Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Fıkıh — Sayfa 9

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Fıkıh(1695) — Sayfa 9/23

Eleştiri yasaklaması nerede yer alır?

Eleştiri yasaklaması Peygamber Efendimiz asla kimsenin yüzüne eksikliğini söylememiştir (Buhârî, Sahîh, Kitâbu’l-Edeb; Müslim, Sahîh, Kitâbu’l-Fedâil) olarak yer alır.

Kaynak: 271. Dergah Sohbeti – Sufi Ahlakı, Kadın-Erkek Hakları, Fenafillah ve Efe Ruhlu

Mehir meselesi nerede yer alır?

Mehir meselesi bir ayet ezberletmeyi mehir olarak kabul etmesi (Buhârî, Sahîh, Kitâbu’n-Nikâh, No: 5029; Müslim, Sahîh, Nikâh, No: 1425) olarak yer alır.

Kaynak: 271. Dergah Sohbeti – Sufi Ahlakı, Kadın-Erkek Hakları, Fenafillah ve Efe Ruhlu

Dövme Hükmü ve Tövbe nedir?

Dövme, fıtratı bozmaktır ve şeytanın işidir. Şeytan Cenab-ı Hakk’a ‘Ben senin kullarının fıtratını bozduracağım’ demiştir. Dövme yaptırmak büyük günahtır (kebair). Helal gören küfür ehli olur. Ancak İslam öncesinde veya cahillik döneminde dövme yaptırmış olup sonradan İslam’a giren kimse, mümkünse ameliyatla düzeltir; mümkün değilse tövbe eder, abdest alır, namazına devam eder.

Hadis-i şerifte buyurulmuştur: ‘İşlediğiniz günahlara yetecek kadar tövbe edin.’ Mümin tövbe eder; yeni Müslüman olduğunda geçmiş günahlarına, sonra anlık düşüşlerine, gafletine tövbeder. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem günahtan münezzeh olmasına rağmen tövbe ederdi. Hz. Ayşe validemiz sorduğunda ‘Hakkıyla kulluk eden bir kimse olmayayım mı?’ buyurmuştur.

Kaynak: 272. Dergah Sohbeti – Zulme Karşı Mücadele, Kader, İstihare-İstişare ve Dervişli

İstihare ve İstişare — Doğru Anlayış nedir?

İstihare, ulemanın sonradan zayıf Müslümanlar için önlerine koyduğu bir yoldur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin öğrettiği istihare: İki rekât namaz kılınır, selamdan sonra istihare duası okunur ve kalbine gelen istikamette hareket edilir. Yatarak rüya görmek sünnet-i Resulullah değildir.

Asıl rüya ayakta durulur, yakazada görülür. Rüya zikrullah sırasında, halka-i zikrullahta, yolda yürürken, namaz sonrasında görülür. Yatarak rüyada şeytan vesvese verebilir, kandırabilir, aldatabilir.

İstişarenin Önemi — Hz. Peygamber Örneği

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Uhud Savaşı’ndan önce rüyasında savaşın nasıl olacağını görmüştü. Bozgunu, sevdiği birinin şehit düşeceğini biliyordu. Buna rağmen ashabıyla istişare etti ve istişareden çıkan karara uydu. ‘Bir peygamber zırhını giydiyse çıkarmaz’ diyerek rüyasına değil, istişareye tabi oldu.

Ayet-i kerimede buyurulmuştur: ‘Sen işlerini istişareyle yap.’ İstişareden bir karar çıktığında o kararda sabit dur, arkasında dur. Evlilikte, işte, her meselede istişare önemlidir. Ehliyle istişare edilmelidir. İstişare yapmak yerine istihare yaparak sorumluluktan kaçmak İslam ahlakı değildir.

Kaynak: 272. Dergah Sohbeti – Zulme Karşı Mücadele, Kader, İstihare-İstişare ve Dervişli

İntihar bombacılığı caiz midir?

Hanefi mezhebine göre intihar bombacılığı caiz değildir. Bombayı bağlayıp kendini patlatmak, hem kendi kendini katletmektir hem de ölen masum sivillerin günahını yüklenmektir. Askeri birliğe yataklık eden, yaltaklık eden, mühimmat taşıyan kimse Müslüman dahi olsa onlarla savaşılır. Ama kendi halinde olan Yahudi veya Hristiyan esnafa girip zulmetmek asla caiz değildir.

Kaynak: 273. Dergah Sohbeti – Şefaat, Dinlerarası Diyalog, Fıtrat-Ahlak Ayrımı ve Aşk Eh

Kadir Gecesi Hatırlatması ve Nasihatleri neler içerir?

Kandil geceniz mübarek olsun. Yarın inşaAllah oruçlu geçirmeye çalışalım. Her mahallede ders var, herkese ulaşmaya gayret edelim. Fitre, zekât verecek olanlar Ramazan’da dağıtsınlar. Çalışmaya ve gayrete devam edilmelidir. Allah gecenizi, gününüzü, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin.

Kaynak: 273. Dergah Sohbeti – Şefaat, Dinlerarası Diyalog, Fıtrat-Ahlak Ayrımı ve Aşk Eh

Kaza orucu ve kefaret meseleleri nasıl ele alınmaktadır?

Kaza oruçlarını tutarken pazartesi-perşembe günleri tutanlar kaza orucuna niyet edeceklerdir: ‘Niyet ettim en son tutamadığım Ramazan orucunun kazasını tutmaya.’ Küçükken veya akıl bâliğ olmadan kasıtlı olarak oruç bozanlar vicdan muhasebesi yapmalıdır. Akıl bâliğ olmayan kimseye altmış bir gün kefaret gerekmez; ama vicdanen rahat olmak isteyen tutabilir. Bir Ramazan içinde kasıtlı olarak beş gün oruç bozan kişiye ayrı ayrı beş kere altmış bir gün kefaret gerekir mi? Bu konuda farklı görüşler vardır. Bir görüşe göre ömürde bir kere altmış bir gün kefaret tutmak yeterlidir. Kefaret orucu kesintisiz tutulmalıdır.

Kaynak: 277. Dergah Sohbeti: Vefa, Tefekkür ve Allah’a Has İman

Dârülharp’te zina ve cariye hükmü nedir?

Dârülharp Hukuku: Zina, Cariye ve Had Cezaları

Bir müminin gayrı müslim bir kadınla cinsi münasebette bulunması zinâ hükmündedir. Ancak o kadın savaşta esir alınmış cariye ise o zaman cinsi münasebet hakkı doğar. Şu anda cariye hükmünde birinin olması mümkün değildir; bunun için savaş ve esaret şartları gereklidir.

Kaynak: 278. Dergah Sohbeti: Fitne ve Fesat Kavramları, Dervişlikte Rızık Ahlakı

Osmanlı Akıncıları ve sınır hukuku nedir?

Osmanlı Akıncıları ve Sınır Hukuku

Osmanlı’da akıncılar sınır boylarında düşman çetelerle savaşırdı. Nasıl Osmanlı’nın akıncı güçleri varsa, Hristiyan dünyasının da kendi akıncı güçleri vardı ve bunlar Osmanlı kıyılarına yerleşmişlerdi. Akıncılar gider bu savaşan güçlerle çarpışır, kadınlarını cariye ederlerdi. Bu normal köylülere yapılmazdı; savaşanların ve onlara yardım edenlerin kadınları söz konusuydu. Hanefîler Dârülharp’te bu tür tasarrufların caiz olduğuna fetva vermişlerdir.

Kaynak: 278. Dergah Sohbeti: Fitne ve Fesat Kavramları, Dervişlikte Rızık Ahlakı

Gömleğini dikmek ve düğmeyi takmak neden önemlidir?

Gömleğini Dik, Düğmeni Tak. Gömleğin yakası eskidiyse tamir edeceksin, ‘At kenara’ demeyeceksin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendi söküğünü dikerdi. Biz kendi söküğünü diken Peygamber’in ümmetiyiz. Ben dikerim kendi sökümümü, düğmemi dikerim, yırtığımı dikerim, ütümü yaparım, gerekirse çamaşırımı yıkarım. İnsan kendi kendine yetmesini bilecek.

Kaynak: 280. Dergah Sohbeti: Kalp Temizliği, Fiilî Şükür ve Deccaliyetle Mücadele

Sadakasını gizli veren nedir?

Altıncı sınıf: verdiği sadakayı kimseye bildirmeyen kimse. Verdiği sadakayı gizli veriyor, kimseye ilam etmiyor. Verdiği kimseye dahi kendini göstermiyor, verdiği kimsede dahi kendisini böyle bildirmiyor, kendine anılmıyor.

Kaynak: 289. Dergah Sohbeti — Yedi Sınıf İnsan: Allah’ın Gölgesinde Gölgelenenler

Gizli sadakanın fazileti nedir?

Altıncı sınıf: verdiği sadakayı kimseye bildirmeyen kimse. Verdiği sadakayı gizli veriyor, kimseye ilam etmiyor. Verdiği kimseye dahi kendini göstermiyor, verdiği kimsede dahi kendisini böyle bildirmiyor, kendine anılmıyor. Hz. Hasan radıyallahu anh böyleydi. Vefat edince etrafındakiler anlamışlar; gece gece küfeyle sırtında yoksullara yiyecek taşırmış. Ömrünce anlamışlar ki Hz. Hasan’ın sırtında küfe izleri var. Sağlığında kimse bilmemiş, vefat edince anlamışlar.

Kaynak: 289. Dergah Sohbeti — Yedi Sınıf İnsan: Allah’ın Gölgesinde Gölgelenenler

Bu konuda Şafi, Maliki, Hanbeli ve Hanefi uleması ittifak etmiştir?

Darül Harp, İslam hukukunun uygulanmadığı yerdir. Bu konuda Şafi, Maliki, Hanbeli ve Hanefi uleması ittifak etmiştir. İmam Muhammed demiştir ki: ‘Bir yerde İslam hukuku yoksa orası Darül Harp’tir.’ Hocası İmam-ı Azam iki şart daha eklemiştir: Darül Harp’e bitişik olması ve daha önceki İslami emanların kaldırılması. İmam-ı Şafi ise ‘Daha önce Darül İslam olan bir yer Darül Harp olmaz’ demiş, ama arkasından ‘Eğer orada İslam hukuku uygulanmıyorsa son Müslüman şehit oluncaya kadar cihat etmeleri farzayındır’ diye eklemiştir.

Kaynak: 297. Dergah Sohbeti — Af Yolu, Nübüvvet Yolu, Darül Harp ve Faiz Meselesi

Hanefilerce Darül Harp’te harbi ile mümin arasında faiz yok mudur?

Darül Harp’te harbi ile mümin arasında faiz yoktur. ‘Darül Harp’te harbi ile müminin arasında faiz yoktur.’ (Merginani, el-Hidaye; İmam Muhammed, es-Siyerü’l-Kebir) hadis-i şerifini İmam-ı Azam kendisine delil almış, İmam Muhammed ve İmam Yusuf da buna uymuştur. Hanefilerce Darül Harp’te harbi ile mümin arasında faiz yoktur.

Kaynak: 297. Dergah Sohbeti — Af Yolu, Nübüvvet Yolu, Darül Harp ve Faiz Meselesi

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri döneminde Mekke fethedilmeden önce amcası Abbas Mekke’de faiz yemiştir?

Mekke fethedilince Hz. Peygamber orada faizciliği yasaklamıştır. Uhud Savaşı’na çıkacak Müslümanlar silahlarını faizle almışlardı.

Kaynak: 297. Dergah Sohbeti — Af Yolu, Nübüvvet Yolu, Darül Harp ve Faiz Meselesi

Hz. Peygamber ümmeti bu noktadan kurtarmıştır?

Yoksa bu haldeki Müslümanların tamamı — elektrik parası gecikti faiz, vergi gecikti faiz, telefon parası gecyti faiz — komple faizin içindeydi.

Kaynak: 297. Dergah Sohbeti — Af Yolu, Nübüvvet Yolu, Darül Harp ve Faiz Meselesi

Dini Tartışmalardan Uzak Durmak ne demektir?

Sufilerin adablarından birisi Allah’ın Kur’an’da Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine öğrettiği edeptir: ‘Ayetlerimiz hakkında tartışmaya dalanları görünce, başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir.’ (En’am, 6/68) Ve yine: ‘Yetimi azarlama.’ (Duha, 93/9) Ve yine: ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek ona yalvaranlarla beraber oturmaya sabret.’ (Kehf, 18/28)

Kaynak: 298. Dergah Sohbeti — Dini Tartışmalardan Uzak Durmak, Zikir Halkasında Sebat, T

Din Tartışılmaz, Yaşanır ne demektir?

Din tartışılmaz, din yaşanır. Din tartışılmaz, inanılır. Din tartışılmaz, iman edilir. İman etmişse görür gibi yaşar, o hiç tartışmaz. Namaz kılmayanlar din tartışıyorlar, oruç tutmayanlar din tartışıyorlar, Peygamber’in sünnetinden uzak olanlar din tartışıyorlar.

Kaynak: 298. Dergah Sohbeti — Dini Tartışmalardan Uzak Durmak, Zikir Halkasında Sebat, T

298. Dergah Sohbeti — Dini Tartışmalardan Uzak Durmak, Zikir Halkasında Sebat, Teravih konusunda ne söylenmektedir?

Zikir: Sufi Adabı: Dini Tartışmalardan Uzak Durmak Sufilerin adablarından birisi Allah’ın Kur’an’da Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine öğrettiği edeptir: ‘Ayetlerimiz hakkında tartışmaya dalanları görünce, başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir.’ (En’am, 6/68) Ve yine: ‘Yetimi azarlama.’ (Duha, 93/9) Ve yine: ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek ona yalvaranlarla beraber oturmaya sabret.’ (Kehf, 18/28) Sufi adabı derken, sufinin yolu Kur’an ve sünnette yoğrulmalı, Kur’an ve sünnet dairesinde olmalıdır. Adabımızdan birisi Cenab-ı Hakk’ın ayetlerinin üzerinde tartışanlarla tartışmaya girmemek, Kur’an ve sünnet ile sabit olan şeyleri tartışanlardan uzak durmaktır. Bu imanı muhafaza etmek, vesveseden korumak, şeytanın desisesinden korumak içindir. Sufi asla Allah’ın ayetlerini tartışanlarla oturup tartışmaz, onları da dinlemez. Hz. Peygamber’in sünnetini tartışanlarla oturup laf yoluna girmez, onlardan kendisini terk eder. Zikrullah Halkasında Sebat Etmek ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek ona yalvaranlarla beraber oturmaya sabret.’ (Kehf, 18/28) Sen nefsini zikredenlerle beraber oturmaya zorla. Allah’ı zikredenler imanın kemaline ermiş insanlardır, Allah’ın zatıyla alışverişte bulunan insanlardır, Allah’a aşık olan insanlardır. Kim zikrullah meclisinden uzaklaştı, kaçtı; onda münafıklık alameti vardır. Zikrullah meclisi münafıklık alametlerini devam ettirenleri içinde barındırmaz. Bu bir fırının demiri eritmesi gibidir: içinde özlük kalır, cürufunu hep atar. Zikir halkalarında durmak cennet bahçelerinde durmaktır. Cennet bahçesinin dışındaki yerler cehennem gayyasıdır. Ya kimse cennet bahçesindedir — Allah’ın zikriyle mamurdur — ya da cennet bahçesinde değildir, viranedir. Ortası yoktur. Kim giderse gitsin, sizler son nefesinize kadar zikir halkalarında mutlak olun. Şeyhimiz kim olursa olsun, üstadımız kim olursa olsun; ne zaman ki zikir halkalarını terk ettiniz, şeytan sizi aldattı. ‘Bana yoğun baktı, çavuş bana düz baktı, beni sevmediler, dersime almadılar’ — bunların hepsi nefsin oyunlarıdır. Şeyh kamil olmamış olsa dahi o kimse zikir halkasında durursa, Kur’an ve sünnete de uyarsa kurtulmuş herhalde. Allah onu boş bırakmaz, meydanda bırakmaz. Kim Allah’ı zikretti, Allah onu zikretti. Kim zikir meclisinde bulundu, Allah onu daha yüce bir mecliste andı. Sufi Adabının Temel Ölçüleri Sufinin asla terk etmediği şeyler: Bir, zikir halkasını terk etmemek. İki, zikri terk etmemek. Üç, zikir halkalarındakileri eksik, kusurlu, noksan görmemek. Dört, yetimleri, dulları görüp gözetmek, kimsesizlerin kimsesi olmak, fakirlerle beraber olmak. Ne kadar zengin olursanız olun, zikir halkanızı terk etmeyin. Ne kadar bela, musibet, sıkıntı başınıza gelirse gelsin, zikrullahı terk etmeyin. Hastaysanız, yataktaysanız kardeşlerinize telefon açın: ‘Ben hastayım, beni zikrullah halkasına götürür müsünüz?’ Zikrullah halkasında ölmeyi hedefleyen bir sufi soğuk algınlığından dolayı evden çıkmıyorsa davasının yalancısıdır. Din Tartışılmaz, Yaşanır Din tartışılmaz, din yaşanır. Din tartışılmaz, inanılır. Din tartışılmaz, iman edilir. İman etmişse görür gibi yaşar, o hiç tartışmaz. Namaz kılmayanlar din tartışıyorlar, oruç tutmayanlar din tartışıyorlar, Peygamber’in sünnetinden uzak olanlar din tartışıyorlar. Sufiler bunlardan uzak dururlar, bu tartışmalara girmezler, tartışanlardan da uzak dururlar. Evlerinizde, işyerlerinizde, sokakta, kahvede — sizin sufi olduğunuzu bilirler, bindikleri için tartışma ortamı açarlar. Sakallılara, cübbelilere, dervişlere laf söylemek isterler. Konuşmayacaksınız, geçeceksiniz, uzak duracaksınız. ‘Sen cahilleri gördüğünde onlara selam ver.’ (A’raf, 7/199) Cahillere yüz çevirmek gerekir. Misyonumuz: Şehrin Göbeğinde Tasavvuf Bizim derdimiz sadece kendimizi kurtarmak değil. Bizim misyonumuz Kur’an ve sünnet dairesinde bir tasavvuf hayatını ve düşüncesini şehrin göbeğinde insanlara yaşatmak, bunun yaşanabilir olduğunu göstermektir. Bütün gündüz hengamesinden sonra gece zikrullah halkasına oturup o hengamenin kirini temizlemek, ertesi güne yenilenmiş bir şekilde kalkmaktır. Teravih Namazı Hakkında Teravihin en sahih miktarı 8 rekattır. En azı 2 rekat, en çoğu 20 rekatdır. Ama Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden nakledilen hadislerde çoğunlukla 8 rekat geçmektedir. (Buhari, Teheccüd, 1; Müslim, Müsafirin, 125) Hz. Peygamber namaz kıldıranlara öğüt verirken: ‘Namaz surelerini kısa tut. Arkandaki yaşlıları, ihtiyarları, yolcuları, hamile kadınları düşün’ buyurmuştur. (Buhari, İlim, 28; Müslim, Salat, 37) 8 rekat kıldırmamızın sebebi de budur: yukarıda çocukları olan bayan kardeşler var, eşleriyle çocuklarıyla beraber geliyorlar. Onları da görüp gözetmek, ibadeti zorlaştırmamak gerekir.

Kaynak: 298. Dergah Sohbeti — Dini Tartışmalardan Uzak Durmak, Zikir Halkasında Sebat, T

İbadet nedir?

‘Bana iyi bakın, benim namazı kıldığım gibi kılın.’ (Buhari, Ezan, 18) Hz. Peygamber hiçbir Ramazan orucunu bırakmamıştır. ‘Havalar sıcaktır, kışın tutarsınız’ dememiştir. İbadetleri Hz. Resulullah’ın ayak izine basarak yapmak gerekir. Farzlardan taviz verdiren bir kimse — kim olursa olsun — sapıktır. Uzak durun şeytandan kaçar gibi.

Kaynak: 300. Dergah Sohbeti — Tövbe ve Helalleşme, Eşler Arası Güven, Evliyanın Üç Hali

Spor ve fıtrata uygunluk arasında nasıl bir ilişki vardır?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ok atmış, kılıç kuşanmış, at binmiş, koşmuş, yüzmüştür. Ok atmak ve kılıç askeri bir sanat ve spor olarak görülür. Koşmayı ve yüzmeyi yapabilirler. Bunun dışındaki spor dallarıyla alakalı sünnet bağlamında bilinen başka bir şey yoktur. Vücut geliştirme biraz fıtrata aykırı görülür. Ama basket, voleybol gibi sporlar, güreş gibi sporlar fıtrata aykırı değildir. Genç sahabelerden birisi Hz. Peygamber’e gelip ‘Ben güreşeyim’ demiş, güreşip rakibini yenmiş, böylece savaşçıların içine alınmıştır. Hz. Peygamber güreşe karşı çıkmamıştır. Fıtrata müdahale olmayan, fıtrata aykırı olmayan bütün sporlar yapılabilir.

Kaynak: 301. Dergah Sohbeti — Spor, Dergah Adabı, Takvanın Boyutları, Mü’min Sevgisi

Haram işlenen yere gitmek günah mıdır?

Haram işlenen bir yere elini kolunu sallayarak gidersen sen de haram işlemiş gibi günah-ı kebaire girersin. Oraya gidebilmen için ya alim hükmünde olacaksın: gidecek, nasihat edecek, onları haramdan kurtaracaksın. Ya amir hükmünde olacaksın: emredecek, yasaklayacaksın. Ya hakim hükmünde olacaksın: hükmedeceksin. Bu üç sıfattan biriyle sıfatlanmadıysan haram işlenen bir yere bile bile gitmek günah-ı kebaire işarettir. Mecbur kalınan yerlere giderken — çarşıya, bankaya, maliyeye — Allah’ı zikrederek gidin. Hadis-i şerifte buyurulmuştur: ‘Çarşıya girerken la ilahe illallah diyerek girin.’ (Tirmizi, Deavat, 36; İbn Mace, Ticaret, 40) Girişiniz ibadet olsun, etrafınızdaki insanlara tevhid nurunu saçın.

Kaynak: 301. Dergah Sohbeti — Spor, Dergah Adabı, Takvanın Boyutları, Mü’min Sevgisi

Buluntu malın hükmü nedir?

Buluntuların hükmü bellidir. Bulunan para veya ziynet eşyasını bulan kimsenin kullanması uygun değildir. Belli bir müddet elde muhafaza edecek, herkese ilan edecektir: ‘Böyle bir şey bulundu’ diye. Ondan sonra hala da sahibi gelmezse o kimse bunu beytülmale verebilir veya fakir fukaraya verebilir. Ama normalde sahibinin çıkmasını beklenmesi lazımdır.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Hanefilerin kadının seyahati meselesine dair fetvası nedir?

Hanefilerin fetvası şudur: Üç günlük yola, yani yaklaşık 84 kilometreden fazlasına kadının yanında mahrem olmadan gitmesi caiz değildir. Hanefiler bu ölçüyü kendileri için almışlardır.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Şafi uleması, Maliki ve Hanbeli uleması kadının seyahati meselesine dair ne düşünür?

Şafi uleması, Maliki ve Hanbeli uleması bunu böyle görmemiştir. Şafiler demişler ki: yol güvenliyse ve yanında kırk mümin kimse varsa o kadının yolculuk yapmasında bir beis yoktur. Hanbeliler ise sadece yol güvenliğini aramışlardır. Üç imam ittifak etmiştir: Yol güvenliği varsa ve etrafında mümin insanlar varsa bunda bir beis görmemişlerdir.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Ulema bir meselede sıkıntıya düştüğünde ne yaparlar?

Zaman zaman ulema bir meselede sıkıntıya düştüğünde, insanların dini yaşamalarını kolaylaştırmak için başka mezheplere teveccüh etmişlerdir. Nasıl diş dolgusunda Hanefi uleması ittifak edip caiz gördüyse, nasıl haber alınamayan kimsenin eşinin boşanma meselesinde Osmanlı uleması Şafi fıkhına müracaat edip dört yıl bekleme süresini benimsediyse, aynı şekilde yol güvenliği varsa kadının yolculuk yapmasında fetva verilmiştir.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Haram olmayan bir şeyi yasaklama hakkım var mı?

Benim haram olmayan bir şeyi yasaklama hakkım umuma yönelik değildir; bu şahsa yönelik olabilir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hz. Ali’nin Ebu Süfyan’ın kızıyla evlenmek istemesi üzerine mescide gelip ‘Ben ve Fatıma ölmedikçe asla!’ buyurmuştur.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Ümmeti yıkan şey nedir?

Ümmeti yıkan şey perdelerin ve kapalı kapıların ardında Müslümanların aleyhinde konuşmaktır. Dergahları yıkan, dağıtan, cemaatleri yıkan, dağıtan, evleri yıkan, dağıtan, memleketleri, devletleri yıkan, dağıtan fitne, dedikodu, gıybet, iftira ve izansızlıktır.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Süt kardeşliğinin imamlar arasında nasıl bir fark vardır?

Süt kardeşliğinin oradaki derecesinde imamlar arasında ayrılık vardır. Imam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre üç ağız dolusu emme ile süt kardeşliği sabit olur. Süt kardeş olduysa süt kardeşinin nikahı ebediyen caiz değildir.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Süt kardeşinin nikahı caiz mi?

Nikahladığında ‘Ben yaptım, oldu’ yok; o nikah şer’i olarak, dini olarak geçerli değildir ve onları zina yapmış hükmüne koyar. Nikah kıyılması mümkün olmayan bir kimseye nikah kıymak da olmadığına göre otomatikman nikahsız hükmüne girer. O kimsenin boşanması söz konusu değildir; sadece iddet bekleyecek, adam sağ olduğu için üç ay iddet bekleyecektir.

Kaynak: 304. Dergah Sohbeti — Allah Aşkı, Kadın Seyahati, Süt Kardeşlik, Nefisle Mücadel

Ticaret, Borç Hukuku ve Örtülü Faiz nedir?

Ümmet-i Muhammed’in içerisinde en zor taraflardan biri ticarettir. Ben o yüzden derviş kardeşlerin birbirleriyle ticaret etmelerini, borç alışverişi yapmalarını çok sıcak bakmam. Önce birinci derecede ben kendi bu sıkıntıyı yaşayan bir insanım. Ben Bursa’ya geldiğimde belli bir müddet hiç kimseden borç para istememiştim. Derviş kardeşlerinden de hiç istememiştim. Bu kanıda Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi’ye kardeşler şikayet etmişler: ‘Bizden borç para almıyor, bizden istemiyor. Sıkıntının içerisinde, biz ona yardım etmek istiyoruz ama bize söylemiyor.’ Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi de bana kaşlarını çatarak: ‘Allah sana gökten sofrayla mı indirecek? Millet sana yardımcı olmak istiyormuş, borç vermek istiyormuş. Ne almıyorsun milletten? Al insanlardan, borç vermek isteyenlerden!’ deyince emir oldu benim için. Bir sahabe, başka bir sahabe kardeşine para hibe etti. Sonra canı sıkılınca gidip o parayı geri istedi. O kimse Resulullah’a gitti, durumu anlattı. Hz. Peygamber o geri isteyene ‘Yere tükür!’ dedi, tükürdü. ‘Hadi bunu yala şimdi!’ dedi. ‘Bu alınır mı? Bu para geri istenmez.’ buyurdu. (Buhari, Hibe, 30; Müslim, Hibe, 8) Bizim İslam toplumunda borç hukuku, alışveriş hukuku düzgün çalışmıyor. Yaşadıklarımdan örnek vereyim: Bir adam borç para verdi dolar olarak. Dolar yükselince bugünkü kur üzerinden hesap yaptı, dolara çevirdi; sonra altına çevirdi, altın yükselince altın üzerinden hesap yapmaya başladı. Bunlar örtülü faizciliktir, uzak durun. Araba ticaretinde de aynı şeyler yaşanıyor: Bir araba var, yirmi kişiye satılıyor. Adam hiç direksiyonuna oturmadan arabayı alıyor, aynı gün başkasına satıyor, o da bir başkasına satıyor. Araba el değiştirdikçe fiyat artıyor. Bunlar hep örtülü faiz mekanizmalarıdır.

Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Temizlik, Aşk ve Şevk, Emanet, Ticaret Hukuku, İslam Felse

İslam Felsefesi Meselesi ve İmam Gazali nedir?

Felsefe normalde şeytan işi olduğu söylenmiştir. İslam felsefesi diye bir şey var mıdır? Aslında İslam’da felsefe yoktur. Bizim dinimiz felsefe dini değildir. Felsefenin temelinde bir yaratıcıya inanmakla beraber peygambere ve kitaplara inanmayanlar vardır. Deistler gibi: Allah’ın varlığına inanırlar ama peygamberlere ve kitaplara inanmazlar. Felsefeciler de kitaba ve peygamberlere inanmaz. İslam bir vahiy dinidir. İslam’ın her şeyi vahye dayalıdır, haklara dayalı değildir, matematik değildir, değişken değildir. Felsefe ise değişkendir; her felsefeciye göre felsefe değişir. Sokrates’e göre, Eflatun’a göre, Plotinus’a göre, Engels’e göre, Marx’a göre farklıdır. Oysa vahiy hakikattir, bu manada değişmez. Kur’an-ı Kerim değişken bir şey değildir. Kur’an’ı anlaman değişebilir, senin idrakin genişler, idrakin genişledikçe Kur’an’ı anlaman değişebilir. Ama bu Kur’an’ın değiştiği anlamına gelmez, bu senin kalbinin genişlediğine, gönlünün derinleştiğine işarettir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesi de meydandadır, değişken değildir. Abdestin sünnetleri bellidir: ağzına üç sefer su vermek, burnuna üç sefer su vermek, kulak arkalarını mesh etmek, ayak parmaklarının aralarını hilallemek. Sen kalkıp da ‘Ben göbeğimi de mesh edeceğim’ diyemezsin, ‘Ben dizimi yıkarsam ayağımı yıkamış kabul ederim’ diyemezsin. Bakın değişken değildir. İmam Gazali, kendisine varıncaya kadar ne kadar felsefeci varsa hepsinin ayaklarının kaydığı, küfre düştüğü, yanlışa düştüğü noktaları teker teker cevaplamıştır. O cevapları bugüne kadar ne Batı felsefecileri ne Doğu felsefecileri çürütememiştir. Gazali o kürsüye oturmuştur, o tahttan indiren daha hiçbir liderini çıkmamıştır. (İmam Gazali, Tehafütü’l-Felasife) Hz. Mevlana da felsefecilere karşı savaş açmıştır, felsefecileri hiç kabul etmez. Çünkü Hz. Mevl,ana doğrudan vahyi savunur. Fahreddin Razi’nin felsefeye kaydığını söyler ve bu sebeple Razi’nin tefsirinin okunmaması gerektiğini ifade eder. Ama tabii bu kısımları okumazlar; hemen Divan’a kayarlar, ‘Sevelim, aşık olalım, meşk edelim’ derler. Onu da anlamıyorlar aslında. Mesnevi’nin içerisinden cımbızlarlar aşkla alakalı yerleri, ama Cebriyecilere, Kaderiyecilere nasıl ağır konuştuğunu görmezden gelirler. (Mevlana, Mesnevi-i Manevi)

Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Temizlik, Aşk ve Şevk, Emanet, Ticaret Hukuku, İslam Felse

Mezhep ve Tarikat Hz. Peygamber Zamanında Var mıydı?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin zamanında hem mezhep hem de tarikat vardı. Hz. Peygamber, Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken ‘Neyle amel edeceksin?’ diye sormuş; Muaz ‘Kur’an ile, bulamazsam sünnetinizle, bulamazsam kendi içtihadımla’ demiş; Hz. Peygamber tebessüm etmiştir. İşte bu mezheptir.

Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Allah İçin Sevmek, Mezhep-Tarikat Meselesi, Halvet Adabı

Mezhep ve Tarikat Düşmanlığı nedir?

Televizyonlarda sahabelere laf söylemeye başladılar, din tüccarları Hz. Peygamber’e laf söylemeye başladılar. Bu uluslararası bir oyundur. Koca İmam-ı Buhari hadis nakledecek diye Buhara’dan Mısır’a yaya gitmiştir; adam atına boş külahla gel gel demiş, İmam-ı Buhari ‘atı aldatan beni de aldatır’ deyip o adamdan hadis nakletmemiştir. Şimdi oturmuş profesörler İmam-ı Buhari’ye laf söylüyorlar. Dinden para kazananlar din tüccarıdır; onların fetvalarına bakmıyorum.

Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Allah İçin Sevmek, Mezhep-Tarikat Meselesi, Halvet Adabı

Abdest alırken kıbleye dönmek ne ifade eder?

Abdest alırken veya gusül yaparken önünde sütre olmazsa kıbleye önünü ve arkanı dönme, yanlamasına dur. Eğer önünde sütre varsa bu geçerli değildir. Sütre, seni engelleyecek bir çalı bile olabilir. Besmele çekip sütre koyduğunuzda cinni taifesi oradan geçemez. Bir yerde çıplak kalırsanız parmağınızla etrafınızda besmele çekerek bir daire çizin, onun içine oturun; Allah’ın izniyle taife-i cin dokunamaz.

Kaynak: 307. Dergah Sohbeti — Hüsnüzan, Rüya ile Hayat, Sufi Adabı

İdam cezası İslam hukukunda mıdır?

Kısasta hayat vardır (Bakara, 2/179). Haksız yere öldüren öldürülür; öldürülenin en birinci derecedeki varisi bunu isterse haksız yere öldüren kimse öldürülür. Dinin emri budur. Teröristler, uyuşturucu kaçakçıları ve üreticileri, tecavüzcüler, zorla hırsızlık yapıp adam öldürenler, zorla kadınları fuhuş bataklığına satan örgütlerin elebaşları idam cezasıyla cezalandırılmalıdır.

Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati

Seyahat çeşitleri nelerdir?

Seyahat çeşitleri şunlardır: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve Mescid-i Nebevi ziyareti; ilim öğrenmek için bir alimin sohbetine gitmek; üstadını ziyaret etmek, onun ilminden ve himmetinden faydalanmak; mümin kardeşlerini ziyaret etmek ve onlara destek vermek; sıla-i rahim, yani akrabaları ziyaret etmek. Seyahatlerde adab ve erkana riayet ederek seyahat etmek, haç ve umre sevabı gibidir. Allah rızası için yapılan seyahat cihatla eşdeğerdir.

Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati

Sünnilik nedir?

Sünni demek hukuki demektir, makul demektir. Sünni demek Kur’an ve Sünnet’in özüne vakıf olmak, özünde hareket etmek demektir. Sünnilikte anarşizm yoktur. O yüzden kim Kur’an ve Sünnet’e uyuyorsa o sünnidir. Bir kimsenin yapmış olduğu fiil, söylemiş olduğu söz, davranış biçimi Kur’an ve Sünnet’e uygunsa o davranış biçimi sünnidir. Mesela kıybet etmek sünnilik değildir. İftira etmek sünnilik değildir. Bilmediğini konuşmak sünnilik değildir. Dedikodu yapmak sünnilik değildir.

Kaynak: 310. Dergah Sohbeti — Yaratılışın Gayesi, Hediyeleşme Adabı ve İstihare

Zekat memuru hadisesi nedir?

Sahabeden birisi zekat toplamaya çıkmış, zekat topladığında oradaki insanlar zekat memuruna hediye de vermişler. O da Medine’ye döndüğünde ‘bunlar zekat koyunları, bunlar da bana hedeve verilenler’ diye ayırınca, Hz. Peygamer sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri büyük bir ciddiyetle hemen hutbeye çıkmış ve ‘Size ne oluyor?’ buyurmuştur. Yani sen o vazifeyle vazifelenmiş olmasaydın, o kimse sana o hediyeyi verecek miydi?

Kaynak: 310. Dergah Sohbeti — Yaratılışın Gayesi, Hediyeleşme Adabı ve İstihare

Talak (boşama) meselesi nedir?

Bir Seferde Üç Talak Meselesi. Hanımına kızgınlığından dolayı bir sefer boş ol dese durumu ne olur? Sahabeler bu meseleyi tartışmıştır. Bir kısmı kızgınlık haricinde olsa üç sefer boş ol dese bir talak yerine geçer demişler. Bir kısmı ise üç talak yerine geçer diyenler olmuş. Ama Hz. Ömer gibi, Hz. Abbas gibi kimseler bunun bir talak olduğuna hükmetmişler.

Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas

Kızgınlıkla söylenen talak hükmünde midir?

Kızgınlıkla, sinirle, aklı yerinde olmayacak şekilde bir kimse söylerse o talak hükmünde değildir. Benim arkadaşlarıma uyguladığım şey şu: İnsanlar dini diyaneti bilmiyorlar, eğitimlerini de almadılar. Bir kimse bir seferde üç talak koysa dahi o bir talak yerine geçmiş kabul ediyorum. İnsanların cehaletinden dolayı.

Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas

Helal boşama nasıl olur?

Helal boşama şudur: Bir erkek eşine ay halinden temizlendikten sonra bir talak verir. Bir ay boyunca aynı evi paylaşırlar, aynı evde dururlar. Buradaki hikmet evliliği yıkmamaktır, tekrar geriye dönmek mümkün olsun diye. Bir ay bitti, kadın ikinci ay halini gördü, temizlendi, adam ikinci talağını verir. Yine bir ay geçtikten sonra üçüncü temizliğinde üçüncü talağını verir.

Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas

Sufi kardeşlerin boşanacaklarsa nasıl boşanmaları gerektiğini nereden alırlar?

Bizim derviş kardeşler, sufi kardeşler boşanacaklarsa böyle boşanacaklar. İslam namus problemi olmadığı müddetçe boşamaya çok sıcak bakmaz. Sufi ahlakı namus problemine bakar. Kadının bu noktada ahlaken bir çöküntüsü varsa sufi ona bakar.

Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas

İçkili ölen kimsenin durumu nedir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki: Bir kimse iman üzerine içki içemez. İman üzerine zina edemez. İman üzerine hırsızlık yapamaz. İman üzerine adam öldüremez haksız yere. Bunlardan hareketle Şafi uleması demiş ki: Bir kimse içkili bir şekilde ölürse kafirdir. Bir kimse hırsızlık yaparken ölürse kafirdir.

Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas

Hanefi uleması içkili ölen kimsenin durumu konusunda ne düşünür?

Hanefi uleması bu tip işleri yapanları kafir demekten uzak durmuş ama cenaze namazlarını da kılmamış. Hanefilerde bir incelik var: Böyle bir kimseyi küfürle itham etmekten uzak dururlar. İnce bir perdede hareket ederler. Sufiler de edep ederler, kafir öldü diyemezler, demezler. Onu meçhule getirirler. Ama gidip cenaze namazını da kılmazlar.

Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas

Ticarette Kar Meselesi konusunu ele alıyor mu?

Ticarette kar meselesi

Ticarette yüzde yirmi beşten fazlası haram diyorlar. Hiç alakası yok. Alıcısı varsa yüzde yüz karla da mal satarım, yüzde bin karla da mal satarım. Din oturup kar hesaplamaz. Din sadece haramı bildirmiş: Ticaret helal, faiz haram. Tartıda ölçüde eksiklik yapmak haram. Alırken satarken yalan söylemek haram. Bir alışverişte iki fiyat belirlemek haram. İslam’da teşebbüs hürriyeti var.

Kaynak: 314. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Mahremiyet Hukuku ve Dergahta Hizmet

Sufi Adabı: Kötülüğü Yüzüne Vurmamak konusunu ele alıyor mu?

Sufi Adabı: Kötülüğü Yüzüne Vurmamak

Sufilerin adablarından biri de kimsenin yüzüne kötülüğünü söyleyip utandırmamaktır. Enes bin Malik der ki: Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kimsenin yüzüne hoşlanmadığı bir şey söylemezdi.

Bir kimsenin kötülüğünü değil, eksikliğini yüzüne vurmak peygamberlere, velilere, mürşidlere, alimlere caizdir. Onların söylemesi de şundandır: O kimsenin o kötülükten alıkoymak içindir, onu utandırmak için değildir. Dostlar ise birbirlerine nasihat ederler. Din nasihattir, din nasihattir, din nasihletir. Nasihat etmek birisinin kötülüğünü yüzüne vurmak değil, tatlı bir şekilde misallerle anlatmaktır.

Eğer bir kardeşinizde bir eksiklik noksanlık tespit ettiyseniz o kardeşinize nasihat ediniz. Tatlı tatlı örnek vererek, dolaşarak. Yüzüne ‘sen yalan söylüyorsun’ deme, yalan söylemenin zararlarını anlat. Yüzüne ‘sen gıybet ediyorsun’ deme, gıybet etmenin zararlarını anlat.

Kaynak: 314. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Mahremiyet Hukuku ve Dergahta Hizmet

Dört mezhebin hak olduğuna dair kaynak ve delilleriniz nelerdir?

Hak olan mezhepler dört değildir. Bize küçük ilmihal kitaplarında dört mezhebin hak olduğunu söylerler. Bu hayatta kalan mezheplerle alakalıdır. Dört mezhebin müntesipleri kalmıştır hayatta. Diğer mezheplerin müntesipleri fazlaca kalmamıştır. Tabi dört mezhep müntesibi kaldığından dolayı İslam dünyasında hak olan mezhep dörde dönmüş. Kendince insanlar bu noktada biraz mezhebi meseleleri daraltmışlar.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Örnek: İmam Yusuf, İmam-ı Azam hazretlerinden ayrılmamış talebesi midir?

Örnek: İmam Yusuf, İmam-ı Azam hazretlerinden ayrılmamış talebesidir. Ama birisi karşıda dese ki ben sadece İmam Yusuf’un içtihatlarına uyacağım ve İmam Yus,un içtihatlarıyla hareket edeceğim dese, o da haktır olur. Yusufiye mezhebi. Birisi dese ki ben İmam Muhammed’e tabi olacağım, İmam Muhammed’in içtihatlarına göre devam edeceğim, olur, Muhammedi mezhebi. Birisi dese ki Serahsi büyük bir alimdir, ben Serahsi’nin bu noktadaki içtihat ve görüşlerine intisap edeceğim, Serahsi’ye göre davranacağım ve bir topluluk olsa bir cemaat olursa böyle, olsa olur Serahsi mezhebi. Bir kimse bağının bulunduğu mezhep imamının çatısının altında durursa aynı mezhepten anılır. Kastelani örnek. Biz desek ki Kastelani Hanefi mezhebinin çatısının altında değilim deser ve ben Hanefi’den ayrıldım deser, hiç kimse ona söz söyleme noktasında olmaz. Veya İbn-i Hacer, Şafi mezhebinin büyük insanlarından birisi, aynı zamanda büyük hadisçi, zamanının büyük alimi, kutb-u ilim noktasında. Dese ki ben mezhep imamıyım, hiç kimse ona söz söyleyecek bir söz kalmaz. Bunun gibi bir zat ilmiyle hamildir.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Yemen’e gönderirken sorar: Neyle hükmedeceksin?

Bunun nereden çıktığını sorarsanız: Hz. Muaz bin Cebel. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Yemen’e gönderir. Kur’an ile ya Resulallah. Bulamazsan? Senin sünnetinle ya Resulallah. Bulamazsan? İctihad ederim. Hazreti Peygamber de tebessüm eder. İctihad kapısının açıldığı nokta burasıdır. Din ictihad kapısı açık bir dindir bizim dinimiz. Diyeceksiniz ki bu kapı herkese açık mı? Herkese açık. Herkes ictihad edebilir mi? Herkes ictihad edebilir. Bunu imamlar belli bir çerçeveye koymuşlar ilim ehli. Çünkü bunu kabul etmeyen kimse o ilim ehlinin çerçevesini de kabul etmeyecek. İlim ehlinin çerçevesini kabul etmeyeceğinden dolayı ona bir özgürlük tanıyorum. Kendimce onlarla fikir mücadelesi yaparken diyorum ki al sen de ictihad et. Sana tabi olacak olan varsa senin ictihadlarına göre hareket etsin.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Eğer bu mezhepler hak ise, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hangi mezhepte idi?

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için ‘hangi mezhepte idi’ sorusu cahil gibi bir sorudur. Ama bu soruyu soran kardeşin sorusu değildir bu. Bu cahil insanların sorduğu sorulardır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine bir mezhep iddiasında bulunmak, din ve din terminolojisine ve dinler terminolojisine, Hazreti Peygamber ve ondan önceki peygamber hayatlarını ve dinlerini hiç tanımadan çıkmaya denktir. Tabi bilmemek ayıp değil, suç değil. Bu da bilinmeden sorulan bir soru. Bu böyle muhakkak bir soru, öğrenmek için sorulur. Ama bu soru bir kimsenin oturup da kendi kendine kuracağı bir soru değil. Bu dışarıdan kulaktan dolma sorulardır. Bir mezhebe tabi olmayı bırak onlar bir dine de tabi olamazlar. Bir dine tabi olamayanlar mezheplerin üzerinden soru işaretleri koyarak kendilerine bir yol biçmeye çalışıyorlar.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

İmam-ı Azam hazretleri en az bir hadisçi kadar hadis ali midir?

Hadis Kitabını Resulullah’ın Kabrine Götürmesi. İmam-ı Azam hazretleri en az bir hadisçi kadar hadis alimidir. Fetvalarına konu ettiği, ölçü ettiği bütün hadisleri topladığı hadis kitabı vardır. Hangi fetvayı hangi hadis-i şerife dayandırdığına dair o hadisleri almıştır. Hatta rivayet edilir ki o hadis kitabını alıp Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabr-i şerifine gidip, talebeleriyle beraber, bu hadis-i şerif doğru mu ya Resulallah, senin sözün mü deyip, kabr-i şeriften ‘evet benim sözümdür’ işaretini alıp hadis kitabındaki hadislerini tek tek işaretlemiştir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabr-i şerifinin başında. O yüzden İmam-ı Azam, o yüzden imamların değildir. Ve rivayet edilir ki o esnada hac esnasında yaklaşık 5.000 kişi vardır etrafında. Talebeler de dahil şahit olmuşlardır. Tarih kitaplarında yazar, evliya menkıbelerinde yazar, tarihe not düşmüşler. Ben o yüzden İmam-ı Azam hazretlerine aktab kabul ederim. Ve İmam-ı Azam hürriyetullah hakkında fetva veririm: Allah rüyada görünür. Ben 99 kez gördüm. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyada görmek haktır. Şeytanın şekline, şemaline giremeyeceğine dair fetva verir.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Siz şimdi bakın, etrafınızda dört buçuk yaşında hafızlık yapabilecek bir çocuk görebiliyor musunuz?

İmam-ı Azam hazretleri rivayet edilir dört buçuk yaşında hafız olmuştur. Annesi der ki elmayı dişlemeseydik üç yaşında olacaktı. Dört buçuk yaşında bir çocuğun hafız olabilmesi için annesinin babasının kursağından asla haram girmemesi lazım. Annesinin babasının harama hiç bakmaması lazım. İmam-ı Azam hazretlerinin babası Dicle’nin kenarında bir elma görür. Koparmaz bakın, sadece dişi batar. Suyun üstünde akan giden elma caizdir. Siz ırmakta akan giden bir elmayı alsanız, elma yiseniz helaldir. Balık gibi, ırmakta balığı tutunca caiz mi? Caiz. Sahipsiz nimetim al caizdir. Ama İmam-ı Azam’ın babası ‘ben nasıl bunu dişledim’ diye elma bahçesini bulur, Dicle’nin kenarında sahibini araştırır, sahibini bulur. Der ki kaç akçaysa vereyim ücretini. Elmaya bir diş attım, ısırmadım. Elmaya diş yaptım, ısırmadım. O kimse der ki hakkımı helal etmem. İçinden yedi yıl bende çalışacaksın. Yedi yıl hiç ücretsiz o kimsenin yanında çalışır. Yedi yıl sonra biter, çıkar. Der ki efendim yedi yıl bitti, bana hakkınızı helal eder misiniz? Der ki bir şartla hakkımı helal ederim. Buyurun der. Gözleri görmeyen bir kızım var, elleri tutmayan, ayakları topal, dili lal, kulakları sağır bir kızım var. Bunu alırsan ancak hakkımı helal ederim. Düşünür taşınır. Peki efendim alayım o zaman da. Peki ben sana nikahladım da. Gerdeğe girecek. Girmesinden çıkması bir ol. Bir bakar ki gözü görüyor, kulakları duyuyor, eli ayağı sağlam. Ben yanlış odaya mı girdim diye. Kız der, efendim herhalde yanlışlık oldu. Yok evladım o senin eşin. Gözleri görmedi dedim, hiç harama bakmadı. Kulakları sağır dedim, hiç haram duymadı. Elleri çolak dedim, hiç harama tutmadı. Ayakları topal dedim, hiç harama gitmedi. Dili lal dedim, hiç haram konuşmadı. Evlenirler, İmam-ı Azam olur. Hanımı der ki eğer sen elmayı dişlemeseydin üç yaşında oğul hafız olacaktı. Elmayı dişlediğin için dört buçuk yaşında oldu. Şimdi herkes çocuklarına baksın, hiç şikayet etmesin. Bu kıssaya bakıp da İmam-ı Azam’a laf söyleyecek olanlar oturup şapkalarını önüne koysunlar. İmam-ı Azam gibi bir annesi babası olmadan İmam-ı Azam olmadığı için İmam-ı Azam’a dil uzatıyor. Eğer anne babası İmam-ı Azam’ın annesi babası gibi olsaydı, kendisi de İmam-ı Azam olurdu.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Bir ilim silsilesi var, herkesin talebeleri var ve talebelerine icazet veriyorlar mı?

O 150 yıl içinde hangi mezhebe tabi idiler sözüne gelince: O imamlar vardı, ilim erbabı. Biz onlara bu noktada Tabiin ve Tebai Tabiin olarak devam eden bir silsile olarak görüyoruz. Sahabeden sonra Tabiin, ondan sonra Tebai Tabiin olarak bir silsile. O silsile de 150 yıl daha her şey taze. Bir ilim silsilesi var, herkesin talebeleri var ve talebelerine icazet veriyorlar. Birisi fıkıh öğretiyor, fıkıh icazeti veriyor. Birisi hadis öğretiyor, hadis icazeti veriyor. İmam-ı Azam hazretlerinin 3-4 tane hadis hocası var, 3-4 tane fıkıh hocası var, kelam hocası var, tefsir hocası var.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Halifelik ne demektir?

Halifelik bir kimsenin kendisinden sonra vekil tayin etmesidir. Vekil de değil, kendisinden sonra asil tayin etmesidir. Halife sultan hükmünde, padişah hükmünde, reis hükmünde. Dini terminoloji noktasında eğer o Müslümanların halifesi ise Müslümanların imamı noktasında imam, ama yok devlet başındaysa sultan, bir tarikatsa oranın şeyhi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendinden sonra gelecek halifelerin isimlerini söylemiş midir? Söylediğine dair rivayetler var ama direkt olarak ‘benden sonra Ebu Bekir, ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra Ali olacak’ diye bir direkt hadis-i şerif yok. Ashab kendince bunu bir sıralama yapmış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri son namazını kimin arkasında kıldı? Hz. Ebu Bekir efendimizin. ‘Musa’nın Harunu varsa benim de Ebu Bekir’im var’ dedi mi, dedi. Böylece bu hadisleri toplamışlar, istişare etmişler. O istişare heyetinde bulunanlar Hz. Ebu Bekir efendimizi halife olarak seçmişler ve biat etmişler.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Bir ülkenin darülharp denilebilmesi için hangi üç şartı karşılaması gerekir?

Bir, darülharbe bitişik olması lazım. İki, daha önce eman verilenlerin emanlarının kaldırılması lazım. Üç, İslam hukukunun uygulanmaması lazım.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Türkiye’nin darülharp olup olmadığı tartışmasında hangi argümanlar kullanılmıştır?

Türkiye’nin darülharbe bitişik olduğu, İslam hukukunun uygulanmadığı ve emanların kaldırıldığı iddia edilmiştir. Ayrıca, Türkiye’de faizin varlığı ve İslam hukukunun uygulanmadığı öne sürülmüştür.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Faiz meselesi ve darülharp hukuku arasında nasıl bir ilişki vardır?

Darülharbin kendi içerisinde bir hukuku vardır. Darülharbin kendi içerisindeki hukukunda harbiyle Müslüman’ın arasında faiz yoktur. Müslüman’ın harbisi kimdir? Müslüman olmayanlardır. Banka Müslüman mıdır? İsterse Türk sermayesi olsun, banka Müslüman mıdır? Hayır. İslam’a göre mi kurulmuş? Hayır. Türkiye’de İslam’a göre kurulu hiçbir kurum ve kuruluş yoktur, Diyanet bunun içindedir.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

İslami bankacılık sistemi eleştirilirken hangi noktalar vurgulanmıştır?

İslami bankacılık sistemi, ticaret yapan herkesin icra iflas hukukuna bağlı olduğunu, bu hukukun İslami olmadığını ve bu sistemin aslında İslami olamayacağını savunmuştur. Ayrıca, bankaların İslam’a göre kurulu olmadığını ve bu sistemlerin aslında İslami olamayacağını belirtmiştir.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Çok evlilik ve yeterlilik şartları nelerdir?

İslam’da çok evlilik ayet hükmüdür. İslam öncesi dönemde bir erkeğin yetmişten yüz altmışa kadar hanımı olabiliyordu; İslam bunu dörde indirmiştir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ‘sizin için bir tanesi daha mahzurdur’ buyurmuştur. Ancak ayet-i kerimede birden dörde kadar nikâhlanabileceği de belirtilmiştir. Dört Yeterlilik Şartı: Bir kimsenin çok evliliğe kalkışabilmesi için dört yeterliliğe sahip olması gerekir: Fiziki yeterlilik: Bir erkeğin eşiyle dört günde bir cinsel ilişkiye girmesi kadının hakkıdır. Ekonomik yeterlilik: Evlendiği kadının hayat standardını koruyabilmesi gerekir. İlmi yeterlilik: Evlilik hukukunu, karı-koca hukukunu, çok evlilik hukukunu bilmesi gerekir. Psikolojik yeterlilik: Strese, sıkıntıya dayanabilme kapasitesine sahip olması gerekir.

Kaynak: 320. Dergah Sohbeti: Halvet, Çok Evlilik, Gıybetin Tehlikesi ve 28 Şubat Dersler

İmamlar sakal kazıtmayı uygun görmemişlerdir. Neden?

Bir fetvada, sakal kazıyan kimsenin kazandığı paranın da haram olacağı ifade edilmiştir.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Darülharp hukuku nedir?

Darülharp’ta bir kimsenin sakalını kesmesi caiz görülmüştür.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

İşleri güçleri müsait olmayan kimselerin sakal bırakması neden uygun değildir?

İşleri güçleri müsait değilse Darülharp hukuku noktasında bir mahzur söz konusu olmaz.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Namazdan, abdestten, oruçtan haberi olmayan kimselere rabıta kurmak neden zararlıdır?

Namazdan, abdestten, oruçtan haberi olmayan, tasavvufun âdâb u erkânını bilmeyen, henüz yola girmiş bir kimseye hemen ‘iki kaşının ortasına rabıta kur’ demek, o kimseyi kabız haline sokmaktan başka bir şey değildir.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Haramda hikmet aranmaz mı?

Sûfîler haramı ilm-i siyaset olarak kullanmazlar. Hiçbir zaman haramdan şifâ bulunmaz, haramdan yol gidilmez. Sûfîler kendilerince yolları takvâdır. Takvânın en asgari ölçüsü: farz ibadetlerini yerine getirmek ve Allah’ın haram kıldığı her şeyden uzak durmaktır.

Kaynak: 325. Dergah Sohbeti — Giybet, Laf Tasima ve Nefisle Mucadele

Bazı hâller hususîdir, bazı hâller umûmî midir?

Bazı hâller hususîdir, bazı hâller umûmîdir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine değişik hususî ve umumî tecellîler söz konusudur. Mesela Yemen’e Muaz b. Cebel’i gönderirken: "Neyle amel edeceksin?" diye sormuş; "Kur’an’la ya Rasulallah. Bulamazsam Sünnet’le. Onu da bulamazsam ictihad ederim." cevabına tebessüm etmişlerdir. Bu tebessüm, Hz. Peygamber’in bu sözden razı olduğunu gösterir. Ulemâ bunu bir hadis-i şerif olarak nakleder ve bununla amel ederler.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu bellidir: "Benden sonra doğrudan filancı olsun" dememiş, işaret etmiştir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu bellidir: "Benden sonra doğrudan filancı olsun" dememiş, işaret etmiştir. İşaretleri toplamışlar, demişler ki bu yol işaretleri bizi Hz. Ebu Bekir Efendimize götürüyor. Ve Hz. Ebu Bekir Efendimizin etrafında birleşmişler. İnsanlar rüyalarında da Hz. Ebu Bekir Efendimizi görmüşler. Aynı zamanda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yol işaretleri ona götürmüştür.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Eğer onlara hayır koması konulmadıysa, bu zımnen kabul demek midir?

Eğer onlara hayır koması konulmadıysa, bu zımnen kabul demektir. Bu tür meseleleri çok konuşmak istemez sûfîler. Görevli olan, vazifeli olan arkadaşlar "bizim görevimiz böyle verildi" deyip de nefislerini duymasınlar diye bu konular çok konuşulmaz.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin telkin ve tavsiyesiyle yapılmakta mıdır?

Dergâhımızda yapılan bütün çalışma ve faaliyetler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin telkin ve tavsiyesiyle yapılmaktadır. Yapılan faaliyetlere herhangi bir inkâr, karşı bir söz, karşı bir davranış yok ise zımnen bu da o manada olmuş olur.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Sünnetler nafile midir?

Hadis-i kudsîde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: "Kul farzlarını yerine getirmekle Allah’a en sevimli işi yerine getirir. Nafilelerle de Allah’a yaklaşır." Bu nafile ibadetlerin en önemlisi ahlâkı düzeltmektir. Evet. Borcu olanlar için Hz. Ali Efendimiz nafile yapmanın çok doğru olmadığını söylemiş, önce borcun ödenmesinin daha iyi olduğunu belirtmiştir. Hanefîler hem kaza yapmanın hem de nafile yapmanın mümkün olduğunu beyan etmişlerdir.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Müzik Dinlemenin Hük mü?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri değişik halk oyunlarının musikîlerini dinlemiştir. Hz. Âişe validemize nikâh esnasında: "Def vurdunuz mu?" diye sormuş; "Hayır ya Rasulallah" cevabı üzerine: "Ensâr def sever. Defsiz nikâh, nikâh değildir" buyurmuşlardır. Birkaç sahabenin oturup cariye vasıtasıyla şarkı söyletip def vurdurduğu, dinledikleri de sabittir.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Dövme yaptırana, dişine güzelleşmek için şekil verene, kaşına gözüne şekil verene Allah lânet etsin buyurulmakta mıdır?

Dövme yaptırana, dişine güzelleşmek için şekil verene, kaşına gözüne şekil verene Allah lânet etsin buyurulmaktadır. Bu hadis-i şerif Buhârî ve Müslim’de sabittir.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mütevâtir derecesinde hadis-i şerifleriyle sabit midir?

Mehdî’nin gelmesi haktır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mütevâtir derecesinde hadis-i şerifleriyle sabittir. Sadece Müslümanlar değil; Hristiyanlar da, Yahudîler de Mehdî’nin geleceğine dair kendi kitaplarında işaretler vardır. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn-i Mâce’de mütevâtir derecede hadisler mevcuttur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bu hadisleri nakleden otuzun üzerinde sahabe vardır.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Dünya üzerinde mal, para, pul hesabı kalmayacak; herkes bolluk ve bereket içinde cennet hayatı gibi bir hayat yaşayacak mıdır?

Mehdî’nin zamanında toprak bütün kuvvetiyle ürün verecek, gök bütün bereketini indirecek; insanlar para harcayacak yer bulamayacaklar. Başaklar yedi değil yedi yüz verecek, ağaçlar yedi değil yedi yüz bin yedi yüz verecek, kuzular bir değil on beş doğuracak, inekler ikiz üçüz doğuracak. İnsanlar bir tohum dikecek, o tohumdan yedi kat meyve alacaklar. Dünya üzerinde mal, para, pul hesabı kalmayacak; herkes bolluk ve bereket içinde cennet hayatı gibi bir hayat yaşayacaktır.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin yazdığı eser midir?

Mesnevî bir kitaptır; Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin yazdığı eserdir. Kolları olduğunu bilmiyorum. Ebced hesabı ise kelimelerin ve harflerin üzerine değişik numaralar verilerek yapılmış bir hesaptır. Buradan rumuzlar çıkarıp geleceğe yönelik işaretler vermek — bunları yapan insanlar sayıları kendi kafalarına göre yorumlayıp harfleri yer değiştirirler. Ben çok nazar-ı itibara almıyorum. Benim için din Kur’an ve Sünnet’tir. Kur’an ve Sünnet’i yaşamaktan sorumluyum, mükellefim.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Burası nefisle mücadele edilecek yer midir?

Akşehir’de kardeşler bir yer açmışlar ve dergâh âdâbı, edep ve erkânı sormuşlar. Yavaş yavaş oturur; bir günde dergâh âdâbı ve erkânı olmaz. Bizdeki birinci âdâb: Kardeşler birbirlerini rahatsız etmesinler, birbirlerini üzmesinler. Aranızda kardeşlik, şefkat, merhamet ve muhabbet olsun. Nefis girmesin aranıza. Burası nefisle mücadele edilecek yerdir. Birbirinize karşı nefsânî davranmayın — bu yeter.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Doğru ve makul olan bir şeye öfkelenmek şeytandan mıdır?

Öfkelenmeyin; öfke şeytandandır. Doğru ve makul olan bir şeye öfkelenmek şeytandandır. İnsanın arkadaşına, eşine, çocuğuna yaptıkları hata ve kusurlardan dolayı öfkelenmek şeytandandır. Ama yalana öfkelenin, gıybete öfkelenin, cimriliğe öfkelenin, tembelliğe öfkelenin. Cinsel ilişkide haram sayılan hâller: Kadınların âdet hâlinde olduğu zamanlar yaklaşılmaması ve cinsel ilişkide yolun dışına çıkılmaması — bu kadarı haramdır. Gece yatarken Kur’an dinleyerek yatmak günah değildir. Bizim Anadolu’daki İslâm algılayışında Kur’an’a aşırı derecede saygı vardır ama okuma alışkanlığımız zayıftır. Hac ve umre’de Arapların yattıkları yerden Kur’an okuduklarını görürsünüz; biz buna şaşırırız ama kendimiz elinde Kur’an bile tutmayız.

Kaynak: 326. Dergah Sohbeti — Gorev Tayini, Mehdi Meselesi ve Dergah Adabi

Cömertlik ne şartlarda yapılmalıdır?

Cömertlik de ihlas gerektirir. Allah için yapılması gereken yerde yapılmalıdır. ‘Şeyhime giydireceğim, şeyhime yedireceğim’ diye uğraşma; sen git karı ağabey kimseyi giydir, fakir fukarayı doyur. Cömert her yere ve herkese cömerttir.

Kaynak: 328. Dergâh Sohbeti — Mevlevîlikte Şemsî Ekol, İhlas ve Çanakkale Ruhu

Namazda el bağlama şekilleri nelerdir?

Namazda duruş şekli üç türlüdür: Birincisi, göbek hizasında bağlamak (Hanefîler ve Şâfiîler). İkincisi, elleri sarkıtmak (Hanbelîler). Üçüncüsü, göğüs hizasında tutmak (Mâlikîler). Bazı mezhepsiz görüşte olanlar göğüs hizasında tutmayı savunurlar. Ancak dört mezhep bu konuda farklı içtihatlar ortaya koymuştur.

Kaynak: 328. Dergâh Sohbeti — Mevlevîlikte Şemsî Ekol, İhlas ve Çanakkale Ruhu

Niyetin amelin özüne nasıl etki eder?

Hanefiler, ‘Ameller niyetlere göredir’ hadis-i şerifini ölçü alarak her ibadette niyeti şart koşmuşlardır. Bir kimse yatarken, otururken, yemek yerken, yürürken, derse giderken her yaptığı şeyde niyet ederse o ameli ibadete dönüşür. Su içerken şifa niyetine içersen şifa olur, yemek yerken ‘Senin yolunda koşuşturacak güç kuvvet ver’ niyetiyle yersen o yemek sana Allah yolunda güç kuvvet olur.

Kaynak: 330. Dergâh Sohbeti — İyilik Ahlâkı, Niyetin Gücü ve Tevhid İşareti

Kazık çakan ve sökenin sevapları neden kabul edilir?

Hadis-i kutsîde şöyle anlatılır: Bir kimse bir kuyunun yanına kazık çakar, ‘Bir yolcu geldiğinde hayvanını bağlasın’ der. Ardından başka birisi gelir, ‘Birinin ayağı takılır, kuyuya düşer, boğulur’ diye kazığı söker. Cenab-ı Hak her ikisine de on sevap verir, on günahını siler. Niyetlerinden dolayı. Niyet her şeyin özü hükmündedir.

Kaynak: 330. Dergâh Sohbeti — İyilik Ahlâkı, Niyetin Gücü ve Tevhid İşareti

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir gün sordu: ‘Bugün kim oruç tuttu?’ Hazreti Ebu Bekir Efendimiz elini kaldırdı mı?

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir gün sordu: ‘Bugün kim oruç tuttu?’ Hazreti Ebu Bekir Efendimiz elini kaldırdı. ‘Bugün kim bir hasta ziyaretine gitti?’ Hazreti Ebu Bekir Efendimiz yine elini kaldırdı. ‘Kim bir fakir doyurdu?’ Hazreti Ebu Bekir Efendimiz yine elini kaldırdı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz buyurdu: ‘Bu üç fazileti bir günde üzerinde bulunduran kimseye cennet müjdesi vardır.’

Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık

Enstrüman üzerinden para kazanmanın sakıncası var mıdır?

Hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, enstrüman çalıp insanları eğlendirerek para kazananların bu kazancının caiz olmadığını söylemiştir. Hanefîlerce.

Kaynak: 334. Dergâh Sohbeti — Ruhların Buluşması, Hal Görme ve Mürşide İhtiyaç

İçkinin yasaklanması ve devletin rolü nedir?

İçkinin devlet eliyle yasaklanmasına karşıyım demek insanı şirke götürür mü?’ Bu söz pek hoş bir söz değildir. İçkinin yasak olması lazım. Allah yasak etmiş. Devlet eliyle, millet eliyle, âlim eliyle, hâkim eliyle gelince yasaklanması gerekir. İçki haramdır; haram olan bir şeyin yasak olması gerekir. Yasak koymak sorumluların işidir: âmir, âlim, hâkim hükmünde olanların işidir. Devlet bu noktada hâkim hükmündedir. İslami noktada devlet aynı zamanda âlim hükmündedir. İslami bir devlet statüsü hem âlim, hem âmir, hem hâkim hükmündedir. Nasıl âlim hükmündedir? Devlet, ulemayı yanına alarak ve ulemadan dini hakikatleri alarak âlimliğini gösterir. Bu noktada ilmi; fıkıh, tefsir, sosyal bilimler, ekonomi, savaş, her alan üzerine alabilir. Devlet mükemmel bir hâkim hükmündedir, mükemmel bir âmir hükmündedir. Eğer İslami bir devlet olursa içkiyi yasaklayacak olan devlettir.

Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik

Kadının başını açmasının haram olduğunu bilerek bir erkek açık bir bayanla evlenebilir mi?

Mümin erkekler mümin kadınlarla ve ehl-i kitap kadınlarla evlenebilirler. Ehl-i kitap olması evlenebilmesi için yeterlidir. İleride başını örtebilir, ama örtmezse kadının o günahından erkek de mes’ul olur. Çünkü elinizin altındakilerden sorumlusunuz.

Kaynak: 341. Dergah Sohbeti — Bıyık ve Sakal Sünneti, Namaz Dinin Direği, Mürşid İmtihan

Kadınların itikafı nasıl yapılır?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, mübarek hanımlarının mescitte itikafa girmelerinden hoşnut olmamıştır. Bütün ulema bu konuda içtihad ederek kadınların camide veya mescitte itikafa girmelerinin caiz olmadığını beyan etmişlerdir. Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali radıyallahu anhum Hazretleri’nin döneminde de bu uygulama yoktur. Kadınlar kendi evlerinde bir odalarının köşesine seccade gibi bir örtü yayıp üzerinde ders çekerek itikafa niyet edebilirler. Eşlerinin ve çocuklarının temel ihtiyaçlarını görebilirler. Eşleri izin verdiği takdirde itikafa girebilirler. Bu konuda eşin rızası esastır.

Kaynak: 346. Dergah Sohbeti — Hilal İzleme, İtikaf Sünneti, Kalp İlmi ve Gerçek Dostluk

Fıtır sadakasının şer’i ölçüsü nedir?

Fıtır sadakasının şer’i ölçüsü bir fakirin bir günlük yiyeceğidir. Dürer-i Gürer, Emanet-i Ehliyye ve Hanefi fıkıh kitaplarında bu açıkça beyan edilmiştir. Diyanet’in beyan ettiği miktar şer’i asgaridir.

Kaynak: 346. Dergah Sohbeti — Hilal İzleme, İtikaf Sünneti, Kalp İlmi ve Gerçek Dostluk

Vefat etmiş Müslümanın ibadet borçları ödenebilir mi?

Vefat etmiş bir Müslümanın namaz, oruç gibi ibadet borçları ödenebilir mi? Sahabeden bir nakil vardır; babasının oruçlarını tutan kimseyle alakalı. Oruçtan kıyas edilirse namaz için de fetva verilmiştir. O kimsenin geçmiş kaza borçları varsa, ömrü yetmediyse ve vasiyet ederse öyle olabilir.

Kaynak: 348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap

Altın, borsa, tahvil ve hisse senedi hakkındaki görüş nedir?

Altın bir kimse, altın sahibi olabilir. Zekatını verdiği sürece bir sıkıntı yoktur. Borsa, tahvil, bono, repo, hisse senedi benim nazarımda sakıncalıdır. Benim param olsa herhalde altına yatırırdım. Borsayı kafam basmaz, üç kağıt görüyorum. Tahvili üç kağıyorum. Repo, gecelik faiz meselesidir. Bunlar sıkıntılı ve sakıncalı şeylerdir.

Kaynak: 348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap

Ölülerin Kabri Üzerine Ağaç Dikmek Caiz midir?

Ölülerin kabrinin üstüne ve yanına ağaç dikmek caizdir, hem de sünnettir.

Kaynak: 350. Dergah Sohbeti — Cemaatlerin Yönetilmesi, 28 Şubat Hatıraları ve Ümmetin Bi

Bir yerde kıtlık olacaksa, Hz. Ali Radıyallahu Anh Hazretleri ne söylüyor?

Hz. Ali Radıyallahu Anh Hazretleri o yere "tövbe edin" diyecek. "Yağmur duasına çıkın" demiyor, "tövbe edin" diyor. Nerede yalan, zina, gıybet, dedikodu fazlalaştı, Allah oraya darlıkla terbiye eder. Geçim sıkıntısı yaşıyorsun, tövbe et. Günahlardan arınmaya çalış. Bir ağacın kalbini mi kırdın? Bir dervişin gönlünü mü incittin? Bir annenin kabristanını okumadan mı geçtin? Bir velinin gönlünü mü incittin? Tövbe et, helallik al.

Kaynak: 351. Dergah Sohbeti — İstişare Adabı, Sarık Sünneti ve Aşkın Mahremiyeti

Kurban Hükümleri nedir?

Kurban Bayramı Hükümleri

Kurbanın Hükmü ve Pay Edilmesi

Kur’an, hadis, Peygamber Efendimizin sözlü ve fiili sünneti, ashabın uygulaması ve imamların içtihadıyla: Hanefilere göre zekat vermeye muktedir olana vacip, muktedir olmayana nafile ibadettir.

Kurban alınırken niyet ederek alınır, vekalet verilirken niyet ederek verilir. Hisseli ortak kurban kesecekse kurban niyetiyle büyükbaş hayvana ortak olunmalıdır. Pay edilmesi konusunda herkes kendi hayat standardına göre yiyebileceğini ayırır, yiyemeyeceğini dağıtır. Bir kısmını dağıtması evladır.

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yokluk yıllarında kurbanın dördüncü günü hiç kimsenin evinde et kalmamasını emretmişti. Kıtlık yılı bitince bu uygulamayı kaldırdı, serbest etti. Durumu müsait olmayan aile kurban etini kavurup saklayabilir, yıl içerisinde yiyebilir.

Kurban Orucu Nedir?

Ramazan bayramının birinci günü sabah namazından sonra birkaç tane hurma yemek sünnettir; o gün oruçlu olmadığını göstermek içindir. Hurma yoksa bir zeytin tanesi veya bir şey yenmesi sünnettir.

Kurban bayramında ise Arefe günü oruç tutmak evladır. Zilhicce’nin ilk on günü oruç tutmak da faziletlidir. Kurban orucu denilen şey şudur: Hazreti Peygamber sabah namazından sonra bir şey yemez, bayram namazını kıldırır, sonra hemen kurbanını keser ve kurbandan bir parça pişirtip onunla orucunu bozar. Bu dört beş saatlik orucu kendi kurban etiyle bozmak sünnettir.

Terk edilmiş bir sünneti ahir zamanda işlemek yüz şehit sevabı kazandırır. Kurban artıklarının (kemik, kan, tüy, iç organlar) toprağa gömülmesi ve hijyene dikkat edilmesi de sünnettir.

Kaynak: 354. Dergah Sohbeti — Sufi Paylaşım, İmtihan ve Sabır, Zikrullah Adabı, Kurban H

Elime geçen parayı faize yatırıp sadece faiz olan kısmını faizlere versem olur mu?

Kurban: Faiz, Borç ve Daru’l-Harp Meselesi Selamun aleyküm. Cenab-ı Hakk yüzünüze hayır versin inşaAllah. Hayrımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Soru gelmiş: Borcumu ödeyemediğimden faiz gerekti. Olur. Yurt dışında bulunduğum ülke gayrimüslim bir ülke. Bu durumda borçlu durumumdayım, ödemediğim takdirde öldükten sonra kabir azabı çeker miyim? Yurt dışındaki ülkeye giderken o ülkeyle belli bir anlaşmanın neticesinde gidildiğinden dolayı, orası normalde daru’l-harp olmuş olsa dahi o anlaşma neticesinde orada bulunduğumuzdan dolayı oranın hukukuna uyma zorunluluğu vardır. Ama bir İslami hukukla hukuklanmış bir yerden oraya harp noktasına giderse o zaman böyle bir şey söz konusu olmaz. Daru’l-harp, daru’l-İslam hukuku burada önemlidir. Daru’l-harp demek harp edilen yerdir, mücadele edilen yerdir. Siz harp ettiğiniz bir ülkenin müsaadesiyle gidebilir misiniz? İngiltere ile harp halinde olmuş olsanız İngiltere size vize verip kendi topraklarına kabul eder mi? Oranın vizesiyle giriyorsanız o devletle hukuki olarak bir antlaşma üzerine girmiş oluyorsunuz. Bu noktada İslam hukukunu bilmeyenler ‘Almanya’ya gidenler orada harp halindeler, devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda değiller’ gibi hükme varıyorlar. Aynı şekilde Türkiye’de de öyle yapıyor adam. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliği taşıyor musun? Evet. Pasaportunu taşıyor musun? Evet. O zaman sen mevcut bu devletle hukuki noktada antlaşma sağlamış oldun. O yüzden devletin malına, insanların malına zarar verme yetkin yok. İnsanlar kendi kendilerine fetva çıkarıyorlar. Mücadele etmiyor adam. Mücadele etmiş olsa ona diyeceğiz ki sen mücadele halindesin, harp halindesin. O kimseye soracaksın: Sen İslam dediğin için gidip mahkemede sorgulandın mı? Dinin için işkence çektin mi? Dininden dolayı seni karakola çağırdılar mı? Hayır. O zaman sen mücadele etmiyorsun. İlim Nedir? Yunus Emre’nin Tarifi Çok basit bir soru: İlim nedir? Yunus Emre’nin deyişiyle: ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.’ Tabii ilme hangi noktadan bakacağız? Tıp ilmini mi sordun, fizik ilmini mi, matematik ilmini mi, ticaret ilmini mi, hadis ilmini mi, tefsir ilmini mi? Ama bunun içerisinde en faziletlisini öğrenmek istiyorsan, ilim O’nu bilmektir. O’nu bilmenin yolu da nefsini bilmektir. Nefsini bilmeyen bir kimsenin O’nu bilmesi mümkün değildir. Bu ilmin en faziletlisi, belki de ilmin evvelidir. Ehliyet ve Trafik Kurallarına Uyma Zorunluluğu Soru: Araba kullanmayı biliyorum ama on sekiz yaşında değilim, ehliyetim yok. Araba sürersem dinim için sakıncası olur mu? Burada dini sakınca aramayın. Yaşadığınız ortamda, yaşadığınız sistemde belli kurallar var. Bu kurallar haram olmadığı müddetçe uyulması gerekir. Kırmızı ışıkta durmanın dinen ne sakınca var diye mi tartışacağız şimdi? Ehliyet almadan trafiğe çıkma. Ehliyet almış olsan dahi güzel araba kullanmadıkça, ehli olmadıkça dikkatli ol. Kurban Bayramı: Hükmü, Vacipliği ve Zamanı Kurban Bayramına ‘Kavurma Bayramı’ Diyenlere Cevap Zamanımızda kavurma bayramına dönen bu mübarek bayramın önemini sordular. Densizin, dengesizin birisi çıkmış kurban bayramına, din ve dinden olan bir şeye laf söylemiş. Biz ona buradan bir laf söylesek ne olacak? Daha onun burada bir deli taş atmış, kırk akıllı çıkaracağım diye uğraşacağız. Onlar her şeye laf söylerler. İslam dinine laf söyleyecek, ibadet edenlere laf söyleyecek, her şeye bir kulp takarlar. Her kulp takana cevap vermeye kalksak ömür yetmez. Kurbanın Hükmü ve Vacip Oluşu Cenab-ı Hak Kevser Suresi’nde ‘kurban kes’ diye emir buyurmuştur. Hanefiler bu ayet-i kerimeden yola çıkarak, Peygamber Efendimiz’in hiç terk etmediği bu ibadeti vacip saymışlardır. Kime vacip? Zekat vermeye muktedir olana. Kurban, Hanefilerce zekat vermeye muktedir olana vaciptir. Bunun üstünde, altında bir şey aramaya gerek yok. Adem aleyhisselamdan itibaren kadim bir Allah’ın sünnetidir. Cenab-ı Hak, Adem’in çocuklarından itibaren bütün peygamberlere kurban emretmiştir. Kurban, kurbiyet yani yakınlık demektir. Kim farzları yerine getirirse Allah’a en sevimli işi yapmıştır. Nafilelerle Allah’a yaklaşır ve Allah onu sever. Bir kimse ibadetleri yerine getirmekle Allah’a yaklaşır. Üzerine farz, vacip ve nafile ibadetleri gücü yetince yerine getirerek Allah’a yaklaşır. Kurbanın Zamanı ve Mezhep Farkları Kurban Hanefilerce vacip, Şafiilerce sünnettir. Kurban bayramının birinci günü, şehirlerde bayram namazından sonra, bayram namazı kılınmayan köylerde sabah namazından sonra, Hanefilerce üçüncü gün ikindi vaktine kadar kurban kesilebilir. Bu vakit arasında kurban kesme ibadetini yerine getirirler. Kurban kesmek Hanefilerce nisap miktarı mal sahibi olan, yani zekat verenler için vaciptir. Zekat vermeyenler için Hanefilerde nafile, Şafiilerde zekat verse de vermese de nafile bir ibadettir. Namaz Kılmayan Kurban Kesebilir mi? Bir kimse farz namazını kılmıyor, kurban kesebilir mi? El-cevap: kesebilir. Bir kimse bir ibadeti yerine getiremeyebiliyor. Bunu yerine getiremediğinden dolayı başka bir ibadeti de terk etmesi ondan beklenmez. ‘Namaz kılıyor musun ki kurban kesiyorsun?’ demeyin. Bırakın bir ibadet, bir ibyadet. Yüz sefer Allah diyemedi diye bir sefer de mi diyemeyecek? Otuz Ramazan orucunu tutamadıysa bir gün oruç tutmaya hakkı yok mu? Ahir Zaman Fitneleri ve Orta Doğu’daki Süregelen Çatışmalar Ahir zamanla alakalı, ahir zamanda çıkacak olan fitnelerle alakalı çok keskin ve çok net bir şey söyleyeyim: Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışın. Ahir zaman fitnelerinden ve bütün fitnelerden insanı koruyacak olan, muhafaza edecek olan direkt Kur’an ve sünnet bilgisidir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğması ahir zamanın başlangıcıdır. Hazreti Peygamber’in doğduğu günden itibaren ahir zaman yaşanmaktadır. Bildiğim bir şey var: Yeryüzünde Allah diyenler mevcut olduğu müddetçe kıyamet kopmayacak. Hadis-i şeriflerde Fırat ile Dicle arasında savaşların olacağı, orada kan gözyaşının bitmeyeceği bildirilmiştir. Zaten bitmemiş. Hazreti Ömer Efendimizden sonra oradaki karışıklık bitmemiş. İslam’dan önce de, İslam’dan sonra da bitmemiş. Hala da bitmiyor. Çünkü ilk zulüm orada işlendi; Adem’in çocuğu kardeşini orada katletti. Orada zulüm bitmeyecek. Zulmü bitirme, kanı bitirme, kargaşayı bitirme gücü Mehdi aleyhisselam ve İsa aleyhisselamdan başka hiç kimsenin gücü yetmeyecek buna. Abbasiler’de de öyle olmuş, Emeviler’de de, Selçuklular’da da, Osmanlılar’da da. Son yüzyıldan beri Orta Doğu’da kan gözyaşı bitmemiş. Devletlerin başındaki zalim hükümdarlar kendi insanlarına zulmetmiş, birbirleriyle bitmeyen savaşlarla birbirlerine zulmetmişler. Kur’an ve Sünnete Sımsıkı Sarılma Tavsiyesi Siz Kur’an ve sünnete sımsıkı sarılın. Fitnelerden ancak böyle muhafaza olursunuz. Size yol olarak Kur’an ve sünnet yeter. Size yol olarak Kur’an, sünnet ve imamların içtihadı yeter. Ben kendim Hanefi mezhebindenim. Gücümü yettiğince Hanefi mezhebine göre amel ediyorum. İnsanlara yardımcı olmaya çalışırken de Hanefi mezhebine bağlı kalarak yardımcı oluyorum. Ama bir kimsenin problemini Hanefi mezhebinde çözemiyorsak o zaman Maliki, Hanbeli, Şafii mezhebine bakıyorum. Sufilik yolunda gitmek isteyenler için: Size yol olarak Cüneyd-i Bağdadi’nin, Sırri Sakati’nin, Beyazıd-ı Bistami’nin, İbrahim Edhem’in, Abdülkadir Geylani’nin, Ahmed er-Rufai’nin, Ahmed el-Bedevi’nin, Hazreti Mevlana’nın yolu yeter. Bunlardan herhangi birisi, birbirlerine çok fazla fark yoktur. Hadis Kitapları Tavsiyesi ve Okuma Alışkanlığı Tavsiye Edilen Hadis Kaynakları Bazı kardeşler belirli hadisleri okuyarak kendilerine yol çiziyor. Bu noktada perspektifinizi geniş tutun. Belirli cemaatlerin hazırlamış olduğu hadis kitapçıklarından başka, Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud gibi ana kaynaklara da bakın. İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütüb-i Sitte tercümesi Rudani’nin hadis eseri Hadislerle İslam (altı-yedi ciltlik) Buhari ve Müslim’in ittifak ettiği hadisler Kettani’nin hadis kitapları Nevevi’nin kırk hadis eseri (Diyanet yayını) Gönlüm arzu eder ki İbrahim Canan’ın Kütüb-i Sitte’sini alın, Rudani’yi alın. Hadis-i şerifleri oradan okumaya, oradan bilgi edinmeye çalışın. Fitnelerle alakalı bütün hadisleri okuyun. Okuduğunuz hadislerin sonucunda çıkaracağınız sonuç şu: Bir kimsenin hangi fitneye düçar olacağı belli değil. Bununla alakalı sağlam yol, sıkı sıkı Kur’an ve sünnete bağlanmaktır. Okuma Alışkanlığı Edinin Evinizde bir tane tefsir kitabı bulundurun. Evinizde fıkıh kitabı bulundurun. Evinizde hadis kitabı bulundurun. Açıp oradan okuyun, oradan not alın. Soru soracağınız zaman sayfa numarasıyla, hadis numarasıyla not alıp getirin. Şimdi ceplerinizde üç yüz liradan, beş yüz liradan aşağı telefon yok. Evine bir milyonluk telefon alıncaya kadar, evine bir tane hadis kitabı al. En yeni cep telefonu almasını biliyor herkes, en yeni televizyon almasını biliyor, ama evinde bir hadis kitabı yok. Hadis-i Şeriflerin Sahihliğini Sorgulama Meselesi Bir soru gelmiş: ‘Bu hadis sahih ise…’ diye başlıyor. Sahih olmadığını düşündüğün hadis-i şerifi buraya neden getirdin? Hadis-i şeriflerin üzerinde ancak ilim ehli, hadis ilimcileri otururlar. Bir hadisin sahih olup olmadığıyla alakalı kritik ve analizler ederler ve bir hükme varırlar. Bu oyunlara düşmeyin. Eğer siz muteber o altı hadis kitabından, daha geniş on dört hadis kitabından, hatta otuz beş hadis kitabından aldığınız bir hadis-i şerif ise bunun üzerinde ‘sahih mi değil mi’ diye sizin sorgulama hakkınız yok. Bu sizin bu noktada cehaletinizi gösterir. Ben İmam Buhari’nin hadislerine inanıyorum kardeşim. İmam Buhari hadis sahih dediyse sahihtir. Benim kalkıp herhangi bir hadis-i şerifin üzerinde, bir bilgim olmaksızın, ‘bu sahih değildir’ veya ‘bu böyle söylenmemiştir’ demem çok büyük küstahlıktır, çok büyük cehalettir. Bir yerde faizle alakalı hadis-i şerif söyledim: ‘Müminin müminden faiz alması haramdır. Kim mümin kardeşinden faiz alırsa, annesiyle Kabe duvarının dibinde nikahlanmış gibi günah etmiştir.’ Birisi dedi ki: ‘Hazreti Peygamber öyle söz söylemez.’ Dedim: ‘Hangi hadis kitablarını okuyorsun?’ ‘Ben ilahiyat mezunuyum’ dedi. ‘Sana nerenin mezunusun diye sormadım, hangi hadis kitabını okudun diye sordum’ dedim. Ses yok. ‘Oturup baştan sona bir hadis kitabı okudun mu?’ dedim. Ses yok. ‘Hazreti Google’ Eleştirisi: İnternetten Din Öğrenme Tehlikesi İnsanlar oturuyorlar, internetten oradan bir şey okuyor, oradan bir şey alıyor, çorba yapıyor adam. Adamın şeyhi de yok, bir cemaati de yok, ama şeyhten de cemaatten de fazla biliyor. Bir müddet sonra bakıyorsun adam namazı terk etmiş, meşrebi terk etmiş, mezhebi terk etmiş, yolu terk etmiş, her şeyi terk etmiş. Ama çok biliyor adam. Dünyayı yakanlar hep kendilerini çok biliyor noktasında olanlardır. Ailelerini batıranlar ailenin içerisinde kendisini çok bilen kişidir. İş yerlerini batıranlar kendilerini işlerinde çok biliyormuş noktasında görenlerdir. İstişareye açık olmayan insanlar batmaya mahkumdur. Bir yol istişare etmiyorsa batar, bir iş yeri istişare etmiyorsa batar, bir aile birbirleriyle istişare etmiyorlarsa batar. Bir dergah birbirleriyle istişare etmiyorlarsa batarlar. Adamın istişare edeceği bir kimsesi yok, ihtiyacı yok. Basıyor Google efendiye, istediği sonucu alıyor. ‘Hazreti Google’ duruyor orada. Adamın gidip fıkıh okumasına gerek yok, Hazreti Google var. Hadis okumasına gerek yok, Hazreti Google var. Tefsir okumasına gerek yok, Hazreti Google var. Rüya tabirine gerek yok, yaz Hazreti Google’a gelsin önüne. Birine dedim ki: ‘Şu Hazreti Google’a sor bakalım, kabir halinde de vakıf mı? Kalbe rahmet ediyor mu?’

Kaynak: 356. Dergah Sohbeti — Faiz ve Borç Meselesi, Kurban Bayramı Hükümleri, Ahir Zama

Kurban kesme hükmü nedir?

Kadın, Erkek ve Aile. Kadınlar İçin Kurban Hükmü. Erkeğin mi kadının mı kurban kesmesi gerekir? Birinci derecede kurban, parası olana vaciptir. Hanımın parası varsa ona vaciptir, o keser birinci dereceden. Bazen soruyor birisi: ‘Para yok ama altın var.’ Kuyumcuya ucundan kestir, beş altı gramı sat, git kurbanını al. Sevdiklerimizi infak etmedikçe Allah’ın güzellikleri, nimetleri gelmez. Altınlar seninse ucundan kestir biraz. ‘Sevdiklerinizden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz’ (Al-i İmran 3/92) ayetini hatırlayın. Aile İçinde Kurban Kesme. Bazı erkekler hanımına da bir kurban alıyor. Niyet hanıma ait. Erkeğe vacip ise önce kendi kurbanını kesecek. Bunun yanında aileden birisi için de kurban kesilebilir. Erkeğe vacip değilse, nafile bir ibadet olarak aileden herhangi birisinin üzerine kesilebilir. Sahabeden örnekler var: İki kişi gelmişler, ‘Ya Resulallah, ölen babamız için kurban kesmek istiyoruz’ demişler. Hazreti Peygamber reddetmemiştir. Ölen babalar için oruç tutmuşlardır, namaz kılmışlardır. Sevap hediye etme caizdir. Cenab-ı Hak her yapılan ibadetin karşılığında bir sevap verir, bunu yakınlarınıza hediye edebilirsiniz.

Kaynak: 356. Dergah Sohbeti — Faiz ve Borç Meselesi, Kurban Bayramı Hükümleri, Ahir Zama

Emaneti ehline verme nedir?

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudi bir doktora Beytülmal’dan maaş bağlamıştır. O Yahudi doktor tıp ilmini Müslümanlara öğretmiştir. Dinine bakmamış, ilmine bakmıştır. Mekke’den Medine’ye hicret ederken mihmandarı müşriktir. Yol üzerinde nerede mağara var, nerede kaya var, o müşrik çok iyi biliyordu. Üç gün boyunca Mekke yakınında saklandıkları süre boyunca onlara yemek getirip götüren de müşriktir. Allah emanetleri ehline vermenizden hoşnutluk duyar. Anladınız mı? Bizde yandaşçılık var: ‘Başkanım, bizim arkadaşımızı buraya ver. Sayın Valim, bizim arkadaşımızı buraya al. Bu ihaleyi bizim arkadaşa ver.’ Batırıyor ortalığı. Kim buraya baş hekim olmalı? Baş hekim olacak özelliklere sahip olan! Belediye meclis üyesi olacak kişi belediyecilikten anlıyor mu? İnşaat mühendisi mi, yol mühendisi mi, çevre mühendisi mi? Değilse neden o koltukta oturuyor? Ahlakı muhakkak önemlidir, ahlakı reddedemeyiz. Ama işi ehline vermek, ehline yaptırmak esastır. Bir kimsenin ehil olduğu alan neyse onu orada görevlendirirsiniz. Paradan sıkıntısı varsa para işlerine dokundurmassınız. Ehil olduğu işe odaklarsınız. İnsan kafasını oraya odakladı mı iş verimli olur.

Kaynak: 356. Dergah Sohbeti — Faiz ve Borç Meselesi, Kurban Bayramı Hükümleri, Ahir Zama

Sigara satışı ve haram hükmü nedir?

Eski fıkıh kitaplarında sigara mekruh olarak geçer çünkü o dönemde zararı bilinmiyordu. Bugün sigaranın insan vücuduna verdiği zararlar bilimsel olarak kesinleşmiştir. Akciğer kanserinin yüzde seksen beşi sigaradan kaynaklanmaktadır. Zararı kesin olarak tespit edildiğinden dolayı sigara haramdır.

Kaynak: 360. Dergah Sohbeti — Nazar Boncuğu, Sufi Yolunda Kalma, Zühd ve Teslimiyet

Hanefi fıkhında imam kıyaslaması nedir?

Hanefi fıkhında imam kıyaslaması: Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi, I/157-160; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, I/560

Kaynak: 361. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Siyaset ve Oy Kullanma, Nikah ve Mehir Hükümle

Hanefi fıkhında fetva farklılıkları (İmameyn görüşü) nedir?

Hanefi fıkhında fetva farklılıkları (İmameyn görüşü): Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi, Mukaddime; Serahsî, el-Mebsût

Kaynak: 361. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Siyaset ve Oy Kullanma, Nikah ve Mehir Hükümle

Faizle ilgili bir hadis-i şerif nerede yer alır?

Kredi kartı ve Faiz: Annesiyle Kabe Duvarında Zina Hadisi başlıklı parçada, hadis-i şerifte buyurulmuştur ki faizle uğraşan kimse, annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi olur. Bu hadis-i şerifi televizyonda söylediğimde büyük tepki geldi. Hoca hükmünde bir kimse bile ‘Hazreti Peygamber böyle söylemez’ dedi. Ne yazık ki söylemiştir. Bu hadis insanları rahatsız ediyor, ancak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin konuştuğunu konuşmak da sünnettir. Gücünüz yettiğince faizden uzak durun. Kredi kartı almayın, ödeyemiyorsunuz ama harcıyorsunuz. Maaş kartı kullanın. Bir arkadaş iki yüz kere kredi kartını kırdı, tekrar gönderiyorlar. Bankalar bırakmıyor insanları. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad

Fetva vermek ile ictihad etmek farklı şeyler midir?

Fetva vermek ile ictihad etmek farklı şeylerdir. İctihad etmek, Kur’an ve Sünnet bilgisi gerektiren, alim hükmünde olma gerektiren bir meseledir. Fetva vermek ise verilmiş, söylenmiş olan bir fetvayı aktarmaktır. Bu fetva vermek değil, fetvayı nakletmek, fetvayı taklit ettirmektir. Ehli Tasavvuf üstadların kendi dairelerinde ictihad edebileceklerine hükmetmişler; ancak o ictihad sadece cemaati bağlar, dışarıdaki bir kimseyi bağlamaz.

Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları