Sevenin: Dergahlar Arası Kardeşlik ve Başka Sohbetlere Gitmek
Selamun aleyküm. Allah geceniz hayırlı olsun inşallah. Cenab-ı Hakk ömrünüze hayırlı eylesin.
Soru gelmiş: Bu dergahtan ders aldım ama başka hocaların sohbetlerini de dinliyorum. Başka sohbetleri dinlemem o dergaha mensup olmuş anlamına gelir mi? Gelmez. Nerede bir Allah sohbeti var dinlenebilir. Nerede Kur’an ve Sünnet dairesinde bir hizmet var, oraya destek olunabilir.
Ümmetin içerisinde kardeşliğin tesis olması lazımdır. Dergahların, cemaatlerin, tarikatların arasında kardeşliğin tesis olması lazım. Gelmeyene gitmek, selam vermeyene selam vermek, yardım etmeyene yardım etmek şiarımızdır.
Perşembe veya cumartesi kendi dersini bırakıp başka bir derse gitmek edebe uygun değildir. Bazen insanlar nefislerine uyarlar; kendi mahallelerindeki ders yaptıran kişiyle ufak bir sıkıntı olur, o derse gitmemek için bahaneler uydururlar. Asıl olan nefsini kırıp oradaki derse gitmek, oradaki zikrullaha katılmaktır.
Gönül arzu eder ki Türkiye’deki bütün tarikatlar, cemaatler, cemiyetler bir çatı altında toplansınlar. Üst düzeyde gibi görünen kimseler bir araya gelseler, konuşsalar, birbirlerini dinleseler, en azından birbirlerinin üzerine ihtilaf bırakmasalar, beraber karar alsalar harika bir şey olur.
İslam Dünyasında Birlik ve Teşkilatlanma Vizyonu
İslam İşbirliği Teşkilatı hiçbir işe yaramayan, hiçbir etkinliği olmayan, hiçbir ağırlığı olmayan, hiçbir yaptırımı olmayan, parası olmayan, askeri olmayan, alimi olmayan bir teşkilat. Aslında bu teşkilatın içi doldurulsa, askeri gücü olsa, gönüllü insanlar asker yazılsa, Müslümanlar kendi paralarıyla o askerleri silahlandırsalar harika olur.
Hicaz bölgesi bütün Müslümanların ortak malıdır. Orası bir devletin hakimiyetinde olması mümkün değildir. Bütün Müslümanlar tarafından yönetilmesi gereken bir bölgedir. Müslümanlar ortak halifelerini seçip halifeyi orada ikamet ettirebilirler. Halifenin yanında genel kurmay başkanı, ekonomiden sorumlu başkan, bütün teşkilatlar kurulabilir.
Kadınların Evlilik Teklifi Usulü
Bir bayan olarak evlenmeyi düşündüğümüz kişiye görüşme talebimizi nasıl bildirebiliriz? Bir evlenmeyi düşünen kız çocuğu veya kadın, babasına, annesine, ablasına, teyzesine, halasına söyleyebilir. Velisi varsa velisiyle söylenmesi adaba daha uygundur. Ama daha önce evlenip ayrıldıysa o kimse kendisi gidip birisine teklif edebilir.
Günahkarların Mahşerde Ayrılması
Cenab-ı Hak buyuruyor: ‘Ey günahkarlar, bugün ayrılın.’ Mahşer gününde bir münadi nida edecek: günahkarlar bir saf, günahsızlar bir saf olacaklar. Önce günahsızların hesapları görülecek, onlar cennete giderken günahkarlar onları o halde görecekler. Günah işleyip tövbe etmeyenler mahşer halkının önünde rezil olacaklar.
Günahkarlar bu dünyada da ayrılırlar. Günah işleyip tövbe etmeyenler günahlara devam ederler ve müminlerden ayrı kullarda yürürler. Aynı dünyada, aynı mahallede, hatta aynı evde yaşarsınız; ama aynı yolda yürümek demek değildir. Nuh aleyhisselamın hanımı gibi.
Tasavvufta İhtiyar Meselesi: Cüneyd-i Bağdadi
Cüneyd-i Bağdadi buyurmuş: ‘Tasavvuf ihtiyarını terk etmektir.’ Bu öyle bir haldir ki herkese has değildir. Bunu edebiyat noktasında söyleyip sakın ihtiyarınızı terk etmeyin. Bu ancak Allah’ın size giydireceği bir elbisedir.
İlmel Yakin, Aynel Yakin, Hakkel Yakin
İlmel yakin noktası: Kul kendi aklıyla gider, ihtiyarını Kur’an ve Sünnet’e bırakır. Burada akıl vardır. Kendi bilgisini, görüşünü, düşüncesini ortaya koyup iyiyi, doğruyu, güzeli seçmektir.
Aynel yakin noktası: O kimse ihtiyarını oraya bıraktığında artık bütün tavır, davranış, söz ve fiiliyatlarını Kur’an ve Sünnet’e göre yapar. Hayatını o düstura göre yaşar.
Hakkel yakin noktası: Artık ihtiyar eden ile ihtiyarına hakim olan arasında fark kalmaz. Tamamıyla Allah o kulun ihtiyarını kendi eline alır. Kulun ihtiyarı kalmaz. ‘Atan elidir, tutan koludur, yürüyen ayağıdır, söyleyen dilidir.’
İlmel yakin noktasında kendisini Kur’an ve Sünnet’e adamayanlar ve aynel yakin noktasında hayatlarını buna göre yaşamayanlar, hakkel yakin noktasından konuşmaya hakları yoktur. Bu tasavvuf değil, tasavvurdur.
Makam Peşinde Koşmama ve Şeyh Efendi Vasiyeti
Size vasiyetim olsun: Bir şey verilse dahi ‘bana şu verildi’ demeyiniz. Makama gözünüzü dikmeyin, mevkiye gözünüzü dikmeyin; Allah için hizmet edin. İlk sufiler bunu söylememişler; bilinmezliğin yolu budur.
Şeyh Efendi Hazretleri bana vasiyet etti: ‘Oğlum, ben vefat ettikten sonra sakın ha bana şunu verildi, bunu verildi deme. Herkese söyle istihare yapsınlar, istiharelerinde kimi görüyorlarsa ona intisap etsinler.’ Bu sözü verdim, tutuyorum.
Ümmetin Velileri ve Beni İsrail Peygamberleri
Bir rivayette ‘Ümmetin velileri Beni İsrail peygamberlerinin mesabesindedir, dengindedir’ buyurulmuştur. Hatta bir rivayette ‘üstündedir, fevkindedir’ denilmiştir.
Abdülkadir Geylani Hazretleriyle alakalı bir kıssa: Bir Hristiyan gelmiş, ‘Bizim peygamberimiz İsa ölüleri diriltirdi’ demiş. Abdülkadir Geylani Hazretleri bir Hristiyan kabristanına gitmiş; Allah’ın izniyle o kimse mezardan çıkmış. Geylani Hazretleri ‘Eşhedü en la ilahe illallah’ deyince o kimse hemen kelime-i şehadet getirip Müslüman olmuş ve tekrar yatmıştır.
Sevenin Alametleri ve İtaat
Sevenin alametleri nelerdir? Bir tek bir şey söyleyeyim: Seven, sevdiğinin ayak izine basar. Bu kadar basit. Sevdiğinizin ayak izine basıyorsanız bu alamet yeter.
Sevenin en önemli alametlerinden birisi itaattir. O kimse itaat ettiği kadar seviyor, ne kadar itaat ediyorsa o kadar seviyor. Sevene ‘gel’ demene gerek yoktur; gözünün içine bakarsın, anlar, gelir. ‘Git’ demene gerek yoktur; anlar, gider. ‘Yap’ dedin mi yapmaması gibi bir şey yoktur.
Şeyh Efendi derdi: ‘Birisine bir şey dedim yapmadı. Bitti. Ama o kimse çok sevdiğini iddia eder.’ Sana ‘yap’ dedi, yapmadın. Bir daha neden desin sana? Seven sevdiğine itaat eder, sözünü dinler.
Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer Örneği
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebubekir Efendimize sordu: ‘Ne bıraktın geriye?’ Hz. Ebubekir dedi: ‘Allah ve Resulünü.’ Hiçbir şey bırakmamıştı, hesap etmemişti. Hz. Ömer Efendimiz ise malının yarısını bırakmıştı; hesap etmişti. Hesap edenler asla aşık olamazlar.
28 Şubat’ta basılırken bir kısmımız hesap etti: ‘Bizi götürürlerse kim peşimizden gelir?’ Ama bir kısmı basılacağını düşünmeden Allah demeye devam etti. Hesap edenler asla aşık olamadılar.
Kalp: İnsanın ve Alemin Merkezi
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş: ‘İnsanda bir et parçası vardır, orası iyiyse bütün azalar iyidir, orası kötüyse bütün azalar kötüdür. Dikkat edin, o kalptir.’ Sizin merkeziniz kalptir. Dünyanın merkezi de bir insanın kalbidir.
Kalbinde ne varsa dilinde o vardır, gözünde o vardır, elinde o vardır. Kalbinde Allah varsa seni görenlerin aklına Allah gelir. Kalbinde şeytan tecelli ettiyse seni gören müminler senden kaçar.
Şeytan kalbin kapısında bekler. Ne zaman kalpte zikrullah var, şeytan kapıda durur ama içeri giremez. Ne zaman zikrullahtan gaflet olur, şeytan hemen kalbe girer. O yüzden kalbi zikrullah ile doldurmaya gayret edin.
Ahsen-i Takvim: Kazak Örgüsü Metaforu
Cenab-ı Hak insanları ahsen-i takvim üzerine yaratmış, üzerlerine en güzel elbiseyi koymuş. Ama nefsimize ve şeytana uyup o elbiseyi çözmeye başlamışız; ucundan sökmeye başlayınca bir müddet sonra o güzel elbise yumak haline gelmiş.
O gafletten kurtulup geri dönersek elimize iki şiş alıp tekrar öreceğiz: bir şiş Kur’an, bir şiş Sünnet. Bu şişlerle hayat ipliğinizden nurdan elbise öreceksiniz. İplik var, şişler de var; örmeye ihtiyar sizin elinizde. İyilikler yapacaksınız, nefsinle mücadele edeceksiniz.
Kaynakça
- Yasin Suresi (36/59): ‘Ey günahkarlar, bugün ayrılın’ — mahşerde günahkarların ayrılması
- Tin Suresi (95/4): ‘Lekad halakne’l-insane fi ahsen-i takvim’ — insanın en güzel biçimde yaratılması
- Nisa Suresi (4/59): ‘Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin’
- Hucurat Suresi (49/13): ‘Sizi kavimler ve kabileler halinde yarattık ki birbirinizi tanıyasınız’
- Buhari, Sahih, Kitabu’l-İman: ‘İnsanda bir et parçası vardır… Dikkat edin o kalptir’ hadisi
- Buhari, Sahih, Kitabu’l-Menakıb: Hz. Ebubekir’in malının tamamını, Hz. Ömer’in yarısını bağışlaması
- Hadis-i Kudsi: ‘Kulumu seversem gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum’
- Hadis-i Kudsi: Zikrullah halakasında bulunanların affedilmesi
- Cüneyd-i Bağdadi: ‘Tasavvuf ihtiyarını terk etmektir’ sözü ve şerhi
- Hz. Ebubekir Sıddık: ‘Bana arkadaşını söyle, sana dinini söyleyeyim’
- Abdülkadir Geylani, Fethu’r-Rabbani: Ümmetin velilerinin mertebesi kıssası
- Hz. Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi: ‘Her gün bir yerden göçmek ne güzel’ ve testi metaforu
- İmam-ı Azam Ebu Hanife: İmam Muhammed ve İmam Ebu Yusuf’un karşı içtihatları — fıkhi zenginlik
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din: Sevenin alametleri, kalbin merkezi olması
Bu sohbet, Mustafa Özbağ Efendi’nin 352. Dergah Sohbeti’nden derlenmiştir.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı