Adalet: Adalet: Her Şeyin Temeli
Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim’de ‘Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara bakmayı emreder; edepsizliği, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar’ buyurmuştur. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hak adaleti iyilik yapmaktan öne almıştır. Bir kimsenin adaleti bozulursa evin düzeni bozulur.
Adalet önce insanın kendi nefsinde olmalıdır. Önce kendi evinde, kendi işinde, kendi dergahında, kendi tekkesinde olmalıdır. Ondan sonra adalet dalga dalga yayılmalıdır. Eğer bir kimsenin nefsinde adalet hakim değilse, yapmış olduğu işlerden iyilik çıkmaz. Adalete paye vermeyen, adaletli davranmayan kimsenin iki yakası bir araya gelmez.
‘Siz kendinizi değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez.’ Siz adalete doğru yol almadıkça Allah adalet kapılarınızı açmaz. Birisini beğenmeseniz dahi, hoşunuza gitmese dahi, size acı gelse dahi, menfaatlerinize ters olsa dahi adaletli davranmak zorundasınız. Önünüzde dağ gibi engeller çıksa bile Ferhat gibi delersiniz ama adaletten ayrılmazsınız.
Adalet ve Kayırmacılık
İçinizden bir tanesi adaletsiz davransa bütün kardeşlerine ihanet etmiş olur. Küçücük bir şeymiş gibi gelir size: bir kardeşinizin köftesini ağzına atmışsınızdır, birisine köfte yedirilmiştir de birisine ot yedirilmiştir. Bu ufacık şey bütün cepheyi dağıtır, bütün ihlası ve samimiyeti yok eder.
Kayırmacılık yapmayacaksınız. ‘Bu bizim kardeşimizdir, bu bana tebessüm ediyor, bu beni alkışlıyor’ diye adaletten şaşmayacaksınız. Bunu yapabilmeniz için helali haramı bilmeniz gerekir. Her adaletsiz davranış bir şekilde haramdır, çünkü birisinin hakkına tecavüz etmişsinizdir.
Allah’ın Adil Sıfatıyla Sıfatlanmak
Allah adildir ve adil sıfatını arifin üzerinde görmek ister. Allah’ın sıfatları kimin üzerinde tecelli ederse Allah onu sever. Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmaktır yolun özü. Adil sıfatını kitaptan okumak alimlik, üzerinde yaşamak ariflik, adil sıfatı olmak ise aşıklıktır.
İyilik: Güneş Gibi Etrafına Saçmak
İyilik yapmak emredilmiştir, farzdır. Bir kimse iyilik yapmak için canla başla koşmak zorundadır. Bunun en aşağısı tebessüm etmektir, bir yetimin başını okşamaktır, birisinin karnını doyurmaktır, çıplağı giydirmektir. Birisine zarar vermemek de iyiliktir ama bu en aşağısıdır. Siz en aşağılarda dolaşmayın, güneş gibi etrafınıza iyilik yapın.
Sakın iyiliğin karşılığını beklemeyin. Sakın ‘ben şu iyiliği yaptım’ deyip dile dökmeyin. Sakın birisinin yüzüne söylemeyin. İyilik yapıp unutun. Şeytan dillendirtir: ‘Ben sana böyle yapmadım mı, ben senin karnını doyurmadım mı’ dedirtir. Sakın yaptığınız iyiliği kendi kendinize dahi konuşmayın.
Allah iyidir. Allah iyilik yapanları sever. İyilik yapanlar Allah’ın elinin üzerindedir, Allah’ın damarı gibidir, ortalıkta Allah’ın eli gibidir. Eğer bir toplulukta adalet ve iyilik varsa o topluluk güneş gibi parlar. Adaletten ve iyilikten uzak bir sufi topluluğu düşünülemez. Sufi topluluğunun içinde aç yoktur, açıkta kimse yoktur, naçar bir kimse kalmaz.
Yakınlara Bakmak: Sufi Kardeşlik Hukuku
Sufiler için yakınlar birinci derecede derviş kardeşleridir. Sufi adabında erkanında birinci derecede yakını derviş kardeşleridir ve onlara bakmakla emrolunmuştur. İlmi noktada ise birinci derecede yakın anne ve babadır. Anne babasına bakmak ayet-i kerime ile sabittir, bu hükmü değiştirmek mümkün değildir.
Anne babadan sonra diğer akrabalara, derviş kardeşlerine yardım etmek, onları görüp gözetmek gelir. Sufi kendini etrafındakilere iyilikle bakmakla mükellef görür.
Üç Yasak: Edepsizlik, Fenalık ve Haddi Aşma
Cenab-ı Hak edep ve terbiyeyi üç kategoriye ayırmıştır. Edepsizlik günah-ı kebairlerdir: fütursuzca yalan söylemek, gıybet etmek, iftira etmek, hırsızlık yapmak, fuhuş yapmak, kumar oynamak, mümin kardeşinden faiz almak… Namaz kılmayan, oruç tutmayan, gücü varken hacca gitmeyen de edepsizdir.
Fenalık ise küçük günahlardır; tembih edilir, yüz asılır, terbiye edilir. Haddi aşma ise aşıkların korktuğu şeydir. Aşıklar üzerinde günah-ı kebairler yoktur, fenalıklar yoktur; onlar gece gündüz Allah’a karşı haddi aşmaktan korkarlar. Bu meselenin öz noktasıdır.
Edepsizle dolaşmak, dostluk kurmak, hemhal olmak caiz değildir. Çünkü o kimse Allah’ın hukukunu açıkça çiğnemektedir. Ancak edepsize emir, nasihat ve hüküm vermek amacıyla yaklaşmak caizdir.
Hacı Bektaş Veli ve Mevlana: Süt ve Derya Metaforu
Hacı Bektaş Veli Hazretleri’ne şüpheli bir mal getirilir, almaz: ‘Alamayız bu şüpheli malı’ der. Aynı malı Hazreti Mevlana’ya götürürler, ‘Koyun dergaha’ der. Derviş merak eder, sorar.
Hazreti Mevlana buyurur: ‘O süt gibidir, bir damla necis bulaşsa kesilir, o yüzden kabul etmemiştir.’ Hacı Bektaş Veli Hazretleri de Mevlana hakkında buyurur: ‘O derya gibidir, ne atarsan at içinde kaybolur gider.’
Bu iki farklı yaklaşım birbiriyle çelişmez. Kimisi dergahın kapısında bekletir, riyazatlardan geçtikten sonra alır. Kimisi kim gelirse gelsin ‘bir sefer Allah desin’ der ve onu kar bilir. Her iki yol da niyet noktasında doğrudur. Bizim yolumuz ikincisidir: Kim kendini günahkar hissediyorsa, kim Allah’a yaklaşmak istiyorsa kapımız açıktır. Gelsin Allah desin, başka derdimiz yoktur.
Kaynakça ve Referanslar
Ayet-i Kerime Kaynakları
- Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara bakmayı emreder: Nahl Sûresi, 16/90
- Siz kendinizi değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez: Ra’d Sûresi, 13/11
- Anne babaya ihsan: İsrâ Sûresi, 17/23-24; Lokmân Sûresi, 31/14
- Akrabalara yardım: Nisâ Sûresi, 4/36; Bakara Sûresi, 2/177
- Salihlerle beraber olun: Tevbe Sûresi, 9/119
Hadis-i Şerif Kaynakları
- Mümin elinden dilinden emin olunan kimsedir: Buhârî, Îmân, 10; Müslim, Îmân, 64
- Tebessüm etmek sadakadır: Tirmizî, Birr, 2003; İbn Hibbân, Sahîh, 474
- İyiliğin karşılığını beklememek: Buhârî, Zekât, 1410 (sağ elin verdiğini sol el bilmesin)
- Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmak: Kudsî hadis rivayetleri; Gazâlî, el-Maksadü’l-Esnâ
- Zikir halakasına oturanları Allah affeder: Müslim, Zikir, 2699; Tirmizî, Deavât, 3600
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, II (Rub’u’l-Âdât) — Adalet, iyilik ve kardeşlik hukuku
- Kuşeyrî, er-Risâle — Edep, ihsan ve adalet bahisleri
- Hacı Bektaş Veli ve Mevlana kıssası — Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn (süt ve derya metaforu)
- Sülemî, Âdâbü’s-Sohbe — Sufi topluluğunda edep, kardeşlik ve iyilik
- İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr — Günah-ı kebair tasnifi ve edep hükümleri
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı