Mustafa Özbağ Efendi 674. Dergâh Sohbeti'nde Enfâl 8/2-4 âyetlerini tefsîr eder. Bu âyeti kerîmeler mü'mînin prototipini çizmekte, ve beş temel vasıf ortaya koymaktadır: Birincisi, Allâh zikredildiğinde kalbi ürperir. İkincisi, Allâh'ın âyetleri okunduğunda îmânı artar. Üçüncüsü, sâdece Rablerine güvenirler. Dördüncüsü, namâzlarını dosdoğru kılarlar. Beşincisi, kendilerine verilen rızıklardan Allâh yolunda harcarlar. Âyeti kerîmede «İşte gerçek mü'mînler onlardır; onlar için Rableri katında dereceler, mağfiret, ve güzel rızık vardır» (Enfâl 8/4) buyurulmuştur. Mü'mînin birinci vasfı, Allâh zikredildiğinde kalbinin ürpermesidir. Bu ürperti bildiğimiz fizikî kalbin değil, maneviyâtın merkezi olan bâtınî kalbin hâlidir. Bu kalp zikrullâh duyduğunda heyecânlanır, titrer, kendine gelir. Bunun olabilmesi için o kimsenin îmânının kemâle ermiş, ihlâsın, ve teslîmiyetin üzerine oturmuş olması gerekir. Ancak bu ürperti yalnızca zikir meclisinde değil, hayâtın her alanında kendini göstermelidir. Zikrullâh esnâsında harika bir derviş olup eve gidince kudurmuş gibi davranan, eşine, ve çocuklarına zulmeden kimsenin kalbi ürpermez.
Mü'mînin Birinci Vasfı: Allâh Zikredildiğinde Kalbinin Ürpermesi
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Mü'mînler ancak o kimselerdir ki Allâh zikredildiği zaman kalpleri ürperir, Allâh'ın âyetleri onlara okunduğu zaman îmânlarını arttırır, ve sâdece Rablerine güvenirler» (Enfâl 8/2). Bu ürperti bildiğimiz fizikî kalbin değil, maneviyâtın merkezi olan bâtınî kalbin hâlidir. Bu kalp zikrullâh duyduğunda heyecânlanır, titrer, kendine gelir.
Kalp Ürpermesi: Hayâtın Her Alanında Olmalı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bu ürperti yalnızca zikir meclisinde değil, hayâtın her alanında kendini göstermelidir. Zikrullâh esnâsında harika bir derviş olup eve gidince kudurmuş gibi davranan, eşine, ve çocuklarına zulmeden, ağzından belâ eksik olmayan kimsenin kalbi ürpermez. Kalbin ürpermesi için önce eşinin hakkını, çocuğunun hukukunu korumak; iyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir arkadaş, iyi bir patron olmak gerekir.
Zikrullâh: İnsânı Değiştiren ve Dönüştüren İbâdet
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: zikrullâh kadar insânı değiştiren, ve dönüştüren başka bir ibâdet yoktur. Bir kimse zikir halkasına girdiği anda, günlük virdini çektiği anda zikrullâh onu değiştirir, ve dönüştürür. Eğer bir kimse değişip dönüşmüyorsa, sorun zikrullâhta değil, o kimsenin kendisindedir: hevâ, ve hevesini ilâh edinmiştir, nefsine uyuyordur, nefis mücâdelesini kaybetmiştir. Allâh'ı unuttuğundan dolayı zulmediyorsun, Allâh'ı unuttuğundan dolayı gayri ahlâkî davranıyorsun, Allâh'ı unuttuğundan dolayı telefondan yapacağını yapıyorsun. İnsânlar telefonlarına ayırdıkları zamânın yüzde yirmisini zikrullâha ayırsalar Allâh'a dost olacaklar.
İkinci-Üçüncü-Dördüncü-Beşinci Vasıflar
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kâideyi tafsîl eder: ikinci adım, bir âyeti kerîme okunduğunda îmânın artmasıdır; çünki Kur'ân ona maddî, ve manevî şifâ olacak, bir peygamberin kıssasının bu zamandaki iz düşümünü idrâk edecektir. Üçüncü adım Allâh'a mutlak güvendir: artık siyâsetçiye, bürokrata, annesine, babasına değil, doğrudan Allâh'a güvenir. Bu güven dilde kalmayacak, kalbe oturacaktır. Dördüncü vasıf namâzı dosdoğru kılmaktır. Zâhirî olarak ta'dîli erkâna uymak, namâzın içindeki, ve dışındaki farzları, ve sünnetleri bilmek; bâtınî olarak ise namâzda kalbin Allâh ile birlikte olmasıdır. Beşinci vasıf ise Cenâbı Hakk'ın verdiği rızıktan Allâh yolunda harcamaktır.
Sûfîlik İslâm'ın Bâtınî Son Kalesidir
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sülûk kâidesini tafsîl eder: derviş topluluğuna son derece samimî, ve âcil bir çağrıda bulunur: eş, ve çocuklarına zulmetmeyin. Gerçek sûfîlik güzel ahlâktan, ince ahlâktan, iyi ahlâktan geçer. Eve girdiğinde eşin, ve çocukların mutlulukla karşılamalı, insânlar senden emîn olmalıdır. Koskoca kızıoğlu olan kimsenin hâlâ hakaret etmesi, küçücük yavrularla uğraşması kabûl edilemez. Gerçek manâda sûfîlik İslâm'ın bâtınî olarak son kalesidir; bu kale yıkılmamalıdır. Dervişler ahlâkıyla, ihlâsıyla, samimîyetiyle, Kur'ân, ve Sünneti Seniyyeye bağlılığıyla örnek birer prototip insân olmalıdır.
Hanzala Hadîsi ve Cemâatle Zikrin Mükâfâtı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: kalbi ürperen kimseye bütün dünyâyı koysalar değişmez; o ürpertiyi, o tecellîyâtı ister. Bütün dünyâ, ve içindekiler gölgeden ibâret kalır o tecellîyât karşısında. İmâm Ahmed'in naklettiği hadîsi şerîfe göre, cemâatle Allâh'ı zikredenler günâhları hayra çevrilmiş olarak kalkarlar. Hanzala radıyallâhu anh: «Senin yanından çıkınca dünyâ ve şeytân bizi zaptediyor.» Resûlullâh: «Buradaki hâlinizi korusanız meleklerin size selâma durduğunu görürdünüz; ey Hanzala, bâzen öyle bâzen böyle olur» (Müslim, Tevbe 12). Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Enfâl 8/2-4'teki beş vasfı şahsında oturtmaya, kalbin ürpermesi için aileişiçtimâî hayâtta dürüst olmaya, ve sûfîliğin İslâm'ın bâtınî son kalesi olduğunu idrâk etmeye yöneltir.
- Kur'ânı Kerîm: Enfâl 8/2-4 (mü'mînin beş vasfı); Bakara 2/177 (birr); Mü'minûn 23/1-11 (felâh); Hucurât 49/15.
- Sahîhi Buhârî.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü't-Tevbe 12, Hanzala hadîsi.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned, Cemâatle zikir hadîsi.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Esrâru's-Salât; Riyâzetü'n-Nefs.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib; Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Enfâl 8/2 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Dergâh Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu 674. Dergâh Sohbeti Enfâl 8/2-4'teki mü'mînin beş vasfını (kalp ürpermesi, îmânın artması, Rabbe güven, namâzın dosdoğru kılınması, infâk), kalp ürpermesinin hayâtın her alanında olmasını, zikrullâhın değiştiricidönüştürücü gücünü, sûfîliğin İslâm'ın bâtınî son kalesi olmasını, ve Hanzala hadîsini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri