Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Fıkıh(1695) — Sayfa 3/23
Banka altın hesabıyla alakalı hüküm nedir?
Ellerinizden öperim. Dâru’l-harb’te caizdir. Çünkü hiçbir banka İslami değildir. İslami olmayan bir ülkede İslami bir kurum olmaz. Bunu böyle hep söylüyorum yıllardan beri. Bizim Mehmet Emin Bey de en son da Anayasa Mahkemesi’nin kararını da gönderdi bana. Türkiye’de hiçbir İslami kurum yoktur. Diyanet dahil bana. Diyan,et de lâyik bir kurum olduğuna dair Anayasa Mahkemesi’nin kararı var. Artık bundan sonra böyle konuşacağım. Mehmet Emin dedi, diyordum ben Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı da dahil. Dini bir kurum yoktur diyordum ben.
Merkez Bankası fâizi ve dolar bazıyla ilgili ne söylendi?
Dolar isterse 20 lira olsun. Dolar isterse 50 lira olsun. Faizi sıfırla. Vatandaş zaten cebinde varsa gidecek dolar alacak. Vatandaşın cebinde dolar alacak. Para mı var zaten? Adamın asgari ücreti 2800 lira. Nerede adam gidecek dolar alacak zaten? Bu ülkenin %80’i zaten açlık sınırında yaşıyor. Nerede gidecek dolar alacak adam? İsterse 30 lira olsun dolar. İsterse 50 lira olsun. Zaten işin bir daha ilginç tarafı da şu. Ülkede dolaşan doların karşında TL yok zaten. Ülkede dolaşan dolarları koyturacaklar, bankaları herkes. Biz TL’ye çeviriyoruz diyecekler. Türkiye’nin elinde o kadar TL yok zaten. Bir de işin bu tarafı var. Neden? Çünkü şirketler milyon dolar kullanıyorlar. Dolar üzerinde kullanıyorlar. Kimse TL hesabı açmıyor. TL hesabı çalışan işçi de memur da maaşlarınız bankadan alınacak gidin.
Hediye, rüşvet ve sünnet mücadeliyeti nedir?
Hediye, rüşvet ve sünnet mücadeliyeti, İslam âlimlerine göre hediye vermenin ve almanın, rüşvetin ve sünnetin (sunnetin) nasıl değerlendirildiğini, bu konulara dair hadis ve fıkıh kaynaklarını, ayrıca modern toplumda bu konuların nasıl eleştirildiğini ve İslam âlimlerinin bu konulara dair görüşlerini ele alarak tartışılmış bir sohbetidir.
Hediye vermenin ve almanın İslam âlimlerine göre nasıl değerlendirildiği?
Hediye vermenin ve almanın İslam âlimlerine göre değerlendirilmesi, hediye vermenin ve almanın helâl olup olmadığı, hediye iadesi, kibir ve kusura dair hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "İstemeden verileni alın, o Allâh’ın gönderdiği rızktır" hadisi ve "Hediye verene siz de hediye verin, verecek bir şey bulamazsanız duâ edin" hadisi bu konuya dair örneklerdir.
Rüşvetin İslam âlimlerine göre nasıl değerlendirildiği?
Rüşvetin İslam âlimlerine göre değerlendirilmesi, rüşvetin helâl olup olmadığı, rüşvetin lanetlenmesi, rüşvetin hukuki ve dini sonuçları, rüşvetin hukuki ve dini yasalarla nasıl eleştirildiği ve rüşvetin İslam âlimlerinin görüşlerine göre nasıl değerlendirildiği ele alınmıştır. Örneğin, "Rüşvet alan da veren de lanetlidir" hadisi ve "Yetkililerin aldıkları hediye ganîmetten aşırmaktır" hadisi bu konuya dair örneklerdir.
Memur-amir ilişkisi ve rüşvet tehdidi nedir?
Memur-amir ilişkisi ve rüşvet tehdidi konusuna dair açıklamalar, memur-amir ilişkisinin nasıl değerlendirildiğini, rüşvetin hukuki ve dini sonuçları, rüşvetin hukuki ve dini yasalarla nasıl eleştirildiği, rüşvetin hukuki ve dini yasalarla nasıl değerlendirildiği ve bu konulara dair hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "Rüşvet alan da veren de lanetlidir" hadisi ve "Yetkililerin aldıkları hediye ganîmetten aşırmaktır" hadisi bu konuya dair örneklerdir.
Dâru’l-harbde rüşvet ve zekât hiyaneti nedir?
Dâru’l-harbde rüşvet ve zekât hiyaneti konusuna dair açıklamalar, dâru’l-harbde rüşvetin nasıl değerlendirildiğini, zekât hiyanetinin nasıl değerlendirildiğini, rüşvetin hukuki ve dini sonuçları, zekât hiyanetinin hukuki ve dini sonuçları, rüşvetin hukuki ve dini yasalarla nasıl eleştirildiği ve bu konulara dair hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "İmâm-ı A’zam ve Hanefî fıkhında dâru’l-harbde hakkını alamayan için harbîye rüşvet verme ruhsatı" ve "Kuveyt-Bahreyn vâlîsine malını kurtarmak için rüşvet veren sahâbe rıvâyeti" bu konuya dair örneklerdir.
Münâfıkın namazı ve hadîs inkârcılığı nedir?
Münâfıkın namazı ve hadîs inkârcılığı konusuna dair açıklamalar, münâfıkların namazının nasıl değerlendirildiğini, hadîs inkârcılığının küfrü, münâfıkların namazının hukuki ve dini sonuçları, hadîs inkârcılığının hukuki ve dini sonuçları, münâfıkların namazının hukuki ve dini yasalarla nasıl eleştirildiği ve bu konulara dair hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "Namaza kalktıkları zaman tenbel tenbel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh’ı pek az anarlar" hadisi ve "Kim sünnetimi diriltirse beni sevmiştir" hadisi bu konuya dair örneklerdir.
Banka altın hesabı ve diyanet’in lâyikliği nedir?
Banka altın hesabı ve diyanet’in lâyikliği konusuna dair açıklamalar, banka muâmelesinin nasıl değerlendirildiğini, diyanet’in lâyik kurum olarak nasıl tanımlandığını, fâiz yasağı, fâizin harâmlığı, fâizcinin lanetlenmesi, fâiz yasağına dair âyetler ve hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "Allâh alış-verişi helâl, fâizi harâm kılmıştır… fâizcilere Allâh ve Resûl’ünden harb ilanı vardır" âyeti ve "İslâm olmayanı İslâm görmek küfürdür" ilkesi bu konuya dair örneklerdir.
Merkez Bankası fâizi ve dolar bazısı nedir?
Merkez Bankası fâizi ve dolar bazısı konusuna dair açıklamalar, fâizin azı çoğu harâmdır, fâizin harâmlığı, fâizcinin lanetlenmesi, fâiz yasağına dair âyetler ve hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "Allâh alış-verişi helâl, fâizi harâm kılmıştır… fâizcilere Allâh ve Resûl’ünden harb ilanı vardır" âyeti ve "Bakara 2/155-156 (sabır âyeti)" bu konuya dair örneklerdir.
Bulunmuş para ve kerâhet vakti namaz nedir?
Bulunmuş para ve kerâhet vakti namaz konusuna dair açıklamalar, bulunmuş paranın (lukata) hükümleri, kerâhet vakitlerinin nasıl değerlendirildiğini, kerâhet vakitlerinde namaz kılmakla ilgili hadisler, kerâhet vakitlerinde namaz kılmakla ilgili fıkıh kaynakları, kerâhet vakitlerinde namaz kılmakla ilgili âyetler ve hadislerle açıklanmıştır. Örneğin, "Buhârî, Mevâkıtu’s-Salât 31" ve "Mâide 5/6 (teyemmüm genel esaşı)" bu konuya dair örneklerdir.
Harâm mal yemek ne durumdadır?
Harâm mal yemek! Büyük günâh-ı kebîrlerden birisi! Harâm mal yemek! Büyük günâh-ı kebîrlerden birisi! Harâm! Mü’min kardeşinden rüşvet aldın! Harâm! Mü’min kardeşinin işini zorlaştırdın Hussisi, ondan rüşvet almak için! Harâm! Bir başkasının malını çaldın! Harâm! Bir başkasını aldattın yedin! Harâm! Sahte çek dağıttın millete! Milleti dolandırdın! Harâm! Harâm! Haramdan uzak dur! Harâm! Haramdan uzak dur! Çoluğuna çocuğuna da yedirme! Kumardan kazandığın para harâm! Fuhuştan kazandığın para harâm! İçkiden kazandığın para harâm! Uyuşturucudan kazandığın para harâm! Faizden kazandığın para harâm! Harâm yeme! Harâm yedirme! Harâm yedirme! Çocuklarına, eşine, dostuna! Allah muhafaza eylesin! Yetimlerin malını yeme!
Fâiz almak ne durumdadır?
Fâiz yeme! Mü’minin mü’minden aldığı fâiz harâm yeme! Herkes alıyor, herkes alsın sen alma! Sen alma! Mü’min kardeşinden fâiz alma! Bu mal kaç para? 5 lira! Bu mal kaç para? 5 lira! Vadeli 15 liraya sat! Bu caizdir! 15 liraya ödeyemedi! Her ay 1000 lira fâiz alırım! Alma! Ben sana 10 lira veririm ama her ay 1000 lira fâiz alırım! Harâm alma yapma! Mü’min mü’minden fâiz alırsa annesiyle Kâbe duvarının dibinde zinâ etmiş gibi günahı kebâire girer! Ben bu hadîs-i şerifi televizyonda söyledim. Televizyonun sahibi televizyonu bastı. Telefonu açmışlar televizyonun sahibine. Demişler ki bu adamı nereden buldunuz çıkardınız? Bu hoşlarına gitmiyor. İlahiyat fakültesinden mezun etmişler. Bu hoşlarına gitmiyor. İlahiyat fakültesinden mezun öğretim üyesi. İlahiyat fakültesinde öğretim üyesi. Ben bunu söyledim de oturduğu koltuktan hop hopladı hop oturdu. Bunu nasıl söylersin dedi. Ben söylerim dedim. Bu hadîs hakkında sen sahi olduğuna inanıyor musun diyor bana. Sizin gibiler yüzünden dedim insanlar fâizci oldu. Evet dedim annesiyle Kâbe duvarının dibinde zinâ etmiş gibi günaha girer. Mü’min mü’minden fâiz alamaz. Nerede olursa olsun hangi devlette yaşarsa yaşasın. Faizi normal alışveriş gören, azını da çoğunu da normal gören küfür ehlidir. Fâiz faizdir haramdır. Haramdır.
Rukye yapmak caiz midir?
El cevap caizdir diye. Allah bizi iyilsin inşallah. Veyahut da buradan fetvâ veriyorlar. okumak caiz midir? Evet. Okumanın karşılığında ücret almak caiz midir? Evet, buradan fetvâ veriyorlar.
Rukye yapmakla ilgili ücret almak caiz midir?
Ayrıyeten de bu yazmanın karşılığında veya okumanın karşılığında ücret almayı da caiz gören ulemalar var. O yüzden ama bunu normalde tabi fetvâ verenler kağıt parası, divit parası, mürekkep parası ve bir de ona bir mesai harcıyor, ona bir mesai harcadığından dolayı buradan fetvâ vermişler.
Rukye yapmakla ilgili bir meslek var mı?
Bunu bir kimsenin üzerinde bulundurması, evinde bulundurması caiz görülmüş. Ayrıyeten de bu yazmanın karşılığında veya okumanın karşılığında ücret almayı da caiz gören ulemalar var. O yüzden ama bunu normalde tabi fetvâ verenler kağıt parası, divit parası, mürekkep parası ve bir de ona bir mesai harcıyor, ona bir mesai harcadığından dolayı buradan fetvâ vermişler.
Harâm çizgisi nedir?
Harâm bizim kırmızı çizgimizdir. Sakın ha harâm işlemeyeceksiniz. Harâm davranmayacaksınız. Haramla iştigal etmeyeceksiniz. Sakın ha. Bizim kırmızı çizgimizdir harâm. Harâm bizim kırmızı çizgimizdir. Bunu yerleştireceğiz. diyor ki, sen emmâre kuyusunda durursan aldanırsın. Emmâre kuyusunda durma. Emmâre kuyusunda oyalanma. Emmareden çık. Kendine bir üstâd ara. Bir üstâd bul. Git onun elinden tut. Allâh yolunda yürü. O üstadın elinden tut. Bırakmamacasına tut. Hele hele böyle yalım yalpak değil. Döp düzgün tut. Döp düzgün tutacağım bir üstâd bul. Kim olursa olsun.
Kaynak: 2021 Mesnevî — Tavşan-Aslan Müjdesi ve Nefs-i Emmâre Kuyusu
Hadîd 28 ve Kalb Nûru Bahsi nedir?
Alt edemez. Ama isterse bir fare kediyi alt edebilir Bir tavşan aslana alt ettiği gibi. Ama bunun kudreti, bunun kuvveti Bunun aklı, bunun fikri mantalitesi Allâh’ın yardımıyla olur Hadîd Sûresi Âyet 28 Ey îmân edenler Allâh’tan korkun ve Peygamberine inanın ki Size rahmetini iki kat versin. Ve size ışığında yürüyeceğiniz nûr lütfetsin. Ve sizi bağışlasın. Allâh Gafûrdur Rahîmdir O zaman bir kimse Allâh ve Resulüne itaat etti Ve korktu Buradaki korkudan kasıt ne? O kimsenin haramları işlememesi Korkudan kasıt ne? O kimsenin farzları yerine getirmesi Korku avâmın işidir Avamı korkutursunuz Avamı O câhil insanlar korkuyla terbiye olurlar Câhil insanlar korkuyla terbiye ederler İnsanlar için söylüyorum İnsanların bir kısmı vardır ki Allâh’tan korkar Hak mıdır? Hak’tır Ve onlar korkuyla yola girerler Ne mutlu Allâh’tan korkana. Ama bunun bir üstü nedir? Allâh’ı sevmektir Allâh’ı seven kimse de doğru yola girer Ve eğer ki Allâh’tan korkar Peygambere inanırsa bir kimse Cenâb-ı Hak rahmetini iki katına çıkarır size Ve aynı zamanda da Işığında yürüyeceğiniz, aydınlığında yürüyeceğiniz Cenâb-ı Hak kalbinize bir nûr verir Asıl önemli olan yer burası Eğer bir kimsenin kalbin nûrlanmadıysa. Onun karanlığını aydınlatacak kalbinde bir nûr yok ise. Onun yolunu aydınlatacak kalbinde bir nûr yok ise O her an çuvallamaya hazırdır Her an batmaya hazırdır Her an günâh-ı kebâir işlemeye hazırdır Her an serkeşlik yapmaya hazırdır Bir anda nefsine uyup her türlü serkeşliği yapabilir Sebep onun kalbinde bir nûr yok Tavşan diyor ki Koluma kuvvet veren Allâh’tır Kalbime bir kudret verdi, bir kuvvet verdi Bunu veren de Allâh’tır. O yüzden bir kimseye bir kuvvet verdi. O yüzden bir kimsenin Allâh’tan Allâh ona yardım ederse Bir kimseye, onun kafası tabiri caizse zehir gibi çalışır Kimsenin görmediğini görür Cenâb-ı Hak onun kalbine ilhâm ettiyse Kimsenin bilmediğini bilir Cenâb-ı Hak onun kalbine bir nûr indirdiyse Herkesin bocaladığı yerde onun işi asan gider Herkesin çıkmaz sokağa düştüğü bir yerde O çıkmaz sokağa girmez bile Bu Cenâb-ı Hak’ın yardımıdır, lütfudur, ikramıdır Cenâb-ı Hak’ın ihsanıdır. Ama bunu kendisinden korkan ve peygamberine itaat edenlere verir. Bakın kendisinden korkan kendisine îmân etmiş Habibine îmân etmiş Ve Habibine tabi olmuş olanlara verir Bir kimse Allâh ve Resulünün varlığına îmân edebilir Dîne de îmân edebilir Ama Allâh’tan korkmuyorsa Haramı harâm görüp uzaklaşmıyorsa Farzı farz görüp yerine getirmiyorsa Hazret-i Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesini işlemiyorsa. Onun kalbinde bu nûr olmayacak. Onun kalbinde ferâset ilmi olmayacak. Onun kalbi çalışmıyor çünkü O kimse Allâh’ı çokça zikretmeli, Allâh’ı sevmeli. Allâh’ı çokça zikreder, Allâh’ı severse Cenâb-ı Hak onun kalbine ne yapacak? Bir nûr indirecek Ve o nûrla doğruyu görecek O nûrla isabet edecek O nûrla karanlığı aydınlığa kavuşacak Neden insanlar kendilerinde bu nûr olmadığı için Kendilerinin kalbi çalışmadığı için Bir kalbi çalışana giderler Gitmek zorunda Ve o kalbi çalışana itaat etmek zorunda Eğer o kalbi çalışana gitti de Ona itaat etmezse Yine aynı noktada kalır Yine bir adım ileriye gidemez Yine başka bir âyet-i kerimede Ey îmân et, ey îmân et Ey îmân edenler, Allâh’tan korkarsanız O size iyiyle kötüyü ayırt edecek güç verir Enfâl Sûresi, âyet 29 Eğer o zaman Allâh’tan korkarsanız İyiyle kötüyü ayırt edecek Allâh size bir güç verecek İyiyle kötüyü ayırt edecek Allâh size bir bilgi verecek İyiyle kötüyü ayırt edebilecek Cenâb-ı Hak sizin kalbinize bir ferahsat indirecek.
Enfâl 29, Zikrullah ve Ferâset nedir?
Ama Allâh’tan korkarsanız olacak bu haramlardan uzak durursanız Cenâb-ı Hak’ın emirlerini yerine getirirseniz Bu olacak E bunlar olmadan senin kalbin çalışır mı? Çalışmaz Sen farzları yerine getireceksin. Haramlardan uzak duracaksın. Sünnet-i seniyeyi işleyeceksin. Allâh’ı zikredeceksin. Allâh’ı çokça zikredeceksin bir daha Az da değil Çokça zikredeceksin âyet-i kerimede sabah akşam Allâh’ı zikredin diyor ya Allâh’ı çokça zikredin diyor ya Başka bir âyet-i kerimede Ve bunun bu âyet-i kerimelerin tefsirini Yine âyet-i kerimeyle yapıyor İlk selef âlimleri Diyorlar ki Allâh’ı çokça zikretmek Başka bir âyet-i kerimede ki Siz namâzlarınızı kıldıktan hemen sonra Ayaktayken otururken Yanlarınız üzerine yatarken Allâh’ı çokça zikredin Âyet-i kerimesiyle Âyet-i kerimeyi tefsîr ediyorlar Bugün insanlık Allâh’ın zikrinden uzak Müslümanlar Allâh’ın zikrinden uzak Müslümanlar Allâh’ın zikrinden uzak olduğundan dolayı İki yakaları bir araya gelmiyor Müslümanlar Allâh’ın zikrinden uzak olduğu için Haramı harâm olarak bilmiyorlar Helalı helâl olarak bilmiyorlar Şüphelileri bilmiyorlar. Çünkü kalbleri çalışmıyor Kalplerinde bir nûr yok Kalplerinde bir ferâset yok Kalplerinde Ne yazık ki Karanlığı aydınlatacak Allâh’ın nuru yok, ışığı yok Sebeb haramlardan Sebeb farzları yerine getirmemekten Sebeb ibâdetleri yerine getirmemekten Sebeb haramlardan Sebeb ibâdetleri yerine getirmemekten Müslümanlar namâzsız hale geldi Müslümanlar Oruçsuz hale geldi Müslümanlar zekâtsız hale geldi Müslüman namâzı yok Müslüman orucu yok Müslüman zekâtı yok Müslüman haramı bol Helalı az Haramı bol Müslüman o hale geldi Dini ilmi yok Yok, câhil Okumayan bir Müslüman Okutulmayan bir Müslüman Öğretilmeyen bir Müslüman diyorlar ya Müslümanlar câhil Müslümanların önünde Oxford vardı da okumadılar mı? Müslümanların önüne okul kondu da Okumadılar mı? Müslümanların önüne medrese kondu da Okunmadılar mı? Müslümanların önüne düzgün dînî adamları Kondu da dinlemediler mi? Bu laik kesim Laik kesim Bu Müslümanları câhil Bıraktı 200 yıldır Müslümanlar câhil Şimdi Müslümanlar câhil olunca Sapkın Ne tarafa gideceği belli olmayan Ne tarafa gideceği belli olmayan Nasıl bir işe karışacağı belli olmayan Kimin elinde oyuncak olacağı belli olmayan Bir topluluğa dönüştüler Sebep Sebep Çünkü Müslümanlar Kur’ân ve Sünnet’i bilmiyorlar Câhil bir dîn câhili oldu toplum Câhil bir dîn câhili oldu toplum Dîn cahili Ve bunun içerisinde bir de Böyle çok affedersiniz Kanı bozuk sütü bozuk Dindarmış gibi görünen dîn alimiymiş gibi görünen Ama Müslümanlara ihanet eden Müslüman toplumları ihanet eden.
Mescid Süsü neden önemli?
O yüzden câmilerin, mescidlerin, tekkelerin böyle süslenmesi aşırı derecede şatafata dalınması ibadet edenin, ibadet edenin kendince duygusunu odağını kaçıracağından dolayı caiz değil. Bir câmi, bir mescid, bir tekke şân olsun, şeref olsun, şatat olsun, gösteriş olsun diye de inşa edilmez. Eğer bir kimse şanım, şöhretim yükselse câmi, mescid, tekke inşa ederse o da mekrûh olur. Bakın o da mekrûh olur. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bugünkü hadîs-i şeriften çıkaracağımız ders şu, ibadet ettiğimiz yerlerde bizim ibadetimizi etkileyecek şatafattan, gösterişten uzak olacağız inşâallâh.
Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Vâli Kararı, Haramlarla Mücâdele ve Mescid Süsü
Adâlet ve Beytülmâl titizliği hakkında ne söylendi?
Hani Ömer Efendimiz’in sözü var ya, diyor, Dicle’nin kenarında bir kuzuyu kurt kapsa hesabını Ömer’den sorarlan. O Ömer. Mısır’a tayin ettiği vâli kendisine bir bina yaptırmış da kapısına bir tane de nöbetçi koymuş ya, onlar randevaniyor, bir tane de bekçi koymuşlar önüne. Kapısı kapalı. Teklop yazıyor, oraya senin başına yıkarım diye. Önündeki nöbetçiyi de kaldıracaksın. Gelir, oraya senin başına yıkarım diyen Ömer. yine Mısır’a vâli atıyor ya, Mısır’a mı? Yemen’e mi? Şimdi karıştırmayayım. O vâli görevi son bulunca Medîne-i Münevvere’ye geliyor. Medîne-i Münevvere’ye gelince, aaa bakıyor bu zenginleşmiş. Bildiğiniz para pul sahip olmuş. Diyor seni vâli gönderirken neyin vardı? Bir deven vardı, bir de şuyun vardı. Evet. Bunlar ne diyor? Ben kazandım, Beytülmâl vereceksin bu mallarının hepsini de diyor. Bunlar Beytülmâl’nın hakkı diyor. Bakın o Ömer. Öyle neden şimdi dört halife dönemini öğretmiyorlar hiç? Neden bunlar örneklenmiyor ümmet-i Muhammed’e? Siz hurma ağacının dibinde yatan bir devlet başkanı tanıyor musunuz? Siz teftişe gittiğinde bir valisini, vâli önüne bal şerbetiyle bal şerbetiyle buğday ekmeği getirmiş önüne koymuş. Hazret-i Ömer efendimizin. Demiş gel buraya gel. Koşmuş vâli gelmiş. Buyur demiş ya Emîru’l-Mü’minîn. Senin demiş en fakirin bu bal şerbetiyle buğday ekmeğini yiyor mu? Hayır ya Emîru’l-Mü’minîn demiş. Hayır. En fakirinin yediğini yemeyen, içtiğini içmeyen, giydiğini giymeyen bir devlet başkanı veya vâli yalancının tekidir demiş. Kaldır bunu. Bu demiş yalancının tekidir kaldırın bunu. Size din olarak bunları öğretmezler. Size din olarak namazı nasıl kılacaksınız? Sakalınızın altını nasıl ovuşturacaksınız böyle su değsin diye? Yüsünüzün altına su değdirmek için böyle parmağınızı koparırcasına nasıl yüzünüzün altına su değdireceksiniz? Yok elleriniz kulak memelesinin önüne mi değecekti, ardına mı değecekti? Ortasına mı değecekti? Onu hesaplayacaksınız.
Altın hesabında faiz olur mu?
Ve sellem hazretinin bu konuda ilgili hadîsi var mıdır evet normalde altınsa altın olarak ödenicek kağıt paraysa kağıt para olarak ödenicek dolarsa dolar olarak ödenicek iyi hurma ise iyi hurma olarak ödenicek kötü hurma ise kötü hurma olarak ödenicek bununla alakalı eğer bankaya altın hesabı açıldıysa banka size onu altın olarak geri verecek eğer banka onu altın olarak size geri vermiyorsa fâiz işlemiş oluyor bu konuda kesin net hüküm var hanefilerce bu faizdir bununla alakalı hadîs-i şeritte var o yüzden banka altın hesabı açtırılırsa banka onu altın olarak verecek yok dolar hesabı açtırılmış bankona dolar olarak ödeyecek yok TL hesabı açtırılmış bankona TL olarak ödeyecek borçlar için de aynı borcun ne senin TL TL olarak ödeyeceksin borcun ne dolar dolar olarak ödeyeceksin borcun ne örneğin diyelim ki iyi hurma iyi hurma olarak ödeyeceksin.
Osmanlı’da kağıt para kullanımı faizle ilgili mi?
Osmanlı’da kağıt para basıldığında kağıt parayı önceden bir kağıt para bir altın lira alıyormuş bir zaman sonra bir kağıt para bir altın lira alamaz haline gelmiş Osmanlı uleması fetvâ vermiş o zaman için bu normalde mülte kağıdı da geçer kağıt parayla borçlananlar kağıt olarak ödeyecekler altın ile borçlananlar altın olarak ödeyecekler diye bu konuda kesin hadîs-i şerifler var bakın bir fark çıkmasa dahi işlem olarak faizdir göz göre göre bile bile fâiz işlemiş olur bir kimse ha şuna farklı bir pencereden bakabilirsiniz normalde x bir banka faizi fâiz olarak görmüyorsa faizi helâl bir davranış biçimi helâl bir ticaret gibi görüyorsa o haramı helallaştırdığı için küfür ehlidir küfür ehliyle de aranızda fâiz yoktur Hanefîye göre iki borsa altın veya döviz olarak kurlar artınca satmak düşünce alarak bu şekilde para kazanmak doğru mudur doğrudur bunda bir sıkıntı yok altın yükselince satabilir sonra düşünce alabilir dolar yükselince satabilir düşünce alabilir bu noktada bir beis yok
Şefaat hak mıdır?
Evet Şefaat hem Kur’ân’la hem sünnetler hem hadîs şeriflerde hem de imâmların iştahatleriyle haktır kimler şefaat edecektir?
Bayanların gün içinde girdikleri kısa süreli itikaflar için müsaade almaları gerekir mi?
Selâmün aleyküm bayanların gün içinde girdikleri kısa süreli itikaflar için müsaade almaları haber vermeleri gerekir mi?
Hurmadan, üzümden, elmadan yapılmış şiranın içilmesini câiz görür müz?
9- Hurmadan, üzümden, elmadan yapılmış şiranın içilmesini câiz görür, içeriz.
Evimizde saati itikâfa girmek istersek müsaade almalı mıyız?
21- Kısa süreli gireceksek de 70 bine niyet etmeli miyiz?
Zina eden kadının durumu nedir?
Pişman olması durumunda kurtuluşu var mıdır? Bütün günahı kebalilerinden kurtulma yolu nedir? Tövbedir. Zina eden erkekler, zina eden kadınlar, tövbe edip geri dönün, Allah’tan af dileyin. Allah’ın affetmeyeceği hiçbir günah yoktur. O yüzden kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir.
Erkeğin kulak deldirilmesi günah mıdır?
Hayırlı akşamlar. Normalde kulak deldireni hiç görmedim. Normalde sahabelerden de böyle bir şey yok. Kulak deldirildikten de dair bir rivayet yok. Bu konuda kulak deldirilmesi ile alakalı olumlu veya olumsuz bir hadîs de okumadım. Ama kulağa küpe takan bir tek Yavuz Sultân Selîm’i biliyorum. O da ben Allah’ın kölesiyim diye kulağına küpe takmış. O da deldirmemiş. Ondan sonra böyle bir kulağına küpe takmış. Erkeklerin bu noktada kulaklarını küpe taktırmasını böyle biliyorum.
Devlet zekât mı toplarmış İslâm devleti değil?
Devletin zekât toplaması da laikliğe aykırı. Madem laik demokratik insan haklarına dayalı hukuk devleti ee laik devleti ne olarak tanımladılar bize? Din ve devlet işlerinin ayrı olması. Devlet dine dayalı bir hüküm mü koyar? Devlet dine dayalı bir şey mi yapar? Devletin hukuku ve hükmü mü değişti haberimiz mi yok bizim?
Hazret-i Âişe annemize demiş ya, kurbanını keserken başında mıdır?
Hazret-i Âişe annemize demiş ya, kurbanını keserken başındadır. Kurbanını keserken başındadır. İbâdet. Zekatımı ben kendim veririm, güvendim bir kimseye veririm. Bitti. İbâ, yeter, aldandımız. Bir dergaha gittiğimi, selamun aleyküm. Bir dergaha gittiğimi, üstadımın ismini söylediğim de senin şeyhin, yalancı şeyh değil, kendisi yanacak arkasında da sizi de yakacak demişti.
Meselenin özü ne?
Devletin şu anda anayasası veya hukukunun hemen hemen hiçbir bölümünde İslâm hukuku ile alakası ve bağlantısı yok. Birisi Türkiye Cumhuriyeti devleti İslâm devleti değil dersi suç işlemiş olur. Veya burada birisi İslami bir hukuk var. Bu İslâm hukukuna uygun derse devletin işleyişini normadi dini bir hukuka dini bir fikriyata işletmekten suç işlemiş olur. Kendinize gelin Allah muhafaza eylesin inşallah. Ben yanmaktan veya sorgulanmaktan korktumdan değil meselenin özünü söylüyorum. Meselenin özü ne? Meselenin özü şu arkadaşlar Türkiye Cumhuriyeti devleti bir İslâm devleti değil. Hukuku da İslâm hukuku değil. Bunu kim böyle söyler derse böyledir derse suç işlemiş olur.
Hazret-i Ömer Efendimiz’in maaş sistemi nasıl çalışıyordu?
Hazret-i Ömer Efendimiz dul ve yetimlere maaş bağlamıştır. Hazret-i Ömer Efendimiz doğan çocuklara belli bir yaşa kadar maaş bağlamıştır. Hazret-i Ömer Efendimiz yapıyor bunu. Her doğan çocuğa maaş bağlıyor devletten. Her doğan çocuğa. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Medîne döneminde ne kadar dul ve yetim varsa hepsinin de babası hükmünde. Hadîs-i şerifte var ya ben sizin babanız hükmündeyim diye. Kimin ne ihtiyacı varsa gelip benden istesin, gelip bana söylesin.
Neseb, mülkiyet ve devletin arazisi arasındaki ilişki nedir?
Neseb, Mülkiyet ve Devletin Arazisi. Yaklaşık 5000 tane birine çocuğun babası hükmünde. bütün bu spermle sonradan dölleme yapılacak olanlara kendi spermlerini vermiş adam. Ortalık ayağa kalktı, ört bas ettiler. Bu çünkü neden? Teşvik ediliyor. Neden teşvik ediliyor? kocaya ihtiyaç duymadan çocuk sahibi ol. Kadına ihtiyaç duymadan çocuk sahiby ol. Kiralık anneler bul, kiralık anneden çocuk sahibi ol. Çocuk mu? Al çocuk sana. Veyahut da savaşlarda ne bileyim her şeyde kahnevan olmuş kimsesiz çocuklar var. Onlara sahip çık. Onlara normalde baba hükmünde ol gibi nesep ve aynı zamanda zürriyeti korumuyor, muhâfaza etmiyor bugünkü sistemler. İslâm diyor ki namus ve nesep emniyetini, akıl emniyetini, mal emniyetini koruyor.
İslâm’da mülkiyet ve mal emniyeti nasıl korunur?
Devlet bir başkasının malını haksız yere almayacak. Güçlü olan kurum, kuruluşlar bir başkasının malını haksız olarak almayacak. Herkesin malını devlet koracak. Mal edinme hürriyeti var. Şimdi mal edinme hürriyeti ve devletin bir kimsenin malına el koymaması deyince aslında burada komünizme cevap veriyor İslâm. Komünizm ne yapıyor? Bütün herkesin malına el koyuyor. Özel bir mal bırakmıyor, özel bir mülk bırakmıyor. İslâm buna karşı çıkıyor. Diyor ki hayır bir kimsenin malı var ise o malını sen konamazsın ancak bir kimse tarlasını işlemiyorsa. Bu çünkü kamuayet bir şey. yüz dönüm yeri var adamın, yüz dönüm yerini ekip biçmiyor. Onun Hanefîye göre belli bir senesi var. 7 sene mi 3 sene mi ne olması lazım şimdi tam aklımda değil.
İslâm’da tarım ve arazi tahsisi nasıl yapılır?
Onun belli bir senesi var. Belli bir sene eğer oraya ekip dikmiyorsa devlet o tarlayı alıyor ekip dikecek olanı veriyor. Diyor ki sen ekip dikemiyorsun ekip dikecek olanı veriyorum diyor. Sebep çünkü İslâm’da üretmek var. Bütün her şey üretime tabi olması lazım. Bütün her şeyin üretimde kullanılması lazım. Mesela eski köylerde yaylalar vardır. Devlet hayvanlarını insanlar otlasın diye sahipsiz araziler İslâm hukukunda devlete aittir. Bir arazanın sahibi yok orası fethedildi arazinin belli bir bölümü sahibi yok. Bir oranın 1. derecede sahibi devlettir. İki bunu Osmanlı’nın sonradan farklı bir şekilde uygulamıştır. sipahiler var ya orada belli bir tarlayı veriyor orada bir kimse. O da belli bir asker bakıyor orada.
İslâm’da devletin yöneticilerinin şartları nelerdir?
Bu konuda en önemli şey mesela Dâru’l-harb fıkhıyla alakalı ilgilenenler bunun üzerinde çok önemli durmuşlar. Ve mesela İbn Âbidîn’den tutun da, el-İhtiyâr’dan tutun da, Dürer-Görer’den tutun da, İkicilt Emânet ve Ehliyet’ten tutun da, yönetimle alakalı hanefilerin, İmam-ı Maturide’ye dahil buna. Bunların hepsi de Müslümanların yöneticilerinin muhakkak kendilerinden İslâm olmalarını öngörmüşler. Bir Müslüman olmayan bir kimse Müslümanların başında devlet başkanı olması mümkün değildir. Bu olmazsa olmaz bir şarttır. Bakın bu olmazsa olmaz bir şarttır. Bir Müslümanın başındaki devlet başkanı muhakkak Müslüman olması gerekir. Muhakkak Müslüman değilse o Müslümanın devlet başkanı değildir.
Fıkıh ve ictihâd mekanizması nasıl çalışır?
Fıkıh ve ictihâd mekanizması, Kur’ân ve Sünnet’e dayanarak çalışır. Bir konuda anlaşmazlık çıktığında, öncelikle Kur’ân’a bakılır. Bulamazsa Sünnet’e bakılır. Bulamazsa ictihâd edilir ve fıkıh çıkarılır. Bu mekanizma, İslâm yönetiminde anlaşmazlıkların çözülmesinde önemli bir rol oynar. Devlet idarecileri, anlaşmazlıkların içinden çıkamazlarsa fıkıhçılar ve zikir ehlinin ilgisine başvururlar. Bu süreç, İslâm hukukunun uygulanması ve anlaşmazlıkların çözülmesinde kilit bir öneme sahiptir.
Zarûret fetvâları, zaruretten dolayı fâiz vermek caiz olup olmadığını tartışmakta mıdır?
Zarûret fetvâları, zaruretten dolayı fâiz vermek caiz olup olmadığını tartışmaktadır. Zaruretten dolayı fâiz vermek caiz değildir. Fâiz faizdir, her fazlalık da faizdir. Hadislerle sabit. Cemil’in bana 5 lira borcu var. Cemil zamanında ödeyemedi ben onu 6 lira yaptım. Bunun şimdi günün fâizcileri diyor ki bunu enflasyon miktarı kadar buna fazla ödeyebilir. Bakın enflasyon miktarı kadar buna fazla ödeyebilir. Bir borç alacak meselesi vardı bizim eski dervişlerle alakalı. Dedim ki bu parayı benden istemeye hakkınız yok. Onlar dediler ki var. Var diyorsanız öderim önemli değil dedim. Hatta bana dediler ki gel imam müftülüğe soralım. Dedim bu işin içerisinde bir şey var. Gittik müftülüğe. Günün şimdi ismini söylemeyeyim. Merkez vaizi Hamdi Döndüren’e soruyor. Hamdi Döndüren’e sorma dedim. Böyle durdu. Neden dedi? Hamdi Döndüren dedim diyecek ki dedim enflasyon miktarı kadar fâiz alabilirsin. Hiç sorma ben de onun dedim kitabı var. Gel dedim el-Hidâye’yi götürdüm koydum orta yere. Buna göre fetvâ ver. Bunun zamanın merkez vaizine söylüyorum Bursa’da. Yaşadığım olayı anlatıyorum canlı. El hidayeyi götürdüm koydum önüne. Ben buna göre hüküm istiyorum senden dedim. Hamdi Döndüren’den istemiyorum dedim. Ama Hamdi Döndüğer hocamız şöyle fıkıhçıdır böyle fıkıhçıdır. Canım kardeşim. Ben el hidayeden, ben Dürer gürerden, ben İbn Âbidîn’den, ben el-İhtiyâr’dan, ben Fetâvâ-yı Hindiyye’den sana fetvâ istiyorum dedim. Yok tezgah hazır. Kim? Hamdi Döndüren’den. Telefona istedim. Dedim biliyorum söyleyeceğini. Böyle bakıyor bana şimdi sen çok mu biliyorsun? Dedim öyle bakma hocam biliyorum dedim. Hamdi Döndüren’in dedim kitabı var bende. Onun şimdi diyecek ki size dedim ben. Size diyecek ki bu fazlalığı vermesi lazım diyecek dedim. Telefon açtı. Hocam bir problemimiz var bize yardımcı olabilir misiniz? Tabii dedi. hocam şöyle o geçen bana anlattığın mesele mi dedi. Bunu söyledi ya ses açık. Hocam ses açıktı dedi. Geçmiş olsun dedim ben. Öbür günün omuzuna vurdum. Bu parayı vereceğim sana merak etme dedim.
Fâiz nedir ve neden helâl olmamalıdır?
Fâiz, bir kimse örneğin 10 tane sarı lira borçlandı, 10 tane sarı lira olarak öder. Bugün sarı lira 5 liraydı, o gün 15 liraydı. Bu fâiz olmaz. Çünkü mesela bu Osmanlı ulemasının da bu noktada verdiği fetvâ var. Bu hadîs şerife dayanıyor zaten. borçlanırken iyi hurmanın karşılığı yine iyi hurmadır. İyi hurmanın karşılığı kötü hurma değildir. Hadîsle sabittir bu. Veya kötü hurma, bir kimse iki ölçek kötü hurma verip, bir ölçek iyi hurma alamaz. Aradaki faizdir bunun. Bakın dikkat edin. Hadîsle sabittir bunlar. iki ölçek kötü hurmayla siz kötü hurmayı verip bir ölçek iyi hurma alamazsınız. Aradaki fark faizdir. Hadîsle sabittir bu.
Fâizin helâl olmamasının sebepleri nelerdir?
Helâlâ rahmet tevhîd. Bir de devletle bağlantılıysa bir kurum, devlet bizim İslâm devleti değil zaten. Kabul etmiyorlar ki. Bizim devletimiz ne o? Layık, demokratik, insan haklarına dayalı bir hukuk devleti. Tanımlaması bu. İslâm devleti değil. O ilk anayasa da vardı İslâm devleti diye. Onu lav ettiler, kaldırdılar. O yüzden Hanefîlere göre fâiz hükmünde olmuyor. Mesela vergi dairesi yatırmadın, fâiz işletiyor. Onda bu sefer sen sorumlu olmuyorsun ondan. harbî olarak baktığın eğer Müslümansa bakamazsın. sen şimdi onura öyle bakamazsın. Kurum olarak bakabilirsin evet. Mesela ben vergi dairesinden bir alacağım olunca ben faiziyle beraber alabilirim ondan. Caizdir.
Fâizin helâl olmaması neden İslâm devletiyle ilgilidir?
Bir de devletle bağlantılıysa bir kurum, devlet bizim İslâm devleti değil zaten. Kabul etmiyorlar ki. Bizim devletimiz ne o? Layık, demokratik, insan haklarına dayalı bir hukuk devleti. Tanımlaması bu. İslâm devleti değil. O ilk anayasa da vardı İslâm devleti diye. Onu lav ettiler, kaldırdılar. O yüzden Hanefîlere göre fâiz hükmünde olmuyor.
Fâizin helâl olmaması neden bir kimse için zararlıdır?
Fâiz parası tatlı geliyor millete harâm. Adam oturduğu yerden hiçbir iş yapmadan kazanacak çünkü. Öbür türlü üretecek o kimse satacak, koşturacak mücadele edecek. Helal para kazanmak kolay değil. Mesela adam mal dedi. Para satıyor adam. Evet. Peki aldığımız fâiz parasını nasıl kullanmak gerekir? Oldu ki birer gidayarısından veya devletten. Bu şekilde. Ben çatır çatır yerim.
Fâiz nedir?
Veya kötü hurma, bir kimse iki ölçek kötü hurma verip, bir ölçek iyi hurma alamaz. Aradaki faizdir bunun. Bakın dikkat edin. Hadîsle sabittir bunlar. iki ölçek kötü hurmayla siz kötü hurmayı verip bir ölçek iyi hurma alamazsınız. Aradaki fark faizdir. Hadîsle sabittir bu. Buradan hareket ederekten Osmanlı uleması şu fetvayı veriyor. Kağıtla borçlananlar kağıtla altınla borçlananlar borçlarını altınla ödeyecek diyor. Hüküm çıkarıyorlar.
Fâizin hesaplanması nasıl yapılır?
Buradan hareket ederekten Osmanlı uleması şu fetvayı veriyor. Kağıtla borçlananlar kağıtla altınla borçlananlar borçlarını altınla ödeyecek diyor. Hüküm çıkarıyorlar. Bu iyi hurma kötü hurmadan çıkarılan hüküm bu. O yüzden normalde mesela siz 24 14 ayar borçlanıp 24 ayar ödeyemezsiniz. Aradaki şeye fâiz olur. İkisinin de adı altın. Birisi 14 ayar, birisi 22 ayar. Siz 14 ayar borç alıp 22 ayar ödeyemezsiniz. Bu da fâiz olur. Miktar aynı. Ama kalitesi aynı değil. O yüzden yine fâiz olur. Ama 24 ayar altın aldınız 24 ayar altın olarak ödediniz. Bunda bir sıkıntı yok. Fazlalık da yoksa bir sıkıntı yok.
Fâizin caizliği nasıl değerlendirilir?
Evet. Kitabı bu tevhîdi var. Yazarını bilmiyorum aklımda değil. Nasıl nasıl? Bu şöyle bir şey. Şimdi İsmail’e ben, İsmail benden 20 lira borç aldı. Ondan sonra getirirken bana 25 lira getirdi. Örnek. Şimdi ben de ben de 20 lira borç aldım. Şimdi ben de ben de 20 lira borç aldım. Şimdi ben de ben de 20 lira borç aldım. Şimdi ben de ben de 20 lira borç aldım. Şimdi ben de ben de 25 lira getirdi. Örnek. Ben istemedim 25 lira. O 25 lira getirdi. Buna fetvâ vermişler. Bu demişler bu fazlalık kendiliğinden olduğu için caizdir demişler. Bu kendiliğinden olduğu için caizdir demişler. Görmemişler onu. Evet. O kendiliğinden hediye babından 25 lira getirdi. Veya 20 lira para getirdi. 5 liralık da altın getirdi.
Siyasal İslâm nedir?
Siyasal İslâm, İslam hukukunun siyasi uygulamalarını ve devlet yönetimi ile ilgili kavramlardır. Bu kavramlar, İslam toplumunun düzenini ve yönetimi için gerekli olan siyasi kuralları ve uygulamaları içerir. Siyasal İslâm, İslam hukukunun siyasi yönünü ele alır ve devletin yönetimi, emirlerin (Ulu’l-Emr) rolü, hukukun uygulanması gibi konuları kapsar.
Ulu’l-Emr nedir?
Ulu’l-Emr, İslam hukukunda devlet başkanını ifade eder. Bu kavram, İslam toplumunun yönetimi ve hukukun uygulanması açısından önemlidir. Ulu’l-Emr, devletin yönetiminde etkili olan kişi veya kişileri ifade eder. Metinde, Ulu’l-Emr kavramı, İslam hukukunun siyasi uygulamaları ve devlet yönetimi ile ilgili tartışmalarda yer alır.
Fıkıh nedir?
Fıkıh, İslam hukukunda, toplumun düzenine uygun şekilde yaşamayı ve toplumda yer almayı ifade eder. Fıkıh, toplumun düzenine uygun şekilde yaşamayı ve toplumda yer almayı ifade eder. Metinde, fıkıh kavramı, İslam hukukunun toplumsal düzeni ve toplumda yer alma hakkını eleştirmektedir.
İmâm-ı A’zam’ın siyasi fikri nedir?
İmam Azam’ın bir neymiş iktidar sahiplerinin sunmuş olduğu tüm imkan, şöhret, makam ve mevkii hakikat ve adalet uğruna reddetmiş iktidarların adaletsizliklerine eklemli bir bilgi yerine emir sahiplerinin tüm yanlış icraat ve keyfi uygulamalarına karşı aktif bir muhalefet sergileyerek doğru muhalefeti canıyla ödemiş bir fakir ve âlim insandır. Ebû Hanîfe. Ebû Hanîfe emevilerin o devleti yönetirken haksızlıklarına zulümlerine emevilerin ve Abbâsîlerin devlet başkanlarının ve yönetim biçimlerinin Kur’ân ve sünneti uymayan bütün noktalarına varıncaya kadar hepsine de karşı duruş, karşı bir muhalefet yapmıştır ve bu noktada da sonunda şahâdet şerbeti’ni içmiştir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
İmâm-ı A’zam’ın siyasi mücadelesinin neden sünni dünyada göz ardı edildiği?
Sünniyiz ve Hanefîyiz diyenler, Ebû Hanîfe’nin duruş noktasını ya anlayamıyorlar, ya anladıkları halde işlerine gelmiyor ama onun yolunu takip etmiyorlar. Ebû Hanîfe, diğer imamlar gibi kendi sağlığında mezheb kurmamıştır. Ayrıca, İmâm-ı Mâlik de İmâm-ı A’zam’ın yolunu takip edememiştir. Bu nedenle, İmâm-ı A’zam’ın siyasi mücadelesinin sünni dünyada göz ardı edildiği söylenmektedir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
İmâm-ı A’zam’ın siyasi fıkhının en önemli dinamikleri nelerdir?
İmâm-ı A’zam’ın siyasi fıkhının en önemli dinamikleri adalet, şûrâ ve rıza merkezi bir yönetim anlayışı, zulme rıza göstermeyen muhalefet ve hakparest duruşu, hayatı pahasına da olsa doğruyu ve hakikati dile getirmekten korkmayan tâvizsiz tutumdur. Bu tutum, iktidar sahiplerinin Ebû Hanîfe’nin muhalefetini susturmak ve meşhuriyetlerini sağlamak adına sunmuş oldukları her türlü imkan, para, makam, mevki, şöhret, zenginlik ve itibar tekniklerini hakikati savunma ve ayakta tutma ideali uğruna red etmiştir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Ebû Hanîfe’nin Emevî ve Abbâsî halifelerine karşı muhalif tutumu neden olmuştur?
Ebû Hanîfe’nin Emevî ve Abbâsî halifelerine karşı muhalif tutumu, onların zulme sapan, adaletsiz ve keyfi yönetimlerine karşı muhalefet etmesi ve bu yönetimlere karşı dururken ahlâk, adalet, hakkaniyet, liyâkat, vicdân ve erdeme dayalı bir muhalefet tutumu sergilemesi nedeniyledir. Ayrıca, onların saltanat düzenine alet olmaktan kaçınmak ve hukuki siyasetten bağımsız bir yönetim modeli tercih etmesi de bu tutumun temel sebeplerindendir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Ebû Hanîfe’nin siyasi fıkhının gelişimine etki eden faktörler nelerdir?
Ebû Hanîfe’nin siyasi fıkhının gelişimine etki eden faktörler arasında, onun siyasi mücadelesinin sünni dünyada göz ardı edilmesi, İmâm-ı Mâlik’in onun yolunu takip edememesi, İmam’ın siyasi mirasının aktarılmasının engellenmesi, İmam’ın siyasetine ve muhalif hayatına talip olan öğrencilerinin olmaması, ve iktidar sahiplerinin onun muhalefetini susturmak ve meşhuriyetlerini sağlamak adına sunmuş oldukları imkanları reddetmesi yer almaktadır.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Kamu mallarının kullanımı konusunda Ebû Hanîfe’nin görüşü nedir?
Ebû Hanîfe, kamu mallarının gayrimeşr-i kullanımı, halifeliğin hükmünü geçersiz kılmaktadır. Yabancı devletlerden halifeye gönderilen hediyelerin halîfenin kişisel mülkü olması caiz görmemiştir. Kamu malının halîfenin şahsi ihtiyaçları için kullanılmasına ve hediye olarak sunulmasına karşı çıkmıştır.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Zâlim bir yöneticinin varlığı, adaleti tesis etme amacı ve isyana teşebbüsünün rasyonel temellerini oluşturmaktadır mı?
Zâlim bir yönetimin varlığı, adaleti tesis etme amacı ve planlı bir organizasyon, isyana teşebbüsünün rasyonel temellerini oluşturmaktadır. Ebû Hanîfe’ye göre zâlim bir yöneticiye karşı isyana teşebbüs etmenin üç temel şartı vardır.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Zâlim bir yöneticinin yerine geçebilecek adil ve erdemli bir yöneticinin varlığı, isyanın planlı ve organizeli bir şekilde gerçekleşerek başarıya ulaşabilme şansının olması ve isyanın halkın yararı ve iyiliğine odaklanıyor olması, isyanın caiz olup olmamasına bağlı mı?
Zâlim bir yöneticinin yerine geçebilecek adil ve erdemli bir yöneticinin varlığı, isyanın planlı ve organizeli bir şekilde gerçekleşerek başarıya ulaşabilme şansının olması ve isyanın halkın yararı ve iyiliğine odaklanıyor olması, isyanın caiz olup olmamasına bağlıdır. Ebû Hanîfe, isyanın bu şartları taşıması gerektiğini ifade etmiştir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Yargının bağımsızlığına dair Ebû Hanîfe’nin görüşü nedir?
Ebû Hanîfe, yargının bağımsızlığına inanır. Ona göre yargının hükümlerini halîfe bile kabul etmeli, yargı üzerinde baskı kurmaya çalışmamalıdır. Adalet sadece böyle tesis edilebilir. Hukuk erbabının fakihlerin verilen hükümler lehine veya aleyhine konuşması yasaklanmamalıdır.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Ulemâ rolü ve özellikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ulemâ, İslam dünyasında devlet yönetiminden korkusuz şekilde ictịhâd edecek, yeniden olmayan bir şeye, yeni bir şeye hüküm getirecek bir kimse olmalıdır. Ulemâ, Kur’ân ve Sünnete hakim olmalı, câhil, cühelâ bir kimse ümmetin başına geçemez. Ulemâ, siyasi emir sahiplerinden bağımsız, İslâm’ın kendine ait bir sistemiyle yönetilmelidir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Mesela devletten maaş alan ilim ehline hiç mutaber görmemişler?
Hanefîler şey noktasında yöneticilere el pençe duran ilim ehline hiç mutaber görmemişler zaten. Mesela devletten maaş alan ilim ehline hiç mutaber görmemişler. bir kimse devlet memurluğu yapabilir belki de bir yerde ama o ulemâ hükmünde ise onun devletten maaş almasını çok uygun görmemişler.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
İmâm-ı A’zam’ı takip eden ulemâ bunu böyle caiz görmemiş?
Çünkü Hanefilerin ortak görüşü bu. Günün birinde siz umerâ’nın emrine girebilirsiniz. Bunu uygun görmemişler. mesela bir sûfî bir umerâ’nın yönetimine girmemiş hiç. Şeyhler. örneğin bir şey efendi bir devlet erkanının yönlendirmesini ve yönetmesini kabul etmemiş. Eğer o devlet erkanını zulmediyorsa ona söylemiş sen zalimsin. Veya da sen şöylesin. Veya sen böylesin demiş ona. Şey, sûfîler. Mesela hiçbirisi de bir devlet erkanının ayağına gitmemiş. Bir şey istememişler onlardan.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam
Namazda vesvese gelmesi durumunda ne yapılmalıdır?
Namazdaki vesveselerden çok korkuyorum ve kasılıyorum. Omzum, boynum tüm gün kasılmış şekilde kaygı içindeyim. O vesveseler yine gelecek mi diye gün içerisinde ve benzeri düşünceler olursa da kasılıyorum, korkuyorum. Siz Perşembe günü imanın göstergesidir, bir zararı vermez dediniz ama bazen de kapılıyorum o sözlere. Çok legal yaklaşıyor. Çoğu zaman benim fikrimi, vesvesemi bilemiyorum, ne yapmam lazım. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, biz namaza Allah farz kıldığı için kılarız. O yüzden namazda bize nasıl vesvese gelirse gelsin hiç nazar itibarı almayız. İki rekat mı, üç rekat mı kıldık diye düşündüğümüzde kendimizce az olan rekatı iki rekat kıldık deriz, iki rekat daha kılarız, dört rekat namazda biteriz. O yüzden normalde her daim bize vesvese gelecek, biz vesveseye itibar etmeyelim.
Namaz ve tespih çekimi sırasında kendini verememe nedeni nedir?
Mürşid Edebi ve Virüs Mutasyonu Ne yapmam lazım, devam et, bu noktada vesveseye uyma, tespihatını çek, duanı et, normalde bağışlamanı yap, Allah yardımcın olsun geçecek inşallah. Günümüzde mürşid-i kamilimizde hangi ölçüde nasıl iletişim kurmalıyız, saygı çerçevemiz ne olmalı. Normalde insani bir saygı çerçeve olacak illaki çok harikulade bir şey olmayacak, muhakkak edeb, adap dairesinde insani bir çerçevede normalde iletişim kurulur, başka bir şey değil. Namaz kılarken odaklanamıyorum, başka şeyler düşünmekten namaz kıldığımı bile unutuyorum. Sonra tekrar fark ediyorum, bu sırada kılmaya devam ediyorum, devam et, namazı bırakma. Önceki sohbetinizde Yecid ve Mecid’in en ufak varlıklar olduğunu, insanları yiyeceği gibi ya da buna benzer sohbetiniz oldu virüsler olabilir mi? Sorun bu âlem alametler, Hz. Mehdi’nin çıkışı yakın mı? Ben Yecid ve Mecid’in çok ufak varlıklar olduğunu hiç söylemedim, hatırlamıyorum. Böyle söylüyorlar, ben öyle söylemedim. Yecid ve Mecid benim için çok ufak varlıklar değil. Bu virüsün normalde Yecid ve Mecid olduğuna da inanmıyorum. Bu insanların başına bir müsvet. Bu sohbet, Mehdi’nin çıkışı yakın mı? Allah bilir, herkes Mehdi’nin çıkışını bekliyor. Mehdi çıktı desek ne yapacaksınız ki? Ne yapacaksınız? Mehdi çıksa namazı kılmayacaksınız mı? Yoksa Meh, çıksa namaz kılacaksınız mı? Boş muhabbet. Hakkınızı helâl edin inşallah.
Vefat eden bir kişinin namazına dair ne söylendi?
Hocam, üç hafta önce babam vefat etti. Onun için bu gece nasıl duâ edebilirim? Normalde onun affı mağfireti için ona duâ edebilirsiniz. Onun için hayır hasanet edebilirsiniz. Selâmünaleyküm hocam. İki sorum olacak size. Birisi babam namazını beş vakit kılan bir insandı. Kendisi üç hafta önce vefat etti. İnşaatta çalışırken vefat etmeden beş on dakika önce namazını kılmış, şehit gitmiş midir? Bir kimse normalde çalışırken veyahut da abdestli bir şekilde, abdestli ölmek şehit hükmündedir. O kadar söyleyin. İkinci sorum ise hocam üç hafta önce babam vefat etti. Sevgili babam için bu gece bunu normalde söyledim. Bazı hastalıkların tedavisinde domuz yağ kullanılıyor. Bu caiz midir? Değildir. Bu ancak şöyle olur. ölümcül bir hastalık vardır. Bu ölümcül bir hastalıkta helâl dairede kullanılabilecek hiçbir şey yoktur. Böyle harâm bir ilaç oluştuysa buna bazı imamlar böyle çok naçar bir kimsenin azası helak olacak veya ölüm söz konusu olacak. O zaman müsaade edenler var ama helâl yoldan hiçbir tedavisi mümkün olmayamış olması lazım.
Farzı zanlı nedir? Vâciple aynı hükümde midir?
Hemen hemen. Kişinin, zâkirinin rüyasında birbirlerine sarılması ne anlama gelir? Maşallah böyle mi rüya tabir edeceğiz artık? Allah iyiyesin inşallah.
Miras kandilini mübarek olsun virüs nedeniyle dindarlara Müslümanlara saldıran bir kitle oldu. Bu düşmancı tavır takınanlara karşı ne şekilde hareket etmeliyiz?
Bu Türkiye’de böyle bir kitle var. esen rüzgardan dahi Müslümanlara sataşan, Müslümanlara bağırıp çağıran olan her hadisede Müslümanlara laf söyleyen, Müslümanlara değişik iftiralar atan bir kitle var. Hatta geçenlerde birisi demiş ya bu virüsle alakalı şifaya gitsinler. Tillo’daki şey efendiler bunun virüsün ilacını bulur demişler. Ya canım kardeşlerim bu adamlara sesleniyorum. bu virüsü şeyhlerle ne alakası var? Bu virüsü sizler şifasını buldunuz da biz redmettik.
Müslüman vefat ederse bir hastalıktan dolayı vefat ettiğinden dolayı şehit olur mu?
Müslüman vefat ederse bir hastalıktan o hastalıktan dolayı vefat ettiğinden dolayı şehit olur.
Dünya neden bu bela ve müsibetlere hep tuçar kalıyor?
Dünyanın geldiği bu noktayı ama siyasetçiler ama büyük din adamları görmeyip bu şeytani ve nefsani hayata dur demedikleri müddetçe insanoğlu ve dünyanın bütün halkları bu tip bela ve müsibetlere hep tuçar kalacaklar.
Kendimizce kaos planları uyguluyoruz mu?
Kendi kendimize de bu kaos planları uyguluyoruz. Ve kendi kendimize diyoruz ki yok bu virüsü Amerika icadeti, yok bu virüsü Çin icadeti, yok bu virüs bir laboratuvar da icadetildi.
İcadetilmiş olsa dahi Allah’ın rolü nedir?
İcadetilmiş olsa dahi sanki onların arkasında Allah yok. İcadetilmiş olsa dahi sanki onlara müsaade eden Allah değil. İcadetilmiş olsa bile la fâili illallah değil sanki o. Bizde böyle bir de hava oluşturuluyor.
Virüsle mücadele edebilir miyiz?
Hadi Allah’la yarışın, hadi virüse karşılık bir tane siz aşı dahi bulsanız. Bunca zamandan beri ne aşılar bulundu, ne hastalıklar bulundu. Cenâb-ı Hakk yeni hastalıklar üretti. Ve o yeni hastalıkları insanlar kendi yaptıklarıyla ürettiler bir şekilde.
Dünya neden bu virüsün etkisine tepki gösterdi?
Hiç dünya ayağa kalkmayacaktı. Amerika’ya bulaşmamış olsaydı hiç ayağa kalkmayacaktı dünya. Veyah, da İngiltere’ye bulaşmamış olsaydı hiç ayağa kalkmayacaktı dünya. Veya Hollanda’nın sağlık bakanı canlı yayında küt tek bayılmamış olsaydı, dünya hiç ayağa kalkmayacaktı.
Zalimlerin kendi refahlarını düşünmesi ne anlama gelir?
Zalimler sadece kendi refahlarını düşünürler, kendi rahatlarını düşünürler. Ne zaman onların rahatları bozuldu, o zaman onlar kendilerince bir titrerler, kendilerine gelirler eğer gelirlerse. Ve normalde onlar zalimliklerini asla geri dönüp tövbe etmeyi düşünmezler.
Cenâb-ı Hakk’ın kurtarıcıları kimlerdir?
Zulmetmeyen, hak ve adalet noktasında duran bir kötülüğe karşı eliyle, mümkün değilse diliyle, o da mümkün değilse, kalbe muhza derekten önlemeye çalışanları Cenâb-ı Hak kurtaracak. Yani, yeryüzünde Allah’ın dinini, hukukunu, hükmünü, yeryüzünde Allah’ın iyi gördüklerini anlatan insanlar olsun diye ve içinizde hâli-i imran âyet 104’te içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun, onlar kurtuluşa erenlerdir.
Kötülüğü destekleyen devletler ne gibi sonuçlar yaşar?
Kötülüğü destekleyen devletler ve helâk. Ama yok, o içinde bulundukları devlet, iyilikleri emretmiyorsa ve kötülükleri destekliyorsa, terörü destekliyorsa, yağmacılığı destekliyorsa, ülkeleri bombalamayı destekliyorsa, fitneyi destekliyorsa, faizciliği destekliyorsa, eşcinselliği destekliyorsa, fuhuşu destekliyorsa, insanları aç açık bırakıyor da, onları hiç düşünmüyor. Sadece ve sadece kendi kazanacağı paraları ve kendi refahlarını düşünüyorlarsa, onlar bu mikroplardan, onlar bu bela ve müsibetlerden başlarını kaldıramayacak.
Müsnet 4, Taksim 103, Teberani, El-Kebir, 20.254 Soru 1. nedir?
Ahmed bin Hanber, Müsnet 4, Taksim 103, Teberani, El-Kebir, 20.254 Soru 1.
Emanet nedir ve insan bu emaneti yüklendiği için mi zalimdir?
Ashab Suresindeki bu ayeti nasıl anlamanız? Biz emaneti göklere, yerküre ve dağlara teklif ettik ama onlar bunu yüklenmek istemediler. Onlar korktular ve onu insan yüklendi.
İslam hukukunun uygulanmasıyla ilgili ne söylenmektedir?
Darül harpte İslâm hukuku yoktur. İslâm hukukunun olmadığı bütün yerler bu dini bir literatür darül harptir. Çünkü orada İslâm hukuku yoktur. Öyle olunca darül harpteki normalde Müslümanların devletle olan ilişkilerinde veya sosyal hayatında olan ilişkilerinde değişiklikler söz konusu olur. Bunlardan birisi ev kredisi çekmek veya katılım bankaları filan fişman. Bunlar katılım bankaları dedikleri şeyde Türkiye Cumhuriyeti bankacılık yasasına tabi, icra ve iflas hukukuna tabi veya mevcut Türkiye’deki hukuka tabi olan kuruluşlar bunlar benim nezdimde, benim kendimce diğer bankalardan çok farklı bir noktaları yok. O yüzden işte helâl kredi faizsiz mi ki helâl kredi olsun? Hiç fâiz almıyorlarsa, sıfır faizle kredi veriyorlarsa söyleyecek bir lafımız yok. Ama normalde sıfır fâiz değil ise orta yerde fâiz varsa fâiz faizdir.
Ne yazık ki çok takılmalı olurdu.
Sohbetinizi bir kez daha dinleyeceğim. Kusura bakmayın, selametle demiş.
Tekrardan bir süreç değerlendirmesi yapacak mısınız?
Niyet ediyorum hep böyle o zamanlarda niyet ettik 10 yıllık 10 yıllık periyatlar halinde yapalım diye. Ama gel gelelim çok yoğunuz. Bununla alakalı böyle bir ön hazırlık lazım. O yoğunluktan başımızı kaldıramıyoruz. Böyle söz verdiğimiz sohbetler oluyor, sorular, cevaplar oluyor. O yüzden onlara fırsat kalmıyor.
Bursa’nın dışındaki derslere gidiyorum nedir?
Ama Bursa’nın dışındaki derslere gidiyorum. Uzak yakın yerler var. O yüzden zaman bulamıyorum. Hakkınızı helâl edin. İnşallah olur.
Bunları da mı okuyayım şimdi teker teker?
Bu sefer kendi kendimizi meth etmiş gibi olacağız. Evet, bir hayli teşekkür şeyleri var mesajları. Görüntü kalitesini düşürebilirsiniz. Yayın daha akıcı olur. Şu an çok kesinti oluyor.
İçimdeki huzursuzu nasıl dindirebilirim?
Kaldığım yerden devam et benim. Evet. Kaldığımız yerden devam edeceksiniz.
Hazret-i Davut’un kılıncındaki yazıların anlamı ne?
Onu da bilmiyorum. Hakkınızı helâl edin. İnşallah.
Ramazan ayında oruç tutmanın önemi nedir?
Oruç, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, beş vakit namaz kılmak, Ramazan orucunu tutmak gibi İslâm’ın en önemli üç esasından biridir. Oruç, insanın nefsini tezkiye eden, terbiye eden, Allah’a yaklaştıran, Allah’a kulluğunun gösterildiği önemli ibadetlerden birisidir. Yılda bir sefer Ramazân’dan Ramazân’a ama bazen 30 ama bazen 29, 31 olması mümkün değil.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Ramazan ayında oruç tutmanın Allah’a yaklaşma açısından önemi nedir?
Oruç, Allah’a yaklaştıran, Allah’a kulluğunun gösterildiği, insanın nefsini tezkiye eden, terbiye eden önemli ibadetlerden birisidir. Oruçlunun iki sevinci vardır. Bunlardan birisi iftâr ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Allah’a kavuştuğu andır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında mis kokusundan daha hoştur.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Ramazan ayında oruç tutmanın ibadet olarak önemi nedir?
Oruç, hem namazı hem orucu ibadet olarak yerine getirmese de o kimse Müslümanlardan sayılır. Oruç, Allah’a kulluğunun gösterildiği, Allah’a yaklaştıran, insanın nefsini tezkiye eden, terbiye eden önemli ibadetlerden birisidir. Yılda bir sefer Ramazân’dan Ramazân’a ama bazen 30 ama bazen 29, 31 olması mümkün değil.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Ramazan ayında oruç tutmanın aile içi mes’elelerle ilişkisi nedir?
Ramazan ayında oruç tutmanın aile içi mes’elelerle ilişkisi, aile içi mes’elelerin bu ayda nasıl ele alınması gerektiği ve aile içi ilişkilerin bu ayda nasıl düzenleneceği konusunda tartışılmaktadır. Bu konu, aile içi mes’elelerin Ramazan ayı boyunca nasıl ele alınması gerektiği ve aile içi ilişkilerin bu ayda nasıl düzenleneceği ile ilgilidir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Ben şimdi desem ki tefsirde ahkam keseceğim doğru değil mi?
Ben fıkıhçı da değilim. Ben hadisci de değilim. Ben tefsirci de değilim. Ben şimdi desem ki tefsirde ahkam keseceğim doğru değil. Ben desem ki hadiste ahkam keseceğim doğru değil. Ben desem ki fıkıhta ahkam keseceğim doğru değil. Ben desem ki akayette ahkam keseceğim doğru değil. Ama sûfîlik noktasında bildiğimin alimiyim, bilmediğimin talibiyim. Bu ayrı bir mesele. Bakın sûfîlik noktası. Derlerse ki sûfîlik, dervişlik, tarîkat, bu işin batın tarafı, zahir tarafı eyvallah. Gelsin kimle görüşmek, konuşmamız gerekiyorsa oturalım görüşelim konuşalım. Neden? O konuda evet ben derim ki bu konuda kendime de etrafıma da çevreme de yetebilecek noktadayım derim. Ama öbür türlü fıkıhta, hadisti, tefsirde okurum sadece. Faydalanırım, amel etmeye çalışırım. Ama o konunun alimi değilim. O konunun bilirkişisi değilim. Türkiye’de ve İslâm dünyasında en büyük problem bu. Herkes her şeyin bilirkişisi. Herkes her şeyi çok biliyor. Bıktım artık bu çok bilenlerde. Yemin ediyorum bıktım. 33 yıllık İslâm hayatın boyunca ne çektiysek, ne çekiyorsak bu herkesin her şeyi çok bilmesinden çekiyorsun. Sohbetin başında dedim ya, adam ne mezunu, sosyoloji mezunu. Ne eritim üyesi, sosyoloji üyesi. Adam bir kavanoz, devesi diye aldı televizyona çıktı. Sanki hadîs alimi, sanki hadîs hafızı. Sanki bu konuda doktora yaptı, bu konuda eğitim gördü. Diyanet’te o kadar hadîs profesörü varken, üniversitelerde o kadar hadîs profesörü varken, bir sosyoloğun çıkıp da hadisler üzerinde konuşması kadar alçaltıcı bir şey yok. Veya da Diyanet’te, veya da ilahiyatta o kadar tefsir hocaları varken, tefsir profesörleri varken, bazı kimselerin çıkıp, televizyon televizyon dolaşıp, tefsirden bahsetmeleri kadar alçaltıcı bir şey olamaz. Bu son dönemde de koronacılar çıktı şimdi. Ya bütün herkes koronacı. Adam güvenlik uzmanı o da koronacı. Ya adam normalde şey, anketçi o da koronacı oldu. Yoldan geçen koronacı oldu. En sonunda ben de abuzeri yaptım koronacı olarak. Abuzeri dedim abuzer gel, herkes koronacı olmuş, sen de koronacı olmuyorsun dedim. Korona ile alakalı görüşlerini sen de serdedin. Sebep? Ulan ünümüze gelen koronacı olmuş. Bütün adamın başında DR doktor yazıyor koronacı. Adamın başında ekonomist, koronacı adam ya. Televizyonlarda yer gök koronacı. Ya bırakın sağlık bakanı her gün açıklama yapıyor. Yetmiyor mu size? Veya hatta bu konuda bir değişim bu meselesi var. O bilim kurulunda ne kadar profesör varsa hepsi de konuşma yapıyor. Hepsi de ayrı ayrı konuşuyor. Bunlar bilim kurulunda nasıl birleşiyorlar? Nasıl ortak bir karar alıyorlar bilmiyorum ki ya. Ya bir ortak karar almışsınız. Bu milletin kafasını bulandırmayın. O ortak kararı çıkın hep beraber savunun. Ya da konuşmayın kardeşim ya. Milletin kafasını bulandırmayın. Herkes bir laf söylüyor. Herkes bir şey diyor. Ondan sonra neden uymuyor bu insanlar? Canım kardeşim birisi maske tak diyor birisi takma diyor. Birisi maske size zararlı diyor birisi maske faydalı diyor. Kendim dinliyorum bunları. Kendim internet’teki haberlerinden izliyorum. Allah’ım diyorum ya bu millet neyi tutacak? Ne yapacak? Maske mi taksın takmasın mı? Ellerini 20 saniye mi yıkılsın 28 saniye mi yıkılsın? Yok yetmedi 38 saniye mi yıkılsın? Yeterin ya. Gerçekten herkes her şeyi çok biliyor. En büyük sıkıntı bu. O yüzden Ramazân ayı da bir cuma meselesi tutturdu millet gidiyor şimdi. Cuma saatinde bir ses gelecek. Gelmeyince ne olacak? Bu normalde bu hadîs değil. Bu hadisi yayanlar var ya bu hadisi normal bu sözü hadîs diye yayanlar. Yarın öbür gün mahşerde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin huzurunda ne diyeceksin? En büyük yalancı sen oldun şimdi. Sebep buharda yok, müslümde yok, Tirmizî de yok, İbn Mâce da yok, Tabarani de yok, Hakim de yok. Ondan sonra imamı Hanbel de yok. Yok daha yeni hepsine baktım çünkü. Bütün oruçla alakalı hadislerin hepsini daha yeni inceledim. Böyle bir hadîs yok. Ne yapacaksın? Rudani’de bile yok. 14 hadîs kitabının toplumu 10. Rudani’de böyle bir hadîs yok. Bunu uyduran kimse, Bunu yazan kimse, Yarın öbür gün bunun hesabını nasıl verecek ya? Hadîs diye söylerse. De ki filanca evliyâ bunu rüyasında görmüş. Evliyayı bağlar ya. Filanca velî bunu rüyasında görmüş. Velî’yi bağlar. Kimseyi bağlamaz. Bir kimsenin gördüğü rüya birinci derecede onun kendisini bağlar. İkinci derecede ona inananlara bağlar. Biz ezanı sahabenin rüyasında öğrendik. Evet, Hazret-i Peygamber Salolü Aleyhi ve Selam Hazretleri o sahabenin rüyasına inandı. Onu kabul etti. Onu tahsil etti. Ve biz ezanı öyle dinliyoruz şimdi. Kıymetli dostlar bu işler öyle boş bedava değil. Bir kimse bir söz çıkarıyor ortaya. Allah muhafaza eylesin. diyorlar ya bir deli bir taş atıyor ortaya. Kırttan akıllı çıkarmaya çalışıyor diye. Böyle bir şey. Hadîs olduğunu bilmediğiniz sözleri hadîs diye yazmayın. Bilmiyorsun. Hadîs diye yazma. Kendi sözün olarak da yazma. Twitter’da, orada burada, Facebook’ta, orada burada paylaşıyorsun. Tırnak içerisine al. De ki sözün sahibi belli değil. Eyvallah ya. Sözün sahibi belli değil. Sözün sahibini biliyorsan onu da yaz. Kim? Ahmet de, Mehmet de, Hüseyin de. Kimin bu söz? Ona da sahiplenme. Sebep? Çünkü yine hırsızlık yapıyorsun. Başkasının sözünü kendi sözün gibi aktarıyorsun. Aktarma. Başkasının şiirini kendi şiirin gibi aktarma. Başkasının doğrusunu kendi doğrun gibi aktarma. Sözün sahibini de ki bu söz filancaya aittir. Bu onun görüşüdür. Bu onun düşüncesidir de. İmâm-ı A’zam’ın vermiş olduğu iştah adı kendini iştah adın gibi aktarma. De ki bu İmâm-ı A’zam’ın iştah adıdır. De ki bu İmam-ı Muhammed’in iştah adıdır. De ki bu İmam Yusuf’un iştah adıdır. De ki bunu Serahsi’de okudum, mepsudunda. De ki bunu El-Hidayet’e okudum. De ki bunu Buhârî’de okudum. De ki bu Buhârî hadisidir. De ki bu İbn Mâce hadisidir. De ki bu Tirmizî’nin hadisidir. Allah muhafaza eylesin bizi. De ki bu Abdülkadir Geylana Hazretleri’nin sözüdür. De ki bu Hazret-i Mevlânâ’nın sözüdür. De ki bu Ahmet el-Rufa Hazretleri’nin sözüdür. Bu seni alçaltmaz, yüceltir daha. Seni yüceltir. Asıl başkasının sözünü kendi sözün gibi aktarmak seni alçaltır. Hadîs Teyidi, Rüyâ Yorumu ve Vird Allah bizi onlardan eylemesin inşallah. Selamun aleyküm. Duyduğumuz, okuduğumuz her hadisi sahi mi kabul etmeliyiz? Normalde ben duydum, okudum derken kendimce ben de Rudani var. Örneğin Kütüb-i Sidd’e var. Hemen hemen Buhârî, Müslüm, Tirmizî, İbn Mâce, Ebû Dâvûd, İmam Hanbel, Taberânî bayağı hadîs kitabı var bende. Allah affetsin. Böyle söylemek istemiyorum. sahih hadîs kitaplarının hemen hemen hepsi de var. Ben onlardan okurum, onlardan faydalanırım. Ben onlardan, onlar sahih diyorsa sahihdir. Örneğin zayıf diyorlarsa zayıftır. Bunları ben sohbet ederken zayıftı, sahihdi değil de ayırt etmek istemiyorum. Bunlar çünkü alimlerin işi. Onlar ayırt edecekler. Benim işim değil. Ama duyduklarım olarak değil. Ben okuduklarıma bakıyorum. Ben kendimce incelediklerime bakıyorum. İnternete çok farklı söylemler olabilir. Şüphelenmek kötü mü? Ben şüpheleniyorum. O yüzden ben internetten hadîs bakmıyorum. İnternetten kolay kolay fıkıh bakmıyorum. Biraz vaktim alıyor belki de. Ama oturuyorum kendim inceliyorum. Kendim bakıyorum. Olmuyor kapatıyorum kendimi büroya. Büroda var çünkü hadîs kitaplarım. Burada da var. Büroya kapatıyorum kendimi. Oradan bakıyorum zamanım alıyor. 3 saatimi 5 saatimi alıyor. Ama doğru olduğuna inanıyorum. Sonradan çıkan uydurma hadisi var mıdır? Muhakkak vardır. Neden olmasın ki? imamlar oturmuşlar cidcid sonradan uydurma olan hadisleri de tasnif etmişler. Öyle bir iki ciltlik eser geçmişti elime. Bakmıştım orada uydurma hadisleri normalde. Olabilir. Ama bu benim ilim dalım değil. O yüzden bu konuda çok fazla bir şey söyleyebilecek noktada değilim. Ankara’dan selamlar ve aleyküm selam. Efendim yayın şu zamanda bizlere ilaç gibi ve her ders yeni eklenen özellik çok güzel. Allah razı olsun. Sağlığınıza afiyet daim olsun. Allah’ın derslerimize bereket olsun inşallah. Hayırlı geceler. İnşallah teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm. Velî zatların zaman, olay veya şahıslar üzerinde zahiri manada bir tasarrufu var mıdır? Müdahale edebilir mi? Saygılar, hürmetler. Normalde tasarrufu yok dersek velilerin tasarrufunu inkar etmiş oluruz. Müdahale edebilirler mi? Allah izin verdiği müddetçe müdahale edebilirler. Ama bunlar manevi boyutta, metafizik noktada geçerli olur. Metafizik olarak bunlar tecellî eder. Bunlar zahire de tecellî eder mi? Zahire de tecellî eder. Bunun zahir boyutu da var mıdır? Vardır. Bunları yok kabul edemeyiz. Yok kabul edersek bu sefer velilerin üzerine verilmiş olan tasarrufu var mıdır? Yok kabul ederiz. Buradan yol açılır. Bu sefer Peygamber’in mucizeleriyle de alakalı böyle bir kapı açılır. Peygamberlerde görülen mucizeler haktır. Velilerde görülen tasarruf veya velilerde görülen harikulade bu tip hallerde keramet diyoruz biz buna. Bu da haktır. Bunlarda veliler müdahale edebilirler, edemezler. Edemezler, ederlerken kendi zahir akıllarıyla mı yoksa kalbi akıllarıyla mı müdahaleler bunlar farklı konular. Selamun aleyküm. Hayırlı Ramazanlar diliyorum. İnşallah pazartesi Perşembe oruç tutanlar. Cuma oruçlu olacağımızdan Perşembe oruçlu olalım hayırlı geceler. Bu konuda Hazret-i Peygamber’in hadisi şerifi var. Hanefiler kendilerine onu ölçü almışlar. Biz Ramazân Arifesi günü oruç tutmayız. Çünkü Şaban ile Ramazân orucunu birleştirmeyiniz diye hadisi şerifi var. Hatta bir kaç gün öncesinden bırakıldığına dair hadisi şerifi var. O yüzden Hanefî mezhebinde olanlar Ramazân oruca başlayacaklarından iki üç gün önce orucu bırakırlar. Hiç olmazsa son günü ayırt ederler Ramazân Arifesi’nde oruç tutmazlar. Selamun aleyküm. Hayırlı geceler. İzmir’den Erdem. Aleyküm selam Erdem. Allah gecenin hayır etsin inşallah. Hatem-ül Velî makamı vardır demiştiniz. Evet Hatem-ül Velî makamı vardır. Bu konuda da bütün ehli tasavvuf ittifak halindedir. bunu Normade Sûfî dairesinde olanların hepsi de bunu kabul ederler. Rahmetli Ömer Öngüt isimli zatın taraftarları kendisinin Hatem-ül Velî olduğunu iddia ediyorlar. Bu konu ile ilgili görüşünüz nedir? Eğer bu kişi değilse bu makamın alameti var mı? Hürmetlerimi arz eder, ellerinizden öperim. Kıymetli Erdem kardeş, şahısların üzerine çok konuşmak istemiyorum. Ben bunu böyle bir genel doğru olarak söyleyeyim. İmam-ı Terimizin’in de bu noktada hem kendi sözü var hem nakilleri var. İmam-ı Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri’nin bu konuda tespitleri var. Ehli Sûfî’nin Gazâlî-Arabî ekolinde bu muhakkak vardır. Bir kimsenin kendi üstadını Hatem-ül Velî görmesi son Velî, Velî’likte kapının sonu artık, bundan sonra Velî gelmeyecek diye görmesi o dervişlerin kendi haklarıdır. Ben öyle söyleyeyim. Gülümsüyorum hakkınızı helâl edin. Çünkü her dönemde bu tip şey efendiler, üstadlar kendilerinin Hatem-ül Velî olduğunu iddia etmişler, söylemişler. Ve bir kısım dervişler de bunlara inanmışlar. Ve inandıkları için kendi şeyhlerinden sonra bir daha Velî gelmeyeceğini, şeyh gelmeyeceğini inanmışlar. Ve bir yere intisâb etmemişler. Ben böyle bir yere intisâb etmemiş çok derviş kardeş tanıyorum. bir daha Velî gelmeyecek diye. Bir daha Velî olmayacak, son Velî bu diye. Örneğin Süleyman Hilmi Tuna’nın hazretleri için de böyle söylerler. Süleyman Hilmi Efendi’nin müritleri, şimdiki müritleri de kendilerince bir şeyhi intisâb etmezler. Derler ki Süleyman Hilmi Tuna son Hatem-ül Velî idi. Örneğin Ömer Öngüt dervişleri diyorlar ki Hatem-ül Velî idi, son Velî idi. normalde Bediüzzaman Sayyidi Nursa Hazretleri’nin bir kısım talebeleri diyor ki o Mehdî idi görevini yaptı. O da Hatem-ül Velî idi. Erbakan Hoca’nın bir kısım talebeleri bana dediler bizatihi. Dediler ki Erbakan Hoca Hatem-ül Velî idi ve aynı zamanda Mehdî idi. Vazifesi bitti. Mehdî filan beklemiyoruz diye bana bizatihi söyleyenler oldu.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Cami ve beytullah’a girmenin ibadetle ilgili olmasının nedeni nedir?
Cami ve beytullah’a girmenin ibadetle ilgili olmasının nedeni, bu yerlerin Allah’ın evi olduğu ve orada sadece Allah’a ibadet edilmesi gerektiğidir. Bu yerlerde edepsiz davranışlar, hata yapmak ve Allah’ın evine uygun olmayan hareketler yapmak, ümmet-i Muhammed’in bu yerlere girememesine neden olmaktadır.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Oruçun Allah’a ibadet olarak neden önemli bir yer tutar?
Oruç, Allah’a ibadetlerden en önemli birisidir. Cenâb-ı Hak, orucun sevabını kendi zatına almış ve oruç tutan kimse için bu ibadetin karşılığını kendisine vermiştir. Oruç, ateşe karşı bir kalkandır ve cehennem ateşini söndürmek için önemlidir. Ayrıca, oruç, geçmiş günahları affetmek ve Ramazan ayının sonunda bayram ettirmek için de önemlidir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Sahur ve iftar anlarının ibadetin bir parçası olması nedeni nedir?
Sahur ve iftar anları, oruç tutan kişinin Allah’la birlikte geçirdiği anlardır. Sahur yemeği sünnettir ve bu an, hem vücuda hem de maneviye şifa etkisi vardır. İftar vakti, oruçlunun ağız kokusunun Allah’ın katında misk kokusu gibi olması ve bu anın Allah’la birlikte geçmesi nedeniyle ibadetin bir parçası olarak kabul edilir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Oruç tutarken ne dikkat edilmelidir?
O sahurda ağız yiyerekten, onun tabiri caizse, açlıkta nefesi kokuyordur. Ağzı yiyin. Oruç tuttuğunuzu hissedin. Şöyle bir diliniz çıksın. Şöyle bir mamurlaşın. Şöyle bir çökün. Vücudunuz şöyle bir çöksün. Vücudunuz şöyle bir dinginleşsin. Çok yemeyin. Orucu uykuya tutturmayın. Orucu yemeye tutturmayın. Oruç tuttum deyip de 12 lira kadar yatmayın. Sabah namazından sonra zikrullâh unutmayın. Gündüz zikrullâh unutmayın. Gündüz tövbeyi unutmayın. Gündüz Kur’ân-ı Kerim okumayı unutmayın. Ve iftâr vakti geldiğinde kimseyle kavga etmemiş, kimseye kötü söz söylememiş, kimseye küfretmemiş, dilini muhafaza etmiş, gözünü muhafaza etmiş, kulağını muhafaza etmiş, elini ayağını muhafaza etmiş.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
İftar vakti ne yapmak gerekir?
Her türlü haramlardan kendini korumuş, iftarı bekliyor. İftarda kim var? Kiminle iftâr edecek? Allah’la iftâr edecek. Allah’la iftâr edecek. Onunla beraber iftâr edecek. Onunla tefekkür et. Öyle oruç tut. Çünkü Hz. Allah hadisi kutsi de oruç tutan hiç kötü söz söylemesini diyor. Ya kimseye sataşmasın, kimseye kavga etmesin, kimseyle tartışmasın, sükunet gelsin ona, sekine insin ona, şöyle bir rahatlasın, kendi kendine huzur etsin, kendi kendine tövbe etsin, kendi kendine rabıta etsin. Allah’a yakin olmanın, daha da yaklaşmanın, daha da yaklaşmanın, daha da yaklaşmanın tadını alsın ve Allah’ı zikretsin.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Ramazan ayında aile içi ilişkilerde ne dikkat edilmelidir?
Sizler de sofrayı yaparken kurun. Beyefendiler eşleriniz de oruç tutuyor. Siz de onlara yardım edin. Çocuklar ayağınıza hizmet beklemeyin. Ev bebeğinleriniz sizin evde hizmetçileriniz değil. Sizler evin kralı ve kraliçesi olmayın. Siz de evin birer bireyi, birer ferdi olun. Sofraya yardım edin. Anne, babanızı yardım edin. Ramazân iftâr sofrası kurulduğunda 10 dakika öncesinden herkes sofraya otursun. Allah’a duâ etsin, Allah’ı zikretsin, nimetlerine baksın, tefekkür etsin, tövbe etsin. Çünkü oruçluğunun iftâr vakti yapmış olduğu duâ geri çevrilmez. Bakın oruçluğunun iftâr vakti yaptığı duâ geri çevrilmez. Ve o oruç günlerinde Ümmet-i Muhammed’i duâ edin. Anilerinize, babalarınıza, eşlerinize, çocuklarınıza, geçmiş sürriyetlerinize, gelecek sürriyetlerinize duâ edin.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Hanefî mezhebinden bir kişi diş dolgunu varsa namazda ve abdestte hangi mezhebi uygulamalı?
Hiçbir şey taklit etmenize gerek yok. Hanefî mezhebinde de normalde diş doldurmak da diş kaplatmak da caiz. O yüzden normalde abdestte şu mezheb namazda bu mezheb diye uğraşmanıza gerek yok. Allah kabul etsin inşallah.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
İki evi olup da borcu olanlara fitre zekât düşer mi?
Kuzenime fitre düşer. O yüzden kuzenine fitre de verebilirsin. Zekât da verebilirsin. Fidye de verebilirsin. İkinci soru. Normalde bir kimsenin beş tane evi olsa ve borcu olsa, borcu hükmünde olduğundan ona da zekât düşer. ona zekât verilebilir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Eğer annesinin babasının kenarda nisat miktarı kadar malı yoksa veya olsa da çocuk ayrı bir bireydir okuyorsa ona ayrı ettiğin zekât ve fitre verilebi midir?
Eğer annesinin babasının kenarda nisat miktarı kadar malı yoksa veya olsa da çocuk ayrı bir bireydir okuyorsa ona ayrı ettiğin zekât ve fitre verilebilir.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
Bir mükelleften İslâm ahkamı ile hükmetmeyen bir devlet 1 milyon ver kaldı. Bu mükellefin bu miktar için ayrıca zekât vermesi gerekmez mi?
Bu mükellefin bu miktar için ayrıca zekât vermesi gerekmez. Çünkü tasarruf hakkı kendi elinde değildir. Ancak mal imtihan için verilmiştir. Bu mallar ile ilgili uhrevi müessüliyet kendi üzerindedir. O devlet bu vergi ile şaraf fabrikası yaparsa o mal sebebi ile bu fiile ortak olmuştur. Zira devletin malı hükmü olarak bütün vatandaşlara ait demektir. Kaynak, emanet ve iyiliğe 1. cilt sayfa 389.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri
İslâm dininde reform, yenilik, değişiklik yapılabilir mi?
İslâm dininde reform ayrı kategori, yenilik ayrı kategori, değişiklik ayrı kategori. Değişiklik yapılması mümkün değil. Değişmez çünkü Kur’ân ve Sünnet belli. Reform dediğimizde bu da mümkün değil. Bunların da değişmesi mümkün değil. Kur’ân, Sünnet meydanda.
Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Ramazan, İbâdet ve Aile Mes’eleleri