Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Fıkıh(1695) — Sayfa 2/23
Kuyumcudan altın alırken faiz olur mu?
Cahis. Bu sefer altın yok getireyim kısmı oluşursa? Hee altın yok o zaman isn dissipat ODMUEOhaltını satamaz kuyumcu. Ya ben parayı vermem o zaman. Bir bunu irony verebil 謝謝. Böyle şeyuç tv üniversitesindeerstalanmış thane ik Atlanta похab scandalinegmat o zaman. Ben sadece orada davul harp hükmünden çıkıyor. Yok. Orada değişmez bir şey. Önce İslam alışverişin fasit olup olmadığına bakar. Sonra fasit alışveriş değilse sonra alışverişte faiz var mı yok mu diye bakar. Şimdi ben gittim kuyumcudan altın almaya on tane bilezik alacağım. On bilezik yüz milyar turçak. Dedim ki kuyumcuya on tane on dört ayar, onar gramlık bilezik alacağım. Kuyumcu dedik ki yok. Bana. Yoksa ya getirecek, bekleyeceğim ben onu da parayı vermiyorum ona. Getirecek ya da ben gideceğim başka yerden alacağım. Değişen bir şey yok. nakit olmuş oluyor bu alışverişler. Nakit olunca o zaman iş farklı oluyor. Babacım şimdi bu bütün konuştuğumuz nakit işlerde hep iki kişi karşılıklı.
İnternet üzerinden alışverişlerde faiz olur mu?
Üç Bin Dolar Anekdotu — Müşterinin Üç Bin Dolar Alımı; Anlık Hesaplaşma; Hâl-i Sâkîye’nin Hukukî Çerçevesi; Mü’minin Faiz-Şüphesinden Korunma Stratejisi Işte üç bin dolar borcu var Atıyorum. Veya ödemesi var. o gün atacak. Kura baktı. O sıra attı ama Atıyorum EFT düşmesi bir yarım saat kadar sürdü. Ve yan yana da değiller. Bunun da bir sıkıntı var mı? O normalde karşıdaki o TL atan kimse oradaki kurun neyse o esnada kur geçerli. Onun attığı zaman da geçerli değil. Mesela bana senin üç bin dolar borcun var. Almanya’dasın. Üç bin dolar ne yaptığı altmış milyar etti. Sen bana altmış milyar. Parayı benim hesabıma attın. Tamam. O esnada dolar yükseldi. Oldu altmış bin beş yüz lira. Sen beş yüz lira daha atacaksın bana. Öyle mi? Evet. Para benim elime ulaşınca mı o zaman borç tamamlanmış oluyor? Ben benim elime geçince benim o zaman benim dediğim kur kuru kabullenmiş oluyorsun sen.
Eşek dere geçişi anekdotu ile faiz olur mu?
Eşek Dere Geçişi Anekdotu + 60-58 Lira Düşüşü — Dayım’ın Eşeğinin Dereden Havlu ile Atlatılması; «Hayvancâz Karşıya Dereden Atladı, Geçti, Biz Kaldık»; Sonra Dayım’ın Eşeği Akıllandırması; Altmış Lira’dan Elli Sekiz Lira’ya Düşüş — «İki Lirasını Geri Verecek O»; «İstemeye de Bilir, Babacığım» Ben de havlu satıyorum. Size geldim. Dedim ki efendim havlu almak istiyorum birebir. Siz diyorsunuz ki ya senin bu getirdiğin havlu üçüncü kalte benim sattığım havlu birinci kalte. Değer farkı var. üstüne şu kadar para ödeyeceksin bana. Bu kısım ödediğim fark faiz mi oluyor? O normalde havlu üretilen bir mal ondan sonra ama kıyame mala giriyor. Üzerindeki nakışa göre, atkısına, çözgüsüne göre değişiyor değeri. Öyle olunca kıyame mal hükmünde. Ben diyorum ki senin getirdiğin havlunun düzenesi on lira. Benim sattığım bu senin istediğin havlunun düzenesi on beş lira. Çünkü kıyame mal kıymete kıymeti piyasa tarafından belirleniyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor.
Kıyame malı faiz olur mu?
Evet. Kıyame malı faiz olmuyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor. Evet. Kıyame malı faiz olmuyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor. Evet. Kıyame malı faiz olmuyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor. Evet. Kıyame malı faiz olmuyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor. Evet. Kıyame malı faiz olmuyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor. Evet. Kıyame malı faiz olmuyor. Piyasa tarafından belirlendiği için arasındaki fark faizi olmuyor.
Kredi kartı kullanımı faiz olur mu?
Ev ev trampalarında da aynı. Aynı. Kıyame mal hükmüne giriyor. Teşekkür ederim. Evet Yusuf. Yedek parça alıyoruz. Parçayı bırakıp gidiyor. Apto sonu kredi kartı veriyoruz. Ama hiç konuşmamız yok. Hiç konuşmamız yok. Şunu şöyle deriz yok. Apto sonu geliyor. Esabın alıyor. Gidiyor. Borcumuz oluyor. Alacaklığı oluyoruz. Burada. Peki orada normalde parçaya alırken bu parça kaç para diye sormuyor musunuz? Soruyoruz. Bize yol oluyor parçaya. Yolluktan sonra bırakıyor gidiyor. Apto sonu geliyor. Esabın alıyor. Biz kart çekiyoruz. Çek veriyoruz. Hiçbir konuşma yok. Benden ne fark istiyor? Ne fark veriyor? Tamam. Bunda bir sıkıntı yok. Bir sıkıntı yok. Hiçbir sıkıntı yok. Ohu o zaten normalde o açtı her şeyi o.
Kuyudan su içilir mi?
Neyse o zamanın kadısı da o bölgeden geçerken o soruyu soran meşhur bu kısa. Soruyu soran köye gitmiş. Ondan sonra demiş bu kuyu hangi kuyu demişler ki bu kuyu bakmış kuyunun derinliğine suyun yüksekliğine oradan demiş bir tas getirin bana bir tas getirmişler. Ondan sonra daldırmış tası. Ondan sonra Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm demiş sudan içmiş yürümüş gitmiş. Etraf demişler ki ya biz koca alim mektup yazdık. O kadar bekledik. Bu kuyunun suyu içilir mi içilmez mi diye bize hiçbir şeyden çekilmiş hiçbir şey demeden bir tas su içti çekti gitti. Biz demişler ne yapacağız? Oradan Arif bir zat derviş bir zat demiş ki ya size kuyunun içilebilir tahir olduğunu gösterdi. Fetvayı verdi demiş fiiliyat olarak demiş ki kuyunun suyunun temiz olduğunu gösterdi. Kendisi içti. Ondan sonra demek ki içiliyorsa kullanılabilinir de su diye oradaki o derviş ona öyle fetvayı vermiş.
Dolar borç-TL ödemesi faiz olur mu?
Dolar Borç-TL Ödeme — «Borç Olarak Verirken Dolar Gönderemiyorum, TL Olarak Gönderiyorum»; «Karşıdaki Bana Diyor ’Bana Dolar Olarak Öde’»; «Ben Dolar Olarak Ödeyeceğim»; Faiz Şüphesinin Sınırının Çekilmesi
Peygamberlerin ruhları neden halka rehberdir?
Kafeslerden kurtulan ruhlar, o zaman kafeslerden kurtulan ruhlar Allâh’a layık ve halka rehber olan peygamberlerdir. Peygamberlerin ruhları asla ve asla taberi caizse kapalı bir menfezde tutulan ruhlar değildir. Kutupların ruhları da öyledir. Velilerin, büyük velilerin ruhları da öyledir. Peygamberler gibi değildir ama peygamberlere yakındır. Peygamberlerin ruhları tamamıyla serbesttir. Tamamıyla serbesttir. Cenâb-ı Hak onları kendine seçmiş, Cenâb-ı Hak onları kendine seçtikten sonra onları tamamıyla serbest bırakmıştır. Hür bırakmıştır.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Şöhretten Kaçınma ve Melâmetin Zirvesi
İçtihâd kapısının açık olması nasıl değerlendirilmektedir?
İçtihat Kapısının Açık Olması — İmâm Suyûtî er-Reddu ‘alâ Men Ehlede ile’l-Ardı ; İbn Teymiye Mecmû’u’l-Fetâvâ XX; modern: Hayrettin Karaman Mukayeseli İslâm Hukuku : «İçtihad kapısı kapanmadı, ehliyetli müctehid bulunmuyor» ; Mustafa Efendi’nin tahkîki: «Yaşayan Müslüman içtihada ihtiyaç duyar, yaşamayan duymaz».
Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâverdî Sohbeti: Halife Allah’ın mı, Resûl’ün mü, Halkın mı Halif
Mevlânâ Daha İleri Konuşur; Gazali Tahkik Aşamasında Teknokrat, Mevlânâ Hikâye ile Sindirir Anla mıdır?
«Şâfi Böyle Demiş Biz Karşı Çıkarız, Mâlikî Böyle Demiş Karşı Çıkarız, İmâm-ı A’zam vs İmâm Muhammed-İmâm Yûsuf»; Mustafa Efendi’nin 4 Mezhep Fıkıh Kitabı İhtiyâcı; Mezhepler Arası İçtihâd Yokken Hadis-i Şerîfe Dönüş; Sufîlerin Vahyi Tek Pencereden Anlamamak İhtiyâcı Mütezile İnsan Özgürlüğü-Tanrı Adâleti Tartışması — İnsan Hürriyetini Mâturîdî de Savunur (Mehmet Said Yazıcıoğlu Doçentlik Tezi: «Mâturîdîde İnsan Hürriyeti»); Akıl, Tanrı-İnsan İlişkisinin Merkezindedir, Allah Önce Aklı Yarattı; Allah’ın Zâtı Hâriç Her Şey Akılla Tefekkür Edilir İbn-i Rüşd Gazali’yi Alt Etmedi — «Tutarsızlığın Tutarsızlığı» Adlı Eserinin Batı Tarafından Desteklenmesi Sırf Gazali’yi Sarsmak İçin; Gazali’den Önce Muâsibî, Kindî; Sonra Arabi, Hz. Mevlânâ Daha İleri Konuşur; Gazali Tahkik Aşamasında Teknokrat, Mevlânâ Hikâye ile Sindirir Anlatır
Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâverdî Sohbeti: Akıl-Vahy Münâsebeti, «İslâm’da Yenilenme Geriye
Aklın Vahye Tâbiîliği nedir?
Akıl-Vahy Münâsebeti — İmâm Mâtürîdî Kitâbu’t-Tevhîd ; İbn Rüşd Faslu’l-Makâl ; Gazâlî el-Mustasfâ : «Akıl vahyin ışığında çalışır, vahye karşı koymaz»; Bediüzzaman Sözler : «Akıl ve nakil tearuz ederse akıl bilirsen vahye gözünü kapatma, mâ’nâsını anla — vahyi nazariye değil ışık olarak gör».
Kaynak: 2023 Sohbeti — Mâverdî Sohbeti: «Din Devletin İkiz Kardeşi mi, Devlet Dini Yönet
İslâm’ın Üç Esâsı nelerdir?
İslâm’ın Üç Esâsı (Şehâdet-Namaz-Ramazan Orucu) Hadîsi: «Bunlardan Birini Terk Eden Küfre Düşer, Kanı Helâldir»; Hanefî Tahkîki ve İmâm Şâfi Çoğunluğu
Kaynak: 2023 Sohbeti — Bakara 110: «Namazı Dosdoğru Kılın ve Zekâtı Verin» — Namazı Önem
Hükmen Şehid Hük mü?
O yüzden hükmen şehid hükmünde olur. Cenâb-ı Hak hamdü sena olsun. Böyle zâkirlerimiz, derviş kardeşlerimiz, vakti gelen nefesi biten bu âlemden göçüp geçecek. Hamdolsun geriye mirasçılarını bıraktı. Ayağa kalkın bakayım oğlanlar. Bunlar ikisi Barbaros’un emaneti bizlere. Vâhid ile Abdülkadir, Abdülvâhid, Abdülkadir. Bunların ikisi hem Semazenler İstanbul’da hem Vâhid orada aynı zamanda Semazen başlılık da yapıyor. O yüzden bir tane de kızımız var. Onun da okul bitti değil mi onun? Onun da okul bitti. Şimdi işler tabi bu delikanlılara kaldılar. Bir dükkan var şişte devam eden. İnşallah işi götürecekler, devam edecekler. İnşallah. Allâh izin verirse biz, bunlar bir yerde dergahın emanetidir. O yüzden biz emanetlerimize sahip çıkacağız.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Taziye Sohbeti: Barbaros Kardeş’in Vefatı, Mehmet Reşber-Seyyid T
Siyaset, menfaat ne azı ki insanların dininin önüne geçmiş mi?
Siyaset, menfa, ne azı ki insanların dininin önüne geçmiş. Bu dinin önüne geçirilenlerle alakalı sözüm. Geri kalan beni ilgilendirmez.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/1: Haşr 18-19 ve Gafletten Uyanmak — Üç Yakîn Mertebesind
Saadet-i Ebediye Hakkında Görüş nelerdir?
Saadet-i ebediye kitabı ile ilgili görüşlerimiz nelerdir? Ben incelediğim bir kitap değil, bildiğim bir kitap da değil, tavsiye ettiğim bir kitap da değil. Bilmediğimden, incelemedimden tavsiye de etmiyorum. O yüzden normalde bu tip şeyler söylendiğinde ben o kadar çok kitap okuyan bir kimsede değilim. Hakkınızı helal edin. Ben de klasik eserler var.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/1: Haşr 18-19 ve Gafletten Uyanmak — Üç Yakîn Mertebesind
Hanefi fıkıh eserlerinde hangi eserler öne çıkar?
İbn-i Abidin var. Fetavayı Hindiye var. Ondan sonra El-Hidaye var. Dürer Gürer var. Genelde bu tip hanefi fıkı ile alakalı klasik eserler var.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/1: Haşr 18-19 ve Gafletten Uyanmak — Üç Yakîn Mertebesind
Neden bu eserlere bakmak zorundasınız?
Hukuk yok çünkü. Hukuk olmayınca bazı şeylerin içinden çıkılmaz. Çıkılmayınca bazı meseleler bilhassa kadın-erkek ilişkilerinde, devlet ve insanların ilişkileri arasında sıkıntılar çıkıyor. Onları çözebilmek maksadıyla bu eserlere bakıyorum zaman zaman böyle işin içinden çıkamadığım zamanlar olursa.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/1: Haşr 18-19 ve Gafletten Uyanmak — Üç Yakîn Mertebesind
Hangi eserlerin klasik hanefi fıkıh eserleri olduğunu belirtiniz.
Ben genelde El-Hidaye’ye bakarım dört ciltlik. Kuduri var tek ciltlik mesela. Kuduriyi okuyabilirsiniz. Böyle tabirciyorsa böyle baş, ne o? Başvucu kitaplardan bir şey, başvucu kitaplardan birisi kuduri, tek ciltlik. Benim böyle bütün dervişlik hayatımda koltuğumun altındadır benim. Şeyh Efendi beni tarif ederken öyle demiş bir arkadaşa. Kuduri koltuğunun altından düşmez demiş. bir mevzu olmuş fıkıhı sağlamdır demiş. Kuduri koltuğunun altından düşmez demiş.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/1: Haşr 18-19 ve Gafletten Uyanmak — Üç Yakîn Mertebesind
Hastalık nedeniyle adet arası namaz devamı nasıl olur?
Hastalık nedeniyle ara kanamaları olan kadın iki kanama arası 15 günden az olunca doktorun öncekini adet bunu özür sayalım demesiyle hareket edip namazı devam edebilir mi? Bu konuda hanefiler demişler ki en son normal zamanda adeti ne zamandı? Birindeydi. Kaçında bitiyordu? yedisinde bitiyordu. Ama bunun düzensizliği var. On gün bekleyecek. Biriyle onun arasında kendisini adetli görecek. On birinci gün kusrunu alacak, namaza başlayacak. En son gördüğü o. Ona hanefiler tabi olunmasını ister. Ama yok sonra düzene girdi. Düzene girdikten sonra günler değişirse o ayrı. Haklarınızı helal edin.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/3: Allâh’a Yönelmek — İnâbe ve Zikrullâh’ın Mertebeleri
Ehl-i Zikri Gıybet Yasağı ne anlama gelir?
Velâ tegıt-eb ba’dukum ba’dâ eyuhibbu ehadukum en ye’kule lahme ehîhi meyten
Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî 1634. Beyit: Âdemoğlu Ağlamak İçin Yeryüzüne Geldi
Şeriat neye göre hükmeder?
Gördüğüne göre, tespit ettiğine göre, elindeki delillere göre şeriat hükmeder.
Şeriatın mana mekanizması nasıl çalışır?
Şeriatın mana mekanizması farklı çalışır. şeyde de sizin nar bildikleriniz, sizin kötü bildiklerinizde hayır vardır, şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır der. İşin mana mekanizması farklı çalışır.
İstikametin ne olduğunu nedir?
İstikamet Allâh’a itaat etmek, Resulüne itaat etmek, Kur’ân ve Sünnet dairesinde hem fiiliyat olarak hem akli olarak hem de kalbi olarak Kur’ân Sünnet dairesinde yürümektir, yaşamaktır. Bakın hem akli olarak, bu ne demek? Bu işin akaidi demek. Hem de fiili olarak, bu ne demek? Bu da bu işin ameli demek. Hem de kalbi olarak, bu da bu işin nesidir? Takvasıdır, sufilidir, istikamet üzerine olmaktır. bunlara dikkat etmektir.
İstikametin neye göre belirlendiğini nedir?
İstikamet Allâh’a itaat etmek, Resulüne itaat etmek, Kur’ân ve Sünnet dairesinde hem fiiliyat olarak hem akli olarak hem de kalbi olarak Kur’ân Sünnet dairesinde yürümektir, yaşamaktır. Bakın hem akli olarak, bu ne demek? Bu işin akaidi demek. Hem de fiili olarak, bu ne demek? Bu da bu işin ameli demek. Hem de kalbi olarak, bu da bu işin nesidir? Takvasıdır, sufilidir, istikamet üzerine olmaktır. bunlara dikkat etmektir.
Fıkıhı bilen ama eşcinselliği meşrûlaştıranlar neden bir sorun teşkil eder?
Kim Allâh bir kimsenin üzerine hayır dilerse, onu dinde fakih kılar dediği şey, onun kalbine ilham eder. Onun kalbine doğruyu ilham eder, onun kalbine hakikati ilham eder. Çünkü müftüler size fetva verse de siz kalbinize danışınız demiş ya, nice fakih kimseler vardır, fakihdir, fıkıhı çok iyi biliyordur ama enflasyon miktarı kadar faize cevaz verir. Nice fıkıhı çok iyi bilen insanlar vardır, fıkıhı çok iyi biliyordur. Ama örneğin kalkar eşcinsellikle alakalı yumuşak sözler söyler. Nice fakih insanlar vardır, fıkıh biliyordur. Ama kalkarlar, normalde bu zamanda cihâd yoktur, öldürmek yoktur, bunlar kendi başınıza çıkardığınız şeylerdir, cihadın olması mümkün değildir, deyip çıkarlar. Nice fakih olan, fakih görünen insanlar vardır, ondan sonra bunlar emperyalistler tarafından satın alınmıştır. Emperyalistler tarafından satın alındığından emperyalizme uygun, sömürüye uygun fetvalar verirler.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/10: Mason Örgütleri, Tecâvüz Gündemi ve Sarsılmaz Hak
Zekât vermek zorunda mıdır?
İllaki zekât vermek zorunda değilsin, zekât verebilecek hâlin yok ise. İllaki devasa bir şeyler yapmak zorunda değilsin, eğer yok ise. Ama kendince, bir ekmek de mi alamazsın? Örneğin kendince, iki tane, üç tane, beş tane hurma da mı alamazsın? Örneğin, infâk etme ayı. Bu ay az da olsa infâk edin. Bir lira olsun, beş lira olsun, on lira olsun, infâk edin. Bu sizi Allâh’a daha da yakınlaştıracaktır. O yüzden cömertlik, cömertlik Allâh’a en fazla yaklaşılan, Allâh’a yaklaşmaya sebebiyet veren en önemli ibadetlerden birisi.
Fidye verirken öncelik beldedeki fakirlere mi verilmelidir?
Zekât ve fitre sadakası verirken öncelik kişinin bulunduğu beldedeki fakirlere vermesi olarak öğrendik. fidye verirken de öncelik böyle mi olmalı? Yoksa şehir dışındaki akrabalara gönderilebilir mi? İmâm-ı A’zam’ın fetvâsıdır. Bu tip hayır hasenâtların birinci derecede insanın yaşadığı şehirde olması gerekir ama bir kimseye yaşadığı şehirde böyle bir etrâfı yok. Tanıdığı kimse yok. Bir yerde tanıdığı bir kimse var. Belki de ona cevaz verilebilir. Veyahut da şu anda Hollanda’da yaşıyorlar, Almanya’da yaşıyorlar. Orada kim ihtiyaç sahibi, kim ihtiyaç sahibi değil bilmiyorlar. Bunlar örneğin şehir dışına birilerine verebilirler. Bunun gibi. Ama bu biraz böyle Allâh muhâfaza eylesin. Bu tip işlerde gösteriş çok böyle ön safhaya çıkıyor. Ondan korunalım inşâallâh.
İhsan Eliaçık fetvâsı nedir?
İhsan Eliaçık mıydı? Adı neydi onun? Bir var ya bir tanesi. İhsan Şenocak değil ya, yok. Elaçık mıydı? İhsan Eliaçık mı? İhsan Eliaçık mı? Evet o. Onun bir sözüne, bir fetvâsına öyle söyleyeyim. Denk geldim de Âyet-i Kerîme’den sana ne vereceğini soruyorlar, ihtiyaçtan fazlasını diyor. zekâtın kırkta bir hükmünü kaldırıyor orta yerden. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini kaldırıyor orada. Ve ihtiyaçtan fazlasını diyor. Düşünebiliyor musunuz? Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin sünnetini çiğnedi. Zekât kırkta biridir. Ticaret mallarında ve parada onu kaldırdı. Değil. Biz onlardan değiliz. Biz zekât verebilecek muktedir iseniz, biz zekâtımızı veririz. Hesaplar dürdürdüzgün, tertemiz bir şekilde veririz. Zekât veremeyeceğiz. Biz nisâb miktarı elimizde para yok. Biz birisinin karnını doyurabiliriz. Birisine 5 kilo pirinç alabiliriz, 2 kilo şeker alabiliriz. Örneğin benim bahsettiğim şey bu. İnfâk etmek olarak. Allâh bizi infâk edenlerden eylesin. Âmîn.
İslâm’da ahkâm kesme ve uzmanlık nasıl eleştirildi?
Hadîs alimleri toplanmışlar hadîsleri tasnîf ediyorlar. Bu onların işi mesela. Diğer Müslümanların bununla ilgilenmesi şart değil. Ben bazen derim ya, adam çıkıyor televizyonda bu hadîs sahihti değildi. Kardeşim hadisçi misin sen? Değilsin, ne isin? Sosyaloksun. sosyolog bir insanın hangi hadîs sahih hangi hadîyis sahih değil, hangisi hangisiyle amel edilir, hangisi amel edilmez senin benden bir farkın yok. Sen bu konuda ahkâm kesme.
İmam Mâtürîdî’nin fıkıh görüşleriyle ilgili ne söylenmektedir?
İmam Mâtürîdî fıkıhta Hanefî mezhebine bağlı olup, Tevilatül Kur’ân’ında bu ekolün görüşlerini savunur.
İmam Mâtürîdî’nin ilimlerdeki rolü nedir?
İmam Mâtürîdî tipik bir Hanefî müctehididir. Aslında imam Mâtürîdî de kendi dairesinde bir müctehiddir. Ama bu müctehid hükmündeki bu kimseler edep etmişler. Edep ederekten farklı bir mezhep kurmaya çalışmamışlar.
İmâm-ı Âzam Hazretleri’nin dini bilgileri nasıl birleştirilmiştir?
İmâm-ı Âzam Hazretleri Arap olmamasına rağmen Kur’ân’ın diline hakim bir kimsedir. İmâm-ı Âzam aynı zamanda hadîsçidir. İmâm-ı Âzam’ın malum kendince bir fetvalarına konu aldığı, ölçü aldığı hadîs kitaplarının normalde yayınlar, kendisine ait sünneti vardır.
Eş’arî-Mâtürîdî fikirlerinin farkı nerede?
Eş’arî-Mâtürîdî fikirlerinin farkı ve Taklit Dergâhları konusunda, bu gerileme dönemi hem fikri plandadır hem siyasi plandadır hem askeri plandadır.
İctihâd ne demektir?
Toplumun neye ihtiyacı var? İhtiyacına göre hatta toplumun ihtiyacının üzerinde geleceğe yönelik ictihâdlar, geleceğe yönelik fetvalar bulmak mümkündür.
Peygamber’e ittibâ etmenin şerîatî boyutu nedir?
Bütün herkes onu bilir. Onun kığı namaz gibi namaz kılarız, onun tuttuğu oruç gibi oruç süt arız, onun abdesti bozduğu gibi abdest bozarız, onun aldığı abdest alırız. Bu şerîaten tabi olmadır, ondan gördüğümüz gibi biz amel ediyoruz.
İctihâd Çağrısı’nın nedir?
İctihâd Çağrısı’nın konusu, "Kız Talebelerin Seyahâti ve Şuurânın Gerekliği" olarak belirtiliyor.
Kaynak: 2022 Sohbeti — Ramazân Bitimi, Gündem ve Dîn-Siyaset
İslam’ın temel anlayışına göre borç almak yasak mı?
Gayrimüslimden borç Yasağı ve 375 Trilyon Dolarlık Dünya Borç Sistemi
Kaynak: 2022 Sohbeti — Ramazân Bitimi, Gündem ve Dîn-Siyaset
İslam’ın temel anlayışı nedir?
Siz gayrimüslim unsurlardan borç alamazsınız. Osmanlı almış, almış, yıkılmış. Bakın İslam’ın temel anlayışıdır bu. Siz şimdi bunu kalkar söylerseniz, İslam’a göre, İslam gayrimüslimden borç alınmasını yasaklar alamazsınız dediğinde, yüzyıllık değil, iki yüzyıllık Osmanlı ve Türkiye’ye devletinin yapmış olduğunuz işleri hatalı görmüş olursunuz. Sıkıntı? Şuraya otursan, savaş. Oraya otur. Sen lazımsın mali müşahersin ya. Şuraya yukarı otur lan. Ne mi lazım? Kaybetmeyelim seni. tekrar söylüyorum, bu ülkenin 500 milyar dolar iç ve dış borcu var. siz bunu borçlanırken kimle görüştünüz de borçlandınız? Bu ülke vatandaşlarına sordunuz mu?
Kaynak: 2022 Sohbeti — Ramazân Bitimi, Gündem ve Dîn-Siyaset
Harâmlar ve farz ibadetler nedir?
Harâmlar belli. Haramı arttıramazsınız, haramı eksiltemezsiniz de. Din bu konuda başını bağlamış bunun. Harâm belli, sen artı bir harâm edemezsin. Farzar belli, sen artı bir farz da yapamazsın. Dini bu minval üzerinde inanıp, bu minval üzerinde yaşamaya devam edeceğiz. Ve bunu tebliğ edeceğiz arkadaşlara, kardeşlere, etrafımıza. Bakın bunu tebliğ edeceğiz. Bu bizim Kur’ân ve Sünnet’i yaşamayan veyahut da laf atanlara gerekli olan cevap bu. Çok basit. Kur’ân ve Sünnet’e uymayan bir yerimizi getirin, biz orayı düzeltelim. Bu kadar. Hem birey bazında hem de topluluk bazında. Ama gerçekten bu tespitimde Allâh beni yanıltmasın. Gün geçtikçe geçmiş günleri arar hale geldik. Çünkü insanlar yangından kaçarcasına Kur’ân ve Sünnet’ten, Kur’ân ve Sünnet’in doğrularından, sufiliğin Kur’ân ve Sünnet’e uygun esaslarından kaçıyorlar.
Mezheplerin dinî-siyâsî-fikrî akımlar olarak tanımlanışı nedir?
Mezheplerin dinî-siyâsî-fikrî akımlar olarak tanımlanışı — Eş’arî, Makâlâtü’l-İslâmiyyîn ; Bağdâdî, el-Fark beyne’l-Fırak ; Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal ; İbn-i Hazm, el-Fisal fi’l-Milel ; Şâfiî mezhebinde kovâya batırdığı kol kan çıkarsa abdest bozulmaz — Nevevî, el-Mecmû’ 2/60; Hanefî mezhebinde bir damla kan ile abdestin bozuluşu — Mergınânî, el-Hidâye ; Kur’ân’ın mahluk olup olmadığı tartışması (Mu’tezile ile Ehl-i Sünnet arasındaki Mihne fırtınası) — Ahmed b. Hanbel, er-Redd ale’l-Cehmiyye ; Taberi, Târîhu’l-Ümem , Hârûn Reşîd dönemi; İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin Emevî Devleti’nin yıkılmasına fetvâ vermesi — Ebû Yûsuf, Kitâbu’l-Âsar ; Saraşinî’nin el-Mebsût ında imam Ebû Hanîfe’nin Zeyd b. Ali kıyâmına destek para göndermesi; Ebu Zehra, Ebû Hanîfe ; M. Hamdi Yazır çevirisindeki hayat; zalim sultâna karşı cihâd — Tirmizi, Fiten 13 (
Cep telefonunun tuvâlete girmesinde neden bir problem vardır?
Cep telefonunun tuvâlete girmesinde bir problem, bu durumun fıkhî ve âdâbî boyutu açısından ele alınması gerekmektedir. Kur’ân ve Sünnet’te doğrudan nass bulunmadığı için kıyâs yoluyla cevâb verilir. Bu bağlamda, helâya girerken Mushaf veya isim-i celâl bulundurmamak, sûfî edeb-i ism-i celâl ve helâ âdâbı açısından önemlidir.
Türkiye’nin Darü’l-Harb olup olmadığı fikri ne anlama gelmektedir?
Türkiye’nin Darü’l-Harb olup olmadığı fikri, Türkiye’nin İslâm hukuku uygulanmadığı veya bu hukukun baskı altına alındığı durumda, bu toprakların Darü’l-Harb (savaş toprakları) olarak kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Bu durumda, Müslümanlar bu topraklarda cihâd etmek farz-ı ayndır.
Süleyman Demirel’in Türkiye’nin Darü’l-Harb olduğu fikrini nereden öğrenmiş olabilir?
Süleyman Demirel’in Türkiye’nin Darü’l-Harb olduğu fikrini, bir televizyon programında açıkladığı ve bu fikrinin bazı Risâle-i Nûr okuyucuları tarafından dinlendiği belirtilmektedir. Bu açıklama, bazı kişilerin onu evliyâdan (özel bir ilim adamı) görerek etkilediği ifade edilmektedir.
Mustafa Sabri Efendi’nin Darü’l-Harb fetvâsı ne anlama gelmektedir?
Mustafa Sabri Efendi’nin Darü’l-Harb fetvâsı, Türkiye’nin Darü’l-Harb olduğu fikrini destekleyen bir fetvâdır. Bu fetvâ, Türkiye’de İslâm hukuku uygulanmadığı veya baskı altına alındığı durumda, bu toprakların Darü’l-Harb olarak kabul edilmesini öngörür. Bu fetvâ, sonradan bazı kişiler tarafından kullanılmış ve etkisi devam etmiştir.
Anayasa’nın Türkiye’nin bir İslâm devleti olup olmadığı konusunda ne ifade etmektedir?
Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir İslâm devleti olduğu konusunda bir ifade etmemektedir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin layık demokratik insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle, kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin İslâm devleti olduğu fikrini dilemeyebilir.
Çalgı ve çengiyle oynamak abdesti bozar mı?
Çalgı ve çengiyle oynamak, Hanefî mezhebine göre abdesti bozan haller arasında yer almamaktadır. Metinde, bu konuda bir fetvâ veya açıklama bulunmadığı belirtilmektedir. Ancak, bu tür etkinliklerin İslâm toplumunda bazı kişiler tarafından üretildiği ve bu tür soruların cahilce sorulduğu ifade edilmektedir.
Fitne hadisleri neler söyler?
Fitne hadîslerini okuyun. Fitne hadîslerini okuyunca zamanınızı, yaşadığınız zamanı, çevrenizdeki müslümanları, Müslüman toplulukları ne olduklarını göreceksiniz. Yeter ki o Bâbü’l-Fiten hadîslerini okuyun. Ciddiyim bu konuda. Bakın ne okuyacaksınız? Dicek ki ahir zamanda öyle gençler çıkacak ki bu gençler sakalsız olacaklar, yumuşacık konuşacaklar, ümmetin parasını yok edecekler. Siz bağlayın nereye bağlayacaksanız şimdi. Öyle liderler çıkacak ahir zamanda. Sizin dilinizden konuşacak. Ya bu hadîsleri muhteşem biliyor musunuz? Sizin dilinizden konuşacak diyor. Sizinle beraber namaz kılacak. Ama diyor, pikine düşenleri helaka götürecek.
İslâm önce sana gelsin ya ne anlama gelir?
Sen cami inşaatından bire para götürüyorsan, derneğinle, vakfından, bilmem neyinle, sen tek yapacağım deyip de Müslümanların parasını ütüyorsan, sen Kur’ân kursu yapacağım deyip de Müslümanların parasını ütüyorsan, sen tarîkatım deyip de Müslümanların parasını, emeğini ütüyorsan, sen cemaatim deyip de Müslümanların parasını, pulunu ütüyorsan, haksızlık yapıyorsan, önce İslâm sana gelsin ya. Bırak kardeşim beni. İslâm önce sana gelsin ya. Sen 200 okuyup da cebine parayı koyuyorsan, İslâm önce sana gelsin ya, bırak beni. Ben razıyım ya, ben keman çalacağım ya. Sana İslâm gelsin önce. Sen dün takaya binerken, bugün eser biniyorsan, din üzerinden, bırak ya İslâm sana gelsin önce ya. Önce İslâm sana gelsin ya.
Sen küfür ehliysen seninle benim aramda fâiz yok mudur?
Faiz faizdir, haramdır. Yok Toki’nin fâizi câizmiş de. Yok şunun faizi böyleymiş de. Bırak. Faiz faizdir. Sen küfür ehliysen seninle benim aramda fâiz yoktur. Bitti. Bunu söyleyemiyor. Söyleyemez. Ensesinden tutmuşlar. Söyleyemez. Damadını oraya yerleştir, gelinini buraya yerleştir, küçük oğlanı buraya yerleştir, büyük amcasını buraya yerleştir, sülâlenin hepsini bir yerlere yerleştir, o adam konuşacak. Nereye konuşacak ya? Nereye konuşacak? Onun altına araba ver, ona oradan bir para ver, ona oradan bir şeyini yap, nereye konuşacak o? Konuşamaz o. O konuşamaz. O mahşerde dili böyle dili dili on sekiz metre çıkmış olarak kalacak. Âmîn. Süreyemeyecekler dillerini.
Sizin kemanınıza kurban olsunlar mı?
En büyük günah dinle anlatmak. En büyük günah. Evet. O yüzden sizin kemanınıza kurban olsunlar. Evet. Sizin Zeybeğinize kurban olsunlar. Âmîn. Sizin semanınıza kurban olsunlar. Âmîn. Sizin zikrinize kurban olsunlar. Âmîn. Sizin kardeşliğinize kurban olsunlar. Âmîn. Sizin îmânınıza kurban olsunlar. Âmîn. Sizin İslâmınıza kurban olsunlar. Âmîn. Sizin sûfîliğinize kurban olsunlar. Âmîn. Bizim sarhoşumuz sarhoşumuz. böyle yoldan biz yoldan çıkmış deriz ya benim için yoldan çıkmış değildir. Dervişimiz ama içmiş sarhoşumuz var ya bizim. Böyle geliyorlar bazen kabın önünde. Baba. Kuzum diyorum kuzum gel. Gel sen. Onun îmânı bugün alimim diyen geçinenlerden iyi. Onun îmânı şeyhim diye geçinip cebine dolduranlardan iyi.
Nereden geçindi?
Hiçbir peygamber teblîğinden dolayı ücret almamıştır. Peygamber’in yolundasan ücret alma. Peygamber’in yolundasan teblîğinden ücret alma. Peygamber’in yolundasan ücret alıyorsun. Peygamberin yolundan değilsin. Beni ilgilendirmiyor. O dinle alakalı ne yaptıysa ücret almadı. Nereden geçindi? Cihattan geçindi. Ya cihâd et, ya ticâret et. Ya da sanatla uğraş. Ya da bir mesleğin olsun. Veya memurluk yap bir yerde. Ama dinden geçinme. Ha sen Diyânette mühdüsün. E an devlet memurusun. Diğer devlet memurlarından bir üstününün var. Aynı. Kendini kutsallaştırma. Bir farkın yok. Müftüyle komiserin bir farkı mı var? Ikisi devlet memuru. Kendisini kutsallaştırmasını hiç kimse. Âmîn. Ecibnî. Destur.
Darü’l-Harb fetvâsı nedir?
Darü’l-Harb / Darü’l-İslâm ayrımı ve şer’î hükümleri — Kâsânî, Bedâi’u’s-Sanâi’ 7/130; Serahsî, el-Mebsût 10/114; İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr 4/175; İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin Darü’l-Harb tanımı (üç şart: İslâm hükümleri tatbîk edilmemesi, Darü’l-Harb’e bitişik olması, önceden verilen emânların kaldırılması) — Merginânî, el-Hidâye , Kitâbü’s-Siyer; İmâm-ı Muhammed eş-Şeybânî’nin daha hafif tanımı (sâdece İslâm hükümlerinin olmaması) — Muhammed b. Hasan, es-Siyerü’l-Kebîr ; İmâm-ı Şâfiî’nin "Darü’l-İslâm olan bir yer kâfirin tasallutuyla da olsa Darü’l-İslâm kalır, fakat orada İslâm hükmü icrâ edilmiyorsa son Müslüman şehîd oluncaya kadar cihâd farz-ı ayndır" fetvâsı — Şâfiî, el-Ümm , Kitâbü’s-Siyer; Nevevî, Ravzatü’t-Tâlibîn ; son Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi’nin 1924 sonrası Türkiye Darü’l-Harb’dir fetvâsı ve Mısır’a (Şam değil; Mısır-Zekâzîk’e) hicreti — Mustafa Sabri, Mevkıfü’l-Akl ve’l-İlm ve’l-Âlem ; Mahmut Kar, Mustafa Sabri Efendi ; Süleyman Demirel’in televizyon programında "Türkiye Darü’l-Harb’dir" açıklaması dönemin basın arşivlerinde; Risâle-i Nûr dershâneleri ve 1980 sonrası Bayındır-İzmir baskıları — sözlü târih; anayasal düzen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik demokratik hukuk devleti tanımı — TC Anayasası madde 2; dînî terminoloji ile anayasal düzen arası gerilim — Ali Bulaç, İslâm ve Demokrasi
Zekeriyâ Beyaz Fetvâsı nedir?
Biz bunu kulaklarımızda duyduk 28 Şubat’ta. Adam çıktı Ankara İlâhiyat Fakültesi dekanı Horoz’dan kurban olur dedi. E çıktı adama ayakkabı getirdi masanın üzerine koydu televizyonda. Ayakkabıdan kurban olur dedi. E bunları bu göz gördü. 100 yıl sonra birisi çıkacak neydi o adamın adı ya? Zekeriyâ Beyaz. Diyecek ki Türkiye’de bir alim yaşamış Zekeriyâ Beyaz adında o fetva vermiş. Ayakkabıdan kurban olur. Bu şimdi tuhaf gelmesin size. Evet. Adem’den beri İslâm dünyasında bu tip dolu fetva var. Bakın dolu fetva var. Neden dedi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. Hayır zamanda ümmetim 73 fırkiye bölüncek 72 delalette olacak birisi hidâyette olacak diye. Adam bunun fetvasını veriyor.
Dinle alakalı fetvayı verenlerin durumu nedir?
Şimdi o zaman haydi herkes cübbeliye saldırıyor. Hadîs inkarcısı çıkıyorlar. Âyet inkarcısı çıkıyorlar. bu münâfıklar ne yapıyorlar? Allâh’ın ayetlerini bile bile inkâr ediyorlar. Onları biz Müslüman olarak düşünüyoruz. Sebep bizim yanımıza geldiklerinde namaz kılıyorlar. Bizle beraber namaz kılıyor. Bizle beraber oruç tutuyor. Ama diyor ki başörtüsü yok ne alakası var diyor. Geçen gün Twitter’da paylaşmıştım. Ne başörtüsü demeyeyim diyor. Ne çul diyor. Öbür kü diyor. Kur’ân kurslarıyla alakalı orta çağ ziyniyeti diyor. Kur’ân kurslarıyla alak, bir kimse çocuğuna din öğretecek orta çağ ziyniyeti. Bir kadın inancından dolayı başını örtcek onun örtüsüne çul diyeceksin. Bir de ne diyorlar? Din de bunun yeri yok.
Ribâ ne demektir?
Ribâ, lügatta mutlak fazlalık mânâsıdır. Ribâ neymiş? Fazlalık. Bir şeyde fazlalık. Bir şeyde fazlalık.
Sarf akdi ve vâdeli döviz yasağı nedir?
Sarf akdi ve vâdeli döviz yasağı, şer’î istılâhta herhangi bir muâvaza akdinde olan ve alan ve satanlardan biri için şer’î ölçülerde fazlalık olan ve karşılığı olmayan fazlalıktır. Hatta bu fazlalık hükmünde olsa böyledir. O zaman bir alışverişte bir şeyde fazlalık var ise ne olmuş oldu? Bu ribâ oldu. 10 dirhem gümüşü, bunu direkt böyle şey aldım Reddü’l-Muhtâr’dan aldım bu sözü. 10 dirhem gümüşü yine 10 dirhem gümüşe satın alan ve bunu bir tanesini arttıran kimse artırdığı miktarı karşı tarafa yiyip ederse, ribâ ortadan kalkmış olur akd fâsid olmaz. Bakın bu normalde 10 dirhem güm, yine 10 dirhem gümüşe satın alıyor, bu satın alan kimse bunu arttırıyor kendiliğinden. Hîbe etti. Anladınız mı? Hîbe etti arttırdı. 10 dirheme 10 dirheme ve dânik karşılığı satın alsa, bu dânik fazlalığı satın şart koşulacak olsa, fazla olan dânikin iade edilmesi gerekir. Satış fâsid olmadı. Bakın fâiz yine bu satışı fâsid etmedi ama 1 dirhemi ne yapacak ona? İade edecek. O fazlalığı iade edecek. İyi anlaşıldı mı mesela? 10 dirhem 10 dirhem ama bir dânik adam fazlalaştırdı, o kimse onu verdi, satış fâsid olmadı ama o fazlalık ne oldu? Fâiz oldu. Satışın fâsid olmasıyla fâiz olması ayrı şey. Bu fincan ne kadar? Bu fincandan bu fincanı aynı fincansa değiştiriyoruz ama o karşıdaki kimse dedi ki bir tabak daha koy istiyorum dedi, bir tabak daha koydu, bir tabak daha koyunca bu fazlalık var ya, fazlalık ribâ oldu. Satış fâsid oldu mu? Hayır. O fazlalığı iade edecek geriye. Şimdi bankaya ne kadar yatırdın? 100 milyar lira. 100 milyarı yatırdın TL olarak, gittin tekrar TL olarak 100 milyar alacaksın, o sana 110 milyar verdi. 110 milyar verince sen 10 milyar oraya ne yapacaksın? Fazlalık bırakacaksın, hîbe edeceksin. Böyle hîbe. Anladınız mı? O hibeden kastı bu, devletin hibesi değil şimdi bu. Hibeden kastı bu. O zaman onu ne yapacaksın? 10 lira’yı ona bırakacaksın, akd bozulmamış oldu. Bırakırsan bırakmazsan o zaman o 10 lira ne oldu? Fâiz oldu. Fazlalığın akd de esnasında şart koşulmaması şartı gereklidir. Ben sana 10 dirhem vereceğim, sen de bana 10 dirhem vereceksin, fazlalık konuşulmadı. Birisi fazla verdi. Konuşulup konuşulmaması önemli değil, o da fâiz. Evet. Ribâ akdinde şart koşulmasa da fazlalık ribâdır. Bu normalde akd konulmadı, konuşulmadı. Hiç önemli değil. Ama fazlalık ne olmuş oldu gene? Yine ribâ, yine fâiz oldu.
Kur farkı nedir?
Bununla alakalı mısa o anki kurul hesaplayıp öyle bir şey var mı? Hanefî’ye göre yok. Hanefî’ye göre yok. Ne ile borçlandıysan onunla ödeyeceksin. Dövizle borçlanan dövizle. TL ile borçlanan TL ile. Bununla alakalı da hadîs-i şerîf var. O borçlu olan dediniz ya. Bununla alakalı hadîs-i şerîf var. Altınla borçlanan altınla ödeyecek. kağıt parayla borçlanan kağıt parayla. Gümüşle borçlanan gümüşle ödeyecek. Bu konuda kesin sahi hadîs var. O yüzden bir kimse ticaret yapmış. 20 yıl önce evet doğru. Bende bir sürü alacaklar öyle şimdi. Hepsi de kuş oldu. Hepsi de. Ama adam şimdi 8 milyar adamın çeki varmış. Aradan geçmiş 20 yıl. Hatta bir tane imam geldiydi öyle. İmam malı almış bizden. Aradan geçmiş 5 yıl.
Ribâ nedir?
Ribâ fâiz satış aktinde şart koşulan bedelin dışında, değiş dokuşta taraflarından birine sağlanan fazlalıktır. Ben özere bu kağıdı sattım. Kaç para? 10 liraya sattım. 10 liraya sattıktan sonra, ben özerden kalkıyorum, 11 lira para istiyorum. Bu fâiz oldu, fazlalık. Bakın bu fazlalık fâiz oldu. O zaman satış aktinde konuşulup konuşulmasına gerek yok. Her fazlalık fâyiz. Para, değiş, dokuşu akti nakitlerde gerçekleşir. Bu akidde her iki bedelin de akd meclisinde teslim alınması gerekir. Çünkü Peygamber Efendimiz, gümüşü gümüşle değiştirdiğinizde bunları peşin olarak teslim alın buyurdu. Demek ki bütün nakit alışverişleri peşin olacak. Peşin. Bu akite konulursa, bu akite konulursa akd fâsid olur.
Fâsid alışveriş nedir?
Fâsid alışveriş. Evet. Ribâ. Olsun yine fâiz. Yine ribâ. 10 bin lira dedi. Ama iki hafta sonra döndü. Bu iki hafta süresince moruyla malzemesine zam geldi. İki hafta sonra aradı. 10 bin lira oldu. 12 lira. 10 bin lira dedi. Buradaki o 12 lira fâiz. Olmadı. Akd bitmemiş çünkü size. Akd bitmemiş. Akd bitmemiş. Karşı tarafı bırak etmediği için daha da bir düşünç tutuyoruz. 100 lira bir karşı tarafı. Bunların bir kaç akıları oluyor yoksa fâiz oluyor. Adama 120 lira, 118 lira malzemeye sattın. 100 liradan geri alıyorsun. O kabul ediyor mu? Sen malı iade mi alıyorsun geri mi satın alıyorsun? İade ise sen 118 ödeyeceksin. O da ödeyecek. İade faturası keseceksin zaten 18 gene ödemeyeceksin. Karşı tarafı kesmiyor.
Kur farkı ve katmerli fâiz nedir?
Kur Farkı ve Katmerli Fâiz. Bu konuyla alakalı mısa o anki kurul hesaplayıp öyle bir şey var mı? Hanefî’ye göre yok. Hanefî’ye göre yok. Ne ile borçlandıysan onunla ödeyeceksin. Dövizle borçlanan dövizle. TL ile borçlanan TL ile. Bununla alakalı da hadîs-i şerîf var. O borçlu olan dediniz ya. Bununla alakalı hadîs-i şerîf var. Altınla borçlanan altınla ödeyecek. kağıt parayla borçlanan kağıt parayla. Gümüşle borçlanan gümüşle ödeyecek. Bu konuda kesin sahi hadîs var. O yüzden bir kimse ticaret yapmış. 20 yıl önce evet doğru. Bende bir sürü alacaklar öyle şimdi. Hepsi de kuş oldu. Hepsi de. Ama adam şimdi 8 milyar adamın çeki varmış. Aradan geçmiş 20 yıl. Hatta bir tane imam geldiydi öyle. İmam malı almış bizden. Aradan geçmiş 5 yıl.
Faizle ilgili hadîs-i şerîf var mı?
Hazret-i Mekhûl hadîs-i şerîfi. Hazret-i Mekhûl kim? Tabiinden fakîh bir zât. Tabiinden fakîh bir zât. O bir hadîs-i şerîf naklediyor. Diyor ki, harbî ile Müslimanın arasında fâiz yoktur. ben gayr-i Müslim bir kimseye 1 lira verip 1200 lira alırsam fâiz olmadı. Ben gayr-i Müslim ikisiye 1000 lira verdim, 3000 lira aldım. Yine fâiz olmadı. Ben gayr-i Müslim bir kimseye 1000 lira verdim, 5000 lira aldım. Cihâd ettim neredeyse. 1000 lira verip 1500 lira da aldım, yine cihâd ettim. Neden? Harbimi ekonomik olarak çökertiyorum.
Dârü’l-Harb ve faiz meselesi arasında nasıl bir ilişki vardır?
Müslümanların yönetimde olmadığı ve gayri-İslâmî hukukun uygulandığı her yer Dârü’l-Harb’tır. Şimdi aynı zamanda da Mehmed Emin’e cevap oldu. Han dedi ya, hakim fâizle alakalı dava veriliyor. Çünkü gayri-İslâmî bir hukuk. Gayri-İslâmî bir hukukta mü’minle kâfirin arasında fâiz kalmadı. E şimdi, ama şunun altını çiziyorum. az önce Dârü’l-Harb’ta borç alışverişi nasıl olacak dedi. Nerede olursanız olun, Müslimanın Müslüman’la fâiz alması, vermesi câiz değildir. Nerede olursanız olun, ister Dârü’l-Harb’ta, ister Darül İslâm’da, nerede yaşarsanız yaşayın. Müslüm bir kimseden siz fâiz alamazsınız. Mümkünse de vermeyin, veremezsiniz de. O yüzden Müslüm borç alışverişlerine dikkat etmekle yükümlüdür. Bakın dikkat etmekle yükümlüdür. Kimden mal alır, kime mal satar? tacir bu konuda işini bilen insanın hükmündedir.
Şâfiîlerin faiz konusunda nasıl bir tutumu vardır?
İmâm-ı Şâfiî bunu kabul etmedi. Nerede olursa olsun câiz değildir demiş. İmâm-ı Şâfiî de aynı şekilde demiş. Fâiz faizdir demiş. Yalnız İmâm-ı Şâfiî’nin bir fetvâsı daha var. Orada İslâm hukuku uygulamıyorsa son Müslüman şehit oluncaya kadar Müslümânların orada İslâm hukukunu icra etmeye çalışır. İmâm-ı Şâfiî’de böyle bir sıkıntılı fetvâ var. Şâfiîler o yüzden örneğin kıl beşi bitirişi yapamazlar. Sıkıntılı fetvâlar var Şâfiîler’de. O yüzden bilmem bir hızla da yapmamışlar. Fakat bu hızda bir hızla da yapamazlar. Fakat bu hızda bir hızla da yapamazlar.
Fâiz nedir ve nelerde fâiz olur?
Ben alırsam. Biriniz kardeşine ödünç para verirdi. Ödünç alan kimse ona bir şey hediye ederse kabul etmesin. Bu da sana cevap. Veya bineğini bindirmek isterse onu bilmesin. Ancak daha evvel aralarında hediyeleşme ve yardımlaşma cari ise bu müstesna. Anlaşıldı mı? Bu işin takvâ noktası. Daha önce birbirlerine hediyeleşiyorlarmış. Bunda bir sıkıntı yok. Ama borç para verince hediyeleşme oldu. Bunda sıkıntı var. Bazı işlerimiz oluyor. adamlar onlara bir şey vermeden işimiz çözmüyor. Câiz. Dârü’l-Harb’te rüşvet vermek caizdir. İşini görmek için. Daha açık fetvâ. Dârü’l-Harb’te bir kimse hakkı olan bir şeyi alamıyorsa, rüşvet vermesi caizdir. Bazen insanın beline beline vurmak isterler.
Bankalardan kredi almak ve faizden kaçınmak konusunda ne önerilmiştir?
Bankaların faizlerinden uzak durmaya gayret edin. Kredi almamaya gayret edin. Onlara borçlanmamaya gayret edin. Mümkünse hâliniz kadar yaşayın. Mümkünse ama bazı âileler vardır bazı insanlar vardır yapacak bir şey yoktur. bir birikimde bulunayım bir ev sahibi olayım veya bir araba sahibi olayım. 20 ay vâdeli 30 ay vâdeli bir araba alayım. Asli ihtiyacı veya bir kimsenin işi var. O işini yürütmesi için bir tan arabaya ihtiyacı var. Bir makineye ihtiyacı var. Çünkü işini yürütçek o kimse. Bu tip mecburiyet söz konusu olursa buna söyleyecek bir sözümüz yok. Ama bir mecburiyet yok ise uzak durmaya gayret edin. İşin takvâ tarafı bu. Ha birisi diyorsa ki ya bu fazlalık fâiz değil. Fâiz canım kardeşim. Her türlü fazlalık fâiz. Bakın tekrar altını çiziyorum. Kim ne anlatırsa anlatırsa anlatsın. Kim ne söylerse söylesin. Kim ne fetvâsı veriyorsa versin. Her fazlalık faizdir. Her fazlalık.
Fâizin en şiddetli türü nedir?
Muhakkak ki fâizin en şiddetlisi haksız yere bir Müslümanın şerefine dil uzatmaktır. Bakın fâizin en şiddetlisi neymiş? Bir Müslümanın şerefine, haysiyetine dil uzatmakmış. Bu da ayrı bir fâiz. Allâh muhâfaza eylesin.
Fâiz almanın hukuku nedir?
Fâizin Küfür Noktası ve Tövbe Çağrısı. Bunlar böyle âyet-i kerim olmaz diyorlar. Bunlar örtünmek farz değil diyorlar. Bunlar hadîslerin komplesini inkâr ediyorlar. Kur’ân-ı Kerîm’i değiştirmeye çalışıyorlar, reforme etmeye çalışıyorlar, dînî reforme etmeye çalışıyorlar. Faize helâl demeye gayret ediyorlar. Faize nereden helallaştıracağız diye oradan buradan girip çıkıyorlar böyle dolanbaşlı yollardan. Bunlar ümmetin kafasını bulandırıyorlar. Bulanıklığa, kocaman bir ümmeti bulanıklığa atıyorlar. 1400 yıllık İslâm kadîm dînini nereden ifsat edeceğiz diye uğraşıyorlar. Allah, bunlarla cehennemi dolduracak.
Fâiz almanın haram olması nedeni nedir?
Hüküm var mı var? Hüküm İmamoz’un mu? Evet. Bu yaşanmış mı? Sahabe döneminde? Evet. Hazret-i Abu Bekir’i yaşamış, diğer sahabeler yaşamış mı? Evet. Bunun hükmünü böyle versen alır kabul ederiz. Sıkıntı yok. Hüküm var. Ama sen Tokin’in aldığı fâiz değil dersen, yok bankaların aldığı fâiz değil dersen o zaman yok. Allâh muhâfaza eylesin bu doğru değil. O yüzden insanların büyük bir çoğunluğu ve cehennem için bunların kalpleri vardır anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar. Onlar hayvanlar gibidirler hatta daha sapıktırlar. onlar gafillerin ta kendileridir. A’râf sûresi 179. âyet. bunlar Kur’ân ve Sünnetin dışında hükmeden, Kur’ân ve Sünnetin dışında düşünen, Kur’ân ve Sünnetin dışında yaşayıp bunu helâl görenler.
İslam dünyasında dini ibadetlerin yetersiz kalmasının nedenleri nelerdir?
İslam dünyasında dini ibadetlerin yetersiz kalmasının nedenleri arasında, ibadetlerin sadece namaz, abdest, oruç gibi temel farzlarla sınırlanması ve bu ibadetlerin sadece ibadet kısmında kalması yer alıyor. Ayrıca, dini ibadetlerin sadece kurtuluşa erme aracı olarak görülmesi, dini yaşamın bütüncül bir şekilde sürdürülmüş olmaması ve bu yüzden dini ibadetlerin yetersiz kalması söz konusu.
Deccâlist sistem ve Sûfîliğin bozulmasının nedenleri nelerdir?
Deccâlist sistem ve Sûfîliğin bozulmasının nedenleri arasında, dini ibadetlerin sadece farz ve nafile ibadetlerle sınırlanması, dini yaşamın sadece ibadet kısmında kalması ve bu durumun dini yaşamın bütüncül bir şekilde sürdürülmüş olmamasına neden olması yer alıyor. Ayrıca, dini ibadetlerin sadece kurtuluşa erme aracı olarak görülmesi ve bu yüzden dini yaşamın yetersiz kalması da söz konusu.
Dini yaşamın bütüncül bir şekilde sürdürülmüş olmamasının sonuçları nelerdir?
Dini yaşamın bütüncül bir şekilde sürdürülmüş olmamasının sonuçları arasında, dini ibadetlerin sadece namaz, abdest, oruç gibi temel farzlarla sınırlanması, dini ibadetlerin sadece kurtuluşa erme aracı olarak görülmesi, dini yaşamın yetersiz kalması ve bu yüzden dini ibad,etlerin yetersiz kalması yer alıyor. Ayrıca, bu durumun dini yaşamın bütüncül bir şekilde sürdürülmüş olmamasına neden olması ve bu yüzden dini ibadetlerin yetersiz kalması da söz konusu.
Biz bu usulsüzlükleri, vuyulsuzlukları biz evirip çeviremeyiz midir?
Biz bu usulsüzlükleri, vuyulsuzlukları biz evirip çeviremeyiz. Biz kanun bilmeyiz madde bilmeyiz. Biz düz vatandaşız. Biz dua ederiz.
Nehy, haramlarla alakalı yaklaşmayın vardır. Yaklaşmayın nedir?
Yaklaşmayın nedir? sen ondan uzak dur, yakın dahi durma ona. Bu ne? Yakınlaşırsan şüpheli bir kayabilirsin. Yaklaşma. İslâm’da bir şey haram olunca ona yakın durmak da haramdır. Kumar yaklaşma. Uzak dur ondan. Veya içki yaklaşma, uzak dur. Veya uyuşturucu, bugünün müptelası, bugünün büyük bir belası. Uyuşturucu belası. Uyuğer belası. Ülkede son 10 yılda yüzde sadece tedavi olmak isteyenler yüzde 3600 artmış. Yüzde 1800 kullananlar artmış. 10 yılda. Bu son bir de 3-4 yıldır bunlar açıklanmıyor.
Cem’ edilmesi hangi durumlarda müsaade edilir?
Hanefîler buna cevaz vermemişler. Bir sıkıntıda olana eyvallah ama buna cevaz vermemişler. Bunu diyebilirsiniz. Ona neden sen buna uydun diyemezsin. Sebep? Hadîs var hakkında. Din madem ki Kur’ân ve sünnet imamların içtihâdıdır.
Zayıf hadîslerin dindeki yeri nedir?
Ben zayıf hadîsleri de bundan sonra iyi hadîs olarak kabul ediyorum diye. Sebebi ne? Bir başkasının sözüne davranmaktansa zayıf hükmündeki hadîsle amel etmek daha evladır. Hoca daha iyi bilir bu fıkıh kaidesini.
Yüzün bildiriciliği ve ölümle yüzleşme konusunda ne anlatılmaktadır?
O yüzden demek ki insanın simasına bakınca, yüzüne bakınca bir şeyler elde edilebilir. Bununla alakalı da böyle Erzum İbrâhîm Hak gazetelerinin Mârifetnâme’sinin son kısmı vardır. Ben yine yeni Müslümanım, o zaman Mârifetnâme çok meşhur. Evlenecek olan kızlar, erkekler de Mârifetnâme’nin son sayfasında anlı şöyleyse şöyle olur, kaşları böyleyse böyle olur, yok dudakları inceyse böyle olur, yok yüzü şöyleyse ablak olur, yok kulakları böyleyse akıllı olur, yok kafası kellesi kocamansa akıllı olur, yok küçükse küçük beyinli olur gibi Bir şey, Erzum’un İbrâhîm Hak gazetelerinin Mârifetnâme’sinin arkasında böyle bir insanın yüz hatlarına, el hatlarına, vücut hatlarına göre huy karakter betimlemesi vardır. Bu İbn Arabî’de de vardır. İbn Arabî’de de normalde Fusûs’unda, Fütûhât’ında değişik yerlerde geçer ama Fütûhât’ında daha geniştir. Böyle o kimsenin yüz hatlarıyla, mimikleriyle, vücuduyla, vücudunun yapısıyla karakter biçimlendirir. İbn Arabî’de de vardır bu. Demek ki bu da bir ilim.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Yüzün Bildiriciliği ve Ölümle Yüzleşme
Renk, koku, ses ve Mârifetnâme konusunda ne anlatılmaktadır?
Renk ve koku çan gibi haber verir. Renk ve koku bir şeyin rengi, bir şeyin kokusu insana haber verir. ağzın kokuyorsa bir rahatsızlık var. Ya dişlerinde rahatsızlık var, ya midende rahatsızlık var, ya solunum yollarında bir rahatsızlık var. Renginin de bir solgunluk varsa, bir kızarıklık varsa, bir kararma varsa sağlığında problem var. Demek ki renk ve koku ne yapıyormuş? Çan gibi haber verirmiş. Eski tıpçılar, eski tıpçılar, gerçek hekimler, gerçek hekimler hastalık tespit etmede hastanın, çok affedersiniz, küçük abdestini içerlermiş. Küçük abdestini içerekten onun hastalığını teşhis edermiş. Çok özürlülerin büyük abdestine bakarlar, oradan koklayarak hastalık tespit ederlermiş.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Yüzün Bildiriciliği ve Ölümle Yüzleşme
Atın kişnemesi ve sesin ne anlama geldiğini anlatmaktadır?
Atın kişnemesi, atın mevcûdiyetini bildirir. bir şey ses çıkarıyorsa o var demektir. Eşeğin sesini kapının sesinden fark edesin diye her şeyin sesi o şeye haber verir. Demek ki her şeyin bir sesi var. Herkesin de bir sesi var. Şimdi bir kimse konuşuyorsunuz, konuştuğunuz zaman onun sesini siz hafıza alıyor. Sen uğraşmıyorsun. Cenâb-ı Hak öyle bir şey yaratmış ki o konuştukça sen onu hafızaya alıyorsun. Sesinin onun tonunu, rengini, şeklini, şemalini, sinirli mi, agresif mi, yumuşak mı, ses tonundan anlıyorsun onu. Demek ki ses tonunun da bir konuşma stili var. Veyahut da bir şeyin sesinden tanımlıyorsun onu. Çok affedersin, merkebi görmedin ama merkebin sesini biliyorsan, sesi duyunca bu merkep sesi diyorsun.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Yüzün Bildiriciliği ve Ölümle Yüzleşme
İnsanların dilinden ne tespit edilebileceğini anlatmaktadır?
Peygamber insanları ayırt etmek hususunda insan sözünde gizlidir dedi. O zaman insanları da ayırt ederken ne yapıyorsun? Sözünden ayırt ediyorsun. Kalp dükkansa dil tutar. Hazret-i Mevlânâ denizin içinde ne varsa kıyıya o vurur der. Denizin içinde ne varsa kıyıya o vurur der. Bizde eski tabirler vardır ya, teslide ne varsa sızıntısında o çıkar. Sen tesliye yağ koyarsan su sızmaz. Tesliye su koyarsan yağ sızmaz. Bir kimsenin gönlünde hikmet varsa hikmet akar. Bir kimsenin gönlünde kim varsa kin akar. O dil şaşar onun. Dil döner dolaşır bir müddet konuştuktan sonra kalptekini orta yere koyar. Kalptekini orta yere koyar. O yüzden kalp dükkan dil tutar. Demek ki insan sözünde saklı. Hazret-i Pîr yine bir sözü vardır ya, insanlar kıyafetleriyle karşılanır, ağırlanır. Ama fikirleriyle, sözleriyle uğurlanır. Kıyafetiyle karşılarsın, oh ne kadar güzel. Kelle kulak yerinde tıkmanla elbisesi harika. Biraz konuştuğunda oh oh oh. Allâh muhâfaza eylesin. Demek ki fikriyle uğurlanacak o kimse. Bu fikri ifade eden ne? Dil. Dil bir kimse çok kuvvetliyse, belâgati kuvvetliyse seni aldatabilir. Bundan da aldanma. insanlar seni beğensin diye konuşanlar vardır. Onlara da aldanma. Yine bir hadîs-i şerîf daha var âhir zamanla alakalı. Öyle gençler çıkacak ki diyor, onların dilleri yumuşak olacak. Onlar kuzu postunda kurt gibidirler diyor.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Yüzün Bildiriciliği ve Ölümle Yüzleşme
Yumuşak dilden sapkınlık yapmanın ne anlama geldiğini anlatmaktadır?
Demek ki her dili yumuşak olan da seni aldatmasın. Aldanıyoruz biz. Ama ne yumuşak dilli ne yumuşak dilli. Bal akıyor dilinden. Allah gittim görüştüm. bal akıyor dilinden. Kur’ân ve sünnetin dışında. Dedim canım kardeşim bu adam Kur’ân ve sünnetin dışında yumuşak yumuşak konuşuyor. Sapkınlık size dedim zerk ediyor. Yumuşak yumuşak konuşuyor. Ama sapkınca şeyler söylüyor. Zaten devamlı yumuşak konuşuyorsa bir kimse din adına sapkınca şeyler söylüyordur. Sapkınca şeyler söylüyordur. Sebep. Allah Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kâfirlerden bahsederken şedîd bir şekilde bahsetti. Münafıklardan bahsederken şedîd bir şekilde bahsetti. Zalimlerden bahsederken şedîd bir şekilde bahsetti.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Yüzün Bildiriciliği ve Ölümle Yüzleşme
Yok Hanefî kitaplarında var mı?
Zuhr-ı Âhir Namazı yoktur Zuhr-ı Âhir Namazını koyan Osmanlı ulemasıdır o da son dönem ulemâdır bunun koyulu sebebi şudur Zuhr-ı Âhir Namazının koyulu sebebi bir şehirler büyür şehirler büyüyünce tek merkezde Cuma kılmak zorlaşır çünkü Hanefî’ye göre Cuma’nın edâ şartlarından birisi tek merkezde namazın kılınmasıdır eğer şehri bölen dere bildiğiniz akan dere vadi, nehir var ise veya şehrin bir tarafında hastalık var ise karantinaya alındıysa o zaman şehrin iki yerinde kılma göre üç yerinde Cuma kılınabilir ama bu seferde Cuma’nın vakti meselesi girer işin içerisine üçünün de aynı vakitte kılınması lazım ki üçü de kabul olunan bir Cuma olsun bu sefer üçü de aynı vakitte kılınamaz Cuma sakata gelmesin diye Zuhr-ı Âhir Namazı koymuşlar Osmanlı’nın son dönem ulemâsı hadîslerde var mı? yok ben şimdi bunu böyle okumadığımdan dolayı ben Zuhr-ı Âhir kılmıyordum yeni namaza başladım da ne eleştiriyorlardı beni ne eleştiriyorlardı ben de diyordum ki canım kardeşim din, Kur’ân ve Sünnet bir ibadet koyacaksa bunu Allah ve Resulü koyacak bunu Allah ve Res,ulü koyacak Müslümanlar bu orta yerde bir problem varsa problemi halletmek zorundalar problemi halledecekler şimdi örnekliyorum şimdi bütün şehirlere yılda en fazla olsa 8 maç yaparlar, 10 maç yaparlar 10 maç olacak olan en fazla 10 maç bakın 10 maç olacak olan en fazla 10 maç yaparlar 10 maç olacak olan en fazla 10 maç olacak en fazla 10 maç bakın kocaman devasa milyon dolarlık statlar yapıyorlar mı yapıyorlar, milyon dolarlık neden Cumalık yapmıyorlar 52 hafta var 8 hafta da değil 52 hafta var bir kaç tane Cuma merkezi yapamaz mıyız yaparlar mı? yaparlar şehrin bir doğusuna bir batısına bir güneyine bir kuzeyine devasa Cumalık mescidleri yapsınlar ya da devlet müsaade etsin bıraksın ey îmân edenler kendi mescidlerinizi kendiniz tesis edin ne müslümansın git Cumalık mescidini yap git Cumalık meydanını yap git Bayram Namazı’nı orada kıl git Cumayı orada kıl Hanefî’ye göre baktığınızda edâ şartlarından birisi şu anda tesis edilmiyor tek merkezde kılınması bir merkezde kılınması Cuma’nın devlet başkanı tarafından kılınması, kıldırılması veya onun tayin ettiği kimsenin kıldırılması siz Cumayı kimin genelgesiyle kılıyorsunuz biliyor musunuz Türkiye’de Atatürk’ün halîfelik ilga edilince diyorlar paşam cumaan olacak öyle ya yazın diyor bir genelge yazıyorlar diyor ki Cumaların kılınmasına bunu bilmezse herkes bunu Cumayı kıldıran imâm da bilmez bunu Cumayı kıldıran imâm da bilmez ya devlet başkanı kıldıracak müslümânların cumasını ya da devlet başkanının tayin ettiği kimse kıldıracak aslında bir şey daha söyleyeyim bir müslüman kendi kafasından camide yapamaz bir müslüman kendi kafasından kılınmaz caminin yapılması için caminin yapılması için İslâm devlet başkanının müsaadesi gerekir ya caminin yapılmasına müsaade edecek ya orada Cuma’nın kılınmasına müsaade edecek siz Almanya’nın göbeni cami yapamazsınız Hanefî’ye göre söylüyorum bunları Almanya’nın o kadar Almanya’nın ortasına cami yapmanız için sizin İslâm halifesinden izin almanız gerekir ancak halîfe müslümânların halifesi izin verilse gâvur memleketine siz cami yapabilirsiniz hatta siz gâvur memleketine giderken izinsiz Kur’ân-ı Kerîm de götüremezsiniz sebep orada gâvurların eline geçer Kur’ân-ı Kerîm’e hakaret ederler Kur’ân-ı Kerîm’e Mushaf’a üzerine bevlederler üzerine çiğnerler orada yakarlar onu hayvanların domuzların altına sererler bir kötülük yaparlar diye siz Dârü’l-Harb’e Mushaf da götüremezsiniz Dârü’l-Harb’e Mushaf götüremezsiniz deyince haydi türkiye geldi tehlikeli alanlar o yüzden normalde şimdi burada Zuhr-ı Âhir kılınırken toparlayayım şimdi ben Zuhr-ı Âhir kılınırken zaten Cuma’nın edâ şartlarına bu manada uyulmuyor ha Cumayı kılmayacağınızı kılın âyetle sâbit sakın ha benim bu sohbetimden cumasızlık çıkarmayın bir ara modaydı bu türkiye’de Cumayı kılınmaz deyip Cumayı kılmayan gruplar vardı ben onlardan olmadım hiç hayır Cuma âyetle sâbit yol bulan iz bulan, zaman bulan, vakit bulan Cumayı kılacak Hanefî’ye göre 3 kişi dahi olsa Cumayı kılabilir çünkü Hanefî’de cemâat 3 kişi hiçbir kimse yok evinizde 3 tane erkek Cumayı kılarsınız ben zaman zaman düşünmüyor değilim burada Cuma kılmayı çünkü 35 yıldır bıktım artık her cumada para istenilmekten ya her Cuma para mı istenir ya ya bu din dilenci dini mi bu müslümanlar dilenci mi her Cuma her Cuma diyorum kendi kendime nefreti makamında Cuma kılmaktansa diyorum gidiyom diyorum vakfını oraya söyleyim diyorum arkadaşlara diyim ki arkadaşlar cumaları biz burada kılalım bu seferde ayrılıkçı olacağım bu seferde ayırtlı bir şey olacağım bu seferde ayırtlı bir şey olacağım bu seferde ayırtlı bir şey olacağım var ya bu imâmların arkasında namaz kılınmaz diyenler onların safına düşeceğim bir imâm vardı söyledim komşuydu dedim hocam isteme Allah rızası için dedim bu hafta isteme bir Cuma kılayım isteme ne lazımsa yapacağım dedim tamam hocam dedi bana dedim ya ne istiyorsan yapacağım hocam dedi hallular değişmesi lazım namaz istedin dedim oradan hocam dedi.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Yüzün Bildiriciliği ve Ölümle Yüzleşme
Namazgâh Vakfı’ndaki pazartesi dersi umuma açık mı?
Namazgâh Vakfı’ndaki pazartesi dersi umuma açık demiştiniz. Herkes katılabilir mi pazartesi derslerine? Evet. Orada pazartesi ve perşembe umuma açık ders var. Bütün herkes katılabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Evet. Hemen bir kısaca teşekkür etmek istiyorum.
Paralel evren felsefesi nedir?
Metin, son dönemlerde Avrupa’da ortaya atılmış olan paralel evren felsefesini ele alıyor. Bu felsefe, bu dünyamızın dışında farklı paralel evrenlerin var olup olmadığını tartışıyor. Bu konu, İslam inancında da yer alıyor çünkü Kur’ân ve Sünnet, yedi kat gök ve yedi kat yer yarattığını belirtiyor ve bu âlemler arasında barışın mümkün olduğunu ifade ediyor.
Kürsî çöle atılmış bir halka gibidir diyen kimdir?
Kürsî çöle atılmış bir halka gibidir diyen, İbn Abbâs’tan nakledilen bir rivayettedir. Bu rivayet, Kürsî’nin bu yaratılmış evrenlerin içerisinde çöldeki bir halka gibi kalması gerektiğini ifade ediyor.
Sağlık nedir?
Sağlık, zıtların sulhüdür. Sağlık, zıtların sulhüdür. Aralarında savaşın başlamasını da ölüm bil. Demek ki sağlık neymiş? Zıtların sulhü. Bütün hastalıklar da şifalar da bizim vücudumuzda toplanmıştır.
Tebbet Sûresi’nin namazda okunması sakınca var mı?
Tebbet Sûresi, Zamm-ı Sûreler arasında geçiyor. Ancak etrafında namazda okunmasını sakıncalı olduğunu söyleyenler var. Tebbet Sûresi’nin namazda okuması sakınca var mı? Hiç böyle bir ibareyle karşılaşmadım. Ne namazla alakalı fıkıh kitaplarında ne akâid kitaplarında böyle bir şeyle karşılaşmadım. O yüzden diyemem. Yedi sahih ders nedir? Sufilikte bir haldir. Sûfî belli bir makama belli bir hale gelince, Üstâd ona yedi sahih ders verir. O yüzden bu da tasavvufun içerisinde bir farklı haldir.
Reformist söylemler neden eleştiriliyor?
Namaz kılmayan, oruç tutmayan, Allah’ı zikretmeyen, Kur’ân ve sünnetin içindeki kaidelere karşı çıkanları ümmetten saymayın. Bir kimse ben müslümanım dese ama Kur’ân ve sünnetin kaidesine karşı çıksa, olmaz böyle dese dinden çıkar çünkü. Kur’ân ve sünnet de sabit bir hükmü bu olmaz bu zamanda dese dinden çıkar. var ya şimdi böyle reformist Müslümanlar, bunların hepsinin de atılması lazım, bunların hepsinin de değişmesi lazım, bu hadislerin hepsini de atmamız lazım.
Halvet, Reform ve Zulüm konusunda neler söylenmektedir?
Allah zâlim değildir. Allah senin oturduğun yerde hasta etmez. Hastalığı duvar etmez. Sen bir şey yapmışsındır. Allah Âdem’i durduğu yerde cennetten çıkarmadı. Allah havvayı durduğu yerde cennetten çıkarmadı. Allah adem hatasını anladı. Ben nefsime zulmedenlerden oldum dedi. Sen de Âdem’in yolunu seç. Tövbe et. Ben nefsime zulmedenlerden oldum de. O zaman zulmetme. Allah’ı da zâlim görme. Allah’ı zâlim görmek küfürdür. Allah’ı kendisine zulmeder görmek küfürdür. Bir kimse böyle imtihan, bir zorluk, bir sıkıntı gelir. O zorluğu sıkıntı eder ki Allah gönderdi bunu bana. Benim yaptıklarım var önümde demez. Allah kimsenin kötülüğünü istemez. Allah kimseye zulmetmez. Allah kimsenin başına kötülük örmez. İyilikler Rabbinizden, kötülükler nefsinizdendir. Sizin önünüze sizin yaptıklarınız vardır. Âyet-i Kerime. Sen Allah’ın ipine sımsıkı yapış. Sen Habibinin yoluna sımsıkı yapış. Sen haramlardan kendini uzak tut. Kendini hayır yoluna adapte et. Haramlardan uzak dur. Senin başına gelen bir şey işlemiş olduğun bir haramdan mütevellittir. Sen bir yerde harâm işlemişsindir. Sen bir yerde yanlış yapmışsındır. Sen bir yerde eksik yapmışsındır. Kendini Eyyûb aleyhisselâm ile eşdeğerde tutma. Hadîs-i Kudsî ve Zulmetmeme Emri Kendini İbrâhîm aleyhisselâm ile eşdeğerde tutma. Kendini Yûsuf aleyhisselâm ile eşdeğerde tutma. Kendini Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ile eşdeğerde tutma. Kendini Hazret-i Ahmed er-Rifâî hazretleri ile eşdeğerde tutma. Kendini Hazret-i Mevlânâ Celâleddin Rumi ile eşdeğerde tutma. Kendini üstadınla eşdeğerde tutma. Sen üstadda değilsin. Eşdeğerde tutma. Kendini o noktada görme. Görüyorsan gel senin icazetini vereyim. Üstad ol başımıza otur. O zaman senin önünde senin yaptıkların var. Eşine zulmettirsen o kadın senin yanında durmayacak. Çocuklarına zulmettirsen çocuklar sana düşman olacak. Olacak. Sen arkadaşına zulmettirsen yalnız kalacaksın. Sen bir topluluğa zulmettirsen onun karşılığını göreceksin. Onun karşılığını göreceksin. Sen bir mümine zulmettirsen onun karşılığını göreceksin. Zulmeden zulmünün karşılığını görecek. O zaman âdemin yolunu seç. Ben zulmettim de tövbe et. Tövbeden hiç günâh istememiş gibidir. Ama ya topluluğa zulmettirsen hakkı var topluluğun. Senin tövben bu topluluğun hakkının hukukunu kaldırmaz ortaya da. Sen geleceğin bu topluluktan helâllik isteyeceksin. Sen çünkü topluluğun hepsine de zulmettin. Bir laf söyledin. Topluluğun hepsine de bir zarar verdin. Sen onlarla helallaşmadan göçüp gitme bu dünyadan. Sana tavsiyem. Birine zulmettin. Göçüp gitme bu dünyadan. Onunla helâlleş. Onunla işini bitir. Yoksa zulmedenlerin âhirleri perişan olur. Allah zâlimlerden döner intikâmını alır. Kim zulmederse Allah diyor onun başına bir zâlim memur eder, atar. O zâlim ne diyor zulmeden intikâmını alır. Sonra döner diyor o zalimden kendisi intikâm alır. Demek ki zulmeden muhakkak o zulmünden dolayı ondan intikâm alınacak. Onun başına diyor başka bir hadîs-i şerifte zulmeden Allah başına bir zâlim tayin eder. Zâlim ne o zulmeden intikâmını alır. Zalimin başına bir kılıç tayin eder. O kılıçla diyor o zalimden intikâmını alır. Sonra döner kılıçtan intikâmını alır diyor. Allah’ın hesabı kitabı Allah’a ait. Ben bilecek bir şey değilim. O zaman bana düşen kulluk, zâlimlerden uzak durun. Zalimlerin peşinden gitmeyin. Zulmedenlerin peşinden gitmeyin. Adaletle hükmetmeyenler zalimdir. Adâletin Önceliği, Mâverdî ve Kapanış Adaletle hükmetmeyenler zalimdir. İslâm dünyasında en önemli şey adalettir. Adâlet adâlet. Evde, iş yerinde, sokakta, şehirde, devlette adalettir önemli olan. Namaz değildir. Oruç değildir. Adalettir. Çünkü topluluğu ayakta tutacak, aileyi ayakta tutacak olan, cemâatleri, cemiyetleri, tarîkatları ayakta tutacak olan adalettir. Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Zulmün olduğu yerde bereket yoktur, lütuf yoktur, ikrâm yoktur, ihsân yoktur. Neden? Zulüm var çünkü. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden İslâm dünyasında adâletle alakalı, sosyal hayatla alakalı, devletle alakalı adâlet meselesini en önemli, klasik olarak işleyenlerden birisi Mâverdî’dir. Mâverdî o kadar adâletle alakalı meseleleri işlemiştir ki, İslâm dünyasında adâletle alakalı bölük pörçük olan şeyleri cem etmiş, toplamıştır. Çünkü eğer bir devlet düzeninde adâlet yok ise, bugünkü tabirde ona kamu diyorlar ya, kamu düzeninde devlet düzeninde adâlet yok ise, devlet idaresi olarak adâletin olmadığı bir yerde devlet yönetiminde adâlet yok ise Allâh muhâfaza eylesin. O zaman büyük tehlike vardır. Hem sosyolojik olarak halkın içerisinde, tebanın içerisinde, milletin içerisinde büyük sıkıntı vardır hem de devlet yönetiminde büyük sıkıntı vardır. Ve bu hem dış dünyaya karşı hem de içeri karşı içerideki tebaya karşı sıkıntının en büyüğüdür. O yüzden adâletsizlik, adâletsizlik en büyük zulümlerden birisidir. Ve tarih boyunca adâletle hükmetmeyen devletler, adâleti istemeyen milletler batmaya ve dağılmaya mahkûm olmuştur. Toplum içerisinde adâlet sağlanmazsa, aile içerisinde adâlet sağlanmazsa, cemâat tarîkat içerisinde adâlet sağlanmazsa hepsi de dağılmaya mahkûm olur. O yüzden bireyi kendisinden tutun, ailesi ve sülalesi, cemaatı, topluluğu, devlet komple sisiyle olarak adâletle hükmetmek zorundalar. Adaletle hükmetmeyen baba, koca, patron, zâkir, çavuş, şeh, mürşid hepsi de zulmetmiş olur. Adaletle hükmetmeyen belediye başkanı, müdürler, amirler hepsi de zâlim sıfatına girer, zulmetmiş olur. Adaletle hükmetmeyen vali, kamu düzenindeki amirler, memurlar hepsi de zulmetmiş, zâlim sınıfına girer. Adaletle hükmetmeyen devlet başkanı, bakanlar, yöneticiler hepsi de zâlim sınıfına girer. Ve adâlet, cumhurbaşkanından en böyle kıyıda fukarâ vatandaşa kadar adâletli davranılmak zorundadır. Bütün herkese, bütün herkese. Adaletin olmadığı bir yerde zulüm vardır ve o topluluk, o devlet, o millet, o zulmü düzeltmezse dağılmaya mahkûm olur. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden, nerede bir kötülük var ise orada adâletsizlik vardır. Nerede bir dengesizlik varsa orada bir adâletsizlik vardır. Nerede harâmlar kol geziyorsa orada bir adâletsizlik vardır. Orada bir adâletsizlik vardır. Nerede halka zulmediliyorsa orada bir adâletsizlik vardır. Nerede aile bireylerine zulmediliyorsa orada bir adâletsizlik vardır. Allâh muhâfaza eylesin. O zaman zulüm ne dediğimizde? Zulüm, Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şey birer zulüm aracıdır ve zulümdür. Allâh muhâfaza eylesin inşallah. 1310. beytten devam edeceğiz ama böyle Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin iki duası var. Onunla sohbeti kapatalım. Bismillâh. Allah’a sığındım. Allah’ım hata yapmaktan, yanlış yollara sapmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillik etmekten ve cahilliğe maruz kalmaktan sana sığınırız. Allah’ım fakirlikten, kıtlıktan, zillete düşmekten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığınırız. Amin. Amin. El-Fâtihâ. Amin. Amin. Ejmeyin. Haklarınızı helâl edin inşallah. Bizden yana da helâl olsun. 1310. beytten devam edeceğiz önümüzdeki hafta inşallah.
Reformist söylem neden reddedilmektedir?
Reformist Söylem ve Bedevî Nasîhati: Ümmet-i Muhammed’e dâhil olmak için Kur’ân ve Sünnet’in sâbit hükümlerine teslîmiyet şartı; namaz kılmayan, oruç tutmayan, zikretmeyen, Kur’ân ve Sünnet kaidesine karşı çıkanın ümmetten sayılmaması — Nisâ 4/150-151; Mâide 5/44, 5/45, 5/47; "Bize bir tek Kur’ân yeter, hadîsleri ve fıkhı atalım" reformist söyleminin reddi; dört mezheb imâmı (İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe, İmâm-ı Şâfiî, İmâm-ı Mâlik, İmâm-ı Ahmed b. Hanbel) otoritesi — İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr ; Peygamber’e itâat emrinin târihsel değil ebedî oluşu — Âl-i İmrân 3/32, 3/132; Nisâ 4/59, 4/80; Haşr 59/7 ("Resûl size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının"); Ahzâb 33/21 ("Resûlullâh’ta sizin için güzel örnek vardır")
Ne oldu dedi?
Bazen örnekliyorum ya. Ömre’deyiz, eyvah dedim döndüm geri. Ne oldu dedi? Efendim krem sürüyordum dedim. Onu unuttum dedim. Krem caiz değil dedi. Halbuki ihrâma niyetlenmedik daha. Ben dedim ki bana caiz değilmiş demek ki. Kapıyı kit dedim. O esnada İzmir’in zâkirine demiş ki, caiz olduğunu biliyorken Nisa demiş. Kudûrî ezberinde demiş. Demiş bak koltuğun altından ayırmıyor Kudûrî’yi demiş. Ezberinde Kudûrî demiş. Ama demiş, tâbî olur böyle demiş. Bak bırakır demiş. O arkadaş geri kaldı sonra gruptan. Bana dedi abi ne yaptın dedi. Dedim ne yapacağım sürmedim. E dedi caiz mi dedi. Bana caiz değilmiş dedim. Bak bana caiz değilmiş dedim. Ya dedi aynı şeyi söyledi bana da ya dedi. E dedim böyle bir yere intisâb ettiysem, onu şeyh olarak mürşid olarak kabul ettiysem, harâm olmadığı müddetçe sen ona tâbî olacaksın. Harama tâbî olmaz. Harama tâbî olunmaz ona. Ama geri kalan söyleyecek bir lafın yok. O yüzden o sıkıntı ona da bulaşır. O da ondan bir nasibini alır. Allâh muhâfaza eylesin. Ben o yüzden arkadaşlara derim, iyi düşünün rüyânızda görmedikçe bir yerden intisâb etmeyin. rüyânda görmedin. İntisâb etme kardeşim. Rüyanda kimi görüyorsan git ona intisâb et. ona vermişlerdir, vermişlerdir. Doğrudur mübarek olsun. Ben rüyâmda görmem lazım. geçen haftada dedim ya rüyada gördün. Git icâzetinde sor. Rüyada gördün. Git Kur’ân ve sünnet tarihinde hangi noktadalar? Onu da araştır. Rüyanda gördün. Eyvallah git bak bakalım. Para toplanıyor mu, pul toplanıyor mu, akçeli işler var mı? Orada ticaretle alakalı dervişlere zarar vermişler mi?
Yok bana halifelik verir misin?
Bu yol bir de makamdır, mevkidir, paradır, pıldır, şandır, şöhrettir, istenilmeyecek bir yol. Bizim yolumuz da istenmez. Yok beni nakîb eder misin? Yok bana icâzet verir misin? Yok bize de icâzet verecek misin? Yok birisi rüyâsında görse kendi kendine ona icâzet verir misin? Bizim yolumuz böyle değil. O yüzden makam, mevki, şan, şöhret, mal, mülk, istenecek, toplanacak bir yerde değiliz biz. Biz bir taraftan çok zenginiz, bir taraftan da biz zengin değiliz. Böyle milü, milyonlar veyahut da trilyonluk varlıklara sahip kardeşler yok bizde. Biz o manada fakir fukara bir dervişiz. O yüzden böyle bir şey de umuyorsa düşünüyorsa insanlar yok böyle bir şey. Biz böyle milleti evlendirelim, yok evine alalım, barkına alalım, borçlarını ödeyelim. Böyle bir durumumuz yok. Yok ona iş bulalım, bir tarafı işe katalım. belediyede, valilikte, hükumette, orada burada tanıdıklarımız var. Yok öyle bir şey. Hatta bizim ismimizi bile anmayın. Bir işiniz olacaksa olmaz. Bizi sevmezler çünkü. gitseniz belediyeye veya resmi kurumlara, biz deseniz ki tasavvuf farkına gidip geliyoruz, işiniz olacaksa biz de bir işimiz olacağız. Gidip geliyoruz, işiniz olacaksa olmaz. Mümkünse hiç söylemeyin. Hatta tanımıyoruz deyin. İsteyim bu konuda. Olacak olan işiniz olmaz. Sevmiyorlar bizi. Hamdolsun. Velî, mü’min insanlara belâ, musibet ve hastalıkları Allâh’ın istemeden vermesinin hikmeti nedir? Seviyor ya. Şeyh Efendi’nin tabiriyle, tabak sevdiği deriyi yerden yere vururmuş. O yüzden sevdi mi, müminler sevdiği deriyi yerden yere vururmuş. O yüzden sevdi mi, maşallah Fırat nehri gibi akıtır. Hayır ve şerrin Allâh’tan olduğuna inanıyoruz. Hayrı nasıl anlamalıyız, şerri nasıl anlamalıyız. Senden bir kötülük çıktıysa, senden bir şer çıktı. Başka bir şer yok. Sen ona bak. Bu gelen bana şerdi dersen, Allâh’la olan dostluğunu bozarsın. Allâh’la olan dostluğunu bozmak istemiyorsan, geleni şer olarak görme. Geleni şer olarak gören herkes, Allâh’la olan dostluğunu bozmuş olur. Kim olursa olsun. Biz başımıza gelen her türlü şeyi hayır görürüz. Dışarıdaki insanlar onu, belâ, müsîbet, hastalık, darlık, gam, kasvet olarak görür.
Mürşide küfür ve ehline hüsn-i zan nedir?
Mürşid-i Kâmil bir insana küfreden söven birisine karşı davranışımız nasıl olmalı? Zaten o bulacağını bulmuş ya. Ona hiçbir şey gerek yok. Bir kimse bir evliyâ, bir velîye, bir Mürşid-i Kâmil’e, bir mürşid-i kâmil’e küfreder, hakaret ederse imanı gider diye. Allâh muhâfaza eylesin. Bu insan öldüyse ona, o insana karşı tavrımız nasıl olmalı? Biz hüsn-i zan besleriz. Kulağımızla duyduk mu duymadık. Kulağımızla duymadığımız için biz hüsn-i zan besleriz. Allâh deriz ki bildiği gibi yapsın, taksiratını affetsin, affolacaksa. O yüzden bu konuda sûfîler, bu tip insanların üzerine lanet okumazlar, belâ okumazlar, bu tip insanların üzerinde kendilerince günaha girmeme gayret ederler. Ama bugün toplumda çok zaten bunlar. Allâh muhâfaza eylesin. Aslında o kimseler bu hangi Üstâdsa, hangi Mürşid-i Kâmilse gidip helâllaşmaları lazım. E onlar da zaten birbirlerine bir şey söyleyemezler. Hangi Mürşid-i Kâmilse gidip helâllaşmaları lazım. E onlar da zaten o kinle helâllaşmıyorlardı zaten. Onlarla gidip görüşmüyorlardı, konuşmuyorlardı. Böyle göçüp gidiyorlar bu dünyadan. Yapacak bir şey yok. Dost olamıyorsan hiç olmasa düşman da olma. Üminli insanlar. bugün kolay değildir bir topluluğun başına geçip onlara böyle doğru yolu sevk etmeye çalışmak, onlara Kur’ân Sünnet’i anlatmaya çalışmak, fi se bilillah onlarla haşır neşr olmak.
Toplum çöküşü ve ders yaptıranların yükü nedir?
Ben şu kadarını söyleyeyim. Buradaki topluluk elmanın içerisindeki kurum. Ben şu kadarını söyleyeyim. Buradaki topluluk elmanın içerisindeki kurt gibi. Ben neden diyorum bin tane kızım olsa bir dervişle evlendirmek isterim, bin tane oğlum olsa yine bir derviş almak isterim. Öyle dışarsa böyle sizin bildiğiniz gibi değil yani. Toplum bu kadar çökmüş vaziyette. Benim isyanım, benim feveranım biraz da oradan. bunu normalde arkadaşlar bunu kendilerince belki de şöyle düşünebiliyorlardır. Ya çok feveran ediyor. Ben kendi kendime bazen kendimi böyle hesaba çekiyorum. fazla mı feveran ettim diye. Ama değil. Değil. Toplum komple, huşun, uyuşturucun, uyuşturucunun zevki sefanın, israfın, gösterişin pençesi altında inim inim inliyor.
Toplum çöküşü ve ders yaptıranların yükü nedir?
Toplum çöküşü ve ders yaptıranların yükü, ders yaptıran zâkir, çavuş ve nakîblerin mes’ûliyetini ele alır. Bu, Buhârî, Cum’a 11 hadîsine dayanır.
Şûrâ Kısâsı ve Affetme Yetkisi nedir?
O yüzden Şûrâ Sûresi âyet 40. Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülüktür. Demek ki kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük. bu demek değildir ki size birisi kötülük yaptığında siz de ona kötülük yapın. Kötülüğe denk bir kötülük devletin verecek olduğu ceza. Ona denk olacak. Ona denk olmazsa o zaman ceza yerli yerini bulmadı. bir kimse birisini haksız yere öldürdü. Haksız yere öldüren kimsenin denk cezası öldürülmesi. Eğer böyle değilse o zaman adâlet yerini bulmadı. Kim affeder ve ıslah ederse ecri Allah’a aittir. Muhakkak ki Allah zalimleri sevmez. O zaman normalde kötülüğün karşılığı denk kötülük. Ama affederse, bakın burada affetme yetkisi kime ait, kötülük kime yapıldıysa ona ait. Bir başkasına ait değil bu. Birisi sizin paranızı çaldı. Ancak siz affedersiniz. Birisi sizin namusunuza tasallut etti. Ancak o namusuna tasallut edilen kimse affedebilir. Onu devlet affedemez. Onu krallar affedemez. Onu hacısı, hocası, şeyhi, piri affedemez. Kim affedecek onu? O kötülüğe maruz kalan kimse. O kendi malına, canına, namusuna, şerefine, haysiyetine dokunulan kimse ancak affedecek. Başka türlü bir başkası onun adına affedemez.
Saldırana Karşı Saldırı Hakkı nedir?
Yine başka Bakara âyet 194’te kim size saldırırsa siz de tıpkı onun saldırdığı gibi ona saldırın. Bu da devlet hukukudur. Bu da devletin hukukudur. Bu da ümmetin hukukudur. Bir devlet veya bir topluluk ümmete saldırıyorsa ümmetin de ona saldırma hakkı doğar. Bu kaçınılmaz sondur. Birisi sizin sınırlarınızı ihlal ederse sizin de ona karşılık verme hakkınız doğar. Birisi sizin malınıza, mülkünüze, canınıza kast etmeyen kalkarsa saldırırsa sizin de kendinizi koruma hakkınız doğar. Hatta saldırma hakkı doğar. Çünkü bir kimse size elinde biçakla veya elinde tabancayla saldırsa siz ona bu sefer müdahalede bulunsanız, onu öldürseniz, İslâm hukukuna göre ölen insan, iki günah işlemiş oldu. Neden? Silahı önce o çekti, biçağı önce o çekti, tabancaya önce o davrandı. Bu sefer o iki suç işlemiş oldu, iki katil oldu. Çünkü saldırana karşı saldırmak sizin hakkınız oldu. Çünkü saldırana karşı saldırmak sizin hakkınız oldu. Saldırana karşı saldırmak. Ülke olarak düşünürseniz, bir ülkeye bir ülke saldırırsa o ülkenin ona saldırması hak oldu. bazen zaman zaman konuşuluyor ya, Afgânistân’daki adı neydi topluluğun? Tâlibân. Ne? Tâlibân terörist. Sebep? İşgale karşı çıktığı için. O zaman Kurtuluş Savaşı’nı yapan bütün zevat terörist mi olacak? Sebep? Ülkeyi işgalden kurtarmak için mücadele edenler terörist mi olacak? Saldırmışın. Kim saldırmış? Rusya. Kim saldırmış? Amerika. Kim saldıyorsa? Fransızı, İngiliz’i, Osu, Busu, bütün hepsini toplanmış, saldırmışlar. Oranın yerel halkı ülkesini savunuyor. Sen nereden terörist diyorsun ona? Ama tırnak içerisinde Batı, Batı tırnak içerisinde kim onun menfaatini savunmazsa, terörist ilan eder. Batı’nın stratejisi, oyunu, tezgahı budur, hilesi budur. Siz Batı’nın menfaatlerine uygun hareket etmezseniz, ülke olarak da terörist olursunuz, topluluk olarak da terörist olursunuz, gerici olursunuz, yobaz olursunuz, ondan sonra her şey olursunuz. Ama saldıran kendine bakmaz.
Kadının nikahı düşmez diye hükmedilmesi ne anlama gelir?
Bir kadın 10 tane daha adam dolaşsa, onlarla da zinâ etse, onlarla cinsel ilişkiye girse, onun nikahı düşmez diye hükmediyorsanız siz durduramazsınız bunu.
Zulüm Kuyusu ve Adâletin Ehemmiyeti nedir?
Daha ziyâde zâlim olanın kuyusu daha korkunçtur; adâlet daha kötüye daha kötü cezâ verilir.
Fîl Sûresi ve Ebrehe Kıssası nedir?
Fîl Sûresi 105/1-5 ("Rabbinin fil sâhiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı?")