanlığın bir tek kararnamesine bakar. Kapatın. Kapatın. Açık, net söylüyorum. Haykırıyorum. Alın bu ses yazımı istediğiniz yere gönderin. Allâh’tan başka korkum yok. Yok. Midde, dış işlerinde, iç işlerinde, Maliye Bakanlığında, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, ticarete olan bölümlerde ne kadar batı ve batı yanlısı büro var ise, oradaki elemanlar var ise, hepsini kapat, hepsini sınır dışı et. Ülkeniz o zaman tam bağımsız bir ülke olacak. Net söylüyorum bakın.
Evet net söylüyorum. Batının ne kadar bilinen bilinmeyen üstleri var ise, seyyarlar dahil. Seyyarlar dahil. Hepsini kapatın, sınır dış edin. Yürümemize gerek yok. Kahrolsun İsrail dememize gerek yok. Oyalanmayalım. Aldatılmayalım. Aldatılmayalım, oyalanmayalım. Boşuna nefes tüketmeyelim. Boşuna enerji tüketmeyelim. Kapattık deyin. Deyin ki gönüllü bir mehdi ordusu kuruyoruz. Evet. Ne para veririm, ne pul veririm, ne silah veririm. Gönüllü bir mehdi ordusu. Gelin ey Müslümanlar, zengin Müslümanlar kahrolsun. İsrail deme. O gönüllü mehdi ordusunu donat. Hadi. Hadi. Yap. Hatta Türkiye’de kurma. Suriye’nin içinde kur. Türkiye’de kurma. Suriye’nin içinde kur. Var ya orada bölge. Hadi gönüllü mehdi ordusu.
Hadi. Evet. O gönüllü mehdi ordusunu, adını duyacaklar. Adını, adını. Adını duyacak hepsi de tiril tiril titricek. Hepsi tiril tiril titricek. Çünkü öyle bir ordunun korkusu bin kilometre öteden hissedilir. İmanla dolu çünkü hepsi de. Hanımefendi Hazret-i Peygamber dedi ya daha öncekileri verilmeyen bir şey, beş şey verildi bana dedi. Birisine korku dedi ki benim korkum bin kilometre ötedeki kimseye ulaşır dedi. Kafir için. Evet. Müminin korkusu, müminden korkmak gerçek bir müminse bin kilometre ötedeki korkar ondan. Bakın gönüllü bir mehdi ordusu. Gönüllü mehdi ordusu. Kurun. Deyin ki kurduk. Nasıl siz kuruyorsunuz ya. Day içti, may içti, kay içti. Hepsinin eline silah da veriyorsunuz. Hepsini Müslüman muammiş gibi gösteriyorsunuz.
İsrail’e bir tane bomba atan yok. İsrail’e bir tane sızıntı yok. Ne yapıyor? Müslümanları öldürüyorlar. Kurmuş oldukları bütün örgütler Müslümanları öldürüyor. Haberin bu lafımı duyduktan sonra bu Yahudiler giderler bir de mehdi ordusu kurarlar. Takip ediyorlar beni. Elemanları takip ediyor. Kendimi met etmek için söylemiyorum. Elemanları takip ediyor. Nerede bir ses var onu takip ediyorlar. Siz zannediyorsunuz ki takip etmiyorlar. Takip ediyorlar. Evet. Nerede böyle onlar için çatlak ses var takip ediyorlar. Ben onların istediği bir şeyh değilim. Ben sevelim sevilelim, yiyelim içelim, aşk edelim meşk edelim geçelim. Bu hadislerle amel edilmez.
Hayatin Hikmeti ve Tevekkul
Bu âyet-i kerimeler Allâh’ın kelamı değildir. O yüzden atalım kenara. Fransız abi demiş ya bu cihâd âyetlerini atalım. Evet cihâd âyetlerini de atalım. O zaman bir numara şeyh olursun. Ondan sonra ne? Allâh Adem’i topraktan yaratmış. Millet kimya okuyor, fizik okuyor, biyoloji okuyor. Bu olacak iş mi? Onu da değiştirelim. Gidelim merkezi Londra’da olan uluslararası Mevlânâ derneğine de gidelim kuyruk olalım orada. O zaman iyi olursun. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Kısacası dostlar bu hamur daha çok su götürür. Derdim şu böyle muhakkak insanlar yürüyüşecekler, yürüyüş yapacaklar, pankart taşacaklar, döviz taşacaklar. Böyle kendilerini tatmin edecekler. Evet kendilerini tatmin etmeye devam edecekler.
Böylece ülkedeki Müslümanların gazı alınacak. ülkedeki Müslümanların gazı alınarak hiç kimse yukarıya hesap soramayacak. Neden daha ileri işler yapmıyorsunuz diye. Yürüyün Süleyman Demirel’in dediği gibi. Yürümekle yollar eskimez. Ayakkabılarınız eski, başka bir şey olmaz. Kârınız o olur. Kârınız o olur. Ayakkabılarınız eski, kendi kendinize yollar eskimez. Yürümekle de yollar bitmez. O yüzden Müslümanlar yürüyerekten aldanmaya devam edecekler. Açıklamalar, ondan sonra kahrolsun sözler, telin etme, lanetleme, bunlarla devam edecekler. Ve o pis İsrail, o katil İsrail, o lanetlenmiş Yahudi milleti adım bütün dünyada isteklerini yerine getirecek. Ve Nil, Fırat arası ya onların arzu mevdudu, kısa, küçük onların arzu mevdudu Nil ile Fırat arasında.
Biz arzu mevdudumuzu kaybettik. Ta ileriden 5.000 yıl öncesinden Türklere vaat edilmiş olan topraklar bütün arz. Tanrı Türklere dedi ki bütün arzda adalet tesis olunca kadar arz senindir dedi. Türkler Müslüman olduktan sonra Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadîs-i şerîfi ile karşılaştılar. Arz laelaheylallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Biz hem Türk ırkı olarak, ırkımızın ta 7.000 yıl önce, 10.000 yıl önce, 15.000 yıl önce töresini unuttuk. Hem de İslam olunca, Müslüman olduktan sonra Hz. Muhammed Mustafa’nın hadisini unuttuk. Böyle olunca da biz ne yazık ki denizin üstünde köpük misali olduk. Bizi de böldüler parçaladılar. Bakın Türkiye Cumhuriyetlerine bakın hepsi de ayrı bir devlet oldu değil mi?
Onları bir daha bölecekler şimdi. Türkiye’yi de bölecekler. Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir bir daha bölünecek bunlar. Çünkü bu kadar büyük topraklara sahip olmak, bu kadar geniş nüfusa sahip olmak, batılı dostlarınızın hoşuna gitmiyor. Bir gün uyanırsınız, batılı dostlarınızın başına dert açarsınız. O yüzden Türkiye’ye en az üçe bölünmeli. Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan bunların hepsi de bölünmeli. Bak böldü. Ne diyoruz şimdi Çin’deki yere? Doğu Türkistan diyoruz değil mi? Ama Çin Doğu Türkistan’ı kabul ediyor mu? Etmiyor. Konuşabiliyor mu insanlar orayla alakalı? Konuşamıyor. Aklına geliyor mu? Gelmiyor. Kimsenin aklına gelmiyor. Kimse Doğu Türkistan’da zulüm var diyemiyor.
Soykırım var diyemiyor. Hatta ne yapıyorlar? Dünya Alemler Birliği’nin başkanını alıyor götürüyor Çin, yediriyor, içiriyor, gezdiriyor. O da diyor ki Doğu Türkistan’da bir soykırım yok, Doğu Türkistan’da bir sıkıntı yok. O diyor sıkıntı çıkaranlar terörle alakalı. Terörist gruplar var diyor. Yasar Arafat’ın yerine bakan neydi o? Abbas’ı da götürüyorlar. Orayı gezdiriyor. O da açıklama yapıyor. Doğu Türkistan’da bir sıkıntı yok diyor. Şimdi Abbas ne yapıyor? Hamas yıkılsın diye bakıyor değil mi? Sustu değil mi ilk önce? Hamas yıkılsın diye. Bu hale geldi ümmet.
Aile, Cocuk ve Komsuluk
Daha ileri içimize bakın. Baba oğulla anlaşamıyor. Kaynana gelinle anlaşamıyor. Bize normal geliyor bunlar. Evlatlar anne baba ile anlaşamıyor. Kardeşler birbiriyle anlaşamıyor. Bize bunlar normal geliyor. Demiyoruz ki biz. Burada şeytanın fitnesi var. Demiyoruz ki biz burada cehalet var. Demiyoruz ki biz burada bir yanlış giden bir şey var ya. Bir çocuk anne baba ile arasını bozar mı? Bir çocuk anne babasına isyan eder mi? Bir kaynana gelinini ezer zulmeder mi? Kardeş kardeşe hainlik yapar. Kardeş kardeşi ezer mi? Kendi aramızda dahi fitne var bizim. Dervişlerin arasında bile fitne var. O onu sevmiyor. O onun karesinde değil. O ondan uzak durmalı. Kim ki o? O mu çavuşluk yapacak? Kim ki o? O mu zakirlik yapacak?
Kim ki o? Ha o kim vermiş o makamı ki ona? O mu şehirlik yapacak? Kim ki o ya? Kendi içimizde baktığımızda. Var mı? Var. Şeytan işini yapıyor. Müslümanlar işini yapmıyor. Heva heves işini yapıyor. Müslümanlar yapmıyor. Dettcal işini yapıyor. Müslümanları birbirinden ayırmış, para kendine eylemiş. Herkes birbirine düşman etmiş. Daha biz dettcal bekliyoruz ama. Dettcal kol geziyor içimizde. Biz dettcal bekliyoruz. Dettcal kol geziyor halbuki. diyor ya hadîs-i şerifte onun ateş gösterdiği yer sudur, su gösterdiği yer ateştir diye bize su gösteriyor ateş. Ama aslında ne? Aslında normalde ateş bize su gösteriyor. Ve biz o sudan içiyoruz. Aslında ateş içiyoruz. Kur’ân böyle diyorsun kabul etmiyor.
Sünnet böyle diyorsun kabul etmiyor. İmamların iştahı da böyle diyorsun. Kabul etmiyor mu? Dettcal oturmuş yüreğinin içine onun. Haramı ona güzel gösteriyor. Heva hevesi ona güzel gösteriyor. O batılı olmak onun için modern olmak. Batının bütün her şeyini almak modern olmak. Başardılar. Dettcal başardı bunu. Biz batının neyi varsa ne kadar pisliği varsa aldık kendimizi ölçe edindik. Dettcal bunu bize güzel gösterdi. Bizdenmiş gibi görünenlerle bunu işledik. Dettcal bunu bize güzel gösterdi. Dettcal bunu bize güzel gösterdi. Şimdi birisi herhangi birisi bakın sülalenizde ailenizde, akrabalarınızda, evinizde, kendi evlerinizde Kur’ân sünnet bu değil yabancısınız. Yabancısınız yabancı. Aile reisler olarak Deyin ki bu evde Kur’ân sünnet geçecek.
Kur’ân ve sünnetin dışında hiçbir şeyi kabul etmiyorum bu evde deyin. Evde düzeniniz bozulacak. Rahatınız bozulacak. Rahatınız bozulacak. Deyin ki kızınıza, oğlunuza Kur’ân sünnet neyi emrediyorsa öyle hareket ederim. Seni de öyle evlendiririm. Sana da böyle davranırım de. Bak gör. Düşman evinin içinde. Düşman evinin içinde başka yerde değil. O hale geldik. O hale geldik. Açık konuşuyorum. O hale geldik. Kur’ân ve sünnet nefislerimize ağır geliyor. Kur’ân ve sünnet nefislerimize ağır geliyor. Kur’ân ve sünneti yaşamaktan uzağız. Uzağız. Çıkacağız elimize bir tane dövüş kahrolsun. İsrail diyeceğiz. İçimizdeki İsrail’i yok edemeyedikten sonra gönlümüzdeki İsrail’i yok edemedikten sonra sen istediğin kadar kahrolsun.
İsrail’de. Sen gönlündeki firavuna su taşıdığın müddetçe gönlündeki firavunu beslediğin müddetçe sen git dışarıdaki firavunla uğraşacağım diye uğraş. Allâh bizi affeylesin. Rabbim cümlemizi hidayet nuruyla nurlandırsın. Cümlemize hidayet nurunu gönlümüze nakşeylesin. Cümlemize hakikati göstersin. Cümlemize hakikati yaşatsın. Cümlemizi feraset nuruyla nurlandırsın. Cümlemizi bu konuda Cenâb-ı Hak bizleri ayıltırsın. Misafirler de bana haklarını helal etsinler. Onlara iki kelam bir şey diyemedim. İnşallah dersten sonra da misafirlerimiz de siz de iki kelam inşallah etsinler. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn.
Kaynakca ve Referanslar
- Mevlana ve Mesnevi: Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî; Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Reynold A. Nicholson, The Mathnawi of Jalaluddin Rumi; William Chittick, The Sufi Path of Love; Annemarie Schimmel, The Triumphal Sun; Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn.
- Ümmet ve Tevhid: Âl-i İmrân 3/102-103; Mâide 5/54-56; Bakara 2/163-165; İhlâs 112/1-4; Buhârî, Îmân 17; Müslim, Îmân 153.
- Sûfîlikte Usûl: Kuşey-rî, er-Risâle; İmâm Gazâlî, İhyâ ’Ulûmi’d-Dîn; Muhammed Emîn el-Kürdî, Tenvîrü’l-Kulûb; Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl fi’l-Evliyâ; İmâm Rabbânî, Mektûbât.
- Nefs Terbiyesi: Yûsuf 12/53; Şems 91/7-10; Ahzâb 33/72; Muhâsibî, er-Ri’âye li-Hukukillâh; İbn Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn.
- Kur’ân ve Sünnet Sadakati: Haşr 59/7; Nahl 16/44; Âl-i İmrân 3/31; Muvatta, Kader 3; Tirmizî, İlim 16.
- Tekfir Yasaklığı ve Hüsnü Zan: Hucurât 49/11-12; Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111; İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 12/466.
- Zikir ve Mürâkabe: A’râf 7/205; Ra’d 13/28; Ahzâb 33/41-42; Buhârî, De’avât 66; Tirmizî, Da’avât 9.
- Hevâ-Heves Yasağı: Sâd 38/26; Câsiye 45/23; Mâide 5/77; Furkân 25/43.
- Âile, Komşuluk ve Âdâb: Nisâ 4/34-36; Rûm 30/21; Tahrîm 66/6; Nûr 24/27-31; Hucurât 49/13.
- Siyonizm-Mason Perspektif: Theodor Herzl, Der Judenstaat; John Robison, Proofs of a Conspiracy; Noam Chomsky, The Fateful Triangle; Mustafa İslâmoğlu, Yaşayan Kur’ân.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Şeyh, Aşk, Nûr. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı