Mustafa Özbağ Efendi, 3 Mart 2012 tarihli Karabaş-ı Velî Tekkesi sohbetinde İslâm’ın baştan başa aşk dini olduğunu, Allah’ın ilk aşık olduğunu, aşığın kuralının maşûkunun kuralı olduğunu, Hazreti Mûsâ’nın Allah’ı misafir etme hikâyesini, aşıklık yolunda bir rehberin zorunluluğunu, gerçek aşığın cehennemden değil sevgilisini üzmekten korktuğunu ve Kur’ân-ı Kerîm’in baştan başa aşıklığı öğrettiğini Mevlânâ, Yûnus Emre, İbn Arabî, Molla Câmî ve Şeyh Gâlip’in sözlerinden hareketle derinlemesine ele almıştır.
Âşık Hakkında
İslâm Baştan Başa Aşk Dinidir
Efendi, “Aşk dini nedir? Aşk İslâmiyet’in neresindedir?” sorusuna cevap vererek İslâm’ın Âdem Aleyhisselâm’dan Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin getirdiği dinin aşk dini olduğunu belirtmiştir. Cenâb-ı Hak ilk yarattığı şeyin kendisini tesbîh ve tenzîh etmesini sevmiş, sevdiği için onu çoğaltmıştır. Hadîs-i Kudsî’de “Bilinmeklik hoşuma gitti, bilinmekliği sevdim” buyurulmuştur. O hâlde birinci derecede aşık olan Allah’tır; hiçbir şey yokken Allah ilk yarattığını severek ona aşıklığı nakşetmiştir.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî’sinde “Kur’ân bize baştan başa aşıklığı öğretir” der. Yûnus Emre “Ey âşıklar, ey âşıklar, aşk mezhebi dindir bana” demiştir. Molla Câmî, Mevlânâ için “Peygamber değil ama kitabı var” diyerek Mesnevî’nin aşıklığı anlatan bir kitap olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Gâlip de “İlk nota aşktır ve son nota da aşktır” demiştir.
Kâinattaki Her Şey Birbirine Âşıktır
Efendi, kâinattaki her zerrenin âşık olduğunu anlatmıştır: Bütün insanlar, hayvanlar, böcekler, yapraklar, ağaçlar, denizlerdeki balıklar, havadaki atom tanecikleri, bedenimizdeki her zerre ve zerrenin içindeki zerre âşıktır. Nötron protona, proton nötrona âşıktır. Eğer zerreler birbirine âşık olmasaydı bu vücut bir anda yıkılır, kâinat diye bir şey kalmazdı. Bütün kâinatı tek vücut hâlinde tutan aşıklığıdır.
Yağmur toprağa âşıktır, sallana sallana gelir, maşûkunu incitmez. Toprak yağmura âşıktır, ağzını açmış “gel bağrıma” der. Tohum ağaç olmaya âşıktır, balığın yumurtası balık olmaya âşıktır. Bu aşıklık gözüyle âleme bakarsan âşık olmayan bir şey göremezsin; göremiyorsan gözüne perde inmiştir.
Aşığın Kuralı Maşûkunun Kuralıdır
“Aşık kural tanımaz” sözünü ele alan Efendi, bunun yanlış anlaşıldığını belirtmiştir. Aşığın bir tek kuralı vardır: maşûkunun kuralıdır. Kim neye âşıksa onunla yatar onunla kalkar. Gerçek âşıkları maşûkun sokağında, gönlünde, dilinde ara. Maşûk ona “buyur” demişse gerçek âşıktır; “buyur” diyen yoksa âşıklığı yalandır — ayran içip “sarhoşum” diye sallananlardan farksızdır.
Âyet-i Kerîme’de “Ey Habîbim de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun” buyurulmuştur. Hazreti Muhammed Mustafa aşıklığı öğretendir; O’nun ayak izlerini takip ederek maşûka ulaşılır. Mevlânâ Şems’in, Yûnus Taptuk’un ayak izlerini takip ederek aşıklığa ulaşmıştır. Kuralsızlık namazı terk etmek değil, Şemseddîn-i Tebrizî gibi hacca giderken her adımda iki rekât namaz kılmaktır.
Hazreti Mûsâ’nın Allah’ı Misafir Etme Hikâyesi
Mûsâ Aleyhisselâm kavminin Allah’ı misafir etmek istediğini söylemiş, “Ne yersin, ne içersin, ne giyersin?” diye sormuştur — âşık maşûkuna böyle sorar. Bölgedeki bütün hayvanlar kesilmiş, sofralar hazırlanmıştır. Herkes beklerken kapıya yaşlı, fakir bir adam gelip bir tas yemek istemiş; Mûsâ “Biz Rabbimizi bekliyoruz” diye reddetmiştir. Akşam olmuş, gelen giden olmamış; kavmi alay etmiştir.
Mûsâ Allah’a yalvardığında Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Yâ Mûsâ, senin yakandan çeken yaşlı adam Bendim!” Aşıklık sevdiğini tanımaktır; âşık maşûkunu tanır. Maşûkunu tanımayan âşığın aşıklığı yalandır. İman edenler aşıklıklarından dolayı kınanmaktan korkmazlar; kınanmaktan korkan gerçek âşık değildir.
Aşıklık Yolunda Bir Rehber Şarttır
Mevlânâ der ki: “Ey ahmak, senin önünde bir pir olmazsa sen yol bulamazsın.” Mevlânâ Şems’ten önce de namaz kılıyor, oruç tutuyordu; ama Şems’ten sonra namazı mîrâç oldu, orucun özü ve canı oldu. Şems ona “Cennet için ibâdet etme, aşık ol; cehennem korkusuyla ibâdet etme” öğretti. Dünya tarihinde hiçbir âşık yoktur ki önünde başka bir âşık olmasın: İbn Arabî’ye bir kadın sûfî üstadlık etmiş, Yûnus Emre on sekiz yıl Taptuk Emre’nin dergâhında odun taşımıştır.
Delice zeytin aşısız yağlık olmaz; ağaca bir aşı vuran gerekir. Aynı şekilde insanın da bir mürşidin aşısını alması, rehber edinmesi, o rehberin ayak izlerini takip etmesi şarttır. Kendi kendine yola çıkan yol bulamaz.
Gerçek Âşık Cehennemden Değil, Sevgilisini Üzmekten Korkar
Molla Câmî “Allah’a korku ile tapan aslında kendine tapar” demiştir. Âşık korkusuz değildir; ama korkusu cehennemden değil, sevgilisinin kaşının kalkmasından, onu üzmekten, incitmektendedir. En fazla korkanlar en fazla âşık olanlardır; hiç korkmayanlar hiç âşıklıktan nasip almamışlardır.
Cüneydi Bağdâdî aşıklığın ayıklık yüzünü göstermiştir; ona dışarıdan bakan onu ayık ve kuralcı sanır, oysa onun aşıklığı bilgiyle hemhâl olmuş aşıklıktır. Beyâzıd-ı Bestâmî “Var mı benden daha şanlı yüce?” demiştir; bu söz ancak gerçek aşıklığın sarhoşluğundan çıkar. İkisi de aynı aşkın farklı tecellîleridir.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Âl-i İmrân 3:31 — “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.”
- Mâide 5:54 — “O, öyle kimseler getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler ve kınayanın kınamasından korkmazlar.”
Hadîs-i Şerîfler ve Kudsî Hadisler
- Hadîs-i Kudsî — “Gizli bir hazine idim, bilinmekliği sevdim, bilinmek için halkı yarattım.” (Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II/132)
- Hadîs-i Kudsî (Buhârî, Rikâk, 38) — “Kulum bana nâfilelerle yaklaşır; onu severim. Sevince de onun gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.”
Tasavvufî Kaynaklar
- Hazreti Mevlânâ — “Kur’ân bize baştan başa aşıklığı öğretir.” (Mesnevî); “Kul oldum, kul oldum, kul oldum.” (Dîvân-ı Kebîr)
- Yûnus Emre — “Ey âşıklar, ey âşıklar, aşk mezhebi dindir bana.”
- Muhyiddîn İbn Arabî — “Bütün sûretleri kabul edecek bir hâle geldi kalbim… Ben aşk dininin müntesibiyim, benim dinim imanım aşktır.” (Tercümânü’l-Eşvâk)
- Molla Câmî — “Allah’a korku ile tapan aslında kendine tapar”; Mevlânâ için “Peygamber değil ama kitabı var.”
- Şeyh Gâlip — “İlk nota aşktır ve son nota da aşktır.”
- Şemseddîn-i Tebrizî — Hacca giderken her adımda iki rekât namaz kılması; aşıklığın kuralsızlığının ibâdeti terk değil, ibâdette derinleşmek olduğu.
Sohbetin Özeti
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette İslâm’ın özünün aşk olduğunu, Allah’ın ilk aşık olarak yaratılışa sevgiyi nakşettiğini, kâinattaki her zerrenin birbirine âşık olduğunu, âşığın tek kuralının maşûkunun kuralı olduğunu, Hz. Mûsâ’nın misafirlik hikâyesiyle sevdiğini tanımanın önemini, aşıklık yolunda mutlaka bir rehber gerektiğini ve gerçek âşığın cehennemden değil sevgilisini üzmekten korktuğunu Mevlânâ, Yûnus, İbn Arabî, Molla Câmî, Şeyh Gâlip ve Şemseddîn-i Tebrizî’nin sözlerinden hareketle kapsamlı biçimde işlemiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Şeyh, Aşk, Tesbîh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı