Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

272. Dergah Sohbeti – Zulme Karşı Mücadele, Kader, İstihare-İstişare ve Dervişlik Yolu

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 272. Dergah Sohbeti – Zulme Karşı Mücadele, Kader,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Yolu: Zulme Karşı Mücadele — Müslümanın Sorumluluğu

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: ‘Siz bir kötülüğü gördüğünüzde mümkünse elinizle, mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalben buğz ederek önlemeye çalışınız.’ Zulüm Allah’ın istemediği bir şeydir. Allah kullarına zulmetmez ve kullarının zalim olmasını istemez. Zulmün her türlüsü — el ile, dil ile, kurum baskısı ile, sistem ile, fikir ile — kötülüktür.

Devlet Eli ile Zulmü Önleme

Ulema tarafından ‘elinizle’ ifadesi devlet eli ile zulmün önlenmesi olarak nitelendirilmiştir. İslam devletinin bulunduğu yerde devlet, zulmü ve zalimliği engellemekle mükelleftir. İslam memleketi olmayan yerlerde ise dârülharp imamı veya meclisi kurulur; bu meclis istişare ile karar alarak zulmü durdurmaya gayret eder.

Osmanlı’dan sonra Anadolu’ya yabancı güçler işgale kalkıştığında devlet eli ile durdurmayı beklemek ahmaklık olurdu. Her bölgede dârülharp emiri seçilerek bir meclis oluşturuldu ve bu zulüm durdurulmaya çalışıldı. İslam bu kapıyı açıp farz noktasında görmüştür.

Kenarda Oturmak İslam Değildir

Zulmü sabırla gitmesini beklemek zayıflığın alametidir. İslam hiçbir dönemde faaliyetsiz bir zaman geçirmemiştir, hiçbir yerde direnişsiz bir dönem yaşanmamıştır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin evi bir mescit gibi, bir zikirhane gibi, bir tekke gibi, bir medrese gibi çalışırdı. Müslümanların evleri birer dershane, birer zikirhane, birer medrese gibiydi ve İslam öyle hâkim oldu.

İslam hukukuyla hükmedilmeyen yerlerde ‘mesaj açık, faaliyetler gizlidir’ prensibi geçerlidir. Ev sohbetleri, birebir tebliğ, hücresel faaliyetler ile karanlığı hayra çevirmek için mücadele edilir. Dünyada kötülük varsa ve o kötülükle mücadele edilmiyorsa Müslümanlar da sorumludur.


Kader, Cüz’i İrade ve İnsanın Sorumluluğu

Kader meselesi doğru anlaşılmalıdır. Mutlak kader; insanın ölümü, güneşin doğması-batması, dünyanın dönüşü gibi hususlardır. Bu dahi Allah için değiştirmesi kolaydır; Allah istediğini istediği anda değiştirir. Ancak bu değiştirme, insanın kendi durduğu noktayı değiştirme arzusuyla alakalıdır.

Cebriyecilik ve Kaderiyecilik Arasında

Ehl-i Sünnet inancında ne cebriyecilik ne kaderiyecilik vardır. Cebriyecilik: ‘Zorla günah işletildi’ demektir. Kaderiyecilik: ‘Kaderimde varmış’ deyip sorumluluktan kaçmaktır. Cenab-ı Hak bize cüz’i irade vermiştir; biz bu irademizle hayrı, iyiyi, doğruyu, güzeli seçmeye çalışırız. Kötülüğü de iyiliği de yaratan Allah’tır, ama seçim bizimdir.

Hz. Adem ile Şeytanın Farkı

Şeytan, Kur’an-ı Kerim’de geçtiği üzere ‘Madem ki sen beni saptırdın, ben de senin kullarını saptıracağım’ diyerek kendi sapmasını Allah’a isnat etmiştir. Hz. Adem aleyhisselam ise ‘Ben nefsime zulmettim, beni affet’ diyerek eksikliği kendi üzerine almıştır. İşte Adem’in nesli ile şeytanın yolu burada ayrılmıştır. Hz. Adem bu edebi ve alçakgönüllülüğüyle yeryüzünün halifesi olmuştur.

İnsan kötülerle beraber olursa kötülerden olur, salihlerle beraber olursa salihlik bulaşır. Ateş eken kor biçer, buğday eken buğday toplar. Senin önünde senin yaptıkların vardır; kötülüğe kapı açarsan o kötülükten geçen herkesin günahından nasibini alırsın.


Dövme Hükmü ve Tövbe

Dövme, fıtratı bozmaktır ve şeytanın işidir. Şeytan Cenab-ı Hakk’a ‘Ben senin kullarının fıtratını bozduracağım’ demiştir. Dövme yaptırmak büyük günahtır (kebair). Helal gören küfür ehli olur. Ancak İslam öncesinde veya cahillik döneminde dövme yaptırmış olup sonradan İslam’a giren kimse, mümkünse ameliyatla düzeltir; mümkün değilse tövbe eder, abdest alır, namazına devam eder.

Hadis-i şerifte buyurulmuştur: ‘İşlediğiniz günahlara yetecek kadar tövbe edin.’ Mümin tövbe eder; yeni Müslüman olduğunda geçmiş günahlarına, sonra anlık düşüşlerine, gafletine tövbe eder. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem günahtan münezzeh olmasına rağmen tövbe ederdi. Hz. Ayşe validemiz sorduğunda ‘Hakkıyla kulluk eden bir kimse olmayayım mı?’ buyurmuştur.


İstihare ve İstişare — Doğru Anlayış

İstihare Rüyaya Yatmak Değildir

İstihare, ulemanın sonradan zayıf Müslümanlar için önlerine koyduğu bir yoldur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin öğrettiği istihare: İki rekât namaz kılınır, selamdan sonra istihare duası okunur ve kalbine gelen istikamette hareket edilir. Yatarak rüya görmek sünnet-i Resulullah değildir.

Asıl rüya ayakta durulur, yakazada görülür. Rüya zikrullah sırasında, halka-i zikrullahta, yolda yürürken, namaz sonrasında görülür. Yatarak rüyada şeytan vesvese verebilir, kandırabilir, aldatabilir.

İstişarenin Önemi — Hz. Peygamber Örneği

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Uhud Savaşı’ndan önce rüyasında savaşın nasıl olacağını görmüştü. Bozgunu, sevdiği birinin şehit düşeceğini biliyordu. Buna rağmen ashabıyla istişare etti ve istişareden çıkan karara uydu. ‘Bir peygamber zırhını giydiyse çıkarmaz’ diyerek rüyasına değil, istişareye tabi oldu.

Ayet-i kerimede buyurulmuştur: ‘Sen işlerini istişareyle yap.’ İstişareden bir karar çıktığında o kararda sabit dur, arkasında dur. Evlilikte, işte, her meselede istişare önemlidir. Ehliyle istişare edilmelidir. İstişare yapmak yerine istihare yaparak sorumluluktan kaçmak İslam ahlakı değildir.

Sufinin Yolu — Üstada İtaat

Sufi üstada uyandır. Üstadın çizdiği yolda rüyanda görsün görmesün yürümek esastır. Rüyasında kaza yapacağını görse bile vazife varsa o yola gider. Kendi aklına, hevasına, hevesine uymak sufi yolu değildir. Adabı, edebini, erkânını uygulamak; kaçamak yol aramamak gerekir.

Üstadlar, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolundan gider; şefkat ve merhametle davranırlar. Herkes gidilecek yolu bilir ama nefis, heva ve heves insanı başka tarafa çeker. Derviş, üstadının cevrine sabreder; nefsin kahrını çekmek, yolun gereğidir.


Mustafa Özbağ Efendi’den Hatıralar — Dervişliğin Zorlukları

Bayındır’da, Ödemiş’te, Bursa’da her yerde ‘memnuniyetsizler grubu’ oluşmuştur; bu hayatın bir gerçeğidir. Dervişlik kolay değildir. İlk zamanlarda hanımın yemek yapmayı bırakıp gitmesi, paranın-pulun olmaması, bir kilo kuru fasulye ile yüz elli kişiye yemek çıkması — bunlar yaşanmış gerçeklerdir.

Şeyh Efendi geldiğinde küçük bir minibüs, ardından büyük otobüs, taksiler… Oturacak yer bile yokken herkes gelmiştir. Bir kilo kuru fasulye, bir kilo pirinçle yüz elli kişi doymuştur — Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ‘Gelene, gelenin konumuna göre davranmak’ sünnetini yaşayarak öğrenmişlerdir.


Kaynakça ve Referanslar

Ayet-i Kerime Referansları

  • Âl-i İmrân Suresi, 3/159 — ‘İş hakkında onlarla istişare et’ (istişare emri)
  • Âl-i İmrân Suresi, 3/110 — ‘Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız’
  • A’râf Suresi, 7/23 — ‘Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik’ (Hz. Adem’in tövbesi)
  • A’râf Suresi, 7/16-17 — Şeytanın ‘Beni saptırdığın için kullarını saptıracağım’ sözü
  • Nisâ Suresi, 4/119 — Şeytanın ‘Allah’ın yarattığını değiştirecekler’ sözü (fıtratı bozma, dövme)
  • Şûrâ Suresi, 42/38 — ‘Onların işleri aralarında istişare iledir’
  • Ra’d Suresi, 13/11 — ‘Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez’

Hadis-i Şerif Referansları

  • Kötülüğü Önleme Hadisi — ‘Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin…’ (Müslim, Sahîh, Kitâbu’l-Îmân, No: 49; Tirmizî, Sünen, Fiten, No: 2172)
  • İstihare Hadisi — Hz. Câbir’den: ‘Resulullah bize istiharede bulunmayı Kur’an’dan bir sure öğretir gibi öğretirdi’ (Buhârî, Sahîh, Kitâbu’t-Teheccüd, No: 1162; Ebû Dâvud, Sünen, Salât, No: 1538)
  • Uhud İstişaresi — Peygamber’in rüya görmesine rağmen ashabıyla istişaresi (Buhârî, Sahîh, Kitâbu’l-Megâzî; İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye, Uhud bahsi)
  • Tövbe Hadisi — Hz. Ayşe validemizin sorusu ve Peygamber’in cevabı: ‘Hakkıyla kulluk eden bir kul olmayayım mı?’ (Buhârî, Sahîh, Kitâbu’t-Teheccüd, No: 1130; Müslim, Sahîh, Münâfikîn, No: 2819)
  • Dövme Hadisi — ‘Allah dövme yapana ve yaptırana lanet etmiştir’ (Buhârî, Sahîh, Kitâbu’l-Libâs, No: 5937; Müslim, Sahîh, Kitâbu’l-Libâs, No: 2125)
  • Güzel Ahlak Hadisi — ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim’ (Muvatta, İmam Mâlik, Hüsnü’l-Hulk, No: 8; Ahmed b. Hanbel, Müsned, No: 8939)

Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları

  • İmam-ı Azam Ebu Hanife — Hanefi mezhebi fıkıh hükümleri (dövme haramlığı, istihare usulü)
  • İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî — es-Siyerü’l-Kebîr: İslam savaş hukuku, dârülharp hükümleri
  • İbn Hişâm — es-Sîretü’n-Nebeviyye: Uhud Savaşı ve istişare bahsi
  • Sufî Geleneği — Üstada itaat, yakaza hâlinde rüya, hücresel faaliyet metodu
  • İmam Gazali — İhyâu Ulûmi’d-Dîn: Tövbe, nefis terbiyesi, kader bahisleri

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Halife, Sabır, Dervîş, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı