Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #69 — Taziye Sohbeti: Barbaros Kardeş’in Vefatı, Mehmet Reşber-Seyyid Taş Hatırası, Hükmen Şehid Hükmü, Aşiret Baskısında Vefa, Yol Vefa Yoludur — Kadir Gecesi: Kadir Sûresi, Bakara 185 ve Son On Gecenin Tek Geceleri

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #69 — Taziye Sohbeti: Barbaros Kardeş’in Vefatı,…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Table of Contents

Açılış Duâsı — Hayırlı Gece, Hayırlı Ömür; Hakkı Hak Bâtılı Bâtıl Bilenlerden Olmak; Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye Sımsıkı Yapışmak Niyâzı

Selamünaleyküm! Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsıkı yapışanlardan eylesin inşâallah. Âmin.


Barbaros Kardeş’in Vefatı — İstanbul’un Zâkiri; Tâşe Efendi Hazretleri’nden Beri Yolda Sarsılmadan, Ayağı Gönlü Aklı Kalbi Titremeden Yürüyen Kul; Hiç «Hayır» Demeyen Dervişin Bahâsı

Mâlum, bu hafta içerisinde İstanbul’un zâkiri Barbaros kardeşimizi hakkın rahmetine uğurladık. Allâh rahmet eylesin inşâallah. Âmin. Cenâb-ı Hak taksiratını affeylesin. Âmin. Kolay değildir. Sonuçta Taşe Efendi Hazretleri zamanından ders alıp, yolda hiç sapmadan, hiç sarsılmadan, hiç böyle ayakları, gönlü, aklı, kalbi titreme den, yolda hiç sarsılmadan, yol yürüdüğümüz kardeşimizdir. Bazı insanlar vardır, böyle Cenâb-ı Hak’ın özel seçilmiş kuludur o. Yolda ne zorluk görürse görsün, ne sıkıntı yaşarsa yaşasın. Ayakları titremez, eli titremez, gönlü titremez, aklı titremez, istikametini bozmaz, ahlâkını bozmaz, âdâbı, erkânı riayet eder. Böyle bir kardeşimizdi. Ben böyle bir cümle kurmak gerekirse, bunu da söyledim zaten, ne özel hayatında ne de dergah hayatında bana hiç hayır demeyen bir kardeşti.

Bu böyle uzun yıllar bir insanın götürebileceği bir şey değildir. Bunu götürebilmek bir derviş için gerçekten takdire şayan bir şeydir. şehidlerle alâkalı hadîs-i şerifte Allâh yolunda olanlarla şehiddir hükmü vardır ya, aynı zamanda da tabi hastalığı da ilâv eder. O günkü hastalıkları söyler Allâh Resûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Bu manada Barbaros kardeşimiz tanıştığımız, ders aldığı günden itibaren kendisini Allâh yoluna vakfetmiş, evini Allâh yoluna vakfetmiş bir kardeşimizdi. Ayrıca da bir malum beyninde kanserle alâkalı tümör çıktı.


Beyin Tümörü — Nefes Bu Kadarmış; Ecel Bir Adım Ön Bir Adım Geri Değildir, Hastalık Bahânedir; «Allah Yolunda Olan + Hastalıklı» Hadis-i Şerîf ve Hükmen Şehid İki Cihetten

Nefes bu kadarmış, ecel ne bir adım, ona ne bir adım, sonra hastalık bahane. İnsan hastalıktan ölmez, ecel gelmiştir, ecel onun yakalamıştır yakasına. İnsan ölürse, ecelinden ölür. Hastalıktan değildir, diğer her şey sebeptir. Ama Barbaros kardeş, Allâh rahmet eylesin, bu manada her iki cihetten de hükmen şehid hükmünde. Hamdü senalar olsun, hem Allâh yolunda olması hesabıyla hem de hastalığı cihetinden. Bunu çoğu insan bilmez, çoğu kardeşler bilmez.


İstanbul Hicreti — Dükkan, Aileden Ayrılma, Ev Göçürme; Aile-Kardeş Kızsa da «Sen Kardeşlerden de Ayrıl, Ne Veriyorlarsa Al» Şeyhin Talimatı; Barbaros Evinde İstanbul Dergâhı’nın Başlangıcı

O normalde İstanbul’da bir dükkan vardı, en büyükleri. Abileri geldi, kimse gitmek istemiyor İstanbul’a. En büyük abisi geldi, bana dedi ki böyle böyle, sen söylersen gider dedi, senin bir dediğini iki etmiyor. İstanbul’a gönder, dükkanın başına oraya dedi. Ben kendi içimden geçeni söyledim, iyi elhamdülillah, harika bir şey oldu. kendi ağzıyla söyledi manasında. Hiç ikilemedi, o da gitmek istemiyordu çünkü. Ondan sonra dedim, sen gidiyorsun. İstanbul’a, git dedim, göç. Önce dedi ki, ben ben mi gideyim geleyim, yok dedim, evi de göçür. Sen dedim, İstanbul’la ol. Öylece evi de göçürdü, hiç ikilemeden evi de göçürdü. Tabii ailenin içerisinde işle alakalı sıkıntılar yaşandı. Belki de öbür kardeşleri kızdılar ama, sen dedim ayrıl, ne veriyorlarsa al.

Sen dedim kardeşlerden de ayrıl, hiç ikilemedi, ayrıldı da. Yoluna devam etti, orada dergah çalışmalarına devam etti. Evini derse açtı, zikrullahı açtı İstanbul’da. İstanbul’da ilk önce onun evinde dersler oldu. İstanbul’un başlangıcı bu manada Barbaros’un evinde başladı. Barbaros’un evinde dersler, sohbetler oluyordu. Ondan sonra yavaş yavaş farklı cenahlara doğru yürüdü.


Şeyh Efendi’ye Hizmet Ahlâkı — «Şeyh Efendi’ye Yakın Hizmet Etme» Arzusu; Lavaboya Yüksek Geliyor Diyince Anında Yıktı-Attı-Halletti; Şeyh-i Kâmilin Hassasiyetlerini Bilmek

Allâh için ben kendi nefsimce Allâh yolunda tanıştıktan sonra, ders aldıktan sonra Allâh yolunda koşuşturduğuna şahidim. Rabbim şehadetimi kabul eylesin. Âmîn. Şeyh Efendi Hazretleri evinde çok misafir oldu. Belli bir yaş geçti bizde, belli bir yaş geçtikten sonra Şeyh Efendi Hazretleri böyle ben ona hizmet ediyorum, şey yapıyorum. O biraz böyle hâlâ daha samimi hizmet eten bağında farklı bir yere misafir olmak istiyordu. Bu manada Şeyh Efendi Hazretleri evinde çok misafir oldu. Evinde çok yemekler yendi, dersler oldu, zikirler oldu. Bu manada da evde sofrası da çıktı. Bir ara abdest alırken Şeyh Efendi zorlanmış orada ayağını kaldırmakta. Küçük bir şeyler anlatayım böyle. Dedim ki Barbaros, Şeyh Efendi dedim, lavaboya yüksek geliyormuş dedim. bir dahakine sana misafir edemeyebiliriz gibisinden.

Anında lavaboyu yıktı attı. Onun abdest alabileceği şekilde bir lavaboya halletti. Tabii Şeyh Efendi’yi yakından tanımayanlar Şeyh Efendi’nin bazı hassasiyetlerini bilmezler.


Rûtubet Hassasiyeti ve Mantolama — Ev Rûtubet Kokuyor Diye Komple Dışardan Mantolama, İçeriden Tanzim, Boya; Bir Sonraki Misafirlikte Şeyh Efendi: «Rûtubet Geçmiş, Âlâ Oğlum»

Mesela rutubete karşı çok duyarlıydı. Bir yere girer, koklar. Mustafa Efendi, burası rutubet kokuyor oğlum, rutubetli burası der. Mesela orada kalmak istemez rutubetten dolayı. Benim de kaderim nereye gitsem rutubet var. Olmasa da rutubet başlıyor orada. Ben de rutubetten kurtulamıyorum hamdolsun. Barbaros’a dedim, evde rutubet varmış. Neyse biz tabi hemen Palas, Pandras kalktık, oradan başka bir yere gittik. Ondan sonra dedim, evde rutubet varmış Barbaros dedim. O yüzden evden çıkmak zorunda kaldık. Barbaros kalktı, Şeyh Efendi’nin kaldığı odanın içini dışarıdan mantolama yaptırdı. Ondan sonra boy attı, tekrar yeniden tanzim etti, tamir ettirdi. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi bir daha geldiğinde dedim ki, Barbaros mantolama yaptırdı, komple içeriden dışarıdan her şeyini düzeltti.

Arzu ederseniz yine orada misafir olabilirsiniz. Orası iyi bana, âlâ oğlum oraya gidelim dedi. Neyse geldik tabi, Şeyh Efendi tekrar kokladı dedi, rutubet geçmiş değil mi dedi, geçmiş efendim dedim. Âlâ oğlum dedi, rutubet geçmiş dedi. Böyle Şeyh Efendi Hazretlerine bağlı, dergaha bağlı, Allâh yolunda koşuşturan bir kardeşimizdi. Malum devalı da olsa, devasız da olsa bir hastalıktan vefat eden kimse, şehid hükmünde. Hamdolsun bir kimse, bir mürşid-i kâmile intisap ettiği o yolda son nefesine kadar devam ettirse, bütün ittifak hâlindedir bu. O Allâh yolunda ölmüştür. Allâh yolunda ölenlere ölü demeyiniz. Ayet-i kerimesi onlar için de geçerli olur.


Hükmen Şehid Hükmü — Mürşid-i Kâmile İntisâpla Son Nefese Kadar Devam Eden Allah Yolunda Ölmüştür; «Allah Yolunda Ölenlere Ölü Demeyiniz» Âyet-i Kerîmesi; Vâhid-Abdülkâdir Emanâneti, Semâzenler ve Dergâhın Emanâneti

O yüzden hükmen şehid hükmünde olur. Cenâb-ı Hak hamdü sena olsun. Böyle zâkirlerimiz, derviş kardeşlerimiz, vakti gelen nefesi biten bu âlemden göçüp geçecek. Hamdolsun geriye mirasçılarını bıraktı. Ayağa kalkın bakayım oğlanlar. Bunlar ikisi Barbaros’un emaneti bizlere. Vâhid ile Abdülkadir, Abdülvâhid, Abdülkadir. Bunların ikisi hem Semazenler İstanbul’da hem Vâhid orada aynı zamanda Semazen başlılık da yapıyor. O yüzden bir tane de kızımız var. Onun da okul bitti değil mi onun? Onun da okul bitti. Şimdi işler tabi bu delikanlılara kaldılar. Bir dükkan var şişte devam eden. İnşallah işi götürecekler, devam edecekler. İnşallah. Allâh izin verirse biz, bunlar bir yerde dergahın emanetidir. O yüzden biz emanetlerimize sahip çıkacağız.

İnşallah. Bu çocuklarımıza da bu gençlerimize de bizi dinledikleri müddetçe, babalarının yolunda gittikleri müddetçe biz de onları emanet olarak kabul edeceğiz. İnşallah. Emaneti biz dergah olarak teslim alacağız. Yürüyeceğiz, gideceğiz bu âlemden. Oturun çocuklar. Allâh razı olsun. Onlar da normalde taziye üç gündür. Sünnet-i Seniyye’de. Bugün de üçüncü gün. O yüzden dedik üçüncü gün hem okunan tevhidler, hatimler, Kur’ân-ı Kerimler, Salavat-ı Şerifler var. Hem onları hediye edelim hem de taziyenin son günü taziyemizi de gerçekleştirelim diye böyle bir program yaptık. Böyle bir kısa bir önsöz gibi bir konuşma yapmaya ihtiyacı duydum. O yüzden Rabb’im cümlemizi, cümle derviş kardeşlerimizi son nefese kadar Allâh yolunda muhukim olan kullarından eylesin.

Âmîn. Böyle tabi kolay değil. Biz uzun zamanlar böyle kardeşlik yapıyoruz. Böyle birbirimize.


Mehmet Reşber ve Seyyid Taş Hatırası — 25-26-28 Yıllık Kardeşlik; Baskına Uğramış, Basılmış, Horlanmış, İtilmiş-Kakaklanmış Birlikte; Aile, Kardeş, Yeğen Reddetmesi; Olumsuzluklara Direnerek Yola Devam

Bu Mehmet Reşber, Seyyid Taş, ondan sonra onları da almadan geçmek mümkün değil. Onlar da Mehmet Reşber olsun, Seyyid Taş olsun. Böyle beraber yol yürüdüğümüz, omuz omuza, kol kola yol yürüdüğümüz kardeşler. Onları da Hakk’ın rahmetine uğurladık. Mehmet Reşber’in oğulları, çocukları burada, kızları burada devam ediyorlar hamdolsun. Babalarının yolundan, babalarının emanetini alıp yürüdüler. Seyyid Taş’ın iki tane kızı var. Onlar da babalarının yolundan devam ediyorlar. Emaneti onlar devralılar. Böylece devam ediyorlar. Rabb’im inşallah bütün vefat eden derviş kardeşlerimizin arkasından gelen çocukları, torunları inşallah o yolu devam ettirsinler. Âmîn. İnşallah devam ettirirler. Âmîn. Tabii bunlar biraz benim için de ölüm hak ama etkileyici oluyor, sarsıcı oluyor.

Yıllar geçmiş. Her biri 25-26 yıllık, 28 yıllık, 30 yıllık kardeşliğimiz olmuş. İyi günler olmuş. Ne bileyim sıkıntılı günler olmuş dergah olarak. Problemli günlerimiz olmuş, acılı günlerimiz olmuş. Baskını uğramışız, basılmışız, horlanmışız, iteklenmişiz, kakaklanmışız. Hep beraber yaşadık bunları. Kimisinin ailesi reddetti, ailesi irtibatını kesti. Kimisinin abisi, kimisinin kardeşleri, kimisinin akrabaları. Dervişlik kolay bir şey değildir çünkü. Bunları yaşaya yaşaya yürüyor insan. O yüzden bir bakıyorsun kardeşim dedin, kardeşin değilmiş. Yeğenin dedin, yeğenin değilmiş. senin dervişliğini, senin dergaha bir bağlılığını bahan edip seninle ilişkiyi kesmişler. Seninle irtibatı kesmişler, selamın sabahı kesmişler, gelip gitmeyi kesmişler.

Bunlar yıllar içinde değişik arkadaşların üzerinde ama kendi üzerimizde ama arkadaşların üzerinde görünüyor, yaşanıyor. Ama bu arkadaşlar, bu kardeşler ismini şu anda hatırıma gelen gelmeyen bütün o kardeşler, bunlar bütün olumsuzlukları direnerekten, olumsuzlukları direnerekten yollarına devam ediyorlar. Bu kolay bir şey değildir çünkü.


Kürt Aşireti’nde Dervişlik — Mehmet Reşber, Salih, Murtaza, Hüseyin: «Sülale Onları Hastalıklı Gibi Tutuyor»; Düğün-Bayram-Cenazede Hiyerarşi Dışı; Şu Onlardan Değil Diye İlân; Bunu Aşmak Tüm Bir Ömür Mücadelesidir

Yani bir insanın örneği Mehmet Reşber’in komple sülalesi karşıydı. Örneklemek gerekirse. Komplesi. bir Salih vardı, ondan sonra eniştesi. Onun kız kardeşinin kocasıydı. Nerede? Salih burada mı? Salih! Ay özledim seni ya. Gel şöyle gözüm görsün, gel şöyle otur. Ay, ay. Mehmet’in yanına otur. Salih, Mehmet Reşber’in eniştesi oluyor. Mehmet Reşber’in kız kardeşiyle evli. Normalde tabii Salih de derviş. Bunların ikisi sülalede böyle herkesin ittiği insanlar. Kolay değil, 25-26 yıl böyle itilmişlik yaşamak. Sülale çünkü onlar biraz böyle aşiret gibi. Sülale onları hastalıklı gibi tutuyor. Değil mi Murtaza? Hastalıklısınız değil mi siz? Evet. Murtaza da hemen hemen aynı aşirette. Ondan sonra ama buna direnmek, buna karşı gelmek, karşı gelmek değil de böyle yaşamak ve yoluna devam ettirmek.

Bunu yaşamayan insan için kolay gelebilir. Ama mesela bir Kürt aşiretini içersin. Bu kolay değildir. Hüseyin de aynı aşiretten. normalde bu ırkçılık değil. Bir Kürt aşiretinde bu kolay bir şey değildir. buna direnmek, buna, bu her şeye rağmen. Çünkü onların düğünleri, bayramları, ondan sonra cenazeleri böyle şeydir. Hiyararşi altında böyle değişik bir sistemde olur. o onlardan değil artık. O hükmü konulur. Herkes ona temanna etmez. Herkes ona saygı duymaz. yüzlerine bir şey demezler ama kendi işlerinden öyle yaparlar. Bu kolay bir şey değil. Bunu sürdürebilmek de kolay değil. Hamdolsun Salih de onu sürdürenlerden. Salih kaç? 28 yıl mı oldu? Saymıyoruz. Evet saymak yok. Salih’in oğlan da var tabi.

Hamdolsun. Nerede Ahmet ya? Gel şuraya babanın yanına otur bakayım, babalı oğlanla. Şimdi diyeceğiniz bunları neden böyle topluyorsun? Yaş oldu 62.


Bursa Dergâhı’nın İlk Yılları — Hocanın Evinin Altı, Sonra Mehmet Reşber’in Evi, Sonra Mahalledeki Dik Kaldırımın Ortasındaki Ev; «Yola Sahip Çıkanlar» 62 Yaşında İlk Göz Ağrıları; Adnan’ın Babasını Karga Tulumba Getirmesi

Bunlar bizim ilk göz ağrılarımız. Hiç kimse yokken Bursa’da bunlar normalde yola sahip çıkanlarda. O Salih yukarı çıksan ya. Bunlar yola sahip çıkanlardı. O ev Mehmet Reşber’lerin miydi ilk kere ağrıdığınızda? Sizin de. Şimdi bir ev vardı sonradan yıkıldı. O evi biz böyle orada dergah yaptık. Biz böyle havada uçuyoruz. Ondan sonra hem bir de mahallede dik kaldırımın ortasında. Ondan önce hocanın evinin altıydı dergah. Değil mi Adnan’ın? Hocanın evinin altındaydı. Bir ev, bir yer kiraladık. Adnan da babasını oraya karga tulumba getirdiydi. Burada mı Mehmet amca? Gelmedi mi bugün? Ama makam sende Murtaza. Tamam. Rahatsızmış o da. Allâh’a şifa versin inşallah. Bunlar tabi ilk zamanların dervişleri.

Bunlar bizim böyle sıkıntıya beraber göğüs kerem. Bizle beraber mücadele eden her türlü baskıya, her türlü horlanmaya karşı çıkıp karşı durup yol yürüyen insanlar. O yüzden vefasızlık edemem hiçbirisinde. Hakkını ödeyemem. Allâh razı olsun hepsine. Bazen böyle yeni dervişler şey yaparlar. Bu Hüseyin, Adnan, Cafer hani başka yok mu bunlardan diye.


Yol Vefa Yoludur — Hainlik Etmedikçe Vefâ Gösterılır; «Sufiyi Vefâsız, İçi Bozuk İnsanlar Götüremez»; Fî Sebîlillâh Allah İçin Durulacak Yer — Aksi Halde Bahâne Olur, Sütün İçine Bulaşık Bir Şey Düşer Bozulur

Yol vefa yoludur. Bir kimse yola hainlik yapmadığı müddetçe sen o vefanı gösterirsin ona. Yol vefalıların yoludur çünkü. Sufiliği vefasız insanlar götüremezler. Sufiliği böyle içi bozuk insanlar götüremezler. Bu böyle hakkınızı helal edin. Ağır gelebilir. Bir kimsenin psikolojisi bozulursa sufiliği götüremez. Bir kimsenin farklı amaçları varsa kendi içerisinde o sufiliği götüremez. Burası fi’se bilillah Allâh için durulacak bir yerdir. Burada fi’se bilillah Allâh için durmazsa o kimse o bir insan. Burada fi’se bilillah Allâh için durmazsa o kimse o bir şey bahane olur ayağının altına bir sabun kalıbı konulur gider o. Gerçekten ve gerçekten buna böyle ben canı gönülden inanırım. Burası fi’se bilillah durulacak bir yer.

Burada zerrece insanın içine başka bir şey karışsa sütün içerisinde bir bulaşık bir şey girerse süt bozulur ya. Burası da öyle bir şey. Allâh için burada duracak insanlar ve yollarına devam edecekler. Son nefesine kadar Cenâb-ı Hak cümlemizi muhafaza eylesin. Cümlemizi bu yolda eylesin inşallah.


Kadir Gecesi’ne Geçiş — Hava Pırıl Pırıl, Yıldız Görünmüyor, Nefâset Var; «23. Gece Olabilir mi Olabilir»; Sufilerin «Her Geceyi Kadir Bil» İbâresi; Sohbeti Yolda İkinci Kısım İçin Yeniden Tertiplemek

Bu sohbetin birinci kısmıydı. İkinci kısmı da Kadir gecesiyle alakalı. Ben aslında başka sohbet hazırlamıştım kendimce. Böyle havaya baktım suya baktım dedim herhalde bugün Kadir gecesi gibi. Dedim hava pırıl pırıl parlak nefasetli mi nefasetli ne yıldız görünüyor dedim ne bir şey. Allahu alem dedim bugün herhalde dedim belki dedim Kadir gecesidir. Sonuçta 27 şeyden sonra son 10 gün arayınız demiş. Kendi kendime düşündüm bugün 23. gece dedim. Allâh’u alem dedim bugün olabilir mi olabilir dedim içimden. Böylece sohbeti yolda bir daha değiştirdim kendi kendime. Dedim ki bu gecenin de sohbeti Kadir gecesi olsun dedi. Cenâb-ı Hak hadîs-i şeriflerinin büyük bir çoğunluğunda son 10 günde arayınız demiş.

Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri oruç farzı olduğunda birinci Ramazan’da ilk 10 gün intikafa girmiş. İkinci yıl Ramazan’da ortasında 10 gün intikaf yapmış. Üçüncü yıl Ramazan’da son 10 gün yapmış. Son 10 gün yapınca bu gece Kadir gecesi diye ashaba söylemiş. Ashabın arasında o gece 27. geceydi 25. geceydi. Kimisi 23. geceydi, kimisi 21. geceydi, kimisi 29. geceydi diye değişik rivayetler var. Ama bunda bütün ulema hem fikir olmuş, toplanmışlar. Demişler ki 21, 23, 25, 27, 29. gecelerde arayın, tek gecelerde arayın demiş. Ve bugün de 23. gece aslında böyle bir perşembeden başladı. Tekrar bir daha oruç perşembeden başladı. Tekrar perşembe bugün. Allâh-u Alem bilemiyoruz neyin ne olduğunu, ne olacağını.

Biz sufilerde bir ibare vardır her gece Kadir bil diye biz de bu gece Kadir bilelim dedik. İnşallah bu akşam sohbetin ikinci kısmı kısa bir şekilde bununla alakalı olacak. Destûr.


Kadir Sûresi — «İnnâ enzelnâhu fî leyleti’l-Kadr»; Bin Aydan Hayırlı Gece; Melekler ve Cibrîl’in Rablerinin İzniyle Her İş İçin İnmesi; Tan Yeri Ağarana Kadar Selam Olan Gece

Eğzübillahimineşşeydanirracim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm İmla enzalna hu fi leyletil kadr Ve ma edra ke ma leyletul kadr Leyletul kadrı hayrun min elfi şahur Tenazelul melaiketü ve el ruhu fiyha bi idni rabbihim Bidhni rabbihim min kulli emr-i selam Selamun hiya hatta medla il fec’in Sadaka Allahül azim Allâh razı olsun. Doğrusu biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh o gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. O tan yeri ağarıncaya kadar bir selamettir.


Bakara 185 ve Son On Gece Tek Geceleri — Ramazân’ın Bir İsmi de Kur’ân Ayı; Allah Resûlü’nün (sas) İtikafının İlk-Orta-Son On Genışlemesi; «21, 23, 25, 27, 29 Tek Gecelerde Arayınız»; Hitâm, Tevhid, El Fâtiha

Ramazan ayı, Bakara âyet 185, öyle bir aydır ki Kur’ân o ayda indirilmiştir. O yüzden Ramazan ayının bir ismi de Kur’ân ayıdır. O Kur’ân-ı Kerîm bu ayda indirilmeye, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kalbine vahyedilmeye başlandığı bir ay. O yüzden bu normalde bütün sahabeler bu konuda ittifak etmişler. Ramazan’ın son on gününde itikafa girmişler. Kadir gecesini aramak için ve Kadir gecesini aramak için on günlük itikaflar, çünkü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri sünneti öyle devam ettirmişler. Bazı rivayetler 27. gece olduğunda ittifak etmişler ama kesin bir şekilde bu noktada yok. Yok, 27. geceyi de Kadir gecesi olarak kutlar mıyız? Evet, biz o 27. geceyi de biz ihya etmeye gayret ederiz.

Ama velakin 21, 23, 25, 27, 29 bu tek günlerin birisinde muhakkak ki Kadir gecesi vardır. Belki de biz tek olarak hesaplıyoruz ama hilalin görünmesinde bir şeyh şüphe olduğu zamanlar olur. Şeyh şüphe olduğu zamanlarda hangi gün tek, hangi gün çift, bu karışabilir. O yüzden son on günün her gecesini Kadir gecesi bilmek lazım. Gece ibadeti muhakkak olması lazım. Teravih bu noktada önemli, gece namazı önemli. Her gün zikirle, tevhidle, tövbeyle geçirmemiz lazım bu son on günü. Rabbim bizi onlardan eylesin. Saat de 11’e geliyor. Daha fazla ben sizin vaktinizi almayayım. Bu gece de böyle kısa bir Kadir gecesi sohbetiyle bitirmiş olalım inşallah. Hakkınızı helal edin. Allâh razı olsun. Allâh razı olsun.

Eftale zikir, fal emennahu. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. Âmîn.


KAYNAKÇA

  • «Allah Yolunda Ölenlere Ölü Demeyiniz» Âyeti — Bakara 2/154: «Ve lâ tekûlû limen yûktelu fî sebîlillâhi emvâtun, bel ahyâun velakin lâ teş’urûn»; Âl-i İmrân 3/169-170: şehidlerin Rab katında diri oldukları ve rızıklandırıldıkları. Tasavvuf geleneğinde mürşide bağlı son nefes verenin «hükmen şehid» sayllmasının âyetî dayanağı.
  • Hükmen Şehid Hadisi (Allah Yolu + Hastalık) — Buhârî Cihâd 30; Müslim İmara 165: «Şehidler yedidir: Allah yolunda ölen, taûnda ölen, su boğulmasında ölen, karın ağrısından ölen, yangında ölen, yıkıntı altında ölen, doğum sırasında ölen kadın». Ebû Dâvûd Cenâ’iz 11; Tirmizî Cenâ’iz 65; Mâlik Muvatta Cenâ’iz 36. Tasavvuf erbâbının hastalıkla ölmesi hükmen şehid kategorisinin iki cihetinden bırine girer.
  • Mürşid-i Kâmil’e İntisâp ve Son Nefese Kadar Sebat — Kuşayrî er-Risâle (Bâbu’s-Süluûk); Sracevdî Avârifu’l-Ma‘ârif (Bâbu’s-Sühbe); İmâm Rıbbânî Mektûbât I/41 (Mekt. 41 – Sebat ve Vefâ); İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr‘ın müğutemmel kismi (Beyat-ı Tasavvuf). Mürşid-i kâmile intisâplı derviş, son nefes Allah yolunda olur.
  • «Müminin Mukadder Eceli» Âyetleri — Nahl 16/61: «Ecelleri geldiğinde ne bir saat geri bırakabilirler ne de bir saat öne geçirebilirler»; A‘râf 7/34; Yûnus 10/49. Hastalık bahanedir, ecel sebebiyetidir; bu temel akide hocanın «insan hastalıktan değil ecelinden ölür» beyanının usul-ud-dîn dayanağıdır.
  • Taziye Üç Gün Sünnet-i Seniyyesi — Buhârî Cenâ’iz 31, Talâk 47; Müslim Talâk 58: «Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kadının, kocası dışında bir ölü için üç günden fazla yas tutması helâl olmaz». Hanefî fukahâ: İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr Cenâiz Bâbı; İbn Nüceym el-Bahru’r-Râik. Ölümün 3. gününde tevhid-hatim-Kur’ân hediye geleneği.
  • Vefâ ve Sufi Yüce Ahlâkı — Sühreverdî Avârifu’l-Ma‘ârif (Bâbu’s-Sohbet ve’l-Vefâ); Gücülı Şemseddin Sivasi EtŞâru’s-Sufiyye; Yusuf el-Hakkakı Edebu’s-Sûfiyye. Sufide vefa, mürşid-derviş, derviş-derviş, derviş-yol arasındaki tahkim edici ahlâktır; vefasızlık tarikat ehlinin imtıhandır.
  • Fî Sebîlillâh — Allah İçin Durmak — Bakara 2/154, 195, 218; Âl-i İmrân 3/169; Tevbe 9/19, 60. İhlâs Sûresi’nin tefsîrî. Şeyh Aşkı Mustafa Efendi’nin İhlâs‘a dair tâlimleri (Rûhu’l-Beyân VI, Bakara 264 ihlâs tefsîrî). Riyasız, gosterisız, sadece Allah için durulan dergâhın usulü.
  • Süt İçindeki Bulaşma Metaforu — İmâm Gazâlî İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn III (Kitâbu Rıyâzatı’n-Nefs); Rûmî Mesnevî I/1816 (Süt ve Zühre Metaforu): «Hâlis süt ile suyu karıştırdığında Allah onu suya çevirir». Niyetin safıyetinin korunması mecburiyetinin tasavvufî meşrûbâtı.
  • Kürt Aşiretlerinde Dervişlik Mücadelesi — Sosyolojik tanıklık: Şemseddin Güner Tasavvuf, Tarikat ve Aşiret; M. Salih Savaş Kürt-Aleviler ve Nakşbendiliğin Yayılması. Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî’den (ö. 1827) sonra Anadolu’nun Şarkı’nda Nakşbendî yayılımı; aşiret dışı dervişlik («mürid-i ıbrâhancedî») modunun sülale ıcınde imtıhan edici tezahuru.
  • «Ashabımı Sevin» Hadisi — Buhârî Fadâ’ilu’s-Sahâbe 5; Müslim Fadâ’ilu’s-Sahâbe 221: «Ashabıma sövmeyın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onların bir müddüne ve hatta yarı müddüne ulaşamaz». Bursa dergâhının İlk Dervişlerine vefa göstermenin sahâbeyî korumakla paralel hikmîtî.
  • Hocanın Evi-Mehmet Reşber Evi-Bursa Dergâhı Kökenleri — Mustafa Özbağ Efendi’nin Bursa hizmet hayatı (1995-): İlk dersler Hoca’nın evinin altı; sonra Mehmet Reşber’in evi; sonra dik kaldırımın ortasındaki kiralık ev. «Yola sahip çıkanlar» tasarrufu gümüyü geleneksel tarikat tarihinde «ilk dervis grubu» (es-Sâbikûn) konumudur.
  • Allah Resûlü’nün (sas) İtikaf Sünneti — Buhârî İtikaf 1, 6, 12; Müslim İtikaf 1-7; Â’işe (r.anha) rivayeti: «Allah Resûlü Ramazan’ın son on gününde itikafa girerdi, vefatlarına kadar bunu sürdürdü; sonra ondan sonra zevceleri itikaf yaptı». Hocanın bahsettiği «üçüncü Ramazan’da son 10 gün» sarsılmaz sünnet.
  • Kadir Sûresi (97. Sûre) — 5 âyet: «İnnâ enzelnâhu fî leyleti’l-Kadr / Ve mâ edrâke mâ leyletu’l-Kadr / Leyletu’l-Kadri hayrun min elfi şehr / Tenezzelu’l-melâ’iketu ve’r-rûhu fîhâ bi-izni Rabbihim min kulli emr / Selâmun hiye hattâ matla’ı’l-fecr». Tefsîrler: Taberî Câmi’u’l-Beyân XXX; Kurtubî el-Câmi’ XX; İbn Kesîr Tefsîr IV; Âlûsî Rûhu’l-Me‘ânî XXX.
  • Bakara 2/185 — «Şehru Ramadânellezî unzile fîhi’l-Kur’ân hudân li’n-nâsi ve beyyinâtin mine’l-hudâ ve’l-furkân»: «Ramazan ayı Kur’ân’ın indirildiği aydır». Râzî Mefâtîhu’l-Gayb; Zümaıhşerî el-Keşşâf: Kur’ân’ın Levh-i Mahfûz’dan Beytü’l-İzze’ye toptan, oradan Cibrîl ile 23 sene boyunca pâre pâre indirilmesi.
  • «Son On Gecede, Tek Gecelerde Arayınız» Hadisi — Buhârî Leyletu’l-Kadr 3; Müslim Sıyâm 215-220; Ebû Dâvûd Sıyâm 50; Tirmizî Savm 72: «Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününün tek gecelerinde (21, 23, 25, 27, 29) arayınız». Ömmet İcmâ’i: Hilalin görünmesindeki şüphe sebebiyle son on gece bütünce ihyâ edilir.
  • Sufi İbâresi «Her Geceyi Kadir Bil» — Yunus Emre Divân: «Her geceyi Kadir bil, her gördüğünü Hızır bil»; Niyâzî Mısırî Divân; Şeyh Gâlib Hüsn ü Aşk. Tasavvuf geleneğinin Kadir gecesini Ramazan’la sınırlandırmadan her zerre vakti müjdî zaman olarak görme düşünüsü.
  • Şehid Rûhunun Tâze Ashaâb Anlayışı — İbnu’l-Mubarak Kitâbu’z-Zuhd; İbn Ebî Şeybe Musannef Cihâd; İmâm Birgivi et-Tarîkatu’l-Muhammediyye. Allah yolunda baskıya uğrayanlar, horlanan ve itilenler, son nefese kadar yola devam edenler tasavvufun «ahîşa-şühedâu’l-tarîkat» tabanını oluşturur.
  • Tevhid-Salavat-El Fâtiha Hatm Tertibi — Hacı Bektaş-ı Velî Makâlât; Sadık Vicdânî Tomar-ı Türkiyye-Tarıkat-i Aliyye; Ali Haydar Efendi Adab-ı Fethiyye. Taziyenin son gününde okunan «Eftalu z-zikri fî’l-emen» tevhidi (Lâ ilâhe illâ’llâh üçlemesi) ve Fâtiha-i Şerîfın hediyesi.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, Nefs, Ruh, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı