Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 11

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 11/60

Meczupların din öğrenilmesi gerekmektedir mi?

Eğer gayet tarafından fitursuz böyle bazı meczup kimseler vardır. Meczup. Bu meczuplardan din öğrenilmez. Böyle sufiler meczup insanları severler. Sufiliğin içerisinde hoş şeylerdir. Hoş şey bunlar lazım mı? Lazım sufiliğin rengidir bunlar. Ben meczupları severim örneğin. Çok da değil böyle. Başıma cebelleş olmasınlar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2066: Gaflet Âlemin Direği, Akıllılık Sudur

Şeyh Müslim Hocaefendi Hâtırası nedir?

Hazreti Geylan’ın sana selamı var. Hu diyor. Bütün çağrışı bana bakıyor. Utanıyorum. Utancımdan yerin dibine giriyorum. Allâh’ım bu ne diyorum ya? Gidiyor şimdi kocaman cübbel sarık takıyor böyle. Şey değil. Normalde o zamanlar böyle kimse yapmıyor. Sıkı ortalık yıl 90. 91. Millet Şeyh Efendi’yi Ulu Cami’de görünce uzaklaşıyor. Uzaktan böyle selam veriyor. Yanına dahi kimse gelmiyor. Değil mi Hüseyin Ege? Şimdi çok seviyorlar. Esnaflar ya arkadaşlar olur mu olur belli olmasın onunla beraber oldukları.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2066: Gaflet Âlemin Direği, Akıllılık Sudur

Mürşid-i Kâmilin tedrîci tebliği nedir?

O mürşid-i kamillerde olur o. Mürşid-i kamiller dervişlerine yavaş yavaş. Tatlı tatlı dünyayı terk ettirmezler. Eş çoluk çocuk terk ettirmezler. Yoksa böyle keletirden boşaltır gibi ona boşaltırsan onun sigortayı yakarsın. Dağılır şanzımanın motoru. Bizim Cevdet öyle diyor. Bir şey olunca sentesi kaçmış onun diyor. Değil mi? Düzenli çalışmayınca sentesi kaçıyor değil mi? Evet. O kimsenin de sentesi kaçıyor. O dervişlikle, sufiliyle dünyayı dengeli götürecek. Maneviyattan gelen şeyi de o Üstad dengeli dervişlere verecek. Dengeli. Arada böyle bir tebessüm edeceksiniz yani. Anladınız mı? Yoksa komple o tarafa doğru yönelmek yok. Öyle olursa o zaman ne hüner kalırmış ne de ayıp.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2066: Gaflet Âlemin Direği, Akıllılık Sudur

Sufi ve dervişlerin farklılıkları nelerdir?

Bir sufiden siyasetçi hiç olmaz. Siyasetçiden sufi olur mu? Olur. Tasını taranın siyasette bırakırsa olur. Tasını taranın siyasette bırakmazsa ondan da olmaz. Olmaz. Bugün Türkiye’deki siyaset demek, üç aşağı beş yukarı hepsini içine katmasak da şeytanın borazancı başıları başka bir şey değil. Öyle olunca ondan sufi de olmaz. Tasını taranın oraya bırakacak gelecek. O zaman sufi olur. Öbür türlü ondan da olmaz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Nasihat 35: Enfâl 8/2 Kalbi Ürperen Müminin Vasfı

Tasavvufun İslâm’ın iç yapısına nasıl yerleştiği?

İmâm Gazâlî İhyâ mukaddime — tasavvufun İslâm’ın özüne yerleşmesi; Hücvirî Keşfü’l-Mahcûb ; İmâm Mâlik’in "Men tasavvefe ve lem yetefakkah fe-kad tezendeka, ve men tefekkahe ve lem yetesavvef fe-kad tefessaka, ve men cemea beynehümâ fe-kad tehakkak" sözü; Ali el-Karî Mirkātü’l-Mefâtîh ; Said Nursî Lemalar 27. Mektub — tarîkat ve hakîkat; Mehmed Zâhid Kotku Kuddise Sirruhu Tasavvufî Ahlâk c. I — sufiliğin İslâm’ın özü oluşu; M. Esad Coşan Tasavvuf ve Tarîkat ; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. V — sûfînin kalbinin rahmet membaı oluşu.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Nasihat 35: Enfâl 8/2 Kalbi Ürperen Müminin Vasfı

Sûfîlerin siyâsetten uzak durmalarının nedeni nedir?

Sûfî-Mutasavvıf Ayrımı ve Siyâsetten Uzak Duruş — Hücvirî Keşfü’l-Mahcûb mukaddime — sûfî-mütesavvıf-müsteşvif tarîfi; Kuşeyrî er-Risâle bâbu’t-tasavvuf — Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb-ı Nahshebî tarîfleri; Serrâc el-Lüma’ fi’t-Tasavvuf ; Sühreverdî Avârifü’l-Maârif mukaddime; Kelâbâzî et-Ta’arrüf li-Mezhebi Ehli’t-Tasavvuf ; İmâm Gazâlî el-Münkızü mine’d-Dalâl tasavvuf yolunun seçilişi; İbn Acîbe Mi’râcü’t-Teşevvüf ilâ Hakāiki’t-Tasavvuf ; Sûfîlerin siyâsetten uzaklığı: Câmî Nefehâtü’l-Üns ‘te Bâyezîd-i Bistâmî, Cüneyd, Şiblî menkîbeleri; Hâlid el-Bağdâdî Mektûbât ‘ta sülûk ehlinin makām-mevkı’den ictinâbı; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Kuddise Sirruhu’nun siyâsetten uzak duruşu — talebesi Mehmed Zâhid Kotku, Esad Coşan’ın bu çizgide kalışı; Süleymân Uludağ Tasavvuf ve Tenkid ve Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Sûfî-Mütesavvıf-Müsteşvif-Mukallid» maddeleri; Necip Fazıl Kısakürek İdeolocya Örgüsü — siyâsî-mânevî hayat ayrımı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Nasihat 35: Enfâl 8/2 Kalbi Ürperen Müminin Vasfı

Tasavvuf terimleri nelerdir?

Süleymân Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Tevbe-İnâbet-Mağfiret» menzilleri. ; Süleymân Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Sûfî-Mütesavvıf-Müsteşvif-Mukallid» maddeleri; Süleymân Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Hılm-Sabr-Husnu’l-Hulk-Ünüvet» maddeleri; Süleymân Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Şefkat-Merhamet-Ünüs-Mekke-i Mükerreme’nin Mahremiyeti» maddeleri; Süleymân Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Hatm-Hatm-i Hâcegân-Sâlavât-Du’â» maddeleri.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Nasihat 35: Enfâl 8/2 Kalbi Ürperen Müminin Vasfı

Tam Teslîmiyet nedir?

İmân Olmadan Sevgi Necistir — Beğenmek-Muhabbet-Sevgi-Aşk Silsilesi İmanın üzerine İslam, İslamın üzerine de sevgi yerleştirir mi o kimse kemaler ver. Allâh bizi onlardan eylesin. Sevmek için nereden başlamak gerekir? Sevmek için beğenmekten başlar. İnsan beğendiğini sever, beğenmediğini sevmez. Beğenir ona muhabbet besler, bu ne olursa olsun. Beğenmezse ona muhabbet beslemez. Muhabbet beslerse ona sevgi yolu açılır. Muhabbet beslemezse ona sevgi yolu da açılmaz. Severse o kimse aşık olur. Sevmezse o aşık da olmaz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Ayağına diken batmayan Sûfî neyi yanlış yapıyordur?

Ayağına diken batmayan Sufi neyi yanlış yapıyordur? Bir kimse imanı İslam’ı kadar başına belâ ve müsibet gelir. Eğer bir kimsenin üzerine belâ ve müsibet yok ise o kendince hem imanını hem İslam’ını hem de İslam’ı tebliğini kendi üzerinde sorgulaması gerekir. Çünkü belâ ve müsibetin çoğu peygamberleridir. Ondan sonra peygamber varislerinedir. Ondan sonra onun peygamber varislerinin etrafındakileridir. Bu o kimsenin belâ ve müsibet ile iman ve İslam’ı yaşaması dengelidir. Bir kimsenin üzerinde dinle alakalı, dinle alakalı üzerinde herhangi bir müsibet yok ise herhangi bir sıkıntı yok ise o kimse tam iman ehli olarak La ilâhe illallah Muhammeden Resûlullâh dememiştir. kemale ermemiştir. Eğer kemale ererse, öyle söylerse onu ancak müminler sever.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Allâh’ın Yemini nedir?

Saffat Suresi saf saf dizilmişlere toplayıp sürenlere zikir okuyanlara yemin ederim ki ilahınız birdir. Mire 4 soru 1 Kur’ân’da farklı surelerde Allâh yemin ettiğini okuyoruz. Allâh’ın yemin etmesi nedir? Biz bu noktada çok soru sorarlar bunu. Allâh bir şeyin üzerine yemin ediyor. Göklere de yemin ediyor. Yerlere de yemin ediyor. Allâh yemin ediyor. Burada ciddi bir şey var. bu konuda benim anladığım bu. bir şey yeminle söylüyorsa bunun arkası ciddi bir şey. Buraya dikkatle bakın. Buraya dikkatli okuyun. Buraya üzerine dikkat gösterin. Benim anladığım bu. Allâh yemin eder mi? Etmiş. Sonuçta bu ayeti kerimeler tam olarak müteşâbih olduğundan anlaşılabilmiş değil. Ne yapacağız? Bunların üzerinde kafayı yormanın bir anlamı yok.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Tahammül Ölçülemez nedir?

Cumartesi günü ehliyet sınavım var. Yalnız çok heyecan yapıyorum. Dua ve tavsiyenize ihtiyacım var. Bu da lazım. Allâh yardımcın olsun. Kolay değil, ehliyet sınavı kaç para derler? 15.000 lira mı? Ne derler? Yanınca 15.000 lirası yanıyor. Aman yanmasın. Allâh muhâfaza eylesin. Bunun da açılası yok. O yüzden birkaç soru alabilirim. Bir müminin iç dairede de bir dervişin tahammül seviyesi ne olmalı? Bilemeyiz onu. Mesela neye ne kadar tahammül edeceğini nasıl içtah edilebiliriz? Biz normalde onu bilemeyiz. Onu da yanılabiliriz çünkü. Kimin neye ne kadar dayancına bilemeyiz. Birisinin ayağına diken batar, günlerce hasta yatar. Gerçekten hasta yatar. Biz onu neden buna dayanamadın diye hesap soramayız, bir şey de diyemeyiz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Dervîşi Analiz Etmek nedir?

Ben şimdi otururum, Yusuf’u analiz ederim. Yusuf’u analiz ederken tanımaya başladıkça analizim değişebilir mi? Baştan ana hatları belirlersin ama yol yürüyorsun. Yusuf’un bir taraftan kaşını oynatmasını görürsün, dersin ki bu burada kaşını oynattı. Önceden ama görmedim. Eğer manen gördüysen bir sıkıntı yok zaten, problem yok. Manen dediler ki Yusuf böyledir, al tamam, ne yapıyorsa yapsın. Yusuf, sıkıntı yok onda. Ama öbür türlü yolda anıtlanıyorsun onu. Yusuf’a diyorsun kalk oradan buraya otur, Yusuf bir sendeliyor. Diyorsun ki sendeledi buradan. Ne olmuş bir arka halakaya geçmiş ya bir arka halakaya geçmiş. Ne olmuş halakaya çıkmamış. Bir bakmışıyorsun sendeliyor. Hiç küçücük bir şey değil mi?

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Mîrâsyedî Olmayan Dergâh nedir?

Şimdi benim dergah hayatım mirasiyedi değil. Allâh beni affetsin. Ben bir kimsenin üzerine kurulmadım. Ben Bayındırın ilk dervişiyim. Şeyh Efendi’nin şehlinin ilk zakiriyim. Bayındırın da zakiriyim. Ben ödemişte ilk dersi orada veren benim. Sonra oraya göçen benim. Orada Allâh’ın izniyle dergahı kuran da bu fakir. bu tabi tek başına değil. Ardından Bursa, ardından başka il ve ilçeler. Ben böyle hazır kurulu bir yere hiç oturamadım. Ben hazır kurulu bir iş görmedim. Hiç hazır kurulu bir işe oturamadım. Hazır kurulu bir eve oturamadım. Hazır kurulu bir dergaha oturamadım. Hiçbir şeyim benim hazır değil. Cenâb-ı Hak’am da senayidir bu konuda. Hiç kimseye mihnet borcum yok. Şimdi böyle olunca bir dergah nasıl kurulur? Orada insan nasıl yetiştirilir? Ne sıkıntılar çekilir? Ne problemler yaşanır? Hepsini bire bire 38 yıldan beri yaşayan insanım. Karakolunu görmüşüz, mahkemesini görmüşüz, savcısını görmüşüz, polisini görmüşüz, askerini görmüşüz, sorgulanmışız, günlerce sorguda kalmışız. Bunları yaşaya yaşaya gelen bir insanım. Ben o yüzden Yusuf’u harcamam kaşını kaldırdı diye. Ben Yusuf’u çünkü burada tutmanın yolu veya ona bir şeyler vermenin çabasını harcam bir insanım. Neden Yusuf’u harcayayım? Kaç yıl oldu Yusuf? 13 yıl olmuş. Neden harcayayım Yus, ben harcamam. Harcayana da hatta kızarım. Derim ya siz bir çiçek yetiştirdiniz mi? Siz bir sebze yetiştirdiniz mi? Bir meyve yetiştirdiniz mi? sen bir tane bülbül yavrusu al, koy bakalım kafese bir yetiştir onu. Sen bir tane adamı al, taşı onun yanında. O naz edecek sana. Ya bu akşam geleyim mi gelmeyeyim mi? Bak öksürüyorum da. Ya geliyorum terliyorum ondan sonra da üşütüyorum orada ben. Bunları hep dinledik, hep yaşadık. O adamı derviş edeceğim diye uğraşırsın, mücadele edersin, çile çekersin, nazını çekersin. Şimdi zaman zaman yaptım diye söylemiyorum, hakkınızı helal edin. İki kişi yakalamışız orada, bir kişi yakalamışız. 500 kilometre gidiyorum ben. 300 kilometre gidiyorum. Bir de kimselere de haber veremiyorum. O üç kişi var ya onu koruyacağım diye uğraşıyorum. Onlarda gidiyorlar, gelecek diyorlar sohbeti. Oradan bir başkası yazıyor Mustafa Özbah. Yüzüme söylüyor, sen naylon fotoğrafcısın diye. Anlatıyorum ona boyuna. Şimdi gitmişin 350 kilometre 400 kilometre dövüyorsun oraya. Gidiyorsun, geliyorsun, gidiyorsun, geliyorsun. Orada bir tane fidan dikelim diye. Bir rüzgar esiyor orada da, bir sallanıyor orası da. Aman sallan da orası diyorsun, tekrar gidiyorsun. Nereye kıyacaksın? Nereye yapacaksın senin dalınını bu dağını da keserim diyemiyorsun. o kolay bir şey değil. Sen gel şimdi buraya harca. Sen kazanmadın ki, harcarsın. Ama sen kazandıysan harcayamazsın. Sen birisi oraya zarar verecek diye kolunu kanadını gerersin oraya. Kendini feda edersin. Dersin ki birinin bir şeyse olmasın. O yüzden kaş kaldırdı diye harcayamayız kimseyi. Ve hatta o gevşek davrandı. O da gevşek dervişmiş dersin. Zamanla sıkılaşır dersin. Ders çekmiyor. Neden ders çekmiyorsun diyemezsin. Utanır, sıkılır, zikrullâh gelmez. Ders çekmeyenler var mı? Var. Sabah namazından sonra oturursun sen ders çekiyordun diye bir bakarsın ki ders çekmeyenler gözünün önüne getirilmiş. Ondan sonra dersin ki akşam tamam sohbet neydi bugün?

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Ders Çekmeyen Dervîş nedir?

A’li İmran kaçtı 135 miydi? 135’ti. A’li İmran 135. Onlar ki bir hata bir günah yaptıklarında bir nefislerine uyduklarında hemen Allâh’ı zikrederler. Âyet-i Kerîme buyur. Dersin ki bunun akabinden şimdi söyleyecek olduğunu, verecek olduğunu mesajı verirsin dersin. Öğlet programlıyorsun ya kendini. Onda bilgisayar açılmaz. Hazırlarsın ana temalarını. Dersin ki A’li İmran 135’ti değil mi? 135’ti. A’li İmran 135. Çalışırsın bir gün. Bir de sabah ile görmüşsün göreceğini ya. Akşamdan 135’i belirlemişsin. İyi sabah yakazada da göreceğini görmüşsün tamam hepsini yerli yerine toparlayacağım dersin. Açılmaz kalır. Dersin ki içinden. Şimdi herkes der ki bilgisayar açılmadı. Ben içimden kendi bilgisayarımdı der ki bunu konuşmam lazımmış. Şimdi konuştuk ya. Diyemezsin bir şey. Söyleyemezsin. Bu işlerine benzer. İnsanın kendi evladı bir hatası kusur oluyor. İki de birde onun hatasını kusurunu söylersen. Baba evlat ilişkisini bozarsın. Bozarsın. Böyle bir babalık olmaz. Böyle bir annelik de olmaz. Böyle bir evlilik de olmaz. Ha böyle çocuğun üzerinde baskı yap. Şunu şöyle yaptın da bunu böyle yaptın da şöyle oldu. Olmaz. Bir ilişki bozulur. Olmaz. Bir insan baba mesela babalığını ona göre göstermeyecek. Çocuğunun hatasıyla kusuruyla uğraşmayacak. Onunla arkadaş da olmayacak. O da yanlış. Baba oğluyla kızıyla arkadaş olmaz. Yok. Baba babadır çocuk çocuktur. Aynı şey.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Şeyh-Mürîd Edebi nedir?

Şeyh şeyhtir, mührit mührittir. Arkadaş değildir. Sen onun eksiğini kusurunu nasihat edeceksin, söyleyeceksin. Aynı şey. Nasıl baba babalık yapıyor, evladını atabiliyor mu? Doğru bir baba evladına zulmetmez. Atamaz da evden. Doğru bir baba evladına küsmez. Doğru bir baba çocuğuna yolda, berde, orada, burada küfretmez, hakaret etmez, laf söylemez. Doğru bir baba evladını bir başkasına şikayet etmez. Bir başkasının önünde küçük düşürmez. Doğru bir anne baba diyelim yani. Doğru bir anne baba çocuğunun yaramazlıklarını, yanlışlıklarını, eksiktiklerini hiç kimseye konuşmaz. Oturur evladına nasihat eder. Aynı şey. Doğru bir şey, doğru bir zakir, doğru bir çavuş etrafındaki insanları şikayet etmez bir yere. Oturur nasihat eder. Şey efendi, bir başka şeyh ile oturuyoruz. dervişleri şikayet ediyor bana, kendi dervişlerini şikayet ediyor. Sustum baktım. Öyle değil mi Mustafa efendi dedi bana? Estağfurullah efendim dedi. Siz daha iyi bilirsiniz. dedim dervişleri şikayet etmemek lazım. Bu da Beytullah’ın bahçesinde oluyor dış bahçede, sarayın önünde oluyor. Hiç unutmuyorum. Biraz da bana ilk önce laf çarptırmak istedi. dedi gördüklerini söylüyorlar dedi. Diyeceğim ki dedi şu gömleğin altında ne var? Düğme var diyecek sana dedim. Kaldı ben öyle deyince. Çünkü onun ortamında şey efendi bana hal anlattırdı. Şimdi oradan o ben onu biliyorum derdin onun. Sıkıntısı var. Beytullah’ın bahçesinde de o gol atacak hesapta. Allâh da attırmayacak ya. diyeceğim ki dedi böyle gömleğini tuttu. Bunun altında ne var diyeceğim dedi. Ben de dedim düğme var dedim. İçimden dedim şimdi düğmenin altında ne var derse parayı oraya saklamışım. Parasızım diye geziyorsun ortalıkta diyeceğim yüzüme. Allâh biliyor içimdekini. Baktı durdu. Şimdi cimri insan parasını saklar kendi üzerinde de olsa. Cimri insandır o. Kendi parasını kendinden bile saklar o. Olur mu olur yanlışlıkla elime oraya gider. Oradan da para çıkar der. Cimri insan öyledir. Kendi parasını da saklar o. Bulunmayacak yere koyar kendi parasını. Sonra arar boyuna. Kimisi unutur gerçekten. Kimisi de böyle parayı arıyormuş gibi yapar. Sen öde. Cimri insandır o. Bak bu cimri insandır. E şimdi Sonra dervişlere geçti dervişler şöyle dedim. efendim hakkınızı helal edin yani. Derviş şikayet edilmez bir başkasına. Bir de senin dervişin. Risan kendi dervişini bir başkasına şikayet eder mi? Başka bir dergahtan bir kimseye. Yok etmez senin mahremindir dervişler. Oradaki dervişler zâkirin mahremidir. Oradaki dervişler çavuşun mahremidir. Orada ders yapan kimseler derse gitti. Evin mahremidir. Ancak işin içinden çıkamazsa Atnan işin içinden çıkamadı tereddüt etti. Ben burada ne yapayım diye. O zaman gelir istişare eder. Yoksa ben yetki veririm arkadaşlara. Yetkisizlikten değil hata yapmaktan çekinir. Safer istişare eder. İşin içinden çıkamazlarsa. Hüseyin’i istişare eder işin içinden çıkamazlarsa. İki Yusuf ikisi de istişare eder. İşin içinde çıkamazsa. Erdoğan istişare eder işin içinden çıkamazsa. Ertağ’ın işinin içinden çıkamasa istişare eder. Erkan işin içinden çıksa da çıkmasa da istişare eder. Sıkıntı değil. herkesin dervişlik yolunda bir yürüyüşü vardır. İstişare ederler. Bu noktada bir sıkıntı yok. o normal, o şikayete girmez.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Mahremiyet ve İstişâre nedir?

Hanım burada nasıl davranayım? Bu şikayet değildir. Orada nasıl davranacağını soruyor. Doğru, haktır. Örneğin. Cemili unutmamıştık ya. Unutmadık Cemili. Bunlar alınmazlar benim adımı zikretmedi diye. Bir de öylesi var. Benim adımı okunmadı orada. Tabii. Ya beni ismen bildi. O büyük mutluluk. Örnek. aslında yok bir kasıt. Ama velakin derviş gönlü böyle bir şeydir. İsmail diyor beni buradan es geçtin diyor. Aradan geçirdin diyor. İsmail de. İsmail seni es geçmedim ya. Seni es geçer miyim ya? Hala daha gözümün önündedir senin evinde ilk zikrullâh yaptığımız zaman. Salonda yaptık dedik değil mi? Evet. Şimdi normalde o yüzden istişaret eder. Bu şikayet değildir. Ama bir kimse mesela örneğin. Burada olan bir şey, dışarıda adam şikayet ediyorsa buranın dervişi değil o. Mahrendir bazı şeyler. Biz açık konuşuyoruz. Sonuçta internette canlıda yayınlanıyor. Bizim saklımız, gizlimiz yok. Ama mahrendir bazı şeyler. bir insanın bir adamın eşini gidip de annesine babasına veya eşinin annesine babasına şikayet etmeye benziyor. Veya bir kadının kalkıp da kocasını, annesine babasına şikayet etmesine benziyor. Hiçbirisi de doğru değildir. Senin eşindir. Otursun konuşursun. Şikayet etmek hoş bir şey değildir. Veya da bir eşlerin birbirlerinin eksikliklerinin ve noksarlıklarına dışarıda konuşmaları hoş değildir. Mahremindir senin. Bir kadının eksikliğini annesine babasına anlatamazsın. Sen kendi anne babana da anlatamazsın. Bir adamın eksikliğini kadın kendi annesine babasına da anlatmaz. Oğlanın annesine babasına da anlatmaz. Doğru değildir bunlar. Sonra bir kimse bir adam evini korur. Evini muhafaza eder. Bir erkek kendi evine kendi annesine babasına da karıştırmaz. Çorba olur orası yoksa. Olmaz. Annesine babasına diyecek ki benim sorumlusu. Karışmayın benim evime. Tatlı bir şekilde. Yoksa anası ayrı karışır, babası ayrı karışır. Haydi onu duyan kızın annesi karıştır. Haydi onu duyan kızın annesi karıştır. Onu duyan kızın babası karıştır. Oldu dört tane el evin içinde. Bir adamın evi var, eli var beş. Bir de kadın var altı. Altı tane el var evin içinde. Alt,ı tane söz var. Hepsi de onlar cümle kurmuş olsa altmış cümle var orta yerde dalaşan. Baş edilmez. Zayıflık göstergesi. Zafiyet var. O yüzden bir dergahda da on tane el karışmaz ortalığa. Oranın şeyhi var belli. Bitti. Oranın mizakiri var bitti. Oranın bir görevlisi var bitti. Orada biter. Bitmiyorsa üstad var. O kadar. O yüzden kıyılmaz. Laf oradan çıktı. Analizin değişir. Analizler değişir. Hayat değişir. Dünya değişir. Dergah değişir. Her şey değişir. Algılar değişir. Yönetimler değişir. Değişir. Ama sen istikameti korumakla mükellefsin. Değişmeyen Kur’ân ve Sünnettir. Hayat da değişir. Yaşantı da değişir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Dervişlikte İzin ve Bilgi Farkı nedir?

Daha ben yeni dervişken, Zakir’den habersiz şeyhe telefon açamazdık biz. Dergah da onu kaldıramıyordu. Bayındır da kaldırdım ben bunu. Arkadaşlar saat 10 ile 11 arasında arayabilirsiniz. Ben şeyhe efendiden müsaade aldım. 10 ile 11 arasında herkes şeyhe efendiyi arayabilir. Benden izin almanıza gerek yok. Hatta daha sıkıydı. Mesela Tire’den bir derviş İzmir’e gidecek. Ticaret yapacak. İş yapacak değil mi? Neden Zakir haber vermemiş? Öyle bir sıkılık vardı. Adamın özel bir işi var ya. Neden haber versin ona? Haber verecek. Dedim yok. Bana dese ki birisi bana böyle haber verecek. Ben haber vermem derim. Benim özel hayatım derim. Söylemek zorunda mıyım sana nereye gittiğimi? Ben bayındırdı onu kaldırdım. Sonra her yerde kaldırdım. Gittiğim yerde de. Şeyhe efendi böyle böyle diyormuşum dedi. Evet efendim dedim. Sizden müsaade almıştım dedim. Herkes arayabilir. Hiç kimse benden izin almasına gerek yok. Dileyen dilediği yere gider. Zakirler hariç. Cemil gitmeyecekse o hafta derse Cemil bana haber verecek. Diyecek ki ben bu hafta gitmiyorum. Şuraya gittim buraya gittim. ömreye gittiler geçen. Allâh kabul etsin. Onu böyle edemen söyleyecek. Neden? Ben bileceğim Cemil bu hafta orada değil. Örnek. Başka bir şeye gerek yok. Ama o değişir dedim ya değişti. Örnek Bursa’dan bir kimse şimdi bir yere gidecek.Hüseyin’i mi arayacak? Hüseyin abi ben filancı yere gidiyorum. Veya İstanbul’dan bir kimse bir yere gelecek.Ertan’ı arayacak. Ertan kardeş ee ben şuraya gideceğim gidebilir miyim? Bir de bu var. Değişiyor. İzin ayrı bilgi ayrı. Bilgi verir adam bir kimse. O ayrı. Zakirlerin vermesi gerekir. Eğer onun da orada bir vazifesi varsa bilgi verecek. Bir vazifesi varsa. Mesela örneğin kim var şimdi Semazenelerin başında kim var şimdi? Kim? Ha Dursun var evet. Dursun Semazenelerin başında çıkıyor değil mi? Çıkıyor şimdi örnekliyorum. Şimdi Dursun’un görevi var.Dursun’un görevi olduğu için Dursun bilgi verecek. Çünkü pazar günü program var orada. O gelemeyeceğini söyleyecek yani. Çünkü vazifesi var onun. Veya Mıtırban var değil mi orada şimdi? Mıtırban haber gelecek. İçinden birisi. Mıtırbanın başında. Ahmet sen misin. Mıtırbanın başında? Ahmet de diyecek ki Ahmet abi ben bugün gelemiyorum. Eyvallâh. Söylemek zorunda değil neden gelmediğini. Mahremidir bir şeyselir. Ama vazifeli olan oradaki vazifeyle alakalı bilgi verecek. O ayrı. İzin değil bu. Bu bilgilendirme.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Belâ ile Îmân nedir?

Belâ ile Îmân — «Eşeddü’n-Nâsi Belâ’en el-Enbiyâ’ Sümme’l-Emsel fe’l-Emsel» — Tirmizî Zühd 57 (2398) — Sa’d b. Ebî Vakkâs Radıyallâhu Anhu rivâyeti: «Eşeddü’n-nâsi belâ’en el-enbiyâ’ü sümme’l-emselü fe’l-emselü — yübtela’r-racülü alâ kadri dînihî — fe-in kâne dînuhû salben şüddide belâ’uhû — ve in kâne fî dînihî rikkatün hüffife anhu» (En şiddetli belâ peygamberlerin sonra emsâli emsâli kişinindir, kişi dîni nisbetinde belâlanır, dîni sağlamsa belâsı şiddetlenir, dîninde zaaf varsa hafifletilir); İbn Mâce Fiten 23 (4023); Ahmed b. Hanbel Müsned c. I/172, VI/369; Bakara 2/155-157 (sabredenler bahsi); Ankebût 29/2-3; İmâm Gazâlî İhyâ c. IV (Kitâbu’s-Sabr ve’ş-Şükr); İbn Kayyim Uddetü’s-Sâbirîn ; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Kuddise Sirruhu Musâhabe c. II — belâ-ibtilâ bahsi; Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Belâ, İbtilâ, Sabr, Rıdâ» maddeleri.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Tam Teslîmiyet, Bilmekten Olmaya ve Dervîş Eğitiminin Edebi

Velilerin sesleri neden baki olur?

Velilerin sesleri bakidir. o velilerin, o mürşid-i kâmillerin sesleri baki olacağı, onların normalde bütün her şey yok olsa dahi onların o sesleri yok olmayacağı dair.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Velilerin gönülleri neden diğer gönülleri sarhoş eder?

O azizlerin, o mürşid-i kâmillerin, o pirlerin, o velilerin gönülleri öyle bir gönül ki o gönül den diğer gönülleri sarhoş olur. Gönül malum. bazı, bu normalde bazı yerlerde kalp denir, bazı yerlerde gönül olarak geçer. Böyle değişik bu konuda herkes kendi kültürünce bir şey söylüyor. Ama genel manada ilahi aşkın, Allâh’a yakınlığın, imanın, İslam’ın, ihsanın tecelli ettiği mekan olarak adlandırılır. Çünkü iman içsel bir şeydir. tarifte de dil ile ikrar, kalp ile tasdik denir ya, dil ile ikrar, kalp ile tasdik dil ikrar eder.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Gönül etkisi nedir?

Öyle olunca normalde tabi onların gönülleri öyle bir gönüldür ki gönüller ondan sarhoştur. gönül diğer gönülleri ne yaptı? Etkisi altına aldı. Onlara normalde kendi sarhoş Allâh aşkıyla Allâh aşkının çok verdiği coşkunluk kendisinde var. Ama o gönül de diğerlerini de etkiliyor normalde. O zaman öyle bir gönül sahibi ki o mürşid-i kamiller, kuvvililer, peygamberler başta diğer gönülleri de etkiliyor. Ve normalde gönüllerin etkilenmesi demek onların ruhları da etkileniyor. Canları da etkileniyor. Fiziki vücutları da etkileniyor. Bu etkileşim hem içsel hem dışsal.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Allâh’ı zikretmek vücut üzerinde nasıl bir etki yaratır?

Aslında sohbetten, zikrullahdan, dinle, diyanetle alakalı meselelerden vücut da etkilenir. Çünkü Allâh’ı zikreden bir kimse diridir hadîs-i şerifte. Allâh’ı zikretmeyen kimse de ölü gibidir. O zaman bir kimse Allâh’ı zikrediyor, Allâh’ı zikredince asıl diri o oluyor. Onun vücudu diri. Allâh’ı zikretmeyen ise ölü gibidir. Normalde asıl ölü gibi olan vücut da Allâh’ı zikretmeyen kimsenin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Velilerin fiziksel etkisi nedir?

O zaman o kimse mürşidi-i kâmil, o veli o, Allâh dostu o. Çünkü gördüğünde Allâh hatırına geldi. Demek ki fizikleriyle de, ruhlarıyla da, kalpleriyle de, gönülleriyle de ve aynı zamanda lafız, kelamlarıyla da o kimseler ortadan kaybolmuyorlar. Ve etkileniyorlar. Tabi normalde gönül deyince hemen Ahmet İbn Hanbel’in naklettiği hadîs-i şerîf kimlerle alakalı, velilerle alakalı. Bu ümmette ebdallah 30 tanedir. Kalpleri Halil-i Rahman Hazretleri, İbrahim Aleyhisselamın kalbi üzeridir. Bunlardan biri ölünce Allâh onun yerine bir başkasını koyar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Ebdâl Hadîsi nedir?

O zaman o kimse mürşidi-i kâmil, o veli o, Allâh dostu o. Çünkü gördüğünde Allâh hatırına geldi. Demek ki fizikleriyle de, ruhlarıyla da, kalpleriyle de, gönülleriyle de ve aynı zamanda lafız, kelamlarıyla da o kimseler ortadan kaybolmuyorlar. Ve etkileniyorlar. Tabi normalde gönül deyince hemen Ahmet İbn Hanbel’in naklettiği hadîs-i şerîf kimlerle alakalı, velilerle alakalı. Bu ümmette ebdallah 30 tanedir. Kalpleri Halil-i Rahman Hazretleri, İbrahim Aleyhisselamın kalbi üzeridir. Bunlardan biri ölünce Allâh onun yerine bir başkasını koyar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Mânevî sarhoşluk nedir?

Ama normalde işlevleri ne? Bunların işlevleri Kur’ân ve Sünnet-i Senenin ayakta durması için mücadele etmek. Bunların işlevleri bu. Dini, mübini, İslam için Allâh yolunda cihâd etmek. Her noktada hem fikri planda hem kalbi planda hem cihâd meydanında, savaş meydanında bunların işi dini, mübini, İslam’ı ayakta tutmak için mücadele etmek. Bunların gönülleri. O yüzden normalde diğer gönülleri den farklı. Ve ne yapıyorlar? Diğer gönülleri de bunlar etkiliyorlar. Ve aynı zamanda da bunlarda bir de manevi sarhoşluk var. Sarhoşluk vardır manevidir. Sarhoşluk vardır dünyevidir. Sarhoşluk vardır içtiği şeylerden sarhoş olur. Sarhoşluk vardır borçtandır. Sarhoşluk var aştandır. Sarhoşluk var kadındandır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

İlahi aşk nasıl bulaşıcıdır?

İlahi aşk bulaşıcıdır. Nasıl bulaşıcıdır? O sende durmaz. Senin gönlüne frekansı tutan, senin gönlüne frekansı tutanlar da o manevi aşkın cezvesine kapılırlar. Çünkü aşk cezvedir. Ve o ilahi manevi bir cezvedir. Ona tutulan kimse etrafına da ne olur? Etrafı da tutulur onun. O ilahi cezbeye. O yüzden bu manada o bulaşıcıdır. O bulaşıcı değildir diyemeyiz. Şimdi öyle olunca buradaki Hazret-iPir’in sarhoşluktan kastettiği şey manevi, fiziksel değil. İlahi aşkla alakalı. O yüzden Hazret-iPir başka bir beytinde diyor ki, Aşk şarabını içen sarhoş olur. Ama bu sarhoşluk insanı yüceltir. bu aşk şarabından içen manevi aşk sarhoşu olan bir kimsenin makamı yükselir. O yüceler yücesine doğru kanat çırpmaya başlar. Ve onun sarhoşluğu hiçbir sarhoşluğa benzemez.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Muhabbet besliyorsan, geçinirsin onunla nedir?

Sen Allâh’ı sevme yoluna giriyorsun. Gönülle alakalı. Sen bir kadına bakıyorsun muhabbet etmediysen, sen onunla geçinemezsin. Gönülle alakalı. Sen bir adama bakıyorsun, muhabbet besliyorsun. Muhabbet besliyorsan, geçinirsin onunla. Ama muhabbet beslemiyorsan, geçinemezsin. Gönülle alakalı. İnsanın merkezidir gönlü. Gönül merkezdir. Akıl merkez değildir. Gönül merkezdir. Bir kimse severse kabullenir. Severse aşık olur. Severse feda eder her şeyini. Sevmeyen kimse hiçbir şeyini feda etmez. Gönülle alakalı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış nedir?

Hatta leblebiyle de kalmadı. Çorum’a gitti. Öbür kül leplebi demeden leblebi derken çorum’a gitti. Dedi ki ya çorum’a gideceksin ya tafşanlığa gideceksin. Yakın yer istiyorsan tafşanlığa git dedi. Yok biraz uzağa gideceğim diyorsan çorum’a git dedi. Hem çorumun hacı Mustafa Efendi’yi de ziyaret edersin dedi. Hac Ali Eder Efendi de orada. Ebu Bekir Baba da orada. Hem git onları da ziyaret et. Bir de çorum leblebi sal dedi. Daha o ama leblebinin leyesini söyledi. Bu gönülle alakalı. O gönül, Hazreti Piri diyor ya burada şimdi. Her sesin kehlibarı. Ya normalde hem fikrin kehlibarı hem de sesin kehlibarı. fikir o kimsede ince düşünce o kimsede işin içinden çıkılmayacak olan meselelerde fikir öne sürüp fikrin kehlibarı o kimse orijinal fikir sahipti. Aynı zamanda ne? O sesin de kehlibarı. Ses. Neden sesin de kehlibarı? Çünkü gönlüne ilham gelecek. Sesle gelecek. Konuşacak onun gönlüne. O sesin de kehlibarı. O hitaba mazhar olacak. O yüzden sesin tabi en yücesi Kur’ân-ı Kerîm. Ondan sonra Hazreti Muhammed Mustafa’nın hadîsleri sünnetleri eyvallâh. O sesin de kehlibarı. O manevi olarak gelen sesleri de ayırt edebilecek noktaya geldi. Onları ayırıştırdı. Dedi ki bu Allâh’ın kelamı, bu Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellemin kelamı bu dedi. Hazreti Pir’in konuşması. Onun sesi. Bu Davut’un sesi. Bu İsa’nın sesi. Bu Yahya’nın sesi. Bu İbrahim aleyhisselamın sesi. Çünkü o sesin de kehlibarı. O hitap alıyor çünkü. O hitap alınca o neyin nereden geldiğini de o anlıyor. O o yüzden o gönül onun ilhama açık. Onun gönlü sırra açık. Onun gönlü sese açık.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Çalgıcı Hikâyesi nedir?

Çalgıcı ihtiyarladı zayıflayınca kazançsızlıktan bir parçacık yufka ekmeğine bile muhtaç hale geldi. Aslında hepimizde birer çalgıcı değil miyiz? Elimizde herhangi bir estrumantel olmasa dahi birer çalgıcıyız. Düşmüşüz bu dünya derdine. Orada burada kendi kendimize öttürüyoruz, tüttürüyoruz. Ve bir bakıyorsunuz ki yaş geçiyor, kemale eriyor, sakallar ağrıyor, beller bükülüyor, vücutlar, yüzler buzuşuyor. Öyle olunca geldi ya sahabe dedi ki ya Resulallah ben yaşlandım, ben ihtiyarladım, artık ben eskisi gibi ibadet edemiyorum, ben eskisi gibi kazanç sağlayamıyorum, ben eskisi gibi koşamıyorum, bana bir şey öğret dedi, ben onunla dünyamı da, ahiretimi de kazanayım. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem. Bir de dedi ki bakın Naz’a bakın, bir de dedi ki bana ağır bir şey olmasın, dil de hafif olsun, ben yaşlıyım ya, benim yapabileceğim bir şey olsun dedi. Allâh Resul de döndü ona, dedi ki dilin zikrullâh ile ıslak olsun. Dilin zikrullâh ile ıslak olsun. Başka bir hadîs-i şerîf dedi ki dilin zikrullâh ile ıslak iken ölenlerden olasın. Eşmeyin. Ne güzel bir şey değil mi? dilinde tevhid lel hey lel Allâh lel hey veya Allâh veya hu hay bakmışsın. Cebrail’i görmüşsün, Azrail’i görmüşsün, geliyor. Dilinde tevhid, korku yok. Korku yok. Zikrullâh almış, götürmüş kendine. Korku yok. Kendi kendine ümit etmez misin böyle ölmeyi? Herkes ümit eder. çalgıcı da ihtiyarladı, zayıfladı. Artık bir yufka ekmeğe muhtaç hale geldi. Elinden tutan yok. Kimi kimsesi yok. Artık eski şanı şöhreti de yok. Önüne gelen kovuyor artık, dinlemek istemiyor onu. Dedi ki çalgıcı Allâh’ım bana çok ömür ve mühlet verdim. Hâkir bir kişiye karşı lütuflarda bulundum. 70 yıldır isyan edip durdum. Benden bir gün bile ihsanını kesmedim. Ben 70 yıldır herkesi eğlendirdim, herkesi coşturdum. Herkesi oynattım, zıplattım. Herkesin gönlünü ettim. Harama daldım, onu yaptım, bunu yaptım. Ama sen benden ihsanını kesmedin. Sen benden lütfunu kesmedin. Sen benden ikramını kesmedin. Benim haramıma bakmadın, benim helalıma bakmadın, benim yanlışlıma bakmadın, benim eksikliğime bakmadın. Beni bugüne kadar yaşattın, ikram ettin. Oysa ben Hâkir Fukaranın tekiydim. Bugün kazanç yok. Senin konuğunum. Çengi, senin için sana çalacağım dedi. Dedi ki bugün insanlara bir şey çalmayacağım artık. İnsanlara bir şey eğlendirmeyeceğim. İnsanlarla işim bitti. Dedi ki belki de hayatımın son noktasında ben çengi sana çalacağım. Derdimi sana anlatacağım. Sana yaslanacağım. Çünkü insanlar artık beni kullandı. Kullanabilecekleri bir şey kalmayınca kenara attı dedi. Benim gideceklerim kılınacaklarım. Benim gidecek senden başka kapım yok dedi. Çengi omuzladı. Allâh’ı aramaya yola düştü. Ah ederekten Medîne mezarlığına gitti. Yollandı. Ve dedi ki Allâh’tan çiriş parası isteyecek. Çünkü o kendisine karşı halis olan kalpleri kerem ve ihsanıyla ihsan eder dedi. Bir hayli Allâh’tan isteyecek o kerem sahibi. Çünkü o kendisinden istenileni verir. O merhametlidir. Ne kadar günahkar olursan ol. Ne kadar kusur işlersen işte. Ne kadar hata yaparsan yap. Ne kadar neyin içerisine düşersen düş. Döner ya Rabbi dersen O sana buyur kulum der. hadîs-i şerîf var ya kul günah işledi. Günah işleyince tövbe etti dedi ki Ya Rabbi beni affeyle. Allâh dedi ki kulun kendisini affedecek olan Rabbi’sini hatırladı. Affettim dedi. Kul tekrar döndü günah işledi. Tekrar tövbe etti. Allâh dedi ki kulun kendisini affedecek olan Rabbi’sini hatırladı. Affettim dedi. Kul yine günah işledi. Yine döndü Rabbi’sine tövbe etti. Allâh dedi ki kulun kendisini affedecek olan Rabbi’sini hatırladı. Affettim dedi. Kul buna ne iş dersen işle hayve çevirdim dedi. Öyle tövbesinde samimi çünkü. Öyle ihlaslı çünkü. Öyle ihlaslı olunca dedi ki senin işlediğin günahlarını hayve çevirdim. Bugüne kadar ne işledi sen işledin. Bu da Mustafa Özbahç’a. Sen affettin ben yine ertesi gün yine daldım günahlara yine senin kapına geldim. O kul benim. O affedici. çengiçine çengici de gitti Medîne mezarlığına dedi ki her şeyimi Allâh’tan isteyeceğim. Kulları eğlendirdim de ne oldu? Kullar bugün benim yüzüme bakmaz oldu. Eğlendiler. Vakit geçirdiler. Hayatlarını sürdüler. Ondan sonra kapının önüne bıraktılar. Ama dedi. Allâh var. Ben bundan sonra çengi ona çalacağım. Ne güzel bir mezarlığa gitmiş değil mi? Medîne mezarlığına gitti bir mezara kendini yasladı ve başladı Allâh’ı dokunmayan. Hem çenge vurdu hem nata vurdu. Mezarlıktan uzakları doğru ötelere doğru bir ses gitti. O sesin kehili varı olanlar ve baş kehili var sesi duydu. Sen seslenirsen sesini duyan olur. Kime sesleneceğini bil. Ne güzel o Cennetül Bağkiye gitti. Böyle bir üzerine ağırlık çöktü. Ağırlık çöktü. Çeng sustu. Dil sustu. Derman kalmadı. Vücut sustu. Çengi kendine yastık etti. Uyuya kaldı. bir Erzurum türküsü de var ya Dün gece yarhanesinde yastığım bir daş idi Dün gece yarhanesinde yastığım bir daş idi Dün gece yarhanesinde yastığım bir daş idi Altım çamur üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi Altım çamur üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi Dedi. Uyuya kaldı. Sonra sesi duyanlar duydu. Bir de baktı ki Rüya alemi açılmış. Ve bu çeng çalıp ağlayan kimsenin orada manası açıldı. Haftaya buradan devam edeceğiz. Öğledir. Sen herkesi memnun edeceğim diye Dişini tırnağını her şeyini feda edersin. Gün gelir feda ettiklerin seni unutur. Yaşlanır. Köhne bir hale gelir. Hiç kimsenin yüzüne bakmadığı yalnızlık deryasına göçer gidersin. Kaderinle baş edemezsin. Biliyorum. 2090. Beyt saf bir aleme can sahrasına vararak tenden ve cihan mihnetinden kurtuldu. Çalgıcı güzel bir son bekliyor. Arkası yarın gibi oldu ama arkası haftaya. Hakkınızı helal edin. Türkçeliği san ettiysek affola. Geceniz hayır ola. el-Fâtiha.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Velîlerin gönlü nedir?

Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in Velî Tarîfi — Görüldüklerinde Allâh Hatırlanır — İbn Mâce Zühd 4 (4119); Ahmed b. Hanbel Müsned c. VI/409, c. III/77; Ebû Nu’aym Hilyetü’l-Evliyâ c. I/6 — Esmâ binti Yezîd Radıyallâhu Anhâ rivâyeti: «Hıyâru ibâdi’llâhi’llezîne izâ ru’û zukira’llâh» (Allâh’ın kullarının en hayırlısı görüldüklerinde Allâh’ın hatırlandığı kimselerdir); Hâkim Müstedrek c. IV/170; Bezzâr Müsned ; Yûnus 10/62-64 ( «Elâ inne evliyâ’a’llâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn» ); Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü «Velî, Velâyet, Kerâmet» maddeleri; Abdülkerîm Kuşeyrî er-Risâletü’l-Kuşeyriyye bâbu’l-velâye; Hakîm Tirmizî Hatmü’l-Evliyâ ve Sîretü’l-Evliyâ .

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Yokluktan Yaratılış (İbdâ’ ve Halk) nedir?

Yokluktan Yaratılış (İbdâ’ ve Halk) — Sıfır Allâh Var, Başka Hiç Yok — En’âm 6/101 ( «Bedî’u’s-semâvâti ve’l-ardı» — gökleri ve yeri eşsizce yoktan vâr eden); Bakara 2/117 ( «Bedî’u’s-semâvâti ve’l-ardı ve izâ kazā emren fe-innemâ yekūlü lehû kün fe-yekūn» ); Meryem 19/9, 67; Insân 76/1 ( «Hel etâ ale’l-insâni hînün mine’d-dehri lem yekün şey’en mezkûrâ» — insanın anılmaya değmez bir hâlde olduğu zaman geçti); Furkân 25/2; Ahmed b. Hanbel Müsned c. IV/431, V/378; Buhârî Bedü’l-Halk 1; Tevhîd 22; Müslim Kader 16 (2653) — Imrân b. Husayn Radıyallâhu Anhu rivâyeti: «Kâne’llâhu ve lem yekün şey’ün ğayruh — ve kâne arşuhû ale’l-mâ’» (Allâh vardı, O’nundan gayrı hiçbir şey yoktu); İbn Sînâ Kitâbü’ş-Şifâ ilâhiyât bahsi; İmâm Gazâlî İhyâ c. I (Kitâbu Kavâ’idi’l-Akā’id); Fahreddîn Râzî Mefâtîhu’l-Gayb ; Suad el-Hakîm el-Mu’cemü’s-Sûfî «el-Bedî’, el-Halk, el-Îcâd» maddeleri.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Savvuf terimleri sözlüğü «Vahy, İlhâm, Keşf, Hâtif, Firâset» maddeleri nelerdir?

Savvuf Terimleri Sözlüğü «Vahy, İlhâm, Keşf, Hâtif, Firâset» maddeleri; Süleyman Uludağ Bilgi-Allâh Bilgisi .

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Çalgıcı Hikâyesi nerede anlatılır?

Çalgıcı Hikâyesi — Mesnevî’de Hz. Ömer ve Çengi (Defter I) — Mevlânâ Mesnevî Defter I, b. 1913-2222 (Hz. Ömer Radıyallâhu Anhu zamânındaki çengi hikâyesi — Medîne mezarlığında Allâh’a çeng çalan ihtiyâr); Nicholson Mathnawí c. II şerhi; Ahmed Avni Konuk Mesnevî Şerhi c. II — çengi hikâyesinin tasavvufî te’vîli (zâhirî sebepten kesilip Hak’tan istemek); Tâhirü’l-Mevlevî Şerh-i Mesnevî c. II; Abdülbâkī Gölpınarlı Mesnevî ve Şerhi c. II; Şefik Can Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi c. I; Yûnus Emre Dîvân — «Bir garîp ölmüş diyeler, üç gün sonra duyalar» ve garîblik temalı şiirler; Hacı Bayrâm-ı Velî İlâhîler ; Niyâzî-i Mısrî Dîvân ; Cennet-i Bakī ziyâret edebi — Semhûdî Vefâ’ü’l-Vefâ bi-Ahbâri Dâri’l-Mustafâ c. III; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Kuddise Sirruhu Musâhabe ‘de tevekkül-tefvîz babı; Mahmud Erol Kılıç Sûfî ve Şiir — Mesnevî’deki garîb-fakr tipolojisi.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2080. Beyit: Velîlerin Gönlü ve Yokluktan Yaratılış

Sufiler hikmet görür mü?

Cevdet Ustanın Bagaj Levyesi — Sûfîler Hikmet Görür Varmış bak Getirelim levyeyi de çekici de önemli değil Çalışmıyorsa bırakın Sufiler bir şeyde hikmet görürler bunda da bir hikmet varmış Canlı sohbet ediyoruz yapacak bir şey yok Allâh bizi affetsin.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Takvâ, Hanefî Evlilik Fıkhı ve Antidepresan Yasağı

La ilâhe illa’llâh’ın Harf Hakkı nedir?

Dört Bin Günahın Affı — Taberânî el-Mu’cemü’l-Kebîr c. XII/123; Beyhakî Şu’abü’l-Îmân 4316 — «Men kāle lâ ilâhe illa’llâhu mâdden bi-hâ savtehû ğufira lehû erbe’atu âlâfin min zünûbi’l-kebâ’ir» (Sesini uzatarak Lâ ilâhe illa’llâh diyene büyük günahlardan dört bin günâh affedilir); harflerin uzatılması (medd) tahkîki: Muhammed b. Alevî el-Mâlikî Mefâhîm Yecibu en Tusahhah ; Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî Mecmû’atü’l-Ahzâb ‘da kelime-i tevhîd vird âdâbı; Necmeddîn-i Kübrâ el-Usûlü’l-Aşere — zikrin dil-kalp-rûh merâtibî; Suad el-Hakîm el-Mu’cemü’s-Sûfî «Tevhîd-Lâ İlâhe İlla’llâh» maddesi; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. I — kelime-i tevhîd çekme âdâbı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Nasihat 36: Âl-i İmrân 3/135 Müttakîlerin Vasfı

Allâh’ın Gölgesinde Gölgelenen Yedi Sınıf nedir?

Allâh İçin Sevenler — Buhârî Ezân 36, Zekât 16, Rikāk 24, Hudûd 19; Müslim Zekât 91 (1031) — «Seb’atün yuzıllühumu’llâhu fî zıllihî yevme lâ zılle illâ zıllüh» (Allâh gölgesinden başka gölge bulunmadığı günde yedi sınıfı gölgesinde gölgelendirir); yedi sınıftan biri «ricâlün tehâbbû fi’llâh — ictema’â aleyhi ve teferrekā aleyh» (Allâh için sevişen iki kişi — bu sevgi üzerine bir araya gelip ayrılan); Mâlik Muvattâ Şa’r 14 — Allâh için sevme hadîsi; Ahmed b. Hanbel Müsned c. V/229; Tirmizî Zühd 53 — «Lâ yetehâbbu’r-recülâni illâ kâne efdaluhumâ eşedde-hubben li-sâhibih» ; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe c. III — Allâh için ihvanlık; Mahmud Esad Coşan Sohbetler .

Kaynak: 2024 Sohbeti — Nasihat 36: Âl-i İmrân 3/135 Müttakîlerin Vasfı

Çalgıcının saf bir âleme geçişi ne anlama gelir?

Çalgıcının saf bir âleme vararak, tenden ve cihan mihnetinden kurtulması. O kimse, saf bir aleme. Yani, batini, manevi bir aleme, bir perdeye kavuştu. Tabiri caizse, rüyasında Allâh alem. Çünkü ileri doğru rüya olarak söylüyor Begitt’e. Demek ki, rüya, saf bir aleme ve ten’den ve normalde bu cihanın mihnetinden kurtuldu.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Rüya, saf bir aleme geçiş midir?

Rüya, saf bir aleme ve ten’den ve normalde bu cihanın mihnetinden kurtuldu. can sahrası dediği zaman, o kişinin iç dünyası ve o ruhi tefekkürü, öyle diyelim, o can sahrası dediğinde ruhların toplandığı rüyaya, ruhların uyuduğunda gitmiş oldukları mekan. Bunun şimdi farklı tecelliyatları var.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Rüya, zamanın farklı tecelliyatlarını içerir mi?

Rüyadaki tecelliyat ayrıdır. Haldeki tecelliyat ayrıdır. Normalde veya bir peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerindeki zaman tecellisi farklıdır. Göğe tecellisi ayrıdır. Dünyaya tecellisi ayrıdır. Zamanın meleklere tecellisi ayrıdır. Rüyadaki tecelliyat ayrıdır. Haldeki tecelliyat ayrıdır. Normalde veya bir peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerindeki zaman tecellisi farklıdır. Diğer peygamberlerde farklıdır. Velilerde farklı farklıdır. Zamanın kutbunda zaman farklı tecelli eder.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Yakaza Hâli ve Dervişliğin Acemilikleri neden tatlı ve hoş gelir?

Öyle olunca orada bir sanki uzun yıllar kalmış gibi de görebilirsin bunu. Uzun bir zaman orada durmuş gibi de gelebilirsin. Hatta böyle bu yakazadaysa dervişliğin ilk zamanları olur böyle ondan çıkmak istemezsin. O kadar tatlı gelir insana. O kadar öyle hoş gelir ki hatta yakazada böyle aklında çalışır. Dersin ki şurada ölü vereyim ben ne güzel. Çünkü orada minet yoktur. Tabiri caizse bahar bahçesi gül derer gül koklarsın. Böyle enteresan bir tecelliyat yaşar insan. O tecelliyatı yaşayınca oradan çıkmak istemez. Orada kalmak ister. O halin de bitmesini istemez. Hatta böyle bir kendine geliyor gibi olsa özler orayı. Tekrar o tarafa yönelmek ister.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Dervişlerin acemilikleri neden önemlidir?

Şimdi öyle bir şey yaşarsın tam çıkıyorsun ya la la ilâhe illallah da la ilâhe illallah, da la ilâhe illallah, da la ilâhe illallah. Bitmesin o. Orada o macera son bulmasın. Çünkü tanımadığın, bilmediğin, o güne kadar koklamadığın, o güne kadar duymadığın ayrı bir âlem. Ayrı bir perde. Dünyayla bağlantısı yok, alakası yok. O zaman kimse dünyaya dönüp bakmaz. Dünyaya bağ kopar o kimsenin. işte ertesi gün iş varmış. Eyvah! Yine dünyanın mihnetine düştü. Yok çek ödendi, yok senet ödendi, yok ödenmedi, yok alınacak, yok satılacak, yok onun derdi, yok bunun derdi. Yine dünyanın mihnevine düştü. Ama velakin orada mihnet yok. Orada ruh memnun, sır memnun, vücut memnun. Orası ayrı bir alem, ayrı bir tecelliyat.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Manevî Âleme Geçen Kimsenin Hayatındaki Değişim nedir?

O yüzden ibadetleri değişir, o yüzden zikri değişir, o yüzden bakışı değişir, düşüncesi değişir. Artık o zahirden kopuyor yavaş yavaş. O bir an önce tekrar o alemle bağlantı kurmak ister. Biraz yalnız kalmak ister. Evin içinde de yalnız kalmak ister. Neden? Orayla bağı kuracak. Tabii erkek orayla bağı kuracağım diye uğraşır. Kadın öbür taraftan der artık beni sevmiyor. Artık beni istemiyor. Bak çekiliyor odasına, odasında yaşıyor. Çolukla, çocukla bizde bağı kesti. Hatta o kimse eş çoluğun, çocuğun yanında dahi gönül olarak, içsel olarak bağ kurar öbür taraflığa. Bu sefer orada konuşulanlar ona yavan gelir. Eş ve çocuklar der ki bizden eskisi gibi ilgilenmiyor. Aynı şey kadınlar için de geçerli.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Manevi bağı kuranlar için ne tür bir değişim yaşanır?

Kadın öteye bağı kurulmaya başlıyor. Aynı şeyi erkek söyle. Der ki bizimle eskisi gibi, benimle eskisi gibi ilgilenmiyor. Gerçekten bağı kuruyorsa. Kimisi de böyle kadın vardır, soğuktur. Hiç bir bağı kurmaz. Öl erkek vardır. O da soğuktur. O da böyle manevi bağı olmadığı halde kadınla ilgilenmek istemez. Kadın da erkek ile ilgilenmek istemez. Benim dedim heva ve hevesine ilah edilen kadın ve erkekler için değil. Manevi bağı kuranlar için. O böyle kalbi olarak bağı kurmaya çalışır hep. Zikrullâh içinde, zikrullâh devam eder. O böyle devamlı bağı kurmakla uğraşır. Çünkü onun için o manevi bağı kurarsa, orayla irtibat kurarsa ona orası çok hoş gelecek, çok tatlı gelecek.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Manevi pencere açılınca ne tür bir değişim yaşanır?

Manevî pencere açılınca oradaki manevi perdelerde, manevi âlemlerde yaşadığı, gördüğü, öğrendiği, tattığı lezzetler. O yüzden ama tabi buraya ulaşmak için de çalışıp gayret etmek lazım. öyle ben de günlerce çalgı çalayım, ondan sonra yaşlanayım, gittiğimde bir mezarlığa ben de yaslanayım öyle diyeyim. Bu bir çalgıcı hikayesi böyle bir ders alacağımız bir hikaye. Şimdi Ustad Ali de vay böyleymiş deyip o çalgıcı değil şarkıcı da ben de gideyim bir mezarlığa yaslanayım, bundan sonra Allâh’a şarkı söyleyeyim. Bana da böyle bir pencere açılsın, gayp açılsın, orada naatler okuyayım bu öyle değil. İnşallah olur da severiz Ali’nin naatlarında.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Kendini bilen Rabbini bilir mi?

Ve o zaman kendini bilen Rabbini bilir sen de tecelli etmeye başlar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Gönül dünyanda aydınlanır mı?

Ve gönül dünyanda aydınlanır artık. Ve gönül dünyanın aydınlığındıkça asıl sen seni bilmen, sen seni tanıman o zaman o aydınlıkla başlar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Su kuşu ne anlama gelir?

Bu bal Eyüp Peygamberin içtiği ve yıkandığı pınardı. Evet çalgıcı su kuşuydu. manevi aleme müştakidi. Su kuşuydu o aslında manevi alem içindi.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Manevi alemin erleri ne yapar?

Manevi alemin erleri manevi deryaya aşinadır. O yeter ki deryayı görsün. Deryayı görünce içindeki o fıtri duruş o içindeki haz maneviyata karşı lezzet o maneviyata karşı iştiyak onu karada tutmaz. O kendini deryaya atar.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Maneviyata aşina olmayan kimse deryayı görünce ne hisseder?

Maneviyata aşina olmayan tabiri caizse fıtratında yüzme olmayan kimse deryayı görünce ürker. Bazılarını zikrullahı tuttursun ilk zikrullahdan yavaşça kaçar gider o.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

İstidadı olan kimse ne yapar?

İstidadı olan suyu gördüğü anda atar kendini. Neden? Onun istidadı yüzmeye, onun istidadı uçmaya. Onun istidadı hem denizde yürüyecek hem uçacak. Hem karaya çıkacak.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

İstidadı kuvvetli olan kimse ne yapar?

İstidadı kuvvetli olan havada da uçar denizde de yüzer denize de dalar karada da dolaşır. Deniz gördü dalar kaldırır kafaya semalara kaldırır kafasına. Olmadı karaları da dolaşır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Eyüp Aleyhisselâm’ın kıyafeti nedir?

Hani Eyüp Aleyhisselâm çok zengindi. Malı mülkü sayılamayacak kadardı. Atları develeri hayvanları sayılamayacak kadardı. Çok zengindi.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Eyüp Aleyhisselâm’ın hastalığı nasıl başladı?

Eyüp Aleyhisselâm böyle bir hastalık ulaştırınca şehirden uzaklaştırdılar. Çöplükte yaşamaya başladı. Çöplükten de attılar. Sen dediler çöplüğümüzde de durmayacaksın. Sonra o bir mağaraya gitti. Bir mağarada yaşamaya başladı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Eyüp Aleyhisselâm’ın eşi ne yapar?

Çok vefalı bir eşi vardı. Benim Eyüp’üm derdi gelir giderdi. Şeytan defallarca onu aldatmak için yoluna çıktı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Eyüp Aleyhisselâm’ın kurtuluşu nasıl oldu?

Duanın ve çilenin bitimi tecelli etti. Ve Cenâb-ı Hak dedi ki Sâd Sûresi âyet 42. Ayağını yere vur. Ayağını yere vur. Bakın Cenâb-ı Hak bir mucizeyi gerçekleştirirken bile zahiri bir tecelliyat söylüyor. Allâh isterse o suyu çıkaramaz mı? Çıkarır. Ama ona dedi ki ayağını yere vur.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Eyüp Aleyhisselâm’ın şifası nasıl oldu?

Ayağını yere vuracaksın. Sebepler dairesi burası. Ayağını yere vuracaksın. Meryem’e de dedi ya. Meryem’e ne dedi? Şu hurmacını dedi. Kendine doğru silkele. Hurmacını kendine doğru silkele. o zaman kendine doğru silkele. sen o hurmacını kendine doğru silkele. Bu sebep. Sen o sebepe yapış. Ayağını yere vur demiş. Ayağını yere vur. sonra da yerden su fışkırdı. Yerden su fışkırınca hem kendisi içti sudan hem de yıkanmaya başladı.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Eyüp Aleyhisselâm’ın hırsı neden sorun yarattı?

Cenâb-ı Hak dedi ki Ey Eyüp! Sana o kadar mal verdim. Sana o kadar hayvanlar verdim. Sana o kadar mülk verdim. Sana bu kadar mal, mülk, hayvanlar vermişken bu hırsın niye dedi? O da ne dedi? Ya Rabbi! Senin verdiğin mütruh, ikramı hamdet miyim mi? Daha fazlasını istedi.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Bal, şarab, süt deryaları ne anlama gelir?

Hazreti Pir çalgıcının üzerinden diyor ki o Eyüp, o balpınlarından yıkandı. Ona doğunun nuru gibi bütün hastalıklarından pür pür pak oldu. sen de öyle bir âleme açılırsın. Öyle bir âleme açılınca maddi manevi bütün hastalıkların sende olmadığını görürsün. Çünkü orası bal deryasıdır. Sonra şarap deryası var. Sonra süt deryası var.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Vazife ne demektir?

O zaman vazife başlıyor demektir. Artık o seni boşuna oraya kadar çıkarmadılar. O tecelliyat boşuna değil. O zaman sen artık vazifelisin demektir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Dünya ne durumdadır?

Dünya ayrı bir zindandır artık senin için. Bu haller cezaevinden mahkumlar izinli çıkarlar ya mahkumlar izinli çıkınca bir tarafı sevinç bir tarafı hüzündür. Sevinç şudur cezaevinden çıktı sevdiklerini görecek. Hüzün şudur yine aynı yere dönecek.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Saf Âlem, Can Sahrâsı ve Manevî Âlem tâbirleri nelerdir?

Saf Âlem, Can Sahrâsı ve Manevî Âlem tâbirleri, Mevlânâ Mesnevî c. I, b. 1-18’de aslî vatandan kopuşu ifade eder. İbn Arabî’nin ‘Hadarât-ı Hams’ nazariyesi ve Sadreddîn Konevî’nin ‘Âlem-i misâl, Âlem-i melekût, Âlem-i ceberût, Âlem-i lâhût, Âlem-i nâsût’ tarifleri ile bu kavramların merâtibî düzeni açıklanır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Yûnus Emre’nin ‘Gelin Tanış Olalım’ dîvânı ne ifade eder?

Yûnus Emre’nin ‘Gelin Tanış Olalım’ dîvânı, ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünyâ kimseye kalmaz’ nutku ile, halk tâbirlerine yansıyan sufî dilin esrârengiz katmanlarını ifade eder. Bu dîvân, irşâdla ilgili tasavvufî tahkîklerle ilişkilendirilir.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Çalgıcının manevî yolculuğu nasıl ifade edilir?

Çalgıcının manevî yolculuğu, Mesnevî 2090-2098 beyitleriyle ifade edilir. Bu yolculuk, Hz. Ömer Radıyallâhu Anhu ile manevî buluşma ve saf Âleme geçişin ifadesiyle, başsız ayaksız sefer eden herkesin manevî kardeşleri olduğu vurgulanır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

Mâ’nâ söze dökülmez mi?

Mâ’nânın söze dökülememezliği vardır. Mâ’nâ, söze dökülecek bir şey değildir. Hocam anlatamazsınız diyorum. Mâ’nâ-lâfız ilişkisinin Sufî yolda yetersizliği vardır. Mevlânâ’nın bu konudaki tâlimi vardır.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Aklın İlâhlaştırılma Yasağı nedir?

Aklın İlâhlaştırılma Yasağı, «Bu Şartlarda Hepimiz Hususî Mâ’nâda Özel Olarak Dizayn Edilmiş Beynin Aldatmacısına Kanıyoruz»; «Akıllarımızı O Yüzden İlâhlaştırıyoruz»; Cenâb-ı Hak’ın «Aklınızı İlâhlaştırmayın, İlâh Benim» Buyruğu; Modern Pozitivist-Rasyonalist Saplantının Şirk Mertebesinde Mütaleası.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Ruhun bedende işi ne?

Ruhun bedende işi, bu latif olan ruhun bu bulanık olan bu bedende işi ne? Bu latif olan ruhun bu balçık olan bedende işi ne? Bunun sırrı ne? Bunun hikmeti ne? Ve durusu toprakta gizlenmiş saf, can cisimlerde mukayyet olmuş.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mâ’nâ kelimeye dökülebilir mi?

Mâ’nâ kelimeye dökülemez. Mâ’nâ, kelimeye dökülecek bir şey değildir. Serbest olan manayı hapsettim. Nefesi bir kelime ile takyit ettim. Bu mana, kelime, dile harfe düşecek bir şey değil.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mevlânâ-Şems’in anlatım edebi ne anlama gelir?

Mevlânâ-Şems-i Tebrîzî Anlatım Edebi — «Hz. Mevlân, yı Bu Hâle Getiren Kimdi? Şems’ti»; Şems Olmadan Mevlânâ’nın Anlatılamayacağı; Mevlânâ’nın Mâ’nâsının Şems’in İrsâliyle Şekillendiği; «Senin Şemsin Var mı? Yok. Anlatamazsın Sen Hz. Mevlânâ’yı»; Mürşid-i Kâmil İrsâliyetinin Sufî Yolda Önemi.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mevlânâ-Şems ilişkisi nedir?

Mevlânâ-Şems-i Tebrîzî Anlatım Edebi — «Hz. Mevlânâ’yı Bu Hâle Getiren Kimdi? Şems’ti»; Şems Olmadan Mevlânâ’nın Anlatılamayacağı; Mevlânâ’nın Mâ’nâsının Şems’in İrsâliyle Şekillendiği; «Senin Şemsin Var mı? Yok.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Aşkın doğası nedir?

Dili zalim, gönlü zalim. Pis. Neden? Sen çünkü bir şey sevgisi tatmadın. Evet. Sen dedim sevmedin ki. Bazen diyorum ben siz bir erkekleri diyorum siz bir kadını sevemezsiniz. Evet. Kadınlar bir erkeği sevemezler. Aşk vahşettir çünkü. O vahşeti kaldıramaz her gönül. Acımasızdır. O acımasızlığa gönlünü siper edemezsin. O acımasızlığa kalbini yarıp içine koyamazsın. Yapamazsın onu. Kendi kendine intihar etmek gibidir o. Kendi kendine dar ağacını kurup, ilmeği boynuna geçirip, tekmeğin altındaki sandalyeye kendi kendine tekme vurmaktır. Aşk. Evet. Yapamazsın. Geçemezsin kendinden. Malından geçemezsin, parandan geçemezsin. Mülkünden geçemezsin. Eşinden geçemezsin, çocuğundan geçemezsin. Seviyorum dediklerinden geçemezsin.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mevlânâ’nın anlatımı nasıl olmalıdır?

Mevlânâ’yı anlatsınlar. Otur sana Hazret-i Mevlânâ’yı anlatsınlar. Bir soru soracaksın. Hazret-i Mevlânâ’yı bu hale getiren kimdi? Şems’ti. Senin şemsin var mı? Yok. Anlatamazsın sen Hazret-i Mevlânâ’yı. Nasıl anlatamazsın? Diyorum ki anlatamazsınız hocam. Anlatamazsın. Nasıl anlatamazsın? Diyorum ki anlatamazsınız hocam. Sebep diyor. Sen diyorum bir mürşid-i aşık oldun mu? Bakıyor benim gözümün içine. Sen canım şems, ruhum şems. Her şeyim şems diyebileceğim bir kimse var mı? Ayım şems, günüm şems, dinim şems. Sen onu küfürle itham edersin. Benim anam da aşk, babam da aşk. Biz aşkın çocuklarıyız. Sen onu küfürle nitelendirirsin. Sen böyle sevemedin ki. Sen böyle bir üstadı sevmedin ki hiç. Bakıyor koca profesör.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mevlânâ’nın manası sözlü ifadeyle anlatılamaz mı?

«Anlatamazsın Mevlânâ’yı» Tahkîki — «Diyorum Ki Anlatamazsınız Hocam»; Tekrar Tekrar «Anlatamazsın»; Mâ’nânın Sahibinin Olmadığı Yerde Sözün Sığlaşması; Mevlânâ’yı Yorumlama’nın Şems’in Eksikliğinde Bin Bir Sıkıntı Çıkarması

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mürşid-i Kâmilin lüzûmiyeti nedir?

İmâm Rabbânî Mektûbât I/220: «mürşid-i kâmil olmadan sülûk eksik kalır»; Aziz Mahmud Hudâyî Câmi’u’l-Fadâil : «mürşidin himmeti müridi yetiştirir»; Sühreverdî Avârif 7. bâb: «mürşidin müride yansıması — gül-gonca metaforu»; Mustafa Efendi’nin tezi: «Şems olmadan Mevlânâ olmazdı, mürşid-i kâmil olmadan kâmillik mümkün değil».

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâ’nâ Söze Dökülmez: Mevlânâ-Şems

Mezhep İmamlarına Tâbiyet nedir?

Mezhep İmamlarına Tâbiyet — Hanefî mezhebi: İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (ö. 150/767), Ebû Yûsuf, Muhammed eş-Şeybânî; Şâfiî mezhebi: İmâm Şâfiî (ö. 204/820); Mâlikî mezhebi: İmâm Mâlik (ö. 179/795); Hanbelî mezhebi: Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855); İmâm Birgivî et-Tarîkatü’l-Muhammediyye : avâmın bir mezhebe taklîdi; havâssın delillere bakıp kuvvetli görüş üzerinde içtihâdı; modern içtihâd: Hayreddin Karaman İslâm Hukukunda İçtihâd .

Kaynak: 2023 Sohbeti — Allah Korkusu ve Münafık Akîde

«Bizleri Hayırda Kullan» Niyâzı nedir?

«Bizleri Hayırda Kullan» Niyâzı — Buhârî Da’avât 7-12: Hz. Peygamber’in günlük duâları; «Allâhumme’c’alnî sâhiben hayrâtı» (Beni hayır arkadaşı eyle); İmâm Cezerî el-Hasîn ; Yûsuf en-Nebhânî Sa’âdetü’d-Dâreyn : niyâzlarda bulunma edebi; Aziz Mahmud Hudâyî Tezâkir : «katından lütuf-koruma-muhâfaza» talebinin sufî yolda manevî altyapısı.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Allah Korkusu ve Münafık Akîde

Allah’a şükretmek herkesin boynunun borcudur. Bu ne demektir?

Allâh’a şükretmek herkesin boynunun borcudur. Tabi bundan önce sözün faydası yoksa söyleme. Varsa itirazı bırakıp şükretmeye çalış. sözün bir kimse sözün faydalı olacaksa, o seni dinleyecekse ona bir fayda söz konusu olacaksa ona konuş, ona söyle, ona anlat. Ama yok ona bir faydanın dokunacağını düşünmüyorsan, sözünün ona tesirli olacağını düşünmüyorsan bir şey konuşmana gerek yok. Sen otur Allâh’a şükret, Allâh’a hamdet. Oradan devam ediyoruz. Allâh’a şükretmek herkesin boynunun borcudur. Allâh’a şükretmek herkesin boynunun borcudur. Bu ne demek? O zaman herkes Allâh’a borçlu. Cenab-ı Hakk’ın âyet-i kerimede hepiniz tabiri caizse fakirsiniz. Allâh kanidir, zengindir diyor. O zaman herkes Allâh’ın zenginliğinin önünde boyun bütmek zorunda, borçlu.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Kur’ân’ın Keriminde şükür konusunda ne tür ayetler vardır?

Kur’ân’ın Keriminde üzerinde durmuş ki 70 kusur yerde Allâh’a şükür etmekle alakalı ayetler var. O zaman Cenâb-ı Hak şüküre o kadar çok ehemmiyet vermiş. Öyle ehemmiyet vermiş ki peygamberlerine dahi bu konuda Allâh’a şükretmeleri için onlara dahi tavsiyelerde bulunmuş. Ve Rabbim insanlara vermiş olduğu nimetlerin karşılığı olarak şükretmelerini, hamd etmelerini, kendisini zikretmelerini istemiş. Lokman Suresi âyet 20 Allâh’ın göklerde ve yerde bulunan her şeyi hizmetinize verdiğini ve sizlere açık ve gizli bol bol nimetler bahşettiğini görmez misiniz? O zaman iki türlü nimet var.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Şükürün iki türü nedir?

Bir açıktan nimetlendirmiş, iki bir de ne gizli olarak nimetlendirmiş. O zaman iki şükür hale çıktı. Bir açıktan nimetler var. Bir de gizli nimetler var. Gizli nimet ne? Bütün herkes onu görmüyor. O seninle alakalı bizatihi. O zaman herkesin görmediği şey ahşikar değil. Ya da belli şeylere ahşikar. Ve yine Bakara 152’de öyleyse yalnız beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bu âyet-i kerîme çok önemli. Bu zikre karşı gelenleri durduran ayetlerden birisi. Öyleyse yalnız beni zikredin. zikredilecekse sadece Allâh zikredilir. Ben de sizi zikredeyim. Demek ki siz Allâh’ı zikrederseniz Allâh da sizi zikretecek.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Zikir, şükür ve nankörlük etmeme arasında nasıl bir ilişki vardır?

Zikrin hemen arkasından bana şükredin. Sakın nankörlük etmeyin. Zikrin arkasından şükür ayeti var. Bana şükredin. Demek ki zikir, şükür ve nankörlük etmeme. Arda ardına sıralandı. Allâh’ı zikret, Allâh’a şükret ve nankörlük etme. Bu üst üste sıraladı. Ve yine Bakara 152’de normalde Âl-i İmrân’da, değişik surelerde hep Cenâb-ı Hak’a şükürle alakalı ayetleri bulmanız mümkün. Ve mesela Cenâb-ı Hak enteresan bir şekilde Allâh’a karşı gelmemenin de bir şükür olduğunu söylüyor. Allâh’a karşı gelmemek. Âl-i İmrân 123, Andolsun siz son derece güçsüz iken Allâh size Bedir’de yardım etmişti. O halde Allâh’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. Bedir’de çok azdı Müslümanlar. Cenâb-ı Hak Bedir’de Müslümanlara bir zafer bahşetti.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Allah’a karşı gelmek ne tür bir şükürdür?

Allâh’a karşı gelmemek. Âl-i İmrân 123, Andolsun siz son derece güçsüz iken Allâh size Bedir’de yardım etmişti. O halde Allâh’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. Bedir’de çok azdı Müslümanlar. Cenâb-ı Hak Bedir’de Müslümanlara bir zafer bahşetti. Diyor ki o zaman Allâh’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. bir kimse Allâh’ın emirlerinin dışına çıkmazsa ne olmuş oldu? Şükretmiş oldu. Demek ki karşı gelmemek dahi bir şükür. Yine hiçbir kimse Allâh’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belli bir süreye göre yazılmıştır.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Şükretmek neden cehennem azabından koruyar?

Şükür. Nisa 147. Eğer şükreder, iman ederseniz Allâh size niye azap etsin ki? Allâh şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. Eğer şükredersen ve iman edersen Allâh sana neden azap etsin ki? Allâh sana şükrünün karşılığını verecek. Bakın iman etmeyi ve şükretmeyi cehennem azabından kurtuluş olarak Cenâb-ı Hak gösterdi. Allâh’a şükretmek bu kadar önemli. Ve yine şükretmek müşriklerle müminlerin arasını ayırt eden önemli ibadetlerden birisi.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Şükür, iman ve cehennem azabının ilişkisi nedir?

Şükür. Nisa 147. Eğer şükreder, iman ederseniz Allâh size niye azap etsin ki? Allâh şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. Eğer şükredersen ve iman edersen Allâh sana neden azap etsin ki? Allâh sana şükrünün karşılığını verecek. Bakın iman etmeyi ve şükretmeyi cehennem azabından kurtuluş olarak Cenâb-ı Hak gösterdi. Allâh’a şükretmek bu kadar önemli. Ve yine şükretmek müşriklerle müminlerin arasını ayırt eden önemli ibadetlerden birisi.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Allâh’a kulluk etmekle şükür arasında nasıl bir ilişki vardır?

Eğer Allâh’a kulluk ediyorsanız ona şükredin. Bakın Allâh’a kulluk etmeyi de Cenâb-ı Hak şükre bağladı. Eğer Allâh’a kulluk ediyorsan o zaman ona şükret. Eğer ona şükretmiyorsan o zaman Allâh’a kulluk etmedin. Yine Nahl Suresi 114. Öyleyse Allâh’ın size rızık olarak verdiğini… Pardon İbrahim Suresi âyet 7. "Andolsun eğer şükrederseniz elbette size nimetimi arttırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok çedinler." Burada da Cenâb-ı Hak şükredenlere nimetlerini arttıracağını söylüyor.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Manevi nimet ne demektir?

En önemlisi Allâh sevgisidir. Bu manevi nimet normalde Allâh sevgisi tabi bu nimetin zirvesidir. Bu normalde Allâh’ın bu nimete nail olan o kullar, devamlı Cenâb-ı Hak’ın manevi lütuflarına, ikramlarına, ihsanlarına mazhar olduğundan onlar her daim Cenâb-ı Hak’ın vermiş olduğu bu manevi nimetlere hamd edecekler, şükredecekler. Allâh da onların o manevi nimetlerini arttıracak. Ve bu normalde nimetler öylesine artacak ki dünya perdesiyle alakalı herhangi bir şey kalmayacak.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Şükrün kalibi nedir?

Şükrün kalibi olanı vardır ki bu Allâh sevgisi ile alakalıdır, bağlantılıdır. O kimse Allâh’ı sevdikçe sevmeye çalışır, sevdikçe sevmeye çalışır ve kalibi varidadları, kalibi meratipleri artmaya başlar ki bu manevi şükrün göstergesidir. Ve o manevy nimetlerin artmasıdır.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Allâh’a şükretmeyen insanlara teşekkür etmek ne anlama gelir?

Birisi sana faydalı bir şey yapmış, ona teşekkür et. Ona teşekkür etmiyorsan o zaman sen Allâh’a da şükretmiyorsun demektir. İnsanlara teşekkür etmeyen Allâh’a şükretmez. İnsanlara da teşekkür etmeyen Allâh’a şükretmemiş oldu. O yüzden bakın denklem enteresan. Hep bunun biz son kısmını söylüyoruz. İnsanlara teşekkür etmeyen Allâh’a şükretmez. Allâh’a da teşekkür etmemiş olur diyoruz.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Surat ekşitmek şükür mü sayılır?

«Surat Ekşitmek Şükür Değildir» Tâlimi — «Şükretmek Surat Ekşitmeden İbaretse Sirke Gibi Şükreden Hiç Kimse Yok»; «Sirke Ciğere Gitmek İçin Yol Arıyorsa Ona Şükür Denmez»; Şükrün Tatlı-Dilli, Güleryüzlü, Hamd-Niyâz Ehli Tezahürü; Surat Ekşitenin Cenâb-ı Hak’a Şükredemediği Tâlimi

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Sürme çekerken neden dikkat edilmelidir?

Sürme, Hadîs-i Şerîf’te Hazreti Peygamber diyor ki, İsmi’den olandır, İsmi’d taşı. İsmi’d taşı olan sürme evladır. Hadîs-i Şerîf’te diyor ki, o gözücilalar tüyü bitirir, kirpikleri uzattırır. Şimdi yine Hadîs-i Şerîf’te İsmi’d ile gözlerinize sürme çekin. Çünkü o gözü kuvvetlendirir, kirpikleri çoğaltıp uzatır terimizi. O zaman normalde göze sürme çekmek sünnet. Bu birinci derecede erkeklere bu söyledim.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Hz. Ömer’in Manevî Tesiri nedir?

Hz. Ömer’in Manevî Tesiri — Elçi Anekdotu — Buhârî, Cihad 88; Müslim, Fadâ’ilu’s-Sahâbe 23 (Ömer b. el-Hattâb’ın Fars-Bizans sefirleriyle karşılaşması); Mevlânâ, Mesnevî I/1393-1517: «Bir Rum elçisi Hz. Ömer’i ararken çıplak ayaklarıyla bir hurma ağacı altında bulması» kıssası; Aziz Mahmud Hudâyî Tezâkir : «Hz. Ömer’in heybeti — sufî yorumda manevî tesirin tezahürü».

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Mevlânâ Beyti «Diriye Ulaşan, Ölü ile Oturana» nedir?

Mevlânâ Beyti «Diriye Ulaşan, Ölü ile Oturana» — Mesnevî VI/1535-1540 dolayında: «Hoş bizi pîreh tu pîr-i ehl-i derd / Hoş bizî tu ki tu derd-i kerd-i merd» ; Anadolu sufiliğinde «manen ölü-manen diri» ayrımı — Yûnus Emre Dîvân : «Bir ben vardır bende, benden içerü»; Sühreverdî Avârif 56. bâb: «manevî diriliş»in şartları; gaflet uykusunun sufî tâbiri.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

İ’tikâf niyâzı nedir?

İ’tikâf niyâzı ve Sufî Halvet — Bakara 2/187 (i’tikâf âyeti); Buhârî, İ’tikâf 1-15; Müslim, İ’tikâf 2-7: Hz. Peygamber’in Ramazan-ı Şerîf’in son 10 günü i’tikâfa girmesi; Sufî halvet — Necmeddîn-i Kübrâ Risâle ; Aziz Mahmud Hudâyî, Câmi’u’l-Fadâil ; Halvet kuralları (Erbain, Üç Halvet) Mevleviyye-Halveti-Celveti yollarındaki uygulama farkları.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Hüküm Allah’ın: Cüz’i İrade ve Kanun

Dervişlikte manevi hastalıklar nelerdir?

Adama desen ki gel zenginliğe tap, tapmaz. Ama zengin olunca zenginlik onu Kur’ân ve Sünnet’ten uzaklaştırır. Adama desen ki gel makama tap, tapmaz. Bakın bunlar manevi hastalıklardır. Ama o kimse bir makama erince Kur’ân ve Sünnet’i terk eder. Bunlar manevi ilahdır. Bu dervişlerde de vardır. Derviş bir esma alır, o esmayı kendisine, kendisine rableştirir. O halini, o hali kendisine rableştirir. Ve kendince o hali rableştirdiğinde, o hali onun ne oldu? İlahı oldu. Allâh muhâfaza eylesin. Yol uzun, o kimse son esmayı alıncaya kadar kendine rahat yüzü göstermeyecek. Mesela gel ona rahatlığını ilah edin desen, o rahatlığını ilah edinmez. Ama öbür türlü rahatlık ona hoş gelir. Evde yan gel, çayı da demlet, sohbeti de aç, telegramdan da izle. Harika ya. Rahat, tatlı geldi. Nerede ders var? Filanca yerde. Ya öyle de benim sanki buradan buradan başıma bir ağrı mı geliyor ne? Ben bugün bir yere gitmeyeyim. Üff ne lodul sesi, aha başına keremit falan düşer. Ben bir yere çıkmayayım. Rahat ona tatlı geldi. Rahat onu gaflete çökertti. Rahat onun ilahı oldu. Yemek onun ilahı oldu. Eşya onun ilahı oldu. Takım elbisesi onun ilahı oldu. Arabası onun ilahı oldu. Aman arabayı çıkarmasın bugün. Ne mü lazım başına taşmaş yağar. İki dervişi bindirir. İki dervişi bindirince dervişlerde destere var sanki her tarafında koltukları yırtılabilir. Allâh muhâfaza eylesin. ne oldu? Bunlar kalbi öldürdü. Kalbi ölü olanın bütün her şeyi öldü. Kalbi diri olanın her şeyi dirildi.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şöhretten Kaçınma ve Melâmetin Zirvesi

Dudu kuşuyla alakalı hikayeler nelerdir?

Böyle tuğti kuşu veya dudu kuşu veya bununla alakalı, Hindistan’la bağlantılı başka hikayeler de görebilirsiniz. Bu sufiler, bu dudu kuşunu veya tuğti kuşunu çok kullanırlar bu manada. Genelde dudu kuşunu kullanırlarken kullanıldığı hikayeye göre, bazen ruhu onda andırırlar, ruh andırılır, bazen maneviyat andırılır gibi böyle, dudu kuşuyla alakalı hikaye çok okuyabilirsiniz eskilerden.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî: Tâcir ve Dudu Kuşu

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları