Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

354. Dergah Sohbeti — Sufi Paylaşım, İmtihan ve Sabır, Zikrullah Adabı, Kurban Hükümleri

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 354. Dergah Sohbeti — Sufi Paylaşım, İmtihan ve Sabır,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Kurban: Sufi Zenginlik ve Paylaşma Meselesi

Sufi zenginse maddi olarak paylaşmayı bilmiyor mantığı, sufiyi bilmemektir. Hiç kimse zengin değildir; ne maddi ne manevi. Kimse kendisini zengin görürse Allah muhafaza eylesin. Allah’ın önünde bütün herkes fakirdir. Allah zengindir.

Bir kimse farz olan zekatını verdiği müddetçe o kimseye başka bir sorumluluk gerekmez. Ama bunun yanında sadaka verir mi? Evet. İhtiyaç sahiplerine yardım eder mi? Evet. Farzı yerine getiren bir kimseyi kınamak kibirliliktir. Herkes sufilikle kendinin hesabına bakar.

Hz. Hasan Efendimizle alakalı çok dedikodu ederler; cimri derler. Vefat ettikten sonra Medine’nin kenar mahallelerindeki kadınlar feryat etmeye başladılar: ‘Nimetimiz vefat etti.’ Yıkarlarken sordular: ‘Bunun sırtındaki küfe izleri ne, bu nasırlar ne?’ Hizmetçisi dedi ki: ‘Her gece yarısından sonra sırtında küfeyle Medine’nin arka sokaklarındaki garip gurabaları gözetirdi.’

Sufi paylaşmayı bilir. Sufi kime nasıl tasadduk edeceğini bilir, nereye ne yardım edeceğini bilir. Toplum içerisinde bunu uygulamayan insanlar çıkabilir; onlar ölçü değildir.


İmtihan: Anne, Baba, Eş, Çocuk, Mal ve Can

Başımıza gelen her bela ve sıkıntıyı imtihan diye isimlendirmek doğru mudur? Bunda bir eksiklik yoktur. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de buyurur: ‘Biz sizi mallarınızla, canlarınızla, anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla imtihan ediyoruz.’

Bir kimsenin zekatını vermemesi malıyla olan imtihanıdır. Çocuklarını Kur’an ve Sünnet dairesinde yetiştirmemesi çocuğuyla olan imtihanıdır. Eşiyle Kur’an ve Sünnet dairesinde muamele de bulunmaması eşiyle olan imtihanıdır. Annesine babasına hürmet ve hizmette kusur göstermesi anne babayla olan imtihanıdır.

İslam beş temel esas üzerine kurulur: Kelime-i tevhid, namaz, oruç, zekat, hac. İmtihanın da beş temel esası var: Anne baba, eş, çocuk, mal ve can. İmtihansız bir hayat yoktur. Başınıza gelen bela, musibet, sıkıntı hepsi de sizin pişmeniz için, günahlarınızdan arınmanız içindir.

Bu devamlı Allah’la olan irtibatımızı sağlar. Başınıza gelen hadiselerle isyan etmeyin. Onları zikirle, sabırla, namazla, oruçla, Allah yolunda koşmakla savuşturmaya gayret edin. Dünya geçicidir, hayat geçicidir, hepsi gelir geçer. Borçsa geçer, yokluksa geçer, eşinizle problem geçer, çocuklarınızla problem geçer.

Sabırla Karşılık Vermek

Karşındaki dilini tutmasa dahi sen dilini tut. Senin bir davan var, bir yolun var. O kibirlik yapmış, söylüyor sana; söylesin. Sen söyleme, sen sabret. ‘Cahilleri gördüğünüzde selam de geç’ buyruluyor. O esnada cahil ol, beş dakika on dakika sonra kemal-i edebiyle dönecektir.


Başka Hoca Efendilerin Sohbetlerine Gitmek

Senede iki üç kez başka hoca efendilerin sohbetine gitsek, hep beraber; Allah’ın izniyle manevi feyizlere vesile olmaz mı? Gönül razı eder ki böyle şeyler yaşansın. Bunu ciddi bir şekilde söylüyorum. Ama malum cumartesi günleri bizim de tekkede sohbetimiz var.

Hz. Mevlana Celaleddin Hazretleri diyor ya: ‘Sen testini doldurmaya bak. Birisi gelir o testileri kırar, içindeki sular birbirine kavuşup ırmak olup deryaya yol alırlar.’ O yüzden bir kimsenin kendi cemaatine, kendi tarikatına, kendi şeyhine muhabbet besleyip devamlı oraya gitmesi onun hakkıdır. Herkes testini doldursun.

Yalnız bu noktada cemaat ismi vererek, tarikat ismi vererek insanlar birbirlerini eleştirmesin. İmam-ı Azam Hazretleri içtihat etmiş; İmam Muhammed, İmam Yusuf bazen tek tek bazen ikisi beraber İmam-ı Azam Hazretlerinin içtihadına karşı içtihat koymuşlar. Bu bir zenginliktir.


Zikrullah Halakasına Geleni Küçük Görmemek

Kapıdan içeri birisi gelmiş, zikretmeye gelmiş. O hangi maksatla gelirse gelsin. Hadis-i Kudsi’de buyruluyor ki birisi temaşa için gelmiştir, birisi filancayı görmeye gelmiştir; yani kastı Allah’ı zikretmek değildir. Cenab-ı Hak diyor ki: ‘Orada bulunanları ayırmak Allah’ın şanına yakışmaz.’ Zikrullah halakasında duranları ayırmak Allah’ın şanına yakışmaz. Kime yakışır? Şeytana.

Kim ayırt ediyorsa o şeytana kendisini kiraya vermiştir. Onun gözünden, dilinden, elinden, ayağından, gönlünden şeytan tecelli ediyordur. Hadis-i Kudsi’de buyruluyor: ‘Kulumu seversem gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.’ Bunun karşılığı şeytandır. Senin dilin ya Allah’ın dilidir ya şeytanın dilidir; ortası yoktur.

Kul Allah’ı zikreder, zikir Allah katına çıkar. Allah meleklerine sorar: ‘Bu nedir?’ Melekler der: ‘Ya Rabbi, filanca kulunun zikridir.’ Allah sorar: ‘İsteği neymiş?’ Melekler sorar, kul der: ‘Beni zikrettiği anda affedilmesini istiyorum.’ Allah buyurur: ‘Ey meleklerim şahit olun, kulumu onu zikrettiği anda affetmiştim.’

Zikrullah yapan bir kimseyi küçük görmek, horhakir görmek, ikinci sınıf vatandaş görmek büyük hatadır. Allah’ın hoşuna gitmez zikredenin alay edilmesi, gönlünün kırılması, arkasından konuşulması. Allah muhafaza eylesin, adam batar.


Sufinin Abdesti ve Geleneği

Sufinin abdestli dolaşması şarttır. Sufi devamlı abdest alır, devamlı abdestli dolaşır. Namaza hazırdır, ölüme hazırdır, zikre hazırdır, şehadete hazırdır. Kim abdestli vefat ederse şehit mertebesindedir. Abdestli dolaşan kimseye şeytan musallat olmaz; abdest manevi korumadır, manevi muhafazadır.

Abdestsiz yere basmamak sufi geleneğidir. Abdestsiz bir şey yiyip içmemek sufi geleneğidir. Abdestini bozduğunda hemen yenilemek, en kısa zamanda abdest almak sufi adabıdır. Her an ölebilirsin; bu yüzden devamlı abdestli olmaya gayret et.


Sevgi, Aşk ve Muhabbet

Sevginin Ölçüsü

Sevginin bir ölçüsü var mıdır? Ölçü koyan akıldır. Akıl devreye girdiğinde muhabbet olur. Sevmek bahsine gelince akıl bir adım geri gider. Aşk farklı bir noktadır, muhabbet etmek ve sevmek farklı bir noktadır. İnsanları muhabbetsiz görmek hoş değildir.

Seven Kimse Şikayet Etmez

Sevgide kahır da vardır, rahmet de vardır. Ama bu kahır sevenin üzerindedir. Seven kendi kendini kahreder, bu kahıroluş sevginin sıfatlarındandır. Seven kimse sevdiğine kahretmez; kendi kendisini harap eder. Seven için acı yoktur. Dışarıdaki akıllılar onun acı çektiğini söylerler ama seven ateşi yaladığının farkında değildir.

İbrahim aleyhisselama ateş nur olmuştur, gül bahçesi olmuştur. Sevene yaşadığı hayat gül bahçesidir. Şikayet ederse sevmek değildir; nankörlüktür, ihanettir, vefasızlıktır. Seven kimse sevgi yolunda yaptığını karşısındakinin önüne koymaz. ‘Ben senin için neler yaptım’ demek küstahlıktır.

Eşinize de söylemeyin: ‘Ben sana şunu yaptım.’ Sakın çocuklarınıza demeyin: ‘Ben seni büyüttüm.’ Bunlar hep sizi küçültür. Sen eşine ne yapsan azdır; başının tacı, gönlünün sultanıdır. Sen çocuğuna ne yapsan azdır; Allah’ın sana emaneti, koklamak için verdiği çiçektir. Sen annene babana ne yapsan azdır.


Kurban Bayramı Hükümleri

Kurbanın Hükmü ve Pay Edilmesi

Kur’an, hadis, Peygamber Efendimizin sözlü ve fiili sünneti, ashabın uygulaması ve imamların içtihadıyla: Hanefilere göre zekat vermeye muktedir olana vacip, muktedir olmayana nafile ibadettir.

Kurban alınırken niyet ederek alınır, vekalet verilirken niyet ederek verilir. Hisseli ortak kurban kesecekse kurban niyetiyle büyükbaş hayvana ortak olunmalıdır. Pay edilmesi konusunda herkes kendi hayat standardına göre yiyebileceğini ayırır, yiyemeyeceğini dağıtır. Bir kısmını dağıtması evladır.

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yokluk yıllarında kurbanın dördüncü günü hiç kimsenin evinde et kalmamasını emretmişti. Kıtlık yılı bitince bu uygulamayı kaldırdı, serbest etti. Durumu müsait olmayan aile kurban etini kavurup saklayabilir, yıl içerisinde yiyebilir.

Kurban Orucu Nedir?

Ramazan bayramının birinci günü sabah namazından sonra birkaç tane hurma yemek sünnettir; o gün oruçlu olmadığını göstermek içindir. Hurma yoksa bir zeytin tanesi veya bir şey yenmesi sünnettir.

Kurban bayramında ise Arefe günü oruç tutmak evladır. Zilhicce’nin ilk on günü oruç tutmak da faziletlidir. Kurban orucu denilen şey şudur: Hazreti Peygamber sabah namazından sonra bir şey yemez, bayram namazını kıldırır, sonra hemen kurbanını keser ve kurbandan bir parça pişirtip onunla orucunu bozar. Bu dört beş saatlik orucu kendi kurban etiyle bozmak sünnettir.

Terk edilmiş bir sünneti ahir zamanda işlemek yüz şehit sevabı kazandırır. Kurban artıklarının (kemik, kan, tüy, iç organlar) toprağa gömülmesi ve hijyene dikkat edilmesi de sünnettir.


Cem Evleri ve Cami Projesi

Cem evleri camilerin alternatifi değildir. 1400 yıllık İslam geleneğinin, adabının, erkanının içerisinde böyle bir şey yoktur. İslam’da tekke vardır, sonradan oluşmuştur. Zaviyeler, medreseler vardır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında ilim ve zikir grupları vardı; ashab-ı suffa’da, değişik evlerde toplanırlardı.

Hiçbir tekkede cuma namazı kılınmamıştır. Tekkelerde mihrap vardır ama minber yoktur. Minberin olmaması orada cuma kılınmamasına delalet eder. Cami Müslümanların ortak buluşma noktasıdır: Kadirisi, Rufaisi, Bedelisi, Mevlevisi; tarikata taraftarı olan olmayan; hepsi cumada camilerde toplanırlar. Bunun alternatifi yoktur.

Kadınların ve çocukların da cumaya gitmelerini teşvik ediyorum. Hz. Peygamber Medine döneminde kadınları, köleleri, cariyeleri cuma ve bayram namazlarına toparlayıp İslam’ın güçlü olduğunu gösterirdi. Müslümanların camiye, cemaate, cumaya sahip çıkmaları gerekir.

Ben cami ile cem evinin bir çatı altında toplanması projesini destekleyenlerden değilim. İnsanlar kendilerini ifade etmek için toplanacak alan kuruyorlarsa tekke ve zaviyelerin kapanmasına dair kanunları ortadan kaldırmaları lazım.


Kaynakça

  • Bakara Suresi (2/155): ‘Andolsun ki sizi korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz’
  • Tegabun Suresi (64/15): ‘Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır’
  • Kevser Suresi (108/2): Kurban kesme emri
  • Buhari, Sahih, Kitabu’l-Edahi: Kurban kesme hükümleri, kurban etinin saklanması
  • Müslim, Sahih, Kitabu’l-Edahi: Yokluk yıllarında kurban etinin dağıtım emri ve sonra serbest bırakılması
  • Tirmizi, Sünen: Zilhicce’nin ilk on gününde oruç tutmanın fazileti
  • Ahmed bin Hanbel, Müsned: Arefe günü orucunun fazileti
  • Buhari, Sahih, Kitabu’z-Zekat: Hz. Hasan Efendimizin gizli sadaka dağıtması
  • Hadis-i Kudsi: Zikrullah halakasındakilerin affedilmesi — ‘Orada bulunanları ayırmak şanıma yakışmaz’
  • Hadis-i Kudsi: ‘Kulumu seversem gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum’
  • İmam-ı Azam Ebu Hanife, el-Fıkhu’l-Ekber: Kurbanın vacipliği, günahkar imamın arkasında namaz kılma
  • İmam Muhammed eş-Şeybani ve İmam Ebu Yusuf: İmam-ı Azam’a karşı içtihatlar — fıkhi zenginlik örneği
  • Hz. Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi: Testi kırma ve suların deryaya kavuşma metaforu
  • Buhari, Sahih, Kitabu’l-İdeyn: Ramazan ve Kurban bayramı sabahı sünneti — hurma yeme ve kurban etiyle oruç bozma

Bu sohbet, Mustafa Özbağ Efendi’nin 354. Dergah Sohbeti’nden derlenmiştir.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Sünnet, Muhabbet, Aşk, Sabır, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı