Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Fıkıh(1695) — Sayfa 21/23
İmâm Mâlik’e göre hakemlerin evliliği fesih etme yetkisi var mıdır?
İmâm Mâlik’e göre erkek veya kadında tenasül ayıbı bulunur veya mecnunluk, abraş (alacalık) ve cüzzam gibi nefret uyandırıcı bir kusur bulunursa, mahkemenin evl,iliği, talep hâlinde fesih etme yetkisi vardır.
Kaynak: İslâm Âile Hukukunda Kadının Kocasını Boşama Hakkı Var Mıdır?
Mâlikî Mezhebi’ne göre hakemlerin evliliği fesih etme yetkisi var mıdır?
Mâlikî Mezhebi’ne göre nikâh akdinden sonra eşlerden birinde cüzzam, abraş, ve retek gibi diğer eşe fahiş derecede zarar, ve rahatsızlık verecek kusur veya ayıp meydana gelirse diğer eşin evliliği fesih etme hakkı her daim mevcuttur.
Kaynak: İslâm Âile Hukukunda Kadının Kocasını Boşama Hakkı Var Mıdır?
Hakemlerin evliliği fesih etme yetkisi, eşlerin izni olmadan mı geçerlidir?
Hakemlerin evliliği fesih etme yetkisi, eşlerin izni olmadan geçerlidir. Çünkü onlara göre hakemlerin kararı sultanın kararı gibidir. Sultan ise eşler arasında zarara vesile olacak durumlarda eşleri ayırabilir.
Kaynak: İslâm Âile Hukukunda Kadının Kocasını Boşama Hakkı Var Mıdır?
Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi’nde evliliğin sonlandırılması nasıl düzenlenmiştir?
Osmanlı Devleti zamanında hazırlanan 1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi ‘nde bu konu Malikî Mezhebi ‘ne göre 130. ve 131. maddelerde şu şekilde ifade edilmiştir; “Zevceyn beyninde niza’ ve şikâk zuhur edip de tarafeynden biri hâkime müracaat ederse hâkim tarafeyn ailelerinden birer hakem tayin eder. Bir veya iki taraf ailesinden hakem tayin olunacak kimse bulunamaz veya bulunup da hakem olacak evsafı hâiz olmazsa hariçten münasiplerini tayin eyler. Bu suretle teşekkül eden aile meclisi tarafeynin ifâdat ile müdâfaâtını tedkîk ile beynlerini ıslâha çalışır. Kabil olmadığı sûretde kusur zevcde ise beynlerini tefrik eder. Ve zevcede ise mehrin tamamı veya bir kısmı üzerine muhâlea eder. Hakemler ittifak edemezler ise hâkim evsaf-ı lâzımeyi hâiz diğer bir heyet-i hâkemiyye veya tarafeyne karabeti olmayan üçüncü bir hakem tayin eyler. Hakemlerin verecekleri hüküm kat’i, ve nâ-kâbil-i itirazdır.” “Mevadd-ı sâlife mûcebince tefrika dair sâdır olan hüküm talâk-ı bâîni tazammun eder, ve keyfiyyet ale’l-usul tescil edilir.”
Kaynak: İslâm Âile Hukukunda Kadının Kocasını Boşama Hakkı Var Mıdır?
Gayri Müslim memleketlerde gayri İslâmî mahkemeler yoluyla evliliğin sonlandırılması mümkündür mü?
Aralarında şiddetli geçimsizlik bulunan eşler, gayri Müslim bir memlekette yaşar, koca da kendi isteğiyle hanımını boşamaz, ve sorunlarına bakacak İslâmî bir mahkeme de bulamadıklarından dava gayri İslâmî bir mahkemeye intikal eder, mahkeme de boşanma ile hükmederse bu boşama dinen muteber midir? Boşanan bayan iddeti bittikten sonra başka biri ile evlenebilir mi?
Kaynak: İslâm Âile Hukukunda Kadının Kocasını Boşama Hakkı Var Mıdır?
Gayri İslâmî mahkemelerin kararları İslâm nazarında geçerli midir?
Gayri İslâmî bir mahkemenin kararıdır denilerek reddedilemez. Örneğin; bir kimse kendisine haksızlık (zulüm) ve düşmanlık yapıldığını iddia ederek gayri İslâmî bir mahkemeye müracaat eder, mahkeme de hak sahibinin lehinde karar verirse tabiatıyla bu kararın kabulü gerekir.
Kaynak: İslâm Âile Hukukunda Kadının Kocasını Boşama Hakkı Var Mıdır?
Allah’ın onların vesilesiyle diriltmesi, ve öldürmesi nasıl olabilir?
Abdullah b. Mesûd ’a, “ ” diye soruldu. O, şöyle cevap verdi:. “Çünkü onlar ümmetlerin çoğaltması için Allah’a dua ederler, ve böylelikle ümmetler çoğalır. Zulmedenlere beddua ederler, Allah da onların boyunlarını kırar. Yağmur yağması için dua ederler, ve yağmur yağar. Dua ederler, ve onların duaları sebebiyle yeryüzünde bitkiler biter. Dua ederler, ve onların duaları sebebiyle her türlü belâ (yeryüzünden) kalkar.” Bunu İbn Asakir tahric etmiştir.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Diyanet dava açtıktan sonra ne gibi adımlar atılmış?
Şimdi en son bir de Atatürk’e hakaretten dava açtılar ondan sonra Cenâb-ı Hakk’a hamd-ü sena olsun onu da kazanacağıma inanıyorum inşallah. Bir de bireysel böyle bir şey var, diyanetin açtığı dava bir de böyle kolay bir dava değildi. Kadınlara karşı istismardan dava açtılar bir de. Yani bir de işin bu tarafı var. Allah’lık iddia etmişim bir de kadın istismarcısıymışım ben.. Yani böyle şey değil, yani öyle. Ben gittim ne o şey de ahlak şubesinde ifade verdim. Tabi ifadeye gitmezden önce de 9 sayfa bir ben kendim oturdum ne soracaklarını, daha bana bir şey söylemediler, ben oturdum 9 sayfa bir savunma yazdım. 9 sayfayı koydum önlerine. Oradakiler de hop oturup hop kalktılar bir güzel. Ondan sonra tabi mahkeme oldu. Mahkeme de birinci mahkeme de kazandım. Diyanet bir üst mahkemeye gitti. Bir üst mahkemede de kazandım. Artık gidecek bir yerleri kalmadı. Bunlarla uğraşıyorum ben. Ben uğraşırım sıkıntı yok. Yani bu böyle zaman zaman beni agresifleştirse de bu tip şeyler. Kolay şeyler değil, çünkü bunlar. Belli bir baskı altında duruyorsun. İşte kapının önünden polis eksik olmuyor. Büronun önünden polis eksik olmuyor. Gidip geldiğin yerlerde eksik olmuyor filan. Böyle zaman zaman tabi agresifleşiyoruz bizde. İşte telsiz sesleri kapının önünde. Amirim burada değil, burada yok, hacı kepengi açmadı bugün yine, falan fişman bir sürü şeyler. E bizde tabi böyle kendi kendimize kardeşlerin başına bir şey gelmesin diye, böyle değişik bizde Cenâb-ı Hak ’da bizi koruyor muhafaza ediyor falan. Bunlarla da uğraşıyorum ben.
Kaynak: 14 MAYIS 2023 SEÇİMLERİ HAKKINDA
Fıkhın genel ilkelerinden birisi nedir?
Fıkhın genel ilkelerinden birisi de şudur: (اَلضَّرَرُ اْلاَشَدُّ يُزَالُ بِالضَّرَرِ اْلاَخَفِّ) "Şiddetli zarar, daha hafifi ile izale edilir."
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
İbn Teymiyye burada ne nefis tahlili yapmaktadır?
İbn Teymiyye burada şu nefis tahlili yapmaktadır: "Hz. Yûsuf’un yöneticilik makamına gelince kendi istediği, ve Allah’ın dininden olan her şeyi uygulama imkânı yoktu. Zira o kavim (Mısırlılar) kendisinin davetini kabul etmemişlerdi. Bununla birlikte o elinden geldiği ölçüde adalet, ve ihsana uygun davrandı, ve yönetime gelmekle kendi halkından olan müminlere iyiliklerde bulunma imkânı elde etti. Eğer yönetime gelmeseydi bunu yapması mümkün olamayacaktı. Bütün bunlar ‘Allah’tan gücünüz ölçüsünde korkun’ âyetinin kapsamına dahildir. Eğer iki vacip bir arada bulur da ikisini birden yapmak mümkün olmazsa daha güçlü olanını yaparız. Bu durumda diğeri artık vacip olmaktan çıkar, onu terk eden kimse de gerçekte vacibi terk etmiş olmaz. Yine iki haram şey bir arada bulunduğunda bunların daha büyük olanını terk etmek, ancak daha ufak olanını yapmakla mümkün olacaksa daha küçük olanını yapmak bu durumda gerçekte haram olarak nitelenmez. Her ne kadar her biri mutlak olarak alındığında birine ‘Vâcibi terk etmek’ diğerine ‘Haramı işlemek’ diye isimlendirilirse de söz konusu durumda böyle isimlendirilmez. Bu durumda böyle bir şeye ‘Özür sebebiyle vâcibi terk etmek’ veya ‘Daha güçlü maslahat /zaruret sebebiyle / daha büyük bir haramdan kaçınmak sebebiyle haramı işlemek’ denilir."
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
İbn Teymiyye bir başka eserinde ne diyor?
İbn Teymiyye bir başka eserinde ise şöyle diyor: "Herhangi bir vilâyeti (yöneticiliği) üstlenen kişi, bununla Allah’a itaati, ve imkân bulunduğunca O’nun dinini yerine getirmeyi, ve Müslümanların teminâtını gâye edinir, gücü yettiğince haramları terk eder, âciz kaldığından da sorumlu tutulmaz."
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Dînin ayakta kalmasında hangi kaynaklar etkili olur?
Şüphesiz dînin ayakta durması Kitap, ve sünnet ile sağlanır.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Her yöneticinin görevi nedir?
Her yöneticinin doğru, ve adaletli kişilerden yardım alması gerekir. Bu imkansız olursa, yalancılığı, ve zulmü olsa bile var olanlar içinden en ehil olanı seçer.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Yüce Allah’ın dini güçlendirmesinde hangi unsurlar rol oynar?
Çünkü Yüce Allah bu dini günahkarlar, ve dinden nasibi olmayan toplulukların eliyle de güçlendirir.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Rasûlullah (s.a.v.) ve ashabı’nın Hristiyan Bizanslıların Mecusileri yenmelerine sevinmesinin nedeni nedir?
Rasulullah (s.a.v) ve ashabı, Hristiyan Bizanslıların Mecusileri yenmelerine sevinmişlerdi. Halbuki her ikisi de KAFİRDİ, ama İÇLERİNDEN BİRİ İslâm’A DAHA YAKINDI. Bizanslılar, ve İranlılar savaştıklarında yüce Allah bu konuda Rum suresini indirdi. Olay meşhûrdur.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Allah’ın kaza, kader ve meşiyet sıfatları nedir?
Kaza, kader, ve meşiyet Allah’ın ezelî sıfatlarıdır, bunların da keyfiyeti bizce malum değildir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Allah’ın bilmesi nasıl olur?
Allah-ü Teâlâ yok olan bir şeyi yok iken de bilir. Onu îcâd ettiği zaman nasıl îcâd edeceğini bilir. Var olan şeyi de var iken de bilir. Onun nasıl fânî olacağını da bilir. Allah-ü Teâlâ ayakta olanı ayakta olduğu hâlde, oturanı da otururken bilir. İlminde de hiç değişme olmaz, yahud yeniden ilim elde etmez. Ancak değişiklik, ve fark mahluklara göre olur.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İmân ve küfür nasıl oluşur?
Allah-ü Teâlâ yaratıklarını îmân, ve küfürden sâlim, yani hâlî olarak yaratmıştır. Sonra onlara hitap etmiş, îmân, ve itâat etmelerini emretmiş, küfür, ve isyânda men etmiştir. Kâfir olanın küfrü kendi ihtiyârî fiili iledir, imkân iledir, ve Allah-, Teâlâ’nın onu başarısız kılması iledir. Îmân edenin îmânı da kendi serbest irâdesi, ikrârı, tasdîki, ve Allah-ü Teâlâ’nın tevfîk, ve inâyeti iledir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İnsanlar nasıl doğar?
Allah; Âdem’in zürriyetini belinden çıkarmış, onlara akıl vermiş, onları muhâtap kılmış, onlara îmânı emretmiş, onları küfürden men etmiştir. Onlar da O’nun Rabblığını ikrâr etmişlerdir. Bu da onların îmânı olmuştur. Binâenaleyh onlar bu fıtrat üzerine doğarlar.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Kâfir olmak ve îmân etmek ne demektir?
Kim bundan sonra kâfir olursa, sözünden dönmüş, ve inancını değiştirmiş olur. Kim de îmân eder Allah’ın emirlerini tasdik ederse, fıtrî îmânının üzerinde durmuş olur.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Allah, insanları zorlar mı?
Allah yaratıklarından hiç birini ne küfre, ne de îmâna zorlamış değildir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İnsanlar ne zaman mü’mîn veya kâfir sayılırlar?
Allah, onları mü’mîn veya kâfir olarak yaratmamıştır. Fakat onlar şahıs olarak yaratmıştır. Îmân, ve küfür kulların işidir. Allah-ü Teâlâ kâfir olanı küfür hâlindeyken kâfir olarak bilir. Bundan sonra îmân ederse, onu îmân hâlinde mü’mîn olarak bilir, ve onu sever. Ve ilminde, ve sıfatında da hiç değişiklik meydana gelmez.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Kulların fiilleri neye bağlıdır?
Kulların bütün fiilleri gerçek olarak onların elde ettikleri bir şeydir. Allah-ü Teâlâ ise onların Hâlıkı, yani yaratıcısıdır.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İbadetler ve günahlar neye bağlıdır?
Bütün ibadetler; Allah’ın emri, sevgisi, rızâsı, ilmi, dilemesi, kazası, ve kaderiyle vâcip olmuştur. Günahların hepsi de O’nun ilmi, kazası, takdiri, dilemesiyle olmuştur; sevmesi, rızâsı, ve emri ile olmamıştır.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Peygamberler ne şekilde münezzehtir?
Peygamberler (Aleyhimü’s-Salâtü ve’s-Selâm)’ın hepsi küçük, ve büyük günahlardan, küfür, ve çirkin işlerden münezzehtirler. Bazılarından zelle, ve hata sâdır olmuştur.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Muhammed (S.a.v.) kimdir?
Muhammed Mustafa (S.a.v.), Allah’ın habîbi, en sevdiği kuludur. Hz. Muhammed (S.a.v.), Allah’ın kuludur. Hz. Muhammed (S.a.v.), Allah’ın rasûlü ve nebîsidir. Hz. Muhammed (S.a.v.), Allah’ın seçtiği ve beğendiği bir peygamberdir. Hz. Muhammed (S.a.v.), Allah’ın, kalbini zararlı şeylerden arıttığı bir peygamberdir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Hz. Muhammed (S.a.v.) ne yapmıştır?
Göz açıp kapayacak kadar puta tapmadı, ve Allah’a şirk koşmadı. Küçük veya büyük günah işlememiştir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Hz. Ebû Bekir es-Sıddık kimdir?
İnsanların peygamberlerden sonra en faziletlisi Hz. Ebû Bekir es-Sıddık’tır.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Hz. Ali el-Murtezâ kimdir?
Sonra fazilette Ebû Tâlib oğlu Ali el-Murtezâ gelir. Allah hepsinden râzı olsun.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İbadet edenler ne şekilde olur?
Bütün bunlar Allah’a ibadet eden hak üzerinde, ve hakla beraber kimseler idiler.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Hz. Rasûlullah (S.a.v.)’ın ashâbı ne şekilde kabul edilir?
Rasûlullah (S.a.v.)’ın ashâbını teker teker hayır ile yâd ederiz.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Müslümanlar günahlar yüzünden kâfir sayılırlar mı?
Bir Müslümanı velevki büyük olsun, helâl saymadığı sürece günahı yüzünden kâfir saymayız.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Müslümanlar ne şekilde değerlendirilir?
Böylesi bir kimseye, “Mü’mîn değildir” diyemeyiz. Gerçek mü’mîn deriz. Kâfir değil de, fâsık demek caizdir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Her Müslümanın arkasında namaz kılmak caiz midir?
İyi veya kötü her Müslümanın arkasında namaz kılmak câizdir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Mü’mîne günah zarar vermez mi?
Mü’mîne günah zarar vermez demeyiz, cehenneme girmez de demeyiz.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Fâsık mü’mînin cehennemde ebediyyen kalacağını söylüyor mu?
Fâsık mü’mînin cehennemde ebediyyen kalacağını söylemeyiz.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İyiliklerin makbul ve kötülüklerin affedilmiş olduğunu söylüyor mu?
Mürcieler gibi, “İyiliklerimizin makbul, kötülüklerimizin affedilmiş olduğunu söylemeyiz.”
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
İyiliklerin makbul olması neye bağlıdır?
Ancak, “Kim niyet, ihlâs gibi farzları yerine getirerek, amellerini ifsâd edecek şeylerden uzak durarak onu da küfür, ve mürtedlik ile iptal etmeden dünyadan çıkarsa, Allah-ü Teâlâ onun amelini zâyi etmez, onu kabul eder, ve ona karşılık sevap verir” deriz.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Küfürden başka günahlar ne şekilde değerlendirilir?
Şirk, ve küfürden başka bir günahın sahibi ondan tövbe etmez, sonunda îmân ile ölürse bu, Allah’ın dilemesine kalmıştır. İsterse ona cehennemde azap eder, isterse affeder asla azap etmez.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Riyâ ve ucub amellerde ne şekilde değerlendirilir?
Bir amele riyâ karışırsa, onun ecrini iptal eder. Ucub da böyledir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Düşmanların gösterdikleri hârikalara ne ad verilir?
Allah’ın düşmanlarının, mesela İblîs, Fir’avn, ve Deccâl gibi kimselerin gösterdikleri hârikalara mucize, ve kerâmet denmez. Ancak bunlar onların ihtiyaçlarının görülmesidir (istidracdır). Allah-ü Teâlâ onları derece derece azaba yaklaştırmak, ve onlara azap etmek için ihtiyaçlarını görür, dileklerini yerine getirir. Onlar da buna aldanır, daha çok günah işler, isyân ederler.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Allah’ın yaratıcılığı ve rızıklı oluşu ne demektir?
Allah-ü Teâlâ mahlukatını yaratmadan önce de Hâlık, rızıklarını vermeden önce de Râzık idi.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm
Allah’ın âhirette görünmesi ne demektir?
Allah-ü Teâlâ âhirette görülecektir. Mü’minler cennetten onu dünya gözleriyle göreceklerdir.
Kaynak: el-Fıkhü’l-Ekber | İmâm-ı Azâm