Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Aşk ve Sevgi(449) — Sayfa 2/7
Bir kez aşk ile Allâh teşbîhiyse ne ifade eder?
Bir kez aşk ile Allâh: Günâhlar sonbahar yaprakları gibi dökülür.
Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni
Sohbetin ana teması nedir?
Peygamber’den sonra ümmetin nasıl bir naibe muhtaç olduğu izah edilmiş, velîlerin rolü, gül kokusunu gül suyuna banmış olandan alma hikmeti, Allâh’ın zâtının bâtın sıfatlarının zâhir olduğu, Kur’ân’ın Allâh ile konuşma vâsıtası olduğu, velîlerin rüyâ yoluyla tespit edildiği, Yûnus sûresi’ndeki "dünyâdaki müjde" hadîs-i şerîfi açıklanmıştır. Sohbetin kalp atışlarını, Allâh-Peygamber-Velî sevgisinin tek bir sevgi olduğu, bunları iki görmenin "çirkin zan" olduğu, Hz. Davûd’un üç sevgiyi cem eden duâsı, Hz. Peygamber’in "Âişe’yi severim" sünneti, sevdiğinin sevdiğini de sevmek ilkesi, Mesnevî’deki iki şişe/iki ışık hikâyesi, manâlarda sayı ve bölüm olmadığı, Hz. Musa’nın asasının ejderhâ oluşu, kadının manâsına bakma edebi, ezeldeki cevher hâlinden sürgün olmanın hasreti, ve en yücede "sebepsiz sevmek"in sevmenin en mükemmel mertebesi olduğu gerçeği teşkil etmiştir.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sıffîn’de Amr bin Âs Hilesi, Medîne Ve
Sevmek Niçin Şifâdır?
Çörek otu şifâdır. Hadîs-i şerîfte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki: ‘Ölüm hâriç her derde şifâdır.’ Şimdi bu hadîs-i şerîften sonra çörek otu neden şifâdır diye sorulur mu? Demek ki Cenâb-ı Hak onu şifâ olarak yaratmış. Her şifâ olarak yaratılan şey aynı zamanda dert olur mu? Evet. Sevmek de bir kimsenin ilk önce duygusuna-maneviyâtına şifâdır, kalbine şifâdır. Bir kimse kendi üzerindeki fıtraten koyulmuş olan sevgi duygusunu harekete geçirirse, onun bütün maddî-manevî her şeyine şifâ olur. Sevgi duygusu fıtrîdir; insan onu Allâh’a, Peygambere, kitaplarına, meleklerine, velîlerine, eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, dostlarına, yaşamış olduğu topraklara — kısacası varlığın her perdesine ve derecesine yöneltebilir. Efendi hazretleri sevenin kazandığı mertebeyi şöyle târîf eder: ‘Eğer o sevgi duygusunu harekete geçirirse, o kimse dünyânın en mutlu insanıdır. O kimse dünyânın en hayırlı insanıdır. O kimse etrâfına en fazla faydası dokunan kimsedir.’ Bunun karşıtı olan sevgisizlik ise insanın kendi nefsine yapmış olduğu en büyük zulümdür: ‘O kimsenin kendi nefsini kendi elleriyle ateşe atmasıdır. Sevmek ise o kimsenin kendi eliyle kendisini cennete doğru götürmesidir, kendisini cennetlik etmesidir. Sevmeyen, sevgiyle işi olmayan kimse kendi dünyâsını cehenneme çevirmiştir — bu dünyâda cehennemini oluşturmuş, yaşamaktadır.’
Kaynak: 11. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sevmek Niçin Şifâdır, Çocukları Evlend
Mecâzî sevgi şeytânîdir mi?
Mecâzî bir sevgi, mecazî bir aşk olursa, şeytan ona karşı olan meyli arttırır. Şeytan o muhabbeti hakîkatten zannettirir. Günümüzden örnekler: Tarkan için ölüyor millet, bir şarkıcı için ölüyor, bir futbolcu için ölüyor — bu sevgileri hakîkatten zanneder ve hava alanlarına karşılamaya giderler. Ama bu Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki bir muhabbettir; şeytanî bir muhabbettir.
Kaynak: 41. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kerâmet ve İstidrâc Ayrımı, Rufâî Şişi Burh
Erkek bir kadına aşık olabilir mi?
Aşıklığı ben biraz belki de farklı noktadan algıladığım için bunu ifade ediyorum. Aşık, maşuğunun — yani sevgilisinin — üzerinde hiçbir şey onu sevme noktasında geri tutmamalı. Ve hiçbir şey onu sevdiğinin etrafında dönmekten, sevdiğinin emrini yerine getirmekten alıkoymamalı.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Kanser hastaları için ne tavsiye edersiniz?
Mutlu olsunlar, şükretsinler, hamd etsinler, ‘ne güzel kanser hastası olduk’ diye hayır dağıtsınlar. Ciddi mi? Kanser hastaları öyle bir mutluluk hummasına kapılsınlar ki mutluluklarından çırpılsınlar. Hatta birisine böyle bir müjde gelse, ‘kanser hastasın’ dese, hemen bir kurban kessin, fukaralara dağıtsın, yedirsin-içirsin millete. Kanser teşhisi konulduğu anda zil çalsın davul çaldırsın.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Küçük bir rahatsızlığı vardı, ondan ölmüştür?
İşte küçük bir rahatsızlığı vardı, ondan ölmüştür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Ne kadar daraltıyorsunuz! Karın ağrısından ölen şehittir, başın ağrısından ölen şehittir. Hummadan ölen şehittir, vebadan ölen şehittir. Daraltmayınız, genişletiniz’ der.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
O günün devası bulunmayan hastalığı vebaydı, bugün için kanser midir?
O günün devası bulunmayan hastalığı vebaydı, bugün için kanserdir. Kanserden ölmek şehitlik kapısıdır. Bir hastalıktan dolayı vefat etmek şehitlik kapısıdır. Sufi, Allah’a aşık olanların üzerine muhakkak bir hastalık tecelli etmeli. O hastalıkla yaşamalı, ona muhabbet beslemeli: ‘Ey sevgilim, senden geldi bu hediye. Sen benim yakama bir gül tomurcuyu taktın. Ben her an o senin taktığın gülü koklamaktayım ve onu koklayarak mest olmaktayım.’
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Madalya hiç kimsenin sırtına takılmaz; herkesin göğsüne takılır, boynuna takılır mı?
Madalya hiç kimsenin sırtına takılmaz; herkesin göğsüne takılır, boynuna takılır. Herkes görsün diye, herkesin gözü oraya çekilsin diye göğsüne ya da alnına asarlar. Sufi hastalığı göğsüne yazmalı, madalya gibi takmalı, sevmeli, okşamalı, ona hamd etmeli.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Hastalıksız mı öleceksiniz?
Hayber’in fethinde bir Yahudi kadın ona zehirli et yedirmişti. O zehirli etten dolayı zehir Hz. Peygamber’in vücudunda hep durdu, dışarı çıkmadı. Ve o zehire bağlı yüksek ateşten vefat etti. Sünnete bağlı olanların ölüm sebepleri de hastalık olur. Bir veli, bir mürşid-i kamil zehri içecek; o zehir vücudunda duracak. Veliliğin kerameti, veliliğin işareti: o kimsenin üzerinde devasız hastalık bulunacak. Bulunmazsa o, Peygamber’in izinden gitmiyor.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Giden bana öyle baktı mı?
Geçmiş olsun beklerken ben ‘gidelim mübarekleyelim’ dedim. Giden bana öyle baktı. ‘Mübarek olsun, ne kadar güzel’ dedim. Gittim ziyarete, gönülümde zerrece üzüntü yoktu; sevindim, onun adına sevindim. ‘Ya herkes sana geçmiş olsuna gelmiş diyebilir; ben sana mübareklemeye geldim’ dedim. Ne tebessüm etti. Yatıyormuş ayağa kalktı, sarmaştık. Dedim içimden ‘bunun ölüm sebebi bu’. Ona şunu söyledim: ‘Son noktaya kadar zikrullaha devam et, dergaha devam et.’ Geldi elhamdülillah. Otur orada koltukta otur, zikrullaha devam et. Vefat etti. Sebep kanser.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Seyit Taş kanserden vefat etti mi?
Mehmet abi dedim, ‘bu hastalığa sevin. Seyit Taş kanserden vefat etti. Yüzüne söylüyorum, benden duy. Hastalığının sebebi bu, ölüm sebebin de bu olacak. Ama sen benim arkadaşımsan, dostumsan, dimdik öleceksin, ahvah etmek yok. Son nefese kadar tebessüm edecek, son nefese kadar zikre devam edeceksin.’
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
İşsizlikten muzdarip olanlar için dua veya esma zikri var mıdır?
İşsiz olanlar — iş çok. Sakın ‘işsizlik var’ demeyin, inanmıyorum. 51 yaşındayım, 5 gün işsiz kalmadım. Babam 15 yaşımdayken öldü. Tembellik var, işsizlik yok.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Bende özel servis yok, o özel servis istiyor mu?
Bende özel servis yok, o özel servis istiyor. O kadar çok istekleri var ki: ‘İş yok’ diyor. Ona göre iş yok. Git oradan 5 tane çorabı al-sat, ‘yok’. Git 5 tane limon al-sat, ‘yok’. Git oradan maydanoz sat, ‘yok’. İşsiz adam: İş yok — ona göre.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Nereye iş yokmuş?
Evlenme bari, milletin başını yakma. Kimisinin hanımı çalışıyor, adam yiyor. Adama göre iş yok. Tembellik var, işsizlik yok. Hele bir erkek ‘işim yok’ diyorsa yerin dibine girsin — lanet okuma değil, utancından. Nereye iş yokmuş? Şu memleket var ya, en tembelini daya adam eder. Adam biraz çalışsa Cenab-ı Hak ona yığdırır-yağdırır. Herkes oturduğu yerden para kazanacak, herkes oturduğu yerden zengin olacak, hemen oradan oraya alıp satacak bir seferde 1 trilyon kazanacak — ham hayal peşinde.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Etrafında muhakkak yardımcı olduğu kimseler olacak mıdır?
Bu yetmez. Etrafında muhakkak yardımcı olduğu kimseler olacak. Bu da yetmez. Daha fazla insana faydalı olmaya çalışacak.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Gönderiyorum, bir gün kalıyor; iki gün kalan var mı Cevdet?
Dertleri o değil. Onlara bir esma vereceksin, esmayla iş bulacaklar. İşim yok diyen, aha Cevdet ustaya adam lazım, gelsin hemen gönderelim. Yok. Öğleye kadar. Git çalış — anahtar getir, anahtar götür — al sana iş. Yok. Ona bir masa, güzel bir sekreter, çaycısı ayrı, çorbacısı ayrı, telefonuna bakan ayrı, şoforü ayrı olacak. Öyle çalışacak.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Kalp gözünün açılması için: Hiç günah-ı kebair işlemeyecek midir?
Kalp gözünün açılması için: Hiç günah-ı kebair işlemeyecek. Küçük günahları da terk edecek. Farzları yerine getirecek. İnsanları sevecek ve insanlara hizmet edecek. Tevazu sahibi olacak herkese: ihtiyarına, yaşlısına, annesine, babasına, eşine, çocuklarına, akrabalarına, herkese. Merhamet edecek, şefkatle davranacak. Elinden geldiğince herkese faydalı olmaya çalışacak. Açsa doyuracak, çıplaksa giydirecek. Kalp gözü açılacak o zaman. Bunu istemiyor kimse.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Erkek-kadın aşkı, Tağut, Ötekileştirmeme ve Şevk konuları neler içerir?
” Vefler (dua muskaları) meselesinde de keskin eleştirisi vardır: “Vef hakkında bilgi verir misiniz?” sorusuna cevap: “Fatiha’yı 101 sefer yaz, boynuna as. Vef dedikleri de bu. Din bu hale geldi. Esmaul Hüsna’yı yaz, anına as. Bilmem kaç tane Ayetel Kürsi yaz, muska halinde katla, 7 tane çeşmede dolaştır, 7 tane ağacı göster, 7 tane taşa dolaştır, sonra as boynuna. Bu hale getirdiler. Olmadı, daha da olmadı: 7 tane şehri dolaştır.” Burada tüyler ürperten bir gerçek olay anlatır: “Birine gerçekten öyle demişler. Yazdırmış: 7 tane ağacı dolaştıracaksın — ayrı ağaç: elma, armut, bilmem ne. 7 tane ayrı taşa dolaştıracaksın. 7 tane ayrı çeşmenin gurugurunun altından dolaştıracaksın.’ Allah söyletecek ya, o kimseye yakında 7 tane şehirde dolaştırırlar sana’ dedim ben. 2 gün sonra telefon açtı: Sen mi velisin? Bu duydu mu yoksa?’ Ne oldu dedim; 7 tane şehri dolaştır dedi’ dedi. Dua et, 7 tane ülke dolaştırmadı sana’ dedim. Dolaştırdı iyi mi. Telefon açtı bir de: Hocam, ben dolaştırdım 7 tane şehri.’ Hah’ dedim, şimdi madalyayı hak ettin.’ Hocam, inanmıyor musun sen bana?’ dedi. Sen inanıyorsun ya, yeter bir tane inanan saf, ikincisine gerek yok’ dedim. Aradan 3 ay geçti, telefon: Hocam, olmadı.’ Git şimdi 7 sefer onun boynunda dolaştır onu’ dedim. Bu hale getirdiler.” Kız-erkek evlendirme sorunları için yapılan okutma dolaştırmaları da eleştirilir: “Kız geleni beğenmiyor, gideni beğenmiyor, anası beğenmiyor, babası beğenmiyor. Kız evde kaldı diyor; başlıyorlar hoca-hoca dolaşmaya. Ben diyorum ki dolaşmayın, kızınızı ellettireceksiniz, bunlar ahlaksız insanlar. Dolaştırma bu kızı bari, birisi bunu elleyecek diyorum. Yapma. Aradan bir müddet geçiyor: Hocam, sen gerçekten veli bir insansın.’ Kalbime geliyor ama, eyvah diyorum. Kız gitti, kız yok yanında. Sana demedim mi dolaştırma diye’ dedim. Cahil insanlar.” 9. Mesnevi 130.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Mecaz aşktan hakiki aşka ulaştırır kuralı nedir?
Gölge gölge olmalıdır. “Biz hevâi heveslerimizi mecaz aşk sanıyoruz. Değil cancazlar. O yüzden sakın bir kadına âşık olarak Allah’a âşık olacağşnızı düşünmeyin. Sakın bir erkeğe âşık olarak Allah’a âşık olacağınızı düşünmeyin.” Bu uyarı, tasavvufun “mecaz aşk hakiki aşka ulaştırır” kuralinı çok özel bir şartla bağlar: Gölge gölge olmalıdır.
Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal
Leylâ-Mecnun (Fuat) Kıssası nedir?
Leylâ-Mecnun (Fuat) Kıssası, Efendi Hazretleri’nin “Gölge gölge olmalı” prensibine dayanır. Güneşin kendisine ulaşılmadığı gün gölge bize onun delilini verir; ama gölgeyi güneşle karıştırmak büyük bir yanlışlıktır. “Biz hevâi heveslerimizi mecaz aşk sanıyoruz. Değil cancazlar. O yüzden sakın bir kadına âşık olarak Allah’a âşık olacağınızı düşünmeyin. Sakın bir erkeğe âşık olarak Allah’a âşık olacağınızı düşünmeyin.” Bu uyarı, tasavvufun “mecaz aşk hakiki aşka ulaştırır” kuralinı çok özel bir şartla bağlar: Gölge gölge olmalıdır.
Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal
Aşık Maşûka Îbadet Eder, Başkasına Değil nedir?
Aşık Maşûka Îbadet Eder, Başkasına Değil, Fâtiha Suresi 5. ayetinden yapılan bir atıf ile ilgili bir konudur. “Bir erkeğe âşık olduğunuzu söyleseniz şimdi, erkekler hangi kadına âşık olduğunuzu söyleyeceksiniz. Aşıklar, maşükınızdan isteyin. Maşûk. Maşünuğundan istemezsen. Vallahi de billahi de billahi de küveret edersin dedim. Îyyâke na’budü ve iyyâke nesta’in. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım ederim. Kimse maşûd. Ona ibadet et. Ondan yardım eder.” Fâtiha Suresi 5. ayetinden yapılan bu atıf, sufi aşk teorisinin Kur’an’dan en net destekcidir: Kime âşıksan, ona ibadet edersin; ibadet etmediğin bir şeyi âşık olduğunu iddia etmek yalandır.
Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal
Kâinatın yaratılış gâyesi nedir?
Kâinatın yaratılış gâyesi aşk ve sevgi üzerinedir. Cenâb-ı Hak ilk yaratılanı sevdi. İnsanın yaratılış gâyesi ise imtihan iledir.
Kaynak: 17. Dergâh Sohbeti — Aşk Yaratılışı, Rüyâ Tâbiri ve Kalp İlmi
Üstâdın dervişin üzerinde hakkı olur mu?
Üstâdın dervişinin üzerinde hakkı olmaz; dervişin üstâdın üzerinde hakkı olur. Üstâd dervişin üzerinde kendine bir hak tahsis ediyorsa bu sakıncalı bir noktadır.
Kaynak: 17. Dergâh Sohbeti — Aşk Yaratılışı, Rüyâ Tâbiri ve Kalp İlmi
Kâinatın yaratılış gâyesi ile ilgili bir hadis nereden gelir?
"Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım." (Hadîs-i Kudsî) — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ; Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr (sened tartışmalı)
Kaynak: 17. Dergâh Sohbeti — Aşk Yaratılışı, Rüyâ Tâbiri ve Kalp İlmi
Aşk mı daha ulvîdir, şefkat mi?
Şefkat aşkı kendi içine almaz; ama aşk şefkati kendi içine alır. Her âşık şefkat ehlidir, ama her şefkat ehli âşık değildir. O yüzden aşkın üzerine ulvîlik kavramı konamaz.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Eylül 2011) — Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük
Modern insanın aşıklığı neden "üç günlük"tür?
Çünkü sevmek fedâkârlık, emek, vermek, aç kalmak, ciğeri kanatmak, yüreği yara yara sevmek demektir — buna cesâretimiz yok. Hazır gıdalar, sandviçler, paketler çağında hazır sevdâlar istiyoruz. Bir tost, bir sandviç, bir kahve, bir çay içinceye kadar bizim aşkımız. Hallâc’a taş atan ama Hallâc olmaya cesâret etmeyen, Mevlânâ’nın aşkını konuşan ama yolundan gitmeyen modern insanın eksikliği yüreğini yara yara sevmemesidir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Eylül 2011) — Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük
Yaşayan bir âşık var mıdır?
"Ben 35 yıldan beri o âşığı arıyorum. Bana bir âşık bulun. Bugünün Mevlânâ’sını, bugünün Şems’ini istiyorum. Dizinin dibinde oturacağım; yol yürüyecekse yürüyeceğim, ‘dağ başına çık’ diyecek çıkacağım, ‘sus’ diyecek susacağım. Aklımı koymayacağım önüne. Üç günlük istemiyorum — bir ağaçlık istiyorum." Hasret Efendimiz buyurmuş: "Erdentle kırk tâne de hiç eksik olmaz" — muhakkak vardır. Bildiğiniz bir yerde varsa, adresini söyleyin, gideyim.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Eylül 2011) — Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük
Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük Aşıklık konusunu ele alarak sohbetin özeti nedir?
Bu sohbet, Başbakan’ın "Lâiklik dinsizlik değildir" sözüyle başlayıp lâikliğin Fransız menşeli olduğunu, İslâm felsefesinde insan lâikliğinin mümkün olmadığını ortaya koymuştur. Dînin "bir şeye inanmak" şeklindeki en geniş tanımı yapılarak, hattâ inanmamanın da bir inanç olduğu vurgulanmıştır. Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin "Ben aşk dîninin müntesibiyim" şiiri üzerinden kalbin kesrette vahdet olması — ceylânların otağı, keşişlerin manastırı, tavaf edenlerin Kâ’besi, Tevrât levhaları, Kur’ân sayfalarına dönmesi — derinlemesine açıklanmıştır. Îmânı kemâle eren kişinin kalbine kuş konar, kuzu-ayı yanına yatar, yunuslar selâm durur. Hz. Ali Efendimiz’in "Görmediğim Allah’a ibâdet etmem" ve Hz. Âişe Validemiz’in "Sevgilim" hitabı bu kemâlin işâretleridir. Sohbetin doruğunda modern insanın "üç günlük" aşıklığının sarsıcı muhâsebesi yapılmış; Hallâc’a taş atan ama Hallâc olmaya cesâret etmeyen, Mevlânâ’nın aşkını konuşan ama yolundan gitmeyen "sandviç-çağı sevdâlarının" eksikliği ortaya konmuştur. "Bana bir âşık bulun, ben 35 yıldan beri o âşığı arıyorum" sayıklaması sohbetin ana damarıdır — bugünün Mevlânâ’sı, bugünün Şems’i nerededir?
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Eylül 2011) — Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük
Hz. Mevlânâ’nın "Her Şey Sevgilidir" felsefesi ne anlama gelir?
"Her şey sevgilidir" — gördüğüne, duyduğuna, hissettiğine sevgili gözüyle bak. Her şey sevgiliyse her şey hürmete, kıymete, baş tacı etmeye lâyıktır.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Temmuz 2012) — Ramazan: "Her Şey Sevgilidir"
Nefsini seven kimsenin gerçek aşkı bulamayacağını anlatan hadis ne demektedir?
"Sen nefsini sevdin müddetçe sana gerçek aşık bulunmayacak. Senin yolun gerçek aşıkları doğuramayacak."
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Temmuz 2012) — Ramazan: "Her Şey Sevgilidir"
Hz. Mevlânâ’nın "Benim dinim aşk dini" sözü ne anlama gelir?
"Benim dinim aşk dini, benim kitabım aşk kitabı, benim peygamberim aşk peygamberi. Annem de babam da aşk — ben aşkın çocuğuyum." Anneyi ve babayı söylerken zâhirî anne-babayı değil Allah’ı kasteder.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Temmuz 2012) — Ramazan: "Her Şey Sevgilidir"
Kuru meşe dalını tutup sevmenin sonucu ne olur?
"Bir şeyi tut ve sev — eğer tuttuğun kuru bir meşe dalı olsa vallahi hurma çıkacak ondan." Hz. Peygamber hurma çubuğunu herkesin gözü önünde dikti — hemen dallarını eğdi, meyvesini verdi. Aşık her gün hurma yiyor, gökten sofra iniyor — sen mahşeri bekliyorsun; mahşer uzar.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Temmuz 2012) — Ramazan: "Her Şey Sevgilidir"
Mustafa Özbağ Efendi, "Aşk dini nedir?
Aşk İslâmiyet’in neresindedir?" sorusuna cevap vererek İslâm’ın Âdem Aleyhisselâm’dan Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin getirdiği dinin aşk dini olduğunu belirtmiştir. Cenâb-ı Hak ilk yarattığı şeyin kendisini tesbîh ve tenzîh etmesini sevmiş, sevdiği için onu çoğaltmıştır. Hadîs-i Kudsî’de "Bilinmeklik hoşuma gitti, bilinmekliği sevdim" buyurulmuştur. O hâlde birinci derecede aşık olan Allah’tır; hiçbir şey yokken Allah ilk yarattığını severek ona aşıklığı nakşetmiştir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (3 Mart 2012) — İslâm Aşk Dinidir: İlâhî Aşk, Maş
Bütün kâinatı tek vücut hâlinde tutan aşıklığı mıdır?
Efendi, kâinattaki her zerrenin âşık olduğunu anlatmıştır: Bütün insanlar, hayvanlar, böcekler, yapraklar, ağaçlar, denizlerdeki balıklar, havadaki atom tanecikleri, bedenimizdeki her zerre ve zerrenin içindeki zerre âşıktır. Nötron protona, proton nötrona âşık olmaz. Eğer zerreler birbirine âşık olmasaydı bu vücut bir anda yıkılır, kâinat diye bir şey kalmazdı. Bütün kâinatı tek vücut hâlinde tutan aşıklığıdır.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (3 Mart 2012) — İslâm Aşk Dinidir: İlâhî Aşk, Maş
"Aşık kural tanımaz" sözünü ele alan Efendi, bunun yanlış anlaşıldığını belirtmiştir?
Aşığın bir tek kuralı vardır: maşûkunun kuralıdır. Kim neye âşıksa onunla yatar onunla kalkar. Gerçek âşıkları maşûkun sokağında, gönlünde, dilinde ara. Maşûk ona "buyur" demişse gerçek âşıktır; "buyyur" diyen yoksa âşıklığı yalandır — ayran içip "sarhoşum" diye sallananlardan farksızdır.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (3 Mart 2012) — İslâm Aşk Dinidir: İlâhî Aşk, Maş
Bölgedeki bütün hayvanlar kesilmiş, sofralar hazırlanmıştır?
Mûsâ Aleyhisselâm kavminin Allah’ı misafir etmek istediğini söylemiş, "Ne yersin, ne içersin, ne giyersin?" diye sormuştur — âşık maşûkuna böyle sorar. Bölgedeki bütün hayvanlar kesilmiş, sofralar hazırlanmıştır. Herkes beklerken kapıya yaşlı, fakir bir adam gelip bir tas yemek istemiş; Mûsâ "Biz Rabbimizi bekliyoruz" diye reddetmiştir. Akşam olmuş, gelen giden olmamış; kavmi alay etmiştir. Mûsâ Allah’a yalvardığında Cenâb-ı Hak buyurmuştur: "Yâ Mûsâ, senin yakından çeken yaşlı adam Bendim!" Aşıklık sevdiğini tanımaktır; âşık maşûkunu tanır. Maşûkunu tanımayan âşığın aşıklığı yalandır. İman edenler aşıklıklarından dolayı kınanmaktan korkmazlar; kınanmaktan korkan gerçek âşık değildir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (3 Mart 2012) — İslâm Aşk Dinidir: İlâhî Aşk, Maş
Dünya tarihinde hiçbir âşık yoktur ki önünde başka bir âşık olmasın: İbn Arabî’ye bir kadın sûfî üstadlık etmiş, Yûnus Emre on sekiz yıl Taptuk Emre’nin dergâhında odun taşımıştır?
Mevlânâ der ki: "Ey ahmak, senin önünde bir pir olmazsa sen yol bulamazsın." Mevlânâ Şems’ten önce de namaz kılıyor, oruç tutuyordu; ama Şems’ten sonra namazı mîrâç oldu, orucun özü ve canı oldu. Şems ona "Cennet için ibâdet etme, aşık ol; cehennem korkusuyla ibâdet etme" öğretti. Dünya tarihinde hiçbir âşık yoktur ki önünde başka bir âşık olmasın: İbn Arabî’ye bir kadın sûfî üstadlık etmiş, Yûnus Emre on sekiz yıl Taptuk Emre’nin dergâhında odun taşımıştır. Delice zeytin aşısız yağlık olmaz; ağaca bir aşı vuran gerekir. Aynı şekilde insanın da bir mürşidin aşısını alması, rehber edinmesi, o rehberin ayak izlerini takip etmesi şarttır. Kendi kendine yola çıkan yol bulamaz.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (3 Mart 2012) — İslâm Aşk Dinidir: İlâhî Aşk, Maş
Molla Câmî "Allah’a korku ile tapan aslında kendine tapar" demiştir?
Âşık korkusuz değildir; ama korkusu cehennemden değil, sevgilisinin kaşının kalkmasından, onu üzmekten, incitmektendedir. En fazla korkanlar en fazla âşık olanlardır; hiç korkmayanlar hiç âşıklıktan nasip almamışlardır. Cüneydi Bağdâdî aşıklığın ayıklık yüzünü göstermiştir; ona dışarıdan bakan onu ayık ve kuralcı sanır, oysa onun aşıklığı bilgiyle hemhâl olmuş aşıklıktır. Beyâzıd-ı Bestâmî "Var mı benden daha şanlı yüce?" demiştir; bu söz ancak gerçek aşıklığın sarhoşluğundan çıkar. İkisi de aynı aşkın farklı tecellîleridir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (3 Mart 2012) — İslâm Aşk Dinidir: İlâhî Aşk, Maş
Aşk ile sevgi arasındaki fark nedir?
Aşk, sevginin en uç kaynama noktasıdır. Su nasıl ısınır, kaynar ve buharlaşırsa — buharlaşma noktası aşktır. Bunun alt dâireleri muhabbet, hoşlanma, beğenme, bir şeyi arzu etmedir. Hepsi sevgiyle alâkalıdır ama dereceleri farklıdır.
Kaynak: 55. Dergâh Sohbeti — Aşk, Tâğût, Haramı Terk ve Zikrullahın Lütfu
Ülfet etmeyen ve ülfet olunmayan kimsede hayır yoktur." Ülfet etmek; dostluk kurmak, yakınlık kurmak, arkadaşlık kurmak, sevmek, muhabbet beslemek midir?
Bir hadîs-i şerîfte: "Mü’min ülfet eder ve ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve ülfet olunmayan kimsede hayır yoktur." Ülfet etmek; dostluk kurmak, yakınlık kurmak, arkadaşlık kurmak, sevmek, muhabbet beslemektir. Evet, mü’min sever; derviş sever.
Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede
Üstâd sevgisi anlatılınca "kendini sevdirmek için" derler mi?
Üstâd sevgisi anlatılınca "kendini sevdirmek için" derler. Ne acı bir şey! On beş, on altı yıl anlat, kimse anlamasın. Şimdi anlatsan, "şimdi de kendini anlatıyor" diyecekler, "kendini öyle sevdirmek istiyor" diyecekler.
Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede
Sevmiyorsa gaflete düşer, borçluya düşer, yanlışlığa düşer, eksikliğe düşer mi?
Gaflete düşenler sevmeyenlerdir. Sevmiyorsa gaflete düşer, borçluya düşer, yanlışlığa düşer, eksikliğe düşer. Sevmiyorsa patinaj eder, yoldan çıkar, bataklığa düşer, aklına düşer. İnsanı alır götürür, nefs-i emmâreye bırakır; hattâ nefs-i emmâreden aşağıya bırakır.
Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede
Cenâb-ı Hak ne murâdları varsa hâsıl eylesin, kulluklarına tâyin eylesin midir?
Önce tekkede hizmet eden bütün semâzen, mutribân, ilâhîzen, bütün kardeşlere; sonra da Şeb-i Arûs gecesine gelen, bu noktada hizmet eden, çalışan, çabalayan, gayret gösteren, hiç olmazsa kendisini getiren bütün kardeşlere ciğerinden, canından teşekkür ediyorum. Cenâb-ı Hak ne murâdları varsa hâsıl eylesin, kulluklarına tâyin eylesin.
Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede
Neden başkalarının sevgilerine bakıyoruz ki?
Neden biz sevgilerin ölçüyoruz ki? Kendi sevgimizi ölçmek varken neden bir başkasının bizi ne kadar sevdiğine bakıyoruz? Neden "ben ne kadar seviyorum" diye düşünmüyoruz? Başkasının sevgisini takacağımıza kardeşler, kendi sevginize bakın! Varsın hiç kimse sizi sevmesin, varsın hiç kimse sizin yüzünüze bakmasın, varsın hiç kimse size bir lokma ekmek vermesin, varsın hiç kimse sizi dinlemesin. Siz sevebiliyor musunuz, ona bakın!
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Aşk ve belâ arasındaki ilişkiyi nedir?
Sohbetin sonunda Hz. Mevlânâ’dan bir beyitle aşk ile belâ arasındaki ilişkiyi anlatmıştır: "Sevene sevgilinin yarası ağır gelir mi hiç? Yara özdür, içtedir; sevgi o içe kabuk gibidir." Âşığın altına, belânın ateşe benzediğini, hâlis altının ateş içinde hoş olduğunu ifade etmiştir. Âşığın başında belâ, meşakkat, sıkıntı, çile, yokluk, soğuk, sıcak ve zorluğun eksik olmayacağını, bunların tamamının aşkın gereği olduğunu ve gerçek bir âşık için bunların tatlı geldiğini belirtmiştir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül
Mevlânâ’nın aşk ve belâ hakkındaki beyti nedir?
Sohbetin sonunda Hz. Mevlânâ’dan bir beyitle aşk ile belâ arasındaki ilişkiyi anlatmıştır: "Sevene sevgilinin yarası ağır gelir mi hiç? Yara özdür, içtedir; sevgi o içe kabuk gibidir." Âşığın altına, belânın ateşe benzediğini, hâlis altının ateş içinde hoş olduğunu ifade etmiştir. Âşıyın başında belâ, meşakkat, sıkıntı, çile, yokluk, soğuk, sıcak ve zorluğun eksik olmayacağını, bunların tamamının aşkın gereği olduğunu ve gerçek bir âşık için bunların tatlı geldiğini belirtmiştir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül
Sefer ayı uğursuzluğuna dair bir bilgi var mı?
Böyle bir şeyin alâkası yoktur. Hiçbir ay uğursuz değildir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ocak 2011) — Aşk, Zikir ve Günâh-ı Kebâir
Hz. Mevlânâ’yı Şems-i Tebrîzî ile buluşturan Allah, seni de buluşturmaktan uzak mı?
Yeter ki samîmî ol, sonuna kadar iste, o tarafa doğru yol al. Allah senin önünü açacak.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ocak 2011) — Aşk, Zikir ve Günâh-ı Kebâir
96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu konusunu ele alan sohbetin içeriği nedir?
Zafer: Giriş
Bu sohbette aşkın hakikati, sevdânın kalbe düşmesi, münâfıklığın alâmetleri ve zafer sarhoşluğunun tehlikesi ele alınmaktadır. Gerçek âşık geri dönmez, gerçek derviş sözünden dönmez ve mü’min zafer sarhoşluğuna düşmez.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Gerçek âşık geri dönmez mi?
Gerçek âşık geri dönmez, gerçek derviş sözünden dönmez ve mü’min zafer sarhoşluğuna düşmez.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Aşkın hakikati nedir?
Aşk gerçek mânâda tecellî ettiyse geri dönüş yoktur. İnsanlar kendilerini âşık, derviş, mü’min zannederler; ama çoğu zaman bu zanlardan ibarettir. Hüsnüzan besleriz fakat bir suç çıkınca hakikat ortaya çıkar.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Münâfıklık ne demektir?
Münâfıklık görünüşte mü’min olup içten inkâr etmektir. Bunun alâmetleri arasında yalan söylemek, sözünden dönmek ve emanete hıyanet etmek vardır. Her dergâh, her cemaat bu sınava tâbidir.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Zafer sarhoşluğuna düşmemek neden önemlidir?
Zafer sarhoşluğuna düşmemek önemlidir çünkü Uhud savaşı bunun en büyük dersidir. "Biz bin kişi zikrullah yapıyoruz" demeyin. Mücadeleye devam edin; gevşeklik yok, râhatına düşkünlük yok. Köy köy, şehir şehir, gönül gönül mücadele etmek gerekir. Zafer sarhoşluğu Uhud’da sahâbeye bile ders olmuştur. Sayının çokluğu, başarının büyüklüğü gevşeme sebebi olmamalıdır.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Zikrullah kalbi hasır gibi ayırır mı?
Zikrullah kalbi hasır gibi ayırır; kalpli olan bırakır gider.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Münâfıklar Allah’ı az zikreder âyeti ne anlama gelir?
Münâfıklar Allah’ı az zikreder âyeti buna işarettir. Zikrullah kalbi hasır gibi ayırır; kalpli olan bırakır gider.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Dervişliğin temeli nedir?
Dervişliğin temeli sözünde durmaktır. Yoldan dönenler olmuştur, olacaktır da; ancak gerçek derviş ahdından dönmez.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Dervişlik iddiası ve dışarıdaki algı arasında nasıl bir ilişki vardır?
Derviş olduğunu bilenler seni büyütür. Kur’ân ve sünnetten ayrılırsan yoluna söz getirirsin. Dışarıdan bakan insanlar "üstadınız size böyle mi öğretiyor?" diye sorar. Dervişliğin dışı da içi kadar önemlidir. Ahlakınız, davranışınız, konuşmanız yolun aynasıdır. Bir dervişin hatası sadece kendine değil, mensubu olduğu yola da zarar verir.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Zikrullah halkasından ayrılmak ne anlama gelir?
Zikrullah halkasından ayrılmak basit bir tercih değildir. Bu, Allah’ın anılmasından yüz çevirmektir. Kalp zikrullahla cânlı kalır; zikirden uzaklaşan kalp kararmaya başlar.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Münâfıklık alâmetleri nelerdir?
Münâfıklık alâmetleri arasında yalan söylemek, sözünden dönmek ve emanete hıyanet etmek vardır. Her dergâh, her cemaat bu sınava tâbidir.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Zikrullah hükümleri nelerdir?
Zikrullah hükümleri — Zikir halkasından ayrılmanın mânevî sonuçları
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Aşkın hakikatini anlayan kişi ne yapar?
Aşkın hakikatini anlayan geri dönmez. Münâfıklık her toplulukta bulunabilir; bunu inkâr etmek en büyük tehlikedir. Zikrullahtan ayrılan kalp kararır. Zafer sarhoşluğuna düşmeden, tevazu ile mücadeleye devam etmek gerekir. Köy köy, şehir şehir, gönül gönül bu yolda yürümek her dervişin vazifesidir.
Kaynak: 96. Dergah Sohbeti — Aşk, Sevdâ, Münâfıklık Alâmetleri ve Zafer Sarhoşluğu
Sevgi mertebeleri nelerdir?
Nübüvvet yolunda sevginin dört mertebesi vardır: 1. Derviş kardeşlerini sevmek: Ötekileştirmemek, topluluğun birliğini korumak. 2. Üstadı sevmek: Üstad sevgisi itaat getirir. İtaat ise yolun temel taşıdır. 3. Peygamber Efendimiz’i sevmek: Sünnetine bağlanmak, O’nu her şeyin üstünde tutmak. 4. Allah sevgisi: Aşkın zirvesi, bütün sevgilerin kaynağı ve nihayeti.
Kaynak: 99. Dergah Sohbeti — Rüya Âdâbı, Sevgi Mertebeleri ve İlham
Kurban ibadeti nedir?
Kurban ibadeti, Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve onun sevgisini kazanmak için yapılan ibadettir. Kurban, Allah’ın emri ve sevgisiyle yapılan bir eylemdir.
Kaynak: 113. Dergah Sohbeti — Hakikî Sevgi, Zikrin Kıymeti ve Kurban İbadeti
Allah’ın yaratması ve kıyamet nedir?
Allah’ın Yaratması ve Kıyamet. Kıyamet, yaratmanın sonu değildir. Allah’ın hiçbir sıfatının sonu yoktur. Cenab-ı Hakk "Kün" demiştir; bu emir devam etmektedir, yaratma sona ermemiştir. Allah devamlı yaratıyor, her an yaratıyor. Kıyamet onun yaratacağı bir şeydir, kıyametten sonrası da onun yaratacağı bir şeydir. Yaratma ezelî olarak devam edecek, ebedî olarak devam edecektir. Kıyameti her şeyin sonu olarak değil, başka bir başlangıç olarak görmek gerekir.
Kaynak: 117. Dergah Sohbeti — Kader, Himmet, Tasavvufta Sevgi ve İstihare Meselesi
"Aşkın tanımı yoktur, ancak tadılır; tadan da aşkın ne olduğunu anlatamaz" (Muhyiddin İbn Arabî) midir?
"Aşkın tanımı yoktur, ancak tadılır; tadan da aşkın ne olduğunu anlatamaz" (Muhyiddin İbn Arabî). "Aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir" (İbn Hazm, Tavku’l-Hamâme). Her zerrede aşktan bir tecelliyat vardır; âşıklığımızın derecesi kadar bunu görebiliriz.
Kaynak: 131. Dergah Sohbeti — Aşkın Hakikati, Fenâ Mertebeleri ve Dini Yaşamak
Kim Allah’a hüsnüzan beslerse Allah’tan hüsnüzan bulur; kim Allah’a iyilikle yaklaşırsa Allah’tan iyilik bulur.
Sen aşka karşı ve aşıklığa karşı sakın kalbini bozma. Kalbini bozmazsan, içini temiz tutarsan, niyetini hâlis eylersen — aşk sana bağrını açacak, yolunu açacak ve seni güzel görecek.
Kaynak: 131. Dergah Sohbeti — Aşkın Hakikati, Fenâ Mertebeleri ve Dini Yaşamak
Senin aşka verdiğin anlam senin içindeki anlam mıdır?
Senin aşka verdiğin anlam senin içindeki anlamdır. Aşkını yüce tut, büyük tut, derin tut. Sevdiğinin üzerinde sûizan besleme — beslerseniz kendi aşıklığına hançer vurursun, kendi aşıyklığını katledersin. Aşk seni boğmazdı ama sen aşka ihânet ettin, ona sûizan besledin.
Kaynak: 131. Dergah Sohbeti — Aşkın Hakikati, Fenâ Mertebeleri ve Dini Yaşamak
Mevlânâ, Abdülkâdir Geylânî, Ahmed er-Rifâî gibi zirvede dolaşanlar aşktan hiç bahsetmemişlerdir?
Muhyiddin İbn Arabî, Hz. Mevlânâ, Abdülkâdir Geylânî, Ahmed er-Rifâî gibi zirvede dolaşanlar aşktan hiç bahsetmemişlerdir. Meşhurdur: Abdülkâdir Geylânî hazretlerine gelmişler, "Efendi, aşk nedir?" demişler. "Halazâdeme gidin, ona sorun" demiş — yani Ahmed er-Rifâî hazretlerine. Oraya gitmişler, "Aşk nedir?" diye sormuşlar. Mübarek kalkmış: "Aşk, aşk, aşk, aşk!" diyerek sema etmiş ve gözden kaybolmuş.
Kaynak: 131. Dergah Sohbeti — Aşkın Hakikati, Fenâ Mertebeleri ve Dini Yaşamak
Herkesin aldığı lezzetle farklılık var mıdır?
Bir kimse bir şeyin tadını tam anlamıyla tarif edemez. Çayı hiç görmemiş bir kimseye çayı anlatırsınız — bilgi sahibi olur. Görür — bilgi sahibi olur. İçer, tadar — ama o lezzeti tam anlatamaz. Herkesin aldığı lezzetle farklılık vardır. Aşıklık da böyledir: asla ve asla aşk, ancak aşıklarca tadılır; aşıklar da tadan aşkı anlatamazlar, ancak aşıklığı anlatırlar. Tatmamış olanlar ise edebiyatını yaparlar.
Kaynak: 131. Dergah Sohbeti — Aşkın Hakikati, Fenâ Mertebeleri ve Dini Yaşamak
Aşk ebediyen kaybolmayacak bir şeydir mi?
Aşk ebediyen kaybolmayacak bir şeydir. Senin aşıklığın karanmıştır, aşıklığın önüne perde inmiştir. O perdeyi aşk hiçbir zaman indirmez senin önüne — sen kendi yaptıklarınla, kendi hatalarınla kendini perdelemişsindir.
Kaynak: 132. Dergah Sohbeti — Aşkın Kapısı, Zikir Halakası ve Teslimiyet
Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretleri ne der?
Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretleri der ki: "Senin gözüne bir çöp bulaşmış; gözüne saman çöpü geldiğinden göremiyorsun." Parmağını kapatsan güneşi göremezsin; elini çekersen güneşe kavuşursun. Gözündeki çöpü kaldırırsan aydınlığı görürsün. Sen gözünün önüne çöp bulaştığından her yeri karanlık zannediyorsun.
Kaynak: 132. Dergah Sohbeti — Aşkın Kapısı, Zikir Halakası ve Teslimiyet
Güneş çıkmış sen gölgedesin; şemsiyenin altında yağmur bekliyorsun — yağmuru görürsün, sesini hissedersin ama ıslanamazsın. Bu durum ne anlatıyor?
Güneş çıkmış sen gölgedesin; şemsiyenin altında yağmur bekliyorsun — yağmuru görürsün, sesini hissedersin ama ıslanamazsın. Güneşe teslim ol, aç bağrını, aç gözünü, aç elini; ona doğru yürü, ona doğru yönel. Tam doğacağı yere gözünü dik ve muhakkak doğacak — ümidini kesme!
Kaynak: 132. Dergah Sohbeti — Aşkın Kapısı, Zikir Halakası ve Teslimiyet
Aşkın kapısı insanın içindedir mi?
Aşkın kapısı insanın içindedir. Aşıklığın kapısı insanın içindedir. Sen her daim âşık olmaya karar ver, o yola râğm ol, o yolda yürü. Kalbin sevdiğinin kapısında beklesin, duvarının dibinde dursun, bahçesinde dursun, saltanatının önünde eğilsin. Ama sen bundan geri dönersen kendi kendini karartmış olursun.
Kaynak: 132. Dergah Sohbeti — Aşkın Kapısı, Zikir Halakası ve Teslimiyet
Dârülharp meselesi nedir?
Türkiye’de dârülharp var mıdır? Normalde dârülharp olmaması için bir yerin hukukunun İslam hukuku olması gerekir. Dârülharp hukuku açısından değerlendirilmelidir.
Kaynak: 133. Dergah Sohbeti — Sevgi Ütopyası, Seyri Sülûk ve Teslimiyet
Bir insanın kaza namazları varken nâfile — gece namazı, işrak namazı, evvâbîn — kılması mümkün müdür?
Hanefîler mümkündür demişlerdir (İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Salât bahsi).
Kaynak: 133. Dergah Sohbeti — Sevgi Ütopyası, Seyri Sülûk ve Teslimiyet
Hesapsız ve kitapsız sevgi nedir?
Bir şey karşılığında birisini seviyorsanız, karşılık olarak sevdiğiniz şeyin kulu olursunuz. Üstadınızı, ‘sizi sevsin’ diye seviyorsanız o sevgiyle sonuca ulaşamazsınız. Allah’ı severken ‘Allah beni sevsin’ diye seviyorsanız o sevgide bir hesap kitap var demektir.
Kaynak: 164. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Akıl ve Şeytan, Sevgilinin Emanetleri
Sevgililer Günü ve İslam sevgi felsefesi nedir?
Sevgililer günü gibi günleri kutlamak, eğer bunlar dışarıdan alınmış bir gelenek ve görenekse uygun değildir. Hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: ‘Sizler Yahudi ve Hristiyanlara adım adım uymadıkça, her hareketinizi onlara uydurmadıkça kıyamet kopmaz.’ İslam ümmeti ne yazık ki gayrimüslimlerin örf, adet ve ahlak anlayışına uyma eğilimindedir. Batı Sevgi Anlayışı ve İslam Sevgi Felsefesi: Batı felsefesi gördüğünü sever, dokunduğunu sever, baktığını sever. Batının sevgisi materyalisttir; cebindeyse sever, sevginin boynuna kolye yapar, sevgiyi cebine koyar. Ancak İslam’ın sevgi felsefesi bundan tamamen farklıdır. Biz görmediğimizi severiz, dokunmadığımızı severiz, cebimizde olmayanı severiz. Yüzlerce yıl Leyla’nın edebiyatı yapılmış, hiç kimse Leyla’ya dokunmamıştır, hiç kimse Leyla’nın eline değmemiştir. Ama nice mecnunlar çıkmıştır. Kerem’in resmedilmiş bir hali yoktur, Aslı’nın yoktur, Şirin’in resmi yoktur. Bu topraklarda, İran’da, Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Afganistan’da — her tarafın Leyla’sı ve Mecnun’u vardır ama hiçbiri o Leyla’yı resmetmemiştir.
Kaynak: 184. Dergah Sohbeti – Dervişlik, İslam Sevgi Felsefesi ve Nübüvvet Yolu
Dünya ve âhiret nimetlerini istemek ne anlama gelir?
Kim dünya nimetini isterse kendisine ondan veririz. Kim de âhiret nimetini dilerse buna da ondan veririz. Burada dileyen, isteyen, kendini hedefe kilitleyen kulun kendisidir. Burada Cebriyecilik yok; kul kendi isteğiyle yürüyor.
Kaynak: 239. Dergâh Sohbeti — Aşk ve Kavuşma, Hastalıkta Allah Dostluğu, Sabır ve İhsân
Dostlukta kavuşma arzusu nasıl bir durumdur?
İbrâhîm aleyhisselâm, Azrâîl aleyhisselâma sormuş: ‘Dost dostunun canını alır mı?’ Azrâîl hızla yükselmiş: ‘Yâ Rabbî, dostun öyle bir soru sordu ki cevap veremedim.’ Cenâb-ı Hak buyurmuş: ‘Git söyle, dost dosta kavuşmak istemez mi?’ Azrâîl inmiş, söylemiş. İbrâhîm aleyhisselâm kendini Azrâîl’in önüne atmış: ‘Al canımı, dosta gitmek istiyorum!’
Kaynak: 239. Dergâh Sohbeti — Aşk ve Kavuşma, Hastalıkta Allah Dostluğu, Sabır ve İhsân
Allah’ın ihsân edenleri sevmesi ne anlama gelir?
Ey Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki israfımızı bize bağışla. Sebâtımızı arttır. Kâfirler grubuna karşı bize yardım et. Bu yüzden Allah onlara dünya nimetini de âhiret nim,etini de fazlasıyla verdi. Ve Allah ihsân edenleri sever.
Kaynak: 239. Dergâh Sohbeti — Aşk ve Kavuşma, Hastalıkta Allah Dostluğu, Sabır ve İhsân
Bil ki tedbir de O’nun kaderinden doğma mıdır?
"Sevgilinin huzurunda tedbirini terk et. Bil ki tedbir de O’nun kaderinden doğmadır. Hakk’ın yücelttiği iş, işe yarar; nihayet biten, ilk ekilendir. Madem ki sevgiliye esirsin ey âşık, ektiğini O’nun için ek. Hırsız nefsin etrafında dolaşma, onun işine bulaşma."
Kaynak: 265. Dergâh Sohbeti: Sigara Hükmü, Ümmet Birliği, Ticaret Ahlâkı ve Teslis İnanc