Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Tefsir — Sayfa 2

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tefsir(138) — Sayfa 2/2

Tevrat’ta Arap ırkından bir peygamber geleceği yazılı mı?

Tesniyenin 18. babının 15.ayetinde, Musa Aleyhisselam’ın israillilere ‘Rab, sizin için aranızdan, kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber aleyhisselatu vesselam çıkaracak.’ dediği yazılıdır. Burada bahis konusu olan israillilerin kardeşleri, ismaililer, yani Araplardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 727-733. Beyitler Şerhi

Kitab-ı Mukaddes’in Türkçe tercümesinde, 885. sayfada ne yazılıyor?

Boyacı Boyacıyan’ın Agop matbaasında basılan Kitab-ı Mukaddes’in Türkçe tercümesi, sayfa 885’ te: ‘O gelince, dünyayı günah, salah ve hüküm hususlarında inzam edecektir.’ deniyor. Buradaki onun Latince aslında ‘Praglet’ yazılıdır. Bu kelime aslında, teselli edici demektir. Papazlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 727-733. Beyitler Şerhi

Korintoslulara 1. mektubun 13. bölüm 8’de ne yazılıyor?

Pavlos’un yazdığı ve Hristiyanların Kitabı Mukaddes’ten kabul ettikleri mektuplardan, Korintoslulara, 1. mektubun 13. bölüm 8’de, ‘peygamberler sona erecek, diller de kaybolacak, ilim iptal olacak ama o kamil gelince, yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır’ deniyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 727-733. Beyitler Şerhi

Tevbe, ayet 119. ayet i kerime ne ifade eder?

Tevbe, ayet 119. ayet i kerime buna işaret ediyor. Diyor ki: ‘Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.’ Neden? Sadıklarla beraber olursanız siz de sadıklardan sayılırsınız. Hani Hz. Mevlana dedi ya erler sohbeti de seni erlerden eder. O zaman sen sadıklarla beraber olursan, sen sadıklardan sayılırsın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Fitne ile ilgili ayetler nelerdir?

‘Fitneye, eziyet ve işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edip ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısı, elbette Rabbimdir.’ Burda da fitne ne oldu? Eziyet, işkence oldu. Deli manasında. ‘Fitneye düşeni yakında sen de onlar da görecek.’ Kalem ayet 56. Hani müşrikler dediler ya bu deli oldu. Bakın, unutmayın. Eğer siz gerçekten kur’an ve sünneti yaşarsanız, müşrikler derler ki bunlar deli. Eğer sizin hayat standardınızı, kur’an ve sünnete olan bağlılığınızı, kur’an ve sünneti yaşamanızı gören bir kimse siz delisiniz diyorsa, kalbinizin bir köşesinden şunu söyleyeyin. Bu müşriklerden. Ancak müşrikler, müminleri deli zanneder. Bunlar deli der. Ancak müşrikler, mümine ancak müşrikler deli der. Mümini ancak müşrikler deli der, kötüler. Mümin’in dostu ancak müminlerdir. Müminin üzerinde imanından dolayı birisi bir laf söylüyorsa ya müşriktir, ya isevilir, ya Musevidir, ya ateisttir, ya deisttir, ya münafıktır. Zarar verme: ‘Seferdeyken kafirlerin sizi fitneye düşürmelerinden, yani zarar vermelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda bir vebal yoktur. Sapıklığa düşürme: ‘Siz ve taptıklarınız cehenneme girecek olanlardan başkasını fitneye düşüremez yani saptıramaz. Saffat, ayet 161- 163. Uydurma, mazeret: ‘Onların sadece vallahi biz müşrik değildik sözlerinden başka fitneleri olmayacaktır.’ Bu müşrikler de öyle diyecekler mahşerde vallahi biz müşrik değildik yani şirke düşmemiştik. Delalet manasında: ‘Allah birini fitneye yani delalete, şaşkınlığa düşürmek isterse, Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. Maide, ayet 41. Yine insana sıkıntı zarar veren şey manasında, hani hadis-i şeriflerde geçiyor bu, işte amaz kıldıran imama diyor ki arkanızdaki ihtiyarları düşünün, ondan sonra küçük çocuk annelerini düşünün, hastaları düşünün, hamileleri düşünün diyor ya, onları fitneye düşürmeyin bu noktada. Allah bizi fitnelerden uzak eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Allah’a emanet olun inşallah. Selamünaleyküm.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 703-705. Beyitler Şerhi

Dini metinleri yorumlamak ve tefsir etmek ne ifade eder?

Dini metinleri yorumlamak, onlardan mana çıkarmak çok eski, kadim bir gelenek. Bu sadece hani şimdi böyle Muhammedi müslümanlar için söylüyorlar ya neden işte mezhepler var, olmasa olmaz mıydı? Yok, dinin özü bu. Bu kadim gelenek, dinde tarikatlar, kadim gelen ki isevilerin tarikatları var, Musevilerin tarikatları var. Tarikat kadim bir gelenek. Mezhepler var, kadim bir gelenek. Farklı anlayışlar, farklı yorumlar, kadim bir gelenek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 467-479. Beyitler Şerhi

Dini metinleri yorumlamak ve tefsir etmek neden bir gelenek olarak kabul edilir?

Dini metinleri yorumlamak, onlardan mana çıkarmak çok eski, kadim bir gelenek. Bu sadece hani şimdi böyle Muhammedi müslümanlar için söylüyorlar ya neden işte mezhepler var, olmasa olmaz mıydı? Yok, dinin özü bu. Bu kadim gelenek, dinde tarikatlar, kadim gelenek. isevilerin tarikatları var, Musevilerin tarikatları var. Tarikat kadim bir gelenek. Mezhepler var, kadim bir gelenek. Farklı anlayışlar, farklı yorumlar, kadim bir gelenek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 467-479. Beyitler Şerhi

Bu inkârcılar onlardan önce helak olmuş kavimleri görmezler mi?

Cenâb-ı Hak geçmiş kavimleri kimi sesle, kimi rüzgârla, kimi yerin dibine geçirerek, kimi ateşle, kimi depremle helak etmiştir. Arkeolojik bulgular kadim medeniyetlerin yüzyıllar öncesi bitti gittiğini ortaya koyuyor; ibret alınmıyor.

Kaynak: İnkarcılar ayetleri inkar eder, yeryüzünde onlardan önce gelmiş helak olmuş kavi

Allah’ı, zikrullah’ı unutanlar onlar için ne diyor ayeti kerimede?

Onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. O kimse zikrullah’ı unuttu. Zikrullah yapmıyor. Bakın zikrullah’a karşı, zikrullah’a düşman, zikrullah’ı unuttu, Allah’ı unuttu. Bunlar ne diyor? Onlar şeytanın taraftarıdır. Ayet-i kerime çok keskin. Bir kimse zikrullah’ı unuttu. Allah’ı unuttu. Zikrullah’a düşman. Zikr,ullah’ı da yapmıyor. O kimse şeytanın taraftarı. Fatır ayet 6.

Kaynak: Zahiri ve batıni ilmin olmadığı için fiiliyatı şeytani olanı insan suretinde gör

Sûre-i Münâfîkûn’un 9. ve 10. âyetleri ne anlatmaktadır?

Cenâb-ı Hak bu sohbette Sûre-i Münâfîkûn’un 9. Ve 10. Âyetlerine temas etmektedir. "Ey îmân edenler, mallarınız, ve çocuklarınız size, Allâh’ı zikretmekten alıkovmasın. Kim bunu yaparsa, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir." Bu âyet-i kerîme, Müminlere seslenişinde malî mülkiyet, ve çocukluk sevgisinin, zikir ibâdetinden uzaklaştırıcı bir kuvvet olabileceğini vurgulamaktadır.

Kaynak: (NASİHAT/21) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 18.04.2024

674. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konusunda ne anlatılmaktadır?

Mustafa Özbağ Efendi, Enfâl sûresinin 2, 3 ve 4. Âyetlerini tefsîr etmektedir. Bu âyet-i kerîmeler müminin prototipini çizmekte, ve beş temel vasıf ortaya koymaktadır: Birincisi, Allah zikredildiğinde kalbi ürperir. İkincisi, Allah’ın âyetleri okunduğunda îmânı artar. Üçüncüsü, sadece Rablerine güvenirler. Dördüncüsü, namazlarını dosdoğru kılarlar. Beşincisi, kendilerine verilen rızıklardan Allah yolunda harcarlar. Âyet-i kerîmede ‘İşte gerçek müminler onlardır, onlar için Rableri katında dereceler, mağfiret, ve güzel rızık vardır’ buyurulmuştur.

Kaynak: 674. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

677. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konusunda ne anlatılmaktadır?

Mustafa Özbağ Efendi, Cin sûresinin 17. Âyetini tefsîr etmektedir: ‘Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.’ Âyet-i kerîmedeki tehdit son derece ağırdır: zikrullahtan yüz çevirmenin karşılığı sıradan bir ceza değil, sürekli artan bir azaptır. Bu azap eksilmez, aksine gün geçtikçe katlanarak artar.

Kaynak: 677. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Benim kalbime gelene göre: bir kimse rabbânî sırlardan ve işin hakikatinden bahsederken midir?

Delaleti Allah alem doğrusunu bilir. Biz burada Hz. Pir’i yorumlamaya çalışıyoruz; bizimki de doğru olmayabilir. Ama benim kalbime gelene göre: bir kimse rabbânî sırlardan ve işin hakikatinden bahsederken, öbür taraf şerîata aykırı bir şeyle meşgul oluyorsa, bu bir delalettir.

Kaynak: 32. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Hz. Muhammed Mustafa’nın günah işlediğini iddia edenlerin bu iddianın Allah’ın ayetlerine aykırı olduğunu nasıl açıklar?

Hz. Muhammed Mustafa’nın günah işlediğini söylemek, pek çok ayeti inkâr etmektir. Allah muhafaza eylesin; ne yazık ki bu öğreti ortaokul ve lise çocuklarına, yeni mezun ilahiyat öğretmenleri tarafından verilmektedir. Hz. Pir’in buradaki yorumuna göre: kalbime gelen zâtî ve sıfatsal tecelliyâtları ört, mağfiret et, onları dışarı çıkarma. Onları dışarı çıkarırsan, insanlar bu sırlara ulaşamadan hayrette kalır.

Kaynak: 32. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık ifadesi nasıl yorumlanmaktadır?

"Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık" ifadesindeki kitabı Levh-i Mahfuz olarak da, zamanın ve evliyaların verilerini içeren küllî ilim olarak da okuyabiliriz. Bu mirasçıların kimisi kendine zulmeder, kimisi orta yolu tutar, kimisi hayırda öne geçer. Bu üç taifenin ilki nefislerine zulmedenlerdir; bunlar imanlarını kabul edip farzları yerine getiren, ama bazen hataya düşen normal insanlardır. İkincisi orta yolu tutanlardır. Üçüncüsü ise hayırda öne geçenlerdir.

Kaynak: 30. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

İslâm dünyasında son yüzyılda çarpıcı bir tefsir yazılmış mı?

Bu konuda son yüzyılda İslâm dünyasında yazılmış çarpıcı bir tefsir var mı? Büyük şehirlerde en güncel ilmî bilgilerle donatılmış yeni bir din anlayışı inşa etmek yerine 150 yıl öncesinin tefsirlerini okutmaya devam ediyoruz.

Kaynak: 30. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Nûh’un kavmi hangi putlara tapıyordu?

Nûh sûresi 23. âyetinde sayılan beş put: Vedda, Suvâ, Yeğûs, Yeûk ve Nesr. İbnü’l-Arabî ve müfessirler bu isimlerin o dönemin sâlih kimseleri adına dikildiğini, zamanla putperestliğe dönüştüğünü bildirir. Her put bir esmânın tecellîsinin maddeye hapsedilmiş biçimidir.

Kaynak: 28. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Kâinatın her zerresinde zikrullah var mıdır?

İsrâ Sûresi 44. âyette Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "Yedi gökleri, yeri ve bunlardaki her şeyi Allah’ı tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; ne var ki siz onların tesbihini anlayamazsınız." Bu âyet açıkça haber vermektedir: varlıktaki her atom, her hücre, her nesne Cenâb-ı Hak’kı zikreder. Ağaçlar, dağlar, hayvanlar, güneş, ay ve yıldızlar O’na secde eder (Hac, 18). Mü’minler bunu duyabilmek için kulak ve gönül vermekle mükelleftir.

Kaynak: 24. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Nesneler nesnel olarak sınırlandırılabilir mi, ya da bu sınırlama Allah’ı sınırlamaz mı?

İbn Arabî’ye göre her sureti kendi içinde sınırlandırmak mümkündür ve avam açısından bunu yapmaları doğaldır. Ancak bu sınırlandırma hakiki değildir; zira her bakan gözün aynı şeyi farklı bir açıdan gördüğü düşünüldüğünde, aslında nesneler de kesin sınırlarla belirlenemez. Eşya, Allah’ın sıfatlarının tecellîgâhı olduğundan, eşyaya konulan sınırda aslında Allah’ın tecellîsine konulan bir sınır yatmaktadır. Bu açıdan avam tenzih de eder teşbih de eder; ancak ârif, her ikisinin de gerçekte Hak’kı tam tanımadığından kaynaklandığını bilir.

Kaynak: 23. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Müslümanlar tefsir, akaid, hadis, fıkıh okumadıkları için bozukluk devam ediyor mu?

Var arkasında, ama dinlediğin zaman onu onun küfrüne fetva veriyorsun kendi içinden anlıyorsun ki bu sözüyle ayeti kerimeyi inkar etmiş bu sözüyle hadis-i. Şerifi inkar etmiş zaten hadisleri inkar ediyorlar. Bu yeni entellekler kesim olarak görünen ilahiyatçıların bir kısmı. Büyük bir diyanetçilerinin bir kısmı bildiğiniz hadisin karşısı zaten bunları gördükçe bu sefer bunları dinlemekten de uzaklaşıyorsun, ama işte buraya sorular geliyor ya yarın öbür gün böyle bir soru geldiğinde de. Hani olur da cevap vermek zorunda mısın diyorsun ki yok millete cevap vermek için bunlar dinlenilmez kapatıyorsun defteri kitabı diyorsun ki yok hayır bu alanda dolaşma. Ya ben kendim. O alanda dolaşma diye kendime fetva verip. İçtihat ediyorsam, ve düşünün. Toplum ne halde. Ama bu böyle tam bir ahir zaman. Hastalığı iman ateşten kor gibi olacak tutanın eli yanacak atan dediğinde imandan olacak tutanın eli yanıyor diyorsun ki. Senin de dinleyecek kimse yok bu acı bir dinleyecek kimse yok iki seni de dinleyecek kimse yok konuştuğun zaman seni dinleyenlere de ağır geliyor o kimse diyor ki ya. Bunu. Nasıl yaşayacağız. Bu mümkün değil bir ütopik bir çıkıyor ortaya diyor bakıyorsun ayetlere hadislere imamların içtihatlarına ilklere bakıyorsun diyorsun ki din bu. Ama bugüne baktığında o dine uyacak olan insan çok az o dini anlattığı zaman karşıdaki insanların da onlara uymaları çok zor. Böyle bir dönemde yaşıyorsun. Böyle bir zamanında yaşıyorsun. Böyle giderse bu daha da hani hafifleyerekten düzelerekten gitmiyor. Hani ümit ediyoruz umut ediyoruz düzelecek diyoruz düzelerekten yürüyecek diyoruz, ama bu. Benim kendi şahsi kanaatım düzelir bu böyle şeytanın vermiş olduğu bir ümitsizlik olarak görmeyin düzelerek gidecek dediğimiz noktada düzelerek bir gitmiyor o hani bozulmadan herkes nasibini alıyor. Mesela işte bir imam hatipler nasibini alıyorlar imam hatiplere bakıyorsun ilahiyatlara bakıyorsun diyorsun ki yok bu nereye kadar gidecek diyorsun veyahut da ortama bakıyorsun. Etrafa bakıyorsun bunu nereye kadar gidecek diyorsun kendi kendimize böyle bir ümitsizlik girdi abi değil, ama diyorsun ki bu bozulma devam ediyor ha bu kendimce o bozulmayı tespit edince hakaret. Mustafa. Özbağ. Hani, evet bir müddet daha bunu böyle götürmeye gayret etse zaten bir müddet sonra gidip gelemeyeceksin yapamayacaksın. Hani sağlık şartlarının yaş. İhtiyarlık devreye girecek bunları götürmem biraz daha zor olacak. Günden güne bunu kendi üzerimizde tespit ediyoruz. Ama velakin bu bozulmayı da görünce kendi kendime diyorum ki yok Cenâb-ı Hak sağlık afiyet versin son nefesene kadar bu mücadeleyi devam ettir diyorum kendime böyle teskin ediyorum, ama o. Hayır zaman hastalığının. Hepsi de sirayet ediyor.

Kaynak: r HByVVQE Müslümanlar tefsir,akaid,hadis, fıkıh okumadıkları için bozukluk devam

Biz yalnızca ismini, ve tecelliyâtını biliriz midir?

Levh-i Mahfûz’un ikinci bir örneği yoktur. Biz yalnızca ismini, ve tecelliyâtını biliriz.

Kaynak: Bugün şeyhim, mürşidim diyenlerin seyr-i süluku yok

Bırakın bunu; bugün mürşidim diye dolaşanların Rûhlar Âlemi’nden dahî haberi yok mudur?

Normal bir mürşid-i kâmilin bile Levh-i Mahfûz’u görmesi mümkün değildir. Bırakın bunu; bugün mürşidim diye dolaşanların Rûhlar Âlemi’nden dahî haberi yoktur.

Kaynak: Bugün şeyhim, mürşidim diyenlerin seyr-i süluku yok

İbrâhîm’in kalbi üzere yürüyen 40 kişi her daim bulunur; kıyamet ancak bunların ruhları kabzedildikten sonra kopar." mıdır?

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki "Ümmetimden Halîlurrahmân Hz. İbrâhîm’in kalbi üzere yürüyen 40 kişi her daim bulunur; kıyamet ancak bunların ruhları kabzedildikten sonra kopar."

Kaynak: Ümmettim arasında Halil İbrahim ahlakı üzerine 40 kişi daima bulunur

Ali efendimizden nakledilen hadise göre Şam’da 40 abdal bulunur; bunlardan biri ölünce Allah yerine bir diğerini koyar mı?

Hz. Ali efendimizden nakledilen hadise göre Şam’da 40 abdal bulunur; bunlardan biri ölünce Allah yerine bir diğerini koyar. Yağmur onlar sebebiyle yağar, düşmanlara karşı zafer onlar hürmetine gelir, Şam ehlinden belâlar onlar vasıtasıyla def edilir. Hz. Ömer’in oğlunun rivayetinde ise ümmetin en hayırlıları 500, abdal ise 40’tır; her ikisi de eksilmez. Birisi vefat ettiğinde Allah beş yüzden birini alır yerine koyar. Bu silsile kıyamete kadar böyle devam eder.

Kaynak: Ümmettim arasında Halil İbrahim ahlakı üzerine 40 kişi daima bulunur

Bu ayet benim dilime pelesenek midir?

İbrahim suresi ayet 7. Bu ayet benim dilime pelesenektir. Yine bir zaman rabbiniz size şunu bildirmişti. Yemin olsun ki şükrederseniz size olan nimetlerimi mutlaka arttırırım. Şayet nankörlük ederseniz şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir. Cenabı Hak şükredenlere nimetlerini artırır. Her haline rabbine hamdet, şükret. Ama bu hem dil ile hem de fiili olacak. Bu Allah’a hamdetmek, Allah’a şükretmek hem dil ile olacak hem de fiili olacak. İsraf etmeyeceksin fiili. Bir şeyi atmayacaksın fiili. Bir şeyi son kullanma zamanına kadar kullanacaksın fiili. Bu peynir kokmuş gibi duruyor. Atmayacaksın. Allah’a hamdet. Bir evde bir kadın bir şeyi kokutuyorsa, küflendiriyorsa, kurtlandırıyorsa, böcekla, o kadın evinin kadını değil. O nankörlerden adam çalışmış, çabalamış. Cenabı Hakk’ın lütfuyla, ikramıyla eve yiyecek getirmiş. O kadın evdeki yiyecek kurtlandırmış, böcekl, kokutmuş. O kad nankörlerden bir kadın. Bu kimin eşi olursa olsun, kimin karısı olursa olsun o Cenabı Hakk’ın vermiş olduğu nimete saygı, ve sevgili durmuyor. O nimete hamd etmiyor. O nimete şükretmiyor. Evde bulgurdur, fasulyedir, orur, budur, ne varsa böceklir var, tereyağı var, şu var, bu var. Küflendirmiş. Yemek var. Yemek orada durmuş dolapta. Bir gün, iki gün, 3 gün. Ondan sonra bozuldu bu demiş. Atmış. O kadın nankörlerden. O erkek o kadına gerekli olan nasihati etmiyorsa o erkek de nankörlerden. Cenabı Hakk’ın vermiş olduğu nimete hainlik yapıyor. Doğru değil. Hamdedenlere, şükredenlere Allah nimeti arttırır. Hamdetmezse, şükretmezse o zaman da diyor ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Allah nankörleri sevmez. Allah israfçıları sevmez. Allah gösteriş yapanları sevmez. Allah gösteriş yapan, israf edenleri sevmez. Allah bir şeyi kokutan, bozan, küflendireni sevmez. O zaman hamdedeceksin. O zaman şükredeceksin. Sen bu ne? Bunu yerli yerinde kullanacaksın. Sonuna kadar kullanacaksın. Bozuldu. Tamiri mümkün değil. O zaman yenisini alacaksın.

Kaynak: Aklın yerindeyken, sağlığın yerindeyken, imanın yerindeyken Allah’a hamdet

İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn konusunda ne söylendi?

Zira Allahu Teâlâ, bir kulundan güzel bir talep gördüğünde, onun önündeki engelleri kaldırır, ve onu ismet ile kuşatır. Ey amcazâdem! Bilesin ki, bu konuyla ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır: (Nahl sûresi, 128. Âyetin meâli)’.

Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn

Yahyâ b. Kesîr’in bu konuyla ilgili ne dediği?

Yahyâ b. Kesîr: ‘Biz Ebu’d-Derdâ’nın (R.ânhûmâ) bu tavsiyesine riâyet ettik, ve sonunda Allah’ın sevgisine, ve rızâsına erişme konusunda hiç kimsenin ulaşamadığı kadar lezzet aldık.’ buyurdu. (Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, 3/357).

Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn

Hz. Yûsuf (A.s.) , Mısır’da insanların kıtlık ile karşılaşacağını anladığında zamanın Kıbtî devlet başkanı olan Firavun’dan kendisini Mısır’ın mâliye işlerinin başına getirmesini talep etmesi ne anlama gelir?

Hz. Yûsuf (A.s.) , Mısır’da insanların kıtlık ile karşılaşacağını anladığında zamanın Kıbtî devlet başkanı olan Firavun’dan kendisini Mısır’ın mâliye işlerinin başına getirmesini talep ederek, maslahat sebebiyle Allah’ın hükümleriyle idare edilmeyen bir devlette göreve talip olmanın, ve bilfiil görev yapmanın caiz olduğu anlaşılmaktadır.

Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?

Kâlû Belâ (Bezm-i Elest) Nedir?

Farsça’da “Sohbet Meclisi” anlamına gelen «Bezm» kelimesiyle Arapça’da. “Ben değil miyim” mânâsında çekimli bir fiil olan. «Elestü» den oluşan «Bezm-i Elest» terkibi, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim”. hitâbının yapıldığı, ve ruhların da. “Evet” diye cevap verdikleri meclis anlamını ifade eder. Bu tabirdeki “Elest” kelimesi A‘râf Sûresi ‘nin 172. âyetinden alınmıştır. Bu âyette, geçmişte Allah’ın Âdem oğullarından, yani onların sırtlarından (veya sulplerinden) zürriyetlerini çıkardığı, kendilerini nefislerine şahit tuttuğu, ve onlara, . “Ben sizin rabbiniz değil miyim”. diye hitap ettiği, onların da. “Evet” Dedikleri belirtilmiştir Allah’la insanlar arasında vuku bulan bu sözleşmeye. «Mîsâk» , «Kālû Belâ» , «Ahid» , «Belâ Ahdi» , «Rûz-i Elest» , «Bezm-i Ezel» ve «Bezm-i Elest» gibi çeşitli adlar verilmiştir. [4].

Kaynak: Biat/Bey’at ve İntisap Nedir? Kimlere Yapılır?

Tövbe eden ve Rabbini zikreden kimse Allah yolunda dimdik durur ayeti Mekke’de inzal edilirken namaz farz mıydı?

İnananlara farz değil. Ama burada ayet-i kerimede fesella bu fesellayı namaza çeviriyorlar kök olarak.

Hak ve hakikate gözünü ve kulağını tıkamamak neden önemlidir?

Ey Müslüman kardeş, mümin kardeş, Sûfî kardeş! Hak ve hakikate gözünü ve kulağını tıkama. Hak ve hakikate kalbini kapatma. Nûh’un kavmi gibi yapma. Birisi sana Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ ediyorsa, tâbîr-i câizse can kulayla dinle ve itaat et. Neye? Kur’ân’a. Neye? Sünnet-i Seniyye. İtaat Kur’ân’a ve Sünnet’edir.

O zaman hak ve hakikat nereden gelirse gelsin, sen gözünü, kalbini, kulağını aç, dinle ve onu yerine ge midir?

Unutma! Cenâb-ı Hak Mûsâ’ya ağacın üzerinden vahyetti, konuştu. Unutma! Cenâb-ı Hak Mûsâ’ya ateşin arkasından konuştu. Cenâb-ı Hak Mûsâ’ya bulutun arkasından da konuştu. O zaman hak ve hakikat nereden gelirse gelsin, sen gözünü, kalbini, kulağını aç, dinle ve onu yerine getir. Bakın dinle ve onu yerine getir. Cenâb-ı Hak sana taştan da konuşturur, Cenâb-ı Hak seni çiçekten de konuşturur. Cenâb-ı Hak seninle iletişime girecekse, konuşacaksa hususi bir şekilde her türlü, her şeyden konuşur.

Nûh’un kavmi ne yaptı?

Nûh’un kavmi de hakikate gözlerini tıkadılar, Nûh’un kavmi de hakikate gözlerini perdelediler, hakikati görmek istemediler. Nûh Aleyhisselâm niyâz ettiler. Cenâb-ı Hak ona Nûh Aleyhisselâm dua edince, bir tane yeryüzünde kâfir bırakma deyince, Cenâb-ı Hak onun duasını kabul etti ve ona bir gemi yapmasını söyledi. O gemi yaparken dahi kâfirler ve müşrikler, Hazret-i Nûh’la alay ediyordu.

Dört putun isimlerini ve ne anlama geldiği?

Vedd, Süvâ, Yegûs, Yeûk: Dört Put. Dört tane put yaptılar. Dört tane put. Dört tane putu kendi dilleriyle konuşturdular. Ve Vedd, Süvâ, Yegûs ve Yeûk, putların ismi. Ve onlar kendilerince o putları konuşturarak da Nûh’un dinine karşı çıktılar.

Nûh’un kavmi neyin sonucu oldu?

Helâk olup gittiler. Onlar gözlerini kulaklarını tıkayınca hakikate ne oldular? Helâk olup gittiler.

Rûm Kayseri’nin iştiyâkı ve soruları nedir?

Bu yepyeni sözler, Rûm elçisini Sem’a Ağa’ya getirdi. Ömer’i görme iştiyâkı arttı. Bunları kimler söylediler? Sahâbeler söyledi Rum elçisine. Bu sefer Rûm elçisi o Ashâb-ı Kirâm’dan o güne kadar duymadı, o güne kadar işitmedi. Tabt-i Âze, yepyeni, hiçbir dini kitapta olmayan, hiçbir dini literatürde olmayan, ayrı bir literatürü duyunca, Hazret-i Ömer Efendimiz’e karşı daha da iştiyâk arttı.

Nûh’un Ümmeti: Parmaklar Kulakta nedir?

Nûh Sûresi 71/7. âyet ("Doğrusu ben senin onları bağışlaman için kendilerini davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler ve büyüklendik").

Dostu Görmeyen Göz ve Hâc 46 nedir?

Hâc sûresi 46. âyet ("Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, akledecekleri kalpleri, işitecekleri kulakları olsun; gerçek şu ki gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalpler kör olur") — Taberî, Câmiu’l-Beyân ; Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb ; İbn-i Kesîr tefsîri; Mesnevî "İnsan gözden ibarettir, geri kalanı bir deridir; göz de dostu gören göze derler" beyti — Mevlânâ, Mesnevî 1. Defter; Ahmed Avni Konuk, Şerh-i Mesnevî , aynı beyit; dostu görmeyenin (Cenâb-ı Hakk’ın sıfatsal tecellîyâtlarını müşâhede edemeyenin) körlüğü — İmâm-ı Gazzâlî, Mişkâtü’l-Envâr , basîret derekeleri; İbnü’l-Kayyım, Medâricü’s-Sâlikîn , mahabbetullâh bâbı; Süleymân Aleyhisselâm kral-peygamber karşısında karınca mukâyesesi — Neml 27/18-19 ("Bir karınca: Ey karıncalar!

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları