Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 37/60
Uyanıklık nedir?
Uyanmak; insanın yapmış olduğu hataları, kusurları, eksiklikleri, yanlışlıkları fark edip oradan tövbe kapısına yönelmesidir. Eğer derviş bu uyanışı gerçekleştiremezse, onun tövbesi sahih olmaz. Uyanıklık; gafletten, hatadan, kusurdan, günahtan, yanlıştan fark edip geri dönüp tövbe kapısında durmaktır.
Kaynak: 142. Dergah Sohbeti — Sûfîye Lazım Olan Üç Hâl: Uyanıklık, Tövbe, İnâbe ve Peyga
İnâbe nedir?
İnâbe: Üstâda sımsıkı bağlanmak. Ehl-i tasavvufun büyük kısmı inâbeyi bir mürşide bağlanmak olarak nitelendirmiştir. Ama asıl inâbe, tövbenin sağlamlaşmasıdır — o kimsenin gönül kâbesinin bir daha yıkılmaması ile alâkalıdır. Gönlünde hatalara, kusurlara, günâh-ı kebâire karşı kapı aralamaz. İnâbe halinde olan kimsenin tövbesi zikir gibidir; çünkü o tövbe, o vecihten bakıldığında Allah’a şükürdür, Allah’a duadır, Allah’ın lütfunu, ihsanını, ikramını devamlı görmektir.
Kaynak: 142. Dergah Sohbeti — Sûfîye Lazım Olan Üç Hâl: Uyanıklık, Tövbe, İnâbe ve Peyga
Peygamberlik meselesi nedir?
Peygamberlik sondur, bitmiştir. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri son peygamberdir. Bir başkası kendi nebîliğini, peygamberliğini, resûllüğünü ilân ediyorsa — o sapıktır ya da hastadır, ikisinden biri. Hadîs-i şerif açık ve net: "Benden sonra otuz tane yalancı peygamber çıkacak" buyurmuştur ve bunlar için "deccâl" demiştir.
Kaynak: 142. Dergah Sohbeti — Sûfîye Lazım Olan Üç Hâl: Uyanıklık, Tövbe, İnâbe ve Peyga
Sûfîye Lazım Olan Üç Hâl nedir?
Sûfîye Lazım Olan Üç Hâl: Uyanıklık, Tövbe ve İnâbe. Dervişe, sûfîye lazım olan önce uyanık olmaktır — uyanmaktır ilk önce. Uyanmak; insanın yapmış olduğu hataları, kusurları, eksiklikleri, yanlışlıkları fark edip oradan tövbe kapısına yönelmesidir. Eğer derviş bu uyanışı gerçekleştiremezse, onun tövbesi sahih olmaz. Uyanıklık; gafletten, hatadan, kusurdan, günahtan, yanlıştan fark edip geri dönüp tövbe kapısında durmaktır. Tövbe, bir kimsenin diliyle tövbe etmesi değil, bunu hâliyle, kalbiyle, sırrıyla gerçekleştirmesidir. O yüzden tövbe öyle olmalı ki o kimse bir daha yanlışa, eksiğe, günâh-ı kebâire düşmemeli. Evet düşer — ama düştüğü yerden hızla kalkmalı, düştüğü yeri hızla terk etmeli. İnâbe: Üstâda sımsıkı bağlanmak. Ehl-i tasavvufun büyük kısmı inâbeyi bir mürşide bağlanmak olarak nitelendirmiştir. Ama asıl inâbe, tövbenin sağlamlaşmasıdır — o kimsenin gönül kâbesinin bir daha yıkılmaması ile alâkalıdır. Gönlünde hatalara, kusurlara, günâh-ı kebâire karşı kapı aralamaz. İnâbe halinde olan kimsenin tövbesi zikir gibidir; çünkü o tövbe, o vecihten bakıldığında Allah’a şükürdür, Allah’a duadır, Allah’ın lütfunu, ihsanını, ikramını devamlı görmektir.
Kaynak: 142. Dergah Sohbeti — Sûfîye Lazım Olan Üç Hâl: Uyanıklık, Tövbe, İnâbe ve Peyga
Aşkın yolunda can vermekte ne gibi bir hâl gelişir?
Hazreti Mevlânâ öyle bir hâle geldi ki bir insanın en son dersi, aşkın uğruna can teslim etmektir. Aşk yolunda en son ders olarak: "Bak şimdi ölüyorum, aşkımın uğruna ölüyorum" diye gözünün önünde canını teslim etmek…
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Sûfî yolunda ne tür hâlleri yaşar?
Sûfî yol esnasında bâzı hâlleri seri sülûk merâtibinde yaşar. Meselâ çocuklarının cenâze namazını kılar, yıkarlar, kefenlerler, götürüp gömer — kendine geldiğinde bakar ki hâlmiş. Eşi ölür, vedâlaşır, gömer — hâlmiş. Kendi ölümünü de görür: nasıl öldüğünü, kefenlendiğini, gömüldüğünü, kabrin kendisini, hesâba çekildiğini, kıyametin koptuğunu, mahşerin kurulduğunu görür. Sûfî bunu seri sülûkte yaşar.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Sevgi çeşitleri nelerdir?
Nefsimizin sevdiği şeyler var, aklımızın sevdiği şeyler var, kalbimizin sevdiği şeyler var. Bunlar farklı farklı tecellîyâttır. Menfaatlendiğin yeri sevmek — nefstendir. "Git buradan ilim öğren, ticaret öğren" demek — akıldandır. İlâhî sevgi ise kalple alâkalıdır; o farklı bir şeydir.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Tevhîd ehli olmak ne demektir?
Tevhîd ehli olmak: bir kimsenin imanın ve İslâm’ın hükümlerini getirmesi, inandığı gibi amel etmeye gayret etmesidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: "Siz bildiklerinizle amel ederseniz, Allah size bilmediklerinizi öğretir." Biz bildiklerimizle amel etmediklerimizden dolayı sır kalıyoruz, yalan kalıyoruz. Bildiklerimizle bir amel etsek, bilemediğimiz kapıları da Cenâb-ı Hak açacak.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Muhasebe nedir?
"Ölmeden önce kendinizi hesâba çekiniz" buyurulmuştur. Sûfî muhakkak ve muhakkak kendisini muhasebe etmelidir. Bunun sıralaması şöyledir: uyanıklık (yakaza), tövbe etmek, inâbe ehli olmak, muhasebe etmek — ardı ardına sıralanmış boncuk tanesi gibi.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Dervişin olmazsa olmazı nedir?
"Ölmeden önce kendinizi hesâba çekiniz" buyurulmuştur. Sûfî muhakkak ve muhakkak kendisini muhasebe etmelidir. Bunun sıralaması şöyledir: uyanıklık (yakaza), tövbe etmek, inâbe ehli olmak, muhaseybe etmek — ardı ardına sıralanmış boncuk tanesi gibi. İnâbe ile tövbe arasında ince bir perde vardır: tövbe günahlardan arınmak için Allah’a yaklaşmaktır; inâbe ise günâh-ı kebâir işlememiş olsa dahî Allah’a tövbe ederek yaklaşma hâlidir.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Cüneyd-i Bağdâdî’nin gözyaşının hikmeti nedir?
Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri hüngür hüngür ağlıyormuş. Talebelerinden birisi sormuş: "Efendim, bu ağlamanızın hikmeti ne?" Demiş ki: "Günlük evrâdım gecikti, ona ağlıyorum." Talebeleri: "Efendim, kazâ etseniz." Demiş ki: "Kazâ edeceğim vakitteki yapacağım ibâdeti ne yapacağım?" Yâni onun her saatinde bir ibâdeti var; birini geciktirse diğerinin de vakti geçecek. Hâlimizi siz düşünün — bizim ne zaman ders çektiğimiz belli değil, namazımızı yetiştirip yetiştirmediğimiz de belli değil.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Devamlı zikirin önemi nedir?
Her an zikir hâlinde olma — aklın yolları bitti, aşkın yolu başladı. Seven sevdiğini hiç unutmuyor, devamlı zikrediyor, her an gözünden ayırmıyor. Bu keskin yol, bu kısa yol — aşıklık yolu. Her an zikreden gıybet edemez, iftirâ edemez, haram yiyemez, istikâmetini bozamaz, doğruluktan ayrılamaz, gaflete düşmez.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Halaka-i zikir nedir?
Halaka-i zikirler Allah’ın sofralarıdır, ilâhî sofralardır. Ahmed’in, Mehmed’in sofrası değildir; çavuşların, nâkıblerin, şeyhlerin sofrası değildir. Allah’ın sofrasına Allah’a yakın olanlar otururlar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim halaka-i zikrin ortasına oturdu — Allah onu zâtında barındırır. Birisi halaka-i zikrin dışına oturdu — Allah onu mağfiret etti. Birisi dönüp gitti — Allah ve melekler ona lanet etti."
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Mahalle derslerine sahip çıkmak ne demektir?
Gönül arzu eder ki herkes kendi mahallesindeki derslere gitsin, terk etmesin. Ama birisi bir yerden gidiyorsa, hemen nefsine fetvâyı asmak kolay iş. Birisi gidiyorken herkes tefekkür etmeli: "Bizim yüzümüzden gittiyse ne yapacağız? Bizim bir bakışımızdan, bir sözümüzden kırılıp gittiyse sorumluluğumuz ne olacak?" Hazreti Resulullah’ın komşusu meselesinde: sahâbe komşusunun eziyetinden şikâyet eder, Peygamberimiz: "Eşyanı topla kapının önüne koy, sana soranlara ‘komşumun eziyetinden gidiyorum’ de" buyurur. Komşu koşarak gelip özür diler.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Aşıkların imzası nedir?
Hançer yiyeceğinizi bile bile yol yürüyün. Aldatılacağınızı, kandırılacağınızı, kanınızın akıtılacağını bile bile yol yürüyün. Hazreti Hüseyin efendimizi örnek alın — şehit olacağını bile bile yol yürüdü. Allah demek, değirmenin altına girmek gibidir. Allah demek, her türlü iftirâya, dedikodaya, ihânete göğüs kermektir. Kucağınızda çocuğunuz gibi beslediğiniz gidip sizi satsa, onu hâlâ besleyebilmeniz lâzım ki tevhîde ulaşasınız. Aşıkların imzası kan ile atılır — bu kan zâhirî değildir; umulmadık yerde, umulmadık insandan, umulmadık anda hançeri yemektir.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Tasavvufta yenilenme ve değişim nedir?
İslâm’da anlayış muhakkak yenilenecektir. Bu yenilenmenin özü, dînin özü hükmündeki tasavvufî düşünce ve hâldir. Bütün İslâm üzerindeki düşünce, algılayış, anlayış değişimleri ilk önce ehl-i tasavvufun üzerinde olmuştur. Günün ehl-i tasavvufu her türlü eleştiriyi, saldırıyı göze alarak o yenilenmeyi gerçekleştiren Allah erleridir. Kendi zamanlarına ışık tutarlar; o esnada belki yalnızca o cemaatin içinde kalır o yenilenme. İlk etapta algılanmakta güçlük çekilir, acımasızca eleştirilir — hatta dîn adına küfrüne fetvâ verilir, eline geçirilirse katledilir.
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Yûnus Emre’nin dîvanında ne yazmaktadır?
Yûnus Emre (ö. ~720/1320) — "Ben gelmedim dâvî için, benim işim sevgi için" (Dîvan)
Kaynak: 143. Dergah Sohbeti — Sûfînin Muhasebesi, Devamlı Zikir, Halaka-i Zikir ve Aşkın
Sufîlik nedir?
Sufîlik iyiliğe koşmaktır. Dervişlik hayra koşmaktır, güzel ahlâkla ahlâklanmaktır, iyi hâl üzerine yaşamaktır.
Kaynak: 144. Dergah Sohbeti — Gıybet ve İftiranın Ağırlığı, Niyetin Önceliği ve Barıştır
Merhem olmak ne demektir?
Merhem: Devamlı Zikrullâh: Her Ânı Allah ile Geçirmek. Gününü ibadete geçiren kimse, o günü gerçekten yaşamış demektir. Her kim gecesini ibadete geçirirse — dört rekât dahî kılsa — o gecesini ibadetle geçirmiş sayılır. Kim akşam uyandığında, evvâb olursa, onun bir yıllık, elli yıllık, yüz yıllık günahları affolunur. Eğer günahı yoksa anne ve babasının günahları silinir.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Devamlı zikir neden önemlidir?
Sabah akşam en az yüz tane "Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi’l-Azîm" diyen kimsenin deniz köpükleri kadar günahı olsa dahî Allah affeder. Dönerken de, yürürken de, otururken de, dükkânınızda düzen yaparken de, makinenizde çalışırken de — Allah’ı zikretmeyi bırakmayın.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Namazda zikir nasıl devam etmelidir?
Namazı kılarken Fâtiha okurken kalbiniz "Allah, Allah, Allah…" demeye devam etsin. Diyeceksiniz ki: "Öyle olur mu?" Evet, olur. Deneyin. O zaman namazı gaflette kılmamış olursunuz. Rükûya giderken, secdeye giderken devamlı Allah’ı hatıra getirin, Allah’ı zikredin — bakın namazınız nasıl oluyor.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Allah’la yakınlığımızı nasıl ölçebiliriz?
Allah’la yakınlığımızı ölçmek istiyorsanız, ânî bir şeyle karşılaştığınızda — kaza, bir şey kırılma, bir yerden düşme — o esnada ağzınızdan ne çıkıyor, ona bakın. Ağzından "Allah" çıkıyorsa, o kimse Allah ile beraberdir. Ağzından başka bir şey çıkıyorsa, o kişinin kendini muhasebe etmesi gerekir.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Müminin en büyük sıfatı nedir?
Merhem olmak: Müminin En Büyük Sıfatı. Dâvetsiz derviş olmaz. İbadetsiz derviş olmaz. Gözü kuru derviş olmaz. Derviş yüz yaşında olacak, ibadet ehli olacak. Etrafımıza iyi günde de kötü günde de sahip çıkacağız. Adamın bir sıkıntısı olduğunda senin aklına geliyorsa — senin iyi ahlâk sahibi olduğunu gösterir. Senin cömert bir insan olduğunu gösterir.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Merhem olmanın çeşitleri nelerdir?
Merhem parayla da olur, parasız da olur. Adama tebliğ edersin, söylersin, sakinleştirirsin, tavsiyede bulunursun — bu da merhem. Adama dostluk yaparsın, koluna girersin; adam çok hâlet-i ruhiyeti bozuktur, onu bir tur atarsın, sakinleştirirsin — merhem olursun. Birisi hasta olmuştur, gidersin ona moral verirsin, hasta ziyaret edersin: "İyi gördüm seni, gözün pırıl pırıl parlıyor, sen iyisin, Allah de, Resulullah de, namazını kıl…" Adamı bir moral verirsin — merhem olursun.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Tebeşür ederek merhem olmak nasıl yapılır?
Tebessüm edersin — merhem ol. Evinize girerken selâm verin. Evde kimse yoksa dahî selâm verin — sünnettir. "Esselâmü aleyküm" — "Ve aleykümü’s-selâm." Yirmi sevap: on sevap selâm vermekten, on sevap selâm almaktan. Hanıma selâm ver, güler yüzle gir — merhem ol.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Merhem olmanın bir gün içindeki etkisi nedir?
Sabahleyin kalktığınızda diyeceksiniz ki: "Ben bugün merhem olacağım." Dilinle merhem olacaksın, cebinle merhem olacaksın, gönlünle merhem olacaksın. Mutlaka o gün birisine merhem olacaksın. O günü birisine mer, hem olmadan geçirirsen, o günün ziyandadır. Ama o günü birisine merhemle geçirirsen — o gün cennetten nice yıllar kazanırsın.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Fukarayı gözetmek neden önemlidir?
Müminliğinizin göstergesi şudur: yemek verdiğinizde fukaranız yoksa, toplandığınızda evinizde fukaralar yoksa, o çok güzel döşenmiş lüks evlerinizde fukaralar gelip yatıp kalkmıyorsa, o lüks arabalarınızda fukaralar binmiyorsa — Allah onun hesabını sorar. Mahallenizde bir aç-açık var, bir yetim var, bir dul var, ilacı eksik, parası eksik, bakımsız kalmış — sen de o mahalledesin. Allah’ın hesabını sana da sorar.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Aileye ve çevreye sahip çıkmak neden önemlidir?
Sahip olun: çoluğunuza-çocuğunuza, hanımınıza, evinize, işinize, arkadaşlarınıza, kardeşlerinize, annenize-babanıza, akrabalarınıza, komşularınıza, memleketinize, beldenize sahip olun. Başka çaresi yok, başka alternatif yok. Deccâl vuruyor, şeytan vuruyor, şeytanlaşmış insanlar vuruyor, kâfirleşmiş insanlar vuruyor — her yerden Müslümanlara vuruyorlar. O yüzden sımsıkı durun! Sünnet-i Seniyye’yi sımsıkı öğrenin.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Kardeşe sahip çıkmak ve münafıklara tavır nedir?
Birisi gelip kardeşin hakkında kötü konuşursa: "Konuşma kardeşim hakkında! Bizim kardeşimiz, beraber ders gördük" diyeceksin. Kardeşine sahip çıkacaksın. Kim Allah’ın zikrinden alay ederse, Allah’la alay etmiş olur. Münafıklara, mürtetlere, kâfirlere yumuşaklık yok; onlara şiddet (kararlılık) var. Adam sünnet-i seniyyeyle alay ediyorsa, ona tebliğe gerek yok — alay etmeye başladığında sus, geri çekil. Ama arkadaşına, kardeşine, eşine-dostuna kol-kanat ger.
Kaynak: 145. Dergah Sohbeti — Merhem Olmak: Devamlı Zikir, Fukarayı Gözetmek ve Kardeşli
Eski âlimler, tabîînden sonra gelenler, selef dediğimiz âlimler, hadis-fıkıh ilmi olmayan bir kimsenin tasavvuf yolunda ilerlemesini mahzurlu görmüşlerdir?
Çünkü hadis bilgisi olmayan kimse her an hata yapabilir, yanlışlığa düşebilir. Tasavvufu bilen kimse ile tasavvufu yaşayan kimse aynı mânâda değildir. Tasavvufu yaşamak demek takvâdır. Bilip de yaşamayan — Allah muhafaza eylesin — büyük tehlikededir. Yaşayıp da teknik bilgiye sahip olmayan ama ihlâslı ve samimi olan kimse ise kendini kurtarabilir.
Kaynak: 146. Dergah Sohbeti — Miraç Kandili: Resulullah’ın Allah ile Görüşmesi, Namaz He
Beyat nedir?
Beyatın iki veçhesi vardır: Birincisi siyasî beyattır — İslâmî devlet başkanına veya o yoksa dâru’l-harp imamına yapılır. İkincisi mânevî/tasavvufî beyattır — bir mürşid-i kâmile veya ilim öğrenmek için bir âlime yapılır.
Kaynak: 147. Dergah Sohbeti — Sabır, Şükür, Beyat ve Sünnet’i Yaşamak
Tasavvufta seyahat edepleri nelerdir?
Tasavvufta seyahat vardır; hac için, Medîne-i Münevvere ziyareti için, Mescid-i Aksâ ziyareti için, ilim öğrenmek için, üstadını veya derviş kardeşlerini ziyaret için çıkılır. Ama gittiğin yerde "beni yedirin, beni burada yatırın, beni arabayla alın" demek tasavvuf değildir. Şeyhin seyahate çıkardıysa senin paranı, konunu, gideceğini o düşünecek. Başkalarına ağırlık olmayacaksın.
Kaynak: 147. Dergah Sohbeti — Sabır, Şükür, Beyat ve Sünnet’i Yaşamak
Beyatın iki veçhesi nelerdir?
Beyatın iki veçhesi vardır: Birincisi siyasî beyattır — İslâmî devlet başkanına veya o yoksa dâru’l-harp imamına yapılır. İkincisi mânevî/tasavvufî beyattır — bir mürşid-i kâmile veya ilim öğrenmek için bir âlime yapılır.
Kaynak: 147. Dergah Sohbeti — Sabır, Şükür, Beyat ve Sünnet’i Yaşamak
Beyatsız olmak ne anlama gelir?
Hadîs-i Şerîf’te buyurulmuştur: "Kim beyatsız ölürse câhiliye ölümü üzere ölmüş gibi olur." Akabe beyatlarında henüz İslâm devleti yoktu; Medîne’de de devlet kurulmadan beyatlar olmuştu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şahıs olarak beyat almıştır. O zaman bir kimse dinini yaşamak için, öğrenmek için beyat edebilir. Ameller niyetlere bağlıdır; adamın niyeti dinini yaşamaksa dinini yaşar.
Kaynak: 147. Dergah Sohbeti — Sabır, Şükür, Beyat ve Sünnet’i Yaşamak
İnsanların arkadaşlarına vefası nedir?
İnsanların arkadaşlarına vefası, doğru olduğu müddetçe arkadaşlığı ve kardeşliği devam ettirmektir. Arkadaşının hatası, kusuru, eksikliği varsa o kimseyi tatlı bir şekilde ikaz edip arkadaşlık hukukuna devam ettirmektir.
Kaynak: 149. Dergah Sohbeti — Vefa, Tefekkür Lambası ve Allah’a İmanın Mahiyeti
Eşler arasında vefa nedir?
Eşler arasında vefa olur; hastalıkta, iyilikte, güzellikte, darlıkta birbirine destek olmak, birbirine sahip çıkmaktır.
Kaynak: 149. Dergah Sohbeti — Vefa, Tefekkür Lambası ve Allah’a İmanın Mahiyeti
Vefa ne değildir?
Vefa, insanların yanlışlıklarına sahip çıkmak değildir. Bir arkadaşımız içki içiyorsa, kumar oynuyorsa, ona vefa gösterir; ama yanlışlığının arkasında duramayız. Kardeşimiz başkalarına haksızlık yapıyorsa, onun arkasında durmamız vefa değildir. Vefa, onu doğru bir noktaya çekmektir; Kur’ân ve Sünnet çizgisine ulaştırmaktır.
Kaynak: 149. Dergah Sohbeti — Vefa, Tefekkür Lambası ve Allah’a İmanın Mahiyeti
Vefa nankörklük midir?
Vefa nankörklük de değildir. Ekmek yediği, su içtiği, beraber yol gittiği kimseye nankörklük yapmak ve bunu "doğruyu söylüyorum" diye kılıflamak câiz değildir.
Kaynak: 149. Dergah Sohbeti — Vefa, Tefekkür Lambası ve Allah’a İmanın Mahiyeti
Tefekkür kalbinin ne gibi bir işlevi vardır?
Tefekkür, kalbinde yanan bir lamba misâlidir. Kalbiniz karanlık bir odadır; tefekkür lambasını yakarsınız, içeri girenin çıkanı tespit edersiniz. Dünya sevgisi mi girdi? Dur, girme. Makam sevgisi mi girdi? Dur, burası senin yerin değil. Tefekkür lambasıyla kalbinizden yanlış olanı çıkarırsınız.
Kaynak: 149. Dergah Sohbeti — Vefa, Tefekkür Lambası ve Allah’a İmanın Mahiyeti
Kendini tefekkür eden kimse ne yapar?
Kendi kalbindeki marazları ve eksiklikleri tespit edemeyen kimse, Allah’ın sıfatlarının yeryüzündeki tecelliyatını tasvir etmesi mümkün değildir. Tefekkür lambası yanıyorsa kalbine gelen nûru da tespit eder; tecelliyatı da tespit eder. Şeytanın bir askeri mi girdi, nefsin bir askeri mi girdi, yoksa melekten bir ses mi geldi — bunları ancak tefekkür lambasıyla ayırt edebilirsiniz.
Kaynak: 149. Dergah Sohbeti — Vefa, Tefekkür Lambası ve Allah’a İmanın Mahiyeti
Velîlik mertebeleri ne demektir?
Velîlikte üç kategori vardır: Birinci kategoride hem kendisi velî olduğunu bilir, hem halk bilir — bu en üst mertebedir. İkinci kategoride kendisi bilir, halk bilmez. Üçüncü kategoride ne kendisi bilir ne halk bilir. Bu üçüncü kategori velîlikteki en gizli mertebedir.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Hz. Mûsa’nın Allah’ı misafir etme kıssası nedir?
Hz. Mûsa aleyhisselâm kavmine dedi ki: ‘Halkım Allah’ı misafir etmek istiyor, yedirip içirmek istiyor.’ Allah buyurdu: ‘Filanca gün gelirim.’ Danalar kesildi, koyunlar kesildi, masalar kuruldu, yemekler yapıldı, ortalık temizlendi. Herkes Allah’ı misafir olarak bekledi. Birisi Mûsâ’nın kolundan tuttu: ‘Yâ Mûs, benim karnım aç, yoldan geldim, fukarayım, şurada bir yemek yedirir misin bana?’ Mûsâ: ‘Git, bizim çok büyük bir misafirimiz gelecek, şimdi sana yemek yediremeyiz’ dedi, yüzüne bile bakmadı. Akşam karanlık bastı, gelen olmadı. Kavim: ‘Senin Allah’ın yalan söyledi, gelmedi!’ dedi.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Hz. Mûsa ve Firavun kıssası nedir?
Hz. Mûsâ aleyhisselâm ile Firavun çatıştılar. Firavun dedi ki: ‘Bu Nil’i yarın sabah halkın huzurunda geri akıt.’ Bir rivayete göre Firavun gece kendi odasında secdeye kapandı: ‘Ey Mûsâ’nın Rabbi, ben sana iman ediyorum. Sen Allah’sın, Mûsâ’nın Rabbi’sin. Beni halkımın önünde küçük düşürme. Yarın Nil geri dönsün’ diye yalvardı. Mûsâ aleyhisselâm da sabaha kadar ibadet etti. Sabah oldu, bütün halk toplandı. Mûsâ asâsını attı, ‘Bismillahirrahmânirrahîm, yâ Nil dön geri!’ dedi — Nil dönmedi. Firavun geldi, Nil’e emretti — ve o coşkun akan Nil durdu, geriye doğru akmaya başladı. Mûsâ aleyhisselâm utandı, çıktı Tûr-i Sînâ’ya gitti, kırk gün yalvardı.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Allah’ın sevgisi nasıl etkiler kulu?
Allah’ın sevgisi arttıkça, kul bir hata yapacağında gönlünde bir ağırlık olur ki o ağırlık onu hatadan uzaklaştırır. Artık Allah onu koruyordur, muhafaza ediyordur. Geceleri uykusu kaçıp kalkıp ibadet ediyorsa, gözünü haramlardan uzak tutmaya başladıysa, ibadete karşı bir iştiyak yapıyorsa — kula Allah sevgisi dalga dalga geliyor demektir.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Velîlik mertebeleri ne kadar gizlidir?
Velîlikte üç kategori vardır: Birinci kategoride hem kendisi velî olduğunu bilir, hem halk bilir — bu en üst mertebedir. İkinci kategoride kendisi bilir, halk bilmez. Üçüncü kategoride ne kendisi bilir ne halk bilir. Bu üçüncü kategori velîlikteki en gizli mertebedir.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Allah’ın sevgisi kulun ne kadar önemli?
Kulun Allah’ı sevmesi, ona tâbi olmaması, onun emirlerini yerine getirmesi gerekir. Kul Allah’ı sever; namazını kılar, orucunu tutar, sâlih insanlarla beraber olur, dünya sevgisine tâbi olmaz, dünyanın kirliliğinden uzaklaşmaya çalışır, küfür etmez, yalan söylemez, zikrullah halkalarında dolaşır. Bilir ki zikrullahtan uzak kalırsa şeytan onu kendi eline alır. Kul Allah’ı sever; haramlardan uzaklaşır, yeminden, kıymetten, dedikodutan, fuhuştan uzaklaşır. Allah düşmanlarıyla muhabbet kurmaz, dost etmez, hemhâl etmez.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Zikrullah halkasını terk etmek ne demektir?
Zikrullah halkasını terk edenler helâk olurlar; hangi tarikattan olursa olsun, erken zikrullah halkasını terk ettikten sonra helâk olmaları muhakkaktır. Edebi bozulur, ahlâkı bozulur, erkânı bozulur, dili bozulur, gözü bozulur, eli bozulur.
Kaynak: 150. Dergah Sohbeti — Allah’ın Sevgisi, Velîlik Mertebeleri ve Mûsa Kıssaları
Ahmed Yesevî Hazretleri’nin Sahte Şeyhler Hakkındaki Uyarıları nelerdir?
Ahmed Yesevî Hazretleri, Fakir Nâmî adlı eserinde sahte şeyhler hakkında şöyle buyuruyor: "Bizden sonra âhir zaman yakın olduğunda öyle şeyhler ortaya çıkacak ki, şeytan onlardan ders alacak ve bütün halk onlara dost olacak. Fakat müritlerini idare edemeyecekler. O şeyhler ki müritlerinden açgözlülükle bir şeyler dilerler ve canlarını küfür ile dalâletten ayırmazlar, bid’at ehlini iyi görürler ve Ehl-i Sünnet’i kötü görürler. Şeriat ilmi ile amel etmezler, nâ-mahremlere bakarlar ve kötülüğü âdet edip Allah’ın rahmetinden ümitli olurlar, şeyhlik işlerini değersiz görürler. Onların müritleri de dinden çıkmış olur, kendileri de dinden çıkmış olur."
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Ahmed Yesevî Hazretleri’nin Mirâd-ül Kulûb adlı eserindeki uyarılar nelerdir?
Mirâd-ül Kulûb adlı eserinde ise şöyle buyuruyor: "Âhir zamanda bizden sonra öyle şeyhler zuhur edecek ki, şeytan onlardan ders alacak ve onlar şeytanın işini yapacaklar. Halka dost olup halk ne isterse onu yapacaklar. Müritlerle yol gösterip onları maksada ulaştırmayacaklar. Dış görünüşlerini süsleyip müritten çok hırs sahibi olacaklar ve içleri yani bâtınları harâb olacak. Küfür ile imanı farklı görmeyecekler. Âlimleri sevmeyecekler ve onlara iltifat etmeyecekler. Ehl-i Sünnet ve Cemaat’ı düşman görüp ehl-i bid’at ve dalâleti sevecekler. Kötülüklerini öne çıkarıp Hak Teâlâ’dan iyilik umacak ve şeyhlik iddiasında bulunacaklar."
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Tasavvufta dilencilik yasağı ve şeyhin vakarı nedir?
Tasavvuf ve sûfîlik dilencilik değildir. Sûfî kimse vakarını hiçbir zaman kaybetmez. Şeyh hiçbir zaman vakarını kaybetmez. Mürşid-i Kâmil odur ki vakarından asla taviz vermez. Hiç kimseden hiçbir şey dilenmez. Hiç kimseden hiçbir şeyi kendi nefsine istemez. O Mürşid-i Kâmil, istenecek olanın Allah olduğunu bilir. Allah’ın önünde diz çöker, Allah’a secde eder.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Hediyeleşmek ve el açmak sünnet midir?
Hediyeleşmek sünnettir; istemek sünnet değildir. El açmak sünnet değildir. İnsanlardan bir şey talep etmek sünnet değildir. Ama yardımlaşmak sünnettir; fakirâta yukarıya el uzatma noktasında. Yoksa bir kimsenin tarikatın içindeki konumunu kullanarak insanlara el açması, avuç açması sünnet değildir. Tarikatın ve tasavvufun âdâbından değildir.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı bağlılık neden önemlidir?
Yolumuz Kur’ân’a sımsıkı yapışma yoludur. Kur’ân neyi emrettiyse onu yerine getirme yoludur. Sünnet-i Resûlullah’a sımsıkı yapışma yoludur. Sünnet-i Resûlullah neyi emrettiyse onu yapma yoludur. Müçtehitlerin içtihatlarına uyma yoludur. Yolumuzun başka bir kaidesi yoktur. Yolumuzun başka bir ana mecrası yoktur.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Hz. Muhammed’in Nûru ve tüm peygamberlerin ahlâkı nedir?
Âdem aleyhisselâmın ahlâkı da Muhammed Mustafa’nın ahlâkıydı. İbrâhim aleyhisselâmın ahlâkı da Muhammed Mustafa’nın ahlâkıydı. Bütün peygamberler ezelde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin ahlâkıyla ahlâklanmışlardı. Bütün peygamberler onun ahlâkına rağbet etmişlerdir. Bütün peygamberler onun düsturuna rağbet etmişlerdir. Bütün peygamberler yaşadıkları hayat boyunca Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin hayatına rağbet etmişlerdir. Onun zamanında yaşayıp onun arkasında kul olmaya arzu etmişlerdir.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Allah’ın bir sûfînin kalbine ilham veya kerâmet indirmesi nasıl gerçekleşir?
Allah bir kimsenin, bir sûfînin kalbine ilham edecekse Muhammed Mustafa’nın sesiyle ilham eder. Bir kimsenin kalbine kerâmet indirecekse Muhammed Mustafa’nın sesiyle kerâmeti indirir. O kimsenin kalbine bir tecelliyat indirecekse, sıfatlarının tecelliyatını indirecekse, onun idrâkini açacaksa ve onun idrâki zamanlar üstüne gidecekse Muhammed Mustafa’nın dilinden, Muhammed Mustafa’nın ahlâkından, Muhammed Mustafa’nın tecelliyatlarındandır. Başka bir tecelliyat kalbe inmez.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Mürşid-i Kâmillerin rolü nedir?
Ses gelecekse Muhammed Mustafa’nın sesinden gelir. Görüntü gelecekse Muhammed Mustafa’nın görüntüsünden gelir. Onun dışında hepsi zarardır ve bâtıldır. Mürşid-i kâmiller sadece yol gösterir, sadece yol açarlar. Onlar yolun sahibi değildir; yolun sahibi Muhammed Mustafa’dır.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
İmanda sebat ve Resûlullah’ın izinden gitmek neden önemlidir?
Bize Resûlullah yeter. Bize onun ahlâkı yeter. Bize onun muhabbeti yeter. Bize onun yolu yeter. Bütün insanlara onun yolu yeter, bütün insanlara onun ışığı yeter. Bütün insanlar, sadece Müslümanlar değil, Muhammed Mustafa’nın nûruna, ahlâkına, muhabbetine, mesajına muhtaçtır.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Düsturlara bağlılık ve mânevî birlik neden önemlidir?
Bu düsturlara sımsıkı yapışacak olan, bu düsturlar üzerine gidecek olan, ta Çin’in bir köşesinde de olsa, Hindistan’ın bir kenarında da olsa, Kanada’nın bir ucunda da olsa, bizim onunla mânevî bağlılığımız var. Bizim onunla mânev, yolculuğumuz var. O bizim yoldaşımızdır, kardeşimizdir. Eğer bu düsturlara bağlı değilse, dizimizin dibinde dahi olsa o bizden uzaktır, biz ondan uzağız.
Kaynak: 152. Dergah Sohbeti — Ahmed Yesevî’nin Sahte Şeyh Uyarıları ve Resûlullah’ın Nûr
Yol gitmenin şartları nelerdir?
Allah Teala hadis-i kudsîde buyurmuştur: "Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder." Farzlarını yerine getirmeyen, nafilelere sımsıkı yapışmayan kimse yol gitmiyordur. Beş vakit namazını kılmayan, orucunu tutmayan, kazasını eda etmeyen kimsenin "dervişim" demesi bir şey ifade etmez. Kâfirlerle aramızdaki fark namazdır; namazını kılmayan zahir ehli bir kimseden ne farkın var?
Kaynak: 156. Dergah Sohbeti — Ehl-i Tasavvufun Yolu, Fıtrat, Tebliğ ve Mucize
Hazreti Ebubekir’in ilk mescidi neden yıkılmıştır?
İslam tarihinde ilk yıkılan mescid, Hazreti Ebubekir Efendimiz’in Mekke’de kendi bahçesinde yaptığı mesciddir. Orada ibadet etmeye başladı; namaz kılıyor, zikrullah yapıyor, oruç tutuyor, dua ediyor, ağlıyordu. Yanına bir Müslüman daha geldi, iki kişi oldular; bir kişi daha geldi, üç kişi; derken küçük bir cemaat oluştu.
Kaynak: 156. Dergah Sohbeti — Ehl-i Tasavvufun Yolu, Fıtrat, Tebliğ ve Mucize
Niyet temizliği nedir?
Bizim niyetimiz adam toplamak değildir. Bir kimseye Allah’ı ve Resulullah’ı tanıtmak, o kimsenin Allah yolunda yürümesine vesile olmaktır. İsterse bize intisap etmesin; isterse "ben sizin yolunuzu kabul ediyorum ama intisap etmiyorum" desin — hiçbir sorun yok. Önemli olan imana, İslam’a, ihsana hizmet etmektir.
Kaynak: 156. Dergah Sohbeti — Ehl-i Tasavvufun Yolu, Fıtrat, Tebliğ ve Mucize
Ehl-i Tasavvufun yolu nedir?
Ehl-i tasavvuf yörük ahlakını almıştır: "Yük yolda düzelir, denk yolda düzelir." Dengin bir tarafı ağır basıyorsa yolda düzeltirsin; ama yoldasın sen.
Kaynak: 156. Dergah Sohbeti — Ehl-i Tasavvufun Yolu, Fıtrat, Tebliğ ve Mucize
Velâyetin birinci şartı nedir?
Cömertlik: Velâyetin Birinci Şartı. Allah’ı seven insan cömert olur. Cömertlik sadece para vermek değildir; gönül cömertliği, zaman cömertliği, emek cömertliğidir. Ama eli cebine gitmeyen kimsenin Allah dostluğu iddia etmesi mümkün değildir.
Kaynak: 157. Dergah Sohbeti — Kişi Sevdiğiyle Beraberdir, Cömertlik ve Kıyamet Bilinci
Evliya olmanın olmazsa olmazları nelerdir?
Cömert olmak, istikameti düzgün olmak, sevdiğini tam sevmek, vefakâr olmak, sabırlı olmak, sadakatli olmak, akıllı olmak, cesur olmak, yiğit olmak — bunlar velâyet yolunun olmazsa olmazlarıdır.
Kaynak: 157. Dergah Sohbeti — Kişi Sevdiğiyle Beraberdir, Cömertlik ve Kıyamet Bilinci
İbadetin bereketi ne demektir?
Allah için sevecek, Allah için yürüyecek, Allah için vereceksin. Her gün kendini yenileyeceksin. Bir büyüğümüzün gece ibadeti şöyleydi: Saat on bir gibi uyur, saat ikide kalkardı. Abdest alır, sabah namazına kadar zikrullah yapar, tevhide devam ederdi. Namaz kılar, sonra tekrar abdest alır, nafile namaz kılardı. İşte bu ibadetin bereketi ile hayret makamına, hayret-i kübraya ulaşılır.
Kaynak: 157. Dergah Sohbeti — Kişi Sevdiğiyle Beraberdir, Cömertlik ve Kıyamet Bilinci
Günahın kalbi mühürlemesi ne anlama gelir?
Eğer bir kimse günah işlerken günahından rahatsız oluyorsa, ciğeri yanıyorsa, kalbi kırılıyorsa, o kimsede hâlâ hayır vardır. Ama bir kimse günahı küçümsüyorsa, önemsemiyorsa, kalbinde hiçbir hüzün yoksa işte o zaman kalp mühürlenmiştir. Artık o kimse için fahşiyet, şeytaniyet ve caniyet normal hayat tarzı hâline gelmiştir.
Kaynak: 158. Dergah Sohbeti — Kalp Temizliği, Günahın Mühürü ve Hayır Kapısının Sonsuzlu
Hayır kapısının sonsuzluğu ne demektir?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur: "İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü ‘Lâ ilâhe illallah’ demek, en aşağısı yoldan bir taşı kaldırmaktır. Hayâ da imandandır." Her şubenin yetmiş kapısı, her kapının altında daha yetmiş şube vardır. Hayır kapısı sonsuzdur, sayılamaz. Geçmiş ümmetlerin insanları kar altında kalan kuşlara yem vermek için vakıflar kurmuşlardır. "Bu vakfın geliriyle kuşlara, hayvanlara yiyecek dağıtılsın" demişlerdir. Bir taşı yoldan kaldırmak, bir hayvana su vermek, bir insanın ayağına takılacak şeyi yok etmek — bunlar hayır kapılarının en küçükleridir ama sonsuz bir deryayı işaret ederler.
Kaynak: 158. Dergah Sohbeti — Kalp Temizliği, Günahın Mühürü ve Hayır Kapısının Sonsuzlu
Niyetin temizliği kalp temizliğinden nasıl geçer?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur: "Ümmetimin hayırlıları namazlarının çokluğuyla, oruçlarının çokluğuyla cennete girmezler. Allah’ın merhameti, cömertliği ve kalplerinin temizliğinden dolayı cennete girerler." Allah’ın velîleri ibadet çokluğuyla değil, kalp temizliğiyle cennete girerler. Kalp temizliği nedir? İnsanın düşünce ve niyet temizliğidir. Günah işlememeyi düşünmek, hata yapmamayı niyet etmek kalp temizliğinin başlangıcıdır. Bile bile günah işleyen kimsede kalp temizliği yoktur. Niyet her şeye vurur: eline, ayağına, gözüne, kulağına, diline.
Kaynak: 158. Dergah Sohbeti — Kalp Temizliği, Günahın Mühürü ve Hayır Kapısının Sonsuzlu
Dostluk ve gönül temizliği nasıl sağlanır?
"Bir dostum olsun, varsın ben yedireyim içireyim" diyecek niyet lazım. Bir tencere yemek götür komşuna, kardeşine. "Beni sevsinler" yerine "ben seveyim" de. Kalbine meyveli ağaç dik ki meyve toplasınlar. Kalbine muhabbet tohumu ek ki sevgi biçesin.
Kaynak: 158. Dergah Sohbeti — Kalp Temizliği, Günahın Mühürü ve Hayır Kapısının Sonsuzlu
Gençlikte dervişlik ve haramlardan kaçınmak neden önemlidir?
Velîliğin kapısı gençlikte açılır. Yirmi yaşında, yirmi beş yaşında. Kırkından sonra o kapı zor açılır. Gençken nefis güçlüdür ama mücadele de bereketlidir. Gençliğinde hoplayan, nefsiyle savaşan, haramlardan kaçan kimse velâyet makamına ulaşır. Geçmiş ümmetlerde insanlar ibadetle Allah’a yakınlık buluyorlardı. Şimdi ise haramlardan kaçmakla yakınlık bulursunuz. Gözünüzü haramdan koruyun, kulaklarınızı haramdan koruyun, dilinizi, ellerinizi, ayaklarınızı haramdan koruyun. Beş vakit namazınızı kılın ama asıl mesele hangi haramdan, nereden kaçacağınızdır.
Kaynak: 158. Dergah Sohbeti — Kalp Temizliği, Günahın Mühürü ve Hayır Kapısının Sonsuzlu
Kalbe hükmetmemek ne anlama gelir?
Hiç kimsenin boynuna ferman yazmayın. "Bu adam cehennemlik, bu adam yanlış" diye hükmetmeyin; hükmün sahibi Allah’tır. Bir Şeyh Efendi yağmurlu bir gecede dergâhın önünde yatan sarhoşu görmüş. Kimse görmesin diye onu sırtına alıp dergâha taşımış, hamamda yıkamış, kendi elbiselerini giydirmiş, yatağa yatırmış. Sonra namaza durmuş: "Ya Rabbi, dışını ben yıkadım. İçini sen yıka!" demiş.
Kaynak: 158. Dergah Sohbeti — Kalp Temizliği, Günahın Mühürü ve Hayır Kapısının Sonsuzlu
İlahi aşkın lezzeti nedir?
Bir mürşid-i kamilin nuruna bağlı olan kişi, o nur kimin üzerine geçse hisseder, kalbi onu bulur. Ama şeyhinin cesedine bağlı olan kişi, ceset ölünce meydanda kalır. Önemli olan zahire değil maneviyata bağlanmaktır. Tıpkı aynanın üzerindeki toz gibi — toz silinmezse ayna aksettirmez. İçine giren nur olmadıkça dış görünüşün bir anlamı yoktur.
Kaynak: 159. Dergah Sohbeti — Mezheplerin Doğuşu, Mürşide İntisap ve İlahi Aşkın Lezzeti
Eski dervişlerin tutumu nedir?
Bazı eski dervişler "baba" rolüne bürünür, "sen daha çocuksun, sen daha bilmezsin" havasına girerler. Daha önce intisap ettikleri şeyhlerinin ne kadar keramet sahibi olduğunu, ne kadar yüce bir insan olduğunu anlatırlar ama yeni gelen mürşidleri asla beğenmezler, intisap etmezler. Bunun arkasında gizli bir kibir yatmaktadır.
Kaynak: 159. Dergah Sohbeti — Mezheplerin Doğuşu, Mürşide İntisap ve İlahi Aşkın Lezzeti
Eşkıya hikayesi ne anlatır?
Bir beyin kızı varmış. Kervanla bir yerden bir yere giderken eşkıya kervanı basmış. Güzel kızı alıp götürmüşler. Günlerce mağarada tutmuşlar. Sonunda bey askerlerini toplamış, kızını kurtarmış. Zaman geçmiş, kızı başka bir beyin oğluyla evlendirmişler. Bu hikaye tasavvufta ilahi aşkın tabiatını anlatır.
Kaynak: 159. Dergah Sohbeti — Mezheplerin Doğuşu, Mürşide İntisap ve İlahi Aşkın Lezzeti
Mültekâ’l-Ebhur (İbrâhîm el-Halebî) hakkında ne söylenmiştir?
Mültekâ’l-Ebhur (İbrâhîm el-Halebî): Koku sebebiyle boşanma hakkı fetvâsı.
Kaynak: 161. Dergah Sohbeti — Rüya Hükümleri, Orucun Üç Derecesi, Şehvet ve Nefis Terbiy
Kibir hastalığı nedir ve tasavvufta nasıl eleştirilir?
Bir dergâha derviş olmakla cennet senin değil. Bir dergâha derviş olmakla insanların yücesi olamadın. Kibirlenmek, böbürlenmek şeytana mahsustur. Şeytan kendi yaratılışını üstün gördüğü için cennetten kovuldu.
Kaynak: 162. Dergah Sohbeti — Sıla-i Rahim, Bayram Ziyareti, Zikrullah ve Gıybetin Orucu
Tasavvufta tevâzu nedir?
Ehli tasavvufun makamı olmaz. Ehli tasavvufun tek makamı vardır: kulluk. Kendini günâhkâr görme, âciz görme, fakir görme. Mübareklerden birisi demiş: ‘Eller arpa, ben saman. Eller yahşi, ben yaman.’ Yani herkes iyi, benim hâlim kötü. Bizim düsturumuzun bu olması lâzım. Yanı başımızdaki kardeşimizi kendimizden üstün göreceğiz.
Kaynak: 162. Dergah Sohbeti — Sıla-i Rahim, Bayram Ziyareti, Zikrullah ve Gıybetin Orucu
Cehrî ve hafî zikrullah nedir ve eşit midir?
Cehrî ve Hafî Zikrullah: İkisi de Eşit Değerdedir Rivâyet edilir ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Ebû Bekir’e hafî zikrullahı, Hz. Ömer’e ve Hz. Ali’ye cehrî zikrullahı telkin etmiştir. Sahih bir hadis olarak doğrulamak güçtür; ancak bütün ehl-i tasavvuf kitaplarında bu telkin doğru sayılır. Hz. Ebû Bekir efendimiz sahabenin en faziletlisidir; hem cehrî hem hafî zikrullah ona tâlim ve terbiye edilmiştir. Madem ki ashâbın hepsi yıldızlar gibidir, hangisine sarılırsanız Peygamber’i bulursunuz; o zaman ashâbı ilim irfan noktasında bölüp parçalamak uygun değildir. Cehrî zikrullah ile hafî zikrullahın birbirlerinden üstünlükleri ve alçaklıkları yoktur. Her ibadetin kendine has yapılabileceği, icrâ edilebileceği mekânlar ve zamanlar vardır. Toplandığımızda cehrî zikrullah yapıyoruz; kendi hâlimizde hafî zikrullah yapıyoruz. Cemaatle yapılan ibadet daha faziletlidir; yoksa cehrî zikrullahın daha üstün olduğundan dolayı değil.
Kaynak: 162. Dergah Sohbeti — Sıla-i Rahim, Bayram Ziyareti, Zikrullah ve Gıybetin Orucu
Cehrî zikrullahın faydaları nelerdir?
Cehrî zikrullah nefsâniyeti alır götürür, şeytâniyeti alır götürür, hevâ ve hevesi kırar. İnsanın vücudunu da terbiye eder; damarlarımız, hücrelerimiz, üzerimizdeki yaratılan her şey cehrî zikrullahtan nasibini alır. Hafî zikrullahtan da insanın içi nasibini alır.
Kaynak: 162. Dergah Sohbeti — Sıla-i Rahim, Bayram Ziyareti, Zikrullah ve Gıybetin Orucu
Dinin ve tasavvufun gayesi nedir?
Din, insanlara zorlaştırılmak için indirilen bir anayasa değildir. Din, insanlar Allah’ı tanısın, Allah’ı bilsin diye indirilmiş bir olgudur. Tasavvufun maksadı ve gayesi Allah’ı tanımak ve bilmektir.
Kaynak: 164. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Akıl ve Şeytan, Sevgilinin Emanetleri
İnsanı hayvandan ayıran nedir?
Sizi siz yapacak olan unsur farklıdır: Allah’ı tanıma ve bilme. Biz sabahleyin kalkıp işimize gidip yemeğimizi yiyip akşam eve gelince oturup çay içecek; bunun için yaratılmadık. Hayvanlar da sabahleyin çıkarlar, avlanırlar, yemlenirler, akşam yuvalarına dönerler.
Kaynak: 164. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Akıl ve Şeytan, Sevgilinin Emanetleri
Allah’ı tanımak için ne yapmak gerekir?
Allah’ı sevmek, Allah’a kul olmak, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine ümmet olmak ve O’nun ‘yapma’ dediklerini yapmamaktır.
Kaynak: 164. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Akıl ve Şeytan, Sevgilinin Emanetleri
O’nu tanımak ne demektir?
O’nu biliyorsan bid’atleri terk edersin. O’nu bilmiyorsan bid’atların içinde konuşursun. O’nu bilmediğin anda sen millet sevdasına düşersin, ‘vatan millet Sakarya’ dersin. O’nu biliyorsan bütün insanların Âdem’den geldiğini bilerek bir millet felsefesinin boş olduğunu anlarsın. Milletse bir tek millet var: İnsan milleti, Âdem milleti.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Sevgide karşılık olmamalı mı?
Eğer bir şey karşılığında birisini seviyorsanız, o zaman karşılık olarak sevdiğiniz şeyin kulu olduğunuzu görürsünüz. Siz bir arkadaşınızı, ‘beni sevsin’ diye seviyorsanız siz onun kulusunuz aslında; o sizin padişahınız oldu. Yok siz onu fi-sebîlillah seviyorsanız o zaman sevdiğiniz bir kimse olur, başka bir şey değil.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Gece ibadeti ne anlama gelir?
O’nu tanıyorsan gece yatarsan batarsın. Geceyi, kendisini tanıyanlara ayırdı. Kendisini tanıma yoluna düşenleri, kendisini bilme yoluna düşenleri için geceyi yarattı.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Tarikat putçuluğu nedir?
İnsanların nefsi, şeytan vesvesesiyle insanları kutlaştırır. Evet, tarikatın içinde kutlaştırılanlar vardır, tasavvufun içinde de. Allah, tasavvuf ve tarikatın putçularından muhafaza eylesin.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Makam iddiası nedir?
O’nu tanıyan bir kimse kendinde bir varlık görüyorsa zaten O’nu tanımıyor. O’nu tanıyan bir kimse nasıl kendisine makam isnad edebilir ki? O’nu tanıyan bir kimse nasıl herhangi bir işin O’nun hâkimiyetinin dışında olacağını düşünebilir ki?
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Postacı metaforu nedir?
O’nu tanımaya çalışıyorsan, O’nu anlatan, O’ndan haber getiren, O’ndan bir şey söyleyenin önünde edepli duracaksın. O’ndan bir haber geliyordur çünkü. Birisi sevdiğinden size bir mektup gösterse ne yaparsınız? Eskiden postacılar sevgiliden bir mektup getirirse insanlar evinde ne varsa en güzel şeylerini hediye ederlerdi. Neden? Sevdiğimden bir haber var.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Karşılıksız sevgi ve kulluk ne demektir?
Diyeceğiz ki: Ey Sevgili, sen sevilsin diye seni sevmedim. Sen bakıp gözetesin diye sevmedim. Sen başımı okşayasın diye sevmedim. Sen gözümün yaşına bakasın diye gözümün yaşını akıtmadım. Sen beğenirsin diye namaz kılmadım. Sen beğenirsin diye oruç tutmadım. Cennete girmek için değil. Allah bizi affetsin. Biz O’na kul olmaya çalışıyoruz. Kul olmak için O’nu tanımak için uğraşıyoruz. O’nu tanımanın zevkine varın. O’nu tanımak için O’nu sevin. O’na âşık olmaya çalışın. O’nu düşünün.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Yol bitmez mi?
O’nu tanıyorsan deniz kenarında iz aramayacaksın. Denize kadar iz geldiyse denizde de iz yok olur mu? Olmaz. Toprakta iz bırakan suyun üzerinde de iz bırakır, havada da iz bırakır. Sen toprakta iz ararsan deniz kenarında geldiğinde yolun biter. Ama O’nu tanıyorsan toprakta izin bitmez; denize dayandıysa denizde yolun devam eder. Deniz de biter, havada da yolun devam eder.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Allah’a muhtaç olmak ne anlama gelir?
"Yâ eyyühennâsu innekum fukarâu ilallâh — Ey insanlar, hepiniz Allah’a muhtaçsınız": Fâtır Sûresi, 35/15.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Mûsâ aleyhisselâm’ın asâsının yılana dönüşmesi ve sihirbazların îmânı nerede anlatılır?
Mûsâ aleyhisselâm’ın asâsının yılana dönüşmesi ve sihirbazların îmânı : A’râf Sûresi, 7/115-122; Tâhâ Sûresi, 20/65-70; Şu’arâ Sûresi, 26/43-48
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
İbrâhîm aleyhisselâm’ın ateşe atılması nerede anlatılır?
İbrâhîm aleyhisselâm’ın ateşe atılması : Enbiyâ Sûresi, 21/68-69. ‘Ey ateş, İbrâhîm’e serin ve selâmetli ol.’
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Tasavvuf Büyükleri kimlerdir?
Tasavvuf Büyükleri (Sohbette Zikredilen) Abdülkâdir Geylânî (ö. 1166): Kâdiriyye tarikatının pîri. el-Gunye li-Tâlibî Tarîki’l-Hakk; Fütûhu’l-Gayb. Bahâeddîn Nakşibend (ö. 1389): Nakşibendiyye tarikatının pîri. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (ö. 1273): Mesnevî-i Ma’nevî; Dîvân-ı Kebîr. Hacı Bektâş-ı Velî (ö. 1271): Makâlât. Hacı Bayram-ı Velî (ö. 1430): Bayrâmiyye tarikatının pîri. Yûnus Emre (ö. 1321): Dîvân; Risâletü’n-Nushiyye. Hallâc-ı Mansûr (ö. 922): Kitâbü’t-Tavâsîn. Cüneyd-i Bağdâdî (ö. 910): Tasavvufta ‘seyyidü’t-tâife’ unvanı. Sırrî Sakatî (ö. 867): Cüneyd-i Bağdâdî’nin dayısı ve hocası.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Fıkıh ve Tefsir kaynakları nelerdir?
Fıkıh ve Tefsir Kaynakları İmâm Gazzâlî : İhyâu Ulûmi’d-Dîn, III. Cilt, Kitâbu Âdâbi’l-Muâşere — Zühd ve dünya malı bahsi. İmâm Rabbânî : Mektûbât-ı Rabbâniyye, I/272 — Makam iddiası ve nefs terbiyesi. İbn Kayyım el-Cevziyye : Medâricü’s-Sâlikîn, II/456-480 — Sabır, takvâ ve zühd mertebeleri. Kuşeyrî : er-Risâle, Bâbü’l-Fakr — Hakiki fakirlik ve zenginlik.
Kaynak: 165. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Karşılıksız Sevgi ve Kulluk Hakikati
Hakiki sevgi nedir?
Bir kimse sevgide hakikate ulaşırsa, onun için sevdiğine ulaşamama kaygısı yoktur. Sevgisinden şüphe edenler sevdiğine ulaşamayacaklarına inanırlar. Eğer sevgisinden şüphesi yoksa, o kimse sevdiğine kavuşacağına şu duvarı görüp inandığı gibi inanır. Hakikat noktasında seven kimsenin gözünden sevdiği için çektiği gözyaşı olmaz.
Kaynak: 168. Dergah Sohbeti — Hakiki Sevgi, Allah’ın İpine Sarılmak ve Tasavvufi Aşk
Allah’ın ipine sımsıkı yapışmak ne anlama gelir?
Cenab-ı Hak, Al-i İmran Suresi’nde "Allah’ın ipine sımsıkı yapışın" buyuruyor (3/103). Bu sevenin halidir; seven, sevdiğine giden sebeplere sımsıkı yapışır. Allah’ın ipi zahiri manada Kur’an ve Sünnet’tir. Bu kimse Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı yapışır — yolun ağacına başlangıçtır bu.
Kaynak: 168. Dergah Sohbeti — Hakiki Sevgi, Allah’ın İpine Sarılmak ve Tasavvufi Aşk
Sevgiye değer vermek neden önemlidir?
Sevgiye değer veren sevgiliye de değer verir. O sevda kuşunu dalımızdan uçurduysa kendi mevsimizden, kendi yanlışlığımızdan, sakın başkalarına bahane bulmayalım.
Kaynak: 168. Dergah Sohbeti — Hakiki Sevgi, Allah’ın İpine Sarılmak ve Tasavvufi Aşk
Sevmek neden büyük insanların işidir?
Sevmek küçük insanların işi değildir. Sevmek büyük insanların işidir. Gönül vermek, koşmak, yürümek büyük insanların işidir. Vefalı olmak, istikametli olmak, istikrarlı olmak, sımsıkı tutunmak büyük insanların işidir.
Kaynak: 168. Dergah Sohbeti — Hakiki Sevgi, Allah’ın İpine Sarılmak ve Tasavvufi Aşk
Allah’ın ipine sımsıkı yapışmak neden önemlidir?
Sebepler önemlidir: Kur’an Allah’a ulaştıran sebeptir, peygamberler sebeptir, veliler sebeptir, tarikatlar sebeptir, ehli tasavvufun zikirleri sebeptir. Sebebe sımsıkı tutunmak avamın ve hasın işidir. Sevdiğinin çizgilerine sadık olmak, onun açtığı yolda yürümek, hadd-i aşmamak — Allah’ın sınırlarına riayet etmek.
Kaynak: 168. Dergah Sohbeti — Hakiki Sevgi, Allah’ın İpine Sarılmak ve Tasavvufi Aşk
Cemaattan ayrılmamak neden önemlidir?
Kardeşler, sımsıkı yapışın. Cemaattan, topluluktan ayrılmayı düşünmeyin, kopmayı düşünmeyin. Ayağınızın topal olduğunu görün ve deyin ki: "Ben bu topal ayağımı yolda tedavi edeceğim." Tövbe kapısı açık; tövbe etsem bu yolda yürüyeceğim, cemaattan ayrılmayacağım.
Kaynak: 168. Dergah Sohbeti — Hakiki Sevgi, Allah’ın İpine Sarılmak ve Tasavvufi Aşk