Kamil: Sıkıntıların Kaynağı Nefistir: Tövbe ve Helalleşme
Selamun aleyküm. Allah gecenize hayır eylesin inşallah. Cenab-ı Hakk yüzünüze hayır versin inşallah.
Soru gelmiş: İçindeki sıkıntı insanın yaşam sevincini alıyorsa ne yapmak gerekir? Böyle düşünmek günah mıdır? Sıkıntı insanın kendi nefsindendir. İnsanlar kendi kendilerine sıkıntıyı çekerler. Biz şöyle düşünürüz: dışarıdan sıkıntı futbol topu gibi gelecek bize çarpacak. Aslında biz o topu kendimiz çağırırız, mıknatıs gibi çekeriz.
Sıkıntının kaynağı ve sebebi insanın kendisidir. Muhakkak ki Cenab-ı Hak sebepsiz bir şey yapmadığından sebeple gönderir. Ama bu noktada biz o sıkıntının sebebini, o sıkıntının temelini kendimizde görürsek birinci derecede sıkıntıya karşı bir sıfır galip oluruz.
Bu sıkıntının sebebi benim. Ya Rabbi beni affeyle. Bu Adem’in yoludur. Adem aleyhisselam ‘Ben nefsime zulmedenlerden oldum’ dedi. Bu peygamberlerin yoludur. Yunus aleyhisselam ‘Ben nefsime zulmedenlerden oldum’ dedi. İbrahim, İsmail, Musa, İsa aleyhimüsselam hep hatayı kendilerinde gördüler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri günahlardan arınmış olmasına rağmen tövbe etti. ‘Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mahmud’ dedi.
Başınıza bir sıkıntı geldiyse tövbe edin. Bir şey sizi sıkıyorsa tövbe edin. Arkadaşlarınızla helalleşin. Eşinizle helalleşin. Çocuklarınızla helalleşin. Alışveriş ettiğiniz insanlarla helalleşin. Cemaatin içerisine çıkın: ‘Kimin kalbini kırdıysam, kime eksiklik yaptıysam kalkın helalleşelim. Ben yanlış bir insanım, beni affedin, Allah da beni affetsin’ deyin.
Eşinizle helalleşmeniz sizi küçültmez. Çocuklarınızla helalleşmeniz sizi küçültmez. Büyüklerinizle, annelerinizle, babalarınızla, akrabalarınızla helalleşmeniz sizi küçültmez. ‘Bir gönül kırdın ise, kıldığın namaz değil’ diye söz var önümüzde.
Nefsini Temize Çıkarmak Kibirliliktir
Bir sıkıntı, bir müşkülat, bir darlık, bir problem… Bunların hepsi kendi nefsimizdendir. Kendi nefsimizi temize çıkarmamız kibirliliktir. Kendi nefsimizi kusursuz görmek, hatasız görmek şeytani bir yoldur. Etrafını hatalı görmek, eşini, anneni, babanı, çocuklarını kusurlu görüp kendini temize çıkartmak şeytani bir yoldur.
Kibirlenmek, kötü ahlaklı olmak, utanmamak, sivri dilli olmak, cahil ve cehalet yolunu yürümek hep insanı sıkıntıdan sıkıntıya, karanlıktan karanlığa götürür. İyilik yapmak, iyilerle beraber olmak, iyi insanlarla dostluk kurmak, günahlardan uzak durmak sizi hep aydınlıktan aydınlığa koşturur.
Bu demek değildir ki hiçbir problem yaşamayacaksınız. Ama o problemden bir hayır çıkaracaksınız, o problem size bir ışık olacak, bir tecrübe kazandıracak. Sabrederseniz birer hikmet olacak. Sufilik yolu gülük gülistanlık değildir. Muhakkak dikenleri vardır, yokuşu, inişi vardır. ‘Her gün bir yerden göçmek ne güzel, her gün bir yere konmak ne güzel’ der Hz. Mevlana.
Bir Kızı Sevmek Haram mıdır? Evlilik Usulü ve Sünnet
Bir kızı sevmek haramsa kim dedi ki? Sevmek ne zamandan beri haram olur? Hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki: Bir kimse birini sever de kalbinde o sevgiyi saklarsa, öldüğünde şehit mertebesindedir. Vuslat yapmak haramdır; sevmek haram değildir.
Bir genç bir kızı sevebilir, haber gönderir annesine babasına. ‘Selamun aleyküm, ben sizin kızınıza talip oldum.’ Bu çok makuldür. Buna itiraz etmek, buna karşı durmak, buna böbürlenmek, kibirlenmek haramdır. Sünneti bilmemektir, cehalettir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini reddetmektir.
Kızın velisine haber göndermesi, gidip kendisinin konuşması sünnettir, ibadettir. Kızın velisinin bunu hor hakir görmesi, isteğini hor hakir görmesi günah-ı kebairdir, şeytanidir. Ama birisi kenarda buluşacak, mesaj atacak, orada burada buluşacak; bunlar günah-ı kebairdir, bunlar şeytanidir, nefsaniyedir.
Evlenin, çoğalın. ‘Ben mahşerde ümmetimin çokluğuyla övüneceğim’ buyurmuştur Hz. Peygamber. ‘Evlenin, dininizin yarısını tamamlayın.’ Teşvik edilmiş olan bir şeyi haram görmek yoktur. Fuhuş haramdır. Evli bir kadınla konuşmak, nişanlı bir kızla konuşmak, yol bozmak için konuşmak haramdır.
Bir insanın komşusuyla zina etmesi normal zinadan kat kat fazla günahtır. Arkadaşının hanımıyla zina etmesi daha da fazladır. Evli bir kadınla telefondan konuşmak, onunla yazışmak, evini bozmak büyük günah-ı kebairdir. Bunlardan uzak durun.
Sufiler kaydırıp dolaşıp arkadan iş çevirmezler. Evlenecekse erkek kadın fark etmez, gider velisinden ister. Bir kadın sahabe döneminde gelmiş, ‘Beni nikahına al Ya Resulallah’ demiştir. Hz. Peygamber bunu hor hakir görmemiştir; kadın ikinci gün de, üçüncü gün de gelmiştir.
Sosyal Medya ve Fotoğraf Paylaşma Tehlikesi
Sosyal paylaşım sitelerini kullanıyorlar, fotoğraflarını koyuyorlar, unutuyorlar. Bayan kardeşlerin boy boy fotoğrafları orada. Üzülüyoruz. Allah muhafaza eylesin.
Çeşitli Sorulara Kısa Cevaplar
- Güvercin bakmak günah mı? Hayır. O zaman tavuk bakmayı da günah sayacağız.
- Babam sinirlendiğinde dine kitaba küfür ediyor: Tecdid-i iman ve tecdid-i nikah gerekir.
- Ölen kişi için kurban kesilir mi? Evet, sahabeler babalarına kurban kesmişlerdir.
- Kurban taksitli alınır mı? Olabilir. Vadeli alışveriş caizdir.
- Sufilik yolunda ticarette hırs sakıncalı mıdır? Günümüzde kredisiz ticaret çok az demiş. O zaman sen o azınlığın içinde ol.
- İçimizi nasıl temizlemeliyiz? Nefsine suizan et, nefsine kız.
- Ağızlarımızı nasıl terbiye etmeliyiz? Hiç haram işlememeye gayret et. Edepli ol.
Allah’tan Korkanları Nasıl Anlayacağız?
‘Allah’tan korkandan zarar gelmez, onlarla iş yapın, kız verin alın’ derler din büyüklerimiz. Allah’tan korkanların en belirgin özelliği: göz göre göre haram işlemezler, bile bile bir farzı terk etmezler. Bir kimse bile bile haram işlemiyorsa, bile bile bir farzı terk etmiyorsa o Allah’tan korkuyor inşallah.
İslam’da Zorlama Yoktur
İslamiyet’te zorlama yoktur. Herkes kendi rızasıyla Müslüman olur. Halifelikten bu yana ecdadımız savaştığı beldelerde ‘Ya Müslümanlığı kabul edeceksiniz, ya haraç vereceksiniz, ya da bizimle savaşacaksınız’ demişlerdir. Burada bir zorlama yoktur; kabul etmeyenler vergi vermişlerdir.
Kulun günahları terk etmesi, kötü alışkanlıklardan vazgeçip önce namaza yönelmesi, sonra bir şeyhe bağlanması kendi iradesidir. Muhakkak ki iradesini bu noktada kullanmıştır. Allah da o iradesini bu noktada kullandığından memnun olup takdir etmiştir.
Mürşid-i Kamil Meselesi ve Sahte Şeyhlik İddiaları
Şeyhlik İddiası ve Yolun Adabı
Şeyh Efendi Hazretleri’nin bana tavsiyesi ve vasiyeti şuydu: ‘Oğlum sakın ha, bana şunu verdiler, şunu oldum demeyeceksin. İstihare yapacaklar, kim kimi rüyasında görüyorsa gidip ona intisap edecekler.’ Bu kadar. Başka hiçbir şey yok ortada.
Söylediklerimizin içerisinde Kur’an ve Sünnet’e aykırı bir şey yapmayın. İtaat malumdur, makuldür. İtaat Kur’an ve Sünnet’tedir. Bir kimsenin size vasiyeti, nasihatı, sohbeti Kur’an ve Sünnet içerisindeyse alırsınız doğru olanları, geçersiniz. Hayat bu.
Hiçbir cemaatte, hiçbir tarikatte, hiçbir şeyle bir iddiamız yok. Biz Allah için Kur’an ve Sünnet’i yaşamaya çalışan bir sufi topluluğuz. Kendimize bir derdimiz yok, tacımız yok, hırkamız yok, makamımız yok. Olmayacak da.
Sahte Şeyhlerin Tehlikesi
Şimdi mantar gibi patlıyor ortalık. Adam çıkıyor, ‘Bana rüyamda verdiler’ diyor. Bir kimse diyor ki: ‘Bütün peygamberler toplanmış, başlarında Hazreti Peygamber Efendimiz, bana vazife tebliğ etmişler de ben kabul etmedim.’ Bu ne küstahlıktır!
Sen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sana bir şey söyleyecek de, sen kalkacaksın ona itiraz edeceksin öyle mi? ‘O heva ve hevesinden hiç konuşmadı’ buyrulan bir Peygamber’in emrine nasıl itiraz edersin?
Çorum Hacı Mustafa Efendi Hazretleri, Tire’ye gelmiş. Orada Hacı Kamil abimize hilafet vermek istemiş. Hacı Kamil abimiz ‘Ben yapamam’ demiş, feragat etmiş. Sonra Ankara’lı Yakup Efendi, Hacı Kamil abiye demiş ki: ‘Sen bir mürşid-i kamilin vermiş olduğu hilafeti itirazla reddettiğinden dolayı şu kadar tövbe çekeceksin.’ Hacı Kamil abi bize tanıştığımızda bile hala o tövbeye devam ediyordu — altı yedi yıldır.
Bir mürşid-i kamilin birisine bir şey verirse, bir vazife verirse ona itiraz etmek mümkün değildir. Yolun adabına göre böyledir. Bir sufinin gerçek manada şeyhine ‘hayır’ kelimesinin olabileceğini düşünenlerden değilim. Bir sufinin pirine hayır diyebileceğini düşünenlerden değilim.
Zahiri Şeyhlik Şartları
Bir kimse şeyhliğe talip olacaksa zahiren sorulacak sorular var: Senin şeyhin kimdi? O dergahta bir vazife yaptın mı? Üç kişiyi toplayıp zikir yaptırdın mı? Hiçbir çile çekmemiş, hiçbir süluku olmayan birisi nasıl şeyh olabilir?
Hiçbir süluk olmaz başında beş kişi olmayan. Hiçbir süluk olmaz başında iki kişi olmayan. Evlenmeyenin dahi süluku tamam olmaz. ‘Evlenin, dininizin yarısını tamamlayın’ buyruluyor. Ömür hayatında on kişi toplamamış başına; bunlar yolun zorunlulukları. Bir şeyhin dizinin dibinde durmak, onun eğitiminde bulunmak şarttır.
İcazet Töreni ve Manevi Tecrübeler
Şeyh Efendi Hazretleri icazet töreninde, elini alnıma dayadığı anda Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayakları ve vücudu komple aşağıda idi. Ben aşağıdan ona bakarken uçsuz bucaksız bir umman; nurdan böylesine hızlı hızlı yükseliyor. Ama en üst noktada yüzünü de görüyorum.
Tören bitmiş, ben farkında değilim. Ben ne dediğimin farkında değilim orada. Kendimi de dip aşağıda sözler verirken görüyorum, aynı zamanda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yüzünü de görüyorum, aynı zamanda da yukarı doğru hızla yükseliyorum. Ayaklarını bitiremiyor, gövdesine gelemiyor.
Geçit Töreni Müşahedesi
Bir gece Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir geçit törenindeydi. Ben sağındayım. Bütün cemaatler, tarikatlar başlarında şeyhleriyle geçiyorlar. Arkamda peygamberler var, sahabeler var. Yerim dibine gireceğim utancımdan.
Kimisinin üstü yırtık pırtık, perişan. Cemaat dağınık, pejmurde. Kiminin dili şaşmış, kiminin gözü şaşı, kiminin ağzı bozulmuş. Geçtikçe dua ediyorum: ‘Ya Rabbi bunlara hidayet et, bunlara iyilik yap, bunları affet, bunlara rahmet et.’
Sonra bizim arkadaşlar geldi. Onları görünce içim ferahladı. ‘Ya Rabbi, hamdolsun, bizimkiler düzgün gibiler.’ İçime doldu ki Hazreti Peygamber Efendimiz bizim sımsıkı Kur’an ve Sünnet’e bağlı kalmamızdan memnundu.
Tasavvufta Teslimiyet ve İtiraz Etmeme
Ben sufi hayatım boyunca rüyamda veya halimde herhangi bir kimseye itiraz edebildiğim anı ve zamanı bilmiyorum. Abdülkadir Geylani Hazretlerine, Hazreti Ebubekir Efendimize, geçmiş pirlerden birisine, peygamberlerden birisine, sahabelerden birisine itiraz edebileceğine inanmıyorum. Bunu büyük bir edepsizlik ve küstahlık olarak görüyorum.
Bize verilen terbiye şuydu: Şeyhine itiraz etme, şeyhine hayır deme, maneviyata itiraz etme. ‘Her düşenin parçası bulunur, maneviyattan düşenin parçası bulunmaz.’
Şeyh Efendi Hazretleri Konya’ya yerleşecekti. Ben istemiyordum. Her türlü uğraştım, yıktım, döktüm. Zikrullah esnasında Hazreti Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri öylesine yumuşak, öylesine sevecen söyledi ki: ‘Mustafa Efendi evladım, bir yıl müsaade, burada kalsın. Ben istedim oğlum.’ Bitti benim işim. Tam bir yıl — bir gün fazla değil, bir saat fazla değil — tam bir yıl Konya’da kaldık.
İtikaf Tecrübesi
İtikafta birinci gün yarım dilim, ikinci gün üç lokma, üçüncü gün bir lokma, dördüncü gün her şeyi bıraktım. Dördüncü günden sonra sadece çay ve su. Yemek melekler kapının yanına getiriyorlardı, ben kapıyı açmıyordum.
İtikafta insanlarla konuşmak yasak, güneşe çıkmak yasak. Dışarı çıkarken kafama kocaman battaniye örtüyordum. Güneşi görmek yasak, dışarıda durmak yasak, nefes almak yasak dışarıda. Altıncı yedinci günlerde aynaya baktım, yüzüm çökmüş.
O esnada Çorum’lu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri mübarek, üç parmağıyla ekmeği bol yağlı salçalı domatesli kızartmaya bandırıp ağzıma veriyordu. Tadı damağımda, yiyorum; bir daha bandırıyor, ağzımdaki lokma bitiyor. Kendisi de yerde durmuyor, ben de yerde değilim; havadayız. Ben iki dizimin üstündeyim, sağ başparmağım sol başparmağımın üstünde, edebe riayet ederek oturuyorum. Zikrullaha devam ediyorum: La ilahe illallah.
Edep ve Zikir İlişkisi
İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin ‘Edep zikirden üstündür’ sözü sorulmuş. Edebin ehemmiyetini anlatmak için söylenmiş bir sözdür. Ama zikir edebi de kapsar. İbadeti bir kubbeye benzetirsek edep kubbenin eli üstünde olabilir, ama zikri aşamaz. Çünkü edebin eksik olması halinde zikir onu tamamlar.
Zikir nedir? Allah’ı anmaktır, hiç unutmamaktır. Sadece sesle söylemek değildir. Bir kimsenin sünneti işlemesi zikirdir. Öğlen namazını kılmak zikirdir, ikindi de kılmak zikirdir. Harama bakmamak da zikirdir, haram yememek de zikirdir, kötü konuşmamak da zikirdir.
La ilahe illallah zikrin en faziletlisidir. Bu noktada birinci derecede Allah’ı tevhid etmek en faziletlidir. Oturup Allah’ı zikretmek bunun alt kategorisidir ama oradaki maksat tevhid noktasına yükselmektir. O kimseyi tevhid noktasına bütün ibadetler yoluyla çıkarır.
Kaynakça
- A’raf Suresi (7/23): Hz. Adem’in ‘Rabbena zalemna enfusena…’ (Nefsimize zulmettik) duası
- Enbiya Suresi (21/87): Hz. Yunus’un ‘İnni kuntu mine’z-zalimin’ (Nefsime zulmedenlerden oldum) nidası
- Bakara Suresi (2/256): ‘La ikrahe fi’d-din’ (Dinde zorlama yoktur)
- Al-i İmran Suresi (3/110): Ümmetin hayırlısı olma ve iyiliği emretme
- Buhari, Sahih, Kitabu’n-Nikah: Evlilik teşviki hadisleri — ‘Evlenin, çoğalın, ben mahşerde ümmetimin çokluğuyla övüneceğim’
- Müslim, Sahih: Kalpteki sevgiyi gizleyerek ölen kişinin şehitlik mertebesi hadisi
- Tirmizi, Sünen, Kitabu’l-Birr: Komşuyla zina etmenin normal zinadan daha büyük günah olduğuna dair hadis
- Ahmed bin Hanbel, Müsned: Evlenme ile dinin yarısının tamamlanması hadisi
- İmam-ı Rabbani, Mektubat: ‘Edep zikirden üstündür’ sözü ve edebin ehemmiyeti
- Hz. Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi: ‘Her gün bir yerden göçmek ne güzel’ beyti
- Abdülkadir Geylani, Fethu’r-Rabbani: Tasavvufta teslimiyet ve nefis terbiyesi
- Hucurat Suresi (49/13): ‘İnne ekremekum indallahi etkakum’ (Allah katında en üstününüz en takvalı olanınızdır)
- Çorum Hacı Mustafa Efendi Hazretleri: İcazet ve hilafet adabı rivayeti
- Kütüb-i Sitte (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbn Mace): Nikah, zina, teslimiyet hadisleri
Bu sohbet, Mustafa Özbağ Efendi’nin 355. Dergah Sohbeti’nden derlenmiştir.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi