Gıybet: Gıybet, İftira ve Dedikodunun Ağırlığı
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: “Bir kimse bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek bir şeyi söylese — bu söylediği şey doğru olsa dahî — zina etmiş gibidir.” Gıybet, iftira, dedikodu; Müslümanları birbirine düşüren şeytanın nefesidir. Bir kimse gözüyle görüp kulağıyla duymadığı bir şeyi anlatıyorsa, bir başkasına söylüyorsa — anlatan da söyleyen de o esnada şeytanın işini yapıyor, şeytanın dili oluyor, şeytanın kulu oluyor.
Ümmeti yaralayan, bereleyen, bataklığın içerisine süründüren; dervişin dervişliğini yok eden, kalbini karartan, kalbini fitne çukuru yapan en önemli şey bunlardır.
Tövbe Yeterli mi? Helallik Meselesi
“Ben tövbe ettim” demek yeterli değildir. Gidip o kimseden helâllik almak lâzımdır. Eğer onu bir cemaatin içinde söylediyse, o cemaatin huzurunda helâlleşmesi lâzımdır. Onu kimlerin arasında konuştuysa, o konuştuğu kimselerin hepsinin arasında yapmış olduğu iftirânın, gıybetin kötü olduğunu dile getirip orada bundan geri dönmesi lâzımdır.
Hele birisi Allah diyorsa, zikreden bir kimse ise — sen Allah’ı zikreden ve Allah’ın zikrettiği kimsenin hakkında dedikodu, iftira, gıybet ettin. Onun sahibi Allah, mürebbîsi Allah, savunucusu Allah, koruyucusu Allah.
Niyetin Amelden Önce Gelişi
İnsanların niyetleri söylediği sözden önde gider. Niyet insanın amelinden öncedir, sözünden öncedir, fiiliyatından öncedir. Bir kimsenin niyeti insanları yolundan kandırmaksa, yolunu bozmaksa, iki kişinin arasını bozmaksa — o kimsenin söylemiş olduğu şey doğru olsa dahî yaptığı şey günâh-ı kebâirdir.
Bir kimseyi yolundan alıkoyacak, zikirden alıkoyacak, cemaattan alıkoyacak, namazdan alıkoyacak, oruçtan alıkoyacak, sohbetten alıkoyacak — onu Allah yolundan alıkoyacak bir şeyi doğru dahî olsa bir kimse söylese, vallahi şeytanın işini yapmış, haramın kara kökünü işlemiştir. Bir rivâyette: “Yüz zinâ etmiş gibi günaha girer” buyurulmuştur.
Barıştırmak İçin Söylenen Yalan
Bir kimsenin niyeti iki kişiyi barıştırmaksa, karı-kocayı barıştırmaksa, evlât-ebeveynini barıştırmaksa, bir kimseyi dîn ile barıştırmaksa, zikir halakasıyla barıştırmaksa — yalan söylemesi dahî ibâdet olur. İki kişinin arasını düzeltmek, küsleri barıştırmak, bir kimseyi tarikatla, üstadla, tasavvufla barıştırmak — bütün bunlarda niyetin hayra yönelik olması, o sözü ibâdete çevirir.
Sufîlik iyiliğe koşmaktır. Dervişlik hayra koşmaktır, güzel ahlâkla ahlâklanmaktır, iyi hâl üzerine yaşamaktır.
Öğreten Allah’tır: Nefsine Paye Çıkarmamak
Bir kimse kapının kenarındaki bir dervişten bir şey öğrense — ona öğreten Allah’tır. Üstâdın öğrettiği de Allah’ındır, çavuşun öğrettiği de Allah’ındır. Kim kime ne öğretirse, öğreten Allah’tır. Mürebbî, terbiye edici Allah’tır. Âlim Allah’tır, Velî Allah’tır.
Bu konuda kim nefsine bir pâye çıkarırsa, Allah’la arasına perde girmiştir. “Ben sana şunu öğrettim” diyen, “Bu işi ben başardım” diyen, “Bu işi ben yaptım” diyen — Allah’la arasına perde sokmuştur. Bu kim olursa olsun. Dostlar, Allah’la aranıza perde koymayın. Bu dünya fânî, Allah bâkî. Mahşerde herkesin önüne gelir her şey.
Para verse adam bu kadar insanı toplayamaz. Para verse her hafta bu kadar insanı toplayamaz, o salonları dolduramaz, o hizmetleri yapamaz. O beş-altı yaşındaki çocuğun kalbine para verse semâ aşkını veremezsin. On-on iki yaşında herkes anasının kucağında uyurken, ona hizmet aşkı verip “Semâdan semâya koşacağım” diye yollara salan — onu yapan Allah’tır. Senin yapacak olduğun tek bir şey var: aklın yerindeyse, kalbin yerindeyse, hizmet et.
Gelibolu Mevlevîhânesi ve Çocukların Hizmeti
Koca Gelibolu Mevlevîhânesi çocukların omuzuna yıkılmış. Bakıyorum sıralandıklarında — diyorum ki: “Rabbim, sen neler yapıyorsun? Nelere kādirsin, nelere lâyıksın, neye gücün yetmiyor ki?” Dokuz yaşında, on yaşında, on iki yaşındaki çocukların omuzunda dünyanın ayaktaki en büyük Mevlevîhânesi. O Mevlevîhâne’de semâ dönen dokuz yaşındaki çocuklar…
Siz oturmuşsunuz — kim çavuş, kim derviş, kim kime ne dedi — onunla uğraşıyorsunuz. Yazık! Bu çocuklar Konya’ya da semâ dönüyorlar, İstanbul Beyoğlu’nun göbeğinde de semâ dönüyorlar — her türlü insanın kol gezdiği yerde Allah diyorlar. Siz ne diyorsunuz? İki ay Allah demekle kendinizi bir şey mi zannettiniz? İki sefer zikir yapmakla kendinizi ne zannettiniz?
Toplumsal Çürüme ve Kendimize Gelmek
Fuhşun yaşı dokuz Türkiye’de. Uyuşturucunun yaşı dokuz Türkiye’de. Babalar, anneler gencecik evlâtlarını sokağa gömüyor. Allah deyin, tövbe edin! Birinin kusurunu görmek, kendi kusurunu görmemekten ibaret. Allah cümlemizi affetsin.
Âl-i İmrân Sûresi 190-194 âyetlerinde Cenâb-ı Hak buyurur: “Onlar ki Allah’ı ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarak zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler: ‘Rabbimiz, bunları boşuna yaratmadın, Seni tenzih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.’ Yâ Rabbi, Sen cehenneme soktuğunu hor ve hakir edersin; zâlimlere yardımcı yoktur. Yâ Rabbi, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana dâvet eden bir dâvetçi işittik ve iman ettik. Günahımızı mağfiret et, kötülüklerimizi ört, bizi iyilerle beraber vefat ettir.”
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Âl-i İmrân Sûresi 3:190-194 — “Onlar ki Allah’ı ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarak zikrederler…” (Devamlı zikir ve tefekkür)
- Hucurât Sûresi 49:12 — “Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” (Gıybetin hükmü)
- Kalem Sûresi 68:11 — “Daima arkadan çekiştiren, lâf taşıyan kimseler…” (Dedikodunun zemmi)
- Hümeze Sûresi 104:1 — “Arkadan çekiştirip, yüze karşı alay edenlerin vay hâline!” (İftira ve alay)
- Nisâ Sûresi 4:114 — “Sadaka emreden, iyiliği emreden veya insanların arasını düzelten müstesna — onların gizli konuşmalarında hayır yoktur.” (Barıştırma fazileti)
Hadîs-i Şerifler
- Müslim, Birr 70 — “Gıybet nedir bilir misiniz? Kardeşini hoşlanmadığı şeyle anmandır. Söylediğin onda varsa gıybet, yoksa iftirâdır.” (Gıybetin tarifi)
- Ebû Dâvûd, Edeb 35; Tirmizî, Birr 26 — Gıybetin zina gibi günah olduğuna dair rivâyet, yüz zinâya denk gıybet uyarısı
- Buhârî, Sulh 2; Müslim, Birr 101 — “İki kişinin arasını düzelten, hayır kasdıyla söz söyleyen veya hayır kasdıyla haber ulaştıran yalancı değildir.” (Barıştırma için konuşma ruhsatı)
- Buhârî, Îmân 41; Müslim, Îmân 58 — “Ameller niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek olan odur.” (Niyetin amelden önce gelişi)
- Tirmizî, Zühd 11 — “Kişiye günah olarak kardeşini hakir görmesi yeter.” (Nefsine pâye çıkarmama)
- Buhârî, Rikāk 38 — “Allah’ın öyle kulları vardır ki, onların meclisinde günahkârlar oturamaz.” (Hayırlı meclis)
Tasavvufî ve Tarihî Kaynaklar
- Gelibolu Mevlevîhânesi — Dünyanın ayaktaki en büyük Mevlevîhânesi; çocuk dervişlerin semâ hizmeti
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Âfâti’l-Lisân — Gıybet, iftira, dedikodu ve dilin âfetleri bahsi
- İmam Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, Gıybet ve Nemîme Babı — Gıybet ve koğuculuk hadislerinin derlemesi
- Kuşeyrî, er-Risâle — İhlâs, tevekkül ve nefse pâye çıkarmama bahisleri
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Aşk, Tevekkül, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı