Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Ahlâk ve Edep(1903) — Sayfa 5/20
Kadının zikrullâh’a gitmek istemesiyle ilgili bir soru nedir?
Zikrullâh’a dış sebeplerle evli olanların eşlerinden izin alamaması gibi katılamamak kişinin yaptığı günâhlardan mı kaynaklanır?
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Kadının zikrullâh’a gitmek istemesiyle ilgili cevap nedir?
Biz kardeşlere genelde ‘eşlerinize tâbî olunuz’ diyoruz. ‘Evliliği yıkılmasın, evliliği bozulmasın. Evliliğini yıkan, bozan dergâh olmasın.’ Amma problem devâm ediyor: Kadın zikrullâh’a gelmek istiyor, kocası izin vermiyor. ‘İşin acı tarafı şu: Evlenmeden önce bu kız her derse geliyordu. Sen de biliyordun. Bununla evlendin. Şimdi neden her derse gelemiyor bu kız? İşin acı tarafı bu. Bu kız burada vazîfesi vardı. Evlenmeden önce sen de vazîfesinin olduğunu da biliyordun, derslere geldiğini de biliyordun. Evlendikten sonra neden müsâade etmiyorsun bunu?’
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Kadının zikrullâh’a gitmek istemesiyle ilgili bir kıyâs nedir?
Bir kadının babasına göndermeyen bir koca cehennemlik olmaz mı? Bu kadar ağır ceza. Ya zikrullâh halakası, halakaların en kıymetlisi! Allâh’ı zikir, Allâh’ı zikir… Kadın diyor ki: ‘Ben zikrullâh’a gitmek istiyorum; Allâh’ı zikredeceğim.’ Halakay-ı zikrullâh’da oturmak, ‘günâhlarından temizlenmiş olarak kalkınız’ — hadîs-i kudsî, en sonunu söyledim. Kadın zikrullâh halakasına gitmek için kocasından izin istiyor. Ve adam onu zikrullâh halakasına göndermiyor. Babasına göndermeyen adam 80 yıllık cehennem taşı olup yuvarlandıysa, bir kıyâs yaptığımızda bir kadını sohbete, zikrullâh’a, câmiye, mescide, Kur’ân-ı Kerîm okumaya, Allâh’ı zikretmeye göndermeyen bir adam — siz düşünün gerek kalanını.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Çağdaş çelişki nedir?
Bizde de böyle enteresanlıklar var. Adam çarşıya gönderir, otobüse gönderir, her yere gönderir, zikrullâh’a göndermez. Ya zikrullâh’a gidecek kadın, sohbete gidecek — ‘ne işiniz var orada?’ Kadın her türlü dükkânı dolaşır, her çarşıda dolaşır, alışveriş merkezlerinde dolaşır, her yerde dolaşır. Sohbete gidemez. Böyle bir saplantı var bizde. Böyle bir tezatlık var. Söyleyecek lâf yok.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Çağdaş modern Müslümân kocasının çelişkisi nedir?
Eşinin alışveriş merkezlerinde saatlerce dolaşmasına izin verir amma bir saatlik zikrullâh halakasına izin vermez. Bu aslında "ahlâkî bir sahtekârlık"tır: Dış dünyaya karşı "dindâr görünen" ama aslında eşinin manevî gelişimine karşı "kıskanç veya tembel" olan bir tavırdır.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Zulmetmeyin hadîsinin pratik uygulamaları nedir?
Eşlerinize zulmetmeyin. Çocuklarınıza zulmetmeyin. Arkadaşlarınıza zulmetmeyin. Anne-babalarınıza zulmetmeyin. Komşularınıza zulmetmeyin. Zulme uğrayın, zulmetmeyin. Eşiniz sizden şikâyetçi olmasın. Çocuğunuz sizden şikâyetçi olmasın.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Zulmün ilâhî cezâsı nedir?
Kocana zulmetme, çocuklarına zulmetme, karına zulmetme. Zulmetme. Cenâb-ı Hak başına bir zâlim tayin eder. Sen ne kadar iyi dervîş olursan ol, geç sen onları. Allâh senin başına bir zâlim tayin eder. Döner o zâlimden bir kılıç tayin eder — o zâlim de senden, o intikâmını alır. Döner kılıçtan da kendisi intikâm alır — o onun işi. Amma zulmetmeyin. Kimse kimseye zulmetmesin. Hele dervîşler daha da dikkatli olsunlar.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Modern Müslümân toplumlarının en büyük fitnesi nedir?
Modern çağda Müslümân toplumların yaşadığı en büyük fitne "dindâr görünümlü zâlimler" meselesidir: Sakalı-cüppesi var amma eşine zulmediyor, çocuklarına zulmediyor, iş yerindeki çalışanlarına zulmediyor. Bu bir çelişkidir ve manevî olarak çok tehlikelidir.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Gözle terbiye etmeyin Âdâbı nedir?
Mü’min mü’mine sert bakamaz — "Gözle terbiye etmyn" hadîsinin pratik anlamı budur. Ancak savaş meydânında kâfire sert bakılır. Çocuk eğitiminde sert bakış ve tehdit yerine nasîhat tekrarı esastır; "Döverim seni", "elini kaldırma" gibi ifâdeler çocuğa şiddet öğretir.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Zulmeden-zulmedilen kıssası nedir?
Zâlime karşı Cenâb-ı Hak bir başka zâlim tayin eder, sonra o zâlime karşı bir kılıç tayin eder — hadîs-i kudsîde zulmün cerayan ediş kâidesi. Dervîş zulmetmez; eşine, çocuklarına, anne-babaya, arkadaşlara, komşulara — hepsine karşı güzel ahlâklı olur. "Zâlimler için yaşasın cehennem" (Bedîüzzamân).
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Dervîşin zulmü nedir?
Dervîşin zulmü, dergâhın rûhâniyetini lekeler ve kendi manevî gelişimini engeller. Modern çağda Müslümân toplumların yaşadığı en büyük fitne "dindâr görünümlü zâlimler" meselesidir: Sakalı-cüppesi var amma eşine zulmediyor, çocuklarına zulmediyor, iş yerindeki çalışanlarına zulmediyor. Bu bir çelişkidir ve manevî olarak çok tehlikelidir.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Din helâl-haram sınırını doğru çizmek ne demektir?
Muhammedî dîn orta dîndir — orta bir yürüyüş, orta bir yoldur.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Karabaş-i Velî Tekkesi Âdâbı ne demektir?
Eşe karşı merhamet, anne-babaya hürmet, misâfirlere güler yüz, dergâhta güzel ahlâk geleneği.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Tâbî olma ma’rûftadır hadîsi ne anlama gelir?
Hz. Peygamber’in "seriyye komutanı ve ateş emri" hâdisesini nakleder: Sahâbeler emre karşı geldikleri için Peygamber tarafından övülmüşlerdir — çünkü tâbî olma iyilikte, doğrulukta olur, ma’siyette olmaz.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Gözle terbiye etmeyin hadîsi ne anlama gelir?
Mü’min mü’mine sert bakamaz; çocuk eğitiminde sert bakış ve şiddet yasaktır.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
İslâm sadece namâz-oruç değildir mi?
İslâm sâdece namâz-oruç değildir — "en önemli düstur güzel ahlâklı olmak"tır.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Zikrullâh’a gitmek isteyen bir kadın için kocasının izin vermemesi ne anlama gelir?
Hz. Peygamber’in "babasına göndermeyen koca"ya "80 yıllık cehennem taşı yuvarlanması" hadîsi, kıyâs yoluyla zikrullâh’a göndermeyen kocanın daha ağır bir cezâ altında olduğunu gösterir.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Helâl-Haram Sınırı, Ma’rûfta Tâbî Olma
Söz ve emanet kavramları neden önemlidir?
Söz (ahde vefâ), emanet (dünyadaki her şey emanettir — makam, mevki, meslek, dergâhtaki vazîfe, eşlik, babalık, hocalık).
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Avâm terbiyesi ne demektir?
Avâm (edebini bilmeyen, kelâmını bilmeyen, nerede ne söyleyeceğini kestiremeyen).
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Sen düzgündür, nasîhat et ona mıdır?
Onunla arkadaşlığına devâm et. Bakacaksın emin insân — sağlam, bir sıkıntı yok; onunla arkadaşlığına devâm et. Ya hatâsı? Hatâsını ona nasîhat et — amma devâm et, nasîlet et. Sen düzgündür, nasîhat et ona.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Nereden adama borç para verdin hemen?
Tanımıyorsun dün bir, bugün iki. Sakin ol. Lan tanımıyorsun dün bir bugün iki — nereden borç para istiyorsun adamdan anında? Lan adamı nereye aldın götürdün evinde hemen eşinle-çoluğunla-çocuğunla tanıştırmışsın. Sakin ol. Bekle.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Sen ne gülüyorsun ya?
Efendi hazretleri "avâm" kavramının pratik örneklerini sıralar: "Bu kimse nin çavuşun. Edep et. Konuşma. Ona çavuşluk vermiş birisi. Terbiyeni takın ya, edepli ol. O seninle latîfe eder — sen latîfesine cevap ver. Ho-ho-ho-ho. O güler, sen gülemezsin. O yer, sen yemezsin. O konuşursa konuşamazsın. O sana laf atar, sen ona laf atamazsın. Senin başında birisi var — edepli ol. Avâm olma. Sus da seni bir şey zannetsinler. Gevezelik etme de seni bir şey zannetsinler." Efendi hazretleri bu pratik dersleri dergâh terbiyesine bağlar: "Adamın veya bir kimsenin ne çavuşuna karşı edebi var, ne serzâkirine karşı, ne nakıbine, ne nikâbâşına, ne de şeyhine. Ne dervîş — yok kardeşim öyle bir şey ya. Ha avâm. Yanında taşıma. Götürme. Su bile isteme ondan. ‘O su getirecekse, ben alırım kardeşim suyu.’ ‘Ya hayır kardeşim, ben alırım.’ Neden? Sen avâmsın. Yarın bana bir bardak su getirdim dersin. Sen avâmsın. Yedirdiğin ekmekler zencî zikrim olsun dersin. Avâmsın. Yemeğini de yeme onu. Avâm. Suyunu da içme. Avâm. Çayını da içme onu. Neden? Yarın öbür gün onun karşılığını yıp bir gün onun karşılığını ister seninle. Bekler seninle. ‘Ben buna bir çay içirmiştim ya — bir çay içirmedim bak’ der. Avâm." Efendi hazretleri bu tespiti genel bir kâideye bağlar: "Avâm ile düşüp kalkma. Ya terbiye edecek o kimse kendisini. Bakacaksın — terbiye ediyor. Dün beş konuştu, bugün üç konuştu. Dün beş söyledi, bugün üç söyledi. Avâm — terbiye ediyor. Nerede? Millet neredeyse ‘benim kimle konuşacağıma karışıyor’. Edepsizliğe bak! Sana ne ya? Sana ne? Avâm. Susuyoruz. Zannediyorlar ki ‘aa işte doğru yaptık’. Avâmsın — o yüzden muhatap almıyorum. Avâmsın — o yüzden kâle almıyorum. Çocuk hükmünde görüyorum. " Ayet-i Kerîme’nin — "Câhillerden yüz çevir" (A’râf 199) — tefsîri budur.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Câhillerden yüz çevirmek ne demektir?
Avâm’ı "muhatap almamak", onunla uzaktan bir saygıyla ayrılmaktır.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Tanıdığın kimseyle nasıl davranmak gerekir?
Tanıdığın kimseyle — tanıyorsun iyi insân, tanıyorsun düzgün insân, tanıyorsun elinden-dilinden Müslümânlar emin olurlar ondan — tanıyorsun. Tanımak budur. Ne yapacaksın? Yolculuk yapacaksın. Ne yapacaksın? Bir kapta yemek yiyeceksin. Ne yapacaksın? Alışveriş edeceksin. Ne yapacaksın? Bir dergâhta yol alacaksın, bir toplulukta beraber bulunacaksın. Göreceksin onu. Tanıdığın kimse budur. Emin olacaksın ondan. Onunla arkadaşlığına devâm et.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Tanımadığından uzak durmak neden önemlidir?
Tanımadığından uzak dur. Ya tanımıyorsun dün bir, bugün iki. Sakin ol. Nereden adama borç para verdin hemen? Lan tanımıyorsun dün bir bugün iki — nereden borç para istiyorsun adamdan anında? Dün bir, bugün iki. Lan adamı nereye aldın götürdün evinde hemen eşinden çoluğun-çocuğunla tanıştırmışsın! Sakin ol. Bekle. Bunu tanıyor musun sen?
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Değersiz insân nedir?
Değersiz insân sözünde durmayan, emânete hıyânet eden, dedikodu eden, gıybet eden, fitneci, hasis, boş sözlerle dolu ve dünyâ ile iştigâl eden kimsedir.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Dergâhtaki çavuşa, serzâkire, nakıbe, nikâbâşına, şeyhe karşı nasıl davranmak gerekir?
Dergâhtaki çavuşa, serzâkire, nakıbe, nikâbâşına, şeyhe karşı edepli ol — latîfesine cevap verme, gevezelik yapma, "sus da seni bir şey zannetsinler" kâidesini uygula.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Değersiz insanlar neleri yaparlar?
Malıyla-arabasıyla-işiyle övünenler, umrede Beytullâh’ı görmeyip oteli anlatanlar, kaşlarını nerede aldırdığını konuşanlar.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Müslümân’ın Müslümân üzerindeki beş hakkı nelerdir?
Selâmı almak, hasta ziyâreti, cenâzesine gitmek, dâvetine icâbet etmek, aksırana "Yerhemükellâh" demek.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Fitne Hadîsleri, "Sözler ve Emanetler
Müslümanların dilencilik hâli nedir?
Mü’minin duruşu dik olmalı, rütbesi Allâh’ın halîfeliği olmalı, dilencilik fikri dahî aklından geçmemelidir.
Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kurban İstismârı, Müslümânların Dilenc
"Sevdiğine laf söyleyeni susturmak", "dilenmemek", "dik durmak", "Allâh’tan başkasından korkmamak" — mü’min izzetinin esâsları mıdır?
"Sevdiğine laf söyleyeni susturmak", "dilenmemek", "dik durmak", "Allâh’tan başkasından korkmamak" — mü’min izzetinin esâsları.
Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kurban İstismârı, Müslümânların Dilenc
Cenâze yıkama işi hâkir görülen, torpilli, dînî bilgisi eksik kimselere bırakılmıştır mı?
Efendi hazretleri aile yakınlarının ricâsı üzerine cenâze yıkama yerine getirilirken, ‘hiçbir şey bilmiyormuş gibi’ girmiş ve ‘adamın elinde bir tane fiskiye, bildiğiniz fiskiye. Tazcıklı sıcak su var. Psssst attı. Psssst attı. Ondan sonra hemen şeyleri istedi — kefen diyecek. Abdest aldırmadın dedim ben. Böyle baktı. ‘Sen aldır o zaman’ dedi. ‘Çekil kenara’ dedim ben de. Böyle baktı bu şimdi. ‘Bu gâvur ölüsü mü’ dedim? Bu dedi ‘cenâze yakınları da çok biliyor’. ‘Evet ben çok biliyorum’ dedim. ‘Seni de şikâyet edeceğim’ dedim. ‘Sen dinsizsin herhâlde’ dedim. Böyle baktı. ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh’ dedi. ‘Tamam mı? Dedim dinsiz değilsen niçin böyle yapıyorsun? Vallâhi de billâhi de bunu sohbette anlatacağım.’
Kaynak: 18. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Bayram Geleneğinin Yok Olması, Global
Misafir odası kilitlemek nedir?
"Misafir odası kilitlemek" — sürdürülen israf. Efendi hazretleri sohbetin pratik bir tarafı olarak "misafir odası" kültürünü sert şekilde eleştirir. Bayanlardan birkaçı ellerini kaldırınca: "Var mı evinde misâfir odası olanlar? Evet var işte. Kilitlidir o odada değil mi? Ölü kes açmaz. Ancak misâfir geldiğinde açacak. Onu da misâfirine göre açacak. Hele herkese de açmaz değil mi? Doğrusu bu. Dünyâ süsü." Bu uygulama dînen bir israftır: "Eh o misâfirin çocuğu varsa asla o oda açılmaz. Hele o çocuk haşaraysa benim gibi hiç açılmaz. Dünyâ süsü. Ne diyor? Dünyâ süsüne kalanlardan olma. Allâh israf edenleri sevmez." Misafir odasının yıllarca kilitli durması, koltukların kullanılmaması, halıların eskimemesi için saklanması — tüm bunlar israf-savurganlık-dünyâ süsünden başka bir şey değildir. Sûfî bütün eşyâyı yerli yerinde kullanmalıdır.
Kaynak: 13. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Mesnevî 711. Beyt: "Surete Tapan Manâ
Affedeni "Saf-Salak-Aptal" Gören Toplum Nedir?
Efendi hazretleri sohbetin en sert sosyolojik teşhîsini koyar: ‘Bırakın siz hep iyi düşündüğünüz için hatta eşleriniz-çocuklarınız-anne-babalarınız sizin hakkınızda alay etsinler. Bırakın siz iyi düşündüğünüz için eleştirilesiniz. Bakın dikkat edin: insanlar o hâle gelmişler ki artık insanlar kötü düşünenleri eleştirmiyorlar — iyi düşünenleri eleştiriyorlar. İnsanlar iyilik yapanları eleştiriyorlar. İyi olanları eleştiriyorlar.’ Çok çarpıcı bir tasvir: ‘Kötü ve kötülük insanlara o kadar hakim olmuş ki, siz birisini affetilmeyecek bir kimseyi affediyorsanız insanlar sizi aptal-salak-geri zekâlı yerine koyuyor. Korkak-pısırık-ürkek bir noktaya koyuyor veya sizi kimliksiz-kişiliksiz-kapasitesiz görüyor. Neden? Affetilmeyecek bir kimseyi affettiniz diye. Veyahud da size kötü davranan bir kimseye iyilik yaparsanız bütün herkes ayağa kalkıyor: ‘Bu kötü davranana sen nasıl iyilik yaparsın? Bu kötü davranana, kötü sözlüğe, kötü davranışlığa senin de kötülük yapman lâzımdı.’ İnsanların gelmiş oldukları nokta bu. Bu acı bir nokta. Bunun gerçek anlamı: ‘Farkında değil. Namaz kılanı, oruç tutanı, sûfîsi, dervişi, şeyhi, hocası, hacısı, âlimi farkında değil bu noktadalar. Aslında hem Kur’ân’ı, hem Sünnet’i, hem Allâh’ı, hem Peygamber’i, hem de iyileri karşılarına alıyorlar böyle düşünmekle. Çünkü Cenâb-ı Hak bizi affetmeyi, hata-kusurları örtmeyi, etrafımıza yardımcı olmayı emretti. Hz. Muhammed Mustafâ affetmenin ve etrafa yardımcı olmanın yol pâdişâhı.’ Sonuç: ‘Biz birisini bu iyiliklerle-erdemlilikle kendisini donatan bir kimseyi saf-salak-yarı zekâlı-aptal gördük mü, aslında Allâh’ı-Peygamber’i ve koskocaman bir dîni karşımıza alıyoruz. Farkında değil insanlar. İnsanlar güzel düşünceye-hüsnüzâna sâhip olmuş olsalar, hayatlarını cennet hayâtı hâline getirecekler. Evlerini cennet evi yapacaklar, eşlerini cennet eşi yapacaklar, çocuklarını cennet çocuğu yapacaklar.’ En kuvvetli hüküm: ‘Kötü düşünen kimse cehenneme lâyıktır. Kötü düşünen kimse o kötü düşünceye başladığından itibâren yönünü cehenneme çevirmiştir. Sağlı solu yanaşın. Kötü düşünen insanın niyeti baştan bozuk daha.’
Kaynak: 11. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sevmek Niçin Şifâdır, Çocukları Evlend
Müslümanlar birbirlerini öldürmektedir mi?
Ama bugün durum çok farklıdır: "Müslümanlar birbirlerini katlediyorlar şimdi. ‘Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullâh’ diyen bir kimsenin kanı herkese haramdır. Ama katlediyoruz biz şimdi."
Kaynak: 10. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Cumhûriyetin İslâmî Temeli, İbn Arabî
Disiplinsizlik: Müslümanın En Büyük Hastalığı nedir?
Bugünün insanlarının-dünün insanlarının-bir önceki yılların insanlarının en büyük sıkıntısı insanların kendilerini disiplin etmesi. Büyük handikap bu. Yâni herkesin işi-eşi-aşı her şey var; disiplin eden nasıl disipline ediyor ki?
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Disiplinsizlik bir paradoks doğurur mu?
Dükkânına disiplinli, evine disiplinli, yemeğine disiplinli, namaza disiplinli değil. Kılık-kıyafetine disiplinli — bayanlar örtüsünü ütülemeden evden çıkmıyorlar; erkekler ütüsüz pantolonla evden çıkmıyorlar. Pantolonun ütüsüne disiplinliysiniz, örtünüzün ütüsüne disiplinliysiniz — namaza neden disiplini değilsiniz? Dersinize neden disiplini değilsiniz? Dîninize neden disiplini değilsiniz?
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Disiplinsizlik neden acıdır?
Çünkü pantolonun ütüsü bozuksa birileri sizi beğenmeyecek. Eğer örtünüzün ütüsü bozuksa birileri sizi beğenmeyecek. Ama namazı kılmazsanız önemli değil — birileri sizi namazınızla yargılamayacak ki. Namazda yargılayacak olan Allâh, ee şimdi de zâten yargılamıyor. Disiplinsizlik. İnsanlar insanlara yönelik davranış biçimlerini Allâh’a yöneltmiş olsalar çok iyi birer mü’min, birer kul olurlar.
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Gezmeye gidecek herkes duş alıyor mu?
Alıyor. Mübârek insan! Bunu kendine mutat hâle getirip ‘Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmak için gusledeyim’ dese olmaz mı? Kadınlar da erkekler de ‘aman bir tarafımız kötü kokacak’ diye daha kötü kokularla kendilerini kokulandırıyorlar. E sen manevî olarak nefesinin de güzel kokması için gıybetten-dedikodudan-iftirâdan bir uzak dursana!
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Kıymet bilmemenin sebebi nedir?
İnsanların hevâ ve heveslerini ilâh edinmeleri. Farkında değil insanlar. Hevâ ve heveslerini, şeytanın vesvesesini kendisine ilâh ediniyor insanlar. Şirk üzerine, şirk üzerine ve şirk üzerine olduğunun farkında değil — bu daha büyük bir cahillik.
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Disiplinsizlik Müslümanlar için ne ifade eder?
"Disiplinsizlik Müslümanın en büyük hastalığı — kıyâfete-modaya disiplinli olup namaza disiplinsiz olma çelişkisi"
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Tembel koca için "yangın çıkarma" latîfesi ne ifade eder?
Tembel koca için "yangın çıkarma" latîfesi — ama gerçekten tembel insan başa derttir
Kaynak: 8. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Disiplinsizlik Hastalığı, Müslüman Erke
Şeyh Efendi Abdullâh’ın Vasiyeti nedir?
Şeyh Efendi Abdullâh’ın Vasiyeti: "Her Nefes Hüsrandan Kurtuluş Allâh’ı Zikretmektir"
Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Yûnus Emre’nin "Sensin Bize Bizden Yakı
Hadîs inkârcılığı ve terör örgütleri arasında nasıl bir ilişki vardır?
Hadîsleri inkâr ettiler — DAİŞ çıktı. Hadîsleri inkâr ettiler — terör örgütleri çıktı. Sûfîleri inkâr ettiler — terör örgütleri çıktı. Mezhepleri inkâr ettiler — terör örgütleri çıktı. Sebep? Hanefî’ye göre siz ‘lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullâh’ diyen bir kimseyi öldüremezsiniz. İslâm’a göre kendi kafanızdan hiç kimseyi öldüremezsiniz.
Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Yûnus Emre’nin "Sensin Bize Bizden Yakı
İnsân-ı kâmilin asıl özelliği nedir?
Asıl tarîf şudur: "İnsân-ı kâmilin asıl özelliği üzerinden kötülük südûr etmeyen kimsedir. O kimse kötülüklerle savaşan bir kimsedir. Kötülüklerle savaşan, üzerinden kötülük südûr etmeyen, olabildiğince iyilik yapan kimsedir insân-ı kâmil. Gerçek sûfîlik mânâsında: kötülerle ve kötülüklerle mücâdele eden, kendi üzerinden kötülük südûr etmeyen, kendi üzerinden olabildiğince iyilik südûr eden kimsedir." Bunun sonu yoktur — kemalâta erişmenin sonu yoktur. Batı’da Tanrı ölmüştür çünkü onlar maddî bir sınır koyarlar; İslâm’da ise Tanrı her dem diridir çünkü ulaşılacak hedef sonsuzdur.
Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins
Eşine kötü davranan kişinin düşüklüğü nedir?
Sohbetin son bölümünde Efendi hazretleri bir derviş üzerinden çok hassas bir konuyu ele alır. Hz. Peygamber Efendimiz’in eşlerine asla kötü davranmadığını, hiç hakaret etmediğini, hiç elini kaldırmadığını, hiç değnekle korkutmadığını hatırlatır. Bizim sûfîye tavsiyemiz budur: "Eşlerinize kötü söz söylemeyin. Eşlerinize hakaret etmeyin. Bu sûfîlik değildir. Zayıf insanlara hakaret etmek aşağılık bir harekettir."
Kaynak: 2. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Varlığın Hayalden İbâret Olması, Semâ S
Özür dilemek ne demektir?
Efendi hazretleri kendi kayınpederine kötü söz söyleyen bir derviş hakkındaki hâdiseyi anlatır: "Bir dervişin arkadaşı kayınpederine kötü söz söylemiş, "araya gir" diye gelmişler. Efendi hazretleri reddediyor: "Yavrum, baban yaşında adam, nasıl ona kötü söz söyleyebildin? Velev ki haklı ol! Sen gideceksin kayınpederine ‘Ben insanlıktan nasîbini alamamış, insan görünümünde bir mahlûkum. Siz beni adam zannettiniz, kızınızı verdiniz — ama ben o adam değilim. Sizden özür diliyorum. Bundan sonra adam ve insan olmaya gayret edeceğim’ diyeceksin." Çocuk şaşırmış: "ben bunu yapamam." Efendi hazretleri devâm eder: "Senin bunu yapmaya dahi erdemliğin yok. Bunu yapmaya dahi cesâretin yok. Kayınpederi adına çok üzüldüm — Cenâb-ı Hak imtihân etmiş onu, senin gibi birisine kızını vermiş."
Kaynak: 2. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Varlığın Hayalden İbâret Olması, Semâ S
İnsana teşekkür etmek ne anlama gelir?
İnsana teşekkür ona teşekkür, insandan özür ondan özür dilemek, insanı tahkîr onu tahkîr, insana kıymet vermek ona kıymet vermek, insanlara zarar vermek ona zarar vermek, insanları katletmek onu katletmek
Kaynak: 2. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Varlığın Hayalden İbâret Olması, Semâ S
Eşine kötü davranan kişi ne anlama gelir?
Eşine kötü davranan kişi Hz. Peygamber’in ahlâkından uzaktır — eşine vuran çocuğuna vurur, çocuk büyür kendi çocuğuna vurur
Kaynak: 2. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Varlığın Hayalden İbâret Olması, Semâ S
Özür dilemek ne anlama gelir?
Özür dilemek erdemliliktir — insandan özür dilemek Allâh’tan özür dilemektir; insana iyilik Allâh’a iyiliktir
Kaynak: 2. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Varlığın Hayalden İbâret Olması, Semâ S
Kıymet bilmek imanın alâmeti midir?
Kıymet bilmek imanın alâmeti, kıymet bilmemek nankörlük ve münâfıklık alâmetidir
Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kıymet Bilmek, Münafıklık Alâmeti, Sali
Eşin ve çocuk Allâh’ın emânetidir mi?
Eşin ve çocuk Allâh’ın emânetidir; emânete ihânet münâfıklıktır
Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kıymet Bilmek, Münafıklık Alâmeti, Sali
Babaya ve kocaya itaat Allâh’a itaatin gereğidir mi?
Babaya ve kocaya itaat — Allâh’a itaatin gereğidir; emreden Allâh’tır
Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Kıymet Bilmek, Münafıklık Alâmeti, Sali
Gerçek erkeklik ne demektir?
Gerçek erkeklik doğumda eşin başında beklemek değil, çocuğu hasta olduğunda sabaha kadar beklemektir
Kaynak: 44. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mehdî Meselesi, Hz. İbrâhîm’in Oğlu İsmâîl
Eleştirmek sevmemenin alâmetidir mi?
Eleştirmek, sevmemenin alâmetidir. Günümüzde herkes kendini gurmeye, modaya, tasavvufa, fıkha dâir söz söyleme hakkı görüyor — bu, nefsin bir hilesidir.
Kaynak: 36. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Çocuk Terbiyesi, Rûhlar Âleminde Hitâb, Can
Sevdiğini methetmek ne anlama gelir?
Sevdiğini methetmek sevmenin tabîî bir neticesidir. "Bir kimse sevdiğinin gözünü anlatsa bin bir gün yetmez; bir kim, sevdiğinin bir şeyini anlatsa bin bir gün bitiremez. Seven için sevdiğini anlatmanın sonu yoktur." (2) Sevmeyen kimse ise dinlemekten bile usanır, sevenin övgüsünü "ilahlaştırma" olarak yorumlar. Bu, sevgi dilini anlayamadıkları için işi hep eleştiriye çekerler.
Kaynak: 36. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Çocuk Terbiyesi, Rûhlar Âleminde Hitâb, Can
Sufi edebi ahlakın temelini neler oluşturur?
Sufi mantığı o yüzden varlığın her derecesine edeble yaklaşır. Siz demiri, siz çimuntayı, siz toprağı, taşı, ağacı, suyu, herhangi bir şeyi israf edemezsiniz, ona kötü de davranamazsınız. Kötü davrandığınız her şey sıfatların tecelliyatıdır. Sıfata kötü davranırsınız.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 30 Mart 2013 | Hallac-ı Mansur’un 1091. Yılı, İ
Sufi edebi ahlakın temelini neden oluşturur?
Sufi edeb. Niçin? Sufiler her zerrede Allah’ın sıfatlarını görmek zorundadırlar. Siz varlığın her derecesinde Allah’ın sıfatını görmek zorundasınız. Bu zemin bir kategorik buyruktur: çünkü her zerre Allah’ın sıfatlarının tecelli yerleridir, her zerreye “kötü söz” söylemek Allah’ın sıfatına kötü söz söylemek demektir. Sufi ahlakı bu teolojik bir gerekçeye dayandığı için sıradan bir etik değil, ontolojik bir davranış gerekçesine tekabül eder.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 30 Mart 2013 | Hallac-ı Mansur’un 1091. Yılı, İ
Bir müminin korkutmak ne derece bir günahdır?
Bir mümini korkutmak, bir insanı korkutmak günah kebâirdir. Birisine yüzünüzü asmanız günah kebâirdir. Birisine yüzünüzü ekşitmeniz günah kebâirdir. Birisine çatık kaşta bakmak günah kebâirdir. Sufi edebidir bu.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 30 Mart 2013 | Hallac-ı Mansur’un 1091. Yılı, İ
Ölçülü Dile nedir?
Efendi Mevlana’nın nihai tavsiyesini anlatır: “Dile yani iste, dua et, özle. Özle bir şeyi iste, bir şeyi dile, bir şeye dua et, bir şeye çaba goster. Fakat ölçülü dile, ölçülü dile.” Burada Mevlana’nın verdiği bir ders: dile, ancak haddini bil. Efendi bu ölçülü dilemeyi bir misalle açıklar: “Karınca gibi ufak ufak yürür melekleri seyran etmek istersin. Karınca gibi ufak ufak yürüp melekleri seyran etmek istemez. Dile ama ölçülü iste.” Bu misal güçlüdür: Karınca kadar tevazu ile yürüp meleklerin âlemini görmek istemek, insanın haddini aşan bir istektir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 23 Mart 2013 | Kur’an’a Saldırılar, Nefsin Mert
İnsan kutsaldır mı?
İnsan kutsaldır Muhammedilikte. İnsan alınılmaz, satılmaz. İnsan zulme bırakılmaz, insan katledilmez. İnsan Allah’ın kendi suretinde yarattığı varlıktır. O yüzden insan kutsaldır, insan değerlidir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan
Her varlık insanın hizmetinde mi yaratılmıştır?
Her eleman, her varlık, her melek insanın hizmetinde yaratılmıştır. Sen insan-ı kâmil sin. Sen eşref-i mahlûkât sinn. Sen ahsen-i takvim üzerine yaratılmışsın.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan
Kalbin düşünce sistemi var mı?
Kalbin aklını bilirim. Ama kalbin düşünce sistemini bilmiyorum. İlk defa karşılaştım bir tabir.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Nefsine uyup gerilemekten kurtulamayan kardeşin halini nasıl açıklarız?
Ama o nefsine uyarsa hayvandan daha aşağı mahlûk olur. O hâlde et-kemiğin de bir anlamı kalmaz.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Modern şehir hayatında seher horozu ne kadar yitmiştir?
Tabiî bizim insanlarımız da enteresan. Evlerinde kocaman kocaman köpek bakıyorlar, horoz bakamıyorlar. Bu, modern şehir hayâtının doğal bir disiplin (sabah namazı vakti uyandırıcı) olarak işleyen seher horozunu ne kadar yitirdiğine dâir incelikli bir uyarıdır.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
İman ve kalp mutmainliği arasında nasıl bir ilişki vardır?
Aklı mutmain edecek olan kalptir. Nasıl kalptir? Kalbe keşif gelirse, bir kimse rüya görürse, hâlinde bir hâl yaşarsa o zaman o kimsenin aklı mutmain olur. Ama hâlinde bir şey yaşamayan, kalbi bir keşfe ulaşamayan bir kimsenin aklı mutmain olmaktan uzak durur. Hâbire olur, tırmalar.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Eşine küfreden erkek ne tür bir durumdadır?
Bir erkek kendince erkeklik zannediyor eşine küfretmeyi. Eşine küfretti, adam oldu. Ne adamı oldu? Hani böyle sinkâflı küfrederler ya. Öyle kadına sinkâflı küfreden adam, zannedersin ki adam. Büyük bir çoğunluğu kadına dokunmaz.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Müslümanın boş vakti olmaz mı?
Müslümanın boş vakti olmaz. Tatil bizi yozlaştırır. Tatil bizim mücâdele azmimizi kırar. Tatil dünyâya bel bağlayan, dünyâdan sanki göçüp gitmeyecekmiş gibi olanların işi.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Bayramların tatile çevrilmesi ne anlama gelir?
Bayramları dahî biz şimdi mübârek o iki dînî bayramımız var, onu da tatile çevirdik. Kurbân bayramında tatil sekiz günlük, dokuz günlük — hadi yürü Antalya. Bayramın ikinci günü çık git, birinci günü çık git, bayramdan bir gün-iki gün önce çık git.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Allâh vefâsız değil, hâin değil, cimri değil, Allâh ganî midir?
Sen Allâh’ı ne kadar seviyorsan Cenâb-ı Hak da seni o kadar sevecek. Sevdiğinin karşılığını alacaksın. Allâh vefâsız değil, hâin değil, cimri değil, Allâh ganîdir. Sen ona bir adım gelirsen O sana on adım gelir. Sen ona yüz adım gelirsen O sana bin adım gelir.
Kaynak: 30. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sen Düşünceden İbâretsin: Niyet, Boşluk Yok
Sevilmeyecek kimseyi sevmek ne demektir?
Efendi ferâset-eksikliğinin pratik sonuçlarını çok somut bir şekilde anlatır: "Sen hayâtında 100 liraya idâre edemeyen bir kimseye 1 trilyon verirsen şaşırtırırsın onu. Sen ona iyilik yaptığını zannediyorsun, hayır sen ona kötülük yaptın. Onu kötü yola düşürdün."
Kaynak: 29. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dört Büyük Felâket: Alkol-Uyuşturucu-Fuhuş-
Hayâtında 2 kişiyle arkadaşlık yapamamış bir kimseye ne tür bir davranış gösterilmemeli?
Bir başka örnek: "Hayâtında 2 kişiyle arkadaşlık yapamamış bir kimseyi sen bir yere çavuş tâyin ediyorsun. ‘Buradaki arkadaşlara sen ders yaptır’ diyorsun. Yâ bu adam ömründe hayâtında 2 kişiyle geçinememiş ki." Efendi 30 yıllık dostluk imtihanı koyar: "30 yıllık bir dostunuz var mı birisi? Daha sen ‘of’ demeden ‘of’ diyeceğini anlayıp koşan kimse dost. Dost o."
Kaynak: 29. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dört Büyük Felâket: Alkol-Uyuşturucu-Fuhuş-
Siz sevilmeyecek bir kimseyi severseniz ne olur?
Efendi sevme meselesinde de ferâseti hatırlatır: "Siz sevilmeyecek bir kimseyi severseniz ona da zulmetmiş olursunuz. Sen hiç sevilmeyecek bir kadını sevdin erkek olarak — zulmettin kadına, o ona lâyık değil, perişân olacak. Sevilmeyecek bir adamı sevdin — perişân ettin adamı. Ezecek onun altında."
Kaynak: 29. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dört Büyük Felâket: Alkol-Uyuşturucu-Fuhuş-
İnsanlara akılları nispetinde konuşmak ne demektir?
Bu, klasik bir Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadîs-i şerîfine dayanır: "İnsanlara akılları nispetinde konuşunuz." Her insânın anlama, kabûl etme ve taşıma kapasitesi farklıdır; mü’min her birine kapasitesine göre davranmalıdır.
Kaynak: 29. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Dört Büyük Felâket: Alkol-Uyuşturucu-Fuhuş-
Söz verildiğinde ne şekilde davranmak gerekir?
Bir şeye söz verdiğinizde yerine getirin. Bir şeye ‘gidiyoruz’ dediğinizde gitmeye çalışın. Söz vermediyseniz ‘belli değil benim gelip gelmeyeceğim’ deyin. ‘Ben gelebilirsem geleceğim, Allâh izin verirse yarın geleceğim.’ Bakıyorum bekliyorsun bekliyorsun, gelen giden yok. Bu uygun bir şey değil.
Kaynak: 28. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlem-i Sağîr ve Âlem-i Kebîr: Zâhir-Bâtın D
Sözünde durmak mü’minin temel sıfatlarından biri midir?
Sözünde durmak mü’minin temel sıfatlarından biridir. Kesin gelme vaadi vermişsek, acil bir durum olmadıkça sözümüzü tutmalıyız. Emin olamıyorsak "İnşâAllâh, izin verirse" kaydıyla söz vermeli, kesinlikle "kesin geliyoruz" dememeliyiz. Bu sâdece nezâyet değil, münâfık sıfatlarından birinden — "söz verdiğinde sözünden caymak" — kaçınma gerekliliğidir.
Kaynak: 28. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlem-i Sağîr ve Âlem-i Kebîr: Zâhir-Bâtın D
100 düşmanı oldugunu söyleyen kişiye ne denir?
Sen kendin belâsın, tevbe et. Belâ belâyı çeker. Ateş ateşi çeker, nûr nûru çeker. Kötü kötünün yanında durur, iyi iyinin yanında durur. Bir başkasını belâ olarak görmeyin. ‘Bütün insanlar bana kötülük yapıyor’ — bunlar insânın kendi nefsini temize çıkarması.
Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Vartaları, İbnü’l-Arabî’nin Aşk Bey
Kadınlar yüzlerini örtmekle mükellef değillerdir mi?
"Ahzâb sûresi 59. âyete göre kadınlar cilbâplarını örtsünler, bu tanınıp da incinmemeleri içindir. Bu tefsire göre kadınlar yüzlerini örtmeli midir?" sorusuna Efendi çok önemli bir fıkhî tahlîl yapar: "Kadınlar yüzlerini ö,rtmekle mükellef değillerdir. Hanefîler kadınların yüzleri, elleri, ayakları açık; diğer yönden örterler demişlerdir. Şâfiîler kadınların dudaklarını da örtmelerini öngörmüşler. Mâlikîler böyle yapar. Hanbelîler ve Hanefîler örtmezler."
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Câmî edebi nedir ve nasıl uygulanmalıdır?
Efendi bu sohbette, modern çağın en trajik din kaybı alanlarından biri olan câmî edebi üzerinde uzun uzun durur. Cuma namazına gittiğinde gördüğü manzara onu sarsmıştır: "Cumaya gittim, Cuma’da vâiz var. Oturmuşlar sohbet ediyorlar. Cuma’da, mescitlerde dünyâ kelâmının ibâdet zamanında, en az konuşulması gereken zamanda. Câmî ibâdethâne — konuşma. Câmîde kahkahayla gülünmez. Câmîde dünyevî meseleler konuşulmaz. Câmîde bir şey söylenirken zarûret dahî olsa yüksek sesle konuşulmaz. Câmînin içerisinde telefonla oynanmaz. Arkadaşta telefon var, başka kimsede yok sanki."
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Câmîde meşrû oturma şekilleri nelerdir?
Efendi câmîye giriş edebini çok veciz bir şekilde anlatır: "Câmîye girilirken en âlâsı îtikâfa niyet edilir. ‘Çıkıncaya kadar’ der. Vaaz varsa vaazı dinler. Kur’ân-ı Kerîm tilâvet ediliyorsa Kur’ân-ı Kerîm’i dinler. Hiçbir şey yoksa elini tesbih alır, tevhîd çeker: ‘Lâ ilâhe illallâh.’" Yayılma: Dört Tane Oturma Şekli Vardır Efendi sohbetin en komik ama bir o kadar da ciddî tesbîtlerinden birini yapar: "Emeklilerin toplanma yeri gibi câmîler. Konuşuyorlar boyunuz. Gençler de konuşuyor. Neden? Bakıyorlar büyükler konuşuyor, onlar da konuşuyor. Câmîde yayılıyor adam. Her tarafını yayıyor câmîde." Efendi câmîde meşrû oturma şekillerini sıralar: "Kardeş, üç şekilde oturma şekli var. Bir: sağ dizini ayağa dikerekten oturma. İki: bağdaş kurarakten oturma. Üç: iki dizinin üzerine oturma. Dördüncü bir oturuş şekli yok. Yayılıyor millet."
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Câmî edebi ne demektir?
Yere uzanmak, yaslanmak, ayakları uzatmak câmî edebine aykırıdır. Bu edep bir ‘eski hanımefendilik’ meselesi değil, ibâdethânenin ve ilâhî huzurun hürmetinin bir gereğidir.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Modern Türk Müslümânının câmî edebindeki düşüş nedeni nedir?
Efendi modern Türk Müslümânının câmî edebindeki düşüşünü bir gözlem olarak koyar. Bu düşüş, kiliselerdeki disiplin ile karşılaştırıldığında ortaya çıkar.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Kiliselerdeki disiplin neden daha yüksek seviyededir?
Bir kiliseye gittiğinde kimse konuşamıyor. Bir Müslümân kiliseye gitsin konuşsun, konuşabilecek mi? Bir Müslümân havraya gitsin konuşsun, konuşabilecek mi? Konuşamaz. Konuşturmazlar da zâten.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Günâh-ı kebâirlerin en büyükleri nelerdir?
Birincisi Allâh’a şirk koşmak, ikincisi anne-babaya isyân etmek, üçüncüsü nâmuslu insanların namuslarına iftirâ atmak.
Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Hadîs İnkârcılarına Reddiye: Akıl Perestler
Eşlerin birbirinin telefonunu kurcalaması İslâm hukûku açısından ne demektir?
Bir bireyin özel telefonu, özel telefonu ise, o telefon ona aitse, onu kurcalamak diğer bir bireyin hakkı değil. İslâm hukûku.
Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Hadîs İnkârcılarına Reddiye: Akıl Perestler
Toplumu Değiştiren Etkenler nelerdir?
Toplum bireylerden oluşur. Bireyler kendilerini değiştirdiğinde toplum da değişir. Türkiye’nin veya İslâm dünyasının son 300 yılına baktığımızda şunu görürüz: Âlimler kendilerini değiştirdi, emîrler kendilerini değiştirdi. Âlimler ve emîrler kendilerini değiştirince toplum da bozulmaya yüz tuttu.
Kaynak: 9. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Siz Değişmedikçe Allah Değiştirmez, Âlim-Emî
Arı Kovanı Misâli ne anlama gelir?
Bir arı kovanı kuvvetliyse içinden bey çıkarır; kovan kuvvetli değilse içinden bey çıkarmaz. Bir toplum kuvvetliyse içinden kuvvetli başbakan, kuvvetli cumhurbaşkanı, kuvvetli genelkurmay başkanı, kuvvetlet ve ahlâklı siyâsetçi çıkarır. Toplumun ahlâkı bozuksa ahlâkı düzgün olan siyâsetçinin veya bürokratın bile ahlâkını bozar.
Kaynak: 9. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Siz Değişmedikçe Allah Değiştirmez, Âlim-Emî
Dergâhın Bozulması nasıl başlar?
Birisi şeyhe yaranmak için cebine para koyacağım diye uğraşıyor. Şeyh alıp cebine koyuyor. Artık o kimseyi disiplin etmesi mümkün değildir; "sen ne yapıyorsun?" diyemez. Derviş Zâkir’e hediye bahanesiyle bir şeyler veriyor, sonra serkeşlik yapıyor. Zâkir ona "ne yapıyorsun?" diyemez — çünkü ondan yiyor, içiyor, ni’met alıyor. Dergâh böyle bozulur.
Kaynak: 9. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Siz Değişmedikçe Allah Değiştirmez, Âlim-Emî
Taraftarcılık Toplumu Nasıl Yıkar?
Şimdi toplumda tarafgirlik hâkim. Takım tutar gibi parti tutuyoruz, takım tutar gibi cemâat-tarîkat tutuyoruz, takım tutar gibi şeyh tutuyoruz. "Bizim şeyhimiz böyle dedi" — kardeşim Kur’ân, sünnet ve imamların ictihâdı başka bir şey söylüyorsa şeyhin sözü öncelikli olamaz. Bu hastalık yayılmış durumdadır.
Kaynak: 9. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Siz Değişmedikçe Allah Değiştirmez, Âlim-Emî
Alkollü bir restorana yaprak sarması yapmak haram mıdır?
Hiç kimsenin çalışması haram değildir. İçki içmek haramdır. Evde yaprak sarıp alkollü bir restorana vermek kendi içinde harama iştirak değildir — çalışanın niyeti ve işi temizdir.
Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kızılay Programı, Rüyâ ile Amel ve Toplumun
Askeri nefsinden nefret etmek nedir?
Biz hiçbir zaman devletimize, askerimize laf söylemeyiz. Devletimiz olmasaydı ne yapardık diye düşünürüz. Eksiklikleriyle, kusurlarıyla, hatalarıyla, yanlışlarıyla devlet bizim devletimizdir. Bu devletin, bu milletin sınırlarının korunmasına en büyük katkı sunanlardan birisi askerlik mesleğidir.
Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Cezbenin Hakîkati, Cibrîl Hadîsi ve Kızlara
Hayreddîn Karaman ve İmâm-ı Âzam Çizgisi nedir?
Hayreddîn Karaman yine ehl-i sünnet bir kimse, okunabilecek bir kimsedir. Çizgisi İmâm-ı Âzam’ın çizgisidir. Bir meselede Kur’ân’a bakarız, bulamazsak sünnete, bulamazsak ashâbın yaşadığına bakarız — "Ahmed şunu dedi, Mehmed şunu dedi" demeyiz. Bu harika bir yoldur.
Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Cezbenin Hakîkati, Cibrîl Hadîsi ve Kızlara
Mimiklerle Yüz Değiştirmek Dedikodu Sayılır mı?
Bir kimsenin adı anıldığında yüzünü ekşitmek, birisine karşı mimiklerinizle o kimsenin iyi olmadığını, onunla alâkalı sıkıntılı olduğunuzu ifade etmek de câiz değildir. Dil ile söylemek nasıl gıybet ise yüz ifadeleriyle aynı mânâyı iletmek de aynı hükümdedir. Dedikodu sadece sözle değil, mimik ve işâretle de olur.
Kaynak: 3. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mesnevî’den Yahudi Vezir Kıssası, Mezhepçili
Allah’a inanmayanla arkadaşlık yapmak doğru mudur?
Eğer ki biz Allah’a inanmayanla bir arkadaşlık dostluk edersek bizim de o tarafa doğru kayma korkumuz var ise onunla arkadaşlık yapmaktan dostluk yapmaktan uzak duralım. Bu işin şer’i tarafıdır. Sufiler uzak durmazlar. Hatta sufiler ‘bir kişiyi daha Allah’a sevdirelim, bir kişiyi daha Allah’a yakın edelim, bir kişiyi daha Allah’la tanıştıralım, bir kişiyi daha sevgilimizle tanıştıralım, sevgilimize müştak edelim’ diye onlar arkadaşlıklarını eksiltmezler.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Dergâh Sohbetleri serisinin 2 nedir?
Dergâh Sohbetleri serisinin 2. oturumunda Mustafa Özbağ Efendi ; zikrullahtaki kalp çarpıntısının her zaman aynı kalmasının mümkün olmadığını ve sahabenin Hz. Peygamber’e bu hâli sorduğunu, zikrullah esnâsında şeytanın kalbe hükmedemediğini, asker giderken hangi durumda seferî olunduğunu, dervişin haksız yere kötülük edeni dövmemesini, dervumluk kavga etmediğini, insanlık çukuruna düşmüş zamânâ karşı insanın güzel ahlâkla cevap vermesi gerektiğini, "din Allah’ın korumasıdır insanın değil" hakîkatini, kavga etmemek-tartışmamak-gıybet etmemek-iftirâ atmamak edebini, takvâ’nın cübbe-sarık-dış görünüşle değil "iki göğsün arasında" yâni kalpte olduğu hadîsini, küçük büyük günahlardan kaçınmanın takvâ olduğunu, abdesti dâim koruma şuurunu, Âyetü’l-Kürsî’nin yedi yöne okunarak güne başlama edebini, üç ihlâs ile evden çıkmadan önce ölülere hediye etmeyi, namazsız mü’min olamayacağını, ticârette yalan söylemeyenin bereketle rızıklandığını, helâl bir liranın haram bin liradan kıymetli olduğunu ve sigortanın gerekli olsa da en büyük güvencenin Allâh olduğu hakîkatlerini tafsîlâtlı bir şekilde açıklamaktadır.
Kaynak: 2. Dergâh Sohbeti — Zikrullahta Şeytanın Kalbe Giremeyişi, Dövüşmemek-Tartışmama
Bu hadîs-i şerîf, zikrullah esnâsında şeytanın kalbe hükmedemediği hakîkatinin temeli midir?
Bu hadîs-i şerîf, zikrullah esnâsında şeytanın kalbe hükmedemediği hakîkatinin temelidir. Efendi hazretleri bu hakîkati şöyle açıklar: "Zikrullah esnâsında şeytan size hükmetmez. Zikrullah yaparken normalde ister dilinizde ister gönlünüzde ister sessiz zikrullah meclisinde olsun şeytan size hükmetmez." Ancak bir şart vardır: "O zikrullah meclisinde gerçekten kendinizi verdiyseniz hükmetmez. Ama vücudunuz burada, aklınız-kalbiniz başka yerde ise ona yapacak bir şey yok zaten." Bu hâli arttırmanın, derinleştirmenin, genişletmenin en önemli yolu Allâh’ı devamlı zikretmektir.
Kaynak: 2. Dergâh Sohbeti — Zikrullahta Şeytanın Kalbe Giremeyişi, Dövüşmemek-Tartışmama
Bu hükme bir tek istisnâ vardır: "Bazı anlar vardır ki onunla büyük bir kötülük önlenecek midir?
Derviş dövmez. Bir kimseyle dövüşmek dervişin ahlâkına çok uygun değil. O sizi dövmeye kalkarsa bir şekilde tarîkat erbâbı kendisini korumaya çalışır. Dövmek yok. Bu hükme bir tek istisnâ vardır: "Bazı anlar vardır ki onunla büyük bir kötülük önlenecektir. Ama bu farklı bir şey. Derviş insanın kendi hukûkuyla alâkalı bir şey değildir. Kendi hukûkuyla alâkalı bir şey olursa dövüşmek çok uygun değil." Yâni başkasının hayâtını-ırzını koruma gibi bir vâcib durumunda dövüş zarûri olabilir; ama dervişin kendi şahsî hakkı için dövüşmesi câiz değildir. Efendi hazretleri bu ilkeyi daha geniş bir çerçeveye yayar: "Dövüşmeyin insanlarla. Kendi hakkınızla, kendi haklı olduğunuz noktada dahi dövüşmeyin. Kendi haklı olduğunuz noktada dahi tartışmayın. Haklısınız tartışmayın, dövüşmeyin."
Kaynak: 2. Dergâh Sohbeti — Zikrullahta Şeytanın Kalbe Giremeyişi, Dövüşmemek-Tartışmama
Bu tablodaki insanların büyük bir çoğunluğu ‘insanım’ diye dolaşan hayvanlaşmış mahlûklar mı?
Sohbetin en duygusal bölümünde Efendi hazretleri zamânının ahlâkî çöküşünü içtenlikle anlatır: "İnsanlığın düştüğü o çukurda sonu yok. Karşılaştığımız tablo insanlık adına utanç verici bir şey. Bu tablodaki insanların büyük bir çoğunluğu ‘insanım’ diye dolaşan hayvanlaşmış mahlûklar. Orta yerde insan sûretinde dolaşıyor; ama hayvandan daha aşağıya düşmüş bir mahlûk. Nefs-i emmârenin dibine düşmüş." Çarpıcı bir teşbîh: "O kimin malı, o kimin hanımı, o kimin kızı, o kimin çocuğu, o kimin komşusu — karşısındaki kim, hiç önemli değil. Yırtıcı hayvanlar! Yırtıcı hayvanlar… O yırtıcı hayvana yeminle söylüyorum, ‘gel şuraya koluma kon’ desen billâhî gelip koluma kon. Ama o insana laf söyleyemiyor." Bu teşbîh, gerçek hayvandan bile beter olan emmâreye bağlı insanın hâlini tasvîr eder.
Kaynak: 2. Dergâh Sohbeti — Zikrullahta Şeytanın Kalbe Giremeyişi, Dövüşmemek-Tartışmama
Allâh dînin nihâî muhâfızıdır; mü’min ise bu muhâfızlığa bir vesîledir, asıl güç değil midir?
Efendi hazretleri kavga ve tartışma yasağının arkasındaki teolojik temele de değinir: "Artık din değil — bakın tekrar söylüyorum, dîni küçümsemek değil — din bir şekilde kendini muhâfaza eder, kendini korur. Dîni korumak insanların işi değil. O Allâh’ın işi. Allâh dîni koruyacağını, muhâfaza edeceğini kendisi beyân etmiş. Dîni Mustafa Özbağ korumayacak. Dîni Ahmet-Mehmet-Hüseyin korumayacak. Dîni koruyacak olan yegâne güç Allâh." Bu söz, "din için savaşırım" diye kavgaya bahâne arayan kimseleri hedef alır: "Sakın böyle kendi kendinize göre biçip ‘dîni ben koruyacağım, biz koruyacağız’ diye düşünmeyin." Efendi hazretleri burada hassâs bir tashîh yapar: Dînin müdâfaası elbette mü’minin görevidir; ama bu müdâfaa kavga-dövüş-iftirâ ile değil, güzel ahlâk ile yapılır. Allâh dînin nihâî muhâfızıdır; mü’min ise bu muhâfızlığa bir vesîledir, asıl güç değildir.
Kaynak: 2. Dergâh Sohbeti — Zikrullahta Şeytanın Kalbe Giremeyişi, Dövüşmemek-Tartışmama
Bu kutsallara dokunmak en büyük günâh-ı kebâirdir: "Nasıl Allâh’ın yüzüne bakabilir bir insan?
Efendi hazretleri sohbetin bu bölümünde dervişlere sevgi-otorite karışımı bir çağrıda bulunur: "Bizim arkadaşlarımız, bizim kardeşlerimiz kimseyle kavga etmeyecekler. Bunu Allâh adına istiyorum sizden. Kimseyle dövüşmeyin — Allâh adına bunu sizden talep ediyorum. Kimsenin hakkında dedikodu etmeyin, gıybet etmeyin — Allây adına talep ediyorum. Kimsenin namusuna iftirâ atmayın — Allâh adına talep ediyorum." İnsanın namusu, evi, çoluk-çocuğu kutsal değerlerdir. Nasıl hesap verebilir? Nasıl o kimseyle yüz yüze gelebilir bir kimse? Nasıl namuslu bir adamı veya namuslu bir kadını iftirâ ile, gıybetle, dedikoduyla baş başa bırakırsınız?" Efendi hazretleri tasavvufu bu noktada şöyle tanımlar: "Tasavvuf ince ahlâk, güzel ahlâktır. Tasavvuf kötülüklere sabretmek; ama kötülük yapmamak. Tasavvuf gıybete-dedikoduya-iftirâya sabretmek; ama onu yapmamaktır. Güzel ahlâk — peygamberlerin insanlara bıraktığı miras."
Kaynak: 2. Dergâh Sohbeti — Zikrullahta Şeytanın Kalbe Giremeyişi, Dövüşmemek-Tartışmama