Kurban: Faiz, Borç ve Daru’l-Harp Meselesi
Selamun aleyküm. Cenab-ı Hakk yüzünüze hayır versin inşaAllah. Hayrımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırlı eylesin inşaAllah.
Soru gelmiş: Borcumu ödeyemediğimden faiz gerekti. Elime geçen parayı faize yatırıp sadece faiz olan kısmını faizlere versem olur mu? Olur. Yurt dışında bulunduğum ülke gayrimüslim bir ülke. Bu durumda borçlu durumumdayım, ödemediğim takdirde öldükten sonra kabir azabı çeker miyim?
Yurt dışındaki ülkeye giderken o ülkeyle belli bir anlaşmanın neticesinde gidildiğinden dolayı, orası normalde daru’l-harp olmuş olsa dahi o anlaşma neticesinde orada bulunduğumuzdan dolayı oranın hukukuna uyma zorunluluğu vardır. Ama bir İslami hukukla hukuklanmış bir yerden oraya harp noktasına giderse o zaman böyle bir şey söz konusu olmaz. Daru’l-harp, daru’l-İslam hukuku burada önemlidir.
Daru’l-harp demek harp edilen yerdir, mücadele edilen yerdir. Siz harp ettiğiniz bir ülkenin müsaadesiyle gidebilir misiniz? İngiltere ile harp halinde olmuş olsanız İngiltere size vize verip kendi topraklarına kabul eder mi? Oranın vizesiyle giriyorsanız o devletle hukuki olarak bir antlaşma üzerine girmiş oluyorsunuz.
Bu noktada İslam hukukunu bilmeyenler ‘Almanya’ya gidenler orada harp halindeler, devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda değiller’ gibi hükme varıyorlar. Aynı şekilde Türkiye’de de öyle yapıyor adam. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliği taşıyor musun? Evet. Pasaportunu taşıyor musun? Evet. O zaman sen mevcut bu devletle hukuki noktada antlaşma sağlamış oldun. O yüzden devletin malına, insanların malına zarar verme yetkin yok.
İnsanlar kendi kendilerine fetva çıkarıyorlar. Mücadele etmiyor adam. Mücadele etmiş olsa ona diyeceğiz ki sen mücadele halindesin, harp halindesin. O kimseye soracaksın: Sen İslam dediğin için gidip mahkemede sorgulandın mı? Dinin için işkence çektin mi? Dininden dolayı seni karakola çağırdılar mı? Hayır. O zaman sen mücadele etmiyorsun.
İlim Nedir? Yunus Emre’nin Tarifi
Çok basit bir soru: İlim nedir? Yunus Emre’nin deyişiyle: ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.’ Tabii ilme hangi noktadan bakacağız? Tıp ilmini mi sordun, fizik ilmini mi, matematik ilmini mi, ticaret ilmini mi, hadis ilmini mi, tefsir ilmini mi? Ama bunun içerisinde en faziletlisini öğrenmek istiyorsan, ilim O’nu bilmektir. O’nu bilmenin yolu da nefsini bilmektir. Nefsini bilmeyen bir kimsenin O’nu bilmesi mümkün değildir. Bu ilmin en faziletlisi, belki de ilmin evvelidir.
Ehliyet ve Trafik Kurallarına Uyma Zorunluluğu
Soru: Araba kullanmayı biliyorum ama on sekiz yaşında değilim, ehliyetim yok. Araba sürersem dinim için sakıncası olur mu?
Burada dini sakınca aramayın. Yaşadığınız ortamda, yaşadığınız sistemde belli kurallar var. Bu kurallar haram olmadığı müddetçe uyulması gerekir. Kırmızı ışıkta durmanın dinen ne sakıncası var diye mi tartışacağız şimdi? Ehliyet almadan trafiğe çıkma. Ehliyet almış olsan dahi güzel araba kullanmadıkça, ehli olmadıkça dikkatli ol.
Kurban Bayramı: Hükmü, Vacipliği ve Zamanı
Kurban Bayramına ‘Kavurma Bayramı’ Diyenlere Cevap
Zamanımızda kavurma bayramına dönen bu mübarek bayramın önemini sordular. Densizin, dengesizin birisi çıkmış kurban bayramına, din ve dinden olan bir şeye laf söylemiş. Biz ona buradan bir laf söylesek ne olacak? Daha onun burada bir deli taş atmış, kırk akıllı çıkaracağım diye uğraşacağız. Onlar her şeye laf söylerler. İslam dinine laf söyleyecek, ibadet edenlere laf söyleyecek, her şeye bir kulp takarlar. Her kulp takana cevap vermeye kalksak ömür yetmez.
Kurbanın Hükmü ve Vacip Oluşu
Cenab-ı Hak Kevser Suresi’nde ‘kurban kes’ diye emir buyurmuştur. Hanefiler bu ayet-i kerimeden yola çıkarak, Peygamber Efendimiz’in hiç terk etmediği bu ibadeti vacip saymışlardır. Kime vacip? Zekat vermeye muktedir olana. Kurban, Hanefilerce zekat vermeye muktedir olana vaciptir. Bunun üstünde, altında bir şey aramaya gerek yok.
Adem aleyhisselamdan itibaren kadim bir Allah’ın sünnetidir. Cenab-ı Hak, Adem’in çocuklarından itibaren bütün peygamberlere kurban emretmiştir. Kurban, kurbiyet yani yakınlık demektir. Kim farzları yerine getirirse Allah’a en sevimli işi yapmıştır. Nafilelerle Allah’a yaklaşır ve Allah onu sever. Bir kimse ibadetleri yerine getirmekle Allah’a yaklaşır. Üzerine farz, vacip ve nafile ibadetleri gücü yetince yerine getirerek Allah’a yaklaşır.
Kurbanın Zamanı ve Mezhep Farkları
Kurban Hanefilerce vacip, Şafiilerce sünnettir. Kurban bayramının birinci günü, şehirlerde bayram namazından sonra, bayram namazı kılınmayan köylerde sabah namazından sonra, Hanefilerce üçüncü gün ikindi vaktine kadar kurban kesilebilir. Bu vakit arasında kurban kesme ibadetini yerine getirirler.
Kurban kesmek Hanefilerce nisap miktarı mal sahibi olan, yani zekat verenler için vaciptir. Zekat vermeyenler için Hanefilerde nafile, Şafiilerde zekat verse de vermese de nafile bir ibadettir.
Namaz Kılmayan Kurban Kesebilir mi?
Bir kimse farz namazını kılmıyor, kurban kesebilir mi? El-cevap: kesebilir. Bir kimse bir ibadeti yerine getiremeyebiliyor. Bunu yerine getiremediğinden dolayı başka bir ibadeti de terk etmesi ondan beklenmez. ‘Namaz kılıyor musun ki kurban kesiyorsun?’ demeyin. Bırakın bir ibadet, bir ibadet. Yüz sefer Allah diyemedi diye bir sefer de mi diyemeyecek? Otuz Ramazan orucunu tutamadıysa bir gün oruç tutmaya hakkı yok mu?
Ahir Zaman Fitneleri ve Orta Doğu’daki Süregelen Çatışmalar
Ahir zamanla alakalı, ahir zamanda çıkacak olan fitnelerle alakalı çok keskin ve çok net bir şey söyleyeyim: Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışın. Ahir zaman fitnelerinden ve bütün fitnelerden insanı koruyacak olan, muhafaza edecek olan direkt Kur’an ve sünnet bilgisidir.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğması ahir zamanın başlangıcıdır. Hazreti Peygamber’in doğduğu günden itibaren ahir zaman yaşanmaktadır. Bildiğim bir şey var: Yeryüzünde Allah diyenler mevcut olduğu müddetçe kıyamet kopmayacak.
Hadis-i şeriflerde Fırat ile Dicle arasında savaşların olacağı, orada kan gözyaşının bitmeyeceği bildirilmiştir. Zaten bitmemiş. Hazreti Ömer Efendimizden sonra oradaki karışıklık bitmemiş. İslam’dan önce de, İslam’dan sonra da bitmemiş. Hala da bitmiyor. Çünkü ilk zulüm orada işlendi; Adem’in çocuğu kardeşini orada katletti.
Orada zulüm bitmeyecek. Zulmü bitirme, kanı bitirme, kargaşayı bitirme gücü Mehdi aleyhisselam ve İsa aleyhisselamdan başka hiç kimsenin gücü yetmeyecek buna. Abbasiler’de de öyle olmuş, Emeviler’de de, Selçuklular’da da, Osmanlılar’da da. Son yüzyıldan beri Orta Doğu’da kan gözyaşı bitmemiş. Devletlerin başındaki zalim hükümdarlar kendi insanlarına zulmetmiş, birbirleriyle bitmeyen savaşlarla birbirlerine zulmetmişler.
Kur’an ve Sünnete Sımsıkı Sarılma Tavsiyesi
Siz Kur’an ve sünnete sımsıkı sarılın. Fitnelerden ancak böyle muhafaza olursunuz. Size yol olarak Kur’an ve sünnet yeter. Size yol olarak Kur’an, sünnet ve imamların içtihadı yeter.
Ben kendim Hanefi mezhebindenim. Gücümü yettiğince Hanefi mezhebine göre amel ediyorum. İnsanlara yardımcı olmaya çalışırken de Hanefi mezhebine bağlı kalarak yardımcı oluyorum. Ama bir kimsenin problemini Hanefi mezhebinde çözemiyorsak o zaman Maliki, Hanbeli, Şafii mezhebine bakıyorum.
Sufilik yolunda gitmek isteyenler için: Size yol olarak Cüneyd-i Bağdadi’nin, Sırri Sakati’nin, Beyazıd-ı Bistami’nin, İbrahim Edhem’in, Abdülkadir Geylani’nin, Ahmed er-Rufai’nin, Ahmed el-Bedevi’nin, Hazreti Mevlana’nın yolu yeter. Bunlardan herhangi birisi, birbirlerine çok fazla fark yoktur.
Hadis Kitapları Tavsiyesi ve Okuma Alışkanlığı
Tavsiye Edilen Hadis Kaynakları
Bazı kardeşler belirli hadisleri okuyarak kendilerine yol çiziyor. Bu noktada perspektifinizi geniş tutun. Belirli cemaatlerin hazırlamış olduğu hadis kitapçıklarından başka, Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud gibi ana kaynaklara da bakın.
- İbrahim Canan’ın hazırladığı Kütüb-i Sitte tercümesi
- Rudani’nin hadis eseri
- Hadislerle İslam (altı-yedi ciltlik)
- Buhari ve Müslim’in ittifak ettiği hadisler
- Kettani’nin hadis kitapları
- Nevevi’nin kırk hadis eseri (Diyanet yayını)
Gönlüm arzu eder ki İbrahim Canan’ın Kütüb-i Sitte’sini alın, Rudani’yi alın. Hadis-i şerifleri oradan okumaya, oradan bilgi edinmeye çalışın. Fitnelerle alakalı bütün hadisleri okuyun. Okuduğunuz hadislerin sonucunda çıkaracağınız sonuç şu: Bir kimsenin hangi fitneye düçar olacağı belli değil. Bununla alakalı sağlam yol, sıkı sıkı Kur’an ve sünnete bağlanmaktır.
Okuma Alışkanlığı Edinin
Evinizde bir tane tefsir kitabı bulundurun. Evinizde fıkıh kitabı bulundurun. Evinizde hadis kitabı bulundurun. Açıp oradan okuyun, oradan not alın. Soru soracağınız zaman sayfa numarasıyla, hadis numarasıyla not alıp getirin.
Şimdi ceplerinizde üç yüz liradan, beş yüz liradan aşağı telefon yok. Evine bir milyonluk telefon alıncaya kadar, evine bir tane hadis kitabı al. En yeni cep telefonu almasını biliyor herkes, en yeni televizyon almasını biliyor, ama evinde bir hadis kitabı yok.
Hadis-i Şeriflerin Sahihliğini Sorgulama Meselesi
Bir soru gelmiş: ‘Bu hadis sahih ise…’ diye başlıyor. Sahih olmadığını düşündüğün hadis-i şerifi buraya neden getirdin? Hadis-i şeriflerin üzerinde ancak ilim ehli, hadis ilimcileri otururlar. Bir hadisin sahih olup olmadığıyla alakalı kritik ve analizler ederler ve bir hükme varırlar.
Bu oyunlara düşmeyin. Eğer siz muteber o altı hadis kitabından, daha geniş on dört hadis kitabından, hatta otuz beş hadis kitabından aldığınız bir hadis-i şerif ise bunun üzerinde ‘sahih mi değil mi’ diye sizin sorgulama hakkınız yok. Bu sizin bu noktada cehaletinizi gösterir.
Ben İmam Buhari’nin hadislerine inanıyorum kardeşim. İmam Buhari hadis sahih dediyse sahihtir. Benim kalkıp herhangi bir hadis-i şerifin üzerinde, bir bilgim olmaksızın, ‘bu sahih değildir’ veya ‘bu böyle söylenmemiştir’ demem çok büyük küstahlıktır, çok büyük cehalettir.
Bir yerde faizle alakalı hadis-i şerif söyledim: ‘Müminin müminden faiz alması haramdır. Kim mümin kardeşinden faiz alırsa, annesiyle Kabe duvarının dibinde nikahlanmış gibi günah etmiştir.’ Birisi dedi ki: ‘Hazreti Peygamber öyle söz söylemez.’ Dedim: ‘Hangi hadis kitaplarını okuyorsun?’ ‘Ben ilahiyat mezunuyum’ dedi. ‘Sana nerenin mezunusun diye sormadım, hangi hadis kitabını okudun diye sordum’ dedim. Ses yok. ‘Oturup baştan sona bir hadis kitabı okudun mu?’ dedim. Ses yok.
‘Hazreti Google’ Eleştirisi: İnternetten Din Öğrenme Tehlikesi
İnsanlar oturuyorlar, internetten oradan bir şey okuyor, oradan bir şey alıyor, çorba yapıyor adam. Adamın şeyhi de yok, bir cemaati de yok, ama şeyhten de cemaatten de fazla biliyor. Bir müddet sonra bakıyorsun adam namazı terk etmiş, meşrebi terk etmiş, mezhebi terk etmiş, yolu terk etmiş, her şeyi terk etmiş. Ama çok biliyor adam.
Dünyayı yakanlar hep kendilerini çok biliyor noktasında olanlardır. Ailelerini batıranlar ailenin içerisinde kendisini çok bilen kişidir. İş yerlerini batıranlar kendilerini işlerinde çok biliyormuş noktasında görenlerdir. İstişareye açık olmayan insanlar batmaya mahkumdur.
Bir yol istişare etmiyorsa batar, bir iş yeri istişare etmiyorsa batar, bir aile birbirleriyle istişare etmiyorlarsa batar. Bir dergah birbirleriyle istişare etmiyorlarsa batarlar. Adamın istişare edeceği bir kimsesi yok, ihtiyacı yok. Basıyor Google efendiye, istediği sonucu alıyor.
‘Hazreti Google’ duruyor orada. Adamın gidip fıkıh okumasına gerek yok, Hazreti Google var. Hadis okumasına gerek yok, Hazreti Google var. Tefsir okumasına gerek yok, Hazreti Google var. Rüya tabirine gerek yok, yaz Hazreti Google’a gelsin önüne. Birine dedim ki: ‘Şu Hazreti Google’a sor bakalım, kabir halinde de vakıf mı? Kalbe rahmet ediyor mu?’
Şeytanın İbadet Süsleme Tuzağı
Bir arkadaş anlattı: ‘Ben farz namazlarının hepsini kılamıyorum. Bazen kılıyorum, mesela bu sabah kalktım içimden sabah namazını kılmak geldi ve kıldım.’ Peki namazını devamlı kılan, Allah farz kıldı deyip nefsini ve şeytanı yenip kılan kişi ile içinden geldiğinde kılan kişi arasındaki fark nedir?
O arkadaşın nefsi ve şeytanı nasıl izin veriyor namaz kılmasına? Arada izin veriyorlar. Gerçekten böyle nefis ve şeytan insanla oynar. İnsana arada ibadet ettirir. O ibadetle bir mutlu, bir huzurlu olur; o üç ay, dört ay ona yeter.
Bu şeytanın kandırmacasıdır. Adam bir sabah namazı vaktinde kalkar, bir ağlar, bir zikreder. Maşallah diyorsun ama aslında bir sabah kazandığını üç ayda yiyor. Şeytan alır böyle size bir ibadet yaptırır. O ibadeti size süsler. O ibadeti size baş tacı ettirir. O sizin putunuz olur, siz ona tapınırsınız.
‘Ben ne güzel Allah’ı zikrettim ya!’ dersiniz. ‘En güzel zikri sen yaptın!’ diye şeytandan bir beş altın. ‘Senin gibi sarık saran mı var burada, en yakışıklısı sensin!’ diye şeytanın öbür kardeşinden de bir beş altın. ‘Hakkıyla kulluk edemedim ya Rabbi’ diyen bir peygamberin ümmeti, ‘ne güzel zikrullah yaptık’ diyemez. Hakkıyla seni zikredemedik ya Rabbi.
Şeytan sizin yaptığınız iyi, güzel, doğru şeyleri süsleyip sizin önünüze bir övünç kaynağı olarak getirir. Siz ibadetinize sımsıkı sarılın, işinize sımsıkı sarılın, eşinize çoluğunuza çocuğunuza sımsıkı sarılın. Ama ‘ben muhteşem bir şey inşa ettim’ demeyin. Bu teknede herkesin bir payı var, bu yolda herkesin bir katkısı var.
Kurban Kesme Hükümleri: Kadın, Erkek ve Aile
Kadınlar İçin Kurban Hükmü
Erkeğin mi kadının mı kurban kesmesi gerekir? Birinci derecede kurban, parası olana vaciptir. Hanımın parası varsa ona vaciptir, o keser birinci dereceden. Bazen soruyor birisi: ‘Para yok ama altın var.’ Kuyumcuya ucundan kestir, beş altı gramı sat, git kurbanını al.
Sevdiklerimizi infak etmedikçe Allah’ın güzellikleri, nimetleri gelmez. Altınlar seninse ucundan kestir biraz. ‘Sevdiklerinizden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz’ (Al-i İmran 3/92) ayetini hatırlayın.
Aile İçinde Kurban Kesme
Bazı erkekler hanımına da bir kurban alıyor. Niyet hanıma ait. Erkeğe vacip ise önce kendi kurbanını kesecek. Bunun yanında aileden birisi için de kurban kesilebilir. Erkeğe vacip değilse, nafile bir ibadet olarak aileden herhangi birisinin üzerine kesilebilir.
Sahabeden örnekler var: İki kişi gelmişler, ‘Ya Resulallah, ölen babamız için kurban kesmek istiyoruz’ demişler. Hazreti Peygamber reddetmemiştir. Ölen babalar için oruç tutmuşlardır, namaz kılmışlardır. Sevap hediye etme caizdir. Cenab-ı Hak her yapılan ibadetin karşılığında bir sevap verir, bunu yakınlarınıza hediye edebilirsiniz.
Emaneti Ehline Verme ve Liyakat Meselesi
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudi bir doktora Beytülmal’dan maaş bağlamıştır. O Yahudi doktor tıp ilmini Müslümanlara öğretmiştir. Dinine bakmamış, ilmine bakmıştır. Mekke’den Medine’ye hicret ederken mihmandarı müşriktir. Yol üzerinde nerede mağara var, nerede kaya var, o müşrik çok iyi biliyordu. Üç gün boyunca Mekke yakınında saklandıkları süre boyunca onlara yemek getirip götüren de müşriktir.
Allah emanetleri ehline vermenizden hoşnutluk duyar. Anladınız mı? Bizde yandaşçılık var: ‘Başkanım, bizim arkadaşımızı buraya ver. Sayın Valim, bizim arkadaşımızı buraya al. Bu ihaleyi bizim arkadaşa ver.’ Batırıyor ortalığı.
Kim buraya baş hekim olmalı? Baş hekim olacak özelliklere sahip olan! Belediye meclis üyesi olacak kişi belediyecilikten anlıyor mu? İnşaat mühendisi mi, yol mühendisi mi, çevre mühendisi mi? Değilse neden o koltukta oturuyor?
Ahlakı muhakkak önemlidir, ahlakı reddedemeyiz. Ama işi ehline vermek, ehline yaptırmak esastır. Bir kimsenin ehil olduğu alan neyse onu orada görevlendirirsiniz. Paradan sıkıntısı varsa para işlerine dokundurmassınız. Ehil olduğu işe odaklarsınız. İnsan kafasını oraya odakladı mı iş verimli olur.
Kaynakça
- Kevser Suresi (108): Kurban kesme emri — ‘Fesalli li Rabbike venhar’ (Rabbin için namaz kıl ve kurban kes)
- Nahl Suresi (16): Kurban ve Allah’a yakınlık ile ilgili ayetler
- Al-i İmran Suresi (3/92): ‘Sevdiklerinizden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz’
- Asr Suresi (103): Sohbet kapanış duasında okunan sure
- Buhari, Sahih: Faiz hadisleri, kurban hükümleri, emanet hadisleri
- Müslim, Sahih: Kurban vacip hadisleri, ahir zaman fitneleri
- Tirmizi, Sünen: Kurban bayramı ile ilgili rivayetler
- Ebu Davud, Sünen: Faiz yasakları, kurban hükümleri
- İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi: Altı hadis kitabının derlemesi
- Rudani, Cem’u’l-Fevaid: Kapsamlı hadis derlemesi
- Kettani, Hadis kitapları: Hadis usulü ve rivayetler
- Nevevi, Kırk Hadis (Riyazü’s-Salihin): Diyanet İşleri Başkanlığı yayını
- İmam-ı Azam Ebu Hanife, el-Fıkhu’l-Ekber: Hanefi mezhebinin temel fıkıh kaynağı — kurban vacipliği hükmü
- İmam Şafii, el-Ümm: Şafii mezhebinde kurban sünnet hükmü
- Yunus Emre Divanı: ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir’ beyti
- Veda Hutbesi (Sahih rivayetler): ‘Arabın Acem’e, Acem’in Arab’a üstünlüğü yoktur, üstünlük takvadadır’
- Abdülkadir Geylani, Fethu’r-Rabbani: Tasavvuf yolu ve nefis terbiyesi
- Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi: Sufi yolun temel eseri
Bu sohbet, Mustafa Özbağ Efendi’nin 356. Dergah Sohbeti’nden derlenmiştir.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, Kâbe, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı