Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tarikat Edebi(148) — Sayfa 2/2
Tarikat edebi nedir?
O kimse şüphelilerden de uzak durur. Bu tarikat edebidir. O kimse artık edep noktasında farklı bir yöne doğru yürür. Şimdi tarikat edebi dediğimizde: O kimsenin Hz. Peygamber sallallahü vessellem hazretlerinin sünnetlerine tâbi olması.
Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Tarikat Kapısı: Tövbe ve Mürşid
Dört Kapı Kırk Makam – Tarikat Kapısı nedir?
• Bölüm 2/17
2) TARIKAT KAPISI 1. Tövbe etmek 2. Mürşidin terbiyesine, öğütlerine uymak 3. Temiz Giyinmek 4. İyilik yolunda savaşmak, mücadele etmek, hizmet etmeyi sevmek, hizmet almayı değil hizmet etmeyi sevmek. 5. Haksızlıktan korkmak 6. Ümitsizliğe düşmemek. 7. İbret almak yani ders almak, nasihat 8. Muhabbet sahibi olmak. 9. İnsanın kendi özünü aciz görmesi Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Eftali zikir falemenne hu Lailaheillallah Lailaheillallah Lailaheillallah Hak Muhammeden Resulullah Cemiil Enbiyayı Velmurselin Velhamdülillahi Rabbilâlemin Selamünaleyküm.
Tarikat kapısının on makamı nelerdir?
2) TARIKAT KAPISI 1. Tövbe etmek 2. Mürşidin terbiyesine, öğütlerine uymak 3. Temiz Giyinmek 4. İyilik yolunda savaşmak, mücadele etmek, hizmet etmeyi sevmek, hizmet almayı değil hizmet etmeyi sevmek. 5. Haksızlıktan korkmak 6. Ümitsizliğe düşmemek. 7. İbret almak yani ders almak, nasihat 8. Muhabbet sahibi olmak. 9. İnsanın kendi özünü aciz görmesi Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Eftali zikir falemenne hu Lailaheillallah Lailaheillallah Lailaheillallah Hak Muhammeden Resulullah Cemiil Enbiyayı Velmurselin Velhamdülillahi Rabbilâlemin Selamünaleyküm.
Mürşidin terbiyesine, öğütlerine uymak ne demektir?
Mürşidin terbiyesine, öğütlerine uymak. Onun öğütlerine, mürşidinin tavsiyelerine, mürşidinin nasihatlerine tam olarak intibak sağladı. Ondan asla ve asla zerrece ayrılmamaya gayret ediyor. Bu da ne? Tarikatın ikinci kapısı. Ondan sonra ne? Artık o bir tarikat erbabı oldu. Tarik, erbabı demek sünneti seniyyeye uymak demek. Hz.Peygamber sallallahü vessellem hazretlerinin sünnetlerini, olmazsa olmazlarını artık üzerinde taşıyacağım demek. Bunun başlığı nedir? Temizliktir. O kimse temiz bir kimse olarak toprağın üzerinde yürümeye başlar. Temiz, temizlik! O kimsenin vücut temizliği, o kimsenin ağız temizliği, o kimsenin kıyafet temizliği, o kimsenin yaşadığı yerin temizliği, o kimsenin ibadet ettiği yerin temizliği… Bütün temizlikle alakalı üzerinde temiz olmayı o üzerinde barındırır. Bir sufinin sakalı karman çorman olmaz. Bir sufinin saçı başı yağlı pis olmaz. Bir sufi ekşi ekşi kokmaz. Bir sufinin ağzı kokmaz, bedeni kokmaz. Bir sufinin kıyafeti kokmaz, yeni değildir bu, illaki yeni olması şart değildir. Bir sufi temizdir. Yaşadığı ev yaşadığı alan da temizdir. Bir sufinin evine ne zaman giderseniz gidin evini tertemiz görmeniz gerekir. Bir sufinin yaşadığı yer tertemlız olması gerekir.
Anadolu’da iki sufi yolu nedir?
Şimdi bakmayın sordan anadolu sufiliğini. Bırakan bir kısım. Ehli tarîkat. Bakın burası çok keskin birçiz gelir. Şimdi anadolu da iki sufi yolu, iki tarîkat yolu vardır. Birincisi ahmet ye seviden gelen kanaldır. Bu ahmet ye seviden gelen kanan Hazret-i Mevlânâ işte hacı bektaş veli, hacı bayram veli, Yunus emred. Bu kanan budur. Bakın bu kanan budur. Bir kanaldı vardır. Aşağı meza potam yadan gelir. Bugün o kanal şöyle nitelendirebilinir yine taştancam ben, ama nakşi bendilerin hali di koludur. Bakın nakşi bendirik bir türki kanaldır yani.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Tarîkat ve sünnet arasındaki ilişki nedir?
Resûlullah’ı unutmuşlar Allah’ı unutmuşlar edep edeceğiz. Erkan uyacağız. Biz adaba uyacağız derken Allah’ı unutuyor insanlar Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz sünneti. Resulullaha tabi olalım biz küçüklerimizi sevelim şefkat, ve merhametli davranalım büyüklerimizi sevelim, ve saygı gösterelim Allah bizi muhafaza eylesin Allah’a dua ediyoruz, ama duamız. Anında kabul olmuyor Allah dualarımızın bazılarını kabul ediyor bazılarını da. Erer diyebilir miyiz ya da dinlerin duaları kabul olmaz kabul olunmayan dua yoktur bir kimse kendi kendine. Benim duamı Allah kabul etmedi kabul etmiyor.
Sûfînin Edebi: Her Yerde, Her Hâlde Hak ve Hakikati Konuşmak nedir?
Sûfî, dilinden, gözünden, elinden, ayağından, kalbinden — neresinden ne çıkacaksa — hepsi Kur’ân, ve Sünnet dâiresinde olmalı, hepsi edep, ve âdâb dâiresinde olmalıdır. Eğer edep, ve âdâb dâiresinde olmadıkça, Kur’ân, ve Sünnet dâiresinde olmadıkça, o kimse üstâdının çizgisinde değildir.
Bektaşi tarîkatı Türkiye’de nasıl yerleşmiştir?
Metin, Bektaşi tarîkatının Türkiye’de nasıl yerleştiğini tartışıyor. Metin, Alevi ve Bektaşi arasındaki ilişkiyi, Alevi diye nitelendirilen Bektaşi’lerin aslında Alevi olmayan kişiler olduğunu, Alevi kültürü Türkiye’de olmadığını, Türklerin İslam inancını benimsemişlerini, Hanefi fıkıhını benimsemişlerini ve bu inançların toplumsal ve dini boyutlarını ele alıyor.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf midir?
Tasavvufî: "Edep, dost yolunun ölçüsüdür; edebi aşan, yoldan çıkar."
Kaynak: Alem baştan başa edeptir
Sûfîlerin edeb riâyeti neden önemlidir?
Sûfîler bunu o kadar çok önemsemişlerdir ki, kendilerinin, ve etrâflarındaki her oluşumun edeb dâiresinde yürümesine gayret göstermişlerdir. O dâirede yürümüyorsa, kendilerini disiplin ederek o dâirenin edebine kendilerini uydurmuşlardır. Çünkü eğer o edebe riâyet edilmezse, muhakkak ki sonunda büyük yangınlar çıkar.
O edebin kıymetini anlatmak için şatahat vari söylenmiş bir söz edebin kıymetini ahlakın kıymetini göstermek için idrak edilmesi için söylenmiş bir sö müdür?
O edebin kıymetini anlatmak için şatahat vari söylenmiş bir söz edebin kıymetini ahlakın kıymetini göstermek için idrak edilmesi için söylenmiş bir söz Eee. Geylan Hazretleri öyle binlerce dervişi feda etme noktasında olmaz değildir bir kimsenin bir Allah demesi. Belki de binlerce edepten daha kıymetlidir, çünkü Allah’ı zikir en büyük iştir Allah’ı zikir en büyük iş ise o zaman önemli olan o kimsenin Allah’ı zikretmesi Allah’ı zikrederse onda edep de oturur Allah’ı zikrederse onda ahlak da oturur Allah’ı zikrederse onda her şey yavaş yavaş oturur O yüzden.
Kaynak: Geylani hazret, bir edebe bin derviş feda ederim sözünü edebin önemini belirtmek
Yunus Emre ve İbn Arabî’nin Dili: Şiirde Hâlin Anlatı mı?
Bu sohbette Yunus Emre’nin divanından şiirler okunur. Bu şiirler, İbn Arabî’nin Fusûsü’l-Hikem’de teorik olarak anlattıklarını, hâl dilinde dile getiren ifadelerdir. Yunus’un ‘Ben İsa’nın babası, Mûsâ’nın Rabbiyim’ gibi ifadeler kullandığı şiirler, varlık birliğinin hissî ve vecdi diliyle anlatımıdır.
Şair, kendi benliğinden konuşmamakta; içinde tecellî eden hakikatin dilinden konuşmaktadır. Bu ifadeyi nedir?
Bu tür ifadelerin doğru anlaşılması için bağlamın bilinmesi gerekir: Şair, kendi benliğinden konuşmamakta; içinde tecellî eden hakikatin dilinden konuşmaktadır. Bu hâl, ‘Ben’ derken Zât’ın kendisini ifade eden hâle geçmek demektir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de bu hâli yaşamış ve ‘O sensin’ demiştir. Bu ifadeyi nedir?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de bu hâli yaşamış ve ‘O sensin’ demiştir. Hacı Bektâş-ı Velî’nin öğretisi de özünde aynı hakikati işler. Bu büyük isimler, her biri kendi zamanının kandili olmuş; Hz. Muhammed Mustafâ’nın nûrunun farklı suretlerdeki yansımalarıdır.
Sadreddin Konevî ve Mânevî Veraset nedir?
Hz. Sadreddin Konevî, İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin mânevî evladıdır; zâhiren değil mânen. Üstadın a’yân-ı sâbitesinden tecellî eden bilgi ve nur, müridi aracılığıyla nesilden nesile aktarılır. Bu manada velîler bir kavim gibidir; peygamberlerin vefatından sonra da bu miras yaşamaya devam eder.
Tarîkatlar, taklit ve gerçek renk arasındaki fark nedir?
Tarîkatlar, tâlibi önce taklitle başlatır; zamanla taklit yerini gerçek hâle bırakır. Bu süreç doğaldır ve zorunludur. Ancak tarîkatin asıl amacı her müridi tek bir renge boyamak değil; onun kendi rengini bulmasına zemin hazırlamaktır.
6. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu neden incelemektedir?
Bu sohbet, Onsekiz Mart Üniversitesi Tasavvuf Topluluğu’nun 49. programı olarak Muhyiddîn İbn Arabî’nin Fusûsü’l-Hikem eseri üzerine yapılan okumalar çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Sufi, bu ölçütü kendi nefsi için uygular mı?
Sufi, bu ölçütü kendi nefsi için uygular; başkalarını yargılamak için değil.
Başkasının ibadeti ve saçı hakkında yorum yapmak sufi edebine aykırımıdır mı?
Başkasının ibadeti ve saçı hakkında yorum yapmak sufi edebine aykırıdır. Her kimsenin hâli kendine aittir; senden farklı bir görünüşe sahip olan kişinin Allah katındaki değerini bilemezsin. Sufinin dili başkasının dışını değil, kendi içini gözlemler.
Şeyh Efendi Hazretleri yeni bir müride baktığında ne dedi?
Şeyh Efendi Hazretleri bir gün yeni bir müride baktı ve "Bandırma’dan geliyorsunuz değil mi?" dedi. O mürîd yeni idi, hiç tanınmıyordu. Şeyhin bu sözü onun hâl bilgisinin, keşfinin bir işaretiydi. Sûfîlerin bu tür sezgileri zaman zaman insanları şaşırtır.
Şeyh Efendi birinin yanına istihare kâğıdı getirmesini istedi mi?
Başka bir ziyarette Şeyh Efendi birinin yanına istihare kâğıdı getirmesini istedi. O kimse o ana kadar böyle bir şey duymamıştı. Şeyh bir kâğıt alarak o kimseye "İstihare yaptın mı?" diye sordu. Cevap hayır oldu. Şeyh "Yapacaksın; hayırlıysa kalbine hayır gelir" dedi.
1. Tarikat 4 kapı 40 Makam konusunu ele alan metnin nedir?
Metin, Tarikat 4 kapı 40 Makam konusunu ele almakta ve bu konuyla ilgili açıklamalar sunmaktadır.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Tarîkat Kapısının İlk Makamları nelerdir?
Tarîkat Kapısının İlk Makamları: Tövbe, ve Mürşide Teslimiyet.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Mürşide teslim olmak ne anlama gelir?
Bir kimse üstâdına intisâb etti mi, artık onun sözünden dışarı çıkmaz. Karda olsa, zararda olsa, nefsine acı da gelse tatlı da gelse, Kur’ân, ve Sünnet dâiresinde mürşidine tam teslimiyet gösterir. Bu teslimiyet kölelik değildir; rûhun terbiyesi için gerekli bir edeptir.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Tarîkat erbâbı olan kimse neye taşır?
Tarîkat erbâbı olan kimse, temizliği üzerinde taşır: Vücut temizliği, ağız temizliği, kıyâfet temizliği, yaşadığı yerin, ve ibâdet ettiği yerin temizliği.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Tarîkatın son makamı nedir?
Tarîkatın son makamı, insanın kendisini fukarâ görmesidir.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Kendini fukarâ görmek ne anlama gelir?
Kendini fukarâ görmek; ticarette, sanatta, zirâatte, dervişlikte, evde, arkadaşlarının arasında tevâzu sâhibi olup kendini bir şey görmemektir.
Kaynak: 1. Tarikat 4 kapı 40 Makam
Makalât, Hacı Bektaş-ı Velî’ye atfedilen eser mi?
Makalât, Hacı Bektaş-ı Velî’ye atfedilen Türkçe tasavvuf klasiğidir. Eserde insanın mânevî olgunlaşma yolculuğu dört kapı — şerîat, tarîkat, mârifet, hakîkat — üzerinden ele alınmaktadır. Her kapının altında on makam bulunmakta; bu kırk makam boyunca kişinin Allah’a yaklaşma yolculuğu ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
İkinci kapı tarîkat ne anlama gelir?
İkinci kapı tarîkat, mânevî terbiyenin başladığı makamdır. Kişi bu kapıda bir mürşidin rehberliğinde nefsini tanımaya, kötü huylardan arınmaya ve iç dünyasını temizlemeye çalışır. Tarîkat kapısının on makamı boyunca tevbe, korku, sabır, kanaat, utanma, cömertlik, ilim, aşk, muhabbet ve mârifet işlenmektedir.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Üçüncü kapı mârifet ne anlama gelir?
Üçüncü kapı mârifet, kişinin Allah’ı kalp gözüyle tanıdığı yüksek mertebedir. Bu makamda ilâhî sıfatlar ve esmâ, harf harf kavranmaya başlanır. Mârifet kapısında insan, varlığın gerçek mahiyetini, Allah’ın kâinattaki tecellîlerini sezmeye başlar; kelime ile ifade edilemeyen bir bilgiye kavuşur.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Dördüncü ve son kapı hakîkat ne anlama gelir?
Dördüncü ve son kapı hakîkat, tüm perde ve vehimlerin ortadan kalktığı, kulun Hak ile en yüce kavuşma anının yaşandığı makamdır. Bu kapıda artık "ben" yoktur; geriye yalnızca Allah’ın varlığı kalır. Hacı Bektaş-ı Velî, hakîkat makamını Kur’ân-ı Kerîm’in özü olarak tanımlar.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Makalât’ın en belirgin özelliği nedir?
Makalât’ın en belirgin özelliği insan merkezli tasavvuf anlayışıdır. Hacı Bektaş-ı Velî’ye göre dinin nihaî amacı insanı olgunlaştırmak, onu Allah’ın yeryüzündeki en şerefli tecellisi hâline getirmektir. "En büyük kitap insandır" anlayışı, bu geleneğin temel eksenini oluşturur.
Kaynak: 5. Makalat Hacı Bektaşi Veli
Esma vurması esma basması nedir?
Esmâ vurması, esmâ basması nedir? Ehl-i tasavvuf bunu söylerler, tarîkatlarda vardır. Bir kimse zikir esnasında esmâ ile bir karışıklık yaşar, ona "esmâ vurdu" derler. Veya bir kabız hâli olur, ona da "esmâ bastı" derler.
Kaynak: w Esma vurması esma basması
Safiyet ne demektir?
Şeyh Efendiden itibaren hem kendi dergahımızda hem başka dergahlardan tecrübelerle konuşuyorum bunu. Bakın bir mürşid-i kamilin dergahında da safiyet vardır. O safiyet de hazine gibidir orada. Sen oradaki safiyeti bozmaya kalkarsan o safiyet seni dışarı atar. O safiyet seni orada kaldırmaz. O safiyet seni orada tolere etmez. Bir yere kadar eder. Bir yerden sonra Geylan Hazretleri kulağından tuttuğu gibi fıydırır atar seni. Veya pirilerden birisi kulağından tutar atar.
Kaynak: İnsanı insan eden en önemli şey niyetinin temiz olmasıdır
Semâ eden kimsede hangi dört hâlden biri bulunur?
Semâ eden kimsede şu dört hâlden biri bulunur: Birincisi, şarkı, ve nağmelerden lezzet almak, ama dinlediğinin mânâsını kavrayamamaktır. Bu tabiatın gereğidir, ve semâ mertebelerinin en güzelidir, çünkü hayvanlar bile buna katılır.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Semâ eden kimsede hangi dört hâlden ikincisi bulunur?
İkincisi, şarkının mânâsını anlayıp çirkin şehvetini tatmin etmek için dikkatle dinlemek, ve lezzet almaktır. Şehevî duygular karıştığı için bu haramdır, helal saymak da küfürdür.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Semâ eden kimsede hangi dört hâlden üçüncüsü bulunur?
Üçüncüsü, dinlerken Allah-ü Teâlâ ile kalbî ilişkisini düşünmek, dinlediği şarkının mânâsını bu hâllere yormak, ve lezzet almaktır. Örneğin semâ meclislerinde seslendirilen şiir, ve şarkılardaki kınamak, konuşmak, reddedilmek, kabul edilmek, ayrılık, vuslat, yakınlık, ve uzaklık, ve benzeri konuları dinlemek kişinin kalbini harekete geçirir, böylece bu mefhumlarla aydınlanır, ve onların ateşiyle içi yanar, şevk, ve heyecanı kuvvetlenir. Bunun sonucunda o kimsenin âdeti olmayan hâller üzerinde görünmeye başlanır. Hatta bu hâller sonucunda şarkıları dinleyen kişi ölebilir.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Vecd hâli ne demektir?
Bil ki vecd hâli, semâ’nın meyvesidir. Vecd, semâ’dan sonra semâ edenin nefsinde meydana gelen yeni bir hâldir. Vecd bazen mükâşefe, ve müşahedeye götürür, bazen de şevk, havf, hüzün, sürûr, esef, nedamet, kabz, ve bast gibi hâllerde değişimlere neden olur.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Vecd hâli ne gibi etkiler yaratır?
Semâ da bu hâlleri ya harekete geçirir ya da kuvvetlendirir. Bazen vecd hâli şevki harekete geçirir, ve kuvvetlendirir. Vecde düşen kimse ne yaptığını fark edemeyeceği bir aşkınlık hâli yaşar, nefsinde sanki bilmediği bir işi taklit ediyor gibi bir hâl bulur.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Vecd hâli ne şekilde başlar ve gelişir?
Her hâl gibi vecd hâli de zorlama ile başlar, daha sonra bir alışkanlık hâline gelir, ve istikrar kazanır. Allah ’ın sevgisini elde edemeyen kimse ümitsizliğe kapılmaz da Allah ’ın sevgisini kazanan kimselerle oturur, ve kendisini yaptığı işlerde onlara benzemeye zorlarsa hedefine ulaşabilir.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Vecd insanın uzuvlarında nasıl hareket yaratır?
Vecd insanın uzuvlarında harekete sebep olur. Bu hareket ya ölçüsüz olur ki bu çırpınma şeklindedir ya da düzenli, ve ölçülü olarak meydana gelir ki bu ise el çırpmak, ve ritim tutmak suretiyle olur.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Şeyh Ahmed er-Rifâî (K.s.) ne yapar?
Şeyh Ahmed er-Rifâî (K.s.) bir gün Ümmü Abîd mevkiindeki tekkesinde otururken boynunu uzattı, ve "Boynum üzerine" dedi. Bir rivâyet "Ahmed de onlardandır" dedi. Sonra kendisine bu sözlerinin hikmeti sual edildiğinde: "Şu anda Şeyh Abdülkâdir Bağdat’ta ‘Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir’ dedi, ben de bunu kabul ettim" diye cevap verdi.
Şeyh Ebû Medyen (K.s.) ne yapar?
Şeyh Ebû Medyen (K.s.) bir gün arkadaşlarının arasında başını eğerek: "Ben de onlardanım. Ey Allah! Ben seni şahit tutuyorum, meleklerin de şâhit olsun ki ben işittim, ve itaat ettim" dedi. Bunun üzerine müridleri kendisine bu sözün mânâsını sorunca: "Şu anda Şeyh Abdülkâdir Bağdat’ta ‘Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir’ dedi, ben de bunu kabul ettim" diye cevap verdi. Ashâb-ı Mağrîb’de (Morocco’da) bulundukları o günün tarihini yazdılar. Sonra Irak ‘tan misafirler gelince Şeyh Abdülkâdir ‘in o sözü onların kaydettiği tarihte söylediğini anladılar.
Şeyh Abdürrahîm el-Kınâvî (K.s.) ne yapar?
Şeyh Abdürrahîm el-Kınâvî (K.s.) Kınâ’da bulunduğu bir gün: "Doğru konuşan, ve kendisine doğru bildirilen zat sâdık oldu" dedi. Knedisine "Kimden bahsediyorsunuz?" diye sorulunca: "Şeyh Abdülkâdir ‘Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir’ dedi, doğunun, ve batının tüm evliyâsı ona boyun eğdi" diye cevap verdi. Müridleri o günün tarihini yazdılar. Sonra Şeyh Abdülkâdir’in o sözü onların kaydettiği tarihte söylediğine dair kendilerine haber geldi.
Şeyh Halîfe (K.s.) ne söylüyor?
Şeyh Halîfe (K.s.) şöyle anlatmıştır: Bir kere rüyâmda Rasûlullah ‘ı (S.a.v.) gördüm, ve kendisine: "Yâ Rasûlullah! Şeyh Abdülkâdir: ‘Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir’ dedi" diye sorduğumda bana: صَدَقَ الشَّيْخُ عَبْدُالقَادِرِ، وَكَيْفَ لَا، وَهُوَ الْقُطبُ وَأَنَا أَرعَاهُ "Şeyh Abdülkâdir doğru söyledi, nasıl öyle olmasın ki kutup odur, ve o benim gözetimim altındadır" buyurdu.
1. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
Yapman gereken: 1. Metinde bir konu tartışılmaktadır veya açıklanmaktadır. Bu konu, "1. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi" başlığı altında ele alınmaktadır. Bu metin, Sufi geleneğindeki ayna metaforunu ve bu metaforun ilahi tecellîlerle ilişkisini ele alarak, âlemi ve Allah’ın sıfatlarının tecellîsini anlatmaktadır. Ayna metaforu, Allah’ın sıfatlarının tecellî ederek âlemde görünmesini ve bu tecellîlerin bir araya gelmesiyle "vahdet-i vücûd" kavramını açıklamaktadır. Ayrıca, bu metin, Allah’ın kaderi ve iradesiyle ilgili bir anlayış sunmaktadır.
Ayna metaforu ne anlama gelir?
Ayna metaforu, Sûfî geleneğinin en güçlü metaforlarından biridir. Bu metafor, Allah’ın sıfatlarının tecellî ederek âlemde görünmesini ve bu tecellîlerin bir araya gelmesiyle "vahdet-i vücûd" kavramını açıklamaktadır. Ayna, bir varlığın üzerinde tecellî eden bir sıfatın yansımasıdır. Aynada görülen suret, aynaya ait değildir; aynada tecellî eden sıfatlar Allah’a aittir. Ayna, bir varlık olarak ezelî ve ebedî değildir; ancak üzerinde tecellî eden sıfatlar Allah’a aittir.
Sûfîlerin "vahdet-i vücûd" kavramını nasıl açıklar?
Sûfîlerin "vahdet-i vücûd" kavramı, âlemde Allah’ın sıfatlarının tecellî ederek görünmesini ve bu tecellîlerin bir araya gelmesiyle açıklanmaktadır. Ayna metaforu, bu kavramın temelidir. Aynada görülen suret, aynaya ait değildir; aynada tecellî eden sıfatlar Allah’a aittir. İnsan, bu tecellîlerin aracıdır; Allah’ın sıfatları, insan üzerinde tecellî eder. Bu manada, "vahdet-i vücûd" kavramı, Allah’ın sıfatlarının tecellî ettiği âlemdeki bir araya gelmesini ifade eder.