Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

265. Dergâh Sohbeti: Sigara Hükmü, Ümmet Birliği, Ticaret Ahlâkı ve Teslis İnancının Tezahürleri

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 265. Dergâh Sohbeti: Sigara Hükmü, Ümmet Birliği, Ticaret…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Selamak, gündüzünüzü hayır eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. İçki içmek Kur’ân’da haram olarak bildiriliyor. Sigaranın da haram olduğunu söylemiştiniz. Sigara içmek, içki içmek gibi haram mıdır yoksa harama yakın mekruhlardan mıdır? Haramdır. Harama yakın mekruhlardan değildir. Sigaranın zararları, illeti belli olduğu için zararları ve illeti belli olmamış olsaydı sizin dediğinize uyabilirdik. Sigara içmek haramdır. Hiç kimse sigara içmeyecek. Sufiler kesinlikle sigara içmeyecekler, bırakacaklar. Sigaranın üzerinde kendi kendinize fetva üzerinden veyahut da fıkıh oyunları oynayarak, sizler için olmasa da başkaları için üzerinde öyle fıkıh oyunları oynayarak geri atılacak bir şey değil, direk haram.

Diş dolgusu yaptırırken yapmamız gereken bir şey var mı? Yok. İnsan mezhebini kendi mi seçer yoksa doğduğu yere aileye göre mi olur? Başlangıçta doğduğu yere göre, aileye göre oluyor ama kendisi seçmesi lazım. Ben abdest almak için lavaboya girdiğimde ben sağımdan ve solumdan siyah kuşa benzer cisimlerin uçtuklarını görüyorum. Bu bana bir kaç sefer oldu bu benim gördüğüm nedir bana açıklar mısınız? Her şey görünür bu alemde. İnsanın insani özellikleri yaratılışla mı alakalıdır? Her nefsin kişilik özelliği farklı mıdır? İnsanın fıtratı gözü, kaşı, burnu, ağzı, dili, dişleri, uzuvlarıdır. Yaradılışta huy olarak ahlak olarak Cenâb-ı Hak bütün insanları en güzel surette, en güzel şekilde ahseri takvim üzerine yarattı.

O zaman bütün insanlar yaradılışta iyidir. Ama aldıkları terbiyeyle onların iyilikleri bozulabilir. Bu aldıkları terbiye birinci derecede ailesinden, ondan sonra okuldan, sokaktan o çocuk terbiyeye alır. Bütün insanlar İslam fıtratı üzerine doğarlar hadîs-i şerif. Bütün insanlar İslam fıtratı üzerine doğarlarsa bütün insanlar, bütün çocuklar bu manada aslında temizdirler. Ahlakları da temizdir, huyları da temizdir. Ama insanlar anne ve babalarının dini üzerine büyürler der hadîs-i şerifte. İnsanlar anne ve babalarının dini üzerine büyürler dediğinde buradaki dinden kasıt sadece Muhammed olmak, İsevi olmak, Musevi olmak değil. O anne babanın ahlakı, o anne babanın ailedeki yaşantısı, anne babanın ailedeki öngörüsüyle büyüyor.

Eğer orada ailenin içerisinde anne babada ahlaksızlık var ise o çocuk o ahlaksızlıktan nasibini alıyor. Anne babada haram varsa o çocuk haramdan nasibini alıyor. Anne babada namaz yoksa o çocuk namazlıktan nasibini alıyor. Anne baba devamlı kavga ediyorsa o çocuk o kavgadan nasibini alıyor. Anne baba Kur’ân-ı Kerim’le hemhal ise o çocuk Kur’ân-ı Kerim’den nasibini alıyor. Anne baba bu noktada çok düzgün ahlaklı ise o çocuk düzgün ahlaktan nasibini alıyor. Sonuçta anne ve babanın ev bebeğinin dini üzerine büyüyor. O çocuk eğer ki yanlış bir din üzerine büyüdüyse sonradan o çocuğa doğru din ulaştıysa o çocuk o zaman yanlış dinini değiştiriyor. Bu ya din derken buradaki dinden kastım benim. Gerçek Kur’ân ve Sünnet evlerde yaşanan hayali havayı Kur’ân ve Sünnetin özünden uzak olan din değil.


2. Bölüm

İnsanlar şimdi namaz kılmayı sadece dindarlık olarak görüyorlar. Oruç tutmayı dindarlık olarak görüyorlar. Kafasına bir örtü örüyor kadınlar bunu dindarlık olarak görüyor. Adamlar bir tarikata gidiyor sakal bırakıyor ne bileyim sarık sarıyor bunu dindarlık olarak görüyor. Asıl dindarlık güzel ahlak. O güzel ahlakı sağlayamadıkça insanlar ne yazık ki o kemala ermede o insanlığa ulaşmada o insan noktasına gelmekte sıkıntı yaşıyorlar. Allâh muhafaza eylesin inşâAllah. Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim o halde benden korkun. Ama ne var ki insanlar din hususunda aralarında parçaları bölünmüşler. Her grup benim dediğim doğru benim dediğim dini tak kendisi. Sorsan bütün grupların hepsi de Müslüman neden bu ayrılık ne zaman bu ayrılık son olacak.

Bunu normalde insanların sadece kendilerini doğru görmesi yanlış. Kendisini doğru görmesi doğru. Ama sadece kendisini doğru görmesi yanlış. Kim Kur’ân ve Sünnet’e sık sık yapıştıysa o doğru yolla. O zaman hem birey noktasında hem cemaat noktasında toplumluk noktasında insanlar fiiliyatlarını düşüncelerini Kur’ân ve Sünnet’e göre sağlamaya almak zorunda. Onu eğer sorgulacaksa bir şeye vuracaksa bir şeyle karşılaştıracaksa bu Kur’ân ve Sünnet olacak. O zaman önce fikri dairede imanın akayitle alakalı kısmında o kimsenin fikri yapısı Kur’ân ve Sünnet’e uyması lazım. inanç noktalarında iman noktalarında Kur’ân ve Sünnet’e uymuş olacak. Bunun karşılığı ne? Bunun karşılığı âyet ve hadîs. O zaman bir kimseye inanıyorum derken Kur’ân ve Sünnet’e uyacak. eğer kabir hayatına inanmıyorsa Kur’ân ve Sünnet’in dışında hesaba inanmıyorsa Kur’ân ve Sünnet’in dışında mizana inanmıyorsa Kur’ân ve Sünnet’in dışında yeniden dirilişe inanmıyorsa Kur’ân ve Sünnet’in dışında.

Cennete cehenneme inanmıyorsa Kur’ân ve sünnetin dışında, meleklere inanmıyorsa Kur’ân ve sünnetin dışında, bir peygambere, peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin son peygamber olduğuna inanmıyorsa Kur’ân ve sünnetin dışında, ondan sonra bir resul, bir nebi, bir peygamber gelmeyecek, buna inanıyorsa Kur’ân ve sünnetin içinde, buna inanmıyorsa Kur’ân ve sünnetin dışında, o zaman bir kimsenin ibadetine bakmıyoruz önce. Önce onun inanç akidelerine bakıyoruz, inanmakla alakalı kaidelere bakıyoruz. Eğer bu kaideler Kur’ân ve sünneti uyuyorsa hem şahsın noktasında hem de o topluluk, bu inanç noktasının kendisine benimsediyse onun inancında herhangi bir sıkıntı yok. O inanç noktasında Kur’ân ve sünnet dairesinde gidiyor.

Kalıyor ibadetlerle alakalı. O zaman ibadetlerde farz olan ibadetleri kabul ettiyse, haramları haram olarak kabul ettiyse bir sıkıntı yok. Evet bazı noktalarda yapamayabilir, eksik olabilir yaptıkları, ettikleri bunlar farklı bir şey. O zaman biz cemaatlere veyahut da topluluklara veyahut da tarikatlara bir ayrılık noktasından bakmayalım. Her birisi birer okul diyelim, her birisi birer öğretinin olduğu bir yer bunları ayrılık olarak, çatışma zihniyetine kataraktan, çatışmacı bir zihniyetle bunları ayrı birer grupmuş gibi, ayrılık vesilesi gibi görmemek lazım ki bu cehalettir. Hiçbir cemaatın, hiçbir cemaata üstünlü olmaz. Hiçbir kimsenin, hiçbir kimse üstünlü olmaz. Üstünlük ancak takvadadır.


3. Bölüm

O zaman bunları normalde ayrılıkmış gibi görenler, meselenin özüne vakıf olmayan insanlardır. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden ümmet bu manada tek ümmettir. Beslendiği kaynak Kur’ân ve Sünnet olduğu müddetçe hiçbir sıkıntı yoktur. biz İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik’i, İmam-ı Hanbel’i, İmam-ı Azam hazretlerinin birbirini de dövüştürecek değiliz. Onlar kendi zamanlarına dövüşmemişler. İmam-ı Azam hazretleri, İmam-ı Malik hazretlerini okutmuş, yetiştirmiş, İmam-ı Yusuf’u yetiştirmiş, İmam-ı Muhammed’i yetiştirmiş. Onlar İmam-ı Hanbel’i yetiştirmişler, İmam-ı Şafii’yi yetiştirmişler. Bu noktada birbirlerini ayrı gayrı görmemişler, çatışmacı bir zihniyetle yaklaşmamışlar. Cemaatlerin arasında, tarikatların arasında, şahısların arasında çatışmacı bir zihniyet olmaması gerekir.

Velev ki birisi açık bir şekilde Kur’ân ve Sünnet’i inkar ediyorsa veya onun içinden herhangi bir şeyi inkar ediyorsa Müslümanların uyanması, Müslümanların bu noktada uyanık olması, kimin ne olduğunu bilmesi açısından onun böğürtülmesinde fayda var. Çünkü insanlar neyin ne olduğunu, imanın, imansızlığın, Kur’ân’ın, Sünnet’in ne olduğunu bilmiyor, o yüzden haricinin harici olarak bilinmesi, mütezilenin mütezile olarak bilinmesi, yalancı peygamberin yalancı peygamber olarak bilinmesi, yalancı mehtilerin yalancı mehti olarak bilinmesinde fayda var. Bu gıybet değil. Bu çatışmacı bir zihniyetle değil. Bir kimse, Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra bir nebi, bir resul gelecek diye bangır bangır boyuruyorsa ve bunun bazı şahıslar olduğu söyleniyorsa, evet bizde o şahıslar da bunun kendilerinin olmadığını beyan etmiyorlarsa, o zaman diyeceğiz ki bunlar bunu böyle söylüyorlar, bu şahıs böyle değildir, yalancıdır.

Diyeceğiz çıkacağız. Burada amacımız çatışmacı bir zihniyet değil, burada doğruluğun, hakikatin belli olması lazım. Bir hadîs-i şerite Resûlullâh buyuruyor sallallâhu aleyhi ve sellem, dünyalık şeyler size istemeden verilirse mübarek olur. İstediğinizden dolayı verilirse size yük olur ve minnet altında kalırsınız. Sakın istemeyin. Bu hadise göre iş istemenin ölçüsü ne olmalı? Müslüman başkalarına bu manada yük olabilir mi? Hayır. Bu insanın dünyalık bir şeyden birisinden bir şey istemesiyle alakalı. Ben gidiyorum Adnan Hoca’ya diyorum ki Adnan Hoca ya bana bir tane çekyat gönder param yok parasını vermeyeceğim. Veya Hacer Kan’a gidiyorum Hacer Kan ya benim arabamın parçaları bozuldu bana araba parçası lazım bunları temin ediver diyorum parasını vermiyorum onu istiyorum ondan.

Bu isteme bununla alakalı. Birisinden gidip maddi bir şey istemek. Bununla alakalı bu. Ama Hacı Adnan çekyatı sırtına vurmuş gelmiş evet çekyat getiriyor. Örnek istemedim bir şey istemedim ondan. Hediye getirmiş. Böyle bir şey istenmeden gelirse diyor bu mübarektir. Başka bir hadislerde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hasreti diyor ki bu Allâh’ın sana lütfudur ikramıdır. Bu Allâh’ın sana ihsanıdır. Sen insanlardan hiçbir şey istemeden insanın birisi kalktı senin bir ihtiyacını gördü. İhtiyacın dahi olmasa sana bir şey getirdi. Sakın ben bunu söyledim sonra diye sıraya girip bana bir şeyler getirmeyin hiç kimseden hiçbir şey istemiyorum. Getirmesini de istemiyorum. Ya hediyeleşmek sünnet yok ben de o sünneti istemeye veririm.


4. Bölüm

O sünneti benimle istemeyeyim varım başka arkadaşlarınızla kardeşlerinizle isteyin. Böyle bir hediyeleşme evet bu Allâh’ın lütfu bu Allâh’ın ikramı. Hazret-i Ömer efendimizin oğlu Abdullah’a Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hasreti bir şeyler gönderiverir. Der ki ya Resulallah benim ihtiyacım yok. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hasreti der ki ona istemeden sana gelen şey Allâh’ın lütfu ikramıdır ihsanıdır. Bunu reddetme. İhtiyacın yoksa ona başka bir ihtiyaçlı kimseye ver. Senin ihtiyacın olmayabilir ama sen onu reddetme onu kabul et başka bir ihtiyaçlı kimseye ver. Evet demek ki öyle bir şey başınıza geldiğinde sûfî bir şey istemez. Ama sufiye bir şey verildiyse bu sûfî ahlakıdır.

Sufiye bir şey verildiyse o tebessümle onu karşılar. Onu beğenmemezlik etmez. Onu hor görmez. Onu kötü görmez. Onu eksik görmez. Onu yanlış görmez. Bu kibirliliktir Allâh muhafaza eylesin. Onu alır başka bir kardeşine başka bir arkadaşına hediye eder. Bu da sünnettir. Şimdi insanlar birisine bir şey hediye ediyor. Onu kullanacak illa ki. Yok onun bir başkasını hediye edebilir. Bu hediye edenin kıymetsiz olduğunu göstermez. Hediye edenin hediyesinin de kıymetsiz olduğunu göstermez bu sünnet. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Hazret-i Ömer buyuruyor ki radıyallâhu anh ticaret hakkındaki hükümleri bilmeyen çarşımızda satıcılık yapamaz. Ticaretteki hüküm nedir? Bugün ticaret yapan Müslümanlar bu hükümlere uyuyorlar mı?

Bir tarikata veya ben tasuvuf ehliyim diyen insanda çok rahatlıkla yemin ediyor. Yalan söylüyor muhasfetmak için bu doğru bir şey midir? Bu kim olursa olsun hangi cemaattan hangi tarikattan hangi noktada olursa olsun bir kimsenin yalan yere yemin etmesi caiz değil. Yalan söylemesi zaten caiz değil. Bu ticarette alırken satırken yalandan yeminden uzaktır. Tabi kimse yemin edebilir müharrif cevap edebilir. Yalan yere yemin yasaklanmış. Yoksa yemin yasaklanmamış. Yemin söylemek bazı insanlara cevaz verilmemiş. Ehli Beyt’e cevaz verilmemiş. Kureyş’e Kureyş’in bir kısmına cevaz verilmemiş. Bunun gibi. Ama illaki yeminleşmek gerekirse insanlar yeminleşir. Bu noktada bir sıkıntı yok. Ama lakin ticarette alırken satarken kandırmamak, alırken satarken yalan söylememek, alırken satarken eksiklik noksanlık göstermemek.

Artıda uzunlukta neyse ölçü birimi. Bunlar çok önemli. Malın vasfını söylemek. Malın vasfını aldatmamak. elini sokmuş buğday çuvalına altı yaş üstü kuru. Demiş ki bunun üstü kuru altı yaş biraz yağmur çisele dedi ya Resulallah demiş o kimse. Demiş ki aldatan bizden değildir. O zaman malın üstü ayrı altı ayrı olmayacak. Malın efsafı farklı söylediğin şey farklı olmayacak. Demir dediysen demir göndereceksin. Bakır dediysen bakır göndereceksin. Gümüş dediysen gümüş göndereceksin. E alırken satarken haris olmamak önemli. İnsanları aldatmamak, kandırmamak önemli. Malda olmayan bir özellikmiş gibi göstermemek önemli. Şimdi Allâh doğru tüccarlardan eylesin. Doğru tüccarlar biliyorsunuz. Cennete daha çabuk girecekler.


5. Bölüm

Allâh bizi onlardan eylesin. Böyle bu normalde hem sessiz okuyun diyorsunuz hem de buraya yazıyorsunuz. Sessiz okunacak olan şeyleri o zaman ya telefonla görüşün benimle. Ya da kendiniz gelin anlatın. Hakkınızı helal edin. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem asr-ı kiramın arasında sorunları nasıl çözdü? Ve nübüvvet ve velâyet yolunda giden üstadlar dervişlerin arasında çıkan sorunları hemen çözdüler mi? Yoksa zamanı mı bıraktılar? Ya normalde sufilerin arasında sorun problem çıkar. O problem çıktığında sûfîler dinlerse o problemi çözeriz. Sufiler dinlemezse hangi problemi çözeceğiz ki? İnsanlar dinlerlerse problem çözülür. Dinlemezse nasıl problem çözeceksin ki? İnsan topluluğu sûfîler de gökten zembille inmediler.

Melek de değiller. Aralarında da problem çıkacak. Eksik, yanlış, fazla anlaşılmalar olacak. Bunların hepsi dolmuş. Sahabelerin arasında da olmuş. Ama onların başında bir peygamber vardı sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Onun dediğini hemen dinliyorlardı. Hemen yerine getiriyorlardı. E şimdi bir üstad, bir şey o noktada değil ki. Dinlenmiyor insanlar. Konuşma diyorsun konuşuyor. Yapma diyorsun yapıyor. Dedikodu etme diyorsun ediyor. Sabret bekle diyorsun. Sabredip beklemiyor. Herkes aynı değil. E muhakkak o zaman problem de sorunda çözülmüyor. Efendim Hz. İsa zuhur ettiğinde peygamberliği tüm insanlar tarafından bilinecek mi? Yoksa herkes peygamber olduğunu bilmeyecekler mi? Müslüman olanlar için Müslüman olanlar bilir mi demiş.

Hz. İsa aleyhisselâm bir peygamber olarak yeryüzüne indirilmeyecek. Muhammedi kul olarak indirilecek. Muhammedi bir kul olarak indirileceği için insanlar onun bu noktada indirilişini bu noktada zuhur edişinden herkesin haberdar olacak. Hristiyanlar da haberdar olacak. Bütün hristiyan dünyası haberdar olacak. Bütün Müslüman dünyası haberdar olacak. Burası önemli. Çünkü hadîs-i şerifte haçı kırar diyor. Hadîs-i şerifte haçı kırar demesi domuzu yasaklar demesi bu umuma ait şeyler. Ve hristiyanların büyük bir çoğunluğunun ehli kitabın büyük bir çoğunluğunun Müslüman olması İslâm olması hadîs-i şerifte çünkü öyle söylüyor. Bunlar manidar. Muhakkak ki Allâh dinini koruyor muhafaza ediyor. Ve Allâh dinini koracak muhafaza edecek bütün temel esasları da koymuş oturtmuş.

Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden temel taşlarını oturtmuş. Hadîs-i şerif meydanda hadîs-i şerifte diyor ki İsa yeryüzünü zuhur eder, haçı kırar, domuzu yasaklar ve hristiyanlar ölüp ölüp Müslüman olurlar. Ehli kitap diyor. Hristiyanlar da demiyor. Ehli kitap Müslüman olurlar. O zaman İsa aleyhisselâm zuhur ettiğinde yapacak olduğu işlemler var. Demek ki haçı kıracak üçlü testis inancını yok edecek. Haç malum üçlü testis inancının simgesidir. Bu haçı kırmak bunu şimdi bunun üzerinde ayrı bir ders yapmamız lazım aslında ama şöyle bir girinti yapayım. Hacı kırmak sadece inanç noktasında üçlü testis inancını kırmak değil. Dünya üzerinde bu üçlü testis inancının simgesi olarak üçlü testis inançları var.


6. Bölüm

Bunu dünya devletlerinin üzerinde, dünya haklarının üzerinde, dünya insanlarının üzerinde Allâh, kutsal ruh, oğul üçgen olarak göstermiyorlar. Mesela dayatıyorlar. Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü. Bu üçlü testis inancı. Birisi sizin karşınızda demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü diyorsa bu üçlü testis inancını size dayatıyor. Veya birisi kalkıyor örneğin serbest piyasa ekonomisi, hür teşebbüs, paranın dolaşması diyorsa üçlü testis inancını size dayatıyor. Bunlara dikkat edin batıdan gelen bu tip salagonlar üçlüdür hep. Buna dikkat edin. Birisi televizyonda, basında, orada burada bu tip üçlü şeyler söylüyorsa bunlar üçlü testis inancına göre söylüyor. şu anda batının ilahın ortasında olan şey demokrasi.

Kutsal ruh, insan hakları, oğul da demokrasi ilah, baba, tanrı, oğul da ne hukukun üstünlüğü. Bunu dayatıyor size. Benim bu söylediğim çok uçuk böyle size farazi bir şey gelsin gelsin. Ben bakıyorum böyle batıdan gelen bu şeyler hep üçlü üçlü geliyor. Sağlıkta üçlü geliyor, ekonomide üçlü geliyor, siyasette üçlü geliyor, askeriye de üçlü geliyor. Ve bu üçlü şeyler geldikçe diyorum ki batı bunu bize dayatıyor. Dünya üzerinde bu deccaliyet bize bunu dayatıyor. Deccaliyet bunu Hristiyanlara da dayatıyor. Hristiyan zannetmeyin ki kendi Hristiyan inancını yaşıyor. Musevi zannetmeyin kendi Musevi inancını yaşıyor. Hristiyan da özgür değil dünya üzerinde. Hristiyan da açık bir şekilde, Hristiyan’ın dininin gerektirdiği bir şekilde yaşayamıyor dünyada. zannetmeyin Hristiyanlar hür.

Zannetmeyin Museviler hür. adamlar her gün orada ölüm korkusu, her gün öldürmeyi vahşetti. Her gün baskı, zulüm, bomba, her yerde mücadele, kavga, gürültü. Museviler. Onları basından, televizyonlardan, radyolardan her an İran saldıracak. Müslümanlar saldıracak. Her an orayı yerle bir edecekler, orayı yok edecekler. Adamlar hepsi de pür dikkat savaşmak için bekliyorlar. Diyorlar ki kendimizi korumamız lazım. Daha bunlar bizden savaşmaya gelmezden önce bizim savaşmamız lazım. Bu psikolojiyi onlara yerleştiriyorlar. Sanki onlar rahat mı? Allâh hiç kimseyi hiçbir şekilde rahat bırakmıyor. Bu dünya üzerinde oynanan oyunlar var. Dünya üzerinde o sistem oturmuş ve o sistemin daha ileri götürmek için her türlü şeyi yapıyorlar.

Bak Fransa’da buldular bir tane adam. Altı yedi kişiyi öldürdüler, tamam sarkozya seçilecek. Adam durdu, seçim zamanı eylem yaptı. Eylemden kim kazançlı çıktı? Sarkozy kazançlı çıktı. Ha yapıştırdılar, el kaide dediler, bir de öldürdüler adamı. Kim konuşacak şimdi? Konuşacak kimse yok, ifade verecek hiç kimse yok. Yedi kişi öldürüldü, yedi kişi öldürüldüğün sonra birisini tespit ettiler. Öldüren bu dediler, onu da öldürdüler. Biz de salakız ya biz de seyrettik vay ya el kaide bak görüyor musun? bu el kaide böyle Müslümanlar böyle dedik attık kenara. Var ya bir tane hayali bir el kaide var şimdi. Hayali. Lazım. Lazım, lazım. Nasıl Türkiye’de daha önce ağa sağlığı olan neydi? Acı mendiler lazımdı, görevlerini yerine getirdiler, tasviyo oldular.


7. Bölüm

Ne lazım ağırlık halkancı lazımdı, çıkardılar televizyona görevini ifa etti. Tasviyo ettiler, adam cezaevinde şimdi. Uyuşturucudan cezaevinde, uyuşturucu üretmekten. Şeyhe bak. Kim şimdi bunun hesabını verecek, hangisi bunun hesabının üzerine gidecek? Kim bunu kurcalacak şimdi? Hangi güç onu getirdi oraya, hangi güç ona müsaade etti? Hangi güç bunları televizyonlara çıkardı, kim bunun hesabını verecek? O zaman bağırdılar, bütün Müslümanları tahkir ettiler, bütün Müslümanları zan altında bıraktılar, bütün Müslümanları ağlattılar. Bütün Müslümanları, bütün ehli imanı çile çektirdiler. Kim hesabını verecek? O zavallı kızcağızı çıkardılar oraya, ağlattılar, hoşurt attılar, hoşurt attılar, arkasından sisi çıktı.

Sisi kim? Transseksüel fuhuş pazarının insanı. Ali Kalkancı, Fadime Şahin sisi. Üç gene bak. Kutsal üçgen. O kutsal üçgenin arkasında daha büyük kutsal üçgen var. Sonuçta dünya üzerinde deccaliyet var. Aynı şey şimdi Fransa’da. Seyrediyorum ben şimdi haberleri. Adam sözde yedi kişiyi öldürmüş, yedi kişiyi öldüren adamı da polis baskın yaptı, evin içerisinde öldürdü. Bir de polise demişler ki kendinizi savunmak için silah kullanacaksınız ama adam anından vurulmuş. Nasıl savunuyorsa adam kendini anından vurmuş, savunmuş kendini. Örgütlü. Örgütlü. Asıl örgüt ayrı. Ve ben hiç akıl edemem zaten. bir adam oturacak, kalkacak, bir örgüt kuracak, o örgüt eylem yapacak. İnanmam ben buna hiç. İnanmam inanmam.

Onun köylünü yaşayan insanım ben inanmam. 13 Eylül sabahı nerede ne var hepsini teker toplandı. 13 Eylül sabahı. 12 Eylül sabah ihtilal oldu, sokağa çıkma yasağı var. Duyduk ki herkes evinden teker teker alınıyormuş. Ertesi günde alınmalar devam ediyor. Ellerinden koymuş gibi kimin evinde silah var aldılar. Kimin evinde silah varsa. Kimin evinde silah varsa. Muhtere diyorlarmış bak bu mahallede böyle böyle bir silah olması lazım. Bu mahallede bu silahın kimdi olduğunu biliyoruz. Atsın bu gece camiye. Son ikaz. Adam o gün camiye attı attı. Dayındı da yaşanan şey bu. Adam o gece atmadı ertesi gün adamı aldılar evinden. Silahı da aldılar. Adam öyle terörle mürörle işi gücü yok. Dayındır gibi bir yerde silahı olmayan adamı adamdan saymıyorlar.

Ben lise 1’e gidelim iki taneydi bende. ne olacak ki dayındır gibi bir yerde. Bakın bu buradan bir şey çıkıyor. Ne çıkıyor? Bir sistem var. Seni izliyor her daim. Böyle bir sistemin içerisinde birisi orada bir örgüt kuracak. O örgütten devletin haberi olmayacak. Bir örgüt kuracak o örgütten uluslararası. Ajanların uluslararası sistemin haberi olmayacak. Yalan hepsi de. Uluslararası sistemin haberi olmayacak. Yalan hepsi de. Yalan yalan. Lazım o örgütü miti biti her neyse işte. Uluslararası bir kurulmuş o örgütü kuruyor oraya. Yalan. Onu istediği anda istediği gibi kullanıyor onu. adam 15 kilo patlayıcı ile yakalanıyor ya. Ulan adamı 15 kilo patlayıcıyı devletin içerisinden kendisine destek olmayan bir kimse olmadan yapabilir mi?

Türkiye’ye hava uçuracak patlayıcı bulunuyor Türkiye’de. Türkiye’de bununla yakalanan sadece patlayıcıları bütün illerde, ilçelerde bir patlasalar Türkiye’de bir şey kalmayacak ya. Türkiye’de bununla yakalanan sadece patlayıcıları bütün illerde, ilçelerde bir patlasalar Türkiye’de bir şey kalmayacak ya. Bundan devletlerin haberi olmaması mümkün mü? Devletin içerisindeki kanallar veya devletin içerisinde tarafların birbirinin haberi var. O yüzden adam durdu Fransa’da seçimlere yakın el kaide eylem yaptığı 7 kişiyi öldürdü. Ondan sonra adamı da alnı göbeğinden çaktılar mermiyi öldürdüler. Kim? Terörist bu. Yakalandı mı yakalandı tamam. Nasıl olsa da yakalandı. Yakalanırken de polis kendini korumak için alnının çatısından vurdu onu.

Kendini korudu ya. Bitti. Sarkozy şampiyon. Ne yaptı? Terörle mücadele etti Sarkozy. Altyazı M.K. Sevgilinin huzurunda tedbirini terk et. Fil var ki tedbiri de onun tedbirinden onun kaderinden doğmadır ya. Hakkın yücelttiği iş işe yarar. Nihayet biten ilk ekilendir. Madem ki sevgiliye esirsin ey aşık. Ektiğini onun için ek. Hırsız nefsin etrafında dolaşma. Onun işine bulaşma. Bu iş hakkın işi değil mi? Hiçtir hiç. Kıyamet günü gelmeden gece hırsızı mal sahibinin yanında rüsva olmadan bu işten vazgeç. Hilelerle tedbirlerle çalınmış olan malın vebali adalet günü çalan adamın boynunda kalır. Yüz binlerce akıl bir araya gelip onun tuzağına aykırı bir tuzak kurmak isterler. Kurarlar da kurdukları tuzağı pek kuvvetli pek yerinde ve kafi bulurlar ama birçok parça sözü rüzgarı nasıl beğenebilir?

Eğer sen şu halde varlığın ne faydası var dersen senin bu sualine fayda var mı? Inatçı adam sualinde fayda yoksa bu abes ve faydasız suali niye dinleyeyim? Eğer birçok faydaları varsa neden bu cihan faydasız olsun öyleyse? Cihan bir cihetten faydasız başka bir cihetten faydalı Allâh doludur. Sana faydalı olan şey bana faydasızsa madem ki sence faydalı onun yapmaktan geri durma. Yusuf’un güzelliği kardeşlerince abesli, lüzumsuzdu. Fakat bütün bir âleme faydalıydı. Davut’un sesi kadar güzeldi ama güzel sesden anlamayanlar dinlemek istemezlerdi. Üç ihlas bir Fatiha şerife.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Velâyet, Sünnet, Çile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı